T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/736
KARAR NO : 2025/513
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/10/2021
NUMARASI : 2020/... Esas, 2021/... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. .
DAVALI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
YAZIM TARİHİ : 21/03/2025
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... esas ve 2021/... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 23.06.2012 tarihli protokol düzenlendiğini, protokolde belirtildiği gibi davalı şirketin davacıya 375.000$ borcu bulunduğunu, borcun bir kısmının ödendiğini, alacağın tahsili için Adana 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğu ileri sürülerek itirazın iptaline ve % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yaklaşık 25 yıl öncesinden Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığına geçtiğini ve ... adını aldığını, Türkiye’de mutat meskeni bulunmadığından HMK 84/1-a maddesi uyarınca teminat gösterme yükümlüğünün bulunmadığını, davacı taraf hangi mal/hizmet karşılığı bu ödemeyi yaptığını hukuka uygun bir şekilde ispatlayamadığını, alacak iddiasının 2008-21.01.2009 arası yapıldığı iddia edilen 2 adet ödemeye dayandığını, bu ödemelerin ödünç olarak verilmesi halinde ise TBK 389. maddesi uyarınca 6 aylık zamanaşımına tabi olduğunu, alacak iddiasının sebepsiz zenginleşmeye dayalı olması halinde TBK 82. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı iddiasında ise TBK 147. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, hülasa davacı tarafın tüm sözleşme tipleri için zamanaşımını süresini geçirdiği belirtilerek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine ve %20 tazminata karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; taraflar arasındaki protokolde borcun “2012 Temmuz ayında başlamak üzere aylık 10.000’er $’dan aşağı olmamak üzere 2014 Temmuz ayına kadar ödeneceği” düzenlendiği, TBK 91/2 maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin 01.08.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, TBK m 117/2). alacaklı tarafın icra takibini başlattığı 10.03.2020 tarihine kadar hem ortaklık sözleşmesinden hem de tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanan alacağın zamanaşımına uğradığı, davalı tarafın süresi içerisinde zamanaşımı savunması yaptığı gerekçesi ile davanın reddine, borç bulunmakla birlikte istenebilmesi borçlunun zamanaşımı savunması yapmamasına bağlı olduğu, (olumsuz şarta). bu nedenle takibin haksızlığından söz etme imkanı bulunmadığı gibi davacı tarafın kötü niyetli takipte bulunduğu ispatlanmadığından davalı tarafın %20 tazminat istemi yerinde görülmediği gerekçesi ile tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın dava konusu alacak ile ilgili 2014 Temmuz ayından sonra müvekkiline yaptığı ödemelerin zamanaşımını kestiğini, mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davalının sözleşme kapsamında müvekkiline yaptığı kısmi ifaya ilişkin ödemelerin ilgili bankalardan celbinin talep edildiğini ancak mahkemece ödemelere ilişkin banka kayıtlarının dosya arasına alınmadan karar verildiğini, davalı tarafın gerek sözleşme tarihinden önce (2011-2012 yıllarında) gerekse de sözleşme tarihinden sonra dava konusu alacağa ilişkin kısmi ifada bulunduğunu, dosyaya sundukları sözleşme metninin son derece açık olduğunu, davalı şirketin yetkilisinin borç ikrarı olduğunun ortada olduğunu, davalı tarafça herhangi bir imza itirazında da bulunulmadığını, davalının müvekkiline borcunun olduğunun sabit olduğunu, dosyaya teminatın yatırıldığını, bu hususta da yargılama giderleri ve vekalet ücreti nakti teminat altında olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 23/06/2012 tarihli protokol uyarınca müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca hukuki ilişkinin dayanağının belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. İşbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146. maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir” düzenlemesi ile kanunlarda zamanaşımına ilişkin başka bir süre gösterilmemişse alacağın on yıllık zamanaşımı süresine tabi olacağı ancak ayrı süreler öngörülmüşse o sürelerin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır [Baki, Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:II, s.1761; Andreas Von Tuhr, Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi ), Ankara 1983, s.688 vd.; Ferhat Canbolt, Def'i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2020/(21)-10-196 Esas, 2021/195 Karar; 23.05.2019 tarihli ve 2017/13-563 Esas, 2019/605 Karar; 04.10.2018 tarihli ve 2017/4-1420 Esas., 2018/1419 Karar; 12.03.2014 tarihli ve 2013/4-544 Esas, 2013/315 Karar sayılı kararları].
Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra borçlunun bazı eylemleri borçla ilişkisinin devam ettiğini ve bu ilişkiyi devam ettirdiğini, alacaklının bazı eylemleri ise alacakla ilişkisinin devam ettiği ve hakkının peşinde olduğunu ortaya koyabilir. Bu eylemlere rağmen, zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini ve borcu sona erdirdiğini kabul etmek güçtür. Bunun dışında bazı alacakların nitelikleri ya da alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkinin özel niteliği zamanaşımı süresinin işlemesini haklı göstermeyebilir. Bu mantıktan hareket eden Kanun, zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yer vermiştir. (Mithat Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.651)
Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi (kat'ı) ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz.
Zamanaşımını kesen sebepler mülga 818 sayılı Kanun'un 133 ilâ 136 ncı maddelerinde (6098 sayılı Kanun md. 154 ilâ 157) gösterilmiştir. Bu maddelere göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile; alacaklının bir fiili ile; yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle; yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 Esas, 2021/685 Karar sayılı kararında da değinilmiştir.
Somut olayda; dava ve takip konusu alacağın 23/06/2012 tarihli protokole dayandığı, protokol ile davacının 19/12/2008 ve 21/01/2009 tarihinde davalı şirketin banka hesabına göndermiş olduğu havaleler sebebiyle oluşan toplam 300.000 USD alacağının davalı tarafından nasıl ödeneceğinin kararlaştırıldığı, yine protokol içeriğine göre 43.200 USD kısmi ödeme ile geriye 256.800 USD alacak kaldığı, ancak tarafların iş bu borcun 375.000 USD olarak kabulü ile 2 yıl içerisinde aylık en az 10.000 USD taksitler halinde ödenmesini kararlaştırdıkları, bu haliyle borcun yenilendiği ve protokole bağlandığı, bu sebeple protokole bağlanan iş bu alacağa ilişkin TBK 146. maddesinde belirtilen on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/13706 Esas, 2009/8525 Karar sayılı kararı), protokol içeriğine göre alacağın ödenmesi için kararlaştırılan vadenin son olarak 01/08/2014 tarihi olduğu, iş bu tarihten dava tarihine kadar da yukarıda belirtilen on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve bu sebeple mahkemece işin esasına girilerek yargılama yapılıp hüküm kurulması gerekirken davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacı vekilinin istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Davacı vekili tarafından Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... Esas ve 2021/... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2)-Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... Esas ve 2021/... Karar sayılı kararının HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3)-Dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,
5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,
6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,
7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 21/03/2025 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır