T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1777
KARAR NO : 2024/1773
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2020
NUMARASI : 2019/234Esas 2020/683Karar
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2024
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/234 Esas 2020/683 Karar sayılı kararı ile aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında cari hesapları ve bu hesaplardan kaynaklı alacağın bulunduğunu, bu alacak ödenmemesi nedeni ile alacağın tahsili için Adana 7 İcra Müdürlüğü’ nün 2018/11563 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu borca itiraz ederek takibi durdurduğundan söz konusu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devam etmesine ayrca borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi özetle; Davalı/borçlu davacı arasında yapılan ticari alışveriş sebebinden kaynaklı borcun ödendiğini, beyan etmekle, bu ilişkin olarak delillerini dosyaya sunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ :
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/234 Esas 2020/683 Karar sayılı kararı ile; Tüm dosya kapsamından, davacı ile davalı ...arasında ... ile davalı ... arasında cari hesap ekstresinden kaynaklı borcun ödenmemesi nedeni ile Adana 7 İcra Müdürlüğü’ nün 2018/11563 E sayılı dosya kapsamında icra takibi yapıldığını, takibe itiraz üzerine takibin durduğunu, dosyaya ibraz edilen belgeler ile bunlara dayanılarak alınan bilimsel ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporunda; davacının davalıdan alacağının olmadığının belirtilmesi ve davalının bilirkişi raporunda belirtilen şekilde ödeme belgelerini mahkememize ibraz etmesi karşısında davanın reddine, takibe konu alacağın daha önce tahsil edildiği halde yeniden takip yapılması nedeni ile dava değerinin %20'si oranında 1.473,98 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERLERİ :
Davlıya gönderilen faturaların alt kısmında ödenmeyen faturalarda %3 vade farkı isteneceğinin belirtildiğini, davalı tarafça faturalara 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmediğinden faturalarda yer alan vade farkları kanuna göre kabul edilmiş sayıldığını, 6.700,00TL kredi kartı ödemesi dava dışı başka şirket tarafından yapılan bir dönemde olduğunu, sehven davalı hesabına kaydedildiğini sonra hatanın düzeltildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/234 Esas 2020/683 Karar sayılı kararı ile sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibarıyla "İtirazın İptali" talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya düzenlediği faturaların bedellerinin geç ödendiğini, faturaların belirlenen tarihte ödenmemesi halinde aylık % 3 vade farkı ödeneceğinin fatura üzerinde yazılı olduğunu, işbu vade farkı alacağı için davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz etmesi neticesinde icra takibinin durdurulduğundan bahisle davalının haksız itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili davacı ile aralarında vade farkı uygulanacağına dair bir sözleşme bulunmadığını bu sebeple davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi ...'dan alınan 15.10.2019 tarihli kök raporda, davacı şirketin bilanço esasına göre defter tutmakta olup incelenen 2018 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olabileceği, davalının ise işletme defteri esasına göre defter tutmakla yükümlü olup 2018 yılı işletme defterinin açılış onayının yapıldığı ve bu defterin kapanış onayına tabi olmadığı, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalıya satış faturaları bedeli toplamının 14.135,82 TL olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu, ancak davacının tebliğ ettiği faturalardan 27.09.2018 tarihli düzenlenen ... no'lu ve1.006,21 TL bedelli vade farkı faturasının davalı tarafından kabul edilmediği, faturaların içerdiği malların teslimi konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, davalının işletme defterinde ise davacı şirkete toplam 924,53 TL bedelli 3 adet iskonto ve fiyat farkı faturası düzenlenmiş olduğu, bu faturalardan 25.09.2018 tarihli düzenlenen ... no'lu ve 261,26 TL bedelli fatura ile 27.09.2018 tarihli düzenlenen ... no'lu ve 589,02 TL bedelli faturanın davacı şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi dosyada davacı şirkete tebliğ edildiğine dair delile de rastlanılmadığı, davalı işletme defteri tuttuğu için yapılan ödemelerinin defter kayıtlarına işlenmemekte olduğu, davalı şirketin dosyaya sunduğu belgelere göre ödemeleri toplamının 13.399,00 TL olduğu, bu ödemelerden 28.03.2018 tarih ve ... no'lu olduğu anlaşılan kredi kartı ile tahsilat makbuzunda davalı tarafından ... ait kredi kartı kartıyla davacıya ödenen 6.700,00 TL ödemenin davacı şirketin defter kayıtlarına işlenmemiş olduğu, taraflar arasında ödemelerin geç yapılması halinde vade farkı uygulanacağı ile ilgili bir sözleşme bulunmayıp, fiilen ödenen ve benimsenen bir vade farkı uygulamasının da olmadığının tespit edildiği, buna göre davacı tarafından davalıya düzenlenen 14.135,82 TL fatura bedeli toplamından 1.006,21 TL tutarındaki iade faturası bedeli düşüldüğünde 13.129,61 TL kaldığı, bu tutardan davalının ödemeleri ve düzenlediği fatura bedelleri toplamı olan 13.473,25 TL mahsup edildiğinde kalan bakiyenin (- 343,64 TL) olduğu, sonuç olarak davacının davalıdan alacağının olmayacağı şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacı şirket vekili tarafından, davalının sunduğu 6.700,00 TL'lik makbuzda yer alan müşteri kredi kartı bilgilerinin dava dışı ...'ye ait olduğu ve adıgeçen üçüncü kişinin ise müvekkilinin başka müşterisi olan ... şirketinin yetkili olduğu, bu sebeple de önce davalının hesabına kaydedilen kredi kartı ödemesinin sonra düzeltilerek dava dışı ... şirketinin cari hesaplarına işlendiği belirtilerek rapora itiraz edilmiş, bu suretle aynı bilirkişiden alınan 13.01.2020 tarihli ek raporda davacının davalıdan alacağının olmayacağı görüşü bildirilmiştir. Davacı şirket vekilinin, sözügeçen kredi kartı ödemesine yönelik itirazı üzerine aynı bilirkişiden alınan 12.06.2020 tarihli 2.ek raporda ise kredi kartı sahibi ...'den bilgi istenilmesi gerektiği şeklinde görüş bildirilmiştir.
Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı ile bu ilişki kapsamında davacının satışını yaptığı malları davalıya teslim ettiği hususunda çekişme yoktur. Uyuşmazlık, davalının fatura bedellerini geç ödemesinden kaynaklı davacının vade farkı alacağı talep hakkının bulunup bulunmadığı ile davalı tarafından dayanılan kredi kartı ödemesinin davalının borcuna mahsuben yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bir ticari ilişkide vade farkı, adı altında karşı taraftan talepte bulunulabilmesi için sözleşmede bunlara ilişkin hüküm bulunması, sözleşmede vade farkı ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen bunların ödeneceğine dair ticari teamülün olması halinde vade farkı talebinde bulunulması mümkündür.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki vade farkı alacağından kaynaklı uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen vade farkı faturasına karşılık davalı şirketçe davacıya iade faturası düzenlendiği, davacı şirket tarafından vade farkı talep hakkının bulunduğunu ispat bakımından dosyaya herhangi bir sözleşmenin sunulmadığı, yine incelenen ticari defter ve kayıtlara göre taraflar arasında fatura bedellerinin geç ödenmesi sebebiyle vade farkı alacağı talep edilebileceği konusunda teamül bulunmadığı, buna göre vade farkı alacağı talep hakkının varlığını ispat yükü altında bulunan davacı tarafın bu iddiasını ispatlayamadığı, davacı şirket tarafından kredi kartıyla yapılan 6.700, TL tutarındaki ödemenin davalının borcuna mahsuben değil, dava dışı ...'ye ait kredi kartı ile yapıldığı ve bu ödemenin önce davalının hesabına kaydedildiği, hatanın fark edilmesi üzerine dava dışı ...'nin yetkilisi olduğu ... şirketinin cari hesabına kaydedilmek suretiyle kayıtların düzeltildiği savunulmuş ise de, davalının dayandığı kredi kartıyla yapılan ödemenin salt kredi kartı ekstresi olmayıp davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 28.03.2018 tarih ve ... sıra no'lu Kredi Kartı Tahsilat Makbuzu'na dayandığı anlaşılmakla davacı şirketin kendi görevlisi tarafından imzalanan sözkonusu tahsilat makbuzu ile bağlı olduğu, HMK'daki senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereği davalının dayandığı belgenin aksini belge ile ispat yükü altındaki davacı şirket tarafından bu konuda yazılı bir delil sunulmadığı, bu sebeplerle davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı şirket vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/234 Esas 2020/683 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcının peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcıdan mahsubu ile bakiye 368,30.TL davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00.TL'nin altında kalması nedeniyle 23/10/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip