AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BEŞİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 20536/17
ADEFDROMIL/FRANSA
Başkan
Carlo Ranzoni,
Hâkimler
Mattias Guyomar,
Mykola Gnatovskyy
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Martina Keller’in katılımıyla 1 Şubat 2024 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Beşinci Bölüm),
Fransa Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan ve Paris Barosuna bağlı Avukat E. Maumont tarafından temsil edilen Fransız hukukuna tabi bir dernek olan Adefdromil Derneği’nin (“başvuran”) 13 Mart 2017 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu 20536/17 no.lu başvuruyu,
Başvurunun, Avrupa ve Dışişleri Bakanlığında Hukuk İşleri Müdürü olan, kendi görevlisi D. Colas tarafından temsil edilen Fransa Hükümetinin (“Hükümet”) bilgisine sunulmasına ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, Adefdromil/Fransa (no. 32191/09, 2 Ekim 2014) kararının ardından yapılmaktadır ve Fransa tarafından bu karara uymak için alınan ve Sözleşme’nin 6, 11 ve 13. maddeleri bakımından, askeri koşulu savunabilmek ve bu bağlamda dava açabilmek için, görevini yerine getiren askeri personellerin kendilerine özgü (sui generis) bir meslek birliğine üye olmalarını gerektiren yeni yasal hükümlerle ilgilidir.
DAVANIN BAĞLAMIYukarıda Belirtilen 32191/09 No.lu Başvuru ve Mahkeme Tarafından 2 Ekim 2014 Tarihinde Verilen Karar2. Askeri personellerin ve ailelerinin menfaatlerini savunmayı amaçlayan, 1 Temmuz 1901 tarihli Kanun’la düzenlenen, askeri personellerin haklarının savunulması ve mağdurlara yardım yapılması ile ilgili bir dernek olan başvuran, 2009 yılında Mahkemeye başvurmuştur. Başvuran, Sözleşme’nin 11. maddesinin yanı sıra 6, 13 ve 14. maddelerini ileri sürerek, Fransız hukukunun ordu içinde sendika niteliğinde bir birlik veya grup oluşumunu yasaklaması nedeniyle sendika özgürlüğünün ihlal edilmesinden şikâyetçi olmuştur.
3. Mahkeme, 2 Ekim 2014 tarihli bir kararla, şikâyetlerin yalnızca Sözleşme’nin 11. maddesi açısından incelenmesinin uygun olduğuna karar vermiş ve şikâyet edilen müdahalenin, orantılı ve “demokratik bir toplumda gerekli” olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır (yukarıda anılan Adefdromil, §§ 60-61, 2 Ekim 2014). Mahkeme, başvurana, adil tazmin bağlamında, manevi zararı için 5.000 avro ve masraf ve giderlerinin geri ödenmesi için 3.588 avro ödenmesine hükmetmiştir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 19 Nisan 2017 Tarihli Kararı4. Hükümet, 8 Kasım 2016 ve 10 Mart 2017 tarihli (DH-DD (2016)1268 ve DH-DD (2017)328) iki eylem raporu uyarınca, şu unsurları belirtmiştir:
Genel nitelikteki tedbirler ile ilgili olarak,
“28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’da, Savunma Kanunu’nun L. 4121-4 maddesine, “askeri personellerin, bu başlığın VI. bölümünde düzenlenen, ulusal bir askeri personel meslek birliğini [(APNM)] özgürce kurabileceklerini, bu birliğe katılabileceklerini ve bu birlikte sorumluluklarını yerine getirebileceklerini” öngören üçüncü bir fıkra eklenmiştir.
Kanun ayrıca, ulusal askeri personel meslek birliklerinin oluşturulmasını ve işleyişini düzenleyen, Savunma Kanunu’nun L. 4126-1 ila L. 4126-10 maddelerini oluşturur.
Savunma Kanunu’nun bu yeni bölümünü sona erdiren L. 4126-10. maddesi,
- L. 4126-8 maddesinin I. fıkrasının 2. paragrafında belirtilen mali saydamlık koşullarının,
- Birliklerin, aynı I. fıkranın 4. paragrafında öngörülen temsilcilik koşulunu yerine getirdiği eşiklerin,
- Aynı L.4126-8 maddesinin III. fıkrasında belirtilen listenin güncellenme sıklığının,
- Birliklere L. 4126-2, L. 4126-3, L. 4126-6, L. 4126-8 ve L. 4126-9 maddelerinde öngörülen koşullar altında faaliyetlerini sürdürmelerine imkân vermek amacıyla sağlanan maddi kolaylıkların,
- Savunma Bakanı’nın, ulusal askeri personel meslek birliklerinin hukuki ehliyetini elde etmek amacıyla kendisine sunduğu tüzüklerin hukuka uygunluğunu incelemek için yaptığı denetimlerin niteliğinin yanı sıra Savunma Bakanı’nın bu denetimleri gerçekleştirdiği koşullar ve süre sınırının belirlenmesine ilişkin Danıştay kararnamelerine atıfta bulunmaktadır.
Söz konusu kararnameler, 2016 yılının Temmuz ayında yayımlanmıştır. (...)
APNM olarak tanınmak isteyen bir derneğin ilan edilmesi durumunda, APNM’lere özgü hukuki ehliyeti elde etmek amacıyla Savunma Kanunu’nun R. 4126-1 maddesi uyarınca, derneğin tüzükleri (üyelerin niteliği, amacı) Savunma Bakanı tarafından incelenir. Savunma Bakanı, yalnızca tüzüklerin APNM’ler için öngörülen kurallara aykırı olması durumunda bunları değiştirmelerini emredebilecektir (Savunma Kanunu’nun L. 4126-2 maddesi).”
5. Bireysel nitelikteki tedbirlere ilişkin olarak, ödenmesi gereken tüm meblağların ödendiğini hatırlattıktan sonra,
“[Başvuran], ulusal askeri personel meslek birliğini (APNM) kurmamıştır.”
6. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 19 Nisan 2017 tarihinde, icra dosyasını kapatan CM/ResDH(2017)117 sayılı Kararı kabul ederek başvurunun incelenmesini sonlandırmıştır.
Mevcut Başvuruya Konu olan Ulusal Yargılama7. Başvuran, askeri koşul ile ilgili bazı düzenleyici hükümlerin yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin reddin iptal edilmesine yönelik Danıştay önünde yetki aşımı nedeniyle birçok başvuruda bulunmuştur.
8. Danıştay, 26 Eylül 2016 tarihli bir kararla, Başbakan’ın, 12 Eylül 2008 tarihli ve 2008-956 sayılı Kararname’nin yabancı sıfatıyla görev yapan askeri personellere ilişkin üç maddesinin yürürlükten kaldırılmasına yönelik talebi hakkında sessiz kalmasının sonucu olarak verilen zımni ret kararının iptal edilmesi yönünde başvuruyu kabul edilemez bularak, aşağıdaki gerekçelerle reddetmiştir:
“1. (...), bir yandan, 2015 ila 2019 yılları için askeri programlamayı güncelleyen ve savunmaya ilişkin çeşitli hükümler içeren 28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’dan doğan metni çerçevesinde, Savunma Kanunu’nun L. 4121-4 maddesi uyarınca (...): “Sendika niteliğinde askeri meslek gruplarının varlığı ve üçüncü fıkrada öngörülen koşullar haricinde, görevde bulunan askeri personellerin meslek gruplarına katılımı askeri disiplin kurallarına uymaz. / Askeri personeller, bu başlığın VI. bölümünde düzenlenen ulusal bir askeri personel meslek birliğini özgürce kurabilir, bu birliğe katılabilir ve bu birlikte sorumluluklarını yerine getirebilirler”; söz konusu aynı Kanun’dan doğan, aynı Kanun’un L. 4126-2 maddesi hükümleri uyarınca (...): “Ulusal askeri personel meslek birliklerinin amacı, askeri personellerin askeri koşulla ilgili menfaatlerini korumak ve desteklemektir. / Ulusal askeri personel meslek birlikleri, münhasıran L. 4111-2 maddesinde belirtilen askeri personellerden oluşurlar”; söz konusu Kanun’dan da doğan, aynı Kanun’un L. 4126-3 maddesinin birinci fıkrası uyarınca (...): “Ulusal askeri personel meslek birlikleri, askeri koşulla ilgili herhangi bir düzenleyici eyleme ve mesleğin kolektif menfaatlerine zarar veren bireysel kararlara karşı yetkili mahkemelerde temyiz başvurusunda bulunabilir ve bu mahkemeler önünde müdahale edebilirler”;
2. (...) diğer yandan, 28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’la değiştirildiği şekliyle, Savunma Kanunu’nun L. 4111-1 maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca (...): “Askeri koşul, askeri devlete özgü tüm yükümlülük ve yüklerin yanı sıra, Ulus tarafından askeri personellere verilen güvenceleri ve tazminatları da kapsar. Askeri koşul, mesleğin ve mesleki kariyerin çekiciliği, askeri personellerin ve vârislerinin ahlakı ve yaşam koşulları, askeri personellerin mesleki durumu ve çevresi, hastalara, yaralılara ve ailelere verilen desteğin yanı sıra, askerlik mesleğinin icra edilmesinden sonra silahlı kuvvetlerden ayrılma ve istihdam koşulları üzerinde bir etkisi olabilecek yasal, ekonomik, sosyal ve kültürel yönleri içerir”; (...)
3. (...) bu hükümler, 28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’la değiştirildiği şekliyle, görevde bulunan askeri personellere, meslek gruplarının ulusal askeri personel meslek birlikleri şeklinde oluşturulması şartıyla bu gruplara katılma imkânı verir; (...) askeri koşul ile ilgili düzenleyici işlemlere karşı itirazda bulunma olanağına sahip olan bu mesleki birlikler, Savunma Kanunu’nun L. 4111-2 maddesi anlamında yalnızca [görevini yerine getiren] askeri personellerden oluşabilirler; (...) bu hükümler, görevde bulunan askeri personellerin katılmadıkları birliklerin, askeri koşula ilişkin düzenleyici işlemlere karşı, bir menfaatlerinin olması nedeniyle itirazda bulunmalarını engellemese de, bununla birlikte söz konusu hükümler, Savunma Kanunu’nun L. 4126-1 ve devamındaki maddelerinin hükümlerine uygun olarak oluşturulmamasına rağmen, bazı üyeleri görevde bulunan askeri personel olan ve amacı ya da amaçlarından biri söz konusu askeri personellerin mesleki menfaatlerinin savunulması olan birlikler tarafından sunulan başvuruların idari hâkim tarafından düzenli olarak incelenebilmesine karşı çıkmaktadır;
6. (...) birlik, 5 Aralık 2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından bu yana, amacının sadece askeri personellerin mesleki haklarını savunmak değil, aynı zamanda Devlete karşı üniformalı olarak görevini yerine getiren veya yerine getirmiş olan mağdurlara yardım etmek olduğunu ve mevcut eyleminin tam olarak, özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri süren askeri personellere destek verme niteliğiyle ilişkili olduğunu ileri sürse de, bununla birlikte birliğin başvurusu, Savunma Kanunu’nun L. 4111-1 maddesiyle tanımlandığı şekliyle, askeri koşul ile ilgili olarak, yabancı sıfatıyla hizmet eden askeri personellerin işe alınmasına ilişkin özel şartlarla ilgili düzenleyici bir işlemle ilgilidir; (...) bu nedenle, birliğin başvurusunun amacı, askeri koşul ile ilgili olarak, askeri personellerin menfaatlerinin korunmasıdır; (...) ancak ADEFDROMIL ile ilgili tüzüklerden “mevcut tüzüklere katılan ve katkıları güncel olan gerçek veya tüzel kişilerin” birliğe katılabilecekleri anlaşılmaktadır; (...) bu sebeple, birliğin tüzükleri, birliğe katılımı yalnızca Savunma Kanunu’nun L. 4111-2 maddesinde belirtilen [görevini yerine getiren] askeri personelle sınırlamaz; (...) dolayısıyla birlik, Savunma Kanunu’nun L. 4121-4 maddesinde belirtilen kurallara uygun olarak kurulmuş olan ve yalnızca görevde bulunan askeri personellerin askeri koşul ile ilgili bir karara itiraz edebilmelerini sağlayan, ulusal bir askeri personel meslek birliği olarak kabul edilemez.
9. Bu dava hakkında vardığı sonuçlarda, kamu raportörü, ulusal askeri personel meslek birliğine (APNM) katılma yükümlülüğünün kapsamına ilişkin olarak, şu gelişmelere yer vermiştir:
“Bu kısıtlamalar, yalnızca görevde bulunan askeri personellerin örgütlenme hakkının kullanılmasıyla ilgilidir. Söz konusu kısıtlamalar, tüzel kişiler de dâhil olmak üzere, diğer kişiler, eski askeri personeller veya siviller tarafından, özellikle de dava açma ehliyetlerine ilişkin genel hukuk kurallarıyla düzenlenen askeri koşulla ilgili idari işlemlere (örneğin, emekli aylıklarının indeksten çıkarılması düşünülebilir) karşı yapılan başvuruların kabul edilebilirliğini etkilemez. Ancak bir birlik, kısmen de olsa, görevde bulunan askeri personellerden oluştuğu ve askeri koşula ilişkin menfaatleri savunmak istediği tarihten itibaren, askeri personellerin genel statüsü ile ilgili II. Başlığın VI. Bölümü hükümlerine tabidir.
(...) bu durum, görevde bulunan askeri personellerin, askeri menfaatleri dışındaki menfaatleri savunan ve daha sonra görevde bulunan askeri personel dışındaki kişileri bir araya getirebilecek olan, kamu hukukuna tabi birliklere katılmalarını yasaklamaz. Ancak görevde bulunan askeri personeller, askeri menfaatlerini yalnızca görevde bulunan askeri personellerden oluşan ve bu menfaatlerin savunulmasından başka herhangi bir amacı olmayan birlikler aracılığıyla kolektif olarak savunabilirler.”
10. Danıştay aynı zamanda, 26 Eylül 2016 tarihli bir kararla, Başbakan’ın, Sivil ve Askeri Emeklilik Aylıkları Kanunu’nun L. 6-2o maddesi gereğince verilen askeri emeklilik aylıklarının başlığına ilişkin ifadelerin değiştirilmesine yönelik talebi hakkında sessiz kalmasından kaynaklanan zımni ret kararının iptal edilmesi yönünde, başvuranın yetki aşımı nedeniyle sunduğu başvuruyu aynı gerekçelerle kabul edilemez olarak reddetmiştir. Danıştay 7. Dava Dairesi Başkanı, 25 Ekim 2016 tarihli kararla, başvuranın, askeri personellere uygulanabilir bir disiplin cezasını teşkil eden askeri kararlara ilişkin 2008- 92 sayılı Kararname’nin bir maddesinin yürürlükten kaldırılması talebi üzerine Başbakan’ın sessiz kalmasından kaynaklanan zımni kararın, yetki aşımı nedeniyle iptal edilmesi yönündeki başvurusunun açıkça kabul edilemez olması sebebiyle, başvuruyu aynı gerekçelerle reddetmiştir.
İLGİLİ HUKUKİ ÇERÇEVE 2015 Tarihli Reform ile İlgili Hazırlık Çalışmaları11. Cumhurbaşkanı’nın Adefdromil kararından sonuç çıkarılması talebi üzerine, 2 Ekim 2014 tarihinde kaleme alınan raporda, şu unsurlara yer verilmektedir:
“(...) bir reform, anayasal gereklilikleri ihlal edemez ve özellikle, Ulusun temel menfaatlerini, ulusal savunmanın gerekliliklerini, kamu düzeninin korunmasını ve “[belirli] seçim yetkilerinin veya görevde bulunan askeri personeller tarafından seçime bağlı görevlerin yerine getirilmesinin ihlal edilemeyeceği” “silahlı kuvvetin gerekli serbest tasarrufunu” tehlikeye atamaz (Cons. const., 28 Kasım 2014 tarihli ve 2014- 432 sayılı QPC). Bu ifadenin, “sendika” niteliğindeki görevlerin yerine getirilmesinde değiştirilebilir olduğu görülmektedir[1].
(...) Bu husus dikkate alındığında, yalnızca Savunma Kanunu’nun L. 4121-4 maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılması ve askeri personellere sendika hakkının apaçık tanınması, muhtemelen Anayasa ile bağdaşmaz olabilecektir. Aynı şekilde, silahlı kuvvetlerin mevcudiyetini ve görevlerinin tam olarak yerine getirilmesini güvence altına alacak nitelikte olmayan kısıtlamalar, uygulanabilir anayasal gereklilikler arasında “açıkça dengesiz bir uzlaşmayı” yansıtabilecektir[2].
“(...) emekli askeri personeller, her şeyden önce görevde bulunan askeri personellerin menfaatlerinden oldukça farklı olarak kendi menfaatlerini savunma eğilimindedirler. Şüphesiz, askeri personellerin askeri koşula ilişkin bakış açısı, yetkili makamları yararlı bir şekilde aydınlatabilir. Ancak askeri personeller, gerektiği takdirde, 1 Haziran 1983 tarihli karar ile oluşturulan Emekli Askeri Personel Daimi Konseyi bünyesinde, emekliler birliği olarak görüşlerini ifade etme hakkından hiçbir şekilde yoksun bırakılamayacaklardır.
Son olarak, mevcut emekliler birliklerinin, emeklilerin askeri personel meslek birliklerine katılmalarına imkân sağlanmasının uygunluğu hakkında oybirliğine varmadıkları görülmektedir. Sonuç olarak, bu olasılığın hariç tutulması önerilir;
(...) APNM’lerin kişi yönünden (ratione personae) müdahalesinin kapsamı, Savunma Kanunu’nun 4. bölümünün I. Kitabının (“Askeri personellerin genel statüsü”) uygulama alanına, yani L. 4111-2 maddesine göre, tam zamanlı çalışan askeri personellere, bir sözleşme uyarınca görev yapan askeri personellere, operasyonel yedekte veya hazır bulunma bağlamında hizmet etme taahhüdü kapsamında bir faaliyet yürüten yedek askeri personellere ve askeri personel olarak silahlı kuvvetler için gereken bazı özel işlevleri yerine getiren geçici görevli memurlara tamamen uyabilecektir.”
12. Meclis görüşmeleri kapsamında, Savunma Komisyonu adına, 28 Mayıs 2015 tarihinde düzenlenen raporda şu hususlara yer verilmektedir:
“(...) askeri koşul, sivillerin veya emekli askeri personellerin değil, görevde bulunan askeri personellerin davasıdır. (...) emeklilerin APNM’lere katılması “geniş ölçüde tartışılmıştır”, ancak iki ana itirazla karşı karşıya kalır:
- Emeklilerin “hâlihazırda her türlü birliğe katılma hakkına sahip oldukları” hususu [özellikle 1 Temmuz 1901 tarihli Kanun’la düzenlenen birlik şeklinde];
- Reform, “görevini yerine getiren ve yedek askeri personeller açısından, yasal yükümlülüklerinin özgüllüğünü dikkate almak için kendilerine özgü mesleki ifade alanını koruma eğilimindedir.”
13. Dışişleri, Savunma ve Silahlı Kuvvetler Komisyonu adına 24 Haziran 2015 tarihinde düzenlenen raporda şu unsurlar sunulmuştur:
“Bu birliklerin her biri, rütbesi, görevleri veya cinsiyeti ne olursa olsun, üç ordudan veya ordular arası destek hizmetinden veya bağlı oluşumdan en azından birine ait olan her [görevini yerine getiren] askeri personele açık olacaktır. Bu birliklere, silahlı kuvvetlere atanmış yedek askerler ve sivil personeller kabul edilecek, ancak (...) görevde olan personellere kıyasla bu birliklerde daha büyük bir öneme sahip olma riski taşıyan eski askeri personeller kabul edilmeyecektir.”
14. Bu hükümlerin kabul edilmesinin ardından ve başvuran tarafından itiraz edilmeyen Hükümetin sunduğu bilgilere göre, on APNM Silahlı Kuvvetler Bakanlığına kaydedilmiş ve altı APNM kendi müdahale alanlarında temsilci olarak tanınmıştır.
28 Temmuz 2015 Tarihli Kanun’dan Doğan Metni Çerçevesinde Savunma Kanunu15. Uyuşmazlığa uygulanabilir hükümler, 28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’dan doğan metni kapsamında, Savunma Kanunu’nun L. 4111-1 ila L. 4126-1 maddeleridir. Ordunun görevinin, vatanın ve milletin yüksek menfaatlerinin savunulmasını silah gücüyle hazırlamak ve sağlamak olduğunu hatırlattıktan sonra, Savunma Kanunu’nun L. 4111-1 maddesi aşağıdakileri öngörmektedir:
“Askeri devlet, her koşulda, en yüksek fedakârlık, disiplin, hazırda bulunma, sadakat ve tarafsızlığa kadar gidebilecek bir fedakârlık ruhunu gerektirmektedir. Askeri devletin kapsadığı görevler ve içerdiği yükümlülükler, vatandaşların saygısını ve Milletin saygınlığını gerektirmektedir.
Mevcut kitapta bildirilen tüzük, bu devleti seçenlere Kanun’la dayatılan özel yükümlülükleri karşılayan güvenceleri sağlar. Bu tüzük, silahlı kuvvetlerdeki ve bağlı oluşumlardaki yaşamın kısıtlamaları ve gereklilikleri için tazminat öngörür. Söz konusu tüzük, askeri devletten ayrılanlara sivil yaşamda mesleki bir faaliyete geri dönme imkânı sunar ve askeri personel emeklilerine kurumla bağlantıyı sürdürmelerini sağlar.”
16. Örgütlenme özgürlüğü ile ilgili olarak, aynı Kanun’un L. 4121-4 maddesi aşağıdakileri öngörmektedir:
“Sendikal nitelikte askeri meslek gruplarının varlığı ve üçüncü fıkrada öngörülen koşullar dışında, görevde bulunan askeri personellerin meslek gruplarına katılımları askeri disiplin kurallarıyla bağdaşmaz.
Askeri personeller, bu Başlığın VI. Bölümünde düzenlenen ulusal bir askeri personel meslek birliğini özgürce oluşturabilir, bu birliğe katılabilir ve bu birlikte sorumluluklarını yerine getirebilir.”
17. APNM’lerin hukuki rejimi, L. 4126-1 ila L. 4126-10 maddelerinde tanımlanmıştır. L. 4126-2 maddesi aşağıdaki şekildedir:
“Ulusal askeri personel meslek birliklerinin amacı, askeri koşul ile ilgili olarak askeri personellerin menfaatlerini korumak ve desteklemektir.
Ulusal askeri personel meslek birlikleri, yalnızca L. 4111-2 maddesinde belirtilen askeri personellerden oluşurlar.”
18. Askeri koşul”, L. 4111-1 maddesinin 4. fıkrasında aşağıdaki ifadelerle tanımlanmıştır:
“Askeri koşul, askeri devlete özgü tüm yükümlülük ve yüklerin yanı sıra, Ulus tarafından askeri personellere verilen güvenceleri ve tazminatları da kapsar. Askeri koşul, mesleğin ve mesleki kariyerin çekiciliği, askeri personellerin ve vârislerinin ahlakı ve yaşam koşulları, askeri personellerin mesleki durumu ve çevresi, hastalara, yaralılara ve ailelere verilen desteğin yanı sıra, askerlik mesleğinin icra edilmesinden sonra silahlı kuvvetlerden ve bağlı oluşumlardan ayrılma ve istihdam koşulları üzerinde bir etkisi olabilecek yasal, ekonomik, sosyal ve kültürel yönleri içerir.”
Reform Sonrası Danıştay İçtihatları19. Danıştay çeşitli kararlarla, bir APNM’nin menfaatini kabul etmiş ve askeri koşula ilişkin düzenleyici hükümlerin iptal edilmesini talep etmek için APNM’ye yetki vermiştir (CE, no. 410757, 4 Nisan 2018 ve iptal ile ilgili sonuçların tamamını veya bir kısmını kabul eden başvuru örnekleri için CE, no. 406742, 9 Şubat 2018 ve CE, no. 420649, 22 Mayıs 2019).
Avrupa Hukuku20. Özellikle Avrupa Sosyal Şartı için Matelly/Fransa kararına (no. 10609/10, §§ 31-36, 2 Ekim 2014) bakınız.
21. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi, Fransa’da bu reformun kabul edilmesine paralel olarak ve polis sendikaları (CESP) tarafından sunulan şikâyetin incelenmesi dolayısıyla, 27 Ocak 2016 tarihli kararında, Fransa tarafından Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi, kararını şu şekilde gerekçelendirilmiştir:
“90. Çalışanların ulusal veya uluslararası örgütler kurma, bu örgütlere katılma veya katılmama özgürlüğüne ilişkin asgari güvencelerle ilgili olarak, Komite, APNM’lerin amacı ve kaydı ile APNM’ye katılma ile ilgili gerekliliklerin ve formalitelerin (...) genel olarak Şart’ın 5. maddesine uygun olduğu kanaatine varır. Komite özellikle, askeri devletin temel ilkelerinin ve silahlı kuvvetler mensuplarının yükümlülüklerinin, APNM’lerin tüzüklerini ve [yalnızca] kolluk kuvvetlerinin örgüt kurma özgürlüğünü aşırı derecede kısıtlaması halinde (...), bu kısıtlamanın, Ulusal Jandarmanın işlevsel açıdan silahlı kuvvete eşdeğer olduğu durumlarda bunlara uygun olduğu kanısına varır.”
ŞİKÂYETLER22. Başvuran, Sözleşme’nin 6, 11 ve 13. maddelerini ileri sürerek, 28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’dan doğan metni çerçevesinde, Savunma Kanunu tarafından dayatılan kısıtlamalardan ve özellikle, 1 Temmuz 1901 tarihli Kanun’a uygun olarak kurulan, görevde bulunan askeri personeller ile tüzüklere bağlı ve üyelik ödentisini güncel tutan, bir APNM ile aynı haklara sahip olan diğer gerçek veya tüzel kişilerden oluşan bir birliğin tanınmasının reddedilmesinden şikâyetçi olmaktadır. Başvuran, bu yeni kısıtlamaların meşru bir amaç izlemediğini ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Başvuran aynı zamanda, bu türden bir birliğin ceza mahkemesi önünde savunmasını üstlendiği mağdurları desteklemek için müdahil taraf olabilmesine rağmen, birliğin başvurularının Danıştay tarafından kabul edilemez olduğuna karar verilmesi nedeniyle, etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
23. Olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan (Tarakhel/İsviçre [BD], no. 29217/12, § 55, AİHM 2014 (alıntılar) ve yukarıda anılan Adefdromil, § 23) Mahkeme, bu şikâyetlerin sadece Sözleşme’nin 11. maddesi açısından incelenmesinin uygun olduğu kanaatine varmaktadır. Söz konusu madde aşağıdaki şekildedir:
Madde 11
“1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
24. Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin genel ilkeler ve Devletler tarafından bu özgürlüğe getirilebilecek kısıtlamalar, özellikle Magyar Keresztény Mennonita Egyház ve diğerleri/Macaristan (no. 70945/11 ve diğer 8 başvuru, §§ 78-80, AiHM 2014 (alıntılar)), yukarıda anılan Matelly (§§ 55-62) ve yukarıda anılan Adefdromil (§§ 41-47 ve sendika özgürlüğü ile ilgili olarak, bk. Humpert ve diğerleri/Almanya davası ([BD] no. 59433/18, 14 Aralık 2023) davalarında özetlenmiştir.
25. Mahkeme, Sözleşme’nin 11. maddesinin 2. fıkrasıyla uyumlu olabilmesi için, örgütlenme özgürlüğünün kullanılmasına ilişkin kısıtlamanın “kanunla öngörülmüş” olması, bir veya birçok meşru amaç taşıması ve bu amaç ya da amaçların izlenmesi için “demokratik bir toplumda gerekli” olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle Mahkeme, örgütlenme özgürlüğüne ilişkin kısıtlamaların Sözleşme’nin 11. maddesiyle uyumlu olup olmadığını tespit etmek için, davanın tüm koşullarını ve ihtilaf konusu kısıtlamaların sendika özgürlüğünün temel bir unsurunu etkilemiş olması halinde bile, -Devletin bu özgürlüğü güvence altına almak için aldığı tüm tedbirleri- göz önünde bulundurarak, orantılılık incelemesi yapması gerektiğini hatırlatmaktadır ([BD] yukarıda anılan Humpert ve diğerleri, § 102).
26. Mahkeme ayrıca, silahlı kuvvetlere düşen görevlerin özgüllüğünün, amacı gereği, askeri personellerin ahlaki ve maddi durumunu etkileyen belirli kararlar hakkında kritik bakış açılarının varlığını ortaya çıkarabilecek bir sendikal faaliyetin uyarlanmasını gerektirdiğinin farkında olduğunu hatırlatmakta ve bu bağlamda, Sözleşmenin 11. maddesinden, bir meslek birliğinin ve bu birliğe katılan askeri personellerin eylem ve ifade biçimlerine bu kapsamda önemli kısıtlamalar dahi getirilebileceğinin anlaşıldığını vurgulamaktadır. Bununla birlikte, bu türden kısıtlamaların, askeri personelleri ve sendikalarını mesleki ve ahlaki menfaatlerinin savunulması için genel örgütlenme hakkından yoksun bırakmaması gerekmektedir (yukarıda anılan Matelly, § 71 ve yukarıda anılan Adefdromil, § 55).
27. Öte yandan Mahkeme, ulusal makamların, kamu gücünün kullanılmasına ve Devletin genel menfaatlerinin korunmasını amaçlayan görevlere doğrudan katılan Devlet görevlilerinin statü ve kariyer koşullarının düzenlenmesi hususunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarını hatırlatmaktadır (Strzelecki/Polonya, no. 26648/03, § 51, 10 Nisan 2012; ayrıca bk. grev hakkı ile ilgili olarak, yukarıda anılan [BD] Humpert ve diğerleri, § 112).
28. Somut olayda Mahkeme, başvuranın ihtilaf konusu müdahalenin yasal dayanağının niteliğine ve izlediği amacın meşruluğuna itiraz etmediğini, ancak görevini yerine getiren askeri personellere, askeri koşulu savunabilmek ve bu bağlamda, idari hâkime iptal başvurusunda bulunabilmek için yalnızca APNM şeklinde kurulmuş meslek gruplarına katılma yönünde getirilen yükümlülüğün oluşturduğu sendika özgürlüğü ile ilgili kısıtlamanın aşırı olduğunu düşündüğü niteliğe itiraz ettiğini tespit etmektedir.
29. Mahkeme, ilk olarak, 28 Temmuz 2015 tarihli Kanun’la izlenen amacın meşruluğunu sorgulamak için herhangi bir ciddi neden görmemektedir ve bu Kanun, idari hâkim önünde itiraz etmek için kabul edilebilir olan tek birlikler olan ANPM’lerin münhasıran görevde bulunan askeri personellerden oluşmasını dayatarak, bir yandan, örgütlenme özgürlüğüne bağlı ve diğer yandan, yasal yükümlülüklerin ve görevini yerine getiren askeri personellere dayatılan kişisel görevlerin özgüllüğünün korunmasına bağlı çatışan menfaatlerin uzlaştırılmasını istemiştir.
30. İkinci olarak Mahkeme, önceki davalardan farklı olarak, ihtilaf konusu müdahalenin, artık tüm askeri personellerin sendika niteliğinde bir gruba katılmasının mutlak bir şekilde yasaklanmasından ibaret olmadığını, ancak sadece amacı askeri koşulu savunmak olan, yalnızca görevde bulunan askeri personellere açık, kendine özgü (sui generis) bir birlik olan APNM’ye katılma yükümlülüğüne dayandığını tespit etmektedir (yukarıda 11 ila 18. paragraflar). Hâlbuki birliğin tüzüklerinin, başvuran derneğe katılımı yalnızca görevde bulunan askeri personellerle sınırlamamasına itiraz edilmemektedir.
31. Üçüncü olarak Mahkeme, emekli askeri personellerin ve görevde bulunan askeri personellerin aile üyelerinin yanı sıra, bu aile üyelerinin, askeri koşula bağlı olanlar dışındaki diğer menfaatleri veya kendi haklarını ileri sürmek amacıyla 1 Temmuz 1901 tarihli Kanun’a dayanarak oluşturulan birliklere katılabileceklerini kaydetmektedir (yukarıda 9. paragraf).
32. Yukarıda belirtilen hususlardan, başvuranın Savunma Kanunu’nun L. 4121-4 maddesindeki kurallara uygun olarak kurulmuş olan ve yalnızca görevde bulunan askeri personellerin askeri koşulla ilgili bir karara itiraz edebilmelerini sağlayan, ulusal bir askeri personel meslek birliği olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, Danıştay tarafından başvuranın sunduğu iptal başvurularının kabul edilemez olduğuna karar verilmesinin, ilgili ve yeterli gerekçelere dayandığı ve Sözleşme’nin 11. maddesinde güvence altına alındığı şekliyle, başvuranın örgütlenme özgürlüğünün özünü ihlal etmediği anlaşılmaktadır.
33. Sonuç olarak, başvuranın şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 22 Şubat 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Martina Keller Carlo Ranzoni
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
[1] “Buna örnek olarak, görev yaptığı firkateynin düzgün işleyişi için varlığı gerekli olan gemiye binmiş bir denizcinin, katıldığı kuruluşun yasal bir toplantısına katılmak için “sendika yetkisinden” nasıl yararlanabileceğini anlamak zordur.”
[2] Anayasa Konseyi, 29 Aralık 2013 tarihli ve 2013- 685 sayılı DC.