Adorisio ve Diğerleri / Hollanda – 47315/13 vd. - 17.03.2015 tarihli karar [III. Bölüm]
Olaylar – Tamamı yabancı ülke vatandaşları olan veya tüzel kişilik olan başvuranlar, Hollanda’nın büyük bir banka ve sigorta şirketi olan SNS Reaals’da hisse ve bağlı bonolara sahiptirler. 2008 yılında ortaya çıkan küresel ekonomik krizin ardından, Reaal’ın bankacılık kolu sıkıntı yaşamaya başlamıştır. Hükümet bankanın iflas etmesi yönündeki riski dikkate alarak, 2013 yılında, bankacılık hizmetini ve müşterilerin yatırımlarını koruyabilmek amacıyla; şirketi ulusallaştırmaya ve hisseleri, sermaye güvencelerini ve bağlı bonoları kamulaştırmaya karar vermiştir. Söz konusu kamulaştırma işleminin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla gecikmeksizin bir karar alınmasını sağlamak amacıyla; büyük finansal kurumları kapsayan krizler için özel olarak tasarlanan bir hızlandırma usulü kullanılmıştır. Danıştay’ın İdari Yargı Dairesi, başvuranların davasına ilişkin olarak Şubat 2013’te bir duruşma düzenlemiş olup, on gün sonra kamulaştırmayı onaylayan kararı vermiştir.
Hukuki değerlendirme – Madde 6 § 1: Başvuranlar AİHM önünde, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, İdari Yargı Dairesine temyiz başvurusunda bulunmak için gereken on günlük süre sınırının çok kısa olduğunu, Maliye Bakanlığı’nın savunması üzerinde çalışmak için yeterli zaman bulamadıklarını ve muhasebeciler ve emlak bilirkişileri firmalarının hazırladığı raporların tamamlanmamış versiyonlarına erişebildikleri konusunda şikâyette bulunmuşlardır.
Mahkeme ilk olarak, Hükümetin SNS Reaals’ı ulusallaştırma kararının, milli ekonomiye yönelik ciddi bir zararı önlemek amacıyla bir aciliyet meselesi olarak müdahale etme ihtiyacından kaynaklanmış olduğunu kabul etmektedir. Söz konusu şirket, oldukça büyük ve yerel bir finansal kurum olup, tüm Hollanda finansal sisteminin istikrarının korunması amacıyla iflas etmesinin engellenmesi gerekmektedir. Kamulaştırmanın hukuka aykırı olduğu konusunda itirazda bulunmak amacıyla mevcut olan hızlandırılmış idari usül kapsamında, kamulaştırılan tüzel kişilerin ve gerçek kişilerin, Hükümetin varlıkları hakkındaki kararını temyiz etmeleri için yalnızca on günleri olmuştur. Mahkeme başvuranların, süre sınırının kısa olması nedeniyle görüşlerini öne sürmelerinin ve yerel mahkemelere delilleri sunmalarının engellendiği konusundaki şikâyetlerini anlamaktadır. Ancak, temyiz başvurusunda bulunmak için gereken süre sınırı oldukça kısa olmasına rağmen, başvuranların etkin bir temyiz başvurusu yapmalarını engellememiştir. Ayrıca başvuranlar, duruşmadan önceki gün ek belgeleri ve duruşma sırasında sözlü argümanlarını sunabilmişlerdir. Bu koşullar kapsamında, başvuranların temyiz başvurusu yapmaları için gereken süre sınırı, yargılamaların adilliğine herhangi bir zarar vermemiştir.
Mahkeme ayrıca başvuranların, Maliye Bakanlığının savunmasını duruşmanın hemen öncesinde görmeleri nedeniyle, üzerinde çalışmaları için oldukça kısa bir süreye sahip olduklarını kabul etmiştir. Ancak başvuranlar, bu tür bir belgenin, henüz farkında olmadıkları bir olaylar bildirisi veya hazırlık süresinin mevcut olmaması nedeniyle, karşı çıkabilecekleri görüşler içerdiğini iddia etmemişlerdir. Ayrıca, söz konusu savunma üzerinde çalışmaları için daha fazla fırsata sahip olmaları durumunda, İdari Yargı Dairesi nezdindeki sözlü beyanlarının farklı olacağını da iddia etmemişlerdir. Özellikle yerel mahkemelerin, hızlı karar verme ihtiyacı dikkate alındığında, Mahkeme, başvuranların bu hususta haksız ve dezavantajlı bir durumda bırakıldıklarını tespit edememektedir.
Son olarak, yerel mahkemeler önünde gerçekleşen yargılamalar sırasında, başvuranların bazı kısımları eksik olan finansal raporlara erişimleri sağlanmıştır. Bu davanın istisnai koşulları dikkate alındığında, farklı bir oluşumla görev yürüten ve başvuranlardan gizlenen bilgilerin yalnızca finansal çıkarlarla ilgili olduğunu ve kamulaştırmanın hukuka uygunluğu ile ilgisi bulunmadığını tespit eden idari mahkeme tarafından gerçekleştirilen incelemeler; başvuranların raporların tamamını almamaları konusunda yaşadıkları dezavantajı yeterli şekilde dengelemiştir. Ayrıca Avrupa Komisyonunun ulusallaştırma işleminin yasadışı bir “devlet yardımı” teşkil edip etmediğine karar vermesi amacıyla, raporlardan en az birine erişimi sağlanmıştır. Komisyon finansal raporu incelenmesinin ardından, detaylı finansal bilgileri, kamuya duyurduğu belgelerden çıkarmaya karar vermiş ve kamulaştırma kararını onamıştır. Mahkeme bu koşullar ışığında, söz konusu bilgilere erişimin kısıtlanması konusunda gerçek bir ihtiyaç bulunduğunu kabul etmektedir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy