Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-2-158 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 09-07/127-38
Karar Tarihi : 18.2.2009
TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN,
Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: İbrahim AYDEMİR, Özgür Can ÖZBEK
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Adnan AKGÜL
-Şaban ESEN 20
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Bartın Meslek Yüksekokulu
Bartın
- Mustafa ÇAKIR
- Savaş ER
- İlyas MERAL
TCK Lojmanları D1 Blok No:9 Selimpaşa Silivri/İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLAR:
- Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Turgut Özal Bulvarı Aydınlıkevler 06103/Ankara 30
E. DOSYA KONUSU: ADSL bağlantısı için sabit telefon hattı olmasının zorunlu
tutulmasının 4054 sayılı Kanun’a aykırı olduğu iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet konusu uygulama, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin
(Türk Telekom) müşterilere verdiği ADSL hizmetini sunmak için sabit hat aboneliğini
zorunlu tutmasıdır. Bir kullanıcı Türk Telekom’un iştiraki olan TTNET A.Ş’den
(TTNET) ya da diğer internet servis sağlayıcılardan (İSS) ADSL hizmeti satın almak
için Türk Telekom bayilerine giderek önce sabit hat almak zorundadır. Bu şekilde
Türk Telekom ADSL satışını sabit hat aboneliğine bağlamaktadır.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 21.04.2008 tarih, 2433 sayı; 27.06.2008
tarih, 4059 sayı; 18.07.2008 tarih, 4606 sayı; 10.07.2008 tarih, 144 sayı ve 40
11.07.2008 tarih, 145 sayı ile giren başvurular üzerine hazırlanan 08.08.2008 tarih ve
2008-2-158/İİ-08-EA sayılı İlk İnceleme Raporu, 11.08.2008 tarih ve REK.
0.06.00.00-110/158 sayılı Başkanlık Önergesi ile 14.08.2008 tarih ve 08-50 sayılı
Kurul toplantısında görüşülmüş ve yapılan görüşmeler sonucunda dosya konusu
iddialara ilişkin olarak Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNET A.Ş.’nin 4054 sayılı
Kanun’u ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 28.11.2008 tarih 2008-2-158/ÖA-08-İA sayılı
09-07/127-38
2
Önaraştırma Raporu ile 10.2.2009 tarih ve 2008-2-158/BN-08-İA sayılı Bilgi Notu, 50
12.2.2009 tarih ve REK.0.06.00.00-110/45 sayılı Başkanlık Önergesiyle birlikte 09-07
sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. Konuyla ilgili olarak talep
edilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) görüşü 4.2.2009 tarih ve
B.61.0.BTK.0.10.200.01.02/8384-5047 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
1. Haklarında önaraştırma yapılan Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNET
A.Ş.’nin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi
kapsamında tek bir teşebbüs olduğu,
2. Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNET A.Ş.’den oluşan ekonomik
bütünlüğün, toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında hakim 60
durumda bulunduğu,
3. Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNET A.Ş.’den oluşan ekonomik
bütünlüğün, toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki hakim
durumunu ADSL hizmetini sabit telefon hattı aboneliğine bağlamak suretiyle
kötüye kullandığı, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği,
4. 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde Türk
Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNET A.Ş. ekonomik bütünlüğünün ihlale son
vermesi gerektiğine yönelik karar alınması ve ilgili teşebbüslere bildirilmesi
gerektiği
ifade edilmektedir. 70
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İşlemin Konusu
Anılan şikayet başvurularında ifade edilen ortak noktalar, şikayetçilerin ADSL
abonesi oldukları, bu abonelik için Türk Telekom’un sabit telefon hattını zorunlu
tuttuğu ve bu nedenle her ay internet kullanımı haricinde sabit ücret ödemek zorunda
bırakıldıklarıdır. Şikâyet kapsamında ifade edilen sabit telefon hattının teknik adı
PSTN (Public Switched Telephone Network) olup Türkçe karşılığı “genel aktarmalı
telefon şebekesi”dir. PSTN genellikle ITU-T (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği)
tarafından hazırlanan standartlara göre hizmet vermekte ve adres olarak da E.163-
E.64 adreslerinden (kullandığımız telefon numaralarından) faydalanmaktadır. Bütün 80
telefon hatları PSTN şebekesine bağlı değildir, örneğin askeri telefon hatları güvenlik
sebepleriyle bu sistemin dışında tutulmaktadır.
I.2. Hakkında İnceleme Yapılan Teşebbüsler
I.2.1. Türk Telekom
Türk Telekom, faaliyet alanları Türkiye’de sabit telefon, mobil telefon, veri ve internet
hizmetleri ile katma değerli hizmetler sunmak olan bir teşebbüstür. Türk Telekom,
406 sayılı Kanun’a ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Şirket
hisselerinin %55’i Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ye aitken, %30’luk hisse T.C.
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından kontrol edilmekte, %15’lik hisse ise halka
arz edilmiş konumdadır. 90
Özelleştirme öncesinde BTK ile Türk Telekom arasında imzalanmış olan Görev
Sözleşmesi, şirkette kamu payının %50’nin altına inmesiyle imtiyaz sözleşmesi
olarak yeniden düzenlenmiştir.
09-07/127-38
3
Türk Telekom ayrıca, Türkiye’nin üç GSM operatöründen biri olan Avea İletişim
Hizmetleri A.Ş.’nin %81,1’ine, kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı
hizmetini sunmak veya altyapısını kurup işletmek için genel izin kapsamında
yetkilendirilmiş olup, TTNET’in de %99,96’sına sahip durumdadır.
I.2.2. TTNET
TTNET, Türk Telekom’un özelleştirilmesini takiben Telekomünikasyon Kurulu’nun
9.5.2006 tarihli kararıyla kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti için 100
genel izin kapsamında yetkilendirilerek faaliyetlerine başlamıştır.
TTNET ayrıca 2. tip telekomünikasyon ruhsatları olan rehberlik hizmetleri ve karasal
hatlar üzerinden veri iletim hizmeti ruhsatlarına da sahiptir.
Bir bütün olarak bakıldığında TTNET, mevcut telefonlar için kullanılan bakır teller
üzerinden yüksek hızlı veri, ses ve görüntü iletişimi sağlayan ADSL hizmeti, internete
erişim için modem kullanılan dial up hizmeti, çeşitli merkezlerde taşınabilir bilgisayar
veya Wi-Fi uyumlu cep telefonu ile internete bağlanabilme olanağı sağlayan TTNET,
Wi-Fi hizmeti, kurumsal hizmetler ve katma değerli hizmetler olmak üzere beş alanda
tüketicilere hizmet sunmaktadır.
Söz konusu önaraştırma kapsamında faaliyetleri incelenen Türk Telekom ve TTNET 110
aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer almaları sebebiyle tek bir teşebbüs olarak ele
alınmışlardır.
I.3. İlgili Pazar
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili pazar kapsamında bilgi verilmeden önce ADSL (Asymmetric Digital Subscriber
Line) hakkında genel bir bilgi vermenin faydalı olacağı düşünülmektedir. Asimetrik
Sayısal Abone Hattı, mevcut durumda en çok kullanılan internet bağlantı tekniğidir.
Terimde kullanılan asimetrik kelimesi veri transfer hızının gönderim ve alım için eşit
olmadığına işaret etmektedir. Kullanıcının veri alım hızının gönderim hızından yüksek
olması sebebiyle hane halklarının kullanımı için uygundur. 120
ADSL hizmetinin PSTN’ye bağlı olarak sunulması telefon ve internet hizmetlerini
doğrudan etkilemektedir.
I.3.1.1. Türkiye İnternet Erişim Hizmetleri
Birbiriyle iletişim halinde olan çok sayıda şebekenin bir bütünü olan internete erişim
yoluyla kullanıcılar, diğer şebekelerle veri alışverişinde bulunabilmektedir. İnternete
erişim hizmeti belli bir zamanda alınabilen ya da gönderilebilen verinin miktarına göre
farklılaşabilmektedir. Bant genişliği olarak nitelendirilen bu özellik merkeze alınarak
internet erişim hizmeti, genişbant ve darbant internet erişim hizmeti olarak ikiye
ayrılmaktadır. Bu iki hizmet arasındaki nitelik farkı, bant genişliğinin yanı sıra sürekli
bağlı kalabilme ve aynı zamanda şebekenin ses ve görüntü taşınması için de 130
kullanılabilmesi gibi özelliklerden de kaynaklanmaktadır.
Genişbant internet erişim hizmetlerinin sağlanmasında en yaygın ve gelişmiş
yöntemler bakır kablo ağı üzerinden sunulan hizmetler (ADSL) ve kablo TV şebekesi
üzerinden sunulan hizmetlerdir. Türkiye özelinde genişbant erişim hizmetleri
incelendiğinde büyük ağırlığın ADSL teknolojisinde olduğu, Kablo TV altyapısı
üzerinden verilen hizmetlerin yalnızca %0,85 düzeyinde kaldığı görülmektedir. Bunun
başlıca nedeni Kablo TV altyapısının yalnızca kalabalık yerleşim merkezlerinin belirli
bölümünde mevcut olmasıdır.
09-07/127-38
4
İnternet kullanıcılarının internete erişimleri bir İSS vasıtasıyla olmaktadır. Mevcut
durumda Türkiye’de 12 tanesi aktif aboneye sahip olmak üzere yetkilendirilmiş 81 140
adet İSS bulunmaktadır. Bir İSS’nin abonelerine hizmet sağlayabilmesi ise internet
erişimi sunulmasına olanak sağlayan bir altyapıya sahip olunmasına ya da böyle bir
altyapıya erişilmesine bağlıdır. Bu kapsamda İSS’lerin hizmet vermede kullandıkları
üç model bulunmaktadır. İlk model, servis sağlayıcının Türk Telekom’un paket ADSL
hizmetini yeniden sattığı ve esas olarak bu teşebbüsün acentesi gibi çalıştığı al-sat
(yeniden satış) modeli, ikincisi telefon bağlantısına bağlı bir son kullanıcı ile İSS’nin
arabağlantı noktası arasında bir taşıma kapasitesi sağlama hizmeti olarak nitelenen
Veri Akış Erişimi Modeli (VAE) ve üçüncüsü de alternatif operatörlerin iki alt model
yoluyla Türk Telekom’un santrallerine kendi ADSL donanımlarını yerleştirebildikleri
Yerel Ağın Paylaşıma Açılması (YAPA) modelidir. 150
I.3.1.2. Perakende Genişbant İnternet Erişim Hizmetleri
İSS’lerin son kullanıcılara sundukları erişim hizmetleri perakende erişim hizmetleri
olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de sunulan perakende genişbant erişim
hizmetlerinde büyük oranda ADSL ve kısmen de kablo internet teknolojileri
kullanılmaktadır. Bu teknolojiler sürekli internete bağlı kalma olanağı verirken Kablo
TV şebekesi üzerinden internet erişim hizmetlerinde şebekenin paylaşımlı yapısı
kullanıcılara sunulan bant genişliğinin her zaman garanti edilememesine sebep
olmaktadır.
Uydu yoluyla sağlanan internet erişim hizmetleri, üçüncü nesil mobil telefon
hizmetleri ve sabit kablosuz ağlar diğer genişbant erişim olanakları olsalar bile hız ve 160
verimlilik açısından değişken olma, ruhsat ya da yetki tahsis edilmemesi gibi
sebeplerle, bu teknolojilerin en azından mevcut durumda ADSL ve Kablo TV’ye bağlı
internet hizmetleri ile aynı pazarda olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.3.1.3. Toptan Genişbant İnternet Erişim Hizmetleri
Toptan genişbant internet erişim hizmetleri incelendiğinde, Türk Telekom tarafından
sunulan ADSL hizmetinin büyük ölçüde yeniden satış yöntemiyle yapıldığı
görülmektedir. Mevcut koşullar dahilinde bu yöntemin alternatifi olarak VAE modeli ve
YAPA modeli ifade edilmektedir. Ancak bu iki yöntemin de yaygınlaşmasının zaman
alacağı düşünülmektedir. VAE modelinde ilk sözleşme Şubat 2007’de imzalanmış
olmakla birlikte, Netone tarafından VAE yöntemiyle ilk abonenin Mayıs 2007’de 170
yapıldığı, ancak bu tarihten sonra yapılan toplam abone sayısının çok sınırlı düzeyde
kaldığı (526) ve VAE modeliyle yapılan abone sayısının toplam ADSL satışları
içindeki payının da ihmal edilebilecek düzeyde olduğu görülmektedir. İlgili ürün
pazarında yer alıp almamasına yönelik tartışmanın aşağıda yapıldığı YAPA modeli
açısından da geniş bir tüketici kesimine erişim kolay olamayacaktır. Nitekim Nisan
2008 itibariyle, YAPA’ya açılan santral sayısının toplam santraller içinde %0,3, kırsal
alanlar hariç tutulduğunda %3,95 olduğu, toplam PSTN abone sayısı açısından
bakıldığında abonelerin %7,7sine YAPA yöntemiyle ulaşılabileceği anlaşılmaktadır.
İlgili pazar açısından değerlendirildiğinde ise YAPA yönteminin, diğer yöntemlere
göre yüksek oranlarda yatırım gerektirmesi, yapılacak yatırımın batık maliyet 180
oluşturacak olması, dolayısıyla kritik ölçekte abone sayısının gerekliliği ve yöntem
vasıtasıyla diğer erişim yöntemlerinden sağlanabilen perakende hizmetler
bakımından fonksiyonel farklılıklar arz etmesi sebepleriyle diğer yöntemlerden farklı
bir ürün pazarı oluşturduğu tespit edilmiştir.
09-07/127-38
5
Bundan sonraki dönemde YAPA modelinin hayata geçmesiyle beraber Türkiye’deki
pazar yapısının ve rekabet koşullarının nasıl etkileneceğini bugünden söylemek kolay
olmasa da Avrupa Birliği’nde yaşanan süreç bir örnek teşkil edebilir. AB’de
telekomünikasyon sektöründe 1984’de İngiltere’de BT’nin özelleştirilmesiyle başlayan
liberalizasyon dönemi yerel şebekenin 2000 yılında erişime açılmasıyla son halini
almıştır. Yine de bu dönüşüm pazar yapısında ani ve büyük değişimlere yol 190
açmamış, yerleşik firmaların hakimiyetlerini korumaları mümkün olmuştur.
Halihazırda büyük ağırlıkla uygulanan yeniden satış yöntemiyle VAE hizmetinin aynı
ürün pazarında yer almaları konusunda yapılan değerlendirmede öne çıkan nokta
VAE yoluyla erişim sözleşmesi imzalayan yedi adet işletmeci olması, bunlardan
yalnızca ikisinin çok sınırlı düzeyde faaliyet göstermesi ve bu modelin yaygınlaşması
için önemli bir yatırım yapılması gerekliliğidir. Bu durum iki hizmetin ayrı pazarlar
olarak değerlendirilebileceğine işaret etse de, VAE modelinin sınırlı kalması ve her iki
toptan hizmetin yalnızca Türk Telekom tarafından verilmesi sebepleriyle, AB
Komisyonu’nun tavsiyelerine paralel olarak bu hizmetler aynı ürün pazarında kabul
edilmiş ve ürün pazarı YAPA yöntemini içermeyecek şekilde “toptan genişbant 200
internet erişim hizmetleri pazarı” olarak tanımlanmıştır.
I.3.1.4. Sabit Telefon Hizmetleri Pazarı ve Mobil Telefon Hizmetleri Pazarı
Sayısal hücresel mobil telekomünikasyon hizmetleri (GSM) ve sabit telefon hizmetleri
(PSTN) pazarlarının özellikleri de ortaya konulan şikayetler bakımından önem arz
etmektedir. Bu iki hizmet tipi arasında teknik ve kullanım özellikleri bakımından fark
olsa da temel belirleyici nokta PSTN kullanımının mekan ile sınırlı olmasıdır.
Günümüzde en yaygın hizmetler olan konuşma ve kısa mesaj gönderme (SMS) her
iki platformda da verilebilmekle birlikte kısa mesaj bazlı data hizmetleri, faks, e-posta
gönderme, mobil bankacılık, WAP, GPRS gibi daha birçok hizmetlere erişim sadece
mobil telefonlarla mümkün olabilmektedir. 210
GSM sisteminin hem hizmet bakımından geniş bir yelpaze sunması hem de mekan
sınırlaması olmaksızın kişisel iletişim olanağı sağlaması PSTN hizmetlerinden daha
farklı ve kapsamlı bir pazar olduğuna işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle, GSM
hizmeti sabit telefonu her yerde ikame edebilirken, bunun tersi sadece PSTN
erişiminin var olduğu kapalı mekanlarda geçerlidir. Yine de telekomünikasyonun
gelişmelere son derece açık bir sektör olduğu ve “yakınsama” olgusuyla birlikte bu
türden farklılıkların hızla kapanabildiği unutulmamalıdır.
Sonuç olarak mevcut dosya kapsamında ilgili ürün pazarları “sabit telefon hizmetleri
pazarı”, “mobil telefon hizmetleri pazarı” ve “perakende internet erişim hizmetleri
pazarı” olarak belirlenmiştir. 220
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
Yalnızca Türkiye’de yetkilendirilmiş teşebbüsler tarafından sunulabilen telefon ve
internet erişim hizmetleri bakımından ülke çapında rekabet şartlarında önemli bir
farklılık olmaması nedeniyle ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak kabul edilmiştir.
I.4. Yerinde İncelemede Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
I.4.1. Şikayet Konusu İhlalin Niteliği ve Kapsamı
Şikayet konusu uygulama, Türk Telekom’un müşterilere verdiği ADSL hizmetini
sunmak için sabit hat aboneliğini zorunlu tutmasıdır. Bir kullanıcı Türk Telekom’un
iştiraki olan TTNET’ten ya da diğer İSS’lerden ADSL hizmeti satın almak için Türk
09-07/127-38
6
Telekom bayilerine giderek önce sabit hat almak zorundadır. Bu şekilde Türk 230
Telekom ADSL satışını sabit hat aboneliğine bağlamaktadır.
Uygulamadan doğrudan zarar gören kesim bireysel ve kurumsal tüketicilerdir.
Halihazırda Türkiye’de hanelerin ve işyerlerinin hemen tamamına sabit hattın ulaşmış
olması nedeniyle bu uygulama yakın zamana kadar şikayet konusu olmamıştır.
Ancak son yıllarda mobil telefon hem görüşme kalitesi hem de fiyat bakımından Türk
Telekom tarafından verilen sabit telefon hizmetiyle rekabet eder hale gelince sabit
telefon iptalleri başlamış, hem mobil hem de sabit hatlarla yalnızca mobil telefon
üzerinden iletişim kuran tüketiciler ortaya çıkmaya başlamıştır. İşyeri sahibi veya
bireysel kullanıcı konumundaki bu tüketiciler ADSL hizmeti satın almak istediklerinde
sabit hat abonesi olmaya zorlanarak, kullanmadıkları hattın aylık sabit ücretini 240
ödemek zorunda kalmaktadırlar. Ayrıca bu tüketiciler bir kez ADSL abonesi olduktan
sonra sabit hattı iptal ettirip, ADSL’yi tutmak istediklerinde bu talepleri yerine
getirilmemektedir.
ADSL hizmetinin bu şekilde bağlanmasından etkilenen ikinci kesim, internet servis
sağlayıcılardır. Türk Telekom bayileri, TTNET’in abone kaydını da yapmaktadır.
TTNET dışındaki bir servis sağlayıcıdan ADSL almak için sabit hat başvurusu
yapmak üzere Türk Telekom bayiine giden bir tüketici, ilk gittiği İSS’le bir kez daha
muhatap olarak zaman kaybetmek ve fazladan işlemle uğraşmak yerine, buradan
ADSL hizmetini de satın alarak ayrılabilmektedir. Bu noktada bağımsız servis
sağlayıcılar için ortaya çıkan işlem maliyeti TTNET için söz konusu olmamaktadır. 250
Bu konuda raportörlerce görüşü sorulan İSS’lerle Tüm İnternet Derneği (TİD) çatısı
altında bir görüşme yapılmış, kendileri bu uygulamanın etkisini şöyle
değerlendirmişlerdir:
“TT’nin bayileri TTNET satışlarının yarısından fazlasını sağlıyor. Bu çok önemli bir
nokta; bütünlük gerektiği gibi ayrıştırılamadı. Farklı bir belge olsa bile aynı sıradan
işleminizi yaptırabiliyorsunuz. Diğer İSS için ise müşterinin önce TT’ye gitmesi daha
sonra tekrar bayilere dönmesi gerekiyor ki bu çok mümkün değil. Uygulanan
kampanyaların da bunda etkisi oluyor. “Sahibinden internet” sloganının kullanıldığı
kampanya bunun tipik bir örneği. Ayrıca TT aboneliğini iptal ettirip başka bir firmaya
geçme sürecinde de çok ciddi bir bekleme süresi var ve bu da etkili oluyor. Teknik 260
olarak bir sabit hatta ancak bir ADSL tanımlı olabiliyor. TT’nin diğer operatörle olan
sözleşmenin iptal ettiğine dair bir belge isteme zorunluluğu yok ama bunu bir çıkış
engeli olarak kullanıyor. TTNET de yedi günlük bir iptal süreci olduğunu ifade ediyor
ve mevzuata göre de böyle bir hakları var. Tüketici için de bu önemli bir sıkıntı ve
yedi günün sonunda diğer İSS’nin hemen hizmet verememesi de gündeme gelebilir.
TT’nin bunu yapmasına gerek yok; tüketici bir yandan geçişini yaparken diğer
sorunlar taraflar arasında halledilebilir. Diğer uygulamalarda TT tüketicinin haklarını
koruyarak bu tip bir sorun çıkartmıyor. Teknik olarak bu işlem GSM pazarında
gerçekleştirilen numara taşınmasından hiç farklı değildir.”
Önaraştırma konusu uygulamayı savunan Türk Telekom yetkilileri şu açıklamayı 270
yapmaktadırlar:
“Esasen, halihazırda, İSS’ler, aylık hat başına kira ücretlerinde YAPA servisi
(paylaşımlı erişim) için 5,75, tam paylaşım için ise 17 YTL ödeyerek perakende
hizmet verebilmektedirler. Bu uygulamalar TK tarafından onaylanmış tarifelerdir. TK,
çıplak DSL konusunda henüz bir düzenleme yapmadığını ve düzenleyici müdahale
öngörmediğini belirtmektedir”
09-07/127-38
7
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun çıplak ADSL konusunda bir düzenleme
öngörmemiş olması, Türk Telekom’u bu konuda adil rekabetin gereklerini yerine
getirme yükümlülüğünden kurtarmadığı gibi, bu konuda sektörel regülasyon
otoritesinin sessiz kalması, Türk Telekom’u bu alandaki uygulamalarından doğan 280
rekabet ihlalleri karşısında doğrudan sorumlu konuma getirmektedir. Zira bu durum
Türk Telekom’un söz konusu iki hizmeti zorunlu olarak bir arada sunmasının
kendisini bağlayıcı bir düzenlemeden kaynaklanmadığını, teşebbüsün kendi
iradesiyle bunu yaptığını ortaya koymaktadır.
YAPA modelinin ise henüz düzenleme aşamasında olması ve pazardaki rekabete
etkisinin kestirilememesi, ilgili ürün pazarı açıklanırken değinildiği gibi, onu bir
alternatif olmaktan çıkarmaktadır. İSS’lerin temsilcisi Tüm İnternet Derneği (TİD)
yetkilileri bu konuda şu beyanda bulunmuşlardır:
“…Rakiplerin ise YAPA’da tam erişim almaları halinde rekabet etmeleri mümkün
değildir. Kurulan ekonomik model kendisine her halükarda yüksek kar ettirirken 290
TTNET’in rakiplerini düşük karla çalışmalarına göre tasarlanmış bir sistem söz
konusu.
…YAPA modeline geçişte pek çok sorun var. Santral sayısı TT tarafından ifade
edilenden çok daha az. Bu sebeple geniş kitlelere hizmet sunmak mümkün değil.
Dolayısıyla YAPA’ya dayanarak ulusal bir hizmet vermek pek de mümkün değil.
Ayrıca sistemin işleyişinde ve maliyet yapısında da ciddi çarpıklıklar var. YAPA’da
kurulan model de TTNET’in rakipleriyle sağlıklı bir rekabet oluşmasına müsaade
etmiyor. TTNET gibi çok büyük bir müşteri portföyüne ve reklam potansiyeline sahip
bir firmayla rekabet edebilmek için hem daha dolu bir içerik sunmanız hem de fiyat
bakımından cazip bir seçenek olmanız gerekir. Grid’in kurumsal müşterilere kiralık 300
hat alternatifini sınırlı bir coğrafi alanda hizmet verecek şekilde sunduğunu tahmin
edebiliriz. Bununla beraber hat adedinin çok fazla olamayacağını düşünüyoruz.
Mevcut tarife yapısında YAPA’nın sorunları çözeceğini söylemenin bir mesnedi yok.
Bu hem 4-5 ille sınırlı bir altyapısı olduğu için böyle hem de ekonomik açıdan cazip
olmadığı için mümkün değil.”
Önaraştırma safhasında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından konuyla ilgili
olarak Kurum’a gönderilen görüş yazısında da bu uygulamanın yaygınlaşmama
nedeni yukarıdaki görüşlere paralel olarak, şu cümlelerle ifade edilmektedir:
“…İSS’lerin Türk Telekom’dan toptan seviyede yerel ağa erişim hizmetini alarak
kullanıcılara Türk Telekom’dan kiraladıkları yerel ağ üzerinden yetkilendirmeleri 310
çerçevesinde telefon aboneliği içermeyen ADSL internet erişim hizmeti sunabilme
imkanları mevcuttur. Ancak bu yöntemin uygulamasının ekonomik açıdan makul
olmaması nedeniyle mevcut durumda fazla kullanılmamaktadır”.
Şikayet konusu uygulamadan zarar gören üçüncü grup ise mobil telefon
operatörleridir. Yukarıda değinilen nedenlerle, sabit hattın ulaştığı çoğu yerde mobil
telefon sabit telefona potansiyel rakip hale gelmiştir. ADSL hizmetinden
yararlanabilmek için zorunlu olarak evlerinde sabit telefon bulunduran tüketiciler,
böyle bir zorunluluğun olmaması durumunda mobil telefonla yapacakları görüşmeleri,
bu zorunluluk nedeniyle sabit hatla yapmaktadırlar. Bunun iki önemli nedeni,
alışkanlıkların kolay terk edilememesi ve sabit hat bedeli ödenmesi neticesi 320
görüşmelere yansıtılan dakika başı arama bedelinin mobil telefona göre düşük
kalmasıdır.
09-07/127-38
8
Konuyla ilgili olarak mobil operatörler olan Turkcell ve Vodafone ile raportörler
tarafından görüşmeler yapılmış, kendileri aşağıdaki açıklamalarda bulunmuşlardır:
Turkcell’in Açıklamaları
“Sabit hatla cep telefonları müşteri kullanımı ve cüzdan payı bakımından rekabet
içindedir. Cep telefonları sabit ortamlarda da kullanılıyor. Ses trafiği ve internet temel
iki alan olarak ifade edilebilir. ADSL kullanımının sabit hat alımına bağlı tutulması,
sabit hat kullanımı için değil internet için sabit telefon bulunduran müşteriler
açısından bir sorun olabiliyor. Sabit ücret zorunluluğu olmasa cep telefonu 330
kullanabileceği durumlar olması mümkün. İkame olarak kullanılması kampanyalar
sonucu oluşan trafik değişiklikleri bunu gösteriyor. Aynı zamanda mobil internet
hizmeti veren bir firma olduğumuz için sabit hat alımının zorunlu tutulması mobil
internet kullanımının yaygınlaşması açısından da problem oluşturmaktadır.
Şirketler açısından da aynı endişeler geçerli. Bir şirket sabit hat almadan da
çalışabilir, bir insanın evde sabit hat olmadan yaşamını sürdürebilmesinin mümkün
olduğu gibi. Bunun örnekleri de vardır. TT Genel Müdürü’nün Turkcell rakibimiz
şeklindeki açıklamaları da Türk Telekom’un mobil operatörlerle rakip olduğunun bir
göstergesidir.
…Sözü geçen zorunluluk olmasaydı, sabit hattan mobil hatlara geçiş hızının 340
bugünkünden daha çok olacağı düşünülmektedir.
…Ev telefonu gibi aslında günümüzde işlevini büyük oranda yitirmiş olan bir
medyanın tutulması sadece internet amacından kaynaklanabiliyor ki bu da
tüketicilerin şikayetçi olmasını açıklayan bir unsurdur. Ayrıca uygulama sosyal
hayattaki değişimlere de paralel değildir; nitekim tek başına yaşayan insan sayısının
ve bununla orantılı olarak mobil telefon kullanımının arttığı günümüzde kullanılmayan
bir cihaza sabit ücret ödenmesi makul değildir”.
Vodafone’un Açıklamaları:
“ADSL elbette bizim için temel servislerden birisidir. 3G ile birlikte bu durum çok daha
belirgin hale gelecektir. Bu bağlamda temel servis data servisi olduğundan tam 350
muadili olduğunu söylemek mümkündür. Yeterince iyi bir 3G servisi alınan noktalarda
tüketici ADSL ihtiyacı duymayabilecektir. ADSL’deki cazibenin rekabete aykırı bir
şekilde arttırılması muhakkak bizim payımızı olumsuz olarak etkileyecektir. Bizim
verdiğimiz hizmetler için öncelikle bir mevzuat engeli söz konusu. Buna karşılık
TTNET için klasik abonelikten farklı ve daha esnek bir abonelik söz konusu ve bu
önemli bir rahatlık.
… Bugünkü koşullarda ses ağırlıklı serviste GSM sabit hatların rakibi değildir. Mobil
servis eşyanın tabiatı gereği sabit hattı ikame edebilmektedir; yani biz Türk
Telekom’u etkileyebiliyoruz, bu durum özellikle de Turkcell için geçerli. Cazip tarifeler
sunmak suretiyle önemli bir şebeke etkisi oluşturabiliyor.” 360
Özetle belirtmek gerekirse Türk Telekom’un toptan ve perakende satış pazarlarında
hakim durumda bulunduğu ADSL hizmetinin perakende satışı için sabit hat
aboneliğini zorunlu tutması tüketicilerin istemedikleri bir hizmet için fazladan bedel
ödemesine ve TTNET lehine bir duruma yol açarak diğer İnternet servis
sağlayıcıların rekabetinin kısıtlanmasına yol açarken; mobil telefon operatörlerinin de
bu zorunluluğun yokluğu halinde satacakları görüşme dakikalarının azalmasına
sebep olarak rekabet etmelerini zorlaştırmaktadır. Ayrıca, bu iki hizmetin zorunlu
olarak bir arada verilmesi, yeni yapılan 3G ihalesiyle yüksek hızlı data servisi
09-07/127-38
9
vermeye başlayacak olan mobil operatörlerin ADSL için ikame teşkil edebilecek 3G
pazarında da rekabetlerini kısıtlayacak uygulamalara zemin hazırlayabilecektir. 370
Türk Telekom’un artan tüketici şikayetlerine rağmen bu iki hizmeti birbirine
bağlamakta ısrar etmesinin olası nedenleri değerlendirildiğinde, bir amacın bu
uygulama ile Türk Telekom’un yerleşik operatör avantajını kullandığı sabit telefon
hizmetinin zamanla mobil telefon hizmetiyle ikame edilmeye başlaması sonucunda
doğal olarak artması gereken rekabeti engellemek ve rakip İSS’lerin TTNET’ten
pazar payı almalarını önlemek olabileceği kanaatine ulaşılmıştır.
I.4.2. Çıplak ADSL Hizmetinin Teknik Açıdan Mümkün Olup Olmaması
Ses ve data birbirinden farklı spektrum frekansları üzerinden iletildiğinden, aynı bakır
kablo içinden hem ses hem de ADSL hizmetinin, birbirini etkilemeden sunulması
teknik olarak mümkündür. Ses erişimi bakır kablonun düşük frekansları üzerinden, 380
data erişimi ise yüksek frekanslar üzerinden yapılmaktadır. Kullanılan frekans farkı
nedeniyle, bunların birinin yokluğunda diğerinin miktarında bir artış söz konusu
olmamaktadır. Nitekim tüketiciler tarafından açılan davaların bir kısmında
mahkemelerce görevlendirilen bilirkişilerin beyanı da bu yöndedir. Aksi yöndeki
kararlara dayanaklık eden bilirkişi raporları ise teknik imkan değerlendirmesi
yapmaktan ziyade, tüketicinin iki hizmeti bir arada almasının kendi menfaatine olduğu
ve TK düzenlemelerinin çıplak ADSL’i zorunlu kılmadığı gibi yorumlar içermektedir.
Bu iki hizmeti ayrı ayrı mı yoksa birlikte mi almanın kendi menfaatine olacağının
takdiri tüketicilere ait olmalıdır.
TİD görüşmesinde bu konuyla ilgili aşağıdaki açıklama yapılmıştır: 390
“ADSL teknik olarak mevcut bakır hatların paylaşılması düşünülerek tasarlanmış bir
teknoloji. Alt frekans bandı sadece ses iletimi için kullanılıyor. Splitter adı verilen
cihaz pasif bir filtredir; bu filtrenin üstünde bir telefon hattının olması bir zorunluluk
değildir. Teknik olarak bir zorunluluk yoktur ve yapılacak testler bunu rahatlıkla
gösterecektir. Maliyet tarafından bakıldığında ise bir ekonomik bütünlüğün toplam
gelirine bakılmalıdır ve bu hizmetler ayrıldığında ortaya çıkacak kar çok fazla
olmayacaktır ve TT’nin uygulamayı devam ettirmek istemesinin sebebi budur.”
Kaldı ki yerinde inceleme esnasında raportörlerce görüşülen Türk Telekom yetkilileri
de bu iki hizmetin ayrı verilmesinin teknik olarak mümkün olduğunu inkar
etmemişlerdir: 400
“Soru: Bu (ADSL hizmetinin PSTN’e bağlanması) teknik bir gereklilik mi, pazarlama
stratejisi midir?
Teorik olarak bakıldığında bunun bir gereklilik olmadığı söylenebilir. Uygulamada
olmamakla birlikte, İSS’ler bütün hattı alıp çıplak DSL hizmeti verebilirler. Tüketici bu
durumda PSTN hizmetini almak zorunda değildir.”
Türk Telekom, çıplak ADSL’nin mümkün olduğunu ifade ettikten sonra, bunun
gerçekleşmesi halinde tüketicilerin sadece ilgili İSS’ye başvurarak bu hizmeti
alabileceğini kabul etmektedir. Ancak kendilerinin bu konudaki çekincesi, halihazırda
ses hizmetine yüklenen bakır kablonun işletme ve bakım maliyetinin, böyle bir
durumda ADSL’ye yükleneceğine, bunun neticesi olarak da toptan ADSL fiyatlarının 410
ve bununla orantılı olarak perakende fiyatların artacağına ilişkindir:
“Soru: Bakır kablonun erişim ve bakım maliyeti ADSL fiyatına mı yansıtılıyor?
09-07/127-38
10
Sese yansıtılıyor. Uygulamalar ayrılırsa ADSL tüketicisi bütün maliyeti yüklenecektir.
TK’nın da dünya üzerinde uygulamaların yaygınlaşması durumunda konuya ilişkin
müdahalesi olabilecektir. Tüketiciler sadece ADSL alırlarsa sabit ücretten
kurtulacaklarını düşünseler de, bakırın yatırım, işletme vs. maliyetlerine katlanmak
durumunda kalacaklar. Çünkü bakır hattın bir maliyeti var. Fiyatın keyfi ayarlanması
söz konusu olmadığı gibi TK fiyatları belirlemekte, fiyat bu olacak demektedir. Toptan
geniş bant pazarındaki bütün fiyatlar onaya tabidir. Uygulamaların ayrıştırılması
İSS’lere verilecek toptan fiyatı ciddi şekilde arttıracaktır. Tek başına DSL hizmeti 420
verilmesi kayda değer bir artışa tekabül edecektir. Ayrıca çıplak DSL uygulamasını
TK’nın onaylamaması (VoIP altyapısı yeterli olmadığı için) söz konusu olabilir.
Sadece ADSL sunulmaya başlanırsa buna ilişkin toptan tarifelerimiz onaylatılacaktır.
O durumda müşterinin Telekom’a başvurması gerekmeyecektir. Bakır hat varken bu
hizmet talep edilirse herhangi bir İSS’ye gidip başvurması yeterli olacaktır. Olmaması
durumunda ise servis verilmesi zaten mümkün değildir.”
Bakır kablonun işletme ve bakım giderlerinden dolayı çıplak ADSL hizmetinin maliyeti
mevcut duruma göre bir miktar artacaktır. Bunun kullanıcılara adil biçimde
yansıtılması da doğaldır. Ancak iktisadi anlamda gerçek maliyeti ortaya koyabilmek
için, mevcut durumda sabit hat talep etmediği halde bunu almak zorunda kalan 430
kullanıcıların ödediği aylık sabit hat bedelini de ADSL fiyatına dahil etmek gerekir.
Türk Telekom’un uyguladığı en düşük sabit ücretli PSTN tarifesinde bile sabit ücrete
bakım ve işletme giderlerinin dahil olduğu düşünüldüğünde, çıplak ADSL’nin bu
kullanıcılara yansıyacak fiyatı mevcut haldekinden daha yüksek olmayacaktır.
Kaldı ki çıplak ADSL hizmetinin bir alternatif olarak verilmeye başlaması durumunda
kurumsal ve bireysel tüketiciler “çıplak ADSL” ile “sabit hat + ADSL” ürünlerini fayda
ve maliyet analizine tabi tutarak hangi ürünü alacaklarına kendileri karar
verebilecektir.
I.5. Değerlendirme
I.5.1. Türk Telekom’un Uygulamaları 440
Önaraştırmaya konu genişbant internet erişim hizmetleri, son yıllarda toplumun
hemen hemen tüm kesimleri tarafından hem bireysel hem de ticari anlamda önem
taşıyan ve talep edilen hizmetlerden birisi olmuştur. Bilişim ve iletişim
teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak, internet, hem bireysel ve toplumsal
iletişimin önemli bir aracı haline gelmiş hem de birçok ticari işlemin ve kamu
hizmetinin sağlanmasının bir altyapısı olarak önemli bir dönüşüme yol açmıştır. Bu
anlamda internet kullanımı ve söz konusu kullanımın artırılması, toplumsal gelişme
için önemli görülmüş ve toplumların gelişmişlik derecelerinin değerlendirilmesi
bakımından önemli bir gösterge haline gelmiştir.
İnternet sadece toplumsal ve ticari anlamda değil, aynı zamanda telekomünikasyon 450
sektörünün yapısı bakımından da önem arz etmekte, Türk Telekom gibi sabit hat
işletmecileri açısından hem bir tehdit hem de bir fırsat oluşturmaktadır. İnternet
üzerinden başta ses olmak üzere verilecek hizmetler, zaten mobil telefon
işletmecilerine karşı trafik kaybeden sabit hat işletmecileri açısından bir tehdit
oluşturmakta, aynı zamanda İSS olarak belli ölçekte genişbant internet abonesi elde
eden işletmecilerin YAPA gibi yollarla sabit hat işletmeciliği alanında yerleşik
işletmecilerin rakibi olarak ortaya çıkmaları, söz konusu işletmecilerin pazar
paylarının azalmasında etkili olabilmektedir. Buna karşılık, sabit telefon altyapısının
genişbant internet erişim hizmetlerinin -özellikle bireysel kullanıcılar için- en önemli
(hatta kablo TV altyapısı yaygın veya kullanılabilir değilse tek) altyapısı konumunda 460
09-07/127-38
11
olması ise, yerleşik sabit telefon işletmecilerinin gelirlerini artırıcı bir fırsat olarak
ortaya çıkmaktadır.
Öte yandan, son yıllarda yapılan bazı araştırmalara göre1 sabit telefonlar popülerliğini
yitirmekte ve kullanıcılar gittikçe artan oranlarda sabit telefon aboneliği yerine GSM
(mobil telefon) aboneliğini tercih etmektedirler. Bununla birlikte internet bağlantısı
olan kullanıcılar için internet telefonu (VOIP) imkanı gündeme gelmekte ve bu
nedenlerle sabit telefon kullanımına önemli alternatifler ortaya çıkmaktadır. Bu
çerçevede internet bağlantısı yanında sabit telefon aboneliğinin zorunlu kılınması,
alternatif telefon hizmetleri olan GSM ve internet telefonu (VOIP) gibi hizmetler
açısından rekabeti bozucu bir durum teşkil etmektedir. Türk Telekom bu uygulamayı 470
sürdürerek geniş bant internet erişimi pazarında sahip olduğu hakim konumu
sayesinde sabit telefon hizmetleri pazarındaki payının rakip teknolojiler karşısında
düşmesinin önüne geçebilmektedir.
Devam eden bu uygulama ile, Türk Telekom’un geniş bant internet erişimi pazarında
sahip olduğu hakim durumunu, başka bir hizmet pazarı olan sabit telefon hizmetleri
pazarında kötüye kullanma olasılığı ortaya çıkmaktadır.
I.5.2. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu
tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar yoluyla 480
kötüye kullanması”nı yasaklamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da örnek
kötüye kullanma halleri şu şekilde sayılmıştır:
“a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı
olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını
amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar
ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı
teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir 490
malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım
şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari
avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin
kısıtlanması.”
Bir teşebbüsün davranışının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal
sayılabilmesi için, söz konusu teşebbüsün bir pazarda hâkim durumda olması ve
davranışı ya da davranışlarının yukarıda sayılan kötüye kullanma hallerinden biri ya 500
da birkaçını sağlayacak nitelikte olması yeterlidir.
1
uiLanguage=en
09-07/127-38
12
Daha önce yer verildiği üzere, Türk Telekom ve TTNET 4054 sayılı Kanun anlamında
tek bir ekonomik bütünlük oluşturmaktadırlar ve dolayısıyla tek bir teşebbüs gibi
hareket etmektedirler. Ayrıca, Türk Telekom ve TTNET’in toptan ve perakende pazarı
bir arada ele alarak stratejilerini belirlediği, kurumda daha önce yapılan
soruşturmalarda yer alan bilgi ve belgeler ışığında sabittir. Aynı zamanda söz konusu
soruşturma raporundaki bilgilere göre, Türk Telekom toptan genişbant internet erişim
hizmetleri pazarı ile sabit hat telefon hizmetleri pazarlarında hâkim durumdadır.
Önaraştırma açılmasına ilişkin şikayetlerde iddia edildiği üzere, Türk Telekom’un
ADSL hizmeti almak isteyen kullanıcılara, sabit telefon hattına aboneliği de zorunlu 510
kıldığı ve bu sayede perakende geniş bant internet erişimi pazarındaki hâkim
durumundan kaynaklanan gücünü kullanarak, sabit telefon hattı pazarındaki rekabeti
kısıtlayabilecek çeşitli uygulamalar içerisinde olduğu görülmektedir.
Önaraştırma sürecindeki tespitler, Türk Telekom’un söz konusu uygulamasının
ADSL’nin piyasaya ilk sunulduğu dönemden bu yana devam ettiğini ortaya
koymaktadır.
Bu çerçevede, Türk Telekom’un söz konusu uygulamalarının gerek perakende geniş
bant internet hizmetleri pazarı, gerekse GSM hizmetleri bakımından olumsuz
etkilerinin bulunduğu saptanmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere, hâlihazırda ADSL
aboneliğinin yapılabilmesi için Türk Telekom’a PSTN aboneliği başvurusunun 520
gerekmesi, TTNET dışındaki İSS’ler açısından olumsuz bir durum teşkil etmekte,
kullanıcıları TTNET aboneliğine yönelmeye teşvik etmektedir. Bir diğer ifadeyle, Türk
Telekom’un PSTN aboneliğini zorunlu kılması ile ADSL abonelerini kendine
yönlendirme bakımından da önemli bir avantaj kazandığı anlaşılmaktadır.
Bunun yanında, PSTN aboneliğinin zorunluluğu, GSM operatörleri açısından da
negatif bir unsur teşkil etmektedir. Çünkü ADSL kullanabilmek amacıyla PSTN alan
aboneler, normal koşullarda GSM üzerinden yapacakları telefon görüşmelerini, belli
ölçüde PSTN’ye kaydırabilmektedirler. Bu durumun meydana getirdiği şebeke
etkileri, GSM operatörlerinin rekabetini de kısıtlamaktadır.
Bu bağlamda, Türk Telekom’un geniş bant internet hizmetleri pazarında sahip olduğu 530
hakim konumunu kullanarak, sesli iletişim pazarındaki (PSTN) gücünü artırmaya
çalıştığı, bunun sonucunda tüketici tercihleri ve faydasının negatif etkilenmesi
yanında, mevcut İSS’ler ve GSM operatörlerinin de perakende pazardaki
faaliyetlerinin olumsuz etkilenebileceği tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, Türk Telekom’un genişbant internet erişim hizmetleri pazarının
perakende seviyelerindeki uygulamalarının, sabit telefon hattı hizmetleri pazarındaki
rekabet üzerine etkilerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde
değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
I.5.3. Örnek Uygulamalar
Bu noktada şikayete konu uygulamanın çerçevesini teşkil eden bağlama 540
anlaşmalarına ilişkin genel bilgi vermek yerinde olacaktır. Buna göre “Bağlama
anlaşmaları, en genel tanımıyla satıcı konumundaki bir teşebbüsün bir ürünün
satımını alıcının ayrı bir ürünü de alması koşuluna bağlı olarak yaptığı anlaşmalardır.
Bu tür anlaşmalarda alıcı tarafından esas olarak talep edilen birinci ürüne “bağlayıcı
ya da bağlayan ürün”, bu ürünle birlikte alımı zorunlu kılınan ikinci ürüne “bağlanan
ya da bağlı ürün” adı verilmektedir.”2
2 s. 11
09-07/127-38
13
“Bağlama anlaşmaları bağlanan ürün pazarındaki rekabeti olumsuz yönde etkilediği
ya da tehdit ettiği ölçüde ABD’de yürürlükte olan antitröst yasaları uyarınca ihlal
olarak değerlendirilmektedir. Öyle ki; bağlama anlaşmaları karşısında mahkemelerin
geçmişte oldukça sert bir tutum sergilemesi, söz konusu anlaşmaların zamanla per 550
se ihlal düzeyine yükselmesine neden olmuştur. Yüksek Mahkeme’nin bir kararında
bağlama anlaşmalarının “rekabetin bastırılması dışında hemen hemen başkaca bir
amaca hizmet etmediğini” açıklaması, sözü edilen tutumun en belirgin örneklerinden
biridir.”
Söz konusu uygulamalar dikkate alındığında, incelenen bağlama anlaşmalarının belli
koşullar altında önemli rekabet bozucu durumlara yol açabileceği ifade edilmektedir.
Bu koşullar aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır3:
1- Önemli pazar payına sahip olmak (özellikle kurulu bir altyapıya dayalı ise)
2- İlgili piyasada yüksek giriş engelleri ve/veya geçiş maliyetleri bulunması
3- Rakiplerinden daha geniş çaplı bir ürün portföyüne sahip olmak. 560
4- Yeni bir ürünü hali hazırda yerleşik olan bir ürün ile beraber satmak.
5- Ürünlerin birbirine bağlanması uygulamasını bu uygulamanın yaygın olmadığı
bir piyasada başlatmak.
6- Birlikte satılan ürünleri büyük indirimler, büyük hacimler, pazar payı geri
ödemeleri (rebate) veya özel satış yöntemleri ile gerçekleştirmek.
Geniş bant internet hizmeti olan DSL/ADSL aboneliği için sabit hat telefon
aboneliğinin zorunlu tutulması konusu Macaristan Rekabet Otoritesi (GVH)
tarafından incelenmiş bulunmaktadır. Şikayet konusu olayla birebir örtüşen bu örnek
vak’ada, ADSL hizmeti PSTN hatta bağlı ek bir hizmet gibi sunulmakta iken, bakım,
işletme ve hizmet maliyetleri gibi kalemler sabit hat üzerinden karşılanarak ADSL 570
hizmeti fiyatına herhangi bir maliyet yansıtılmamaktaydı. Bu nedenle yapılan
düzenlemeden önce ADSL aboneleri sabit hatları bulunmasından dolayı daha düşük
fiyatla ADSL abonesi olabilmekteydiler. Söz konusu dosyada Macaristan Rekabet
Otoritesi ülkedeki sabit hat operatörlerine soruşturma açtıktan sonra telekom
operatörleri çıplak ADSL hizmetini sunacaklarına dair taahhütte bulunmuşlar ve
uzlaşma sağlanmış ve iki hizmeti birlikte ya da ayrı alma tercihi tüketicilere
bırakılmıştır. Bu doğrultuda GVH söz konusu sabit hat sağlayıcılarından çıplak ADSL
hizmetinin sunulmasına ilişkin taahhüt alarak konunun takibine karar vermiştir. Bu
noktadan sonra Macar Telekomünikasyon Otoritesi (NHH) devreye girerek konuya
ilişkin fiyat regülasyonunu yapmıştır. Bu taahhütler doğrultusunda Eylül 2007 tarihi 580
itibariyle söz konusu etkin piyasa gücüne sahip sağlayıcılar çıplak ADSL hizmetini
sunmaya başlamışlardır4 .
Konuyla ilgili olarak Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede elde edilen iç
yazışma belgelerinde, hali hazırda çıplak ADSL hizmetinin, Avusturya, Belçika,
Kanada, Estonya, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, İsveç, ve ABD’de uygulandığı
ifade edilmektedir. Ayrıca söz konusu yazıda konuya ilişkin farklı ülkelerde bulunan
yaklaşımlarla ilgili olarak aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“NDSL (çıplak ADSL) hizmetinin uygulandığı ülkelerde düzenleyici otoriteler iki farklı
görüşe sahiptir.
3
4
09-07/127-38
14
a) İlk görüşü savunan düzenleyici otoriteler, bu hizmeti yerleşik işletmeciler 590
tarafından gönüllülük esasına dayanarak sunulan ticari bir hizmet olarak
görmektedirler (yerel ağın paylaşıma açılması ve diğer geniş bant erişim modellerinin
olumsuz etkilenmeyeceği bir tarifeyle).
Bu görüşün hakim olduğu ülkelere örnek olarak, İngiltere, ABD ve Fransa verilebilir.
b) İkinci görüşü savunan düzenleyici otoriteler ise, bu hizmeti yerleşik işletmeciler
tarafından yükümlülük esasına dayanarak sunulan bir hizmet olarak görmektedirler.
Bu görüşün hakim olduğu ülkelere örnek olarak Avusturya, Belçika, Macaristan,
Norveç, İsveç ve İtalya verilebilir.”
Genel bir değerlendirme yapıldığında, ülke çapında olmasa da en azından bir firma
tarafından yalın ADSL seçeneğinin tüketicilere sunulduğu ülkeler şunlardır: 600
Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, Yeni Zelanda, Portekiz , Amerika Birleşik
Devletleri, Belçika, Norveç, Hollanda, İsveç, Macaristan ve Estonya. Yapılan piyasa
çalışmaları yalın ADSL’in tüketicilere önemli tasarruf sağladığını göstermektedir.
2007 yılında Spectrum Strategy Danışmanlık firmasının yaptığı araştırmaya göre5
aylık 10,5 Sterlin olan hat kirası üç maliyet kaleminden oluşmaktadır:
1) bakır hatlar (tahmini maliyeti 5£)
2) analog ses kanalı (tahmini maliyeti 4,20£)
3) data kanalı (tahmini maliyeti 1,30£)
Bu araştırmaya göre yalın ADSL seçeneğinin bulunmamasının, ses hizmetinden
faydalanmak istemeyen bir tüketiciye maliyeti aylık 4,20 sterlin olmaktadır. Aynı 610
çalışma Avrupa genelinde yalın ADSL imkanının farklı ülkelerdeki tüketicilere
sağladığı düzenli tasarruf miktarının Hollanda için aylık 6 avro, İsveç için 3,5 avro,
Norveç için aylık 2,80 avro, İtalya için aylık 3,94 avro ve Fransa için aylık 6,70 avro
olduğunu göstermektedir.
I.5.4. Soruşturma Açılması ve Kanun’un 9(3) Maddesi Uygulaması
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler doğrultusunda, Türk Telekom’un 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesinin (c) bendindeki “bir mal veya hizmetin satın
alınmasının diğer mal veya hizmetin satın alınması şartına bağlanması” uygulaması
ve (d) bendindeki “Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal,
teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet 620
piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan” uygulamalar içinde olduğu
düşünülmektedir. Bu doğrultuda yukarıda detaylı olarak yer verildiği üzere, Türk
Telekom’un geniş bant internet hizmetleri pazarında sahip olduğu hakim konumunu
kullanarak, ses iletişimi pazarındaki gücünü korumaya çalıştığı, bunun sonucunda
tüketici tercihleri ve faydasının negatif etkilenmesi yanında, mevcut İSS’ler ve GSM
operatörlerinin de perakende pazardaki faaliyetlerinin olumsuz etkilenebileceği
kanaatine varılmaktadır.
Türk Telekom’un tüketicilerden gelen taleplere rağmen devam eden rekabeti bozucu
uygulamanın düzeltilmesine ilişkin bir adım atmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan istenen görüş yazısına cevaben, halihazırda 630
Türk Telekom tarafından kendilerine çıplak ADSL hizmeti sunulmasına ilişkin
herhangi bir başvurunun bulunmadığı ifade edilmektedir.
5
09-07/127-38
15
Bu doğrultuda şikayete konu uygulamadan dolayı Türk Telekom hakkında
soruşturma açılmasının uygun olabileceği kanaatine ulaşılmıştır.
Öte yandan, söz konusu ADSL hizmeti ile sabit telefon hizmetlerinin birlikte satılması
uygulaması yeni bir uygulama olmayıp ADSL hizmetinin ilk sunulmaya başladığı yıl
olan 2003’den bu yana devam etmektedir. Ancak, kullanıcılardan gelen çıplak ADSL
talebi ilgili piyasada henüz yeni sayılabilecek bir durumdur. Türk Telekom’un yeni bir
iş modeli ortaya koyarak bu talebe cevap vermesinin belli bir zaman alması olasıdır.
Bu nedenle, söz konusu uygulamanın değiştirilmesi amacıyla Kanun’un 9(3). 640
maddesi uyarınca Türk Telekom’a, ihlale ne şekilde son vereceğini açılayan bir yazı
gönderilerek, önaraştırma sonucu tespit edilen rekabete aykırı durumun ortadan
kaldırılmasının istenmesi yerinde görülmüştür.
J. SONUÇ
1. Dosya konusu iddialar ile ilgili olarak Türk Telekomünikasyon A.Ş. hakkında
4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek
olmadığına,
2. a) Bununla birlikte, aynı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adı
geçen teşebbüs tarafından yalın ADSL uygulamasının başlatılması ve bu
suretle şikayet konusu uygulamaya son verilmesini teminen üç ay içerisinde 650
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na gerekli başvurunun yapılarak
Rekabet Kurumu’na tevsik edilmesi hususlarında Türk Telekomünikasyon
A.Ş.’ye ve
b) işbu karar hakkında bilgilendirilmek üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu’na
görüş yazısı gönderilmesi için Başkanlığa yetki verilmesine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy