AVRUPAN İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 8284/22
Harun AĞSAKALLI/Türkiye
Başkan
Tim Eickei,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Oddný Mjöll Arnardóttir
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 9 Eylül 2025 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1976 doğumlu olup, Söke’de tutuklu bulunan ve Balıkesir Barosuna kayıtlı Avukat B. Has tarafından temsil edilen bir Türk vatandaşı olan Harun Ağsakallı (“başvuran”) tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 12 Ocak 2022 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan başvuruyu (no. 8284/22);
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) başvurunun tebliğ edilmesine dair kararı;
Hükümet görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Dava, cezaevi yetkililerinin başvurana uygun diş tedavisi sağlama yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasıyla ilgilidir. Başvuran, Sözleşme’nin 3 maddesine dayanmıştır.
2. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesine dayanmıştır. Başvurunun dayandığı olayların meydana geldiği esnada, başvuran Söke T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktadır.
3. Sağlık Bakanlığı tarafından 17 Mart 2020 tarihinde yayımlanan bir genelgeye göre, COVID-19 salgını nedeniyle ve salgının yayılmasını önlemek amacıyla, Bakanlık tarafından ülke genelinde tüm nüfus için tıbbi prosedürlerin ne şekilde uygulanacağı hakkında bir dizi önleyici karar alınmıştır. Bu geçici tedbirler arasında, mümkün olduğunca acil olmayan diş müdahalelerinin ertelenmesi de yer almaktadır. Acil ve temel diş hizmetleri, şiddetli diş ağrısına ve kontrol edilemeyen veya hayati tehlike arz eden diş kanamasına neden olan diş hastalıkları gibi ciddi ağız ve diş sorunlarının tedavisi olarak tanımlanmıştır. Diş çürüğü gibi şiddetli ağrıya neden olmayan semptomların tedavileri, COVID-19 salgını yatışana kadar ertelenmiştir.
4. Başvuran, 18 Ağustos 2020 tarihinde, Ceza İnfaz Kurumunda diş muayenesinden geçmiştir. Diş hekimi, yirmilik yaş dişlerinden birinde dolgu gerektiren bir çürük olduğunu, bu işlem için bekleme listesine kaydettiğini ve daha sonraki bir tarihte randevu alınacağını bildirmiştir. Başvuran, 6 Ekim 2020 tarihinde, yeniden muayene edilmiştir. Diş hekimi, hastanın semptom göstermediğini kaydetmiştir.
5. Başvuran, 11 Kasım 2020 tarihinde, başka bir diş muayenesinden geçmiştir. Diş hekimi, başvuranın durumunun COVID-19’a bağlı tedbirler bağlamında izin verilen acil diş tedavisi kapsamına girmediğinden (bk. yukarıda 3. paragraf), söz konusu dönemde dişini dolgu ile tedavi edemeyeceğini belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun diş hekimi, bununla birlikte dişi çekebileceğini belirtmiştir. Başvuran, önerilen prosedüre rıza göstermediğini ve dolgu ile tedavi edilebilecek bir dişin çekilmesini istemediğini belirtmiştir. Başvuran, 11 ve 12 Kasım 2020 tarihlerinde, Ceza İnfaz Kurumunun idaresine iki başvuruda bulunarak, durumunu açıklamış ve çürük dişinin tedavisi için talepte bulunmuştur.
6. Başvuran, 14 Aralık 2020 tarihinde, Söke Ceza İnfaz Hâkimliği nezdinde, cezaevi idaresinden cevap almadığını belirterek tıbbi yardım talebini yineleyen bir başvuruda bulunmuştur. 21 Ocak 2021 tarihinde, Ceza İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumu idaresinden başvuranın diş tedavisi hakkında bilgileri aldıktan sonra başvuranın talebini reddetmiştir. Hâkim, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan bir genelge uyarınca tüm acil olmayan diş tedavilerinin ertelendiğini ve başvurana diş çekimi önerilmesine rağmen, ilgilinin bu tedaviyi reddettiğini belirtmiştir. Hâkim ayrıca, COVID-19’a ilişkin yeni tedbirler uyarınca, acil olmayan prosedürlerin yeniden başladığını ve başvuranın talep ettiği tedaviyi alabileceğini vurgulamıştır. Söke Ceza Mahkemesi, 24 Şubat 2021 tarihinde, başvuran tarafından bu karara karşı yapılan itirazı reddetmiştir.
7. Hükümetin verdiği bilgilere göre, başvuran ancak 23 Kasım 2021 tarihinde yapılan bir sonraki muayenede diş hekimine yönlendirilmeyi talep etmiş ve diş hekimi, dişinde dikey bir kırık tespit ederek dolgu işleminin bundan böyle uygun bir tedavi olmadığını ve dişin çekilmesi gerektiği kanaatine varmıştır. Başvuran, bir defa daha diş çekilmesini reddetmiştir. Başvuran, 1 Aralık 2021’de, diş muayenesi için Söke Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine (“diş hastanesi”) sevk edilmiş ve burada başka bir diş hekimi dişinin çekilmesini önermiştir. Başvuran diş çekimini reddetmiş ve durumunun kötüleşmesi halinde çekim yaptıracağını belirtmiştir.
8. Başvuran, yetkililerin kendisine uygun diş tedavisi sağlamamaları nedeniyle, kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia ederek bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, 29 Aralık 2021 tarihinde, başvuranın başvurusunu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
9. Ceza İnfaz Kurumunun diş hekimi tarafından düzenlenen tıbbi dosyalara göre, başvuran 21 Ocak 2022, 15 Şubat 2022 ve 23 Mart 2022 tarihlerinde muayene edilmiştir. Başvuran, bu vesileyle de dişinin çekilmesini reddetmiştir. Diş hekimi, başvuranın semptomların ortaya çıkması halinde, diş çekimi talep edeceğini belirttiğini kaydetmiştir. 13 Mayıs 2022 tarihinde, başvuran yeni bir diş muayenesi talep etmiştir. Başvuran daha sonra Söke Diş Hastanesine sevk edilmiş ve çürük dişi çekilmiştir.
10. Başvuran, tıbbi ihtiyaçlarına uygun diş tedavisi sağlanmasının reddedilmesinin kendisine acı çektirdiğini ve bu durumun Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
11. Hükümet, başvuranın tutuklu bulunduğu süre boyunca gerekli diş tedavisini aldığını ileri sürmüştür. Başvuran, Ceza İnfaz Kurumunun diş hekimi tarafından on yedi defa muayene edilmiş ve yedi defa diş kliniğine sevk edilmiştir. Başvuran, diş tedavisi kapsamında diğer dişlerine de iki dolgu ve diş taşı temizliği yaptırmıştır. Hükümet ayrıca, diş dolgusu yaptırmanın başlangıçta gecikmesinin, acil olmayan tüm diş tedavilerinin ertelenmesini öngören COVID-19’a bağlı tedbirlerden kaynaklandığını da vurgulamıştır.
12. Başvuran, Hükümetin görüşlerine belirlenen süre içinde yanıt vermemiş, ancak yine de başvurusunu takip etmek istediğini belirtmiştir.
13. Mahkeme, ulusal makamların özgürlüklerinden yoksun bırakılmış kişilerin sağlığını korumak ve uygun tıbbi tedaviyi sağlamak ve denetlemekle yükümlü olduklarına ilişkin genel ilkelerin Kudła/Polonya ([BD], no. 30210/96, §§ 91-94, AİHM 2000-I), ve Rooman/Belçika ([BD], no. 18052/11, §§ 143-148, 31 Ocak 2019) davalarında özetlendiğini kaydetmektedir.
14. Mevcut davada, Mahkeme öncelikle, başvuranın yirmilik dişindeki çürüğün 18 Ağustos 2020 tarihinde teşhis edildiğini ve başvuranın diş dolgusu için bekleme listesine alındığını kaydetmektedir. 11 Kasım 2020 tarihinde yapılan yeni bir muayene sonucunda, 17 Mart 2020 tarihinden itibaren yürürlükte olan COVID-19 tedbirleri nedeniyle, söz konusu dönemde diş dolgusu yapılamayacağı, zira semptom göstermeyen başvuranın durumunun bu dönemde acil bir durum olarak değerlendirilmediği, ancak dişin çekilebileceği tespit edilmiştir. Başvuran diş çekimini reddetmiştir. Başvuran tarafından ek muayene talebi bulunmadığından, bir sonraki muayene bir yıl sonra 23 Kasım 2021 tarihinde yapılmıştır. Bu muayeneyi yapan diş hekimi ve sonraki dört muayeneyi yapan diğer diş hekimleri dişin çekilmesi gerektiğini açıklamış olsalar da, başvuran bu müdahaleyi reddetmiş ve semptomlar ortaya çıkmaya başladığında kabul edeceğini belirtmiştir (bk. yukarıda 7 ve 9. paragraflar). Diş, başvuranın talebi üzerine 13 Mayıs 2022 tarihinde çekilmiştir.
15. Bu tespitler ışığında, Mahkeme, başvuranın tutuklu bulunduğu süre boyunca düzenli olarak bir diş hekimi tarafından muayene edildiğini gözlemlemektedir. Başvuranın istediği diş tedavisi, söz konusu dönemde yürürlükte olan COVID-19 tedbirleri nedeniyle gerçekleştirilemediğinde, başvuran bu dönemde mevcut olan başka bir tedaviye tabi tutulmuş ve bu tedavinin, söz konusu diş problemi için tek uygun tedavi olduğu daha sonra ortaya çıkmıştır. Mahkeme, başvuranın tedavisinde belirli gecikme olduğunu kabul etmekle birlikte, Ceza İnfaz Kurumunda verilen tıbbi tedavinin uygun olabilmesi için, devlet makamlarının tüm nüfusa sağlamayı taahhüt ettiği düzeyde olması gerektiğini vurgulamaktadır (bk. yukarıda anılan Rooman, § 147). Mevcut davada, Mahkeme, başvuranın tedavisindeki gecikmelerin, tüm nüfusa, tutuklular da dâhil olmak üzere, sağlık hizmetlerinin yardımını etkileyen COVID-19’a bağlı tedbirlerden kaynaklandığını gözlemlemektedir. Sonuç olarak, Mahkeme, başvurana sağlanan diş tedavisi hizmetlerinin keyfi olarak geciktirildiği veya başvuranın diğer vatandaşlara sağlanan hizmetlerden daha düşük kalitede bir hizmet aldığı sonucuna varamaz.
16. Ayrıca, Mahkeme, başvuranın dişinin çekilmesi önerildiğinde, başvuranın semptomların ortaya çıkması halinde, bu durumu kabul edeceğini söylediğini kaydetmektedir. 2022 yılının ocak ayında muayeneyi yapan diş hekimi de hastanın semptomsuz olduğunu kaydetmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun diş hekiminin, başvuranın semptom göstermediğine dair tekrarlanan sonuçları ve başvuranın semptomlar ortaya çıkar çıkmaz dişinin çekilmesini isteyeceğine dair beyanları (bk. yukarıda 7 ve 9. paragraflar) dikkate alındığında, Mahkeme, elindeki delil unsurlarından, başvuranın 13 Mayıs 2022 tarihinde dişini çektirme kararı alana kadar ciddi diş sorunları yaşadığı sonucuna varamaz. Mahkeme, diş çekimi yerine diş dolgusu yapılmasının geciktirilmesi veya reddedilmesinin, başvuranın sağlığı veya refahı üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu tespit edememektedir.
17. Sonuç olarak, Mahkeme, başvuranın Ceza İnfaz Kurumunda bir diş hekimine muayene olabildiğini, gerektiği takdirde bir diş kliniğine sevk edildiğini ve diş sorunları için gerekli tedaviyi gördüğünü tespit etmiştir.
18. Sonuç olarak, başvuranın uygun diş tedavisine erişemediği iddiasına ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 2 Ekim 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Tim Eicke
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan