AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 27757/20
Ahmet Haluk ALTAN / Türkiye
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Péter Paczolay,
Juha Lavapuro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla, 2 Eylül 2025 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1968 doğumlu bir Türk vatandaşı olan ve Elazığ’da ikamet eden Ahmet Haluk Altan’ın (“başvuran”), 1 Temmuz 2020 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu 27757/20 no.lu başvuruyu,
Başvurunun, söz konusu dönemde kendi görevlisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSUBaşvuru, avukat olarak görev yapan başvuranın, bir hâkim hakkında dile getirdiği sözler nedeniyle adli para cezası ödemeye mahkûm edilmesiyle ilgilidir. Başvuran hakkında, 18 Aralık 2006 tarihinde hakaret suçundan ceza yargılaması başlatılmıştır. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Aralık 2012 tarihinde, başvuranı bu suçtan dolayı 8.840 TL tutarında (kararın açıklandığı tarihte yaklaşık 3.820 avro) adli para cezası ödemeye mahkûm etmiştir. Yargıtay, özellikle Ağır Ceza Mahkemesinin başvurana atfedilen olay ve olguları doğru bir şekilde nitelendirdiği kanısına vararak, bu kararı onamıştır. Anayasa Mahkemesi, 12 Kasım 2019 tarihli kararla, başvuranın ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmediği sonucuna varmış ve söz konusu karar, 17 Aralık 2019 tarihinde ilgiliye tebliğ edilmiştir. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürerek, cezaya mahkûm edilmesinin ifade özgürlüğü hakkına yönelik ihlal teşkil etmesinden şikâyetçi olmaktadır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
Mahkeme, mevcut davada, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası anlamında iç hukukta kesinleşen kararın, 12 Kasım 2019 tarihinde verilen ve başvurana 17 Aralık 2019 tarihinde tebliğ edilen Anayasa Mahkemesi kararı olduğunu tespit etmektedir (yukarıda 4. paragraf). Başvurunun 1 Temmuz 2020 tarihinde sunulması nedeniyle, Mahkemenin, mevcut başvurunun başvuruda bulunma süresine uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemesi gerekmektedir. Mahkeme, Sözleşme’ye Ek 15 No.lu Protokol’ün yürürlüğe girmesiyle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası bağlamında öngörülen başvuruda bulunma süresinin 1 Şubat 2022 tarihinden itibaren altı aydan dört aya indirildiğini hatırlatmaktadır. Mevcut davada, iç hukukta kesinleşen nihai kararın bu tarihten önce verilmesi ve başvuran tarafından alınması sebebiyle, Mahkeme, başvuruda bulunmak için kural olarak altı ay süre kuralını belirtmeye devam edecektir. Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası anlamında Mahkemeye başvuruların sunulmasına ilişkin sürelerle ilgili genel ilkeler, Sabri Güneş/Türkiye kararında ([BD], no. 27396/06, §§ 29 ve 39-42, 29 Haziran 2012 ve bu kararda belirtilen atıflar) özetlenmiştir. Mahkeme özellikle, altı ay süre kuralının bir kamu düzeni kuralı olduğunu ve Mahkemeye sunulan her davada bu süreye uyulmasını sağlaması gerektiğini hatırlatmaktadır. Mevcut davada, iç hukukta kesinleşen karar olan Anayasa Mahkemesi kararı, başvurana 17 Aralık 2019 tarihinde tebliğ edilmiştir (yukarıda 5. paragraf). Mahkemeye başvuruda bulunma süresinin normal olarak altı ay sonra, yani 17 Haziran 2020 tarihinde sona erecek olmasına rağmen, başvuran mevcut başvurusunu 1 Temmuz 2020 tarihinde sunmuştur. Mahkeme, mevcut başvuruda altı ay süre kuralının uygulanmasının, Covid-19 kaynaklı sağlık krizi bakımından daha önceki davalarda belirlediği ilkeler dikkate alınarak incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Mahkeme öncelikle, Saakashvili/Gürcistan kararında ((k.k.), no. 6232/20 ve 22394/20, §§ 52-58, 1 Mart 2022), altı aylık sürenin 16 Mart ile 15 Haziran 2020 tarihleri arasında işlemeye başlaması veya sona ermesinin gerekmesi durumunda, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen altı aylık sürenin istisnai olarak toplam üç ay süreyle ertelenmiş olarak kabul edilmesi gerektiğine karar verdiğini ifade etmektedir. Aynı yaklaşım, daha sonraki kararlarda izlenmiştir (örnek olarak bk. X ve diğerleri/İrlanda, no. 23851/20 ve 24360/20, § 58, 22 Haziran 2023, Koilova ve Babulkova/Bulgaristan, no. 40209/20, § 25, 5 Eylül 2023, ve Validity Foundation on behalf of T.J./Macaristan, no. 31970/20, § 57, 10 Ekim 2024). Mevcut davada, altı aylık süre, 17 Aralık 2019 tarihinde işlemeye başlamıştır ve bu sürenin normal olarak 17 Haziran 2020 tarihinde sona ermesi gerekmiştir. Altı aylık sürenin, sağlık krizinin istisnai dönemi sırasında, yani 16 Mart ile 15 Haziran 2020 tarihleri arasında başlamaması veya sona ermemesi, ancak bu dönem boyunca işlemesi nedeniyle, mevcut dava böylelikle, Saakashvili/Gürcistan (yukarıda anılan karar) kararından ayrı tutulmaktadır. Mahkeme, Kitanovska ve Barbulovski/Kuzey Makedonya (no. 53030/19 ve 31378/20, § 40, 9 Mayıs 2023) kararında, mevcut davadaki duruma benzer olan durum hakkında kararını vermiştir. Mahkeme, istisnai uzatmanın yalnızca altı aylık sürenin 16 Mart ile 15 Haziran 2020 tarihleri arasındaki dönemde işlemeye başlaması veya sona ermesi halinde uygulanabilir olduğu kanaatine varmıştır. Mahkeme, bu yaklaşımı çok yakın bir tarihte Masse/Fransa kararında ((k.k.), no. 47506/20, §§ 29-31, 25 Mart 2025) kabul etmiştir. Bu koşullarda, başvuranın özel durumuyla ilgili istisnai koşulların bulunmaması nedeniyle, Mahkeme, yukarıda anılan Masse kararında son olarak kabul ettiği yaklaşımından uzaklaşmak için geçerli bir neden görmemektedir. Mahkeme, altı aya ek olarak üç aylık istisnai uzatmanın başvuranın durumu için geçerli olmadığı kanısına varmaktadır. Dolayısıyla mevcut başvurunun, iç hukukta kesinleşen kararın 17 Aralık 2019 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından altı aydan fazla bir süre sonra, 1 Temmuz 2020 tarihinde yapılması nedeniyle, bu başvuru süresinden sonra sunulmuştur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, altı ay süre kuralına uyulmadığı gerekçesiyle reddedilmelidir.Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 25 Eylül 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan