AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 19889/19
Fatih AKÇEŞME / TÜRKİYE
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Gilberto Felici,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 7 Haziran 2022 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ankara barosuna kayıtlı Avukat N. Ulusoy tarafından temsil edilen ve 1978 doğumlu olup Ankara’da ikamet eden Fatih Akçeşme (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 29 Mart 2019 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkeme’ye yapılmış olan başvuruyu (no. 19889/19);
Mahkeme erişim hakkı kapsamındaki şikâyetin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine yönelik kararı;
ve tarafların beyanlarını dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
Başvuru, başvuranın bireysel başvurusunun Anayasa Mahkemesi tarafından süre aşımı gerekçesiyle iddia edildiği üzere aşırı şekilci bir tutumla reddine ilişkindir. Başvuran, bu bağlamda, avukatının geçirdiği kalp krizi nedeniyle nihai kararın bildirilmesinden itibaren başlayan, Anayasa Mahkemesi nezdinde bir başvuruda bulunmak için gerekli, otuz günlük süre sınırını kaçırdığını beyan etmiştir. Taraflarca sunulan belgelere göre, iç hukuk yargılamaları sonucunda kesinleşen karar başvuranın avukatına 19 Mart 2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuranın avukatı 20 Mart 2018 tarihinde hastaneye yatış yapmış ve 23 Mart 2018 tarihinde taburcu edilmiştir. Bu sebeple, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru 4 Mayıs 2018 tarihinde yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi nezdindeki başvuru formunda, başvuranın avukatı sağlık sorunlarının 22 Nisan 2018 tarihine kadar sürdüğünü ifade etmiştir. 23 Mart 2018 tarihli epikriz raporunu da destekleyici bir belge olarak eklemiştir.
Anayasa Mahkemesi nezdinde yapılan bireysel başvurulara ilişkin iç hukuk kurallarına göre, başvuruda bulunmak için gereken otuz günlük süre sınırının, mücbir sebep veya ciddi hastalık gibi haklı bir mazeretten dolayı kaçırılması durumunda, mazereti belgeleyen destekleyici delillerin sunulması şartıyla mazeretin ortadan kalkmasını takiben on beş gün içerisinde başvuru yapılabilir.
MAHKEME’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Başvuran Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında Anayasa Mahkemesine erişiminin reddedildiğinden ve mahkemenin, avukatının açıklamalarının otuz günlük süre sınırına uymaması açısından geçerli bir mazeret teşkil edip etmediğini araştırmadığından şikâyetçi olmuştur.
Mahkeme, belge sunma ya da temyiz başvurusunda bulunmak için belirlenen süre sınırı gibi usule ilişkin kuralların yorumuna yönelik uyuşmazlıkların çözümünün öncelikle ulusal makamları ve mahkemeleri ilgilendirdiğini yineler (bk. Kurşun / Türkiye, no. 22677/10, § 95, 30 Ekim 2018). Ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında maddi veya hukuki tespitlerde bulunarak, önlerinde bulunan delilleri değerlendirme ve ilgili iç hukuk kurallarını uygulama konusunda en yetkili merci olan yerel mahkemelerin yerine geçmek Mahkeme’nin yetkisi dâhilinde değildir.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi nezdinde otuz günlük süre sınırı içerisinde başvuruda bulunmayan başvuruculara, ek on beş günlük başvuru süresi tanıyan iç hukuk kuralının, haklı bir sebepten dolayı belirlenen süre sınırı içerisinde başvuru yapamayan temsilcilere de uygulanıp uygulanamayacağı ve hangi ölçüde uygulanabileceği Mahkeme’ye açıkça sunulmamıştır.
Bununla birlikte, başvuranların temsilcilerine istisnalar uygulandığı varsayılsa bile, Mahkeme aşağıdaki sebepten dolayı başvurunun açıkça dayanaktan olduğunu kaydederek bu hususa ilişkin bir görüş belirtmeye gerek görmemektedir.
Hükümet tarafından ibraz edilen ve başvuranın itiraz etmediği bilgiye göre, başvuranın avukatı Anayasa Mahkemesine yalnızca 23 Mart 2018 tarihli epikriz raporunu sunmuş ve sağlık sorunlarının, 22 Nisan 2018 tarihine kadar devam eden otuz günlük süre sınırı içinde hangi sebeplerle başvuru yapmasını engellediğine ilişkin herhangi bir destekleyici belge sunmamış ve açıklama yapmamıştır.
Bu koşullar altında, başvurunun, başvuranın avukatının hastaneden taburcu olmasını takiben on beş gün içerisinde yapılmaması göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyu süre sınırını aştığı gerekçesiyle reddetmesinde aşırı bir şekilcilik bulunduğu ileri sürülemez.
Başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 30 Haziran 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
{signature_p_2}
Hasan Bakırcı Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdürü Başkan