Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-1-23 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 18-06/101-52
Karar Tarihi : 20.02.2018
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan :Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN,
Şükran KODALAK, Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER : Remzi Özge ARITÜRK, Çağlar Deniz ATA, Başak TEKÇAM,
Hakan EREK, Dilan TOPRAK, Musa ÇOKUR, Ali OZAN
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - 2M Enerji Toptan Elektrik Tic. A.Ş.
19 Mayıs Mah. İnönü Cad. Esin Sok. No:1 Kat:2 Vera Plaza
Kozyatağı Kadıköy/İstanbul
- Fina Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Satış A.Ş.
Kısıklı Cad. Sarkusyan Ak İş Merkezi No:4 A Blok Kat:2
Altunizade Üsküdar/İstanbul
- İpragaz A.Ş.
19 Mayıs Cad. Nova Baran Plaza No: 4 Kat: 13-17 34360
Şişli/İstanbul
- Mehmet Emin TAŞ
(…..)
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR :- Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.
Göksu Mah. Serik Cad. Demokrasi Kavşağı Kepez
Antalya
- CK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Göksu Mah. Aspendos Bulvarı Serik Cad. Kepez
Antalya
- AK DEN Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri
A.Ş.
Horasan Sokak No:14 GOP Ankara
(1) E. DOSYA KONUSU: Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş., CK Akdeniz Elektrik Perakende
Satış A.Ş. ve AK DEN Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.’nin 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettikleri iddiası.
18-06/101-52
2/322
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: 2M Enerji Toptan Elektrik Tic. A.Ş. (2M) tarafından Akdeniz
Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye (AKDENİZ EDAŞ) ilişkin olarak yapılan ve Rekabet Kurumu
(Kurum) kayıtlarına 19.03.2016 tarih ve 1866 sayı, 22.03.2016 tarih ve 1957 sayı ile
23.03.2016 tarih ve 1975 sayılı başvurularda;
2M’nin portföyünde bulunan ve elektrik dağıtım hizmetini AKDENİZ EDAŞ’tan alan
tüketicilere yönelik yapılan sayaç okuma işlemlerinde fazla tüketim yüklenmesi ve
tüketim yüklenmemesi gibi sorunlarla karşılaşıldığı,
Anılan sorunları yaşayan tüketicilerin 2M’nin ilgili bölgedeki portföyünün yaklaşık
olarak %70’ini oluşturduğu ve yaşanan sorunların 2M’ye müşteri
memnuniyetsizliği, müşteri güvensizliği ve rekabet dezavantajı olarak geri
döndüğü,
2016 Şubat ayı itibarıyla 2M’nin portföyünde bulunan (…..) tüketici için çalışma
yapıldığı ve bu tüketicilerden 711’inde bahse konu nitelikte problemlerle
karşılaşıldığı,
Yapılan çalışmada 408 tüketiciye ortalama tüketimin %20 ve daha üzerinde fazla
yükleme yapıldığı, 265 tüketiciye ise yılın değişik dönemlerinde hiç yükleme
yapılmadığı
belirtilmiş ve gereğinin yapılması talep edilmiştir.
(3) Fina Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Satış A.Ş. (FİNA) tarafından CK Akdeniz
Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye (CK AKDENİZ) ilişkin olarak yapılan 22.03.2016 tarih ve
1960 sayılı başvuruda;
Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) sorgulama raporlarında serbest tüketici
adayı olarak gözüken ve mevcut durumda başka bir tedarikçi ile indirim sözleşmesi
olmayan K11 grubu tüketicilerle FİNA arasında 2016 Ocak-Nisan döneminde
serbest tüketici2 sözleşmesi imzalandığı ve söz konusu tüketicilerin FİNA’nın
portföyüne dahil olabilmesi için Piyasa Yönetim Sistemi3 (PYS) üzerinden talep
işlemlerinin yapıldığı,
PYS üzerinden yapılan talep işleminin ardından CK AKDENİZ’in talep edilen
tüketicilerin hepsini ziyaret ettiği,
CK AKDENİZ’in FİNA’ya birtakım formlar gönderdiği ve söz konusu formlarda
anılan tüketicilerle CK AKDENİZ’in sözleşme yenilediği, bu sebeple FİNA’nın PYS
üzerinden yaptığı taleplerin geri çekilmesinin talep edildiği,
1 K1 grubu tüketiciler, her yıl Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından belirlenen serbest tüketici
limitinin altında tüketimi bulunan veya tüketimleri bu sınırı geçmekle birlikte herhangi bir tedarikçi ile ikili
sözleşme imzalamadan düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik alan tüketicilerdir. 2016 yılı için belirlenmiş
olan serbest tüketici limiti 3.600 kWh iken 2017 için bu limit 2.400 kWh olmuştur.
2 Serbest tüketici, EPDK tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimi bulunduğu
veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için
tedarikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzel kişidir.
3 PYS, dengeleme mekanizması ve uzlaştırmaya ilişkin işlemlerin yürütülmesi amacıyla, piyasa işletmecisi,
sistem işletmecisi, piyasa katılımcıları ve sayaçların okunmasından sorumlu iletim ve dağıtım lisansı sahibi
tüzel kişilerin kullanımına sunulan ve küçük istemci yapısında çalışan uygulamalardır.
18-06/101-52
3/322
K1 grubunda yer alan ve serbest tüketici talebi FİNA tarafından yapılan tüketicilerin
CK AKDENİZ tarafından nasıl tespit edilebildiğinin ve EPİAŞ sisteminde ikili
anlaşması bulunmayan tüketicilerle CK AKDENİZ’in nasıl sözleşme
yenileyebildiğinin anlaşılamadığı,
CK AKDENİZ tarafından yapılan uygulamaların dağıtım ve perakende satış
faaliyetlerinin ayrıştırılmasına ilişkin usul ve esaslara aykırı olduğu, bu yolla elektrik
piyasası ve rekabet hukuku mevzuatlarına aykırı bir şekilde serbest tüketici
adaylarının tedarikçi seçme özgürlüklerinin kısıtlandığı
ifade edilmiştir.
(4) İpragaz A.Ş. (İPRAGAZ) tarafından CK AKDENİZ dahil olmak üzere çeşitli görevli tedarik
şirketlerine (GTŞ) ilişkin olarak yapılan 13.02.2017 tarih ve 992 sayılı başvuruda;
Elektrik dağıtım şirketleri ve elektrik perakende satış şirketlerinin ortak hareket
ederek haksız rekabete sebebiyet veren, rekabetin olması gerektiği gibi yürümesini
engelleyen davranışlarının önüne geçilebilmesi amacıyla EPDK tarafından Elektrik
Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde (THY) yapılan değişikliğin 04.08.2016
tarihinde yayınlandığı,
Bu değişikliğe göre, fatura-ödeme bildirimlerinde aşağıdaki bilgilerin yer almasının
zorunlu olduğu,
1- Tüketicinin son kaynak tarifelerinden elektrik alan serbest tüketici, ikili
anlaşma ile elektrik alan serbest tüketici ya da serbest olmayan tüketici
sınıflarından hangisine girdiğine ilişkin bilgi,
2- Varsa taahhüdün süresi, sürenin kaçıncı ayında bulunulduğu ve taahhüdün
sona erme tarihi ile taahhüdün bozulması halinde uygulanacak cezai ücret
ve/veya cayma bedellerinin uygulama esaslarına ilişkin bilgi
Bu değişikliğin, EPDK tarafından elektrik tedarik piyasasında serbestleşmenin
önünün açılabilmesi, şeffaflığın sağlanması ve tüketicilerin mağduriyetinin
önlenmesi amaçlı yapıldığı,
THY’de yapılan değişikliğe göre, fatura ödeme bildirimlerinde yer alması gereken
zorunlu bilgilerden birinin, tüketicinin hangi tüketici sınıfına girdiğine ilişkin bilgi
olduğu, tüketicilerin, ne durumda olduklarını bilmelerinin, şeffaflığın
sağlanabilmesi, tedarikçi değiştirmek veya serbest tüketici olmak isteyen
tüketicilerin önünün açılması için getirilen bu değişikliğe uyulmamasının piyasada
şeffaflığı engellediği ve haksız rekabete neden olduğu,
Yapılan değişikliğe göre, fatura-ödeme bildirimlerinde yer alması gereken bir diğer
hususun varsa taahhüdün süresi, sona erme tarihi ve kaçıncı ayda bulunulduğu
bilgileri ile taahhüdün bozulması halinde cezai ücret uygulamasına ilişkin bilgi
olduğu, bu ibare ile tüketicinin, sözleşmesini taahhüdün sona erme süresinden
önce sonlandırması halinde karşılaşacağı hukuki yaptırımlar hakkında
bilgilendirilerek, mağduriyetinin önlenmesinin amaçlandığı,
18-06/101-52
4/322
GTŞ’lerin söz konusu bilgilere faturalarda yer vermeyerek, piyasadaki rekabet
koşullarını bozmakta olduğu ve serbest tüketici olmak isteyen veya tedarik şirketi
değiştirmek isteyenlerin önünü keserek, diğer tedarik şirketlerinin piyasadaki
faaliyetlerini zorlaştırmakta olduğu hususları
ifade edilmiş ve farklı bölgelerde faaliyet gösteren 20 adet GTŞ’nin söz konusu
yönetmeliğe uygun bilgileri içermeyen fatura örnekleri gönderilmiştir. CK AKDENİZ’e ait
gönderilen 06.10.2016 tarihli fatura örneğinde tüketicinin son kaynak tarifelerinden elektrik
alan serbest tüketici, ikili anlaşma ile elektrik alan serbest tüketici ya da serbest olmayan
tüketici sınıflarından hangisine girdiğine ilişkin bilginin yer almadığı görülmüştür.
(5) Mehmet Emin TAŞ tarafından CK AKDENİZ hakkında yapılan 18.11.2016 tarih ve 6744
sayılı başvuruda;
2015 yılında CK AKDENİZ ile yapmış olduğu bir yıllık sözleşmenin bitiş tarihinde
Cerean Enerji’ye geçiş yapmak istediğini fakat CK AKDENİZ’in cayma bedeli
gönderdiğini ve söz konusu cayma bedeline gerekçe olarak “Taraflar’dan herhangi
birisi Sözleşme bitiş tarihinden doksan (90) gün öncesine kadar Sözleşme'nin
feshedileceğini diğer Tarafa bildirimde bulunmadığı sürece Sözleşme birer yıllık
sürelerle kendiliğinden uzar.” hükmünün gösterildiği,
28.11.2013 tarih ve 28835 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 52.maddesinin
birinci fıkrasında abonelik tanımına açıklık getirilmiş olduğu, üçüncü fıkrasında ise;
“Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.” hükmünün
yer aldığı,
Söz konusu cayma bedeline ilişkin itirazlar devam ederken icraya sevk edildiği, CK
AKDENİZ’den ödediği paranın iadesiyle ilgili herhangi bir dönüş alamadığı, bu
husus hakkında CK AKDENİZ’in denetlenmesi gerektiği
ifade edilmiştir. Şikayetçi tarafından Kurum’a gönderilen CK AKDENİZ’in söz konusu
şikayete ilişkin cevabi yazısı ise aşağıdaki şekildedir:
“İlgi dilekçeniz ile Mehmet Emin Taş adına kayıtlı (…..) numaralı aboneliğinize
tahakkuk eden 2016/06 dönem cayma bedeli faturanıza itiraz etmektesiniz.
Dilekçeniz İncelenmiş olup (…..) numaralı aboneliğinizin 2016/06 dönem faturası,
ekte sureti gönderilen, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin “10-Sözleşmenin
Feshi" "Müşteri, Sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda haklı bir gerekçe
olmadan Sözleşme’yi sona erdirdiği takdirde Sözleşme çerçevesinde tahakkuk
ettirilecek en yüksek bir (1) Elektrik faturası tutarında cayma bedeli ödemeyi kabul,
beyan ve taahhüt eder." ve "16- Diğer Hususlar" "Taraflar’dan herhangi birisi
Sözleşme bitiş tarihinden doksan (90) gün öncesine kadar Sözleşme'nin
feshedileceğini diğer Tarafa bildirimde bulunmadığı sürece Sözleşme birer yıllık
sürelerle kendiliğinden uzar." hükümleri gereği tahakkuk etmiştir.
18-06/101-52
5/322
(6) CK AKDENİZ tarafından verilen cevaba ait ekte yer alan sözleşme sureti ve Enerji Alım-
Satım Formları (IA-02 Formu) incelendiğinde, IA-02 Formu’nda yer alan imzalanma
tarihinin 22.05.2015 olduğu ve tedarikçinin tüketicinin elektrik ihtiyacını 22.07.2015
tarihinden itibaren karşılayacağına ilişkin bilginin yer aldığı ve sözleşme süresinin ise bir
yıl olduğu anlaşılmıştır.
(7) G. DOSYA EVRELERİ: Anılan başvurular ile ilgili olarak hazırlanan 02.05.2016 tarih ve
2016-1-23/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulunun (Kurul) 01.06.2016 tarihli,
toplantısında görüşülmüş ve dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
önaraştırma yapılmasına 16-19/322-M sayı ile karar verilmiştir.
(8) Önaraştırma çerçevesinde hazırlanan 30.06.2016 tarih ve 2016-1-23/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu, 19.07.2016 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek 16-24/407-M sayı
ile 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik olarak;
AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AK DEN Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri
A.Ş.'nin (AKDEN) hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(9) Haklarında soruşturma açıldığını ve ilk yazılı savunmalarının 4054 sayılı Kanun’un 43.
maddesi uyarınca 30 gün içinde gönderilmesi gerektiğini bildiren 02.08.2016 tarih ve 8427
sayılı yazılar taraflarca 04.08.2016 tarihinde tebellüğ edilmiştir. AKDENİZ EDAŞ, CK
AKDENİZ ve AKDEN’ın ilk yazılı savunmaları süresi içinde 02.09.2016 tarih, 5279, 5281
ve 5280 sayılar ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(10) Kurul’un 15.12.2016 tarih ve 16-44/703-M sayılı kararında 4054 sayılı Kanun'un 43.
maddesinin birinci uyarınca, soruşturmanın süresinin bitiminden itibaren altı ay
uzatılmasına karar verilmiştir.
(11) Yapılan inceleme, değerlendirme ve tarafların ilk yazılı savunmaları da dikkate alınarak
hazırlanan 19.07.2017 tarih ve 2016-1-23/SR sayılı Soruşturma Raporu ve ekleri taraflara
ve Kurul üyelerine tebliğ edilmiştir.
(12) AKDENİZ EDAŞ’ın sözlü savunma toplantısı talepli ikinci yazılı savunması 22.09.2017
tarih ve 6786 sayı, CK AKDENİZ’in sözlü savunma toplantısı talepli ikinci yazılı savunması
22.09.2017 tarih ve 6786 sayı ve AKDEN’in sözlü savunma toplantısı talepli ikinci yazılı
savunması 22.09.2017 tarih ve 6786 sayı ile süresi içerisinde Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
(13) İkinci yazılı savunmalara karşılık hazırlanmış bulunan 09.10.2017 tarih ve 2016-1-23/EG
sayılı Ek Görüş, 11.10.2017 tarihinde taraflarca tebellüğ edilmiştir. Üçüncü yazılı savunma
sürelerinin uzatılması talebi 26.10.2017 Kurul toplantısında uygun görülerek, sürelerinin
4054 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bitiminden itibaren 30 gün
uzatılmasına 17-35/545-M sayı ile karar verilmiştir.
(14) CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın dosyaya giriş talepleri 28.11.2017 tarihli Kurul
toplantısında görüşülmüş ve 17-39/624-271 sayı ile Kurum içi yazışma niteliği taşıyan
kamu kurum ve kuruluş yazışmaları ve tutanaklarının, Kurum merkezinde herhangi bir
elektronik veya mekanik kopyasının alınmadan ancak not alınabilecek şekilde incelenmek
üzere erişime açılmasına diğer bilgi ve belgelere yönelik taleplerin aynen kabulüne karar
verilmiştir.
18-06/101-52
6/322
(15) Tarafların son yazılı savunması yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. 4054
sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma toplantısı tarihinin belirlenmesi
konulu ve 13.12.2017 tarih ve 2016-1-23/BN-7 sayılı Bilgi Notu 21.12.2017 tarihli Kurul
toplantısında ele alınmıştır. Soruşturma kapsamında, sözlü savunma toplantısının
06.02.2018 tarihinde yapılmasına 17-42/659-M sayı ile karar verilmiştir.
(16) CK AKDENİZ tarafından gönderilen ve sözlü savunma toplantısının bir kısmının gizli
oturum şekilde yapılması talebini içeren ve Kurum kayıtlarına 15.01.2018 tarih ve 603 sayı
ile intikal eden başvuru üzerine düzenlenen 15.01.2018 tarih, 2016-1-23/BN-8 sayılı Bilgi
Notu, 18.02.2018 tarihli Kurul toplantısında ele alınmıştır. 4054 sayılı Kanun ve Rekabet
Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma Toplantıları Hakkında Tebliğ’in "Toplantının
Aleniyeti ve Gizli Oturum Kararı" başlıklı 9. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı
fıkrasındaki hükümlerinin dikkat alınması sonucunda; CK AKDENİZ’in başvurusunda ifade
edilen hususlar göz önünde bulundurularak; adı geçen şirket tarafından yapılan gizlilik
talebinin; 15.01.2018 tarihli yazı ile Kurumumuz kayıtlarına giren sunum planı
çerçevesinde ticari sır içerdiği değerlendirilen “2.2.Rekabetçi Kaygıları Gidermeye Yönelik
Atılan Adımların Yer Aldığı Başlıklar” başlıklı bölüm bakımından kabulüne 18-03/21-M
sayı ile karar verilmiştir.
(17) Kurul yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, Ek Görüş’e, toplanan
delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve
incelenen dosya kapsamına göre 20.02.2018 tarihinde 18-06/101-52 sayılı nihai kararını
vermiştir.
(18) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili dosyada; AKDENİZ EDAŞ’ın Akdeniz elektrik dağıtım
bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti pazarında hâkim durumda olduğu, AKDENİZ EDAŞ’ın
eylem ve uygulamaları yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim
durumunu kötüye kullandığı, bu sebeple AKDENİZ EDAŞ’a 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesi uyarınca para cezası verilmesi gerektiği, CK AKDENİZ’in Akdeniz elektrik
dağıtım bölgesinde, “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik
enerjisinin perakende satışı” “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi
müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ilgili
pazarlarında hâkim durumda olduğu, CK AKDENİZ’in eylem ve uygulamaları yoluyla 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim durumunu kötüye kullandığı ve bu
sebeple CK AKDENİZ’e 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca para cezası verilmesi
gerektiği, AKDEN’e ilişkin bir ihlal tespiti yapılmadığı ve AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ
ve AKDEN’den oluşan dikey bütünleşik yapının 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca
rekabet ihlali niteliğinde olan uygulamalarına son vermesi gerektiği sonuç ve kanaatine
ulaşılmıştır.
18-06/101-52
7/322
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. İlgili Taraflar
I.1.1. AKDENİZ EDAŞ
(19) AKDENİZ EDAŞ, Antalya, Isparta ve Burdur illerinde elektrik dağıtım faaliyetini
münhansıran yürütmekte olan dağıtım şirketidir. Şirket, 28.05.2013 tarihinde özelleştirme
ihalesini kazanan Cengiz-Limak-Kolin Ortak Girişim Grubu’na devrolmuştur.
I.1.2. CK AKDENİZ
(20) Elektrik dağıtım ve elektrik perakende satış faaliyetlerinin yasal ayrıştırmaya tabi tutulması
kapsamında 01.07.2013 tarihinde AKDENİZ EDAŞ’tan hukuki yönden ayrıştırılarak
elektriğin perakende satış faaliyetini yürütmek için kurulan şirkettir.
I.1.3. AKDEN
(21) Ana sözleşmesine göre, AKDEN’in kuruluş amacı, enerji sektöründe faaliyet gösteren
şirketler kurulması veya kurulmasına iştirak edilmesi, yönetimlerinin tayin edilmesi, teknik,
mali, bilgi işlem ve mali organizasyonlara danışmanlık hizmeti sağlanması, destek
verilmesi ve bu şirketler aracılığıyla sınai ve ticari yatırımların yapılması ve faaliyetlerin
yürütülmesidir. AKDEN, AKDENİZ EDAŞ’ın özelleştirilmesi kapsamında 02.04.2013
tarihinde ticaret siciline tescil olmuştur. AKDEN’in mevcut hissedarlık yapısında Cengiz
İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Kolin İnşaat Turz. San. ve Tic. A.Ş. (KOLİN İNŞAAT)
%50’şer oranında hisseye sahiptir.
I.1.4. CK Enerji Yatırım A.Ş.’ye (CK ENERJİ) İlişkin Genel Bilgi
(22) Soruşturma tarafı CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ı bünyesinde bulunduran CK Enerji
Yatırım A.Ş. (CK ENERJİ) soruşturmanın muhatabı değildir. Ancak CK ENERJİ hakkında
da bilgi verilmesi yerinde olacaktır. CK ENERJİ, Cengiz Holding A.Ş. (CENGİZ
HOLDİNG), Limak Yatırım, Enerji Üretim İşletme Hizmetleri ve İnşaat A.Ş. (LİMAK
YATIRIM) ve KOLİN İNŞAAT ortaklığıyla 05.09.2013 yılında CLK Enerji Yatırım A.Ş.
adıyla enerji sektöründe faaliyette bulunmak amacıyla kurulmuş olup, 30.06.2017 tarihli
Hisse Devir Sözleşmesi ile LİMAK YATIRIM’a ait hisseler CENGİZ HOLDİNG ve KOLİN
İNŞAAT tarafından devralınmıştır. Ayrıca 13.07.2017 tarihinde şirketin ticaret unvanı CK
ENERJİ olarak tescil edilmiştir.
(23) CK ENERJİ elektriğin dağıtımı ile toptan ve perakende satışı alanlarında faaliyette
bulunmaktadır. Mevcut durumda AKDENİZ EDAŞ, Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.
(BOĞAZİÇİ ELEKTRİK) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. şirketleri aracılığıyla elektrik
dağıtımında faaliyet göstermektedir. Ayrıca Antalya, Isparta, Burdur illerinde CK
AKDENİZ, İstanbul Avrupa yakasında CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş. (CK
BOĞAZİÇİ) ve Sivas, Tokat, Yozgat illerinde CK Çamlıbel Elektrik Perakende Satış A.Ş.
aracılığıyla GTŞ olarak elektriğin perakende satışı alanında faaliyetlerine devam
etmektedir.
18-06/101-52
8/322
I.2. Elektrik Piyasası ve Sektöre İlişkin Bilgi
(24) Elektrik sektörü 1980’li yıllara kadar kamu tekeli altında dikey bütünleşik yapıda işlemiştir.
1980’li yılların sonlarına doğru bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler,
verimliliği yüksek doğal gaz kombine çevrim santrallerinin devreye girmesi4 ve kamu
tekellerinin merkezi hükümetlerin bütçeleri üzerinde yarattığı baskı nedeniyle elektrik
hizmetinin kamu tekeli altında sürdürülmesi tartışmaya açılmış ve reform tartışmaları
gündeme gelmiş, serbestleşme süreci başlamıştır. Türkiye’nin elektrik sektöründeki
serbestleşme sürecini 1984 yılından başlatmak mümkündür.
(25) Elektrik endüstrisindeki değer zincirinde üretim, iletim, dağıtım, toptan satış ve perakende
satış halkaları bulunmaktadır. Serbestleşme süreci ile birlikte üretim, toptan satış ve
perakende satış aşamaları rekabete açılırken, doğal tekel niteliğini haiz iletim ve dağıtım
aşamaları rekabete açılmamış ve tekelci iş modeli devam etmiştir.
(26) 2000’li yıllarla birlikte ivme kazanan süreçte çıkarılan kanunlar ve yayımlanan strateji
belgeleri bağlamında kamunun oyuncu olarak sektördeki payının azaltılması, özel sektör
oyuncularına risklerini yönetmeleri ve yatırımlarını yönlendirebilmeleri için gerekli
mekanizmaların devreye girmesi ve nihai tüketicilere kendi tedarikçisini seçme hakkı
tanınması gibi hususlar hayata geçirilmiştir.
(27) Ülkemizdeki serbestleşme sürecinin yol haritasını oluşturan kanunlar ve politika belgeleri
şu şekilde sıralanabilir:
3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi,
Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun
4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve
İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (4628 sayılı Kanun)
4 HUNT, S. (2002), Making Competition Work in Electricity, John Wiley & Sons, Inc., ABD.
18-06/101-52
9/322
2004/3 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı-Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve
Özelleştirme Strateji Belgesi (Strateji Belgesi): İlgili belgede özelleştirilecek dağıtım
ve üretim varlıklarının belirleneceği ve belli portföy grupları altında toplanacağı
ifade edilmiştir. Ayrıca dengeleme ve uzlaştırma mekanizması ile tamamlanan,
alıcılar ve satıcılar arasındaki ikili anlaşmalara dayalı bir serbest piyasa yapısının
kurulacağı belirtilmiş ve her bir dağıtım bölgesindeki serbest olmayan tüketicilerin
toplam elektrik talebinin %85’nin en fazla beş yıllık olarak düzenlenecek geçiş
sözleşmeleri5,6 ile Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) tarafından
düzenlenen fiyatlar üzerinden karşılanması öngörülmüştür.
2009/11 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı- Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz
Güvenliği Stratejisi Belgesi: İlgili belgede elektrik toptan satış piyasasının
geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve bu kapsamda Elektrik Piyasası Dengeleme
ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin (DUY) tamamlanarak yayımlanmasının, 01.10.2009
tarihine kadar gün öncesi ticaret için “Gün Öncesi Planlama” ve gerçek zamanlı
dengeleme için de “Dengeleme Güç Piyasası”’nın (DGP) oluşturulmasının,
01.01.2011 tarihine kadar da “Gün Öncesi Planlama” yerine “Gün Öncesi
Piyasası”’na (GÖP) geçilmesinin hedeflendiği belirtilmiştir. Bu hedeflere ek olarak
elektrik toptan satış piyasasının geliştirilmesi için vadeli işlemler piyasasının ve
kapasite mekanizmasının devreye alınacağı da ifade edilmiştir. Toptan satış
piyasasının dışında serbest tüketici limitinin düzenli bir şekilde aşağıya indirilerek
piyasa açıklık oranının artırılması, bu bağlamda 2011 yılının sonuna kadar
meskenler hariç tüm tüketicilerin 2015 yılına kadarsa tüm tüketicilerin serbest
tüketici olmalarının sağlanacağı belirtilmiştir. Buna ek olarak 01.01.2013 tarihine
kadar üretim, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini bir arada yürüten
teşebbüslerin ayrışması ve söz konusu faaliyetleri farklı tüzel kişilikler altında
sürdürmesi ve ayrıca belirlenmiş olan dağıtım ve üretim varlıklarının özelleştirilmesi
öngörülmüştür.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (6446 sayılı Kanun): 6446 sayılı Kanun
çerçevesinde bir önceki kanunda ayrı lisanslara tabi olarak düzenlenmiş olan
perakende ve toptan satış faaliyetleri, tedarik lisansı altında birleştirilmiştir. Bu
kanun ile getirilen en büyük gelişme ise, piyasa işleticisi olan EPİAŞ’ın kuruluşuna
yönelik hükümlerdir. 6446 sayılı Kanun ile getirilen bir diğer husus ise, düzenleyici
kuruluş olan EPDK’dan lisans almadan (lisanssız) kurulabilecek santrallerin
tanımının yapılmış olmasıdır.
5 İlgili dönemde dağıtım şirketi, sonrasında ise GTŞ olarak adlandırılan teşebbüslerin kendi tedarikçisini
seçemeyen veya seçme hakkını kullanmayan tüketicilere yapacakları elektrik tedarikinin %80-85 oranındaki
kısmını TETAŞ üzerinden tedarik etmesidir.
65784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile birlikte beş
yıllık olarak öngörülen geçiş sözleşmelerinin süresi 31.12.2012 tarihine kadar uzatılmıştır.
18-06/101-52
10/322
(28) Aşağıdaki şekilde Türkiye elektrik sektörünün 6446 sayılı Kanun kapsamında yer alan
faaliyetlerin birbirleriyle olan ilişkileri gösterilmektedir.
Şekil 1: 6446 Sayılı Kanunda Yer Alan Faaliyetlerin Birbiriyle Olan İlişkisi
(29) Şekilden de görüleceği üzere elektriğin fiziksel ve ticari akışı mevcuttur. Elektriğin fiziksel
akışı regüle bir şekilde iletim ve dağıtım şirketlerince sağlanmaktayken, elektriğin ticari
akışı serbestleşmenin uygulandığı alandır.
(30) Elektriğin fiziksel akışında çeşitli kaynaklara dayalı ve farklı mülkiyetlere sahip santrallerce
üretilen elektrik iletim ve dağıtım hatlarını kullanarak son kullanıcılara ulaşmaktadır. Ticari
akışta ise üretim, toptan satış ve perakende satış olmak üzere üçlü bir yapı bulunmaktadır.
Üretim tarafında hem tamamen piyasa dinamikleri çerçevesinde üretim yapan oyuncular
hem kamu kontrolünde bulunan oyuncular hem de alım garantisine sahip olan oyuncular
faaliyet göstermektedir.
(31) Perakende satış aşamasında düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik alan tüketiciler ile
tedarikçisini seçme hakkına sahip tüketiciler bulunmaktadır. Düzenlenen tarifelere tabi
olan tüketiciler elektriklerini GTŞ’lerden almaktayken, kendi tedarikçisini seçme hakkına
sahip olan tüketiciler GTŞ’den, bağımsız tedarik şirketinden7 (BTŞ) veya üretici
şirketlerden elektrik alabilmektedir.
7 BTŞ, elektrik dağıtım bölgesinde GTŞ dışında elektrik tedariki alanında faaliyet gösteren şirketleri ifade
etmektedir.
18-06/101-52
11/322
(32) Toptan satış aşaması ise üreticilerin, tedarikçilerin ve talep katılımı yapabilen tüketicilerin
karşılıklı olarak alım-satım yapabildikleri bir yapıdır. Söz konusu yapı kapsamında piyasa
oyuncuları enerji borsaları gibi organize piyasalar veya organize olmayan piyasalar
üzerinden alım-satım yapabilmekte, böylelikle oyuncular portföyünü
dengelemeyebilmekte ve ek gelirler elde edebilmektedir. Sözü edilen piyasa yapısında
devam eden serbestleşme süreci aşağıda yer alan görsel ile özetlenebilecektir.
Şekil 2: Türkiye Elektrik Piyasalarının Serbestleşme Süreci
(33) Elektrik perakende satış faaliyeti elektrik değer zincirinin son halkasını oluşturmaktadır.
Buna ek olarak perakende aşaması üretim ve toptan satış faaliyetlerine ek olarak rekabete
açılmış olan bir diğer alandır.
(34) Perakende satış faaliyetinin rekabete açılmasının iki aşaması bulunmaktadır.
Serbestleşme sürecine ilişkin yapılan özelleştirmeler perakende piyasada rekabetin tesis
edilmesindeki ilk aşamayı oluştururken yıllık tüketimi serbest tüketici limitini aşan
tüketicilere kendi tedarikçisini seçme hakkının verilmesi ve bu yolla yerleşik perakende
satış şirketleri dışındaki oyuncuların da piyasaya girebilmesinin sağlanması ikinci ve nihai
aşamayı oluşturmaktadır.
(35) İlk aşama açısından bakıldığında perakende satış faaliyetinin tamamı özel şirketler
tarafından yürütülmektedir. İkinci boyut bağlamında ise serbest tüketici limitinin 2.400
kWh’a8 düşürülmesi ile önemli sayıda tüketici kendi tedarikçisini seçme hakkına
kavuşmuştur.
8 İlgili ifade “kiloWatt saat”’in kısaltmasıdır.
18-06/101-52
12/322
(36) Türkiye elektrik perakende piyasası serbest tüketici limiti çerçevesinde ikiye
ayrılabilecektir. Yıllık tüketimi EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici limitinin altında
kalan tüketiciler perakende piyasanın rekabete kapalı bölümünü oluşturmaktadır. Söz
konusu tüketicilere elektrik tedariki 21 dağıtım şirketinden hukuki olarak ayrışarak
kurulmuş olan GTŞ’ler tarafından EPDK’nın düzenlenmekte olduğu tarifeler üzerinden
fiyatlandırılarak yapılmaktadır9. Her bir GTŞ görevli olduğu elektrik dağıtım bölgesinde
piyasanın rekabete kapalı bulunan kısmında yer alan tüketicilere elektrik enerjisi tedariği
bakımından münhasır sağlayıcıdır.
(37) Piyasanın diğer kısmı ise yıllık tüketimi serbest tüketici limitini geçen ve bu bağlamda
kendi tedarikçisini seçme hakkını kullanan tüketiciler ile yıllık tüketimi söz konusu limiti
geçen ancak serbest tüketici hakkını henüz kullanmamış ya da diğer bir ifadeyle, dolaylı
olarak elektrik enerjisi tedariğini, serbest tüketici hakkının kullanımına ilişkin henüz bir
edimde bulunmayarak GTŞ’den devam ettiren tüketicilerden oluşmaktadır. Serbest
tüketici hakkını kullanan tüketicilere yapılan tedarikin fiyatlaması taraflar arasında teorik
olarak serbestçe belirlenebilmektedir10. Ayrıca tedarikçiler açısından sabit bir kar marjı
bulunmamakta, her bir tedarikçi tüm maliyetlerini ve gelirlerini piyasa dinamikleri
çerçevesinde yönetmektedir. Buna ek olarak serbest tüketici hakkına sahip tüketiciler
bakımından herhangi bir münhasır sağlayıcı bulunmamakta, herhangi bir tedarikçi
herhangi bir bölgede bulunan tüketiciye elektrik tedarik edebilmektedir.
(38) Piyasanın rekabete açık ve kapalı kısımlarının EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici
limitleri kapsamında oluştuğu düşünüldüğünde serbest tüketici limitinin ve teorik piyasa
açıklık oranının11 yıllar içindeki gelişimine yer vermek yararlı olacaktır.
Grafik 1: 2010-2016 Döneminde Serbest Tüketici Limiti ve Teorik Piyasa Açıklı Oranının Gelişimi
Kaynak: EPDK
9 GTŞ’lerin düzenlenen tarife üzerinden yaptıkları tedarikteki brüt kar marjları %3,49’dur. Söz konusu oran
sabittir.
10 Fiyatların belirlenmesi genel olarak fiili tavan fiyat olan tarifeler üzerinden verilen indirimler şeklinde
olmaktadır.
11 Teorik piyasa açıklık oranı yıllık tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketicilerin tüketimlerinin
toplamının, tüketicilerin toplam tüketimlerine oranlanması ile bulunmaktadır.
18-06/101-52
13/322
(39) Grafikten anlaşıldığı üzere, EPDK tarafından düşürülen serbest tüketici limiti çerçevesinde
ülkemizdeki tüketimin %85’ini gerçekleştiren tüketiciler kendi tedarikçisini seçme hakkına
kavuşmuş durumdadır. Ancak tüketicilere kendi tedarikçisini seçme hakkı tanımak kadar
verilen hakkın, tüketici bilinci ve erişime açık yeterli sayıda tedarikçi seçeneği
doğrultusunda yaygın ve etkin olarak kullanılması da rekabetçi bir perakende satış
piyasası için önemlidir. Bu bakımdan, kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olan
tüketicilerden bu hakkını kullananların tüketiminin toplam tüketime oranını gösteren fiili
piyasa açıklık oranını dikkate almak yerinde olacaktır. EPDK tarafından yayımlanan veriler
dikkate alındığında, 2016 yılında serbest tüketici hakkını kullanan tüketicilerin tüketimi
131,23 tWh12 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu tüketim toplam tüketim olan 277,52 tWh
ile karşılaştırıldığında, fiili piyasa açıklık oranı yaklaşık olarak %61’dir. Teorik piyasa
açıklık oranı ile kıyaslandığında piyasada serbest tüketici hakkından yararlanabilecek
durumda olan tüketimin yaklaşık yarısı bu haktan yararlanmaktadır.
(40) Serbest tüketici hakkından yararlanan tüketim miktarının yanı sıra anılan haktan kaç adet
sayacın yararlandığı da önem taşımaktadır. Aşağıdaki grafikte 2010 yılından günümüze
serbest tüketici hakkını kullanarak elektrik tedarik eden sayaçların sayısına yer
verilmektedir.
Grafik 2: 2009-2007 Döneminde Serbest Tüketici Hakkından Yararlanan Sayaç Sayısının Gelişimi
Kaynak: EPİAŞ
(41) Grafikten de görüleceği üzere, 2013 yılı ile birlikte serbest tüketici hakkından yararlanan
sayaç sayısında hızlı bir artış gözlemlenmektedir. Bu durumun temel sebebi ise serbest
tüketici limitinin 01.01.2013 yılında 25.000 kWh’tan 5.000 kWh’a düşürülmesidir. Belirtilen
düşüş ile birlikte birçok orta ve küçük ölçekli tüketici de kendi tedarikçisini seçme hakkına
kavuşmuştur.
12 İlgili ifade “teraWatt saat”’in kısaltmasıdır.
0
250
500
750
1.000
1.250
1.500
1.750
2.000
2.250
2.500
2.750
3.000
3.250
3.500
3.750
4.000
4.250
1
2
/2
0
0
9
0
3
/2
0
1
0
0
6
/2
0
1
0
0
9
/2
0
1
0
1
2
/2
0
1
0
0
3
/2
0
1
1
0
6
/2
0
1
1
0
9
/2
0
1
1
1
2
/2
0
1
1
0
3
/2
0
1
2
0
6
/2
0
1
2
0
9
/2
0
1
2
1
2
/2
0
1
2
0
3
/2
0
1
3
0
6
/2
0
1
3
0
9
/2
0
1
3
1
2
/2
0
1
3
0
3
/2
0
1
4
0
6
/2
0
1
4
0
9
/2
0
1
4
1
2
/2
0
1
4
0
3
/2
0
1
5
0
6
/2
0
1
5
0
9
/2
0
1
5
1
2
/2
0
1
5
0
3
/2
0
1
6
0
6
/2
0
1
6
0
9
/2
0
1
6
1
2
/2
0
1
6
0
3
/2
0
1
7
B
in
18-06/101-52
14/322
(42) 2017 Mayıs itibarıyla serbest tüketici hakkından yararlanmakta olan sayaç sayısı
3.828.432’dir. Ülkemizde serbest tüketici niteliğine sahip toplam sayaç sayısının yaklaşık
8,5 milyon13 olduğu düşünüldüğünde kendi tedarikçisini seçebilecek sayaçların yaklaşık
%45’i serbest tüketici hakkından yararlanmaktadır. Söz konusu oranın mevcut durumda
2.400 kWh olan serbest tüketici limitinin daha da aşağıya çekilmesi ile yükselmesi
beklenmektedir.
(43) Perakende piyasasındaki yoğunlaşmayı değerlendirmek için elektrik perakende satış
piyasasında yerleşik ve diğer tedarikçilerin sahip olduğu serbest tüketici sayacına ve söz
konusu sayaçların tüketimlerine bakmak yararlı olacaktır. Aşağıdaki grafiklerde serbest
tüketici sayaçlarının ve söz konusu sayaçların tüketimlerinin dağılımına yer verilmektedir.
Grafik 3: 2016 Eylül İtibarıyla Serbest Tüketici Sayaçlarının Dağılımı
Kaynak: EPİAŞ
13 Söz konusu sayı kesinlik arz etmemekle birlikte ulusal konferanslarda dile getirilmiştir.
97,38%
84,34%
90,78%
91,20%
2,62%
15,66%
9,22%
8,80%
0
500.000
1.000.000
1.500.000
2.000.000
2.500.000
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
GTŞ DTŞ
18-06/101-52
15/322
Grafik 4: Eylül 2015- Eylül 2016 Dönemi İçin Serbest Tüketicilerin Tüketimlerinin Dağılımı
Kaynak: EPİAŞ
(44) Serbest tüketici sayaçlarının ve tüketim miktarlarının genel dağılımına ek olarak
piyasadaki en büyük dört tedarikçi olan Enerjisa, CK, Bereket Grubu ve Limak’ın paylarına
göz atmak yerinde olacaktır. En büyük dört tedarikçinin sahip olduğu serbest tüketici
sayaçları ve tüketim miktarları aşağıdaki grafiklerde gösterilmektedir.
Grafik 5: Eylül 2016 İtibarıyla En Büyük Dört Tedarikçinin Portföyündeki Serbest Tüketici Sayaçlarının Oranı
Kaynak: EPİAŞ
89,67%
71,35%
80,81%
75,41%
10,33%
28,65%
19,19%
24,59%
0,00
5.000.000,00
10.000.000,00
15.000.000,00
20.000.000,00
25.000.000,00
30.000.000,00
35.000.000,00
40.000.000,00
45.000.000,00
50.000.000,00
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
GTŞ DTŞ
83,08%
64,23%
73,69%
74,14%
16,92%
35,77%
26,31%
25,86%
0
200000
400000
600000
800000
1000000
1200000
1400000
1600000
1800000
2000000
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
İlk 4 Diğerleri
18-06/101-52
16/322
Grafik 6: Eylül 2015 - Eylül 2016 Dönemi İçin En Büyük Dört Tedarikçinin Portföyündeki Serbest Tüketicilerin
Tüketimlerinin Oranı
Kaynak: EPİAŞ
(45) Yukarıdaki grafiklerden görüleceği üzere, GTŞ’ler ve GTŞ’lerle aynı ekonomik bütünlük
içinde bulunan tedarikçiler tüketim bakımından %75, sayaç sayısı bakımında da %91
paya sahip durumdadır. Müşteri gruplarına ayrı ayrı bakıldığında da yerleşik şirketlerin her
üç tüketici grubunda da çok ciddi bir ağırlığa sahip olduğu anlaşılmaktadır.
(46) Öte yandan BTŞ’ler sayaç sayısı bakımından mesken, ticarethane ve sanayi gruplarında
marjinal bir paya sahip iken, tüketim bazında sahip oldukları payda artış
gözlemlenmektedir. Bu bağlamda BTŞ’lerin portföylerinde bulunan müşterilerin ortalama
tüketimlerinin, yerleşik şirketlerin portföyünde bulunan müşterilere kıyasla daha yüksek
olduğu değerlendirilmektedir. Buna ek olarak BTŞ’lerin en aktif oldukları piyasa
bölümünün ticarethane grubu olduğu görülmektedir.
(47) Mesken, ticarethane ve sanayi grubu tüketicilerin GTŞ ve BTŞ’ler arasındaki dağılımları
birbirinden farklılık göstermektedir. Söz konusu durumun düzenlenen tarifelerdeki fiyat
seviyesi, gerçekleşen Piyasa Takas Fiyatı (PTF)14 ve ilgili müşteri gruplarının özellikleri
nedeniyle oluştuğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede anılan etmenlere yer vermek
perakende satış piyasasının anlaşılması için yararlı olacaktır.
(48) EPDK tarafından üç aylık dönemler için belirlenmekte olan tarifeler, piyasada faaliyet
gösteren tedarikçiler açısından fiili tavan fiyat olarak algılanmakta ve tedarikçilerin
müşterilere sundukları teklifler tarifeler üzerinden iskonto olarak verilmektedir. Öte yandan
GÖP’te oluşan PTF, tedarikçilerin maliyetlerinin temel göstergesi olarak kabul
edilmektedir. Bunun yanında PTF’ye ek olarak Yenilenebilir Enerji Destekleme
Mekanizması (YEK-YEKDEM) sonucunda ortaya çıkan maliyet de tedarikçiler açısından
önemlidir. Bu bağlamda YEK’e kısaca değinmek yararlı olacaktır.
14 PTF, piyasa katılımcıları tarafından GÖP’e yapılan alış ve satış tekliflerinin birbirletiyle eşleştirilmesi
sonucunda oluşan fiyattır. Günün her bir saati için ayrı bir PTF oluşmaktadır. PTF’nin seyri piyasa
katılımcılarına piyasadaki arz ve talep durumu hakkında sinyal vermektedir.
76,60%
48,20%
67,01%
55,45%
23,40%
51,80%
32,99%
44,55%
0,00
5.000.000,00
10.000.000,00
15.000.000,00
20.000.000,00
25.000.000,00
30.000.000,00
35.000.000,00
Mesken Ticarethane Sanayi Toplam
İlk 4 Diğerleri
18-06/101-52
17/322
(49) YEK güneş, rüzgar, jeotermal ve biogaz gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik
enerjisi miktarının arttırılması için oluşturulan bir teşvik mekanizmasıdır. Söz konusu
teşvik mekanizması iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm kapsamında üretilen kWh
başına ABD Doları cinsinden alım garantileri uygulanırken ikinci bölüm kapsamında
yenilenebilir enerji üretecek olan santrallerde yerli parça kullanılması durumunda alım
garantisi kapsamında verilen ücret artmaktadır. YEK kapsamında ödenen teşvikler piyasa
katılımcılarının tedarik ettikleri elektrik miktarlarına bölünerek birim başı YEK maliyeti
hesaplanmakta ve tedarikçilerin serbest tüketicilerden oluşan portföy büyüklükleri
oranında tedarikçilere dağıtılmaktadır. Bu sebeple PTF + YEK ile tarifeler arasındaki ilişki
tedarikçilerin davranışları üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Aşağıdaki grafiklerde müşteri
gruplarına yönelik tarifeler ile PTF ve PTF + YEK kıyaslamalarına yer verilmektedir.
Grafik 7: Şubat 2015 - Şubat 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Sanayi Tarifesi
(TL/mWh15)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
15 İlgili ifade “megaWatt saat”’in kısaltmasıdır.
18-06/101-52
18/322
Grafik 8: Şubat 2015- Şubat 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Ticarethane Tarifesi
(TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
Grafik 9: Şubat 2015- Şubat 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Mesken Tarifesi (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(50) Grafiklere bakıldığında, sanayi tarifesinin mesken ve ticarethane tarifesine kıyasla daha
düşük belirlendiği görülecektir. Söz konusu tarifeler ilgili müşteri gruplarında bulunan
müşteriler bakımından fiili anlamda tavan fiyat işlevi görmektedir.
(51) Tedarikçilerin maliyetini gösteren PTF ve YEK maliyetleri tarifelerle kıyaslandığında
tedarikçiler açısından tüm müşteri gruplarında hareket alanının iyice daraldığı, hatta 2016
Kasım-Aralık döneminde eksiye düştüğü görülmektedir. Söz konusu daralmanın sanayi
grubu müşterileri bağlamında çok daha ciddi olduğu anlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak
bu durum bir tedarikçinin tarife üzerinden indirim vererek serbest tüketicilere teklif
vermesini zorlaşmaktadır.
18-06/101-52
19/322
(52) Tam da bu noktada, elektrik perakende satış pazarına ilişkin olarak YEK maliyetinden söz
etmek yerinde olacaktır. YEK kapsamında üreticilere verilen teşviklerin oluşturduğu yük
tedarik şirketlerinin sahip oldukları serbest tüketici portföyü oranında tedarikçilere
dağıtılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, YEK maliyeti tüm elektrik kullanıcılarına değil, sadece
serbest tüketici hakkını kullanan tüketiciler üzerine dağıtılmaktadır. Bu durumun elektrik
perakende satış faaliyeti bakımından iki sonuca neden olduğu söylenebilir. Bunlardan ilki
bütün yükün tedarikçilere ve dolayısıyla serbest tüketicilere aktarılması ile tedarikçilerin
serbest tüketicilere fayda sağlayabilecekleri marjın daralmasıdır. Nitekim, PTF’nin üzerine
YEK maliyeti eklendiğinde tarifenin altında teklif vermenin son dönemde oldukça
güçleştiğine ilişkin grafikler yukarıda gösterilmiştir.
(53) İkinci husus ise serbest tüketici hakkını kullanan ve kullanmayan tüketicilere ilişkindir. YEK
mekanizması ülkemizin yenilenebilir enerjiye dayalı üretimini artırmak ve bununla
bağlantılı olarak daha çevreci bir enerji politikası geliştirmek için gündeme gelmiştir. Diğer
bir ifadeyle, söz konusu mekanizma tüm topluma fayda yaratmak için getirilmiştir. YEK
maliyetinin mevcut bölüşüm mekanizması nihai tüketiciler arasında da dengesiz / adil
olmayan bir yük paylaşımına yol açmaktadır. Zira serbest tüketici hakkına sahip olduğu
halde bu hakkı kullanmayan ve oldukça yüksek tüketime sahip bir tüketici YEKDEM
maliyetini üstlenmezken serbest tüketici hakkını kullanan bir başka ortalama tüketici bu
maliyete katlanmaktadır. Söz konusu bölüşüm serbest tüketici hakkından yararlanmanın
maliyetini artırıcı niteliktedir. Bu çerçevede hali hazırda bilinç seviyesi düşük olan
tüketicilerin serbest tüketici hakkından yararlanmak için ek bir maliyetle karşılaşması,
tüketicilerin tedarikçisini seçme hakkını kullanması karşısında caydırıcı bir etken olarak
işlev gösterecek, bu kapsamda serbestleşme sürecini olumsuz yönde etkileyebilecektir.
Başka bir deyişle, uygulamaya konan iki enerji politikasının sonuçları birbirini negatif
etkileyebilecektir.
(54) GTŞ’ler, sorumlu oldukları elektrik bölgeleri bakımından sahip oldukları müşteri merkezleri
ve yerleşik şirket olmalarına bağlı marka imajları aracılığıyla müşterileri kolay bir şekilde
ikna edebilmektedir. Öte yandan BTŞ’ler, genel anlamda marka imajından yoksun
bulunmaktadır. Buna ek olarak BTŞ’lerin müşteri kazanmak için sıfırdan bayi ağı kurması
ve satış/pazarlama harcaması yapması gerekmektedir. Yukarıda verilen tarife-PTF/YEK
ilişkisindeki son dönemlerdeki seyir göz önünde bulundurulduğunda BTŞ’lerin perakende
piyasasında faaliyette bulunmalarının GTŞ’lere nazaran daha zorlaştığı söylenebilir.
(55) Müşteri gruplarının özelliklerine bakıldığında, sanayi müşterileri elektrik piyasasındaki
serbestleşme konusundaki en bilinçli grup olarak kabul edilmektedir. Sanayi müşterileri
elektrik hizmetini bir girdi olarak algılamakta, bu anlamda piyasadaki birçok oyuncudan
teklif alarak en uygun teklifi bulmaya çalışmaktadır. Mesken müşterileri ise sanayi
müşterilerinin tam aksine bilinç seviyesi en düşük olan müşteri grubudur. Buna ek olarak
bu grupta yer alan müşteriler daha az sayıda farklı tedarikçiye ulaşabilmekte ve fiyata
ilişkin hassasiyetleri düşük olmaktadır. Ticarethane müşterileri açısından bakıldığında, bu
grupta bulunan müşterilerin davranışları yıllık tüketim miktarı arttıkça sanayi grubu ile
benzerlik göstermekteyken yıllık tüketim miktarı azaldıkça mesken grubu ile benzerlik
göstermektedir.
18-06/101-52
20/322
(56) Ticarethane müşterileri yerleşik şirketler dışında kalan tedarikçilere geçiş yapma
konusunda en aktif olan grubu oluşturmaktadırlar. Yüksek tüketime, piyasa hakkında
bilince ve fiyat hassasiyetine rağmen sanayi müşterilerinin en aktif müşteri grubu
olmamasının temel sebebinin mesken ve ticarethane tarifelerine göre düşük olan sanayi
tarifesinin varlığı olduğu söylenebilir. Tarifelerin ayrıntısına aşağıdaki grafikte yer
verilmektedir.
Grafik 10: Dağıtımdan Sisteme Bağlı Olan Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifelerin Alt Kırılımları
(57) Grafikten de görüleceği üzere, elektrik bedelinin kendisi tüketiciler tarafından ödenen nihai
tutarın yaklaşık %50’sine tekabül etmektedir. Elektriğini serbest tüketici hakkını kullanarak
ikili anlaşmalarla alan son kullanıcıların da dağıtım bedeli, enerji fonu, TRT payı, BTV ve
KDV gibi kalemleri ödemeye devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, serbestleşme
kapsamında tedarikçiler, tüketicilere toplam fatura bedeli üzerinden değil tüketicilerin
toplam maliyetinin yaklaşık %50’si üzerinden fayda sağlayabilmektedir.
51,98% 51,56% 56,63%
28,60% 29,07%
23,59%
15,25% 15,25%
15,25%
0,000000
0,050000
0,100000
0,150000
0,200000
0,250000
0,300000
0,350000
0,400000
0,450000
1 kwh/Mesken 1 kwh/Ticarethane 1 kwh/Sanayi
Elektrik Ücreti Dağıtım Bedeli Enerji Fonu (%1) TRT Payı (%2) BTV * (%5) KDV (%18)
18-06/101-52
21/322
(58) Türkiye elektrik perakende satış piyasasına ilişkin olarak önemli olan bir diğer husus da
son kaynak tedarik mekanizmasının varlığıdır. Son kaynak tedariki, serbestleşen elektrik
piyasasında serbest tüketici olarak herhangi bir tedarikçiden elektrik hizmeti temin ettiği
tedarikçisi iflas etmiş olan, bahse konu tedarikçinin birtakım mevzuatsal yükümlülüklerini
yerine getirememiş olması nedeniyle aynı tedarikçinin portföyü boşaltılmış olması
nedeniyle açığa çıkan veya kendisine elektrik sağlayacak uygun tedarikçi bulamayan
tüketicilerin korunması amacıyla geliştirilmiş bir mekanizmadır. Tanımından da
anlaşılacağı üzere, son kaynak tedariki esasen süreklilik arz eden bir duruma değil
tedarikçinin iflas etmesi veya tüketicinin tedarikçi bulamaması gibi istisnai bir durumda
elektrik hizmetinin sürekliliğini korumaya yönelik olarak işleyen bir sisteme işaret
etmektedir. Bu sebeple söz konusu mekanizma çerçevesinde oluşturulan fiyatlama, teorik
olarak piyasada oluşan fiyatların ciddi anlamda üzerinde belirlenmekte, bu şekilde
tüketicileri serbestleşen piyasadan elektrik almaya yönlendirmekte, hatta zorlamaktadır.
(59) Son kullanıcılara yapılan satışlarla ilgili olan bir diğer kavram varsayılan tedarikçi
kavramdır. Söz konusu kavram son kaynak tedariki kavramı ile karıştırıldığından,
varsayılan tedarikçi kavramını kısaca açıklamak yerinde olacaktır. Elektrik piyasalarının
serbestleştirilmesi uzun bir süreç içinde gerçekleştirilmektedir. Elektrik piyasasındaki
serbestleşmenin önemli parçalarından olan tüketicilere kendi tedarikçisini seçme hakkı
tanınmasını ani bir şekilde tüm tüketicilere yaymak, işleyişin doğasına ters gelmekte ve
reform çabalarını sekteye uğratabilmektedir. Dolayısıyla son kullanıcılara kendi
tedarikçisini seçme hakkı belli limitler dâhilinde ve aşama aşama verilmektedir. Öte
yandan son kullanıcılara fayda sağlamak amacıyla yapılan ve düzenlenen bir yapıdan
serbest bir yapıya geçişi öngören süreçte tüketicilerin zarar görmemesi için tüketicilerin
yeterince bilinçli hale gelene kadar korunması gündeme gelmektedir. Bu çerçevede kendi
tedarikçisini seçme hakkına sahip olmasına rağmen tedarikçisini değiştirmek istemeyen
veya başka bir tedarikçiyle anlaştıktan sonra tedarikçisi ile sorun yaşayan tüketicileri
korumak amacıyla varsayılan tedarikçi mekanizması geliştirilmiştir.
(60) Varsayılan tedarikçi, son kaynaktan farklı olarak serbestleşme sürecinin tamamlanmasına
kadar tüketicilerin mağdur edilmesini önlemek amacıyla geliştirilen bir mekanizmadır.
Ayrıca yine son kaynak tedarikinden farklı olarak varsayılan tedarikçiye ilişkin yapılan fiyat
düzenlemeleri tüketiciyi cezalandırmaya yönelik değildir. Bu nedenle varsayılan tedarikçi
için öngörülen tarifeler son kaynak tedariki için öngörülen tarifelere göre daha düşük
olmaktadır.
(61) Son kaynak tedariki 6446 sayılı Kanun’da “serbest tüketici niteliğini haiz olduğu halde
elektrik enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirket
dışında bir tedarikçiden temin etmeyen tüketicilere elektrik enerjisi tedariki” şeklinde
tanımlanmıştır. Tanımda yer verilen hususların son kaynak tedarikinden ziyade varsayılan
tedarikçiye yönelik olduğu görülmektedir. Ancak fiili durumda tedarikçisi iflas eden,
kendisine tedarikçi bulamayan ve başka bir tedarikçiden elektrik almayı tercih etmeyen
tüketicilerin hepsi 6446 sayılı Kanun’da tanımlanan son kaynak tedariki çerçevesinde
elektrik almaktadır. Başka bir ifadeyle son kaynak tedariki ile varsayılan tedarikçi
kavramları Türkiye elektrik piyasası bakımından fiili anlamda çakışık durumdadır.
Ülkemizdeki piyasa yapısı kapsamında son kaynak tedariki hizmeti GTŞ’ler aracılığıyla
sağlanmaktadır.
18-06/101-52
22/322
(62) Faturalama veya ödeme bildirimi, elektrik perakende satışı kapsamında kritik önemi haiz
bir müessesedir. Öyle ki, müşteriler faturalar üzerinden aylık olarak gerçekleştirdikleri
toplam tüketimlerini, tüketimlerinin gündüz/puant/gece kırılımlarını, hangi dönem için birim
başına ne kadar maliyete katlandıklarını ve dağıtım hizmet bedeli gibi diğer kalemleri
görme şansı bulmaktadır. Esasen bir tüketicinin abonelik hizmeti kapsamında elektrik
enerjisi hizmeti satın alması ile bir mağazada alışveriş yapması arasında salt bir mal veya
hizmet tüketimi yapılması bakımından bir fark bulunmamakla birlikte, yapılan tüketim ve
satın almaya ilişkin değerlendirme ve seçim mekanizmalarının işletilmesi noktasında
büyük farklar bulunmaktadır.
(63) Davranışsal iktisat bağlamında talep taraflı piyasa aksaklıkları kısmında daha ayrıntılı
şekilde yer verileceği üzere, mağaza alışverişi esnasında tüketim ve satın alma ile bunlara
ilişkin değerlendirme ve seçim yapma mekanizması örtüşen şekilde işletilirken, abone
hizmetleri kapsamında tüketim ve satın alma ile bunlara ilişkin değerlendirme – seçim
yapma mekanizmaları eş anlı işletilememektedir. Öyle ki ihmalkâr ve dikkatsiz bir tüketici
için bu mekanizmalar çok uzun süreler boyunca bile hiç işletilmeyebilecek olmakla birlikte,
bu mekanizmaların işletilmesini tetikleyecek en temel uyarıcı esasen faturalandırma
hizmetidir. Tüketici, faturalandırma hizmeti aracılığıyla en azından gerçekleştirmiş olduğu
tüketime dair bilgileri ve bu tüketimin koşullarını görebilmektedir. Dolayısıyla faturalama
ve ödeme bildirimi hizmetlerinin en ideal şekilde, düzenli bir şekilde ve eksiksiz bir içerikle
tesis edilmesi büyük önem arz etmektedir.
(64) Öte yandan, faturalarda yer alan tüketimler ve ilgili fiyatlandırmalar, ilgili müşteriye teklif
vermek isteyen tedarikçiler için de önem arz etmektedir. Böylece bir tedarikçi, ilgili
müşterinin tüketim alışkanlıklarına göre mevcut tedarikçiden daha uygun fiyat teklifleri
sunabilecek ve dolayısıyla tüketiciler daha düşük fiyatlardan ve daha kaliteli hizmetlerden
yararlanabileceklerdir.
I.3. İlgili Pazar
(65) Daha önce de ifade edildiği üzere elektrik piyasasının değer zinciri; üretim, iletim, toptan
satış, dağıtım ve perakende satış gibi halkalardan oluşmaktadır. İşbu dosya kapsamında
elektrik perakende satış faaliyetinde bulunan CK AKDENİZ ile elektrik dağıtım faaliyetinde
bulunan AKDENİZ EDAŞ’ın davranışlarının inceleniyor olması nedeniyle elektrik dağıtım
ve elektrik perakende satış piyasalarında ilgili pazar değerlendirmesi yapılmaktadır.
I.3.1. Elektrik Dağıtım Faaliyetine İlişkin İlgili Pazar
I.3.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(66) Elektrik dağıtım hizmeti serbestleşme süreci kapsamında özelleştirilen fakat doğal tekel
niteliği dolayısıyla serbestleştirilmeyen ve düzenlenen bir faaliyet alanıdır. Elektrik dağıtım
hizmeti temel olarak, iletim şebekesinden gelen elektriğin trafo merkezinde geriliminin
düşürülmesinden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar ki süreci kapsayan bir hizmettir.
(67) Elektrik dağıtım hizmetinin rekabete kapalı bir alan olması ve tekelci düzenlemelere tabi
bulunması nedeniyle “elektrik dağıtım hizmeti” ilgili ürün pazarı olarak tanımlanmıştır.
18-06/101-52
23/322
I.3.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(68) Ülkemiz 21 ayrı elektrik dağıtım bölgesine ayrılmış olup her bir bölgede ilgili dağıtım şirketi
elektrik dağıtım hizmeti vermek için münhasıran yetkilendirilmiştir. Bu kapsamda elektrik
dağıtım hizmeti bakımından AKDENİZ EDAŞ’ın münhasıran yetkili bulunduğu “Antalya,
Isparta ve Burdur illeri” ilgili coğrafi pazar olarak tanımlanmış olup dosya kapsamında
Akdeniz elektrik dağıtım bölgesi olarak da ifade edilmektedir.
I.3.2. Elektrik Perakende Satış Faaliyetine İlişkin İlgili Pazar
(69) Elektrik piyasasının serbestleşme sürecinde elektrik perakende satış faaliyeti, yapılan
özelleştirmeler, son kullanıcıya tedarikçisini seçme hakkı tanınması ve özel sektörün
katılımcı olarak piyasaya dahil olmasıyla rekabete açılmıştır.
(70) Elektrik perakende satış piyasasında son kullanıcı olarak mesken, ticarethane, sanayi,
tarımsal sulama ve aydınlatma müşterileri bulunmaktadır. Son kullanıcıların 2016 yılındaki
tüketim oranlarına aşağıdaki grafikte yer verilmektedir.
Grafik 11: Son Kullanıcı Gruplarına Göre Tüketim Dağılımı (mWh/2016)
Kaynak: EPDK Aylık Elektrik Sektör Raporları
(71) Türkiye’de elektrik tüketimi bakımından en büyük müşteri grubu, %42’lik pay ile sanayi
grubudur. Sanayi grubunu %29’luk pay ile ticarethane takip etmektedir. Üçüncü sırada ise
toplam tüketim içindeki payı %24 olan mesken grubu bulunmaktadır. Grafikten de
anlaşılacağı üzere, aydınlatma ve tarımsal sulama tüketimleri perakende piyasasında
marjinal bir paya sahiptir. Buna ek olarak aydınlatma hizmeti tüm topluma sunulmakta,
söz konusu hizmet kapsamında tüketilen elektriğin maliyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı (ETKB) ile belediyeler tarafından karşılanmaktadır. Dolayısıyla elektrik
perakende piyasasına ilişkin yapılacak analizlerde aydınlatma ve tarımsal sulama
tüketimleri dışarıda bırakılarak mesken, ticarethane ve sanayi gruplarına odaklanılmıştır.
2%
24%
29%3%
42%
Aydınlatma
Mesken
Ticarethane
Tarımsal Sunuma
Sanayi
18-06/101-52
24/322
(72) Türkiye elektrik perakende satış piyasasında ikili bir yapı bulunmaktadır. İkili yapının ilk
kısmı EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici limitinin altında tüketimi bulunan, diğer
bir ifadeyle hiçbir şekilde ikili anlaşma yapma imkânı bulunmayan tüketicilerden
oluşurken, piyasanın ikinci kısmı ise anılan serbest tüketici limitinin üzerinde tüketimi
bulunan tüketicilerden oluşmaktadır.
(73) Piyasanın rekabete kapalı bölümü olarak nitelendirilebilecek ilk bölümde elektrik tedariki
son kaynak tedariki kapsamında münhasıran GTŞ’ler tarafından düzenlenen tarifeler
üzerinden yapılmaktadır. Piyasanın rekabete açık kısmında ise elektrik tedariki GTŞ’ler
veya BTŞ’ler tarafından ikili anlaşmalarla veya düzenlenen tarifeler üzerinden
yapılabilmektedir. Bahsi geçen yapıdan dolayı elektrik perakende satış piyasasının
serbest tüketici limiti altında kalan tüketiciler ve bu limitin üzerinde kalan tüketiciler olarak
analiz edilmesi gerekmektedir.
I.3.2.1. Serbest Tüketici Limitinin Altında Kalan Tüketiciler Bakımından İlgili Pazar
I.3.2.1.1. İlgili Ürün Pazarı
(74) 6446 sayılı Kanun’un “Toptan ve Perakende Satış Faaliyetleri” başlıklı 10. maddesinin
dördüncü fıkrasında; “ (…) Görevli tedarik şirketi, ilgili dağıtım bölgesinde bulunan serbest
tüketici olmayan tüketicilere Kurul tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri
üzerinden elektrik enerjisi satışı yapar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm
çerçevesinde GTŞ’lerin serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılacak
elektrik tedariki üzerinde yasal bir tekel hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.
(75) Bu nitelikteki tüketicilerin alternatif tedarik kaynaklarına ulaşma durumu olmadığından,
“serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilerle yapılan elektrik perakende satışı”’ ayrı
bir ilgili ürün pazarı olarak belirlenmiştir. Bu noktada söz konusu pazar kapsamında
mesken, ticarethane ve sanayi bazında bir ayrım yapılmasının gerekip gerekmediği de
incelenmelidir.
(76) Mesken, ticarethane ve sanayi tüketicileri farklı tarifelere tabi durumdadırlar ve bu
bağlamda farklı fiyatlar üzerinden elektrik tüketmektedirler. Ayrıca söz konusu tüketicilerin
tüketim hacimleri de birbirinden farklılaşmaktadır. Bu farklılıklara dayanarak işbu pazar
kapsamında mesken, ticarethane ve sanayi kırılımlarına gitmek serbest tüketici limitinin
25.000 kWh seviyesinde olduğu dönemlerde16 mantıklı olabilecekse de, limitin 5.000
kWh’a ve daha da altında düştüğü 2013-2017 dönemi ve sonrası için limit altı durumda
bulunan tüketicilerin tüketimlerinin birbirinden farklılaştığını iddia etmek zordur. Ayrıca
limit altı tüketicilerin yasal olarak sadece ilgili GTŞ’den alım yapmak zorunda olması ilgili
pazarı mesken, ticarethane ve sanayi şeklindeki alt gruplara ayırmayı engellemektedir17.
16 Söz konusu dönemlerde serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilerin tüketimleri ve yaklaşımları
birbirinden farklılaşabilmektedir.
17 Serbest tüketici limitinin sıfıra indirilmesi sonucunda oluşacak piyasa yapısında limit altı tüketici kavramı
olmayacağından böyle bir pazar tanımına da gerek olmayabilecek, son kaynak tedarik tarifesine ve/veya
sosyal tarifelere tabi olacak tüketiciler bakımından farklı pazar tanımları gündeme gelebilecektir.
18-06/101-52
25/322
I.3.2.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(77) 6446 sayılı Kanun’un 10. maddesinin dördüncü fıkrası dikkate alındığında serbest
olmayan tüketicilerin ilgili dağıtım bölgesinde bulunan GTŞ’den elektrik almak durumunda
oldukları anlaşılmaktadır. CK AKDENİZ Antalya, Isparta ve Burdur illerinde GTŞ olarak
faaliyet gösterdiğinden, serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilerle yapılan elektrik
perakende satışı bakımından “Antalya, Isparta ve Burdur illeri” ilgili coğrafi pazar olarak
belirlenmiştir.
I.3.2.2. Serbest Tüketici Limitinin Üstünde Kalan Tüketiciler Bakımından İlgili Pazar
I.3.2.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(78) Mesken, ticarethane ve sanayi müşteri grupları tarife bazında kendi içinde alt gruplara
ayrılmaktadır. Örneğin, mesken grubu normal meskenler ile şehit aileleri ve gaziler olmak
üzere iki ayrı fiyatlandırmaya tabi tutulmaktadır. Şehit aileleri ve gaziler için oluşturulmuş
olan tarife yüksek oranda sübvanse edildiğinden18 bu grubun piyasada faaliyet gösteren
tedarikçiler açısından ticari olmadığı, bu sebeple de elektrik piyasası için yapılacak olan
analizlerden çıkarılabileceği değerlendirilmektedir.
Sanayi Grubu
(79) Sanayi grubu müşteriler sayaç sayısı olarak en küçük grup olmakla birlikte, Grafik 11’den
de görülebileceği üzere tüketim baz alındığında en büyük grubu oluşturmaktadırlar.
Sanayi grubu müşterileri yüksek hacimli tüketime sahip olmaları nedeniyle elektrik
hizmetini ciddi bir maliyet kalemi olarak görmektedir. Bu kapsamda sanayi müşterilerinin
fiyat esneklerinin yüksek olduğu ve piyasadaki en iyi fiyatı aradıkları söylenebilir. Elektrik
maliyetlerinin aşağıya çekilmesi ve en iyi fiyattan elektrik tedarik edilmesi açısından bazı
büyük ölçekli sanayi müşterileri bünyelerinde bu konuya ilişkin özel birimler19 de
oluşturulabilmektedir. Öte yandan, çok yüksek tüketimli müşteriler daha ucuz elektriğe
ulaşmak ve olası kesintilerin önüne geçmek amacıyla kendi santrallerini kurabilmektedir.
(80) Fiyat faktörünün dışında elektrik arzının sürekliliği sanayi müşterisi bakımından hayati bir
önem taşımaktadır20. Bu çerçevede özellikle özel trafoya sahip müşteriler için özel
trafonun ve diğer tesislerin bakımının önemli hale geldiği bilinmektedir.
(81) Sanayi müşterilerinin bir diğer özelliği, elektrik enerjisi taleplerinin esnek olabilmesidir.
Öyle ki, bir sanayi müşterisinin üretimini gündüz (06.00-17.00), puant (17.00-22.00) ve
gece (22.00-06.00) saatleri arasında kaydırabilmesi mümkün olabilmektedir21.
18 Elektriğin kWh birim fiyatı normal mesken ve ticarethane tarifelerinde 0,214074 TL, tek terimli alçak gerilim
sanayi ile çift terimli orta gerilim sanayi tarifelerinde 0,205219 TL iken, şehit aileleri ve gaziler için oluşturulan
tarifede 0,077000 TL’dir.
19 Teşebbüslerin sadece elektrik tedariki üzerine çalışan (elektrik fiyat ve yük analizi yapan, enerji verimliliği
ile ilgilenen) bölümleri söz konusu özel birimlere örnek olarak verilebilecektir.
20 Günümüz dünyasında elektrik hizmeti tüm son kullanıcılar için olmazsa olmaz durumdadır. Ancak bir
mesken veya ticarethane müşterisi elektrik arzının tekrar başlamasıyla günlük rutinine hemen dönebilirken,
sanayi müşterisi kullandığı makine-teçhizatı kesintinin ardından devreye sokmak için uzun sürelere ihtiyaç
duyabilmektedir. Bu kapsamda elektrik kesintisinin etkisi kesintinin giderilmesinden sonra da devam
edebilmektedir.
21 Diğer müşteri gruplarının tüketimlerini başka zaman aralıklarına kaydırma istekliliği ve olanağı çok daha
sınırlıdır. Örneğin bir bakkalın hizmet verdiği saatleri gündüz ve puant saatlerden gece saatlerine çekme
şansı yoktur.
18-06/101-52
26/322
(82) Sanayi grubu müşteriler, sahip oldukları yüksek bilinç seviyesi ve buna bağlı fiyat
hassasiyeti ile esnekliğine rağmen ancak %73,14 oranında piyasadan elektrik almaktadır.
Bu duruma birtakım sanayi müşterilerinin piyasadan elektrik almamayı tercih etmeleri ile
sanayiyi teşvik etme amacıyla düşük belirlenmiş olan sanayi tarifesinin yol açtığı
söylenebilir.
(83) Aşağıdaki grafiklerde gündüz, puant, gece ve tek zamanlı tarifeler22 ile ilgili zamanlardaki
PTF ve YEK maliyeti gösterilmektedir.
Grafik 12: Ocak 2015-Mart 2017 Gündüz Saatlerinde PTF, Gündüz Sanayi Tarifeleri ve Marj23 (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(84) Daha önce de ifade edildiği üzere, tavan fiyat olarak kabul edilebilecek tarife fiyatı ile
piyasa oyuncularının maliyet göstergesi olarak düşünülebilecek olan PTF arasında kalan
marj piyasa oyuncuların hareket alanını oluşturmaktadır. Grafikten görüleceği üzere,
gündüz saatleri bakımından (06.00-17.00) PTF ile tarife arasındaki marj bahar aylarında
artış gösterirken Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde tedarikçilerin hareket
edebileceği alan iyice daralmakta ve hatta bazı dönemlerde tedarikçilerin gösterge
maliyeti fiili tavan fiyatının da üstüne çıkmaktadır. Söz konusu marjın bahse konu dönem
aralığında maksimum %36 ve minimum -%23 bandında düzensiz seyir izlediği ve özellikle
2016 Kasım’dan itibaren önceki dönemlere göre çok daha dramatik düşüşler gösterdiği
görülmektedir.
22 Tarifeler nihai tarifeler olmayıp tarifenin içinde yer alan elektrik perakende satış bedelidir.
23 Marj, tarife ile piyasada oluşan PTF arasında kalan kısmı göstermektedir. Tedarikçilerin kar etmeleri ve
tüketicilere indirim sağlamaları bu marj dahilinde olmaktadır.
-30,00%
-20,00%
-10,00%
0,00%
10,00%
20,00%
30,00%
40,00%
0
25
50
75
100
125
150
175
200
225
250
275
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Sanayi Tarife PTF Marj
18-06/101-52
27/322
Grafik 13: Ocak 2015- Mart 2017 Dönemi Puant Saatlerinde PTF, Puant Sanayi Tarifeleri ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(85) Grafikten de görüleceği üzere, puant saatlerinde (17.00-22.00) tarife ile PTF arasındaki
makas gündüz ve gece saatlerine göre daha geniş olup bahse konu dönem aralığında
minimum %37 maksimum %67,5 aralığında bir seyir izlemektedir. Ancak puant saatleri
açısından oluşan marj, gece ve gündüz bakımından oluşan marj ile benzer bir eğilime
sahiptir. Bu durumun temel sebebinin PTF’nin gündüz, gece ve puant saatler için aynı
mevsimselliği göstermesi olduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple tedarikçilerin hareket
alanları Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde daralmakta özellikle bahar
aylarında da (Mart-Nisan-Mayıs) genişlemektedir.
Grafik 14: Ocak 2015- Mart 2017 Dönemi Gece Saatlerinde PTF, Gece Sanayi Tarifeleri ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
0,00%
10,00%
20,00%
30,00%
40,00%
50,00%
60,00%
70,00%
80,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
225,00
250,00
275,00
300,00
325,00
350,00
375,00
400,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Sanayi Tarifesi PTF Marj
-100,00%
-80,00%
-60,00%
-40,00%
-20,00%
0,00%
20,00%
40,00%
0,00
20,00
40,00
60,00
80,00
100,00
120,00
140,00
160,00
180,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Sanayi Tarife PTF Marj
18-06/101-52
28/322
(86) Gündüz saatlerinde dönem dönem eksiye düşmekle birlikte tedarikçilerin genelde pozitif
bir marja sahip olduğu anlaşılmaktadır. Puant saatlerinde ise devamlı olarak pozitif marj
olduğu görülmektedir. Ancak talebin en düşük olduğu gece saatleri bakımından (22.00-
06.00) tam tersi bir durum bulunmaktadır. Grafikte görüleceği üzere, istisnai durumlar24
haricinde PTF sürekli olarak gece tarifesinin üzerinde seyretmekte ve marj bahar
dönemleri dışında önemli oranda negatif seyretmektedir.
Grafik 15: Şubat 2015- Şubat 2017 Döneminde PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Sanayi Tarifesi (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(87) Tek zamanlı tarife ile PTF kıyaslamasında da gece, gündüz ve puant saatlere ilişkin
yapılan kıyaslamada ortaya çıkan sonuçlarla benzerlik olduğu görülmektedir. Bu
bağlamda Temmuz-Ağustos ile Aralık-Ocak dönemlerinde tarife ile oluşan PTF arasındaki
marj daralırken hatta negatife dönüşürken, bahar aylarında söz konusu marj
genişlemektedir.
(88) Tarife ile PTF-YEK maliyeti arasındaki marja ek olarak sanayi müşterilerinin sahip olduğu
yük eğrisi de önemlidir. Bu bağlamda Akdeniz elektrik dağıtım bölgesindeki sanayi
müşterilerinin ortalama yük eğrisine aşağıda yer verilmektedir.
24 Bahsi geçen istisnai durum Mart-Nisan aylarında hidroelektrik santrallerden gelen arz artışından
kaynaklanmaktadır.
0
50
100
150
200
250
300
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Tarife PTF Ağırlıklı Ortalama YEK Maliyeti YEK+PTF
18-06/101-52
29/322
Grafik 16: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında Sanayi Müşterilerinin Ortalama Yük Eğrisi
Kaynak: EPİAŞ
(89) Grafikten de görüleceği üzere, Akdeniz bölgesindeki sanayi müşterilerinin ortalama
tüketimleri gündüz saatlerinin içinde kalan 08.00-16.00 aralığında yoğunlaşmaktadır. Bu
durumun, tedarikçilerin sahip oldukları marj ile birlikte dikkate alındığında, portföyünde
baz yük25 santral (kömür ve barajsız hidroelektrik)26 bulunmayan tedarikçilerin sanayi
grubu müşterilerine teklif vermelerini zorlaştırdığı değerlendirilmektedir27. Öte yandan
sanayi müşterilerinin üretimlerini gece saatlerine kaydırabilme esnekliğine sahip olması,
bu müşteri grubunu portföyünde baz yük santrali bulunan tedarikçiler için cazip
kılmaktadır.
(90) Bir tedarikçinin bir müşteriye teklif sunmasında müşterinin kendisine ve bilgilerine erişmek
kritik rol oynamaktadır. Öyle ki, bir tedarikçinin teklifini oluşturması için müşterinin tüketim
alışkanlıklarını28 bilmesi, oluşturacağı teklifi müşteriye sunabilmesi içinse müşterinin
adresi ve telefon numarası gibi bilgilere sahip olması gerekmektedir.
25 Mevsimsel olarak genelde sonbahar ayları, gün içinde de genellikle gün doğumu öncesi gibi zaman
dilimlerinde oluşan düşük talep “baz yük” olarak adlandırılmaktadır (YÜCEL C. Y., (2012), Elektrik
Üretiminde Hakim Durumun Tespiti, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Rekabet Kurumu, Ankara).
26 Söz konusu santrallerin devreye girip çıkmaları zaman almaktadır. Bu sebeple söz konusu santraller
üretimlerini durdurmamak için çok düşük fiyatlarda elektrik üretimi gerçekleştirebilmektedir.
27 Söz konusu maliyete tedarikçinin yapacağı satış, pazarlama, ön ve arka ofis uygulamalarının maliyetleri
eklendiğinde sanayi müşterisine teklif verme maliyeti daha da artmaktadır.
28 Tüketim alışkanlığı, müşterinin hangi saat dilimlerinde ne kadar elektrik tükettiği, tüketimini başka zaman
dilimlerine kaydırıp kaydıramayacağı, kaydırabilecekse ne kadar kaydırabileceği ve ödeme alışkanlıkları
gibi hususları kapsamaktadır.
18-06/101-52
30/322
(91) Daha önce de belirtildiği üzere, sanayi müşterileri kendileri için önemli bir girdi maliyeti
oluşturan elektrik maliyetini asgari seviyeye indirmeye çalışmaktadır. Bu sebeple sanayi
müşterileri, tedarikçilerden daha iyi teklif alabilmek adına geçmiş tüketimlerini, tüketimlerin
dağılımını düzenli olarak tutmakta ve bu verileri tedarikçilerle paylaşabilmektedirler. Buna
ek olarak, sanayi grubu müşterileri piyasa araştırması yapıp tedarikçilerden teklif isteyerek
ve farklı fiyat tekliflerini karşılaştırarak tedarikçilerin müşteriye erişme maliyetini
azaltmaktadır. Öte yandan, sanayi müşterilerinin piyasayı bilmeleri, bilinçli olmaları ve
birçok alternatif teklif alabilmeleri nedeniyle pazarlık güçlerinin yüksek olduğu
söylenebilecektir. Bu kapsamda mevcut yapıda düşük sanayi tarifesinin, yüksek piyasa
maliyetlerinin ve sanayi müşterilerinin yüksek pazarlık gücünün sanayi grubunun
karlılığını bir tedarikçi için aşağıya çektiği değerlendirilmektedir.
(92) Sanayi müşterilerinin tedarikçiler açısından sahip olduğu bir diğer özellik de dengeden
sorumlu grup29 kavramına ilişkindir. Piyasa katılımcıları sahip oldukları tüketim portföyü
ve tedarik taahhütlerini, sahip oldukları üretim ve yapılan alımlarla denk tutmaya
çalışmaktadırlar. Piyasa katılımcıları portföylerindeki eksikliği/fazlalığı ilk olarak GÖP’te
gidermeye çalışmaktadır. GÖP’te portföyün denkleştirilememesi durumunda ilgili piyasa
katılımcısı GİP’te işlem yaparak portföyünü denk hale getirme şansına sahip olmaktadır.
GİP’te de denkleştirmenin gerçekleştirilememesi durumunda katılımcılar sahip oldukları
talep ile üretim arasındaki dengesizliği DGP’de cezalı bir şekilde alım/satım yaparak
gidermektedirler. Örneğin, bir piyasa katılımcısı tüketiminden fazla üretime sahip olduğu
durumda (pozitif dengesizlik) elinde fazla bulunan elektriği piyasa fiyatının altında satmak
durumunda kalırken, tüketimin üretimden fazla olması durumunda üretim açığını piyasa
fiyatının üstündeki bir fiyattan temin etmek zorunda kalmaktadır. Anılan portföy
dengesizliklerinin giderilmesi piyasa katılımcıları üzerinde ciddi bir mali yük
oluşturabilmektedir. Dengeden sorumlu grup mekanizması piyasa katılımcılarına, GÖP’e
gelmeden önce dengesizliklerini azaltma ve ek bir gelir elde etme fırsatı sunmaktadır.
(93) Piyasadaki bir kısım katılımcılar yüksek üretim ve düşük tüketim portföyüne (uzun
pozisyon), birtakım katılımcılar da düşük üretim ve yüksek tüketim portföyüne (kısa
pozisyon) sahiptir. Bu çerçevede kısa ve uzun pozisyona sahip olan piyasa katılımcıları
portföylerini, GÖP/GİP/DGP sürecinden önce dengeden sorumlu grup mekanizması
kapsamında dengeleyebilmektedirler30.
29 Dengeden sorumlu grup, DUY’un 4. maddesinin (ö) fıkrasında; piyasa katılımcılarının piyasa işletmecisine
bildirmek suretiyle oluşturdukları ve grup içinden bir piyasa katılımcısının grup adına denge sorumluluğuna
ilişkin yükümlülükleri üstlenen grup olarak tanımlanmıştır.
30 Üretimi 100 birim, tüketim portföyü 10 birim olan A piyasa katılımcısı ile üretimi 20 birim, tüketimi 60 birim
olan B piyasa katılımcısı dikkate alındığında, A katılımcısı DGP’de 90 birim pozitif dengesizliğe düşerken,
B katılımcısı da 40 birim negatif dengesizliğe düşecektir. Ancak A ve B katılımcıları birbirlerin in dengeden
sorumlu grubu olduklarında, B katılımcısının 40 birimlik üretim açığı, A katılımcısının 90 birimlik üretim
fazlasından kapatılacak ve A ile B’den oluşan dengeden sorumlu grubun dengesizliği 50 birim pozitif
dengesizlik olarak gerçekleşecektir. Bu kapsamda 80 birimlik etkinlik sağlanmış olacaktır.
18-06/101-52
31/322
(94) Sanayi müşterileri, hacim olarak yüksek tüketime sahip olmaları nedeniyle dengeden
sorumlu grup mekanizmasının içinde yer alan tedarikçiler için önemlidir. Portföyünde
sanayi grubu müşterisi bulunduran bir tedarikçi pozitif dengesizliği olan piyasa
katılımcılarının dengeden sorumlu grubu olarak ilgili tedarikçinin pozitif dengesizliğini
azaltması31 nedeniyle portföyünde sanayi müşteri bulunan tedarikçi, pozitif dengesizliği
bulunan tedarikçiden ödeme alarak ek bir gelir elde edebilmektedir.
(95) Genel olarak sanayi müşterileri tüketimlerini gün içinde kaydırabilme, tedarikçilere ek gelir
yaratma imkânı sağlama ve satış ve pazarlama faaliyetleri bakımından kolay erişilme gibi
nedenlerle tedarikçi açısından cazip olmakla birlikte, bu grupta yer alan müşterilerin
pazarlık güçlerinin yüksek olması ve düşük sanayi tarifesinin varlığı bu segmentin
kârlılığını azaltmaktadır.
(96) Sanayi müşterilerinin özellikleri yukarıda belirtildiği gibi olmakla birlikte bağlanılan gerilim
seviyesi sanayi müşterileri ve tedarikçiler için önemlidir. Bu durumun temel sebebi iletim
seviyesinden (yüksek gerilimden) sisteme bağlı olan müşterilerin, nihai tarifede orta ve
alçak gerilim için öngörülen dağıtım ve reaktif enerji bedeli gibi kalemlere tabi
olmamasıdır. Öte yandan alçak ve orta gerilimden (dağıtım şebekesi) sisteme bağlanan
sanayi müşterileri ise bahsi geçen maliyetlere tabi durumdadır. Bu sebeple iletim
seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterileri dağıtım seviyesinden sisteme bağlı
bulunan sanayi müşterilerine göre tedarikçiler için daha cazip hale gelmektedir.
(97) Ayrıca iletim seviyesinden sisteme bağlanan sanayi müşterilerin tüketimleri dağıtım
seviyesinden bağlı bulunan sanayi müşterilerinin tüketimlerine kıyasla çok daha yüksektir.
Söz konusu durum aşağıdaki grafikten de görülebilecektir.
Grafik 17: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde İletim ve Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi
Tüketicilerin Tüketim Karşılaştırması (Ağustos 2014 -Mayıs 2017) (mWh)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
31 Diğer bir ifadeyle pozitif dengesizliğe sahip olan tedarikçinin fazla üretiminin en azından bir kısmını
GÖP’te oluşan PTF’nin altında satmasını önlediği için.
0%
10%
20%
30%
40%
50%
60%
70%
80%
90%
100%
İletim Tüketim Dağıtım Tüketim
18-06/101-52
32/322
Grafik 18: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde İletim ve Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi
Tüketicilerinin Sayaç Sayılarının Karşılaştırması (Ağustos 2014 -Mayıs 2017)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(98) Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde iletim seviyesinden sisteme bağlı bulunan altı müşteri
bulunmasına rağmen söz konusu altı müşterinin tüketiminin sisteme dağıtım seviyesinden
bağlı bulunan 1.490 adet müşterinin tüketiminden fazla olması, iletim müşterilerinin ne
derecede büyük bir tüketime sahip olduğunu göstermektedir.
(99) İletim ve dağıtım seviyesinden bağlı bulunan teşebbüsler arasındaki ciddi tüketim farkı ve
iletim müşterilerinin dağıtım müşterilerinin katlanmak durumunda olduğu birtakım
maliyetlere katlanmıyor olması nedeniyle sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende
satış hizmeti bakımından ilgili pazar “iletimden bağlı sanayi müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış hizmeti” ve “dağıtımdan bağlı sanayi müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış hizmeti” olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Ticarethane Grubu
(100) Ticarethane grubu hem sayaç hem de tüketim miktarı bakımından en büyük ikinci müşteri
grubudur. Bunun yanı sıra ticarethane müşterileri serbest tüketici hakkını kullanarak
GTŞ’ler dışındaki şirketlerle en çok ikili anlaşma yapan gruptur32. Bir başka ifadeyle
ticarethane grubunda yer alan müşteriler en aktif şekilde yerleşik şirketler dışında kalan
tedarikçilere geçiş yapan müşterilerdir. Ticarethane grubu, müşterilere erişimin görece
kolay olduğu ve sayaç sayısı bakımından riskin dağılmasına yardımcı olan33 bir
segmenttir. Bu bağlamda ticarethane grubu bir tedarikçinin pazara giriş yapması için kritik
durumdadır.
32 Rekabet Kurumu Elektrik Sektör Araştırması, 2015.
33 Tedarikçiler tahsilat riskini dağıtmak ve dengelemek adına portföylerinde bulunan her büyük ölçekli
müşteriye karşılık olarak belli sayıda görece daha küçük ölçekli müşterileri portföyüne katmaya
çalışmaktadır. Ticarethane grubu müşterileri söz konusu ihtiyacın en az maliyetle karşılandığı segment
olarak karşımıza çıkmaktadır.
99%
99%
99%
100%
100%
100%
Dağıtım İletim
18-06/101-52
33/322
(101) Ticarethane grubu müşterileri sanayi grubu müşterilerine benzer şekilde yekpare bir yapı
sergilememektedirler. Ticarethane müşterilerinin yıllık tüketim seviyesi arttıkça elektrik
tüketimini bir girdi olarak algılama eğiliminin dolayısıyla fiyat hassasiyetinin artış gösterdiği
görülmektedir. Söz konusu durum aşağıdaki grafikten de anlaşılabilecektir.
Grafik 19: : Farklı Tüketim Kırılımlarında Ticarethane Müşterilerinin Tedarikçiler Bazında Dağılımı (Sayaç
Bazında/ 2017 Mayıs34
(…..TİCARİ SIR…..)
(102) Grafikten de görüleceği üzere, ticarethane müşterilerinin sahip olduğu yıllık tüketim miktarı
artıkça diğer tedarikçilerin portföylerinde bulundurdukları sayaç sayısı ve esasen tedarik
şirketleri nezdindeki nispi sayaç sayısı ağırlığı diğer tedarikçiler lehine artış
göstermektedir. Buna ek olarak yine tüketim seviyesi artıkça ticarethane grubunda
bulunan müşterilerin serbest tüketici haklarını kullanarak ikili anlaşma yapma eğilimi de
yükselmektedir.
(103) Ticarethane grubunun dört farklı parçadan oluştuğu düşünülebilir. İlk parça küçük esnaf
olarak tanımlanabilecek bakkal, kasap, berber, butik vb. işletmelerden (küçük ticarethane)
oluşmaktadır. Mesken grubu müşterilerin biraz daha üstünde tüketime sahip olan bu tip
müşterilerin elektriği girdi olarak algılama eğilimlerinin ve piyasaya ilişkin bilinç
seviyelerinin düşük olduğu söylenebilir. Bu kapsamda küçük ticarethaneler sadece fiyat
odaklı olmayıp tedarikçi şirketin bilinirliğini, marka imajını ve diğer yan faydaları35 dikkate
alabilmektedir.
(104) Ancak ticarethane müşterileri mesken müşterilerinden farklı olarak TKHK’nın koruması
altında bulunmamaktadır. Bu kapsamda, söz konusu grup kapsamındaki her bir tüketicinin
basiretli bir tacir olarak öngörülü olması beklenmekte ve dolayısıyla sözleşmelerde yer
alan cezai şart veya cayma hükümleri karşısında daha zayıf bir konumda bulundukları
değerlendirilmektedir.
(105) Ticarethane grubunun ikinci segmentini alışveriş merkezi, otel36 ve hastane gibi tekil olan
ancak yüksek tüketime sahip müşteriler (tekil ve büyük ticarethaneler) oluşturmaktadır.
Bu grupta yer alan müşteriler elektriği bir girdi olarak algılamakta olup yüksek fiyat
hassasiyetine sahip durumdadırlar. Sahip oldukları yüksek tüketim ve fiyat hassasiyeti
nedeniyle söz konusu müşterilerin pazarlık gücünü haiz olduğu değerlendirilmektedir.
34 K2: Elektriğini serbest tüketici hakkını GTŞ ile ikili anlaşma yaparak kullanan tüketiciler grubudur.
35 Elektriğin yanında doğal gaz ve telekomünikasyon hizmeti veya çeşitli hediye çeklerinin sunulması yan
faydalara örnek olarak verilebilir.
36 Otel müşterileri şehrin dışındaki mahallerde bulunabildikleri için özel trafo sahibi olabilmektedirler. Bu
bağlamda bu tip müşteriler nezdinde trafo tesislerin bakımının ve sürekliliğinin önem kazandığı
düşünülmektedir.
18-06/101-52
34/322
(106) Tekil olarak faaliyet gösteren ancak elektrik ve diğer birçok gereksinimine ilişkin alımını
merkezi olarak gerçekleştiren banka, akaryakıt istasyonları, perakende zinciri ve GSM
bayileri gibi müşteriler (zincir ticarethaneler) ise ticarethane grubunun üçüncü parçasını
oluşturmaktadır. Bu tip müşteriler, zincirin her bir halkası için ayrı bir elektrik anlaşması
yapmamakta, şirket merkezi tüm zincir için tek bir anlaşma yapmaktadır. Bu parçanın
içinde yer alan müşteriler yüksek tüketime ve fiyat hassasiyetine sahiptirler.
(107) Ticarethane grubunun son parçasını kamu kurumları oluşturmaktadır. Kamu kurumları
diğer birçok satın almalarda olduğu gibi elektrik tedarikinde de 4734 sayılı Kamu İhale
Kanunu kapsamında ihale yapmaktadırlar. İhalelerin doğası gereği kamu kurumları
sadece fiyat odaklı hareket etmektedirler37.
(108) Ticarethane grubu müşterilerin tedarikçiler için ne anlam ifade ettiğini değerlendirmek için
ilk olarak ticarethane segmentinde tedarikçilerin hareket edebileceği marjın ne olduğuna
göz atmak yerinde olacaktır. Aşağıdaki grafiklerde ticarethane müşterileri bakımından
gündüz, puant, gece ve tek zamanlı tarifeler ile ilgili zamanlardaki PTF ve YEK maliyeti
gösterilmektedir.
Grafik 20: Ocak 2015- Mart 2017 Gündüz Saatlerinde PTF, Gündüz Ticarethane Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
37 Ticarethane grubunun son üç parçasını oluşturan müşteriler, sanayi müşterileri kadar olmasa da çatı
üstüne veya duvar kaplama olarak güneş paneli kurarak kendi elektriğini üretme potansiyeline sahiptirler.
-20,00%
-10,00%
0,00%
10,00%
20,00%
30,00%
40,00%
50,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
225,00
250,00
275,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
PTF Tarife Marj
18-06/101-52
35/322
(109) Grafik incelendiğinde, tarife ile PTF arasındaki marjın daha önce de ifade edildiği üzere,
Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde daraldığı bahar dönemlerinde ise
genişlediği görülmektedir. Marjın son dönemde önceki dönemlere nazaran yine daha
daraldığı ve hatta negatif seyre dönüştüğü görülmektedir. Söz konusu marjın bahse konu
dönem aralığında %40 ile -%14 bandında düzensiz seyir izlediği ve özellikle 2016
Kasım’dan itibaren önceki dönemlere göre çok daha dramatik düşüşler gösterdiği dile
getirilmelidir. Sanayi tarifesine göre ticarethane tarifesinin daha yüksek belirlenmesi
sebebiyle bu müşteri grubu kapsamında tedarikçilerin hareket edebilecekleri daha geniş
bir marj bulunmaktadır.
Grafik 21: Ocak 2015-Mart 2017 Puant Saatlerinde PTF, Puant Ticarethane Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(110) Puant saatler için tarife, sanayi grubunda olduğu gibi gündüz ve gece saatlerine göre daha
yüksek belirlenmiş durumdadır. Bu nedenle puant saatler bakımından PTF ile tarife
arasında ciddi bir marj olduğu, marjın %41 ile %68,5 bandında dolaştığı görülmektedir.
0,00%
10,00%
20,00%
30,00%
40,00%
50,00%
60,00%
70,00%
80,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
225,00
250,00
275,00
300,00
325,00
350,00
375,00
400,00
425,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
PTF Tarife Marj
18-06/101-52
36/322
Grafik 22: Ocak 2015- Mart 2017 Gece Saatlerinde PTF, Gece Ticarethane Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(111) Ticarethane tarifesinde gece saatleri için belirlenen fiyat genel olarak PTF’nin altında
kalmakta, bu anlamda gece saatleri bakımından tedarikçiler negatif bir marja sahip
olmaktadır. Söz konusu marjın bahse konu dönem aralığında maksimum %35 ve
minimum -%72 bandında düzensiz seyir izlediği ve özellikle 2016 Kasım’dan itibaren
önceki dönemlere göre çok daha dramatik düşüşler gösterdiği görülmektedir.
Grafik 23: Şubat 2015-Şubat 2017 PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Ticarethane Tarifesi (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(112) Grafiklerde yer alan tarife, PTF ve YEK maliyetleri dikkate alındığında sanayi grubuna
kıyasla ticarethane segmentinde tedarikçiler için daha fazla hareket alanı olduğu
görülmektedir. Bu durumun, ticarethane segmentinin BTŞ ile en fazla sözleşme yapan
segment olmasını açıkladığı değerlendirilmektedir.
-80,00%
-60,00%
-40,00%
-20,00%
0,00%
20,00%
40,00%
60,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
PTF Tarife Marj
0
25
50
75
100
125
150
175
200
225
250
275
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
Tarife PTF Ağırlıklı Ortalama YEK YEK+PTF
18-06/101-52
37/322
(113) Ticarethane grubunda bulunan müşteriler tedarikçiler için homojen bir yapıda
bulunmamaktadır. Tekil ve büyük ticarethaneler, zincir ticarethaneler ve kamu kurumları
fiyat hassasiyeti yüksek olan, farklı teklifleri araştıran, marka bağımlılığı nispeten düşük
ve tüketim alışkanlıklarına ilişkin verilere sahip müşterilerdir. Bu kapsamda tedarikçilerin
anılan müşterilere erişmek ve teklif vermek için katlanmak durumunda olduğu pazarlama
ve satış maliyetleri daha düşük olmakla birlikte, söz konusu müşterilere daha rekabetçi
teklif vermeleri gerekmektedir.
(114) Ayrıca ticarethanelerin aşağıda gösterilen yük eğrisi dikkate alındığında en yoğun
tüketimin gündüz saatlerinde olduğu görülmektedir.
Grafik 24: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında Ticarethane Müşterilerinin Ortalama Yük Eğrisi
Kaynak: EPİAŞ
(115) Bunun yanında, söz konusu zaman aralığındaki tarife-PTF marjı büyüklük olarak en iyi
ikinci marj konumundadır. Söz konusu yük profilinin gündüz saatlerindeki tarife-PTF ilişkisi
dikkate alındığında, tedarikçilerin teklif verme isteğini artırdığı söylenebilir. Bu özellikler
bağlamında tekil ve büyük ticarethaneler, zincir ticarethaneler ve kamu kurumları
tedarikçiler için cazip müşterilerdir.
(116) Tekil ve büyük ticarethaneler, zincir ticarethaneler ve kamu kurumlarının tedarikçiler için
önemli olan bir diğer özelliği de yüksek tüketime sahip olmalarıdır. Bu nedenle söz konusu
müşterilerin sahip olduğu talep miktarı, tıpkı sanayi müşterilerinde olduğu gibi ilgili
tedarikçi tarafından dengeden sorumlu grup mekanizmasında kullanılabilmekte ve bu
yolla ilgili tedarikçi ek bir gelir elde edebilmektedir.
(117) Öte yandan fiyat hassasiyetine ve alternatif tedarik kaynaklarına kolay erişime sahip bu
tip müşterilerin ciddi anlamda pazarlık güçleri bulunmaktadır. Bu durumun tedarikçilerin
bu müşterilere yapacağı tedarikin kârlılığını aşağıya çektiği anlaşılmaktadır.
(118) Ticarethane grubunun sayaç sayısı bazında en kalabalık parçasını oluşturan küçük esnaf
segmenti yukarıda belirtilen ticarethane müşterilerinden farklılaşmaktadır. Ancak küçük
esnaf, sunulan elektriğin tedarikçiye maliyeti bakımından diğer üç parçada yer alan
müşterilerden farklı değildir.
18-06/101-52
38/322
(119) Söz konusu segmentler arasındaki farklılaşma satış, pazarlama ve müşteri elde etme gibi
hususlarda başlamaktadır. İlk olarak, küçük esnafın elektrik piyasasının serbestleşmesi
ve son kullanıcıların bu serbestleşmeden yararlanması bağlamında bilinç seviyesi düşük
durumda olup bu anlamda mesken müşterisi grubuna yakınsamaktadır. Bu sebeple, söz
konusu müşteriye teklif götürecek tedarikçinin teklifini sunmadan önce genel olarak
elektrik piyasasındaki serbestleşmeden ve bunun müşteriye sağlayacağı faydalarından
bahsetmesi gerekmektedir. Bu durum da tedarikçiler açısından belli bir işlem maliyeti
yaratmaktadır. Ayrıca yapılan bilgilendirme sonunda bilinçlenen müşterinin alternatif
tedarikçilere ulaşması da kolay hale gelmekte, diğer bir ifadeyle bir bedavacılık sorunu
ortaya çıkmaktadır.
(120) İkinci olarak, küçük esnafın sayıca fazla olması38 nedeniyle bu segmente erişim sağlamak
için bir tedarikçinin kitlesel bir satış ve pazarlama stratejisi oluşturması, bu bağlamda geniş
bir saha ekibi ve bayi ağı kurması gerekmektedir. Bu durum küçük esnafa yapılacak satış
ve pazarlama faaliyetlerinin ve bu gruptan müşteri kazanmanın maliyetini artırmaktadır.
Öte yandan, genel anlamda fiyat hassasiyetinin düşük olduğu düşünülen küçük esnaf,
tedarikçiler tarafından verilen indirimleri cazip bulmayabilmekte ve bu durum söz konusu
grup müşterilerinin mevcut konumlarını korumasına yol açabilmektedir Nitekim Grafik
19’dan da görüleceği üzere tüketim miktarı azaldıkça ilgili müşterilerin tedarikçi seçme
hakkını kullanmama veya yerleşik şirketle ikili anlaşma yapma eğilimi artmaktadır.
(121) Ayrıca küçük esnaf yapacağı tercihlerde marka imajı veya birtakım yan faydalar
arayabilmektedir. Bu bağlamda bu segment için marka imajı yaratmak veya elektrik
dışında da ürün/hizmet sunmak bir tedarikçi için ciddi bir maliyet anlamına gelmektedir.
(122) Üçüncü olarak, küçük esnaf müşterilerinin tüketim alışkanlıklarına ilişkin düzenli kayıt
tutmamaları nedeniyle ilgili tedarikçilerin söz konusu müşteriye teklif vermeden önce o
müşterinin tüketimine ilişkin bilgileri derlemesi ve işlemesi gerekmektedir. Bu durum da
küçük esnaf segmenti açısından tedarikçilerin maliyetini artıran bir husustur.
(123) Sonuç olarak, ticarethane grubunda bulunan büyük ticarethaneler (tekil ve büyük
ticarethaneler, zincir ticarethaneler ve kamu kurumları) ve küçük ticarethaneler (küçük
esnaf) elektrik hizmetini algılama biçimi, müşteri davranışı, abone edinme maliyeti
bakımından birbirlerinden farklılaşmakla birlikte söz konusu kırılımların birbirinden çok
ciddi bir biçimde ayrışmıyor olması nedeniyle ticarethane grubu bakımından iki ayrı ilgili
ürün pazarı tanımlanmasına gerek olmadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, alt
kırılımlara gidilmeksizin “ticarethane müşterilerine yapılan elektrik enerjisi perakende satış
hizmeti” ayrı bir ilgili ürün pazarı olarak tanımlanmaktadır.
Mesken Grubu
(124) Mesken grubu müşteriler sayaç sayısı bazında en büyük, tüketim bazında ise en küçük
grubu oluşturmaktadır. Kalabalık sayaç sayısı nedeniyle mesken segmentinin elektrik
perakende piyasasının kitlesel tarafını oluşturduğu söylenebilecektir. Öte yandan mesken
müşterileri serbest tüketici hakkını elde etmesine rağmen bu hakkı en az kullanan müşteri
grubu niteliğindedir. Söz konusu durum aşağıdaki grafikten de görülebilecektir.
38 2017 yılı için belirlenmiş olan 2.400 kWh’lık serbest tüketici limitinin üzerinde tüketimi olan ticarethane
sayısı 85.721’dir. Bunlardan yıllık tüketimi 25 mWh’ın altında olan ve küçük esnaf olarak
nitelendirilebileceklerin sayısı ise 70.036’dır.
18-06/101-52
39/322
Grafik 25: Mesken Grubu Müşterilerin 2014 Ocak- 2017 Mayıs Dönemindeki Dağılımı (Sayaç Bazlı)
(…..TİCARİ SIR…..)
(125) Grafikten de anlaşılacağı üzere, Mayıs 2017 dönemine gelindiğinde yıllık tüketimi serbest
tüketici limitini geçen mesken müşterilerinin %42’si söz konusu hakkını kullanmamakta ve
düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik tedarik etmektedir.
(126) 2017 yılı itibarıyla 2.400 kWh olan serbest tüketici limiti nedeniyle bu segmentte yer alan
924.598 müşterinin 518.480’i kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip değildir. Öte
yandan kendi tedarikçisini seçme hakkını haiz olan 406.118 müşterinin 174.245’i söz
konusu hakkı kullanmamakta, geri kalan 231.873 müşterinin 224.769’u ise yerleşik şirket
ile ikili anlaşma yaparak elektrik tedarik etmektedir. Aşağıdaki grafikte ülke genelindeki
mesken müşterilerinin dağılımı gösterilmektedir.
Grafik 26: Mesken Müşterilerinin Dağılımı (2016 Eylül/Sayaç Sayısı Bazında)
Kaynak:EPİAŞ
(127) Söz konusu durumun, mesken müşterilerinin serbest piyasa ve serbest piyasanın
getireceği olası faydalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasından ve fiyat hassasiyeti
düşük olan müşterilerin piyasada verilmekte olan indirim oranlarını düşük bulmalarından
ileri geldiği değerlendirilmektedir39. Bu bağlamda müşterilerin tüketim hacimleri ile ikili
anlaşma yapma ve yerleşik şirket dışındaki tedarikçiden elektrik alma eylemi arasında bir
ilişki olduğu söylenebilir. Bahsi geçen ilişki aşağıda yer alan grafikte de görülebilecektir.
39 Düşük bilinç seviyesi ve fiyat hassasiyeti nedeniyle mesken müşterilerinin pazarlık gücünün de yok
denecek kadar az olduğu değerlendirilmektedir.
GTŞ
96%
Diğer Tedarikçiler
4%
GTŞ Bölge Dışı
0%
GTŞ
Diğer Tedarikçiler
GTŞ Bölge Dışı
18-06/101-52
40/322
Grafik 27: Tedarikçi Türüne Göre Mesken Müşterilerinin Yıllık Ortalama Tüketim (2016)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(128) Mesken müşterilerinin fiyat hassasiyetlerinin düşük, bilinilirlik açısından marka imajına
verdikleri önemin görece yüksek ve yan hizmet/ürünlere atfedilen önemin yüksek olduğu
belirtilmelidir.
(129) Mesken müşterileri, zamandan bağımsız olarak istikrarlı bir tüketime sahiptirler40.
Meskenlerin istikrarlı bir tüketime sahip olması, mesken müşterilerinin tüketimini zamanlar
arasında kaydıramadığını göstermektedir. Bu bağlamda mesken müşterileri esnekliğe
sahip değildir. Ayrıca meskenler fatura ve tahsilat hususunda en güvenli müşteri grubunu
oluşturmaktadırlar.
(130) Mesken müşterilerinin bir diğer özelliği de daha önce konu edilen iki müşteri grubundan
farklı olarak TKHK kapsamında korumaya sahip olmalarıdır. Bu bağlamda ilgili mesken
müşterisi tedarikçiden aldığı faydayı iade etmesi durumunda mevcut olan ikili anlaşmasını
başka hiçbir yükümlülük altında kalmadan bitirebilmektedir. Öte yandan ticarethane ve
sanayi müşterileri böyle bir korumaya sahip değildirler ve yaptıkları ikili anlaşmaya aykırı
hareket ettiklerinde veya ikili anlaşmayı zamanından önce sonlandırdıklarında ek cezai
şartı veya cayma bedelini ödemek durumunda kalmaktadırlar. Bu bağlamda mesken
müşterilerinin tedarikçi geçişi hukuki olarak sanayi ve ticarethane müşterilerine göre daha
kolay olmakta ve tedarikçiye verdikleri taahhüt süresinden önce tedarikçi değişikliğine
gitmeleri durumunda katlandıkları cezai bedel daha düşük olmaktadır. Bunun yanında
mesken müşterilerinin istikrarlı bir tüketim eğilimine sahip olması ve kayda değer bir
tüketim hacmi taşımaları nedeniyle bir tedarikçi için risk dağıtma ve portföy çeşitlendirme
işlevi de gördüğü belirtilmelidir.
(131) Mesken grubu müşterilerinin tabi olduğu tarife ile PTF ve YEK maliyetlerine yer vermek
yararlı olacaktır. Söz konusu hususlara aşağıdaki grafiklerde yer verilmektedir.
40 Sıcak yaz dönemi ile soğuk kış dönemi bu durumun istisnasıdır.
18-06/101-52
41/322
Grafik 28: Ocak 2015-Mart 2017 Gündüz Saatlerinde PTF, Gündüz Mesken Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(132) Gündüz saatlerinde tedarikçiler için genelde pozitif bir hareket alanı olduğu ama diğer iki
müşteri grubunda da gözlendiği üzere Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak dönemlerinde
söz konusu hareket alanının ciddi anlamda daraldığı, yine son dönemlerde bu marj
daralmasının daha ciddi şekilde yaşandığı görülmektedir.
Grafik 29: Ocak 2015-Mart 2017 Dönemi Puant Saatlerinde PTF, Puant Mesken Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(133) Ticarethane grubunda da görüldüğü üzere41 bir tedarikçi için en yüksek hareket alanı
puant saatlerinde mevcuttur. Ancak PTF’nin seyri nedeniyle söz konusu marj diğer
dönemlerde ve müşteri gruplarında olduğu gibi Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak
dönemlerinde aşınmaktadır.
41 Ticarethane ve mesken tarifeleri birbirine çok yakın seviyelerde belirlenmiştir.
-20,00%
-10,00%
0,00%
10,00%
20,00%
30,00%
40,00%
50,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
225,00
250,00
275,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
PTF Tarife Marj
0,00%
10,00%
20,00%
30,00%
40,00%
50,00%
60,00%
70,00%
80,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
225,00
250,00
275,00
300,00
325,00
350,00
375,00
400,00
425,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
PTF Tarife Marj
18-06/101-52
42/322
Grafik 30: Ocak 2015-Mart 2017 Dönemi Gece Saatlerinde PTF, Gece Mesken Tarifesi ve Marj (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(134) Mesken müşterileri için belirlenmiş gece tarifesi bahar ayları hariç PTF’nin altında
seyretmektedir. Bu sebeple gece saatleri açısından mesken grubunda da genellikle eksi
bir marj bulunmaktadır.
Grafik 31: Şubat 2015-Şubat 2017 Dönemi PTF, YEK Maliyeti ve Tek Zamanlı Mesken Tarifesi (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ Şeffaflık Platformu
(135) Mesken müşterileri bakımından, tedarikçiler için ticarethane grubunda gözlemlenen tarife-
PTF marjına benzerlik gösteren bir marj bulunmaktadır. Ortalama bir mesken müşterisinin
gerçekleştirdiği tüketimin günün hangi saatlerine yoğunlaştığı tedarikçi açısından
önemlidir. Bu bağlamda mesken müşterilerinin ortalama yük eğrisine yer vermek faydalı
olacaktır.
-100,00%
-80,00%
-60,00%
-40,00%
-20,00%
0,00%
20,00%
40,00%
60,00%
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
PTF Tarife Marj
0
25
50
75
100
125
150
175
200
225
250
275
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Tarife PTF Ağırlıklı Ortalama YEK YEK+PTF
18-06/101-52
43/322
Grafik 32: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde 2016 Yılında Mesken Müşterilerinin Ortalama Yük Eğrisi
Kaynak: EPİAŞ
(136) Grafikten de görüleceği üzere, Akdeniz elektrik bölgesindeki meskenlerin ortalama
tüketimleri 17:00 – 21:00 saatlerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla mesken müşterilerinin
en çok tüketim yaptığı zaman dilimi tedarikçilerin en fazla marja sahip oldukları puant
saatlerdir. Bu bağlamda mesken müşterileri tedarikçiler için teorik olarak cazip bir
segmenttir. Ancak bu koşullara rağmen mesken grubu oransal olarak en az ikili anlaşma
yapan müşteri grubu niteliğindedir. Daha önce de ifade edildiği üzere, mesken
müşterilerinin bilinç seviyesinin ve fiyat hassasiyetinin düşük olmasının42 bu duruma yol
açan faktörler olduğu söylenebilir.
(137) Öte yandan perakende elektrik piyasasındaki ortalama brüt kar oranlarının %5-6 olduğu
dikkate alındığında, müşteriler tarafından istenen indirim oranlarının tedarikçiler
tarafından verilmesi oldukça zor olmakta, bu sebeple de bağımsız tedarikçiler mesken
segmentine teklif vermekten imtina edebilmektedir.
(138) Bunun yanında, mesken müşterilerine elektrik tedariki yapmak isteyen bir tedarikçinin
küçük ticarethane müşterilerinde olduğu gibi ilk olarak müşteriyi serbest piyasa hakkında
bilinçlendirmesi gerekmektedir. Mesken müşterilerinin ticarethane müşterilerine göre fiyat
hassasiyetinin ve bilinç seviyesinin daha düşük olduğu da göz önünde
bulundurulduğunda, bir tedarikçinin mesken müşterisini bilinçlendirmek ve ikna edebilmek
için ticarethane segmentinde olduğundan daha fazla çaba sarf etmesi ve maliyete
katlanması gerekecektir.
42 Düşük fiyat hassasiyeti, bir tüketiciyi tedarikçisini değiştirmeye ikna etmek için çok daha yüksek indirim
oranları sunulmasını gerektirmektedir.
18-06/101-52
44/322
(139) Hacimsel olarak büyük bir segment olan mesken müşterilerine erişmek için bir tedarikçi
ciddi bir bayi ağı ve saha ekibi kurmaya, marka imajına yatırım yapmaya ihtiyaç
duymaktadır. Buna ek olarak, mesken müşterisini ikna etmek üzere yan hizmetler
sunulması için de ilgili tedarikçi belli maliyetleri yüklenmek durumunda kalmaktadır. Bu
bağlamda tedarikçinin oluşacak pazarlama ve satış maliyetini yönetebilmesi için belli bir
ölçeği yakalaması gerekmektedir. Öte yandan, mesken müşterisini ikna etmenin
zorluğu43, ilgili tedarikçi sayesinde bilinçlenen müşterinin başka tedarikçi ile anlaşabilmesi
ve TKHK’nın mesken müşterilerine sağladığı korumalar ve farklı bir tedarikçiye geçiş
durumunda görece daha az bir maliyetle karşılaşması, bir tedarikçinin gerekli olan ölçeğe
ulaşmasını engelleyebilecek hususlardır.
(140) Meskenler için katlanılan satış ve pazarlama maliyetinin yanında tedarikçinin müşterilere
erişmesi meşakkatli olabilmektedir. Serbest tüketici limitinin 2.400 kWh’a çekilmesiyle
neredeyse tüm ticarethane müşterilerinin kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olması,
ticarethane müşterilerini tedarikçiler açısından çok daha görünür kılmaktadır. Zira
bağımsız bir tedarik şirketinin yeni limit doğrultusunda rassal olarak serbest tüketici
olmayan bir ticarethaneye denk gelme olasılığı, mesken tüketicisine göre daha azalmıştır.
Böylelikle tedarikçilerin ticarethane müşterisi ile temas kurması az maliyetli olmaktadır44.
Ancak meskenlerin önemli bir kısmının halen 2.400 kWh’lık serbest tüketici limitinin
altında olması nedeniyle kendi tedarikçisini seçebilecek durumda olan bir müşterinin ilgili
tedarikçiler tarafından bulunması ve iletişime geçilmesi ciddi işlem maliyeti içermektedir.
Öte yandan özellikle mesken ve ardından küçük ticarethane müşterileri bağlamında
GTŞ’nin sahip olduğu bayi ve müşteri hizmetleri noktası benzeri hizmet noktalarının,
serbest tüketici hakkını kazanmış tüketicilere ulaşarak abone kazanmaya sağladığı
katkısının oldukça büyük olduğu belirtilmelidir. Zira söz konusu müşteriler geleneksel
kanalları kullanarak fatura ödeme başta olmak üzere, elektrik enerjisi hizmetine ilişkin
işlemleri için müşteri hizmetleri noktalarını en sık ziyaret eden kesim olduğundan, GTŞ bu
müşteri gruplarına ‘pasif satış’ niteliğine uyabilecek, yerinde satış ve pazarlama hizmeti
sunabilmekte ve dolayısıyla abone edinme maliyetini azaltabilme olanağına
kavuşabilmektedir.
43 Düşük fiyat hassasiyeti (düşük hassasiyet nedeniyle yüksek indirim/tasarruf beklentisi), serbest piyasaya
ilişkin bilinç seviyesinin düşüklüğü, marka imajına önem verilmesi ve birtakım yan hizmetlerin verilme
beklentisi nedenlerinden kaynaklanmaktadır.
44 Hangi müşterinin kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olup olmadığı, tüketimi, sayaç numarası, telefon
ve adres bilgileri mevcut düzende herhangi bir birim tarafından yayımlanmamaktadır. Bu bağlamda bir
bağımsız tedarikçinin söz konusu verileri kendisinin sahadan toplaması ve düzenlemesi gerekmektedir.
Diğer bir ifade ile belli bir masrafa katlanması söz konusudur. Ancak düzenlenen tarife üzerinden elektrik
alan müşterileri bölgesel olarak görüntüleyebilen GTŞ’ler anılan verilere erişebilmektedir.
18-06/101-52
45/322
(141) Genel olarak bakıldığında, bir tedarikçi için mesken segmenti, sahip olunan hareket alanı,
portföy çeşitlendirme etkisi ve karşı tarafın pazarlık gücü olmaması nedeniyle teorik olarak
kârlı bir alandır. Ancak mesken tarafının yönetilmesi gereken satış, pazarlama, imaj
yaratma ve ek fayda sunma maliyetleri, ölçeğe erişme ihtiyacı45, TKHK’nın sağlamış
olduğu koruma ve müşterilere erişmenin zorluğu göz önünde bulundurulduğunda mesken
müşterilerinin özellikle bağımsız tedarikçiler açısından cazibesini yitirdiği
değerlendirilmektedir.
(142) Her üç müşteri grubu içinde hem kendi tedarikçisini seçme hakkını kullanan hem de limiti
geçmesine rağmen bu hakkı kullanmayan müşteriler bulunmaktadır. Tedarikçisini seçme
hakkı olmasına rağmen bu hakkını kullanmayan müşterilerin kolayca bu haklarını
kullanabilecek durumda olmaları ve yukarıda da gösterildiği üzere düzenlenen tarifelerle
piyasa fiyatları arasında ciddi bir fark olmaması nedeniyle serbest tüketici hakkını kullanan
tüketicilerle, bu hakka sahip olmasına karşın bu hakkı kullanmayıp düzenlenen tarifeden
elektrik almaya devam eden tüketicilerin aynı pazarda olduğu değerlendirilmektedir.
(143) Üç müşteri grubu hakkında yukarıda yer verilen bilgi ve açıklamalar dikkate alındığında,
her ne kadar tüketilen ve tedarik edilen elektrik homojen bir yapıya sahip olsa da sanayi,
ticarethane ve mesken gruplarının sahip oldukları özelliklerin ve her bir segmentteki
rekabet koşullarının birbirinden farklılaştığı ve her bir müşteri grubunun ayrı bir ilgili ürün
pazarı özelliği gösterdiği değerlendirilmektedir.
(144) Üç müşteri grubunun davranışsal özelliklerindeki farklılıklara ek olarak, anılan müşteri
grupları arasında hukuki ve teknik farklılıklar da bulunmaktadır. Hukuki olarak ilk farklılık
her bir müşteri grubunun farklı tarifelere tabi olmasıdır. Söz konusu tarifeler arasındaki
farklılıklar aşağıdaki grafiklerde gösterilmektedir.
45 Mesken müşterileri küçük ölçekli bir tüketime sahiptir. Bu sebeple bir tedarikçi tarafından bu segmentte
girmek için yapılacak pazarlama ve satış çalışmalarının müşteri başına düşen maliyetinin makul seviyelere
çekilebilmesi için ilgili tedarikçinin yüzlerce hatta binlerce mesken müşterisini portföye katması, diğer bir
ifadeyle ölçeği yakalaması gerekmektedir. Bu durum mesken segmentine yapılacak girişler açısından ciddi
bir giriş engeli oluşturmaktadır.
18-06/101-52
46/322
Grafik 33: Tek Zamanlı Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 34: Gündüz Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
Kaynak: EPİAŞ
90,000
100,000
110,000
120,000
130,000
140,000
150,000
160,000
170,000
180,000
190,000
200,000
210,000
220,000
230,000
240,000
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Mesken Ticarethane Sanayi PTF (Ağır Ort.)+YEK
110,00
120,00
130,00
140,00
150,00
160,00
170,00
180,00
190,00
200,00
210,00
220,00
230,00
240,00
250,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
Mesken Ticarethane Sanayi PTF
18-06/101-52
47/322
Grafik 35: Puant Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
Kaynak: EPİAŞ
Grafik 36: Gece Mesken, Ticarethane ve Sanayi Tarifeleri ve PTF
Kaynak: EPİAŞ
(145) Yukarıdaki grafiklerde gösterilen tarifeler ile PTF seyri dikkate alındığında, sanayi
müşterileri ile ticarethane ve mesken müşterilerine yönelik olarak tedarikçilerin sahip
oldukları marjın birbirinden farklılaştığı görülmektedir. Zira ticarethane ve mesken
müşterilerine yönelik olan tarifeler arasında 2016 Ocak döneminde kadar dikkate değer
bir fark olmakla birlikte, anılan dönemden sonra iki tarife neredeyse çakışık duruma
gelmiştir. Bu nedenle tedarikçilerin anılan müşteri gruplarına sunacağı faydalar, söz
konusu grupların yukarıda ifade edilen özellikleri de dikkate alındığında değişiklik
gösterebilecektir.
(146) Hukuki farka ek olarak mesken, ticarethane ve sanayi müşterileri arasında teknik farklılık
da bulunmaktadır. Öyle ki, söz konusu müşterilerin tüketimlerinin yoğunlaştığı saatler de
birbirinden farklılık göstermektedir. Serbest tüketici hakkını kullanan mesken, ticarethane
ve sanayi müşterilerinin yük eğrilerine aşağıdaki grafikte yer verilmektedir.
70,00
85,00
100,00
115,00
130,00
145,00
160,00
175,00
190,00
205,00
220,00
235,00
250,00
265,00
280,00
295,00
310,00
325,00
340,00
355,00
370,00
385,00
400,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Mesken Ticarethane Sanayi PTF
40,00
50,00
60,00
70,00
80,00
90,00
100,00
110,00
120,00
130,00
140,00
150,00
160,00
170,00
180,00
O
ca
.1
5
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
Mesken Ticarethane Sanayi PTF
18-06/101-52
48/322
Grafik 37: Mesken, Ticarethane ve Sanayi Müşterilerinin Yük Eğrileri (2016/mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(147) Grafikten de görüleceği üzere, mesken, ticarethane ve sanayi müşterilerinin tüketimlerinin
en yüksek olduğu saatler birbirinden farklılaşmaktadır. Mesken müşterilerinin tüketimleri
08:00-22:00 saatleri arası daha stabil olup 18.00-21.00 saatleri arasında yoğunlaşırken,
ticarethanelerin tüketimi 10.00-16.00 saatleri arasında ve sanayi müşterilerinin tüketimi
ise 06.00-16.00 saatleri arasında yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla meskenler açısından
özellikle puant ve gündüz saatlerindeki marj; sanayi ve ticarethane müşterileri içinse
gündüz saatlerindeki marj tedarikçiler tarafından verilecek faydalar için önem
kazanmaktadır.
(148) Sanayi ve ticarethane müşterilerinin yüksek tüketim gerçekleştirdiği saatler gündüz
dönemi içinde kalmaktadır. Ancak yükün yoğunlaştığı saatler kadar, farklı saatlerde yük
miktarında gerçekleşen değişimin de önemli olduğu belirtilmelidir. Bu çerçevede
ticarethanelerin en yüksek tüketime sahip olduğu saatler ile en az tüketime sahip olduğu
saatler arasında %100 oranında fark mevcutken sanayi müşterileri bakımından söz
konusu fark %43 seviyesinde bulunmaktadır. Bu nedenle, sanayi müşterilerinin
ticarethane müşterilerine kıyasla daha istikrarlı bir tüketime sahip oldukları ve iki müşteri
grubunun tüketim eğiliminin ve bir tedarikçi açısından maliyet yapılarının birbirinden ciddi
anlamda ayrıştığı değerlendirilmektedir.
(149) Sonuç olarak, mesken, ticarethane ve sanayi müşterilerinin birbirinden farklı özellikler
gösterdiği ve ayrı pazarlarda bulunduğu tekrar dile getirilmelidir. Ancak sanayi grubu
yukarıda ifade edildiği üzere iletimden bağlı sanayi müşterileri ile dağıtımdan bağlı sanayi
müşterileri şeklinde iki farklı ilgili pazardan oluşmaktadır.
(150) Sonuç olarak işbu dosya kapsamında serbest tüketici hakkına sahip olan müşteriler
bakımından “iletim seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış”, “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan
elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ve
“mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” faaliyetleri ayrı ilgili ürün pazarları
olarak tanımlanmıştır.
0,00
500.000,00
1.000.000,00
1.500.000,00
2.000.000,00
2.500.000,00
00 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
MESKEN
SANAYI
TICARETHANE
18-06/101-52
49/322
I.3.2.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(151) İlgili coğrafi pazarın tespitinde, CK AKDENİZ’in GTŞ olarak sorumlu olduğu Antalya,
Isparta ve Burdur illerinde bulunan müşteriler için bu iller dışından gelen tedarikçilerin bir
alternatif oluşturup oluşturamadığı ele alınmalıdır. Bu hususun irdelenmesinde
kullanılabilecek en temel gösterge anılan illerdeki müşterilerin tedarikçi bazındaki
dağılımıdır.
(152) 2017 Mayıs verileri çerçevesinde Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde bulunan ve sisteme
iletim seviyesinden bağlı olan en az bir sanayi müşterisine elektrik tedarik eden tedarikçi
sayısı dörttür.
Grafik 38: İletim Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tüketim Miktarı (mWh) Bakımından
Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Grafik 39: İletim Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Sayaç Sayısı Bakımından
Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(153) Yukarıda yer alan grafiklerden de görüleceği üzere iletim seviyesinden sisteme bağlı
bulunan sanayi müşterileri hem sayaç hem de tüketim miktarı bakımından %(…..)
oranında diğer tedarikçilerin portföyünde bulunmaktadır. Bu bağlamda pazarın bu kısmı
için BTŞ’lerin CK AKDENİZ’e ciddi bir alternatif oluşturdukları görülmekte dolayısıyla iletim
seviyesinden sisteme bağlı bulunan sanayi müşterileri için ilgili coğrafi pazarın “Türkiye”
olduğu değerlendirilmektedir.
(154) AKDENİZ EDAŞ’tan edinilen bilgilere göre, 2017 Mayıs itibarıyla Akdeniz elektrik dağıtım
bölgesinde dağıtımdan sisteme bağlı olan en az bir sanayi müşterisine elektrik tedarik
eden tedarikçi sayısı 45’tir. Aşağıdaki grafiklerde sanayi müşterilerinin dağılımına yer
verilmektedir.
Grafik 40: Dağıtım Seviyesinden Sisteme Bağlı Olan Sanayi Müşterilerinin Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
50/322
(155) Grafikten de görülebileceği üzere, 45 tedarikçi46 sanayi grubunda yer alan ve kendi
tedarikçisini seçebilecek müşterilerin azami olarak %(…..) portföyünde bulundurmaktadır.
Ayrıca söz konusu durumun yaklaşık 2,5 yıllık dönem boyunca devam ettiği
anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, GTŞ dışında kalan tedarikçilerin Akdeniz bölgesinde
bulunan sanayi müşterileri için anlamlı bir alternatif oluşturmadığı değerlendirilmektedir47.
Dolayısıyla, sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış faaliyeti bakımından ilgili
coğrafi pazar “Antalya, Isparta ve Burdur” illeri olarak belirlenmiştir.
(156) Ticarethane grubunda Mayıs 2017 itibarıyla yerleşik tedarikçi olan CK AKDENİZ dışında
122 tedarikçinin faaliyette bulunduğu görülmektedir. Ticarethane grubunda yer alan
müşterilerin tedarikçiler içindeki dağılımı aşağıdaki grafikte gösterilmektedir.
Grafik 41: Ticarethane Müşterilerinin Sayaç Sayısı Bakımından Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(157) CK AKDENİZ dışındaki tedarikçilerin ticarethane segmentinde elde edebildiği azami payın
yaklaşık %(…..) arasında olduğu ve bu durumun 2,5 yıllık dönem boyunca devam ettiği
grafikten anlaşılabilmektedir.
(158) Mesken grubu bakımından Akdeniz elektrik bölgesinde 70 tedarikçi48 faaliyet
göstermektedir. Aşağıdaki grafiklerde mesken müşterilerinin tedarikçiler arasındaki
dağılımına yer verilmektedir.
Grafik 42: Mesken Müşterilerinin Sayaç Sayısı Bazında Tedarikçilere Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(159) Grafikten 70 adet tedarikçinin Akdeniz bölgesindeki mesken müşterilerinin en fazla
(…..)’ini portföyüne alabildiği görülmektedir. Bu çerçevede, diğer tedarikçilerin mesken
grubunda CK AKDENİZ’e karşı bir alternatif oluşturamadığı değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış faaliyeti bakımından
ilgili coğrafi pazar “Antalya, Isparta ve Burdur” illeri olarak belirlenmiştir.
46 Anılan tedarikçilerin içinde CK AKDENİZ’i kontrol etmekte olan CENGİZ’in tamamına sahip olduğu Cengiz
Elektrik Toptan Satış A.Ş. (CENGİZ ELEKTRİK) ve CENGİZ’in ortaklığı bulunan Meram Elektrik Enerjisi
Toptan Satış A.Ş. (MERAM ELEKTRİK) de bulunmaktadır.
47 Söz konusu 85 tedarikçi arasında Akdeniz bölgesine komşu Aydem bölgesini merkez alarak faaliyet
gösteren Aydem Elektrik Perakende Satış A.Ş. ve Bereket Elektrik Tedarik A.Ş de bulunmaktadır.
48 Anılan tedarikçilerin içinde CK AKDENİZ’i kontrol etmekte olan CENGİZ’in tamamına sahip olduğu
CENGİZ ELEKTRİK, KOLİN’in tamamına sahip olduğu Kolen Elektrik Toptan Satış İthalat ve İhracat A.Ş.
ile CK BOĞAZİÇİ de bulunmaktadır.
18-06/101-52
51/322
I.4. Dosya Kapsamındaki Tespitler
I.4.1. Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler
I.4.1.1. AKDENİZ EDAŞ’ta Yapılan Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler
(160) AKDENİZ EDAŞ’ta 02.06.2016 ve 16.08.2016 tarihlerinde yapılan yerinde incelemelerde
elde edilen belgelerden dosya kapsamında önem arz edenlere aşağıda yer verilmektedir.
(161) Belge 1: 24.05.2016 tarihinde, CK ENERJİ Enerji Satış Uzmanı Ö. Ç. tarafından
AKDENİZ EDAŞ Piyasa Mali Uzlaştırma ve Tarifeler Müdürü A. Ç.’ye gönderilen “Büyük
Müşteri Portföy Değişimi” konulu e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
(…..) Bey merhaba,
yıllık ortalama 20 milyon kWh olan özel/kamu nisan ayı başlangıçlı (nisan-mayıs) olarak
tedarikçi değiştiren müşteriler var mı?
var ise yıllık tüketimleri ile eski-yeni tedarikçileri gönderebilir misiniz?
(mesela göltaş bizde değildi ama nisanda enerjisadan içdaşa gitti gibi, yada bizdeydi
enerjisaya geçti)…”
(162) Belge 2: 02.04.2016 tarihinde, AKDENİZ EDAŞ Piyasa Mali Uzlaştırma ve Tarifeler
Müdürü A. Ç.’nin, AKDENİZ EDAŞ Ölçü Sistemleri Kontrol Yöneticisi T. Ç.’ye gönderdiği
ve CK AKDENİZ Faturalama Müdürü Ö. H.’yi de bilgiye eklediği “Kalan Aboneler” konulu
e-postaya aşağıda yer verilmektedir:
(…..) bey merhabalar,
ekte gönderdiğim abonelerin aysonu endekslerini tekrardan göndermeye çalışırmısınız.
listeyi k1-k2-diğerst olarak karışık yaptım.
(163) Söz konusu e-postanın ekinde yer alan “kalan aboneler” adlı excel dosyası incelendiğinde
Antalya, Burdur ve Isparta illerinde bulunan ve “AKDENİZ” ile “Diğer Tedarikçi” ayrımı
bulunan toplam 1.241 adet serbest tüketiciye ait sayaç numarası ve adres gibi bilgilerin
paylaşıldığı görülmektedir.
(164) Belge 3: 06.05.2016 tarihinde, AKDENİZ EDAŞ Mali Uzlaştırma ve Tahakkuk Yöneticisi
E. D. ile CK AKDENİZ Raporlama Uzmanı A. E. T. arasındaki yazışmalar içindeki “Fwd:
canlı” konulu e-postanın ekinde bulunan “Q_TedarikciyeThkEdilmeyenAboneThklari” adlı
excel dosyasında CK AKDENİZ dışındaki tedarikçilerle çalışmakta olan 1.535 adet
serbest tüketiciye ait abone no, sayaç no, işletme ve abone adı, hangi tedarikçi ile çalıştığı
ve abonelik başlangıç tarihi vb. bilgilerin paylaşıldığı görülmektedir.
(165) Belge 4: Yine AKDENİZ EDAŞ Mali Uzlaştırma ve Tahakkuk Yöneticisi E. D. ile CK
AKDENİZ Raporlama Uzmanı A. E. T. arasındaki yazışmalarda yer alan 11.05.2016 tarihli
e-postada şu hususlar yer almaktadır:
Merhaba 10.34.2.110_AEDASBI AkdenizTBL Q_TedarikciAbone raporunu canlıdan
verilerini gönderebilirmisin?
yarın içim epiaş üzerinden işlem yapılacağı önemlidir.
teşekkür ederim.”
18-06/101-52
52/322
(166) E-postanın ekinde yer alan “Tedarikçi Abone Canlı” adlı excel dosyasında ise 1.579’u CK
AKDENİZ ile çalışmakta olan 17.407 adet serbest tüketiciye ait adres bilgilerinin yer aldığı
ve tahliye olan tüketicilerin49 bilgisinin de bulunduğu görülmektedir.
(167) Belge 5: “OCAK-NİSAN 2016 DÖNEMİ KAYIP KAÇAK MÜDÜRLÜĞÜ PERFORMANS
DEĞERLENDİRMESİ” adlı belgenin 8. maddesinde “Okuma personellerinin serbest
tüketici sözleşmesi yapıyor olması kaçak ihbarına gösterilen ilginin azalmasına sebep
olduğu düşünülmektedir.” ifadesi dikkat çekmektedir. Söz konusu belgeden, CK
AKDENİZ’in pazarlama faaliyetlerinde AKDENİZ EDAŞ’ın dağıtım personelini kullandığı
açıkça görülmektedir.
I.4.1.2. CK AKDENİZ’de Yapılan Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler
(168) CK AKDENİZ’de 02.06.2016 ve 17.08.2016 tarihlerinde, CK AKDENİZ Muratpaşa Müşteri
Hizmetleri Merkezi (MÜHİM), Kepez Şube Müdürlüğü, Alanya Şube Müdürlüğü, Konyaaltı
Şube Müdürlüğü ve Serik Şube Müdürlüğü’nde 19.08.2016 tarihinde yapılan yerinde
incelemelerde elde edilen belgelerden dosya kapsamında önem arz edenlere aşağıda yer
verilmektedir.
(169) Belge 6: CK AKDENİZ Enerji Satış Uzmanı M. A. tarafından 13.05.2016 tarihinde CK
AKDENİZ Pazarlama ve Satış Direktörü O. E. E.’ye gönderilen “7-13 Mayıs Arası” başlıklı
e-postada şu hususlar yer almaktadır:
(…..) Bey Merhaba;
Akden tarafından 7-13 Mayıs tarihleri arasında alınan K2 ve Yenileme sözleşmelerinin
raporu ekte yer almaktadır.
Geçen Hafta K2 İmzalatılan: (…..)
Geçen Hafta Yenileme İmzalatılan: (…..)
Bu hafta;
K2 İmzalatılan: (…..)
Yenileme: (…..)
Aradaki Fark;
K2 İmzalatılan: (…..)
Yenileme: (…..)
49 Tüketicilerin portföyünde bulundukları tedarikçiyle olan sözleşmelerini sonlandırmaları anlamını
taşımaktadır.
18-06/101-52
53/322
(170) Belge 7: 18.02.2016 tarihinde, CK AKDENİZ Kepez Şube Müdürü F. C. ile CK AKDENİZ
Pazarlama Uzmanı D. B. arasında gerçekleşen “Re: Fina Hk.” başlıklı e-postada şu
hususlar yer almaktadır:
18.02.2016 - F.C.:
(…..) Hanım: Biraz önce personelimizi fina enerjiden aradılar kampanyaları hakkında
bilgi verdiler. fakat şöyle bir sorum olacak abone no söylediğimizde yıllık kWh tutarımızı
söyleyip 3600 kWh geçmediğimizi beyan ettiler bu bilgileri nasıl ulaştıkları hakkında
bilginiz var mı ?
18.02.2016 – D.B > F.C.
(…..) Bey Merhaba,
Dağıtım şirketi düzenli liste yayınlamak durumunda. Abonenin detaylı bilgisi ve toplam
tüketiminin bulunmadığı bu listeler, doğal olarak tüm rakiplerimizin elinde var. Fina'nın
arkadaşımızın abone numarasını kontrol edip listede olmadığını görünce böyle bir bilgi
verdiğini düşünüyoruz.
(171) Belge 8: CK AKDENİZ büro personeli (…..) Belge 9’daki e-postada “ckadeniz” uzantılı bir
e-posta adresi kullandığı görülse de dosya kapsamındaki bu belgede kendisinin
“akdenizedas” uzantılı bir e-posta adresinin daha bulunduğu tespit edilmiştir.
(172) Belge 9: (…..) @ adresinden CK AKDENİZ Talep Tahmini ve Uzlaştırma
Müdürü E. D. G, Strateji Geliştirme Tarife Analiz ve Mevzuat Takip Müdürü O. S., Mevzuat
Takip ve Tarife Analiz Uzmanı B. F. ve Planlama ve Strateji Geliştirme Direktörü G. T.’ye
gönderilen e-postada şu hususlar yer almaktadır:
Merhaba
Mayıs 2016 St sürecine ilişkin k1 ve k2 St listeleri ektedir. Listeler süre kapandıktan
sonra revize edildiği için başka iptal eklenmeyecek.
Saygılarımla,
(173) Söz konusu e-postanın ekinde yer alan “K1-OlcumNoktasiTalepListesi” ve “K2-
OlcumNoktasiTalepListesi” başlıklı dosyalarda Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde
faaliyet gösteren 27 tedarikçinin50 sahip olduğu tüketici sayısı ve bu tüketicilerin 2014 ile
2015 yıllarına ait tüketim miktarlarına yer verilmektedir.
50 2M, AGE Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş., Aksa Elektrik Satış A.Ş. (AKSA), Antalya Enerji Üretim A.Ş.,
Balkaya Enerji Toptan Satış A.Ş., Bisen Elektrik Satış A.Ş., Demirören Axpo Enerji Toptan Ticaret A.Ş.,
Doğan Kent Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş., Doğuş Enerji Toptan Elektrik Ticaret A.Ş. (DOĞUŞ ENERJİ),
EG Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş., Elektra Enerji Toptan Satış ve İthalat İhracat A.Ş. (ELEKTRA
ENERJİ), Enerya Elektrik Ticaret A.Ş. (ENERYA), Eren Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş., FİNA, Gates
Enerji Ticaret A.Ş., Global Enerji E.Ü.A.Ş., Hnc Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş., IC Içtaş Elektrik Toptan Satış
ve Ticaret A.Ş., Içdaş Çelık Enerjı Tersane ve Ulaşım San. A.Ş., İPRAGAZ, K2 Sakarya Elektrık Perakende
Satış A.Ş., KGM Enerjı Tic. Ltd. Şti., OMV Enerjı Ticaret A.Ş. (KGM ENERJİ), Reşadiye Hamzalı Elektrık
Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş., RWE Enerji Toptan Satış A.Ş. (RWE), Yaren Grup Elektrik Enerjisi Toptan
Satış A.Ş. (YAREN ENERJİ), Zorlu Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Tic. A.Ş. (ZORLU ELEKTRİK).
18-06/101-52
54/322
(174) Belge 10: 17.05.2016 tarihinde, kurumsalsatis@ adresinden
satinalma@ adresine gönderilen ve ekinde “AKDEN PROTOKOL”
adlı word dosyası bulunan “SANTUR TURİZM A.Ş. – CK AKDENİZ TEKLİF 2016” konulu
e-postada şu hususlar yer almaktadır:
Merhaba,
Sizin için hazırladığımız teklifler ve detayları ekteki dosyadadır. Tekliflerin yanı sıra size
özel ayrıcalıklı hizmetimiz olan Bakım-Onarım Protokolümüzü de inceleyebilirsiniz.
Konuyla ilgili her türlü sorunuzu cevaplamaktan memnuniyet duyacağımızı bildirir,
teklifimizi olumlu değerlendirmeniz ümidiyle iyi çalışmalar dileriz.
Saygılarımızla.
(175) Söz konusu e-postanın ekinde yer alan Bakım-Onarım Protokolü ise şu şekildedir:
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
55/322
…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(176) Belge 11: 28.02.2016 tarihli “Başvuru bilgilendirmesi” başlıklı
aydinlatmasikayetleri@ adresinden CK AKDENİZ Müşteri İşlem
Yetkilisi S. A., CK AKDENİZ Müşteri Sözleşme İşlemleri Müdürü D. O. ve
satis@ adreslerine gönderilen e-postalarda bilgileri güncellenmiş bir
tüketicinin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası (TCKN), telefon numarası ve e-posta
adresi yer almaktadır. Gönderici adres ile alıcı adresler incelediğinde söz konusu bilgi
güncellemesinin AKDENİZ EDAŞ’ın aydınlatma sorunları ile ilgili birimi üzerinden yapıldığı
görülmektedir.
(177) Belge 12: AKDENİZ EDAŞ, İK ve Kalite Direktörü C. A., CK AKDENİZ Genel Müdürü H.
B., CK AKDENİZ İnsan Kaynakları Uzmanı Z. Ç. ve AKDEN Muhasebe Yardımcı Elemanı
A. T. F. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “Personel geçişleri hakkında”
başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır:
04.08.2016 – C. A::
(…..) Bey, (…..) Bey selamlar,
Genel Müdürümüz ile en son mutabık kaldığımız şekli ile, (…..) 8 Ağustos itibariyle şube
değişimlerinin personellerimize tebliğ edilmesi ve (…..) Konyaaltı'nda, (…..) ise
Muratpaşa'da çalışacak şekilde organize edilmesini rica ederim.
Personellerimizin performans düşüklüğü vb durumların oluşması durumunda, ortak
çözüm için birlikte hareket edebiliriz. Bu noktada geri bildirimlerinizin hızla ve
zamanında bize ulaşması kritik.
Sevgiler,
04.08.2016 – H. B. > C. A.:
(…..) bey perakende İK üzerinden olur alarak görev değişikliğini resmi yapalım
05.08.2016 – Z. Ç. > A. T. F.:
(…..) Bey,
(…..) ve (…..) ait görev yeri değişikliği ile ilgili OLUR yazısı eklidir. (…..) ve (…..) için
Görev Yeri Değişiklik Bildiriminin yapılmasını rica ederim.
Teşekkürler, İyi Çalışmalar,
05.08.2016 – A. T. F. > Z. Ç.:
18-06/101-52
56/322
(…..) Hanım merhabalar
İlgili personellerin görevlendirme yazıları ektedir.
Pazartesi günü imzalatılarak tarafımıza gönderilmesi konusunda destekleriniz
bekliyoruz.
İyi Çalışmalar
(178) Belge 13: 02.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Temsilcisi A. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Bölge Dışı İhale ve Bayi Operasyon Uzmanı Y. S.’ye gönderilen
“(konu yok)” başlıklı e-posta ekinde yer alan “MURATPAŞA ABONELERİ” adlı excel
dosyasında, OFEN Enerji Toptan Satış A.Ş. (OFEN) portföyünde bulunan sekiz adet
tüketicinin 2014-2016 yılları arasında gerçekleştirdiği tüketim bilgilerine ayrıntılı olarak yer
verildiği görülmektedir.
(179) Belge 14: 27.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç.’ye gönderilen ve aşağıda metnine yer
verilen “aysunun liste hk” başlıklı e-posta ekinde bulunan “Eşleştirme Sonuçları 2016-05-
2722_19” adlı excel dosyası incelendiğinde CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan 95 adet
tüketicinin sözleşmesinin bulunmadığı görülmektedir:
(…..) Bey ;
(…..)hanımın liste yapılmamış yeşil olanlar bitirdiklerim geri kanlarını acil yapar mısınız.
(180) Belge 15: CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi E. K., CK AKDENİZ Muratpaşa Şube
Müdürü O. K. Ö. ve (…..)@ e-posta adresi arasında gerçekleşen yazışma
içinde yer alan “EMELDA DERİ PROKOL HK.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler
bulunmaktadır:
25.05.2016 – E. K. > O. K. Ö.:
(…..) Bey merhaba.
(…..) ile görüşmemiz olumlu geçmiştir ancak abonenin tüketimleri yüksek olması sebebi
ile bizlerden bazı şartlar istemektedir. İstenilen şartlar aşağıda maddeler halinde
sunulmuştur;
1. Önceki tedarikçinin vermiş olduğu (…..) indirim oranı yerine CLK Akdeniz
Elk.Per.Sat.A.Ş nin teklif ettiği (…..) kr. üzerinden aktif enerji satışı yapılacaktır.
2. Trafo bakım ve onarım için 1 sene boyunca tekrardan yenilenebilir bakım ve onarım
protokölü.
3. Şirket personellerine özel tüketimleri yüksek olan aboneler için özel indirimler.
4. Kepez bölgesinde bulunan ALFA deri A.Ş'ye aynı şartlarda işlemlerin yapılması.
5. Çalışmakta olduğumuz Çamyuva / Kemer'de bulunan Beta Turistik A.Ş (Simena Otel)
de bulunan trafo bakım için aksaklıkların en kısa zamanda giderilmesi.
Bilgilendirme mailinin işlemlerin hızlı yürümesi için en kısa zamanda (…..) Bey'e ivedi
bir şekilde mail atılmasını rica ederim.
18-06/101-52
57/322
İyi çalışmalar ...
25.05.2016 – O. K. Ö. > (…..)@:
Merhaba (…..) Bey ;
1. Önceki tedarikçinin vermiş olduğu (…..) indirim oranı yerine CLK Akdeniz EPSAŞ
olarak aktif enerji bedeli üzerinden teklif ettiğimiz indirim oranı (…..) dur.
2. Şirket personellerinin yıllık tüketimi 3600 kWh ve üzeri olması durumunda mesken
aboneliklerine özel indirimler verilecektir.
3. Kepez bölgesinde bulunan ALFA deri A.Ş'ye de aynı şartlarda işlemler yapılacaktır.
Diğer konular için yüz yüze görüşmemizde bilgi verilecektir.
Saygılarımla.
(181) Belge 16: 10.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Abone Servis Sorumlusu G. A. tarafından
CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen “SÖZLEŞME HK.” başlıklı
e-postaya aşağıda yer verilmektedir:
MÜDÜRÜM MERHABALAR:
MÜDÜRÜM BİR KONUDA SİZİN NAÇİZANE FİKRİNİZİ ALMAK İSTİYORUM DA,
DEVİR İŞLEMİ ESNASINDA SİSTEMDE İSKONTOSU OLMAYAN ABONELER İÇİN
K2 - K3 SÖZLEŞMESİ ALINMASI NE KADAR DOĞRUDUR.
-İŞLEM ESNASINDA HER ABONEDEN ALMAK ZORUNLUMUDUR ?
-BEN SİSTEMDE ABONE DEVİR ESNASINDA SADECE REGÜLE ALIYORUM VE
ABONENİN SON 1 YILLIK TÜKETİMİNE HIZLICA BAKIP SİSTEMDE EĞER 3500
KVVH'A YAKIN İSE VEYA GEÇMİŞ İSE K2-K3 ÖYLE ALIYORUM.
YAPMIŞ OLDUĞUM İŞLEM DOĞRUMUDUR.KONU HAKKINDA ÇOK FARKLI
SÖYLENTİLER MEVCUTTUR.
BİLGİLERİNİZE ARZ EDERİM
(182) Belge 17: 30.07.2015 tarihinde (…..)@ adresinden CK AKDENİZ
yönetmenlerine ve birçok pozisyondaki AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ personeline
gönderilen “kesinleşen listeler hk.” başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır.
Ayrıca e-posta ekinde bulunan “TOPLAM ED-KESİN LİSTE-30.07.2015” adlı excel
dosyasında, piyasada faaliyet gösteren BTŞ’ler arasında gerçekleşen serbest tüketici
geçişlerine ilişkin AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla CK AKDENİZ çalışanlarına bilgi verildiği
görülmektedir:
Merhaba,
Ağustos 2015 st onay süreci tamamlanmış ve kesinleşen listeler ekte bilgilerinize
sunulmuştur.
saygılarımla
iyi çalışmalar.
18-06/101-52
58/322
(183) Belge 18: Benzer şekilde 23.06.2015 tarihinde (…..)@ adresinden
CK AKDENİZ yönetmenleri ile farklı pozisyonlardaki AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ
personeline gönderilen “Temmuz 2015 st ön listeleri hk.” başlıklı e- postada aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN ST51
SAYAÇLARI-TEMMUZ” adlı excel dosyasında piyasada faaliyet gösteren BTŞ’ler
arasında gerçekleşen serbest tüketici geçişlerinin AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla CK
AKDENİZ’e bildirildiği görülmektedir:
Merhaba,
Temmuz 2015 dönemi serbest tüketici taleplerine ilişkin onay süreci tamamlanmıştır.
Listelerin incelenerek varsa eksik/fazla kayıtların düzeltilebilmesi için
(…..)@ ve (…..)@ mail adreslerine 24.06.2015
tarihinde saat 14.00’a kadar bildirilmesi gerekmektedir.
Kesinleşmiş listeler bu tarihten sonra yayınlanacak ve ayrıca bildirilecektir.
İyi çalışmalar…
(184) Belge 19: 12.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç. tarafından CK
AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi G. T.’ye gönderilen “91. Gün Kapsamında Aranacak
Aboneler Hk.” başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde
bulunan “91. GÜN KAPSAMINDA ARANACAK ABONELER 13.08.2016” adlı excel
dosyasında bulunan ve serbest tüketici sözleşmesi imzalatılması talimatı verilen
tüketicilerin 1.646 adedinin söz konusu dönemde geçerli olan serbest tüketici limitinin
altında tüketimlerinin olduğu görülmektedir.
(…..) Merhaba;
Yarın, ilgili listenin büro çalışanlarına pay edilmesi ve yapılacak görüşmelerin Kesinlikle
Sisteme Girilmesinin sağlanması hususun da gereğini rica eder iyi çalışmalar...
(185) Belge 20: 12.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ Büro Personeli F. B. tarafından CK
AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen “k1 ve k2 St listeleri hk.” başlıklı
e-postada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “K2-
OlcumNoktasiTalepListesi-2016-05-12-08-28-09-429” ve “K1-OlcumNoktasiTalepListesi-
2016-05-09-08-38-42-538” adlı excel dosyalarından 2016 Mayıs ayında söz konusu
dönemde geçerli olan serbest tüketici limitinin altında tüketimleri olan 19 tüketicinin CK
AKDENİZ K2 portföyüne katıldığı ve yine aynı dönemde limit altı olup daha öncesinde K2
portföyüne katılmış 104 tüketicinin CK AKDENİZ K1 portföyüne geçirildiği görülmektedir.
(…..) Bey,
Haziran 2016 St süreci için K1 ve K2 listeleri ektedir.
Saygılarımla
51 “Serbest tüketici” ifadesinin kısaltmasıdır.
18-06/101-52
59/322
(186) Belge 21: 28.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç. tarafından AKDEN
Antalya Endeks Okuma Kesme Bağlama Sayaç Sökme Takma Büro Personeli U. B.’ye
gönderilen “K2 İŞLEM –İHBAR LİSTESİ HK” başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “K2 İHBAR - İŞLEM LİSTESİ” adlı excel
dosyasında CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan 338 adet tüketiciye kesme ihbarnamesi
bırakıldığı görülmektedir.
(…..) Bey iyi çalışmalar;
İleti Ek' in de gönderilen ve K2 aboneleri içeren liste hakkında işlem / ihbar yapılması
hususunda gereğini arz eder iyi çalışmalar dilerim.
(187) Belge 22: 28.06.2016 tarihinde AKDEN Antalya Endeks Okuma Kesme Bağlama Sayaç
Sökme Takma Büro Personeli Ö. E. tarafından CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç.’ye
gönderilen “Muratpaşa K2 Çalışması Hak.” başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “24.06.2016 Yapılan Çalışma” adlı excel
dosyasında 227 adet, “27.06.2016 Yapılan Çalışma” adlı excel dosyasında ise 266 adet
CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan tüketiciye kesme bildirimi bırakıldığı görülmektedir.
Merhaba,
24.06.2016 ve 27.06.2016 tarihlerinde yapılan K2 çalışmaları ekte dir.
Bilgilerinize,…”
(188) Belge 23: 29.01.2016 tarihinde (…..)@ adresinden CK AKDENİZ
yönetmenlerine ve farklı pozisyonlardaki AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ personeline
gönderilen “Şubat 2016 ST Kesinleşen Listeler Hk” başlıklı e-posta ekinde bulunan “ST
ÖZELLİĞİNİ KAYBEDEN SAYAÇLAR” ve “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN SAYAÇLAR” adlı
excel dosyalarında piyasada faaliyet gösteren BTŞ’ler arasında gerçekleşen serbest
tüketici geçişlerinin AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla CK AKDENİZ çalışanlarına bildirildiği,
ayrıca CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan 16.888 adet tüketicinin serbest tüketici
niteliğini kaybederek CK AKDENİZ K1 portföyüne düştüğü görülmektedir.
(189) Belge 24: 13.05.2015 tarihinde CK AKDENİZ Tahakkuk Tahsilat Personeli M. T.
tarafından CK AKDENİZ Müşteri Sözleşme İşlemleri Müdürü D. O.’ya gönderilen “Belge
talep edilmeden devir yapılan ST abonesi hk.” başlıklı e-posta şu şekildedir:
(…..) Hanım Merhaba,
Elmalı işletmemiz sorumluluk alanı içerisinde bulunan ve ST abonesi olan (…..) abonesi
ST abonesi oluğundan dolayı; Kimlik Fotokopisi, K2 Sözleşmesi, Regüle Sözleşmesi
imzalatılarak, Güvence Bedeli sistemde mevcut olduğundan dolayı tahsil edilmeyerek
abone isim güncellemesi yapılmıştır.
İyi çalışmalar.
18-06/101-52
60/322
(190) Belge 25: AKDENİZ EDAŞ Anadolu ve Akdeniz Bölgesi Satın Alma Direktörü A. Ç. ile CK
AKDENİZ Müşteri İlişkileri Direktörü Y. A. arasında geçen yazışma içinde yer alan “St
sözleşmeler” başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
07.12.2015 – Y. A. > A. Ç.:
(…..)bey merhaba;
talep etmiş olduğumuz ST sözleşmelerimizin Ticari Kurulda olduğu bilgisi edinilmiştir.
Acil olarak sözleşmeye ihtiyacımız bulunmakta olup gereğini bilgilerinize sunarım.
İyi çalışmalar.
07.12.2015 – A. Ç. > Y. A::
(…..) bey, Ticari Kurul tarafından sözleşmeler onaylandı siparişleri verdik
Şu an işleme alındı
Bilgilerinize
(191) Belge 26: CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’nün bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen dosyalarda şu hususlar yer almaktadır:
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-02-2612_22_Muratpaşa” adlı excel dosyasında,
CK AKDENİZ’in K1 portföyünde bulunup K2 portföyüne geçirilmek istenen 7.050
adet tüketicinin limit altı olduğu ve ayrıca 6.857 adet tüketicinin de ödeme
kanallarının blokeli52 olduğu ifade edilmektedir.
– “K2İmzalatılanAboneler_2016-05-1210_29” adlı excel dosyasında, K2 imzalatıldığı
anlaşılan 95 adet tüketicinin limit altı olduğu görülmektedir.
– “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN SAYAÇLAR” adlı excel dosyasında, 01.02.2016
tarihinde piyasadaki BTŞ’lerin portföylerinde gerçekleşen tüketici geçişlerine ilişkin
bilgilerin yer aldığı görülmektedir.
(192) Belge 27: CK AKDENİZ Bölge Dışı İhale ve Bayi Operasyon Uzmanı Y. S.’nin
bilgisayarından elde edilen “Sözleşme” adlı excel dosyasında 3.319 adet tüketicinin
sözleşmesi olmamasına rağmen CK AKDENİZ’in K2 portföyünde bulunduğu
görülmektedir.
(193) Belge 28: CK AKDENİZ Kalkan Perakende Yönetmeni B. G., CK AKDENİZ Pazarlama
ve Satış Direktörü O. E. E. ile CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. arasında
gerçekleşen yazışma içinde yer alan “Cayma bedeli İptali hk” başlıklı e-postalarda şu
ifadeler yer almaktadır:
27.06.2016 – B. G. > O. E. E:
(…..) bey,
2016/07 dönem için 2M Enerji ye gidecek müşterilerimizden aşağıda bilgilerini
paylaştığım abonenin sistemde kayıtlı sözleşmesi olmadığından ve olsa bile kendisinin
52 Bloke kavramı; otomatik ödeme talimatı bulunmayan müşterilerin ödeme kanallarının kapatılarak
MÜHİM’lere yönlendirilmesi durumunu ifade etmektedir.
18-06/101-52
61/322
şirketimiz ile sözleşme imzalamadığından cayma bedelini iptal ettirmek istiyor. Ben iptal
edileceğine dair yazı verdim. Faturanın Aslı bende.
İptali hususunda yardımcı olabilir misiniz?
27.06.2016 – Ö. Ö. > B. G.:
(…..) Bey merhaba,
Sistemde, aşağıda bilgileri bulunan müşteriden 01/01/2016 tarihli yenileme sözleşmesi
alındığı görülmektedir. Sözleşmesinin olmadığı beyanınızın dayanağını
açıklayabilirseniz yardımcı olunacaktır.
İşletmeKodu AboneNo AdSoyad Cayma2
7.1.7.1.0 (…..) (…..) 307,5
İyi çalışmalar dilerim.
(194) Belge 29: CK AKDENİZ Kalkan Perakende Yönetmeni B. G., CK AKDENİZ Pazarlama
ve Satış Direktörü O. E. E., CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö., CK AKDENİZ
Faturalama Uzman Yardımcısı D. Ü. ile CK AKDENİZ Genel Müdürü H. B. arasında
gerçekleşen yazışma içinde yer alan “Cayma bedeli iptal edilmesi hk” başlıklı e-postalarda
aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
26.05.2016 – B. G. > O. E. E., H. B.:
(…..) bey merhaba,
Aşağıda ekte bulunan cayma bedeli faturası hakkında,
*Müşteri OG aboneliğini Antalya Merkezde yaptırmış,Abonelik sırasında K2
imzalatılmış.Kendilerine indirim uygulanacağı bilgisi verilmemiş.
*Müşteri ye geçen aya kadar indirim yansıtılmamış.*
*Müşteri bunun üzerine avukat aracılığı ile tedarikçi değişikliği yapacağını ve cayma bedeli
yansıtılmamasını yazı ile tarafımıza iletmiş(DYS den size gelmiş ve sizden ekteki yazı ile
iptal edilemeyeceği tekraren beyan edilmiş)
*1 haziran 2016 tarihi ile söze konu abone 2M enerji ye geçiş yapyor.
*Müşteri ziyaretinde de fatura iptal edilmediğinden geri alamadım.
* Müşterimizin fatura iptali yapılması hususunda önem arz etmektedir.
*İlgili petrolün sahibi Kalkan'ın en çok abone sahiplerinden ve hala bizde 80 adetin
üzerinde st abonesi mevcut.Bunu koz olarak kullanacağını ve fatura iptal edilmezse
hepsini farklı tedarikçiye geçireceğini,aynı zamanda çevresi geniş olduğundan bu durumu
da şirketimiz adına kötü reklamlar yaparak piyasadaki referanslarına aktarıp
sözleşmelerini süresi bitenlerin tek tek başka firmaya aktartacağını söylemekte.
Bu durumlar göz önüne alınarak ekte aslını teslim aldığım ceza faturasnın iptal
edilebilmesi hususunda bilgilerinize arz ederim.
26.05.2016 – H. B. > B. G., O. E. E.:
(…..) bey acilen talebi karşılayalım
18-06/101-52
62/322
26.05.2016 – Ö. Ö. > Ö. H.:
(…..) Hanım merhaba,
Aşağıda bilgileri bulunan aboneye tahakkuk eden 2016/05 dönem cayma bedeli
faturasının iptali hususunda desteğiniz gerekmektedir. Fatura aslı (…..) Bey tarafından
teslim alınmış olup mail ekinde gönderilmektedir.
IsletmeKodu AboneNo AdSoyad Cayma
Bedeli
7.2.7.1.0 (…..)
1589,42
İyi çalışmalar, Saygılar.
26.05.2016 – D. Ü. > Ö. Ö.:
Merhaba,
İlgili aboneliğe tahakkuk eden cayma bedeli faturasının iptali gerçekleştirilmiştir.
Bilgilerinize sunarım.
Ayrıca e-posta ekinde yer alan ihtarname aşağıdaki gibidir:
CLK AKDENİZ ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ A.Ş.'NE
KALKAN-KAS
İHTAR EDEN ve BEYÂNDA
BULUNAN : (…..)
VEKİLLERİ : (…..)
MUHATAP : Clk Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş., Kalkan-Kaş-Antalya.
TEBLİĞ KONUSU : Sözleşme Feshi ve Sözleşmeye Aykırılığınız hk.
Sayın Muhatap;
1- 07:04.2016 tarihinde Kalkan-(…..) nolu Abonelik için imzalanan sözleme
sonrasında, Sözleşmeye Aykırı davrandığınızdan dolayı Sözleşmeyi Feshettiğimizi
ve Cayma Bedeli vs. adı altında hiçbir bedel ödemeyeceğimizi belirtmiştik.
2- 21.04.2016 tarihli, yazınızda da; Sözleşmenin . dayanarak
Sözleşmeyi Feshi kabul etmediğinizi belirtmiş bulunmaktasınız.
3- Sözleşme tarafımızdan tek taraflı ve HAKLI NEDENLE (Sözleşmedeki
indirimi yapmayarak. Sözleşmeye Aykırılık) Feshedilmiştir.
4- 24 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe giren Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği
13.maddesi;
(1) belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
18-06/101-52
63/322
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(2) sözleşme süresi sonunda tüketiciden açık bir talep veya onay almadığı,
halde mal veya hizmet sunmaya devam eden satıcı veya sağlayıcı, sunulan bu mal
veya hizmet için hiçbir bedel talep edemez.
Hükmüne yer vermiştir.
5- Sözleşme taralımızdan tek taraflı ve HAKLI NEDENLE (Sözleşmedeki
indirimi yapmayarak Sözleşmeye Aykırılık) Feshedildiğini bildirir Sözleşme
gereğince yapılmayan İndirimler nedeniyle Hukuki tüm yollara başvurulacağını,
tarafınızı EPDK da dâhil olmak üzere İdari makamlara da Şikâyet edeceğimizi,
Yargılama Gideri ve Avukatlık Ücretlerinin de tarafınızdan tahsil edileceğini İhtar
ederiz.
Saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim. 05.05.2016
Bunun üzerine CK AKDENİZ tarafından gönderilen 13.05.2016 tarihli cevabi yazı şu
şekildedir:
(…..)
(…..)
İlgi: 06/05/2016 Tarihli ve Bila Sayılı Yazı
İlgi yazınızda (…..) adına kayıtlı (…..) numaralı abonelik için sözleşmeyi tek taraflı
feshettiğiniz bildirilmektedir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(k) bendi ve bu kanun uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan Abonelik
Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (I) bendinde tüketici
"Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ya da tüzel kişi" olarak
tanımlanmış olup, elektrik piyasasında sadece mesken tüketicileri bu tanımın kapsamında
yer almaktadır.
Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu sözleşme serbestisi ilkesini kabul ettiği için taraflar
cezai şart miktarını serbestçe kararlaştırabilmektedir. İkili anlaşmalarda özel hukuka tabi
olarak hazırlanan şekil serbestisi olan anlaşmalardır. Sözleşme süresi, indirimi, ödenecek
bedelleri ve sözleşme süresi bitmeden sözleşmenin sonlandırılmak istenmesi durumunda
oluşabilecek cezai bedeller tarafların karşılıklı anlaşması ile belirlenerek imza altına
alınmaktadır.
Sözleşmenin tek taraflı feshi durumunda “10-Sözleşmenin Feshi" maddesinde yer alan
"Müşteri, Sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda haklı bir gerekçe olmadan
Sözleşme'yi sona erdirdiği takdirde Sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek
bir (1) Elektrik faturası tutarında cayma bedeli ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder."
hükmü geçerlidir.
Bilgilerinize rica ederiz.
18-06/101-52
64/322
(195) Belge 30: CK AKDENİZ Satış Pazarlama ve Sözleşme Müdürü E. D., CK AKDENİZ Enerji
Satış Uzmanı B. Ç. ve ısparta.isletmeler@,
burdur.isletmeler@, antalya.isletmeler@,
satis@ arasında gerçekleşen ve ekinde
“ST_imzalatıldı_Olarak_Uyarısı_Kapatılan_K2_İMZALATILACAKLAR” adlı excel dosyası
bulunan “FW: (ÖNEMLİ) CLK Rapor Sistemi” başlıklı e-postalarda yer alan ifadelere
aşağıda yer verilmektedir:
24.03.2016 – E. D. > ısparta.isletmeler@,
burdur.isletmeler@, antalya.isletmeler@:
Arkadaşlar merhaba
CLK Raporlama Sisteminde K2 İmzalatılacaklar ve K2 Yenilenecekler listesinde olup da,
uyarıları “Teklif Kabul Edildi (Sözleşme imzalandı)” olarak kapatılan, ancak Abone-NET
K2 yönetim menüsüne girilmeyen abonelere ait listeyi ekte paylaşıyorum
Bu aboneler İçin uyarıları dikkate aldığımızda K2 sözleşmesinin alınmış olduğunu
varsayıyoruz. O halde bu sözleşmelerin bulunarak Abone- NET K2 yönetim menüsüne
girişlerinin 25.03.2016 saat 14:00 kadar yapılması gerekmektedir. Aksi durum söz konusu
ise yani k2 imzalatılmadan uyarı kapatılmış ise mutlaka (…..) Bey’e bilgilendirme yapılarak
uyarıların hatalı olarak kapatıldığını K2 sözleşmelerinin olmadığını iletmelisiniz.
Konu çözümü ile alakalı işletme ve birim yetkilileri sorumludur.
Gereğini önemle rica ederim.
İyi çalışmalar.
24.03.2016 – E. D. > satis@:
Kontrolü ve gereği rica
24.03.2016 – E. D. > ısparta.isletmeler@,
burdur.isletmeler@, antalya.isletmeler@:
Arkadaşlar tekrar merhaba
Listelerdeki aboneler incelenerek K2 sözleşmesi var olan aboneler Abone-NET K2
yönetim menüsüne girişlerinin yapılması gerektiğini zaten bildirmiştim.
Diğer yönden K2 sözleşmesi alınmadığı halde Uyarıları “Teklif Kabul Edildi (Sözleşme
İmzalandı)" olarak kapatılan abonelerin de listenin sonuna açıklama (Hatalı kapatma vb.
) girerek (…..)@ ye mail olarak gönderilmesi hususunda
Gereğini rica ederim
İyi çalışmalar.
Not: (…..) Bey'e konu ile ilgili mail gönderilmeyecektir.
25.03.2016 – B. Ç. > E. D.:
(…..) Bey merhaba
3 abonemizin kapatılan K2 indirim reklamında problem var.
18-06/101-52
65/322
(…..) (…..)
Sözleşmesi mevcut fakat
puantlı kullanıyorlar.
(…..) (…..) Sözleşmesi yok.
(…..) (…..) Sözleşmesi yok.
Bildiğiniz gibi gülbudaklarla anlaştık fakat bir abonelerinin puantlı olması sebebi ile giriş
yapamadık.
Diğer 2 şahıs abonelerin ise sözleşmesi mevcut değil
Bilgilerinize sunarım.
(196) Belge 31: CK AKDENİZ Dış Bölge Bayi ve Satış Yönetmeni M. B.’nin bilgisayarında
yapılan incelemede elde edilen
“ST_imzalatıldı_Olarak_Uyarısı_Kapatılan_K2_İMZALATILACAKLAR” isimli excel
dosyasında yer alan 489 adet tüketicinin 327 adedinin ödeme kanalı blokeli olarak
görünmekte, dosyanın açıklama kısmında ise “imzalatıldı, imzalamak istemiyor,
şirketimize gelerek imzalayacağını beyan etti” gibi ifadeler yer almaktadır. Ayrıca
“ST_imzalatıldı_Olarak_Uyarısı_Kapatılan_K2_YENİLEME” isimli excel çalışmasında ise
blokeli olmayan 513 adet tüketicinin açıklama kısmında “teklif kabul edildi (sözleşme
imzalandı)” ibaresi yer almaktadır.
(197) Belge 32: CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Direktörü O. E. E. tarafından Isparta, Burdur
ve Antalya işletmelerine gönderilen “MÜŞTERİ İMZASI ALINMADAN SİSTEME GİRİLEN
SÖZLEŞMELER HAKKINDA” başlıklı e-posta şu şekildedir:
Merhaba
Bu hafta ve geçen hafta alınan bazı K2 sözleşmelerinin müşteri ziyareti yapılmadan,
telefon ile “%10 indirim veriyoruz onaylıyor musunuz” şeklinde görüşülerek personel
tarafından imzalandığını tespit etmiş bulunuyoruz.
Bu işlemi yapan personel(ler)in savunmaları istenmeye başlamıştır.
Arkadaşlar,
Yukarıda bahsedilen işlemin doğurabileceği sonuçları sizlere tekrar tekrar anlattık ve
bunun çok sıkı kontrol edildiğini sizlere söyledim.
Lakin müşteriye gitmeden böyle bir işlem yapmanız bana söylenecek söz bırakmıyor
artık.
Bu şekilde müşterinin imzası alınmadan sisteme girilen sözleşmelerin hangi ekip/satış
uzmanı tarafından yapıldıysa Cuma akşamına kadar gidilip ıslak imzasının alınması
gerekmektedir.
Gereğinin ivedi yapılmasını rica ediyorum.
18-06/101-52
66/322
(198) Belge 33: 19.04.2016 tarihinde, CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen “Yeni giriş
Mükerrer Talepler Hk.” başlıklı e-postada şu ifadeler bulunmaktadır:
Merhaba,
Aşağıdaki müşterilerimiz K1’de olup mükerrer talep durumundadırlar. Sözleşmelerin
arşive teslim edilmemesi nedeniyle Merkez Arşiv’de yer almamaktadırlar. Müşterilere
ait güncel IA02 formlarının en geç 20/04/2016 tarihi saat 12:00’a kadar
isletmetalep@ adresine “Mükerrer Talep" başlığı ile gönderilmesi
gerekmektedir. Konuya olan hassasiyetiniz için teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
Abone Ad İlçe Adı İşletme Kodu Olcum Noktası Abone Adı DURUM SÖZLEŞMEBAŞLANGIÇTARİHİ SÖZLEŞMEYİİMZALATAN
(…..) MURATPAŞA 7.1.0.20.0 00005995120 İŞLETME 2016-04-07 (…..)
(…..) MANAVGAT 7.1.10.8.0 00000729440 İŞLETME 2015-03-02 (…..)
(…..) İSPARTA MERKEZ 32.1.0.0.0 00000008490 İŞLETME 2015-12-01 (…..)
(…..) MURATPAŞA 7.1.0.20.0 00001924290 İŞLETME 2016-03-28 (…..)
(…..) KONYAALTI 7.1.0.21.0 00004610210 İŞLETME 2016-04-04 (…..)
(…..) MURATPAŞA 7.1.0.20.0 00003385350 İŞLETME 2016-04-05 (…..)
(…..) MURATPAŞA 7.1.0.20.0 00001240220 İŞLETME 2016-03-23 (…..)
(…..) SERİK 7.1.11.0.0 00000186630 İŞLETME 2016-03-08 (…..)
(199) Belge 34: 08.03.2016 tarihinde CK AKDENİZ Mevzuat Takip ve Tarife Analiz Uzmanı B.
F., AKDENİZ EDAŞ Yazılım Uzmanı H. D. ve CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.
arasındaki yazışmada yer alan ve bilgi amaçlı olarak CK AKDENİZ Strateji Geliştirme
Tarife Analiz ve Mevzuat Takip Müdürü O. S., CK AKDENİZ Planlama ve Strateji
Geliştirme Direktörü G. T. ve CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Direktörü O. E. E.’ye
gönderilen “Müşteri Bilgilendirme SMS’i” başlıklı e-postalarda yer alan ifadeler şu
şekildedir:
08.03.2016 – B. F. > H. D., D. B.:
(…..) Bey,
Ekteki müşterilere aşağıdaki mesajın gönderilmesi konusunda yardımcı olabilir misiniz?
Müşteri sayısı fazla olduğundan SMS gönderimini 3 güne bölelim.
“Sn. Abonemiz, XXXXXXXXXXX No'lu aboneliğiniz için 2016 Mart döneminden itibaren
indirimli elektrik kullanmaya başladınız. Detaylı bilgi için: 08502260707”
08.03.2016 – B. F. > D. B.:
(…..) Hanım merhaba,
Müşteri Bilgilendirme SMS'i alan müşterilerin geri aramaları için Çağrı Merkezinin
bilgilendirilmesini sağlayabilir misiniz? Daha önce (…..) Bey’in ilettiği açıklama
aşağıdadır.
Bu SMS’İ alan müşterilerimize yapılacak bilgilendirme/açıklama aşağıdaki gibidir:
"CLK Akdeniz Elektrik ile yaptığınız indirimli elektrik satış sözleşmesi kapsamında
Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi’nden Serbest Tüketici olma onayınız gelmiştir. 1 Mart
2016 tarihinden itibaren yaptığınız tüketimler indirimli olarak tarafınıza yansıtılacaktır.
Tarafınıza iletilen SMS'ler bu konu ile ilgili bilgilendirme amaçlıdır.
İndirimli elektrik sözleşmesi imzalamadığını söyleyen abonelerin AYS üzerinden
Pazarlama ve Satış Direktörlüğü’ne bildirilmeleri gerekmektedir.
(TİCARİ
SIR)
18-06/101-52
67/322
(200) Belge 35: CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B. ve CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış
Direktörü O. E. E. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: Sozlesme yenileme
endeksor mesaji” başlıklı e-postalarda şu ifadeler geçmektedir:
08.09.2015 – O. E. E. > N. D. B.:
Arkadaşlar
Yemekten sonra sozlesme yenileme icin endeksorde cıkacak mesaj ornegl gönderir
misiniz bana?
72k abone var ya sozlesmesi yenilenecek o aboneler
08.09.2015 – N. D. B. > O. E. E.:
(…..) Bey,
Aşağıdaki mesaj uygun mudur?
"Abonenin sözleşme yenileme dönemi gelmiştir. Lütfen bu bilgiyi abone ile paylaşıp,
aboneyi MÜHİM'lere yönlendiriniz."
Saygılarımızla,
08.09.2015 – O. E. E. > N. D. B.:
Abonenin sözleşme yenileme dönemi gelmiştir. Lütfen bu bilgiyi abone ile paylaşıp,
sözleşme imzalatınız.
Diyeceğiz lâkin bana bu 72K müşteri içerisinde
10.000 kWh ve üzeri ve 20.000 kWh ve üzeri müşteri sayısını iletir misiniz önce?
(201) Belge 36: CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B., CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış
Direktörü O. E. E. ile AKDENİZ EDAŞ Bilgisayar Mühendisi G. Ö. arasında gerçekleşen
yazışma içinde yer alan “RE: FW: 2016 SMS Sayıları Hk.” başlıklı e-postalarda yer alan
aşağıdaki ifadelerden CK AKDENİZ’in pazarlama amaçlı müşterilerine göndereceği kısa
mesajları AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır:
17.11.2015 – G. Ö. > O. E. E.:
(…..) Bey,
Daha önce 939.225 olarak belirlediğiniz SMS sayısı yapılan bütçe toplantısında
750.000 olarak revize edilmiştir. 750.000 adet SMS' i aylara göre planlayarak
göndermenizi arz ederim.
Saygılarımla,
17.11.2015 – N. D. B. > G. Ö.:
(…..) Hanım,
SMS dağılımı aylara göre yapılmıştır, ekte bulabilirsiniz.
İyi çalışmalar.
18-06/101-52
68/322
(202) Belge 37: 27.06.2016 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B. tarafından
AKDENİZ EDAŞ Yazılım Uzmanı H. D.’ye gönderilen “Re: Muratpaşa SMS Gönderimi”
başlıklı e-postaya aşağıda yer verilmektedir:
(…..) Bey Günaydın,
Ekli listede bulunan abonelerimize aşağıdaki smsin gönderilmesini rica ediyoruz. Çağrı
merkezi ile görüşülmüş ve gerekli koordinasyon sağlanmıştır.
Çok teşekkürler, iyi çalışmalar.
ÇAĞRI MERKEZİ SMS Metni:
"ELEKTRİĞİNİZE 24 AY BOYUNCA ZAM YOK! Size özel bu teklifimizden
yararlanabilmeniz için sizi en yakın MÜHİM'e bekliyoruz. DETAYLI BİLGİ İÇİN:
ÇAĞRI MERKEZİ:08502260707 SMS almak istemiyorsanız:
NO: 7222731416622522"
(203) Belge 38: CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’nin ofisinde yapılan incelemede elde
edilen not defterinin ilgili kısımlarında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
ST Yenileme Önsatış
Ant: (…..) Ant: (…..) Ant: (…..)
Isp: (…..) Isp: (…..) Isp: (…..)
Burdur: (…..) Bur: (…..) Bur: (…..)
Top: (…..) Top: (…..) Top: (…..)
(204) Belge 39: CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede
elde edilen dosyalarda aşağıdaki hususlar yer almaktadır:
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-08-509_39” adlı excel dosyasında CK
AKDENİZ’in K1 portföyünde bulunup K2 portföyüne katılmak istenen 13.117 adet
tüketicinin elektrik tüketimlerinin serbest tüketici limitinin altında olduğu ve ayrıca
14.491 adet tüketicinin de ödeme kanallarının blokeli olduğu ifade edilmektedir.
– “K2” adlı excel dosyasında ise 2015-2016 yıllarında 31.318 adet tüketicinin
tüketimlerinin serbest tüketici limitinin altında olduğu halde CK AKDENİZ’in K2
portföyünde olduğu belirtilmektedir.
– “ts alınan sözleşmeler” adlı excel dosyasında 21.808 adet tüketiciyle, tüketimleri
serbest tüketici limitinin altında olduğu halde, serbest tüketici sözleşmesi
imzalandığı dile getirilmektedir.
– “07.04.2016 BÖLGE SATIŞ RAPORU (1) (1)” adlı excel dosyasında CK AKDENİZ
portföyünde bulunan 40.627 adet tüketicinin ödeme kanallarının blokeli olduğu
ifade edilmektedir.
18-06/101-52
69/322
– “K2 KURUMSAL SÖZLEŞME”, “K2 KURUMSAL TAAHHÜTNAME” ile “Sözleşme
Doldurma Şekilleri Hk. - (…..)@” başlıklı pdf dosyalarında yer alan
sözleşmelerin ve IA-02 Form’larının doldurulması gereken kısımların nasıl
doldurulacağı açıkça gösterilirken diğer kısımların aksine tarih kısımlarının boş
bırakıldığı görülmektedir.
– “Otomatik Ödeme Talimatlı Müşteriler” başlıklı powerpoint dosyasında otomatik
ödeme talimatı bulunan tüketicilere gönderilmesi planlanan ve aşağıda yer verilen
SMS örnekleri bulunmaktadır:
SMS Metinleri
Sayın Abonemiz, elektrik satış sözleşmenizi imzalayarak bu ayki faturanızı
indirimli ödeyebileceğinizi biliyor muydunuz? Detaylı bilgi için sizi en yakın
işletmemize davet ediyoruz.
Sayın Abonemiz, elektrik satış sözleşmenizi imzalayarak bu ayki faturanızı
indirimli ödeyebileceğinizi biliyor muydunuz? Üstelik bu SMS ile en yakın
işletmemize giden abonelerimize ekstra indirimler tanımlanacaktır. Detaylı
bilgi için sizi en yakın işletmemize davet ediyoruz.
Sayın Abonemiz, elektrik satış sözleşmenizi imzalayarak bu ayki faturanızı
indirimli ödeyebileceğinizi biliyor muydunuz? Üstelik bu SMS ile en yakın
işletmemize giden abonelerimize tam iki katı indirim tanımlanacaktır.
Detaylı bilgi için sizi en yakın işletmemize davet ediyoruz.
Sayın Abonemiz, elektrik satış sözleşmenizi imzalayarak, elektrik birim
fiyatını sabitleyebileceğinizi biliyor muydunuz? Bu SMS ile en yakın
işletmemize giden abonelerimiz sözleşme süresi boyunca, zamlanmayan
tarife üzerinden faturalandırılacaktır. Detaylı bilgi için sizi en yakın
işletmemize davet ediyoruz.
– 29.06.2016 tarihinde CK AKDENİZ Strateji Geliştirme Tarife Analiz ve Mevzuat
Takip Müdürü O. S. tarafından CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’ye
gönderilen “XXX” başlıklı e-posta ekinde bulunan
“Satış_Pazarlama_StPazarı_Bütçe” adlı excel dosyasında, piyasada faaliyet
gösteren BTŞ’lerin sanayi, mesken, ticarethane ve tarımsal sulama bazında, 2015
yılında portföylerinde bulunan toplam tüketici sayısı ile 2015 ve 2106 yıllarındaki
toplam tüketim miktarları bilgileri yer almaktadır.
18-06/101-52
70/322
(205) (…..): 16.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.’nün
bilgisayarında yapılan incelemede elde edilen AKDENİZ EDAŞ Hizmet Alım Personeli U.
G., C. K. ve H. A. Ç.’nin tüketicilere sözleşme imzalattırdığına dair bilginin yer aldığı belge
şu şekildedir:
(206) Belge 41: CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.’nün bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen “Devirİmzalatılanlar_2016-05-2511_48” adlı excel dosyasında,
CK AKDENİZ portföyünde bulunan 3.102 adet tüketici ile ne şekilde serbest tüketici
sözleşmesi imzalandığına ilişin açıklama kısmına “bilgi güncellemeden” şeklinde açıklama
girildiği, ayrıca 969 adet tüketiciden de hem perakende satış sözleşmesi (PSS) hem
serbest tüketici sözleşmesi alındığı anlaşılmaktadır.
(207) Belge 42: 03.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.
tarafından CK AKDENİZ çalışanlarına gönderilen “Rapor-20062016072032” başlıklı e-
postada aşağıdaki ifadeler bulunmakta olup, ekindeki “Rapor20062016072032.xlsx” adlı
excel dosyasında 111 adet tüketiciye ait bilgiler ve bu tüketicilerin hangi tedarikçiler
tarafından talep edildiği yer almaktadır. Ayrıca dosyada yer alan ve diğer tedarikçilerden
talep edilen bu tüketicilerin CK AKDENİZ bünyesinde yeni sözleşme, IA02, IA03
Formlarının olmadığı anlaşılmaktadır.
Arkadaşlar ;
Ekte bulunan listedeki müşterileri 29.06.2016 tarihine kadar sözleşmeleri alınması
gerekmektedir. Bilgilerinize.
İyi çalışmalar.
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
71/322
(208) Belge 43: 27.07.2016 tarihinde CK AKDENİZ Serik Şube Yönetmeni R. K. tarafından CK
AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen e-postada geçen ifadelere
aşağıda yer verilmektedir. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “doc06502420160422144222”
adlı pdf dosyasında da tarihsiz mükerrer talep formu, (…..) ait ikili anlaşmanın ilk sayfası,
tarihsiz IA-02 ve IA-03 Formları bulunmaktadır.
Mrb. (…..) Bey,
Muratpaşa Bölgeden (…..) abonesi Dt tarafından talep edilmiş olup. Müşteriden alınan
dilekçeler ve sözleşme ekte tarafınıza gönderilmiştir.
Bilgilerinize.
(209) Belge 44: CK AKDENİZ personeli A. A. ve CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K.
Ö. arasında gerçekleşen “Ceza Bedeli Hk.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer
almaktadır:
05.02.2016 – A. A. > O. K. Ö.:
(…..) Bey,
İşletmemizin (…..) nolu Müşterimiz bundan önce FİNA elektrik ile anlaştığı için
Şirketimiz ile herhangi bir sözleşme yapmadığı ve imza atmadığı halde 19.12.2016
tarihinde 2.300.TL cıvarında ceza bedeli ödemiştir.
Bu nedenle müşterimiz kendisine Şirketimiz ile yaptığı sözleşmesinin bir örneğinin
verilmediğini kendisine bir sözleşmenin aslının yada diğer nushasının verilmesini
istemektedir. .
Saygılarımla arz ederim.
09.02.2016 – O. K. Ö. > A. A.:
(…..) Bey ;
Arşiv kayıtlarında (…..) nolu müşterimize ait K2 sözleşmesi bulunmamaktadır.
Bilgilerinize.
İyi çalışmalar.
15.02.2016 – A. A. > O. K. Ö., E. D., D. B.:
(…..) Bey,
(…..) nolu abonemiz aboneliğini tamamlamıştır.
Ceza Bedeli olarak yansıtılan bedelin bundan sonraki tüketimlerinden mahsup edilmesi
hususunda ;
Gereğini Bilgilerinize arz ederim.
15.02.2016 – K. Ö.-A. A. > E. D., D. B.:
(…..) Bey ;
Müşteriden alınan sözleşmenin bir örneğini gönderir misiniz…
18-06/101-52
72/322
(210) Belge 45: 29.01.2016 tarihinde CK AKDENİZ çalışanı A. A. tarafından AKDENİZ EDAŞ
mail uzantılı (…..)@akdenizedaş. adresinden yönlendirilmiş ve CK AKDENİZ
Müşteri İşlem Yetkilisi D. B.’ye gönderilen “Şubat 2016 ST Kesinleşen Listeler” başlıklı e-
postada 2016 Şubat için serbest tüketiciler bakımından kesinleşen listelerin ekte olduğu
ifade edilmektedir. E-posta ekinde yer alan “ST ÖZELLİĞİNİ KAYBEDEN SAYAÇLAR”
adlı excel dosyasında 17.337 adet tüketiciye ait bilgiler, “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN
SAYAÇLAR” adlı excel dosyasında 796 adet tüketicinin bilgileri ve hangi tedarikçiye
geçtiğine ilişkin açıklamalar, “YENİ OKUNACAK SAYAÇLAR” adlı excel dosyasında ise
31.080 adet tüketiciye ait bilgiler yer almaktadır. “Listelerle İlgili Bilgiler1” adlı word
dosyasındaki ifadeler ise şu şekildedir:
Yeni Okunacak Sayaçlar: Bölge içinde K1’den tedarikçiye (K2 ve diğer tedarikçi dahil)
bağlanan abonelerin olduğu listedir. İlgili dönem için ilk kez serbest tüketici olan
abonelerdir.
Tedarikçisi Değişen Sayaçlar: Hali hazırda serbest tüketici olan, ikili anlaşma ile elektrik
enerjisini bir tedarikçiden sağlayan bölge içindeki abonelerin; ilgili dönemde başka bir
tedarikçiye bağlanarak elektrik enerjilerini yeni bağlandıkları tedarikçiden sağlayacak olan
aboneleri gösterir. Tedarikçisini değiştiren abonelerin olduğu listedir. Listede eski ve yeni
tedarikçilerin isimleri de yer almaktadır.
ST Özelliğini Kaybeden Sayaçlar: Tahliye olması, tedarikçisi ile sözleşmesinin bitmiş
olması vb. nedenlerle serbest tüketici olma özelliğini kaybeden bölge içindeki sayaçların,
bağlı oldukları tedarikçi tarafından ya da dağıtımın tahliye portföy çıkışı vermesi nedeniyle
tedarikçisinin portföyünden ayrılan sayaçları gösteren listedir.
(211) Belge 46: 24.06.2016 tarihinde CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi D. B.’ye gönderilen “K2 acil hedef listesi”
başlıklı e-posta ekindeki “K2 acil hedef listesi” adlı excel dosyasında 107 adedi blokeli
olmak üzere CK AKDENİZ’in portföyünde bulunan 3.436 adet aboneye ait bilgiler yer
almaktadır.
(212) Belge 47: 26.07.2016 tarihinde CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.
tarafından ve CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi D. B.’ye gönderilen “k2 imzalatılacak
aboneler_20” başlıklı e-posta ekinde bulunan “K2 imzalatılacak aboneler_2016-07-
1908_20” adlı excel dosyasında üç adedi blokeli olmak üzere 25 adet tüketiciye ait bilgiler
yer almaktadır.
(213) Belge 48: 15.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Büro Personeli F. B. tarafından CK
AKDENİZ Mevzuat Takip ve Tarife Analiz Uzmanı B. F.’ye gönderilen “konu yok” başlıklı
e-posta ekinde yer alan; “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN ST SAYAÇLAR-ARALIK” adlı excel
doyasında 513 aboneye ait bilgiler ve söz konusu abonelerin hangi tedarikçiye geçtiği,
“TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN SAYAÇLARKASIM-KESİN LİSTE” adlı excel doyasında 529
aboneye ait bilgiler ve söz konusu abonelerin hangi tedarikçiye geçtiği ve “TEDARİKÇİSİ
DEĞİŞEN ST SAYAÇLAR” adlı excel doyasında 787 aboneye ait bilgiler ve söz konusu
abonelerin hangi tedarikçiye geçtiğine ilişkin bilgiler yer almaktadır.
18-06/101-52
73/322
(214) Belge 49: 28.08.2015 CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. tarafından
Pazarlama Satış Direktörü O. E. E.’ye gönderilen “Cayma Bedeli Faturaları Hk.” başlıklı
e-postada şu ifadeler yer almaktadır.
(…..) Bey merhaba
Aşağıda bilgileri bulunan abonelerin sözleşmelerine ulaşılamadığı için düzenlenmiş olan
cayma bedeli faturalarının iptali hususunu bilginize ve onayınıza sunarım.
7.1.0. 20.0 (…..)
(KDV Dahil 121,30 TL)
7.1.0 20.0 (…..)
(KDV Dahil 117.20 TL)
7.1.0 20.0 (…..)
(KDV Dahil 453,80 TL)
(215) Belge 50: 23.10.2015 tarihinde CK AKDENİZ Büro Personeli O. Ş. tarafından CK
AKDENİZ Müşteri İlişkileri Direktörü Y. A.’ya gönderilen “K2 Sözleşme (Yarışma) Hk.”
başlıklı e-posta ekinde bulunan “K-2 YARIŞMA” adlı excel dosyasında yer alan bilgilere
aşağıda yer verilmektedir:
K2 SÖZLEŞME (YARIŞMA)
TARİH GÜN İŞLETME TESLİM ALAN EVRAK
TÜRÜ
ADET
02.10.2015 CUMA MÜŞTERİ İLİŞ. DİREK. (…..) SÖZ.MES. (…..)
02.10.2015 CUMA MÜŞTERİ İLİŞ. DİREK. (…..) TAAH.MES. (…..)
02.10.2015 CUMA MÜŞTERİ İLİŞ. DİREK. (…..) SÖZ.KUR. (…..)
02.10.2015 CUMA MÜŞTERİ İLİŞ. DİREK. (…..) TAAH.KUR. (…..)
02.10.2015 CUMA KAYIP KAÇAK (…..) SÖZ.MES. (…..)
02.10.2015 CUMA KAYIP KAÇAK (…..) TAAH.MES. (…..)
02.10.2015 CUMA KAYIP KAÇAK (…..) SÖZ.KUR. (…..)
02.10.2015 CUMA KAYIP KAÇAK (…..) TAAH.KUR. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA İŞLETME
MÜD. (…..) SÖZ.MES. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA İŞLETME
MÜD. (…..) TAAH.MES. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA İŞLETME
MÜD. (…..) SÖZ.KUR. (…..)
18-06/101-52
74/322
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA İŞLETME
MÜD. (…..) TAAH.KUR. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA HUKUK
SERV. (…..) SÖZ.MES. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA HUKUK
SERV. (…..) TAAH.MES. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA HUKUK
SERV. (…..) SÖZ.KUR. (…..)
03.10.2015 CUMARTESİ
MURATPAŞA HUKUK
SERV. (…..) TAAH.KUR. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) SÖZ.MES. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) TAAH.MES. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) SÖZ.KUR. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) TAAH.KUR. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) SÖZ.MES. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) TAAH.MES. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) SÖZ.KUR. (…..)
05.10.2015 PAZARTESİ KAYIP KAÇAK (…..) TAAH.KUR. (…..)
07.10.2015 ÇARŞAMBA OSOS (…..) SÖZ.MES. (…..)
07.10.2015 ÇARŞAMBA OSOS (…..) TAAH.MES. (…..)
07.10.2015 ÇARŞAMBA OSOS (…..) SÖZ.KUR. (…..)
07.10.2015 ÇARŞAMBA OSOS (…..) TAAH.KUR. (…..)
09.10.2015 CUMA ALACAK TAKİP (…..) SÖZ.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA ALACAK TAKİP (…..) TAAH.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA ALACAK TAKİP (…..) SÖZ.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA MÜŞTERİ İLİŞ. DİREK. (…..) SÖZ.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA HUKUK SERVİSİ (…..) SÖZ.KUR. (…..)
09.10.2015 CUMA HUKUK SERVİSİ (…..) TAAH.KUR. (…..)
09.10.2015 CUMA TAHSİLAT (…..) SÖZ.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA TAHSİLAT (…..) TAAH.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA TAHSİLAT (…..) SÖZ.KUR. (…..)
09.10.2015 CUMA TAHSİLAT (…..) TAAH.KUR. (…..)
09.10.2015 CUMA FATURALAMA (…..) SÖZ.MES. (…..)
18-06/101-52
75/322
09.10.2015 CUMA FATURALAMA (…..) TAAH.MES. (…..)
09.10.2015 CUMA FATURALAMA (…..) SÖZ.KUR. (…..)
09.10.2015 CUMA FATURALAMA (…..) TAAH.KUR. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ İSPARTA
(…..)
SÖZ.MES. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ İSPARTA
(…..)
TAAH.MES. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ İSPARTA
(…..)
SÖZ.KUR. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ İSPARTA
(…..)
TAAH.KUR. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ BURDUR
(…..)
SÖZ.MES. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ BURDUR
(…..)
TAAH.MES. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ BURDUR
(…..)
SÖZ.KUR. (…..)
10.10.2015 CUMARTESİ BURDUR
(…..)
TAAH.KUR. (…..)
11.10.2015 PAZAR İSPARTA
(…..)
SÖZ.MES. (…..)
11.10.2015 PAZAR İSPARTA
(…..)
TAAH.MES. (…..)
11.10.2015 PAZAR İSPARTA (…..) •«¿kür.k ' :
(…..)
11.10.2015 PAZAR İSPARTA
(…..)
TAAH.KUR. (…..)
13.10.2015 SALI STRATEJİ GELİŞTİRME
(…..)
SÖZ.MES. (…..)
13.10.2015 SALI STRATEJİ GELİŞTİRME
(…..)
TAAH.MES. (…..)
13.10.2015 SALI STRATEJİ GELİŞTİRME (…..) SÖZ.KUR.
(…..)
13.10.2015 SALI STRATEJİ GELİŞTİRME
(…..)
TAAH.KUR. (…..)
14.10.2015 ÇARŞAMBA ENDEKS OKUMA
(…..)
SÖZ.MES. (…..)
14.10.2015 ÇARŞAMBA ENDEKS OKUMA
(…..)
TAAH.MES. (…..)
14.10.2015 ÇARŞAMBA ENDEKS OKUMA
(…..)
SÖZ.KUR. (…..)
14.10.2015 ÇARŞAMBA ENDEKS OKUMA
(…..)
TAAH.KUR. (…..)
16.10.2015 CUMA STRATEJİ GELİŞTİRME
SÖZ.MES. (…..)
16.10.2015 CUMA STRATEJİ GELİŞTİRME
TAAH.MES. (…..)
16.10.2015 CUMA STRATEJİ GELİŞTİRME
SÖZ.KUR. (…..)
16.10.2015 CUMA STRATEJİ GELİŞTİRME
TAAH.KUR. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA
SÖZ.MES. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA
TAAH.MES. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA
SÖZ.KUR. (…..)
18-06/101-52
76/322
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA
TAAH.KUR. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) SÖZ.MES. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) TAAH.MES. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) SÖZ.KUR. (…..)
16.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) TAAH.KUR. (…..)
21.10.2015 ÇARŞAMBA HUKUK SERVİSİ (…..) SÖZ.MES. (…..)
21.10.2015 ÇARŞAMBA HUKUK SERVİSİ (…..) TAAH.MES. (…..)
21.10.2015 ÇARŞAMBA HUKUK SERVİSİ (…..) SÖZ.KUR. (…..)
21.10.2015 ÇARŞAMBA HUKUK SERVİSİ (…..) TAAH.KUR. (…..)
21.10.2015 ÇARŞAMBA MURATPAŞA (…..) SÖZ.MES. (…..)
21.10.2015 ÇARŞAMBA MURATPAŞA (…..) TAAH.MES. (…..)
22.10.2015 PERŞEMBE ALACAK TAKİP (…..) SÖZ.MES. (…..)
22.10.2015 PERŞEMBE ALACAK TAKİP (…..) TAAH.MES. (…..)
22.10.2015 PERŞEMBE ALACAK TAKİP (…..) SÖZ.MES. (…..)
22.10.2015 PERŞEMBE ALACAK TAKİP (…..) TAAH.MES. (…..)
22.10.2015 PERŞEMBE ALACAK TAKİP
(…..)
SÖZ.KUR.
(…..)
22.10.2015 PERŞEMBE ALACAK TAKİP (…..) TAAH.KUR. (…..)
23.10.2015 CUMA TAHSİLAT (…..) SÖZ.MES. (…..)
23.10.2015 CUMA TAHSİLAT (…..) TAAH.MES. (…..)
23.10.2015 CUMA İNSAN KAYNAKLARI (…..) SÖZ.MES. (…..)
23.10.2015 CUMA İNSAN KAYNAKLARI (…..) TAAH.MES. (…..)
23.10.2015 CUMA İNSAN KAYNAKLARI (…..) SÖZ.KUR. (…..)
23.10.2015 CUMA İNSAN KAYNAKLARI (…..) TAAH.KUR. (…..)
23.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) SÖZ.MES. (…..)
23.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) TAAH.MES. (…..)
23.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) SÖZ.KUR. (…..)
23.10.2015 CUMA SATIŞ ve PAZARLAMA (…..) TAAH.KUR. (…..)
18-06/101-52
77/322
(216) Yukarıdaki listede yer alan çalışanlar incelendiğinde O. Y. ve İ. G.’nin AKDEN’de kayıp –
kaçak bölümünün çalışanı olduğu, A. B.’nin AKDEN’de OSOS birimi çalışanı olduğu, U.
G.’nin AKDEN’de elektrik dağıtım şebekesi bakım teknisyeni olduğu, M. S.’nin AKDEN
endeks okuma birimi çalışanı olduğu ve O. T.’nin ise AKDENİZ EDAŞ çalışanı olduğu
tespit edilmiştir.
(217) Belge 51: 01.04.2016 tarihinde CK AKDENİZ Müşteri İlişkileri Direktörlüğü Müşteri İşlem
Yetkilisi E.Ö. tarafından CK AKDENİZ Büro Personeli O. Ş.’ye gönderilen ve ekinde “K2
imzalatılan ad.” adlı excel dosyası bulunan “YENİLEME, K2, ÖN SATIŞ SÖZLEŞME HK”
başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
“(…..) Bey
Ekte 01.01.2016-31.03.2016 tarihleri arasında sözleşme imzalatılan YENİLEME, K2 ,ÖN
SATIŞ SÖZLEŞME listesi mevcuttur.
Aşağıda imzalatılmış olan mesken ve ticarethane sözleşme adetleri grafiği
bulunmaktadır.
(218) Belge 52: CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. ve CK AKDENİZ Büro
Personeli F. B. arasında gerçekleşen “Mükerrer Talepler ve IA02 Formları Hk.” başlıklı e-
postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
23.05.2016 – F. B. > Ö. Ö.:
(…..)Hanım merhaba,
Gönderdiğiniz IA02 formları sisteme yüklenmiş olup, abonelerle ilgili yapılan işlemler
listeye işlenmiştir.
IA02 formu gelmeyen abonelerin talepleri pasife alınacaktır. Abonelerin IA02 formlarının
gelip gelmeyeceği ile ilgili tarafınızdan bilgi beklenmektedir.
23.05.2016 – Ö. Ö. > F. B.:
(…..) Hanım merhaba,
(…..)isimli aboneliğin sözleşmesi için arşiv araması devam etmekte olup (…..) ve (…..)
sözleşmelerine ulaşılamamıştır.
İyi çalışmalar dilerim.
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
78/322
(219) Belge 53: 09.08.2016 tarihinde CK Raporlama Analiz Yönetmeni A. E. T. tarafından CK
AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ye gönderilen “Liste” başlıklı e-postanın
ekinde yer alan “Liste Sözleşmeyi İmzalatan” adlı excel çalışmasında sözleşmeyi
imzalatan çalışanların 38’inin AKDENİZ EDAŞ çalışanı olduğu tespit edilmiştir.
(220) Belge 54: CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. tarafından CK AKDENİZ
Raporlama ve Yazılım Yönetmeni Y. B.’ye gönderilen “Ücretsiz Abonelik Uyarıları Hk.”
başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler yer almakta olup, e-posta ekindeki “Ücretsiz Devir
Uyarıları” adlı excel dosyasında bilgileri bulunan 41.478 aboneye ilişkin uyarı sütununda
“UYARI: Usülsüz Kullanım ise Fiili Kullanıcıyı ÜCRETSİZ DEVİR yap. K2 Sözleşmesi ve
KİMLİK FOTOKOPİSİ alınız.” ibaresi bulunmaktadır:
(…..) Bey merhaba,
Sistemde hali hazırda aktif olan Bilgi Güncelleme ve Devir uyarıları kaldırılacaktır.
Yerine geçecek uyarılar ve aboneler ekte belirtilmektedir. Mesaj Konusu tamamında
ÜCRETSİZ ABONELİK - DEVİR olarak belirtilecek olup K2 raporlamada sadece Devir
İmzalatılanlar ve Devir İmzalatılacaklar listeleri üzerinden takibi yapılacaktır. Ancak
halihazırda Bilgi Güncelleme olarak işleme konulmuş olanların Raporlama üzerinden
takibinin yapılması da önem arz etmektedir. Konu hakkında yardımlarınızı bekler;
İyi çalışmalar dilerim,
(221) Belge 55: 15.03.2016 tarihinde isletmetalep@ adresinden CK
AKDENİZ çalışanlarına gönderilen “RWE MÜŞTERİLERİ HK.” başlıklı e-postada, işletme
sorumluluk sahası içerisindeki RWE müşterilerinin listesinin ekte olduğu ifade
edilmektedir. E-posta ekinde bulunan “Alanya”, “İsparta”, ”Kaş_Kalkan”, “Kepez”,
“Konyaalti”, “Manavgat”, _”Muratpaşa” adlı excel dosyalarında ise Alanya’da 20,
Isparta’da 16, Kaş ve Kalkan’da 10, Kepez’de 87, Konyaaltı’nda 40, Manavgat’ta 28,
Muratpaşa’da 199 olmak üzere toplam 402 aboneye ilişkin adres, isim, tekil kod, tüketim
miktarı gibi bilgiler yer almaktadır.
(222) Belge 56: CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Direktörü O. E. E. tarafından CK AKDENİZ
Pazarlama Uzmanı D. B. ve CK AKDENİZ Sözleşme Diğer Tedarikçi ve PMUM
Operasyon Uzmanı Ö. Ö. arasında gerçekleşen ve ekinde “25 01 2016 Blokaj Koyulacak
aboneler” adlı excel dosyası bulunan “acil ve önemli: blokaj” başlıklı e-postalarda şu
ifadeler yer almaktadır:
14.01.2016 – O. E > D. B., Ö. Ö.:
Arkadaşlar
Şu anda K2 imzalatılması gereken abonelerde;
Otomatik ödeme talimatı olmayan tüm abonelere(ulusal ve devlet dairesi, belediye vs
hariç) blokaj koyacağız.
Eski abonelerde zaten var ama yeni eklenen abonelerde yok. Bir abone bile
ıskalamamamız lazım.
Öğlene kadar bitirelim.
18-06/101-52
79/322
Yarınki okumalara yetişebilmek için bugün blokajı tanımlamamız gerekiyor. Günde
50bin abone okunuyor
14.01.2016 – Ö. Ö. > O. E., D. B.:
(…..) Bey merhaba,
Tüketim limiti ne olacak? Çok yüksek tüketimli abonelerde mevcut. 100.000 kWh ve altı
mı 50.000 kWh ve altı mı?
Saygılarımla.
14.01.2016 – O. E. > D. B., Ö. Ö.:
Zaten yeni eklelen müşteriler sadece 3600-4000 arası
Neden yüksek tüketlmli olsun Ki
14.01.2016 – Ö. Ö. > O. E., D. B.:
Blokajı olmayan yüksek tüketimler de var listede
14.01.2016 – O. E. > D. B., Ö. Ö.:
Önceden devam edenler ise dokunmayalım
14.01.2016 – Ö. Ö. > O. E., D. B.:
(…..) Bey merhaba,
23000 abone için blokaj listesi göndereceğim. Uygun mudur?
14.01.2016 – O. E. > D. B., Ö. Ö.:
Bir husus var dikkat etmemiz gereken, yarından itibaren okunacaklara blokaj
koydurmalıyız.
Dün bugün vs okunduysa ödeme noktası olarak bankalar ptt vs yazıyor faturada.
25.01.2016 – Ö. Ö. > O. E.:
Bey merhaba,
Ekli listede K2 imzalatılacak listesinde bulunan, otomatik ödeme talimatı olmayan ve
resmi daire, ibadethane, belediye vs olmayan, blokaj koyulacak 12888 abone
bulunmaktadır. Onaylamanız durumunda Yunus Bey ile paylaşacağım.
25.01.2016 – O. E. > Ö. Ö.:
Onayliyorum
O. E. E.
25.01.2016 – Ö. Ö. > Y. B.:
(…..) Bey merhaba,
Ekli listede blokaj koyulacak aboneler bulunmaktadır. Konu hakkında yardımınızı
bekliyoruz.
İyi çalışmalar, Saygılar.
18-06/101-52
80/322
(223) Belge 57: CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. ve CK AKDENİZ Raporlama
ve Yazılım Yönetmeni Y. B. arasındaki “Sözleşme Yenileme Endeksor Mesajı” başlıklı e-
postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
14.09.2015 – Ö. Ö. > Y. B.:
Sözleşme yenileme listesi içerisinde yer alan 30.000 kWh altı müşteriler İçin aşağıdaki
endeksör mesajının İletilmesi hususunda desteğiniz gerekmektedir.
“Abonenin sözleşme yenileme dönemi gelmiştir. Lütfen bu bilgiyi abone ile paylaşıp,
sözleşme imzalatınız.’’
iyi çalışmalar,
Saygılar.
14.09.2015 – Y. B. > Ö. Ö.:
(…..) Hanım,
Aşağıda bahsettiğiniz durum yani 30.000KVVH olayı durumu karmaşıklaştırır ve kontrol
gerektirir. Şu anda sistemde sözleşme yenileme için mesaj verilen aboneler için aşağıdaki
metnin endeksörde verilmesini sağlayabilirim.
Hızlı işlem yapılabilmesi için acil dönüşlerinizi bekliyorum.
14.09.2015 – Ö. Ö. > Y. B.:
(…..) Bey merhaba,
ilgili mesajın iletilmesi gereken müşterilerin listesi ektedir. Bizim İçin listenin 30000 kWh
altındaki müşterilerden oluşması önemlidir.
iyi çalışmalar, Saygılar.
14.09.2015 – Y. B. > Ö. Ö.:
Faturaların alt tarafında mesaj çıkacaksa o metni de alabilir miyim?
(224) Belge 58: 28.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Bölge Dışı İhale ve Bayi Operasyon Uzmanı
Y. S. tarafından CK AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ye gönderilen “Diğer
Tedarikçide Bulunan Aboneler” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almakta olup, e-posta
ekindeki “Diğer Tedarikçide Bulunan Aboneler” adlı excel dosyasında ise yaklaşık 14.000
tüketicinin tedarikçi bilgisi ile adı-soyadı, abone no, adres, abone grubu ve yıllık tüketimine
ilişkin bilgiler bulunmaktadır:
(…..) Bey Merhaba;
Ekte diğer tedarikçide bulunan abonelerin listesi mevcuttur. İsparta - Burdur - Antalya
ve genel liste olarak ayırdım. Düzeltmemi istediğiniz bir şey varsa düzelteyim.
(225) Belge 59: 10.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ye gönderilen “AKDEN
TEMMUZ RAPORU” başlıklı e-posta ekindeki “AKDEN RAPOR” adlı excel dosyasında
AKDEN çalışanlarınca sözleşme imzalatılan abone sayılarının yer aldığı görülmektedir.
18-06/101-52
81/322
(226) Belge 60: 28.07.2015 tarihinde CK AKDENİZ Sözleşme Diğer Tedarikçi ve PMUM
Uzmanı Ö. Ö. tarafından antalya.isletmeler@;
burdur.lsletmeler@ ve isparta.lsletmeler@clkakdenlz. adreslerine
gönderilen ve ekinde “(…..)” adlı pdf dosyası bulunan “IA02 formu hiç olmayan veya hatalı
doldurulan müşteriler hk.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almaktadır:
28.07.2015 – Ö. Ö. > antalya.isletmeler@;
burdur.lsletmeler@; isparta.lsletmeler@clkakdenlz.:
Merhabalar,
Ekteki listede Yeni IA02 ve IA03 formu temin edilmesi gereken müşteriler bulunmaktadır.
Bu formlara tarih yazılmamak, formun müşterinin adı ve soyadı ile imzası dışında
herhangi bir bölümü doldurulmamalıdır. Böylelikle bize dilekçe verdiği halde, tedarikçi
tarafından talebi geri çekilmeyen müşterilerimizi, yeniden talep edebileceğiz.
Formlar okunaklı bir şekilde taratıldıktan sonra tarafıma gönderilecektir.
29.07.2015 – R. K. > Ö. Ö.:
Mrb. (…..) Hanım;
7.1.11.5.0 İşletme (…..)IA02 ve IA03 formaları kaşe ve imzalatılarak tarafınıza
gönderilmiştir.
Gereği bilgilerinize arz olunur.
Saygılarımla.
(227) Yerinde incelemede çok sayıda rakip tedarik şirketlerine hitaben yazılmış tüketiciler
tarafından imzalı ancak tarihi bulunmayan dilekçeler bulunmuştur. Söz konusu
dilekçelerde esasen tüketicilerin önce rakip tedarikçiyle anlaştığı, daha sonrasında ise CK
AKDENİZ portföyünde kalmak istediklerini beyan ettikleri görülmektedir.
(228) Belge 61: 14.07.2015 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Direktörü O. E. E.’ye gönderilen “Tedarikçi
Listeleri” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer almakta olup, ekinde bulunan “Rakip Listesi”
isimli excel dosyasında 150 adet tedarikçinin toplam çekiş miktarı ile portföylerinde
bulunan toplam serbest tüketici sayılarının yer aldığı görülmektedir:
(…..) Bey merhaba,
Hem rakip listesine ait veriler hem de Ağustos ayı için bizden talep edilenlerin tedarikçi
bazında listesi ektedir.
18-06/101-52
82/322
(229) Belge 62: 29.06.2015 tarihinde AKDEN Büro Personeli K. Ş. tarafından CK AKDENİZ
Kepez Şube Yönetmeni F. C.’ye gönderilen “Kepez St sözleşmesi imzalamak istemeyen
aboneler hk” başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler yer almakta olup, ekindeki “Kepez
kesinlikle st sözleşme istemeyen aboneler listesi 29.6.15” isimli excel dosyasındaki
“personel” sütununda yer alan 15 isimden 13’ünün AKDEN’de sayaç okuma elemanı
olarak görev yaptıkları tespit edilmiştir:
Merhaba (…..) Bey,
Kepez işletmede 26.06.2015 tarihinde sahada yapılan (st) çalışmalarında, sözleşme
kabul ettirilmeyen aboneler listesi ve açıklamaları tabloda sunulmuştur.
Bilgilerinize,
İyi çalışmalar.
(230) Belge 63: CK AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’nin bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen dosyalarda şu hususlar yer almaktadır:
– “Ücretsiz Devir Uyarıları” adlı excel dosyasında 41.470 adet abonenin usulsüz
kullanım yaptığı ve bu abonelerin isim, adres bilgileri ile uyarı kısmında “Usülsuz
Kullanım ise Fiili Kullanıcıyı ÜCRETSİZ DEVİR YAP. K2 Sözleşmesi ve KİMLİK
FOTOKOPİSİ alınız” ibarelerinin yer aldığı görülmektedir.
– “25 01 2016 Blokaj Koyulacak Aboneler” adlı excel dosyasında 12.889 adet
aboneneye ait bilgilerin yer aldığı görülmektedir.
– “K2 özel çalışma” adlı excel dosyasında bulunan 602 adet abone içinde bloke
durumu açıklamasında 155 abonenin blokeli olduğuna dair bilgilerin yer aldığı
görülmektedir.
– “iskontosu sıfır girilen iskontolu müşteriler” adlı excel dosyasında yer alan 197
aboneden 126’sının sözleşme tipinin “herikisi” olarak kodlandığı görülmektedir.
– “rapor hkk” adlı excel dosyasında 2016 yılının Mart, Nisan, Mayıs, Haziran,
Temmuz ve Ağustos aylarında serbest tüketici limitini aşmamış olmasına rağmen
yaklaşık 85 adet aboneden ikili anlaşma alındığına, yaklaşık 55 aboneye ise satış
sözleşmesi bırakıldığına ve dönüş beklendiğine ya da abonenin dönüş yapacağına
dair açıklamaların yer aldığı tespit edilmiştir.
– “Rakip Listesi” adlı excel dosyasında 13.301 adet tüketicinin ve bunlara ait yaklaşık
1.000.000 mWh’lık çekişin piyasada faaliyet gösteren diğer tedarikçilere göre
dağılımının yer aldığı görülmektedir.
18-06/101-52
83/322
(231) Belge 64: 05.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi D. K. tarafından
Muratpaşa Şube Müdürü K. Ö. ve (…..) adresine gönderilen ve ekinde “(…..) ÖZEL
EĞİTİM OTO. TURİZM İNŞ. SAN VE TİC. A.Ş.” adlı pdf dosyası ile “AKDEN PROTOKOL”
adlı word dosyası bulunan “FİYAT TEKLİFİ” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır53:
(…..) Bey merhaba;
Görüşmemize istinaden fiyat teklifimiz ekte bilgilerinize sunulmuştur
Saygılarımla
(232) Belge 65: “K2 imzalatılacak aboneler 2016-03-1708_54” adlı excel dosyasında K2
imzalatılması amacıyla bloke konularak MÜHİM’lere yönlendirilen 75 adet tüketicinin
bulunduğu görülmekle birlikte bu tüketicilerden 21 adedinin gerçekleştirmiş olduğu tüketim
miktarının serbest tüketici limitinin altında olduğu anlaşılmaktadır.
(233) Belge 66: “K2 imzalatılacak aboneler 2016-04-1509_59” adlı excel dosyasında yer alan
yaklaşık 20.500 adet tüketicinin 5.125 adedine blokaj konulduğu görülmektedir.
(234) Belge 67: 16.01.2016 tarihinde CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç. tarafından müşteri
işlem yetkilisi D. B.’ye gönderilen “TELEFON İLE ARANAN BLOKELİ ABONELER”
başlıklı e-postada şu ifadeler yer almakta olup, e-posta ekindeki “ARANAN – BLOKELİ
ABONELER” adlı excel dosyasında bulunan yaklaşık 4.500 adet tüketiciye bloke
konulduğu görülmektedir.
(…..) Hanım merhaba,
12 Ocak ve 16 Ocak tarihlerinde Blokeli abonelere ait arama ve arama detayları (bilgileri)
Ek' tedir. İlgili abonelere ait alınan randevulara işlem yapılması (Personel Yönlendirilmesi
) hususunda gereğini rica eder iyi çalışmalar dilerim.
(235) Belge 68: CK AKDENİZ Muratpaşa Müşteri İşlem Yetkilisi A. S.’nin bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen belgelerde şu bilgiler yer almaktadır:
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-04-1216_17” adlı excel dosyasında yer alan 461
aboneden yaklaşık 144’ünün blokeli olduğu bu abonelerden 32’sinin elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu görülmektedir.
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-04-2511_13” adlı excel dosyasında yer alan 445
aboneden yaklaşık 154’ünün blokeli olduğu ve bu abonelerden 36’sının elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu tespit edilmiştir.
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-05-0609_37” adlı excel dosyasında yer alan 413
aboneden yaklaşık 138’inin blokeli olduğu ve bu abonelerden 33’ünün elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu görülmektedir.
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-05-1012_20” adlı excel dosyasında yer alan 429
aboneden yaklaşık 134’nün blokeli olduğu ve bu abonelerden 31’inin elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu görülmektedir.
53 Söz konusu protokol CK AKDENİZ portföyünde bulunan serbest tüketiciler ile AKDEN arasında yapılan
Elektrik Arıza ve Bakım Hizmetleri Protokolü’dür.
18-06/101-52
84/322
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-05-3110_01” adlı excel dosyasında yer alan 386
aboneden yaklaşık 127’sinin blokeli olduğu ve bu abonelerden 28’inin elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu görülmektedir.
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-07-1216_02” adlı excel dosyasında yer alan 339
aboneden yaklaşık 105’nin blokeli olduğu ve bu abonelerden 23’ünün elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu görülmektedir.
– “K2İmzalatılacakAboneler_2016-07-1509_06” adlı excel dosyasında yer alan 506
aboneden yaklaşık 107’sinin blokeli olduğu ve bu abonelerden 24’ünün elektrik
tüketiminin 2016 yılı serbest tüketici limitinin altında olduğu görülmektedir.
(236) Belge 69: CK AKDENİZ Muratpaşa şubesinde gerçekleştirilen incelemede “eşleştirme
sonuçları 2016-05-2721_05” adlı excel dosyasında halihazırda CK AKDENİZ portföyünde
bulunan fakat sözleşmesi olmayan 33 abone yer almaktadır.
(237) Belge 70: CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi D. Y.’nin bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen ve 27.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü
O. K. Ö. tarafından CK AKDENİZ çalışanlarına gönderilen “ACİL Sözleşme hk” başlıklı e-
postada şu ifadeler yer almakta olup devamında 82 adet tüketiciye ait bilgiler
bulunmaktadır:
Merhaba Arkadaşlar ;
Aşağıda bilgileri bulunan abonelerin sözleşmeleri arşivde bulunmamaktadır. Bu
sözleşmeler ile ilgili açıklamaları hazırlayıp dönüş yapar mısınız.
İyi çalışmalar.
(238) Belge 71: CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’nün bilgisayarında yapılan
incelemede CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü S. T. ile AKDENİZ EDAŞ
İç Denetim Müdürü M. A. A. arasında gerçekleşen “FW: ST SÖZLEŞME PRİMİ_dağıtım”
başlıklı e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır. Ayrıca e-posta ekinde yer alan “ST
PRİMLER ŞUBAT MART (DAĞITIM)” adlı excel dosyasında AKDENİZ EDAŞ
çalışanlarının aldığı primler bulunmaktadır.
22.04.2015 – S. T. > M. A. A.:
(…..)Bey Merhaba;
ST Sözleşme Primi hakeden personellerden Dağıtım kadroluların listesini ekte iletiyorum.
Listede yer alan tutarların ilgili personellerin hesaplarına yarın geçmesi konusunda
yardımlarınızı rica ederim. Ödeme yapılırken açıklama kısmına “ST Sözleşme Primi”
ibaresini yazdırabilmemiz beklenti içinde olan personelin bilgi sahibi olması açısından
önemli.
Saygılarımla
22.04.2015 – H. B. > perakende.isletmeler@akdenizelk.:
Bilginize
18-06/101-52
85/322
(239) Belge 72: CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü S. T. ile CK AKDENİZ
Genel Müdürü H. B. ve AKDEN Muhasebe Yetkilisi B. Ş. arasında gerçekleşen ve ekinde
AKDEN çalışanlarına ait primlerin yer aldığı “ST PRİMLER ŞUBAT MART (AKDEN)” adlı
excel dosyası bulunan “FW: ST SÖZLEŞME PRİMİ” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır.
22.04.2015 – S. T. > B. Ş.:
(…..) Bey Merhaba;
ST Sözleşme Primi hakeden personellerden Akden kadroluların listesini ekte iletiyorum.
Listede yer alan tutarların ilgili personellerin hesaplarına yarın geçmesi konusunda
yardımlarınızı rica ederim. Ödeme yapılırken açıklama kısmına “ST Sözleşme Primi”
ibaresini yazdırabilmemiz beklenti içinde olan personelin bilgi sahibi olması açısından
önemli.
22.04.2015: H. B. - perakende.isletmeler@akdenizelk.:
Bilginize
(240) Belge 73: 23.03.2015 tarihinde (…..) adresinden (…..), (…..), (…..), (…..),(…..), (…..),
(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..),(…..)
(…..), (…..), (…..),(…..) adreslerine gönderilen ve ekinde yer alan “tedarikçisi değişen
sayaçlar-nisan” , “yeni okunacak sayaçlar-nisan” ve “st özelliğini kaybeden sayaçlar-
nisan” adlı excel dosyalarında BTŞ’ler arasında gerçekleşen serbest tüketici geçişlerine
ilişkin bilgiler bulunan “Nisan 2015 st ön listeleri hk.” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır.
Merhaba,
Nisan 2015 dönemi serbest tüketici taleplerine ilişkin onay süreci tamamlanmıştır.
Listelerin incelenerek varsa eksik/fazla kayıtların düzeltilebilmesi için (…..) mail
adreslerine 25.03.2015 tarihinde saat 17:00’a kadar bildirilmesi gerekmektedir.
Kesinleşmiş listeler bu tarihten sonra yayınlanacak ve ayrıca bildirilecektir.
İyi çalışmalar…
(241) Belge 74: 25.03.2015 tarihinde AKDEN büro memuru G. T. tarafından (…..)
@akdenizelk. adresine gönderilen “st aboneleri” başlıklı e-posta ekindeki
“Haftasonu ST Çalışması-1” adlı excel dosyasında “K2 imzalatılacak aboneler 2015”
sekmesinde yer alan 32.548 adet tüketicinin bilgileri incelendiğinde 1.102 adet tüketicinin
yıllık elektrik tüketim miktarının serbest tüketici limitinin altında kaldığı görülmektedir.
(242) Söz konusu e-posta ekinde “St özelliğini kaybeden sayaçlar” adlı excel dosyasında 1.065
tüketicinin, “Tedarikçisi değişen sayaçlar- şubat-kesin liste” adlı excel dosyasında 122
tüketicinin eski ve yeni tedarikçileri de dahil olmak üzere bilgilerinin yer aldığı
görülmektedir. “Yeni okunacak sayaçlar-şubat-kesin liste” adlı excel dosyasında ise 678
adedi diğer tedarikçilerde olmak üzere 4.763 tüketiciye ait bilgiler yer almaktadır.
18-06/101-52
86/322
(243) Belge 75: 22.04.2015 tarihinde CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü S.
T. ((…..) @akdenizelk.) tarafından personel@akdenizelk. adresine
gönderilen ve bilgide CK AKDENİZ Genel Müdürü H. B.’nin yer aldığı “SERBEST
TÜKETİCİ YAP, SEN DE KAZAN” başlıklı e- postada aşağıdaki ifadeler yer almakta olup,
ekinde bulunan “ST PİRİMLER ŞUBAT MART” adlı excel dosyasında AKDEN ve CK
AKDENİZ çalışanlarının gerçekleştirdiği “ST” adedi ile prim tutarları yer almaktadır:
SERBEST TÜKETİCİ YAP, SEN DE KAZAN!
Pazarlama Satış Direktörlüğü’nün hazırladığı ve daha önce sizlere duyurusu yapılan
“Serbest Tüketici Yap, Sen de Kazan!” projesi kapsamında çalışanlarımız emeklerinin
karşılığını bu hafta alacaklar.
Proje kapsamında Perakende, Dağıtım ve Akden çalışanlarımız kurallara uygun şekilde
imzalattıkları her sözleşme başına (…..)TL prim hakettiler. Projeye inanarak çalışan
personellerimizin imzalattıkları sözleşme sayıları ve alacakları primler, kendilerine bir kez
de buradan teşekkür etmek amacıyla bir gurur tablosu olarak ekte sizlerle
paylaşılmaktadır.
Emeği geçen personellerimizin başarılarının devamını dileriz…
(244) Belge 76: 22.04.2016 tarihinde CK AKDENİZ Kepez Şube Yönetmeni F. C tarafından CK
AKDENİZ ve AKDEN çalışanlarına gönderilen ve ekinde “ücretsiz abonelik dilekçesi” adlı
pdf dosyası bulunan “ÖNEMLİ AKSİYON: GÜVENCE BEDELİ SIFIR OLAN USULSÜZ
K1’DE BEKLEYEN ABONELİKLER(K2 HAKKI OLAN)” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır:
Arkadaşlar merhaba
Okuyacağınız mail çok önemli olup anlaşılmayan bir nokta ya da sormak istedikleriniz
olursa ivedi dönüş yapmanızı rica ederim.
K2 raporlama ekranında “SÖZLEŞME İMZALATILACAKLAR” listesinde yeni bir kolon
göreceksiniz: “Güncel Güvence Bedeli”
Güvence bedeli olan ya da olmayan tüm aboneler için sahada ve işletmelerde
aşağıdaki aksiyonu alacağız:
KENDİ ADINA ABONELİĞİ OLMADAN BAŞKASINA ADINA ELEKTİRK TÜKETEN
GERÇEK KİSİ OLAN KULLANCILAR (Tüzel Kişiler için bu işlem yapılmayacaktır)
1. CLK Raporlamada Güvence Bedeli boş ya da sıfır olan abonelerden, REGÜLE
SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, EKTEKİ DİLEKÇEYİ VE MUTLAKA NUFÜS
CÜZDANI FOTOKOPİSİ(Saha personelleri için telefon ile çekilmiş, önlü-arkalı fotoğraf
da olabilir) alınarak aboneliğin bilgi güncelleme menüsünden yeni sözleşme imzalatılan
abone adına İSİM DÜZELTMESİ yapılacaktır.
2. CLK Raporlamada Güvence Bedeli mevcut olan abonelerden, REGÜLE
SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, EKTEKİ DİLEKÇEYİ VE MUTLAKA NUFÜS
CÜZDANI FOTOKOPİSİ(Saha personelleri için telefon ile çekilmiş, önlü-arkalı fotoğraf
da olabilir) alınarak ÜCRETSİZ ABONELİK yapılacaktır.
18-06/101-52
87/322
3. Bu işlemin yapan tüm ofis çalışanları, NKOLAY Bayileri ve saha satış personelleri
mutlaka K1 SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, DİLEKÇE ve NUFÜS CÜZDANI
FOTOKOPİSİni almak zorunda olup, bu belgelerden herhangi birinin EKSİK olması
halinde İMZALATTIKLARI SÖZLEŞME GEÇERSİZ OLACAKTIR.
Arkadaşlar Küçük bir özet geçiyorum:
1: güvence bedeli yok ise usulsüz kullanımları k1 k2 ekte ki dilekçe kimlik örneği alarak
verasetlik işlemler gibi tckn güncellemesi yapıyoruz.(tüzel kişiler hariç)
2: güvence bedeli var ise yine aynı evrakları imzalatıyorsunuz fakat sisteme herhangi bir
giriş yapmadan haftalık bana teslim ediyorsunuz ben ücretsiz abonelik işlemleri
gerçekleştiriyorum.
not: bu tür müşterilerimize mümkün olduğu kadar zamsız tarifeden sözleşme
imzalatırsanız hem şirketimiz hemde siz kazanç sağlamış olursunuz.
SON OLARAK YOĞUN TEMPODA ÇALIŞAN GENEL MÜDÜRLÜK MÜHİM
ÇALIŞANLARIMIZ PAZARTESİ GÜNÜNDEN İTİBAREN ÖĞLE ARANIZ 1 SAATTİR.
AŞIRI YOĞUNLUK OLDUĞU DURUMLARDA İNİSİYATİF ALARAK YARDIMCI
OLABİLİRSİNİZ.
HEPİNİZE İYİ TATİLLER HAFTAYA ARTIK SAHA ÇALIŞMALARIMIZ YOĞUN BİR
ŞEKİLDE DEVAM EDECEKTİR.
(245) Belge 77: 29.09.2015 tarihinde CK AKDENİZ Kepez Şube Yönetmeni F. C. tarafından
CK AKDENİZ çalışanlarına gönderilen ve ekinde “ücretsiz abonelik dilekçesi” adlı pdf
dosyası bulunan “ST HAKKI OLAN ABONELERİN ÖDEME KANALININ MÜHİM’LER
OLARAK SINIRLANDIRILMASI” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
Değerli arkadaşlar merhaba
Bugün itibari ile SERBEST TÜKETİCİ OLMA HAKKI BULUNAN K1 müşterilerimiz K2
Sözleşmesi imzalamadıkları takdirde ödemelerini sadece MÜHİM’lerden
yapabilecekler.
ÖRNEK SMS:
Sn Abonemiz XXXXXXX nolu aboneliğinize ait faturaları sadece CLK AKDENİZ
ELEKTRİK veznelerinde ödeyebilirsiniz. Detaylı bilgi için: 08502260707
17:00’de müşterilere yukarıdaki bilgilendirme SMS’ini atacağız. Tüm işletme ve çağrı
merkezi çalışanlarının bilgilendirilmesi önem arz etmektedir.
MÜŞTERİYE İLETİLECEK BİLGİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.
BİLGİLENDİRME METNİ
Alternatif ödeme kanallarımız, bundan böyle sadece serbest tüketici sözleşmesini
imzalayan abonelerimiz için sunduğumuz bir hizmettir. Bizimle sözleşmesi olmayan
SERBEST TÜKETİCİ OLMA HAKKI BULUNAN K1 müşterilerimiz faturalarını sadece
MÜHİM'lerden ödeyebilirler. Müşterilerimiz K2 sözleşmesi imzaladıktan sonra,
istedikleri her kanaldan(Banka, PTT vb) faturalarını ödeyebilir ve indirimden
faydalanabilirler.
18-06/101-52
88/322
(246) Belge 78: 12.09.2015 tarihinde CK AKDENİZ Kepez Şube Yönetmeni F. C. tarafından
CK AKDENİZ Veznedar Yetkilisi J. Ç. ve CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi A. A.’ya
gönderilen “önemli 2” başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
AZ ÖNCEKİ MAİLE İLAVE OLARAK VEZNEYE GELEN MÜŞTERİLERE MUTLAKA
SÖZLEŞME İMZALATILMALI ABONE YANİ USULSÜZ İÇİN GELENMÜŞTERİLERDEN
KİMLİK FOTOKOPİSİ DAHİL ALINMADAN KİMLİĞİNİ İBRAZ ETMESİ YETERLİ
SAYILARAK ABONELİK İŞLEMİ YAPILACAKTIR.
ATLAMAMAYA GAYRET GÖSTERİNİZ.
SİZ ORADA KENDİ KENDİNİZİN MÜDÜRÜ OLUN
(247) Belge 79: 03.11.2015 tarihinde CK AKDENİZ Kepez Şube Yönetmeni F. C. tarafından
CK AKDENİZ çalışanlarına gönderilen “önemli…” başlıklı e-postada şu ifadeler yer
almaktadır:
ARKADAŞLAR HER ABONELİK İŞLEMİNDE K1 + K2 FORMLARI İMZALATIP
SİSTEME HER İKİSİ OLARAK GİRMENİZ GEREKMEKTEDİR.
LÜTFEN ATLAMAYALIM...
(248) Belge 80: 29.01.2016 tarihinde CK AKDENİZ Kepez Şube Yönetmeni F. C. tarafından
CK AKDENİZ çalışanlarına gönderilen “BİLGİLENDİRME” başlıklı e-postada şu ifadeler
yer almaktadır:
Perakende-Dağıtım ayrışması nedeniyle, Perakende için hizmet verip Dağıtım
Şirketinde bordrolu olan personellerimiz, 01.02.2016 tarihi itibariyle Akden Şirketimize
nakil olacaklardır. Bu nakil işlemi sonucunda çalışanlarımız herhangi bir hak kaybına
maruz kalmayacak olup; 31.01.2016 tarihine kadar olan kıdem tazminatı hakedişleri
ödenecektir.
işçinin ücret ve ücrete bağlı olarak kazandığı tüm hakları ile ihbar ve yıllık izin olarak
elde etmiş oldukları diğer tüm hakları devir sözleşmesi ile teminat altına alınacak ve ilk
işe giriş tarihleri baz alınacaktır. Kıdem tazminatları ödeneceği için sadece kıdem
tazminatı hakedişi 01.02.2016 tarihi itibariyle başlayacaktır.
Konu bir özlük işlemi olup İnsan Kaynakları uhdesinde yürütülmektedir. İK dışındaki
kaynaklardan edinilen yanlış bilgilere itibar edilmemesi ve çalışanlarımızın Perakende
personeli olarak aynı şartlarda çalışmaya devam edeceklerinin bilinmesi önem arz
etmektedir.
18-06/101-52
89/322
(249) Belge 81: 14.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ Alanya Şube Yönetmeni H. B. tarafından
CK AKDENİZ çalışanlarına gönderilen “Ücretsiz abonelik ve gerçek tüzel abonelikler hk.”
başlıklı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
Arkadaşlar ücretsiz abonelikler sisteme girilmiş an itibari ile bekleyen abonelik işlemi
yoktur.
Ücretsiz abonelik işlemlerinde
1) Dilekçe
2) tc kimlik numarasını belirttir resmi belge
3) k1 (regüle) sözleşme
4) yeni k2 sözleşme olmasına dikkat edelim.
k2,k1 ve dilekçe üzerindeki boş yerlerin eksiksiz doldurulması önem arz etmektedir.
Özellikle karşılaştığım, tc kimlik numarası olmayan, müşteri adresi ve telefon numaraları
olmayan müşterilerdir.
Sözleşme üzerindeki mail adresleri bile lütfen boş bırakılmasın
Mail ve telefon numarası olmayan müşteriler için kurşun kalemle not düşülmesi halinde
daha sağlıklı bir çalışma yapacağımız kanaatindeyim.
Abone net üzerinde gerçek kişi olmasına rağmen tüzel abonelik işlemi yapılmış ve yahut
tam tersi işlemleri lütfen bana exe! olarak paylaşırsanız düzeltilmesi sağlarım.
iyi haftalar diler,
saygılar sunarım.
(250) Belge 82: 22.07.2015 tarihinde AKDENİZ EDAŞ Personel Uzmanı N. K. tarafından CK
AKDENİZ Faturalama ve Alacak Takip Direktörlüğü Fatura Çalışanı S. O.’ya gönderilen
e-postada ve ekinde bulunan “Gizem.pdf” adlı pdf dosyasında aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
Merhaba (…..) Bey,
Merhaba (…..) Bey,
(…..) hnm. için gönderdiğiniz form CLK Akdeniz Perakende’nin formudur. (…..) hnm.
dağıtım personeli olduğu için ekli form imzalatıp göndermenizi rica ediyorum. Ayrıca
Dağıtım personelinin izin formuna Perakende kadrolu kimsenin kaşesinin basılması ver
imzalaması Rekabet Kurulu incelemesi sırasında şirketimize sorun yaratır. Bu sebeple
sadece (…..) hanımın imzası yeterli olacaktır. Kendinize bilgi olarak saklamak için
istediğiniz evraka imza atabilirsiniz.
18-06/101-52
90/322
(251) Belge 83: CK AKDENİZ Büro Personeli F. B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede,
“(…..)” IP (internet protokol) adresinden şirket bünyesindeki bir sisteme ulaşıldığı ve
kullanıcıların bu sistemde piyasadaki BTŞ’lerin portföylerinde bulunan tüketici sayısı, bu
tüketicilerin yıl bazında toplam tüketim miktarları gibi bir takım bilgilere erişebildiği
görülmüştür.
I.4.1.3. AKDEN’de Yapılan Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler
(252) Soruşturma kapsamında 16.08.2016 tarihinde AKDEN’de yapılan yerinde incelemede
elde edilen belgelerden dosya kapsamında önem arz eden Belge 84’e aşağıda yer
verilmektedir.
18-06/101-52
91/322
(253) Belge 84: AKDEN Elektrik ve Elektronik Mühendisi B. M.’nin bilgisayarında yapılan
yerinde incelemede elde edilen ve 09.05.2015 tarihinde AKDEN Bilgisayar Operatörü M.
Ç. tarafından endeks.okuma@akdenenerji adresine gönderilen “K2 Güncel Liste” başlıklı
e-postada aşağıdaki ifadeler yer almakta olup, e-posta ekindeki “k2 genel liste” adlı excel
dosyasında 72.213 tüketicinin adres, telefon numarası ve yıllık tüketim bilgileri
bulunmaktadır:
Merhabalar,
Ekte güncel k2 imzalatılması gereken abonelerin genel lisesi ve pss alınan abonelerin
perakendeye tesliminin yapılacağı tablo bulunmaktadır. Sözleşmeler mümkün oldukça
günübirlik perakende yönetmenlerine veya perakende yönetmenlerinin belirleyeceği
kişilere tutanak şeklinde karşılıklı imza altına alınarak teslim edilmelidir. Ek olarak
kesinlikle imzalamak istemeyen aboneler her cumartesi günü perakende yönetmenlerine
mail atılmalıdır. Sahadan gelen bilgiler günlük ve güncel olarak ekte gönderilen listeye
işlenerek saat 14:00 dan önce (…..) hanıma mail atılmalıdır ve listelerde kesinlikler
herhangi bir değişiklik yapılmamasını önemle rica ederim.
Saygılarımla,
İyi Çalışmalar.
I.4.2. Yapılan Görüşmelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(254) 08.06.2016 ve 07.04.2017 tarihlerinde (…..) yetkilileri ile yapılan görüşmelerde,
– Elektrik üretiminin yanı sıra toptan ve perakende satış alanında faaliyet
gösterdikleri ve mevcut durumda (…..)adet sayaca hizmet verdikleri,
– Elektrik piyasasında 100 TL’lik yapılan cironun 97 TL’sinin satılan malın maliyeti
olduğu, kalan 3 TL’nin ise brüt kar marjı olduğu,
– Akdeniz elektrik bölgesinde yaklaşık (…..) adet sayaçlarının bulunduğu, bu
sayaçların yaklaşık %60’ına kendi şirketlerine geçişlerine takiben okuma
yapılmadığı, tüketiciler serbest tüketici haklarını kullanarak (…..) geçtiklerinde 2-3
aylık dönem boyunca okumalarının yapılmadığı, sonrasında ise söz konusu
tüketicilere yüklü faturalar geldiği,
– Tüketicilerden gelen tüketim miktarına ilişkin itirazların AKDENİZ EDAŞ’a
iletilmesine rağmen cevap alınamadığı,
– (…..) tarafından bir tüketici talep edildiğinde yerleşik şirketin bunu gördüğü;
sonrasında tehdit ederek, maliyet altında fiyat vererek tüketiciyi geri döndürdükleri
veya tüketicilere uyarı yazıları ve cayma cezaları yollanarak başka tedarikçilere
geçenlerin pişman edilmeye çalışıldığı,
– (…..) kargo için fatura başına 3 TL maliyete katlanırken, AKDENİZ EDAŞ’ın sayaç
elemanlarının CK AKDENİZ’in tüm müşterilerine fatura bıraktığı,
– (…..) portföyüne geçen tüketicilere “biz devlet garantisi ile satış yapıyoruz, sizin
arızalarına İstanbul’dan mı gelip bakacaklar” şeklinde uyarılarda ve tehditlerde
bulunulduğu,
– Geçtiğimiz ay 91 müşteri alındığı ancak bunlardan 38 tanesinin direnebildiği,
18-06/101-52
92/322
– İki adet müşteriye cayma cezası kesildiği, (…..) bunun takipçisi olarak sözleşmeleri
talep edip, sözleşme hükümlerini incelediği ve sözleşmede ceza hükmü olmadığını
gördüğü, sonrasında CK AKDENİZ’in hata olduğunu söylerek iade işlemi yaptığı,
– Benzer şekilde 2-3 ay önce CK AKDENİZ’in, (…..) portföyüne alınan 65 tüketicinin
hepsine cayma bedeli gönderdiği, kontrol edildiğnde yalnızca 5-6 adet tüketici için
cayma bedeli istenebileceğinin tespit edildiği,
– Ayrıca CK AKDENİZ’in gönderdiği cayma yazısının orijinalini geri almadıkça hatalı
olsa bile cayma bedelini iptal etmediği, böylece bu durumu kanıtlayacak bir belge
bırakmadıkları,
– Bunun yanında tüketicilerin toplu olarak K1’den K2’ye geçirildiği,
– CK AKDENİZ’in serbest tüketici adayı olan tüketicilerinin müşteri merkezi dışındaki
tüm ödeme kanallarını kapatarak tüketicileri kendi merkezlerine gelmek zorunda
bıraktığı, merkeze gelen tüketiciye de ikili anlaşma imzalatıldığı,
– 2015 yılında AKDENİZ EDAŞ’ın (…..) tüketicilerinin yalnızca tüketim miktarlarını
yolladığı, okuma dönemlerini ve verilerini göndermediği, tüketicilere sayaç okuma
tutanağı bırakmadığı,
– Hem meskeni hem ticarethanesi aynı yerde ve (…..) portföyünde olan bir müşteriye
gelen dağıtım şirketi görevlisinin sadece mesken sayacını okuduğu ancak
ticarethane sayacını okumadığı, bunun sebebi sorulduğunda ise ticarethane
sayacını okuma işinin tüketicinin tedarikçisine ait olduğunu ifade ettiği,
– AKDENİZ EDAŞ ile CK AKDENİZ arasında hukuki ayrıştırma olmasına rağmen
bunun fiili duruma yansımadığı, Akdeniz bölgesinde dağıtım elemanlarının serbest
tüketici sözleşmesi imzalattığı,
– CK AKDENİZ’in tekliflerinin içinde ayrıcalıklı dağıtım hizmeti protokolü de sunduğu,
söz konusu protokol çerçevesindeki hizmetleri CK AKDENİZ’in AKDENİZ
EDAŞ’tan bedava olarak aldığı,
– CK AKDENİZ’in kimin serbest tüketici olup olmadığını bildiği ve ona göre
tüketicilere gidip sözleşme yaptığı,
– Maliyet kalemleri artışının birkaç sebebi olduğu, ilk olarak doğalgaz arzından
kaynaklı olarak fiyatların yükseldiği, EÜAŞ ve TETAŞ'a bağlı kurumların
fiyatlamasının “iki dudak arasında” olduğu, devletin müdahalesi sonucu fiyatın
aşağı düştüğü bunun da birtakım bozulmalara sebep olabildiği,
– İkinci olarak 185 TL'den alım garantilerinin piyasa ekonomisine müdahale
anlamına geldiği, şu anda sektörün en büyük derdinin bu olduğu, ulusal tarife
fiyatlarının devlet tarafından baskılandığı, daha önceki yıllarda maliyet kalemleri ile
tarife arasındaki marjın %20 olduğu, kendilerinin de bu marjın % 15-18'ini
müşteriye indirim olarak verip rekabet ettiği, 2017 yılında ise bu marjın %-2 olduğu
dolayısıyla faaliyetlerini devam ettirmekte zorlandıkları ve 2018‘de küçülmeyi
düşündükleri,
18-06/101-52
93/322
– Üçüncü olarak, YEKDEM’in serbest piyasa düzenine göre çalışmadığı bu sebeple
öngörülebilirlik olmadığı, bunun da kar-maliyet hesaplamasına imkân vermediği,
son dönemde kamunun santrallerinin çalışmamasından dolayı fiyatların yukarı
çekildiği, devletin elindeki bu üretim hacminin serbest piyasaya nasıl arz
edileceğinin bir plan program dâhilinde belirlenmesi gerektiği,
– CK AKDENİZ ile soruşturma döneminden itibaren artık çok fazla problem olmadığı,
ayrıca tedarikçi değişimiyle ilgili yeni düzenlemeler neticesinde tedarikçi değişimi
sürecine artık çok müdahale imkânı bulunmadığı,
– CK AKDENİZ'in yaptığı serbest tüketici sözleşmelerinde akdedilen indirim oranı
daha yüksekken, faturaların incelenmesinden tüketiciye gerçekte daha düşük bir
indirim uygulandığının görüldüğü, geçmişe yönelik faturaların incelenmesinden bu
durumun tespitinin mümkün olduğu,
– Tahliye oldu diyerek müşterilerinin K1’e atıldığı durumların olduğu, kendilerinin de
bu durumda müşteriyi arayarak durumun gerçekleşip gerçekleşmediğini
sorguladığı, tahliye olmadığı halde bu tür uygulamaların yapılmasının şüphe
uyandırdığı,
– Problemle karşılaştıkları zaman dağıtım şirketine e-mail attıkları, cevap alınmazsa
defaten e-mail atıldığı, yine cevaplanmazsa aylık olarak EPDK'ya raporladıkları,
raporlandığı gün bu problemlerin çözüldüğü, ayrıca bazı durumlarda yeterli
bilgilendirme içermeyen cevaplar verildiği,
– K1-K2 portföyleri arasında oynama yapılıp yapılmadığını görebilmek için serbest
tüketici fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerde K1’e aktarma kayıtlarına bakılması
gerektiği, bu dönemlerde bu tür eylemlerin GTŞ’ler için karlı olabildiği,
– Mart 2016'dan itibaren tedarik şirketlerinin serbest tüketicilerin elektriğini kesme
hakkının elinden alındığı, K1 portföyündekiler ve serbest olma hakkına sahip olup
da düzenlenen tarifeden elektrik alan tüketicilerin elektriğinin kesilebildiği,
dolayısıyla bunun ciddi bir rekabet dezavantajı oluşturduğu,
– Küçük müşterilerin tedarikçiler açısından esasında karlı bir segment olduğu, ancak
bu segmentte başarılı olabilmek için ölçekli olmak gerektiği, ayrıca yüksek bir
sermaye gerektirdiği, ilerleyen dönemlerde Telekom firmalarının GTŞ’leri
zorlayacak gibi durduğu
ifade edilmiştir.
18-06/101-52
94/322
(255) 08.06.2016 tarihinde (…..) yetkilileri ile yapılan görüşmelerde,
– Serbest tüketici geçiş sürecinde tüketicinin her ayın 6’sına kadar talep edildiği, 6’sı
ile 20’si arasında geçiş işleminin askıda kaldığı ve 20’sinden sonra geçişin
kesinleştiği, bu süreçte ilgili tüketicinin geçiş talebini dağıtım şirketi ile eski
tedarikçisinin görüntüleyebildiği,
– CK AKDENİZ’in tedarikçi değiştirmek isteyen müşterilere ulaşıp tüketicileri (…..) ile
yaptıkları anlaşmadan caydırmaya çalıştığı,
– Ayrıca (…..) bir tüketici ile sözleşme yaptığında, CK AKDENİZ’in ilgili tüketiciye
otomatik olarak kendisi ile sözleşmesi olduğunu hatırlatarak, iki fatura ceza
uygulanabileceği konusunda ihtar verdiği,
– Tüketiciye neden ayrılmak istediği sorulduğunda kendilerine CK AKDENİZ’in
geldiğini ve başka tedarikçiye geçmeleri durumunda birtakım dağıtım
faaliyetlerinden yararlanamayacaklarının belirtildiği, bu yüzden tüketicilerin
korkarak (…..) olan sözleşmelerini sonlandırmak istedikleri,
– CK AKDENİZ’in gözüne kestirdiği müşteri kitlesine tahmini okuma veya fazla
yükleme yaparak bir kısım müşterileri yıldırdığı, fazla yükleme ve tahminlemeye ek
olarak, bazı müşterilere eksik okuma yaptığı, bu durumda müşterilerin “bizim
hayatımız düzenliydi, şimdi düzensizlik oldu, aylık ödemelerimiz sapıyor” dedikleri
ancak AKDENİZ EDAŞ’ın, CK AKDENİZ müşterileri için böyle bir uygulaması
olmadığı,
– Her ay müşterilerinin sayaçlarının %10’unun düzenli okunmadığı, bu durumun
daha çok (…..) yeni geçen tüketicilerde gözlemlendiği,
– Ayrıca bazı tüketicilerin sayaçlarının tahmini okunduğu ve tüketicilere uçuk
tüketimler yüklendiği, bunun kasıtlı ve müşterileri pişman etmek için yapıldığının
düşünüldüğü,
– (…..) olarak talep tahmini yapıldığı ve bunun bildirildiği, eksik okuma yapıldığında
tahmin edilen talep ile fiili tüketim arasındaki farkın dengesizliğe ve ek maliyetlere
yol açtığı,
– Tüketicilerin on kuruş fazla olsun ama faturam ve işim düzenli olsun dedikleri,
– Yerleşik şirketlerin perakende elektrik satış piyasanın önünde giriş engelleri
yarattığı,
– CK AKDENİZ’in, (…..) ne zaman sözleşme yaptığını ve bu sözleşmenin ne zaman
biteceğini dağıtım şirketi sayesinde öğrenebildiği, sözleşmelerin standart olarak iki
yıllık olması nedeniyle sözleşmenin bitiş süresinin de çok kolay bir şekilde tahmin
edilebildiği,
– Tüketicinin sözleşmesinin ne zaman biteceği, müşterinin tüketim ve iletişim
bilgisinin bir elektrik tedarikçisinin ticari operasyonları için elzem olduğu,
– Sözleşmelerin iki yıllık yapılmasının sebebinin operasyon maliyetleri, bayilik payları
gibi kalemlerin bir yılın sonunda başabaş noktasına gelmesi ve ikinci yılda kâra
geçilmesi olduğu,
18-06/101-52
95/322
– Tüketicilere haberi olmadan sözleşme imzalatıldığı ve tüketicinin bilinçsizliğinin
kullanıldığı, yerleşik şirketler ile anlaşma yaparak indirimli elektrik aldığını düşünen
tüketicilerin kandırıldığı, bazı sözleşmelerde hiçbir indirimin olmadığı veya yarım
puanlık indirimlerin olduğu,
– Evini boşaltan müşteri için dağıtım şirketinin tahliye işlemi yaptığı, ancak AKDENİZ
EDAŞ’ın hatalı tahliye işlemleri yaparak müşteriyi K1 portföyüne düşürdüğü ve bu
durumda kendilerinin müşteriyi kaçırdıkları, takip eden süreçte de CK AKDENİZ’in
yeni ikili anlaşma yaptığı,
– Bir saha elemanının normal koşullarda ayda ortalama 20 sözleşme yapabileceği,
– (…..) sadece elektrik satışı olsa bu işi sürdüremeyeceği, elemanların elektrikle
birlikte (…..) diğer ürünlerini sattığı ve indirim verdiği ancak buna rağmen
alınamayan ticarethane müşterileri olduğu,
– İsmini gizli tutmak isteyen bir perakende şirketini satın aldıkları, mevcut piyasa
koşullarında şirketlerin artık bu işi yapmak istemedikleri,
– YEKDEM nedeniyle yıl başından beri zarar ettikleri, portföy büyüklüğü oranında
YEKDEM maliyetine katlandıkları ancak bunu olabildiğince müşterilerine
yansıtmadıkları
ifade edilmiştir.
(256) 09.06.2016 tarihinde (…..) yetkilileri ile yapılan görüşmelerde,
– Ayın 5’inde ve 10’unda portföye katmak istenilen müşterilerin EPİAŞ’ın sistemine
girildiği, CK AKDENİZ’in bu geçişteki askı süresinde (…..) ile anlaşma yapan
müşteriler ile temasa geçerek müşteriyi caydırmaya çalıştığı,
– “Ayrılırsanız cayma bedeli var, (…..) hizmetleri bizim kadar iyi değil, eğer çıkma
talebinizden vazgeçerseniz cayma bedeli faturalarınız iptal ederiz” gibi tehditlerle
müşterin caydırıldığı,
– GTŞ’lerin serbest tüketiciye ulaşma açısından yerleşik olmanın avantajlarını
kullanarak daha fazla müşteriye ulaştığı ancak diğer tedarik şirketlerinin bu
imkânının olmadığı ve müşteriye ulaşmak için daha fazla maliyete katlanıldığı,
– Piyasadaki en büyük sorunlardan birinin tüketicinin bilinçsiz olmasından
kaynaklandığı, ikinci sorunun ise tüketicinin sözleşmeden kaynaklanan
uyuşmazlıkları hukuki aşamaya taşımadaki motivasyonsuzluğu olduğu, bu
hususların da rekabet etmeyi zorlaştırdığı,
– Portföydeki müşterilerin büyük bir oranının ilk ay okumasının verilmediği,
– En çok yaşanan problemlerden birinin müşterinin yıllık tüketim miktarının
dağıtımdan verilmemesi olduğu, verilmesi için müşterinin böyle bir talepte
bulunması gerektiğinin söylendiği,
– GTŞ’nin maliyetlerinin dağıtım şirketi tarafından karşılandığının düşünüldüğü; zira
dağıtım personelinin hem sayaç okuduğu hem de sözleşme yaptığı, nitekim GTŞ
ile diğer tedarik şirketleri tarafından yapılan günlük sözleşme miktarları
karşılaştırıldığında bu durumun ortaya çıkacağı,
18-06/101-52
96/322
– Bununla birlikte, CK AKDENİZ’in sözleşmesi olmayan çok sayıda müşteriyi
portföyünde bulundurduğu, (…..) geçmek isteyen müşterilerden de sözleşmeleri
oldukları gerekçesiyle cayma bedeli talep ettiği,
– Ayrıca CK AKDENİZ’in halihazırda kendi portföyündeki müşterilerden K2 grubunda
olanları K1 grubuna alarak elektriğin kesilmesi şeklinde uygulamaları da olduğu,
– (…..) olarak müşteri ararken kime gidileceğini, müşterilerin tüketim profillerini,
borçlarını zamanında ödeyip ödemediklerinin bilinmediği ancak bu bilgilerin
GTŞ’nin elinde olduğu, etkin rekabet ortamının oluşması için tüketimle ilgili bilgilerin
tüm tedarikçilerle paylaşılması gerektiği,
– Eski GTŞ çalışanının (…..) bünyesinde istihdam edildiğinde, GTŞ’de çalışırken
ayda 100 tane sözleşme yapabildiğini burada ise ayda ancak üç sözleşme
yapabildiğini söylediği,
– Bir personelin günde maksimum dört, ayda 100 adet sözleşme yapabileceği, CK
AKDENİZ’in tahmini olarak on kişilik bir satış/pazarlama personeli olduğu, sayaç
okuyan personelinin ise tahminen 300 kişi olduğu
ifade edilmiştir.
(257) 10.06.2016 tarihinde isminin paylaşılmasını istemeyen bir tedarik şirketinin yetkilileri ile
yapılan görüşmelerde,
– Şirketlerinin piyasadan çıktığı, bunun iç (şirket içi kararlar) ve dış sebepleri olduğu,
dış sebeplerin piyasada rekabet ortamının hâkim olmaması, regülatörlerin
yetkilerinin tam oturmaması ve istenilen noktada olmaması şeklinde
gösterilebileceği,
– 01.07.2015’e kadar portföye alma taleplerinde yüzde doksana varan retler
yaşandığı ancak 01.07.2015 sonrasında nispeten bu olayın çözüldüğü ancak bu
seferde GTŞ’lerin diğer tedarikçilerin müşterisini ikna edip, yaptıkları sözleşmeden
caydırma şeklindeki davranışlarıyla karşılaşılmaya başlandığı,
– Piyasadan çekildikten sonra herhangi bir şikâyette bulunulmamasının sebebinin
daha önceki başvurularda etkin bir sonucun elde edilememiş olduğu,
– (…..), orada da birtakım rekabet sorunları yaşandığı ancak Türkiye’ de olduğu
kadar anti-rekabetçi bir ortamın olmadığı ve sonucun Türkiye’de perakende
piyasasından çekilme olduğu,
– Bunun yanında şirketin yaşadığı bir takım finansal sorunlar, şirketin ikiye bölünmesi
gibi hususların da etkisiyle Türkiye’de şirketin büyüme potansiyeli olmasına
rağmen bahsedilen tüm bu olumsuz şartların şirket yönetimi tarafından riskli olarak
değerlendirildiği ve yatırımın geri çekildiği,
– CK AKDENİZ bölgelerinde bir takım problemlerle karşılaşıldığı ve bunların diğer
bölgelere göre nispeten daha fazla olduğu, 1 Temmuz öncesi %30-40 civarında
olan retlerin Mayıs-Haziran dönemlerinde, GTŞ ile mevcut sözleşmelerin olduğu
gerekçesiyle, %80-%90’a ulaştığı,
18-06/101-52
97/322
– Şirket portföyünde bulunan üç müşterinin iki ay sonra portföyden çekilip müşteriye
usulsüz kullanım cezası kesildiği, bazı durumlarda müşterinin bilgisi olmadan ve
hatta sözleşme imzalanmadan CK AKDENİZ portföyüne katıldığının düşünüldüğü,
– 01.07.2015 sonrasında retlerin ortadan kalktığı ancak bu seferde GTŞ’nin kendi
ekranında kimin talep edildiği bilgisini görebildiği için çeşitli argümanlarla sözleşme
yapılan müşterilerin sözleşmelerini geri çekmelerini sağladığı, 1 Temmuz öncesi
kadar olmasa da %50’ye varan bir geri çekme durumuyla karşılaşıldığı, müşterilerin
bu işin peşine düşüp uğraşmak istemedikleri,
– GTŞ’lerin bilgi güncelleme vs. gibi argümanlarla müşterilerine IA-02 Formu’nu
tarihsiz olarak imzalattıklarının düşünüldüğü, daha sonrada başka bir perakendeci
bu müşteriyi talep ettiğinde güncel tarih koyup müşterinin kendileriyle sözleşmesi
olduğunu iddia edip müşteriyi kendi portföylerine almalarının engellendiği,
– Diğer dağıtım bölgelerinde de birtakım problemlerle karşılaşıldığı ancak Akdeniz
bölgesinde daha agresif çabaların olduğu,
– Okumayla ilgili ciddi problemlerin bulunduğu, endekslerin hiç okunmadığı
durumlarda şirketin faturalandırma yapamadığı, sonrasında müşteriye 2-3 aylık
faturalar gelince müşterinin gözünde kötü duruma düşüldüğü, bununla birlikte daha
az olsa da aşırı yüklemenin de yaşandığı, yüksek tüketim yüklenen müşterilere
“fatura bedelini ödemeyin gidin dağıtıma okuma tutanaklarını isteyin hatalı yükleme
var” şeklinde bildirimde bulunulduğu ancak çok olumlu bir sonuç alınamadığı,
– GTŞ’lerin müşteriyi portföye katma konusunda diğer tedarikçilere göre daha
avantajlı olduğu için daha fazla sözleşme yapma olanağına sahip oldukları,
dağıtımdan geliyorum diyerek müşteriyi ziyaret edebildikleri,
– GTŞ’lerin sözleşmesi olmamasına rağmen K1’den K2’ye geçirdikleri birçok tüketici
olduğu, diğer tedarikçiler bu müşterileri portföylerine katmak istediğinde ise
tüketiciye serbest tüketici sözleşmesi olmadığı halde cayma bedeli ödemeleri
gerektiği şeklinde bir yazı gönderdikleri, müşteri sözleşmesini istediğinde de
sözleşmesinin arşivde olduğu gibi bahanelerle sözleşmesinin verilmediği
ifade edilmiştir.
(258) 13.04.2017 tarihinde (…..) yetkilileri ve üyeleriyle yapılan görüşmede şu huşular ifade
edilmiştir:
– (…..) bir yıldır kurulu olduğu yaklaşık on civarında üyeleri bulunduğu, amaçlarının
yeni oluşan bu sektörde düzgün bir hukuki altyapı oluşmasını sağlamak ve bunun
da ötesinde haksız rekabet ortamının oluşmasını engellemek olduğu,
– Şu aşamada yaşadıkları en büyük sıkıntının serbest tüketicilerin elektriğinin
kesilememesi olduğu, bu uygulamanın eşitlik ilkesine tamamen aykırı olduğu,
elektriğini kesemedikleri tüketicilerde ciddi bir ödeme problemi oluştuğu ve bu
durumun tedarik şirketlerinin geleceğe matuf sürdürülebilirliğinin önünde engel
oluşturduğu,
– Elektriğinin kesilmemesinin sebebi olarak elektrik kullanma zorunluluğu olan
tüketicilerin elektriğinin kesilmesini önlemek olduğunun öne sürüldüğü, tüketiciden
tahsilat yapamadıklarında portföyden çıkardıkları, GTŞ’lerin ise K2’den K1’e
18-06/101-52
98/322
tüketiciyi aktardığı, örnek olarak (…..) olarak serbest tüketici elektriğini
kesemedikleri için yaklaşık (…..) aboneyi portföyden çıkardıkları, icrada olan (…..)
abonelerinin bulunduğu, elektrik kesme işlemi yapamayınca tüketicilerin de bunu
kötüye kullanarak tedarikçileri zor durumda bıraktığı,
– YEKDEM’in dağıtılması bakımından kendilerine uygulanan hesaplama
metodolojisi ile GTŞ’ye uygulanan hesaplama metodolojisinin farklılık gösterdiği,
GTŞ’lerin K1 portföyüne YEKDEM maliyeti uygulanmıyorken K2 portföyüne
uyguladığı, YEKDEM maliyetleriyle beraber marjların iyice küçüldüğü ve bu
durumda tüketiciye verecek bir şeylerinin kalmadığı, 16’ya yakın firmanın bu
sebeplerden faaliyetine son verdiği,
– Şu an 214 liralık aktif enerji bedeli olduğu, 1 Nisan’dan önce bunun 221 lira olduğu,
ancak bu yedi liranın dağıtım şirketlerine verildiği,
– Diğer taraftan fiyatlardaki artış tüketiciye yansıtılamadığından tedarikçilerin zor
durumda kaldığı, yüzde otuzda olan iskontolu satışlarının şu an yüzde beşlerde
seyrettiği, eğer temmuz ayına kadar bu durum düzeltilmezse rekabet ortamının
tamamen biteceği, şu anda öngörülebilirlik ortadan kalktığı için hiç kimsenin büyük
montanlı tüketicilere teklif götüremeyecek durumda olduğu,
– Tedarik şirketlerinin tüketiciye ulaşabilmek için araştırma maliyetlerine katlanmak
zorunda olduğu, GTŞ’lerin bu maliyetlere katlanmadan bu bilgileri elde edebildiği,
bu durumun rekabet anlamında dezavantaj oluşturduğu,
– Perakende satış firmaları kendileriyle rekabet edecekse eşit durumda olmaları
gerektiği, GTŞ’lerin hiçbir indirim vermeden abone olmaya gidenlere habersizce IA-
02 Formu imzalattığı, müşteriler kendilerine geçmek istediğinde ise GTŞ tarafından
cayma bedeli yansıtıldığı, müşterinin böyle bir durumda cayma bedeli ödememek
için GTŞ’de kalmaya devam ettiği,
– Sahada yaşadıkları problemlerden birinin de mevzuata göre GTŞ'lerin sözleşme
süresi, cayma bilgileri gibi bilgilerin fatura üzerinde gösterilmesi gerektiği, BTŞ'ler
olarak kendilerinin bu düzenlemeyi uygularken çoğu GTŞ’nin bunu uygulamadığı,
bu durumun talep edilen müşterinin bazı durumlarda sözleşme bitiş süresini
bilmediği için eski tedarikçisinden cayma bedeli cezası almasına sebep olabildiği,
bu bilgilerin yazılmasının dışında doğru yazılmasının da önemli olduğu, bu bilgilerin
yanlış yazıldığı örneklere GEDİZ bölgesinde karşılaştıkları,
– Eskiden elli atmış günlük okumalar yapılıp müşteriye yüklü faturalar çıkarılırken
yeni düzenlemeyle 25-35 gün arasında okuma zorunluluğu getirildiği, ancak hala
portföylerinde bulunan müşterilerden bazılarının sayaçlarının geç okunduğu, hal
böyle olunca müşterinin yüksek faturanın sebebini kendilerinden bildiği ve bu
durumun prestijlerine zarar verdiği,
– GTŞ'Ierin kendi portföylerine geçen müşterilere tahminleme metodolojisini çok
usulsüz uyguladığı, bu durumda daha sonra Geçmişe Dönük Düzeltme Kalemi
(GDDK) yapılmak durumunda kalındığı ve müşteriyle birlikte çok zor durumda
kaldıkları,
18-06/101-52
99/322
– Diğer bir konunun sıfır tüketim yüklemeleri olduğu, GTŞ’den kendilerine geçen
tüketicilerin ilk ay okumalarının sıfır tüketim yüklendiği, diğer bir durumda da
GTŞ’nin son faturasını son ayda yüklemediği, kendilerine geçtikten sonraki ayda
hem eski tüketimi hem de kendilerinde gerçekleşen tüketimi birlikte yükleyerek
yüksek fatura çıkardığı, böyle bir durumda tüketici mağduriyeti oluştuğu,
– Tüketim itirazlarına zamanında cevap verilmemesi dolayısıyla tüketiciye yanlış
faturalama yapılabildiği, bu durumunda yine tüketici mağduriyeti oluşturduğu,
– Dağıtım şirketlerinin sayaç okuma bilgilerini BTŞ’lere ve EPİAŞ sistemine geç
girmelerinden dolayı müşteriye eski endeks bilgilerine göre fatura gönderilmek
durumunda kalındığı, doğru endeksler geç girince müşterinin mağdur olduğu,
– Güvence bedelinin ilgili abonenin hesabına doğru zamanda doğru kanalla
yatırılmaması probleminin de mevcut olduğu,
– BTŞ’lerin sayaçlarını okumakla görevli dağıtım personelinin yanlış
yönlendirmelerle portföylerindeki müşterilerine IA-02 Formu imzalattığı, taşınma
veya yeni bir binaya yeni bir bağlantı kurulması sırasında bunun çok daha fazla
uygulandığı,
– BTŞ’lerin herhangi bir talebi olmamasına rağmen abonelerin tahliyeyle portföyden
çıkarıldığı, normalde bir müşteri bağlantı noktasından çıkacaksa tahliye
durumunun kendilerine haber verildiği,
– Serbest tüketici limitinin düşmesiyle birlikte yeni tüketicilerin ETSO kodlarının
sistemde tanımlanmaması veya geç tanımlanması nedeniyle tüketicinin talep
edilmesi aşamasında problemlerle karşılaşıldığı,
– BTŞ’lerin portföyüne geçen müşterilere taahhütleri olmamasına rağmen cayma
bedeli yansıtılabilir şeklinde bilgilendirme SMS’leri gönderildiği, özellikle bir yıllık
süre bitimlerinde yeni bir ıslak imzalı IA-02 Formu’nun alınması gerektiği, GTŞ’lerin
SMS veya mektup göndererek ıslak imza almadan sözleşme süresini uzattığı,
ifade edilmiştir.
(259) 11.04.2017 tarihinde (…..) yetkilileriyle yapılan görüşmede,
– Kamu kurumlarına yaptıkları başvurularda cevap alamadıkları, sektörde regülatör
kurum olmasına rağmen sektörün kendi yağında kavrulduğu,
– Serbest tüketici bazında yaklaşık (…..) portföyleri olduğu, portföylerinin yarısının
askeri birlikler yarısının ise diğer kullanıcılardan oluştuğu, bunlara mesken,
ticarethane ve sanayinin dahil olduğu, toplamda (…..) civarı sayaçlarının
bulunduğu, CK AKDENİZ bölgesinde de (…..) portföylerinde yer aldığı,
– Elektriğin fiyatının saatlik değiştiği, Haziran’daki tüketim ile Temmuz’daki tüketimin
maliyetinin kendileri açısından farklı olduğu, bunun da büyük montanlı müşterilerde
çok büyük dengesizliklere yol açtığı,
18-06/101-52
100/322
– Bazen portföylerindeki müşterilere yüksek tüketim yüklendiği, bu durumda
müşteriden ortalamanın üstünde gelen tüketimin ücretini almadıkları, ihtilafı
kendilerinin çözmeye çalıştığı, Akdeniz bölgesindeki müşterilerine ortalama
tüketiminin 2-3 katı yüksek tüketim girildiği durumların olduğu, genelde tüm
bölgelerde Aralık ayında böyle bir durumun yaşandığı,
– GTŞ’den portföylerine geçen tüketicilere, tedarikçi değişiminden itibaren sonraki
aylarda okuma yapılmaması durumuyla da çok sık karşılaştıkları, müşteri onlarda
kaldığı müddetçe hizmette devamlı bir aksaklık yapıldığı, Akdeniz bölgesinde
hizmetin aksadığı bir durumla karşılaşmadıkları ancak yüksek tüketim yapılan
durumla çok karşılaştıkları, ayrıca bir müşteri kaybının sadece müşterinin
portföylerinde bulunmadığı dönemde elde edemekdikleri kardan mahrum
kalmalarına değil ayrıca dengeden sorumlu grup kapsamında portföylerinin
küçülmesiyle birlikte daha uç noktalarda gidip gelmelerine sebep olduğu,
– Arz tarafındaki fiyat artışının faaliyetlerini çok zorlaştırdığı, YEKDEM’den
kaynaklanan maliyet artışlarının fiyatlara yansımasının da kendilerini zor durumda
bıraktığı, üretim ve toptan satış faaliyeti bulunmayan bir BTŞ’nin bu şartlar altında
piyasada faaliyette bulunmasının mümkün olmadığı,
– YEKDEM’in kendilerine etkisi bakımından iki yıllık bir PTF tahmini yaptıkları,
santrallerin üretim tahminleriyle tahmini ciro hesaplayabildikleri, müşterinin profiline
göre de ortalamayı hesapladıkları, YEKDEM’i ortalama 3,8 olarak belirledikleri
ancak YEKDEM’in 6 çıktığı,
– Serbest tüketicilerin elektriğinin kesilmemesi durumunun kendilerini zor durumda
bıraktığı, şu anda yüklü miktarda icrada bulunan alacakları olduğu, bunun önüne
geçebilmek için teminat almaları gerektiği ancak piyasada teminat almayan
tedarikçiler olunca bu durumda müşteriyi portföye katamadıkları, GTŞ’Ierin
tüketicileri K1’e düşürebilmeleri sebebiyle BTŞ'lere karşı avantajlı konumda
bulunduğu,
– Faturalama maliyetlerinin 9 TL olduğu, GTŞ’lerde ise sayaç okuyucular faturayı
bıraktığından GTŞ’nin bu maliyete katlanmadığı,
– İlgili ürün pazarının belirlenmesinde karakteristiği diğerlerinden çok farklı olan
meskenin ayrı tutulması gerektiği, elektriğin ihtiyaç veya ham madde olarak
kullanılmasının ayrıcı unsur olabileceği
ifade edilmiştir.
18-06/101-52
101/322
(260) 14.04.2017 tarihinde (…..) yetkilileriyle yapılan görüşmede,
– Piyasaya etki eden en önemli faktörün tahminleme yoluyla tüketim yüklenmesi ve
GDDK konuları olduğu,
– Özellikle Toroslar bölgesinde; örneğin müşteri kendi portföylerine girdikten hemen
sonraki ilk aylarda tahminlemeden veya başka nedenlerden dolayı tüketim
yüklemelerinin çok yüksek girildiği zamanlar olduğu, bunun tüketicide güven
eksikliğine sebep olduğu, ayrıca prestijlerine de zarar verdiği, bu durumda bu
yanlışlığı düzeltmeye çalışarak tüketiciyi itiraz amacıyla dağıtım şirketine
yönlendirdikleri, dağıtım şirketinin ise tüketiciye “bizden çıkmasaydınız böyle
olmazdı” şeklinde beyanlarda bulunduğunu işittikleri, konuyla ilgili yazılı belgeleri
olmadığı zira sorunu dağıtım şirketine mail yoluyla bildirdikleri zaman kendilerine
telefonla dönüş yapıldığı için bu konuda da somut delilleri bulunmadığı, okumalar
da sadece portföy değişikliği sonrasında değil devamlı surette sıkıntı bulunduğu,
bu problemlerin esas kaynağının mevzuattaki tahmini tüketim yüklemesinden
kaynaklandığı, eğer tahmini tüketim yüklenmesi uygulaması kaldırılırsa problemin
büyük oranda çözüleceği,
– Uzlaştırma dönemi kapandıktan sonra yapılacak tüm düzeltme işlemlerinin GDDK
kapsamına girdiği, yüksek tüketimlere itirazı uzlaştırma dönemi içinde yaptıkları
ancak bu dönem içinde sorunlarının çözülmediği, çözüm için GDDK yapılması
gerektiği, ancak GDDK yaklaşık doksan günlük bir süreçte EPİAŞ sistemlerine
düştüğü için tüketicinin bu süreçte faturayı ödemek zorunda kaldığı ve bu durumun
kendilerine dezavantaj oluşturduğu, kendilerinin de aynı şekilde dağıtım şirketine
sistem kullanım faturalarını ödemiş olduğu,
– Okumalarla ilgili bir diğer problemin gerçek okumayla tahmini okuma oranları
olduğu, dağıtım şirketlerinin gerçek okumanın çoğunluğunu kendi portföylerinde
gerçekleştirip tahmini yüklemeleri BTŞ portföyündeki tüketiciler için uyguluyor
olabileceği,
– Üç zamanlı tarife kullanıcılarında tüketimlerin T1, T2, T3 olarak her bir kullanım için
ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken, tüketimin tamamının fiyatın pahalı olduğu T1,T2
puanta yüklenebildiği, bu durumun maliyetleri artırdığı,
– Serbest tüketici portalında tüketimlerin görülebildiği, abonelerin tüketimlerini e-
devlet şifresiyle girip kontrol edebildiği, TEİAŞ Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi’ne
(PMUM) girilen tüketimle tüketim portalına girilen tüketim arasında farklılıklar
olunca tüketicinin kendisine fazla tüketim yüklenmiş olarak gördüğü, serbest
tüketici portalına girilen tüketim ile müşterilere bırakılan endeks kâğıdında yer alan
tüketimin aynı olabildiği, fakat faturalamada baz alınan ve PMUM’a bildirilen
tüketimlerle tutarlı olmadığında müşterilerle sıkıntılar yaşanabildiği, dağıtım
şirketlerinin PMUM’a bildirdikleri tüketimlerin aynısını portala yüklemeleri gerektiği,
– AKDENİZ EDAŞ ile teminat hesabı konusunda sorun yaşadıkları, konunun EPDK
tarafında değerlendirilmesine devam edildiği, bunun dışında son zamanlarda
müşteri tarafında pek problem yaşamadıkları,
18-06/101-52
102/322
– Tedarikçi geçiş süreçlerinin serbestleşmesinin sektöre bir ivme kazandırsa da
tüketicilerin bu süreci bilinçli bir şekilde yürütmesi ve daha çok bilinçlendirilmesi
gerektiği, zira bilinçsizce yapılan tedarikçi değişim süreçlerinde abonelerin
taahhütlerine uymadan geçişler yapmasının cayma bedelleri vb. durumlarla karşı
karşıya kalmalarına neden olduğu, bunun da müşterinin iki firma arasında kalarak
çözüm bulmakta zorlanmasına neden olduğu,
– İlgili ürün pazarının belirlenmesinde, müşterilerin tüketimleri, gerçek veya tüzel kişi
olup olmadıkları ve tarifeleri baz alınarak bir sınıflandırma yapılması gerektiği,
karlılık göz önüne alındığında tarifelerin (mesken, ticarethane, sanayi vb.), hukuki
prosedürler bakımından gerçek veya tüzel kişi durumunun, portföyde elektrik hacmi
yaratmak ve risk yönetimi içinse tüketimlerin önemli olduğu, bu faktörlerin her
tedarikçinin finansal gücüne bağlı olarak değişkenlik gösterebildiği, finansal güç
arttıkça göze alınabilecek riskin artacağı ve çok yüksek tüketimli abonelere de satış
yapılabileceği, ortalama büyüklükte tedarik şirketinin yöneldiği pazarda aşağıdaki
gibi bir yapı belirlenebileceği;
Ticarethane ve Sanayiler; 2.400 -5.000 kWh / 5.001-10.000 kWh / 10.001-
50.000 kWh / 50.001 kWh ve üzeri aylık tüketimi olan müşteriler,
Meskenler; 2.400-5.000 kWh / 5.001 kWh ve üstü (5.000 ve üzerinde site
yönetimleri vs. barındırmakta.) aylık tüketimi olan müşteriler,
Tarımsal Sulama; 5.000 kWh ve altı aylık tüketimi olan müşteriler,
– Serbest tüketici elektriğinin kesilmemesi hususunda EPDK tarafından öne sürülen
argümanların haklı tarafları olabileceği ancak bu durumun tedarikçilerin tahsilat
riskini çok fazla arttırdığı, elektriğin kesilememesi ve tedarikçi değişikliği serbestisi
nedeniyle bir yıl boyunca fatura ödemeden sürekli tedarikçi değiştiren aboneler
bulunduğu,
– Bütünleşik dağıtım ve perakende şirketleri için müşterilerini diğer şirket portföyüne
(K1-K2 şirketleri arasında) geçirerek bu duruma elektrik kesme şeklinde çözüm
üretebildiği, ancak onlarla rekabet eden tedarik şirketi için böyle bir yöntemin söz
konusu olmadığı, bu nedenle yerleşik şirketler ile bağımsız tedarikçiler arasında
kesme konusunda da dolaylı yoldan eşitsizlik durumu oluştuğu,
– Dağıtım firmalarına teminat mektubu verdikleri, teminatın yaklaşık olarak en yüksek
SKF’nin iki katına denk geldiği, fazla tüketim girildiğinde bu tüketimin bedelinin
kendilerince ödendiği, buna bağlı olarak fazla tüketimlere ilişkin düzeltmeleri
teminat hesaplarına yansıtamadığında dağıtım şirketlerine fazla teminat ödemek
durumuyla karşı karşıya kaldıkları, toplamda alınan teminat tutarı da maksimumun
iki katı olduğundan dağıtım şirketin reel riskinden daha fazla olduğu, dönemsel
tüketimi olup bir ay çok yüksek tüketen müşteri için de 60 günlük tüketimin söz
konusu olduğu ayrıca sayaç okuma periyotlarını daha uzun süreli yaparak bu 60
günlük süreyi 100-150 gün arasına denk gelecek şekilde teminatlaşma durumunun
da ortaya çıktığı, yani X sayacı için 50 günlük bir defa okuma yapıldığında
maksimum tüketimin o okuma olarak işleme alındığı ve iki katı toplam 100 günlük
teminat alınabildiği, ayrıca dağıtım ve perakende şirketleri arasında bu
teminatlaşma sürecinin bağımsız tedarikçi ve dağıtım arasındaki ile aynı şekilde
yürüyüp yürümediği konusunda da belirsizlik bulunduğu çünkü teminat alıp almama
18-06/101-52
103/322
insiyatifinin dağıtım şirketine bırakıldığı, dağıtım şirketinin bütünleşik şirketinden
teminat almayıp bağımsız tedarikçiden almasınında rekabeti engellediği,
– Zaman zaman müşteri kendierine geçtikten sonra GTŞ’nin geçiş sonrası ilk ay için
aboneye fatura çıkartabildiği ve aboneye kendilerinden de fatura gittiğinde
mükerrer faturalama yaşanabildiği,
ifade edilmiştir.
(261) 18.04.2017 tarihinde (…..) yetkilileriyle yapılan görüşmede,
– Genelde büyük ticarethaneler ve sanayilerle çalıştıkları, meskenlere gitmeyi de
istedikleri, ancak sektördeki bir takım sorunlar sebebiyle şu aşamada bu planlarını
erteledikleri, bu tüketicilere aktif pazarlama yapmamakla birlikte gelen bireysel
müşterileri de portföylerine kattıkları, bazı bireysel müşterileri portföylerine
katarken sözleşmesi var denerek cayma bedeli çıkartıldığı, sözleşmeyi talep
edince kendilerine sözleşme sunulamadığı, amacın müşteriyi yıldırmak olduğu,
– Akdeniz, Gediz ve Toroslar bölgesinde herhangi bir problem yaşamadıkları, bu
bölgelerdeki müşterilerinin büyük tüketiciler olduğu için sözleşmesini takip eden
tüketiciler olduğu, ancak yine de sayaçların zamanında okunmamasının genel bir
sorun olduğu aslında bunun tüm bölgelerde görülebildiği, müşterilerinin tüketimi T1,
T2, T3 için ayrı ayrı girilmesi gerekirken tüm tüketimin tek bir zamana
yüklenebildiği, görüşmeler sonucunda bunu çözebildikleri, ancak yine de bunun
kendilerine tonlama maliyeti bulunduğu, sayaçların zamanında okunmaması
sonucunda tüketiciye faturalama yapmalarının geciktiği ve bu durumun kendilerine
maliyet yüklediği,
– Pazardaki tarife yapısının da piyasadaki rekabeti engellediği, şu anki fiyatlarla
rekabet edebilmenin mümkün olmadığı zira fiyatın maliyetlerle neredeyse aynı
seviyede olduğu,
– Kendi üretim santrallerinin bulunduğu ancak YEKDEM'e dahil olduğu, HES'leri olsa
da oradan almadıkları, genelde piyasadan ikili anlaşma yoluyla alım yaptıkları,
– Türkiye’de son üç yıldır fiyatların geriye gittiği, arz fazlası olduğu için fiyatların
düşmeye başladığı, fiyatlar geriye gittikçe santrallerin zarar etmeye başladığı,
doğalgaz krizi ve dolar kurunun artmasıyla üretim tarafında ciddi bir kriz oluştuğu,
devletin kendi santrallerini kapatarak fiyatın normal seviyelere gelmesini
sağlamaya çalıştığı,
– 2 milyon TL sermaye ile sektöre giriş yapılabildiği, bu firmaların ne kadar tüketiciyi
portföye katacakları ile ilgili bir limitin bulunmadığı, esasında giriş için sermaye
limitinin arttırılması veya tedarik şirketlerinin toplam tüketici portföyünde sahip
olabileceği yüzde yirmi sınırının sermaye ile bağlantılı olarak arttırılmasının daha
iyi olabileceği,
18-06/101-52
104/322
– Rekabet açısından en büyük sorunlardan birinin küçük firmaların belediye vergisi
ödememesi olduğu, böylelikle fiyatın yüksek seviyelerde olduğu bir dönemde bile
daha düşük fiyatlar verebildikleri, keza bu tarz firmaların markalarının prestijini
koruma ile ilgili bir endişeleri olmadığı için müşteriyi istedikleri zaman portföyden
çıkarabildiği,
– Sektörde profillemenin tam olarak yapılamamasının da tüketiciler için bir
adaletsizliğe sebep olduğu, bunun çözümünün Otomatik Sayaç Okuma Sistemi
(OSOS) ile mümkün olabileceği,
– Şu aşamada ikili anlaşmayla elektrik satan üretici bulunamadığı, herkesin gün
öncesi piyasasında elektriğini sattığı, çünkü şu anda piyasada öngörülebilirlik
olmadığı,
– Okuma yapmadan tahminleme yapıldığı ve bu tahminlerin bazen çok alakasız
olabildiği, eskiden daha fazla iken şu anda çok fazla karşılaşmadıkları, ancak
dağıtım firmasıyla iletişime geçip sorunu halledebildikleri,
– Sektördeki bir diğer sorunun ise GTŞ’lerin portföyündeki tüketicilere faturalamanın
dağıtım personeli tarafından yapılırken, BTŞ’ler için faturalamanın çok maliyetli
olması olduğu, adil bir rekabet ortamının olabilmesi için BTŞlerin de dağıtım
şirketinden hizmet alabilmesi gerektiği,
ifade edilmiştir.
(262) Bunun yanı sıra Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde bulunan bazı serbest tüketiciler ile
de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2M’ye geçmek istediğini,
– Geçiş sırasında halen devam etmekte olan bir sözleşmesi olup olmadığını CK
AKDENİZ’e sorduğunu ve iki ay önce sözleşmesinin bittiği yanıtını aldığını,
– Sözleşmesini talep ettiğinde ise sözleşme metninin tarafına verilmediği ve muhtelif
yollarla oyalandığını,
– 2M’ye geçiş işlemleri sırasında sözleşmesinin bittiği söylenmiş olsa da kendisine
cayma bedeli çıkartıldığını,
– Bunun üzerine geçiş yapmaktan vazgeçtiğini
ifade etmiştir.
(263) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2015 Eylül ayında 2M’ye geçiş yaptığını,
– Geçiş sonrasında ilk birkaç ay faturaları düzenli gelse de daha sonra yüksek
faturalar geldiğini,
– Bu sebeple yeniden tedarikçi değiştirmeyi düşündüğünü
ifade etmiştir.
18-06/101-52
105/322
(264) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede adının gizli tutulmasını talep eden bir serbest
tüketici;
– İPRAGAZ’a geçme talebinde bulunduklarında kendilerine (…..) TL’lik bir cayma
bedeli çıkarıldığını,
– CK AKDENİZ’den sözleşmelerini ve cayma bedeline ilişkin bilgi istediklerini fakat
alamadıklarını,
– Bu sebeple İPRAGAZ’a geçmekten vazgeçtiklerini
ifade etmiştir.
(265) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– Sözleşmede indirim olsa da CK AKDENİZ’in bu indirimi kendisine uygulamadığını,
– CK AKDENİZ merkezine konuyla ilgili bilgi almaya gitse de bilgi alamadığını,
– 2016 Mayıs ayında 2M’ye geçtiğini, geçiş sürecinde CK AKDENİZ ile devam eden
sözleşmesi olup olmadığını öğrenmek için CK AKDENİZ’in merkezine gitse de
sözleşmesinin kendisine verilmediğini,
– Sözleşme sona erdiği halde kendisine cayma bedeli çıkarıldığını
ifade etmiştir.
(266) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– CK AKDENİZ’den 2M’ye geçmek istediğinde kendisine (…..)TL cayma bedeli
çıkartıldığını,
– Bu sebeple 2M’ye geçiş yapmadığını
ifade etmiştir.
(267) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2M’ye geçiş yaptıktan sonra faturaların düzensiz gelmeye başladığını, kimi aylar
okuma yapılmadığını, kimi aylar ise aşırı yükleme yapıldığını,
– CK AKDENİZ’in bu uygulamalarının psikolojik baskı uygulamak üzere yapıldığını
düşündüğünü
ifade etmiştir.
(268) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2014 Eylül ayında CK AKDENİZ’den 2M’ye geçiş yaptığını ve bundan bir yıl kadar
sonra ise İPRAGAZ’a geçtiğini,
– İkinci geçişi sırasında CK AKDENİZ’den kendisini ziyarete geldiklerini ve kimden
elektrik aldığını sorduklarını
ifade etmiştir.
18-06/101-52
106/322
(269) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– İPRAGAZ’a iki yıl kadar önce geçiş yaptığını,
– Özellikle son 7-8 aydır faturaların düzensiz gelmeye başladığını,
– Ev aboneliği için dört ay kadar önce CK AKDENİZ tarafından kendisine
taahhütname imzalatıldığı, eğer bu taahhütnameyi imzalamasa CK AKDENİZ
merkezi dışındaki noktalardan fatura ödemesi yaptırılmayacağının kendisine
belirtildiğini
ifade etmiştir.
(270) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2015 yılında 2M’ye geçiş yaptığını,
– Geçiş sonrasında 2-3 ay boyunca sayaç okuması yapılmadığını
ifade etmiştir.
(271) 14.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– CK AKDENİZ’den 2M’ye geçtiğini,
– Geçiş sonrasında faturaların düzensiz gelmeye başladığını,
– Bu sebeple 2M ile olan sözleşmesini feshedip tekrar CK AKDENİZ’e döndüğünü
ifade etmiştir.
(272) 15.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..),
– CK AKDENİZ’den ayrıldıktan sonra yani son iki yıldır, faturaların çok düzensiz
geldiğini
ifade etmiştir.
(273) 15.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2015 yılı sonunda CK AKDENİZ’in mesken portföyünde %10 indirim aldığını,
– 2016 Şubat ayında Çelikler’e %13 indirim alarak geçiş yapmaya karar verdiğini ve
sözleşme imzaladığını,
– Ancak geçiş sırasında CK AKDENİZ’den kendisine ziyarete geldiklerini ve daha
yüksek bir indirim verdiklerini bu sebeple CK AKDENİZ ile yeni sözleşme yaptığını,
– Sözleşme yapmasına rağmen CK AKDENİZ portföyüne geçirilmediğini ve CK
AKDENİZ portföyünde olmadığı iki aylık sürede önce kendisine yükleme
yapılmadığını ikinci ayda ise 250 TL’lik fatura geldiğini,
– Konuyu CK AKDENİZ’e bildirdiğinde kendisinin CK AKDENİZ abonesi olarak
görülmediği bilgisinin verildiğini,
– Sürecin devamında halen Çelikler abonesi olarak görüldüğünü,
– Mayıs ayında da okuma yapılmadığını
ifade etmiştir.
18-06/101-52
107/322
(274) 15.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– CK AKDENİZ’den İPRAGAZ’a abonelik geçişi sırasında CK AKDENİZ’den
kendisini birkaç defa ziyarete geldiklerini,
– İPRAGAZ’a geçiş sonrasında faturaların düzensiz gelmeye başladığını,
– Özellikle Nisan 2016 faturasının (…..) TL geldiğini
ifade etmiştir.
(275) 16.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– Altı ay önce CK AKDENİZ’den 2M’ye geçtiğini,
– Geçiş sebebinin CK AKDENİZ’in sözleşme yenilemeden fatura tahsilatı
yapmaması olduğunu,
– 2M’ye geçtikten sonra sayaç okuma konularında düzensizlikler başladığını,
– Bu sebeple yeniden CK AKDENİZ ile sözleşme yapmak istediğini
ifade etmiştir.
(276) 16.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– Nisan 2016’da 2M’ye geçmek istediğini ancak CK AKDENİZ’in kendileri ile
sözleşmesi olduğu için cayma bedeli ödemesi gerektiğini söylediğini, halbuki böyle
bir sözleşme olmadığını,
– CK AKDENİZ’in yılbaşında fatura tahsilatını sadece merkez binasında yaptığını ve
ödeme yapmaya giden aboneler ile sözleşme yenilediğini
ifade etmiştir.
(277) 16.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2016 Mayıs ayında CK AKDENİZ’den 2M’ye geçiş talebinde bulunduğunu,
– CK AKDENİZ ile olan sözleşmesinin 2016 Nisan ayında bitmesine rağmen
kendisine cayma bedeli çıkarıldığını,
– CK AKDENİZ’den sözleşmesini talep etse de alamadığını,
– 2M’nin cayma bedelini ödemeyi kabul ettiğini ve ödediğini,
– Buna rağmen CK AKDENİZ’in ödenmemiş borcu sebebiyle elektriğini kesmeye
çalıştığını,
– CK AKDENİZ’in birçok aboneye güncelleme adı altında taahhütname imzalattığını
ifade etmiştir.
(278) 16.06.2016 tarihinde yapılan görüşmede (…..);
– 2015 Nisan ya da Mayıs ayında CK AKDENİZ’den 2M’ye geçtiğini,
– Sonrasında faturaların düzensiz gelmeye başladığını,
– Bu sebeple taahhüt süresi biter bitmez 2M’den tekrar CK AKDENİZ’e geçtiğini
ifade etmiştir.
18-06/101-52
108/322
(279) Yukarıda yer verilen görüşmelerin yanı sıra 26.04.2017, 27.04.2017, 28.04.2017
tarihlerinde Antalya ve Isparta illerinde bulunan hem CK AKDENİZ hem de BTŞ
portföyündeki 16 tüketici ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu görüşmeler
kapsamında dikkat çeken hususlara aşağıda yer verilmektedir:
(280) (…..) ile yapılan görüşmede,
2015 yılının sonlarına doğru diğer tedarikçi ile sözleşme imzaladığı,
Sözleşme imzaladıktan bir ay sonra sayacını okumaya gelen CK AKDENİZ
çalışanlarının “çok yanlış yaptınız, faturalarınız okunmaz, bir kez dahi faturayı
ödemezseniz elektriğinizi keseriz, gelin bu yaptığınız sözleşmeyi iptal edin CK’ya
geri dönün” gibi ifadeler kullandığı,
Öte yandan arıza olması durumunda ilgilenmeyeceğiz tehdidi ile diğer tedarikçi ile
sözleşmenin iptal edilmesi için tarafından imza alındığı,
Yapılan bu işlemin diğer firmaya geçiş işlemini durduracağının, geçiş işlemi hiç
yapılmamış gibi olacağının ifade edildiği,
Fakat durumun CK çalışanlarının anlattığı gibi olmadığı, diğer tedarikçi firmadan
cayma bedeli geldiği ve bu cayma bedelini ödemek durumunda kaldığı, bu bedeli
ödeyerek CK AKDENİZ’e geçiş işlemini gerçekleştirdiği
ifade edilmiştir.
(281) (…..) ile yapılan görüşmede,
Diğer tedarikçi ile ikili anlaşma imzaladığı fakat CK AKDENİZ ile daha önce indirimli
elektrik anlaşması dahil olmak üzere herhangi bir sözleşme imzalamamasına
rağmen CK AKDENİZ tarafından cayma bedeli yansıtıldığı,
CK AKDENİZ’e durumun düzeltilmesi adına birkaç defa dilekçe ile başvurduğunu
fakat herhangi bir cevap alamadığı,
CK AKDENİZ’in var olduğunu iddia ettiği sözleşmeyi başvurularına rağmen
göstermediği,
Söz konusu cayma bedelini ödememek adına CK AKDENİZ’e tekrar döndüğü,
fakat geri dönmesine rağmen cayma bedeli ödemek zorunda kaldığı
ifade edilmiştir.
(282) (…..) ile yapılan görüşmede,
CK AKDENİZ ile herhangi bir ikili anlaşma olmamasına rağmen diğer tedarikçiye
geçmek istediğinde CK AKDENİZ tarafından cayma bedeli yansıtılacağının
bildirildiği,
Bunun üzerine söz konusu cayma bedelini ödememek adına CK AKDENİZ’de
kalmaya devam ettiği,
18-06/101-52
109/322
Bir süre önce 2M’ye geçmek istediği ancak CK AKDENİZ tarafından “başka
tedarikçiye geçmeniz durumunda her sayaç okunması durumunda 40-50 TL bir
bedel yansıtılacak, arıza oluşması durumunda ise hizmet alamayacaksınız ve
faturanıza 300-400 TL bedel yansıyacak” gibi tehditkar ifadelerde bulunulduğu,
Bu sorunları yaşamamak için 2M’ye geçmekten vazgeçtiği
ifade edilmiştir.
(283) (…..) ile yapılan görüşmede,
ENERYA ile sözleşme imzalamak istediğini fakat CK AKDENİZ tarafından herhangi
bir ikili anlaşması olmamasına rağmen tarafına cayma bedeli yansıtılacağının
söylendiği,
Bunun üzerine CK AKDENİZ’de kalmaya devam ettiği,
Faturada 31.10.2017’e kadar taahhüt bulunduğunun göründüğünü ancak daha
önce CK AKDENİZ’e herhangi bir taahhüt vermediği
ifade edilmiştir.
(284) (…..) ile yapılan görüşmede,
CK AKDENİZ’den elektrik temin etmekte iken (…..) isimli tedarikçi ile sözleşme
imzaladığı,
Bunun üzerine CK AKDENİZ tarafından cayma bedeli yansıtıldığı fakat CK
AKDENİZ ile herhangi bir ikili anlaşma imzaladığını hatırlamadığı, imzalamış olsa
dahi üzerinden iki sene geçmiş olduğu,
İkili anlaşma imzalamadığı hususunun CK AKDENİZ’e bildirildiği fakat CK
AKDENİZ tarafından eğer CK AKDENİZ’de kalmaya devam ederse bu cayma
bedelinin sonraki faturalarından mahsup edileceğinin söylendiği,
Bunun üzerine CK AKDENİZ ile iki yıl süreli bir indirimli elektrik satış sözleşmesi
imzaladığı bu yeni sözleşmede ise IA-02 Formu’nun tarihsiz olduğu
ifade edilmiştir.
(285) (…..) ile yapılan görüşmede,
2M ile ikili anlaşma imzaladığı,
Geçiş işleminin gerçekleşmesinin ardından CK AKDENİZ tarafından ödenmemiş
iki fatura ve daha vadesi gelmeyen birkaç fatura için icra takibi başlatıldığı ve cayma
bedeli yansıtıldığı,
Daha önce CK AKDENİZ ile ikili anlaşmasının olduğu fakat iki yıllık sürenin sona
erdiği ve bunun üzerine diğer tedarikçi ile ikili anlaşma imzaladığı,
CK AKDENİZ’e bu konu hakkında görüşmek amaçlı defalarca gittiği fakat hiçbir
sonuç alamadığı ve neticede haksız yere çıkarılan bu tutarı ödemek zorunda
kaldığı
ifade edilmiştir.
18-06/101-52
110/322
(286) (…..) ile yapılan görüşmede,
(…..) ile ikili anlaşması sürerken yılbaşında otomatik olarak CK AKDENİZ
portföyüne geçirildiği,
Daha sonra (…..) ile anlaştıkları ancak tedarikçi değişikliğinin ardından 3-4 ay
fatura gelmediği,
Ayrıca CK AKDENİZ’de güvence bedeli alacağı olmasına rağmen CK AKDENİZ
tarafından konu hakkında bilgilendirme yapılmadığı ve söz konusu güvence
bedelini ancak 3-4 ay sonra alabildiği
ifade edilmiştir.
(287) (…..) ile yapılan görüşmede,
2015 yılının ortalarında tedarikçisini değiştirmek istediği, bu sebeple RWE ile
anlaşma yaptığı fakat anlaşmadan 2-3 ay sonra fatura gelmemeye başladığı,
Bunun üzerine RWE ile durumu görüştüğünü ve CK AKDENİZ’in herhangi bir bilgi
ve talebi olmamasına rağmen geçiş işlemini gerçekleştirdiği,
RWE’ye cayma bedeli ödememek adına RWE’ye geri döndüğü fakat bu durumda
CK AKDENİZ tarafından cayma bedeli yansıtıldığı,
Bunun üzerine CK AKDENİZ’den ikili anlaşmasını talep ettiğini ancak, CK
AKDENİZ tarafından Isparta bölgesinde güncelleme adı altında imzalatılan
sözleşmeden başka herhangi bir ikili anlaşma gösterilmediği,
Sonrasında RWE’ye olan taahhüdün bitmesinin ardından CK AKDENİZ ile ikili
anlaşma imzaladığı fakat bu anlaşma sürecinde imzaladığı belgeler ile daha önce
CK AKDENİZ’in ikili anlaşmanız var diye iddia ettiği ve güncelleme adı altında
imzalatılan sözleşmelerden çok farklı bir sözleşme olduğu
ifade edilmiştir.
(288) (…..) ile yapılan görüşmede,
2015 yılında TEK ELEKTRİK ile ikili anlaşma imzaladığı bu anlaşmadan bir ay
sonra CK AKDENİZ tarafından elektriğinin kesildiği ve aboneliğinin iptal olduğu,
Elektriği kesen çalışanların “sözleşme süreniz bitti ve tekrar abone olmanız
gerekiyor” dışında herhangi bir açıklama yapmadıkları,
Sonuç itibarıyla tekrar ücret ödeyerek CK AKDENİZ’e geçtiği,
Söz konusu abonenin elektrik faturaları incelendiğinde CK AKDENİZ’den serbest
tüketici olarak elektrik tedarik ettiği fakat abonenin elektriğinin kesilmesi sonrasında
CK AKDENİZ ile yaptığı sözleşme dışında daha önce CK AKDENİZ ile imzalamış
olduğu herhangi bir sözleşme olmadığı
ifade edilmiştir.
18-06/101-52
111/322
(289) (…..) ile yapılan görüşmede,
2015 yılı Mayıs-Haziran aylarında diğer bir tedarikçi ile anlaşma yaptığı,
2015 yılı Aralık, 2016 yılının ise Ocak, Şubat aylarında faturalarının gelmediği fakat
devam eden aylarda CK AKDENİZ tarafından beş gün, yedi gün ve on gün
aralıklarla (…..), (…..), (…..) fatura yansıtıldığı,
Fakat normal tüketiminin 150 TL civarlarında seyrettiği ve söz konusu faturaların
normal tüketiminin çok üzerinde olduğu ve nihayetinde bu faturaları ödemek
zorunda kaldığı
ifade edilmiştir.
(290) (…..) ile yapılan görüşmede,
İşyerinin Antalya ve Isparta olmak üzere iki şubesi olduğu,
CK AKDENİZ ile herhangi bir ikili anlaşması olmamasına rağmen Antalya
şubesinde ödenmeyen fatura olması sebebi ile elektriğinin kesildiği,
Isparta şubesinde de elektriğini kesmeye teşebbüs edildiği, fakat 2M’nin
“elektriğinizin kesilmesi mümkün değil çünkü CK AKDENİZ ile ikili anlaşmanız yok”
uyarısı üzerine bu girişimin sadece teşebbüs aşamasında kaldığı,
Faaliyetinin devamı için elektriğin elzem olması ve bu süreçleri tekrar yaşamamak
adına CK AKDENİZ ile sözleşme imzaladığı,
Öte yandan sayacı olmayan ve uzun zamandır kullanılmayan bir işyeri için ise CK
AKDENİZ tarafından bir bedel çıkarıldığı fakat söz konusu yerin o süreçte boş
olduğuna dair evrak sunmaları neticesinde bu bedeli ödemediği
ifade edilmiştir.
(291) (…..) ile yapılan görüşmede,
2016 yılı (…..) aylarında (…..) ile ikili anlaşma yaptığı, bir ay boyunca (…..)’den
elektrik tedarik ettiği,
Sonrasında CK AKDENİZ tarafından CK AKDENİZ ile devam eden sözleşmesinin
olduğu ve eğer (…..)de kalmaya devam ederse cayma bedeli ödemek zorunda
kalacağına dair bilgiler içeren bir yazı gönderildiği,
Fakat CK AKDENİZ ile imzalamış olduğu herhangi bir sözleşmenin olmadığı,
sadece 2014 yılında fatura gelmemesi nedeniyle CK AKDENİZ’e gittiği, uzun süre
fatura gelmemesinden dolayı çıkan faturanın çok yüksek olması sebebi ile bir
taksitlendirme sözleşmesi imzaladığı fakat bu sözleşmenin elektrik tedariki ile
alakasının olmadığı
ifade edilmiştir.
18-06/101-52
112/322
(292) (…..)ile yapılan görüşmede,
2015 yılının yazından bu yana ZORLU ELEKTRİK’ten elektrik tedarik ettiği,
CK AKDENİZ’de yapılan incelemede elde edilen ve soruşturma ekibince tarafına
gösterilen IA-02 Formu’nda yer alan imzanın kendisine ait olmadığı
ifade edilmiştir.
(293) (…..) ile yapılan görüşmede,
2016 yılının sonu 2017 yılının başlarında (…..) ile ikili anlaşma imzaladığı,
Takip eden süreçte CK AKDENİZ tarafından taahhüdünün devam etmesi nedeniyle
yüklü bir cayma bedeli gönderildiği,
CK AKDENİZ ile sözleşme yapıp yapmadığını hatırlamadığı,
CK AKDENİZ ile imzalamış olduğu iddia edilen ikili anlaşmada yer alan imzanın
kendisine ait olmadığı
ifade edilmiştir.
I.5. Sektörel Çerçeve
I.5.1. Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetine ilişkin Düzenleyici Çerçeve
I.5.1.1. Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerine Yönelik Düzenlemeler
(294) 6446 sayılı Kanun’un 3. maddesinde dağıtım şirketi, belirlenen bir bölgede elektrik
dağıtımı ile iştigal eden tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Dağıtım faaliyetine ilişkin
hükümlerin yer aldığı 9. maddenin birinci fıkrası şu şekildedir:
“Dağıtım faaliyeti, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında
belirlenen bölgede yürütülür. Dağıtım şirketi, lisansında belirlenen bölgede
sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden
sorumludur.”
(295) Söz konusu hükmün devamında ise “Piyasa faaliyeti gösteren tüzel kişiler bir dağıtım
şirketine ve dağıtım şirketi piyasa faaliyeti gösteren tüzel kişilere doğrudan ortak olamaz.
Dağıtım şirketi, dağıtım faaliyeti dışında bir faaliyetle iştigal edemez.” ifadelerine yer
verilerek dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinin esas faaliyet alanları ile sınırlandığı
görülmektedir.
(296) 6446 sayılı Kanun’un 9. maddenin ikinci fıkrasında dağıtım şirketinin yükümlülükleri,
“Dağıtım şirketi, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi ve
satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame
ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm
dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında
ayrım gözetmeksizin hizmet sunmak […]” olarak düzenlenmektedir. Bu bakımdan dağıtım
şirketine, sistem kullanıcılarına eşit bir şekilde hizmet verme yükümlülüğü getirilmektedir.
18-06/101-52
113/322
(297) Dağıtım şirketlerinin hak ve yükümlülüklerinin daha ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin (Lisans Yönetmeliği) 33. maddesi şu şekildedir:
“(1) Dağıtım lisansı, sahibine;
a) Lisansında belirlenen dağıtım bölgesinde dağıtım faaliyetinde bulunma,
b) Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, dağıtım faaliyetiyle
birlikte yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak nitelikteki piyasa dışı bir faaliyeti
yürütme,
(…)
hakkını verir.
(2) Dağıtım lisansı sahibi, ilgili mevzuatta sayılanların yanısıra;
a) Lisansında belirlenen bölgedeki dağıtım gerilim seviyesinden bağlı tüketicilerin
sayaçlarının kurulumu, bakımı ve işletilmesi hizmetlerini yürütmek, söz konusu
bölgede yer alan sayaçları okumak ve elde edilen verileri ilgili tedarikçilerle ve
piyasa işletmecisiyle paylaşmak,
b) Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut kullanıcıların mülkiyetinde olan
sayaçları, ilgili mevzuat çerçevesinde devralmak,
c) Lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini, elektrik enerjisi üretimi ve
satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek,
(…)
d) Dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi
kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım
gözetmeksizin hizmet sunmak,
e) İlgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda yan hizmetleri sağlamak,
f) Tedarik şirketlerinin ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine
getirebilmesi için gerekli olan bilgileri, talep edilmesi halinde sağlamak,
(…)
l) Serbest tüketicileri herhangi bir tedarikçiye yönlendirmemek,
m) Serbest tüketicilerin tedarikçilerini değiştirmek istemeleri durumunda ilgili
mevzuat çerçevesinde gerekli hizmet ve bilgileri sağlamak,
(…)
ö) Bölgesinde yürütülen perakende satış faaliyetlerinde, tüm tedarik lisansı sahibi
tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeden dağıtım hizmeti sağlamak,
(…)
t) Piyasa faaliyeti gösteren diğer tüzel kişilere doğrudan ortak olmamak,
u) Piyasada faaliyet gösteren tüzel kişilere, ortaklık yapısında doğrudan pay sahibi
olarak yer vermemek,
(…)
v) Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde dağıtım faaliyetiyle birlikte
yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak nitelikteki piyasa dışı faaliyetler hariç olmak
üzere, dağıtım faaliyeti dışında başka bir faaliyetle iştigal etmemek,
(…)
ile yükümlüdür.
(…)
18-06/101-52
114/322
(298) Lisans Yönetmeliği’nin “Bağlantı başvurularının değerlendirilmesi” başlıklı 6. maddesinde
de aşağıda yer verilen hüküm ile yine dağıtım şirketinin ayrımcılık yapmadan faaliyet
göstermesi düzenlenmektedir.
“Dağıtım şirketi; bölgedeki yük karakteristiğine göre, kullanıcının hangi gerilim
seviyesinden sisteme bağlanacağının belirlenmesinde ve kullanıcı bağlantılarının
tesis ve tahsis edilmesi veya değiştirilmesi yönündeki taleplerinin karşılanmasında
eşit taraflar arasında ayırım gözetmeksizin hareket eder.”
(299) Bunların yanı sıra THY’de de dağıtım şirketlerinin görev ve sorumluluklarına yer verildiği
görülmektedir. Bu kapsamda tüketim miktarının tespiti, okuma ve fatura dönemlerine
ilişkin bahsi geçen yönetmeliğin 11. maddesinde şu hükümler yer almaktadır:
“(c) Sayaçlar, en az 25 en fazla 35 günlük dönemlerle dağıtım şirketi tarafından her
takvim ayında bir defa okunur. Bu okuma aylık okuma olarak değerlendirilir.
(ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, tüketici sayacının endekslerini okur. Birbirini
takip eden iki dönem arasındaki endeks farkının çarpan faktörü ile çarpımı sonucu
bulunan değer tüketicinin elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir. Serbest
tüketiciler için, okunan endeks değerleri okuma tarihi bilgisi ile birlikte en geç 3 gün
içerisinde Piyasa Yönetim Sistemi’ne girilir.”
(…)
(2) İkili anlaşma ile elektrik temin eden tüketicilere dağıtım şirketi tarafından okuma
bildirimi bırakılır ya da tüketicilerin dağıtım şirketinden talep etmesi halinde okuma
bildirimi elektronik ortamda tüketiciye gönderilir […]”54
(300) Söz konusu hükümlerden tüketicilere ait sayaçların her ay olmak üzere 25-35 günlük
dönem içerisinde okunarak endeks değerlerinin üç gün içerisinde PYS’ye girilmesi
gerektiği ve tüketicilerin tüketim miktarlarına ilişkin verilere erişim kolaylığının tesis
edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
(301) THY’nin “Tüketicilerin bilgilendirilmesi ile tüketici hakları ve zararların tazmini” başlıklı 19.
maddesinin dördüncü fıkrasında ise dağıtım şirketlerinin “tüketicinin talebi halinde ve her
takvim yılı içerisinde iki defadan fazla olmamak üzere, tüketicinin geçmiş yirmidört aya
yönelik elektrik enerjisi tüketimini tek zamanlı veya çok zamanlı olarak kWh cinsinden
gösteren belgeyi ücretsiz olarak” sunmakla yükümlü oldukları belirtilmektedir.
54İlgili hüküm 04.08.2016 tarih ve 29791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik ile değiştirilmiştir.
18-06/101-52
115/322
(302) Serbest tüketici veri tabanına ilişkin dağıtım şirketlerinin görevlerinin yer aldığı DUY’un
ilgili hükümlerine aşağıda yer verilmektedir:
“MADDE 30/B55 – (1) Serbest tüketicilere ilişkin uzlaştırmaya esas veriş-çekiş
birimlerine ait tedarikçi değiştirme ve mali uzlaştırma56 süreçlerinde kullanılmak
üzere TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler hizmet sundukları ve sayaçlarını
okumakla yükümlü oldukları serbest tüketicilerin aşağıda yer alan bilgilerini PYS
üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla yükümlüdür:
a) 57,
b) Tüketim noktasının PYS’ye kayıt için gerekli tekil kodu58,
c) Tüketim noktasının içerisinde bulunduğu il ve ilçe bilgisi,
ç) Tüketim noktasının açık adresi,
d) Abone grubu ve belirlenmişse abone alt grubu59,
e) Tüketim noktasına profil uygulanıp uygulanmadığı60,
f) Tüketim noktasına tahmini değer uygulanıp uygulanmadığı61,
g) Tüketim noktasının sözleşme gücü62.
2) 63,64 Tedarikçiler, tedarikçi değiştirme, mali uzlaştırma ve serbest tüketici portalı
süreçlerinde kullanılmak üzere tüketicilerine ilişkin;
a) Serbest tüketicinin adı ve soyadı veya unvanı,
b) Gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası veya yabancı kimlik numarası;
tüzel kişiler için vergi kimlik numarası, yetkili kişinin adı ve soyadı, T.C. kimlik
numarası veya yabancı kimlik numarası
bilgilerini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla
yükümlüdür.
(…)
(4) PYS, 30/A maddesi kapsamındaki kayıt girişleri sırasında yeni tedarikçi olmak
isteyen piyasa katılımcısının sayaç kaydı için giriş yaptığı tekil kodun65 birinci
fıkranın (b) bendi çerçevesinde oluşturulan veri tabanında olup olmadığını kontrol
eder. Veri tabanında yer alan tekil kodlarla eşleşmeyen girişlere izin verilmez.
(5) TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin veri tabanına ilişkin
yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile serbest tüketicinin yeni
tedarikçisinin portföyüne geçişinin engellendiğinin tespiti halinde PYS üzerinden,
Piyasa İşletmecisi tarafından belirlenerek duyurulan süreç çerçevesinde66 gerekli
düzeltme yapılır ve Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca yaptırım uygulanır.
55 28.03.2015 tarih ve 29309 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
56 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
57 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır.
58 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
59 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
60 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
61 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
62 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
63 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
64 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
65 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
66 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklenmiştir.
18-06/101-52
116/322
(303) Yukarıdaki hükümler doğrultusunda, dağıtım şirketinin serbest tüketici veri tabanına
girmekle yükümlü olduğu tüketicilere ait bilgilerin, yalnızca söz konusu tüketicinin
portföyünde yer aldığı tedarikçi tarafından bilinebileceği görülmekte ve dolayısıyla dağıtım
şirketinde bulunan bu bilgilerin diğer tedarikçilerin faaliyetleri bakımından stratejik öneme
sahip olduğu değerlendirilmektedir.
I.5.1.2. Dağıtım Şirketleri ile Perakende Satış Şirketleri Arasındaki İlişkiler,
Ayrıştırma Kuralları ve Ayrımcı Uygulamalara Yönelik Düzenlemeler
(304) Yukarıda da yer verildiği üzere, 6446 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile piyasa faaliyeti
gösteren tüzel kişilerin bir dağıtım şirketine ve dağıtım şirketinin de piyasa faaliyeti
gösteren tüzel kişilere doğrudan ortak olması yasaklanmış; dağıtım şirketinin, dağıtım
dışında herhangi bir faaliyetle iştigal etmeyen, bağımsız, tüm taraflara eşit uzaklıkta
duracak ve taraflar arasında ayrım gözetmeden faaliyet gösterecek bir yapıda olması
amaçlanmıştır.
(305) Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerinin Hukuki Ayrıştırılmasına ilişkin Usul ve Esaslar
ise EPDK’nın 12.09.2012 ve 4019 sayılı kararı ile belirlenmiştir. Buna göre; hukuki
ayrıştırma dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından dağıtım ve perakende satış
faaliyetlerinin ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesi şeklinde tanımlanmış ve dağıtım
şirketlerinin, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı
tüzel kişilikler altında yürütecekleri düzenlenmiştir.
(306) Bununla birlikte, Lisans Yönetmeliği’nin “Hukuki ayrıştırma kapsamında hizmet alımı”
başlıklı geçici 4. maddesinde 01.01.2016 tarihine kadar ayrıştırma ilkesine ilişkin aşağıda
yer alan bazı istisnaların tanındığı görülmektedir.
“(1) Görevli tedarik şirketi, 1/1/2013 tarihinden itibaren, kısmi bölünme ve diğer
devir işlemlerinin tamamlandığı tarihe kadar, ilgili mevzuat kapsamında sunmakla
yükümlü olduğu hizmetleri dağıtım şirketinden hizmet alımı yoluyla temin eder.
Ancak bu fıkra kapsamındaki hizmet alımı 6 (altı) aydan fazla olamaz. Bu süre,
özelleştirme kapsamında olan görevli tedarik şirketleri için 12 (oniki) ay olarak
uygulanır.
(2) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler, birinci fıkrada belirtilen hizmet alımı
süresince, lisansları kapsamında perakende satış ve perakende satış hizmeti
faaliyetlerini de yürütebilirler.
(3) Görevli tedarik şirketlerinin faaliyetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları
yönetim ve destek hizmetlerine (muhasebe, finans, hukuk, insan kaynakları gibi)
ait birimler, kendileri tarafından oluşturulur veya bu hizmetler, hizmet alımı yoluyla
karşılanabilir. Dağıtım şirketleri, bu hizmetlere ilişkin alımlarını, 1/1/2016 tarihinden
itibaren ilgili ana şirketten ve bu şirketin kontrolünde olan şirketlerden temin
edemezler.
(4) Dağıtım şirketleri ile görevli tedarik satış şirketleri, 1/1/2016 tarihinden itibaren
farklı fiziksel ortam ve bilgi sistemleri alt yapısı kullanarak hizmet verirler.”
(307) Öte yandan, yukarıda detaylı bir şekilde yer verilen Lisans Yönetmeliği’nin “Dağıtım lisansı
sahibinin hak ve yükümlülükleri” başlıklı 33. maddesi uyarınca dağıtım şirketi, tüketicilerin
tedarikçi değiştirme süreçlerinde yardımcı olmalı, tedarikçilere geçiş konusunda
tüketicilere herhangi bir yönlendirme yapmamalı, faaliyetlerinde, kendisiyle aynı kontrol
yapısındaki GTŞ ile diğer tedarik şirketleri arasında ayrımcılık yapmamalıdır.
18-06/101-52
117/322
I.5.1.3. GTŞ'ler ve Tedarik Şirketlerinin Faaliyetlerine Yönelik Düzenlemeler
(308) 6446 sayılı Kanunu’nun 3. maddesinde GTŞ, “Dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin
hukuki ayrıştırması kapsamında kurulan veya son kaynak tedariği yükümlüsü olarak Kurul
tarafından yetkilendirilen tedarik şirketi”; tedarik67 şirketi ise “Elektrik enerjisinin ve/veya
kapasitenin toptan ve/veya perakende satılması, ithalatı, ihracatı ve ticareti faaliyetleri ile
iştigal edebilen tüzel kişi” olarak tanımlanmaktadır. Toptan ve perakende satış
faaliyetlerinin düzenlendiği 10. maddede ise;
(2) tedarik şirketlerinin, herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızın serbest
tüketicilere toptan veya perakende satış faaliyetlerinde bulunabileceği,
(4) dağıtım şirketi tarafından yürütülmekte olan perakende satış faaliyetinin, görevli
tedarik şirketi tarafından yerine getirileceği, görevli tedarik şirketinin ilgili dağıtım
bölgesinde bulunan serbest tüketici olmayan tüketicilere Kurul tarafından
onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden elektrik enerjisi satışı yapacağı,
(5) Görevli tedarik şirketinin, serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde, başka bir
tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyen tüketicilere, son kaynak tedarikçisi
sıfatıyla elektrik enerjisi sağlamakla yükümlü olduğu, bu şirketin son kaynak
tedarikçisi sıfatıyla faaliyet göstereceği bölgenin, ilgili dağıtım bölgesi olduğu ve bu
hususun tedarik lisansına dercedileceği,
(6) Tedarik lisansı sahibi özel sektör tüzel kişilerinin üretim ve ithalat şirketlerinden
satın alacağı elektrik enerjisi miktarının, bir önceki yıl ülke içerisinde tüketilen
elektrik enerjisi miktarının yüzde yirmisi ile yine söz konusu özel sektör tüzel
kişilerinin nihai tüketiciye satışını gerçekleştireceği elektrik enerjisi miktarının da bir
önceki yıl ülke içerisinde tüketilen elektrik enerjisi miktarının yüzde yirmisini
geçemeyeceği,
(7) Görevli tedarik şirketinin piyasada rekabeti kısıtlayıcı veya engelleyici etki
doğuran davranış veya ilişkilerinin tespiti hâlinde ilgili tedarik şirketinin, Kurulca
öngörülecek tedbirlere uymakla yükümlü olduğu, Kurulun bu tedarik şirketinin
yönetiminin yeniden yapılandırılması veya dağıtım şirketiyle sahiplik ya da kontrol
ilişkisinin belli bir program dâhilinde kısıtlandırılmasını ya da sonlandırılmasını da
içeren tedbirleri alacağı
belirtilmektedir. Dolayısıyla, piyasada rekabeti kısıtlayıcı etki doğuran uygulamaların
tespiti halinde GTŞ’nin, EPDK tarafından öngörülen ve dağıtım şirketi ile arasındaki
sahiplik ilişkisi bakımından mülkiyet ayrıştırmasına kadar varabilecek olan tedbirlere
muhatap olabileceği anlaşılmaktadır.
67 Tedarik, elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin toptan veya perakende satışını ifade etmektedir.
18-06/101-52
118/322
(309) Lisans Yönetmeliği’nin 34. maddesinde düzenlenen tedarik lisansı sahibinin hak ve
yükümlülükleri ise şu şekildedir:
(1) Tedarik lisansı, sahibine;
a) Herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızın serbest tüketicilerle, elektrik enerjisi
ve/veya kapasitesi ticareti yapabilme,
b) Diğer lisans sahibi tüzel kişilerle elektrik enerjisi ve/veya kapasite ticareti
faaliyetinde bulunma,
c) Organize toptan elektrik piyasalarında, elektrik enerjisi ve/veya kapasitesi ticareti
yapma,
ç) Bakanlığın uygun görüşü doğrultusunda uluslararası enterkonneksiyon şartı
oluşmuş ülkelerden veya ülkelere, Kurul onayı ile elektrik enerjisi ithalatı ve ihracatı
faaliyetlerini yapabilme
hakkını verir.
(2) Tedarik lisansı, görevli tedarik şirketine, birinci fıkrada ve ilgili mevzuatta
sayılanların yanı sıra;
a) İlgili dağıtım bölgesinde bulunan serbest olmayan tüketicilere Kurul tarafından
onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden elektrik enerjisi satışı yapma,
b) İlgili dağıtım bölgesinde, son kaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi sağlama
hakkını verir.
(3) Tedarik lisansı sahibi, ilgili mevzuatta sayılanların yanı sıra;
a) Elektrik enerjisi satışı yapılan serbest tüketiciler ile ilgili bilgileri, TEİAŞ’a veya
ilgili dağıtım şirketine vermek,
b) İletim tarifesi ve/veya dağıtım tarifesine göre belirlenen bedelleri ödemek,
c) Hizmet verilen tüketiciler ile ilgili olarak, bölgesindeki dağıtım şirketinin talep ettiği
bilgileri, dağıtım şirketinin ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine
getirebilmesi için gerekli olması koşuluyla, talep tarihinden itibaren 30 gün içinde
sunmak
ile yükümlüdür.
(4) Görevli tedarik şirketi, üçüncü fıkra ve ilgili mevzuatta sayılanların yanı sıra;
a) Lisansına kayıtlı olan dağıtım bölgesinde bulunan serbest olmayan tüketicilere
Kurul tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden elektrik enerjisi
satışı yapmak,
b) İlgili dağıtım bölgesinde, son kaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi
sağlamak,
c) Piyasada rekabeti kısıtlayıcı veya engelleyici etki doğuran davranış veya
ilişkilere girmemek, bu tür davranış veya ilişkilerin tespiti halinde Kurulca
öngörülecek tedbirlere uymak,
(…)
ile yükümlüdür.
(…)
(6) Görevli tedarik şirketleri dışındaki tedarik lisansı sahibi tüzel kişiler, lisansları
kapsamında serbest olmayan tüketicilere elektrik enerjisi ve/veya kapasite satışı
yapamazlar.
18-06/101-52
119/322
(310) Söz konusu hükümler uyarınca, belirli bir dağıtım bölgesinde bulunan serbest olmayan
tüketicilere yalnızca GTŞ’ler elektrik enerjisi satışı yapabilirken, serbest tüketicilere
yönelik elektrik enerjisi satışı bölge kısıtlaması olmaksızın tüm tedarik şirketleri tarafından
gerçekleştirilebilmektedir. Öte yandan, serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde, başka
bir tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyen tüketicilere de GTŞ’ler son kaynak
tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi sağlamaktadır.
(311) THY’nin 4. maddesinde GTŞ’ler ve tedarik şirketleri ile tüketiciler arasında imzalanan
sözleşmelere ilişkin tanımlar yer almaktadır:
a) İkili anlaşma: Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi
olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve
Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar,
b) Perakende satış sözleşmesi: Bağlantı anlaşması mevcut olan kullanım yeri için,
görevli tedarik şirketi ile tüketiciler arasında ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde,
perakende satış tarifesi veya son kaynak tarifesinden elektrik enerjisi ve/veya
kapasite temini ile hizmet alımına yönelik olarak yapılan faaliyetlere ilişkin koşul
ve hükümleri kapsayan sözleşmeler.
(312) THY’nin 8. maddesinde; PSS’de süre sınırı bulunmadığı, öte yandan sözleşmenin sona
erdirilmesi için tüketicinin, elektronik imza ile veya GTŞ’ye yazılı olarak başvuruda
bulunması veya tedarikçi değişikliği yapmak isteyen tüketiciler tarafından doldurulan EK-
3 formunun tüketicinin yeni tedarikçisi tarafından GTŞ’ye sunulması gerektiği
belirtilmektedir68.
(313) Öte yandan THY’nin 10. maddesi uyarınca ikili anlaşma ile elektrik enerjisi satın almakta
olan bir serbest tüketicinin anlaşmasının sonlandırılması halinde, ilgili GTŞ söz konusu
tüketiciye son kaynak tedariği kapsamında elektrik enerjisi sağlamakla yükümlüdür.
GTŞ’ye bildirim tarihinden itibaren 15 iş günü içerisinde söz konusu serbest tüketicinin
PSS imzalak için ilgili GTŞ’ye başvurması gerekmektedir.
(314) THY’nin 23. maddesinde düzenlenen serbest tüketiciye ikili anlaşma yoluyla elektrik
enerjisi ve/veya kapasite sağlayan tedarikçilerin yükümlülükleri ise şunlardır:
a)69 Serbest tüketiciyi; tüketici hakları, ikili anlaşmalar kapsamındaki ticari
seçenekler ve muhtemel riskler ile talep tarafı katılımına ilişkin bilgiler hakkında
anlaşma yapılmadan önce tüketici tarafından bilgi aldığına dair imzalanmak kaydı ile
yazılı olarak veya tüketicinin kayıtlı elektronik posta adresi yoluyla bilgilendirmek ve
talep edildiğinde söz konusu bilgilendirmeyi Kuruma belgelemek,
b)70
c) İkili anlaşma kapsamında taahhüt ettiği elektrik enerjisi ve/veya kapasiteyi
anlaşmanın koşulları çerçevesinde kesintisiz olarak sağlamak,
ç) Dengeleme ve uzlaştırma ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde piyasa
işletmecisine gerekli bilgileri vermek,
d) TEİAŞ ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilere, serbest tüketicilere ait
kayıtların güncel halde tutulmasını sağlayacak nitelikteki bilgileri vermek.
68 16.09.2015 tarih ve 29477 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile değiştirilmiştir.
69 16.09.2015 tarih ve 29477 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile değiştirilmiştir.
70 16.09.2015 tarih ve 29477 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile yürürlükten
kaldırılmıştır.
18-06/101-52
120/322
(315) THY’nin 12. maddesinde ödeme bildiriminin hazırlanması ve tüketiciye tebliği ile ilgili usul
ve esasların, PSS veya ikili anlaşmada düzenleneceği belirtilmektedir. Maddenin ikinci
fıkrasında “İkinci bildirim de dahil olmak üzere, düzenlemeye tabi tarifeler yoluyla enerji
alan tüketicilerin ödeme bildirimlerinin tebliği ile ilgili olarak, görevli tedarik şirketi, dağıtım
şirketinden hizmet alımı yapabilir. Bu kapsamdaki hizmet alımı, süre sınırlamasına tabi
değildir. Bu fıkra kapsamında yapılan hizmet alımı karşılığında oluşan maliyetlerin ne
şekilde karşılanacağına ilişkin hususlar Kurul kararı ile düzenlenir.” hükmü bulunmaktadır.
Bu doğrultuda, GTŞ’nin portföyünde bulunan tüketiciler kapsamında yalnızca
düzenlemeye tabi tarifeler yoluyla enerji alan tüketicilerin ödeme bildirimlerinin tebliği için
dağıtım şirketinden hizmet alabileceğinin açıkça düzenlendiği, ancak serbest tüketici
hakkını kullanan ve GTŞ’nin K2 portföyünde yer alan tüketicilerin ödeme bildirimleri için
dağıtım şirketinden hizmet alınabileceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı
görülmektedir.
(316) Söz konusu maddenin devamında ise tedarik şirketleri tarafından düzenlenen ödeme
bildirimi veya faturalarda; tüketicinin son kaynak tarifelerinden elektrik alan serbest tüketici,
ikili anlaşma ile elektrik alan serbest tüketici ya da serbest olmayan tüketici sınıflarından
hangisine girdiğine ilişkin bilgiye ve ilgili sayaca ilişkin tekil koda yer verilmesinin71 ve ikili
anlaşma ile elektrik temin eden tüketicilerden belirli bir süre elektrik satın alacağını taahhüt
edenlere gönderilecek ödeme bildirimi veya faturalarda taahhüdün süresi, sürenin kaçıncı
ayında bulunulduğu ve taahhüdün sona erme tarihi ile taahhüdün bozulması halinde
uygulanacak cezai ücret ve/veya cayma bedellerinin uygulama esaslarına ilişkin bilginin
bulunmasının72 zorunlu olduğu belirtilmektedir.
I.5.2. Serbest Tüketici Portföyüne Geçiş ve Tedarikçi Değişim Sürecine Yönelik
Düzenlemeler
(317) Serbest tüketicilerin perakende satış tarifelerinden enerji almaktayken ilgili GTŞ’den ikili
anlaşma ile enerji almasına ve tedarikçi değiştirmesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği
DUY’un 30/A maddesinin ilgili hükümlerine aşağıda yer verilmektedir:
(2)73,74 Bir serbest tüketicinin;
a) Tedarikçi değiştirmesi veya Kurulca onaylanmış perakende satış tarifelerinden
enerji almaktayken ilgili görevli tedarik şirketinden ikili anlaşma ile enerji alması
durumunda serbest tüketicinin yeni tedarikçisi olmak isteyen piyasa katılımcısı
veya serbest tüketiciye ikili anlaşma ile enerji satmak isteyen görevli tedarik
şirketi, portföy değişikliği ile ilgili talebini, içinde bulunulan ayın en geç altıncı
gününden önceki son iş günü saat 24:00’a kadar bilgi girişlerini PYS üzerinden
yaparak, ilgili serbest tüketici ile serbest tüketicilere satışlar için Enerji Alım-Satım
Bildirim Formunu imzalamış olduğunu PYS üzerinden beyan eder. Yeni tedarikçi
tarafından yapılan bilgi girişleri, serbest tüketicinin mevcut tedarikçisine, PYS
aracılığıyla içinde bulunulan ayın yirminci gününden önceki son iş günü
saat 17:00’da duyurulur.
71 04.08.2016 tarih ve 29791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenmiştir.
72 04.08.2016 tarih ve 29791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenmiştir.
73 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
74 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-06/101-52
121/322
b) Bir fatura dönemi içerisinde herhangi bir tüketicinin kullanımında olmayan bir
tüketim noktasında enerji tüketmeye başlayacak olması durumunda, bu serbest
tüketiciye ikili anlaşma ile enerji satmak isteyen tedarikçi PYS üzerinden bilgi
girişlerini yaparak ilgili serbest tüketici ile Enerji Alım-Satım Bildirim Formunu
imzalamış olduğunu beyan eder. Bu talep, bilgi girişinin yapılmasına müteakip ilgili
dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye PYS üzerinden bildirilir. Serbest tüketici, bilgi
girişinin yapıldığı dönemden itibaren ilgili tedarikçinin portföyüne eklenir.
(…)
(3)75 Bir piyasa katılımcısı, bir serbest tüketiciye ait çekiş birimini portföyünden
çıkartmayı talep etmesi durumunda, içinde bulunulan ayın en geç altıncı gününden
önceki son iş günü saat 24:00’a kadar, Piyasa İşletmecisine PYS aracılığıyla
başvuruda bulunur ve serbest tüketiciyi portföyden çıkarma işlemi gerçekleşir.
Piyasa katılımcısı, Piyasa İşletmecisine yapacağı bu başvurudan önce ilgili
tüketiciyi yazılı olarak bilgilendirir.
(4)76 Piyasa katılımcısının temerrüde düşmesi veya teminat yükümlülüklerini yerine
getirmemesi nedeni ile portföyünden çıkarılan serbest tüketicinin yeni tedarikçisi
olmak isteyen bir piyasa katılımcısının, ilgili serbest tüketiciye enerji tedariği
yapacağını, serbest tüketicilere portföyden çıkarılma bildiriminin yapıldığı ayın
yirminci gününden önceki son iş günü saat 24:00’a kadar, serbest tüketicilere
satışlar için Enerji Alım-Satım Bildirim Formu ile Piyasa İşletmecisine bildirmesi
durumunda, ilgili kayıt güncelleme işlemleri Piyasa İşletmecisi tarafından PYS
aracılığıyla gerçekleştirilir.
(5) Piyasa İşletmecisi, portföyden çıkarılan, portföyü değiştirilen ve yeni kaydedilen
kesinleşmemiş sayaçlar listesini PYS aracılığıyla ilgili dağıtım şirketi, TEİAŞ ve ilgili
piyasa katılımcısına duyurur.
(6)77 Yayımlanan sayaç listesine ilişkin itiraz başvuruları, duyurunun
yayımlanmasını takip eden iki iş günü içerisinde Piyasa İşletmecisine yapılır.
Piyasa İşletmecisi, yapılan itiraz başvurularını iki iş günü içerisinde
sonuçlandırarak, kesinleşen sayaç listesini PYS aracılığıyla ilgili piyasa
katılımcısına ve bağlantı durumuna göre ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye veya
TEİAŞ’a duyurur.
(7) İçinde bulunulan ayın son günü saat 24:00’a ilişkin sayaç değerlerinin okunması
ile sayaçların kayıt altına alınması için piyasa katılımcısının yetkilisi ve TEİAŞ
ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi yetkilisi tarafından ilk endeks tespit
protokolleri düzenlenir.
(8) İçinde bulunulan ayın son günü saat 24:00’a ilişkin yapılan sayaç okumaları
mevcut tedarikçi için son okuma, yeni tedarikçi için ilk okuma olarak kabul edilir ve
söz konusu uzlaştırmaya esas veriş çekiş birimleri mevcut tedarikçinin
portföyünden çıkarılır.
(9)78,79 Bir tüketim noktasının serbest tüketici tarafından tahliye edilmesi
durumunda; TEİAŞ veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından tespitin yapıldığı
75 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
76 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
77 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
78 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
79 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-06/101-52
122/322
tarihte sayaç okuması yapılır ve bu okuma, son okuma olarak kabul edilir. Serbest
tüketicinin mevcut tedarikçisinin portföyünden çıkarılması işlemi TEİAŞ veya ilgili
dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından PYS üzerinden başlatılır ve mevcut
tedarikçi tarafından reddedilmediği takdirde onaylanmış sayılır. Mevcut tedarikçi
ilgili işlemi sadece tahliye işleminin gerçekleşmediği veya tüketim noktasını
devralan yeni kişi ile ikili anlaşması olduğu gerekçesi ile reddedebilir. Piyasa
İşletmecisi, bu işlemlere ilişkin süreci belirleyerek duyurur ve serbest tüketici veri
tabanında gerekli güncellemeleri yapar.
(…)
(12) Gerekmesi halinde, Piyasa İşletmecisi, serbest tüketicinin yeni tedarikçisi
olmak isteyen ilgili piyasa katılımcısından ikili anlaşmasını ve/veya serbest
tüketicilere satışlar için Enerji Alım-Satım Bildirim Formunu, kendisine elden teslim
etmesini talep edebilir.
(13) Piyasa katılımcılarının bu madde kapsamında belirtilen kayıt süreçleri
esnasında;
a) Serbest tüketicinin portföylerinden çıkışını ve yeni tedarikçisinin portföyüne
geçişini mevzuat hükümlerine aykırı olarak engellediğinin tespiti halinde PYS
üzerinden gerekli düzeltme yapılır ve ilgili piyasa katılımcısına Kanunun 16 ncı
maddesi uyarınca yaptırım uygulanır.
b)80 Serbest tüketiciyle ikili anlaşma yapmadan veya Enerji Alım-Satım Bildirim
Formu imzalanmadan serbest tüketici sayaç kaydı için başvurduğunun tespiti
halinde tespitin yapıldığı tarihten sonraki ilk kesinleşen sayaç listesinin
duyurulmasını takip eden ayın ilk gününden geçerli olmak üzere ilgili serbest
tüketicinin kaydı piyasa katılımcısının portföyünden çıkarılır ve bir önceki
tedarikçisinin talebi varsa onun, yoksa görevli tedarik şirketinin portföyüne
kaydedilir. İhlali tespit edilen piyasa katılımcısı Piyasa İşletmecisi tarafından
Kuruma raporlanır. Söz konusu piyasa katılımcısı Kurul Kararı ile üç ay süreyle ikili
anlaşmalar kapsamında yeni tüketici kaydedemez ve bu piyasa katılımcısına
Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca yaptırım uygulanır. Bu serbest tüketici ile ilgili
olarak geçmişe dönük düzeltme yapılmaz.
(14) Bir tedarikçinin teminata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle,
portföyünde yer alan serbest tüketicilerin ilgili katılımcının portföyünden çıkarılması
durumunda, portföyden çıkarılan serbest tüketicilerin listesi PYS’de yayımlanır ve
ilgili görevli tedarik şirketine bilgi verilir.
(15)81 Bir serbest tüketicinin birden fazla tedarikçi tarafından PYS üzerinden talep
edilmesi halinde, Piyasa İşletmecisi tarafından gerekli kontroller yapılarak geçerli
ikili anlaşma veya formatı Piyasa İşletmecisi tarafından belirlenen Enerji Alım-
Satım Bildirim Formu sunan tedarikçinin portföyüne geçiş sağlanır. Bu belgeyi ibraz
edemeyen tedarikçiler için onüçüncü fıkra hükümleri uygulanır. Her iki tedarikçinin
de geçerli ikili anlaşma sunması halinde Enerji Alım-Satım Bildirim Formu imza
tarihi en yakın olan kayıt dikkate alınır. İmza tarihlerinin aynı olması halinde kayıtlar
onaylanmaz ve serbest tüketici mevcut tedarikçisinden enerji almaya devam eder.
Ancak mevcut tedarikçisinin de söz konusu serbest tüketiciye ilişkin portföyden
çıkarma talebi olması halinde tüketici görevli tedarik şirketinin portföyüne kaydedilir.
80 14.01.2017 tarih ve 29948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
81 28.05.2016 tarih ve 29725 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilmiştir.
18-06/101-52
123/322
(318) Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, serbest tüketici hakkını ilk kez kullanan veya
tedarikçi değiştiren serbest tüketicilere elektrik satışı yapmak isteyen GTŞ’nin veya diğer
tedarik şirketlerinin, ilgili serbest tüketici ile Enerji Alım-Satım Bildirim Formu imzalamış
olduğunu beyan etmesi gereklidir. Bu noktada, serbest tüketicinin diğer tedarikçiye
geçişini mevzuat hükümlerine aykırı olarak engelleyen mevcut tedarik şirketleri için ve
Enerji Alım-Satım Bildirim Formu ile diğer belgelere sahip olmaksızın ilgili tüketicileri
portföyüne geçirmek için PMUM’a başvuran tedarik şirketleri için yaptırım uygulanacağı
belirtilmiştir.
(319) Öte yandan, yukarıda yer verilen THY’nin “Tedarikçilerin Yükümlülükleri” başlıklı 23.
maddesine göre, serbest tüketiciye ikili anlaşma yoluyla elektrik enerjisi ve/veya kapasite
sağlayan tedarikçi “serbest tüketiciyi; tüketici hakları, ikili anlaşmalar kapsamındaki ticari
seçenekler ve muhtemel riskler ile talep tarafı katılımına ilişkin bilgiler hakkında anlaşma
yapılmadan önce tüketici tarafından bilgi aldığına dair imzalanmak kaydı ile yazılı olarak
veya tüketicinin kayıtlı elektronik posta adresi yoluyla bilgilendirmek ve talep edildiğinde
söz konusu bilgilendirmeyi Kuruma belgelemek” ile yükümlüdür. Dolayısıyla, tüketicilerin
gerekli bilgilendirme yapılmadan serbest tüketici portföyüne geçirilmemeleri gerektiği açık
bir şekilde düzenlenmiştir.
(320) Bilindiği üzere, serbest tüketici limitini aşarak tedarikçi seçme serbestisi kazanan
tüketiciler, tercih etikleri tedarik şirketi ile ikili anlaşma (enerji alım satım sözleşmesi)
yapmak suretiyle enerji temin ederler. İkili anlaşmalar, 6446 sayılı Kanun’un 3.
maddesinde gerçek ve tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik
enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve EPDK onayına tabi olmayan
ticari anlaşmalar olarak tanımlanmıştır. THY uyarınca, ilgili mevzuata aykırı hükümler
içermedikleri sürece bu ikili anlaşmaların özel hukuk hükümlerine tabi olduğu
düzenlenmektedir. Dolayısıyla tarafların niteliği ve sözleşme içeriğinin elverdiği
durumlarda, bir diğer deyişle serbest tüketicinin mesken müşterisi niteliğinde olması
halinde (enerji temin eden tarafın tacir olmadığı durumlarda) TKHK ve bu kanuna
dayanılarak çıkartılmış olan Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği82 ikili anlaşmalara
uygulanmaktadır. Bu sebeple, bahse konu mevzuatta yer verilen ve serbest tüketici ikili
anlaşmalarına uygulanabilecek hüküm ve düzenlemelere de yer verilmesi gerekmektedir.
82 24.01.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
18-06/101-52
124/322
(321) TKHK’nın “Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar” başlıklı 5. maddesinde şu
hükümlere yer verilmektedir:
“(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve
tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı
düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır.
(2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak
hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur.
Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar
olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.
(3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması
nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle
müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın
münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu
sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir
hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin
uygulanmasını engellemez.
(4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve
anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık
ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm,
tüketicinin lehine yorumlanır.
(5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte
olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın
bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin
niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri
veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak
suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir.
(7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille
yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri
arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat
arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz.
(8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan
haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının
önlenmesi için gerekli tedbirleri alır.
(9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile
sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları
yönetmelikle belirlenir.”
18-06/101-52
125/322
(322) Aynı kanunun “Diğer Tüketici Sözleşmeleri” başlıklı beşinci bölümünde yer alan ikili
anlaşmaların da kapsamında olduğu, “Abonelik Sözleşmeleri” başlıklı 52. maddesinde ise
şu düzenlemeler yer almaktadır:
“(1) Abonelik sözleşmesi, tüketicinin, belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli
aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmelerdir.
(2) Yazılı veya mesafeli olarak kurulan bu sözleşmelerin bir nüshasının kâğıt
üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi zorunludur.
(3) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(4) Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli
abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart
ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. Süresi bir yıldan az olan
belirli süreli abonelik sözleşmesinde satıcı veya sağlayıcı tarafından sözleşme
koşullarında değişiklik yapılması hâlinde de tüketici sözleşmeyi feshedebilir. Fesih
bildiriminin kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile satıcı veya sağlayıcıya
yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshi için
sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan yöntemden daha ağır koşullar içeren bir
yöntem belirleyemez.
(5) Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin aboneliğe son verme isteğini yönetmelikle
belirlenen süreler içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Aboneliğin belirlenen
süreler içinde sona erdirilmediği durumlarda, bu sürelerin bitiminden itibaren mal
veya hizmetten yararlanılmış olsa dahi, tüketiciden herhangi bir bedel talep
edilemez. Satıcı veya sağlayıcı, fesih bildiriminin hüküm ifade etmesinden itibaren
on beş gün içinde tüketici tarafından ödenmiş olan ücretin geri kalan kısmını kesinti
yapmaksızın iade etmekle yükümlüdür.
(6) Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshedilmesi ile ilgili bildirim ve
taleplere ilişkin işlemleri yerine getirmek üzere gerekli tedbirleri almak ve
gerektiğinde uygun bir sistem kurup bu sistemi kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlüdür.
(7)Sözleşmenin zorunlu içeriği, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve
yükümlülükleri ile
diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.”
(323) Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Diğer Yükümlülükler” başlıklı 13. maddesinin
birinci ve ikinci fıkralarında ise aşağıdaki hükümlere yer verildiği görülmektedir:
“(1) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(2) Sözleşme süresi sonunda tüketiciden açık bir talep veya onay almadığı halde
mal veya hizmet sunmaya devam eden satıcı veya sağlayıcı, sunulan bu mal veya
hizmet için hiçbir bedel talep edemez.”
18-06/101-52
126/322
(324) İlgili yönetmelik ayrıca taahhütlü aboneliğin süresinden önce feshedilmesine ilişkin de
hükümler öngörmektedir. Bu çerçevede 16. maddesinin birinci fıkrasında taahhütlü
aboneliklerde tüketicinin süresinden önce taahhütlü aboneliğini sonlandırması halinde,
satıcı veya sağlayıcının talep edeceği bedelin, tüketicinin taahhüdüne son verdiği tarihe
kadar kendisine sağlanan indirim, cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş
kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorunda olduğu; ancak taahhüt kapsamında tüketiciye
sağlanan toplam bedelin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının, bu tutardan düşük
olması halinde, sınır değeri olarak tüketici lehine olan tutarın esas alınması gerektiği
belirtilmiştir. Ayrıca aynı yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca satıcı veya sağlayıcı;
taahhütlü aboneliğin sona ermesinden en az bir fatura dönemi öncesinden, bu durumu
ödeme bildiriminin yanı sıra yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye
bildirmelidir.
(325) Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 22. maddesi şu
şekildedir:
“(1) Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli
abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve
cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir.
(2) Süresi bir yıldan az olan belirli süreli abonelik sözleşmesinde satıcı veya
sağlayıcı tarafından sözleşme koşullarında değişiklik yapılması halinde veya
tüketicinin hizmetten yararlanmasına engel olabilecek geçerli bir sebebin
varlığı halinde tüketici sözleşmeyi feshedebilir.
(3) Tüketicinin taahhütlü aboneliğini süresinden önce feshetmesi halinde, 16
ncı madde hükmü uygulanır.
(4) Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshedilmesi ile ilgili bildirim ve
taleplere ilişkin işlemleri yerine getirmek üzere gerekli tedbirleri almak ve
gerektiğinde uygun bir sistem kurup bu sistemi kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlüdür.”
(326) Serbestleşme sürecindeki bir elektrik perakende satış piyasasında rekabetin tesis
edilmesi bakımından en kritik hususlardan birisi kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip
serbest tüketicilerin söz konusu haklarını herhangi bir engelle karşılaşmadan
kullanabilmeleri ve tedarikçilerini değiştirebilmeleridir. Aksi durumda, müşterilerin
rekabetin ve serbestleşmenin sağladığı faydalardan istifade etmesi mümkün
olmayacaktır. Tedarikçi değiştirme süreci PYS83 üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu
çerçevede kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olan müşterilerin tedarikçi değiştirme
süreçlerine ayrıntılarıyla yer vermek sürecin anlaşılması bakımından faydalı olacaktır.
83 PYS, dengeleme mekanizması ve uzlaştırmaya ilişkin işlemlerin yürütülmesi amacıyla, piyasa işletmecisi,
sistem işletmecisi, piyasa katılımcıları ve sayaçların okunmasından sorumlu iletim ve dağıtım lisansı sahibi
tüzel kişilerin kullanımına sunulan ve küçük istemci yapısında çalışan uygulamaları kapsamaktadır.
18-06/101-52
127/322
Şekil 3: Tedarikçi Değişim Süreci
(327) EPDK’nın DUY kapsamında düzenlediği tedarikçi değişim süreci genel hatlarıyla Şekil 3’te
görüldüğü gibidir. Daha iyi anlaşılabilmesi adına mevcut tedarikçi değişim sisteminin 2017
Mayıs ayını esas alarak tartışmak yerinde olacaktır.
(328) Portföyüne bir müşteriyi eklemek veya portföyündeki bir müşteriyi çıkarmak isteyen bir
tedarikçi, içinde bulunulan ayın (Mayıs 2017) altıncı gününden önceki son iş günü (5
Mayıs) saat 24.00’a kadar ekleme veya çıkarma talebini PYS’ye yüklemelidir. Bu arada,
başka bir tedarikçinin portföyüne ekleme talebinde bulunduğu müşterinin mevcut
tedarikçisi, ekleme talebini, içinde bulunulan ayın (Mayıs 2017) 20. gününden önceki son
iş günü (18 Mayıs) saat 17.00’dan sonra öğrenmektedir. Söz konusu tarihe kadar mevcut
tedarikçi PYS üzerinden ilgili müşterinin yapacağı tedarikçi değişikliğine ilişkin bilgi sahibi
olamamaktadır. 5 Mayıs’a kadar ekleme veya çıkarma talebinde bulunmuş olan tedarikçi,
söz konusu talebinden, içinde bulunulan ayın (Mayıs 2017) 20. gününden önceki son iş
günü (18 Mayıs) saat 17.00’a kadar vazgeçebilmektedir. 18 Mayıs saat 17.00’dan itibaren
tedarikçiler tarafından yapılmış olan ekleme ve çıkarma talepleri kesin hale gelmektedir.
Bu bağlamda, EPİAŞ kesinleşen listeleri, içinde bulunulan ayın (2017 Mayıs) 20.
gününden önceki son iş günü olan 18 Mayıs’ta ilan etmektedir. Piyasa katılımcıları EPİAŞ
tarafından ilan edilen listeye yayım tarihinden itibaren iki iş günü içinde (22-23 Mayıs) itiraz
(2) Portföy için yapılan
ekleme/çıkarma işleminden
vazgeçmek için talepte
bulunulan ayın 20.
gününden önceki son iş
günü saat 17.00’a kadar
PYS’ye bildirim yapılması.
(3) EPİAŞ'ın portföy
değişikliklerini iletim,
dağıtım şirketlerine ve
piyasa katılımcılarına
içinde bulunulan ayın 20.
gününden önceki son işi
günü ilan etmesi
(4) EPİAŞ tarafından
yayımlanan listeye
yayım tarihinden itibaren
2 iş günü içinde
itirazların yapılması
(5) EPİAŞ'a yapılan
itirazların iki iş günü
içinde incelenmesi ve
sonuçların PYS
üzerinden ilan edilmesi
(1) Bir serbest tüketiciyi
portföyüne katmak veya
portföyünden çıkarmak
için içinde bulunulan
ayın 6. gününden önceki
son iş günü saat 24.00'a
kadar PYS'ye talebin
bildirilmesi.
18-06/101-52
128/322
edebilmektedirler. Söz konusu itirazlar EPİAŞ tarafından iki iş günü (24-25 Mayıs) içinde
incelenmekte ve kesinleşen liste EPİAŞ tarafından tekrar ilan edilmektedir.
(329) Öte yandan, tedarikçi değiştirme süreci bugünkü yapısına bir anda ulaşmamış, söz
konusu süreç mevcut işleyişine piyasa katılımcıları, EPDK ve Rekabet Kurumunun süreç
içindeki katkıları sonucu kavuşmuştur. Bu nedenle süreç içinde tedarikçi değiştirmeye
ilişkin kritik değişikliklere ve bu değişikliğin nedenlerine değinmek yararlı olacaktır.
(330) DUY’un 30.12.2012 tarihinde84 yürürlüğe giren versiyonu, düzenlenen tarife üzerinden
elektrik alan ve serbest tüketici hakkını haiz bir tüketicinin85 bir tedarikçi ile ikili anlaşma
yapabilmesi için üç şart öngörmekteydi. Buna göre, ilgili serbest tüketici uygun bir sayaca
sahip olmalı, serbest tüketici niteliğine sahip olmalı ve mevcut tedarikçisine karşı
yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekmekteydi. Bu düzende sayacın uygunluğu
ilgili dağıtım veya TEİAŞ tarafından değerlendirilmekteyken, serbest tüketici niteliği86 ve
yükümlülüklerini yerine getirmeye87 ilişkin hususlar ilgili GTŞ’ce değerlendirilmekteydi.
(331) Söz konusu sistem çerçevesinde, serbest tüketici hakkını haiz tüketicilerin tedarikçi
değiştirmelerinde sorunlar yaşandığı gözlemlenmiştir. Nitekim, yaşanan sorunlar Kurul’un
22.10.2014 tarih ve 14-42/762-337, 14-42/762-338 sayılı, 03.12.2014 tarih ve 14-47/860-
390 sayılı kararlarına da konu olmuştur. Kurumumuzun işbu soruşturmanın taraflarından
olan CK AKDENİZ’e88 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca yolladığı
görüşte;
- Başka tedarik şirketine geçiş talebi, mevcut sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle
veya başka gerekçelerle reddedilen tüketicilerle, CK AKDENİZ’in daha sonra
temas kurarak sözleşme yapmaya ikna etmesi,
- Tahakkuk etmemiş borçların ileri sürülerek tedarikçi değişim taleplerinin, tüketicinin
borcu olduğu gerekçesi ile reddedilmesi,
- Serbest tüketici statüsündeki tüketicilere ilişkin geçiş taleplerinin, tüketimin serbest
tüketici limitinin altında olduğu gerekçesiyle reddedilmesi
gibi davranışların varlığının tespit edildiği belirtilmiştir. Anılan kararları takiben Kurul
tarafından yapılan tespitler EPDK ile paylaşılmıştır.
84 2012 Aralık ayı içinde alınan EPDK kararı ile 2013 yılı için serbest tüketici limiti 25.000 kWh’tan 5.000
kWh’a düşürülmüş, böylelikle çok sayıda tüketicinin kendi tedarikçisini seçebilme hakkı tanınmış ve elektrik
perakende satış piyasası hareketlenmiştir.
85 İlgili dönemde tüketicilerin (sayaç bazında) büyük bir kısmının düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik
tedarik ettiği ve perakende piyasadaki rekabetin düzenlenen tarifelerden ayrılıp başka tedarikçilerden
elektrik temin eden tüketicilerle geliştiği dikkate alındığında söz konusu tedarikçi değiştirme sürecinin
piyasanın serbestleşmesi açısından önemi tahmin edilebilecektir.
86 Serbest tüketici niteliği, ilgili tüketicinin EPDK tarafından öngörülen serbest tüketici limitinin üzerinde bir
tüketime sahip olup olmamasına bağlı olmaktadır.
87 Yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise başka bir tedarikçiye geçiş yapmak isteyen tüketiciye içinde
bulunulan ayın 14. gününden önceki iş gününe kadar gecikme faizi de dahil olmak üzere tebliğ edilmiş olan
faturanın ödenip ödenmemesine ilişkindir.
88 Kurul kararının alındığı tarihte CK AKDENİZ’in ticaret unvanı CLK AKDENİZ’di.
18-06/101-52
129/322
(332) EPDK, 28.03.2015 tarihinde DUY’da yaptığı değişiklikle başka tedarikçiye geçiş için
aranan uygun sayaç şartını kaldırmış ve düzenlenen tarifeden çıkarak başka bir
tedarikçiden elektrik tedarik eden müşterinin sayacının en kısa sürede uygun sayaçla
değiştirilmesini ilgili dağıtım şirketi ve TEİAŞ’a bir yükümlülük olarak getirmiştir. GTŞ’nin
değerlendirmesine bağlı olan hususlar ise 15.07.2015 tarihinde yürürlüğe giren DUY ile
kaldırılmıştır. Böylelikle, herhangi bir müşteri mevcut tedarikçisinin onayına tabi olmadan
başka bir tedarikçiye geçiş yapabilme olanağına kavuşmuştur.
(333) Yukarıda da belirtildiği üzere, mevcut tedarikçi müşterisinin başka bir tedarikçiye geçmek
için talepte bulunduğunu, portföye ekleme veya çıkarma taleplerinin geri alınması için
verilen sürenin sonuna kadar görememektedir. Mevcut sistemden önce, bir tedarikçinin
portföye ekleme/çıkarma talebinin ilgili ayın 10. gününden önceki son iş günü saat 24.00’a
kadar PYS’den yapılması gerekmekteydi. Yapılan ekleme ve çıkarma taleplerinin geri
alınması ise aynı ayın 24. gününden önceki son iş günü saat 17.00’a kadar
yapılabilmekteydi. Dolayısıyla, mevcut tedarikçi, müşterisinin başka tedarikçiye geçiş
talebini ayın 10. gününden önceki son iş gününde öğrenebilmekteydi. Söz konusu
sistemde yerleşik şirketlerin geçiş yaptığından haberdar oldukları müşterilere baskı
yaparak ayın 24. gününden önceki son iş gününe kadar geçiş taleplerini geri aldırttıklarına
ilişkin iddialar gündeme gelmiş ve bu bağlamda tedarikçi değiştirmenin zorlaştırıldığı ifade
edilmiştir. Anılan sistem EPDK’nın 28.05.2015 tarihinde yaptığı değişiklikle bugünkü
haline getirilmiştir.
(334) Şu an yürürlükte bulunan tedarikçi değiştirme sürecine ilişkin okuma tarihi ile aynı müşteri
için birden fazla tedarikçi tarafından portföye katma talebi olması hususlarına da
değinmek yararlı olacaktır. İlk olarak içinde bulunulan ayın son günü saat 24.00’a ilişkin
yapılan sayaç okumaları mevcut tedarikçi için son okuma, yeni tedarikçi içinse ilk okuma
olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda tedarikçi değişikliğinin yapıldığı ayı takip eden
ayda yapılacak okuma endeksi ile yeni tedarikçinin ilk okuması olarak kabul edilen endeks
arasındaki fark, ilgili müşterinin geçiş yaptığı tedarikçideki tüketimi olacaktır. İkinci olarak
birden fazla tedarikçinin aynı müşteriyi talep etmesi durumunda EPİAŞ tarafından gerekli
kontroller yapılarak geçerli ikili anlaşma veya EPİAŞ tarafından belirlenmiş olan IA-02
Formu’nu sunan tedarikçinin ilgili müşteriyi portföyüne alması sağlanmaktadır. Eğer her
iki taraf da geçerli bir ikili anlaşma sunuyorsa, “IA-02 formlarından imza tarihi en yakın
olan tedarikçi” ilgili müşteriyi portföyüne katmaktadır. İmza tarihlerinin aynı olması
durumunda ise EPİAŞ, tedarikçiler tarafından yapılmış kayıtları onaylamamakta ve ilgili
müşteri mevcut tedarikçisinin portföyünde kalmaya devam etmektedir.
I.5.3. Sektörel Düzenleme ve Rekabet Hukuku İlişkisi
(335) Başta elektrik olmak üzere enerji sektörü gibi ayrıntılı ve yoğun bir şekilde düzenlemeye
tabi olan endüstrilerde, sektörel düzenleme ve rekabet hukuku arasındaki ilişki zaman
zaman tartışmalara konu olmuştur. Bu ilişkinin netleştirilmesi, uygulamada ortaya
çıkabilecek uyuşmazlıkların ve tutarsızlıkların giderilmesi; teşebbüslerin etkin şekilde
faaliyet göstermeleri ve gerekli yatırımları yapmaları için hukuki belirlilik ve
öngörülebilirliğin sağlanabilmesi bakımından önem taşımaktadır89.
89 KÖKTÜRK, N.S. (2012), Telekomünikasyon Sektöründe Dikey Bütünleşik Firma Davranışlarının
Düzenlenmesi: Sektörel Düzenleme ve Rekabet Hukuku, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Rekabet
Kurumu, Ankara, s.61.
18-06/101-52
130/322
(336) Söz konusu ilişki kapsamında ortaya çıkan bir diğer önemli husus ise sektörel mevzuatta
düzenlemeye konu olan bir teşebbüs davranışının, 4054 sayılı Kanun kapsamında
rekabeti ihlal ettiği şüphesi taşıması halinde rekabet kurallarının uygulanıp
uygulanamayacağı sorusudur.
(337) Bilindiği üzere, sektörel düzenlemeler, piyasada ortaya çıkabilecek aksaklıkların
öngörülmesi, gerekli tedbirlerin zamanında alınabilmesi ve piyasanın etkin biçimde
işlemesini engelleyen birçok sorunun hızlı ve etkili bir biçimde çözülebilmesi açısından
kritik bir öneme sahiptir.
(338) Diğer yandan teşebbüs davranışlarının ilgili sektörel mevzuatla uyumlu olması,
teşebbüslerin rekabet hukuku mevzuatına uygun hareket ettikleri anlamına gelmediği gibi
bu davranışların, hem sektörel düzenlemelere hem de rekabet hukuku mevzuatına aykırı
olması halinde, her iki mevzuat kapsamında da denetime ve yaptırıma tabi olması
mümkündür. Rekabet ihlali teşkil ettiği düşünülen bir davranışın düzenlemeye ve bu
düzenlemeden kaynaklanan denetime tabi olması, söz konusu davranışı 4054 sayılı
Kanun’un uygulanmasından ve bu çerçevede teşebbüse getirilebilecek yaptırımlardan
muaf tutmamaktadır.
(339) Kurumlar arasındaki yetki ve görev noktasındaki farklılığın anlaşılabilmesi bakımından
sektörel düzenlemeler ile rekabet hukuku arasındaki en temel fark olan ex-ante (öncül) ve
ex-post yaklaşımlardan yola çıkılmalıdır. Sektörel düzenlemeler geleceğe dönük olarak
rekabetin tesisi amacıyla teşebbüslerin nasıl davranması gerektiğini belirleyen ve buna
yönelik olarak bazı teşebbüs davranışlarını öncül olarak engelleyen kurallar bütünüyken;
rekabet hukuku daha çok ardıl ve zarar odaklı bir yaklaşımla teşebbüsün geçmiş
davranışlarını inceleyen bir alandır. Rekabet hukuku kapsamında yapılan herhangi bir
hâkim durum incelemesinde kapsam/etki, tüketici zararı ve ekonomik haklı gerekçe gibi
unsurlar dikkate alınarak ardıl değerlendirmeler yapılmaktadır.
(340) Sektörel düzenlemeler kapsamında ise teşebbüslerin öncül olarak belirlenmiş kurallara
uyup uymadığına bakılmakta, eylemin amacı, kapsamı ya da piyasaya etkisi gibi
hususlarda ayrıntılı değerlendirme yapma ihtiyacı bulunmamaktadır. Örnek olarak
ayrımcılık uygulamaları ele alındığında; sektörel düzenleme kapsamında ayrımcı
davranışın yasaklanması halinde, her türlü ayrımcı uygulama ihlal olarak kabul
edilebilecektir. Rekabet hukuku kapsamında yasaklanan eylem ise her ayrımcılık
uygulaması değil, hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilen ayrımcılık
uygulamalarıdır.
18-06/101-52
131/322
(341) Bu konuya ışık tutacak nitelikte, Danıştay 13. Dairesi tarafından son dönemde alınmış
bazı kararlar bulunmaktadır. Danıştay 13. Dairesi’nin E:2008/13184, K:2012/359 sayılı
kararında, sektörel düzenleyici kurumların kararları doğrultusunda hareket eden
teşebbüslerin rekabet hukuku kurallarından bağışık tutulamayacağının açık olduğu
vurgulanmaktadır. Kararda, bir sektörel düzenleyici kurumun yaptığı düzenlemeler ve
aldığı tedbirlerle rekabetçi sorunların ortadan kalkması ve konunun salt sektörel mevzuatı
ilgilendiren teknik bir hususa ilişkin olması halinde dahi, Kurul’un soruşturma açıp
açmama konusunda takdir yetkisi bulunduğu ifade edilmekte ve bu hususlar hakkında
4054 sayılı Kanun çerçevesinde gerekli araştırmanın yapılmaması durumunda, rekabete
aykırı davranışların yaptırımsız kalacağı belirtilmektedir. Kararda ayrıca, sektörel
düzenleyici kurumun karar almasına sebep olan teşebbüs davranışlarının, hâkim
durumun kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun saptanması halinde, konu hakkında
Kurul’un soruşturma açması ve ihlalin kesin olarak tespiti halinde yaptırım uygulamasının
önünde bir engel bulunmadığı ifade edilmektedir. Bu gerekçeyle hareket eden Danıştay
13. Dairesi, ortaya çıkabilecek rekabetçi zararı önlemeye yönelik spesifik düzenlemelerin
ve düzenleyici kurum kararlarının bulunduğu gerekçesiyle önaraştırma açılmaması
yönündeki dava konusu Kurul kararını iptal etmiştir.
(342) Benzer şekilde, Danıştay 13. Dairesi’nin E:2008/14245, K:2012/960 sayılı kararında; “Bir
piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir kurumun regülasyonuna tabi olmasının o piyasada
yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarmayacağı, Rekabet Kurulu'nun
4054 sayılı Kanun çerçevesinde tüm mal ve hizmet piyasalarında rekabeti engelleyici,
bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan
teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli
düzenleme ve denetimleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamakla görevlendirilmiş
olduğu, söz konusu düzenleyici kurumların piyasa hakkındaki tasarruflarında rekabetçi bir
piyasa düzeni sağlamakla yükümlü olmalarına rağmen, piyasada gerçekleşen rekabet
ihlâllerinin tespit ve idari yaptırıma tabi tutulması, Kanun veya ikincil düzenlemelerle
öngörülen veya öngörülebilecek istisnalar dışında, 4054 sayılı Kanun kapsamında
Rekabet Kurulu'nun görev alanına girdiği görülmektedir.” denilmiştir.
(343) Kararda ayrıca, düzenleyici otoritenin amacının düzenlenen piyasada rekabetin tesisine,
rekabetin engellenmesine ve rekabetçi zararın önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması
ve düzenlemelerin yapılması olmakla birlikte, Kurul’un bu piyasadaki teşebbüsler
hakkında ileri sürülen ihlal iddiaları hakkında açabileceği bir soruşturma sonucunda
verebileceği idari para cezasının, rekabet karşıtı davranışların ve bunun altında yatan
saikin cezalandırılmasına yönelik olacağı; düzenleyici otorite tarafından alınan tedbirler
ve yapılan düzenlemelerle mevcut rekabet ihlalinin etkilerinin sona ermesi ve rekabetçi
zararın tamamen ortadan kalkması ve konunun salt düzenlemeyi ilgilendiren teknik bir
hususa ilişkin olması halinde Kurul’un soruşturma açıp açmama konusunda takdir yetkisi
bulunmakla birlikte, bu takdir yetkisinin 4054 sayılı Kanun’un öngördüğü amaca uygun ve
hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiği, şikayet konusu fiiller hakkında yukarıda
anlatılan mevzuat hükümleri uyarınca sektörel düzenleyici kurum tarafından aynı fiil
hakkında uygulanabilecek idari yaptırımların ise Kurul tarafından dikkate alınması ve
genel olarak iki kurumun işbirliği içerisinde bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
18-06/101-52
132/322
(344) Danıştay 13. Dairesi’nin yukarıda yer verilen kararlarda oluşturduğu kanaatin
E:2010/4805, K:2014/832 sayılı kararda da yer bulduğu görülmektedir. Söz konusu
kararda, düzenleyici otorite tarafından düzenleme alanına giren bir davranış hakkında
işlem tesis edilmiş olmasının, konunun Kurum tarafından incelenmesinin önünde engel
oluşturmayacağı hususu açıklıkla vurgulanmakta ve bu gerekçeyle şikâyet konusu
davranış hakkında herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği yönündeki Kurul kararı hukuka
uygun görülmeyerek iptal edilmektedir.
(345) Anılan Danıştay kararları ışığında, ilgili sektörel düzenleyici otorite ve Kurum’un
uygulamakla yükümlü oldukları mevzuat bakımından inceleme yürütme kabiliyetine sahip
olması gerekmekte ancak aynı fiil hakkında uygulanabilecek idari yaptırımlar bakımından
kurumların birbirlerinin yaptırımlarını dikkate alması beklenmekte ve genel olarak iki
kurumun işbirliği içerisinde bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
(346) Kurul kararlarında farklı pazarlarda yürütülen soruşturmalar kapsamında düzenleme-
rekabet hukuku ilişkisinin tartışıldığı görülmekte olup ilgili kararlara aşağıda yer
verilmektedir:
(347) Telekomünikasyon sektörüne ilişkin 19.11.2008 tarih ve 08-65/1055-411 sayılı kararda
4054 sayılı Kanun’un tüm sektörlere uygulandığı ve bankacılık sektöründeki belli
düzeydeki birleşme ve devralma işlemlerine istisna getiren düzenlemeler dışında herhangi
bir sektörün açık veya örtülü bir şekilde 4054 sayılı Kanun’un uygulaması dışına çıkaran
yasal düzenlemenin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda 2813 sayılı Kanun ile
rekabete aykırı eylemler hakkında Telekomünikasyon Kurumuna verilen yetkilerin
Kurul’un telekomünikasyon sektöründe 4054 sayılı Kanun’u uygulamasını dışlamadığı ve
4054 sayılı Kanun hükümlerinin bu sektöre uygulanması konusunda Telekomünikasyon
Kurumuna yetki ve görev vermediği, telekomünikasyon düzenlemelerinin rekabet
kurallarının kapsamını genişletmediği, daraltmadığı ve 4054 sayılı Kanun ile korunan
menfaatlere ilişkin kurumlar arası bir görev değişikliğine sebep olmadığı,
telekomünikasyon mevzuatının, daha rekabetçi bir yapı sağlanması için yeni
yükümlülükler getirmekte olduğu, ancak rekabet kuralları kapsamında yeni yükümlülükler
getirmediği ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde Kurul tarafından teşebbüslere rekabet
kurallarının uygulanmasına yönelik açık veya zımni bir bağışıklığın tanınmadığı dile
getirilmiştir. Nitekim uygulamada göz önüne alınması gerekenin inceleme konusu
uyuşmazlığın aynı zamanda sektör spesifik düzenlemelere de aykırılık teşkil edip etmediği
değil, rekabet kurallarının süregelen uygulamaları ile benimsediği standartlar/prensipler
çerçevesinde ortada bir ihlalin bulunup bulunmadığı olduğu kararda belirtilmiştir.
(348) Bu sektöre ilişkin bir diğer karar olan 19.12.2013 tarih ve 13-71/992-423 sayılı kararda ise
Danıştay 13. Dairesi’nin yukarıda bahsedilen 13.02.2012 tarih, E:2008/13184 E. ve
K:2012/359 sayılı kararına atıfla Kurul’un düzenlenen sektörlere müdahalede
bulunmasının önünde bir engel olmadığı ifade edilmiştir.
18-06/101-52
133/322
(349) Kurul’un benzer nitelikteki altyapı/erişim pazarlarında hâkim durumda bulunan
teşebbüsün fiyat sıkıştırması yoluyla alt pazardaki rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı
iddialarının ele alındığı diğer kararlarında ise her iki pazarın tarifelerinin de Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlendiği ya da onaylandığı durumda
herhangi bir işlem tesis etmediği90, üst pazardaki tarifelerin düzenlenmesine rağmen alt
pazarlarda herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı durumlarda ise iddiaları 4054 sayılı
Kanun kapsamında değerlendirdiği91 görülmektedir. Kurul, fiyat sıkıştırması davranışını
4054 sayılı Kanun kapsamında incelediği kararlarında, alt pazardaki fiyatların
düzenlenmemesini teşebbüsün belirli bir fiyatlandırma serbestisi olduğu şeklinde
değerlendirmekte ve “[sektörel] düzenlemeleri dikkate alarak, söz konusu düzenlemelerin
sınırları içerisinde teşebbüslerin kendi iradeleriyle ortaya koydukları davranışları inceleme
konusu yapmaktadır”92 ifadesiyle teşebbüsün iradesi/davranış serbestisini bir ölçüt olarak
ele aldığını belirtmektedir.93
(350) Bankacılık sektörüne ilişkin 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararda 4054 sayılı
Kanun’un 2. maddesi ile 3. maddesinin gerekçesine değinilerek Türkiye sınırlarındaki tüm
mal ve hizmet piyasalarında meydana gelebilecek her türlü rekabeti kısıtlayıcı anlaşma,
uyumlu eylem vb. işlemlerin Kanun kapsamında ele alındığı, dolayısıyla bankaların ve
genel olarak finansal hizmet kuruluşlarının eylemlerinin de bu kapsama girdiği
belirtilmiştir. Ayrıca kararda “…gerek BDDK gerekse TCMB ile raportörlerce yapılan
görüşmelerde soruşturmaya konu olan eylemlere ilişkin olarak, bankaların uzlaşma
içerisinde hareket etmelerine yol açabilecek bir hukuki düzenlemenin ya da talimatın
bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla bankaların düzenleyici kurumlara olan
sorumlulukları sebebiyle rekabetin sınırlandığı iddiasının kabulü mümkün
görünmemektedir.” denilerek Kurum’un bu konuda soruşturma yürütme yetkisi olmadığı
savunması kabul edilmemiştir.
(351) Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.’nin (TÜPRAŞ) fiyatlandırma ve sözleşmelere ilişkin
uygulamaları yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediğine yönelik
yürütülen soruşturmaya ilişkin 17.01.2014 tarih ve 14-03/60-24 sayılı kararda TÜPRAŞ’ın
fiyat serbestisine sahip olduğu belirtilmiş ve Danıştay 13. Dairesi’nin E:2008/14245,
K:2012/960 sayılı kararına atıfta bulunularak regülasyona tabi bir piyasada faaliyet
gösteren TÜPRAŞ’ın fiyatlandırma davranışlarının 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilebileceği konusunda kuşku bulunmadığı ifade edilmiştir.
90 08.09.2005 tarih ve 05-55/833-226 sayılı, , 11.09.2008 tarih ve 08-52/792-391 sayılı, 21.10.2009 tarih ve
09-48/1206-306 sayılı ve 12.01.2010 tarih ve 10-04/39-19 sayılı Kurul kararları.
91 19.11.2008 tarih ve 08-65/1045-411 sayılı, 21.10.2009 tarih ve 09-48/1206-306 sayılı ve 17.06.2010 tarih
ve 10-44/761-245 sayılı Kurul kararları.
92 11.09.2008 tarih ve 08-52/792-391 sayılı Kurul kararı.
93 Köktürk, 2012.
18-06/101-52
134/322
(352) Sonuç olarak Kurul, özellikle Danıştay’ın kararlarında yer alan açık hükümleri de dikkate
alarak düzenlenen sektörler ve alanlarda rekabet ihlali şüphesinin önaraştırma ile ortadan
kaldırılamadığı koşullarda soruşturma açmakta ve ihlal tespit ettiği durumlarda yaptırım
uygulama yoluna gitmektedir. Kurul, düzenlenen sektörlerde rekabeti kısıtlayıcı olabilecek
davranışlara, ilgili davranışların sektörel mevzuatta düzenlenmiş olmasından bağımsız
olarak müdahale etmekte, teşebbüslerce dile getirilen ve ilgili pazarın düzenlemeye tabi
olduğu ya da görevli düzenleyici bir otoritenin bulunduğu şeklindeki savunmaları ise kabul
etmemektedir. Bununla birlikte Kurul, düzenlemenin ya da ilgili düzenleyici otoritenin,
doğrudan teşebbüslerin davranışlarını belirleyen kurallar getirmesi durumunda ise rekabet
hukuku çerçevesinde söz konusu davranışı 4054 sayılı Kanun kapsamında ele
almamaktadır.
(353) Bu noktada belirleyici olan husus, sektörel düzenlemeler çerçevesinde incelenen
teşebbüs davranışının söz konusu düzenleme sonucunda ortaya çıkıp çıkmadığı yahut
teşebbüsün davranış serbestisinin bulunup bulunmadığıdır. Diğer bir deyişle,
teşebbüslerin serbestçe karar alması, sektörel düzenlemeler vasıtasıyla
engellenmedikçe, ilgili davranışa rekabet hukukunun uygulanabileceğinde herhangi bir
kuşku bulunmamaktadır.
(354) Söz konusu yaklaşım işbu soruşturma kapsamında incelemeye konu olan elektrik sektörü
için de geçerlidir. Bilindiği üzere, elektrik sektöründe sektörel düzenleyici olan EPDK ile
ETKB’nin detaylı düzenlemeleri bulunmakta ve söz konusu kuruluşlar tarafından sektöre
yönelik olarak inceleme ve çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Ancak bu düzenleme ve
uygulamalar elektrik sektöründe yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına
çıkarmamaktadır.
(355) 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesinin uygulanması ile amaçlanan tüm mal ve hizmet
piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamalar ile piyasada hâkim durumda teşebbüslerin bu durumlarını kötüye
kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin
korunmasını sağlamaktır. Elektrik piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir kurumun
regülasyonuna tabi olması, bu piyasada yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı
dışına çıkarmamaktadır. Ancak Kurul’un söz konusu davranışlara yönelik inceleme
yapması, sektörel düzenlemelerin dağıtım şirketleri ve GTŞ’lerin serbestçe karar almasını
engellemediği sürece mümkündür.
(356) Bu doğrultuda, soruşturma konusu olan elektrik dağıtım ve GTŞ’nin ilgili pazarlar olan
elektrik dağıtım ve tedarik pazarındaki hâkim durumlarını kötüye kullanmalarının tespit
edilmesi halinde, her ne kadar söz konusu eylemlere ilişkin sektörel düzenlemeler mevcut
olsa da, incelenen teşebbüsler ve eylemleri 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilecektir. Örneğin, 6446 sayılı Kanun’da hukuki ayrıştırmanın düzenlenmiş
olması, dağıtım şirketi ve GTŞ’nin, bu ilkeye aykırı davranarak dağıtım şirketi
bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım şirketinin
GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması eylemlerinde bulunarak hakim
durumlarını kötüye kullanmaları halinde 4054 sayılı Kanun kapsamında incelenmeleri ve
yaptırıma tabi tutulmaları önünde bir engel oluşturmayacaktır. Ancak burada dikkat
çekilmesi gereken husus, incelemeye konu olan teşebbüslerin hukuki ayrıştırmaya aykırı
davranmaları nedeniyle değil, bu davranışları sonucunda hâkim durumlarını kötüye
18-06/101-52
135/322
kullanarak ilgili pazarlardaki rekabeti bozmaları sebebiyle Kurul’un incelemesine muhatap
olmasıdır.
(357) Benzer şekilde dağıtım şirketlerinin, doğal tekel niteliğinde olan ve münhasıran sorumlu
oldukları dağıtım hizmet ve faaliyetlerini gerçekleştirirken kendileriyle aynı ekonomik
bütünlük içinde bulunan GTŞ’ler lehine ve diğer tedarikçiler aleyhine ayrımcı davranışlar
içinde bulunmaları da rekabeti kısıtlayıcı bir nitelik arz edecektir. Bu kapsamda, her ne
kadar dağıtım şirketlerinin faaliyetleri sektörel mevzuat çerçevesinde detaylı bir şekilde
düzenlenmiş olsa da söz konusu eylemler 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
hâkim durumun kötüye kullanılması nedeniyle incelemeye konu olacaktır. Yine GTŞ’lerin
rekabet ihlali olarak değerlendirilecek nitelikte eylemlerde bulunarak pazarda giriş
engelleri yaratmaları veya pazar kapama etkisine yol açacak davranışta bulunmaları
halinde söz konusu davranışlar rekabet hukuku kapsamında ele alınacaktır. Her ne kadar
ilgili davranışların, bu alanlarda düzenleme ve çalışma yapan EPDK’nın görev alanına
gireceği iddia edilecek olsa da piyasanın rakiplere kapanması amacını taşıması ve pazar
gücünü haiz bir oyuncu tarafından yapılması sebebiyle anılan eylemin rekabet hukuku
uygulaması kapsamına gireceği de açıktır.
I.5.4. Uluslararası Kararlar ve Raporlar
I.5.4.1. Elektrik Perakende Piyasasının Serbestleşmesi 2011 - İspanya
(358) Elektrik Endüstrisi Şirketleri Derneği (UNESA) üyesi olan ve İspanya elektrik piyasasında
yerleşik konumda bulunan Iberdola, Endesa, Eon, Gas Natural ve Cantabrico’nun,
UNESA üzerinden tedarikçi değiştirmek isteyen tüketicilerin engellenmesine yönelik bir
strateji üzerinde anlaşması ve tüketicilere ilişkin bilgilerin diğer tedarikçilerle
paylaşılmasını UNESA aracılığıyla engellemeleri ihlal olarak değerlendirilmiştir. Adı geçen
beş teşebbüse İspanya Rekabet Otoritesi tarafından toplam 61 milyon Euro para cezası
verilmiştir.
I.5.4.2. Dağıtım Şirketleri 2009 - İspanya
(359) Hizmet verdiği tüketicilere ilişkin veri tabanı oluşturma ve bu veri tabanını güncel tutma
yükümlülüğü bulunan dağıtım şirketlerinden bir kısmının bu yükümlülüğü rakip şirketlere
karşı yerine getirmeyip aynı ekonomik bütünlük içinde bulunduğu perakende şirketine
sağlayarak rakiplerin perakende satış kapasitesini düşürdüğü gerekçesiyle, söz konusu
dağıtım şirketlerine İspanya Rekabet Otoritesi tarafından toplam 36,6 milyon Euro para
cezası kesilmiştir.
I.5.4.3. Dağıtım Şirketleri/ SORGENİA 2010 - İtalya
(360) Dağıtım şirketlerinin elektrik ve gaz perakende piyasasına giriş yapmak isteyenlerin
maliyetlerini yükseltmek için etkin olmayan prosedür ve davranışlarda bulunduğu ve
tüketicilerin tedarikçi değişikliğini zorlaştırdığı (özellikle tüketici ile ilgili verinin verilmesini
erteleyerek) iddiası çerçevesinde ulusal rekabet otoritesi tarafından beş dağıtım şirketi
hakkında başlatılmış olan inceleme teşebbüsler tarafından sunulan taahhütler neticesinde
sonlandırılmıştır.
18-06/101-52
136/322
I.5.4.4. ENEL/EXERGIA 2009 - İtalya
(361) İtalya’nın yerleşik elektrik şirketi olan ENEL’in iki iştiraki olan ENEL Distribuzione ve ENEL
Servizio Elettrico hakkında yapılan incelemede, mesken olmayan müşterilere yapılan
elektrik perakende satışı için gerekli olan müşteriyle ilgili teknik ve finansal detayların,
rakiplere ENEL şirketleri tarafından geç, hatalı ve silinerek verildiğine ilişkin iddialar
incelenmiştir. ENEL’in piyasaya yeni giren oyuncuların ihtiyaç duyduğu bilgiler üzerinde
tekel pozisyonunda bulunduğu ifade edilmiş ve dosya ENEL’in ilgili bilgilerin içeriğinin
korunmasına ve kontrol edilmesine ilişkin getirdiği taahhütler çerçevesinde
neticelendirilmiştir.
(362) Yukarıda yer verilen üye ülke kararlarından da görülebileceği üzere yerleşik elektrik
dağıtım ve tedarik şirketleri tarafından, tedarik faaliyeti için gerekli olan bilgilerin eksik, geç
veya hiç paylaşılmayarak rakip şirketlerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, tedarikçi geçişine
engel olunması gibi davranışlar AB üyesi ülkelerdeki serbestleşme süreçlerinde de
gündeme gelmiş ve ilgili ülkelerdeki rekabet otoriteleri tarafından rekabet ihlali olarak
nitelendirilip, cezalandırılmıştır.
I.5.5. Elektrik Piyasasındaki Aksaklıklar
(363) Ülkemizde, elektrik tedariki faaliyeti görece kısa bir süre öncesine kadar dikey bütünleşik,
monopol bir yapı altında tüketicilere sunulan bir ticari faaliyet olarak varlığını
sürdürmekteydi. Gerek bu durumun oluşturduğu alışkanlıklar gerekse söz konusu tedarik
hizmetinin sunumuna özgü özellikler nedeniyle inceleme konusu piyasaya yönelik
birtakım talep taraflı piyasa aksaklıklarından bahsetmek sektörel çerçevenin daha
bütüncül bir şekilde anlaşılması ve inceleme konusu eylemlerin etkisinin daha iyi
kavranılması bakımından gereklidir. Aşağıda davranışsal iktisat çerçevesinde talep taraflı
piyasa aksaklıkları, bu aksaklıklarla beraber GTŞ’lerin davranışları sonucunda oluşan
piyasa başarısızlıkları ve tüm bunların rekabetçi piyasa yapısı üzerindeki etkilerine yönelik
açıklamalarda bulunulacaktır.
I.5.5.1. Davranışsal İktisat Çerçevesinde Piyasa Aksaklıkları ve Kötüleşen Geçiş
Maliyetleri
(364) Rekabet hukukuna konu olan vakalar göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu
vakalarda saik ve eylemleri değerlendirilen ekonomik ajanların rasyonel ajanlar olduğu ve
rasyonel kararlar verdiği varsayılmaktadır. Özellikle katı piyasa koşullarının veya piyasa
aksaklıklarının geçerli olmadığı varsayılan neoklasik modellerde rekabetin, geçerli olduğu
pazarlarda aktörlerin refahını ençoklaması beklenmektedir. Rasyonel seçim kuramı olarak
adlandırılan bu kurama göre iktisadi ajanlar erişime açık mevcut verileri, tercihlerin
gerçekleşme olasılıklarını ve potansiyel fayda ve maliyetleri dikkate alarak sahip oldukları
seçenekler arasından optimal olanı seçerler. Rasyonel seçim kuramına göre kişinin
tercihi, kişinin bilgisi ve onun kullanımına hazır kaynaklara göre belirlenmekte; bu da
herkes için geçerli ortak bir rasyonel davranıştan (objektif rasyonalite) söz edilememesine,
tercihlerin kişiden kişiye değişebilmesine yol açmaktadır94. Beklenen fayda kuramına
göre, bireylerin belirsizlik altındaki tercihleri rasyonellik aksiyomları çerçevesinde
kolaylıkla modellenebilmektedir. Bununla birlikte sınırlı rasyonellik, buluşsal yöntem ve
94 YALÇIN, Y. (2012), “Davranışsal İktisat Yaklaşımıyla Rekabetçi Piyasa Analizi”, Rekabet Kurumu
Uzmanlık Tezleri Serisi, Rekabet Kurumu, Ankara, s. 11.
18-06/101-52
137/322
önyargı/yanlı eğilimlerin karar alma mekanizmasını etkilemesi ve böylece beklenmeyen
sonuçların ortaya çıkmasına bağlı olarak rasyonel seçim kuramı, iktisadi ajanların belli
koşullar altında gerçek anlamda nasıl tercihte bulunacaklarına ilişkin süreci yeterince
yansıtmadığı için eleştirilmektedir.
I.5.5.1.1. İktisadi Bireylerin Sergilediği Sınırlı Rasyonellik ve Nedenleri
(365) Sınırlı rasyonellik bireylerin, tercihlerinin bilişsel, çevresel veya psikolojik kısıtlardan
etkilenmesi nedeniyle optimal olmayan kararlar verdikleri durumu tanımlamaktadır. Sınırlı
rasyonellik kapsamında ele alınacak buluşsal yöntem ve önyargıları, yargılara ve
seçimlere etki etmeleri bakımından iki grupta toplamak mümkündür.95 Yargılar, belirsizlik
ortamında bir olaya ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler olarak tanımlanmaktadır.
Seçimler ise hem belirli hem belirsiz dolayısıyla olasılık içeren ortamlarda
yapılabilmektedir. Bu çerçevede ilk olarak yargılara ilişkin hatalar temsil edilebilirlik kısa
yolu, ulaşılabilirlik kısa yolu ve çıpalama kısa yolu olarak sıralanabilmektedir96:
- Temsil Edilebilirlik Kısa Yolu: Olasılık içeren durumlarda varılacak yargılar, o
duruma ilişkin olarak sahip olduğumuz bilgiler ve bu bilgilerin yargı ile ilişkisi göz
önünde bulundurularak şekillenmektedir. Yargıya varmada yapılan bu
ilişkilendirme, temsil edilebilirlik ölçütünün birtakım faktörlere duyarsız kalmasına
ve yargıya ilişkin ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İşbu dosyaya
konu pazarlar bakımından ele alındığında, önce yasal tekel niteliğindeki firmadan
daha sonra düzenlenen tarife müşterisi olarak yine yerleşik operatörden perakende
elektrik hizmeti alan bir tüketici için serbest tüketici hakkının kullanımına dair algı
ve değerlendirme yerleşik operatörle yaşanan fiyat-hizmet deneyiminden ibaret
olmaktadır. Söz konusu tüketici için bu yeni hakkın alternatif tedarikçiler aracılığıyla
kullanımına dair kapsamlı bir değerlendirme aracı bulunmamaktadır. Zira kısa bir
süre öncesine kadar söz konusu tüketici, elektrik enerjisi teminine ilişkin olarak
diğer pek çok mal ve hizmet piyasasının aksine, farklı seçenekler ile karşı kaşıya
kalmamış ve bir seçim yapma deneyimi yaşamamıştır.
- Ulaşılabilirlik Kısa Yolu97: Bazı olayların tekrarlanma veya ortaya çıkma olasılığının,
o olaylara ilişkin var olan istatistiki verilerden ziyade, hatırlanabilirlik gibi subjektif
unsurlar göz önünde bulundurularak tahmin edilmesi olarak
nitelendirilebilmektedir. Herhangi bir konu hakkında değerlendirme yaparken
bireyin konuya ilişkin objektif ve daha yüksek kalitedeki veriden ziyade aklına ilk
gelen ya da dikkatini önce çeken veri setine yönelmesi ya da bu veri setine öncelik
tanıması bu hususa örnek teşkil edebilecektir. Serbest tüketici hakkını yeni elde
eden bir tüketici bakımından, bu hakkın kim aracılığıyla nasıl kullanılacağına ilişkin
akla gelen ilk ve belki de algılanan tek seçenek doğal olarak baştan beri elektrik
enerjisi hizmetini tedarik ettiği yerleşik operatördür. Zira GTŞ tüketicilerin baştan
beri muhatap oldukları tek firmadır.
95 a.g.k., s. 16.
96 a. g. k., s. 16-18.
97 Economic & Social Research Council (ESRC) Centre for Competition Policy, (2013), “Behavioural
Economics in Competition and Consumer Policy”, University of East Anglia, s. 19-20.
18-06/101-52
138/322
- Çıpalama Kısa Yolu: Birçok durumda insanlar tahminlerini başlangıç bir değer
üzerinden yola çıkarak oluşturmaktadır. Başlangıç değer, hesaplamanın bir parçası
olabileceği gibi, çevresel faktörlerin etkisi ile de belirlenmiş olabilir. Ancak,
başlangıç değer üzerinden yapılan uyarlamalar, sonucun başlangıç değere bağlı
olmadan belirlenmesi noktasında yetersiz kalmaktadır. Yine baştan beri elektrik
enerjisi hizmetini GTŞ’den temin eden bir serbest tüketici için, bu hakkın gündeme
getirdiği fiyat ve diğer piyasa parametrelerine yönelik algı, GTŞ ile süregelen
ilişkiye bağlı deneyime ve GTŞ’nin doğrudan sunduğu ilk elden tekliflere bağlı
olarak şekillenmekte ve tüketicinin tedarikçi değişimine dair beklenen getirisi
potansiyel düzeyinden daha düşük oluşabilmektedir. Böyle bir tüketici için,
alışılageldiği üzere elektrik enerjisinin teminine ilişkin olarak memnuniyetsizlik
halinde farklı bir tedarikçiye geçiş yapmayı değerlendirme ve geçiş yapma
refleksleri oluşmamış veya gelişmemiştir.
(366) Bireylerin seçimlerine ilişkin hatalar ise çerçeveleme ve referans nokta etkisi, sahiplik
etkisi, statüko eğilimi ve sınırlı irade gücü olarak sıralanabilir:98
- Çerçeveleme ve Referans Nokta Etkisi: Fayda kavramı, seçimi yapmadan önce o
seçime ilişkin olarak beklenilen fayda ve seçim yapıldıktan sonra fiilen ortaya çıkan
fayda olarak ikiye ayrılmaktadır. Yapılacak seçime etki eden bazı faktörler
nedeniyle beklenen fayda ile fiili fayda arasındaki bağ asimetrik bir biçimde
etkilenmekte ve dolayısıyla optimal seçimlerin gerçekleştirilmesi her durumda
mümkün olmamaktadır. Bunun ilk nedeni olan çerçeveleme etkisine göre,
seçeneklerin sunuluş biçimleri, o seçenekten beklenen faydaya herhangi bir etkisi
olmasa dahi, seçimleri belirleyebilecektir. Diğer bir ifadeyle, beklenen getirileri eşit
olan iki seçenekten birisi, sırf sunuş biçimine bağlı olarak diğer seçeneğe göre
baskın bir biçimde tercih edilebilmektedir. Seçim mekanizması üzerinde güçlü bir
etkiye sahip olabilen çerçeveleme, bir sağlayıcı tarafından müşterinin gerek kendi
gerek rakiplerinin mal veya hizmetlerine ilişkin olarak manipüle edilmesi başta
olmak üzere, tüketiciye yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilendirme yollarını
kullanılması aracılığıyla yaygın bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Bu bakımdan,
serbest tüketici hakkını yeni kazanmış veya kazanmak üzere olan bir tüketiciye, bir
GTŞ tarafından bu hakkın kullanımına dair yapılan bir sunuş biçimi, ilgili tüketicinin
bu hakkın nasıl kullanılacağına ilişkin karar alma mekanizmasını doğrudan
yönlendirebilecektir. Söz konusu sunuş biçimi örneğin, tüketici nezdinde, tedarikçi
değiştirmeye esasen gerek olmadan sadece hizmet alımına ilişkin birtakım
koşulların değiştirilmesinden ibaret olarak algılanılmasına neden olabileceği gibi,
hizmet alımına ilişkin koşullarda aslında değişiklik yaratmayacak şekilde alternatif
tedarikçiler arasında seçim yapmaktan ibaret olarak da lanse edilebilecektir.
98 Yalçın, 2012, s. 21-34.
18-06/101-52
139/322
Diğer yandan “Beklenti Teorisi”ne göre varlığımızda yaşanan değişimler, değişim
büyüklüğünün yanı sıra bu değişimin gerçekleştiği referans noktası bakımından da
ele alınarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, referans nokta dikkate
alındığında, bireyler hem kazançlarına göre kayıplarına daha yüksek bir değer
atfetmekte, hem de kazançları ile kayıpları arasında eşdeğer bir miktar değişimi
karşılaştırması yaptıklarında bireylerin, kayıptan kaçınma eğilimi daha yüksek
olmaktadır. Bu bakımdan, elektrik enerjisi tüketiminin bütçe içindeki payı görece
daha düşük olan serbest tüketici grupları açısından tedarikçi değişiminden
beklenen getirinin düşük olması veya değişim sürecine dair algılanan maliyetlerin
belirli bir seviyenin üzerinde olması söz konusu tüketicilerin tedarikçi değişimleri
yönündeki güdülerini olumsuz etkileyebilmektedir. Bunun yanında, tüketicilerin
olası bir tedarikçi değişimi nedeniyle katlanacaklarını düşündükleri algılanan işlem
maliyetleri veya sözleşme fesih ceza bedelleri de tüketicilerin tedarikçi değiştirme
güdülerini caydırıcı nitelik arz edebilmektedir.
- Sahiplik Etkisi: Benzer şekilde kazanç ile kayıp arasında eşdeğer bir miktar
değişimi karşılaştırması yapıldığında, kayıplardan kaçınma eğiliminin yüksek
oluşuna bağlı olarak kişinin, sahipliğindeki şeyden vazgeçmesine normatif teorinin
öngördüğü değerin üzerinde bir değer atfedilmektedir. Sahiplik etkisi esasen,
değişime yönelik teşvik unsurunun ciddi anlamda çekici olmaması durumunda
mevcut durumun korunması yönündeki tercihi ifade etmektedir. Sahiplik etkisi, bir
tüketicinin halihazırda sürdürdüğü bir tüketim alışkanlığından gerçek anlamda
memnun olmasa dahi, bu alışkanlığını değiştirme yoluna gitmediği durumları
yansıtabilmektedir. Tüketiciler tarafından bu değişimlere ilişkin algılanan işlem
maliyetleri ve getiriler bakımından sahiplik etkisi piyasalarda atalete neden olmakta
ve öngörülen işlem sayısının beklenenin altında gerçekleşmesine yol
açabilmektedir.
- Statüko Eğilimi: Kişinin hiçbir şey yapmama, mevcut veya önceki kararlarını
koruma eğilimi olarak tanımlanabilecek statüko eğilimi, kişiye sunulan yeni
seçeneklerin göz ardı edilmesine ve statüko seçeneğinin bu seçeneklere tercih
edilmesine yol açmaktadır. Kişinin mevcut seçiminden vazgeçmesini kayıp olarak
değerlendirmesi veya mevcut seçimine sahiplik etkisi nedeniyle olması gerekenden
fazla değer yüklemesi, mevcut veya önceki durumun korunmasına ve yeni
seçeneklerin göz ardı edilmesine sebep olmaktadır. Nitekim çıpalama kısayoluna
göre sonucun başlangıç değerden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği ve
başlangıç değer üzerinden yapılan uyarlamalar doğrultusunda yargıya varılacağı
öngörülmektedir. Başlangıç değer üzerinden yapılacak yetersiz uyarlamalar
tercihlerin statüko seçeneğinden yana kullanılması sonucunu beraberinde
getirebilmektedir. Bir örneği kişilerin pişmanlıktan kaçınma davranışında
görülebilen nedenden ötürü kişiler, seçim yapmadan önce sahip olunan bilgiler
doğrultusunda mevcut durumdan farklı bir seçimin yapılmasını doğru olarak
yorumlasalar dahi, seçim sonrası pişmanlık yaşamamak adına statüko durumlarını
koruyabilmektedir. Diğer yandan, belli bir konuda karar almak durumunda olan
bireylerin dikkatlerini, erişimlerine açık tüm veri setlerinden ziyade irrasyonel bir
şekilde daha dar kapsamlı bir alt veri setiyle sınırlandırmaları olarak
tanımlanabilecek ihmal/dikkatsizlik eğiliminin sonucu olarak da bireyler kendileri
için daha az getiri sunan seçeneklere yönelebilmektedirler. Bu çerçevede, tüketim
18-06/101-52
140/322
alışkanlıkları gereği başından beri ve uzun yıllardır tek bir yerleşik operatörden
elektrik enerjisi hizmeti alan bir serbest tüketici açısından daha fazla getiri
vadedebilecek alternatif bir tedarikçiye geçişin mümkün olmasında dahi, yukarıda
yer verilen diğer faktörlerin varlığıyla beraber statüko eğilimi baskın olabilmektedir.
- Sınırlı İrade Gücü: Bireyler karar alma süreçlerinde aldıkları kararların getirileri ve
götürülerine yönelik asimetrik bir değerlendirme yapma eğilimindedirler. Söz
konusu asimetri, ödüllerin mümkün olduğunca kısa sürede elde edilmesi arzusunu;
ceza veya maliyetlerin ise olabildiğince erteleme arzusunu ifade etmektedir.
Hiperbolik indirgeme olarak da tanımlanan bu duruma göre, yakın zamanlı getiriler
veya maliyetler daha düşük bir iskonto oranıyla değerlendirilmekte ve böylece
getiriler kısa vadede arzulanırken maliyetlere uzun vadede katlanmak tercih
edilebilmektedir. Dolayısıyla, alternatif bir tedarikçiden daha iyi bir teklif alan bir
tüketicinin, beklenen getirileri dikkate alındığında tedarikçi değişimine gitmesi
beklenebilecekken hiperbolik indirgeme eğilimi yüzünden bu değişim
gerçekleşmeyebilecektir.
- Sıcak Durum: Sıcak durum, bireyin karar verme esnasında yüksek düzeylerdeki
duygu durumundan etkilenerek rasyonel karar verme sürecinin etkilenmesine yol
açan düşünce tuzaklarını ifade etmektedir. Böyle bir durumda tüketici, uyarıcı bir
unsurun etkisiyle irrasyonel bir heyecan içinde, çok hızlı bir şekilde karar vererek
kendisi için pek de iyi olmayan tercihlerde bulunabilmektedir. Aynı tüketici, satın
alma kararını verdiği sıcak durumdan soğuk/ölçülü duruma geçiş yaptığında yaptığı
tercihten pişman olma ihtimali bir hayli yüksek olabilmektedir. Bir tedarikçinin,
serbest tüketici hakkını kazanmış müşterilerini hızlı bir şekilde ziyaret ederek veya
kendi müşteri hizmet noktasında herhangi bir abonelik işlemini yapmaya gelmiş
müşterisine serbest tüketicilik hakkında yeterince ayrıntılı ve anlaşılır bilgi
vermeden ve söz konusu müşterinin sahip olduğu tüm hak ve seçenekler hakkında
bilgilendirme yapmadan, diğer bir ifadeyle çerçeveleme yöntemini sıcak durumda
kullanarak portföyüne katması bu duruma örnek olarak verilebilecektir.
(367) Yukarıda yer verilen nedenlerden ötürü bireylerin her durumda kendi faydalarını optimal
kılacak şekilde olasılık hesaplamaları içine girmeyeceği, böyle bir hesaplamayı yapmada
yetersiz kalabilecekleri ve çeşitli buluşsal yöntem ve önyargılara başvurarak kendileri
açısından sadece tatmin edici bir seviyeyi yakalamaya çalışmakla yetinebileceklerinden
bahsedilebilmektedir.99
I.5.5.1.2. Talep Taraflı Piyasa Aksaklıkları ve Rekabetçi Piyasa Yapısı İlişkisi
(368) Bir piyasanın olabildiğince sağlıklı bir şekilde işlemesi, o piyasaya yönelik talep ve arzın
yapısına ve bu iki unsur arasındaki etkileşimin ne kadar etkin bir şekilde işlediğine bağlıdır.
Bilinçli, bilgili ve makul tüketicilerin yaptıkları isabetli tercihler, bu tercihleri en iyi şekilde
karşılayan firmaları ödüllendirmekte, diğer bir deyişle tüketici, iyi satıcı ile kötü satıcıyı
birbirinden ayırmaktadır. Benzer şekilde, tüketici hâkimiyeti doğrultusunda gerçekleşen,
firmalar arasındaki rekabet, tüketicilerin taleplerinin en etkin, yenilikçi ve ucuz şekilde
karşılanmasına hizmet etmektedir. Dolayısıyla, bütüncül bir piyasa yaklaşımı, piyasanın
hem talep hem de arz yönünü dikkate alan rekabetçi döngüyü hesaba katarak
gerçekleştirilebilmektedir.
99 a.g.k., s. 35.
18-06/101-52
141/322
(369) Rekabetçi döngünün talep tarafındaki işlerliğini sağlamak adına tüketicinin “bilgiye erişim”,
“bilgiyi değerlendirme” ve “harekete geçme” olarak tanımlanan süreçleri düzgün bir
şekilde yürütmesi gerekmektedir.100 Bu aşamaların bir veya birkaçında oluşabilecek
herhangi bir aksaklık, tüketicinin kendisi için optimal kararı almasının önüne geçecek ve
nihai anlamda piyasanın rekabetçi işleyişi sekteye uğrayabilecektir:101
- Bilgiye Erişim: Karar alma sürecinin başlangıcını oluşturan bilgiye erişimde
geleneksel yaklaşıma göre, tüketicinin kendisi için optimal seçimi yapabilmesinin,
getiri-götürü hesaplamaları sonrasında elde edilmesi makul olan bilgiler dahilinde
mümkün olacağı beklenmektedir. Arama maliyetlerinin varlığına işaret eden böyle
bir durumda arama maliyetleri, referans noktadan bağımsız olarak
değerlendirilememekte ve özellikle harcamanın değeri ve bütçe içindeki payı
dikkate alındığında arama süreci optimal düzeyde yapılamayabilmektedir.
- Bilgiyi Değerlendirme: Tüketicinin elde ettiği bilgileri dikkate alarak farklı seçenekler
arasından kendisi için optimal olanı belirlemesinin beklenildiği bu aşamada da
örneğin hiperbolik indirgeme eğilimi nedeniyle tüketiciler net bugünkü faydalarını
doğru hesaplayamadıkları için optimal olmayan tercihlerde bulunabilmektedirler.
- Harekete Geçme: İlk iki aşamayı rasyonel bir şekilde geçen bir tüketici, bu noktada
kendisi için optimal olmayan bir tercihte bulunabilmektedir. En yaygın örneğini
statüko eğiliminde gördüğümüz böyle bir durumda, bu eğilim içinde olan bir tüketici,
mevcut durumunun değişmesine yol açacak bir seçimin yapılmasını doğru olarak
değerlendirebilse dahi bu eğilimin etkisi ile yeni bir seçim yapmamayı tercih
edebilmektedir. Bu durum, literatürde “değiştirme maliyeti” olarak bilinen etkinin
daha iyi değerlendirilebilmesini sağlamaktadır. Geleneksel yaklaşıma göre
önemsiz olarak nitelendirilebilecek bir değiştirme maliyeti (örneğin abonelik iptali
için faks göndermek), davranışsal yaklaşıma göre önemli görülebilmektedir.
(370) Yukarıda bahsedilen nedenlerle tüketicilerin karar alma mekanizmalarında oluşan
aksaklıklar, firmaların bu aksaklıkları kendileri lehine değerlendirmesine ve arzu edilen
rekabet ortamının oluşmamasına neden olabilecek ve dolayısıyla yenilikçi ve kaliteli
ürünlerin piyasadan dışlanmasına yol açabilecektir. Başkalarının seçimlerini dolaylı
yoldan etkileyen iktisadi birimleri “seçim mimarı” olarak tanımlamak mümkündür.102
Tüketicilerin davranışsal eğilimlerinin farkında olan teşebbüsler, bu eğilimleri tüketicinin
karar alma mekanizmasını bozmak amacıyla kullanabilmektedir.103 Tüketiciye şebeke
endüstrileri üzerinden abonelik sözleşmeleri kapsamında hizmetlerin sunulduğu pazarlar,
bu pazarlarda faaliyet gösteren firmaların seçim mimarı olarak davranmalarına elverişlidir.
Zira bu pazarlarda tüketici, sürekli bir şekilde hizmetten yararlanmakta ancak bu hizmetten
yararlanma koşulları pek çok kez firmalar tarafından çeşitli yollarla değiştirilebilmektedir.
Örneğin çerçeveleme etkisinin bilincinde olan bir firma, tüketicinin alternatif sağlayıcı ve
hizmetlere ilişkin bilgiyi doğru bir şekilde değerlendirmesine engel olabilmektedir. Tüketici
satın alma gerçekleştireceği konuda bilgiye erişim ve o bilgiyi değerlendirme aşamalarını
başarılı bir şekilde atlatabilse dahi, harekete geçme noktasında firma, tüketicinin statüko
veya aşırı iyimserlik eğilimi içinde olabileceğini bilmesi dolayısıyla “abonelik iptali için faks
100 OFT (2010), “What Does Behavioural Economics Mean For Competition Policy?”, s.14-22.
101 Yalçın, 2012, s. 41-43.
102 A.g.k., s. 43-44.
103 OFT (2010), s.14-17.
18-06/101-52
142/322
gönderme” gibi bir şartı sözleşmeye ekleyebilecek ve tedarikçi değiştirme önündeki geçiş
maliyetlerini artırabilecektir. Bir başka seçenek olarak tüketicilerin bilişsel kısıtlara tabi
olduğunun ve büyük oranda kendilerine sunulan veri setiyle yetineceklerinin farkında olan
bir hizmet sağlayıcı, abonelik sözleşmesi kapsamında esasen yer almayan veya dayanağı
olmayan bir cayma bedelini öne sürerek müşterisinin sağlayıcı değiştirme yönündeki
girişiminin önüne geçebilecektir.
(371) Kişinin hiçbir şey yapmama, mevcut veya önceki kararlarını koruma eğilimi olarak
tanımlanabilecek statüko eğilimi, kişiye sunulan yeni seçeneklerin göz ardı edilmesine ve
statüko seçeneğinin bu seçeneklere tercih edilmesine yol açmaktadır. Durağan piyasa
sorunsalının temelini oluşturan bu eğilim, daha kaliteli veya daha uygun koşullarda hizmet
sunan teşebbüslerin ödüllendirilmelerinin önüne geçebilmektedir. Ayrıca bu durum, gerek
hâkim durumdaki teşebbüsün konumunu koruma noktasında gerekse de piyasanın önemli
bir bölümünde atalete yol açmak suretiyle yeni girişlerin önlenmesi veya giriş mümkün
olsa dahi piyasaya giriş yapmaya çalışan birimlerin piyasada tutunamaması noktasında
önemli bir rol üstlenebilmektedir. Statüko eğiliminin bir nedenini oluşturan varsayılan
seçenek eğilimi aktif olarak seçim yapılmadığı durumları veya seçim yapılmadan önce
sunulan standart seçeneği temsil etmektedir.104 Örneğin akıllı telefonlarda ya da kişisel
bilgisayarlarda önceden yüklü bir şekilde gelen internet tarayıcısı, e-posta, navigasyon vb.
uygulamalar, firmaların seçim mimarı olarak tüketicilerin karar alma mekanizmalarındaki
aksaklıkları değerlendirerek kullanıcılara sundukları varsayılan seçeneklere örnektir.
Varsayılan seçenek esasen kişilerin aktif seçim yapma güdülerinin önüne geçen bir etkiye
sahip olup statüko eğilimini besleyen bir etki göstererek piyasadaki rekabeti yerleşik firma
lehine durağanlaştırmaktadır. Bir başka örnek olarak daha önce sağlayıcı değiştirme
yoluna gitmesi nedeniyle abonelik sözleşmesi kapsamında dayanaklı veya dayanaksız bir
şekilde herhangi bir cayma bedeli niteliğinde cezai bir yaptırıma maruz kalmış bir tüketici
için tedarikçi değişikliği, beklenmedik maliyetlere ve haksızlıklara yol açabilecek bir girişim
olarak hatırlanacak ve bu tip deneyimler tüketicilerin geçişi karşısındaki sürtünmeyi daha
da artıracaktır.
(372) Bir piyasada teşebbüslerin, tüketicilerin karar alma mekanizmalarında oluşan aksaklıkları
sömürmeleri sonucunda rekabet ortamının tüketiciler için yeterince iyi işlememesi halinde
nasıl bir yol izlenmesi gerektiği noktasında, ilgili pazardaki teşebbüsler tarafından yanlış
yönlendirilen veya alternatif sağlayıcı arama ve değiştirme maliyetleri çeşitli firma
stratejileri yoluyla artırılan tüketiciler ile tutarlı ve mantıklı tercihler yansıtmayan ve tercihli
irrasyonel ya da sınırlı rasyonellik doğrultusunda kötü kararlar alan tüketiciler arasında bir
ayrımda bulunmak gereklidir105. İlk gruptaki tüketiciler bakımından gerekli bir müdahalede
bulunulması konusunda herhangi bir tartışmaya yer olmadığı açık olmakla birlikte, ikinci
gruptaki tüketiciler bakımından müdahaleye yer olup olmadığı ve müdahale söz konusu
olması durumunda ne şiddette bir müdahalede bulunulacağı tartışmaya açık bir konu
olarak değerlendirilmektedir. Müdahale gerekliliğinin açık olduğu ilk durumda ise iktisadi
anlamda en etkin müdahalenin, piyasada yeni bir bozulmaya yol açmadan, sorunun temel
kaynağına olabilecek en yakın noktada gerçekleşmesinin tercih edilmesi gerekmektedir.
Bu bakımdan örneğin, bir hizmetin tüm alternatif temin yollarına ilişkin olarak tüketicilere
sunulan bilginin niteliği ve sunulma şeklinin, karar almayla ilişkili anahtar faktörleri
104 Yalçın, 2012, s. 51.
105 ESRC Centre for Competition Policy, (2013), s. 35.
18-06/101-52
143/322
muğlaklaştırması veya bu faktörler kullanılarak yapılacak karşılaştırmaya konu
seçenekleri birbirinden ayırt etmeyi zorlaştırması hallerinde, en isabetli müdahalenin
tüketicilerin ilişkili verilere en baştan ve şeffaf bir şekilde erişmelerini sağlamaya yönelik
olarak firmalara getirilecek yükümlülükler olabileceği değerlendirilmektedir. Bu bakımdan,
örneğin, yerleşik teşebbüsler tarafından abonelik hizmetleri kapsamında satış
noktalarında sıcak durumdan da istifade edilerek gerçekleştirilen hızlı satışlar ciddi
sakıncalar içerebilecektir.
(373) Bunun yanında tüketiciler karar alma mekanizmalarındaki olası aksaklıkları her piyasada
sergilemeyebilmektedirler. Şebeke endüstrilerinin geçerli olduğu ve hizmet temininin
abonelik hizmetleri kapsamında sunulduğu pazarlar bu bakımdan özellik arz etmektedir.
Nitekim bir süpermarket alışverişi yapan tüketicinin alışveriş esnasında sahip olduğu
tasarruf yapma saiki ve göstermiş olduğu isteklilik ve çaba, aynı tüketicinin elektrik enerjisi
hizmetinin temini sırasında aynı şekilde cereyan etmeyebilmektedir. Zira düzenli bir
süpermarket alışverişinin aksine, bir tüketici için esasen genel olarak, varsayılan bir
tedarikçisi olması nedeniyle günün, haftanın, ayın ve hatta yılın herhangi bir noktasında
onu enerji tedarikçisini seçmeye yönlendiren bir karar verme yükümlülüğü
bulunmamaktadır.106 Tüketicilerin enerji piyasalarındaki bu yöndeki statüko eğilimlerini
pekiştiren başka faktörler de bulunmaktadır. Birleşik Krallık enerji piyasalarına yönelik
olarak yapılan bir deneyde107 tüketicilere yönelik sözleşmelerin kapsadıkları tarife,
doğrusal veya doğrusal olmaması v.b. kriterler bakımından ne kadar karmaşıksa,
tüketicilerin o derece daha yüksek düzeyde kendileri için optimal olmayan seçeneklere
yöneldikleri tespit edilmiştir. Dahası, tüketici ihmali/dikkatsizliği nedeniyle varsayılan
tedarikçi/tarife seçeneğinin başlıca rol oynadığı ve varsayılan tarifenin optimal olmadığı
hallerde de en ucuz tarifeyi seçen tüketicilerin oranının, varsayılan tarifenin olmadığı
duruma göre ciddi derecede düşük olduğu ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, yerleşik
tedarikçiden ulusal tarife üzerinden ya da doğrudan ulusal tarifeye oldukça yakın bir fiyatla
serbest tüketici olarak elektrik enerjisi temin eden bir tüketici için optimal tarifeyi bulmaya
yönelik saik, isteklilik ve çabanın düşük olacağı değerlendirilebilecektir.
(374) Yukarıda yer verilen bilgiler ve tespitler doğrultusunda, tüketicilerin karar verme
süreçlerindeki aksaklıkların giderilmesi açısından, satış noktasından önce, satış
noktasında ve satış noktasından sonra olmak üzere her aşamada, tüketicilerin daha
bütüncül ve şeffaf bilgi setine erişmesini kolaylaştırıcı önlemler alınabilecektir.
106 A.g.k. s. 75.
107 A.g.k. s.75-76.
18-06/101-52
144/322
I.5.5.2. Talep Taraflı Piyasa Aksaklıkları Çerçevesinde AB Elektrik Perakende
Piyasalarındaki Tedarikçi Değişikliği Önündeki Engeller
(375) Avrupa Enerji Düzenleyicileri Konseyi’nin (CEER) “AB Perakende Enerji Pazarlarında
Tedarikçi Değiştirmenin Önündeki Ticari Engeller” konulu raporunda108, tedarikçi
değiştirmeye yönelik olarak düşünmekle başlayıp, yeni bir tedarikçiden yeni bir sözleşme
ile enerji alımı ile tamamlanan bütün bir süreci içerecek şekilde tedarikçi değiştirmenin
önündeki fiili ticari engeller araştırılmıştır. Ticari engeller, tüketici nezdinde tüketiciyi
tedarikçi değişiminden alıkoyan ve piyasaya yeni giriş yapan tedarikçilere veya genel
olarak enerji piyasalarına dair güven eksikliği yaratan engeller olarak tanımlanmıştır. Söz
konusu raporda, tedarikçi değişim sürecine ilişkin tüketici algısı ve realite arasındaki farka
dikkat çekilmiş ve tedarikçi değişikliğinden beklenen getirinin yetersiz olduğu algısının,
tüketicilerin karşılaşacakları teklifler bakımından tam, anlaşılır ve karşılaştırılabilir bilgi
eksikliğinden kaynaklanabileceği vurgulanmıştır. Bu bilgi eksikliğinin, tüketicinin kendisine
yöneltilen bir teklifi, faturayı veya sözleşmeyi değerlendirmek için karşılaştırma yapmasını
engellediği ve tüketicilerde hem elektrik hem de gaz perakende piyasalarına yönelik
olarak genel bir güvensizliğe neden olduğu belirtilmiş ve bu güvensizliğin sağlıklı işleyen
bir perakende pazarın gelişmesinin önüne geçtiğinin altı çizilmiştir. Raporda, tüketici algısı
ile realite arasındaki asimetrinin sadece değişimden gelmesi beklenen getiri konusunda
olmadığı, aynı zamanda tedarikçi değişim sürecinin karmaşıklığına ve zaman maliyetine
de ilişkin olduğu, bu algıyı pekiştiren ticari uygulamaların ya da bilgiye erişim eksikliğinin,
değişimin önündeki engelleri daha da artırdığı ifade edilmektedir. Bahse konu raporda
ayrıca, bir tüketicinin yerleşik operatör olarak mevcut tedarikçisinden memnun olmasının,
bu piyasalar bakımından doğrudan tüketicinin tedarikçisinin hizmetlerinden tatmin ve
mutlu olduğu anlamına gelmediğine, bu memnuniyetin daha ziyade tüketici ile tedarikçi
arasında aktif bir etkileşim olmamasına bağlı ataletten kaynaklı olabileceğine dikkat
çekilmektedir. Bu yönde bir etkileşimsizlik, örneğin, tedarikçi tarafından fiyat değişiklikleri
hakkında müşterilerle aktif bir iletişim kurulmadan ya da sözleşme yenilemelerinin,
sözleşme vadelerinin sonuna doğru dikkat çekmeden yapılabilmektedir. Böylece yerleşik
tedarikçi, kasten, tüketicilerin dikkatini sadece kendine kanalize ederek ve zorunlu
bilgilendirmeyi aktif bir şekilde yapmayarak değişim maliyetlerini artırabilmektedir.
Nitekim, aynı raporda yer verilen Hollanda örneğinde, sosyal kanıtların yanlı bir yaklaşım
olarak önemine değinilmiş, tüketiciler genel olarak tedarikçilerini değiştirmediklerinde
sosyal normun tedarikçi değiştirmeme olduğuna dikkat çekilmiştir. Söz konusu ülke
örneğinde, tüketicilere sadece doğrudan sorulduğunda tüketicilerin %10’unun gelecek iki
yıl içinde tedarikçisini değiştirebileceklerini ifade ettiği, ancak söz konusu tüketiciye bir
yakını veya tanıdığı tarafından tedarikçi değişikliğinin önerildiği durumda ise bu oranın
%31’e çıktığı belirtilmiştir. Böyle bir karşılaştırma, başta mevcut tedarikçiden memnun
olma ve değişime ilişkin caydırıcı yöndeki asimetrik tüketici algıları olmak üzere, tedarikçi
değişikliği önündeki engellerin, değişim sürecine, tüketicileri uyarıcı ve algılarını tetikleyici
etkiye sahip yeni bir müdahaleci faktörün dahil olmaması halinde, ne kadar belirleyici
olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.
108 CEER Report on Commercial Barriers to Supplier Switching İn EU Retail Energy Markets
18-06/101-52
145/322
(376) Raporda ayrıca, mevcut tedarikçi tarafından gerçekleştirilen kapıdan kapıya satış ya da
telefon aracılığıyla iletişime geçilmesi gibi bazı ticari uygulamaların, verilen hizmete ve
hizmetin fiyatına ilişkin şeffaf olmayan, eksik ve yanıltıcı bilgilendirmeye zemin hazırladığı
ve bu tip uygulamaların geçiş engeli yaratmasının yanı sıra tüketicinin sonrasında tam
olarak idrak edeceği üzere, aslında tercih etmemiş olacağı bir sözleşmeyi bağıtlaması
sonucunu doğurabileceği belirtilmektedir.
(377) Bahse konu raporda, tedarikçi değişimi önünde tüketici algısı kaynaklı geçiş engelleri
- Yetersiz finansal getiri algısı,
- Piyasaya giriş yapan alternatif tedarikçilere ve piyasanın geneline duyulan
güvensizlik,
- Karmaşık tedarikçi değişim süreçleri ve
- Mevcut tedarikçiye sadakat/memnuniyet
olarak sınıflandırılmaktadır. Söz konusu geçiş engelleri, piyasalardaki şeffaflığı ve
alternatif tekliflerin karşılaştırılabilirliğini engellemek suretiyle perakende piyasalardaki
rekabeti yerleşik operatör lehine bozabilmektedir.
(378) Rekabet ve tüketici davranışlarına yönelik yapılan çalışmalarda, AB’de enerji sektöründeki
tedarikçi değiştirme oranlarının, cep telefonu ve kablo TV gibi diğer şebeke
endüstrilerindekinden daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Birleşik Krallık için yapılan bir
çalışmada, enerji piyasaları için beklenen değişim süresinin mobil telefon hizmetleri ve
araç sigorta hizmetleri pazarlarına göre iki katı uzunlukta olduğu belirlenmiştir.
(379) Düşük tedarikçi değiştirme oranları, tüketici refahında kayıplara yol açmasının yanı sıra
rekabeti kısıtlayarak yerleşik operatörün hâkim durumundan istifade etme olanağını
artırmaktadır. Hanehalkı tüketicileri ve görece düşük tüketime sahip ticarethaneler,
endüstriyel kullanıcılara kıyasla daha düşük tüketim yaptıkları için, tedarikçi değiştirmeden
düşük düzeyde getiri beklediklerini ifade etmekte ve aynı zamanda değişim sürecinin
uzunluğu, yeni tedarikçinin güvenilirliğine ilişkin belirsizlikler ve değişim kaynaklı finansal
ceza ve ek maliyetler konusunda endişelerini dile getirmektedirler.109 OFGEM110
tarafından elektrik sektöründeki rekabet üzerine yapılan araştırma sonuçlarına göre
statüko eğiliminin tedarikçi değişiminde geçerli olduğu belirlenirken diğer çalışmalar111
grup etkisi, sosyal normlar, arama sürecinin karmaşıklığı, fayda ve maliyetlere ilişkin
tüketici algısı ve tüketicinin ilgi eksikliğinin tedarikçi değiştirme kararını etkilediklerini
ortaya koymaktadır.
109 ŞİRİN S. M. ve GÖNÜL M. S. (2016), “Behavioral Aspects of Regulation: A Discussion on Switching and
Demand Response in Turkish Electricity Market”, Energy Policy Vol.97.
110 Office of of Gas and Electricity Markets (Birleşik Krallık).
111 ESCR Centre of Competition Policy, (2013)”.
18-06/101-52
146/322
I.5.5.3. Talep Taraflı Piyasa Aksaklıkları Çerçevesinde Türkiye Elektrik Perakende
Piyasalarındaki Tedarikçi Değişikliği Önündeki Engeller
(380) Türkiye elektrik piyasasındaki tüketici davranışlarının değerlendirilmesi için yapılan bir
çalışma112, serbest tüketici hakkını kazanan tüketicilerin, konuya ilişkin bilgiye pek çok
kanaldan erişimleri olduğu halde daha ucuz tedarik seçeneklerine yönelmediklerini, bunun
temel olarak statüko ve kayıptan kaçınma eğilimlerinden kaynaklandığını ortaya
koymaktadır. Buna ek olarak sosyal etkinin tedarikçi değişiminde önemli bir rol oynadığı
ve pek çok tüketicinin alternatif tedarikçileri araştırmaya, yakınlarından konuya dair gelen
önerilerden sonra başladığı belirtilmektedir.113 Bir başka çalışmada114 ise, örnekleme
katılan tüketicilerin, AB ortalamasının altı katına tekabül edecek şekilde, %31’inin,
tedarikçi değiştirme hakkından haberi olmadığı tespit edilmiştir. Nitekim Elektrik Toptan
Satış ve Perakende Satış Sektör Araştırması Raporu’nda da bilgi eksikliğinin yanı sıra
tedarikçi değiştirmeye ilişkin algılanan işlem maliyetleri ve beklenen mevzuattan
kaynaklanan sorumluluklar tedarikçi değişimi önündeki önemli engeller olarak
belirtilmektedir.
(381) Tedarikçi değişimi bakımından elektrik tüketiminin bütçeden aldığı pay ile tedarikçilerin
fiyatlama davranışları göz önünde bulundurulması gereken önemli hususlardır. Başta
GTŞ olmak üzere tedarikçilerin serbest tüketicilere yönelik fiyat tekliflerini ve indirim
oranlarını belirlerken EPDK’nın düzenlenen tarifelerini temel alması ve elektrik tüketiminin
bütçeden aldığı payın düşük olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, tedarikçi
değiştirmeden beklenen getirinin oranı düşük bir düzeyde gerçekleşebilmektedir.
(382) Elektrik piyasalarındaki tüketici davranışları, perakende elektrik piyasasındaki rekabetin
teşekkülü için dikkate alınması gereken önemli bir unsur olup bu piyasada tüketiciler
geleneksel pazar sinyallerine tepki vermeyebilmektedirler. Bu nedenle, rekabet otoriteleri
bu pazarlardaki incelemelerini, tüketici davranışlarını belirleyen tüm faktörleri dikkate
almak suretiyle yürütmelidir. Aksi halde piyasadaki rekabetin önündeki engelleri bütüncül
bir şekilde değerlendirememe riski ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu çerçevede, ilgili
pazarlarda şeffaflığı artırırken tedarikçi değiştirme sürecine ilişkin karmaşıklığı azaltan ve
tüketicilere daha basit yollardan bilgi sağlayan önlemler önerilmektedir.
(383) Bu doğrultuda, algılanan işlem maliyetleri ve tedarikçi değişimine ilişkin beklenen finansal
ve mevzuattan doğan sorumluluklar, mevcut operatörle hizmet tedariğine dair kayda
değer herhangi bir sorun yaşanmamış olması ile birlikte değerlendirildiğinde kayıptan
kaçınma ve statüko eğilimini tetikleyici bir sonuç yaratmaktadır.
I.6. Hukuki Değerlendirme
(384) Dosya kapsamındaki iddialar 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
değerlendirileceğinden ilk önce soruşturma taraflarının ilgili pazarda hâkim durumda olup
olmadıklarının tespit edilmesi gerekmektedir.
112 Şirin ve Gönül, 2016.
113 a. g. k.
114 GÜRBÜZ E. (2014), “Elektrik Piyasasında Tedarikçi Değiştirme: Kavramsal Analiz, Sorunlar ve Çözüm
Önerileri.”
18-06/101-52
147/322
I.6.1. Hâkim Durum Tespiti
(385) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde hâkim durum, “Belirli bir piyasadaki bir veya birden
fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz üretim
ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” şeklinde
tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da görüldüğü üzere, hâkim durumdaki bir teşebbüsün,
piyasadan bağımsız hareket ederek etkin rekabeti önleyici gücü veya yeteneği olduğu
varsayılmaktadır. Bir teşebbüsün hâkim durumda bulunması, o piyasada rekabetin hiç
oluşmaması anlamına gelmemekte, belirli bir düzeyde de olsa rekabetin yaşandığı
varsayılmaktadır. Nihayetinde, bir piyasada tekel konumunda tek bir teşebbüs dahi olsa,
bu durum teşebbüsün müşterilerinden tam bağımsız hareket edebilme yeteneğine sahip
olması şeklinde kabul edilmemektedir. Teşebbüsün bağımsız hareket etmesinden kasıt,
hâkim konumundan yararlanarak rekabet koşullarını oluşturan koşulları belirlemese de
bunlar üzerinde önemli ölçüde etkiye sahip olması anlamına gelmektedir.
(386) Hâkim durum değerlendirmesi yapılırken esasen, incelenen teşebbüsün rekabetçi
baskılardan ne ölçüde bağımsız davranabildiği araştırılmaktadır. Bu değerlendirmede, her
bir olayın kendine özgü koşulları göz önünde bulundurulmaktadır. Hâkim Durumdaki
Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının
Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (Kılavuz) da değinildiği üzere, hâkim durum
değerlendirmesinde göz önünde bulundurulan temel unsurlar; incelenen teşebbüsün ve
rakiplerinin ilgili pazardaki konumu, pazara giriş imkânları, pazardaki büyüme engelleri ve
alıcıların pazarlık gücü olarak sayılabilir. Bu bağlamda, incelenen teşebbüs ve rakiplerinin
pazar payları, rakiplerin rekabetçi güçleri, pazar paylarının yıllar içerisindeki seyri,
potansiyel rekabet, fiili veya hukuki giriş engelleri ve alıcıların alım gücü hâkim durum
analizinde kullanılan önemli göstergeler olarak ortaya çıkmaktadır. Aşağıda öncelikle
AKDENİZ EDAŞ, daha sonra ise CK AKDENİZ açısından hakim durum değerlendirimesi
yapılacaktır.
I.6.1.1. AKDENİZ EDAŞ Açısından Hakim Durum Değerlendirmesi
(387) AKDENİZ EDAŞ’ın dağıtım pazarındaki konumunu belirleyen en önemli husus, hukuki
olarak pazarda ikinci bir teşebbüsün faaliyet göstermesinin ilgili mevzuat bağlamında
mümkün olmamasıdır. Türkiye’de elektrik dağıtım alanında faaliyet gösteren şirketlerin
özelleştirilmeleri sonucunda, özel sektöre devri gerçekleşen dağıtım şirketlerine
ayrıştırma yükümlüğü getirilerek elektriğin perakende satışı alanında faaliyet göstermek
üzere her bölgede GTŞ’ler kurulmuştur.115 Bölgesel dağıtım şirketleri ise elektrik
enerjisinin yerel düzeyde fiziksel olarak taşınması ve bununla ilgili tüm saha
operasyonlarına yönelik faaliyetleri gerçekleştirmekte olup doğal tekel olarak varlık
gösteren teşebbüslerdir.
(388) Dağıtım şirketleri sahip oldukları doğal tekel nitelikleri nedeniyle yerel seviyede her bir
dağıtım bölgesinde aynı zamanda hâkim durumda bulunmaktadır. Dolayısıyla Antalya,
Isparta ve Burdur illeri elektrik dağıtım hizmetleri ilgili pazarında AKDENİZ EDAŞ hâkim
durumdadır.
115 Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 01.01.2013
tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine EPDK tarafından 12.09.2012 tarih ve 4019 sayı
ile karar verilmiştir.
18-06/101-52
148/322
I.6.1.2. CK AKDENİZ Açısından Hakim Durum Değerlendirmesi
I.6.1.2.1. Pazar Payları
(389) Elektrik perakende satışı pazarlarında pazar payları hesaplanırken ilgili ürün pazarlarında
sayaç ve tüketim değerlerine göre de farklı hesaplamalar yapılmıştır. Buna ek olarak
aşağıdaki grafiklerde de görüldüğü üzere, serbest tüketici ve ikili anlaşma bazında iki ayrı
veri seti hazırlanmıştır. Bu durumun sebebi EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici
limitini geçmesine rağmen düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik tedarik etmeye devam
eden tüketicilerin varlığıdır. CK AKDENİZ’in serbest tüketici segmentindeki pazar gücünün
tespitinde; bu tüketici grubunun da dikkate alınması gerekmektedir. Zira söz konusu
tüketici grubu, esasen serbest tüketici statüsüne sahip olmakla birlikte, bu hakkını etkin
bir şekilde kullanmamaktadır. Diğer bir deyişle, söz konusu tüketiciler serbest tüketici
pazarında yer almakta, her an bu hakkını kullanma imkânını elinde bulundurmakta ancak
elektrik enerjisi temin yöntemini mevcut konumunu koruyarak sürdürmektedir.
(390) Yukarıda yer verilen elektrik enerjisi hizmetinin sunumunun da içinde olduğu şebeke
endüstrileri üzerinden abonelik hizmetlerinin sunulduğu pazarlar açısından geçerli olan,
tüketicilerin karar alma süreçlerindeki aksaklıkların varlığı hesaba katıldığında, tüketici
davranışlarının sınıflandırılması ve değerlendirilmesi ayrı bir önem arz etmektedir. Zira
elektrik enerjisi hizmetinin temini bakımından serbest tüketici hakkına sahip olup bu hakkı
kullanmayan bir tüketici nazarında mevcut konumunun korunmasının, salt düzenlenen
tarifeden hizmet alımının devam ettirilmesinin tercih edilmesinden ziyade aslında
süregelen tüketim alışkanlığının değiştirilmemesine yönelik bir tercihi, diğer bir ifadeyle,
mevcut tedarikçinin değiştirilmemesine ilişkin bir tercihi yansıttığı ifade edilmelidir.
Nitekim, Komisyon ENI/EDP/GDP ve E.ON/MOL kararlarında da aynı yaklaşımı
benimsemiş ve bu iki tüketici grubu arasında bir ayrıma gitmemiştir. Birbirinden ayrı
olduğu iddia edilebilecek bu iki tüketici grubunu esasen birbirinden ayıran unsurun büyük
oranda tüketicilerin karar alma süreçlerindeki aksaklıklar olduğu söylenebilir. Tedarikçi
değiştirme bakımından gerek bilgiye erişim gerek karar alma gerekse harekete geçme
aşamalarında ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle mevcut yerleşik tedarikçide kalmayı
dolaylı olarak seçmiş tüketiciler ile bilişsel kısıtlara tabi olmadan mevcut tedarikçisini
yerleşik tedarikçi olarak seçen tüketicilerin günün sonunda aynı tedarikçi ile çalışmayı
seçtikleri, her iki tüketici grubunun da diğer tedarikçilerden hizmet temin etmeyi tercih
etmedikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan serbest tüketici olarak ulusal tarifeden daha
düşük bir fiyattan elektrik enerjisi temin etmek yerine, daha yüksek bir fiyat düzeyine denk
gelen ulusal tarifeden aynı hizmeti temin etmeyi tercih etmiş yahut ihmal/dikkatsizlik ve
statüko eğilimi nedeniyle varsayılan tedarikçi ile çalışmayı sürdüren tüketiciler bakımından
tercih edilen asıl unsurun ulusal tarife olmadığı, yerleşik tedarikçinin kendisi olduğu da
hatırda tutulmalıdır. Bu çerçevede, GTŞ’nin ilgili pazardaki pazar payları hesaplanırken
her iki tüketici grubunun da dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Diğer yandan
aylık olarak hesaplanan pazar paylarına ek olarak, kümülatif bir veri niteliğinde olması
nedeniyle her dönemin son ayı için sayaç bazında hesaplanan CK AKDENİZ ile
rakiplerinin payları da aşağıda yer almaktadır.
18-06/101-52
149/322
Grafik 43: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Mesken Serbest Tüketicilerin Sayaç Bazındaki Dağılımı116
(…..TİCARİ SIR…..)
Grafik 44: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Mesken İkili Anlaşmaların Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Grafik 45: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Mesken Serbest Tüketicilerin Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Grafik 46: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Mesken İkili Anlaşmaların Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(391) Yukarıda görüldüğü üzere, teşebbüsün mesken pazarında sayaç bazlı payı (…..)
seviyesinin altına düşmemektedir. Zaman içinde serbest tüketici hakkı kazanan fakat bu
haktan faydalanmayan kullanıcıların sayısının artmasıyla bu kullanıcıların teşebbüsün
portföyünde önemli bir yer kazandığı gözlemlenmektedir. 2014 Kasım ayına kadar CK
AKDENİZ pazar payının yaklaşık (…..) tekabül eden kısmını oluşturan bu kullanıcıların
oranı 2015 Ocak ayında neredeyse (…..) seviyesine çıkmış ve ilerleyen dönemlerde
dalgalı bir seyir izlese de ortalama (…..) seviyelerinde gerçekleşmiştir. Tüketim bazlı
pazar paylarının da Mayıs 2014 haricinde sayaç bazlı paylara benzer bir şekilde seyrettiği
ve CK AKDENİZ’in pazar payının ortalama (…..) seviyelerinde bulunduğu görülmektedir.
Grafik 47: 2017 Mayıs Sayaç Bazlı Pazar Payı
(…..TİCARİ SIR…..)
(392) Yukarıda ise Mayıs 2017 tarihi itibarıyla CK AKDENİZ’in mesken pazarında sayaç
bazında sahip olduğu paya yer verilmektedir. Buna göre teşebbüsün pazar payı (…..) olup
116 (…..)
18-06/101-52
150/322
diğer tüm teşebbüslerin toplam pazar payı (…..) oranını bile bulmamaktadır. Aşağıda ise
ticarethane pazarına ilişkin pazar payı verilerine yer verilmektedir.
Grafik 48: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane Serbest Tüketici Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(393) CK AKDENİZ’in ticarethane pazarında sayaç bazlı pazar payı, serbest tüketici hakkını
kullanmayanlar da dahil edildiğinde, yukarıda görüldüğü üzere, (…..) aralığında
seyretmektedir. Zaman içinde değişmekle birlikte, bu oranın ortalama (…..)’lik kısmının
ise serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerden teşekkül ettiği görülmektedir.
Grafik 49: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane İkili Anlaşmaların Sayaç Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(394) Serbest tüketici hakkını kullanmayan kullanıcılar dahil edilmeyip sadece ikili anlaşmaların
incelendiği durumda ise teşebbüsün pazar payının (…..) aralığında seyrettiği yukarıda
grafikte görülmektedir.
Grafik 50: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane Serbest Tüketici Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Grafik 51: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesindeki Ticarethane İkili Anlaşmaların Tüketim Bazındaki Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(395) Ticarethane pazarında tüketim bazlı pazar paylarına bakıldığında ise sayaç bazlı paylar
ile kıyaslandığında teşebbüsün payının ortalama (…..) seviyelerinde gerçekleştiği
görülmektedir. Bu iki gösterge arasındaki farkın sebebinin, BTŞ’lerin özellikle tüketimi
yüksek kullanıcıları hedeflemesi olduğu söylenebilir. Böylece söz konusu tedarikçiler,
portföylerine görece daha az sayıda sayaç katmakla birlikte, daha yüksek bir satış
düzeyine ulaşabilmektedirler. İlgili pazara ikili anlaşmalar çerçevesinden bakıldığında ise
pazar payı oranlarında, serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerin dahil edildiği
durum ile karşılaştırıldığında fazla bir farklılaşma olmadığı görülmektedir. Bunun sebebi
ise ticarethane pazarındaki müşterilerin görece daha yüksek bilinç seviyesine ve
farkındalığa sahip olmasıdır. Şöyle ki mesken kullanıcılarının aksine elektriği doğrudan
veya dolaylı bir girdi olarak kullanan ticarethane kullanıcılarının fiyat duyarlılığı da doğal
olarak yüksek olacaktır. Bu ise serbest tüketici hakkı kullanım oranını artıracaktır.
18-06/101-52
151/322
Grafik 52: 2017 Mayıs Ticarethane Sayaç Bazlı Pazar Payı117
(…..TİCARİ SIR…..)
(396) 2017 Mayıs itibarıyla sayaç bazlı pazar paylarına bakıldığında ise CK AKDENİZ’in (…..)
payla baskın şekilde pazar lideri olduğu görülmektedir. Aynı dönem için söz konusu
teşebbüsü (…..) pazar payı ile TTES Elektrik Tedarik Satış A.Ş. (TTES), (…..) pay ile 2M
ve (…..) ile DOĞUŞ ENERJİ’nin takip ettiği görülmektedir.
(397) Tüketim bazlı paylarda ise CK AKDENİZ’in payı (…..) olarak ortaya çıkmakta, onu (…..)
pay ile EREN ENERJİ, (…..) ile AKSA, yine (…..) ile 2M ve (…..) ile İÇDAŞ takip
etmektedir. Son olarak, aşağıda sanayi pazarına dair paylara yer verilmektedir.
Grafik 53: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Sanayi Serbest Tüketicilerinin Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(398) Sanayi pazarında serbest tüketici hakkını kullanmayanların da dahil edildiği durumda
sayaç bazında CK AKDENİZ’in payının (…..)seviyelerinde olduğu görülmektedir. Zaman
içinde serbest tüketici hakkını kullanmayan sanayi müşterilerinin oranı düşmüş ve 2016
yılı Mayıs ayını izleyen dönemde (…..)seviyelerinde seyretmiştir.
Grafik 54: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Sanayi İkili Anlaşmalarının Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(399) İkili anlaşmalar bazında bakıldığında da teşebbüsün payının sayaç bazlı pazar paylarına
benzer bir seviyede gerçekleştiği görülmektedir. CK AKDENİZ’in 2015 Mayıs ayında (…..)
oranındaki payı, takip eden ayda hızlı bir artış göstererek (…..) seviyesine çıkmış ve
izleyen dönemde ufak dalgalanmalar haricinde değişmemiştir.
Grafik 55: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Sanayi Serbest Tüketicilerinin Tüketim Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
117 (…..)
18-06/101-52
152/322
(400) Tüketim bazında bakıldığında ise teşebbüsün pazar payının 2015 yılında (…..)’e kadar
ulaştığı, daha sonraki dönemde ise (…..) aralığında seyrettiği görülmektedir.
Grafik 56: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Sanayi İkili Anlaşmalarının Tüketim Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
(401) İkili anlaşmalar baz alınarak hazırlanan veri seti üzerinden teşebbüsün pazar payına
bakıldığında ise, pazar payının öncesinde dalgalı bir seyir izlemekle birlikte son iki yılda
(…..) gibi yüksek bir seviyede gerçekleştiği görülmektedir.
Grafik 57: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Toplam Serbest Tüketicilerin Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(402) CK AKDENİZ’in Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde sahip olduğu portföy büyüklüğü ve
gücünü ortaya koymak bakımından, yukarıda yer verilen pazarlar bir bütün olarak ele
alındığında ise toplam sayaç bazında aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere, teşebbüsün
pazar payı 2014’ten bu yana (…..) altına düşmemekte ve özellikle 2017 yılının başından
itibaren Mayıs ayına kadar (…..) seviyelerinde gerçekleşmektedir.
Grafik 58: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Toplam İkili Anlaşmaların Sayaç Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(403) Yine tüm pazarların toplamına bu kez de sayaç bazında sadece ikili anlaşmalar açısından
bakıldığında ise teşebbüsün payının oldukça yüksek olduğu, Ocak-Mayıs 2015 dönemi
hariç (…..) altına düşmediği görülmektedir.
Grafik 59: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Toplam Serbest Tüketicilerin Tüketim Bazında Dağılımı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(404) Tüm pazarlardaki toplam tüketim rakamlarına bakıldığında ise CK AKDENİZ’in payının
Mayıs-Temmuz 2014 dönemindeki (…..) civarındaki en düşük seviyesi haricinde
genellikle (…..) aralığında seyrettiği görülmektedir.
18-06/101-52
153/322
Grafik 60: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde Toplam İkili Anlaşmaların Tüketim Bazında Dağılımı (Baz
İstasyonu Hariç)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(405) Son olarak ikili anlaşmalar ve tüketim verilerinin bir arada değerlendirildiği durumda, CK
AKDENİZ’in payının 2015 öncesinde dalgalanmakla birlikte (…..) aralığında seyrettiği
görülmektedir. Aynı dönemde ise rakip tedarik şirketlerinin tek tek göreli pazar payları
itibarıyla rekabetçi bir baskı oluşturmasının söz konusu dahi olmadığı anlaşılmaktadır.
(406) Yukarıda yer verilen tüm pazar payı oranlarından yola çıkarak CK AKDENİZ’in belirlenen
her bir ilgili ürün pazarında ciddi derecede yüksek paya ve dolayısıyla önemli bir güce
sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, ilgili pazarlarda rakiplerin hem sayaç hem
tüketim bazında paylarının yerleşik teşebbüs ile kıyaslandığında marjinal kaldığı, zaman
içinde pazarın büyümesine rağmen CK AKDENİZ üzerinde rekabetçi baskı yaratacak
seviyelere ulaşmaktan uzak olduğu görülmektedir.
I.6.1.2.2. Pazara Giriş Engelleri
(407) Hâkim durum analizinin pazar payı ile birlikte önemli bir parçası da pazara giriş
engellerinin varlığıdır. Fiktif bir pazarda yerleşik teşebbüsün payı %100 seviyesinde olsa
bile pazara girişler önünde herhangi bir engel yok ise bu teşebbüs pazardaki ekonomik
parametreleri bağımsızca belirleyemeyecek, olası bir fiyat artışı sonucu pazara giriş
yapan teşebbüsler, yerleşik teşebbüs üzerinde rekabetçi bir baskı oluşturarak pazarı
dengeye getirebileceklerdir.
(408) Pazarı giriş engelleri denildiğinde ilk akla gelen husus hukuki engellerdir. Eğer pazara giriş
herhangi bir lisans veya ruhsatlamaya tabi ise bu durumda hukuki giriş engellerinden
bahsedilebilecektir. Yukarıda sektörel mevzuat kısmında da değinildiği üzere, elektrik
perakende satış pazarına giriş önünde de bir takım hukuki engeller bulunmakta, pazarda
faaliyet göstermek isteyen teşebbüsler EPDK’ya yaptıkları lisans başvurularının olumlu
sonuçlanması halinde pazara girebilmektedirler. Hali hazırda lisans sahibi olan 221 firma
bulunmasına rağmen aktif olarak pazarda faaliyet gösteren firma sayısı bu rakamın
oldukça altındadır.
(409) Pazar lideri veya yerleşik sağlayıcı niteliğindeki teşebbüsler faaliyet gösterdikleri sektörün
yapısal özelliklerinden kaynaklanan birtakım avantajlara sahip olabilmektedirler. Mutlak
ve stratejik avantajlar olarak ikiye ayırabileceğimiz ve rakiplerin yerleşik teşebbüs
üzerinde yaratacağı rekabetçi baskıyı azaltan bu avantajlar, aynı zamanda pazara giriş
engeli olarak da değerlendirilmektedir. Mutlak giriş engelleri olarak adlandırılan avantajlar
piyasada yerleşik firmanın üretim için önem arz eden bazı girdilerin ve/veya dağıtım
ağlarının kontrolünü münhasıran uhdesinde bulundurması ya da bu girdilere potansiyel
teşebbüslerden daha elverişli koşullarda erişmesinden kaynaklanmaktadır. Stratejik
avantajlar ise yerleşik teşebbüs ile potansiyel teşebbüs arasındaki piyasaya giriş
zamanının farklılığından (erken veya geç) kaynaklanır. Yerleşik teşebbüsün önceden
kapasite yatırımları yapması, bu tür avantajların klasik örneği olup literatürde ilk giren
avantajı olarak adlandırılmaktadır.
18-06/101-52
154/322
(410) Yukarıda verilen bilgiler ışığında, CK AKDENİZ’in pazardaki konumu ile ilgili olarak
birbirleriyle ilintili iki önemli husus ön plana çıkmaktadır. AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ
daha önceden kamu uhdesinde bulunan elektrik dağıtım şirketinin özelleştirilmesi ve
hukuken ayrıştırılması sonucu faaliyete başlamışlardır. Dolayısıyla, aynı ekonomik
bütünlük içinde yer alan bu iki şirket, rakiplerinin aksine ilgili coğrafi pazarda dikey
bütünleşik bir yapının parçası olarak var olmaktadır. Bu ise doğal olarak CK AKDENİZ’e
perakende satış faaliyetleri konusunda mutlak bir avantaj olarak yansımaktadır.
(411) Bununla bağlantılı olarak ayrıca, CK AKDENİZ, serbestleşme sürecine bütün kullanıcı
portföyünü bünyesinde barındırarak başlamış olup oldukça önemli bir stratejik avantaja
sahiptir. Teşebbüsün serbestleşme sürecinin en başından itibaren sahip olduğu tüketici
bilgisi portföyü, kendisine, satış yapabileceği serbest tüketici hakkına sahip ya da yakın
zamanda bu hakkı kazanacak tüketicilerin tüketim alışkanlıkları ve karakterleri hakkında
tek tek ayrıntılı bilgi sunarak söz konusu tüketicilere tüketimlerine uygun en isabetli ve
kendisi için de en karlı teklifleri hazırlamasına olanak tanımaktadır. Ayrıca söz konusu
portföy, CK AKDENİZ’e satış elemanlarını doğru adres ve kişilere yönlendirme noktasında
avantaj sağlamaktadır. Bunun yanında bahse konu portföy, henüz serbest tüketici limitini
aşmamış olmakla birlikte, yakın zamanda öngörülen yeni limitle birlikte aşması beklenen
tüketici gruplarına yönelik olarak da CK AKDENİZ’e ön hazırlık yapma fırsatı sunmaktadır.
Buna mukabil söz konusu veritabanı halihazırda sadece CK AKDENİZ’in erişimine açık
olup diğer tedarikçilerin böylesine stratejik bir veri setine erişmesi mümkün değildir. Bu
anlamda CK AKDENİZ’in diğer tedarikçilerin sahip olmadığı ve bir oyuncunun pazarda
kayda değer ölçüde varlık göstermesi için elzem olan serbest tüketici/potansiyel serbest
tüketici veritabanına sahip olduğu ve bu avantajın CK AKDENİZ’in ilgili pazarlarda sahip
olduğu esaslı pazar gücünü pekiştiren bir etkiye sahip olduğu değerlendirilmektedir.
(412) Ürün veya hizmet farklılaştırmasının bulunmadığı, olabildiğince homojen bir ürün veya
hizmetin konu edildiği elektriğin perakende satışı pazarlarında, yerleşik teşebbüsün sahip
olduğu bilinirlik özelikle farkındalığı görece az olan mesken ve küçük ticarethane
tüketicileri nezdinde önemli bir marka bağımlılığı yaratabilmektedir. Bu da pazara
sonradan giren teşebbüslerin rekabet güçlerini azaltırken yerleşik teşebbüsün pazar
gücünü artırmaktadır. Daha önce de değinildiği üzere, tüketicilerin CK AKDENİZ
hakkındaki algıları, teşebbüsün rakiplerinden ayrışmasını sağlarken, özellikle farkındalığı
görece düşük tüketicilerin tedarikçi değiştirme davranışlarını da olumsuz etkilemektedir.
Bunun yanı sıra, CK AKDENİZ kamu teşebbüsü kurumsal yapısını hemen her ilçede
bulunan müşteri hizmetleri merkezleri ile birlikte devralarak sürdürmekte, bu ise kendisine
yine tüketici gözünde farklı bir noktada konumlanabilme imkânı sağlamaktadır. Zira kısa
bir süre öncesine kadar, çok uzun yıllar boyunca her bir tüketici için elektrik enerjisi
hizmetinin temini kamu tekel niteliğini haiz ve dikey bütünleşik CK AKDENİZ ve AKDENİZ
EDAŞ bütünlüğü tarafından yerine getirilmiştir. Gerek sektörel bilgi gerekse talep taraflı
piyasa aksaklıklarına değinilen bölümlerde yer verildiği üzere, elektrik enerjisi hizmetinin
teminine ilişkin tedarikçi değişikliği refleksi gelişmemiş, varsayılan tedarikçi kavramının
oldukça baskın niteliğini koruduğu ilgili pazarlarda, CK AKDENİZ’in sahip olduğu ticari
itibar, marka değeri ve sürdürülen dikey bütünleşik yapı CK AKDENİZ’e eşi olmayan bir
ticari avantaj ve diğer tedarikçiler aleyhine geçiş engellerini destekleyici nitelikte koruma
sağlamaktadır.
18-06/101-52
155/322
(413) Bunun yanında, CK AKDENİZ’in yerleşik operatör olması kaynaklı, Akdeniz elektrik
dağıtım bölgesinde sahip olduğu müşteri hizmetleri noktalarının yaygınlığı, pazarlama ve
satış ağının büyüklüğü ve erişim ölçeği ile çağrı merkezi, ödeme noktası gibi tamamlayıcı
ve ek hizmetlerin sunumunun yaygınlığı ve bu hizmetlere erişim imkanının üstünlüğü, CK
AKDENİZ’in ilgili pazarlarda hakim durumuna ciddi derecede katkı sağlayan unsurlar
olarak görülmektedir.
(414) CK AKDENİZ’in sahip olduğu bu mutlak ve stratejik üstünlüklerin piyasaya sonradan giren
teşebbüsler açısından ciddi giriş engelleri oluşturduğu değerlendirilmektedir. Şöyle ki,
piyasaya nüfuz etmeye çalışan teşebbüsler, yerleşik teşebbüs olan ve halihazırda
tüketicileri portföyünde bulunduran CK AKDENİZ’in aksine daha çok çaba göstermek
zorunda kalmaktadırlar. Buna ek olarak kullanıcıların tedarikçi değiştirme hususunda
sahip oldukları atalet, yerleşik şirkete kıyasla daha çok tutunma yatırımı yapan
teşebbüslerin, bu yatırımın karşılığını beklenenden daha az verimle almaları sonucunu
doğurmakta, paylarını artırmalarını zorlaştırmaktadır. Nitekim, yukarıda özellikle mesken
kullanıcıları pazarında görüldüğü üzere, sayıları onlarla ifade edilen rakip şirketlerin son
üç yıl içinde pazardan alabildikleri pay kayda değer bir seviyeye ulaşamamıştır.
I.6.1.2.3. Alıcı Gücü
(415) Hakim durum analizinde, piyasada yerleşik teşebbüsün pazar gücünü değerlendirmeye
yarayan diğer bir önemli gösterge ise alıcı gücüdür. Teorik olarak, pazara giriş engellerinin
bulunduğu bir durumda eğer alıcılar önemli bir alım gücüne sahip ise yerleşik teşebbüs
yüksek pazar payına sahip olsa bile, başta fiyat olmak üzere ekonomik parametreleri
belirleyemeyebilecek, alıcıların yarattığı rekabetçi baskı teşebbüsün pazar gücünü
dengeleyebilecektir.
(416) Alıcı gücünün belirlenmesinde piyasanın alıcı tarafındaki ekonomik birimlerin alım
yaptıkları miktar ve bu miktarın yerleşik teşebbüsün satışları içindeki yeri önemlidir. Bu
bağlamda ilgili pazarlar özelinde CK AKDENİZ’den elektrik tedarik eden tüketiciler
incelendiğinde, nihai tüketicilerden oluşan mesken kullanıcıları pazarı oldukça atomize
görülmektedir. Piyasanın bu yapısı ticarethane ve sanayi pazarlarında görece değişse de
yine de CK AKDENİZ üzerinde rekabetçi baskı yaratacak büyüklükte bir alıcının veya alım
gücünün mevcut bulunduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.
Tablo 1: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde CK AKDENİZ’in Ticarethane Grubu Tüketicilerinin Toplam
Ticarethane Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Tüketici Toplam Tüketim İçindeki Pay (%)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
18-06/101-52
156/322
Tablo 2: Akdeniz Elektrik Dağıtım Bölgesinde CK AKDENİZ’in Sanayi Grubu Tüketicilerin Toplam Sanayi
Tüketim Miktarı İçindeki Payı
Tüketici Toplam Tüketim İçindeki Pay (%)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(…..) (…..)
(417) Yukarıda yer verilen analiz ve değerlendirmeler neticesinde, CK AKDENİZ’in yukarıda ilgili
coğrafi pazar olarak tanımlanan Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde, “dağıtım
seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”,
“ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ve “mesken müşterilerine
yapılan elektrik perakende satış” ilgili pazarlarında hâkim durumda olduğu sonucuna
varılmıştır.
(418) İşbu dosya kapsamında CK AKDENİZ’in ilgili pazarlardaki konumunu değerlendirirken
değinilmesi gereken diğer bir husus, serbest olmayan tüketicilerin oluşturduğu pazardaki
durumudur. Lisans Yönetmeliği’nin 34. maddesi ikinci bendi (a) fıkrası kapsamında ilgili
dağıtım bölgesinde serbest olmayan tüketicilere satış yapma hakkına münhasıran GTŞ
sahiptir. Bu düzenleme çerçevesinde dağıtım bölgesi içerisinde bahse konu bu tüketicilere
perakende elektrik satışı yalnızca CK AKDENİZ tarafından yapılmakta olup, şirket
pazarda %100 pay ile tekel konumundadır. Dolayısıyla, CK AKDENİZ serbest olmayan
tüketici pazarında hakim durumda bulunmaktadır. Aşağıda CK AKDENİZ’in bu
portföyünde bulunan sayaç dolayısıyla tüketici sayılarına ve tüketim miktarlarına aylık
bazda yer verilmektedir.
Grafik 61: CK AKDENİZ Portföyünde Yer Alan Serbest Olmayan Tüketicilerin Sayaç Sayısı
(…..TİCARİ SIR…..)
Grafik 62: CK AKDENİZ Portföyünde Yer alan Serbest Olmayan Tüketicilerin Tüketim Miktarı (mWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
I.6.2. 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Kötüye Kullanma
Değerlendirmesi
I.6.2.1. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması ve Elektrik Sektöründeki Yansımaları
(419) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında; “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek
başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye
kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.”
18-06/101-52
157/322
(420) Madde kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılmasına örnek haller sayılmaktadır. Bu
kapsamda (a) bendinde, “Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan
veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin
zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler”; d) bendinde, “Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin
yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî avantajlardan yararlanarak başka bir mal
veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler ve
e) bendinde de, “Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik
gelişmenin kısıtlanması” hâkim durumun kötüye kullanılmasına örnek hallerdendir.
(421) Hâkim durumun kötüye kullanılması, tüketicilerin zararına olacak şekilde, hâkim
durumdaki teşebbüsün pazar gücünü artırmaya ya da korumaya yönelik dışlayıcı ya da
diğer stratejik davranışlarını ifade etmektedir.118 Avrupa Birliği Adalet Divanı Hoffmann-La
Roche119 kararında yer verdiği kötüye kullanma tanımını, Post Danmark A/S120 kararında
yeniden kaleme almış ve hâkim durumun kötüye kullanılmasını düzenleyen 102.
maddenin kapsamını belirlemiştir. Buna göre söz konusu madde, “özellikle hâkim
durumdaki teşebbüsün, normal rekabetin cereyan ettiği pazarlarda faaliyet gösteren ticari
aktörlerin uygulamalarından ayrılacak şekilde farklı yöntemlere başvurmak suretiyle ve
tüketicilerin zararına yol açacak şekilde, pazardaki mevcut rekabet düzeyinin
sürdürülmesini ya da daha da artmasını engelleyen davranışlarını kapsar.”
(422) Komisyon’un “102. Maddeyi Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye
Kullanmalarına Uygulamasındaki Önceliklerine İlişkin Kılavuz”da (AB Rehber), dışlayıcı
kötüye kullanma, rekabet karşıtı kapama olarak da adlandırılmıştır. İlgili kavram hâkim
durumdaki teşebbüsün davranışları sonucunda mevcut ya da potansiyel rakiplerin pazara
etkin bir şekilde girişlerinin güçleştirildiği ya da engellendiği ve böylelikle tüketicilerin
zararına olacak şekilde hâkim durumdaki teşebbüsün daha yüksek fiyatlardan mal veya
hizmet sunmaya devam ettiği durum olarak tarif edilmiştir.121 Kötüye kullanma fiyat artışı,
ürün kalitesinde ve yenilik düzeyinde düşüş, mal ve hizmet çeşitliliğinde azalış gibi tüketici
refahına zarar verebilecek sonuçlar doğurabilmektedir.122 Dışlayıcı kötüye kullanma,
pazarın rakiplere kapatılması ya da rakiplerin marjinalize edilmesi suretiyle ya hâkim
durumdaki teşebbüsün ya da rakiplerin ya da her ikisinin üretimlerinin kısıtlanması
durumlarını içermektedir. Buradaki temel endişe, rakiplerin üretiminin yasaya aykırı olarak
sınırlandırılmasının, söz konusu rakiplerin, rekabetin oluşması için önemli olması
durumunda, nihai tüketicilere ürün veya hizmet sunumunun gerçekleştiği ilgili pazarda
rekabetin bozulmasına neden olmasıdır. Bu tür kötüye kullanmalar, hâkim durumdaki
teşebbüsün kendisine rakip olan teşebbüslere yönelik davranışları sonucunda rakiplerin
piyasadan dışlanmasına neden olabileceği gibi hâkim durumdaki teşebbüsün kendisiyle
rekabet içerisinde bulunmayan müşterilerine yönelik olan davranışları sonucunda alt
pazardaki teşebbüslerin bir kısmının pazardan dışlanmasına da yol açabilmektedir.123
118 O’Donghue R. and Paddilla J. (2013), The Law and Economics of Article 102 TFEU, s. 214.
119 Case 85/76, Hoffmann-La Roche & Co AG v. Commission [1979], ECR 461, para. 91.
120 Case C-209/10, Post Danmark A/S v Konkurrenceradet, [2012] ECR I-nyr, para. 24.
121 Agk., para. 19.
122 Kılavuz.
123 A.g.k., para. 23.
18-06/101-52
158/322
(423) Hâkim durumdaki bir teşebbüsün rakiplerine pazarı kapatması ya da rakiplerini marjinalize
etmesi sadece pek de kârlı olmayan fiyat indirimleri, koşullu fiyatlandırmalar ya da birtakım
münhasırlık teşvikleri gibi fiyat-ilişkili davranışlar yoluyla gerçekleşmemekte, aynı
zamanda fiyat-ilişkili olmayan ve esasen tüketicilerin zararına olacak şekilde rakibin
maliyetlerini artırma amacındaki stratejiler ve bu stratejilere dayanan uygulamalar yoluyla
da gerçekleşebilmektedir. Çarpıcı örneğini rakibin faaliyet merkezinin fiilen çalışamaz hale
getirecek ve hatta adli vaka kapsamına da girebilecek doğrudan eylemlerin
oluşturabileceği bu tip kötüye kullanma hallerine ilişkin daha normal örnekler olarak
temelde sadece rakipleri yıldırmaya ve maliyetlerini artırmaya yönelik olarak açılan
caydırıcı davalar, ürünün nihai kullanımına yönelik yıkıcı saikli tasarım değişiklikleri,
kötüye kullanma amaçlı standart değişiklikleri ve rakiplerin ürün veya hizmet sunumunu
engelleyici ya da geciktirici, düzenlemeye tabi sektörlerde yürürlükteki prosedürlerin
kötüye kullanımı sayılabilir.124 Söz konusu yöntemlerin sayısız şekilde gerçekleşebilmesi
mümkün olmakla birlikte, hepsinin ortak özelliği, rekabet karşıtı bir şekilde rakibin
üretiminin sınırlandırılması ya da engellenmesine yol açmalarıdır.
(424) Öğretide bu nitelikteki kötüye kullanma davranışları “fiyat-ilişkili olmayan yıkıcı
davranışlar”, “rakibin maliyetlerini artıran stratejiler” veya “ucuz dışlama” olarak da
adlandırılmaktadır. Genellikle yıkıcı fiyatlama, fiyat sıkıştırması, indirim sistemleri ve
caydırıcı davalar gibi kötüye kullanma sayılabilecek hallerin hâkim durumdaki teşebbüse
kayda değer maliyetlere yol açabileceği dikkate alındığında, hâkim durumdaki teşebbüsün
yarattığı yapay giriş engelleri aracılığıyla, fazladan operasyonel pek bir maliyet
yüklenmeden rakiplerin pazara giriş yapmasının ya da pazara nüfuz edebilmesinin önünü
tıkamak suretiyle rakipler için ciddi maliyetlere yol açan eylemler ucuz kötüye kullanma
olarak tanımlanabilecektir. Söz konusu kötüye kullanma halleri, kapsayıcı olması
bakımından “fiyat-ilişkili olmayan dışlayıcı kötüye kullanma” olarak da
tanımlanabilmektedir. Buna mukabil, hâkim durumdaki teşebbüs, örneğin, düzenlemeye
tabi sektörlerde prosedürlerin ve sahip olduğu dikey bütünleşik yapının tüm avantajlarını
kullanarak haksız bir şekilde mevcut konumunu koruyacak ve kendisini rakiplerden
gelecek rekabetten izole edebilecektir.
(425) Bunun yanında, AB Rehberi’nde hâkim durumdaki teşebbüsün yıkıcı fiyatlama, münhasır
anlaşmalar gibi zarar teorisi bağlamında çeşitli muhtemel kötüye kullanma davranışlarına
ve söz konusu davranışların nasıl analiz edileceğine dair açıklamalara yer verilmesine ek
olarak belli bir davranış/uygulama tipinin, karakteristik itibarıyla herhangi bir ek analiz
yapmaya ihtiyaç duyulmaksızın, muhakkak bir kötüye kullanma olarak değerlendirileceği
belirtilmiştir. Buna göre, “Eğer davranış sadece rekabetin önünde engel teşkil ediyor ve
herhangi bir etkinliğe yol açmıyorsa, söz konusu davranışın rekabet karşıtı olduğu
sonucuna varılabilir. Böyle bir durum, örneğin, hâkim durumdaki teşebbüs tarafından
müşterilerin, rakip teşebbüslerin ürün veya hizmetlerini denemesine engel olunması ya da
müşterilerine rakiplerin ürün veya hizmetlerini denememeleri karşılığında finansal
teşvikler sağlanması veya bir dağıtıcıya ya da müşteriye rakibin ürün veya hizmetlerinin
tanıtımının geciktirilmesi karşılığında çeşitli şekillerde ödeme yapılması hallerinde
gerçekleşir.”125
124 O’Donghue R. and Paddilla J. (2013), The Law and Economics of Article 102 TFEU, s. 644.
125 AB Rehberi, para. 22.
18-06/101-52
159/322
(426) Hâkim durumdaki teşebbüsün, rakiplerin pazara giriş yapmasını ya da nüfuz etmesini
önlemesinin en etkin yollarından birisi, işleyen rekabetin geçerli olduğu bir pazarda
bulunmayan, yapay giriş engelleri yaratmaktır. Hâkim durumdaki teşebbüs, doğrudan
tüketicilerin geçiş maliyetlerini artırarak yapay giriş engelleri yaratıp rakiplerin maliyetlerini
yükseltebilir. Teşebbüslerin kasıtlı davranışları sonucu ortaya çıkan ya da büyüklüğü
belirlenen geçiş maliyetleri yapay geçiş maliyetleridir. Müşterilerin yeni bir sağlayıcıya
geçme aşamasında karşılaştığı, o sağlayıcının mal ya da hizmetlerine ödeyeceği fiyatın
dışında kalan her türlü maliyet geçiş maliyeti olarak adlandırılmaktadır.126 Sağlayıcı
değiştirmede karşılaşılan işlem maliyetleri özellikle, müşterinin geçiş işlemini
gerçekleştirebilmesi için rakip firmalar hakkında bilgi toplaması ve yeni bir firmayla
çalışmaya başlamak amacıyla bazı bilgi ve belgeleri sağlamasının gerektiği perakende
elektrik ve gaz hizmetleri ile GSM hizmetleri pazarlarında ve abonelik içeren diğer
pazarlarda sıklıkla ortaya çıkmaktadır.127 Ayrıca, ilgili pazarda faaliyette bulunan
teşebbüslerin fiyat ve performanslarını ortak bir düzlemde karşılaştırmanın görece zor
olduğu pazarlarda da müşteriler sağlayıcı değiştirmede daha yüksek geçiş maliyetleri ile
karşılaşmaktadırlar.
(427) Söz konusu durum, elektrik dağıtım ve perakende satış pazarında dikey bütünleşik bir
yapıda bulunan hâkim durumdaki teşebbüsün, alt pazara yönelik ayrımcı uygulamalarının
olduğu hallerde, tüketiciler nezdinde şeffaf bir fiyat-hizmet karşılaştırmasının
yapılabilmesinin de önüne geçmektedir. Hâkim durumdaki teşebbüs, özellikle rakiplerine
geçiş yapma girişiminde bulunan veya bulunması muhtemel müşterilerini hedef alarak söz
konusu müşterilerin, kendisiyle iş yapmaya devam etmesini teşvik edici seçici indirimler
veya farklı faydalar sağlayarak müşteriler nezdinde tedarikçi değiştirmenin önündeki geçiş
maliyetlerini finansal zeminde artırabilir. Bunun yanında aynı teşebbüs, bahse konu
müşteriler henüz alternatif sağlayıcılara geçiş yapmaya yönelik kendi inisiyatifleri ile
harekete geçmeden önce de o müşterileri görünüşte pazarın rekabete açık segmentinde
ama kendi portföyünde tutabilir ve böylece o müşterilerin açık rızalarını arama koşulunu
dolanmak suretiyle geçiş maliyetlerini finansal olmayan temelde de artırabilirler. Böyle bir
durum, müşteriler için hem daha önce var olmayan geçiş maliyetlerinin yaratılmasına hem
de müşterilerin fiyata veya rekabetin diğer parametrelerine daha az duyarlı hale gelmesine
yol açabilir. Dolayısıyla daha önce müşteri gözünde özellikle elektrik, gaz gibi pazarlar
bakımından farksız olan ürün veya hizmetleri farklılaştırıp rakip ürün veya hizmetler
arasındaki ikame edilebilirlik derecesini önemli ölçüde zayıflatabilir. Yüksek geçiş
maliyetleri, özellikle yeni bir firmanın pazarda faaliyet göstermesinin, yerleşik firmanın
kilitlenmiş müşterilerini elde etmesine bağlı olduğu durumlarda giriş engeli yaratabilir.
Elektrik perakende satışı gibi özellikle şebeke endüstrilerinin söz konusu olduğu
pazarlarda eski müşterilerin bu şekilde fiyata daha az duyarlı hale getirilerek kilitlenmesi,
pazardaki rekabetin seviyesini azaltabilir. Sonuç olarak hem yeni hem de eski müşteriler
için fiyatlar, geçiş maliyetinin olmadığı bir pazara kıyasla daha yüksek düzeyde
gerçekleşebilir. Rekabet parametrelerinin oldukça sınırlı olduğu, düzenli ve eksiksiz
hizmet sunumunun sağlandığı varsayımı altında rekabetin asli unsurunun fiyat olduğu
elektrik perakende satış pazarında, tüketicilerin söz konusu kötüye kullanma davranışları
yoluyla fiyata duyarsız hale getirilmesi, esasen rekabet hukukunun öncelikli endişesi olan
126 ONUKLU N. N. (2007), “Geçiş Maliyetlerinin Firma Davranışı ve Pazar Üzerindeki Etkileri – Ardıl Pazarda
Pazar Gücü”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, Rekabet Kurumu, Ankara, s. 3.
127 Agk. S. 4.
18-06/101-52
160/322
ve bir pazardaki rekabetin işlemesini sağlayan tüketici hâkimiyetinin işlevsiz hale
getirilmesi anlamına gelmektedir.
(428) Bu bağlamda dağıtım özelleştirmelerine ilişkin yakın tarihli Kurul kararlarında128, enerji
sektöründeki serbestleşme sürecinde, perakende satış rekabetinin oluşturulmasının
önemi vurgulanmış ve gerek elektrik gerekse doğal gaz piyasası bakımından,
müşterilerin, yerleşik sağlayıcıya rakip tedarikçilere geçiş maliyetlerinin, perakende satış
rekabetinin önündeki en büyük engel olduğu belirtilmiştir. Söz konusu geçiş maliyetlerinin
detaylı biçimde açıklandığı kararlarda; ülke örneklerinde, yerleşik dikey bütünleşik dağıtım
şirketlerinin perakende satış pazarındaki payının, serbestleşmenin ardından büyük ölçüde
korunduğu ve pazara yeni giriş yapan rakip şirketlerin oldukça düşük pazar payları elde
edebildiği ortaya konulmuştur.
(429) Serbest tüketici limitinin üzerinde elektrik tüketimine sahip bulunan sanayi tesisleri ve
ticarethaneler gibi büyük tüketiciler bakımından enerji maliyeti, işletme maliyetlerinin çok
önemli bir bölümünü oluşturduğundan, söz konusu tüketicilerin elektrik fiyatlarına
duyarlılığı daha yüksektir ve dolayısıyla tedarikçi değiştirme eğilimleri daha fazladır.
Bununla birlikte, tedarikçi değiştirme oranları hanehalkı ve diğer küçük tüketicilere oranla
daha yüksek olan büyük tüketiciler de küçük tüketicilere benzer şekilde geçiş
maliyetleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Söz konusu tüketicilerin tedarikçi
değiştirmelerinin önündeki en büyük engel dağıtım şirketinin, tedarikçi değiştirmeleri
halinde kendilerine, dağıtım şirketinin müşterilerinden farklı davranma ihtimali ya da bu
yöndeki bir algıdır. Bu noktada ortaya çıkan sorun ise tüketicilerin karşılaştıkları geçiş
maliyetleridir. Serbest tüketici limitinin düşürülmesinin, elektrik piyasasında rekabetin
sağlanması konusunda tek başına bir anlam ifade etmediği ve asıl olanın, tüketicilerin
tedarikçilerini fiilen ne kadar değiştirebildiği göz önüne alındığında, dağıtım ve perakende
satış pazarlarında dikey bütünleşik yapı içinde faaliyet gösteren yerleşik sağlayıcının
tüketicilerin tedarikçilerini seçme özgürlüğünü olumsuz etkileyen davranış ve
uygulamalarının, rekabetin sağlanması ve korunması bakımından ne kadar büyük risk
taşıdığı da ortaya çıkmaktadır.
(430) Hukuki ayrıştırmaya karşın dağıtım ve perakende şirketlerinin aynı ekonomik bütünlük
altında faaliyet göstermesi, sektörel düzenlemeler ne kadar sıkı olursa olsun, dağıtım
biriminin çıkar çatışması ve ayrımcılık yapma güdüsünü tümüyle ortadan kaldıramayacak
ve öncül düzenlemelerin getirdiği önlemler ahlaki tehlike (moral hazard) durumunun
gerçekleşmesiyle dolanılabilinecek ve dağıtım pazarındaki hâkim durumun kötüye
kullanılması bir risk olarak devam edecektir. Bu çerçevede, dağıtım şirketlerinin, dağıtım
faaliyetindeki tekel konumlarını kullanarak üretim, toptan ve perakende satış
faaliyetlerindeki rekabeti bozmaya yönelik davranış ve uygulamalar içinde olup
olmadıklarının, rekabet hukuku kapsamında denetimine ihtiyaç duyulmaktadır.
128 Bkz. 16.12.2010 tarih, 10-78/1643-608 ve 10-78/1645-609 sayılı; 08.04.2010 tarih, 10-29/437-163 ve 10-
29/440-166 sayılı; 11.03.2010 tarih, 10-22/296-106, 10-22/297-107 ve 10-22/298-108 sayılı 03.03.2011
tarih ve 11-12/240-77 sayılı Kurul kararları.
18-06/101-52
161/322
(431) Halihazırda tüketicilerin çok önemli bir kısmı, özelleştirme ve serbestleşme öncesi
dönemden gelen alışkanlıkla yerleşik ve dikey bütünleşik sağlayıcıları tek gerçek ve
muteber sağlayıcı olarak görmektedirler. Bu nedenle yerleşik sağlayıcılar tarafından
yaratılan herhangi bir yapay giriş engeli piyasanın rekabete gerçek anlamda açılmasını
çok daha güçleştirecektir. Serbest tüketici limitinin kademeli ve sürekli biçimde
düşürülmesi sonucunda, hanehalkı dahil olmak üzere küçük tüketicilerin tamamı serbest
tüketici statüsünde olacaktır ve rekabetin cereyan edeceği efektif alan en geniş ölçeğe
kavuşacaktır. Bu noktaya gelmeden önce, tüketiciler nezdinde perakende satış
piyasasının rekabet karşıtı unsurlardan azami surette arındırılması hayati önem arz
etmektedir. Zira elektrik tüketim düzeyi düştükçe bir tüketici için dağıtım şirketinden başka
bir tedarikçiye geçiş maliyetleri daha yüksek olmakta ve dolayısıyla söz konusu
tüketicilerin tedarikçi değiştirme oranları oldukça düşük seviyelerde kalmaktadır.
(432) Nitekim bu hususlara, elektrik dağıtım özelleştirmelerine ilişkin geçmiş tarihli Kurul
kararlarında ayrıntılı biçimde yer verilmiştir129:
“Esas itibarıyla, hanehalkına yönelik elektrik arzında rekabetçi yapıyı etkileyen dört
unsur ön plana çıkmaktadır130:
1. Piyasanın açılması ve tüketicinin sağlayıcısını değiştirme fırsatı,
firmaların fiyatlandırma stratejilerini belirlerken, geçiş maliyetlerinden dolayı,
yeni müşteri kapmak ya da müşteri sadakati yaratmak arasında tercih
yapmak durumunda kalmasına neden olmaktadır.
2. Elektrik arzı, kalite bakımından homojen bir üründür, bu nedenle fiyat
farklılaşması dışında ürün farklılaştırması zordur.
3. Piyasa, abonelik sistemine dayanmaktadır, bu nedenle bir müşterinin
aynı anda iki farklı sağlayıcıdan hizmet alması söz konusu değildir.
4. Piyasa doygunluğa ulaşmıştır ve talepteki artış oldukça azdır. Bu yapı
içerisinde müşterilerin, yerleşik dağıtım firmaları tarafından bağlanmış
olması nedeniyle diğer firmaların yeni müşteriler bularak piyasaya
girmesinin maliyeti artmaktadır.
Türkiye tecrübesinde, elektrik bölgeleri henüz özelleştirme aşamasında olup, geçiş
dönemi boyunca dağıtım firmalarının hanehalkına münhasıran satış yapacakları
görülmektedir. Bu nedenle, her ne kadar mevzuat ve pazar yapısı bakımından
birebir aynı olmasa da, özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşanan
serbestleşme tecrübeleri, devam eden özelleştirme sürecinde dikkat edilmesi
gereken noktalar bakımından yol gösterici nitelikte olmaktadır.
Elektrik ve doğal gaz perakende satışları kapsamında, özellikle hanehalkı ve küçük
müşterilere yönelik satışlar yönünden, söz konusu tüketicilerin sağlayıcılarını
değiştirmesine yönelik geçiş maliyetlerinin rekabetin oluşturulmasında en büyük
engeli oluşturduğu görülmektedir. Bu pazarlarda ortaya çıkan ana geçiş maliyetleri,
önem sırasına göre; işlem maliyetleri, araştırma maliyetleri, sözleşmeden doğan
maliyetler ve psikolojik maliyetlerdir. Bunlarla ilgili kısa açıklamalara aşağıda yer
verilmiştir:
129 Bkz. 16.12.2010 tarih ve 10-78/1645-609 sayılı karar.
130 DEFEUİLLEY C., Mollard M., The Dynamic of Competition in Presence of Switching Cost. The Case of
British Gas (1997-2007), Arsen Working Paper, 2008.
18-06/101-52
162/322
İşlem maliyeti: Sağlayıcı değiştirme sürecinde müşterinin yeni bir sağlayıcı
bulması ve bu yeni sağlayıcı ile anlaşması gerekmektedir. Ülke uygulamaları
çeşitlilik göstermekle birlikte, genellikle, tüketicinin bu süreçte dikkate alması
gereken yasal süreler bulunmaktadır. Bunun yanında, geçiş esnasında yanlış
faturalama ve düşük hizmet kalitesi ortaya çıkabilmektedir.
Araştırma maliyeti: Bu maliyetler, bölgesinde etkinlik gösteren sağlayıcıları
belirleme, fiyat alma, ödeme çeşitlerini ve tasarruf miktarlarını hesaplama sırasında
müşterinin katlandığı mali olmayan maliyetlerdir. Öte yandan müşterinin, aynı anda
hem elektrik hem de gaz tüketicisi olduğu dikkate alındığında, aynı işlemleri her bir
ürün için ayrı ayrı yaptıktan sonra bunları farklı sağlayıcılardan mı, yoksa tek
sağlayıcıdan mı alacağına karar vermesi gerekmektedir.
Sözleşmesel geçiş maliyetleri: Bazı sağlayıcılar, yapılan indirim karşılığı
sözleşmenin geçerli olduğu sabit bir süre tayin edebilmektedirler. Böyle bir
sözleşmeye taraf olan müşterinin yeni bir sağlayıcıya geçmesi halinde, mevcut
sözleşmesini süresinden önce iptal ettiği için belirli bir ceza ödemesi söz konusu
olabilmektedir.
Psikolojik maliyetler: Piyasaların serbestleştirilmesinden önce yerleşik
şirketlerden alım yapan müşteriler, sunulan hizmetlerden memnun olabilirler ve bu
durum sağlayıcı değiştirme isteğini azaltırken, bununla ilgili algılanan riskleri
yükseltebilir.
Yukarıda açıklandığı gibi, geçiş maliyetleri, serbestleşme sonrasında bölgedeki
müşteri portföyünün tamamını devralan görevli şirketlere belirli bir pazar gücü
sağlamaktadır. Öte yandan, bölgelerine yeni giriş yapacak şirketlere karşı görevli
şirketlere rekabet avantajı sağlayan diğer bazı hususlar da bulunmaktadır. İlk
olarak, görevli şirket, bölgesinde, uzun süre tekel olmasından kaynaklanan bir
marka tanınmışlığına sahiptir. Aynı şekilde, dağıtım alt yapısını elinde tutan görevli
şirketin, bölgedeki müşteriler ile doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bu ise, pazarlama
konusunda görevli şirkete önemli bir avantaj sağlamaktadır. Şöyle ki, yeni bağlantı,
rutin kontroller veya acil durumlar gibi nedenlerle görevli şirket müşteri ile direkt
temas kurabilmektedir. Bu da şirketin, bölgede müşteri ile birebir iletişim kuran çok
sayıda teknik eleman ve satış elemanı bulundurması sonucunu doğurmaktadır. Ek
olarak, görevli şirket, gerek geçmişteki tekel konumu, gerekse dağıtım sistemini
yönetmesi nedeniyle bölgesindeki müşterilerin tüketim profilleri ve finansal riskl gibi
önemli bilgilere sahip olmaktadır131. Buna karşılık, bölgeye yeni girecek şirketin
marka tanınmışlığının olmadığı, müşteri ile iletişim kurmakta zorluklarla
karşılaşacağı ve etkin bir pazarlama faaliyeti için çok sayıda eleman bulundurmak
zorunda kalacağı hususları dikkate alındığında, görevli şirketlerin, bölgelerinde
önemli rekabetçi avantajlara sahip olduğu ve bu bölgelere giriş engellerinin yüksek
olduğu görülmektedir. Nitekim İngiliz gaz pazarına ilişkin yapılan bir araştırmada,
bölgeye yeni giren bir firmanın ilave her bir abone kazanımı için 50-60 sterlin
maliyete katlanması gerektiğini göstermektedir. Müşterinin daha sonra tekrar
sağlayıcı değiştirebileceği dikkate alındığında, yeni giren şirketin katlandığı bu
maliyetin geri dönüşünde riskler bulunmaktadır.”
131 Bkz. ENI/EDP/GDP birleşme kararı C.3440.
18-06/101-52
163/322
(433) Bölgelerinde dağıtım faaliyeti bakımından tekel olan ve faaliyete başladıkları anda elektrik
satışı bakımından %100’e yakın pazar payına sahip bulunan GTŞ’ler, elektriğin satışı
faaliyetindeki pazar paylarını korumak amacıyla fiyat ve hizmet kalitesi gibi esaslı unsurlar
üzerinden kötüye kullanma sayılmayan rekabetçi davranışlarda bulunmak yerine, hem
dağıtım hem perakende faaliyetindeki hâkim durumlarından kaynaklı avantajları kanuna
aykırı şekilde kullanma yoluna gidebilmektedirler.
(434) Elektrik hizmeti niteliği gereği diğer mal ve hizmet piyasalarından ayrılarak pek çok yönden
özellikli ve hassas bir karakter arz etmektedir. Toplumların kalkınma düzeylerinin
tespitinde elektriğe erişim, kesintisiz elektriğe erişim, ucuz ve kaliteli elektriğe erişim
endeksleri kullanılmaktadır. Aynı zamanda bir kamu malı niteliğinde olan elektrik enerjisi
hizmeti, modern hayatta günlük yaşamın akışının sorunsuz şekilde işlemesini tesis eden
en öncelikli hizmetlerden birisidir. Elektrik sanayi, ticarethane ve tarım alanları gibi üretim
birimleri için önemli bir maliyet girdisi oluştururken mesken ve diğer yerleşim birimleri için
şebeke suyunun sağlanması ile beraber tüketicilerin düzenli olarak bütçelerinden pay
ayırdıkları en temel tüketim hizmetlerinin başında gelmektedir. Bu anlamda elektrik
hizmetleri sıradan bir tüketim hizmeti değil, medeni bir toplumun işleyişi için hem üretim
hem de tüketim birimlerinin her segmentinin bağımlı olduğu bir hizmettir. Elektrik
hizmetinin sürekliliğinin toplumun her kesimi için bir zorunluluk arz ettiği günümüzde,
sağlayıcı değiştirme eğilimlerinin halihazırda oldukça katı olduğu elektrik perakende satış
pazarında gerek tüketicilerin farklı tedarikçilere geçişi yönünde hareket etmelerini
caydırıcı uygulamalar, gerekse mevcut geçiş maliyetlerini herhangi bir açıdan artırmaya
yönelik uygulamalar bu piyasa bakımından algılanan geçiş maliyetlerini telafisi mümkün
olmayan yapıya dönüştürebilecektir. Tedarikçi değişimi önünde yaratılan yahut artırılan
her türlü geçiş maliyeti, tüketicilerin rakip tedarikçileri karşılaştırmasını önleyecek,
tedarikçi değiştirme hakkına sahip olup geçiş yapma niyetinde olan tüketicileri atalete sevk
edebilecektir. Öte yandan elektrik hizmeti bakımından tüketicilerin diğer mal ve hizmet
piyasalarındakine benzer şekilde taleplerini belli bir süre ertelemeleri, yerleşik sağlayıcı
tarafından oluşturulan yapay geçiş engellerinin aşılmasını beklemeleri ve birtakım
teşebbüsleri terbiye edici davranışlarda bulunabilme gücü ve sabrı bulunmamaktadır. Bu
durum elektrik piyasası bakımından tüketicilere getirilen en ufak yapay geçiş maliyetlerinin
bile müşteriler bakımından katlanılamaz nitelikte olmasına yol açmakta, farklı tedarikçiye
geçiş eğilimi olabilecek müşterileri diğer mal ve hizmet piyasalarına göre çok daha kolay
ve hızlı bir şekilde yıldırmakta ve müşterileri yerleşik sağlayıcıya kilitlemektedir.
(435) Hâkim durumdaki teşebbüslerin kötüye kullanma davranışı yoluyla piyasada rekabeti
bozması, halen serbestleşme ve rekabete açılma sürecinde bulunan perakende elektrik
piyasası bakımından daha da büyük risk taşımaktadır. Nitekim dağıtım şirketleri ve
yerleşik sağlayıcıların, tüketicilerin tedarikçi değiştirme serbestisini doğrudan ya da dolaylı
şekilde olumsuz etkileyecek her türlü davranış ve uygulamalarının ortadan kaldırılması ve
önlenmesi, rekabetçi bir elektrik piyasasının tesisi bakımından kritik önem taşımaktadır.
18-06/101-52
164/322
I.6.2.2. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasında Dikkate Alınan Faktörler
(436) Kılavuz’da Kurul’un, rekabet karşıtı piyasa kapamanın varlığını incelerken genel anlamda
dikkate alacağı hususlara yer verilmiş ve söz konusu hususlara atfedilecek önemin olay
bazında ve incelenen davranışın niteliğine göre değişebileceği belirtilmiştir. Söz konusu
hususlardan ilk ikisi hâkim durumdaki teşebbüsün ve rakiplerinin ilgili pazarlardaki
konumu olup Kılavuz’da hâkim durum ne kadar güçlü olursa kötüye kullanmaya konu
davranışın rekabet karşıtı piyasa kapama etkisinin veya ihtimalinin o kadar yüksek olacağı
belirtilmiştir. İşbu soruşturmaya konu ilgili pazarlar itibarıyla hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüs yalnız perakende elektrik pazarındaki faaliyetler için zorunlu nitelikteki
üst pazar faaliyetlerinde tekel konumunda olmayıp aynı zamanda perakende elektrik alt
pazarında da baskın derecede bir hâkim duruma sahip bulunmaktadır. Dikey bütünleşik
yapının sağladığı bu çifte baskın hâkim durumun varlığı, piyasayı kapayıcı nitelikteki
eylemlerin etkisini artırmaktadır. Öte yandan, hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerinin
konumu ve herhangi bir rekabetçi baskı yaratma kapasitelerinin olup olmaması veya
rakiplerin hâkim durumdaki teşebbüsün davranışını etkisiz kılacak şekilde karşı stratejiler
geliştirmelerinin muhtemel olup olmadığı da dikkate alınması gereken hususlardır. Taraf
teşebbüsün ilgili pazarlarda sahip olduğu baskın hakim durum ve buna mukabil rakiplerin
deyim yerindeyse atomize niteliği ve toplu halde dahi gösterdiği cılız yapı da pazarı
kapamaya yönelik eylemlere karşı olarak rakiplerin geliştirebileceği karşı eylemler için bir
alan bırakmamaktadır.
(437) Kılavuz’da yer verilen üçüncü husus, ilgili pazardaki koşullardır. Söz konusu koşullara ilgili
pazar, sektörel çerçeve, hâkim durum analizi ve talep taraflı aksaklıklara ilişkin yukarıdaki
bölümlerde değinilmiş ve söz konusu değerlendirmeler bağlamında pazara giriş ve
pazardaki büyüme engellerinin, değerlendirmeye konu kötüye kullanma eylemelerinin de
etkisiyle beraber yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Bu durum incelenen davranış ve
uygulamaların piyasayı kapatması ihtimalini artırmaktadır. Zira ölçek ekonomilerinin
varlığı halinde hâkim durumdaki teşebbüsün ilgili pazarın önemli bir bölümünü kapatması,
rakiplerin pazara girmelerini ya da pazarda kalmalarını zorlaştırabilecektir. Benzer şekilde
kötüye kullanma davranışı, hâkim durumdaki teşebbüsün şebeke etkilerinin bulunduğu bir
pazarı kendi lehine ya da kendi konumunu sağlamlaştıracak yahut koruyacak şekilde
yönlendirmesini sağlayabilir. Ayrıca, alt ve/veya üst pazarda giriş engellerinin yüksek
olması, rakiplerin dikey birleşme yoluyla olası bir piyasa kapamanın üstesinden gelmesini
güçleştirebilir. Tüm bu koşullar, incelemeye konu ilgili pazarlar bakımından geçerli olup
kötüye kullanma kapsamındaki eylemlerin etkilerini artırıcı niteliktedir.
18-06/101-52
165/322
(438) Kılavuz’da ayrıca müşterilerin ya da sağlayıcıların konumu bağlamında, hâkim durumdaki
teşebbüsün davranışının seçici nitelik taşıyıp taşımadığı da değerlendirilmektedir. Bazı
durumlarda hâkim durumdaki teşebbüs incelenen davranışı sadece rakiplerin girişi ya da
genişlemesi için özel öneme sahip müşterileri veya sağlayıcıları hedefleyerek
uygulayabilmektedir. Alternatif tedarikçilerden gelen tekliflere açık olan veya bizzat
alternatif tedarikçi arayışına giren müşteriler, talep taraflı piyasa aksaklıkları kısmında da
yer verildiği üzere, referans sistemin tedarikçi değişimi bakımından önem arz ettiği
perakende elektrik piyasasındaki durum göz önünde bulundurulduğunda, benzer
nitelikteki diğer müşterilerin davranışını etkilemesi muhtemel olan müşterilerdir.
Soruşturmaya konu dönemin, özellikle tedarikçi değişikliklerinin sektörel mevzuat
uyarınca, gerçekleşme tarihinden çok daha öncesinden, yerleşik sağlayıcı tarafından
öğrenilebildiği aralıkta, taraf teşebbüsün tedarikçi değişikliğine gitmeye yönelmiş
müşterileri değişiklikten caydırmaya yönelik olarak hedef alması pazara girişlerin önünde
engel yaratıcı bir etkiye sahip olmaktadır. Bununla birlikte, burada kastedilen, kötüye
kullanma sayılmayan rekabetçi davranışlar yoluyla geçiş aşamasındaki müşterilerin daha
rekabetçi teklifler yoluyla geri kazanılması değil, rekabet karşıtı piyasa kapama
niteliğindeki uygulamalar yoluyla rakiplerin söz konusu müşterileri kazanmasının
engellenmesidir.
(439) Kılavuz’da yer verilen diğer önemli hususlar ise incelenen davranışın kapsamı ve süresine
ilişkindir. İlgili pazardaki kötüye kullanmaya ilişkin davranışın kapsamı ne kadar büyükse,
farklı biçim ve yöntemlerle devam etse de esas itibarıyla benzer rekabet karşıtı kapama
etkisine sahip olup bir bütün olarak değerlendirilebilecek davranışlar silsilesinin cereyan
ettiği süre ne kadar uzunsa ve bu eylemler ne kadar düzenli uygulanırsa piyasanın
kapanma ihtimali o kadar yüksektir. Bu bakımdan, incelemeye konu her bir kötüye
kullanma eylem ve uygulamalarının, gerek üst ve alt pazarlarda koordineli bir şekilde
yürütülmesi, gerek tüketici geçiş maliyetlerinin farklı boyutlarda ve kanallarla artırılması
yoluyla ilgili pazarların rakiplere kapatılması ve bu durumun tüketicilerin yerleşik
tedarikçide alıkonulması (locked in) sonucunu kapsam, süreç ve düzenlilik bakımından
birbirlerini tamamlayarak doğurmasının kötüye kullanmanın nicelik ve nitelik açısından
etkisini artıracağı değerlendirilmektedir.
(440) Kılavuz’da ayrıca fiili piyasa kapamayla ilgili olası delillerden bahsedilmekte ve kötüye
kullanma eylem ve uygulamalarının belirli bir süre boyunca sürdürülmesi halinde, hâkim
durumdaki teşebbüsün ve rakiplerinin pazardaki performansının, rekabet karşıtı piyasa
kapamanın varlığına dair doğrudan delil sağlayabileceği belirtilmektedir. Kılavuz’da, iddia
edilen kötüye kullanma davranışıyla bağdaştırılabilecek nedenlerden dolayı hâkim
durumdaki teşebbüsün pazar payının artmış ya da pazar payındaki azalmanın yavaşlamış
olabileceği ve mevcut rakiplerin önemini kaybetmiş, pazardan çıkmış ve pazarda kayda
değer ölçüde bir büyüklüğe erişememiş olabileceği ifade edilmektedir. Serbestleşme
sürecinin başlaması ve buna paralel olarak rekabete açık asıl alan olan serbest tüketici
limitinin giderek düşürülmesi ile birlikte ilgili pazara rakip tedarikçilerin giriş yapması ve
belli ölçüde nüfuz etmesi beklenmektedir. Pazara giriş önünde yapısal veya yasal giriş
engellerinin yokluğu halinde, yerleşik tedarikçinin yanı sıra rakip tedarikçilerin de pazarda
kayda değer ölçüde rekabetçi baskı yaratabilecek bir penetrasyon oranı yakalamalarının
bekleneceği göz önüne alındığında, rekabete açık alanın büyütülmesine rağmen yerleşik
tedarikçinin ve diğer oyuncuların göreli konumlarının değişmemesi ve diğer tedarikçilerin
18-06/101-52
166/322
rekabetçi baskı yaratma kabiliyetinden uzak küçük çaplı oyuncular olarak kalmaları, varlığı
tespit edilen pazarı kapamaya yönelik eylemlerin doğrudan etkisini ortaya koymaktadır.
(441) Kılavuz’da son olarak dışlayıcı stratejiye dair doğrudan veya dolaylı delillere değinilmekte
ve hâkim durumdaki teşebbüsün, incelenen davranışı gerçekleştirirken sahip olduğu
niyetin dikkate alınabileceği, niyetin tespitinde incelenen davranıştan yapılan çıkarımlar
yoluyla elde edilen dolaylı delillerin yanı sıra doğrudan delillerin de kullanılabileceği
belirtilmektedir. Ayrıca, doğrudan delillerin bir rakibi dışlamak, pazara girişi engellemek ya
da oluşan bir pazarı ele geçirmek için belirli bir davranışın uygulanacağını gösteren detaylı
bir plan veya dışlayıcı davranışa yönelik somut bir tehdidi gösteren deliller gibi rakipleri
dışlamaya yönelik bir stratejiye dair teşebbüs içi belgeleri içeren her türlü bilgi ve belgeyi
içerdiği ifade edilmektedir. Bu çerçevede, hakim durumdaki yerleşik sağlayıcının
merkezinde ve diğer teşkilatlarında elde edilen tüketiciler açısından geçiş maliyetleri
yaratan veya bu maliyetleri artırmaya yönelik her türlü talimat, iş planı ve kararları ile rapor
ve benzeri belgeleri içeren iç dokümanlar ve bu niyetin gerçekleştirilmesine katkı
sağlayacağı düşünülen pazar veri ve analizleri hakim durumun kötüye kullanılmasına
işaret etmektedir.
I.6.2.3. AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ Hakkındaki Kurul Kararı ve Görüşü
(442) CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ hakkında 22.10.2014 tarih ve 14-42/762-338 sayılı
Kurul kararına ayrıntılı bir şekilde yer verilecektir. CK AKDENİZ’in Antalya-Burdur-Isparta
illerinde bulunan tüketicilere, sözleşmesiz bir şekilde elektrik kullandıkları ve elektriklerinin
kesilebileceği gerekçesiyle zorla uzun dönemli ve tüketicinin aleyhine hükümler içeren
PSS imzalatmaya çalıştığı iddialarına yönelik olarak CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ
hakkında bir ön araştırma yürütülmüştür. İlgili önaraştırmaya ilişkin kararda aynı ekonomik
bütünlük içinde bulunan CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikteki uygulama ve davranışları; dağıtım
şirketi ile GTŞ’nin etkileşimi ve dağıtım şirketinin ayrımcı uygulamaları yoluyla
gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı davranışları ve serbest tüketicilerin tedarikçi değişim
sürecinin zorlaştırılması ve geçiş maliyetlerinin artırılması yoluyla gerçekleştirilen rekabeti
sınırlayıcı davranışlar olarak kategorize edilmiştir.
(443) Kurul; tespit edilen eylemlere ilişkin olarak EPDK’nın yasal ve ikincil mevzuattan
kaynaklanan yetkisinin bulunduğunu ve halen EPDK tarafından konuya ilişkin olarak bir
incelemenin yürütüldüğünü dikkate alarak; serbestleşmenin önünde engel teşkil eden her
türlü uygulamaya ivedilikle son verilmesini teminen 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslere görüş bildirilmesine
karar vermiş ve soruşturma açılmasına gerek görmemiştir. Kararda ayrıca; dosyada
bulunan bilgi ve belgelerin, yürütülmekte olan incelemede kullanılmak üzere EPDK’ya
gönderilmesine, EPDK tarafından yürütülen inceleme sonucundan Kuruma ivedilikle
haberdar edilmesi konusunda EPDK’ya bilgi verilmesine karar verilmiştir.
(444) Bu kapsamda 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hazırlanan
24.10.2014 tarih ve 11689 sayılı görüş yazısında ivedilikle sonlandırılması ve kaçınılması
gereken davranışlar sıralanmaktadır.
18-06/101-52
167/322
(445) Dağıtım şirketi ile GTŞ arasındaki etkileşimin sonucu olarak ortaya çıkan birtakım
davranışlar ile dağıtım hizmetlerinin sunulmasında GTŞ lehine ve diğer tedarik
şirketlerinin aleyhine olan ayrımcı uygulamalar kapsamında sonlandırılması ve
kaçınılması gereken davranışlar şu şekilde sıralanmıştır:
- Dağıtım şirketi ve GTŞ’nin, ayrıştırma prensiplerine aykırı olarak faaliyetlerini
bütünleşik ve koordineli biçimde yürütmesi,
- GTŞ’lerin dağıtım şirketi vasıtasıyla rakip şirketlerin mevcut müşterileriyle yaptığı
sözleşme bilgilerine ulaşması,
- Tüketicilere gönderilen yazılar veya diğer iletişim kanalları vasıtasıyla, tüketicilerin
GTŞ ile sözleşme yapmaması halinde, usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle
elektriklerinin kesileceği mesajının verilmesi,
- Diğer tedarikçilerin müşterisi olan ve sözleşmesi devam eden tüketicilere,
sözleşmelerin bitim tarihinden uzunca bir süre önce yazı gönderilerek, bu
tüketicilerin GTŞ ile son kaynak tedariği kapsamında sözleşme yapmaya davet
edilmesi,
- Tüketicilerin GTŞ ile sözleşme imzalamaya ikna edilmesi için bu tüketicilerle
dağıtım şirketi tarafından ek bazı dağıtım hizmetleri sağlanacağı yönünde
taahhütler içeren protokoller yapılması,
- “Sayaç tebliğine aykırılık – mekanik sayaç” gerekçesiyle yapılan tüketici geçiş
taleplerinin reddinin, GTŞ’nin portföyüne yapılan geçişler bakımından söz konusu
olmaması veya diğer tedarik şirketlerine yapılan geçiş taleplerine göre daha nadir
olması,
- Mekanik sayaçların elektronik sayaçlarla değişimi konusunda GTŞ’nin portföyüne
geçen tüketicilere öncelik verilmesi,
- Dağıtım şirketi bünyesinde bulunan ve esas olarak dağıtım faaliyetlerinde (sayaç
okuma, elektrik kesme, arıza-bakım, vb.) çalıştırılmak üzere istihdam edilen
personelin, pazarlama, müşteri ziyareti, bilgi güncelleme ve sözleşme yapma gibi
GTŞ’nin yapması gereken faaliyetlerde çalıştırılması ve bu faaliyetlerin, tüketicilere
dağıtım hizmetinin bir parçasıymış gibi gösterilmesi,
- Diğer tedarikçilerin müşterilerine ilişkin endeks okuma-yükleme işlemlerinin,
GTŞ’nin müşterilerine kıyasla daha geç yapılması; endeks bilgilerinin zamanında
ve eksiksiz biçimde paylaşılmaması,
- Elektrik borçlarını ödemeyen müşterilere yönelik olarak diğer tedarikçiler tarafından
yapılan elektrik kesme taleplerinin gecikmeli şekilde yerine getirilmesi,
- Serbest tüketici listelerinin düzenli olarak ve GTŞ ile paylaşıldığı detay ve
zamanlamayla yayınlanmaması.
18-06/101-52
168/322
(446) Dağıtım şirketleri ve GTŞ’lerin, serbest tüketicilerin tedarikçi değişim sürecini zorlaştırmak
ve buna bağlı olarak geçiş maliyetlerini artırmak yoluyla rekabeti sınırlayıcı davranışlar
kapsamında ise sonlandırılması ve kaçınılması gereken davranışlar şu şekilde
sıralanmıştır:
- Serbest tüketici limitini geçen tüketicilerin, onayları alınmadan ve kendileriyle ikili
anlaşma niteliğinde bir sözleşme yapılmadan indirimsiz olarak ya da düşük
indirim oranlarıyla GTŞ’nin serbest tüketici portföyüne otomatik olarak toplu
şekilde aktarılması,
- Tüketicilere, kendileriyle ikili anlaşma imzalandığı bilgisi verilmeden, mevcut
perakende satış sözleşmeleri kapsamında bir işlem yapılıyormuş izlenimi
verilerek sözleşme imzalatılması,
- Yetkisiz kişilere sözleşme imzalatılması,
- Başka tedarik şirketine geçiş talebinde bulunan tüketicilerin yanıltılarak bu
tüketicilerle sözleşme imzalatılması,
- Tüketiciye gerekli bilgi verilmeden ve sözleşme şartları tüketicilerle müzakere
edilmeden, tüketicilere yanlış bilgilendirme yaparak ve imzalama konusunda
dayatma yapma yoluna giderek, yetkisiz ve/veya bilgisiz kişilere sözleşme
imzalatılması ve imzalatılan bu sözleşmenin ilerleyen süreçte tedarikçi değişim
talebinin reddedilmesine dayanak olarak kullanılması,
- Bilgi güncelleme adı altında tüketicilere serbest tüketici sözleşmesi
imzalatılması, sözleşme imzalamayan tüketicilerin elektriklerinin kesileceğinin
ifade edilmesi, bu sözleşmelerin ilerleyen süreçte tedarikçi değişiminde ret
gerekçesi olarak kullanılması,
- Başka tedarik şirketine geçiş talebi, mevcut sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle
veya başka gerekçelerle reddedilen tüketicilerle, ret işlemi gerçekleştirilen
sonraki süreçte temas kurulması ve kendileriyle sözleşme yapmaya ikna
edilmesi, bazı durumlarda tüketiciden habersiz şekilde sözleşme yapılması,
- Aynı sayaç için yapılan geçiş taleplerinin farklı gerekçelerle defalarca
reddedilmesi,
- Tahakkuk etmemiş borçlar ileri sürülerek, tedarikçi değişim taleplerinin,
tüketicinin borcu olduğu gerekçesiyle reddedilmesi,
- Serbest tüketici statüsündeki tüketicilere ilişkin geçiş taleplerinin, tüketimin
serbest tüketici limitinin altında olduğu gerekçesiyle reddedilmesi,
- GTŞ portföyüne otomatik ve toplu olarak geçirilmiş bulunan tüketicilerin tedarikçi
değişim taleplerinin, mevcut sözleşmesi olduğu gerekçesiyle reddedilmesi,
- Serbest tüketici olmak isteyen, ancak geçmiş dönemdeki tüketimi nedeniyle bu
hakkı kullanamayan tüketicilerin taahhütte bulunmak yoluyla serbest tüketici
yapılması mümkünken, bu uygulamaya yalnız GTŞ’nin müşterileri açısından izin
verilmesi; diğer tedarik şirketlerinden bu yönde gelen taleplerin
gerçekleştirmemesi.
18-06/101-52
169/322
I.6.3. Dosya Kapsamında Tespit Edilen Uygulamalar
(447) Dosya kapsamında yapılan inceleme ve tespitler ışığında, aynı ekonomik bütünlük içinde
yer alan tarafların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenmesi gereken
uygulama ve davranışları iki temel başlık altında sınıflandırılmıştır:
1) AKDENİZ EDAŞ bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in
erişimine açılması ve AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte avantaj sağlaması çerçevesinde gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı
davranışlar
a) AKDENİZ EDAŞ bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in
erişimine açılması ve AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti
kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması
b) AKDENİZ EDAŞ tarafından gerçekleştirilen düzensiz ve hatalı sayaç
okumaları
2) Serbest tüketicilerin tedarikçi değişim sürecinin zorlaştırılması ve geçiş
maliyetlerinin artırılması yoluyla gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı davranışlar
a) Portföye Katma Aşamasında Tespit Edilen Davranışlar
Tüketicilerin sözleşmesiz/habersiz bir şekilde CK AKDENİZ serbest
tüketici portföyüne katılması
CK AKDENİZ’in tüketicilerden perakende satış sözleşmesi ile ikili
anlaşmaları bir arada alması
CK AKDENİZ’in tüketicileri kendisi ile ikili anlaşma imzalamaya zorlaması
CK AKDENİZ’in serbest tüketici olmayan tüketicilerle ikili anlaşma
imzalaması ve/veya söz konusu tüketicileri serbest tüketici portföyüne
kaydetmesi
CK AKDENİZ’in ikili anlaşma yaptığı tüketicilerden tarihsiz IA-02 Formu
alması
b) Portföyde tedariki gerçekleştirme aşamasında tespit edilen uygulamalar
CK AKDENİZ’in serbest tüketici portföyünde bulunan borçlu tüketicilere
kesme bildirimi yapması
CK AKDENİZ’in birtakım müşterilerini K1-K2 portföyleri arasında kendi
lehine olacak şekilde kaydırması
c) Portföyden ayrılma aşamasında tespit edilen uygulamalar
CK AKDENİZ ile tüketiciler arasında yapılan sözleşmeler
18-06/101-52
170/322
I.6.3.1. AKDENİZ EDAŞ Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin CK AKDENİZ’in
Erişimine Açılması ve AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması Çerçevesinde Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı Davranışlar
I.6.3.1.1. AKDENİZ EDAŞ Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin CK AKDENİZ’in
Erişimine Açılması ve AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlaması
(448) Yukarıda da bahsedildiği üzere, elektrik dağıtım faaliyeti doğal tekel niteliği arz etmesi
sebebi ile tek bir teşebbüs eliyle yürütülmektedir. Dağıtım şirketi yaptığı işin doğası gereği
kendi görev bölgesinde bulunan tüm tüketicilerin tedarikçi, tüketim ve iletişim bilgilerine
sahiptir. Bu durum ise dağıtım şirketi ile dikey bütünleşik olarak faaliyet gösteren
perakende şirketine, piyasada bağımsız faaliyet gösteren diğer tedarikçi teşebbüslere
kıyasla rekabetçi bir avantaj sağlayabilmektedir. Piyasadaki rekabetçi yapıyı
zedeleyebilecek bu yapısal sorun sebebiyle de doğal tekel niteliğinde olan elektrik dağıtım
faaliyeti ile ticari bir faaliyet olan ve serbestleşme süreci ile birlikte rekabete açılan elektrik
tedarik faaliyetinin birbirinden ayrıştırılmasının önemi gündeme gelmiştir.
(449) İlk olarak 2005 yılında Kurul tarafından dağıtım özelleştirmelerine ilişkin verilen görüşte
dağıtım ile tedarik faaliyetleri arasında mülkiyet ayrıştırılması yapılması gerektiği ifade
edilmiştir. Ancak EPDK’nın 12.09.2012 ve 4019 sayılı kararı ile belirlenmiş olan Dağıtım
ve Perakende Satış Faaliyetlerinin Hukuki Ayrıştırılmasına ilişkin Usul ve Esaslar’da
dağıtım şirketlerinin, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini 01.01.2013 tarihinden
itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütecekleri düzenlenmiştir. 30.03.2013 tarihinde
yayımlanan 6446 sayılı Kanun’nda ise dağıtım faaliyetleri ile diğer piyasa faaliyetlerinin
hukuki ayrıştırmaya tabi tutulması hükme bağlanmıştır. Ancak ülkemizde tercih edilen
yöntem olan hukuki ayrıştırma, dağıtım ve tedarik şirketlerinin birbirinden ve iki şirketin
kontrolünü elinde bulunduran ana teşebbüsten etkilenmesini ve üst pazarda doğal tekel
niteliğindeki yapının alt pazarda kendi bünyesindeki yerleşik şirket lehine ayrımcı
davranışlarda bulunma imkânını tamamen ortadan kaldırmakta yeterli
olamayabilmektedir. Hukuki ayrıştırma yönteminde, birbirlerine organik olarak bağlı
bulunan şirketlerinin, birbirlerinden rekabete duyarlı (stratejik) bilgi edinme güdülerinin
ortadan kalkmaması nedeniyle rakip üretim ve tedarik şirketleri dezavantajlı konuma
gelebilmekte ve piyasalardaki rekabet olumsuz şekilde etkilenebilmektedir132.
(450) Nitekim Komisyon’un Enerji Sektör Araştırması Raporunda da hukuki ayrıştırmanın
eksikliklerine yer verilmektedir. Buna göre, ayrıştırılan şebeke şirketi ile üretim ve/veya
tedarik şirketinin aynı binada veya tesiste bulunması, ortak bilgi-iletişim sistemlerinin
kullanılması, çalışanların aynı bina ve tesisleri kullanmak veya bir arada eğitim almak
suretiyle iletişim ve temas halinde olmaya devam etmesi gibi unsurların tümü ayrıştırılan
şirketler arasında yakın koordinasyonun ve “özel bir ilişki”nin devamına yol açmaktadır.
132 ŞAHİN, S.Y. (2012), “Enerji Sektöründe Ayrıştırma”, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, Rekabet
Kurumu, Ankara.
18-06/101-52
171/322
(451) Mevcut durumda 6446 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca bir dağıtım şirketinin tüm
piyasa katılımcılarına eşit mesafede olması ve herhangi bir ayrımcı davranış içinde
bulunmaması beklenmektedir. Aksi takdirde dağıtım faaliyetini yürütmekte olan bir şirketin
elindeki tüketicilere ait tüketim, tedarikçi ve iletişim bilgilerini herhangi bir tedarikçi ile
paylaşması durumunda, anılan bilgileri elde eden tedarikçi rakiplerine karşı göz ardı
edilemeyecek bir ticari avantaja sahip olabilecektir. Kaldı ki, GTŞ’lerin görevli bulundukları
dağıtım bölgesinde, faaliyete başladıkları dönemin başında zaten hemen hemen tüm
müşteri portföyünü ellerinde bulundurmaları nedeniyle diğer tedarik şirketlerinin, başta
serbest tüketici müşteri bilgilerine erişim bakımından karşılaştıkları giriş engelleri GTŞ’ler
için söz konusu değildir. Benzer şekilde, dağıtım şirketinin sunmuş olduğu sayaç okuma,
bakım-onarım ve arıza giderilmesi gibi hizmetlerde belli bir tedarik şirketinin müşterilerinin
lehine davranışlar sergilemesi de söz konusu tedarikçiye rekabetçi avantaj sağlayacaktır.
(452) CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ ile AKDEN’de dosya kapsamında yapılan yerinde
incelemelerde, dağıtım şirketi ile GTŞ arasında yukarıda bahsedilen hususlar ile örtüşen,
dağıtım şirketi bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açıldığına
ve dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağladığına dair belge ve
bulgulara rastlanmıştır. Aşağıda bunlara ilişkin değerlendirmelere yer verilecektir.
I.6.3.1.1.1. Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’nin Erişimine Açılması
(453) İşbu dosya kapsamında “Rekabete Duyarlı Bilgilerin GTŞ’nin Erişimine Açılması” ile
kastedilen, fonksyionel ayrıştırmanın tesis edilmesi amacıyla aralarında hukuki ayrıştırma
bulunan dağıtım şirketi ile GTŞ arasında, GTŞ’nin olağan faaliyetleri çerçevesinde elde
edebilmesi mümkün olmayan, özellikle rakiplere ait stratejik veya önemli bilgilerin GTŞ’nin
erişimine açılmasıdır. Bu elektrik piyasasının kendine has özellikleri nedeniyle sadece
dağıtım şirketinin uhdesinde bulunan birtakım bilgilerin doğrudan veya dolaylı olarak GTŞ
ile paylaşılması, GTŞ’ye elektrik perakende satış piyasasında rekabet karşıtı bir avantaj
sağlamaktadır.
(454) Dosya kapsamında gerçekleştirilen yerinde incelemelerde, CK AKDENİZ uhdesinde
bulunmaması gereken BTŞ’lerin portföyünde yer alan müşterilerin gerek kişisel bilgilerinin
(isim, adres, telefon vb.) gerekse tüketim bilgilerinin AKDENİZ EDAŞ tarafından CK
AKDENİZ’e iletildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar ticari hayatın olağan akışında bir
tedarikçi firmanın çalışanları aracılığıyla gerçekleştirdiği saha çalışmasında bölgesinde
bulunan potansiyel müşterilerin tüketim miktarları ve mevcut tedarikçileri gibi bilgileri belli
bir çaba ve mesai harcayarak elde etmesi mümkün olsa da aşağıda yer verilecek
belgelerden de görüleceği üzere, elektrik tedarik faaliyetinde pazarlama ve satış için kritik
önem arz eden, hedef tüketicinin kim olduğu, nerede olduğu ve tüketiminin ne kadar
olduğuna dair bu bilgiler CK AKDENİZ’e AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla ulaştırılmaktadır.
Söz konusu uygulama, CK AKDENİZ’in herhangi bir maliyete katlanmaksızın bu bilgileri
elde etmesini sağlayarak Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde faaliyette bulunan BTŞ
aleyhine rekabetçi avantaj yaratmaktadır.
18-06/101-52
172/322
(455) Belge 23’te de ifade edildiği üzere 29.01.2016 tarihinde (.....)@
adresinden CK AKDENİZ yönetmenlerine ve farklı pozisyonlardaki AKDENİZ EDAŞ ve
CK AKDENİZ personeline gönderilen “Şubat 2016 ST Kesinleşen Listeler Hk” başlıklı e-
posta ekinde bulunan “ST ÖZELLİĞİNİ KAYBEDEN SAYAÇLAR” ve “TEDARİKÇİSİ
DEĞİŞEN SAYAÇLAR” adlı excel dosyalarında piyasada faaliyet gösteren BTŞ’ler
arasında gerçekleşen serbest tüketici geçişlerinin AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla CK
AKDENİZ çalışanlarına bildirildiği görülmektedir. “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN SAYAÇLAR”
adlı excel dosyası incelendiğinde ise eski ya da yeni tedarikçisi CK AKDENİZ olmayan,
dolayısıyla normal şartlar altında CK AKDENİZ tarafından bilinemeyecek nitelikteki 149
adet tüketiciye ait ETSO Kodu, abone adı ve bulunduğu şehir gibi bilgilerin yer aldığı dikkat
çekmektedir.
(456) Yukarıdaki e-postaya benzer şekilde, 29.01.2016 tarihinde CK AKDENİZ çalışanı A. A.
tarafından AKDENİZ EDAŞ mail uzantılı (…..)@akdenizedaş. adresinden
yönlendirilmiş ve CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi D. B.’ye gönderilen “Şubat 2016 ST
Kesinleşen Listeler” başlıklı e-postada 2016 Şubat için serbest tüketiciler bakımından
kesinleşen listelerin ekte olduğu ifade edilmektedir. E-posta ekinde yer alan “ST
ÖZELLİĞİNİ KAYBEDEN SAYAÇLAR” adlı excel dosyasında 17.337 adet tüketiciye ait
bilgiler, “TEDARİKÇİSİ DEĞİŞEN SAYAÇLAR” adlı excel dosyasında 796 adet tüketicinin
bilgileri ve hangi tedarikçiye geçtiğine ilişkin açıklamalar, “YENİ OKUNACAK SAYAÇLAR”
adlı excel dosyasında ise 31.080 adet tüketiciye ait bilgiler yer almaktadır. “Listelerle İlgili
Bilgiler1” adlı word dosyasındaki ifadeler ise şu şekildedir (Belge 45):
Yeni Okunacak Sayaçlar: Bölge içinde K1’den tedarikçiye (K2 ve diğer tedarikçi dahil)
bağlanan abonelerin olduğu listedir. İlgili dönem için ilk kez serbest tüketici olan
abonelerdir.
Tedarikçisi Değişen Sayaçlar: Hali hazırda serbest tüketici olan, ikili anlaşma ile elektrik
enerjisini bir tedarikçiden sağlayan bölge içindeki abonelerin; ilgili dönemde başka bir
tedarikçiye bağlanarak elektrik enerjilerini yeni bağlandıkları tedarikçiden sağlayacak
olan aboneleri gösterir. Tedarikçisini değiştiren abonelerin olduğu listedir. Listede eski
ve yeni tedarikçilerin isimleri de yer almaktadır.
ST Özelliğini Kaybeden Sayaçlar: Tahliye olması, tedarikçisi ile sözleşmesinin bitmiş
olması vb. nedenlerle serbest tüketici olma özelliğini kaybeden bölge içindeki
sayaçların, bağlı oldukları tedarikçi tarafından ya da dağıtımın tahliye portföy çıkışı
vermesi nedeniyle tedarikçisinin portföyünden ayrılan sayaçları gösteren listedir.
18-06/101-52
173/322
(457) Yine, 15.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Büro Personeli F. B. tarafından CK AKDENİZ
Mevzuat Takip ve Tarife Analiz Uzmanı B. F.’ye gönderilen “konu yok” başlıklı e-posta
(Belge 48), 30.07.2015 tarihinde (…..)@ adresinden CK AKDENİZ
yönetmenlerine ve birçok pozisyondaki AKDENİZ EDAŞ ile CK AKDENİZ personeline
gönderilen “kesinleşen listeler hk.” başlıklı e-postanın (Belge 17), 23.06.2015 tarihinde
(…..)@ adresinden CK AKDENİZ yönetmenleri ile farklı
pozisyonlardaki AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ personeline gönderilen “Temmuz 2015
st ön listeleri hk.” başlıklı e- postanın (Belge 18) ve 23.03.2015 tarihinde
(…..)@akdenizelk. adresinden farklı pozisyonlardaki CK AKDENİZ personeline
gönderilen “Nisan 2015 st ön listeleri hk” başlıklı e-postanın (Belge 73) ekinde bulunan
excel dosyalarında piyasada faaliyet gösteren BTŞ’ler arasında gerçekleşen serbest
tüketici geçişlerinin, AKDENİZ EDAŞ aracılığıyla CK AKDENİZ’e bildirildiği görülmektedir.
(458) Ayrıca yapılan yerinde incelemelerde mevcut durumda bağımsız tedarikçilerden elektrik
tedarik etmekte olan tüketicilere ait detaylı bilgilerin CK AKDENİZ uhdesinde bulunduğu
görülmektedir. 02.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Temsilcisi A. Ö.
tarafından CK AKDENİZ Bölge Dışı İhale ve Bayi Operasyon Uzmanı Y. S.’ye gönderilen
“konu yok” başlıklı e-posta ekinde yer alan “MURATPAŞA ABONELERİ” adlı excel
dosyasında, OFEN portföyünde bulunan sekiz adet tüketicinin 2014-2016 yılları arasında
gerçekleştirdiği tüketim bilgilerine ayrıntılı olarak yer verilmektedir (Belge 13).
(459) 15.03.2016 tarihinde isletmetalep@ adresinden CK AKDENİZ
çalışanlarına gönderilen “RWE MÜŞTERİLERİ HK.” başlıklı e-postada da benzer şekilde,
RWE’nin Akdeniz elektrik dağıtım bölgesindeki - Alanya’da 20, Isparta’da 16, Kaş ve
Kalkan’da 10, Kepez’de 87, Konyaaltı’nda 40, Manavgat’ta 28, Muratpaşa’da 199 olmak
üzere - toplam 402 müşterisine ilişkin adres, isim, tekil kod ve tüketim miktarı gibi bilgileri
yer almaktadır (Belge 55).
(460) 29.06.2016 tarihinde CK AKDENİZ Strateji Geliştirme Tarife Analiz ve Mevzuat Takip
Müdürü O. S. tarafından CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’ye gönderilen “XXX”
başlıklı e-posta133 ekinde bulunan “Satış_Pazarlama_StPazarı_Bütçe” adlı excel
dosyasında (Belge 39) ise piyasada bağımsız olarak faaliyet gösteren elektrik tedarik
şirketlerinin sanayi, mesken, ticarethane ve tarımsal sulama bazında, 2015 yılında
portföylerinde bulunan toplam tüketici sayısı ile 2015 ve 2016 yıllarındaki toplam tüketim
miktarları bilgilerinin yer aldığı görülmektedir.
(461) Yine 28.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Bölge Dışı İhale ve Bayi Operasyon Uzmanı Y.
S. tarafından CK AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ gönderilen “Diğer
Tedarikçide Bulunan Aboneler” başlıklı e-posta ekinde, yaklaşık 14.000 tüketicinin
tedarikçi bilgisi ile ad-soyad, abone no, adres, abone grubu ve yıllık tüketimine ilişkin
bilgiler bulunmaktadır (Belge 58). CK AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’nin
bilgisayarında yapılan incelemede elde edilen “Rakip Listesi” adlı excel dosyasında
13.301 adet tüketicinin ve bunlara ait yaklaşık 1.000.000 mWh’lık çekişin piyasada faaliyet
gösteren diğer tedarikçilere göre dağılımı yer almaktadır (Belge 63).
133 CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede elde edilmiştir.
18-06/101-52
174/322
(462) 14.07.2015 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. tarafından CK
AKDENİZ pazarlama ve satış direktörü O. E. E.’ye gönderilen ve ekindeki “Rakip Listesi”
isimli excel dosyasında 150 adet tedarikçinin toplam çekiş miktarı ile portföylerinde
bulunan toplam serbest tüketici sayılarının yer aldığı “Tedarikçi Listeleri” başlıklı e-
postalarda şu ifadeler yer almaktadır (Belge 61):
(…..) Bey merhaba,
Hem rakip listesine ait veriler hem de Ağustos ayı için bizden talep edilenlerin tedarikçi
bazında listesi ektedir.
(463) Yukarıdaki yer verilen belgelerdeki bilgiler kapsamında, CK AKDENİZ’in kendi saha
personeliyle hangi tüketicinin kimden elektrik tedarik ettiğini öğrenebileceği varsayılsa
bile, her bir tedarikçinin sahip olduğu portföye ilişkin detaylı bilginin ve tüketim
miktarlarının sistematik bir şekilde bilinmesinin ancak AKDENİZ EDAŞ’ın bünyesinde
bulunan diğer tedarikçiler hakkındaki rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in erişimine
açılması sayesinde gerçekleşebileceği ifade edilmelidir.
(464) Söz konusu rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in erişimine açılması davranışı
kapsamında değerlendirilecek bir başka uygulama ise CK AKDENİZ Büro Personeli F.
B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede tespit edilmiş olup “(…..)” IP (internet protokol)
adresinden şirket bünyesindeki bir sisteme ulaşıldığı ve kullanıcıların bu sistemden
piyasada bağımsız faaliyet gösteren tedarik şirketlerinin portföylerinde bulunan tüketici
sayısı, bu tüketicilerin yıl bazında toplam tüketim miktarları gibi bir takım bilgilere
erişebildiği görülmüştür (Belge 83). Yine F. B. tarafından CK AKDENİZ çalışanlarına
gönderilen e-postanın (Belge 9) ekinde yer alan excel tablolarında Akdeniz elektrik
dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren 27 tedarikçinin sahip olduğu tüketici sayısı ve bu
tüketicilerin 2014 ve 2015 yıllarına ait tüketim miktarlarına ilişkin bilgiler dikkat
çekmektedir. Nitekim yapılan incelemelerde söz konusu belgelerde ismi geçen F. B.’nin
hem ADKENİZ EDAŞ hem de CK AKDENİZ uzantılı e-posta adreslerini kullandığı da
tespit edilmiştir (Belge 8). Bu durumun, F. B.’nin yanı sıra birtakım başka CK AKDENİZ
ve AKDENİZ EDAŞ çalışanlarına da çift e-posta hesabı açılarak dağıtım şirketi ile GTŞ
arasındaki bilgi akışının sağlanmasına yardımcı olunduğunu göstermekte ve bu bilgi
akışının sağlandığı bir kanalın varlığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
(465) Öte yandan yapılan bu tespiti, AKDENİZ EDAŞ’ta gerçekleştirilen yerinde incelemede
elde edilen belgeler de desteklemektedir. Belge 1’de görüldüğü üzere, CK AKDENİZ,
belirli bir tüketim miktarı üzerinde yer alan tüketiciler hakkındaki bilgileri AKDENİZ
EDAŞ’tan talep etmektedir. Benzer şekilde Belge 2’de 02.04.2016 tarihinde AKDENİZ
EDAŞ Piyasa Mali Uzlaştırma ve Tarifeler Müdürü A. Ç.’nin Antalya, Burdur ve Isparta
illerinde bulunan ve “AKDENİZ” ile “Diğer Tedarikçi” ayrımı bulunan toplam 1.241 adet
serbest tüketiciye ait sayaç numarası ve adres gibi bilgilerini CK AKDENİZ çalışanı ile
paylaştığı görülmektedir. Bunlara ek olarak, Belge 3134 ve 4’te135 dağıtım şirketinin,
134 Söz konusu belgenin ekinde bağımsız tedarikçilerle çalışmakta olan 1.535 adet serbest tüketiciye ait
abone numarası, sayaç numarası, işletme ve abone adı, hangi tedarikçi ile çalıştığı ve abonelik başlangıç
tarihi gibi bilgiler yer almaktadır.
135 İlgili belgenin ekinde yer alan excel tablosunda 1.579’u CK AKDENİZ ile çalışmakta olan 17.407 adet
serbest tüketicinin adres ve tahliye bilgileri yer almaktadır.
18-06/101-52
175/322
mevcut durumda bağımsız tedarikçilerden elektrik tedarik etmekte olan tüketicilerin
bilgilerini CK AKDENİZ’le paylaştığı görülmektedir.
(466) 28.02.2016 tarihli “Başvuru bilgilendirmesi” başlıklı
aydinlatmasikayetleri@ adresinden (…..)@CKakdeniz.,
(…..)@CKakdeniz. ve satis@CKakdeniz. adreslerine gönderilen e-
postalarda (Belge 11) bilgileri güncellenmiş bir tüketicinin TCKN, telefon numarası ve e-
posta adresi yer almaktadır. Gönderici adres ile alıcı adresler incelendiğinde söz konusu
bilgi güncellemesinin AKDENİZ EDAŞ’ın aydınlatma sorunları ile ilgili birimi üzerinden
yapıldığı görülmektedir. Bir tedarikçinin kendi tüketicisinin TCKN’sine sahip olması yasal
bir zorunluluk olmakla birlikte, tüketicinin telefon numarası ve e-posta adresinin doğrudan
satış-pazarlama faaliyetlerine ilişkin veriler olduğu söylenebilir. Bu sebeple tüketicilerin
telefon numarası, e-posta adresi gibi verilerin elde edilmesi için ilgili tedarikçinin kendi
kaynaklarını kullanması beklenmektedir. Ancak belirtilen e-postadan da görülebileceği
üzere, söz konusu bilgiler dağıtım şirketi üzerinden GTŞ’ye ulaşmaktadır. Bu durumun
satış ve pazarlama faaliyeti bakımından GTŞ’ye diğer tedarikçiler karşısında rekabetçi
avantaj sağladığı değerlendirilmektedir.
(467) Öte yandan Belge 7’de yer alan ifadeler, yukarıda yer verilen belgelerde bulunan diğer
tedarikçilerin portföyünde yer alan tüketicilere ait detaylı bilgileri CK AKDENİZ’in dağıtım
şirketi üzerinden elde ettiği tespitini güçlendirmektedir. Söz konusu belgede CK AKDENİZ
Pazarlama Uzmanı D. B., dağıtım şirketi tarafından düzenli olarak yayınlanması gereken
tüketicilere ilişkin bilgilerin tüketiciye ait detaylı bilgileri ve tüketim miktarını içermediğini
ifade etmektedir.
(468) Bu çerçevede, AKDENİZ EDAŞ ile CK AKDENİZ arasında, bağımsız tedarikçilerden
elektrik almakta olan tüketicilerin tüketim ve iletişim bilgileri gibi CK AKDENİZ’in sahip
olamayacağı nitelikteki detaylı bilgiler bağlamında rekabete duyarlı bilgilerin AKDENİZ
EDAŞ tarafından rekabete aykırı bir şekilde yalnız CK AKDENİZ’in erişimine açıldığı,diğer
tedarik şirketlerinin aleyhine uygulamalarda bulunduğu ve böylelikle AKDENİZ EDAŞ’ın
hakim durumunu serbest tüketicilere yönelik ilgili pazarlarda rekabet kısıtlamak amacıyla
kötüye kullandığı değerlendirilmektedir.
I.6.3.1.1.2.Dağıtım Şirketinin GTŞ’ye Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte Avantaj Sağlaması
(469) İşbu dosya kapsamında “Dağıtım Şirketinin GTŞ’ye Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte Avantaj
Sağlaması” ile kastedilen elektrik dağıtım şirketinin doğal tekel olarak yürüttüğü
faaliyetlerin, GTŞ lehine elektrik perakende piyasasında kaldıraç olarak kullanılması ve
böylelikle serbest tüketicilere yönelik ilgili pazarlarda rekabetin GTŞ lehine kısıtlanmasıdır.
(470) Rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması yanında değerlendirilmesi gereken
bir diğer önemli husus ise dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj
sağlamasıdır. Bahse konu davranış ile ilgili elektrik dağıtım bölgesinde görevli olan
dağıtım şirketi ve GTŞ’nin uygulamaları ile GTŞ lehine rekabetçi avantaj yaratılmaktadır.
Dosya kapsamında CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ta yapılan incelemelerde tedarik ve
dağıtım faaliyetlerinin bir arada eşgüdüm içinde yapıldığına yönelik birtakım belge ve
bulgular elde edilmiştir. Aşağıda bahsi geçen belgelere yer verilmektedir.
18-06/101-52
176/322
(471) CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın faaliyetlerini gerçekleştirirken dağıtım şirketinin
GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağladığına işaret eden en dikkat çekici husus,
AKDENİZ EDAŞ çalışanlarının CK AKDENİZ adına tüketiciler ile sözleşme imzaladıklarını
gösteren belgelerdir.
(472) CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’nün bilgisayarında yapılan incelemede
elde edilen, CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü S. T.’den AKDENİZ
EDAŞ İç Denetim Müdürü M. A. A.’ya gönderilen “FW: ST SÖZLEŞME PRİMİ_dağıtım”
başlıklı e-postada (Belge 71) aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“…ST Sözleşme Primi hakeden personellerden Dağıtım kadroluların listesini ekte
iletiyorum. Listede yer alan tutarların ilgili personellerin hesaplarına yarın geçmesi
konusunda yardımlarınızı rica ederim. Ödeme yapılırken açıklama kısmına “ST
Sözleşme Primi” ibaresini yazdırabilmemiz beklenti içinde olan personelin bilgi sahibi
olması açısından önemli...”
(473) Ayrıca e-posta ekinde yer alan “ST PRİMLER ŞUBAT MART (DAĞITIM)” adlı excel
dosyasında AKDENİZ EDAŞ çalışanlarının aldığı primler bulunmaktadır.
(474) 09.08.2016 tarihinde CK Raporlama Analiz Yönetmeni A. E. T. tarafından CK AKDENİZ
Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ye gönderilen “Liste” başlıklı e-postanın ekinde yer alan
“Liste Sözleşmeyi İmzalatan” adlı excel çalışması incelendiğinde de sözleşme imzalatan
çalışanlardan 38’inin AKDENİZ EDAŞ çalışanı olduğu tespit edilmiştir (Belge 53).
(475) Benzer şekilde 16.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.’nün
bilgisayarında yapılan incelemede elde edilen ve aşağıda yer verilen belgede ((…..)) de
AKDENİZ EDAŞ Hizmet Alım Personeli olarak çalışan U. G. (AKDEN) , C. K. ve H. A.
C.’nin tüketicilere sözleşme imzalattırdığı anlaşılmaktadır.
18-06/101-52
177/322
(476) Söz konusu tespit AKDENİZ EDAŞ’ta elde edilen “OCAK-NİSAN 2016 DÖNEMİ KAYIP
KAÇAK MÜDÜRLÜĞÜ PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ” adlı belge (Belge 5) ile de
desteklenmektedir. İlgili belgenin 8. maddesinde yer alan “Okuma personellerinin
serbest tüketici sözleşmesi yapıyor olması136 kaçak ihbarına gösterilen ilginin
azalmasına sebep olduğu düşünülmektedir.” ifadesi açıkça AKDENİZ EDAŞ’ın sayaç
okuma personelinin tedarik faaliyetinin kapsamında yer alan sözleşme alma işlemini
gerçekleştirdiğini göstermektedir.
(477) Nitekim CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B. ve CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış
Direktörü O. E. E. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “RE: Sozlesme yenileme
endeksor mesaji” başlıklı e-postalar (Belge 35) ile CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış
Uzmanı Ö. Ö. ve CK AKDENİZ Raporlama ve Yazılım Yönetmeni Y. B. arasındaki
“Sözleşme Yenileme Endeksor Mesajı” başlıklı e-postalarda (Belge 57) yer alan ifadeler
de AKDENİZ EDAŞ sayaç okuma personelinin serbest tüketici sözleşmesi imzalattığı
yönündeki tespiti doğrulamaktadır. Söz konusu e-postalarda sözleşme yenileme için
endeksörde137 “Abonenin sözleşme yenileme dönemi gelmiştir. Lütfen bu bilgiyi abone ile
paylaşıp, sözleşme imzalatınız.” mesajının çıkacağı belirtilmektedir.
136 Vurgu eklenmiştir.
137 Endeksör (El Terminali): Okunan endekse uygun olarak fatura veya bildirim belgesini elektronik ortamda
hazırlayıp çıktı verebilen, işleme ilişkin bilgileri elektronik ortamda kaydeden, kablosuz veri transferi
yapabilen elektronik cihaz.
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
178/322
(478) Bir tedarik şirketi için sahada eleman bulundurarak satış, pazarlama ve sözleşme alma
faaliyetinde bulunmak, elektrik piyasasındaki brüt karın %5-6 civarında olduğu
düşünüldüğünde, ciddi bir maliyet yaratmaktadır138. Yukarıda yer verilen ifadelerden
anlaşıldığı üzere, CK AKDENİZ başka bir tedarikçi için ciddi bir maliyet oluşturan serbest
tüketicilerden sözleşme alma işlemini, AKDENİZ EDAŞ’ın sayaç okuma personeline
yaptırarak hem bu maliyetten kaçınmakta hem de müşteri kazanımında önemli bir avantaj
sağlamaktadır. Öte yandan, CK AKDENİZ adına sözleşme imzalayan okuma personelinin
maliyetinin EPDK’nın öngördüğü dağıtım tarifeleri bağlamında tüm piyasa katılımcıları
tarafından karşılandığı dikkate alındığında, AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ lehine
uygulamalarda bulunduğu da görülmektedir.
(479) Buna ek olarak, yapılan incelemelerde elde edilen belgelerden CK AKDENİZ ve AKDENİZ
EDAŞ’ın personel de dahil olmak üzere bazı kaynaklarını ortak bir şekilde kullandığı
anlaşılmaktadır. 22.07.2015 tarihinde AKDENİZ EDAŞ Personel Uzmanı N. K. tarafından
CK AKDENİZ Faturalama ve Alacak Takip Direktörlüğü Fatura Çalışanı S. O.’ya
gönderilen e-postadaki (Belge 82) ifadeler, bu hususu açıkça göstermektedir.
Merhaba (…..) Bey,
Merhaba (…..) Bey,
(…..) hnm. için gönderdiğiniz form CLK Akdeniz Perakende’nin formudur. (…..) hnm.
dağıtım personeli olduğu için ekli form imzalatıp göndermenizi rica ediyorum. Ayrıca
Dağıtım personelinin izin formuna Perakende kadrolu kimsenin kaşesinin basılması ver
imzalaması Rekabet Kurulu incelemesi sırasında şirketimize sorun yaratır. Bu sebeple
sadece (…..) hanımın imzası yeterli olacaktır. Kendinize bilgi olarak saklamak için
istediğiniz evraka imza atabilirsiniz.
İyi çalışmalar
Saygılarımla,
(480) AKDENİZ EDAŞ İK ve Kalite Direktörü C. A., CK AKDENİZ Genel Müdürü H. B., CK
AKDENİZ İnsan Kaynakları Uzmanı Z. Ç. ve AKDEN Muhasebe Yardımcı Elemanı A. T.
F. arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “Personel geçişleri hakkında” başlıklı e-
postalarda (Belge 12) yer alan ifadelerden CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ
personellerinin görev değişiklik işlemlerini ortak bir şekilde gerçekleştirildiği
anlaşılmaktadır.
138 Söz konusu maliyet ikna edilen müşterilerin portföye dahil edilememesi durumunda daha da artmakta ve
operasyonları iyice zorlaştırmaktadır.
18-06/101-52
179/322
(481) Personelin yanı sıra AKDENİZ EDAŞ’ın diğer maddi kaynaklarının da birlikte kullanıldığı
aşağıda yer verilen belgelerde görülmektedir. AKDENİZ EDAŞ Anadolu ve Akdeniz
Bölgesi Satın Alma Direktörü A. Ç. ile CK AKDENİZ Müşteri İlişkileri Direktörü Y. A.
arasında geçen yazışma içinde yer alan “St sözleşmeler” başlıklı e-postada (Belge 25),
CK AKDENİZ’in serbest tüketici sözleşmelerinin AKDENİZ EDAŞ’tan talep edildiğini
belirten ifadeler bulunmaktadır:
07.12.2015 – Y. A. > A. Ç.:
(…..) bey merhaba;
talep etmiş olduğumuz ST sözleşmelerimizin Ticari Kurulda olduğu bilgisi edinilmiştir.
Acil olarak sözleşmeye ihtiyacımız bulunmakta olup gereğini bilgilerinize sunarım.
İyi çalışmalar.
07.12.2015 – A. Ç. > Y. A::
(…..) bey, Ticari Kurul tarafından sözleşmeler onaylandı siparişleri verdik
Şu an işleme alındı
Bilgilerinize
(482) Ayrıca CK AKDENİZ’in müşterilerine göndereceği SMS’leri de AKDENİZ EDAŞ
aracılılığıyla gerçekleştirdiği görülmektedir. 08.03.2016 tarihinde CK AKDENİZ Mevzuat
Takip ve Tarife Analiz Uzmanı B. F., AKDENİZ EDAŞ Yazılım Uzmanı H. D. ve CK
AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B. arasındaki yazışmada yer alan ve bilgi amaçlı olarak
CK AKDENİZ Strateji Geliştirme Tarife Analiz ve Mevzuat Takip Müdürü O. S., CK
AKDENİZ Planlama ve Strateji Geliştirme Direktörü G. T. ve CK AKDENİZ Pazarlama ve
Satış Direktörü O. E. E.’ye gönderilen “Müşteri Bilgilendirme SMS’i” başlıklı e-posta (Belge
34) bu durumu açıkça göstermektedir.
08.03.2016 – B. F. > H. D., D. B.:
(…..) Bey,
Ekteki müşterilere aşağıdaki mesajın gönderilmesi konusunda yardımcı olabilir misiniz?
Müşteri sayısı fazla olduğundan SMS gönderimini 3 güne bölelim.
“Sn. Abonemiz, XXXXXXXXXXX No'lu aboneliğiniz için 2016 Mart döneminden itibaren
indirimli elektrik kullanmaya başladınız. Detaylı bilgi için: 08502260707”
…
(483) Benzer nitelikte “RE: FW: 2016 SMS Sayıları Hk.” başlıklı e-posta (Belge 36) ile “Re:
Muratpaşa SMS Gönderimi” başlıklı e-postada (Belge 37,) CK AKDENİZ’in pazarlama
amaçlı SMS’lerini müşterilerine AKDENİZ EDAŞ’ın göndereceği anlaşılmaktadır.
18-06/101-52
180/322
(484) Yukarıda yer verilen tüm bu belgeler doğrultusunda, AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ
arasında dağıtım faaliyeti kapsamında sayaç okuma faaliyetinde bulunan personelin CK
AKDENİZ adına serbest tüketiciler ile sözleşme imzaladığı, söz konusu şirketlerdeki bazı
pozisyonlarda yer alan personelin her iki şirket için de hizmet verdiği, CK AKDENİZ’in
müşterilerine göndereceği SMS’ler ve sözleşme basımına yönelik işlemleri AKDENİZ
EDAŞ’ın gerçekleştirdiği ve bahse konu davranışlar yoluyla AKDENİZ EDAŞ’ın CK
AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağladığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda,
bahse konu uygulamanın CK AKDENİZ lehine rekabetçi avantaj sağlayarak Akdeniz
elektrik dağıtım bölgesindeki elektrik perakende satış pazarındaki rekabeti engellediği
değerlendirilmektedir. Nitekim ilgili tespit 22.10.2014 tarih ve 14-42/762-338 sayılı Kurul
kararı çerçevesinde CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’a 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi
üçüncü fıkrası uyarınca gönderilen görüşte de yer almış ve bu tip davranışların rekabeti
sınırlayıcı nitelikte olabileceği ve son verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
I.6.3.1.1.3. AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN Arasındaki İlişki
(485) Bu başlık altında dikkate alınması gereken bir diğer önemli konu ise AKDENİZ EDAŞ ve
CK AKDENİZ’in, AKDEN ile kurmuş olduğu ilişkilerdir. Dosya kapsamında yapılan
incelemelerde hem CK AKDENİZ hem de AKDENİZ EDAŞ’ın çeşitli hizmet alımları için
AKDEN ile birlikte çalıştıkları tespit edilmiştir. Genel olarak hizmet alım şirketi olarak
tanımlanabilecek olan AKDEN’in işlevinin net olarak ortaya konulmasının bu kapsamda
yapılacak değerlendirmeler için önemli olduğu değerlendirilmektedir.
AKDEN ile CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ Arasında Yapılmış olan Sözleşme ve
Protokoller
(486) AKDEN ile CK AKDENİZ arasında yapılmış olan “Çerçeve Sözleşme”nin AKDEN’in
yükümlülükleri başlıklı bölümde yer alan hususların bir kısmına aşağıda yer verilmektedir:
- AKDEN, müşteriye sunulacak fiyat ve tarifelerde CK AKDENİZ’in onayı dışında
hiçbir zaman ve biçimde icapta veya kabulde bulunamaz. AKDEN’in bu
Sözleşme kapsamındaki tüm hizmet, iş ve işlemlerde hiçbir şekilde kendi
namına ya da CK AKDENİZ adına elektrik enerjisi satış sözleşmesi dâhil
herhangi bir sözleşme imzalama ya da taahhütte bulunma yetkisi
bulunmamaktadır,
- AKDEN, işbu Sözleşme’ye göre yürüteceği faaliyetlerine ilişkin CK AKDENİZ’in
isteyebileceği her türlü bilgi, kayıt ve belgeyi hiçbir gecikmeye yol açmaksızın
CK AKDENİZ’e vermek zorundadır.
(487) Yukarıda birtakım hükümleri verilen Çerçeve Sözleşme’nin yanı sıra AKDEN ile CK
AKDENİZ arasında Araç Temin ve İşletimi Hizmet Protokolü, Büro Personeli Hizmet Alım
Protokolü, Çağrı Merkezi Hizmet Protokolü, Fatura, 2. İhbarname ve Duyuru El İlanı
Bırakma Hizmet Protokolü, Müşteri Özel Tesis ve Hat Bakım Onarım Sözleşmesi, Portföy
Yönetimi Hizmet Protokolü ve Temizlik Hizmet Protokolü yapılmıştır. Aşağıda söz konusu
protokollerin hepsine yer verilmeyecek sadece önemli görülen protokoller ele alınacaktır.
- Büro Personeli Hizmet Alım Protokolü: Protokolün kapsam maddesi
çerçevesinde AKDEN personelinin, CK AKDENİZ’in Antalya, Isparta ve Burdur
illerindeki tüm işletme müdürlükleri ile bu işletmelere bağlı hizmet birimlerinde iş
yoğunluğuna bağlı olarak çalıştırılması öngörülmektedir.
18-06/101-52
181/322
- Çağrı Merkezi Hizmet Protokolü: Protokolün kapsam maddesi çerçevesinde CK
AKDENİZ’in çağrı merkezindeki iş yoğunluğuna bağlı olarak ihtiyaç duyulan
personeli ve çağrı merkezinin işletimini protokolün ekinde yer alan teknik
şartname doğrultusunda AKDEN’den temin etmesi öngörülmektedir.
- Fatura, 2. İhbarname ve Duyuru El İlanı Bırakma Hizmet Protokolü: Protokolün
kapsam maddesi bağlamında CK AKDENİZ’in görev alanında bulunan Antalya,
Isparta ve Burdur illerindeki CK AKDENİZ abonelerine fatura, 2. ihbarname ve
duyuru el ilanı bırakma ile müşteri anket çalışması hizmetlerinin protokolün
ekinde yer alan teknik şartname doğrultusunda AKDEN’e yaptırılması
öngörülmektedir.
- Müşteri Özel Hat Tesis ve Hat Bakım Onarım Sözleşmesi: Sözleşmenin iş tanımı
başlıklı maddesinde CK AKDENİZ tarafından bir sözleşme kapsamında enerji
satışı yapılan OG müşterilerine verilecek olan ve sözleşmenin ekinde yer alan
Bakım Onarım Protokolünde belirtilen hizmetlerin AKDEN tarafından verilmesi
öngörülmektedir.
- Portföy Yönetim Hizmeti Protokolü: Protokol kapsamında CK AKDENİZ’in talep
ettiği elektrik enerjisi için aracılık yapılması, CK AKDENİZ’in belirleyeceği
müşteriler için CK AKDENİZ tarafından belirlenecek kriterlere göre maliyet
analizi yapılması, CK AKDENİZ tarafından belirlenecek müşteriler için geriye
dönük olarak maliyet ve satış fiyatı analizi yapılması ve CK AKDENİZ’in
belirleyeceği personele CK AKDENİZ tarafından belirlenen konular hakkında
eğitim verilmesi gibi faaliyetlerin AKDEN tarafından gerçekleştirilmesi
öngörülmektedir.
(488) Yukarıda yer verilen bilgilerden anlaşılacağı üzere CK AKDENİZ, yürütmekte olduğu
işlerin önemli bir bölümünü oluşturduğu düşünülen tahakkuk işlemleri, tahsilat işlemleri,
abonelik işlemleri, çağrı merkezi faaliyetleri, abonelerine fatura-2. ihbarname ve duyuru-
el ilanı bırakma ile müşteri anket çalışması, enerji alışı aracılık hizmeti, maliyet belirleme
hizmeti, müşteri bazlı kârlılık analizi, enerji satışı yapılan orta gerilim müşterilerine ait özel
tesis ve hatları için bakım, onarım hizmeti ile araç kiralama ve temizlik işlerinde
AKDEN’den hizmet alımı gerçekleştirmektedir.
(489) Daha önce de belirtildiği üzere, AKDEN’in CK AKDENİZ ile olan protokollerine ek olarak
AKDENİZ EDAŞ ile arasında sözleşme ve protokolleri bulunmaktadır. Bunlar Hibrit
Haberleşme Altyapısı ile Pilot Akıllı Sayaç Uygulaması, Fizibilitesi ve Yaygınlaştırma Yol
Haritası Belirleme Projesine İlişkin Yüklenicilik Hizmetleri Sözleşmesi, Elektrik Dağıtım
Şebekeleri, YG (OG) Dağıtım Hatları Yapım İşleri Sözleşmesi, Araç Temin ve İşletim
Hizmet Alımına İlişkin Sözleşme, AG-YG Elektrik Dağıtım Tesislerinde Yerüstü-Yeraltı
Arıza Giderim ve Bakım İşlemleri Hizmet Alım Sözleşmesi, Çağrı Merkezi Hizmet Alımına
İlişkin Sözleşme, El Bilgisayarı/ Endeksör ile (GPRS), Endeks Okuma, Kesme-Açma, Bilgi
Güncelleme ve Ölçü Devresi İşlemleri, Sayaç Sökme-Takma İşleri Hizmet Alım
Sözleşmesi, OSOS Hizmeti Projesine İlişkin Hizmetleri Sözleşmesi ve Temizlik Hizmet
Alımına İlişkin Sözleşme'dir. Önemli görülen sözleşme ve protokollere aşağıda yer
verilmektedir:
18-06/101-52
182/322
- AG-YG Elektrik Dağıtım Tesislerinde Yerüstü-Yeraltı Arıza Giderim ve Bakım
İşlemleri Hizmet Alım Sözleşmesi: Sözleşmenin iş tanımı başlıklı 4. maddesi
kapsamında AKDENİZ EDAŞ’ın sorumluluğunda bulunan AKDENİZ EDAŞ
genel müdürlük, Antalya, Isparta, Burdur il işletme müdürlükleri ve bağlı bulunan
bölgelerde işletme ve bakım sorumluluğu AKDENİZ EDAŞ’a ait olan AG ve YG
havai hat, YG/YG ve YG/AG trafo merkezleri, dağıtım merkezleri vb. yerüstü ve
yeraltı elektrik tesislerinde AKDENİZ EDAŞ’ın bildireceği bakımların yapılması,
sistemde oluşan anlık arızaların giderilmesi ve yeraltı elektrik tesislerinin
arızalarının giderilmesi ile bu tesislerle ilgili bakım işlerinin sözleşme ve eklerine,
kroki ve planlara, mer’i mevzuata, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak
AKDEN tarafından yapılması öngörülmektedir. Ayrıca sözleşmede AKDEN veya
AKDENİZ EDAŞ’ın ihtiyaç halinde uygun gördüğü ve yeterli eğitim, sertifikasyon
ve donanıma sahip ekip/personelleri arıza-giderim, enerji kesme-bağlama,
endeks okuma, sayaç değişim ve bakım işlerinde görevlendirebileceği ifade
edilmiştir.
- Çağrı Merkezi Hizmet Alımına İlişkin Sözleşme: Sözleşmenin iş tanımı başlıklı
4. maddesi kapsamında AKDEN’in, AKDENİZ EDAŞ müşterilerinin telefon, faks,
e-posta vb. iletişim kanallarını kullanarak ilettiği AKDENİZ EDAŞ’ın görev,
hizmet ve sorumluluk alanlarındaki tüm soru, talep, şikayet, ihbar ve önerileri
kayıt altına alması, yanıtlandırması, çağrıların yanıtlandırılması için sunulan
sistem ve eğitim altyapısının yeterli olmadığı durumlarda AKDENİZ EDAŞ
birimlerinden destek alınması, eskalasyon süreçlerini başlatarak oluşturulan
çözümün müşteriye ulaştırılması ve çağrının tüm sürecinin AKDENİZ EDAŞ’a
sunulması gibi işlemleri yapması öngörülmektedir.
- El Bilgisayarı/ Endeksör ile (GPRS), Endeks Okuma, Kesme-Açma, Bilgi
Güncelleme ve Ölçü Devresi İşlemleri, Sayaç Sökme-Takma İşleri Hizmet Alım
Sözleşmesi: Sözleşmenin iş tanımı başlıklı 4. maddesi kapsamında AKDEN’in
sayaçlara ait endekslerin AKDENİZ EDAŞ tarafından verilecek periyotlarda
tespit etmesi, sayaçları kontrol etmesi ve güncellemesi, tespit edilen endeksleri
endeksöre kaydetmesi, sisteme aktarım yapması, abonelere ait kimlik, adres,
iletişim, sayaç bilgilerini, vergi numaralarını, kullanıcı isimlerini ve benzeri
bilgileri toplaması, güncellemesi ve tespitlerin AKDENİZ EDAŞ’a bildirmesi,
müşterilerin/kullanıcıların elektrik enerjilerini haftanın her günü mevzuata ve
AKDENİZ EDAŞ’ın talimatlarına uygun olarak kesmesi ve/veya açması, tespit
edilen her türlü bilgi ve verinin veri tabanına aktarması ve AKDENİZ EDAŞ
tarafından verilen diğer işlerin yapılması öngörülmektedir.
(490) Görüldüğü üzere, AKDENİZ EDAŞ faaliyet konuları içinde yer alan sayaç okuma, elektrik
abonelerine ait enerji kesme-bağlama, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların tespiti,
sayaçların değiştirilmesi, sökülmesi, takılması, otomatik sayaç okuma sistemi işlemleri,
elektrik tesislerinin bakımı, arızalarının tespiti ve onarılması gibi hizmetlerin yanı sıra ar-
ge uygulamaları, temizlik hizmetleri, araç ve iş makinalarının kiralanması ve çağrı merkezi
hizmetlerini de yapmış olduğu sözleşme ve protokoller ile AKDEN’e yaptırmaktadır.
18-06/101-52
183/322
(491) Öncelikle belirtilmelidir ki 16.08.2016 tarihinde Göksu Mahallesi Serik Caddesi No: 15
Kepez, Antalya adresindeki AKDENİZ EDAŞ binasında yapılan yerinde incelemede
AKDEN’in AKDENİZ EDAŞ binasının içinde faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Teşebbüs
yetkilisi B. M. ile yapılan görüşmede ise şu hususlar ifade edilmiştir:
““AKDEN 2 Nisan 2013 tarihinde kurulmuş olup, ana faaliyet konusu elektrik
enerjisinin dağıtım sisteminin işletilmesidir. Kolin, Limak ve Cengiz şirketlerinin
ortak kontrolünde bulunmaktadır. Mevcut durumda ise dağıtım sistemlerinin
işletilmesi, arıza giderim, bakım işleri, sayaç okuma, sayaç kesme-açma, sökme
ve takma hizmetleri, çağrı merkezi, büro hizmetleri, faturalandırma, temizlik
hizmetleri ve lojistik hizmetleri (araç işletilmesi) alanlarında faaliyet göstermektedir.
Şu an Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş., Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. ve CLK Elektrik
Perakende Satış A.Ş.’ye hizmet veriyoruz. Diğer tedarik şirketlerinden talep
gelmesi halinde onlara da hizmet vermeyi düşünebiliriz.
Dağıtım şirketinin arıza / bakım ve işletme binaları var, bunlardan arıza binalarında
şirketimizin personelimiz hizmet veriyor. İşletme binalarının bazılarında da hizmet
veren personelimiz bulunuyor. Oralarda temel olarak büro hizmetleri sunuluyor.
Personelimizin %90’ı sahada çalışıyor. O yüzden ayrı bina ihtiyacımız bulunmuyor.
Alınan belgeler içerisinde yer alan organizasyon şemamızdaki üst yönetim
kadromuzun tamamı Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. binası içerisinde çalışmaktadır.
Ayrı bir binamız bulunmamaktadır. İşlerimizin bir kısmını merkezden bir kısmını
işletme binalarından yürütüyoruz.”
(492) Soruşturma döneminde yapılan incelemede elde edilen Belge 80’de139 aşağıdaki ifadeler
AKDEN personelinin nasıl oluşturulduğunun ve soruşturma kapsamında incelenen bu üç
şirket arasındaki ilişkinin ortaya konulması açısından önem taşımaktadır:
Perakende-Dağıtım ayrışması nedeniyle, Perakende için hizmet verip Dağıtım
Şirketinde bordrolu olan personellerimiz, 01.02.2016 tarihi itibariyle Akden
Şirketimize nakil olacaklardır. Bu nakil işlemi sonucunda çalışanlarımız herhangi bir hak
kaybına maruz kalmayacak olup; 31.01.2016 tarihine kadar olan kıdem tazminatı
hakedişleri ödenecektir.
işçinin ücret ve ücrete bağlı olarak kazandığı tüm hakları ile ihbar ve yıllık izin olarak
elde etmiş oldukları diğer tüm hakları devir sözleşmesi ile teminat altına alınacak ve ilk
işe giriş tarihleri baz alınacaktır. Kıdem tazminatları ödeneceği için sadece kıdem
tazminatı hakedişi 01.02.2016 tarihi itibariyle başlayacaktır.
Konu bir özlük işlemi olup İnsan Kaynakları uhdesinde yürütülmektedir. İK dışındaki
kaynaklardan edinilen yanlış bilgilere itibar edilmemesi ve çalışanlarımızın Perakende
personeli olarak aynı şartlarda çalışmaya devam edeceklerinin bilinmesi önem arz
etmektedir.
139 Vurgu eklenmiştir.
18-06/101-52
184/322
(493) Söz konusu e-postada ilk olarak “Perakende için hizmet verip Dağıtım Şirketinde
bordrolu olan personellerimiz” ifadesi dikkat çekmektedir. Söz konusu ifadeler, bir
önceki bölümde AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ personelinin ortak olarak kullanıldığı
yönündeki tespiti tekrar desteklemektedir. Bununla birlikte, “çalışanlarımızın Perakende
personeli olarak aynı şartlarda çalışmaya devam edecekleri” ifadesinden ise söz
konusu personelin AKDEN şirketine mevcut çalışma koşulları değiştirilmeden geçirildiği
anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen görüşme tutanağı ile hizmet alımına yönelik
sözleşmeler ve bu belge birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu şirketlerin birlikte hareket
ettiği ve bunun Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde elektrik tedarik pazarında CK
AKDENİZ lehine avantajlar yaratılarak pazardaki rekabetçi yapının bozulması sonucunu
doğurduğu tespit edilmiştir. Aşağıda buna ilişkin ulaşılan belgeler yer almaktadır.
(494) Bu kapsamda ilk olarak CK AKDENİZ’in tüketicilere yaptığı satış tekliflerinde sunduğu ve
AKDEN tarafından verilecek olan bakım-onarım protokolüne değinilmesi gerekmektedir.
Belge 15 ve Belge 64’ten anlaşıldığı üzere CK AKDENİZ bu protokolü bir pazarlama aracı
olarak kullanmaktadır.
(495) Belge 10’da yer alan “BAKIM ONARIM PROTOKOLÜ”nün bir örneği içerisindeki dikkat
çeken hususlara aşağıda yer verilmektedir:
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
185/322
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(…..TİCARİ SIR…..)
(496) Söz konusu protokolün hükümleri incelendiğinde, dağıtım şirketinin herkese eşit olarak
sunması gereken hizmetler kapsamında yer alan trafo arızası, yeraltı şebekesi arızası,
şebeke periyodik bakımı gibi bazı hizmetlerin CK AKDENİZ müşterilerine bedelsiz bir
şekilde sunulacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla, protokol ile birlikte dağıtım hizmetlerinin
sağlanmasında CK AKDENİZ müşterilerinin kayrılmasının amaçlandığı ve CK
AKDENİZ’in tedarik faaliyeti ile dağıtım faaliyetini bir bütün olarak göstererek kendisine
avantaj sağlamaya çalıştığı değerlendirilmektedir. Öte yandan dağıtım şirketinin, tüm
tedarik şirketlerine zaten sunuyor olması gereken hizmetlerin, CK AKDENİZ ile sözleşme
imzalayacak tüketicilere has ek bir hizmet olarak gösterilmesi ve diğer tedarik şirketlerinin
müşterilerinin de yararlanması gereken hizmetlerin sunumunda bu müşterilerin
dezavantajlı hale getirilmesi, AKDENİZ EDAŞ’ın zorunlu unsur niteliğindeki dağıtım
hizmetlerinin sunulmasında hakim durumunu, AKDEN aracılığıyla, CK AKDENİZ’in
faaliyet gösterdiği tedarik pazarında rekabeti engellemek amacıyla kötüye kullanması
anlamına gelmektedir.
(497) Yine, CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi E. K., CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü
O. K. Ö. ve (…..) e-posta adresi arasında gerçekleşen yazışma içinde yer alan “EMELDA
DERİ PROKOL HK.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler bulunmaktadır (Belge 15):
25.05.2016 – E. K. > O. K. Ö.:
(…..) Bey merhaba.
(…..) ile görüşmemiz olumlu geçmiştir ancak abonenin tüketimleri yüksek olması sebebi
ile bizlerden bazı şartlar istemektedir. İstenilen şartlar aşağıda maddeler halinde
sunulmuştur;
1. Önceki tedarikçinin vermiş olduğu (…..) indirim oranı yerine CLK Akdeniz
Elk.Per.Sat.A.Ş nin teklif ettiği (…..) kr. üzerinden aktif enerji satışı yapılacaktır.
2. Trafo bakım ve onarım için 1 sene boyunca tekrardan yenilenebilir bakım ve onarım
protokölü.
3. Şirket personellerine özel tüketimleri yüksek olan aboneler için özel indirimler.
4. Kepez bölgesinde bulunan ALFA deri A.Ş'ye aynı şartlarda işlemlerin yapılması.
18-06/101-52
186/322
5. Çalışmakta olduğumuz Çamyuva / Kemer'de bulunan Beta Turistik A.Ş (Simena Otel)
de bulunan trafo bakım için aksaklıkların en kısa zamanda giderilmesi.
Bilgilendirme mailinin işlemlerin hızlı yürümesi için en kısa zamanda (…..) (…..) Bey'e
ivedi bir şekilde mail atılmasını rica ederim.
İyi çalışmalar ...
25.05.2016 – O. K. Ö. >(…..):
Merhaba (…..) Bey ;
1. Önceki tedarikçinin vermiş olduğu (…..) indirim oranı yerine CLK Akdeniz EPSAŞ
olarak aktif enerji bedeli üzerinden teklif ettiğimiz indirim oranı (…..) dur.
2. Şirket personellerinin yıllık tüketimi 3600 kWh ve üzeri olması durumunda mesken
aboneliklerine özel indirimler verilecektir.
3. Kepez bölgesinde bulunan ALFA deri A.Ş'ye de aynı şartlarda işlemler yapılacaktır.
Diğer konular için yüz yüze görüşmemizde bilgi verilecektir.
Saygılarımla.
(498) Yerinde incelemelerde dikkat çeken bir diğer husus ise AKDEN bünyesinde çalışan sayaç
okuma personelinin serbest tüketici sözleşmesi imzalaması hususudur. Belge 84’te yer
alan ve AKDEN Elektrik ve Elektronik Mühendisi B. M.’nin bilgisayarında yapılan yerinde
incelemede elde edilen, 09.05.2015 tarihinde AKDEN Bilgisayar Operatörü M. Ç.
tarafından endeks.okuma@akdenenerji adresine gönderilen “K2 Güncel Liste” başlıklı e-
postada, serbest tüketici sözleşmesi imzalatılması gereken abonelerin listesinin yer aldığı
görülmektedir.
(499) Belge 75’te yer alan ve 22.04.2015 tarihinde CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler
Müdürü S. T. ((…..)@akdenizelk.) tarafından personel@akdenizelk. ile
bilgide CK AKDENİZ Genel Müdürü H.B’ye gönderilen “SERBEST TÜKETİCİ YAP, SEN
DE KAZAN” başlıklı e- postada yer alan “Proje kapsamında Perakende, Dağıtım ve Akden
çalışanlarımız kurallara uygun şekilde imzalattıkları her sözleşme başına (…..) TL prim
hakettiler. Projeye inanarak çalışan personellerimizin imzalattıkları sözleşme sayıları ve
alacakları primler, kendilerine bir kez de buradan teşekkür etmek amacıyla bir gurur
tablosu olarak ekte sizlerle paylaşılmaktadır.” şeklindeki ifadeler, CK AKDENİZ adına hem
AKDENİZ EDAŞ hem de AKDEN çalışanlarının serbest tüketici sözleşmesi imzalattığını
açıkça göstermektedir. Söz konusu e-posta ekindeki “ST PİRİMLER ŞUBAT MART” adlı
excel dosyasında ise AKDEN ve CK AKDENİZ çalışanlarının gerçekleştirdiği “ST” adedi
ile prim tutarları yer almaktadır.
(500) Yine Belge 72’de yer alan ve CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü S. T.
ile CK AKDENİZ Genel Müdürü H. B. ve AKDEN Muhasebe Yetkilisi B. Ş. arasında
gerçekleşen ve ekinde AKDEN çalışanlarına ait primlerin yer aldığı “ST PRİMLER ŞUBAT
MART (AKDEN)” adlı excel dosyası bulunan “FW: ST SÖZLEŞME PRİMİ” başlıklı e-
postada şu ifadeler yer almaktadır.
18-06/101-52
187/322
22.04.2015 – S. T. > B. Ş.:
(…..) Bey Merhaba;
ST Sözleşme Primi hakeden personellerden Akden kadroluların listesini ekte iletiyorum.
Listede yer alan tutarların ilgili personellerin hesaplarına yarın geçmesi konusunda
yardımlarınızı rica ederim. Ödeme yapılırken açıklama kısmına “ST Sözleşme Primi”
ibaresini yazdırabilmemiz beklenti içinde olan personelin bilgi sahibi olması açısından
önemli.
22.04.2015: H. B. - perakende.isletmeler@akdenizelk.:
Bilginize
(501) Belge 50’de yer alan ve CK AKDENİZ Büro Personeli O. Ş.’nin bilgisayarında yapılan
yerinde incelemede elde edilen belgede ise AKDENİZ EDAŞ çalışanı O. T. ile AKDEN’in
dağıtım hizmetleri kapsamında yer alan kayıp – kaçak bölümünün çalışanları O. Y. ve İ.
G.’nin, OSOS birimi çalışanı A. B.’nin, elektrik dağıtım şebekesi bakım teknisyeni U.
G.’nin ve endeks okuma birimi çalışanı M. S.’nin CK AKDENİZ adına serbest tüketiciler
ile sözleşme imzaladığı anlaşılmaktadır.
(502) Benzer şekilde Belge 62’de yer verilen ve 29.06.2015 tarihinde AKDEN Büro Personeli K.
Ş. tarafından CK AKDENİZ Kepez Şube Yönetmeni F. C.’ye gönderilen “Kepez St
sözleşmesi imzalamak istemeyen aboneler hk” başlıklı e-posta ekindeki “Kepez kesinlikle
st sözleşme istemeyen aboneler listesi 29.6.15” isimli excel dosyasındaki “personel”
sütununda yer alan 15 isimden 13’ünün AKDEN’de sayaç okuma elemanı olarak görev
yaptıkları tespit edilmiştir140.
(503) Yine Belge 59’da bulunan ve 10.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış
Uzmanı Ö. Ö. tarafından CK AKDENİZ Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ye gönderilen
“AKDEN TEMMUZ RAPORU” başlıklı e-posta ekindeki “AKDEN RAPOR” adlı excel
dosyasında AKDEN çalışanlarınca sözleşme imzalatılan abone sayılarının yer aldığı
görülmektedir.
(504) Yapılan incelemelerde dikkat çeken bir diğer husus ise AKDEN endeks okuma
personelinin mevzuata aykırı bir şekilde CK AKDENİZ portföyünde bulunan serbest
tüketicilere kesme ihbarnamesi bırakmasıdır. 28.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ şube
yönetmeni C. Ç. tarafından AKDEN Antalya Endeks Okuma Kesme Bağlama Sayaç
Sökme Takma Büro Personeli U. B.’ye gönderilen, “K2 İŞLEM –İHBAR LİSTESİ HK”
başlıklı e-posta (Belge 21) ile CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan 338 adet tüketiciye
kesme ihbarnamesi bırakılmasına yönelik işlem yapılması istenmektedir. Yine 28.06.2016
tarihinde AKDEN Antalya Endeks Okuma Kesme Bağlama Sayaç Sökme Takma Büro
Personeli Ö. E. tarafından CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç.’ye gönderilen “Muratpaşa
K2 Çalışması Hak.” başlıklı e-posta (Belge 22) ekinde yer alan “24.06.2016 Yapılan
Çalışma” adlı excel dosyasında 227 adet, “27.06.2016 Yapılan Çalışma” adlı excel
140 CK AKDENİZ İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü S. T. ile CK AKDENİZ Genel Müdürü H. B. ve
AKDEN Muhasebe Yetkilisi B. Ş. arasındaki yazışmalarda yer alan “FW: ST SÖZLEŞME PRİMİ” başlıklı e-
posta ile 10.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. tarafından CK AKDENİZ
Satış ve Sözleşme Müdürü E. D.’ye gönderilen “AKDEN TEMMUZ RAPORU” başlıklı e-postada AKDEN
çalışanlarının imzalattığı sözleşmelere yönelik bilgilerin yer aldığı görülmektedir
18-06/101-52
188/322
dosyasında ise 266 adet CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan tüketiciye kesme bildirimi
bırakıldığı görülmektedir.
(505) THY’de 16.09.2015 tarihinde yapılan değişik ile ikili anlaşmalar ile enerjisini almakta olan
serbest tüketicilerin, ödeme yükümlülüğünü belirtilen sürede yerine getirmemesi halinde
elektrik enerjisinin kesileceği yönündeki düzenleme kaldırılmıştır. Dolayısıyla, yukarıda
yer verilen belgelerdeki tarihlerde geçerli olan sektörel mevzuat kapsamında CK
AKDENİZ’in K2 portföyünde bulunan tüketicilere kesme ihbarnamesi bırakılması, THY
hükümlerine aykırıdır. Bu çerçevede, AKDEN’in AKDENİZ EDAŞ ile yapmış olduğu
protokoller aracılığıyla sahip olduğu yetkilerini ilgili pazarlardaki rekabeti kısıtlayıcı bir
şekilde CK AKDENİZ lehine kullandığı anlaşılmaktadır.
(506) Teşebbüsler açısından bakıldığında, dış kaynaklardan yararlanma bağlamında hizmet
alımı daha çok teşebbüslerin esas faaliyet alanı kapsamında yer almayan yan faaliyetler
için kullanılmakta olan bir yöntemdir. Ancak AKDEN’in CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ
ile olan sözleşme ve protokollerine bakıldığında, hizmet alımının temizlik ve araç temini
gibi destek hizmetlerine ek olarak sayaç okuma, portföy analizi, faturalama gibi bir elektrik
perakende satış ve elektrik dağıtım şirketinin esas faaliyetini oluşturan işlemleri de
kapsadığı görülmektedir. Piyasanın doğal işleyişi içinde maliyetlerini azaltmak isteyen
teşebbüslerin alt yüklenicilerle çalışmaları makul bir stratejidir. Ancak işbu dosya
bakımından rekabetin tesis edilmesi için birbirinden ayrıştırılan, rekabete kapalı ve
düzenlenen faaliyetler ile rekabete açık faaliyetler için aynı şirketten hizmet alımı
yapılması rekabet hukuku açısından birtakım ciddi sakıncalar taşımaktadır.
(507) Öncelikle faturalama, ihbarname bırakma ve el ilanı dağıtma işlemleri ile endeks okuma,
kesme-açma ve sayaç sökme-takma işlemleri sahada yapılan işlemlerdir. Fakat
faturalama, ihbarname bırakma ve el ilanı dağıtma gibi işlemler rekabete açık perakende
satışa ilişkin iken; endeks okuma, kesme-açma ve sayaç sökme-takma işlemleri rekabete
kapalı olan dağıtım faaliyetine ilişkindir. Mevcut kurallar çerçevesinde CK AKDENİZ’in
çalışanları sadece perakende satış faaliyetine ilişkin işlemlerde, AKDENİZ EDAŞ
çalışanları da sadece dağıtım faaliyetlerinde çalışabilmektedir. Ancak AKDEN, tedarik
veya dağıtım lisansı bulunmaması nedeniyle CK AKDENİZ ile AKDENİZ EDAŞ’ın karşı
karşıya kaldığı kısıtlamalarla bağlı bulunmamaktadır. Bu bağlamda AKDEN bünyesinde
bulunan çalışanlar CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ ile yapılan sözleşme ve protokoller
çerçevesinde hem perakende satış hem de dağıtım faaliyetlerinde kullanılabilmektedir. İş
kolları arasında herhangi bir yasal ayrıştırma yükümlülüğü taşımayan bir şirket nezdinde,
böyle bir durumun ortaya çıkması doğal bir sonuçtur. Bu durum esasen, ayrıştırma
yükümlülüğüne tabi perakende satış ve dağıtım faaliyetlerinin tek bir şirket çatısı altındaki
insan kaynağı kanalıyla fiili olarak birleşmesine yol açabilmekte ve serbestleşmeye ilişkin
bilinç seviyesi genel olarak düşük olan tüketicilerin yerleşik şirkette kalmaya devam
etmesine neden olabilmektedir.
18-06/101-52
189/322
(508) Öte yandan, düzenlenmeyen piyasadaki karını mevcut fiyat seviyesini koruyarak artırmak
isteyen şirketin, düzenleme bulunmayan alandaki maliyetlerini, maliyet artışlarının
düzenlenen fiyata zam olarak yansıtıldığı düzenlemeye tabi alana aktarması gündeme
gelebilecektir.141 Söz konusu yaklaşımdan hareketle somut olayda, dağıtım faaliyetinin
düzenlenen bir alan olmasına bağlı olarak dağıtım şirketi tarafından verilen hizmetler için
tarifeler belirlenmekte ve bu tarifeler üzerinden dağıtım şirketine faaliyetlerini sürdürmesi
için aktarılan kaynak tüm piyasa katılımcılarından toplanmaktadır. Dolayısıyla, AKDENİZ
EDAŞ’a hizmet veren bir AKDEN çalışanının, AKDEN’in CK AKDENİZ ile olan anlaşmaları
kapsamında perakende faaliyeti içinde çalışması, dağıtım tarifesi üzerinden tüm
katılımcılardan toplanan kaynağın CK AKDENİZ’in perakende satış faaliyeti için
kullanımına yol açabilecektir. Diğer bir deyişle, alt pazardaki rakiplerden, üst pazardaki
zorunlu alt yapı hizmetinin temini için toplanan kaynaklar alt pazardaki diğer tedarikçiler
aleyhine ve CK AKDENİZ lehine avantaj sağlayabilecektir.
(509) Son olarak, yapılan protokoller kapsamında endeks okuma, açma-kesme ve sayaç
sökme-takma işlemlerini gerçekleştiren AKDEN, yukarıda da ifade edildiği üzere Akdeniz
elektrik dağıtım bölgesinde yer alan tüketicilerin birçok bilgisine ulaşabilmektedir. Öte
yandan AKDEN, CK AKDENİZ’e maliyet analizi yapılması, CK AKDENİZ tarafından
belirlenecek müşteriler için geriye dönük olarak maliyet ve satış fiyatı analizi yapılması
gibi fiyat-maliyet analizlerini içeren bir portföy yönetim hizmeti de sunmaktadır.
Dolayısıyla, AKDEN’in diğer tedarikçilerin portföyünde yer alan müşterilerin bilgilerini
kullanması yahut bu bilgileri CK AKDENİZ ile olan anlaşmalar çerçevesinde CK
AKDENİZ’e aktarması veya CK AKDENİZ için kullanması söz konusu olabilecektir.
Benzer şekilde, yasal ayrıştırma kapsamında olan dağıtım ve perakende faaliyetleri için
önem arz eden piyasa bilgileri dolaylı olarak aynı tüzel kişilik çatısı altında bir araya
gelebilecek ve GTŞ’nin kullanımına sunulmuş olacaktır. Böyle bir durum neticesinde CK
AKDENİZ, perakende satış faaliyeti bakımından avantaj elde edebilecektir.
(510) Elektrik piyasasında yerleşik konumda bulunan teşebbüslerin maliyetlerini azaltmak ve
etkinliği artırmak adına hizmet alımı yapması ticari hayatın doğal akışına uygundur. Ancak
hem dağıtım şirketinin elektrik dağıtım hem de GTŞ’nin elektrik perakende satış
faaliyetlerinin esasına ilişkin konularda aynı yapıdan hizmet alımında bulunması, elektrik
piyasasında rekabetin gelişmesi için önşart olarak kabul edilebilecek perakende satış ve
dağıtım hizmetlerinin esas faaliyetlerinin birbirinden ayrıştırılmasını fiili olarak ortadan
kaldırabilecek ve yasal olarak arasına perde çekilen bu iki ayrı faaliyet alanı arasındaki
perdenin tekrar, dolaylı olarak kalkmasına ve dikey bütünleşik yapının ayrıştırılmamış
şekilde devam etmesine yol açabilecek etkiye sahiptir. Böyle bir yapının varlığı ise hem
rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in erişimine açılmasına hem de AKDENİZ
EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlamasına kolaylıkla zemin
hazırlayacaktır. Söz konusu yapının işletilmesiyle de hakim durum(lar)ın kötüye
kullanılması yoluyla ilgili pazarlardaki rekabet kısıtlanacaktır.
141 Fjell K., 2001, A Cross-subsidy classification framework, Journal of Public Policy.
18-06/101-52
190/322
(511) Tüm bu bilgiler doğrultusunda, yukarıda yer verilen tespitler de göz önüne alınarak, CK
AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve AKDEN arasında kurulan bu ilişkinin taraflar arasında
akdedilen protokollerin amacını aşarak elektrik perakende satış pazarında CK AKDENİZ
lehine rekabetçi avantajlar yarattığı, ayrıca tarafların elektrik dağıtım ve perakende satış
faaliyetleri bir bütünmüşçesine hareket etmelerine yol açarak elektrik tedarik pazarındaki
rekabeti engellediği değerlendirilmektedir. Öte yandan, gerek AKDENİZ EDAŞ’ın gerekse
CK AKDENİZ’in AKDEN ile yapmış olduğu protokoller aracılığıyla hizmet alımının, dağıtım
şirketinin GTŞ lehine davranmasına ve dağıtım pazarındaki hâkim durumunu serbest
tüketicilere yönelik ilgili pazarlarda rekabeti kısıtlamak amacıyla kötüye kullanmasına yol
açtığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle, AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ’in AKDEN
aracılığıyla ayrıştırma ile amaçlanan sonuçlara aykırı davranışlarda bulundukları; bu
suretle söz konusu şirketlerin hâkim durumlarını kötüye kullandıkları tespit edilmiştir. Buna
ek olarak AKDEN’in, CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ ile aynı ekonomik bütünlük içinde
olmayan ve anılan faaliyetleri ihale yoluyla sunma hakkı kazanmış olan farklı bir
teşebbüse ait üçüncü bir şirket olması durumunda da bahse konu elektrik perakende satış
ve dağıtım faaliyetlerinin bütünleşmesi ile hem rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in
erişimine açılması hem de AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı nitelikte
avantaj sağlaması nedeniyle rekabetin fiili olarak benzer şekilde kısıtlandığı açıktır.
I.6.3.1.2. Düzensiz ve Hatalı Sayaç Okumalarının Rekabetçi Piyasa Yapısı Üzerindeki
Etkileri
(512) Elektrik dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması
çerçevesinde ortaya çıkan rekabetçi sorunlara ek olarak AKDENİZ EDAŞ’ın tek başına
gerçekleştirdiği, CK ADKENİZ lehine birtakım eylemlerinin de piyasada rekabet karşıtı
etkiler doğurduğu değerlendirilmektedir. AKDENİZ EDAŞ tarafından gerçekleştirilen bu
davranışlar, CK AKDENİZ’in portföyünden BTŞ’lere geçiş yapan müşterilerin sayaç
okumalarının düzensiz hale gelmesi ve BTŞ’lerin sorunlu gördükleri sayaç okumalarına
ilişkin olarak dağıtım şirketine yönelttikleri sorulara hiç cevap alamamaları ya da çok geç
cevap almaları olarak sıralanmaktadır.
(513) Söz konusu davranışlara ilişkin değerlendirmeye geçmeden evvel sayaç okuma
hizmetinin elektrik tedariki açısından arz ettiği öneme kısaca değinmenin, AKDENİZ
EDAŞ’ın söz konusu uygulamalarının piyasa üzerinde yarattığı rekabet karşıtı etkilerin
anlaşılmasına yardımcı olacağı ifade edilmelidir.
(514) Sayaç okuma hizmeti, bir tedarikçinin müşterisine keseceği faturada yer alan tüketim
miktarının dayandığı temel unsurdur. Şöyle ki, bir tedarikçi kendisine görevli dağıtım
şirketi tarafından gönderilen okuma verilerini, müşterisi ile anlaştığı birim fiyatla birlikte
hesaplayarak142, müşterinin ödeyeceği enerji bedelini belirlemektedir. Dolayısıyla, dağıtım
şirketinin ilgili elektrik dağıtım bölgesinde münhasıran gerçekleştirmekle yükümlü olduğu
sayaçların okunmalarını doğru ve düzenli bir şekilde yerine getirmesi, hem tüketicilerin
aldıkları hizmetin bedelini doğru ödemelerini hem de tedarikçiler için verdikleri hizmetin
142 Söz konusu hesaplama müşterinin sayacına göre değişmektedir. Örneğin, müşteri üç zamanlı bir sayaç
kullanıyorsa ve üç zamanlı bir fiyatlama üzerinden anlaşma yapılmışsa, müşterinin gündüz tüketimi
anlaşılan gündüz fiyatıyla, puant tüketimi anlaşılan puant fiyatıyla ve gece tüketimi de anlaşılan gece fiyatı
ile çarpılarak müşterinin ödeyeceği enerji bedeli hesaplanmaktadır. Müşteri ile tek terim üzerinden de
anlaşma yapılmak suretiyle müşterinin tüm tüketiminin anlaşılan enerji birim fiyatı üzerinden hesaplanması
yoluna da gidilebilecektir.
18-06/101-52
191/322
karşılığını doğru almalarını sağlayan ana etkendir. Aksi bir durumda tüketicilerin ve
tedarikçilerin katlanacağı maliyet artmaktadır.
(515) Söz konusu durum tüketiciler açısından incelendiğinde; örneğin, bir tüketiciye ait sayacın
fiili olarak gerçekleşen tüketim miktarının üzerinde okunması halinde tüketici, normalde
ödemesi gerekenin üzerinde bir elektrik tüketiminin bedelini ödemek durumunda kalırken,
eksik okuma yapılması/hiç okuma yapılmaması halinde ödemesi gereken bedelin altında
bir tutar ödemekte ya da hiç ödeme yapmamaktadır.
(516) Hatalı sayaç okunmasının tedarikçiler açısından yarattığı etkilere bakıldığında ise fazla
okuma olması tedarikçinin haksız bir gelir elde etmesine, eksik okuma/hiç okuma
yapılmaması ise fiili olarak satışını gerçekleştirdiği elektrik miktarının gerçek bedelini
alamamasına yol açmaktadır.
(517) Hatalı sayaç okumalarının tedarikçiler açısından diğer etkisi ise yapacakları arz
planlaması üzerinde oluşmaktadır. Tedarikçiler portföylerinde bulunan tüketicilerin
taleplerini karşılamak amacıyla öncelikle söz konusu tüketicilerin gelecekteki tüketim
miktarlarına ilişkin geçmiş tüketimlerini dikkate alarak bir tahmin yapmaktadır. Bu tahmin
neticesinde ortaya çıkan miktar kapsamında ya kendi uhdesinde bulunan elektrik üretim
santrallerinin üretim planlarını belirlemekte ya da bu miktarı karşılamak amacıyla üretim
veya toptan satış şirketleriyle alım anlaşmaları yapmaktadır. Ancak dağıtım şirketi
tarafından gerçekleştirilen sayaç okumalarının hatalı olması bu arz planlamasını
bozmakta ve tedarikçiyi arz – talep dengesizliğine düşürmektedir. Bu kapsamda, BTŞ’ye
geçen bir tüketicinin sayaç okumalarının gerçekleşen miktarın altında olması ya da hiç
okuma yapılmaması halinde tedarikçi tüketicilerin daha yüksek tüketim yapacaklarından
hareketle normalde tüketilen elektrik miktarının üstünde bir üretim planı ya da alım
anlaşması yaptığından pozitif dengesizliğe düşmektedir. Bu durumda tedarikçi
dengesizliği gidermek amacıyla elinde bulunan fazla miktarı daha ucuza satmak zorunda
kalarak zarara uğrayabilmektedir. Sayaç okumaların gerçekleşen miktarın üstünde olması
halinde ise tedarikçi tüketicilerin daha düşük elektrik tüketimi gerçekleştireceği
öngörüsünden hareketle, normalde tüketilen elektrik miktarının altında bir üretim planı ya
da alım gerçekleştirdiğinden negatif dengesizliğe düşmekte; bu talebi karşılamak için
daha pahalıya elektrik almak zorunda kalarak yine zarara uğrayabilmektedir.
(518) Bu noktada, söz konusu hatalı sayaç okumalarının çeşitli yöntemler ile dengelenmesinin
söz konusu olduğu da belirtilmelidir. Örneğin, 2017 yılı Mayıs ayında sayacının eksik
okunması sebebiyle tüketimi olması gerekenin altında bulunan tüketicinin sayacı takip
eden dönemde - 2017 yılı Haziran ayında - söz konusu eksiklik giderilecek şekilde daha
fazla okunabilmektedir. Benzer şekilde, sayacın fazla okunması durumunda ise takip eden
dönemde söz konusu fazla yükleme dengelenecek şekilde okuma
gerçekleştirilebilmektedir. Ancak bu şekilde her ne kadar uzun dönemde tedarikçinin
dengesizlikten kurtulacağı iddia edilecek olsa da hatalı okumanın gerçekleştiği dönemde
tedarikçi yine dengesizliğin yol açacağı maliyeti karşılamak için birtakım finansman
maliyetlerine katlanmaktadır.
18-06/101-52
192/322
(519) Aşağıda, dosya kapsamında BTŞ’lerle yapılan görüşmelerdeki ifadeler kapsamında bu
başlık altında dikkat çeken hususlara yer verilmektedir:
- Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde yaklaşık (…..) adet sayaçlarının
bulunduğunu, bu sayaçların yaklaşık %60’ına geçişi takiben okuma yapılmadığı,
tüketiciler serbest tüketici haklarını kullanarak (…..)’ye geçtiklerinde 2-3 aylık
dönem boyunca okumalarının yapılmadığı, sonrasında ise söz konusu
tüketicilere yüklü faturalar geldiği ((…..)),
- Tüketicilerden gelen tüketim miktarına ilişkin itirazların AKDENİZ EDAŞ’a
sorulmasına rağmen cevap alınamadığı ((…..)),
- 2015 yılında AKDENİZ EDAŞ’ın portföylerindeki tüketicilerin yalnızca tüketim
miktarlarını yolladığı, okuma dönemlerini ve verilerini göndermediği, tüketicilere
sayaç okuma tutanağı bırakmadığı ((…..)),
- Hem meskeni hem ticarethanesi aynı yerde ve (…..) portföyünde olan bir
müşteriye gelen dağıtım şirketi görevlisinin sadece mesken sayacını okuduğu
ancak ticarethane sayacını okumadığı, bunun sebebi sorulduğunda ise
ticarethane sayacını okuma işinin tüketicinin tedarikçisine ait olduğunu ifade
ettiği ((…..)),
- CK AKDENİZ’in tekliflerinin içinde ayrıcalıklı dağıtım hizmeti protokolü de
sunduğu, söz konusu protokol çerçevesindeki hizmetleri CK AKDENİZ’in
AKDENİZ EDAŞ’tan bedava olarak aldığı ((…..)),
- CK AKDENİZ’in gözüne kestirdiği müşteri kitlesine tahmini okuma veya fazla
yükleme yaparak bir kısım müşterileri yıldırdığı, fazla yükleme ve tahminlemeye
ek olarak, bazı müşterilere eksik okuma yaptığı, bu durumda müşterilerin “bizim
hayatımız düzenliydi, şimdi düzensizlik oldu, aylık ödemelerimiz sapıyor”
dedikleri ancak AKDENİZ EDAŞ’ın, CK AKDENİZ müşterileri için böyle bir
uygulaması olmadığı ((…..)),
- Her ay müşterilerinin sayaçlarının %10’unun düzenli okunmadığı, bu durumun
daha çok portföylerine yeni geçen tüketicilerde gözlemlendiği, ayrıca bazı
tüketicilerin sayaçlarının tahmini okunduğu ve uçuk tüketimler yüklendiği, bunun
kasıtlı ve müşterileri pişman etmek için yapıldığının düşünüldüğü ((…..)),
- Portföydeki müşterilerin büyük bir oranının ilk ay okumasının verilmediği ((…..)),
- Portföydeki müşterilere yüksek tüketim yüklendiğinde müşterinin ortalamasının
üstünde gelen tüketiminin ücretinin alınmadığı, Akdeniz bölgesindeki bazı
müşterilerin ortalama tüketiminin 2-3 katı yüksek tüketim girildiği ((…..)).
18-06/101-52
193/322
(520) Bunların yanı sıra, Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde bulunan serbest tüketicilerle
yapılan görüşmelerde belirtilen şu hususlar da dikkat çekmektedir:
- İpragaz’a geçiş sonrasında faturaların düzensiz gelmeye başladığı, özellikle
Nisan 2016 faturasının 716 TL geldiği ((…..))
- CLK’dan ayrıldıktan sonra yani son iki yıldır, faturaların çok düzensiz geldiği
((…..))
- CLK portföyünde olmadığı iki aylık sürede önce kendisine yükleme yapılmadığı,
ikinci ayda ise 250 TL’lik fatura geldiği ((…..))
- 2015 yılında 2M’ye geçiş yaptığı, geçiş sonrasında 2-3 ay boyunca sayaç
okuması yapılmadığı ((…..))
- 2M’ye geçiş yaptıktan sonra faturaların düzensiz gelmeye başladığı, kimi aylar
okuma yapılmadığı, kimi aylar ise aşırı yükleme yapıldığı ((…..))
- 2M’ye geçtikten sonra sayaç okuma konularında düzensizlikler başladığı, bu
sebeple yeniden CLK ile sözleşme yapmak istediği ((…..))
- CLK’dan 2M’ye geçtiği, geçiş sonrasında faturaların düzensiz gelmeye
başladığı, bu sebeple 2M ile olan sözleşmesini feshedip tekrar CLK’ya döndüğü
((…..))
- 2015 Nisan ya da Mayıs ayında CLK’dan 2M’ye geçtiği, sonrasında faturaların
düzensiz gelmeye başladığı, bu sebeple taahhüt süresi biter bitmez 2M’den
tekrar CLK’ya geçtiği ((…..))
- 2015 Eylül ayında 2M’ye geçiş yaptığı, geçiş sonrasında ilk birkaç ay faturaları
düzenli gelse de daha sonra yüksek faturalar geldiği, bu sebeple yeniden
tedarikçi değiştirmeyi düşündüğü ((…..))
- 2015 yılının sonlarına doğru diğer tedarikçi ile sözleşme imzaladığı, sözleşme
imzaladıktan bir ay sonra sayacını okumaya gelen CK çalışanlarının “çok yanlış
yaptınız, faturalarınız okunmaz, bir kez dahi faturayı ödemezseniz elektriğinizi
keseriz, gelin bu yaptığınız sözleşmeyi iptal edin CK’ya geri dönün” gibi ifadeler
kullandığı ((…..))
- FİNA ile ikili anlaşması sürerken yılbaşında otomatik olarak CK AKDENİZ
portföyüne geçirildiği, daha sonra YAREN ENERJİ ile anlaştıkları ancak tedarikçi
değişikliğinin ardından 3-4 ay fatura gelmediği ((…..))
18-06/101-52
194/322
(521) Yukarıda da bahsedildiği üzere, dosya kapsamında, hem BTŞ’ler hem de ilgili müşteriler
tarafından
- AKDENİZ EDAŞ’ın, BTŞ’lerin müşterilerine ilişkin sayaç okuma-yükleme
işlemlerini, CK AKDENİZ’in müşterilerine kıyasla daha geç yaptığı,
- BTŞ’lere geçen müşterilerin sayaçlarının genellikle geçişi takip eden ilk aylarda
olmak üzere okumasının yapılmadığı, sonrasında ise müşterilere birkaç aylık
yüklemenin yapıldığı,
- Bununla birlikte, bazı müşterilerin sayaçlarının tahmini okunduğu ve fazla
yükleme yapıldığı,
- Söz konusu sayaç okumalarının sonucunda edinilen tüketim bilgilerinin,
AKDENİZ EDAŞ tarafından CK AKDENİZ ile paylaşıldığı detayda ve dakiklikte,
BTŞ’lerle paylaşılmadığı ve BTŞ’lere sunulan okuma değerlerinin çoğu zaman
eksiklikler taşıdığı,
- Ayrıca BTŞ’lerin portföylerinde bulunan tüketicilerin sayaçlarının okunmaması,
geç okunması, sayaçlara fazla-eksik tüketim yüklenmesi gibi hususlara yönelik
AKDENİZ EDAŞ’a bildirilen şikâyetlere/taleplere, AKDENİZ EDAŞ tarafından
geç cevap verildiği ya da hiç cevap verilmediği
yoğunlukla dile getirilmektedir.
(522) Söz konusu iddiaların mevcut olup olmadığını tespit etmek adına gerçekleştirilen ilk
analizde, AKDENİZ EDAŞ’tan 01.01.2015 - 01.05.2016 tarihleri arasında sayaç bazında
aylık okuma verileri talep edilmiştir. AKDENİZ EDAŞ tarafından gönderilen verilere ilişkin
çalışma kapsamında, daha önce CK AKDENİZ’in K2143 portföyünde bulunmaktayken
başka bir tedarikçiye geçiş yapan 4.170 adet tüketiciye ilişkin sayaç okuma verileri
incelenmiş ve söz konusu tüketicilerin kaç adedine tedarikçilerini değiştirmeleri
sonrasında tüketim bildirimi yapılmadığına bakılmıştır. Bu amaçla aşağıda yer verilen
grafik oluşturulurken, her bir tüketicinin tedarikçi değişimini gerçekleştirdiği ay, aylar farklı
olsa bile ilgili excel çalışma dosyasında tek bir sütunda hizalanmış ve grafikte kırmızı kesik
çizgi ile temsil edilmiştir. Örnek vermek gerekirse, 2015 yılı Temmuz ayında tedarikçi
değiştiren bir tüketici ile 2016 yılı Şubat ayında tedarikçi değiştiren bir tüketicinin sayaç
okuma verileri, tedarikçi değişiminde bulundukları Temmuz ve Şubat ayları excelde aynı
hizaya gelecek şekilde iki farklı satırda konumlandırılmıştır. Bu işlemin devamında her bir
sütundaki “tüketim bildirimi yapılmadı” ifadelerinin toplamı grafiğe aktarılmıştır. Grafikteki
kırmızı çizginin sol tarafı tüketicilerin CK AKDENİZ portföyünde bulundukları sürede
gerçekleşen tüketim bildirimi yapılmaması sayısını ifade ederken sağ tarafı ise diğer
tedarikçiye geçtikleri süreden sonra girilen tüketim bildirimi yapılmaması durumunu ifade
etmektedir.
143 Yerleşik tedarikçinin serbest tüketici portföyünde bulunan tüketicileri ifade etmektedir.
18-06/101-52
195/322
Grafik 63: Tedarikçi Değişiminin Gerçekleştiği Ayda Tüketim Bildirimi Yapılmayan Sayaç Sayısı
18-06/101-52
196/322
(523) Grafikten de açıkça görüldüğü üzere, tedarikçi değişiminde bulunan 4.170 adet
tüketicinin 1.380’ine tedarikçilerini değiştirdikleri ayda tüketim bildirimi yapılmamıştır.
Tedarikçisini değiştiren tüketiciler için değişimin gerçekleştiği ay okuma bildirimlerinin
bırakılmaması, AKDENİZ EDAŞ’ın münhasıran sorumlu olduğu bir konuda BTŞ’ler
aleyhine bir uygulamasının olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında söz konusu
uygulama, ilgili müşterilerin, okuma bildirimi bırakılmamasından BTŞ’leri sorumlu
tutmalarına ve yerleşik tedarikçiden başka bir tedarikçiye geçiş yapmalarından
pişmanlık duymalarına neden olmaktadır.
(524) Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen diğer bir analizde ise daha önce CK
AKDENİZ’in K1144 ve K2 portföyünde bulunup sonrasında BTŞ’lere geçiş yapan
tüketiciler için geçişi takip eden ilk aya ait sayaç okumaları incelenmiştir. Bu kapsamda
“0” tüketim yüklenen tüketiciler ile geçişi takip eden ilk aya ait tüketim miktarı geçiş
öncesindeki tüketim miktarının ortalamasından145 %20 daha fazla olan tüketicilerin
oranı hesaplanmıştır.
Tablo 3: “0” ve Fazla Tüketim Yüklenen Sayaçlar
2015 Ocak - Aralık 2016 Ocak - Aralık 2017 Ocak - Mart
Geçiş Yapan Sayaç 4.502 6.202 2.822
Sıfır Yüklenen Sayaç 657 869 427
%20’den Fazla Yüklenen
Sayaç
1.106 2.310 726
Toplam 1.763 3.179 1.153
Oran %39,2 %51,3 %40,9
(525) Tablodan görüldüğü üzere, soruşturma kapsamında incelenen dönem içinde;
2015 yılında CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyünde bulunup BTŞ’ye geçiş yapan
4.839 adet tüketicinin yaklaşık %39’u
2016 yılında CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyünde bulunup BTŞ’ye geçiş yapan
6.202 adet tüketicinin yaklaşık %51’i
2017 yılı Ocak – Mart döneminde CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyünde
bulunup BTŞ’ye geçiş yapan 2822 adet tüketicinin yaklaşık %41’i
olmak üzere, AKDENİZ EDAŞ tarafından BTŞ portföyüne geçiş yapan tüketicilerin
önemli bir bölümüne ya sıfır yükleme ya da %20 oranından daha fazla yükleme
yapıldığı görülmektedir.
144 Serbest tüketici hakkına haiz olmayan ve bu hakka sahip olup ancak kullanmayan tüketicilerin
bulunduğu portföyü ifade etmektedir.
145 Söz konusu ortalama hesaplanırken, tüketicinin BTŞ’ye geçişi öncesinde CK AKDENİZ’in K1 veya
K2 portföyünde bulunduğu döneme ait azami 12 aylık tüketimi dikkate alınmıştır.
18-06/101-52
197/322
(526) Bu noktada 2015 yılına ilişkin daha detaylı bir inceleme yapılması gerekmektedir.
Şöyle ki, daha önce de belirtildiği üzere, 15.07.2015 tarihinde DUY’da yapılan
değişiklikle tüketicilerin tedarikçi değiştirmelerinde aranan mevcut tedarikçi onayı
yürürlükten kaldırılmıştır. Söz konusu değişiklik sebebiyle eskiden portföyünden
çıkmak isteyen tüketiciyi çeşitli gerekçelerle göndermeyip portföyünde alıkoyan GTŞ,
artık bu geçişe engel olamamaktadır. Bunun yerine GTŞ’nin bu defa geçiş yapan
tüketicinin bu işlemden pişmanlık duyup tekrar kendi portföyüne dönmesine sebep
olacak eylemlerde bulunmaya başladığı gözlemlenmektedir. Nitekim söz konusu
mevzuat değişikliği öncesinde Kurul’un CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ hakkında
almış olduğu 22.10.2014 tarihli, 14-42/762-338 sayılı kararda da tedarikçi değişim
sürecinde, diğer tedarikçilerle anlaşma yapmış serbest tüketicilerin tedarikçi değişim
taleplerinin, dağıtım şirketi ya da GTŞ tarafından çeşitli gerekçelerle reddedildiği, bu
nedenle de, tüketicilerin diğer tedarik şirketlerine geçişinin geciktiği ya da hiç
gerçekleşemediği tespit edilmiş, CK ekonomik bütünlüğü içindeki dağıtım ve GTŞ’lerin,
çok yüksek miktarda ret işlemi gerçekleştirmek suretiyle tüketicilerin rakip tedarikçilere
geçişini güçleştirdiği ve bu durumun da elektrik perakende satış pazarındaki rekabeti
sınırlayıcı etki doğurduğu kanaatine varılmıştır.
(527) Bu çerçevede, yukarıda 2015 yılının bütünü için verilen bu oran 2015 Ocak-Haziran ile
2015 Temmuz-Aralık dönemleri için ayrı ayrı hesaplanmış ve sırasıyla %27 ve %46
oranları bulunmuştur. Görüldüğü üzere, CK AKDENİZ’in tüketicilerin tedarikçilerini
değiştirmelerine ilişkin sahip olduğu bahse konu onay yetkisi kaldırıldıktan sonra
AKDENİZ EDAŞ, tedarikçisini değiştiren tüketicilerin sayaç okumalarını yapmamaya
ya da düzensiz/hatalı gerçekleştirmeye başlamıştır.
(528) Yukarıda yer verilen incelemeler kapsamında ulaşılan tespitler ve yapılan
değerlendirmeler, düzensiz ve hatalı sayaç okumalarına ilişkin soruşturma konusu
iddiaların varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, söz konusu
uygulamaların dikey bütünleşik yapı içinde yer alan GTŞ ve dağıtım şirketi tarafından
stratejik bir şekilde müşterilerin tedarikçi değiştirmelerinin akabinde
gerçekleştirilmesinin, tedarikçisini değiştiren tüketiciler nezdinde, elektrik tedarik
hizmetindeki aksamanın yeni geçiş yapılan BTŞ’den kaynaklandığı algısını yaratarak
CK AKDENİZ’e geri döndürmek amacıyla yapıldığı değerlendirilmektedir.
(529) Bu başlık altında ayrıca BTŞ’lerin portföylerinde bulunan tüketicilerin sayaçlarının
okunmaması, geç okunması, sayaçlara fazla-eksik tüketim yüklenmesi gibi hususlara
yönelik AKDENİZ EDAŞ’a bildirilen şikâyetlere ve taleplere, AKDENİZ EDAŞ
tarafından geç cevap verildiği ya da hiç cevap verilmediği hususunun da
değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmada, AKDENİZ EDAŞ’ta
yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerde, sayaç okuma sorunlarıyla ilgili
olarak BTŞ’ler tarafından AKDENİZ EDAŞ’a bildirilen şikâyetlere/taleplere, AKDENİZ
EDAŞ tarafından ne sürede yanıt verildiği veya yanıt verilip verilmediği incelenmiş ve
çalışma sonucunda ulaşılan verilere aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.
18-06/101-52
198/322
Tablo 4: Dosya Kapsamında Tespit Edilen BTŞ’ler Tarafından AKDENİZ EDAŞ’a Bildirilen Sayaç Okuma Sorunları
Tedarikçi Adı AÇIKLAMA 1. AY 2. AY 3. AY 4. AY 5. AY 6. AY 7. AY 10. AY
CEVAP
VERİLMEDİ
2M (…..)'ye kesilen reaktif cezaya itiraz edilmekte. C.V.146
2M
130 adet sayaca tüketim bildirilmemesi şikayet
edilmekte.
*147
2M
(…..)'a yüksek tüketim bildirilmesine itiraz
edilmekte.
*
2M (…..)'ya fazla tüketim bildirilmesi şikayet edilmekte. *
2M
(…..)'a fazla tüketim ve sonrasında sıfır tüketim
bildirilmesine itiraz edilmekte.
*
2M
(…..)'a dengesiz tüketim bildirilmesine itiraz
edilmekte.
*
2M (…..)'ya ek tüketim yüklenmesine itiraz edilmekte. *
2M (…..)'e tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'ye tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. *
2M
(…..)'a ilişkin dengesiz tüketim yüklemeleri şikayet
edilmekte.
*
2M
2M'nin portföyünde bulunan 88 adet sayaca Mayıs
2016'da tüketim yüklenmemesi şikayet edilmekte.
*
2M (…..)'e tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M (…..)'na bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M
(…..)'e ilişkin dengesiz tüketim yüklemeleri şikayet
edilmekte.
*
146 C.V. kısaltması, ilgili talebe/şikayete AKDENİZ EDAŞ tarafından söz konusu ay içinde cevap verildiği anlamına gelmektedir.
147 * işareti, ilgili talebe/şikayete e-posta silsilesi içinde AKDENİZ EDAŞ tarafından cevap verilmediği anlamına gelmektedir.
18-06/101-52
199/322
Tedarikçi Adı AÇIKLAMA 1. AY 2. AY 3. AY 4. AY 5. AY 6. AY 7. AY 10. AY
CEVAP
VERİLMEDİ
2M (…..)'na ilişkin endeks detayları talep edilmekte. *
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. *
2M
2M'nin portföyünde bulunan 108 adet sayaca Mart
2016'da tüketim yüklenmemesi şikayet edilmekte.
*
2M
Üç adet sayaca yüksek tüketim bildirilmesi şikayet
edilmekte.
*
2M
(…..)'a ilişkin bildirilen düşük tüketime itiraz
edilmekte.
*
2M (…..)'e tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. *
2M (…..)'ya bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M
(…..)'e bildirilen yüksek tüketime ve önceki
dönemde tüketim bildirilmemesine itiraz edilmekte.
C.V.
2M (…..)'e bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M (…..)'ye tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'ya tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'a tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'a tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'e tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'ya tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
18-06/101-52
200/322
Tedarikçi Adı AÇIKLAMA 1. AY 2. AY 3. AY 4. AY 5. AY 6. AY 7. AY 10. AY
CEVAP
VERİLMEDİ
2M (…..)'ye tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M
(…..)'e bildirilen yüksek tüketime ve önceki
dönemde tüketim bildirilmemesine itiraz edilmekte.
C.V.
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M
(…..)'ya bildirilen yüksek tüketime ve önceki
dönemde tüketim bildirilmemesine itiraz edilmekte.
C.V.
2M
2M'ye ait iki sayaca tüketim bildirilmemesi şikayet
edilmekte.
C.V.
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
2M
(…..)'ün tüketim bildirimlerinin dengesizliğinden
şikayet edilmekte.
C.V.
2M (…..)'a tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M
(…..)'nın tüketim bildirimlerinin dengesizliğinden
şikayet edilmekte.
C.V.
2M (…..)'a tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'e tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M
(…..) icrada olmasına rağmen tüketim yüklenmiş,
tüketimin iptal edilmesi talep edilmekte.
C.V.
AKSA
AKSA'nın portföyünde bulunan altı adet sayaca
yönelik tüketim bildirilmemesi veya fazla tüketim
bildirilmesine ilişkin şikayetler bulunmakta.
C.V.
AKSA (…..)’nin yüksek tüketimine itiraz edilmekte. *
İPRAGAZ
İPRAGAZ'ın portföyünde bulunan 16 adet sayaca
Şubat 2016'da yüksek tüketim bildirilmesi şikayet
edilmekte.
*
18-06/101-52
201/322
Tedarikçi Adı AÇIKLAMA 1. AY 2. AY 3. AY 4. AY 5. AY 6. AY 7. AY 10. AY
CEVAP
VERİLMEDİ
ELEKTRA
(…..)'ye yüksek tüketim bildirilmesine itiraz
edilmekte.
*
ELEKTRA (…..)'a fazla tüketim bildirilmesine itiraz edilmekte. *
ELEKTRA
26 adet sayaca Nisan 2016'da yükleme
yapılmaması şikayet edilmekte.
*
AGE
Altı adet sayaca tüketim bildirilmemesi ve
sayaçların okunmaması şikayet edilmekte.
*
EREN ENERJİ
30 adet sayaca Nisan 2016'da yükleme
yapılmaması şikayet edilmekte.
*
ENERJİSA
Beş adet sayaç dengesiz yükleme yapıldığı şikayet
edilmekte.
*
ATA
ELEKTRİK
Sekiz adet sayacın endeks tarihlerine ilişkin itiraz
edilmekte.
*
ZORLU
(…..)'a ilişkin yüksek tüketim bildirilmesine itiraz
edilmekte.
*
ENERYA
ENERYA'nın portföyünde bulunan 39 adet
tüketicinin sayaçlarının okunmaması şikayet
edilmekte.
*
2M (…..)'ye bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. *
2M
2M'nin portföyünde bulunan iki adet sayaca yüksek
tüketim bildirilmesine itiraz edilmekte.
C.V.
2M (…..)'ya tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte. C.V.
2M (…..)'ya bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. C.V.
GATES
Gates'in portföyünde bulunan yedi adet sayacın
okunmaması şikayet edilmekte.
*
İPRAGAZ
(…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmiş ve
kaç günlük tüketim olduğu sorulmuş, gelen yanıtta
290 günlük tüketim bildirildiği görülmüştür.
C.V.
18-06/101-52
202/322
Tedarikçi Adı AÇIKLAMA 1. AY 2. AY 3. AY 4. AY 5. AY 6. AY 7. AY 10. AY
CEVAP
VERİLMEDİ
EKSİM
Eksim'in portföyünde bulunan 34 adet sayaca
düşük tüketim bildirilmesine itiraz edilmekte.
C.V.
ÇOLAKOĞLU
Çolakoğlu'nun portföyünde bulunan altı adet
sayaca tüketim bildirilmemesi şikayet edilmekte.
*
ÇOLAKOĞLU
Çolakoğlu'nun portföyünde bulunan TEB'e ait 18
adet sayaca tüketim bildirilmesi talep edilmekte.
C.V.
ZORLU
ELEKTRİK
ZORLU ELEKTRİK’in portföyünde bulunan 15 adet
sayacın neden okunmadığına ilişkin açıklama talep
edilmekte.
*
ENERJİSA
Enerjisa'nın portföyünde bulunan dört adet sayaca
ilişkin dengesiz tüketim yüklenmesi şikayet
edilmekte.
C.V.
ENERJİSA
Enerjisa'nın portföyünde bulunan beş adet sayaca
bildirilen tüketimlerin hatalı olduğu şikayet
edilmekte.
*
ENERJİSA
Enerjisa'nın portföyünde bulunan dokuz adet
sayaca 0 tüketim bildirilmesi şikayet edilmekte.
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. *
2M (…..)'a bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. *
2M (…..)'e bildirilen yüksek tüketime itiraz edilmekte. *
2M
(…..)'ya ait sayaca tüketim bildirilmemesi şikayet
edilmekte.
C.V.
2M
2M'nin portfötünde bulunan 127 adet sayaca 2016
Nisan döneminde tüketim yüklenmemesi şikayet
edilmekte.
*
BİSEN
(…..)'e Mayıs 2015'ten beri tüketim
bildirilmemesinden şikayet edilmekte.
*
18-06/101-52
203/322
(530) Yukarıdaki tablo incelendiğinde, “2M, AKSA, İPRAGAZ, Elektra, AGE, Enerjisa, EREN
ENERJİ, Ata Elektrik, ZORLU ELEKTRİK, ENERYA, Gates, Eksim, Çolakoğlu” gibi
birçok tedarikçinin Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde bulunan tüketicilerinin,
AKDENİZ EDAŞ tarafından gerçekleştirilen okumalarına ilişkin çeşitli konularda çok
sayıda sorun yaşadığı görülmektedir. Yaşanan sorunların tedarikçiler bazındaki
dağılımına bakıldığında 2M’nin, 515 adet sayacında karşılaştığı çeşitli sorunlarla ilk
sırada yer aldığı görülmektedir. Taleplerin 2015 Temmuz - 2016 Temmuz dönemine
yoğunlaştığı dikkate alındığında bu dönemde 2M’nin portföyünde bulunan sayaç sayısı
ile sorun yaşanılan sayaç sayısını karşılaştırmak yerinde olacaktır. Anılan dönemde
2M’nin portföyünde ortalama (…..) adet sayacın bulunduğu göz önüne alındığında,
sorunlu olan 515 sayacın 2M’nin portföyü içinde oldukça ciddi bir orana karşılık geldiği
görülmektedir.
(531) “Hakim Durum Tespiti” başlıklı bölümde, AKDENİZ EDAŞ’ın sunmakla yükümlü olduğu
hizmete ilişkin faaliyet konusunda doğal tekel niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakim
durumda bulunduğu tartışmasız bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu durumda ikinci
adımda AKDENİZ EDAŞ’ın bu konumunu kötüye kullanıp kullanmadığının ortaya
konulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, dağıtım faaliyetine ilişkin ayrıntılı
düzenlemelerin yer aldığı 6446 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci ve ikinci
fıkrasında şöyle denilmektedir:
“(1) Dağıtım faaliyeti, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında
belirlenen bölgede yürütülür. Dağıtım şirketi, lisansında belirlenen bölgede
sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden
sorumludur. […]
(2) Dağıtım şirketi, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik
enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu
tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım
sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili
mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin
hizmet sunmakla yükümlüdür.’’
(532) Lisans Yönetmeliği’nin 33. maddesinde düzenlenen dağıtım şirketlerinin
yükümlülükleri ise şu şekildedir:
(2) Dağıtım lisansı sahibi, ilgili mevzuatta sayılanların yanısıra;
a) Lisansında belirlenen bölgedeki dağıtım gerilim seviyesinden bağlı
tüketicilerin sayaçlarının kurulumu, bakımı ve işletilmesi hizmetlerini yürütmek,
söz konusu bölgede yer alan sayaçları okumak ve elde edilen verileri ilgili
tedarikçilerle ve piyasa işletmecisiyle paylaşmak,
(…)
c) Lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini, elektrik enerjisi üretimi ve
satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek,
(…)
d) Dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi
kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında
ayrım gözetmeksizin hizmet sunmak,
e) İlgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda yan hizmetleri sağlamak,
f) Tedarik şirketlerinin ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine
getirebilmesi için gerekli olan bilgileri, talep edilmesi halinde sağlamak,
(…)
l) Serbest tüketicileri herhangi bir tedarikçiye yönlendirmemek,
18-06/101-52
204/322
m) Serbest tüketicilerin tedarikçilerini değiştirmek istemeleri durumunda ilgili
mevzuat çerçevesinde gerekli hizmet ve bilgileri sağlamak,
(…)
ö) Bölgesinde yürütülen perakende satış faaliyetlerinde, tüm tedarik lisansı
sahibi tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeden dağıtım hizmeti
sağlamak.
(533) İlgili mevzuattan da açıkça anlaşılacağı üzere, ilgili dağıtım bölgesindeki sayaçların
okunmasını münhasıran dağıtım şirketi gerçekleştirmekte ve dağıtım şirketinin bu
hizmet kapsamında elde ettiği verileri ilgili tedarikçilerle ve piyasa işletmecisiyle
paylaşması gerekmektedir. Dağıtım şirketi bu hizmeti, aynı ekonomik bütünlük içinde
bulunan ve alt pazarda faaliyet gösteren GTŞ ile piyasada bağımsız olarak faaliyet
gösteren tedarik şirketleri arasında ayrım gözetmeden eşit bir şekilde sunmakla
yükümlü kılınmıştır.
(534) Bu noktada, dağıtım şirketinin BTŞ portföyüne geçiş yapmış bir tüketici için
gerçekleştireceği sayaç okumasının rekabetçi bir piyasa yapısının tesisi bakımından
ayrı bir önemi bulunduğu belirtilmelidir. Şöyle ki, GTŞ’nin kendi portföyünde bulunan
ve zaman zaman okumalarında aksaklık yaşanan bir müşterinin bu okuma
aksaklıklarına yönelik tepkisi ile GTŞ’nin portföyünden ayrılarak başka bir tedarikçinin
portföyüne geçiş yapmış bir tüketicinin daha önce sorunlu olmayan okumalarında,
geçiş akabinde makul oranların çok ötesinde aksaklıklar veya sapmalar yaşanması
arasında piyasaya yönelik sonuçlar bakımından oldukça önemli farklar
barındırmaktadır. Zira en ideal durumun her iki müşteri için de eksiksiz ve zamanında
okumaların gerçekleşmesi olduğu kabul edilmekle birlikte, ilk durumda müşterinin
durumunda herhangi bir kötüleşme olmazken ikinci durumda göze çarpan bir
kötüleşme yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra, okuma hizmetinin GTŞ ile dikey bütünleşik
dağıtım şirketi tarafından yapıldığının ve elektrik tedarikini kendisine sağlayan diğer
tedarik şirketinin bu konuda bir dahli olmadığının farkında olmayan pek çok tüketici,
faturalama hizmetine ilişkin söz konusu kötüleşmeden diğer tedarik şirketini sorumlu
tutabilmektedir. Ayrıca, yukarıda yer verilen tüketici ifadelerinde de görüldüğü üzere,
ilgili serbest tüketici söz konusu kötüleşmenin asıl sorumlusunun bir şekilde farkında
olsa dahi sırf böylesine sorunlu bir durumdan bir an evvel kaçınmak adına kısa süre
içinde veya diğer tedarikçiye verdiği taahhüt süresi biter bitmez yerleşik tedarikçiye geri
dönebilmekte ve müşteride diğer tedarikçiye geçiş konusunda telafisi bir hayli güç,
travmatik bir algı oluşmaktadır. Bu nedenlerle dağıtım şirketi tarafından elektrik tedarik
alt pazarında gerçekleştirilen bu eylem ve uygulamaların, bir şekilde tedarikçi
değişikliğine gitmiş müşterileri yıldırmaya ve sonrasında GTŞ portföyüne er ya da geç
yeniden katmaya yönelik, pazarı kapayıcı nitelikte bir kötüye kullanma eylemi olduğu
değerlendirilmektedir. Sektörel çerçeve bölümünde ayrıntılı bir biçimde ele alındığı
üzere, elektriğin perakende satışı piyasası ülkemizde henüz serbestleşen bir piyasa
olduğundan tüketici bilinci istenilen seviyeye ulaşamamış bulunmaktadır. Tedarikçi
değişimi gerçekleştikten sonra meydana gelebilecek sayaç okumalarındaki
gecikmeler, AKDENİZ EDAŞ’ın bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin CK
AKDENİZ’in erişimine açılması davranışları, tüketim bildirimlerinin yapılmaması ve
birkaç aylık sürede bildiriminin yapılmamasının ardından gelen yüksek tüketim
bildirimi148 gibi uygulamalar, esas olarak rakip tedarikçi şirketlerin müşterileri nezdinde,
148 04.08.2016 tarihli ve 29791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile dağıtım ve
tedarik şirketlerine tüketim miktarının tespiti, sayaç okuma ve fatura/ödeme bildirimi düzenlemelerine
yönelik THY’ye yeni hükümler eklenmiştir. Buna göre THY’nin 11. maddesinde sayaçların, en az 25 en
fazla 35 günlük dönemlerle dağıtım şirketi tarafından her takvim ayında bir defa okunacağı
18-06/101-52
205/322
tedarikçi değişikliği ve diğer tedarikçilerden elektrik enerjisi hizmeti alma konularında
güven sarsıcı bir sonuç doğurmakta, tüketicilerin BTŞ’lere geçme konusunda tereddüt
ve güvensizlik yaşamalarına neden olmaktadır.
(535) Nitekim CEER raporunda149, yukarıda bahsedildiği üzere, tedarikçi değiştirmenin
önündeki fiili ticari engeller, tüketici nezdinde tüketiciyi tedarikçi değişiminden alıkoyan
ve piyasaya yeni giriş yapan tedarikçilere veya genel olarak enerji piyasalarına dair
güven eksikliği yaratan engeller olarak tanımlanmıştır.
(536) İşbu dosya kapsamında, yukarıda belirtilen sayaç okunmasına ilişkin değinilen tüm
problemlerin tedarikçi değişim sürecinden sonra ortaya çıkması ve sayaç okuma
yükümlülüğünün, portföyünde bulunulan tedarik şirketinin uhdesinde bulunduğuna
yönelik yaygın tüketici algısı, vaziyetin müsebbibinin geçiş yapılan tedarik şirketi olarak
algılanmasına yol açmakta yahut böyle bir yanlış algı olmasa dahi müşteri
durumundaki kötüleşmeden dolayı yaptığı tedarikçi değişikliğinden pişmanlık
duymaktadır. Bu durum tüketicilerin, tedarikçi değişimine ilişkin güdülerinin azalmasına
ve ilk fırsatta eski tedarikçilerine (GTŞ) dönmelerine yol açarak, ilgili pazarda rekabetçi
bir yapı için artması hedeflenen tedarikçi değişim oranının daha da azalmasına ve nihai
olarak serbestleşme sürecinin sekteye uğramasına neden olmaktadır. Ayrıca BTŞ’lerin
imajının zedelenmesi, portföylerinde bulunan tüketici sayısının azalmasına ve
dengesizlik maliyetlerinin oluşmasına da yol açmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler
çerçevesinde, AKDENİZ EDAŞ tarafından gerçekleştirilen bu uygulamaların, Akdeniz
elektrik dağıtım bölgesinde sahip olduğu hâkim durumunu elektrik perakende satış
pazarındaki rekabeti kendisiyle dikey bütünleşik yapı içinde olan CK AKDENİZ lehine
kısıtlamak amacıyla kötüye kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.6.3.2. Serbest Tüketicilerin Tedarikçi Değişim Sürecinin Zorlaştırılması ve
Geçiş Maliyetlerinin Artırılması Yoluyla Gerçekleştirilen Rekabeti Sınırlayıcı
Davranışlar
(537) Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde CK AKDENİZ, bir yandan tedarik şirketi olarak
müşterilere, onlarla ikili anlaşmalar yaparak indirimli elektrik sağlamakta iken diğer
yandan da bölgedeki GTŞ olarak serbest tüketici hakkına sahip olmayan tüketiciler ile
serbest tüketici hakkına sahip olup bu hakkı kullanmayan tüketicilere düzenlenen
tarifeler kapsamında elektrik enerjisi hizmeti sağlamaktadır. Bu çerçevede CK
AKDENİZ, ilgili pazarlarda diğer tedarikçilerden farklı olarak iki işlevi birden yürütmekte
ve daha önce serbest tüketici olmayan veya bu hakkını kullanmamış/kullanmayan
tüketicilere de hizmet sağlamış olmaktadır.
(538) Yapılan incelemelerde, CK AKDENİZ’in, tedarikçisini değiştirme hakkını kullanmak
isteyen müşterileri engellediği, rakip şirketlerin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve hâkim
durumu kapsamında GTŞ olmasından kaynaklanan birtakım yetki ve olanaklarını
piyasanın rekabete açık kısmında kendi lehine kullandığı tespit edilmiştir.
düzenlenmektedir. Aynı maddede ikili anlaşma ile elektrik temin eden tüketicilere dağıtım şirketi
tarafından okuma bildirimi bırakılacağı ya da tüketicilerin dağıtım şirketinden talep etmesi halinde okuma
bildiriminin elektronik ortamda tüketiciye gönderileceği de yer almaktadır.
149 CEER Report on Commercial Barriers to Supplier Switching İn EU Retail Energy Markets
18-06/101-52
206/322
(539) Bu bağlamda incelemeye konu davranışları iki farklı şekilde sınıflandırmak
mümkündür. Bunlardan ilki, CK AKDENİZ’in, düzenlenen tarifeden enerji alan
tüketicilere hizmet verdiği ilgili pazardaki (K1) hâkim durumunu, serbest tüketici ilgili
pazarlarındaki (K2) rekabeti kısıtlamak amacıyla kötüye kullandığı uygulama ve
davranışlar ile CK AKDENİZ’in serbest tüketici ilgili pazarlarındaki hâkim durumlarını
yine aynı pazarlardaki rekabeti kısıtlamak amacıyla kötüye kullandığı uygulama ve
davranışlar ayrımıdır. İkinci ayrım ise incelemeye konu kötüye kullanma eyleminin
hangi aşamada gerçekleştiğidir. Buna göre eylem üç farklı aşamada ortaya çıkabilir: (i)
CK AKDENİZ tarafından serbest tüketicilerin portföye alınması aşamasında, (ii)
serbest tüketicilerin portföyde bulunduğu aşamada, (iii) tüketicinin portföyden ayrılması
aşamasında. AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ tarafından gerçekleştirilen rekabeti
engelleyici eylem ve uygulamalar yukarıda belirtilen bu ayrımlar çerçevesinde aşağıda
ele alınmaktadır.
I.6.3.2.1. Portföye Katma Aşamasında Tespit Edilen Davranışlar
I.6.3.2.1.1. Tüketicilerin Sözleşmesiz/Habersiz Bir Şekilde CK AKDENİZ Serbest
Tüketici Portföyüne Katılması
(540) Sektöre ilişkin bilgiler başlığında da ifade edildiği üzere, ülkemizdeki serbestleşme
süreci 2013 yılından sonra hız kazanmıştır. Bu bağlamda birçok tüketici, görece yeni
olan serbestleşme kavramı ve sürecinin getirdiği faydalar hakkında yeterli bilinç
seviyesine sahip bulunmamaktadır. Zaten tüketiciler, uzun yıllardır elektrik enerjisi
hizmetini kamu tekeli niteliğindeki bir teşebbüsten temin etmelerinden ötürü, elektrik
enerjisi hizmetinin temini konusunda alternatifler arasında tercih yapma alışkanlığını
henüz gerçek anlamda edinememişlerdir. İlgili pazarlardaki katı yapının ve yerleşik
tedarikçi lehine işleyen talep taraflı aksaklıkların varlığı göz önünde
bulundurulduğunda, tüketicilerin ilgili pazarda asimetrik bir şekilde kendilerine
yapılacak yönlendirmelere açık durumda olduğu ve tüketiciler nezdinde halen devlet
şirketi algısını taşıyan CK AKDENİZ’in yapacağı yönlendirmelerin mevcut koşullar
altında çok daha muteber ve etkin bir hale geldiği gözlemlenmektedir.
(541) CK AKDENİZ’in elektrik perakende satış faaliyetine ilişkin olarak dikkat çeken ilk husus
ikili anlaşmalar portföyünde görülen hızlı artışlardır. Söz konusu artışlar aşağıdaki
grafikten de görülebilecektir.
Grafik 64: CK AKDENİZ’in İkili Anlaşmalar Portföyünde Kümülatif Aylık Müşteri Sayısı ve Artış Miktarı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: CK AKDENİZ
(542) Grafikten de görüleceği üzere, CK AKDENİZ’in portföyünde bulunan müşteri sayısı
hızlı bir artış göstermiştir. CK AKDENİZ’in 2015 yılında portföyüne kattığı aylık
ortalama müşteri sayısı (…..) iken, bu sayı 2016 yılında (…..), 2017 yılının ilk beş
ayında ise (…..) olarak gerçekleşmiştir.
18-06/101-52
207/322
(543) Grafikte gösterilen artışların hâkim durum başlığı altında ifade edilen hususlar
çerçevesinde CK AKDENİZ’in sahip olduğu avantajlar neticesinde meydana geldiği
öne sürülebilecektir. Önaraştırma döneminde (…..) ile yapılan görüşmede, (…..) ifade
edilmiştir. Bu bağlamda, CK AKDENİZ adına çalışan satış ve pazarlama elemanlarının
sayısına bakmak yararlı olacaktır. CK AKDENİZ tarafından gönderilen personel
bilgilerine göre 2016 Haziran ayı itibarıyla portföye yeni müşteri katma konusu ile ilgili
olduğu düşünülen Müşteri İlişkileri Direktörlüğü ile Satış ve Pazarlama
Direktörlüğü’nde toplamda (…..) adet150 personel çalışmaktadır. Söz konusu
personelin 10 âdedi CK AKDENİZ’in kadrolu çalışanıyken geri kalan (…..) kişi AKDEN
aracılığıyla çalıştırılan personeldir. Söz konusu (…..) personelin aylık 100 müşteriyi
portföye kattığı varsayıldığında dahi oluşan (…..) potansiyelin, Nisan 2015’teki (…..),
Mayıs 2015’teki (…..), Haziran 2015’teki (…..), Temmuz 2015’teki (…..), Kasım
2015’teki (…..), Aralık 2015’teki (…..), Şubat 2016’daki (…..), Mart 2016’daki (…..),
Temmuz 2016’daki (…..), Şubat 2017’deki (…..), Mart 2017’deki (…..), Nisan 2017’deki
(…..) ve Mayıs 2017’deki (…..)’lük portföy artışlarını açıklayamadığı
değerlendirilmektedir.
(544) Bu nedenle CK AKDENİZ’in tüketicileri mevzuatta öngörülen yöntemler dışında
portföyüne kattığı ifade edilmelidir. Bu kapsamda CK AKDENİZ’in müşterileri
sözleşmesiz veya habersiz bir şekilde portföyüne kattığı söylenebilecektir.
(545) Nitekim yerinde incelemede elde edilen çeşitli belgelerde, CK AKDENİZ’in, çok sayıda
ikili anlaşma müşterisinin sözleşmelerini bulamadığı ya da söz konusu sözleşmelerin
olmadığı görülmektedir. Belge 14’te 95, Belge 33’te 8, Belge 52’de 2, Belge 27’de
3.319, Belge 42’de 111, Belge 69’de 33 ve Belge 70’te 82 adet müşterinin CK
AKDENİZ’in ikili anlaşma portföyünde bulunmalarına rağmen sözleşmelerinin olmadığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, en az 3.650 adet müşteri, sözleşmeleri bulunmamasına
rağmen CK AKDENİZ’in ikili anlaşmalar portföyünde yer almaktadır. Bu noktada, ilgili
pazarlarda tüketicilerin sözleşmesiz veya habersiz bir şekilde portföylerine katıldığı ve
olası bir uyuşmazlık, denetim vb. durumlarda ilgili sözleşmelere ulaşılamaması gibi
durumların oluştuğu ve hatta tedarikçilerin zor durumda kalmamak adına geriye dönük
olarak tüketicilerden sözleşme aldıkları da sektör katılımcıları tarafından dile
getirilmiştir.
(546) Yine Belge 49’da, 28.08.2015 CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.
tarafından Pazarlama Satış Direktörü O. E. E.’ye gönderilen “Cayma Bedeli Faturaları
Hk.” başlıklı e-postada yer alan ifadeler de tüketicilerin sözleşmesiz olarak portföye
dâhil edildiğini göstermektedir.
150 Söz konusu personelin içinde, yönetici pozisyonunda yer alan ve satış analizi ile ilgilenen diğer bir
ifadeyle sahada bulunmayan personel de bulunmaktadır.
18-06/101-52
208/322
(…..) Bey merhaba
Aşağıda bilgileri bulunan abonelerin sözleşmelerine ulaşılamadığı için düzenlenmiş
olan cayma bedeli faturalarının iptali hususunu bilginize ve onayınıza sunarım.
7.1.0. 20.0 (…..)
(KDV Dahil 121,30 TL)
7.1.0 20.0 (…..)
(KDV Dahil 117.20 TL)
7.1.0 20.0 (…..)
(KDV Dahil 453,80 TL)
(547) Öte yandan adının gizli tutulmasını talep eden bir serbest tüketici ile yapılan ve 264.
paragrafta yer verilen görüşmeden, 265. paragrafta yer verilen (…..) ile yapılan
görüşmeden, Belge 28’den ve Belge 44’ten görüleceği üzere, kendilerine cayma bedeli
gönderilen dört müşteriye, söz konusu müşterilerin talep etmelerine rağmen CK
AKDENİZ ile yaptıkları sözleşme örnekleri verilmemiş ve bir müşterinin de kendisinden
habersiz bir şekilde serbest tüketici yapıldığı CK AKDENİZ tarafından kabul edilmiştir.
Sözleşmesiz bir şekilde portföyde olduğu tespit edilen en az 3.650 müşterinin varlığı,
sözleşmelerini talep eden müşterilere sözleşmelerinin veya suretlerinin verilmemesi ve
habersiz bir şekilde serbest tüketici yapılmış tüketicinin varlığı, CK AKDENİZ’in
müşterileri sözleşmesiz ve habersiz bir şekilde K2 portföyüne geçirdiğini ortaya
koymaktadır. Bu bakımdan, CK AKDENİZ’in azami sözleşme alma kapasitesi ile
serbest tüketici portföyünde gerçekleşen muazzam artış miktarları arasındaki
boşluğun müşterilerin sözleşmesiz ve habersiz olarak portföye dahil edilmesiyle
doldurulduğu tespit edilmiştir.
I.6.3.2.1.2. CK AKDENİZ’in Tüketicilerden Perakende Satış Sözleşmesi ile İkili
Anlaşmaları Bir Arada Alması
(548) CK AKDENİZ’in Akdeniz bölgesinde yerleşik şirket olmaktan kaynaklanan ciddi
avantajlarının bulunduğu aşikârdır. Öyle ki, CK AKDENİZ’e bağlı olarak Antalya,
Isparta ve Burdur il merkezlerinde ve ilçelerinde çok sayıda müşteri hizmet merkezi
bulunmaktadır. Söz konusu hizmet merkezlerinde hem düzenlenen tarifelerden elektrik
alan tüketicilere hem de ikili anlaşmalarla elektrik alan müşterilere hizmet
verilebilmektedir. Bu bağlamda CK AKDENİZ’in rakip tedarikçilere kıyasla ciddi bir
satış ve pazarlama avantajı bulunduğu değerlendirilmektedir.
(549) EPDK tarafından çıkarılmış olan THY kapsamında, ilk defa elektrik aboneliği açtıracak
olan veya mevcut bir aboneliği üzerine almak isteyen tüketicilerin, GTŞ olması
nedeniyle CK AKDENİZ ile PSS imzalaması gerekmekte ve PSS’si bulunan tüketicilere
CK AKDENİZ tarafından düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik tedariki yapılmaktadır.
Dolayısıyla CK AKDENİZ, PSS imzalamak durumunda olan veya bunu isteyen
tüketicilerin tek muhatabıdır. Söz konusu işlemler CK AKDENİZ dışındaki bir tedarikçi
tarafından gerçekleştirilememektedir.
(550) Öte yandan, ikili anlaşma yapmak isteyen müşteriler açısından CK AKDENİZ dışında
da pek çok seçenek bulunmaktadır. Bu nedenle CK AKDENİZ’in PSS’de tek muhatap
olması gibi bir durum ikili anlaşmalar için geçerli değildir.
18-06/101-52
209/322
(551) Daha önce de ifade edildiği üzere, tüketicilerin pek çoğu, serbestleşme hakkında yeterli
bilgiye ve bilince sahip olmamaları ve elektrik enerjisinin temini konusunda CK
AKDENİZ dışında başka bir tedarikçiyle muhatap olmamaları nedenleriyle
yönlendirilmeye açık durumdadırlar. Dosya kapsamında, CK AKDENİZ’e bağlı bulunan
müşteri hizmetleri merkezlerinde abonelik açma dahil tüm müşteri hizmetlerine ilişkin
iş akışları yerinde gözlemlenmiş ve bu esnada müşteri hizmetleri merkezlerinde birlikte
alınan PSS ve ikili anlaşmalara ilişkin çok fazla örnek tespit edilmiştir. Muratpaşa
Şubesinden 29, Alanya Şubesinden 13 ve Serik Şubesinden 16 adet söz konusu
uygulamaya örnek teşkil edecek nitelikte birlikte sözleşme alınma örnekleri elde
edilmiştir151. Bu bağlamda, CK AKDENİZ’in müşteri merkezlerine PSS imzalamak veya
diğer abonelik işlemleri için gelmiş bulunan tüketicilere, tüketicilerin düşük bilgi ve bilinç
seviyesinden yararlanarak ikili anlaşma imzalattığı belirlenmiştir.
(552) Hemen belirtmek gerekir ki, PSS ve ikili anlaşmanın bir arada alınmasını gerektirecek
herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamaktadır. Bilakis THY’nin “Sözleşme Süresi ve
Sona Erme” başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Tüketicinin, elektronik imza ile
veya görevli tedarik şirketine yazılı olarak başvuruda bulunması veya tedarikçi
değişikliği yapmak isteyen tüketiciler tarafından doldurulan EK-3 formunun tüketicinin
yeni tedarikçisi tarafından görevli tedarik şirketine sunulması kaydıyla, perakende satış
sözleşmesi sona erdirilir. Söz konusu başvuruda, sözleşmenin sona erdirilmek
istendiği tarih yer alır. Bu fıkra kapsamında yapılan başvuru, en geç üç iş günü
içerisinde sonuçlandırılır. EK-3 formunun görevli tedarik şirketine sunulmamasına
karşın Piyasa Yönetim Sistemi üzerinden yeni tedarikçiye geçişin gerçekleşmesi
halinde perakende satış sözleşmesi işbu geçişin gerçekleştiği tarih itibarıyla
sona ermiş sayılır (…)152” ifadesi çerçevesinde imzalanan ikili anlaşmanın yürürlüğe
girmesi adına PYS’ye yüklenmesi ile PSS’nin sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu
çerçevede, yasal olarak aynı anda yürürlükte bulanamayacak olan iki sözleşmenin CK
AKDENİZ tarafından bir arada alınmasının, ilgili tüketiciyi yeterli bilinç seviyesine
ulaşmadan kendi portföyüne katmayı, böylelikle ilgili tüketicileri doğrudan rakip
tedarikçilere kapatmayı amaçladığı ifade edilmelidir. Konu ile ilgili elde edilen belgeler
belirtilen saiki doğrular niteliktedir.
(553) 10.08.2015 tarihinde CK AKDENİZ Abone Servis Sorumlusu G. A. tarafından CK
AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen “SÖZLEŞME HK.” başlıklı
e-postaya aşağıda yer verilmektedir (Belge 16)153:
151 Söz konusu sözleşmeler iç içe konulmuş halde bulunmuştur.
152 Vurgu eklenmiştir.
153 Belgede geçen K3 kavramı, BTŞ’lerin portföyünde bulunan müşterileri tanımlamak için
kullanılmaktadır.
18-06/101-52
210/322
MÜDÜRÜM MERHABALAR:
MÜDÜRÜM BİR KONUDA SİZİN NAÇİZANE FİKRİNİZİ ALMAK İSTİYORUM DA,
DEVİR İŞLEMİ ESNASINDA SİSTEMDE İSKONTOSU OLMAYAN ABONELER
İÇİN K2 - K3 SÖZLEŞMESİ ALINMASI NE KADAR DOĞRUDUR.
-İŞLEM ESNASINDA HER ABONEDEN ALMAK ZORUNLUMUDUR ?
-BEN SİSTEMDE ABONE DEVİR ESNASINDA SADECE REGÜLE ALIYORUM VE
ABONENİN SON 1 YILLIK TÜKETİMİNE HIZLICA BAKIP SİSTEMDE EĞER 3500
KVVH'A YAKIN İSE VEYA GEÇMİŞ İSE K2-K3 ÖYLE ALIYORUM.
YAPMIŞ OLDUĞUM İŞLEM DOĞRUMUDUR.KONU HAKKINDA ÇOK FARKLI
SÖYLENTİLER MEVCUTTUR.
(554) Söz konusu belgedeki CK AKDENİZ Abone Servis Sorumlusu G. A.’nın ifadelerinden,
regüle sözleşmelerle (PSS) ikili anlaşmaların bir arada alındığı, bu eylemin de bir şirket
politikası olarak uygulandığı görülmektedir. Ayrıca G. A. tarafından yıllık tüketimi 3.500
kWh yakın veya bu limiti geçmiş olan tüketicilerle regüle sözleşmenin yanı sıra ikili
anlaşma imzalandığı ifade edilmektedir. Nitekim, söz konusu e-postanın atıldığı tarihte
serbest tüketici limiti 4.000 kWh, 2014 yılında ise 4.500 kWh’tır. Serbest tüketici
limitinin her yıl düşürüleceğinin öngörülmesi nedeniyle, 2016 yılında serbest tüketici
olması beklenen tüketicilerin 3.500 kWh ve üzeri tüketime sahip olan tüketiciler olduğu
tahmin edilmektedir. Bu bağlamda 2016 yılında serbest tüketici olması muhtemel
tüketiciler diğer tedarikçilerin erişimine açılmadan CK AKDENİZ ile ikili anlaşma
imzalamakta, böylelikle diğer tedarikçiler açısından pazarın kapanması gündeme
gelmektedir.
(555) CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö.’nün bilgisayarında yapılan
incelemede elde edilen “Devirİmzalatılanlar_2016-05-2511_48” adlı excel dosyasında
(Belge 41), CK AKDENİZ portföyünde bulunan 3.102 adet tüketici ile ne şekilde serbest
tüketici sözleşmesi imzalandığına ilişin açıklama kısmına “bilgi güncellemeden”
şeklinde açıklama girildiği, ayrıca 969 adet tüketiciden de hem PSS hem serbest
tüketici sözleşmesi alındığı anlaşılmaktadır.
(556) Söz konusu belge hakkında açıklamaya geçmeden önce THY’de yer alan bir
düzenlemeyi belirtmek yerinde olacaktır. THY’nin “Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi”
başlıklı 32. maddesinin (b) bendinde; “Kendi adına perakende satış sözleşmesi veya
ikili anlaşması olmadan daha önceki tüketici adına düzenlenen ödeme bildirimlerini
ödemek suretiyle elektrik enerjisi tüketmesi” hükmü yer almakta ve söz konusu durum
usulsüz elektrik tüketimi olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda üstlerindeki
aboneliğe ilişkin bilgileri “güncellemek” için CK AKDENİZ’in müşteri merkezlerine giden
tüketicilere, yine tüketicilerin yetersiz bilgi ve bilinç düzeyinden faydalanılarak ve
esasen tüketicilerin bir başka konudaki endişesinden de istifade edilerek ikili anlaşma
imzalatıldığı değerlendirilmektedir. Hem PSS hem de ikili anlaşma alındığı anlaşılan
969 adet müşterinin varlığı da PSS ve ikili anlaşmanın bir arada alınmasının münferit
bir durum olmadığını, aksine CK AKDENİZ tarafından benimsenmiş bir başka stratejik
uygulama olduğunu ortaya koymaktadır.
18-06/101-52
211/322
(557) Yukarıda açıklanan durumun bir benzeri aşağıda yer alan ve CK AKDENİZ Pazarlama
Satış Direktörü O. E. E. tarafından gönderilmiş olan belgede de görülmektedir (Belge
76):
Arkadaşlar merhaba
Okuyacağınız mail çok önemli olup anlaşılmayan bir nokta ya da sormak istedikleriniz
olursa ivedi dönüş yapmanızı rica ederim.
K2 raporlama ekranında “SÖZLEŞME İMZALATILACAKLAR” listesinde yeni bir
kolon göreceksiniz: “Güncel Güvence Bedeli”
Güvence bedeli olan ya da olmayan tüm aboneler için sahada ve işletmelerde
aşağıdaki aksiyonu alacağız:
KENDİ ADINA ABONELİĞİ OLMADAN BAŞKASINA ADINA ELEKTİRK TÜKETEN
GERÇEK KİSİ OLAN KULLANCILAR (Tüzel Kişiler için bu işlem yapılmayacaktır)
1. CLK Raporlamada Güvence Bedeli boş ya da sıfır olan abonelerden,
REGÜLE SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, EKTEKİ DİLEKÇEYİ VE MUTLAKA
NUFÜS CÜZDANI FOTOKOPİSİ(Saha personelleri için telefon ile çekilmiş, önlü-
arkalı fotoğraf da olabilir) alınarak aboneliğin bilgi güncelleme menüsünden yeni
sözleşme imzalatılan abone adına İSİM DÜZELTMESİ yapılacaktır.
2. CLK Raporlamada Güvence Bedeli mevcut olan abonelerden, REGÜLE
SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, EKTEKİ DİLEKÇEYİ VE MUTLAKA NUFÜS
CÜZDANI FOTOKOPİSİ(Saha personelleri için telefon ile çekilmiş, önlü-arkalı
fotoğraf da olabilir) alınarak ÜCRETSİZ ABONELİK yapılacaktır.
3. Bu işlemin yapan tüm ofis çalışanları, NKOLAY Bayileri ve saha satış
personelleri mutlaka K1 SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, DİLEKÇE ve NUFÜS
CÜZDANI FOTOKOPİSİni almak zorunda olup, bu belgelerden herhangi birinin
EKSİK olması halinde İMZALATTIKLARI SÖZLEŞME GEÇERSİZ OLACAKTIR.
Arkadaşlar Küçük bir özet geçiyorum:
1: güvence bedeli yok ise usulsüz kullanımları k1 k2 ekte ki dilekçe kimlik örneği
alarak verasetlik işlemler gibi tckn güncellemesi yapıyoruz.(tüzel kişiler hariç)
2: güvence bedeli var ise yine aynı evrakları imzalatıyorsunuz fakat sisteme herhangi
bir giriş yapmadan haftalık bana teslim ediyorsunuz ben ücretsiz abonelik işlemleri
gerçekleştiriyorum.
not: bu tür müşterilerimize mümkün olduğu kadar zamsız tarifeden sözleşme
imzalatırsanız hem şirketimiz hemde siz kazanç sağlamış olursunuz.
SON OLARAK YOĞUN TEMPODA ÇALIŞAN GENEL MÜDÜRLÜK MÜHİM
ÇALIŞANLARIMIZ PAZARTESİ GÜNÜNDEN İTİBAREN ÖĞLE ARANIZ 1 SAATTİR.
AŞIRI YOĞUNLUK OLDUĞU DURUMLARDA İNİSİYATİF ALARAK YARDIMCI
OLABİLİRSİNİZ.
HEPİNİZE İYİ TATİLLER HAFTAYA ARTIK SAHA ÇALIŞMALARIMIZ YOĞUN BİR
ŞEKİLDE DEVAM EDECEKTİR.
18-06/101-52
212/322
(558) İşbu belgede de THY’nin 32. maddesinin (b) bendi uyarınca aboneliğini kendi adına
alması gereken müşterilere, işlemi yapmak adına CK AKDENİZ’in müşteri
merkezlerine geldiklerinde ikili anlaşma imzalatılması talimatının tekrar tekrar ve
vurgulanarak verildiği görülmektedir. Bu bağlamda PSS’lerin ve ikili anlaşmaların bir
arada alınmasının CK AKDENİZ’in şirket politikası olduğu anlaşılmaktadır.
(559) Benzer duruma ilişkin CK AKDENİZ Kepez Şube Müdürü F. C. ve CK AKDENİZ
çalışanı H. B. tarafından gönderilen diğer iki belgeye (sırasıyla Belge 79, Belge 81)
aşağıda yer verilmektedir:
ARKADAŞLAR HER ABONELİK İŞLEMİNDE K1 + K2 FORMLARI İMZALATIP
SİSTEME HER İKİSİ OLARAK GİRMENİZ GEREKMEKTEDİR.
LÜTFEN ATLAMAYALIM...
Arkadaşlar ücretsiz abonelikler sisteme girilmiş an itibari ile bekleyen abonelik işlemi
yoktur.
Ücretsiz abonelik işlemlerinde
1) Dilekçe
2) tc kimlik numarasını belirttir resmi belge
3) k1 (regüle) sözleşme
4) yeni k2 sözleşme olmasına dikkat edelim.
k2,k1 ve dilekçe üzerindeki boş yerlerin eksiksiz doldurulması önem arz etmektedir.
Özellikle karşılaştığım, tc kimlik numarası olmayan, müşteri adresi ve telefon
numaraları olmayan müşterilerdir.
Sözleşme üzerindeki mail adresleri bile lütfen boş bırakılmasın
Mail ve telefon numarası olmayan müşteriler için kurşun kalemle not düşülmesi
halinde daha sağlıklı bir çalışma yapacağımız kanaatindeyim.
Abone net üzerinde gerçek kişi olmasına rağmen tüzel abonelik işlemi yapılmış ve
yahut tam tersi işlemleri lütfen bana exe! olarak paylaşırsanız düzeltilmesi sağlarım.
iyi haftalar diler,
saygılar sunarım.
(560) Ayrıca 13.05.2015 tarihinde CK AKDENİZ Tahakkuk Tahsilat Personeli M. T.
tarafından CK AKDENİZ Müşteri Sözleşme İşlemleri Müdürü D. O.’ya gönderilen
“Belge talep edilmeden devir yapılan ST abonesi hk.” başlıklı e-posta şu şekildedir
(Belge 24):
(…..) Hanım Merhaba,
Elmalı işletmemiz sorumluluk alanı içerisinde bulunan ve ST abonesi olan (…..)
abonesi ST abonesi oluğundan dolayı; Kimlik Fotokopisi, K2 Sözleşmesi, Regüle
Sözleşmesi imzalatılarak, Güvence Bedeli sistemde mevcut olduğundan dolayı
tahsil edilmeyerek abone isim güncellemesi yapılmıştır.
İyi çalışmalar.
18-06/101-52
213/322
(561) Söz konusu belgeler incelendiğinde CK AKDENİZ’in bilinçli ve sistematik bir şekilde
tüketicilerden PSS ve ikili anlaşmaları bir arada aldığı görülmektedir.
(562) PSS ve ikili anlaşmaların bir arada alınması uygulamasında özellikle serbest tüketici
limitinin altında bulunan tüketiciler bakımından bir pazar kapama amacı güdülmekle
birlikte, söz konusu limiti aşıp hakkını kullanmayan tüketicilere indirimli elektrik
kullanma imkânı getirildiği akla gelebilmektedir. Ancak Belge 29’da154 ikili anlaşma
imzalamış bir müşteriye indirim tanımlanmamış olması, tüketicilere indirimli elektrik
kullanma imkanı sağlanması hususu ile ters düşmektedir. Ayrıca CK AKDENİZ
Pazarlama Uzmanı D. B.’nin bilgisayarından alınmış olan “K2” başlıklı belgede K2
sözleşmesi imzalatılmış olan toplam 1.521 adet müşteriye %0 indirim tanımlandığı, bu
müşterilerin de 127 adedinin ilgili dönemdeki, serbest tüketici limitinin altında tüketime
sahip olduğu görülmektedir. Diğer yandan, Belge 76’da yer alan, “not: bu tür
müşterilerimize mümkün olduğu kadar zamsız tarifeden sözleşme imzalatırsanız hem
şirketimiz hemde siz kazanç sağlamış olursunuz.” ifadesi de esasen bu tüketicilerin
serbest tüketici olarak ancak ulusal tarife üzerinden, diğer bir ifadeyle, ‘zamsız
fiyatlardan’ ama aslında önceki duruma göre indirimsiz fiyatlar üzerinden elektrik
enerjisi temin etmeye devam edeceklerini göstermektedir. Kaldı ki burada aslolan
husus, birlikte alınmaması gereken PSS ve ikili anlaşmaların bir arada alınmasıdır.
(563) Hem PSS hem de ikili anlaşması bir arada alınan ve Belge 16’da belirtildiği üzere,
serbest tüketici limitine yakın olan, diğer bir ifadeyle, takip eden yılda limiti geçerek
serbest tüketici olması muhtemel olan tüketicilerin yapmış oldukları ikili anlaşmaların
sisteme girildiği anlaşılmaktadır. Nitekim, 2016 Ocak-Şubat dönemindeki (…..)’lik ve
2017 Ocak-Şubat dönemindeki (…..)’lık gerçekleşen portföye giriş miktarlarının yılın
geri kalanına göre oldukça yüksek olmasının bu durum ile ilişkili olabileceği
değerlendirilmektedir.
(564) Sonuç olarak, CK AKDENİZ’in, tüketicilerin düşük bilgi ve bilinç seviyesinden istifade
ederek ve serbest tüketicilerle ikili anlaşma yaparken dikkate alınması gereken asli
unsurlara önem vermeden, tüketicileri serbest piyasa hakkında bilinçlendirmeden ve
söz konusu tüketiciler kendi tedarikçisini seçme hakkına kavuşmadan önce tüketicileri
kendine bağladığı, bu şekilde de ilgili tüketicilerin başka bir tedarikçiye geçişine engel
olduğu tespit edilmiştir. Serbestleşme kapsamında, BTŞ’lerin, yerleşik konumda
bulunan tedarikçinin K1 ve K2 portföylerinden müşteri kazanma yarışına girerek
rekabeti işletebilecekleri düşünüldüğünde, CK AKDENİZ tarafından gerçekleştirilen bu
yöndeki uygulamalarının, elektrik perakende satış piyasasındaki rekabeti ciddi
derecede kısıtlayıcı nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Zira CK AKDENİZ, GTŞ
olmasından kaynaklı olarak düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmetinin sunulduğu
ilgili pazardaki hâkim durumunun kendisine sunduğu münhasır olanakları kullanarak
henüz serbest tüketici olmamış ya da bu hakkı kullanmamış tüketicileri, rakiplerin
erişimine kati surette kapatmaktadır. Böylelikle, CK AKDENİZ, bir yandan söz konusu
tüketicileri kendi serbest tüketici portföyüne katmak için diğer tedarikçilerle fiyat ve
diğer hizmetler üzerinden girmesi gereken rekabetçi yarışı bertaraf etmekte ve anılan
tüketicileri serbest tüketici portföyüne katmak için katlanması gereken abone edinme
maliyetlerinden kaçınabilmekte, diğer yandan söz konusu tüketicilerin, tüm tedarik
şirketlerinin erişimine açık olması beklenen ve serbest tüketicileri kendi portföylerine
kazandırmak için rekabetçi bir uğraş vermesinin beklendiği serbest tüketici havuzuna
geçmesini en baştan engellemektedir. CK AKDENİZ’in GTŞ olmasından mütevellit,
154 Ayrıca ilgili belgeden tüketici ile orta gerilim anlaşması yapılırken ikili anlaşma yapıldığı ve bu
anlaşma kapsamında indirim yapılacağı bilgisinin verilmediği de ifade edilmektedir.
18-06/101-52
214/322
görevli olduğu dağıtım bölgesindeki tüketici bilgilerine zaten vakıf olduğu ve yaygın
satış ve pazarlama ağı ile müşteri hizmetleri merkezlerinden kaynaklı büyük bir
pazarlama ve satış ağına sahip bulunduğu; buna mukabil, diğer tedarikçilerin ise
tüketici veritabanına sahip olmadığı ve kısıtlı satış pazarlama olanaklarına sahip
olduğu, dolayısıyla GTŞ ile BTŞ’ler arasında rekabetçi yarıştaki olanakların halihazırda
zaten GTŞ lehine asimetrik olduğu göz önüne alındığında, GTŞ tarafından
gerçekleştirilen bu uygulamaların rekabetçi sürece verdiği zarar daha iyi
anlaşılabilecektir. İlgili pazarlarda içinde serbest tüketicilerin olduğu bir göl olduğu
varsayılırsa, gerek serbest tüketici limitinin altında tüketimi olması gerekse serbest
tüketici hakkına sahip olduğu halde bu hakkı kullanmamış olması nedenleriyle daha
önceden düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmeti temin eden tüketicilerin, GTŞ
tarafından bu yolla kendi portföyüne yönlendirilmesinin o gölü besleyen ana
ırmaklardan birisinin doğal akışının saptırılarak başka bir havzaya, GTŞ’nin kendi
münhasır havzasına kanalize edilmesi olarak tarif edilmesi yanlış olmayacaktır.
Serbestleşmenin ana hedeflerinden birisinin esasen serbest tüketici limitinin giderek
düşürülmesi, diğer bir ifadeyle, serbest tüketici gölünü besleyen bu ana ırmağın
mümkün olduğunca büyütülmesi ve giriş çıkışların serbest olması gerektiği göz önünde
bulundurulduğunda, söz konusu davranışın rekabetçi süreci, onu besleyen unsurları
doğrudan zayıflatarak işlevsiz kılmaya yönelik bir mekanizma niteliği taşıdığı
değerlendirilmektedir. GTŞ’nin bu yöndeki uygulamaları, GTŞ’nin hâkim durumunu
kötüye kullanarak rekabeti ortadan kaldırması ve nihayetinde serbestleşmeyi
engellemesi anlamına gelmektedir.
(565) Öte yandan, 2014 yılında yapılmış olan önaraştırma sonucunda, 4054 sayılı Kanun’un
9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca CK AKDENİZ’e gönderilen görüşte,
“tüketicilerle, kendileriyle ikili anlaşma imzalandığı bilgisi verilmeden, mevcut
perakende satış sözleşmeleri kapsamında bir işlem yapılıyormuş izlenimi verilerek
sözleşme imzalatılması” eyleminin rekabeti sınırlayıcı nitelikte olduğu belirtilmiş ve söz
konusu eylemin sonlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, daha önce
Kurul tarafından rekabeti engelleyici nitelikte olduğu ve kaçınılması gerektiği ifade
edilen bir davranışın CK AKDENİZ tarafından uygulanmaya devam ettiği
görülmektedir.
I.6.3.2.1.3. CK AKDENİZ’in Tüketicileri Kendisi ile İkili Anlaşma İmzalamaya
Zorlaması
I.6.3.2.1.3.1. Ödeme Kanallarının Kapatılması Yoluyla Zorlama
(566) CK AKDENİZ tarafından uygulandığı belirlenen bir diğer eylem ise tüketicileri doğrudan
kendisi ile ikili anlaşma yapmaya zorlamasıdır. Söz konusu zorlama sırasıyla Belge 56
ve Belge 77’den anlaşılmaktadır.
14.01.2016 – O. E > D. B., Ö. Ö.:
Arkadaşlar
Şu anda K2 imzalatılması gereken abonelerde;
Otomatik ödeme talimatı olmayan tüm abonelere(ulusal ve devlet dairesi, belediye
vs hariç) blokaj koyacağız.
Eski abonelerde zaten var ama yeni eklenen abonelerde yok. Bir abone bile
ıskalamamamız lazım.
Öğlene kadar bitirelim.
18-06/101-52
215/322
Yarınki okumalara yetişebilmek için bugün blokajı tanımlamamız gerekiyor. Günde
50bin abone okunuyor
14.01.2016 – Ö. Ö. > O. E., D. B.:
(…..) Bey merhaba,
Tüketim limiti ne olacak? Çok yüksek tüketimli abonelerde mevcut. 100.000 kWh ve
altı mı 50.000 kWh ve altı mı?
Saygılarımla.
14.01.2016 – O. E. > D. B., Ö. Ö.:
Zaten yeni eklelen müşteriler sadece 3600-4000 arası
Neden yüksek tüketlmli olsun Ki
14.01.2016 – Ö. Ö. > O. E., D. B.:
Blokajı olmayan yüksek tüketimler de var listede
14.01.2016 – O. E. > D. B., Ö. Ö.:
Önceden devam edenler ise dokunmayalım
14.01.2016 – Ö. Ö. > O. E., D. B.:
(…..) Bey merhaba,
23000 abone için blokaj listesi göndereceğim. Uygun mudur?
14.01.2016 – O. E. > D. B., Ö. Ö.:
Bir husus var dikkat etmemiz gereken, yarından itibaren okunacaklara blokaj
koydurmalıyız.
Dün bugün vs okunduysa ödeme noktası olarak bankalar ptt vs yazıyor faturada.
25.01.2016 – Ö. Ö. > O. E.:
Bey merhaba,
Ekli listede K2 imzalatılacak listesinde bulunan, otomatik ödeme talimatı olmayan ve
resmi daire, ibadethane, belediye vs olmayan, blokaj koyulacak 12888 abone
bulunmaktadır. Onaylamanız durumunda (…..) Bey ile paylaşacağım.
25.01.2016 – O. E. > Ö. Ö.:
Onayliyorum
O. E. E.
25.01.2016 – Ö. Ö. > Y. B.:
(…..) Bey merhaba,
Ekli listede blokaj koyulacak aboneler bulunmaktadır. Konu hakkında yardımınızı
bekliyoruz.
İyi çalışmalar, Saygılar.
18-06/101-52
216/322
Değerli arkadaşlar merhaba
Bugün itibari ile SERBEST TÜKETİCİ OLMA HAKKI BULUNAN K1 müşterilerimiz
K2 Sözleşmesi imzalamadıkları takdirde ödemelerini sadece MÜHİM’lerden
yapabilecekler.
ÖRNEK SMS:
Sn Abonemiz XXXXXXX nolu aboneliğinize ait faturaları sadece CLK AKDENİZ
ELEKTRİK veznelerinde ödeyebilirsiniz. Detaylı bilgi için: 08502260707
17:00’de müşterilere yukarıdaki bilgilendirme SMS’ini atacağız. Tüm işletme ve çağrı
merkezi çalışanlarının bilgilendirilmesi önem arz etmektedir.
MÜŞTERİYE İLETİLECEK BİLGİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.
BİLGİLENDİRME METNİ
Alternatif ödeme kanallarımız, bundan böyle sadece serbest tüketici sözleşmesini
imzalayan abonelerimiz için sunduğumuz bir hizmettir. Bizimle sözleşmesi olmayan
SERBEST TÜKETİCİ OLMA HAKKI BULUNAN K1 müşterilerimiz faturalarını
sadece MÜHİM'lerden ödeyebilirler. Müşterilerimiz K2 sözleşmesi imzaladıktan
sonra, istedikleri her kanaldan(Banka, PTT vb) faturalarını ödeyebilir ve indirimden
faydalanabilirler.
(567) Belge 56’dan görüleceği üzere, K2 (ikili anlaşma) imzalatılması istenen tüketicilerin,
diğer bir ifadeyle, serbest tüketici hakkını kazanmış ancak bu hakkı kullanmamış olan
tüm tüketicilerin (otomatik ödeme talimatı olanlar, resmi daireler, ibadethaneler ve
belediyeler hariç olmak üzere) müşteri merkezleri dışında kalan ödeme kanallarının155
kapatılması söz konusudur. İlgili belgedeki ifadelerden, konuya ilişkin iletişimin
tamamlandığı tarih itibarıyla okuması yapılmış sayaçların o dönem için bu
uygulamanın dışında tutulmasına karar verilmiştir. Faturalar üzerinde ödeme
noktalarının yazması nedeniyle, okuması yapılıp faturası bırakılan tüketiciler açısından
da bu uygulamanın gerçekleştirilmesi çok daha fazla dikkat çekebilecek ve faturadaki
bildirim ile uyuşmayan bir uygulama olarak görülecektir. Ancak henüz okuması yapılıp
faturası bırakılmayan tüketiciler için faturada daha önce yer alan ödeme noktalarının
kaldırılmasının daha az sorun çıkaracağı anlaşılabilmektedir. Nitekim, söz konusu
belgede, bu husus dikkate alınmadan önce blokaj koyulacak abone sayısı 23.000
olarak belirlenmişken, bu husus dikkate alındıktan sonra blokaj koyulacak tüketici
sayısı 12.888’e düşmüş, o dönem itibarıyla abonelerin yaklaşık yarısına, sayaçların
okunmuş olması nedeniyle blokaj konulamamıştır. Böyle bir uygulamanın, sadece K2
imzalaması istenen müşterilere yönelik olmasının sebebinin, CK AKDENİZ’in ilgili
tüketicileri müşteri merkezlerine getirerek ikili anlaşma imzalamaya zorlaması olduğu
anlaşılmaktadır. Nitekim (…..) isimli tüketici tarafından 296. paragrafta da yer verildiği
üzere, ev aboneliği için dört ay kadar önce CK AKDENİZ tarafından kendisine
taahhütname imzalatıldığı, eğer bu taahhütnameyi imzalamazsa CK AKDENİZ
merkezi dışındaki noktalardan fatura ödemesi yaptırılmayacağı ifadesi ve Belge 77’de
yer alan ifadeler, CK AKDENİZ’in alternatif ödeme kanallarını kapatmasının amacının
tüketicileri CK AKDENİZ ile ikili anlaşma yapmaya zorlamak olduğunu doğrular
niteliktedir. Esasen Belge 77’de uygulanmasına karar verilen strateji ve tüketicilere
gönderilen mesajlar, tüketicilere zorla ikili anlaşma imzalatılmasının hâkim durumun
155 Normal koşullar altında bir tüketici faturasını banka şubelerinden, internet bankacılığı üzerinden,
PTT’den, anlaşmalı fatura tahsilat merkezlerinden ve CK AKDENİZ’in kendi müşteri merkezlerinden
ödeyebilmektedir.
18-06/101-52
217/322
kötüye kullanılmasına yol açtığına açık bir örnektir. Tek başına bu uygulama bile, CK
AKDENİZ’in, başta K1 tüketicilerine ilişkin pazar olmak üzere, ilgili pazarlardaki hâkim
durumunu ve sahip olduğu münhasır yetki ve olanakları kötüye kullanarak ne kadar
hızlı ve etkili bir şekilde serbest tüketici portföyüne, normal ticari koşullarla
açıklanamayacak şekilde müşteri kattığını göstermesi bakımından çarpıcı bir başka
örnek teşkil etmektedir. Zira BTŞ’lerin ancak çok ciddi harcamalar yapılması ve bir
satış/pazarlama faaliyeti sonucunda elde edebilecekleri müşteri portföyünü, CK
AKDENİZ GTŞ olmasından kaynaklanan hâkim durumunu kullanarak ve söz konusu
külfetlere katlanmadan gerçekleştirebilmektedir.
(568) Eğer tahsilat için aracılık yapan kurum ve kuruluşlara komisyon ödenmesi veya tahsilat
ile oluşacak meblağın işletilmesi gibi bir durum söz konusu olsaydı, asıl kitlesel
müşterinin bulunduğu 3.600 kWh ve altı müşterilere veya K2 abonelerine karşı da
blokaj uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir.
(569) Belge 56 ile ilgili dikkat çeken bir diğer husus da yazışmanın yapıldığı tarihtir.
Yazışmaların EPDK’nın serbest tüketici limitini 4.000 kWh’den 3.600 kWh’e
düşürmesini takip eden ayda yapılmış olması ve blokaj kapsamındaki müşteri kitlesinin
3.600-4.000 kWh arası tüketime sahip olması, CK AKDENİZ’in ilgili tüketicileri kendisi
ile ikili anlaşmaya yapmaya zorladığını göstermektedir. Bir K1 müşterisinin (serbest
tüketici hakkını henüz elde etmemiş tüketiciler ile bu hakka sahip olduğu halde bu hakkı
henüz kullanmayan tüketiciler) serbest tüketici hakkını kullanması, ileride bu hakkını
kullanması yönünde bir karar verme, alternatif tedarikçiler arasında bir karşılaştırma
yapma ve tüketicinin farkındalık sepetinde yer alan tüm alternatifler arasında bir seçim
yapması şeklindeki müteakip aşamalardan oluşan bir süreçtir. Bir elektrik enerjisi
tüketicisinin mobilize olmasını tarif eden bu sürecin ne kadar hızlı, etkin ve isabetli
şekilde sonuçlanacağı mevcut tedarikçiler arasındaki rekabetçi yarışın yanı sıra
tüketicilerin karar verme süreçlerindeki aksaklıklar bağlamında, o tüketicinin ne kadar
bilinçli ve rasyonel tercihler yaptığına da bağlıdır. Ancak CK AKDENİZ, söz konusu
sahip olduğu güç ve imkânlar eliyle, gelecekte cereyan etmesi olası bir serbest tüketici
oluşum sürecini bütünüyle ortadan kaldırmış olmaktadır. Serbest tüketici hakkına sahip
olmayan K1 tüketicilerinden hem PSS hem ikili anlaşmaların birlikte alınması
uygulaması ile beraber bu uygulamanın, serbestleşme sürecine büyük zarar veren ve
tüketici hâkimiyetinin belkemiğini oluşturan tüketici seçim mekanizmasının işlemez
kılınmasına yol açtığı belirtilmelidir.
(570) CK AKDENİZ’in bu davranışı ile GTŞ olarak yönetmekle görevli olduğu K1
portföyündeki münhasır yetkisini ve hâkim durumunu, rekabete açık ve ticari olan K2
portföyünde büyük bir avantaj sağlamak için kullandığı, diğer bir ifadeyle serbest
tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik enerjisinin perakende satışı
pazarındaki hâkim durumunu ve bu kapsamdaki yetki ve imkânlarını serbest tüketici
pazarında kaldıraç etkisiyle baştan engellemek suretiyle kötüye kullandığı
değerlendirilmektedir.
18-06/101-52
218/322
(571) CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü o. K. Ö.’nün bilgisayarında yapılan incelemede
elde edilen “K2İmzalatılacakAboneler_2016-02-2612_22_Muratpaşa” adlı excel
dosyası (Belge 26), CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’nin bilgisayarından elde
edilen K2İmzalatılacakAboneler_2016-08-509_39” adlı excel dosyası ile, 07.04.2016
BÖLGE SATIŞ RAPORU (1) (1)” adlı excel dosyası (Belge 39), 24.06.2016 tarihinde
CK AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö. tarafından CK AKDENİZ müşteri işlem
yetkilisi D. B.’ye gönderilen “K2 acil hedef listesi” başlıklı e-posta ekindeki “K2 acil
hedef listesi” adlı excel dosyası (Belge 46), 26.07.2016 tarihinde CK AKDENİZ
Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö. tarafından CK AKDENİZ Müşteri İşlem Yetkilisi D.
B.’ye gönderilen aboneler_20” başlıklı e-posta ekinde bulunan “K2 imzalatılacak
aboneler_2016-07-1908_20” adlı excel dosyası (Belge 47), CK AKDENİZ Satış ve
Sözleşme Müdürü E. D.’nin bilgisayarından elde edilen “25 01 2016 Blokaj Koyulacak
Aboneler” adlı excel dosyas ile, “K2 özel çalışma” adlı excel dosyası (Belge 63), “K2
imzalatılacak aboneler 2016-03-1708_54” adlı excel dosyası (Belge 65), “K2
imzalatılacak aboneler 2016-04-1509_59” adlı excel dosyası (Belge 66), 16.01.2016
tarihinde CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç. tarafından Müşteri İşlem Yetkilisi D.
B.’ye gönderilen “TELEFON İLE ARANAN BLOKELİ ABONELER” başlıklı e-postanın
ekindeki “ARANAN – BLOKELİ ABONELER” adlı excel dosyası (Belge 67), CK
AKDENİZ Muratpaşa Müşteri İşlem Yetkilisi A. S.’nin bilgisayarından elde edilen
“K2İmzalatılacakAboneler_2016-04-1216_17” adlı excel dosyası,
“K2İmzalatılacakAboneler_2016-04-2511_13” adlı excel dosyası,
“K2İmzalatılacakAboneler_2016-05-0609_37” adlı excel dosyası,
“K2İmzalatılacakAboneler_2016-05-1012_20” adlı excel dosyası,
“K2İmzalatılacakAboneler_2016-05-3110_01” adlı excel dosyası,
K2İmzalatılacakAboneler_2016-07-1216_02” adlı excel dosyası ile
K2İmzalatılacakAboneler_2016-07-1509_06” adlı excel dosyası (Belge 68) dikkate
alındığında, 2016 yılı içinde toplam 85.748 adet tüketiciye anılan blokajın uygulandığı
görülmektedir.
(572) Öte yandan, Belge 30 ve Belge 31’de yer alan CK AKDENİZ Dış Bölge Bayi ve Satış
Yönetmeni M. B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede elde edilen
“ST_imzalatıldı_Olarak_Uyarısı_Kapatılan_K2_İMZALATILACAKLAR” isimli excel
dosyası çerçevesinde blokaj koyulan tüketicilerin ikili anlaşma imzalayıp
imzalamadığının sıkı bir şekilde takip edildiği görülmekte ve blokaj çerçevesinde ikili
anlaşma imzalatılmış olan tüketicilerin bir kısmının sayısına yer verilmektedir.
I.6.3.2.1.3.2. Usulsüz Kullanım Bildirimi Yoluyla Zorlama
(573) CK AKDENİZ’in tüketicileri ikili anlaşma yapmaya zorlamak için kullandığı bir diğer
aracın “usulsüz kullanım” olduğu tespit edilmiştir. Daha önce de ifade edildiği üzere,
THY’nin 32. maddesinin (b) bendi uyarınca bir tüketicinin kendi adına PSS’si veya ikili
anlaşması bulunmaması usulsüz kullanım olarak nitelendirilmektedir. THY’nin anılan
maddesinin ikili anlaşma imzalanması için kullanıldığı aşağıda yer alan belgeden
görülebilecektir.
18-06/101-52
219/322
(574) CK AKDENİZ Pazarlama ve Satış Uzmanı Ö. Ö. tarafından CK AKDENİZ Raporlama
ve Yazılım Yönetmeni Y. B.’ye gönderilen “Ücretsiz Abonelik Uyarıları Hk.” başlıklı e-
postada (Belge 54) aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
(…..) Bey merhaba,
Sistemde hali hazırda aktif olan Bilgi Güncelleme ve Devir uyarıları kaldırılacaktır.
Yerine geçecek uyarılar ve aboneler ekte belirtilmektedir. Mesaj Konusu tamamında
ÜCRETSİZ ABONELİK - DEVİR olarak belirtilecek olup K2 raporlamada sadece
Devir İmzalatılanlar ve Devir İmzalatılacaklar listeleri üzerinden takibi yapılacaktır.
Ancak halihazırda Bilgi Güncelleme olarak işleme konulmuş olanların Raporlama
üzerinden takibinin yapılması da önem arz etmektedir. Konu hakkında yardımlarınızı
bekler;
İyi çalışmalar dilerim,
(575) İlgili e-posta ekindeki “Ücretsiz Devir Uyarıları” adlı excel dosyasında ise bilgileri
bulunan 41.478 aboneye ilişkin uyarı sütununda “UYARI: Usülsüz Kullanım ise Fiili
Kullanıcıyı ÜCRETSİZ DEVİR yap. K2 Sözleşmesi ve KİMLİK FOTOKOPİSİ alınız.”
ibaresi yer almaktadır. İlgili ibarenin ifade ettiği iş planının, ülkemizdeki ev sahibi-kiracı
ilişkisindeki alışkanlıklar çerçevesinde yaygın olarak görülen, sözleşmedeki isim ile
faturayı ödeyen kişilerin uyumsuz olması durumu başta olmak üzere benzeri sonuçlara
yol açan nedenlerle ilişkili tüm tüketicileri, PSS veya ikili anlaşma ayrımı yapılmaksızın
ikili anlaşma yapmaya yönlendirecek nitelikte olduğu değerlendirilmektedir.
(576) Yine Belge 78’de yer alan ve 12.09.2015 tarihinde CK AKDENİZ Kepez Şube
Yönetmeni F. C. tarafından CK AKDENİZ Veznedar Yetkilisi J. Ç. ve CK AKDENİZ
Müşteri İşlem Yetkilisi A. A.’ya gönderilen “önemli 2” başlıklı e-postadaki ifadeler de bu
uygulamanın başka bir örneği niteliğindedir:
AZ ÖNCEKİ MAİLE İLAVE OLARAK VEZNEYE GELEN MÜŞTERİLERE MUTLAKA
SÖZLEŞME İMZALATILMALI ABONE YANİ USULSÜZ İÇİN
GELENMÜŞTERİLERDEN KİMLİK FOTOKOPİSİ DAHİL ALINMADAN KİMLİĞİNİ
İBRAZ ETMESİ YETERLİ SAYILARAK ABONELİK İŞLEMİ YAPILACAKTIR.
ATLAMAMAYA GAYRET GÖSTERİNİZ.
SİZ ORADA KENDİ KENDİNİZİN MÜDÜRÜ OLUN
(577) Netice olarak bu durum, tıpkı blokaj uygulamasında olduğu gibi CK AKDENİZ’in GTŞ
olmasından kaynaklanan olanaklarını K2 portföyüne avantaj sağlamak yönünde
kullandığını ortaya koymaktadır.
I.6.3.2.1.4. CK AKDENİZ’in Serbest Tüketici Olmayan Tüketicilerle İkili Anlaşma
İmzalaması ve/veya Söz Konusu Tüketicileri Serbest Tüketici Portföyüne
Kaydetmesi
(578) Portföye katma aşamasında, CK AKDENİZ tarafından yapılan bir diğer uygulama da
yıllık tüketimi serbest tüketici limitini geçmeyen, diğer bir ifadeyle, kendi tedarikçisini
seçme hakkına kavuşmamış tüketicilerle ikili anlaşma yapmasıdır. Hemen belirtmek
gerekir ki, EPDK tarafından öngörülen serbest tüketici limitinin altında kalan tüketiciler
rekabete kapalı, diğer bir ifadeyle BTŞ’lere kapalı olan bir alanda bulunmakta ve
düzenlenen tarife üzerinden elektrik tedarik etmek durumundadırlar. CK AKDENİZ’in
serbest tüketici limitinin altında tüketimi bulunan tüketicilerle ikili anlaşma imzalattığına
ve/veya söz konusu tüketicileri portföye kaydettiğine ilişkin belgelere aşağıda yer
verilmektedir.
18-06/101-52
220/322
(579) 12.08.2016 tarihinde CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç. tarafından CK AKDENİZ
Müşteri İşlem Yetkilisi G. T.’ye gönderilen “91. Gün Kapsamında Aranacak Aboneler
Hk.” başlıklı e-postanın ekinde yer alan “91. GÜN KAPSAMINDA ARANACAK
ABONELER 13.08.2016” adlı excel dosyasında (Belge 19) bulunan ve serbest tüketici
sözleşmesi imzalatılması talimatı verilen tüketicilerin 1.646 adedinin, söz konusu
dönemde geçerli olan serbest tüketici limitinin156 altında tüketimlerinin olduğu
görülmektedir.
(580) CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede elde
edilen,
- “K2İmzalatılacakAboneler_2016-08-509_39” adlı excel dosyasında CK
AKDENİZ’in K1 portföyünde bulunup K2 portföyüne katılmak istenen 13.117
adet tüketicinin elektrik tüketimlerinin serbest tüketici limitinin altında olduğu,
- “K2” adlı excel dosyasında CK AKDENİZ tarafından 2015 yılında toplam
(…..) tüketici ile ikili anlaşma imzalanmış olup bunların 23.222 adedinin 2015
yılındaki serbest tüketici limiti olan 4.000 kWh’ın altında olduğu, 2016 yılında
03.08.2016 tarihine kadar toplam (…..) adet tüketici ile ikili anlaşma
imzalanmış olup bunların 13.935 adedinin 2016 yılındaki 3.600 kWh’lık
serbest tüketici limitinin altında tüketime sahip olduğu; bu bağlamda 2015 ve
2016 yıllarında CK AKDENİZ’in en az 37.157 limit altı müşteriyi portföyüne
dahil ettiği,
- “ts alınan sözleşmeler” adlı excel dosyasında da 21.808 adet tüketiciyle,
tüketimleri serbest tüketici limitinin altında oldukları halde serbest tüketici
sözleşmesi imzalandığı
görülmektedir (Belge 39).
(581) Belge 74’te bulunan ve 25.03.2015 tarihinde AKDEN büro memuru G. T. tarafından
(…..)@akdenizelk. adresine gönderilen “st aboneleri” başlıklı e-posta ekindeki
“Haftasonu ST Çalışması-1” adlı excel dosyasında “K2 imzalatılacak aboneler 2015”
sekmesinde yer alan 32.548 adet tüketicinin bilgileri incelendiğinde 1.102 adet
tüketicinin yıllık elektrik tüketim miktarının serbest tüketici limitinin altında kaldığı
görülmektedir.
(582) 12.05.2016 tarihinde CK AKDENİZ Büro Personeli F. B. tarafından CK AKDENİZ
Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen “k1 ve k2 St listeleri hk.” başlıklı e-
postada aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “K2-
OlcumNoktasiTalepListesi-2016-05-12-08-28-09-429” ve “K1-
OlcumNoktasiTalepListesi-2016-05-09-08-38-42-538” adlı excel dosyalarından 2016
Mayıs ayında söz konusu dönemde geçerli olan serbest tüketici limitinin altında
tüketimleri olan 19 tüketicinin CK AKDENİZ K2 portföyüne katıldığı ve yine aynı
dönemde limit altı olup daha öncesinde K2 portföyüne katılmış 104 tüketicinin CK
AKDENİZ K1 portföyüne geçirildiği görülmektedir (Belge 20).
(…..) Bey,
Haziran 2016 St süreci için K1 ve K2 listeleri ektedir.
Saygılarımla
156 Söz konusu dönemde geçerli olan serbest tüketici limiti 3.600 kWh’tır.
18-06/101-52
221/322
(583) Yukarıda yer verilen belgeler dikkate alındığında, CK AKDENİZ’in limit altı tüketiciler
bakımından iki farklı yol izlediği görülmektedir. İlk yolda tüketimi serbest tüketici
limitinin altında bulunan tüketicilere ikili anlaşma imzalatılmakta, ikinci yolda ise limit
altı tüketiciler doğrudan portföye kaydedilmektedir.
(584) İlk davranış bağlamında değerlendirmede bulunmadan önce EPDK’nın ilgili
düzenlemesine yer vermek yararlı olacaktır. 18.03.2015 tarihindeki değişikliğe kadar
THY’nin “Serbest Tüketici Kapsamı” başlıklı 20. maddesinin (d) bendinde yer alan
“İçinde bulunulan yılda serbest tüketici limitini geçeceğini görevli tedarik şirketine
taahhüt eden ve bağlantı anlaşmasındaki bağlantı veya sözleşme gücü dikkate
alınarak hesaplanan tüketim değeri serbest tüketici limitini geçen yeni tüketiciler”
ifadesi kapsamında bulunan tüketiciler de serbest tüketici olarak kabul edilerek bu
bağlamda istedikleri tedarikçi ile ikili anlaşma yapabilmekteydiler. Ancak söz konusu
haktan GTŞ’ler yararlanırken BTŞ’lerin taleplerinin tüketicilerin limit altı olması
gerekçesi ile reddedilmesi nedeniyle söz konusu hüküm yapılan değişiklikle THY’den
kaldırılmıştır157.
(585) Bu bağlamda, 2015 Mart ayından itibaren herhangi bir tedarikçinin, tüketimi serbest
tüketici limitinin altında kalan tüketicilerle ikili anlaşma yapma imkânı kalmamıştır.
Ancak yukarıdaki belgelerde, CK AKDENİZ’in limit altı olan tüketicilerle ikili anlaşma
yapmaya çalıştığı görülmektedir. Bu durum CK AKDENİZ’in, ilgili tüketici kendi
tedarikçisini seçme hakkı kazanmadan ve yeterli bilgi ve bilinç düzeyine ulaşmadan
söz konusu tüketiciyi kendi portföyünde tutma çabasını ortaya koymaktadır. Bu
çerçevede, henüz limiti geçmeyen tüketicilerden ikili anlaşmaların alındığı, söz konusu
tüketicilerin, tüketimlerinin serbest tüketici limitini geçmesiyle birlikte K2 portföyüne
dahil edildiği dile getirilmelidir. Böylelikle söz konusu tüketiciler, BTŞ’lerden teklif
alamadan CK AKDENİZ portföyüne geçmiş olmaktadırlar. Bu mekanizmanın CK
AKDENİZ’in dahili süreçlerinde “önsatış” olarak nitelendirildiği değerlendirilmektedir
(Belge 38).
(586) Nitekim 01.04.2016 tarihinde CK AKDENİZ Müşteri İlişkileri Direktörlüğü Müşteri İşlem
Yetkilisi E.Ö. tarafından CK AKDENİZ Büro Personeli O. Ş.’ye gönderilen ve ekinde
“K2 imzalatılan ad.” adlı excel dosyası bulunan “YENİLEME, K2, ÖN SATIŞ
SÖZLEŞME HK” başlıklı e-postalarda ön satış yoluyla tüketicilerle sözleşme
imzalandığı açıkça görülmektedir (Belge 51).
“(…..) Bey
Ekte 01.01.2016-31.03.2016 tarihleri arasında sözleşme imzalatılan YENİLEME, K2
,ÖN SATIŞ SÖZLEŞME listesi mevcuttur.
Aşağıda imzalatılmış olan mesken ve ticarethane sözleşme adetleri grafiği
bulunmaktadır.
157 2014 yılında CK AKDENİZ hakkında yapılan önaraştırma neticesinde gönderilen görüşte de “serbest
tüketici olmak isteyen, ancak geçmiş dönemdeki tüketimi nedeniyle bu hakkı kullanamayan tüketicilerin
taahhütte bulunmak yoluyla serbest tüketici yapılması mümkünken, bu uygulamaya yalnız görevli
tedarik şirketinin müşterileri açısından izin verilmesi; diğer tedarik şirketlerinden bu yönde gelen
taleplerin gerçekleşmemesi” ifadesi yer almakta ve bu durumun piyasadaki rekabeti kısıtlayıcı nitelikte
olduğu belirtilmektedir.
18-06/101-52
222/322
(587) Ayrıca, CK AKDENİZ’in K2 portföyünde serbest tüketici limitinin düşmesini takip eden
Ocak-Şubat-Mart dönemlerinde yaşanan artışların yılın geri kalanına göre oldukça
yüksek seyretmesinin, CK AKDENİZ’in limit altında bulunan tüketicilerle yaptığı
sözleşmeleri söz konusu tüketicilerin limiti geçmesi ile portföye kaydetmesine işaret
ettiği belirtilmelidir.
(588) Bu noktada limit altı tüketicilere, tüketimlerinin serbest tüketici limitini geçmesiyle
yürürlüğe girmesi taahhüdüyle BTŞ’ler tarafından da ikili anlaşma teklif edilebileceği
öne sürülebilecektir. Bu durum teorik olarak mümkün olsa da fiili anlamda piyasada
uygulanabilirliği bulunmamaktadır. İmkânsızlığın sebebi ise GTŞ ile BTŞ’lerin, daha
önce de açıklanan, piyasadaki asimetrik konumları ve sahip olduğu olanaklardır. Öyle
ki, GTŞ’ler K1 portföyünü de yönetmeleri sebebiyle K1 portföyünde yer alan tüm
tüketici bilgilerine sahipken, BTŞ’lerin bu yönde bir veritabanı bulunmamaktadır.
Ayrıca, yukarıda da belirtildiği gibi, CK AKDENİZ, K1 portföyünde bulunan tüketicileri
ödeme kanallarının kapatılması veya diğer abonelik işlemleri çerçevesinde kolaylıkla
müşteri merkezlerine getirtebilmekte ve bölgedeki GTŞ konumu çerçevesinde
tüketicilerle ikili anlaşma yapabilmektedir. BTŞ’lere bakıldığında ise BTŞ’lerin CK
AKDENİZ’in sahip olduğu bilgilere sahip olmadığı ve CK AKDENİZ’in sahip olduğu
müşteri verisine makul bir zaman içinde ve makul bir maliyetle sahip olamayacağı
açıktır. Buna ek olarak bir BTŞ, limit altında tüketimi bulunan bir tüketiciye ulaşsa bile
BTŞ’nin, CK AKDENİZ’in sahip olduğu marka/imaja sahip olmaması nedeniyle
tüketiciyi ileriye dönük taahhüt içeren bir anlaşma yapmaya ikna etmesinin daha zor
olduğu ifade edilmelidir. Kaldı ki buradaki temel sorun aynı uygulamayı CK AKDENİZ
gibi BTŞ’lerin de yapabilip yapamayacağı olmayıp, söz konusu uygulamanın kendisi
serbest tüketici oluşum sürecini engellemektedir.
(589) Bu sebeple CK AKDENİZ’in limit altı tüketimi bulunan tüketicilerle ikili anlaşma
yapmaya çalışmasının, tüketicileri serbest hale gelmeden kendine bağlamak olduğu,
böylelikle ilgili tüketicinin önüne başka bir tedarikçiye geçmek için bir engel daha
konulduğu ve bu uygulamanın pazarı BTŞ’lere kapatıcı nitelikte olduğu
değerlendirilmektedir.
(…..TİCARİ SIR…..)
18-06/101-52
223/322
(590) CK AKDENİZ tarafından limit altında tüketime sahip olan tüketicilere yönelik
gerçekleştirilen ikinci davranış ise serbest tüketici hakkını kazanmamış tüketicilerle
yapılan ikili anlaşmaların ilgili tüketicilerin serbest tüketici limitini geçmesini
beklemeden portföye kaydedilmesidir. Nitekim yukarıdaki belgelerden de anlaşılacağı
üzere 2015 yılında en az 23.222 adet, 2016 yılında en az 13.935 adet limit altı tüketici
CK AKDENİZ’in K2 portföyüne kaydedilmiştir158,159.
(591) CK AKDENİZ'in, serbest tüketici limitinin altında tüketimi olan müşterileri portföyüne
kaydettiğine ilişkin bir diğer kanıt da AKDENİZ EDAŞ’tan alınan sayaç ve tüketim
miktarı verilerine dayanılarak yapılan çalışmalardır. Mesken müşterilerine yönelik
yapılan bu çalışma kapsamında, 2015 yılında CK AKDENİZ’in portföyünde bulunan
mesken müşterilerinin toplam tüketimlerinin ((…..) mWh), 2015 Aralık döneminde CK
AKDENİZ’in K2 portföyünde bulunan mesken müşterilerinin sayaç sayısına ((…..))
bölünmesiyle sayaç başı tüketim miktarı 3,91 mWh bulunmuştur. 2015 yılındaki
serbest tüketici limitinin 4 mWh olduğu düşünüldüğünde, 4 mWh’ın üstünde çıkması
gereken sayaç başı ortalama tüketimin 4 mWh’ın altında çıkmasının CK AKDENİZ’in
limit altı tüketicileri portföyüne kaydettiğine işaret ettiği değerlendirilmektedir.
(592) İlk bakışta limit altı tüketicilerle ikili anlaşma imzalanmasının, EPDK mevzuatına uygun
olmamasına rağmen, tüketicilere indirimli elektrik sağlaması nedeniyle tüketicilere bir
fayda yarattığı akla gelebilir. Ancak daha önce de ifade edildiği üzere, portföye
kaydetme işleminin, tüketicilerin serbestleşmeye ilişkin olan bilgi ve bilinç seviyelerinin
düşüklüğünden yararlanılarak yapıldığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle CK
AKDENİZ’in limit altı tüketicilerle ikili anlaşma yapması, söz konusu tüketicilere fayda
sağlayabilecek olmakla birlikte, söz konusu tüketicilerin BTŞ’lerden daha iyi teklif alma
şansını ortadan kaldırdığı belirtilmelidir. Kaldı ki burada da temel sorun, CK
AKDENİZ’in tüketici adına kendi lehine karar vererek tüketici seçim mekanizmasının
bertaraf edilmesidir.
(593) Limit altı tüketicilerin CK AKDENİZ’in K2 portföyüne kaydedilmesinin bir sonucundan
daha bahsetmeden evvel elektrik piyasasındaki verilen tekliflerin dinamiğine ve
tüketicilerin bakış açısına kısaca değinmek faydalı olacaktır.
(594) Sektörel bilgi kısmında da ifade edildiği üzere, elektrik perakende satış faaliyeti
kapsamındaki teklifler, ilgili tarifeler üzerinden verilen indirimlerle yapılmaktadır. Bu
bağlamda, tarife ile ilgili tedarikçinin maliyeti arasında kalan marj, tedarikçinin bir
tüketiciye zarar etmeden verebileceği azami indirim miktarını göstermekte ve söz
konusu marjın son dönemlerde daraldığı görülmektedir. Ayrıca, ilgili pazar bölümünde
bir tedarikçi tarafından paylaşılan piyasa araştırmasında, mesken grubu tüketicilerinin
indirim beklentilerinin piyasa sınırlarının ötesinde olduğu belirtilmektedir.
158 Kaydedilen tüketicilerin sayısı ve tüketimleri dikkate alındığında söz konusu tüketicilerin ağırlıklı
olarak mesken grubuna dahil oldukları değerlendirilmektedir.
159 Soruşturma kapsamında yapılan yerinde incelemede AKDENİZ EDAŞ’tan alınan okuma verileri
kapsamında yapılan çalışmada, 2015 yılı boyunca CK AKDENİZ’in K2 portföyünde yer alan müşterilerin
23.982 adedinin 2015 yılındaki serbest tüketici limiti olan 4.000 kWh altında tüketimi olduğu, 2016 yılı
boyunca CK AKDENİZ’in K2 portföyünde yer alan müşterilerin 23.759 adedinin 2016 yılındaki serbest
tüketici limiti olan 3.600 kWh altında tüketimi olduğu ve bu iki örneklemde ortak olan müşteriler
çıkarıldığında toplamda 37.038 adet müşterinin serbest tüketici limitinin altında tüketime sahip olmasına
rağmen CK AKDENİZ’in K2 portföyünde yer aldığı görülmektedir.
18-06/101-52
224/322
(595) Henüz kendi tedarikçisini seçme hakkını kullanmamış bir tüketici için, sadece elektriğin
maliyeti dikkate alındığında, tarifedeki enerji bedeli üzerinden en fazla indirimi veren
teklif en iyi seçenektir. Bu sebeple ilgili tüketiciler teorik olarak enerji bedeli üzerinden
yapılan ve azami olarak %10-12 seviyesine varan teklifler arasından kendisi için en iyi
teklifi seçebileceklerdir. İlk defa tedarikçisini seçme hakkını kullanacak olan tüketiciler,
özellikle mesken ve küçük ticarethane grubunda bulunanlar, tabi oldukları tarifedeki
fiyat seviyesi ile aldıkları teklifleri kıyaslamakta ve bu kıyaslama, tüketicinin
tedarikçisini değiştirmedeki motivasyonunu etkilemektedir. Bu kapsamda, ilgili
tüketicilerin BTŞ’ler ile CK AKDENİZ’in teklifini aynı anda alması ile CK AKDENİZ’in
portföyünde bulunurken BTŞ’lerden teklif almasının etkilerinin farklı olduğu
değerlendirilmektedir. Zira ilk durumda BTŞ’lerin vereceği indirim oranı, CK
AKDENİZ’e kıyasla daha yüksektir. Örnek vermek gerekirse, ilgili tüketicinin anılan
gruplardan birisine mensup bir tüketici olduğunu ve mevcut tarife kapsamında
tüketicinin ödediği enerji bedelinin 100 TL olduğu kabul edilsin. Bu şartlar altında
yukarıda belirtilen ilk durumda, diğer bir ifadeyle ilgili tüketicinin serbest tüketici hakkını
kullanmış olacağı ilk dönemde, CK AKDENİZ’in teklifi 96 TL (%4) olurken BTŞ’lerin
azami teklifi 88 TL (%12) olmaktadır. Müteakip dönem denilen ve ilgili serbest
tüketicinin, ilk dönemdeki sözleşmesinin veya taahhütnamesinin sona ermesi
nedeniyle tedarikçi değişikliği yapma imkanının ortaya çıktığı dönemde, ilgili tüketici
yararlanmakta olduğu 96 TL’lik teklif ile BTŞ’nin 88 TL’lik teklifini kıyaslamakta ve geçiş
yapması halinde 8 TL’lik (yaklaşık %8) bir ek fayda elde edeceğini düşünmektedir. İlgili
pazarlar bakımından tüketicilerin karar alma süreçlerinde sergilediği aksaklıklar
bağlamında hiperbolik indirgeme, ihmal-dikkatsizlik ve statüko eğilimleri dikkate
alındığında, ilgili tüketicinin ilk dönemdeki %12’lik teklifi kabul etme motivasyonunun,
ikinci dönemdeki %8’lik teklifi kabul etme motivasyonuna göre daha yüksek olduğu ve
bahse konu gruplara mensup tüketicilerin indirim beklentisi dikkate alındığında,
örnekteki tüketicinin bir sonraki dönemde de mevcut yerleşik tedarikçide kalmayı tercih
etme olasılığının bir hayli arttığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, tedarikçisini seçme
hakkını ilk kez kullanacak tüketicinin BTŞ’leri tercih etme olasılıklarının daha yüksek
olduğu söylenebilir. İkinci dönemde ise, CK AKDENİZ’in portföyünde bulunan ve %3
veya %4’lük bir indirim oranından yararlanan bir tüketici, başka bir tedarikçiye
geçerken ilk durumda olduğu tarifelerde öngörülen fiyatı değil, mevcut durumda
yararlandığı indirimli fiyatı dikkate alarak tercihte bulunacaktır. Böyle bir durumda BTŞ
tarafından sunulacak %10-12’lik teklifin tüketici üzerindeki etkisi ilk duruma kıyasla çok
daha düşük olacaktır. Bir tüketici kendi seçim mekanizmasının doğal bir şekilde
işlemesi sonucu her iki dönemde de yerleşik tedarikçinin portföyünde kalmayı pekala
tercih edebilecektir ancak burada CK AKDENİZ, ilk dönemde tüketici adına karar
vererek tüketici mobilizasyon sürecinde en baştan bir bozulmaya yol açmakta ve
domino etkisiyle bu bozulma sonraki dönemlere de sirayet etmektedir. İşbu örnek,
yerleşik tedarikçiler tarafından tüketici seçim mekanizmalarına yapılan ve esasen
yukarıda da farklı farklı türlerine yer verilen her türlü müdahalenin etkisinin biçim
değiştirerek ne kadar uzun ömürlü olduğunu ve serbestleşme sürecini olumsuz
etkilediğini göstermesi bakımından önem arz etmektedir.
(596) CK AKDENİZ’in limit altı tüketimi bulunan tüketicilerle ikili anlaşma yapması, hem
BTŞ’leri hem tüketicileri yukarıda belirtilen ikinci durum çerçevesinde hareket etmeye
itmektedir. Bu bağlamda CK AKDENİZ’in gerçekleştirmiş olduğu davranışın
tüketicilerin tedarikçi değiştirme motivasyonunu azalttığı değerlendirilmektedir.
18-06/101-52
225/322
(597) Sonuç olarak CK AKDENİZ’in tüm tedarikçilerin aynı anda ve eşit şartlarda başlaması
gereken bir yarışa GTŞ olmasından kaynaklı hâkim durumunu kötüye kullanarak
haksız bir şekilde önde başladığı ve CK AKDENİZ’in bu eyleminin tüketicilerin başka
tedarikçiye geçme motivasyonunu düşürerek piyasayı BTŞ’lere kapattığı
değerlendirilmektedir.
(598) Bu çerçevede, serbest tüketici hakkına sahip olmayan K1 tüketicilerinden hem PSS
hem ikili anlaşmaların birlikte alınması uygulaması, serbest tüketici hakkını kazanmış
ancak bu hakkı kullanmamış olan tüm tüketicilerin (otomatik ödeme talimatı olanlar,
resmi daireler, ibadethaneler ve belediyeler hariç olmak üzere) müşteri merkezleri
dışında kalan ödeme kanallarının ödemeye kapatılması, usulsüz elektrik kullandığı ve
bilgi güncelleme gerekçeleriyle söz konusu tüketicilere ikili anlaşma imzalatılması,
tüketimi serbest tüketici limitinin altında bulunan müşterilerle ikili anlaşma yaparak
veya doğrudan bu tüketicilerin serbest tüketici portföyüne katılması uygulamalarının
CK AKDENİZ’in, serbest tüketici mobilizasyon sürecini ortadan kaldırmak ve tüketici
seçim mekanizmasını işlemez hale getirmek suretiyle ilgili pazarları rakiplere kapattığı
ve dolayısıyla düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmeti alınan tüketicilere yönelik
ilgili pazarındaki hakim durumunu, serbest tüketici ilgili pazarlarındaki rekabeti
engellemek amacıyla kötüye kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.6.3.2.1.5. CK AKDENİZ’in İkili Anlaşma Yaptığı Tüketicilerden Tarihsiz IA-02
Formu Alması
(599) Soruşturma kapsamında portföye katma aşamasında CK AKDENİZ’in gerçekleştirdiği
görülen bir diğer davranış da tarihsiz IA-02 Formu alınmasıdır. Anılan eylem ile ilgili
değerlendirmelere geçmeden önce IA-02 Formu’nun piyasadaki işlevi hakkında bilgi
vermek yararlı olacaktır.
(600) IA-02 Formu, ikili anlaşmaların ekinde yer alan ve bir tedarikçinin serbest tüketici
statüsünü haiz bir tüketici ile ikili anlaşma imzaladığını gösteren bir belgedir. Tedarikçi,
PYS üzerinden IA-02 Formu’nu beyan ederek ilgili tüketiciyi kendi portföyüne
katmaktadır. Bu bağlamda IA-02 Formu tüketici ile tedarikçi arasında yapılan ikili
anlaşmanın yerine geçmemekte, ancak tedarikçinin PYS’de yapacağı işlemlerde ilgili
tüketicinin ilgili tedarikçi ile ikili anlaşması olduğunu belgelemektedir.
(601) IA-02 Formu’nun bir diğer önemli işlevi, aynı tüketiciyi birden fazla tedarikçinin
portföyüne katmayı talep etmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Böyle bir durumda,
DUY’un 30/A maddesi on beşinci fıkrası uyarınca piyasa işletmecisi, taraflardan
tüketici ile imzaladıkları ikili anlaşmayı veya IA-02 Formu’nu talep etmekte ve geçerli
ikili anlaşmayı veya IA-02 Formu’nu sunan taraf tüketiciyi portföyüne katmaktadır.
Ancak her iki tedarikçinin de geçerli bir ikili anlaşma veya IA-02 Formu’nu sunması
durumunda, IA-02 Formu’ndaki imza tarihi en yakın olan kayıt dikkate alınmakta ve
tüketici bu tedarikçinin portföyüne katılmaktadır. IA-02 Formu üzerindeki tarihlerin de
aynı olması durumunda ise tüketici mevcut tedarikçisinin portföyünde kalmaya devam
etmektedir.
(602) Yukarıdaki açıklamalardan da görülebileceği üzere, IA-02 Formu ve üzerindeki tarih,
tedarikçi değiştirme süreçleri açısından oldukça önemli bir işleve sahip durumdadır.
Mevcut işleyişte, farklı tedarikçilerin çakışan portföye katma taleplerinin olması halinde,
ikili anlaşmanın tarihinden ziyade IA-02 Formu’nda yer alan tarih, tüketicilerin
gerçekleştirecekleri geçişte kritik bir rol oynamaktadır.
(603) IA-02 Formu’na ilişkin dosya kapsamında elde edilen belgelere aşağıda yer
verilmektedir:
18-06/101-52
226/322
(604) 27.07.2016 tarihinde CK AKDENİZ Serik Şube Yönetmeni R. K. tarafından CK
AKDENİZ Muratpaşa Şube Müdürü O. K. Ö.’ye gönderilen e-postada geçen ifadelere
aşağıda yer verilmektedir. Ayrıca e-posta ekinde bulunan
“doc06502420160422144222” adlı pdf dosyasında da tarihsiz mükerrer talep formu,
(…..) ait ikili anlaşmanın ilk sayfası, tarihsiz IA-02 ve IA-03 Formları bulunmaktadır
(Belge 43).
Mrb. (…..) Bey,
Muratpaşa Bölgeden (…..) abonesi Dt tarafından talep edilmiş olup. Müşteriden
alınan dilekçeler ve sözleşme ekte tarafınıza gönderilmiştir.
Bilgilerinize.
(605) 28.07.2015 tarihinde CK AKDENİZ Sözleşme Diğer Tedarikçi ve PMUM Uzmanı Ö. Ö.
tarafından antalya.isletmeler@;
burdur.lsletmeler@ ve isparta.lsletmeler@clkakdenlz.
adreslerine gönderilen ve ekinde “(…..)” adlı pdf dosyası bulunan “IA02 formu hiç
olmayan veya hatalı doldurulan müşteriler hk.” başlıklı e-postalarda şu ifadeler yer
almaktadır (Belge 60):
28.07.2015 – Ö. Ö. > antalya.isletmeler@;
burdur.lsletmeler@; isparta.lsletmeler@clkakdenlz.:
Merhabalar,
Ekteki listede Yeni IA02 ve IA03 formu temin edilmesi gereken müşteriler
bulunmaktadır. Bu formlara tarih yazılmamak, formun müşterinin adı ve soyadı ile
imzası dışında herhangi bir bölümü doldurulmamalıdır. Böylelikle bize dilekçe verdiği
halde, tedarikçi tarafından talebi geri çekilmeyen müşterilerimizi, yeniden talep
edebileceğiz.
Formlar okunaklı bir şekilde taratıldıktan sonra tarafıma gönderilecektir.
29.07.2015 – R. K. > Ö. Ö.:
Mrb. (…..) Hanım;
7.1.11.5.0 İşletme (…..) IA02 ve IA03 formaları kaşe ve imzalatılarak tarafınıza
gönderilmiştir.
Gereği bilgilerinize arz olunur.
Saygılarımla.
(606) CK AKDENİZ Pazarlama Uzmanı D. B.’nin bilgisayarında yapılan incelemede elde
edilen “K2 KURUMSAL SÖZLEŞME”, “K2 KURUMSAL TAAHHÜTNAME” ile
“Sözleşme Doldurma Şekilleri Hk. - (…..) @” başlıklı pdf dosyalarında
(Belge 39) yer alan sözleşmelerin ve IA-02 Form’larının doldurulması gereken
kısımların nasıl doldurulacağı açıkça gösterilirken, diğer kısımların aksine tarih
kısımlarının boş bırakıldığı görülmektedir.
(607) Belge 60’ta görüldüğü üzere CK AKDENİZ, IA-02 Formu hiç olmayan veya hatalı
doldurulan müşterilerden yeni IA-02 Formu almaya çalışmakta, yeni formlar alınırken
tarih kısmının boş bırakılması gerektiği ifade edilmekte ve bu formların başka
tedarikçilere geçmiş olan müşterilerin geri talep edilmesinde kullanılacağı ifade
edilmektedir.
18-06/101-52
227/322
(608) Hemen belirtmek gerekir ki, piyasada farkında olmadan veya BTŞ’lerin yanlış
bilgilendirilmesi sonucu BTŞ’lere geçen müşteriler de bulunmaktadır. Bu müşterilerin
mağdur olmasını engellemek adına tarihsiz IA-02 Formu almak ve sonrasında IA-02
Formu’na güncel bir tarih atarak piyasa işletmecisine yollamak, rakip tedarikçilerin
faaliyetini zorlaştırma veya piyasayı kapamadan farklı bir amaca hizmet edebilir. Ancak
tarihsiz IA-02 Formu’na ilişkin elde edilen diğer belgede görüleceği üzere, CK
AKDENİZ, tarihsiz IA-02 Formu alma işlemini müşteri mağduriyetini önlemek adına
istisnai durumlarda değil, bilakis normal sözleşme alma süreçlerinde kullanmaktadır.
(609) Nitekim soruşturma kapsamında CK AKDENİZ’in müşteri merkezlerinden ve genel
müdürlükten alınan 526 ikili anlaşma örneğinin 373’ünün (%70,91) ekinde yer alan IA-
02 Formu’nun tarihsiz olduğu tespit edilmiştir. Bu oran, CK AKDENİZ’in tarihsiz IA-02
Formu alma davranışını bilinçli ve sistematik bir şekilde gerçekleştirdiğini ortaya
koymaktadır.
(610) Tarihsiz IA-02 Formu alınan müşterilerin CK AKDENİZ’den ayrılarak başka bir
tedarikçiye geçmesi durumunda, CK AKDENİZ elinde bulunan tarihsiz IA-02 Formu’na
güncel bir tarih atarak içinde bulunulan uzlaşma döneminde veya takip eden uzlaşma
döneminde ilgili müşteriyi geri talep edebilecektir. Böyle bir durumda ilgili müşterinin
geçiş yaptığı tedarikçi de güncel bir ikili anlaşmaya sahip olduğunu ifade edecek ve
DUY 30/A. maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen aynı tüketicinin birden fazla
tedarikçi tarafından talep edilmesi durumu oluşacaktır. Böyle bir durumda IA-02
Formu’na güncel tarih atan CK AKDENİZ müşteriyi tekrar portföyüne katabilecektir.
(611) Bunun yanında, takip eden dönemde müşteriyi portföyüne katamayan tedarikçi
müşteriye ikili anlaşmayı süresinden önce bitirdiği için ceza veya cayma bedeli
çıkarabilecek, bu durumda müşterinin mağdur olması gündeme gelebilecek ve müşteri
yaşadığı sorunlardan dolayı tedarikçi değiştirmeye devam eden süreçte çok daha
mesafeli yaklaşarak yerleşik şirkette kalmaya devam edebilecektir.
(612) Sonuç olarak CK AKDENİZ’in, müşterilerle ikili sözleşme yaparken, tarih atılması
gereken IA-02 Formu’nun tarih bölümlerini bilinçli bir şekilde boş bırakarak formu
müşterilere imzalatmasının, müşterilerin başka tedarikçilere geçişini zorlaştırmaya
yönelik olduğu ve böylelikle CK AKDENİZ’in serbest tüketicilere yönelik ilgili
pazarladaki hakim durumunu tedarikçi değişimini engellemek amacıyla kötüye
kullandığı değerlendirilmektedir.
I.6.3.2.2. Portföyde Tedariki Gerçekleştirme Aşamasında Tespit Edilen
Uygulamalar
I.6.3.2.2.1. CK AKDENİZ’in Serbest Tüketici Portföyünde Bulunan Borçlu
Tüketicilere Kesme Bildirimi Yapması
(613) Soruşturma çerçevesinde CK AKDENİZ’in, müşterileri, kendi ikili anlaşmalar
portföyüne katmasını takip eden dönemde, müşterilere yönelik elektrik enerjisi tedarik
hizmetini gerçekleştirirken GTŞ olmasından kaynaklanan birtakım hukuki yetkilerini ve
bu bağlamdaki hâkim durumunu kendisinin ikili anlaşmalara yönelik piyasa
faaliyetlerinin lehine kullandığı tespit edilmiştir.
(614) Bu konuya yönelik olarak tespit edilen ilk husus, serbest tüketicilere kesme
ihbarnamesi bırakılmasıdır. Değerlendirmeye geçmeden önce, elektrik kesme işlemine
ilişkin mevzuata kısaca değinmek yerinde olacaktır.
18-06/101-52
228/322
(615) 2016 yılı Mart dönemine kadar hem düzenlenen tarifeler üzerinden hem de ikili
anlaşmalar üzerinden elektrik enerjisi temin eden tüketicilerin borçlarını ödememeleri
durumunda, elektriklerinin tedarikçilerin vereceği talimatla dağıtım şirketleri tarafından
kesilmesi mümkün iken, 2016 Mart döneminde THY’de yapılan değişiklik ile serbest
tüketici hakkını kullanarak elektrik alan tüketicilerin borçları nedeniyle elektriklerinin
kesilmesi işlemi kaldırılmıştır. Mevcut THY kapsamında, sadece düzenlenen tarifeler
üzerinden elektrik alan tüketicilerin elektriği, borçları nedeniyle kesilebilmektedir160,161.
Sonuç olarak yürürlükte olan mevzuat çerçevesinde, GTŞ’nin veya BTŞ’nin
portföyünde yer alan bir serbest tüketicinin elektriği, serbest tüketici iken oluşan borç
nedeniyle kesilememektedir.
(616) Elektriğin kesilmesi hususunun, piyasanın işleyişi açısından önemli bir etkisi
bulunmaktadır. Öyle ki, borcunu ödemeyen bir müşteriden tahsilat yapılabilmesi için
elektriğin kesilmesi oldukça etkili bir araç işlevindedir. Elektrik kesmenin kaldırılması
ile serbest tüketici hakkını kullanırken borcunu ödemeyen müşterilere yönelik olarak
sadece icra takibi yapılabilmektedir162. Nitekim, elektriğin kesilememesi, soruşturma
çerçevesinde çeşitli tedarikçilerle yapılan toplantılarda da gündeme gelmiş ve elektrik
kesme yetkisinin kaldırılmasının tedarikçilerin tahsilat yeteneklerini azalttığı ifade
edilmiştir.
(617) Mevcut durumda, serbest tüketicilerin elektriği kesilememekle birlikte, aşağıdaki
belgelerde CK AKDENİZ’in K2 portföyünde bulunan müşterilere kesme ihbarnamesi
gönderdiği görülmektedir.
(618) 28.05.2016 tarihinde, CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç. tarafından AKDEN Antalya
Endeks Okuma, Kesme-Bağlama, Sayaç Sökme-Takma Büro Personeli U. B.’ye
gönderilen “K2 İŞLEM –İHBAR LİSTESİ HK” başlıklı e-postada (Belge 21) aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “K2 İHBAR - İŞLEM LİSTESİ”
adlı excel dosyasında, CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan 338 adet tüketiciye
kesme ihbarnamesi bırakıldığı görülmektedir.163
(…..) Bey iyi çalışmalar;
İleti Ek' in de gönderilen ve K2 aboneleri içeren liste hakkında işlem / ihbar yapılması
hususunda gereğini arz eder iyi çalışmalar dilerim.
(619) 28.06.2016 tarihinde, AKDEN Antalya Endeks Okuma, Kesme-Bağlama, Sayaç
Sökme-Takma Büro Personeli Ö. E. tarafından CK AKDENİZ Şube Yönetmeni C. Ç.’ye
gönderilen “Muratpaşa K2 Çalışması Hak.” başlıklı e-postada (Belge 22) aşağıdaki
ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca e-posta ekinde bulunan “24.06.2016 Yapılan Çalışma”
adlı excel dosyasında 227 adet, “27.06.2016 Yapılan Çalışma” adlı excel dosyasında
ise 266 adet CK AKDENİZ K2 portföyünde bulunan tüketiciye kesme bildirimi
bırakıldığı görülmektedir.
160 Usulsuz kullanım durumunda tüketicinin serbest tüketici olarak mı yoksa düzenlenen tarifelere tabi
bir şekilde mi elektrik tükettiğine bakılmadan elektriği kesilebilmektedir.
161 Düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik enerjisi temin ederken borcu bulunan tüketicinin sonrasında
serbest tüketici olarak elektrik tüketse bile elektriği kesilebilmektedir.
162 Mevzuat kapsamında bakıldığında bir tedarikçinin bir tüketici ile ikili anlaşma yapmadan evvel ilgili
tüketiciden ortalama iki aylık teminat alması beklenmektedir. Ancak teminat alma hususu bir zorunluluk
içermemekte ve teminat almama tüketicileri ikna etme bağlamında daha etkili bir yöntem olmaktadır.
163 Söz konusu tüketicilerin üçü hariç geri kalanlara “K2”deki borçları nedeniyle kesme ihbarnamesi
bırakıldığı görülmektedir.
18-06/101-52
229/322
Merhaba,
24.06.2016 ve 27.06.2016 tarihlerinde yapılan K2 çalışmaları ekte dir.
Bilgilerinize,
Saygılarımla,
İyi Çalışmalar Dilerim.
(620) Yukarıdaki iki belgeden görüleceği üzere, 2016 Mayıs-Haziran döneminde en az 831
serbest tüketiciye CK AKDENİZ tarafından kesme bildirimi bırakıldığı görülmektedir.
THY’deki değişiklik ile serbest tüketicinin elektriğinin kesilmesi uygulamasının
kaldırılmasının 2016 Mart döneminde gerçekleştiği dikkate alındığında, CK
AKDENİZ’in yetkisiz bir şekilde ilgili müşterilere kesme bildirimi yaptığı anlaşılmaktadır.
(621) Belgelerle ilgili olarak elektriğin kesilmediği, sadece kesme ihbarnamesinin bırakıldığı
ileri sürülebilecektir. Müşterilerle tedarikçiler arasında piyasanın işleyişi ve piyasaya
yönelik düzenlemelere dair asimetrik bilgi bulunduğu düşünüldüğünde, kesim
ihbarnamesinin bırakılmasının dahi ilgili müşteride bırakacağı intiba ve müşteride
borcunu ödeme dürtüsü yaratacağı, diğer bir ifadeyle, CK AKDENİZ’in K2 portföyü
bakımından tahsilat gücünü artıracağı belirtilmelidir. Ayrıca 16.06.2016 tarihinde (…..)
isimli müşteri ile yapılan ve 277. paragrafta yer verilen görüşmede ifade edilen;
– 2016 Mayıs ayında CK AKDENİZ’den 2M’ye geçiş talebinde bulunduğu,
– CK AKDENİZ ile olan sözleşmesinin 2016 Nisan ayında bitmesine rağmen
kendisine cayma bedeli çıkarıldığı,
– CK AKDENİZ’den sözleşmesini talep etse de alamadığı,
– 2M’nin cayma bedelini ödemeyi kabul ettiğini ve ödediği,
– Buna rağmen CK AKDENİZ’in ödenmemiş borcu sebebiyle elektriğini kesmeye
çalıştığı,
– CK AKDENİZ’in birçok aboneye güncelleme adı altında taahhütname
imzalattığı
hususlarından, CK AKDENİZ’in sadece ihbarname yollamakla kalmadığı, elektriği fiili
olarak kestirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.
(622) Normal şartlar altında, sadece CK AKDENİZ’in K1 portföyünde yer alan ve borçlarını
ödemeyen tüketiciler için gündeme gelebilecek elektrik kesme bildiriminin, CK
AKDENİZ’in K2 portföyünde bulunan müşterilere de gönderilmesi, CK AKDENİZ’in
GTŞ olmasından kaynaklı yetkisini, piyasanın rekabete açık kısmında bulunan K2
portföyüne ilişkin olarak kendisine avantaj sağlamak için kullandığı anlaşılmaktadır.
(623) Bu çerçevede, BTŞ’ler borcunu ödemeyen müşterilere ilişkin olarak sadece icra
takibine başvurarak ek bir zaman kaybına ve maliyete katlanıyor ya da ikili anlaşma
almadan evvel müşteriden bir veya iki aylık teminat talep ederek müşteriyi ikna etmekte
zorlanıyorken, CK AKDENİZ kesme bildirim mekanizmasını kullanarak böyle bir
maliyete katlanmamaktadır. Ayrıca CK AKDENİZ böylelikle, müşterileri kendi
portföyüne katmaya ikna ederken teminat bedelini almama olanağını rahatlıkla
kullanabilmekteyken, BTŞ’ler aynı ikna yolunu kullanmaları halinde çok daha yüksek
bir risk üstlenmektedirler. Bu çerçevede, gerek söz konusu kesme bildiriminin
yürütülmesi için CK AKDENİZ ile koordinasyon içinde bulunan AKDENİZ EDAŞ’ın
dağıtım pazarındaki hakim durumunu gerek CK AKDENİZ’in GTŞ olmasından kaynaklı
18-06/101-52
230/322
yetkisine dayanarak hakim durumunu, serbest tüketici ilgili pazarlarında kendisine
finansal avantaj sağlayacak şekilde ve rekabetçi yarışı kendi lehine manipüle ederek
kötüye kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.6.3.2.2.2. CK AKDENİZ’in Birtakım Müşterilerini K1-K2 Portföyleri Arasında
Kendi Lehine Olacak Şekilde Kaydırması
(624) CK AKDENİZ’in GTŞ olmasından kaynaklanan olanaklarını ve hâkim durumunu
rekabete açık tarafta kullandığı bir diğer davranışın, K2 portföyünde yer alan yüksek
tüketimli müşterileri elektrik fiyatlarının yükseldiği dönemlerde K1 portföyüne alması ve
fiyatların normal seyrine dönmesi ile beraber, ilgili müşterileri tekrar K2 portföyüne
eklemesi olduğu tespit edilmiştir.
(625) Hemen belirtmek gerekir ki, elektrik fiyatlarının yükselmesi ile tedarikçiler müşterilerine
verdikleri taahhütleri yerine getirmekte zorlanabilmekte ve bu bağlamda ilgili müşterileri
portföylerinden çıkararak ilgili elektrik bölgesindeki GTŞ’nin K1 portföyüne
gönderebilmektedirler. Böyle bir durumda, ilgili tedarikçi ile ilgili müşteri arasındaki
ticari ilişki sona ermekte, başka bir ifadeyle, ilgili tedarikçi zarar etmekten kurtulmakta
ancak portföyünden çıkarmak zorunda kaldığı müşteriyi de kaybetmektedir. Öte
yandan, K1 portföyüne gönderilen müşterinin ilgili GTŞ ile yeni bir PSS imzalaması
zorunluluğu bulunmakta ve müşteriyi K1 portföyüne gönderen tedarikçi söz konusu
müşteriyi geri almak isterse, DUY’da öngörülmüş olan tedarikçi değişim süreçlerini
baştan işletmesi gerekmektedir. Ancak CK AKDENİZ’in, hem K1 hem de K2 portföyüne
yönelik işlemleri yönetmesi nedeniyle K2 portföyünden K1 portföyüne göndermiş
olduğu müşterileri kaybetmeden ve BTŞ’lerin katlanmak durumunda olduğu tedarikçi
değişim süreçlerini işletmeden, ilgili müşterileri K2 portföyüne geri alabildiği ve bu
yönde davrandığı belirlenmiştir. Bu davranışa ilişkin analiz ve değerlendirmelere
aşağıda yer verilmektedir.
(626) Aşağıdaki grafiklerde, CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyünde bulunan sanayi164
tüketicilerinin 2014 Ocak- 2017 Mayıs dönemlerindeki sayaç ve tüketim bilgilerine yer
verilmektedir.
Grafik 65: CK AKDENİZ’in K1 ve K2 Portföyünde Yer Alan Sanayi Tüketicilerinin 2014 Ocak- 2017
Mayıs Dönemindeki Tüketim Miktarı (mWh)
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
164 CK AKDENİZ’in bahse konu davranışını özellikle sanayi grubunda uyguladığı değerlendirilmektedir.
Bu durum sanayi tarifesinde öngörülen enerji bedeli ile piyasa fiyatları arasındaki marjın çok dar
olmasından kaynaklanabilir. Öyle ki, düşük belirlenmiş olan sanayi tarifesi nedeniyle PTF ve YEK
maliyetinde meydana gelen bir artış tedarikçilerin maliyetini tarifede öngörülen bedelin üzerine
çıkarabilmektedir. Bu duruma bir de sanayi tüketicilerinin yüksek tüketimi eklendiğinde, elektrik
fiyatlarının yükseldiği dönemlerde tedarikçilerin sanayi tüketicilerine elektrik tedarik etmeye devam
etmesi zararlı olabilmektedir. Örneğin sanayi tarifesindeki enerji bedelinin 10 TL olduğunu, CK
AKDENİZ’in 9 TL’lik fiyat önerdiğini, ilgili dönemde de PTF+YEK maliyetinin 8 TL olduğunu ve ilgili
sanayi müşterisinin de 100 mWh elektrik tükettiğini varsayalım. Bu bağlamda CK AKDENİZ, mWh
başına 1 TL kar etmekte ve müşteriye 1 TL fayda sağlamaktadır. PTF+YEK maliyetinin Temmuz-
Ağustos veya Aralık-Ocak dönemlerinde olduğu üzere tarifenin üzerine çıktığı durumda (11 TL olsun),
CK AKDENİZ ilgili müşteriye tedarik edeceği her bir mWh için 2 TL zarar yazacaktır, ancak CK AKDENİZ
söz konusu müşteriyi K1 portföyüne aktarırsa zarar etmeyecek, aksine düzenlenen tarifeler için
öngörülmüş olan %2,38’lik brüt kardan yararlanabilecektir.
18-06/101-52
231/322
Grafik 66: CK AKDENİZ’in K1 ve K2 Portföyündeki Sanayi Tüketicilerinin 2014 Ocak- 2017 Mayıs
Dönemindeki Sayaç Sayısı
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(627) Yukarıdaki iki grafiğe bakıldığında, 2014 Temmuz-Eylül, 2014 Aralık- 2015 Şubat ve
2016 Ocak dönemlerinde CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyünde bulunan sanayi
tüketicileri arasında hem tüketim hem de sayaç bazında çok ciddi bir ödünleşim olduğu
görülmektedir. İlgili dönemlerin fiyatlar açısından kritikliğini göstermek için 2014 Ocak-
2017 Mayıs dönemindeki PTF/YEK seyrine aşağıda yer verilmektedir.
Grafik 67: 2014 Ocak- 2017 Mayıs Döneminde PTF/YEK Seyri (TL/mWh)
Kaynak: EPİAŞ
(628) Grafikten görüleceği üzere, CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyleri arasında çok ciddi bir
ödünleşimin gerçekleştiği 2014 Temmuz-Eylül, 2014 Aralık- 2015 Şubat ve Ocak 2016
dönemlerinde, PTF/YEK maliyeti zirve yapmaktadır. Anılan dönemlerin sonunda K2
portföyündeki tüketim ve sayaç miktarının tekrar artarak ödünleşimin önceki haline
gelmesi, CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyleri arasındaki geçişliliğin bilinçli olduğunu
göstermektedir.
0,00
25,00
50,00
75,00
100,00
125,00
150,00
175,00
200,00
225,00
250,00
275,00
Şu
b
.1
5
M
ar
.1
5
N
is
.1
5
M
ay
.1
5
H
az
.1
5
Te
m
.1
5
A
ğu
.1
5
Ey
l.1
5
Ek
i.1
5
K
as
.1
5
A
ra
.1
5
O
ca
.1
6
Şu
b
.1
6
M
ar
.1
6
N
is
.1
6
M
ay
.1
6
H
az
.1
6
Te
m
.1
6
A
ğu
.1
6
Ey
l.1
6
Ek
i.1
6
K
as
.1
6
A
ra
.1
6
O
ca
.1
7
Şu
b
.1
7
M
ar
.1
7
18-06/101-52
232/322
(629) Genel olarak Türkiye elektrik piyasasının kronik kriz dönemleri olarak
adlandırılabilecek yaz ve kış dönemlerinde BTŞ’ler, yukarıda yer verilen nedenlerden
ötürü müşterilerini kaybetme veya zarar etme ikileminde kalırken CK AKDENİZ’in GTŞ
olması nedeniyle yönettiği K1 portföyü sayesinde K2 portföyündeki müşterilerini
kaybetme veya zarar etme ikileminden bu yolla kurtulduğu, bu kapsamda CK
AKDENİZ’in GTŞ olarak sahip olduğu yetkileri de kullanarak hem serbest tüketici ilgili
pazarlarındaki hem düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi alan tüketicilere yönelik ilgili
pazardaki hakim durumunu kötüye kullanarak, serbest tüketici ilgili pazarlarındaki
rekabeti engellediği sonucuna ulaşılmıştır.
I.6.3.2.3. Portföyden Ayrılma Aşamasında Tespit Edilen Uygulamalar
I.6.3.2.3.1. CK AKDENİZ ile Tüketiciler Arasında Yapılan Sözleşmeler
(630) Dosya kapsamında yapılan yerinde incelemelerde birçok sözleşme örneği alınmış
ayrıca CK AKDENİZ’den, tüketiciler ile yaptıkları tip sözleşmelerin 2015 yılı başından
2017 yılı Haziran ayına kadar kullanılan tüm versiyonları talep edilmiştir. Elde edilen
sözleşmelerden anlaşıldığı üzere, teşebbüsün düzenlenen tarifeden enerji alan
tüketiciler ile 2015 yılının son ayından önceki döneme ve sonraki döneme ilişkin olmak
üzere iki farklı tip sözleşme; serbest tüketiciler ile ise şu ana kadar toplamda 11 farklı
tip sözleşme imzaladığı görülmektedir. Bununla birlikte, serbest tüketici abone
gruplarının ise 2015 Ağustos’a kadar tek tip olduğu ve 2015 Ağustos ayı sonrasında
mesken ve kurumsal (mesken dışı) olmak üzere ikiye ayrıldığı ve sözleşme tiplerinin
buna göre farklılaştığı görülmektedir. Aşağıda düzenlenen sözleşmeler ve serbest
tüketici sözleşmeleri başlıkları altında bu tip sözleşmeler incelenmektedir.
I.6.3.2.3.1.1. Düzenlenen (Regüle) Sözleşmeler
(631) Bu kapsamda düzenlenen ve PSS olarak adlandırılan sözleşmelerin ilgili sektörel
mevzuat kapsamında EPDK tarafından çıkarılan Elektrik Piyasasında Perakende Satış
Sözleşmesi Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ165 çerçevesinde hükümler içerdiği ve bu
mevzuat temel alınarak hazırlandığı anlaşılmakta olup bu düzenleme sonradan
kaldırılsa da sözleşmeler değişmemiştir.
(632) CK AKDENİZ’in özelleştirme sonrası dönemde kullandığı iki farklı regüle müşteri
sözleşmesi bulunmaktadır. 2015 yılı son ayına kadar kullanılan sözleşmede işbu dosya
kapsamında yapılan inceleme açısından öne çıkan hususlara aşağıda değinilmektedir.
165 Söz konusu tebliğ 25.08.2015 tarih ve 29456 sayılı Resmî Gazete ile yürürlükten kaldırılmıştır.
18-06/101-52
233/322
(633) Sözleşmenin 5. maddesinin (d) bendi ve devamında, tüketicinin tahakkuk eden fatura
bedelini zamanında ödememesi halinde elektriğinin kesileceği, ödeme zammı
tahakkuk ettirileceği ve ödeme yapılması halinde ayrı bir sözleşmeye ihtiyaç
duyulmadan elektriğin yeniden bağlanacağı düzenlenmektedir. Buna ek olarak bu
hükümler kapsamında kullanım yerine yapılacak olan bildirimlerin tebliğ yerine geçtiği
görülmektedir. Bahse konu hükümler sözleşmede şöyle yer almaktadır:
d) Müşteri, tahakkuk ettirilen fatura bedelini fatura veya ödeme bildiriminde
belirtilen ödeme merkezlerine süresi içerisinde ödemekle yükümlüdür.
Müşteriye tahakkuk ettirilen fatura bedeli, belirtilen son ödeme tarihine kadar
ödenmediği takdirde son ödeme tarihini izleyen beş iş günü (dâhil) içerisinde
Müşteriye bir kez daha bildirimde bulunulur. Bu bildirime rağmen, fatura bedeli
bildirimi takip eden beş iş günü (dâhil) içerisinde ödenmediği takdirde Müşterinin
elektriği kesilir.
e) Müşterinin kullanım yeri adresine gönderilen fatura veya ödeme bildirimi ile
Müşteriye tebliğ yapılmış sayılır.
f) Fatura veya ödeme bildirimlerinde belirtilen son ödeme tarihine kadar borç
ödenmediği takdirde, Müşteriye son ödeme tarihinden itibaren, 6183 sayılı
Kanunun 51. maddesine göre belirlenen oranları aşmamak koşuluyla Şirket
Yönetim Kurulunca belirlenen yürürlükteki gecikme zammı oranında günlük
olarak gecikme zammı tahakkuk ettirilir.
g) Borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle elektriği kesilmiş olan Müşterinin,
elektrik enerjisinin kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde başvurarak birikmiş
borçlarını gecikme zammı ile birlikte peşin ödemesi veya Şirket Yönetim
Kurulunca alınmış bu tür alacakların tahsiline ilişkin bir karar var ise, bu şartlar
dâhilinde ödeyeceğini taahhüt etmesi durumunda, yeni bir sözleşme
yapılmadan sadece makbuz karşılığı peşin olarak kesme-bağlama bedeli tahsil
edilerek, ilgili mevzuat doğrultusunda elektriği yeniden bağlanır. Aksi takdirde,
bu Sözleşmenin 10. maddesinin (d) bendine göre işlem yapılır.
(634) Sözleşmenin 10. maddesinde ise sona erme ve fesih halleri düzenlenmektedir. Bu
maddenin (c) bendine göre, “Müşteri tek taraflı olarak Sözleşmeyi sona erdirmek
istediğinde şirkete yazılı olarak başvuruda bulunur. Başvuruda yer alacak sona
erdirilme tarihi yazılı başvurunun şirkete ulaşmasına müteakip yedi günden az olamaz.
Sözleşmesini sona erdirecek Müşteri, aboneliğin iptaline ilişkin tüm işlemleri yaptırıp,
ilişik kesme belgesini alarak aboneliğini iptal ettirmek zorundadır. Aksi takdirde, söz
konusu aboneliğe ilişkin olarak daha sonra doğabilecek her türlü sorumluluk Müşteriye
ait olur.”
(635) Teşebbüsün 2015 yılının son ayından bu yana kullandığı ve halihazırda yürürlükte
bulunan sözleşmelerin ise EPDK’nın 06.08.2015 tarihli ve 5716-1 sayılı kararı ile
standart sözleşme olarak belirlenmiş matbu metinler olduğu anlaşılmaktadır.
(636) Sözleşmede değinilmesi gereken ilk husus faturalama ve ödemeye ilişkin hükümlerdir.
Sözleşmenin 9. maddesine göre; sözleşme uyarınca aboneye tüketim dönemi
sonunda ödeme bildirimi (fatura) tebliğ edilir. Ödeme bildiriminde, THY ve ilgili
mevzuatta yer alan unsurlara yer verilir. Tüketim dönemine ilişkin ödeme bildirimi, son
ödeme tarihinden en az on gün önce aboneye tebliğ edilir. Abone, faturada belirlenen
bedeli, faturada belirtilen ödeme merkezlerine süresi içinde ödemekle yükümlüdür.
18-06/101-52
234/322
(637) Sözleşmenin yine 9. maddesinin devamında daha önce kullanımda olan PSS’nin
aksine “…Abonenin işbu perakende satış sözleşmesinden kaynaklanan borcu
nedeniyle, başka bir perakende satış sözleşmesine konu kullanım yerindeki elektriği
kesilemez.” düzenlemesi yer almaktadır.
(638) Sözleşmenin 17. maddesine göre süresiz olarak akdedilen PSS’nin feshi ise 18.
maddede şu şekilde düzenlenmektedir:
“Abone, sözleşmeyi, Şirkete yazılı olarak veya elektronik imzayla başvuruda
bulunmak kaydıyla sona erdirebilir. Söz konusu başvuruda, sözleşmenin sona
erdirilmek istendiği tarihe yer verilir. Bu tarihin olmadığı ya da tarih verilen
başvurularda Şirket başvuruyu en geç üç iş günü içerisinde sonuçlandırır.”
…
“Abonenin, Şirket ile ikili anlaşma imzalaması dahil serbest tüketici olmaktan
kaynaklanan tedarikçi seçme hakkını kullanması halinde, ilgili mevzuata göre
yeni tedarikçiye geçişin gerçekleştiği tarihte işbu sözleşme, mali sonuçları saklı
kalmak kaydıyla, kendiliğinden sona erer. Tedarikçi değiştirme nedeniyle
abonenin elektriği kesilemez.”
(639) Sözleşmenin sona ermesi ile ilgili bölümde ayrıca taraflardan birisinin sözleşme
hükümlerini ihlal etmesi halinde, diğer tarafın ihlal edilen hükümlere aykırı davranışın
ortadan kaldırılmasını yazılı olarak ihtar edeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ihlalin
ve sonuçlarının giderilmesine dair sözleşmede ya da sözleşmede yapılan atıfla ilgili
mevzuatta ayrıca belirlenen bir usul bulunmaması halinde, ihlalin 15 gün içinde ihlal
eden tarafça ortadan kaldırılmasını ihtar eden taraf bu süre sonunda sözleşmeyi
feshedebilecektir.
(640) Son olarak sözleşmenin 27. maddesinde, sözleşmenin aslının şirket uhdesinde
muhafaza edileceği, "aslının aynıdır" ibaresiyle onaylanmış bir suretinin imza anında,
aboneye verileceği düzenlenmektedir.
I.6.3.2.3.1.2. Serbest Tüketici Sözleşmeleri
Mesken Kullanıcıları ile Yapılan Sözleşmeler
(641) Yukarıda değinildiği üzere, teşebbüsün serbest tüketiciler ile imzalayagelmiş olduğu
toplam 11 farklı sözleşme versiyonu bulunmaktadır. Genel olarak bakıldığında, bu tip
sözleşmelerin, beraberinde imzalatılan taahhüt sözleşmeleri ile bir bütün içinde olduğu
görülmektedir.
(642) 2016 yılı Nisan ayına kadar teşebbüsün kullandığı sözleşme ve taahhütnameler birlikte
incelendiğinde, öne çıkan hükümler, sözleşmenin başlangıç tarihini ve süresini
düzenleyen hükümler olmaktadır. Sözleşmedeki madde numaraları, versiyondan
versiyona değişmekle birlikte bu hükümler şöyledir:
“..Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer, fakat Taraflar, Sözleşme
kapsamında gerçekleştirilecek elektrik enerjisi satışından doğacak olan
hizmetin ifa tarihinin PMUM ve TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım şirketi nezdinde ilgili
mevzuat kapsamındaki işlemlerin tamamlanması ve onaylanmasıyla
başlayacağı konularında mutabıktırlar. İş bu Sözleşme eki taahhütnamenin
süresinin sona ermesi ve Tüketici'nin yeni bir taahhüt vermemesi durumunda,
EPDK tarafından uygulanmak üzere yayınlanan tarifelerden 4 Nolu bağlantı tipi
için geçerli olan Mesken tarifesinden yararlanacaktır.”
…
18-06/101-52
235/322
“ Sözleşme'nin kurulmasından sonra, Sözleşme'nin sona ereceği tarihe kadar
Tüketici'nin talepte bulunması veya Tedarikçi'nin süre uzatım teklifine
Tüketici'nin açık onay vermesi hâlinde Sözleşme süresi uzatılır.”
(643) 2015 yılı Kasım ayında sözleşmelere, “Sözleşme İndirim Oranı ve Fatura Tutarının
Hesaplanması” başlığı ile indirim uygulamasının kaç yıl süre ile uygulanacağına dair
bir madde eklendiği görülmektedir:
“Sözleşme kapsamında Tüketici'ye, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
("EPDK") tarafından, Görevli tedarik şirketleri tarafından serbest olmayan
tüketiciler ile serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen
tüketicilere uygulanmak üzere yayınlanan tarifelerden bağlı bulunduğu bağlantı
tipi için geçerli olan, Mesken Tek Zamanlı Elektrik Birim Fiyatı üzerinden
%.... Mesken Çok Zamanlı Elektrik Birim Fiyatı üzerinden indirim oranıyla
1 □ - 2 □ - 3 □ yıl boyunca aktif elektrik enerjisi satılacaktır.”
(644) Yine aynı dönemde sözleşmenin ayrılmaz parçası olan taahhütnamelerin ise bir yıllık
dönemler için yapıldığı görülmekte ve haklı sebep olmaksızın taahhüt sözleşmesinin
feshi halinde cezai bir bedel ödeneceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Taahhütnamenin ilgili hükümleri şöyledir:
“Tüketici, bir (1) yıllık taahhüt süresi içerisinde herhangi bir zamanda haklı bir
gerekçe olmaksızın, Tedarikçi ise tüketiciden kaynaklanan nedenlerle
taahhütnameyi ya da Sözleşme'yi sona erdirdiği takdirde; Sözleşme fesih
bedeli, tüketicinin taahhüdüne son verdiği tarihe kadar tüketiciye sağlanan
indirim veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile
sınırlıdır. Ancak, Tüketici'den taahhüt kapsamında tahsil edileceği belirlenen
bedellerin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının, bu tutardan düşük
olması halinde tüketici lehine olan tutar esas alınır.”
(645) Bazı sözleşme versiyonlarında, taahhütname içinde, yukarıdaki maddeye benzer
nitelikteki aşağıdaki hükme de ayrıca yer verildiği görülmektedir:
“Tüketici, sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda haklı bir gerekçe
olmaksızın, Tedarikçi ise tüketiciden kaynaklanan nedenlerle Sözleşme'yi sona
erdirdiği takdirde; Sözleşme fesih tazminatı bedeli, tüketicinin taahhüdüne
sözleşmeye son verdiği tarihe kadar tüketiciye sağlanan indirim veya diğer
faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlıdır. Ancak,
Tüketici'den taahhüt sözleşme kapsamında tahsil edileceği belirlenen bedellerin
henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının, bu tutardan düşük olması halinde
tüketici lehine olan tutar esas alınır. Tüketici'nin tüketim yerini değiştirmesi ve
Tedarikçi'nin yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunmasının fiilen
imkansız olması durumunda söz konusu tutar tahakkuk ettirilmez.”
(646) 2016 yılı Nisan ayından itibaren ise teşebbüsün farklı bir promosyon kampanyası
uygulamaya başladığı ve sözleşmelerin öncekilerden ayrıştığı görülmektedir. Bu
sözleşmelerde taahhütlerin bir yıl ile sınırlandırılmadığı, daha önce sözleşme içinde
yer verilen 12, 24 ve 36 aylık seçeneklerin sözleşmeden çıkarılarak bu sürelere
taahhütnamede yer verildiği görülmektedir. Aynı zamanda tüketicilere Enerjim Zamsız,
Enerjim İndirimli, Enerjim Akıllı ve Enerjim Sigortalı adları altında farklı kampanyaların
sunulduğu anlaşılmaktadır.
18-06/101-52
236/322
“Enerjim Zamsız” tarifesini seçen tüketiciye aktif enerji bedeli, sözleşme süresi
boyunca sözleşmenin imzalandığı tarihteki, EPDK'nın belirlemiş olduğu mesken
tek zamanlı elektrik birim fiyatından satılacaktır ve müşteri sözleşme süresi
boyunca EPDK'nın uygulayacağı aktif enerji bedelindeki fiyat değişikliklerinden
etkilenmeyecektir.
“Enerjim İndirimli” tarifesinde, tüketici sözleşme süresi boyunca, sözleşmede
belirlenen iskonto oranından faydalanacaktır.
“Enerjim Akıllı” tarifesinde, tüketici sözleşme süresi boyunca Kasım, Aralık,
Ocak, Temmuz ve Ağustos aylarında %(…..), diğer aylarda %(…..) oranında
indirim alacaktır.
“Enerjim Sigortalıyor” tarifesini seçen tüketiciye aktif enerji satış bedeli,
sözleşme süresi boyunca, EPDK'nın belirlemiş olduğu mesken tek zamanlı
elektrik birim fiyatından satılacaktır. Tüketicinin, taahhütnameyi imzalamış
olduğu tarihte serbest tüketici statüsünde olması durumunda,
AXAASSISTANCE ve GÜNEŞ SİGORTA'nın yüklenicisi oldukları, "Enerjim
Sigortalıyor” tarifesinden yararlanabilecektir. Tüketicinin ait olduğu abone grubu
ve KWh bazında 12 aylık toplam tüketimine göre iki farklı paket seçeneği vardır.
(647) Bahse konu kampanyaların uygulamaya konulması ile taahhütnameye fesih ile ilgili şu
hükmün eklendiği ve 2016 Ekim ayına kadar uygulandığı görülmektedir:
“Tüketici’nin işbu taahhütnameyi geçerli olmayan sebeplerle süresinden önce
sona erdirmesi, CLK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından
Tüketici’den kaynaklanan nedenlerle taahhütnamenin süresinden önce sona
erdirilmesi veya Taahhütname süresi boyunca Tüketici’nin üst üste iki elektrik
faturasını son ödeme tarihinde ödememesi durumlarının herhangi birinde,
Tüketici’ye “Enerjim Sigortalıyor Tarifesi”ne ilişkin fayda tutarı üzerinden fesih
bedeli yansıtılır. Bu bedeller her bir sigorta paketi için aşağıda belirtilmiştir.
Belirtilen bedeller bir yıllık olup; sözleşme süresinin bir yıldan fazla olması
halinde bu bedeller sözleşme süresi ile aynı oranda artırılacaktır. “Enerjim
Sigortalıyor Tarifesindeki sigorta paketlerinden Paket l’in Bedeli: (…..) TL, Paket
2’nin bedeli ise (…..) TL’dir. Tüketici’nin tüketim yerini değiştirmesi ve
Tedarikçi’nin yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunmasının fiilen
imkansız olması durumunda söz konusu tutar tahakkuk ettirilmez. Tüketici’nin
tüketim yerinden ayrılması haklı fesih nedenidir; ancak sözleşme süresi
içerisinde farklı tedarikçiye geçiş geçerli bir neden niteliğinde değildir.”
(648) 2016 yılı Ekim ayında kullanılmaya başlanan sözleşmelerde ise yürürlük ve sona erme
maddesi şöyle değiştirilmiştir:
“Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer, fakat Taraflar, Sözleşme kapsamında
gerçekleştirilecek elektrik enerjisi satışından doğacak olan hizmetin ifa tarihinin,
Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) ve TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım
şirketi nezdinde ilgili mevzuat kapsamındaki işlemlerin tamamlanması ve
onaylanmasıyla başlayacağı konularında mutabıktırlar. Müşteri, Tedarikçi'ye
vadesi geçmiş borçları bulunması halinde, Tedarikçi'nin söz konusu borçların
ödenmesine kadar EPİAŞ ve TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım şirketi nezdinde ilgili
mevzuat kapsamındaki işlemlere başlamama hakkının olduğunu kabul ve
beyan eder. İşbu Sözleşme taraflardan herhangi biri tarafından feshedilmediği
sürece yürürlükte kalır. İş bu Sözleşme eki taahhütnamenin süresinin sona
ermesi ve Müşteri'nin yeni bir taahhüt vermemesi durumunda Müşteri, EPDK
18-06/101-52
237/322
tarafından uygulanmak üzere yayınlanan tarifelerden Müşteri'nin bağlı
bulunduğu bağlantı tipi için geçerli olan Mesken tarifesinden yararlanacaktır.”
(649) Yine aynı dönemde taahhütnameye fesih bedelleri ile ilgili şu maddeler eklenmiştir:
“ 4.1 Enerjim Zamsız, Enerjim İndirimli ve Enerjim Akıllı Tarifeleri İçin Fesih
Durumları ve Bedelleri
Müşteri’nin elektrik faturasını üst üste iki defa son ödeme tarihinde ödememesi
durumunda bu Müşteri’ye aktif enerji satış bedeli, sözleşme eki taahhütname
süresi boyunca, EPDK’nın belirlemiş olduğu Mesken Tek Zamanlı Ulusal Aktif
Enerji Birim Fiyatı’ndan faturalandırılır. Müşteri’nin işbu sözleşme eki
taahhütnameyi geçerli olmayan sebeplerle süresinden önce sona erdirmesi,
CLK Akdeniz Elektrik tarafından Müşteri’den kaynaklanan nedenlerle
taahhütnamenin süresinden önce sona erdirilmesi veya Taahhütname süresi
boyunca Müşteri’nin elektrik faturasını üst üste iki defa son ödeme tarihinde
ödememesi durumlarının herhangi birinde Müşteri’ye “Enerjim Zamsız Tarifesi”,
“Enerjim İndirimli Tarifesi” ve “Enerjim Akıllı Tarifesi’ne ilişkin cayma bedeli
yansıtılacaktır. Müşteri, sözleşme eki taahhütname süresi içerisinde herhangi
bir zamanda haklı bir gerekçe olmaksızın, Tedarikçi ise Müşteri’den
kaynaklanan nedenlerle Taahhütname’yi ya da Sözleşme’yi sona erdirdiği
takdirde; Sözleşme fesih tazminatı bedeli, Müşteri’nin taahhüdüne son verdiği
tarihe kadar Müşteri’ye sağlanan indirim veya diğer faydaların bedellerinin tahsil
edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlıdır. Ancak, Müşteri’den taahhüt
kapsamında tahsil edileceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş
kısmının toplamının, bu tutardan düşük olması halinde Müşteri lehine olan tutar
esas alınır
4.2 Enerjim Sigortalıyor Tarifesi İçin Fesih Durumları ve Bedelleri
Müşteri’nin elektrik faturasını üst üste iki defa son ödeme tarihinde ödememesi
durumunda bu Müşteri’ye aktif enerji satış bedeli, sözleşme eki taahhütname
süresi boyunca, EPDK’nın belirlemiş olduğu Mesken Tek Zamanlı Ulusal Aktif
Enerji Birim Fiyatı’ndan faturalandırılır. Müşteri’nin işbu sözleşme eki
taahhütnameyi geçerli olmayan sebeplerle süresinden önce sona erdirmesi,
CLK Akdeniz Elektrik tarafından Müşteri’den kaynaklanan nedenlerle
taahhütnamenin süresinden önce sona erdirilmesi veya Taahhütname süresi
boyunca Müşteri’nin elektrik faturasını üst üste iki defa son ödeme tarihinde
ödememesi durumlarının herhangi birinde ise Müşteri’ye “Enerjim Sigortalıyor
Tarifesi”ne ilişkin fayda tutarı üzerinden fesih bedeli yansıtılır. Bu bedeller her
bir sigorta paketi için aşağıda belirtilmiştir. Belirtilen bedeller bir yıllık olup;
sözleşme eki taahhütname süresinin bir yıldan fazla olması halinde bu bedeller
sözleşme eki taahhütname süresi ile aynı oranda artırılacaktır. “Enerjim
Sigortalıyor Tarifesi”ndeki sigorta paketlerinden Paket l’in Bedeli: (…..) TL,
Paket 2’nin bedeli ise (…..) TL’dir.”
18-06/101-52
238/322
(650) Son olarak mesken serbest tüketicileri ile yapılan sözleşmelere 2017 yılı Nisan ayından
itibaren taahhütnamenin feshi ile ilgili aşağıda yer verilen maddeler, yukarıda yer
verilen maddelerin yerine olacak şekilde eklenmiştir:
“ 4.1 Enerjim Kamu, Enerjim Akıllı ve Enerjim İndirimli Tarifeleri İçin Fesih
Durumları ve Bedelleri
İşbu taahhütnamede yer alan 4. Maddedeki hükümlere istinaden
taahhütnamenin geçerli olmayan sebeplerle sona erdirilmesi durumunda;
Müşteri’ye “Enerjim Kamu”, “Enerjim Akıllı” veya “Enerjim İndirimli” tarifesine
ilişkin cayma bedeli yansıtılacaktır. Sözleşme fesih tazminatı bedeli, Müşteri’nin
taahhüdüne son verdiği tarihe kadar Müşteri’ye sağlanan indirim bedellerinin
tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlıdır. Ancak, Müşteri’den taahhüt
kapsamında tahsil edileceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş
kısmının toplamının, bu tutardan düşük olması halinde Müşteri lehine olan tutar
esas alınır.
4.2 Enerjim Zamsız, Enerjim Organik ve Enerjim Eğitiyor İçin Fesih Durumları
ve Bedelleri
İşbu taahhütnamede yer alan 4. Maddedeki hükümlere istinaden
taahhütnamenin geçerli olmayan sebeplerle sona erdirilmesi durumunda;
Müşteri’ye “Enerjim Zamsız”, “Enerjim Organik” ve “Enerjim Eğitiyor” tarifelerine
ilişkin fayda tutarı üzerinden fesih bedeli yansıtılır. Bu bedel “Enerjim Zamsız”
tarifesindeki Konut Asistans Paketi için (…..) TL’dir. “Enerjim Eğitiyor”
tarifesindeki 6 aylık Okulistik eğitim paketi için (…..) TL’dir. Enerjim Organik
tarifesindeki Hatıra Ormanı’nda fidan dikimi ve “YEŞİL GELECEK
SERTİFİKASI” için (…..) TL’dir.”
Kurumsal Kullanıcılar ile Yapılan Sözleşmeler
(651) Kurumsal müşteriler ile yapılan sözleşmelerde de mesken serbest tüketicilerinde
olduğu gibi sözleşmeler ve taahhütname bir bütün oluşturmaktadır.
(652) Teşebbüsün 2015 yılı Ağustos ayından 2016 yılı Ocak ayına kadar kullandığı
sözleşmelerde, sözleşme ve taahhütnamenin başlangıç ve bitişine ilişkin şu hükümler
yer almaktadır:
“Madde 7
Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer, fakat Taraflar, Sözleşme kapsamında
gerçekleştirilecek elektrik enerjisi satışının PMUM ve TEİAŞ ve/veya ilgili
dağıtım şirketi nezdinde ilgili mevzuat kapsamındaki işlemlerin tamamlanması
ve onaylanmasıyla başlayacağı konusunda mutabıktırlar.
Madde 8
Taraflar'dan herhangi birisi Sözleşme bitiş tarihinden doksan (90) gün öncesine
kadar Sözleşme'nin feshedileceğini diğer Tarafa Türk Ticaret Kanunu'na uygun
olarak bildirmediği sürece Sözleşme birer yıllık sürelerle kendiliğinden uzar.”
Taahhütname
“…Madde 2
18-06/101-52
239/322
Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer. Sözleşme süresi gerçekleştirilecek
elektrik enerjisi satışının PMUM ve TEİAŞ ve/veya ilgili Dağıtım Şirketi nezdinde
ilgili mevzuat kapsamındaki işlemlerin tamamlanması ve onaylanma tarihinden
sonraki iki (2) yılı kapsar.
Madde 3
Tüketici, iki (2) yıllık taahhüt süresi içerisinde herhangi bir zamanda haklı bir
gerekçe olmaksızın, Tedarikçi ise Tüketici'den kaynaklanan nedenlerle
taahhütnameyi ya da Sözleşme'yi sona erdirdiği takdirde; Sözleşme
çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek elektrik faturasının iki (2) katı
tutarında fesih tazminatı bedeli ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.”
(653) 2016 yılı Ocak ayında kullanılmaya başlanan sözleşmelerde taahhütnamenin yer
almadığı, indirim oranının ise sözleşme içerisinde belirlendiği görülmektedir. Yine bu
versiyon ile haksız fesih durumları için cayma bedeli tespit edildiği görülmektedir.
“Madde 10
Tüketici, Sözleşme süresi içinde herhangi bir zamanda haklı bir gerekçe
olmaksızın, Tedarikçi ise Tüketici'den kaynaklanan nedenlerle Sözleşme'yi
sona erdirdiği takdirde; Sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek
elektrik faturasının iki (2) katı tutarında fesih tazminatı bedeli ödemeyi kabul,
beyan ve taahhüt eder.”
(654) 2016 yılı Nisan ayından itibaren ise yukarıda yer verilen mesken sözleşmelerine
benzer bir kampanya sistemi getirildiği ve bu kampanyaların aynı başlıklar altında
tüketicilere sunulduğu görülmektedir. Bu kampanyaların mesken serbest tüketicilerine
sunulan kampanyalardan tek farkı, kurumsal müşterilere sunulan “Enerjim Sigortalıyor”
tarifesinin içeriğidir. Bu kapsamda tüketicilere ferdi kaza veya işyeri sigortası hediye
edilmektedir. Taahhütnameye bu doğrultuda şu fesih maddesi eklenmiştir:
“Tüketici'nin işbu taahhütnameyi geçerli olmayan sebeplerle süresinden önce
sona erdirmesi, CLK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından
Tüketici'den kaynaklanan nedenlerle taahhütnamenin süresinden önce sona
erdirilmesi veya Taahhütname süresi boyunca Tüketici'nin elektrik faturasını üst
üste iki defa son ödeme tarihinde ödememesi durumlarının herhangi birinde,
Tüketici'ye "Enerjim Sigortalıyor Tarifesi"ne ilişkin fayda tutarı üzerinden fesih
bedeli yansıtılır. Bu bedeller her bir sigorta paketi için aşağıda belirtilmiştir.
Belirtilen bedeller bir yıllık olup; sözleşme süresinin bir yıldan fazla olması
halinde bu bedeller sözleşme süresi ile aynı oranda artırılacaktır. "Enerjim
Sigortalıyor Tarifesindeki sigorta paketlerinden Paket 3'ün Bedeli: (…..) TL,
Paket 4'ün Bedeli: (…..) TL'dir. Tüketici'nin tüketim yerini değiştirmesi ve
Tedarikçi'nin yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte hizmet sunmasının fiilen
imkansız olması durumunda söz konusu tutar tahakkuk ettirilmez. Tüketici'nin
tüketim yerinden ayrılması haklı fesih nedenidir; ancak sözleşme süresi
içerisinde farklı tedarikçiye geçiş geçerli bir neden niteliğinde değildir.”
18-06/101-52
240/322
(655) 2016 yılı Ekim ayından itibaren kullanılan versiyonda ise sözleşmeye, sözleşmenin
süresi ile ilgili şu madde eklenmiştir:
“Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girer, fakat Taraflar, Sözleşme kapsamında
gerçekleştirilecek elektrik enerjisi satışından doğacak olan hizmetin ifa tarihinin
Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) ve TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım
şirketi nezdinde ilgili mevzuat kapsamındaki işlemlerin tamamlanması ve
onaylanmasıyla başlayacağı konusunda mutabıktırlar. Müşteri, Tedarikçi'ye
vadesi geçmiş borçları bulunması halinde, Tedarikçi'nin söz konusu borçların
ödenmesine kadar EPİAŞ ve TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım şirketi nezdinde ilgili
mevzuat kapsamındaki işlemlere başlamama hakkının olduğunu kabul ve
beyan eder. İşbu Sözleşme taraflardan herhangi biri tarafından
feshedilmediği sürece yürürlükte kalır.”
(656) Yine aynı dönemde taahhütnamenin sonlandırılması için gereken fesih bildirimi süresi
60 gün olarak belirlenmiştir.
I.6.3.2.3.1.3. Serbest Tüketicilerle Yapılan İkili Sözleşmeler Bağlamında Cayma
Bedeli ve Otomatik Uzamaya İlişkin Değerlendirme
(657) Serbest tüketicilerle yapılan ikili anlaşmaların fesih/cayma/iptal hususlarının
düzenlendiği kısımları ve tedarikçilerin bu yöndeki uygulamaları tedarikçi değişikliği
önündeki engeller bakımından büyük önem arz etmektedir. İkili anlaşmalara ilişkin iptal
ücretleri iptal/sonlandırma ücreti ve erken sonlandırma/iptal ücreti olarak ikiye
ayrılmaktadır. İptal ücreti kısaca, herhangi bir enerji tedarikçisi ile enerji veya kapasite
temini konusunda yapılan bir sözleşmenin sonlandırılması halinde, sözleşmeyi
sonlandıran tarafa yüklenilen bedeldir. Erken iptal ücreti ise yine bir enerji ya da
kapasite temini konusunda yapılan bir ikili sözleşmede, taraflardan birinin diğerine ya
da her ikisinin birbirine verdiği birtakım taahhütler uyarınca, sözleşmenin verilen
taahhüt süresinin bitiminden önce sona erdirilmesi halinde iptal eden tarafa getirilen
bedeldir. Elektrik perakende satış pazarında, bu taahhütler genellikle tek taraflı olup
elektrik tedarikçisinin, müşterilere indirimli fiyat veya sabit fiyat üzerinden elektrik
enerjisi tedarik etmesi veya elektrik enerjisinin temini yanında ek birtakım katma değerli
hizmetler sunması karşılığında ilgili müşterinin söz konusu hizmeti belirli bir süre
boyunca sadece kendisinden almasını içermektedir.
(658) AB enerji mevzuatı ve Üçüncü Enerji Paketi Yönetmeliği uyarınca, bir elektrik enerjisi
tüketicisinin tedarikçisini üç hafta içinde değiştirebilmesi gerektiği ve enerji
tedarikçilerinin, enerji sözleşmelerinin bitiş tarihine uyan müşterilerine
sonlandırma/iptal ücreti yansıtamayacakları açık bir şekilde ifade edilmiştir. CEER’in,
serbest tüketici sözleşmelerinin bitiş tarihinden önce sonlandırılmasına ilişkin bakış
açısının anlatıldığı raporda166 ise bir müşterinin gözünde, her türlü iptal ücretinin
tedarikçi değişimi önünde engel teşkil ettiğinin kabul edildiği belirtilmiştir.
166 CEER Position paper on early termination fees (2016).
18-06/101-52
241/322
(659) Perakende enerji piyasalarındaki ikili sözleşmeler, değişken fiyatlı – sabit fiyatlı, sabit
süreli – süresiz, taahhütlü – taahhütsüz gibi ölçütler bakımından karakterize
edilmektedir. Öncelikle değişken fiyatlı sözleşmeler açısından erken iptal ücretlerinin
veya iptal ücretlerinin dayanağının olmadığı değerlendirilmektedir. Zira tedarikçilerin
bu sözleşmeler kapsamında fiyat değişikliklerini müşterilere yansıtma hakları vardır ve
buna bağlı olarak ilgili tedarikçiler, söz konusu müşterilerin ihtiyaç duydukları enerjilere
ilişkin fiyat dalgalanmalarından kaçınmak amacıyla ikili anlaşma yapma gereği
duymamaktadırlar. İkinci olarak süresiz sözleşmelerde de her iki tarafın da sözleşmeyi
sona erdirme hakkı olması ve esasen bu tip sözleşmelerde verilen bir taahhüt ve bu
taahhüt karşılığında sağlanan bir yarar olmaması nedenleriyle erken iptal ücretlerinin
bir dayanağı bulunmamaktadır.
(660) Her ne kadar sabit süreli ve sabit fiyatlı sözleşmelerdeki erken iptal ücretlerinin
kaldırılması halinde, bu sözleşmelere konu hizmetlerin fiyatlarının yükselebileceği öne
sürülmekteyse de esasen erken iptal ücretlerinin kaldırılmasının tedarikçi değişikliği
önündeki önemli bir engeli kaldırmasına bağlı olarak tedarikçiler üzerinde rekabetçi
baskının artacağı ve dolayısıyla fiyatların yükselemeyeceği de karşı argüman olarak
ileri sürülmektedir. Bununla birlikte, yeterince aktif olmayan müşterilerin yüksek
geçişkenlik olanağını yeterince kullanmamaları nedeniyle daha yüksek fiyatlara maruz
kalması mümkün olabilecektir. Buna mukabil örneğin, Belçika ve İtalya’da,
tedarikçilerin, sözleşmelerini fesheden müşterilere iptal ücreti yansıtmalarına, iptal
ücretleri rekabet karşıtı işlev gördükleri, farklı tedarikçilerin tekliflerinin
karşılaştırılabilirliğinin önüne geçtiği ve müşterileri mevcut sözleşmelerine bağladığı
gerekçesiyle izin verilmemektedir.
(661) Diğer yandan, müşterilere belirli bir dönem boyunca enerji temini konusunda belirlilik
ve yarar sağlayan sabit dönem – sabit/indirimli fiyatlı sözleşmeler veya buna ilişkin
taahhütler içeren sözleşmeler167 sunan tedarikçiler, toptan piyasa fiyatlarındaki
dalgalanmalardan korunmaya ihtiyaç duymakta ve bu bakımdan ek maliyetler
üstlenebilmektedirler. Tedarikçilerin katlandığı bu tip bir maliyet, bir müşterinin bahse
konu nitelikteki bir sözleşmeyi süresinden önce sona erdirmesi halinde tahsil edeceği
erken iptal ücreti için bir gerekçe olmaktadır. Zira sözleşmenin süresinden önce iptal
edilmesi nedeniyle tedarikçinin bu maliyeti yapılan ikili sözleşmeden elde edeceği getiri
ile karşılama imkânı kalmamaktadır. Dolayısıyla, erken iptal ücretinin bu durumlarda
uygulanmasına izin verilmemesi halinde, tedarikçiler söz konusu maliyet ve ilişkili
riskleri tüm müşterilere yansıtmak durumunda kalabilecekler ve bu da nihai olarak
daha yüksek düzeyde elektrik enerjisi fiyatına yol açabilecektir. Bu nedenle, erken iptal
ücretlerinin varlığının doğrudan bir sorun olmadığı, aksine belirlilik ve düşük fiyatlar
açısından etkinlik yaratıcı sonuçlar doğurabildiği söylenebilir. Ancak tüketicilerin,
kendileri ile ikili anlaşmalar yapılmadan önce erken iptal ücretleri konusunda
tedarikçiler tarafından açık bir şekilde ve konuya ilişkin tüm ayrıntılar hakkında
bilgilendirilmiş olması ve sözleşmenin geriye kalan koşullarının ölçülü, müşterileri söz
konusu tedarikçiye alıkoymayan ve ilgili pazarı yeni tedarikçilere kapamayan nitelikte
olması gerekmektedir. Burada açıklık ile kastedilen temel unsurların erken iptal
ücretinin var olup olmadığı, var ise hangi koşullarda tüketiciye yansıtılacağı ve tam
olarak ne kadar olduğudur. Böylece tüketici, böyle bir taahhüte girerek elde edeceği
fayda ile sorumlu olacağı olası risk/maliyet arasında bir değerlendirme olanağına
kavuşabilecektir. Erken iptal ücretlerinin, tüketicilerin farklı tedarik anlaşmalarının
fiyatlarını karşılaştırmasına olanak tanıyacak şekilde tamamen şeffaf olması
167 Müşterinin belirli bir süre boyunca ilgili enerji hizmetini sadece taraf tedarikçiden temin etmesi
doğrudan ikili enerji sözleşmesinin içinde veya sözleşmeye ek taahhütler ile sağlanabilir.
18-06/101-52
242/322
beklenmektedir. Abonelik hizmetleri kapsamında, müşterilerle ikili anlaşma yapmadan
önce sektör genelinde erken iptal ücretlerine ilişkin şeffaf, kapsamlı ve yeterli
bilgilendirilmenin yapılmasının oturtulamadığı bir durumda, tüketicilerin
bilgilendirilmemiş tercih yapmış olacağı kabul edilecektir. Bu durumda söz konusu
genel soruna ilişkin talep taraflı aksaklıkların giderilmesi açısından ek birtakım
önlemler alınabilecektir. Tüketicinin sıcak durum halinde, bilgilendirilmemiş tercih
yapması anlamına gelen bu soruna ilişkin getirilebilecek önerilerden birisinin, söz
konusu tüketiciye soğuk duruma geçiş yapması ve yapmış olduğu tercih hakkında
muhakeme ile yeniden değerlendirme yapma imkânı ve nihai olarak karar verme fırsatı
tanıyacak bir bilgilendirilmiş tercih yapma/yeniden değerlendirme penceresi sağlamak
olabileceği ifade edilmelidir.
(662) Erken iptal ücretlerine ilişkin açıklık ve anlaşılırlık koşullarının yanı sıra göz önünde
bulundurulması gereken iki ayrı husus daha bulunmaktadır. Erken iptal ücretlerinin
makul bir düzeyde olup olmadığı hususu ile aslında erken iptal koşulunun da
yenilenmesi anlamına gelecek nitelikteki sözleşmelerin yenilenmesi hususunun
ayrıntılı bir şekilde ele alınması gerekmektedir.
(663) İlk olarak ikili anlaşmalar için geçerli olan erken iptal ücretlerinin doğrudan tedarikçinin
söz konusu anlaşmadan kaynaklı olarak üstlendiği ek maliyetle ilişkili, bu bakımdan
sınırlı olması gerekmektedir. CEER, bu durumun daha ziyade tedarikçilerin, enerji
hizmetinin yanı sıra katma değerli hizmetler sunması halinde geçerli olduğunu ve erken
iptal ücretinin düzeyinin gerekçelendirilme sorumluluğunun kati surette tedarikçinin
üzerinde olduğunu belirtmektedir.
(664) Nimet-külfet dengesinin gözetildiği bir durumda, basiretli bir tacir için, sağlanan fayda
ile bu faydayı sağlamak için katlanılan maliyet arasında makul bir oran olması
beklenecektir. Aynı makul oranın, tedarikçinin sözleşmeden dolayı katlandığı maliyet
ile sözleşmenin feshinde tahsil etme hakkı ortaya çıkan iptal ücreti/cayma bedeli
arasında da olması beklenecektir. Bu bakımdan bu makul oranın, ilgili olay için geçerli
koşullara isnat edilebilecek ölçülülük ilkesi gözetilerek belirlenmesi gerekecektir. Buna
mukabil, erken iptal ücretlerinin çoğunlukla, bu ücretlerin alınmasının gerekçesini
oluşturan, tedarikçilerin sözleşmenin feshine bağlı katlanabilecekleri olası
maliyetlerin168 değerini aştığı belirtilmektedir.169 İkili sözleşmelerin, hem müşteri hem
de tedarikçi için orantılı bir şekilde fayda ve maliyet getirerek dengeli bir yapıda olması
beklenmekte ve erken iptal ücretlerinin sözleşmenin feshi halinde, sözleşmenin
cereyan etmeyen süresinden kaynaklı maliyetleri yansıtacak şekilde tasarlanması
gerektiği ve müşterileri iradeleri hilafına alıkoymaması gerektiği
değerlendirilmektedir.170 Bu kapsamda, ülkemizde, ikili anlaşmaların ya da bu
anlaşmalara ilişkin taahhütlerin süresinden önce sona erdirilmesi halinde erken iptal
ücreti anlamındaki cayma bedeli olarak en yüksek fatura bedelinin iki katına tekabül
eden bir bedel, ilgili tedarikçinin sözleşmenin feshi nedeniyle ortaya çıkan kaybını telafi
edecek meblağ olarak hesaplanmaktadır.
168 Söz konusu maliyetler, sözleşmeyi fesheden tüketicinin yerini alabilecek başka bir tüketiciye ilişkin
yürütülen pazarlama maliyetleri veya daha önceden alımı yapılan ilişkili enerjinin yeniden satışından
kaynaklı maliyetler ve sözleşmedeki enerji hizmetine ilişkin verilen indirimler olarak sıralanabilir.
169 ACER-CEER Market Monitoring Report 2015.
170 A.g.k.
18-06/101-52
243/322
(665) Ülkemizde sanayi ve büyük ticarethane müşterileri dışındaki serbest tüketicilere
sunulan indirim oranlarının düzeyi dikkate alındığında, ilgili pazarlarda geçerli olan
cayma bedeli uygulamasının bir zarar/kayıp telafi mekanizmasından ziyade bir kazanç
kapısı işlevi görebildiği ileri sürülebilir. Öyle ki bu düzeydeki bir cayma bedeli bazı kötü
niyetli tedarikçiler açısından doğrudan önemli bir gelir kalemi işlevi görürken yerleşik
tedarikçi açısından ise tüketiciyi kendi bünyesinde alıkoyma noktasında son derece
etkili bir geçiş engeli ve dolaylı olarak da yine bir gelir işlevi görmektedir. Diğer yandan
böylesine yüksek bir cayma bedelinin sektör standardı olmasının aynı zamanda, talep
taraflı aksaklıklar bağlamında, tüketiciler nezdindeki algılanan geçiş maliyeti ve statüko
eğilimi üzerindeki olumsuz etkileri yadsınamayacak derecede yüksektir. Bu nedenlerle
ilgili pazarlarda uygulanagelen söz konusu cayma bedellerinin halihazırdaki düzeyinin
makul olmadığı ve tedarikçi değişikliğinin daha kolaylaşmasına hizmet etmesi
bakımından, bahse konu nimet-külfet dengesi gözetilerek yeniden gözden geçirilmesi
gerektiği değerlendirilmektedir.
(666) Yukarıda CEER raporunda, bir tüketicinin yerleşik operatör olarak mevcut
tedarikçisinden memnun olmasının bu piyasalar bakımından doğrudan tüketicinin
tedarikçisinin hizmetlerinden tatmin ve mutlu olduğu anlamına gelmediğine, bu
memnuniyetin daha ziyade tüketici ile tedarikçi arasında aktif bir etkileşim olmaması
kaynaklı ataletten kaynaklı olabileceğine dikkat çekildiği belirtilmiştir. Tedarikçi ile
müşteri arasındaki temassızlık hali, daha ziyade tedarikçiler tarafından fiyat
değişikliklerinin müşteriye doğrudan bildirilmeden yapılmasından veya bilinçli bir
şekilde sözleşme yenilemelerinin müşterinin sükûnetinin örtülü irade beyanı olarak
kabul görmesinden kaynaklı olduğu görülmektedir. Söz konusu iletişimsizliğin
kaçınılmaz sonucu ise müşterilerin sessiz bir şekilde en az bir dönem daha ilgili
tedarikçinin portföyünde alıkonulmasıdır. CEER raporunda, tüketicinin fiyat
değişimlerine ilişkin riski üstlendiği değişken fiyatlı enerji tedarik sözleşmeleri için
getirilen cayma bedellerinin tedarikçi değişikliği önünde ticari engel oluşturduğu ve
belirli/sabit bir dönem için imzalanmış ancak otomatik yenileme özelliğine bağlı olarak
geçerliliği devam eden sözleşmelerden kaynaklı cayma bedellerinin tüketicileri mevcut
(yerleşik) tedarikçisinde alıkoyarak tedarikçi değişikliği önünde engel oluşturduğu
vurgulanmaktadır. Bu kapsamda, tüketici perspektifinden bakıldığında, cayma
bedellerinin gerekçelendirilebilmesi ve makul olmasına bağlı olarak bugün ve
gelecekte, tedarikçi değişikliği önünde engel oluşturmamalarının temini, açıklık ve
anlaşılırlığın en önemli hususlardan biri olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla,
tüketicinin hiçbir şey yapmadığı hale işaret eden eylemsizlik durumunda, ne olacağının
gayet açık ve anlaşılır olması büyük önem arz etmektedir. Eylemsizlik durumu ile
esasen müşterinin mevcut tedarikçi tarafından doğrudan ya da örtülü olarak kendisini
elde tutmasına ilişkin teklifine yönelik herhangi bir açık irade beyanında bulunmaması
ve aynı zamanda herhangi başka bir tedarikçiye de geçiş yapmadığı durum
kastedilmektedir. Böyle bir durumda, tüketicinin mevcut tedarikçisi ile olan sözleşmesi
otomatik olarak yenilenecektir.
18-06/101-52
244/322
(667) Abonelik sözleşmeleri, sigorta sözleşmeleri, emeklilik planları gibi uygulamalarda
tüketicileri sistemde tutmaya yönelik temelde iki seçenek bulunmaktadır. Bunlardan
ilki, tüketicinin ilgili sağlayıcının sisteminde kalması için sözleşme/taahhüt
yenilenmesini açıkça kabul ettiğini bildirmesi koşulunu içeren “onaylı katılım” (opt in),
ikincisi ise tüketicinin sözleşme/taahhüt yenilenmesinin otomatik olarak yapılması ve
tüketicinin bunu istememesi halinde, sistemden çıkışının ancak istemediğine dair açık
bir bildirimde bulunması koşulunun öne sürüldüğü “itirazlı çıkış”tır (opt out). Yerleşik
tedarikçiler tarafından serbest tüketicilerle yapılan sözleşmeler ve bu sözleşmeler
kapsamındaki taahhütler genellikle itirazlı çıkış sistemi özelliği taşımakta ve müşterinin
sözleşmede belirtilen fesih bildirim süresi içinde bildirimde bulunmadığı durumda
sözleşme ve taahhüt otomatik olarak yenilenmektedir. Yapılan araştırmalarda, örneğin
emeklilik tasarruf hesabı olarak bilinen plana yapılan yatırımların incelenmesinde,
otomatik kayıt sisteminin söz konusu plana yapılan kayıtları önemli ölçüde arttırdığı
tespit edilmiştir. Nitekim ülkemizde de uygulanmaya başlanan otomatik katılımlı
bireysel emeklilik sisteminde (BES), örneğin kamu çalışanları bakımından sistemde
kalanların oranı, sistemde öncesinden BES’i bulunanlar hariç kesim için %62, söz
konusu BES’i bulunanlar da dahil herkes için %55 olarak gerçekleşmiştir. Bu
bakımdan, paternalistik bir amacın söz konusu olabileceği emeklilik tasarruf hesap
planlarının aksine, elektrik perakende satış pazarında itirazlı çıkış sisteminin GTŞ’ler
tarafından benimsenmesinin, müşterileri birtakım işlem maliyetlerinden kurtarmak ve
serbest tüketici olmanın avantajlarından yararlandırmanın ötesinde, ilgili pazarı rakip
tedarikçilere kapatma amacını güttüğü ileri sürülebilir.
(668) Telekomünikasyon ve enerji gibi abonelik hizmetleri kapsamında yer alan hizmetlerin
sunumunda kesintisizliğin esas olması nedeniyle sözleşmelerin belirsiz süreli olması
ya da belirli süreli olması durumunda ise otomatik olarak yenilenmesinin istenmeyen
kesintilerin yaşanmaması için gerekli olduğu dikkate alınmakla birlikte; işbu halde
yenilenen içeriğin temel olarak hizmet sunumu olduğu, herhangi bir taahhüdün ise bu
yenileme kapsamında olmaması gerektiği belirtilmelidir. Aksi halde, böyle bir durum
tüketicileri, tedarikçi değişikliği açısından potansiyel olarak savunmasız bir konuma
düşürecektir. Zira sözleşmenin bu şekilde otomatik olarak yenilenmesi, elektrik
hizmetinin fiyatı ve sözleşmenin diğer önemli unsurları doğrultusunda yenilemenin
finansal etkileri hakkında, tüketicinin yeterli bilgiye erişmeden örtülü olarak tercih
yapmasına neden olacak, diğer bir deyişle, tüketicinin bilgilendirilmemiş tercih yapması
sonucunu doğuracaktır. Nitekim, sektöre ilişkin yürütülen incelemelerde EPDK ile
yapılan görüşmelerde ikili anlaşmaların belirsiz olduğunun, bitiş süresinden önce belirli
bir zamana kadar bildirim yapılmadığı halde otomatik olarak uzamasına ilişkin
hükümlerin tespit edilmekte olduğunun, tüketicinin bilinçsizliğinden ve
tecrübesizliğinden faydalanarak benzeri hükümler ile uzun süre yükümlülük altına
alınmasının perakende elektrik piyasasının serbestleşmesi yönünde engel teşkil
ettiğinin değerlendirildiği ifade edilmiştir. Diğer yandan, yine yukarıda yer verildiği
üzere, TKHK’nın “Abonelik sözleşmeleri” başlıklı kısımdaki 52. maddesinde,
18-06/101-52
245/322
(3) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(4) Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli
abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart
ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. … Satıcı veya sağlayıcı,
abonelik sözleşmesinin feshi için sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan
yöntemden daha ağır koşullar içeren bir yöntem belirleyemez.
ve Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Diğer Yükümlülükler” başlıklı 13.
maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında
“(1) Belirli süreli abonelik sözleşmelerine sözleşmenin belirlenen süre kadar
uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz; ancak abonelik sözleşmesinin
kurulmasından sonra, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar tüketicinin talepte
bulunması veya onay vermesi hâlinde abonelik sözleşmesi uzatılabilir.
(2) Sözleşme süresi sonunda tüketiciden açık bir talep veya onay
almadığı halde mal veya hizmet sunmaya devam eden satıcı veya sağlayıcı,
sunulan bu mal veya hizmet için hiçbir bedel talep edemez.”
şeklinde yer alan hükümlerde de otomatik yenileme mekanizmasının esasen
eylemsizlik durumundan istifade edilerek yapılamayacağı, aksine tüketicinin
bilgilendirilmiş bir tercihine dayanılarak yapılabileceği hususları düzenlenmiştir.
(669) Benzer şekilde, Fransa’daki “Loi Hamon” (Law Hamon) örneğinde de, otomotiv ve
sigorta sektörlerinde kendiliğinden otomatik yenilenen sözleşmeler bakımından, ilk
sözleşme döneminin bitmesi ardından gerçekleşen yenileme dönemi sonrası için
getirilen cayma bedelleri yasaklanmıştır. Tüketicinin bilgilendirilmiş tercih yapması
sonucunu doğuran böyle bir ilkeyi benimseyen bir sistem, doğal olarak mevcut
tedarikçinin ilgili müşterisine daha rekabetçi bir teklif sunmasını teşvik edecektir. Zira
açık onayı aranan ilgili müşteri açısından geçerli olması yüksek ihtimal tüketici
uyuşukluğu, müşterinin önüne gelen yeni bir teklifle giderilecek ya da azaltılacak ve
böylece tüketici daha rekabetçi tekliflerin arayışına yönelebilecektir. Bu nedenlerle
otomatik yenileme özelliğinin işletilmesi suretiyle yenilenen sözleşmeler bakımından
cayma bedellerinin hiçbir surette geçerli dayanağının olmadığı, müşterileri mevcut
tedarikçilerinde alıkoyarak tedarikçi geçişkenliğinin önünde önemli bir engel
oluşturduğu ve tüketicilerin statüko eğiliminden yararlanan bu mekanizmanın ilgili
pazarların yeni tedarikçilere pazarın kapatılması sonucunu doğurduğu, dolayısıyla
özellikle yerleşik tedarikçiler bakımından bu mekanizmanın ikili anlaşmalarda kati
surette işletilememesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
18-06/101-52
246/322
I.6.3.2.3.1.4. Sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun Kapsamında Değerlendirilmesi
(670) Daha önce de belirtildiği üzere, Kurul, elektrik sektörü gibi düzenlenen sektörlerde
rekabeti kısıtlayıcı olabilecek davranışlara, ilgili davranışların sektörel mevzuatta
düzenlenmiş olmasından bağımsız olarak müdahale etmekte, teşebbüslerce dile
getirilen ve ilgili pazarın düzenlemeye tabi olduğu ya da görevli düzenleyici bir
otoritenin bulunduğu şeklindeki savunmaları kabul etmemektedir. Bu durumun
istisnası ise düzenlemenin ya da ilgili düzenleyici otoritenin, doğrudan teşebbüslerin
davranışlarını belirleyen kurallar getirmesidir. Bu noktada önemli olan soru, incelenen
teşebbüs davranışının sektörel düzenlemeler sonucunda mı ortaya çıktığı ya da
teşebbüsün davranış serbestisinin bulunup bulunmadığıdır. Sektörel düzenlemelerin
teşebbüslerin serbestçe karar almasını engellemesi halinde rekabet hukuku
çerçevesinde söz konusu davranış 4054 sayılı Kanun kapsamında ele alınmamaktadır.
(671) Bu yaklaşım doğrultusunda CK AKDENİZ’in tüketiciler ile yaptığı sözleşmelere
bakıldığında, PSS’ler ilgili sektörel mevzuat kapsamında EPDK tarafından çıkarılan
Elektrik Piyasasında Perakende Satış Sözleşmesi Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ
çerçevesinde düzenlenmektedir. Öte yandan serbest tüketiciler ile imzalanan İkili
anlaşmalara (ESS) ilişkin ise herhangi bir spesifik bir düzenleme bulunmamaktadır.
Nitekim THY’nin 4. maddesinde GTŞ’ler ve tedarik şirketleri ile tüketiciler arasında
imzalanan sözleşmelere ilişkin tanımlar şu şekildedir.
- İkili anlaşma: Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi
olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve
Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar,
- Perakende satış sözleşmesi: Bağlantı anlaşması mevcut olan kullanım yeri için,
görevli tedarik şirketi ile tüketiciler arasında ilgili mevzuat hükümleri
çerçevesinde, perakende satış tarifesi veya son kaynak tarifesinden elektrik
enerjisi ve/veya kapasite temini ile hizmet alımına yönelik olarak yapılan
faaliyetlere ilişkin koşul ve hükümleri kapsayan sözleşmeler.
(672) İkili anlaşmalar için “özel hukuk hükümlerine tabi olarak” ifadesi kullanılırken, PSS için
“ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde” ifadesine yer verilerek sektörel düzenleyicinin,
piyasada ikili anlaşmalara ilişkin alanı düzenleme dışı bıraktığı anlaşılmaktadır.
Nitekim yapılan görüşmelerde de ikili anlaşmalarla çerçevesi belirlenen bu alana
gerekmedikçe EPDK tarafından müdahale edilmek istenmediği dile getirilmektedir.
(673) Bu doğrultuda, işbu soruşturmaya taraf teşebbüs tarafından serbest tüketicilerin
kazanılmasına yönelik olarak gerçekleştirilen her türlü uygulama ve sözleşmelerin
rekabet hukukunun uygulama alanında olduğu açıkça görülmektedir. Bu noktada
dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da elektrik piyasasının serbestleşme süreci
içinde serbest tüketici limitinin her geçen yıl daha da düşürülmesidir. Bilindiği üzere,
önümüzdeki dönemde bu limitin sıfıra düşürülerek piyasada yer alan tüm tüketicilerin
serbest tüketici konumunu haiz olması hedeflenmektedir. Dolayısıyla, ilerleyen
dönemde elektrik perakende satış pazarında başta sözleşmeler olmak üzere birçok
uygulamanın sektörel düzenlemenin dışında kalacağını veya rekabet hukukunun da
kapsamına gireceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
18-06/101-52
247/322
(674) Öte yandan, PSS’lere yönelik detaylı bir sektörel düzenlemenin bulunması, bu
sözleşmeleri 4054 sayılı Kanun’un uygulanmasından muaf tutmamaktadır. Geçmiş
kararlarında da ortaya koyduğu üzere Kurul, sektörel düzenlemeleri dikkate alarak, söz
konusu düzenlemelerin sınırları içinde teşebbüslerin kendi iradeleriyle ortaya
koydukları davranışları inceleme konusu yapmaktadır. CK AKDENİZ’in tüketicileri ile
yapmış olduğu PSS’ler de bu yaklaşım çerçevesinde rekabet hukuku uygulaması
kapsamında yer almaktadır.
(675) Gerek Türk gerekse AB rekabet hukuku uygulamaları çerçevesinde piyasada hâkim
durumda bulunan teşebbüslere piyasadaki rekabet süreçlerine zarar vermemek
üzerine özel bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu ilke çerçevesinde pazarda hâkim durumda
bulunan teşebbüs sahip olduğu pazar gücünün farkında ve bu güçle doğru orantılı
olarak dışlayıcı, pazarı kapayıcı ve sömürücü uygulamalardan kaçınmalıdır. Nitekim
Kurul’un 01.12.2005 tarih ve 05-80/1106-317 sayılı kararında da “Karbogaz’ın pazar
pozisyonunu koruma adına esas olarak müşterilerle tesis edilen münhasır tedarik
sözleşmelerine dayalı pazar stratejisinin pazarda gösterecek olduğu menfi etkinin,
kendi iç dinamiklerinden kaynaklanmadığını bilmesi ve buna göre davranması gerekir.”
denilerek bu sorumluluğa dikkat çekilmiştir. Kurul’un 12-47/1413-474 sayılı kararında
da özel sorumluluk kavramına değinilmiş ve kavram şöyle açıklanmıştır:
“Rekabet hukukunda hâkim durumdaki teşebbüslerin diğer teşebbüslerden
farklı olarak özel sorumluluklarının olduğu kabul edilmektedir. Bu özel
sorumluluk bağlamında, hâkim durumda olan teşebbüslerin, eylem ve
işlemlerinin ilgili pazardaki rekabet üzerindeki etkisini bilmesi ve davranışlarını
bu çerçevede kontrol altında tutması beklenmektedir. Bu yönüyle hâkim
durumdaki teşebbüsler, eylemleri ile rekabet sürecine zarar vermeme ve
dolayısıyla tüketici refahını azaltmama konusunda bir tür özen yükümlülüğü
altındadır.”
(676) Bu bağlamda piyasada faaliyet gösteren ve hâkim durumda bulunan teşebbüsün tüm
eylem ve faaliyetleri sırasında bu konumunun farkında olması ve faaliyetlerini bu kısıt
çerçevesinde sürdürmesi gerektiği açıktır. Teşebbüslerin indirim sistemleri ve fiyatlama
davranışları, pazardaki rekabet üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak hayata
geçirilmesi gereken önemli eylemler olarak öne çıkmaktayken, pazardaki rekabet
üzerinde olumsuz etkiler doğurabilecek diğer her türlü eylem de bu kapsamda
değerlendirilebilecektir. Bir pazarda rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının
değerlendirilmesinde o pazarda yeniden satıcılar veya müşteriler ile gerçekleştirilen
sözleşmelerde yer alan süre, fesih, cayma bedeli, alım taahhüdü gibi hüküm ve
koşullar dikkate alınmaktadır. Bu çerçevede, teşebbüslerin imzaladıkları sözleşmeler
ilgisine göre 4054 sayılı Kanun’un 4. veya 6. maddesi veya da her ikisi kapsamında
incelenmektedir.
18-06/101-52
248/322
(677) Söz konusu sözleşmelerin hâkim durumdaki teşebbüsler tarafından gerçekleştirilmesi
halinde sözleşmede yer verilen şartların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
rakiplerin dışlanması veya faaliyetlerinin zorlaştırılmasına neden olup olmadığı
incelenmektedir. Bu incelemede, sözleşmelerde yer alan koşulların pazara yeni
girişleri engelleyip engellemediği, rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırıp zorlaştırmadığı,
rakiplerin pazar dışına çıkmasına neden olup olmadığı veya bu sonuçlara yol açacak
bir potansiyel taşıyıp taşımadığı analiz edilmektedir. Bu bağlamda hâkim durumda
bulunan teşebbüsün tüketiciler ile yaptığı sözleşmelerin gerek içerdiği hükümler ve
gerekse bunların pazara etkisi rekabetin tesisi için önem kazanacaktır. Pazardaki
rekabet koşullarına etki edebilecek olan sözleşme hükümleri başta sözleşme süresi
olmak üzere, sözleşmelerin yenilenmesine ilişkin hükümler, sözleşmelerin feshini
makul olmayan bir şekilde zorlaştıran hükümler ve rakiplere geçiş olasılığını azaltan
hükümler olarak sıralanabilir. Ancak hem olası dışlayıcı etkinin tanımı hem de ticaret
hayatın gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda, bu sayılan başlıkların kendi
aralarında kapsayıcı olabileceği veya bunlardan farklı hükümlerin de dışlayıcı veya
pazar kapayıcı etkiye yol açabileceği dikkate alınmaktadır. Nitekim, öncesinde de
değinildiği üzere, telekom ve enerji sektörlerinde hizmet sunumunda süreklilik
sağlanabilmesi için belirsiz süreli ya da kendiliğinden yenilenen sözleşmelerin
gerekliliği açıktır. Ancak ister sözleşme içinde ister sözleşmeye ek olacak şekilde
hüküm ifade etsin, süresiz veya kendiliğinden yenilenen taahhütler bu bağlamda
değerlendirilemeyecek ve olası bir pazar kapama etkisi yaratabilecektir. Zira aslolan
abonelik kapsamındaki hizmetin devamlılığı olup taahhütün devamlılığının bununla
doğrudan bir ilgisi bulunmamakta ve taahhüt daha ziyade belirli koşullar altında o
hizmetin sunumuna ve bedelinin hesaplanmasına ilişkin ek birtakım ayrıntılar
getirmektedir.
(678) Hâkim durumda bulunan teşebbüsün özel sorumluluğu ile olası pazar kapama bir
arada değerlendirildiğinde, piyasada hâkim durumda bulunan teşebbüsün
sözleşmelerini tasarlarken olası bir rekabeti kısıtlayıcı eylemden kaçınması gerektiği
sonucu doğal olarak ortaya çıkmaktadır. Bu soyut gerekliliğin somut olaya nasıl
uygulanması gerektiği hususunu ortaya koymak için ise elektrik piyasasında
serbestleşme ile ulaşılmaya çalışılan rekabetçi süreci değerlendirmek gerekmektedir.
(679) Daha önce değinildiği üzere, elektrik piyasasının kademeli olarak serbestleşmesi
sürecinde, serbest tüketici limiti belirli aralıklarla düşürülmekte; limit üzeri tüketicilerin
rekabet kuralları içinde, serbest pazar işleyişine uygun olarak tedarikçilerini seçmeleri
amaçlanmaktadır. Dolayısıyla serbest tüketici hakkına sahip tüketicileri portföylerine
katmak için tüm tedarikçilerin hakkaniyetli bir yarış içine girmesi beklenmektedir.
Halihazırda hem dağıtım pazarında hem perakende pazarında hâkim durumda
bulunan dikey bütünleşik ve yerleşik teşebbüsün, serbest tüketicilerle yaptığı ikili
anlaşmaları veya bu anlaşmalar kapsamındaki taahhütleri tedarikçi değişimini
zorlaştıracak şekilde tasarlaması, hedeflenen bu hakkaniyetli yarışma ortamını
bozacak ve pazara giriş yapmaya çalışan tedarikçiler açısından pazara giriş ve
pazarda tutunma önünde ciddi engellerin oluşmasına neden olacaktır. Bu tür bir
sonucun doğmaması için yerleşik teşebbüsün, tüketicilerin tedarikçi değiştirmesini
doğrudan veya dolaylı bir şekilde zorlaştırmaması gerekmektedir. Aşağıdaki tabloda
CK AKDENİZ’in serbest tüketicilerle yapmış olduğu sözleşmelerin belirli kriterler
bakımından sınıflandırılması yapılmıştır.
18-06/101-52
249/322
Tablo 5: CK AKDENİZ’in Serbest Tüketicilerle Yaptığı Sözleşmelerin Sınıflandırılması
Dönem
Sözleşme
Süresi
Tahhütname
Tahhütname
Süresi
İndirim Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden
Yenileniyor
Cayma Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve
Süresi
Taahhütname
Fesih Bildirim
Süresi
K
u
ru
m
s
a
l
-
M
e
s
k
e
n
2014-2015 2 yıl Yok -
Sözleşmede
belirlenmiş
- Yok Yok Yok
2015 Ocak-Temmuz 1 yıl Yok -
Sözleşmede
belirlenmiş
- Var Yok Yok
M
e
s
k
e
n
2015 Ağustos-Ekim 1 yıl Var 1 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Tüketiciye
sağlanan fayda ile
sınırlı
Yok Yok
2015 Kasım-Aralık 1 yıl Var 1 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Tüketiciye
sağlanan fayda ile
sınırlı
Yok Yok
2016 Ocak-Nisan 1 - 2 - 3 yıl Yok -
Sözleşmede
belirlenmiş
-
Tüketiciye
sağlanan fayda ile
sınırlı
Yok Yok
2016 Nisan-Mayıs 1 - 2 - 3 yıl Var -
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok Yok
2016 Haziran-Eylül 1 - 2 - 3 yıl Var -
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok Yok
2016 Ekim-2017
Ocak
Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok Yok
2017 Ocak-Mart Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok Yok
2017 Mart-Nisan Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok Yok
2017 Nisan Süresiz Var 1 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok Yok
18-06/101-52
250/322
Tablo 5’in Devamı
Dönem
Sözleşme
Süresi
Tahhütname
Tahhütname
Süresi
İndirim Oranı
Taahhütname
Kendiliğinden
Yenileniyor
Cayma Bedeli
Sözleşme Fesih
Bildirimi ve
Süresi
Taahhütname
Fesih Bildirim
Süresi
K
u
ru
m
s
a
l
2015 Ağustos-Ekim
1 yıl
(otomatik
uzuyor)
Var 2 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır Var 90 gün Yok
2015 Kasım-Aralık
1 yıl
(Otomatik
Uzuyor)
Var 2 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır Var 90 gün Yok
2016 Ocak-Nisan
1 - 2 - 3 yıl
(Otomatik
uzuyor)
Yok -
Sözleşmede
belirlenmiş
- Var 90 gün Yok
2016 Nisan-Mayıs
Süresiz
(Otomatik
uzuyor)
Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
90 gün Yok
2016 Hazira -Eylül
Süresiz
(Otomatik
uzuyor)
Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Hayır
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
90 gün Yok
2016 Ekim-2017
Ocak
Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Evet
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok 60 Gün
2017 Ocak-Mart Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Evet
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok 60 Gün
2017 Mart-Nisan Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Evet
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok 60 Gün
2017 Nisan Süresiz Var 1 - 2 - 3 yıl
Taahhütname
de belirlenmiş
Evet
Faydalanılan
Kampanyaya göre
Var
Yok 60 Gün
18-06/101-52
251/322
(680) CK AKDENİZ’in müşterileri ile yaptığı sözleşmeler bu çerçeveden incelendiğinde,
kurumsal tüketiciler ile yapılan ve Ekim 2016’dan beri yürürlükte olan sözleşmelerin
ayrılmaz parçası olan taahhütnamelere ilişkin düzenlemelerin, yukarıda bahsedildiği
üzere, sorun yaratabileceği değerlendirilmektedir. Yukarıdaki tabloda da yer verildiği
üzere, CK AKDENİZ tarafından kurumsal serbest tüketicilerle yapılan Ekim 2016 ve
sonrasında, sözleşmelerin yanı sıra taahhütnamelerin de otomatik olarak uzatıldığı ve
taahhütnamelere ilişkin de fesih bildirimlerinin düzenlendiği ve dolayısıyla cayma
bedellerinin de geçerliliğini korumaya devam ettirildiği görülmektedir. Mevcut durumda
sözleşmeler sınırsız süreli olup taraflardan herhangi birisi sonlandırmadığı sürece
yürürlükte kalmaya devam etmektedir ve sözleşmenin sonlandırılmasına ilişkin hükümlere
de taahhütnamede yer verilmektedir. Buna göre sözleşmeyi ya da taahhütnameyi
sonlandırmak isteyen tüketici 2016 yılı Ekim ayından sonra yapılan sözleşmeler için 60
gün öncesinden bildirimde bulunmalıdır. Aksi halde taahhütname de otomatik olarak
yenilenmekte ve bir müşterinin ilk taahhütnamesi bittikten sonraki dönemde tedarikçi
değişikliğine gitmesi halinde, söz konusu müşteri bu şekilde sonlandırılmayan sözleşme
veya taahhütname için cayma bedeli ödemek durumunda bırakılmaktadır. Müşterinin fesih
bildirim süresine uymaması halinde sözleşme ve taahhütname kendiliğinden uzamaktadır.
(681) Yukarıda değinildiği üzere, hizmet sürekliliğinin önem arz ettiği bu sektörde sözleşmelerin
belirsiz süreli tasarlanması sorun olarak kabul edilmemektedir. Ancak taahhütnamenin
kendiliğinden yenilenmesi ve bu yenileme sonucunda olası bir erken fesih halinde
tüketicinin cayma bedeli ödemek zorunda bırakılması fiili olarak tüketicinin tedarikçi
değiştirmesini güçleştirmektedir. Her ne kadar yerleşik tedarikçi tarafından serbest
tüketicilerle yapılan ikili anlaşmalar kapsamındaki taahhütnameler için otomatik yenilenme
mekanizmasının bizzat kendisinin pazarı kapayıcı etkisi bakımından oldukça sakıncalı
olduğu ortaya konulmuş olsa da söz konusu sözleşmelerde inceleme konusu dönemler
bakımından fesih bildirimine ilişkin sürenin de 60 gün gibi uzun bir süre olarak
belirlenmesinin, tüketicilerin olası tedarikçi değişikliğini gerçekleştirebilmesi için
kullanabileceği geçiş penceresini makul olmayan bir düzeyde daraltmaya ve dolayısıyla
tedarikçi değişikliğini engellemeye yönelik bir uygulama olduğu değerlendirilmektedir.
Tüketici ihmali ve dikkatsizliğine dayalı tüketici uyuşmasının yaygın olduğu ve statüko
eğiliminin önem arz ettiği bu pazarda her iki uygulamanın da geçiş önündeki engelleri
artırıcı etkiye sahip olduğu ifade edilmelidir. Zira ülkemizde kurumsal kullanıcılar için
geçerli olan cayma bedelinin yüksekliği, tedarikçi değişikliğinden beklenen faydayı
azaltmak bir yana doğrudan negatif bir değere dönüştürmek suretiyle tüketiciler için farklı
bir tedarikçiye geçişi doğrudan değerlendirme dışı bırakabilecek niceliktedir.
(682) Taahhütnamenin kendiliğinden yenilenmesi ve kendiliğinden yenilenen taahhütnamenin
süresinden önce cayma bedeli ödenerek feshedilebilmesi, fiili olarak tedarikçi değiştirme
güdüsünü azaltarak pazara giriş engeli yaratacak, piyasanın rakiplere kapanması
sonucunu doğurabilecektir. Burada teşebbüsün sözleşme tasarımında beklenen ve
rekabet hukuku bakımından sakıncalı olmayan durum, taahhütname süresi sonunda
sözleşmenin ve dolayısıyla taahhüttün yenilenmesi için tüketicinin açık iradesinin diğer bir
deyişle, onaylı katılım anlamında onayının aranması veya kendiliğinden yenilenen
sözleşmenin feshi halinde herhangi bir cayma bedeline hükmedilememesidir. Aksi halde,
yukarıda ilgili bölümlerde ayrıntısıyla açıklandığı üzere tedarikçi değiştirmek konusunda
statükoyu korumaya meyilli olan tüketiciler mevcut tedarikçilerinde alıkonulmuş
olacaklardır.
18-06/101-52
252/322
(683) Yukarıda yer verilen nedenlerle, kurumsal tüketiciler ile yapılan sözleşmeler kapsamındaki
taahhütlerin doğrudan ya da dolaylı olarak otomatik olarak kendiliğinden uzamasına
yönelik düzenlemelerin serbest tüketicilerin tedarikçi değiştirmelerini engelleyici etkiye
sahip olduğu ve dolayısıyla ilgili pazarları diğer tedarikçilere kapayıcı nitelikte oldukları
değerlendirilmektedir.
I.6.4. Dağıtım Şirketleri ve GTŞ’lerin Davranışlarının 2013 – 2017 Yılları Arasındaki
Değişimi
(684) 2013 Temmuz döneminden171 itibaren gerçek anlamda başladığı düşünülebilecek
serbestleşme süreci görece yeni olmasına rağmen rekabet hukuku anlamında çeşitli
incelemelere ve Kurum’un rekabet savunuculuğu faaliyetlerine konu olmuştur.
(685) 2013 Temmuz ile 2017 Mayıs arasında kalan dönemde elektrik perakende satış
piyasasına ilişkin olarak Kurul’un vermiş olduğu karar ve görüşler ile düzenleyici otorite
olan EPDK’nın yapmış olduğu düzenlemeler karşısında CK AKDENİZ’in ve AKDENİZ
EDAŞ’ın davranışlarının nasıl değiştiğine yer vermek bütüncül bir bakış açısı
sağlayacaktır.
(686) 2013 Temmuz dönemini takip eden süreçte yürürlükte olan ve 18.09.2012 tarihinde
değiştirilmiş haliyle yürürlüğe giren DUY’un 30/A maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında serbest tüketici hakkını kullanmak isteyen tüketicilerin sayaçlarının PYS
üzerinde elektronik olarak yer alan ve ilgili uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimi için uygun
tek şemasına göre mevzuata uygun olması gerekmektedir. Ayrıca yine DUY’un 30/A
maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bir tüketicinin tedarikçisini
değiştirebilmesi için mevcut tedarikçisine karşı olan yükümlülüklerini yerine getirme şartı
öngörülmüştür172.
(687) Süreç içinde piyasada gerçekleşen işlemlere bakıldığında ise, DUY ile getirilmiş olan
düzenlemelerin birtakım GTŞ’ler ve dağıtım şirketleri tarafından tüketicilerin başka
tedarikçiye geçmesini engellemek için kullanıldığı görülmüştür. Öyle ki, işbu dosya
kapsamında incelenen CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’a 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde gönderilen görüşte de belirtildiği üzere;
AKDENİZ EDAŞ’ın tüketicilerin tedarikçi değişim taleplerini sayaçların uygun olmaması
gerekçesiyle; CK AKDENİZ’in de tüketicilerin tedarikçi değişim taleplerini mevcut
sözleşmesi bulunması gerekçesi ile reddettiği tespit edilmiş; bu ve benzeri davranışların
rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olabileceği ifade edilmiştir. CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’a
gönderilen söz konusu görüşün bir benzeri, 15.01.2015 tarihli ve 15-03/33-18 sayılı Kurul
kararını takiben yerleşik şirketlerin sektör kuruluşu olarak kabul edilebilecek Elektrik
Dağıtım Hizmeti Derneği aracılığı ile piyasadaki tüm GTŞ ve dağıtım şirketlerine
gönderilmiştir.
171 Söz konusu tarih itibarıyla tüm elektrik dağıtım bölgelerinde, GTŞ ile dağıtım şirketi birtakım yan
hizmetleri 31.12.2015 tarihine kadar ortak kullanmaları hariç olmak üzere hukuki olarak ayrışmıştır.
172 Bu şarttaki temel amaç tüketicilerin mevcut tedarikçilerine karşı olan borçlarını ödemeden başka bir
tedarikçiye geçmelerini önlemektir.
18-06/101-52
253/322
(688) Düzenleme tarafında ise EPDK 28.03.2015 tarihinde DUY’da yaptığı değişiklik ile “İlgili
mevzuata uygun olmayan sayaçlar TEİAŞ veya ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi
tarafından ilgili ay içerisinde mevzuata uygun hale getirilir. Sayaçların mevzuata uygun
olmaması serbest tüketicilerin tedarikçi seçme hakkını kullanmasına engel teşkil etmez.”
hükmünü getirmiş ve sayacın mevzuata uygun olmadığı gerekçesi ile dağıtım şirketlerinin
tüketicilerin geçişine engel olunmasının önüne geçmeye çalışmıştır. Buna ek olarak
15.07.2015 tarihinde DUY’da yapılan değişiklikle bir tüketicinin tedarikçi değiştirebilmesi
için gereken mevcut tedarikçi onayının alınması şartı kaldırılmıştır. Böylelikle EPDK,
tedarikçisini seçme hakkını kullanmak isteyen tüketicileri daha akışkan bir hale getirmeye
çalışmıştır.
(689) Değişen oyun kuralları çerçevesinde, değerlendirme kısmında ayrıntılı olarak yer verilen,
PSS ve ikili anlaşmaların bir arada imzalatılması, tarihsiz IA-02 Form’larının alınması,
müşterilere dayanaksız cayma bedeli yansıtılması ve yapılan ikili anlaşmalarda yer alan
otomatik uzama hükümleri gündeme gelmeye başlamıştır. Bu bağlamda CK AKDENİZ
tarafından gerçekleştirildiği düşünülen davranışlara yer vermek açıklayıcı olacaktır.
(690) İlk olarak CK AKDENİZ’in, PSS alınırken veya diğer abonelik işlemleri esnasında
tüketicilerin haberi olmadan veya yeterince bilgilendirme yapılmadan imzalatılan veya ikili
anlaşmada yer alan uzama hükümleri çerçevesinde uzayan ikili anlaşmalara dayanarak
kendi portföyünden ayrılan müşterilere cayma bedeli yansıttığı görülmektedir. Soruşturma
kapsamında yapılan saha görüşmelerinde müşterilerin CK AKDENİZ ile sözleşmeleri
olmamasına veya olan sözleşmelerinin sona ermesine rağmen CK AKDENİZ’in cayma
bedeli gönderdiğine ilişkin ifadeler bu durumu doğrular nitelikte bulunmuştur. Tespit edilen
bir başka husus ise, CK AKDENİZ’in kendisinden ayrılmış olan müşterilerini bir sonraki
uzlaşma döneminde, elinde bulunan ikili anlaşmaya dayanarak ve tarihsiz olarak alınmış
olan IA-02 Formu’na güncel bir tarih atarak geri talep etmesidir173.
(691) Bu davranışlar sonucunda, başka bir tedarikçiye geçmiş olan müşteri, kendisine çıkarılan
cayma bedeli nedeniyle ve/veya başka tedarikçiye olan geçiş sürecinin uzaması ve
süreçte karşılaştığı zorluklar çerçevesinde yaptığı geçişten vazgeçebilmektedir. Bu
durumun biri kısa diğer uzun vadeli olmak üzere, iki sonucu bulunmaktadır. Kısa vadedeki
sonucun ilgili müşterinin geçişinin engellenmesi ve müşterinin CK AKDENİZ’in
portföyünde kalması olduğu, uzun vadeli sonucunsa ilgili müşterinin ilerleyen dönemde
kendisine gelecek tedarikçi değiştirme tekliflerine soğuk ve mesafeli yaklaşması ve
dolayısıyla serbest tüketici mobilizasyonunun engellenmesi olacağı değerlendirilmektedir.
173 CK AKDENİZ’in davranışlarına ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu bölümde güncel tarihli IA-02
Formu’nun tedarikçi değiştirme sürecinde sahip olduğu role ilişkin ayrıntılı bilgi verilmiştir.
18-06/101-52
254/322
(692) Yukarıdaki hususlara ek olarak CK AKDENİZ’den başka bir tedarikçiye geçen müşteriler
açısından farklı bir süreç de başlamaktadır. Öyle ki, CK AKDENİZ’in K1 veya K2
portföyünden BTŞ’lere geçiş yapan müşterilerin, geçişlerini takip eden ilk ayda
okumalarının “0 (sıfır)” yüklenebildiği görülmektedir. Tüketimde yaşanan farklılıklar,
okumalar kısmında da belirtildiği üzere, müşterinin faturasında yüksek oynamalara yol
açabilmektedir. Bunun sonucunda müşteride CK AKDENİZ dışında bir tedarikçiden
elektrik almasının, sayacının okunmasında ve faturalarındaki istikrasızlığın sebebi
olduğuna ilişkin bir algı oluşabilmektedir. Bu durum da müşterinin geçiş yaptığı tedarikçiyi
bırakarak CK AKDENİZ’e dönmesine ve takip eden süreçte tekrar tedarikçi değiştirmeye
mesafeli yaklaşmasına sebep olabilmektedir.
(693) 2013 Temmuz- 2017 Mayıs dönemi genel olarak değerlendirildiğinde, 2013 Temmuz
döneminden 2015 Temmuz dönemine kadar olan dönemde CK AKDENİZ’in, başka
tedarikçiye geçiş yapmak isteyen müşterilerin geçiş taleplerini, ilgili müşterinin CK
AKDENİZ ile ikili anlaşması olduğu gerekçesiyle, AKDENİZ EDAŞ’ın ise başka tedarikçiye
geçiş yapmak isteyen müşterilerin taleplerini sayaçlarının uygun olmadığı gerekçesiyle
reddedebildiği görülmektedir174. Bu dönemde müşterilere cayma bedeli çıkarılması,
tarihsiz IA-02 Formu imzalatılarak müşterinin bir sonraki dönemde geri talep edilmesi ve
başka tedarikçiye geçen müşterilerin sayaç okumalarının istikrarsızlaşması gibi hususlar
görülmemektedir. Bu durumun temel sebebinin geçiş yapmak isteyen müşterilerin
“sözleşmesi devam ediyor” ve “sayacı uygun değil” gerekçeleriyle portföyde kalmasının
sağlanması olduğu belirtilmelidir.
(694) 2015 Mayıs ve Temmuz aylarında DUY’da yapılan değişiklikler neticesinde, müşterilerin
geçiş taleplerinin yukarıda verilen gerekçelerle reddedilmesinin önüne geçilmiştir. Diğer
bir ifadeyle, müşterilerin herhangi bir tedarikçinin portföyünden ayrılmasının mevzuattaki
durumdan yararlanılarak önüne geçilmesi önlenilmiştir. Takip eden dönemde, CK
AKDENİZ’in portföyünden ayrılan müşterilerin, kendilerinden daha önceden çeşitli
şekillerde alınmış tarihsiz IA-02 Formu’na güncel tarih atılarak geri talep edilmesi, ikili
anlaşma olmamasına veya bitmesine rağmen müşterilere cayma bedeli çıkarılması gibi
eylemlerle müşterinin tedarikçi değişim işleminin zorlaştırılması ve maliyetinin arttırılması,
böylelikle müşterinin tedarikçi değiştirmeden vazgeçirilmesi gündeme gelmiştir.
(695) Öte yandan geçişini tamamlayan müşterilerin geçişi takip eden dönemde sayaç
okumalarında tüketim bulunmasına rağmen “0 (sıfır)” tüketim yüklenmesi veya
olduğundan fazla tüketim yüklenmesi gibi sorunlar yaşadığı görülmektedir. Bu durumun
da başka tedarikçiye geçen müşteride, CK AKDENİZ’den ayrılıp başka tedarikçiden
elektrik alanların aksilik yaşayacağı algısı oluşturmaya yönelik olduğu
değerlendirilmektedir.
174 Söz konusu hususların rekabet karşıtı olabileceği Kurum tarafından CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’a
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gönderilen görüşte de yer almaktadır.
18-06/101-52
255/322
(696) Yukarıda da belirtildiği gibi, yaşanan mevzuat değişiklikleri ve Kurum görüşleri
doğrultusunda değişen koşullar karşısında CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın davranış
ve uygulamalarını uyarlayarak, rekabetin engellenmesi amacına uygun şekilde hareket
etmeye devam ettiği görülmektedir. Diğer taraftan CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın
daha önce Kurum tarafından 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
gönderilen görüşündeki175;
- Dağıtım şirketi ve GTŞ’lerin, ayrıştırma prensiplerine aykırı olarak faaliyetlerini
bütünleşik ve koordineli biçimde yürütmesi (CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ),
- Tüketicilerin GTŞ ile sözleşme imzalamaya ikna edilmesi için bu tüketicilere
dağıtım şirketi tarafından ek bazı dağıtım hizmetleri sağlanacağı yönünde
taahhütler içeren protokollerin yapılması (CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ),
- Dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan ve esas olarak dağıtım faaliyetlerinde
(sayaç okuma, elektrik kesme, arıza-bakım vb.) çalıştırılmak üzere istihdam edilen
personelin, pazarlama, müşteri ziyareti, bilgi güncelleme ve sözleşme yapma gibi
GTŞ’nin yapması gereken faaliyetlerde çalıştırılması ve bu faaliyetlerin, tüketicilere
dağıtım hizmetinin bir parçasıymış gibi gösterilmesi (AKDENİZ EDAŞ),
- Serbest tüketici limitini geçen tüketicilerin, onayları alınmadan ve kendileriyle ikili
anlaşma niteliğinde bir sözleşme yapılmadan indirimsiz olarak ya da düşük indirim
oranlarıyla GTŞ’lerin serbest tüketici portföyüne toplu olarak aktarılması (CK
AKDENİZ),
- Tüketicilere, kendileriyle ikili anlaşma imzalandığı bilgisi verilmeden, mevcut PSS
kapsamında bir işlem yapılıyormuş, izlenimi verilerek sözleşme imzalatılması (CK
AKDENİZ),
- Tüketicilere gerekli bilgi verilmeden ve sözleşme şartları tüketicilerle müzakere
edilmeden, tüketicilere yanlış bilgilendirme yaparak ve imzalama konusunda
dayatma yapma yoluna giderek, yetkisiz ve/veya bilgisiz kişilere sözleşme
imzalatılması ve imzalatılan bu sözleşmelerin ilerleyen süreçte tedarikçi değişim
talebinin reddedilmesine dayanak olarak kullanılması (CK AKDENİZ),
- Serbest tüketici olmak isteyen, ancak geçmiş dönemdeki nedeniyle bu hakkı
kullanamayan tüketicilerin taahhütte bulunmak yoluyla serbest tüketici yapılması
mümkünken, bu uygulamaya yalnız GTŞ’nin müşterileri açısından izin verilmesi,
diğer tedarik şirketlerinden bu yönde gelen taleplerin gerçekleştirilmemesi (CK
AKDENİZ)
gibi davranışların 24.10.2014 tarih ve 11689 sayı ile gönderilen görüşe rağmen söz
konusu tarihten bu yana devam ettiği görülmektedir.
(697) 2013 Temmuz- 2017 Mayıs döneminde elektrik perakende satış piyasasına ilişkin olarak
gözlenen eylemler aşağıdaki şekilde özetlenmektedir.
175 Her bir maddenin sonuna ilgili davranışın hangi şirket tarafından yapıldığı gösterilmektedir.
18-06/101-52
256/331
Şekil 4: 2013 Temmuz- 2017 Mayıs Döneminde Elektrik Perakende Satış Piyasasında Gözlemlenen Eylemler
K1'de Bulunan
Tüketicilerden;
-Habersiz sözleşme,
-Tarihsiz sözleşme ve IA-
02 Formu,
-Ödeme kanallarının
kapatılarak sözleşme,
-Birlikte sözleşme,
-Limit Altı sözleşme
alınarak K2 portföyüne
kaydedilmesi
- Elektriğin pahalı
olduğu dönemlerde
sanayi tüketicilerini
K1 ve K2 portföyleri
arasında kaydırma
- 2016 Mart sonrası
dönemde borcunu
ödemeyen K2
tüketicilerine kesim
ihbarnamesi
bırakılması
2015 Mayıs/
2015 Temmuz
Öncesi:
Sayaç uygun
değil, limit altı,
sözleşmesi var
ve borcu var
gerekçesiyle
geçişlerin
reddedilmesi
2015 Temmuz
sonrasında
başka
tedarikçiye
geçmek isteyen
tüketicilere
dayanksız
cayma bedeli
çıkarılması
Başka
tedarikçiye
geçiş yapan
tüketicilerin,
önceden
alınmış olan
tarihsiz IA-02
Form'larına
güncel tarih
atılarak geri
talep edilmesi
Başka
tedarikçiye geiş
yapan
tüketicilerin
sayaç
okumalarının
istikrarsızlaşma
sı
18-06/101-52
257/331
I.6.5. AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN’in Oluşturduğu Dikey Bütünleşik
Yapının Gerçekleştirdiği Eylem ve Uygulamaların Dışlama Potansiyeli ve Dışlama
Niyeti İçermesi
(698) Daha önce de ifade edildiği üzere, AB Rehberi’nde, “Eğer bir davranış sadece rekabetin
önünde engel teşkil ediyor ve herhangi bir etkinliğe yol açmıyorsa, söz konusu davranışın
rekabet karşıtı olduğu sonucuna varılabilir. Böyle bir durum, örneğin, hâkim durumdaki
teşebbüs tarafından müşterilerin, rakip teşebbüslerin ürün veya hizmetlerini denemesine
engel olunması ya da müşterilerine rakiplerin ürün veya hizmetlerini denememeleri
karşılığında finansal teşvikler sağlanması veya bir dağıtımcıya ya da müşteriye rakibin ürün
veya hizmetlerinin tanıtımının geciktirilmesi karşılığında çeşitli şekillerde ödeme yapılması
hallerinde gerçekleşir.”176 şeklinde yer alan ifadelerden, belli bir davranış/uygulama tipinin,
karakteristik itibarıyla herhangi bir ek analiz yapmaya ihtiyaç duyulmaksızın, muhakkak bir
kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğinin ve dolayısıyla, bu kapsamdaki eylem ve
uygulamalar için hâkim durumun kötüye kullanılmasını ortaya koymak bakımından
(doğrudan) rekabet karşıtı etkilerin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmediği
anlaşılmaktadır.
(699) AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ’in, gerek ayrı ayrı gerek AKDEN aracılığıyla gerekse de
koordineli bir şekilde birlikte yukarıda ayrıntılı ve sınıflandırılmış olarak ele alınan eylem ve
uygulamaları yoluyla perakende elektrik piyasalarında tedarikçi değişikliğini engelledikleri
ve ilgili pazarları kapadıkları ve dolayısıyla hâkim durumlarını kötüye kullandıkları tespit
edilmiştir. Tarafların söz konusu dikey bütünleşik yapının soruşturmaya konu eylem ve
uygulamalarının her birinin ilgili pazarlardaki kaçınılmaz etkileri ve sonuçlarının bilincinde
olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, Kurul’un 2014 yılındaki önaraştırma kararı sonucunda
taraflara 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gönderilen görüşte,
kaçınılması gerektiği belirtilen eylem ve uygulamalar ile işbu soruşturmada değerlendirilen
eylem ve uygulamaların biçim ve sonuç bakımından örtüşmektedir. Bu durum
soruşturmaya taraf dikey bütünleşik yapının söz konusu eylem, davranış ve
uygulamalarının ilgili pazardaki rakipleri dışlamaya ve pazarı kapamaya, tüketicilerin
tedarikçi seçim hakkını ellerinden almaya yönelik olduğunun bilincinde olduğunu ve buna
rağmen söz konusu eylem ve uygulama silsilesine devam ettiğini ortaya koymaktadır.
(700) Öte yandan, mevcut durumda serbest tüketici ilgili pazarları, CK AKDENİZ’in baskın bir
şekilde hâkim durumda olduğu, rekabetçi baskı yaratabilecek nitelikte bir rakip veya
rakiplerin bulunmadığı, serbest tüketici mobilizasyonunun oldukça kısıtlı olduğu pazarlar
olarak karakterize edildiğinde, soruşturmaya konu dikey bütünleşik yapının tedarikçi
değişikliğini engelleyerek ilgili pazarları rakiplere kapadığı ve dolayısıyla soruşturmaya
konu eylem, davranış ve uygulamaları yoluyla mevcut pazar yapılarını muhafaza ettiği;
dolayısıyla söz konusu kötüye kullanma hallerinin doğrudan etkisi olarak serbestleşme
sürecinin önceden başlamış olmasına rağmen, ilgili pazarlarda tekamül edemediği
değerlendirilmektedir.
176 AB Rehberi, para. 22.
18-06//101-52
258/331
(701) Öncelikle soruşturmaya konu dikey bütünleşik yapının davranış, eylem ve uygulamalarının,
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) bendinde, “Ticarî faaliyet alanına başka bir
teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin
piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler” şeklinde yer alan duruma
Kanun’da yer verilen amaç unsurunun varlığı açısından uygunluk gösterdiği ve hâkim
durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmelidir. Nitekim aşağıda
özet bir şekilde yer verilen Kurul kararları ve söz konusu kararlara ilişkin Danıştay
kararlarında amaç unsurunun doğrudan ya da dolaylı varlığının 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi bakımından hâkim durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiği
net bir biçimde ifade edilmektedir.
(702) 05.06.2007 tarih ve 07-47/506-181 sayılı Kurul kararı, Anadolu Cam Sanayi A.Ş.’nin
(ANADOLU CAM), cam ev eşyaları (zücaciye) pazarındaki rekabeti bozup bozmadığının
tespiti amacıyla re’sen başlatılan soruşturma sonucunda alınmıştır. Kararda ANADOLU
CAM'ın, Türkiye cam ambalaj malzemeleri pazarında hâkim durumda olduğu tespit
edilmiştir. Şişecam Grubu bünyesindeki cam ev eşyası üreticisi Paşabahçe'ye rakip olan
Solmaz Mercan Mutfak Eşyaları San. Ve Tic. A.Ş.’ye (SOLMAZ MERCAN) ANADOLU
CAM tarafından yapılan satışların kısıtlanması, ANADOLU CAM’ın hâkim durumunu
kötüye kullanması başlığı altında, mal vermeyi reddetme eylemi bakımından
değerlendirilmiştir. Karara göre, ANADOLU CAM tarafından SOLMAZ MERCAN'a uzun
süredir uygulanan arz kısıtlaması, kapasite kısıtı vb. herhangi bir objektif nedenden
kaynaklanmamaktadır. Bu durum, SOLMAZ MERCAN’ı başka kaynaklardan mal alımına
yöneltmiştir. Kararda, söz konusu alımların SOLMAZ MERCAN’ın taleplerini tam olarak
karşılayamadığı ve bu nedenle ilgili teşebbüsün mal vermeme eyleminden olumsuz
etkilendiği ifade edilmekle birlikte, mal vermenin kesilmesi eyleminin ihlâl olarak
değerlendirilebilmesi bakımından, ilgili teşebbüsün uğramış olduğu zararlar yanında, cam
ev eşyaları pazarında doğrudan tüketiciye yansıyan, fiyat ve ürün kalitesi gibi hususlarda
hissedilir bir etkinin de ortaya çıkması gerektiği, ancak cam ev eşyaları pazarına ilişkin
veriler dikkate alındığında, söz konusu eylemin rekabeti kısıtlayıcı etkisinin olmadığı
gerekçesiyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir ihlâlin bulunmadığı
sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak kararda, ANADOLU CAM’ın rekabeti kısıtlayıcı karar
ve uygulamalardan kaçınması yönünde Başkanlık tarafından görüş yazısı gönderilmesine
de karar verilmiştir.
(703) Söz konusu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle SOLMAZ MERCAN
tarafından yapılan başvuru üzerine alınan Danıştay 13. Dairesi’nin 24.04.2008 tarih ve E:
2007/13574 kararında ise; ANADOLU CAM'ın söz konusu mal vermeme eyleminin, 4054
sayılı Kanun’un 6.maddesinde açıkça kötüye kullanma halleri olarak sayılan (d) bendindeki;
“Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî avantajlardan
yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı
amaçlayan eylemler” ve (a) bendindeki “Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün
girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki
faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler” kapsamında yer aldığının kuşkusuz
olduğu ifade edilmiştir. Ek olarak Danıştay kararında, ANADOLU CAM’a rekabeti kısıtlayıcı
karar ve uygulamalardan kaçınması yönünde Başkanlık tarafından görüş yazısı
gönderilmesine Kurul tarafından karar verilmesinin de bu eylemlerin gerçekte hâkim
durumun kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun Kurulca da kabulü anlamına geldiği
vurgulanmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında Danıştay tarafından, dosya konusu eylemin
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (d) bentlerini ihlâl ettiğinin anlaşılması nedeniyle
Kanun'un 16.maddesi uyarınca para cezası verilmesi gerekirken, eylemin hâkim durumun
kötüye kullanılması olarak sayılması için rekabeti kısıtlayıcı etkisi olması şartını taşıması
gerektiği gerekçesiyle tesis edilen Kurul Kararında hukuka uyarlık bulunmadığına ve
yürütmesinin durdurulması gerektiğine hükmedilmiştir.
18-06//101-52
259/331
(704) Bu karara karşı yapılan itiraz da İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 26.2.2009 tarih
E:2008/1242 sayılı karar ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, Kurul tarafından dosya konusu
26.8.2009 tarih ve 09-39/949-236 sayılı karar ile yeniden değerlendirmiştir. İlgili kararda
“eylemin rekabet üzerinde kısıtlayıcı etkisinin olup olmamasının, cam ev eşyaları pazarında
nihai tüketicilerin karşılaştığı fiyat kalite gibi unsurlarda meydana gelecek olumsuz nitelikli
net bir etkilenmeye yönelik bir analiz sonucu ortaya konabileceği düşünülse bile 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesinde kötüye kullanma hallerine örnek olarak tadadi bir biçimde
sıralanan uygulamalardan (a) ve (d) bentlerinde ifade edilen “amaç” unsurunun, somut olay
bağlamında varlığı açıktır.” denilerek, ANADOLU CAM’ın 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesini ihlal ettiğine ve idari para cezası verilmesine hükmetmiştir.
(705) 24.01.2006 tarih ve 06-03/51-11 sayılı karara konu, Türkiye Deniz İşletmeleri A.Ş.’nin (TDİ)
rakip teşebbüsleri pazar dışına çıkartmak amacıyla düşük fiyat uyguladığı ve bu şekilde
hâkim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığının tespiti için yürütülen soruşturmada
TDİ’nin Çanakkale Boğazı Bölgesi hatlarında %70 pazar payı ile hâkim durumda
bulunduğu tespit edilmiştir. Kararda yer verilen bilgilere göre TDİ, son üç yılda (2002-2004)
Çanakkale-Eceabat hattında sırasıyla maliyetlerin %27, %30 ve %27 altındaki oranlarda;
Gelibolu-Lapseki hattında ise aynı dönemler itibarıyla %30, %28 ve %25 oranlarında
maliyetin altında fiyatlar belirlemiştir. Bu iki hattın aynı zamanda TDİ’nin rekabetle
karşılaştığı hatlardan ikisi olduğunun ifade edildiği kararda, rekabet ortamının mevcut
olmadığı Eskihisar-Topçular hattında ise TDİ’nin, belirlediği yüksek fiyatlarla aşırı kâr elde
ettiği, anılan yıllardaki kâr oranının sırasıyla %214, %192 ve %254 olarak gerçekleştiği,
Çanakkale Boğazı hatlarındaki tarifelerin ise 29.08.2003 tarihinden 2005 yılı başına kadar
sürekli indirildiği, TDİ’nin fiyat indirimi yaparak zararına çalıştığı bu pazarlardaki rakip
teşebbüslerinde genel olarak zararına ya da çok düşük kârlarla çalışmak zorunda
bırakıldıkları tespit edilmiştir. Öte yandan kararda, dört yıl süren iddia konusu uygulamanın
sonucunda şikâyetçilerin halen pazarda bulunmalarının ve bu teşebbüslerin TDİ'nin
fiyatlarının da altında fiyat belirliyor olmalarının TDİ tarafından yıkıcı fiyat uygulandığı
iddialarıyla uyuşmayacağı gerekçesiyle hâkim durumun kötüye kullanıldığı yönündeki
iddiaların reddine karar verilmiştir.
(706) Danıştay 13. Dairesi'nin 07.01.2008 tarih ve E:2006/2508, K:2008/156 sayılı kararında ilgili
Kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Danıştay kararında, Kurul tarafından ilgili pazarda
hâkim durumda bulunan TDİ’nin mali kaynaklardan gelen avantajıyla, Çanakkale Boğazı
hatlarında son üç yılda %30 civarında maliyetin altında aşırı düşük ve zararına fiyatla
hizmet sunarak rakip teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırdığının tespit edildiği ifade
edilerek, TDİ’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (d) bentlerinde belirtilen
davranışlarda bulunduğuna ve dolayısıyla hâkim durumunu kötüye kullandığına
hükmedilmiştir.
(707) Danıştay’ın iptal kararı üzerine ise ilgili dosya konusu Kurul tarafından yeniden
değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda verilen Kurul’un 24.06.2010 tarih ve 10-
45/801-264 sayılı kararıyla, TDİ’nin Eskihisar-Topçular, Kabatepe-Gökçeada ve Çanakkale
Boğazı pazarlarında hâkim durumda olduğuna ve söz konusu hâkim durumunu 4054 sayılı
Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kötüye kullandığına hükmedilmiş, TDİ’ye
idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.
(708) Kurul’un, hâkim durumun kötüye kullanılmasına yönelik değerlendirilmesinde “niyet” ve
potansiyel/muhtemel dışlayıcı etki unsurunun varlığını yeterli gördüğü 30.03.2011 tarih ve
11-18/341-103 sayılı kararı, Danıştay 13. Dairesi’nin E:2012/1229, K:2016/3374 sayılı ve
E:2012/1246, K:2016/3376 sayılı kararlarında incelemeye konu olmuş ve her iki kararda
da Kurul’un yaklaşımı onanmıştır.
18-06//101-52
260/331
(709) Doğan Yayın Holding A.Ş. (DOĞAN) oluşan ekonomik bütünlüğün gazete reklam yeri
fiyatlarının oluşumunda uyguladığı indirim sistemleri ve medya planlama satın alma
ajansları ile akdettiği mutabakat ve/veya sözleşmelerdeki prim uygulamaları yoluyla 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiasının
incelendiği bahse konu Kurul kararında;
- Doğan Medya Grubu tarafından yüksek düzeyde sadakat artırıcı nitelikte tasarlanan
ve gerçekleştirilen indirim sistemleri ve uygulamalarının önemli ölçüde rakipleri
dışlama potansiyeline sahip olduğu,
- Söz konusu indirim sistemleri ve uygulamalarının, Doğan Medya Grubu tarafından
yüksek düzeyde sadakat yaratıcı nitelikte ve rakipleri dışlama potansiyeline sahip
olacak şekilde tasarlanmış olmasının, Doğan Medya Grubu’nun ilgili pazardaki
mevcut hâkim durumunu en azından stabilize etme ya da rakipleri dışlama/piyasayı
kapama ve bu suretle mevcut hâkim durumunu daha da güçlendirme niyetine açıkça
işaret ettiği,
- Daha önce sadakat yaratıcı etkileri tek tek ve birikimsel olarak değerlendirilen
indirimlerin yanı sıra Doğan Medya Grubu müşterilerinin rakiplerden alım
yapmalarını mutlak anlamda yasaklayan ve dolayısıyla doğrudan rakipleri dışlama
etkisi yaratan münhasırlık karşılığı verilen indirimler ile rakipler ile çalışma(ma)nın
hak edilecek indirim miktarı üzerinde önemli bir değişken olarak kullanıldığını
örnekleyen durumların, inceleme konusu indirim sistemlerinin dışlama
potansiyelinin yanında söz konusu niyetin varlığını daha da belirgin kıldığı,
- İnceleme konusu indirim sistemleri ve uygulamalarının, Doğan Medya Grubu
tarafından yüksek düzeyde sadakat yaratıcı nitelikte ve rakipleri dışlama
potansiyeline sahip olacak şekilde tasarlandığı, uygulandığı, Doğan Medya
Grubu’nun ilgili pazardaki mevcut hâkim durumunu en azından stabilize etme ya da
rakipleri dışlama/piyasayı kapama ve bu suretle mevcut hâkim durumunu daha da
güçlendirme niyetini yansıttığı ve söz konusu indirim sistemleri ve uygulamaları ile
rekabet karşıtı dışlama/kapama etkisinin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel
olması bağlamında rekabet karşıtı dışlama/kapama potansiyeline sahip olmasının
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırılık teşkil ettiği
sonucuna varılmıştır.
(710) Söz konusu kararın iptali sitemiyle açılan iki davada da Danıştay 13. Dairesi tarafından
hâkim durumdaki teşebbüs tarafından uygulanan indirim sistemlerinin, yıkıcı fiyatlamaya
yol açmadığı hallerde de kötüye kullanma olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu, söz
konusu tespitin yapılabilmesi için hâkim durumdaki teşebbüs tarafından uygulanan indirim
sistemi ve uygulamalarının, maliyet altı fiyatlamaya gitmeden, sadakat artırıcı etkilere yol
açmak suretiyle ilgili pazarın rakiplere kapatılması veya rakiplerin pazardan dışlanması
amacıyla tasarlanıp tasarlanmadığının ve böyle bir potansiyele de sahip olup olmadığının
ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir. Karara yönelik yapılan değerlendirme
sonucunda ise dosya kapsamında yer alan bilgi, belge ve tespitler doğrultusunda,
- Doğan Medya Grubu tarafından tasarlanan ve uygulanan indirim sistemlerinin
yüksek düzeyde sadakat artırıcı nitelikte olduğu ve önemli ölçüde rakipleri dışlama
potansiyeline sahip olduğu,
18-06//101-52
261/331
- Söz konusu indirimlerin yüksek düzeyde sadakat artırıcı ve rakipleri dışlama
potansiyeline sahip olacak şekilde tasarlanmış olmasının anılan ekonomik
bütünlüğün ilgili pazarda hakim durumunu koruma veya daha da güçlendirme
niyetiyle hareket ettiğini gösterdiği, incelemelerde elde edilen belgelerde yer alan
ifadelerin Dogan Medya Grubu'nun söz konusu indirim sistemi ve uygulamalarının
rekabet ihlali oluşturduğu bilinciyle hareket ettiğini ortaya koyduğu,
- Dogan Medya Grubu bünyesinde bulunan gazeteler ile medya planlama ve satın
alma ajansları arasında yapılan risturn anlaşmalarındaki koşulların da piyasadaki
rekabeti hâkim durumdaki teşebbüs lehine ve rakip teşebbüsler aleyhine olacak
şekilde bozma potansiyelini taşıdığı
sonucuna ulaşılarak anılan iptal davalarının reddine karar verildiği görülmektedir.
(711) Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler ışığında, işbu soruşturmaya konu dikey
bütünleşik yapının eylem ve uygulamalarının ilgili pazarlardaki rakipleri rekabet karşıtı
yollardan dışladığı ve ilgili pazarları rakiplere kapattığı, serbest tüketiciler bağlamında
tüketici seçim mekanizmasını işlemez hale getirdiği ve söz konusu dikey bütünleşik yapının
eylem ve uygulamalarının etki ve sonuçlarının bilincinde olduğu, yine de eylem ve
uygulamalarına ilgili pazarlardaki mevcut hâkim durumlarını daha da güçlendirme veya
muhafaza etme niyetiyle devam ettiği ve bu suretle de 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini
ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
I.7. Savunmalara İlişkin Değerlendirme
I.7.1. AKDENİZ EDAŞ’ın Savunmalarının Değerlendirilmesi
I.7.1.1. AKDENİZ EDAŞ Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin CK AKDENİZ’in
Erişimine Açılması ve AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte
Avantaj Sağlamasına İlişkin Yapılan Savunma
(712) Savunmada AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN’in aynı ekonomik bütünlük içinde
olması durumunun, sektörel mevzuat üzerinden değil rekabet hukuku temel prensipleri
bağlamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Üçüncü tarafların erişimi
konusunun hem sektörel düzenleme hem de rekabet hukuku uygulamaları kapsamında
olmakla birlikte rekabet hukuku uygulamaları bakımından asıl konu başlığının “sözleşme
yapmayı reddetme” olduğu fakat bu ihlalden bahsedebilmek için söz konusu mal ve
hizmetin “vazgeçilmezlik unsuru” özelliğini taşıması gerektiği ifade edilmektedir.
(713) Savunmaya göre herhangi bir piyasada hangi mal ya da hizmetlerin vazgeçilmezlik
unsurunun kapsamında olduğunun tespitinin her bir dosya bakımından pazarın dinamik
yapısını ve ilgili unsurun sağladığı pazar gücünün sürdürülebilirliğini göz önünde
bulunduran bir analiz ile yapılması gerekmektedir. Diğer yandan sektörel düzenlemeye tabi
piyasalar bakımından ise rekabet hukuku uygulamalarında "vazgeçilmezlik koşulu"
tanımına uyan durumlara ilişkin mal vermeye/sözleşme yapmaya ilişkin getirilen
yükümlülüklerin karşılığını "üçüncü tarafların erişimi" ana başlığı altında düzenleyici
kurumlar tarafından yayımlanan ex ante kuralların oluşturduğu, başka bir ifadeyle, elektrik
piyasalarında dağıtım şirketlerinin "vazgeçilmezlik koşulu" tanımına uyan mal ya da
hizmetlerin ne olduğu sorusu bakımından özel bir çalışma gerekliliği bulunmamakta olup
konuya ilişkin ayrıntılı analiz, tespit ve düzenlemelerin EPDK tarafından oluşturulduğu
belirtilmektedir.
(714) Esas itibarıyla bu alanda yaşanan problemlerin öncelikle sektörel düzenlemeler
kapsamında çözülmesi gerektiği ve sektörel düzenleyiciler bakımından niyet ve etki gibi
analizlerden çok ex ante kurallar ile sınırların belirlendiği ileri sürülmektedir.
18-06//101-52
262/331
(715) Sektörel düzenlemelerin söz konusu olduğu bazı durumlarda dahi belirli davranışların
rekabet hukuku bağlamında kötüye kullanma sayılabileceği ve dağıtım şirketlerine ilişkin
verilen İspanya (2009), Sorgenia (2010), ENEL/EXERGİA (2009) kararlarının bu duruma
örnek teşkil edebilecek kararlar olduğu, fakat bu soruşturmaların ortak özelliğinin sektörel
regülasyon gereği dağıtım firmaları tarafından sunulması zorunlu olan bilgi paylaşımına
ilişkin rakiplere eksik hizmet sunulması yoluyla gerçekleştirilen eylemler olduğu ve dışarıya
sunulması zorunlu olmayan bilgilerin teşebbüs içinde nasıl kullanıldığı konusunun
işlenmediği belirtilmektedir.
(716) Hâkim durumdaki teşebbüsün piyasaya sunmakla yükümlü/zorunlu olduğu (başka bir
ifadeyle vazgeçilmezlik unsuru koşullarını taşıyan) hizmete ilişkin diğer teşebbüslere
hizmet vermeyi reddetmesi ya da ayrımcı uygulama yapması durumunun hem regülasyon
hem de rekabet hukukunun müdahale alanına girdiği oysa bir teşebbüsün muhasebesi,
insan kaynakları, bilişim altyapısı ve kendi içindeki bilgi akışını nasıl ayrıştırması gerektiği
konusunun rekabet hukukunun değil sektörel düzenlemelerin müdahale alanı olduğu iddia
edilmektedir. Teşebbüs içinde kalması gereken ve üçüncü taraflarla paylaşılamayacak olan
hassas bilgilerin teşebbüs içinde de dağıtım ve perakende birimleri arasında
paylaşılmaması gerekliliğinin rekabet hukuku değil sektörel düzenlemelerin alanı olduğu
öne sürülmektedir. Ayrıca bilgi paylaşımı177 ve koordinasyon178 konularının EPDK’nın yetki
alanına girdiği ve Kurum tarafından yapılacak bir müdahalenin teşebbüsler açısından
hukuki belirsizlik yaratacağı ifade edilmektedir.
(717) Tedarik firmalarının faaliyet gösterebilmesi için vazgeçilmezlik koşulunu sağlayan herhangi
bir hizmetin ya da bilginin sunulmasında tedarikçi firmalar arasında ayrımcılığa yol açacak
ya da aynı ekonomik bütünlük içinde olunan CK AKDENİZ dışındaki tedarikçilerin
faaliyetlerini zorlaştıracak herhangi bir uygulamanın olmadığı nitekim dosya kapsamında
da bu yönde bir tespit bulunmadığı ifade edilmektedir.
(718) Dağıtım şirketlerinin hangi hizmetleri hangi koşullarda hizmet alımı yoluyla
karşılayabilecekleri konusunun, tamamen EPDK tarafından hazırlanan mevzuatın bir
parçası olduğu ileri sürülmektedir. Öte yandan tüm tedarikçilere eşit koşullarda ayrımcılık
yapmaksızın sunmakla yükümlü oldukları hizmetlerin doğrudan AKDENİZ EDAŞ tarafından
ya da dolaylı olarak AKDEN üzerinden üçüncü taraflara sunulmaması ya da ayrımcılık
yapılarak sunulması halinde "kötüye kullanma" eyleminden bahsedilebileceği fakat böyle
bir davranışları bulunmamakla birlikte söz konusu hususun da dosya kapsamında yer
almadığı ifade edilmektedir.
(719) Savunmada (…..) IP adresindeki protokolde yer alan bilgilerin dağıtım firmasından elde
edilen bilgiler olmadığı ve tüm tedarikçilerin benzer bir veri tabanı oluşturabileceği, zira bu
bilgilerin tamamının EPİAŞ internet sitesinden ulaşabilecek veriler olduğu ifade edilmiştir.
(720) “Bakım Onarım Protokolü”nün yüksek tüketimli özel trafolu müşterilerde, müşterilere ek bir
hizmet sunabilmek için müşterilerin mülkiyetinde bulunan tesislerin bakım ve onarımını
kapsayan bir süreç olduğu ve söz konusu sürecin ise dağıtım şirketlerinin görev ve
sorumluluk alanı dışında bulunduğu dile getirilmektedir.
177 Bilgi paylaşımı ile kastedilen, AKDENİZ EDAŞ bünyesindeki rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in
erişimine açılmasıdır. Taraflarca sunulan savunmada “bilgi paylaşımı” ifadesinin geçtiği yerlerde bu hususun
dikkate alınması gerekmektedir.
178 Koordinasyon ile kastedilen AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj
sağlaması çerçevesinde gerçekleştirilen rekabeti sınırlayıcı davranışlardır. Taraflarca sunulan savunmada
“koordinasyon” ifadesinin geçtiği yerlerde bu hususun dikkate alınması gerekmektedir.
18-06//101-52
263/331
(721) AKDENİZ EDAŞ olarak hukuki ayrıştırma kurallarına uyum konusunda hassas davranıldığı
fakat örneğin F. B.’nin çift e-posta adresinin bulunması hususu ve benzeri durumların
hukuki ayrıştırma kurallarına uyum çerçevesinde yapılan geçiş işlemleri esnasında ortaya
çıktığı ileri sürülmektedir.
(722) Bu çerçevede, insan kaynakları ve personelin kullanımı, logoların kullanımı, fiziki altyapı,
bilişim teknolojileri ve benzeri birçok konuda ekonomik bütünlük içindeki teşebbüsün kendi
içinde hangi kurallar çerçevesinde hareket edebileceği konusunda belirleyici olan alanın
EPDK mevzuatı olduğu ifade edilmektedir.
(723) Bu noktada, rekabetin tesisi sürecinde tüm tedarikçilerle eşit koşullarda paylaşmakla
yükümlü olunmasına rağmen paylaşılmadığının düşünüldüğü bilgiler var ise, Kurum
tarafından bu bilgilerin taraflarına tanımlanması halinde söz konusu bilgileri tüm tedarik
firmalarıyla ayrımcılık yapmaksızın paylaşabilecekleri söylenmektedir.
(724) Hangi bilgilerin üçüncü taraflarla paylaşılmaması ve aynı zamanda GTŞ ile paylaşılmaması
gerektiğine ilişkin yapılacak tespitlerin ise rekabet hukuku alanı dışında kaldığı ve tamamen
EPDK tarafından düzenlenmesi gerektiği dile getirilmektedir.
(725) Kurum’un müdahale alanına ilişkin olarak yapılan savunmalara tıbbi cihazlar piyasasına
ilişkin olarak alınan Kurul kararının örnek gösterildiği, ancak, buradaki örnekte tıbbi cihaz
firmalarının üçüncü taraflara vermek zorunda olduğu bilgiye ilişkin bir müdahalenin söz
konusu olduğu ve tüm savunmalarının tam da bu durumu ifade etmeye çalıştığı
belirtilmiştir. Yine GDF Suez kararının dosya kapsamında örnek verildiği ve anılan kararda
GDF Suez’in elinde bulunan çeşitli müşteri bilgilerinin rakip oyuncularla paylaşılmasına
hükmedildiğinin belirtildiği, dosya kapsamında da yer alan AB üyesi ülkelerin rekabet
otoritelerine ait dört kararda olduğu gibi GDF Suez kararında da dağıtım şirketinin
paylaşması gereken bilgileri paylaşmamasının rekabet hukuku kapsamında ele alındığının
görüldüğü, verilen tüm örnek kararların kendilerince yapılan savunmanın isabetliliğini
ortaya koyduğu ileri sürülmüştür.
(726) Savunmada dosyanın ilgili bilgilerin niçin paylaşıldığı ya da ne kadar kullanışlı olduğu ve
ne için kullanıldığı gibi konularla ilgilenmediği, sadece diğer teşebbüslerde olmayan bazı
bilgilerin GTŞ’de olmasını dahi kötüye kullanma olarak nitelendirdiği belirtilmektedir. Oysa
serbest tüketicilerin, tedarikçiler arasındaki geçişlerine ilişkin bilginin paylaşılmasının diğer
tedarikçiden GTŞ portföyüne geçişi sağlamadığı gibi, diğer tedarikçilerin piyasa
faaliyetlerini zorlaştırıcı herhangi bir faaliyet için de kullanılmadığı, nitekim 2013-2017
yıllarına ilişkin diğer tedarikçi müşteri adetlerinin devamlı artış gösterdiği göz önünde
bulundurulduğunda bu bilgilerin kritik bir rekabetçi avantaj yaratmasının söz konusu
olmadığı ileri sürülmüştür. Ek olarak, dosyada da bu bilgilerin CK AKDENİZ tarafından fiilen
kullanıldığına ve rekabetçi avantajın saha avantajına çevrildiğine ilişkin herhangi bir
değerlendirme ya da tespitin de bulunmadığı dile getirilmiştir.
(727) Yapılan savunmada ayrıca, İzmitgaz ve Başkentgaz’ın devirlerine ilişkin Kurul kararlarında
da hukuki ayrıştırmanın öngörüldüğü, bu koşulu yerine getirmeyen söz konusu şirketlere
teşebbüs içi ayrıştırmayı yapmamalarından dolayı rekabetçi yapıyı bozan herhangi bir
davranışları olmasa dahi 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan hükümlerin
uygulanıp uygulanmayacağı sorusu gündeme getirilmektedir.
(728) Savunmada, dosyada “çapraz sübvansiyonun rekabet ihlali olamayacağı” ve “çapraz
sübvansiyonun rekabet ihlali olabileceği” argümanlarının ikisine de yer verildiği, teorik
tartışmanın dahi nihai bir sonuca bağlanmadığı, dolayısıyla “koordinasyon” başlığı altında
yer verilen ve çapraz sübvansiyon kavramıyla açıklanmaya çalışılan ihlal iddialarının
soruşturma kapsamı dışına çıkarılması gerektiği belirtilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
18-06//101-52
264/331
(729) Savunmaya ilişkin yapılan değerlendirmede ilk olarak AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve
AKDEN’in tek teşebbüs olduğu iddiası ele alınmıştır. CK AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve
AKDEN’in aynı ekonomik bütünlük içinde bulunduğu dosya kapsamında pek çok kez
belirtilmiştir. Kaldı ki hakkında soruşturma yürütülen şirketlerin Akdeniz elektrik dağıtım
bölgesinin dışındaki alanlarda da faal olan başka şirketlerle birlikte aynı teşebbüs çatısı
altında bulunduğu bilinmektedir. Rekabet hukuku bir içtihat hukuku olarak, piyasa koşulları,
hukuki düzenlemeler ve diğer koşullar olmak üzere her bir vakaya özgü özellikler dikkate
alınarak değerlendirmelerin yapıldığı bir hukuk dalıdır. Bu bağlamda elektrik dağıtım ve
perakende satış piyasalarında hakim durumdaki yerleşik operatörün eylem ve
uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi bağlamında değerlendirilmesi de söz
konusu piyasaların yapısına, birbirleriyle olan kritik etkileşimlerine yönelik spesifik
hususların dikkate alınmasını gerektirmektedir.
(730) İşbu soruşturmaya konu hakim durumun kötüye kullanılması kapsamındaki eylem ve
uygulamaların aynı ekonomik bütünlük içinde bulunan ancak farklı ilgili pazarlarda faaliyet
gösteren farklı şirketler arasında cereyan etmesi, diğer bir deyişle, aynı teşebbüsün
kontrolünde bulunan ancak işbu soruşturmaya konu vakada olduğu üzere dikey ilişkiye
sahip ilgili pazarlarda faal olan şirketler arasında cereyan etmesi, söz konusu eylem ve
uygulamalar ilgili pazarlarda hakim durumun kötüye kullanılması çerçevesinde rekabetin
kısıtlanmasına yol açtığı sürece 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamına şüpheye
mahal vermeyecek şekilde girecektir. Aksi durum dikey bütünleşik yapıya sahip olması
nedeniyle aynı teşebbüs tarafından kontrol edilen ancak farklı ilgili pazarlarda faaliyet
gösteren enerji ve telekomünikasyon sektörleri başta olmak üzere pek çok ağ endüstrisinde
faaliyet gösteren hakim durumdaki teşebbüslerin benzer nitelikteki kötüye kullanma
kapsamındaki davranışlarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamından muaf
tutulması gibi kabul edilebilir olmayan bir sonuca yol açacaktır. Neticede soruşturmaya
konu davranışların her birisi ilgili pazarlarda rekabetin kısıtlanmasına yol açan nitelikte
hakim durumun kötüye kullanılması eylemleri olmaları nedeniyle hukuki sorumluluk
altındadır.
(731) Dağıtım ile perakende satış şirketleri arasındaki bilgi paylaşımı ve koordinasyona dair
eylem ve uygulamaların tek bir teşebbüsün içsel dinamikleri olarak görülmesi gerektiği
dolayısıyla sadece sektörel düzenleyici tarafından ayrıştırma ilkeleri çerçevesinde ele
alınması gerektiği savunmaları, elektrik piyasalarında yaşanan dönüşümün sadece
özelleştirmeden ibaret olduğunu varsaymak anlamına gelecektir. Bu yöndeki eksik bakış
açısı CK AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve AKDEN’in özelleştirme sonucu sahip olduğu
durumdan kaynaklanan rekabetçi avantajların piyasa davranışları yoluyla serbestleşmenin
gerektirdiği yükümlülükler üstlenilmeden sürdürülebileceği gibi değerlendirmeye neden
olabilecektir. Ancak incelemeye konu elektrik piyasalarındaki dönüşüm özelleştirme ile
serbestleşmenin birlikte yürütülmesi şeklinde cereyan etmiş ve etmektedir. Serbestleşme,
elektrik piyasalarındaki dikey bütünleşik yapının sadece el değiştirmesinden ve varsa
sektörel düzenlemenin gözetiminden ibaret bir piyasa ekosisteminden çok daha fazlasını
ifade etmektedir. Serbestleşmenin tesisinin, diğer bir ifadeyle ilgili piyasalarda rekabetin
oluşmasının önündeki yapısal engellerin başında, sektördeki doğal tekel niteliğindeki
faaliyetlerin, rekabete açık faaliyetlerle bir arada yürütülmesi gelmektedir.179 Bu nedenle,
serbestleşme girişimlerinin başarıya ulaşabilmesi için, elektrik piyasasında, doğal tekel
niteliğindeki iletim ve dağıtım faaliyetlerinin, rekabete açık üretim, ithalat, toptan satış ve
perakende satış faaliyetlerinden ayrıştırılması gerekmektedir.
179 Şahin, 2012.
18-06//101-52
265/331
(732) Bu çerçevede, elektrik ve doğal gaz şebekelerine tüm kullanıcıların eşit koşullarda
erişiminin sağlanması, ayrımcılığın engellenmesi, faaliyetler arasında çıkar çatışmasının
ve çapraz sübvansiyonun önlenmesi, dikey bütünleşme sonucu ortaya çıkacak piyasa
kapama riskinin ortadan kaldırılması, piyasalara yeni teşebbüslerin giriş yapmasının
kolaylaşması, piyasaların daha etkin biçimde düzenlenmesinin sağlanması sonucu
sektörel düzenlemelerin etkisinin artırılması gibi gerekçelerle, enerji sektöründeki mevcut
dikey bütünleşik yapıların ayrıştırılması fikri ortaya atılmıştır. Bu nedenlerle, elektrik
piyasalarında ayrıştırma uygulaması rekabetin sağlanması bakımından bir zorunluluk
olarak kabul edilmekte olup benimsenen ayrıştırma modeli ülkeden ülkeye farklılık
göstermektedir. Ancak ayrıştırmanın temelinde doğal tekel niteliğindeki dağıtım veya iletim
alanındaki yapıların bağımsız sistem operatörü gibi faaliyette bulunması amaçlanmaktadır.
(733) Bu bağlamda Türkiye elektrik piyasaları bakımından dağıtım ve perakende satış şirketleri
arasındaki hukuki ayrıştırma, yalın olarak tüzel kişiliklerin ayrıştırılmasından ibaret
olmamakta özünde iki yapı arasındaki fonksiyonel ayrıştırmayı öngörmektedir. Temelde
yukarıda bahsedilen rekabet karşıtı kapama sonucuna neden olacak eylemlerin
önlenmesini hedef alan fonksiyonel (ya da organizasyonel) ayrıştırma; dikey bütünleşik
şirketin bütünleşmiş faaliyetlerinin, ayrı faaliyetler olarak değerlendirilmesi ve başında farklı
yöneticilerin bulunduğu farklı birimler tarafından yürütülmesini ifade etmektedir.
Fonksiyonel ayrıştırma yönteminde, şebeke biriminin, dikey bütünleşik yapıda yer alan
diğer piyasa faaliyetlerinden bağımsız şekilde faaliyet gösterebilmesi için gerekli insan
kaynağı ile fiziksel ve finansal kaynaklara sahip olması sağlanmaktadır. Ayrıca, şebeke
faaliyetleri ile ticari faaliyetler arasında oluşturulacak “Çin Seddi” ile bilgi değişiminin ve
iletişimin büyük ölçüde sınırlandırılması yoluyla, bir birimin, diğerinden rekabete duyarlı
bilgiler edinmesinin ve böylece üçüncü taraflara ayrımcılık yapılmasının önüne geçilmesi
amaçlanmaktadır. Bu minvalde, esasen aynı teşebbüs çatısı altında bulunan dağıtım şirketi
ile perakende satış şirketi arasındaki, dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan rekabete
duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte avantaj sağlaması yoluyla ilgili pazarda rekabetin sınırlanmasına yol açan eylem
ve uygulamaların değerlendirilmesini ayrıştırma ilkeleri çerçevesinde bir düzenleyici otorite
denetimine anlamdaş kılmak bizzat dağıtım pazarındaki sahip olunan hâkim durumun
kötüye kullanılması sorumluluğundan, düzenleyici çerçevenin kapsamına sığınarak
kaçınmak anlamına gelecektir.
(734) Bunlara ek olarak savunmada yer verilen rakip tedarikçilerin sürekli olarak pazar payı
kazandıkları iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu durum hakim durumun tespiti
başlığı altında yer alan grafiklerden de teyit edilebilecektir. Öte yandan işbu dosya
kapsamında bilgi paylaşımı, rakip tedarikçilerin faaliyetlerini doğrudan zorlaştırmamakta,
ancak CK AKDENİZ’e operasyonel maliyet anlamında avantaj sağlayarak dolaylı olarak
rakip tedarikçilerin faaliyetlerini zorlaştırmaktadır. Bilgi paylaşımı bağlamında elde edilen
avantajlar profil maliyeti ve müşterilere erişim ile ilgilidir. Piyasa ortalamasında; bir
tedarikçinin maliyetlerinin %79’unu spot piyasa elektrik maliyetleri, %14’ünü YEK maliyeti,
%1’ini dengeleme maliyeti, %4’ünü profil maliyeti ve %2’sini de finansman ve diğer
kalemlerden oluşmaktadır180. Söz konusu maliyetler bakımından spot elektrik maliyeti ile
YEK maliyetinin tüm oyuncular için ortak olduğu ve üzerinden değişiklik yapılmasının
mümkün olmadığı bilinmektedir. Bu bağlamda tedarikçiler, içinde bulundukları rekabette
öne geçebilmek için toplam maliyetlerinin %7’si üzerinde tasarruf yapabilmektedir. Profil ve
diğer maliyetler ise kontrol edilebilecek maliyetin en az yarısını oluşturduğundan ve elektrik
piyasasının düzenlenen tarifelerle piyasa fiyatları arasında bulunan hassas bir dengede
yürümesinden dolayı CK AKDENİZ’in bilgi paylaşımı neticesinde elde ettiği avantajın son
derece önemli olduğu değerlendirilmiştir.
180
18-06//101-52
266/331
(735) Rekabet hukukunun teşebbüs kavramının kapsamını diğer hukuk dallarından farklı
çizmesinin önemli bir nedeninin, kanunu ihlal edici nitelikteki eylem ve uygulamaların aynı
menfaat grubunun kontrolü altında olduğu halde farklı tüzel kişiliklerce
gerçekleştirilmesinin, hukukun dolaşılması suretiyle rekabet kanununun kapsamından ve
yaptırımından muaf tutulmasının önüne geçmek olduğu açıktır. Benzer şekilde, işbu
soruşturmaya konu, aynı menfaat grubu tarafından kontrol edilen ancak hukuki ayrıştırma
ilkesi gereği farklı tüzel kişilikler bünyesinde devam ettirilen dağıtım şirketinin bünyesinde
bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım şirketinin GTŞ’ye
rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlamasına yönelik eylem ve uygulamaların bu defa
aynı teşebbüs bünyesinde yürütülmesi gerekçesiyle kanun kapsamı dışında olduğunu
savunmasının da 4054 sayılı Kanun’un yaptırımından kaçınmaya yönelik aynı saiklerden
kaynaklandığı dile getirilmelidir. Daha önce de ifade edildiği üzere, serbestleşme sürecinin
işlemesi için kati surette öngörülen ayrıştırmanın ne şekilde gerçekleşeceği bir tercih
olmakla birlikte, alternatif yöntemlerde gözetilen asgari husus dikey bütünleşik yapının
perakende alt pazarındaki rekabeti, ilgili pazarlardaki hâkim durumunu kötüye kullanarak
engellemesini ve dolayısıyla pazarı rakiplere kapatmasını önlemektir. Söz konusu kötüye
kullanma eylemlerinin gerek perakende gerekse dağıtım pazarlarındaki hâkim durumların
kötüye kullanılması yoluyla gerçekleşeceği ortadayken, alt pazardaki tüm oyunculara eşit
mesafede olması gereken dağıtım şirketinin GTŞ lehine rekabet karşıtı eylem ve
uygulamalarda bulunmasının yollarından birisi de işbu soruşturmaya konu dağıtım
şirketinin bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve
dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması uygulamalarıdır.
Serbestleşmeden beklenilen asli hedefin etkin rekabet ortamı olduğu göz önünde
bulundurulduğunda, ayrıştırmanın ne şekilde gerçekleştiğine bağlı olarak elektrik
piyasalarında rekabeti engelleyici kötüye kullanmalara müdahalenin kapsamının daralıp
genişleyeceğini beklemek isabetli bir bakış açısını yansıtmayacaktır. Bu yöndeki bir bakış
açısı esasen, şebeke endüstrilerinde faaliyet gösteren dikey bütünleşik yapıdaki yerleşik
operatörlerin üst pazarlarda sahip oldukları hâkim durumlarını (alt pazarlardaki hâkim
durumlarıyla beraber veya tek başına) kötüye kullanarak alt pazarlardaki rekabetin
engellenmesine yol açan her türlü kötüye kullanmanın rekabet hukuku kapsamı dışında
tutulması gibi sonuca yol açacaktır. Zira böyle bir bakış açısı doğrultusunda, mülkiyet
ayrıştırması durumunda dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin
GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj
sağlaması uygulamalarından dağıtım şirketinin sorumlu olması beklenebilecekken, diğer
türlü ayrıştırmalarda aynı sorumluluk cereyan etmeyecek ve dağıtım şirketinin aynı nitelikte
rekabet karşıtı uygulamaları gerçekleştirme ehliyetine sahip olduğu kabul edilmiş olacaktır.
Rekabet hukukunu oldukça etkin bir hukuk dalı kılan en önemli özelliği, tıpkı yukarıda
teşebbüs kavramına ilişkin benimsenen spesifik bakış açısında olduğu gibi, inceleme
konusu vakalarda eylem ve uygulamaların esasına odaklanılmasıdır. Hal böyleyken, işbu
soruşturma konusu eylem ve uygulamalar arasında yer alan dağıtım şirketinin bünyesinde
bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım şirketinin GTŞ’ye
rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması uygulamalarının teşebbüs kavramının şekli
korumasından yararlanarak kötüye kullanma olarak tanımlanmamasının, rekabet
hukukunun doğasına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer bir deyişle soruşturma
kapsamında ifade edilen husus alt-üst pazar ilişkisi bulunan pazarlarda faaliyet gösteren
şirketlerin rekabeti kısıtlayıcı eylemlerde bulunmasının, teşebbüs kavramına dayanılarak
4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışına çıkarılamayacak olmasıdır. Nitekim 30.12.2015 tarih
ve 15-29/420-17 sayılı Anadolu Holding-Migros Kurul kararında, Migros’un kendisinde
toplanacak olan rakip verilerini üst pazarda faaliyet gösteren Anadolu Efes ile
paylaşmasının rekabeti kısıtlayabilecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla benzer
bir davranışın ihtimal olarak kalmayıp hayata geçtiği mevcut duruma da 4054 sayılı Kanun
18-06//101-52
267/331
ile müdahale edebilecektir. Bu anlamda teşebbüs kavramının olayın şekline göre yeniden
tanımlanması değil, bilakis son derece tutarlı bir şekilde uygulanması söz konusudur.
(736) Bakım onarım protokolüyle ilgili olarak, AKDEN’in anılan protokol kapsamındaki hizmetleri
CK AKDENİZ’e, dağıtım şebekesinin bakımı ve onarımı için gereken hizmetleri de
AKDENİZ EDAŞ’a sunduğu görülmektedir. İhlalin gerçekleştiği dönemlerdeki piyasa
koşulları dikkate alındığında, hiçbir tedarikçinin sadece özel trafolu müşterilerine yönelik
olarak ek bir masrafa katlanmasının ekonomik olamayacağı açıktır. Bu bağlamda CK
AKDENİZ’in müşterilerine ek bir fayda sağlayan ve dağıtım ile perakende faaliyetlerini bir
bütün olarak gösteren protokolün finansmanının AKDEN üzerinden dağıtım şirketinin
maliyetleriyle bütünleştirildiği değerlendirilmektedir.
(737) Dağıtım özelleştirmelerinin örnek olarak verilmesi hususunda ise, Kurum’un değerlendirme
yaptığı husus hukuki ayrıştırmaya uyulup uyulmaması değil, söz konusu davranışların
piyasadaki rekabeti engelleyip engellemediğidir. Somut olayda, CK AKDENİZ, AKDEN ve
AKDENİZ EDAŞ arasındaki ilişki elde edilen belgelerden de anlaşılacağı üzere elektrik
perakende satış piyasasındaki rekabeti bozucu fiili ve potansiyel etkiye sahip durumdadır.
Açıklanan sebepler neticesinde ilgili savunma kabul edilemeyecektir.
(738) Öte yandan bilgi paylaşımı ve koordinasyon konularının EPDK’nın yetki alanına girdiği ve
Kurum tarafından yapılacak bir müdahalenin teşebbüsler açısından hukuki belirsizlik
yaratacağı savunması ile ilgili olarak, işbu dosya kapsamında hakkında soruşturma
yürütülen elektrik dağıtım ve elektrik perakende şirketlerinin birbirlerinden hukuki olarak
ayrışıp ayrışmadığı denetlenmemekte, AKDENİZ EDAŞ, AKDEN ve CK AKDENİZ
arasında bulunan, hukuki ayrıştırma hükümlerini de ihlal eder nitelikte olan, rekabeti
kısıtlayıcı davranışlar cezalandırılmaktadır. Öte yandan teşebbüsler açısından herhangi bir
hukuki belirsizliğin ortaya çıkması için EPDK’nın düzenlemeleri kapsamında yapılması
“zorunlu” olan bir davranışın rekabet hukuku çerçevesinde “yasaklanması” gerekmektedir.
İşbu soruşturma kapsamında böyle bir durum olmayıp, teşebbüsler açısından hukuki
belirsizlik yaratacak bir husus bulunmamaktadır.
(739) Hakkında soruşturma yürütülen tarafların diğer teşebbüslerin sahip olmadığı bilgiye sahip
olması dolayısıyla pazar gücünün yüksek olmasını sağlayan unsurlara GTŞ doğası gereği
sahiptir. Söz konusu verilere sadece GTŞ’nin değil esasen pazardaki tüm tedarik
şirketlerinin erişiminin tesis edilmesi adil rekabet ortamının sağlanması bakımından
oldukça önemli bir husus olmakla birlikte, bu husus dosya kapsamında kötüye kullanma
kapsamında yer verilen uygulamalar arasında yer almamaktadır. Bilakis, GTŞ’nin kendi
bünyesinde bulunmayan, dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan ve GTŞ ile arasına sed
çekilen verilere erişmek ve yine dağıtım şirketinin münhasır kaynaklarının, dağıtım
şirketinin GTŞ’ye rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması yoluyla GTŞ lehine
kullanılması yönündeki uygulamalar, kötüye kullanma olarak değerlendirilmektedir.
Dağıtım şirketinin hukuki sorumluluğunu, dağıtım şirketinin sahipliği kriterine göre
belirlemek yerine, elektrik piyasasındaki konumu ve görevi doğrultusunda belirlemenin
rekabetin korunması amacına doğrudan ve sağlıklı bir şekilde hizmet edeceği aşikârdır.
18-06//101-52
268/331
(740) Literatürde çapraz sübvansiyonun tanımı üzerinde tam bir uzlaşma bulunmamaktadır181.
Mevcut tanımlar dikkate alındığında çapraz sübvansiyonun daha çok maliyet transferi
olarak ele alındığı, bu durumun da çapraz sübvansiyonun yıkıcı fiyat gibi uygulamalarla
birlikte rekabet ihlaline yol açabileceği şeklinde bir kanıya varılmasına neden olduğu
anlaşılmaktadır. Ancak maliyet transferine yönelik yıkıcı fiyat karakteri bulunmayan
yaklaşımlar da bulunmaktadır. Öyle ki, düzenlenmeyen piyasadaki karını mevcut fiyat
seviyesini koruyarak artırmak isteyen şirket, düzenleme bulunmayan alandaki maliyetlerini,
maliyet artışlarının düzenlenen fiyata zam olarak yansıyabilecek olan düzenlemeye tabi
alana aktarabilmektedir182. Bu bağlamda rekabete açık kısımdaki faaliyete, rekabete kapalı
kısımdaki faaliyet çerçevesinde verilen desteğin rekabeti kısıtlayacak seviyede olması, söz
konusu eylemin rekabet hukuku kapsamında ihlal olarak değerlendirilmesine yol
açabilecektir. Çapraz sübvansiyona ilişkin literatürde farklı tartışmalar yer almakla birlikte
somut olayda Fjell tarafından oluşturulan yaklaşımın benimsenebileceği
değerlendirilmektedir. Öyle ki, tüm masrafları düzenlenen tarifeler üzerinden karşılanan
AKDENİZ EDAŞ’ın, ikili anlaşmalara yönelik gelir ve giderlerini kendisi yönetmesi gereken
CK AKDENİZ adına sözleşme alması, fatura bırakması ve pazarlama-satış yapması,
rekabete açık alandaki birtakım maliyetlerin düzenlenen faaliyetlerin içine gömülmesi
anlamı taşımaktadır. Yukarıda verilen tedarikçi maliyetleri dikkate alındığında, dağıtım
şirketi çalışanlarının direkt perakende satış faaliyeti olan birtakım hususlarda rol almasının
CK AKDENİZ açısından ciddi bir avantaj yarattığı belirtilmelidir.
(741) (…..) IP adresinden ulaşılan sistemin, CK AKDENİZ çalışanlarına diğer tedarikçilerin
geçmiş tüketici sayıları, yıl bazındaki toplam tüketim miktarları gibi bilgilerini takip
edebilmesine imkân tanıyan bir sistemin olduğu; bu sistemin dağıtım ve perakende
şirketleri arasında stratejik nitelikli bilgi paylaşımını işleten bir yapı olduğu
değerlendirilmiştir.
(742) Fransa Rekabet Otoritesi’nin GDF Suez (Engie) hakkında aldığı ihtiyati tedbir kararında,
regülasyon kurumu tarafından rakiplerle paylaşılması zorunlu tutulmayan bilgilerin GDF
Suez tarafından rakiplerin erişimine açılma yükümlülüğünün getirildiği görülmektedir. Bu
anlamda rekabet hukuku çerçevesinde ilgili regülasyondan bağımsız olarak birtakım
tedbirler getirilebilmektedir. Öte yandan piyasadaki rekabet bakımından hassas bilgilere
tüm oyuncuların aynı anda erişmesi kadar hiçbir oyuncunun erişmemesi de yararlı
olabilecektir. Somut olayda hiçbir piyasa oyuncusunun erişemediği bilgilere, AKDENİZ
EDAŞ ile aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan CK AKDENİZ’in doğrudan ve dolaylı
yollarla erişmesi rekabeti kısıtlayıcı nitelikte görülmekte, tıpkı diğer piyasa oyuncuları gibi
CK AKDENİZ’in de dağıtım şirketinde bulunan hassas bilgilere hiçbir şekilde erişmemesi
gerekmektedir.
I.7.1.2. Düzensiz ve Hatalı Sayaç Okumaya İlişkin Savunmalar
(743) Savunmada sayaç okumaya ilişkin olarak OSOS ile "endeksör vasıtasıyla sahada tüketim
noktasında sayaç okuma" olmak üzere iki yöntemin mevcut olduğu ifade edilmiştir. OSOS
vasıtasıyla okumada abonenin sayacına gidilmediği, sayaçlara bağlanan bir modem
vasıtasıyla alınan bilgiyle uzaktan okuma yapıldığı, modem ile okumanın yapılamadığı
durumlarda ayrıca okuma elemanı yollanarak okuma faaliyeti gerçekleştirildiği dile
getirilmiştir. OSOS kapsamında bulunan sayaçlara ait okumalarda problem yaşanmasının
sayacın bulunduğu konumun modem erişimine bağlantı kalitesiyle ilgili olduğu teknik
sıkıntılar yaşanmadığı sürece okumaların düzenli bir şekilde yapıldığı belirtilmiştir.
181 Hancher, Buendia ve Sierra, 1998.
182 Fjell, 2001
18-06//101-52
269/331
(744) Endeksör vasıtası ile okumada ise saha elemanları tarafından bizzat abonenin sayacına
gidilerek endeksör olarak adlandırılan cihaz vasıtasıyla aylık tüketim miktarının ölçümünün
yapıldığı, yerleşim bölgelerine göre abonelerin gruplandırıldığı ve bu gruplara göre okuma
dosyaları oluşturulduğu bilgisi verilmiştir. Her bir okuma dosyasında endeksör veri
tabanının alabildiği ve endeksör okuyucusunun günlük maksimum sayıda okuma
yapabileceği tüketici kadar abonenin mevcut olduğu, AKDENİZ EDAŞ dağıtım bölgesinde
ise endeksör okumasına tabi abonelerin yaklaşık 5.000 dosya üzerinden takip edildiği, bu
dosyalar kapsamında yer alan tüketim noktalarına ilişkin okuma işleminin yapılabilmesi için
her ayın aynı gününe denk gelecek şekilde okuma planlanması yapıldığı dile getirilmiştir.
Dosyaların tanımlanması ve listelerin hazırlanmasında tamamen lokasyona göre en verimli
okuma güzergâhlarının oluşturulması amacının güdüldüğü, abonelerin hangi tedarikçinin
müşterisi olduğu ya da bir dosyada abonelerin dağılımının nasıl olacağı gibi unsurların
dikkate alınmadığı ancak mevsimsel koşullar veya teknik zorunluluklar nedeniyle
aksaklıklar olabileceği ileri sürülmüştür.
(745) Öte yandan düzensiz okuma durumunda sistem kullanım bedellerinin nakit akışı anlamında
da sıkıntılar ortaya çıkaracağı, bunun yanı sıra okuması yapılmayan her bir sayacın
bölgeye giren enerjinin bölgedeki tüketimden bağımsız olarak kayıp elektrik mahiyetinde
dağıtım şirketinin yükümlülüğü altında olduğu, okunmayan sayaçların artması ile birlikte
kayıp kaçak oranlarının da artacağı bu durumda dağıtım şirketinin kayıp enerjiden ilave
zararının ortaya çıkacağı iddia edilmiştir.
(746) Sayaçların okunmaması veya geç okunmasına yönelik yapılan analizlerin 2015 Temmuz-
2016 Temmuz arasındaki dönemde ön plana çıktığı, bu durumun başlıca sebebinin ise
okuma faaliyetlerinde yaşanan genel aksamalar olduğu, bu dönemde yapılan okuma
faaliyetlerinde, K1-K2 ya da tedarikçi değiştiren tüketici gibi herhangi bir ayrımcılık
yapılmaksızın okuma faaliyetlerinde aksama olduğu ve konuya ilişkin EPDK tarafından da
savunma alındığı ifade edilmiştir.
(747) Bu durumun söz konusu dönemde sadece AKDENİZ EDAŞ bakımından değil diğer dağıtım
şirketleri bakımından da geçerli olduğunun ulusal basına yansıyan haberlerden dahi
rahatlıkla görülebileceği ve bu durumun diğer tedarikçilerin eylemlerini zorlaştırmaya
yönelik kasıtlı bir eylem olmadığı savunulmuştur.
(748) İlgili dönemde yaşanılan aksaklıkları dikkate almayarak, sadece belirli bir tüketici kesimine
ilişkin yapılan hesaplamalar ile ayrımcılık yapıldığı iddiasında bulunmanın doğru olmadığı
belirtilmiştir.
(749) Sayaç okumalarına ilişkin yapılan analizlerde CK AKDENİZ'in K2 portföyünden diğer
tedarikçiye geçen tüketicilerin geçiş yaptıkları aydaki tüketim bildiriminin yapılmadığının
belirtildiği ancak esasen ilk geçiş aşamasında okuma faaliyetine ilişkin yaşanan bu
durumun anlaşılması için öncelikle tedarikçi değişim sürecinin incelenmesin yerinde
olacağı ifade edilmiştir. Buna göre DUY’un 30/A maddesinin sırası ile beşinci, altıncı,
yedinci ve sekizinci fıkraları çerçevesinde portföyden çıkarılan, portföyü değiştirilen ve yeni
kaydedilen sayaçlara ilişkin kesinleşen listelerde açıklanan tüketicilerin ay sonu endeks
değerlerinin tespit edilmesinin gerektiği, her ay planlı şekilde belirlenmiş güzergâhlarda
yapılan okuma faaliyeti yanında kesinleşen listelerden dolayı okunması gereken sayaçlara
ilişkin yeni bir grup oluştuğu dolayısıyla ortaya çıkan bu yeni grubun okuma personeli için
ilave bir iş yükü getirdiği, kesinleşen listelerde tüketicilerin sayısal fazIalığı ve lokasyon
olarak dağınık olması nedeni ile ay sonu endeks değerlerinin istisnai durumlarda
aksayabildiği ve ayın son günü itibarıyla tespit işlemlerinin gerçekleştirilememesi
durumunun ortaya çıkabileceği, normal okuma planlamasının dışında bir okuma olarak
algılanması gereken bu grup bakımından zaman zaman aksaklıklar yaşanmasının sürecin
doğal bir sonucu olduğu, bu konuda özellikle geçmiş dönemlerde yaşanan aksaklıkların
18-06//101-52
270/331
mevzuatın getirdiği süreçten kaynaklı ve sadece bölgeye özgü olmayan aksaklıklar olduğu
ileri sürülmüştür.
(750) Yapılan analizde oranın yüksek çıkmasının asıl sebebinin ise okumaya ilişkin ilgili
dönemdeki genel aksaklıklar olduğu, belirlenen dönemdeki tüketicilerin geçişinin ilk ayları
bakımından okunmama oranının %33 olduğu, ancak bu noktada öncelikle genel okuma
oranlarına bakılması gerektiği, aynı döneme ilişkin AKDENİZ EDAŞ tarafından hesaplanan
ve tüketicilerin genelinde yaşanılan aksaklıklardan kaynaklanan okunmama oranlarının
aşağıdaki tabloda yer aldığı dile getirilmiştir.
Tablo 6: 01.01.2015 - 01.05.2016 Dönemi Okuma Oranları
Okumaya Tabi Sayaç183 Okunmayan Sayaç Okunmama Oranı (%)
CK AKDENİZ K2 (…..) (…..) 14,31
Diğer Tedarik Şirketleri (…..) (…..) 10,26
(751) Tablodan da görüldüğü üzere ilgili dönemde okuma sürecindeki aksaklıklardan dolayı
okunmama oranlarının CK AKDENIZ'in K2 tüketicileri için %14, diğer tedarik şirketlerinin
tüketicileri için ise %10 olduğu ifade edilmiştir. Bu durumun asıl nedeninin 2015 yılının ilk
aylarında karşılaşılan genel bir okuma probleminden kaynaklandığı, öte yandan tedarikçi
değişikliklerinin de ağırlıkla yılın ilk aylarına yoğunlaştığı, dolayısıyla tedarikçi değişim
sürecinde mevzuattan ve iş akış sürecinden kaynaklanan ilave aksaklıkların birlikte ele
alındığında bu durumun diğer tedarikçilerin faaliyetlerini zorlaştırma niyet ve etkisi
taşımadığı belirtilmiştir. Ayrıca tedarikçisini değiştiren 1.750 sayacın 500’üne “0 (sıfır)”
tüketim yüklenildiği %25’lik bir oranın hakim durumun kötüye kullanılması için yeterli kabul
edilemeyeceği, ayrıca eğer tedarikçisini değiştiren müşterileri yıldırma gibi bir niyet olsaydı
tedarikçi değiştiren tüm sayaçlara “0 (sıfır)” tüketim yüklenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
(752) Öte yandan geçiş sonrası okuma düzensizliklerinin ve aksamalarının sistematik bir hale
geldiği iddiasının ortaya konulması bakımından sadece ilk ay değil devam eden ayların da
ayrıntılı ele alınmasının gerektiği, sayaç okuma üzerinden hâkim durumun kötüye
kullanılması halinde sadece ilk geçişte değil diğer tedarikçide kalınan sürecin devamında
da düzensiz okuma yapıldığının iddia edilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda yapılacak
analizlerde kullanılacak yöntemin ve yerinin doğru analiz edilmesinin önemli olduğu, dosya
kapsamında yapılan analizde, abonelerin son kaynak tedarikçisi vasfıyla GTŞ'ye dönmesi
veya okuma yükümlülüğünden çıkması (aboneliğin kesin iptali) durumunun gözardı edildiği
ve geçişi yapılan tüketicilerin devam eden süreçte aboneliklerinin iptali ya da (portföyden
çıkarılması ya da abonenin kendi talebiyle) K1'e dönmesi, dolayısıyla bu tarihten sonraki
dönemler bakımından okumaya ilişkin excel listelerinde okunmamış olarak görülmesinin
söz konusu olabileceği ileri sürülmüştür.
(753) Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere yukarıda bahsedilen gerekçelerden dolayı
tedarikçi değişikliğinin yaşandığı ayda okumaya ilişkin bir miktar aksaklık olduğu fakat
devam eden süreçte söz konusu tüketicilerin okuma oranlarının hayli yüksek olduğu iddia
edilmiştir.
183 Okumaya tabi sayaç sayısı, 16 aylık ilgili dönemde her ay okumaya tabi sayaçların toplanması yoluyla
hesaplanmıştır.
18-06//101-52
271/331
Tablo 7: K1=>Diğer Tedarikçi K2=>Diğer Tedarikçi Geçişleri
Dönem Okunmayan Okunan Tahliye ya da K1’e Dönen Okuma oranı(%)
2015/7 96 303 0 76
2015/8 19 376 4 95
2015/9 16 378 5 96
2015/10 25 368 6 94
2015/11 21 368 10 95
2015/12 91 290 18 76
2015 YILI GENEL 268 2083 43
2016/1 50 334 15 87
2016/2 60 311 28 84
2016/3 17 352 30 95
2016/4 64 300 35 82
2016/5 15 355 29 96
2016/6 19 335 45 95
2016/7 34 338 27 91
2016/8 24 350 25 94
2016/9 12 358 29 97
2016/10 10 360 29 97
2016/11 15 355 29 96
2016/12 26 346 27 93
2016 YILI GENEL 346 4094 348
2017/1 26 351 22 93
2017/2 23 344 32 94
2017/3 21 346 32 94
2017/4 27 340 32 93
2017/5 19 347 33 95
2017/6 33 334 32 91
2017 YILI GENEL 149 2062 183
(754) 2015 yılının Temmuz ayında diğer tedarikçiye geçen 399 adet tüketici bakımından sadece
ilk ay okuması olarak okumama oranının yukarıda da bahsedilen süreçten kaynaklanan
aksaklıktan dolayı %76 seviyesinde görüldüğü ifade edilmiştir. Bununla birlikte devam eden
süreçte oldukça düzenli bir okumanın söz konusu olduğu, bu tablo hazırlanırken, ilk ayda
diğer tedarikçiye geçen tüketicilerin devam eden aylarda tedarikçi değiştirmesi ya da tahliye
olması gibi durumların da dikkate alındığı aksi takdirde diğer tedarikçilerin portföyünden
örneğin K1'e dönen tüketicilerin okunmayan sayaç olarak hesaba katılmasının söz konusu
olabileceği belirtilmiştir.
(755) Dosya kapsamında yapılan ikinci analiz kapsamında ortaya konan rakamlar ile AKDENİZ
EDAŞ tarafından hesaplanan rakamların örtüşmediği, dosyada yer alan abonelerin
K1=>Diğer Tedarikçi ve K2=> Diğer Tedarikçi geçişlerinin incelendiği, EPiAŞ tarafından
her ay açıklanan kesinleşen listeler üzerinden yapılan analizlerde 2015'te tedarikçi
değiştiren tüketici sayısının 7.594 olduğu, 2016'da bu rakamın 7.614 olduğu, 2017'nin ilk
üç ayında ise bu rakamın 3.071 olduğu, dosyada yer alan Tablo 10'da ise bu rakamların
sırasıyla 4.502, 6.202 ve 2.822 olarak görüldüğü ve analizlerin bu veriler üzerinden
yapılması gerektiği ifade edilmiştir. İkinci analizde hesaplanan yüksek oranların kaynağının
ne olabileceği düşünüldüğünde ise tüm dağıtım bölgelerinde söz konusu olmakla birlikte
AKDENİZ EDAŞ bölgesinde çok daha bariz olarak ortaya çıkan tüketim dengesizliği
özelliğinin analizde dikkate alınmadığı, Akdeniz bölgesinde mevsimsellikten dolayı
tüketicilerin tüketim eğrilerinde ciddi iniş çıkışlar olabileceği ileri sürülmüştür. Dosya
kapsamında kullanılan yöntem eşliğinde bölgenin mesken ve ticarethane grubuna ilişkin
tüketim eğiliminin aşağıdaki tablodan görülebileceği belirtilmiştir.
18-06//101-52
272/331
Tablo 8: Mesken ve Ticarethane Grubuna İlişkin Tüketim Eğilimi
2016 Yılı Tüketimleri Son 12 Ay Tüketim Ortalaması Değişim Oranı (%)
Ocak 710.021,9 560.039,9 27
Şubat 534.260,0 553.688,6 -4
Mart 486.295,9 558.025,4 -13
Nisan 462.071,8 558.739,7 -17
Mayıs 464.831,9 556.945,9 -17
Haziran 566.177,0 554.179,5 2
Temmuz 712.557,7 553.864,5 29
Ağustos 778.072,6 554.567,0 40
Eylül 645.722,5 551.294,4 17
Ekim 489.496,2 545.636,9 -10
Kasım 398.267,2 540.028,5 -26
Aralık 520.003,8 544.703,3 -5
(756) Tabloya dayanılarak, bölgedeki tüm mesken ve ticarethane tüketicileri tek bir tüketici olarak
varsayıldığında 2016 yılında aylık tüketimler bakımından Ocak, Temmuz ve Ağustos
şeklindeki üç ayın tüketiminin bir önceki 12 aylık tüketimin ortalamasını %20'den fazla
aştığı dolayısıyla dosya kapsamında kullanılan yöntem kapsamında, muntazam okunması
halinde dahi tüketicilerin yılda 12 aylık okuma içinde üç okuma bilgisinin (%25) "fazla
tüketim yüklemesi" yani "sorunlu" olarak kabul edilmesi sonucu ortaya çıktığı ve kullanılan
yöntemin sağlıklı bir analiz yapılması için uygun olmadığı belirtilmiştir.
(757) Dosya kapsamında yapılan üçüncü analizin ise 2015 yılının ikinci yarısında AKDENİZ
EDAŞ tarafından tedarikçisini değiştiren tüketicilerin sayaç okumalarının yapılmamaya ya
da düzensiz/hatalı gerçekleştirilmeye başlandığı olduğu dile getirilmiştir. Bu durumun
başlıca sebebinin ise DUY'da yapılan değişikliğin ardından CK AKDENİZ'in onay yetkisinin
kalkması üzerine geçişleri zorlaştırmak amaçlı olduğu fakat onay yetkisinin kalkması ile
geçiş yapan tüketicinin ilk ay okuması gibi birbiriyle ilgisi olmayan iki uygulamanın adeta
birbirinin alternatifi uygulamalar gibi ortaya konulmasının yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Savunma kapsamında 2015 yılı okuma oranlarına ilişkin aşağıdaki tablo sunulmuştur:
Tablo 9: 2015 Yılı Okuma Oranları (Sayaç Sayısı)
K2 Sayaç
Sayısı
K2
Okunmayan
Sayaç Sayısı
K2
Okunmama
Oranı(%)
Diğer
Tedarikçi
Sayaç Sayısı
Diğer Tedarikçi
Okunmayan
Sayaç Sayısı
Diğer Tedarikçi
Okunmama
Oranı(%)
Ocak (…..) (…..) 10,97 11.266 1.004 8,91
Şubat (…..) (…..) 12,01 11.787 1.228 10,42
Mart (…..) (…..) 10,49 12.142 822 6,77
Nisan (…..) (…..) 12.67 12.514 996 7,96
Mayıs (…..) (…..) 11,21 12.817 1.035 8,08
Haziran (…..) (…..) 13,40 13.170 1.017 7,72
Temmuz (…..) (…..) 11,49 13.414 1.070 7,98
Ağustos (…..) (…..) 11,01 14.001 1.307 9,34
Eylül (…..) (…..) 11,38 14.346 1.132 7,89
Ekim (…..) (…..) 10,87 14.572 1.417 9,72
Kasım (…..) (…..) 23,87 14.735 677 4,59
Aralık (…..) (…..) 32,59 15.060 4.109 27,28
18-06//101-52
273/331
Tablo 10: 2015 Yılı Okuma Oranları (Tüketim Miktarı)
K2 Okunan
Tüketim
K2
Okunmayan
Tüketim
K2
Okunmama
Oranı(%)
Diğer
Tedarikçi
Okunan
Tüketim
Diğer
Tedarikçi
Okunmayan
Tüketim
Diğer Tedarikçi
Okunmama
Oranı(%)
Ocak (…..) (…..) 20,75 115.865.668 5.497.000 4,53
Şubat (…..) (…..) 7,72 111.579.253 3.276.000 2,85
Mart (…..) (…..) 4,42 117.664.543 2.250.000 1,88
Nisan (…..) (…..) 6,18 134.893.836 2.300.000 1,68
Mayıs (…..) (…..) 6,36 161.470.156 2.450.000 1,49
Haziran (…..) (…..) 6,45 189.123.800 1.450.000 0,76
Temmuz (…..) (…..) 5,07 245.616.524 2.600.000 1,05
Ağustos (…..) (…..) 6,27 265.263.090 2.700.000 1,01
Eylül (…..) (…..) 4,63 220.600.982 2.050.000 0,92
Ekim (…..) (…..) 4,39 169.569.815 1.680.000 0,98
Kasım (…..) (…..) 8,77 114.516.111 850.000 0,74
Aralık (…..) (…..) 18,71 94.656.753 5.050.000 5,06
(758) Tablolardan da anlaşılacağı üzere DUY’daki değişiklik ile okumaya yönelik davranışlar
arasında bir ilişkinin söz konusu olmadığı, daha öncede belirtildiği üzere 2015 yılının son
dönemiyle başlayan süreçte okuma problemlerinin oluşmaya başladığı bu kapsamda da
CK AKDENİZ'in K2'leri bakımından Kasım ve Aralık ayında, diğer tedarikçiler bakımından
ise Aralık ayında okunmama oranlarının yükseldiği, bu nedenle sadece okumaya ilişkin
analiz ele alındığında, 2015 yılının iki yarısı arasındaki farklılığın sebebinin yıl sonu ortaya
çıkan bölgesel okuma problemi olduğu iddia edilmiştir.
(759) Öte yandan üçüncü analize dahil edilen ve fazla yükleme yapıldığı ileri sürülen sayaçlarda
ortaya çıkan dengesizliğin sebebinin tüketimin mevsimselliğinden kaynaklandığı
belirtilmiştir.
(760) Dosya kapsamında yapılan okuma konusuna ilişkin şikayet ve taleplere AKDENİZ EDAŞ
tarafından cevap verilmemesi ya da geç cevap verilmesine ilişkin dördüncü analiz
bakımından belirtilmesi gereken ilk hususun AKDENİZ EDAŞ bünyesinde okuma konusuna
ilişkin tüketici ya da tedarikçilerden gönderilen şikayet ya da bilgi taleplerine mümkün olan
en hızlı ve etkin şekilde cevap vermek üzere beş kişiden oluşan bir ekibin olduğu
belirtilmiştir. Dolayısıyla sadece birkaç personelin bilgisayarından elde edilen yazışmalara
dayalı olarak ortaya konan tablonun sağlıklı bir değerlendirme yapılması için yeterli
olmadığı dile getirilmektedir. Öte yandan şikayet ya da bilgi talebi geldikten sonra tüketiciye
verilecek cevapların da tek bir kişi üzerinden değil farklı kişiler üzerinden cevaplanmış
olmasının da olası olabileceği ancak özellikle okuma aksaklığının yoğun olduğu
dönemlerde tüm bilgi taleplerine hızlı cevap vermenin mümkün olamayabileceği ifade
edilmektedir.
(761) Sadece cevap verilmeyen e-postaların tespitine dayalı bir rekabet hukuku ihlalini anlamlı
bulmanın mümkün olmadığı, AKDENİZ EDAŞ’ın yasal yükümlülüğü olmayan e-posta
üzerinden cevap verme işlemini hiçbir zaman yapmamış bir teşebbüs olsaydı soruşturma
kapsamında e-postalara cevap vermemek gibi bir iddianın olmayacağı, okuma
problemlerinin yoğun olduğu dönemlerde telefon veya e-posta üzerinden gelen şikayetlere
yapılan geri dönüşlerinin uzamasının rekabet ihlali olarak kabul edilemeyeceği ileri
sürülmüştür.
18-06//101-52
274/331
(762) Dosya kapsamında 2M isimli tedarikçinin (…..) adet sayacı bulunmasına karşılık 515
sayacının sorunlu olduğuna ilişkin değerlendirmenin yanlış varsayımlara dayalı yanıltıcı bir
tespit içerdiği ileri sürülmüştür. Şöyle ki 2M tarafından gönderilen tüm şikayet ve bilgi
taleplerinde yer alan sayaçların toplanması sonucu 515 sayacın sorunlu olduğu
belirtilmekle birlikte, farklı aylarda gönderilen tüm bilgi taleplerinin farklı sayaçlar için
olduğunun varsayılması ve bu yaklaşımla her bir dönemde talep edilen bilginin farklı
sayaçlara ilişkin olduğu varsayımıyla bu talepleri alt alta yazıp toplamanın doğru bir yöntem
olmadığı iddia edilmiştir.
(763) Yukarıda açıklandığı üzere yanlış varsayımlara ve yönteme dayalı olarak ve özellikle
şikayetçi konumunda bulunan 2M’nin (…..) sayacından 515’inin sorunlu olduğu iddiasının
daha sağlıklı değerlendirilmesi amacıyla AKDENİZ EDAŞ tarafından 2016 yılının Nisan
ayına göre yapılan değerlendirmede 2M’ye ait olan (…..) sayaç içerisinden okunmayan
sayaç sayısının (…..) olduğu ve okunmama oranının ise %10’a tekabül ettiği ve bu oranın
gerek K2’nin okunmama oranına (%11,9) gerek diğer tedarikçilerin okunmama oranına
(%12,3) oldukça yakın olduğu iddia edilmiştir.
(764) Dosyanın neredeyse tamamında tüketicinin bilinç seviyesinin düşüklüğü geçiş süreçlerine
ilişkin bilgi eksikliği ve benzeri hususlara vurgu yapılmış olmakla birlikte ifadesi alınan
tüketicilerin okuma, faturalandırma ve benzeri kavramlar üzerinden oldukça bilinçli ve
teknik kavramlara hâkim bir görüntü çizdiğinin görüldüğü dile getirilmiştir. Oysa en bilinçli
tüketicinin bile hangi günlerde endeksinin okunduğu güdüsünün oldukça düşük olduğu,
nitekim bir tüketicinin dikkatini çeken hususun ne kadar tükettiğine ilişkin ölçümlerin değil
ne kadar ücret ödeyeceği olduğu, dolayısıyla soruşturma sürecinde görüşülen tüketicilerin
şikayetçiler tarafından bilgilendirilmiş ve yönlendirilmiş olduğu savunulmaktadır.
(765) Son tüketiciye fatura kesme sürecinde dağıtım şirketlerinin yükümlülüğünün tüketim
miktarlarının PYS'ye aktarılması ile sonlandığı, Türkiye genelinde uzlaştırma işlemlerinin
bitimi akabinde ayın 15’i ile 20'si arasında PYS tarafından uzlaştırma sonuçlarının
açıklandığı belirtilmiştir. Bu işlemin ardından da tedarikçiler tarafından abonelere fatura
gönderildiği, bununla birlikte tedarikçilerin uzlaştırma işlemini beklemeden de fatura
kesebildiği, zira sisteme yapılan tüketim miktarı yüklenmelerinin her ayın 10’unda
kapandığı ve dağıtım şirketleri yüklemelerini genel olarak bu tarih öncesinde tamamladığı
için faturalama aşamasına geçişin mümkün olduğu, öte yandan tedarikçiler ile tüketiciler
arasındaki faturalandırmaya ilişkin oluşturulacak prosedürlerin okuma sürecinden
bağımsız olarak sözleşme ile belirlenebileceği gibi tedarikçinin tek taraflı inisiyatifi ile de
belirlenebileceği ifade edilmektedir.
(766) Savunmada bahsedilen süreç aşağıdaki örnek üzerinden açıklanmaktadır:
- Sayaç okuma işlemi 31.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen bir abonenin tüketim
bilgisinin takip eden ayın ilk 10 günü içerisinde PYS sistemine aktarıldığı,
- PYS'ye aktarımdan beş gün sonra 15.08.2016 tarihinde uzlaştırma sonucunun
açıklanması durumunda tüketimlerin netleştiği ancak tedarikçiler tarafından fatura
gönderim işlemine başlamak için herhangi bir engel bulunmadığı,
- Buna göre 31.07.2016 tarihinde okunan bir abonenin faturasının tedarikçi tarafından
15 gün içinde müşteriye gönderilebildiği
dile getirilmiştir.
18-06//101-52
275/331
(767) Yukarıda izah edilmeye çalışılan prosedürler nedeniyle tedarikçi değişikliği sürecine girerek
K1 ya da K2 portföyünden diğer tedarikçiye geçen tüketiciler bakımından, okumada
aksama olmasa dahi faturalandırma bakımından gecikmeler olabileceği belirtilmiştir. Ancak
bu gecikmelerin dağıtım şirketlerinden kaynaklanan bir aksaklık olmayıp yukarıda
aktarılmış olan ve mevzuat nedeniyle artık belirli süreçlere tabi olunan uygulamadan
kaynaklandığı, özellikle K1 portföyündeyken diğer tedarikçiye geçiş yapan tüketiciler
bakımından ilk faturanın alınmasında, prosedürlerden ve mevzuattan kaynaklanan
gecikmenin sadece Akdeniz bölgesinde değil tüm bölgelerde yaşanabilecek bir durum
olduğu söylenmektedir.
(768) Sonuç olarak, AKDENİZ EDAŞ tarafından CK AKDENİZ'in rakiplerinin faaliyetlerini
zorlaştırmaya yönelik ya da rakip tedarikçiler ile kendi ekonomik bütünlüğü içinde bulunan
CK AKDENİZ arasında ayrımcılık yapmaya yönelik bir uygulamanın söz konusu olmadığı,
ifade edilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(769) İlgili başlıktaki savunmalar bakımından değinilmesi gereken ilk iddia, sayaç okuma
faaliyetinin kendi içinde zorluklar içerdiği ve bu bağlamda aksaklıkların yaşanabileceği,
planlanan güzergahlar üzerinde yapılan okumaların yanı sıra uzlaştırma dönemlerinin
sonunda kesinleşen listeler nedeniyle okunması gereken sayaçlara yeni bir grubun daha
dahil olduğu, bu durumun ilave bir iş yükü getirdiği, kesinleşen listelerde tüketicilerin sayısal
fazlalıkları ve dağınık olması nedeniyle ay sonu endekslerinin istisnai olarak aksayabildiği
ve ayın son günü itibariyle tespit işlemlerinin gerçekleştirilememesinin gündeme geldiği, bu
durumun teknolojinin gelişmesiyle birlikte azalacağı iddiasıdır. Ancak bu iddia bakımından
okuma güzergahlarının belirlenmesinde fiziksel adreslerin dikkate alınması gerektiği, bu
bağlamda uzlaştırma dönemi sonunda okuması yapılan müşterinin adresinin değil,
tedarikçisinin değiştiği, tedarikçi değişikliğinin ne gibi bir ek yük getirdiğinin anlaşılamadığı
ifade edilmelidir.
(770) Öte yandan AKDENİZ EDAŞ’ın tedarikçisini değiştiren sayaçları ayrı bir okuma grubuna
alması mevzuatın dayattığı bir zorunluluk değil, şirketin kendi tercihi olarak karşımıza
çıkmaktadır. Ayrıca AKDENİZ EDAŞ’ın elinde kalabalık sayaç okuma ekibi bulunmaktadır.
Bu bağlamda en fazla tedarikçi değişikliği yaşanan ayda 655 sayacın tedarikçisinin
değiştiği göz önüne alındığında, sayaçların okunmasının yetiştirilememesi mümkün
değildir.
(771) Ayrıca AKDENİZ EDAŞ tarafından dile getirilen bu hususun, dosya kapsamında yer verilen
iddiayı güçlendirdiği de belirtilmelidir. Normal şartlar altında o ay güzergah kapsamında
olmayan sayaçların okunmaması olağan hayatın işleyişine uygun bir durum olarak ortaya
çıkacakken, mevzuat gereği ay sonu endeks değeri okunması gerekli olan tüketicilere
okuma yapılmaması görece daha ağır bir eyleme işaret etmektedir. Buna ek olarak dosya
kapsamında yer verilen bahse konu analiz tedarikçi değiştiren tüketicilerin sayaçlarının
özellikle okunmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
(772) Yapılan analizlerde okunmamanın yüksek çıkmasının sebebi ilk ay endekslerinin
okunmamasının değil, okumaya ilişkin genel aksaklıklar olduğu, teşebbüs tarafından
yapılan hesaplamalarda 01.01.2015 - 01.05.2016 tarihleri arasında CK AKDENİZ’nin
portföyünde bulunan sayaçların okunmama oranının %14,31, diğer tedarikçilerin
portföyünde bulunan sayaçların okunmama oranının ise %10,26 çıktığı, bu oranlardan
AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’in rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırmak gibi bir amaç
gütmeyeceğinin anlaşılacağı iddiaları da ileri sürülmüştür. Ancak AKDENİZ EDAŞ
tarafından gönderilen analizler ilgili ayda ve yılda okuması yapılmayan sayaçlar dikkate
alınarak yapılmıştır. Dosya kapsamındaki analizler ise tüketici açısından çok daha kritik
olduğu düşünülen geçiş sonrası dönemi esas almaktadır.
18-06//101-52
276/331
(773) Öte yandan önemle belirtmek gerekir ki savunmada bu analize ilişkin veriler genel olarak
bir yüzdeye çevrilmiş ve 4.170 tüketicinin %33’üne sıfır yükleme yapıldığı dile getirilmiştir.
Böyle bir yaklaşım dosya kapsamındaki iddianın özünün kaçırılmasına, konunun yanlış
yorumlanabilmesine yol açabilecektir. İlgili grafik incelendiğinde, normal şartlar altında aylık
20 ile 370 arasında değişen sıfır yükleme seviyesi tedarikçi değişimini takip eden ayda bir
anda yaklaşık dört kat artmaktadır. Bu ise her ne sebeple olursa olsun tedarikçi değiştiren
tüketiciye özel bir eyleme işaret etmektedir. Savunmada ilk analize ilişkin olarak ayrıca
genel okuma oranlarına değinilmiş, tüm oranlar alındığında CK AKDENİZ’in kendi
tüketicilerine yaptığı sıfır yüklemenin diğer tüketicilere yapılan sıfır yüklemeden fazla
olduğu belirtilmiştir (%14 - %10). Teşebbüs tarafından ortaya konulan bu durum tedarikçi
değiştiren tüketicilere özel, farklı bir strateji izlendiği tespitini oldukça kuvvetlendirerek, ilk
analizin önemini artırmaktadır.
(774) 2015’in ilk aylarında gerçekleştirilen geçişler bakımından aksaklıklar yaşandığı, dosya
kapsamındaki analizlerin nasıl gerçekleştirildiğinin anlaşılmadığı, eğer bir kötüye kullanma
gerçekleştirilmek istenseydi, bu durumun sadece ilk geçişteki bir düzensizlikle değil, yıl
boyunca yaşanan bir düzensizlikle yapılacağı iddiası bakımından; analizde CK AKDENİZ’in
kontrolünde bulunan K1 ve K2 portföylerinden diğer tedarikçilere geçen tüketicilerin, geçişi
takip eden aydaki okuma durumuna odaklanılmıştır.
(775) Öte yandan başka bir tedarikçiye geçiş yapan bir tüketici için ilk gelen faturanın, tüketicinin
memnuniyeti açısından önemli olduğu ifade edilmelidir. Zira tüketici daha ucuz elektrik
kullanacağı vaadiyle ilgili tedarikçiye geçiş yapmıştır. Bu bağlamda tüketiciye ilk ay fatura
gelmemesi veya yüksek okuma nedeniyle normalin üzerinden bir okuma gelmesi,
tüketicinin hem geçiş yaptığı tedarikçi hem de genel olarak başka tedarikçiye geçiş yapma
durumu hakkında soru işaretlerine sahip olmasına neden olacaktır. Bu duruma ek olarak,
AKDENİZ EDAŞ’ın yıl boyunca sürekli olarak eksik veya fazla okuma yapması mümkün
değildir. Aksi takdirde kaçak, okuma performansı gibi kriterler çerçevesinde gelir kaybı ile
karşılaşabilecektir. Ancak tüketicinin geçişini takip eden ayda “0 (sıfır)” yükleme yapılması,
takip eden dönemde ise yüksek tüketim yapılması184, yılsonundaki toplamda herhangi bir
sapma olmamasını sağlayacaktır. Bu durum AKDENİZ EDAŞ’ın gelirini etkilemez iken,
geçiş yapan tüketicinin ilerleyen dönemdeki tercihlerini etkileyebilecektir. Bu bağlamda yılın
toplamındaki okuma verilerinin değil, tüketicilerin geçiş yaptıkları dönemlerin dikkate
alınması gerekmektedir.
(776) Analize yönelik olarak son kaynak tedariki kapsamında geri dönen ve aboneliği sona eren
tüketicilerin durumunun göz ardı edildiği iddiasında da bulunulmaktadır. AKDENİZ EDAŞ
tarafından dile getirilen endişe anlaşılmamakla birlikte analizde K1’e dönen bir tüketicinin
dikkate alınma ihtimali çok düşük durumdadır. Zira analiz dağıtım şirketinden alınan excel
dosyaları üzerinden “K1/K2-Diğer Tedarikçi” geçişini gösterecek şekilde filtrelenerek
yapılmıştır. İkinci olarak aboneliğin iptali ihtimalinin de düşük olduğu görülmektedir. Analiz
geçişten sonraki ilk ayı odak almaktadır. Bu anlamda aboneliğini iptal etmeyi düşünen bir
tüketicinin iptalden hemen önce başka tedarikçiye geçmesi mantıklı değildir. Böyle örnekler
mevcut olsa bile, bu tip örnek sayısının analizin sonucunu değiştirecek kadar fazla olmadığı
söylenmelidir.
(777) Sayaç okunmasına ilişkin ikinci analizde EPİAŞ’ın onaylanan listesinin kullanılmadığı
savunması yapılmıştır. İkinci okuma analizine esas teşkil eden ve tarafların nezaretinde
alınan verilerin yanlış olduğu kabul edilse bile, ilk analizde ortaya konulan hususlar da geçiş
sonrası “0 (sıfır)” tüketimleri ortaya koymaktadır.
184 Söz konusu durum yapılan saha çalışmaları çerçevesinde görüşülen müşterilerce de dile getirilmiştir.
18-06//101-52
277/331
(778) Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde mevsimsellik nedeniyle tüketim farklarının yüksek
olabileceği, bu bağlamda geçişi takip eden dönemlerde yaşanan %20’lik tüketim artışlarının
normal olduğu, mesken ve ticarethanelerin 12 aylık tüketim ortalamasının 2016 yılı
tüketimleri ile karşılaştırıldığında Ocak ayında %27, Temmuz ayında %29 ve Ağustos
ayında %40 oranında ortalama üstü bir tüketim görüldüğü, bu durumun yapılan analizin
sağlıklı olmadığını gösterdiği iddiası bakımından; analiz geçişi takip eden dönemde “en az”
%20’lik tüketimleri dikkate almıştır. Bu bağlamda %20 ile %100 arasında değişen oranlarda
fazla tüketimler olduğu görülmüştür. Ayrıca AKDENİZ EDAŞ tarafından yapılan analiz
bölgedeki tüm mesken ve ticarethane tüketicilerinin tüketimlerini dikkate almaktadır.
Dosyadaki analiz ise her bir tüketicinin kendi tüketimi ile geçiş sonrası tüketimi
karşılaştırmaktadır. Bu noktada dosyadaki analizin daha gerçekçi olduğu ifade edilmelidir.
Kaldı ki, AKDENİZ EDAŞ tarafından yapılan çalışma isabetli kabul edildiği durumda,
çalışma tüketicilerin geçişlerini takip eden Ocak, Temmuz ve Ağustos aylarındaki durumu
açıklasa bile, yılın geri kalanında yapılan geçişleri açıklayamamaktadır.
(779) DUY değişikliği öncesi ve sonrası dönem arasında kıyaslama yapılan analize ilişkin olarak
ise onay yetkisinin kalkması ve ilk ay okuma yapılmaması uygulamalarının birbirine ikame
olmadığı belirtilerek bir kere daha aylara dair toplulaştırılmış okuma/okunmama oranları
verilmekte ve bu toplam okuma rakamları üzerinden okuma düzensizlikleri ile DUY
değişikliği arasında ilişki olmadığı dile getirilmektedir. Ancak bir kere daha belirtilmelidir ki
dosyadaki analiz tedarikçi değişimini odağa yerleştirmekte, toplulaştırılmış okuma
rakamları ile bu analiz arasındaki fark eylemin rastgele bir düzensizlik sonucu belirmediğine
dair bir emare sunmaktadır. Yine de herhangi bir şüpheye yer bırakmamak adına 2015
yılındaki her bir ay için K1 ve K2 portföyünden başka tedarikçilere geçen tüketicilere ait
sayaçların okuma verilerine bakılmıştır.
Grafik 68: 2015 Yılında Aylar Bazında Tedarikçi Değiştiren Sayaçların Sıfır Tüketim ve Fazla Tüketim Durumu
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
17 12 10 20 8 16 17
169
161
47
117
63
0
54 39
71 76
142
173
221
115
50 33
132
17
291
328
353 348
396
321
655
615
504
313
401
0
100
200
300
400
500
600
700
Oca.15 Şub.15 Mar.15 Nis.15 May.15 Haz.15 Tem.15 Ağu.15 Eyl.15 Eki.15 Kas.15 Ara.15
Sıfır Tüketim Fazla Tüketim Geçiş Yapan Toplam Sayaçlar
18-06//101-52
278/331
(780) Grafikten de görüldüğü üzere 2015 Temmuz sonrasında özellikle geçişten sonraki ilk “0
(sıfır)” tüketimi bulunan sayaçların sayısında ciddi bir artış görülmektedir. Bu bağlamda K1
ve K2 portföyünden başka tedarikçilere geçiş yapan tüketicilerin geçiş yaptıkları dönemi
takiben “0 (sıfır)” tüketimle veya %20’nin üzerinde fazla tüketimle karşılaşmaları, AKDENİZ
EDAŞ tarafından iddia edildiği gibi 2015 yılının son döneminde değil, 2015 Temmuz’u takip
eden üç ayda yoğunlaşmaktadır. Takip eden aylarda gerçekleşen 1.750 tedarikçi
değişikliğinin sadece 500'ü ile sınırlı bir eylemle yetinildiği ile ilgili olarak ise; yapılan
incelemelerde sadece “0 (sıfır)” tüketim yüklemeleri değil, %20 oranındaki yüksek
tüketimler de dikkate alınmıştır. Ayrıca biri sadece “0 (sıfır)” tüketimlere odaklanan, diğeri
de hem “0 (sıfır)” tüketimlere hem de fazla tüketimlere odaklanan iki ayrı okuma analizi
yapılmıştır. İlk analize göre; 01.01.2015-01.05.2016 tarihleri arasında başka bir tedarikçiye
geçen 4.170 müşterinin 1.380’ine, diğer bir ifadeyle %33’üne tüketim yüklenmemiştir.
Yapılan ikinci analizde ise; 2015 Ocak- 2015 Aralık döneminde başka tedarikçiye geçen
4.502 sayacın toplam 1.763’üne (%39,2), 2016 Ocak- 2016 Aralık döneminde başka
tedarikçiye geçen 6.202 sayacın toplam 3.179’una (%51,3) ve 2017 Ocak- 2017 Mart
döneminde başka tedarikçiye geçen 2.822 sayacın toplam 1.153’üne (%40,9) “0 (sıfır)”
tüketim ya da en az %20 fazla tüketim yüklendiği görülmüştür. Her iki analiz de tek başına
piyasadaki rekabeti sınırlayıcı etkiyi ortaya koymakta, bu nedenle getirilen savunmanın
kabul edilemeyeceği değerlendirilmektedir.
(781) Tedarikçilerden gelen sayaç sorunlarına ilişkin hesaplamaların aynı sayaçların tekrar
sayılmasını içerdiği, farklı AKDENİZ EDAŞ çalışanlarının aynı yazışmalara dahil olduğu,
bu bağlamda dosyada yapılan hesaplamalarda aynı sorunların iki defa kullanıldığı, aynı işe
bakan ekipten birinin cevap vermediği bir hususa diğerinin cevap verebildiği, bu bağlamda
tek bir çalışanda bulunamayan cevapların başka çalışanda olabileceği, 2M’nin sayaçlarına
ilişkin okunmama oranının %10,41 olduğu bunun bölge ortalamasının altında bir oran
olduğu iddiası da değerlendirilmiştir. AKDENİZ EDAŞ tarafından dördüncü analiz olarak
adlandırılan analizdeki odak noktası, diğer analizlerin odak noktası olan sayaç okumaları
değil, diğer tedarikçilerin dağıtım şirketi nezdinde kendilerine muhatap bulamamasıdır.
Veriler incelendiğinde tedarikçilerin bir sorun ile karşılaştıklarında, dağıtım şirketinden
sağlıklı bilgi alamadıkları görülmektedir. Tedarikçilerden gelen taleplere bakan ekibin başka
çalışanlarının tedarikçilere cevap verdiğine ilişkin beyan hiçbir somut bulguyla
desteklenmemektedir. Kaldı ki, ekip çalışanlarına işin hallolduğunu belirtmek adına,
ekipteki herhangi bir çalışanın sorun ile ilgili tedarikçiye dönüş yaptığında, ekibin geri
kalanını bilgiye koyacağı düşünüldüğünde, anılan taleplere ekibin geri kalanından da cevap
verilmediği söylenebilir. Teşebbüs tarafından dile getirilen çifte hesaplama dikkate
alındığında dahi 2M’nin 400 civarındaki sayacı ile ilgili olarak geri dönüş almakta sorun
yaşadığı değerlendirilmektedir.
(782) Ayrıca AKDENİZ EDAŞ’ın düzensiz sayaç okumalarıyla ilgili kendine gelen başvurulara
cevap vermemesi ya da geç cevap vermesi davranışı tek başına ayrı bir davranış değil,
doğrudan düzensiz sayaç okuma davranışı ile ilgili görülmektedir. Ayrıca geri dönüşlerin
geç yapılmasına yönelik çalışmada yoğunluk ve kısıtlı personel sayısı da dikkate alınmış,
bu kapsamda geç cevap vermeye ilişkin aralıklar aylık olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda
iş yoğunluğunun günlük gecikmelere sebep olabileceği kabul edilmekle birlikte, kararda
tespit edildiği gibi aylık gecikmelerin yoğunlukla açıklanamayacağı açıktır.
18-06//101-52
279/331
(783) Faturaların yüksek gelmesinin sebebinin okumaların geç yapılması veya okuma
bildirimlerinin ilgili tedarikçiye geç gönderilmesinden değil, yüksek birim fiyattan veya ilgili
tedarikçinin geç faturalamasından kaynaklanabileceği iddiası hakkında; geçiş sonrası
düzensiz fatura bedellerinin varlığı Akdeniz bölgesinde aktif olan başka tedarikçiler
tarafından da dile getirilen bir husustur185. Bu kapsamda faturalar konusunda sorun
yaşayan tüketicilerin tedarikçilerinin hepsinin faturalama konusunda sorunlu olması
gerçeğe çok uygun bulunmamıştır.
I.7.1.3. Kesme Bildirimi Yapılmasına İlişkin Savunmalar
(784) Savunmada EPDK mevzuatı kapsamında AKDENIZ EDAŞ ve CK AKDENİZ hukuki
ayrıştırmaya tabi olan dağıtım ve perakende şirketleri olmakla birlikte, bu iki şirketin rekabet
hukuku kapsamında tek teşebbüs olduğu, bu sebeple dağıtım ya da perakende satış
pazarlarına ilişkin bir kötüye kullanma iddiası söz konusu olduğunda ihlali ortaya koymak
adına dağıtım şirketi ve GTŞ arasında bir koordinasyondan söz etme ihtiyacına (dolayısıyla
tek bir teşebbüsün kendi içinde koordinasyon içinde olduğunun belirtilmesine) niçin ihtiyaç
duyulduğunun anlaşılamadığı belirtilmiştir.
(785) Rekabet hukuku uygulamalarının temel prensipleri kapsamında elektrik piyasaları ele
alındığında, her bir dağıtım bölgesinde hem dağıtım faaliyetinde hem de GTŞ faaliyetinde
bulunan ve yerleşik teşebbüs olarak da adlandırılan dikey bütünleşik teşebbüslerin faaliyet
gösterdiği, bu teşebbüslerin davranışları bağlamında; dağıtım pazarındaki hâkim durumun
kötüye kullanılması, perakende piyasasındaki hâkim durumun kötüye kullanılması ya da
dağıtım pazarındaki hâkim durumun perakende piyasasında kötüye kullanılmasının söz
konusu olabileceği ifade edilmiştir. Örneğin elektrik bağlantısı için başvuran yeni abonelere
aynı ekonomik bütünlük içinde su satan şirketten su alınması zorunluluğu getirilmesi
halinde, dağıtım hizmetleri piyasasındaki hâkim durumun su piyasasındaki rakipleri
dışlamaya yönelik olarak kötüye kullanıldığının söylenebileceği, böyle bir durumda da
dağıtım şirketleri ile su şirketinin koordinasyon içinde olması değil, dağıtım şirketlerinin
sahip olduğu hâkim durumdan kaynaklanan pazar gücünün su pazarında nasıl kötüye
kullanıldığının rekabet hukuku konusu olabileceği dile getirilmektedir. Bu noktada borçtan
dolayı elektriğin kesilmesi süreçlerinde dağıtım şirketleri ile GTŞ'ler arasında iletişim ve
koordinasyon olmasından daha doğal bir durumun söz konusu olmayacağı dile getirilmiştir.
Mevzuat kapsamında ve mevzuata uygun olarak borcundan dolayı bir tüketicinin
elektriğinin kesilmesi durumu ortaya çıktığında GTŞ tarafından bildirim yapılmasının olağan
olduğu ve çoğu zaman abone ve adres bilgilerinin karşılıklı kontrol edilmesinin de hatalı bir
kesme eyleminin söz konusu olmaması adına elzem olduğu ileri sürülmüştür.
(786) Dağıtım şirketleri ile GTŞ arasında koordinasyonun olup olmadığı ya da kesme
ihbarnameleri ve kesme eylemi yoluyla kötüye kullanmanın söz konusu olup olmadığı
tartışmaları bir yana, kesme eylemine ilişkin olarak dağıtım şirketlerinin bir inisiyatifinin
olmadığı belirtilmiştir. Şöyle ki THY'nin "Zamanında ödenmeyen borçlar" başlıklı 15.
maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca hangi tüketicinin elektriğinin kesileceğinin
tamamen GTŞ’ler tarafından yapılan bildirime bağlı olduğu ifade edilmiştir. Bu noktada
dağıtım şirketlerinin inisiyatif kullanmasının söz konusu olmadığı, THY'nin 15. maddesinin
üçüncü fıkrasına ilişkin Mart 2016 döneminde yapılan değişiklikten önceki durumda ise
anılan bildirimin GTŞ ve diğer tedarikçiler tarafından yapılmakta olduğu yine dağıtım
şirketlerinin inisiyatifi dışında gelişen bir sürecin söz konusu olduğu dile getirilmiştir. Kaldı
ki mevzuat gereği serbest tüketicinin ikili anlaşma kapsamındaki borcundan dolayı
elektriğinin kesilmemesi gerekmekle birlikte mevzuata aykırı bir şekilde elektriğin
kesileceğine ilişkin yanlış bir bilginin sözlü ya da yazılı olarak tüketiciye iletilmesinin, sadece
GTŞ'ler tarafından değil diğer tedarikçiler tarafından da yapılmasının mümkün olduğu ileri
185 Söz konusu durum hem tedarikçilerle hem de müşterilerle yapılan görüşmelerde de dile getirilmiştir.
18-06//101-52
280/331
sürülmüştür. Dağıtım şirketinin ise bu süreçte GTŞ tarafından kendisine yapılan bildirimi
sorgulamasının mümkün olmadığı dolayısıyla tedarikçiler tarafından müşterilere bildirim
bırakılmasına ilişkin süreçler ile dağıtım şirketlerinin kesme eylemine ilişkin görev ve
yükümlülüklerinin birbirinden ayrılması gerektiğinin açık olduğu dile getirilmiştir.
(787) Kesme eylemlerine yönelik soruşturma kapsamındaki ihlal iddialarına ilişkin konunun
"dağıtım hizmetleri" kapsamında sahip olunan hâkim durum ile ilgisinin olmadığı ve dağıtım
şirketi olan AKDENİZ EDAŞ'ın koordinasyonuna ihtiyaç duyulan bir sürecin de söz konusu
olmadığı ifade edilmiştir. Dağıtım şirketlerinin inisiyatifinin bulunmadığı bu iddialar
bakımından açıklamaların ve savunmanın CK AKDENİZ tarafından yapılmasının gerekli ve
yeterli olduğu, dolayısıyla bu iddialar bakımından AKDENİZ EDAŞ'ın soruşturma kapsamı
dışına çıkarılması gerektiği ileri sürülmektedir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(788) Konuyla ilgili iddialara yönelik değerlendirmeler “I.7.2.13.CK AKDENİZ'in Serbest Tüketici
Portföyünde Bulunan Borçlu Tüketicilere Kesme Bildirimi Yapmasına İlişkin Savunmalar”
başlığında ele alınmıştır.
I.7.2. CK AKDENİZ’in Savunmalarının Değerlendirilmesi
I.7.2.1. Rekabet Hukuku – Sektörel Düzenleme İlişkisine Dair Savunma
(789) Savunmada özetle, serbestleşme sürecinde ilgili kurumların ve farklı hukuk disiplinlerinin
kendi sınırlarının dışına taşması sonucuna yol açan yaklaşımlarda bulunma riskinin göz
ardı edilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Sektörel düzenlemeye tabi tutulmuş piyasada
rekabet hukuku uygulamalarının önünde bir engel bulunmamakla birlikte, rekabet hukuku
uygulamalarına sektörel düzenlemenin yerini alacak şekilde misyon yüklenmemesi ve
rekabet hukuku uygulamalarının genel prensip ve sınırlarının dışına çıkılmamasına özen
gösterilmesi gerektiği dile getirilmektedir.
(790) Bu kapsamda giriş engeli ve kötüye kullanma kavramlarına değinilmiş, rekabetin tesisi ve
korunması kavramları arasındaki farka vurgu yapılmıştır. Buradan hareketle giriş
engellerine yönelik müdahalelerin gerek literatürde gerekse pratikte sektörel
düzenleyicilere bırakılmış bir alan olduğu iddia edilmektedir.
(791) Savunmada rekabet hukuku uygulamaları bakımından ayrıştırmaya ilişkin kuralların
seviyesinin ne olması gerektiği ya da ayrıştırma kurallarına ne derecede uyulduğuna ilişkin
konularda rekabet hukuku müdahalelerinin hiç söz konusu olmadığı öne sürülmektedir. Bu
konuların sektörel düzenleyicilerin nüfuz çerçevesi içinde kaldığı iddia edilmektedir.
(792) Savunmanın devamında yukarıda yer verilen iddialar bir kere daha TEDAŞ
özelleştirmelerine dair karar çerçevesinde dile getirilmektedir. Ayrıca Kurul tarafından
2013-2015 yılları arasında karara bağlanan önaraştırmalara değinilerek, bu önaraştırmalar
sonucunda 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca verilen görüşlerin
rekabet hukukunun soruşturma sürecinde gerektirdiği ayrıntılı tartışmaları ve teşebbüslerin
bu konudaki düşüncelerini ve savunmalarını almaksızın hazırlandığı öne sürülmektedir.
(793) Mevcut ayrıştırma ilkelerinin dağıtım şirketi ve GTŞ’nin rekabet hukuku bağlamında tek
teşebbüs olarak kabul edilmesi sonucunu doğurduğu belirtilmektedir. DUY’da yapılan
değişiklikler ile serbestleşme sürecinin EPDK tarafından sürdürüldüğü, hukuki ayrıştırma
sürecinin de yine EPDK’nın yoğun ve yakın gözetimi altında sürdüğü dile getirilmektedir.
18-06//101-52
281/331
Savunmaların Değerlendirilmesi
(794) Savunmaya ilişkin yapılan değerlendirmede ilk olarak 2014 yılında yapılmış olan
önaraştırma sonucunda 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi üçüncü fıkrası kapsamında
gönderilen görüşe değinilmelidir. İlgili görüşün gönderilmesinin nedeni özelleştirme ve
serbestleşme sürecinin ilk yıllarının “geçiş süreci” olarak değerlendirilmesidir. Bu
kapsamda hakkında önaraştırma yapılan taraflara soruşturma açılmayarak, 4054 sayılı
Kanun kapsamında ihlal olarak kabul edilebilecek eylemlere ilişkin bir liste gönderilmiştir.
Dolayısıyla ilgili görüş soruşturma sürecinde bir teşebbüsün 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip
etmediğinin belirlenmesi anlamına gelmemekte, nelerin ihlal anlamına geleceğini ifade
etmektedir.
(795) Hemen belirtmek gerekir ki, düzenleyici otorite ilgili piyasada rekabeti tesis etmeyi
amaçlamakla birlikte, oyuncuların oluşturulan mevzuata uyup uymadığını da kontrol
etmektedir. Düzenleyici otoritenin yapmakta olduğu kontrollerde, mevzuatın ihlalinin
sistematikliği ve sayısı dikkate alınmamakta, mevzuatla olan en ufak uyumsuzluk ihlal
olarak nitelendirilebilmektedir. Öyle ki, EPDK’nın 2017 yılının başında serbest tüketici
işlemleri nedeniyle 93 tedarik şirketine ilişkin portföye yeni müşteri kaydedememe
kararında, 100’ün üzerinde hatalı müşteri kaydı yapan tedarikçilerle, sadece bir hatalı kayıt
yapan tedarikçilerin aynı şekilde cezalandırıldığı görülmektedir. 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesinin uygulanması bakımından ise, öncelikle teşebbüsün hakim durumda olması, ve
piyasa üzerinde muhtemel ya da mevcut bir rekabeti kısıtlayıcı etkiye sahip olması
gerekmektedir. Hukuki ayrıştırma konusunda EPDK hazırlamış olduğu mevzuat
kapsamında birçok ayrıntıyla ilgilenirken, Kurum’un ve rekabet hukukunun odak noktası
rekabete açık olan elektrik perakende satış piyasasını etkileyecek “sistematik” durumların
oluşup oluşmadığıdır.
(796) Kurum ayrıştırma kapsamında değerlendirilen eylem ve uygulamaları ayrıştırma ilkelerine
uyum bakımından değerlendirmekten ziyade söz konusu eylem ve uygulamaları hakim
durumun kötüye kullanılması kapsamında rekabet karşıtı dışlayıcı nitelikleri bakımından
değerlendirmektedir. Dolayısıyla ayrıştırma kapsamında olsun ya da olmasın dağıtım ve
perakende şirketleri arasındaki her türlü etkileşim, dağıtım şirketi ile diğer tedarikçiler
arasında gerçekleşen muadil her türlü etkileşim bağlamında rekabet karşıtı eylem ve
uygulamalar bağlamında rekabet hukuku değerlendirilmesine konu olabilecektir. Bu
bağlamda düzenleyici otorite ile Kurum’un olgulara yaklaşma biçimleri farklılık
gösterebilmektedir. Nitekim, kullandıkları prosedür ve araçlar dikkate alındığında, rekabet
hukuku ile sektöre özgü düzenleme birbirinden pek çok açıdan farklılaşmaktadır. Rekabet
hukuku daha ziyade yasaklanan davranışları belirlerken sektöre özgü düzenlemeler
firmaların nasıl davranması gerektiğini tarif etmektedir. Ayrıca rekabet hukuku genellikle
sadece pazarların etkin işlemesinin sağlanması amacıyla hareket etmekte, sektöre özgü
düzenlemeler ise gelirin yeniden dağıtımı gibi başka ekonomik veya sosyal amaçlara da
hizmet edebilmektedirler. Diğer yandan rekabet hukuku her bir dosya özelinde yaptığı
analizler ile daha dinamik bir görünüm arz ederken sektöre özel regülasyonlar daha
durağan bir görünüme sahip durumdadır. Son olarak, serbestleşme sürecinin ilerlemesi ile
beraber, düzenlenen sektörlerdeki düzenleyici otoriteler için müdahale alanının görece
azalmasında, buna mukabil rekabet otoritelerin katkısının artmasından bahsedilebilecektir.
Neticede EPDK sektörel bir düzenleyici olarak öncül nitelikte ve her ne kadar zaman içinde
düzenlemelerde değişiklik yapılsa da yapısı gereği durağan nitelikte düzenlemelerle
düzenleme mimarisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Diğer yandan rekabet hukukunun kendisi
dinamik bir süreci ifade eden serbestleşme sürecinin içinde giderek daha etkin ve geniş bir
alanda müdahalede bulunmaya devam edecektir. Bu çerçevede, EPDK tarafından
ayrıştırma ilkelerinin yerine getirilmesi bağlamında herhangi bir olumsuz geri bildirim
18-06//101-52
282/331
bulunulmamış olması bir dağıtım ve perakende şirketlerinin rekabet karşıtı dışlayıcı
davranışlarda bulunmadığı anlamına gelmemektedir.
(797) Hukuki ayrıştırma bakımından değerlendirildiğinde, rekabet hukuku ayrıştırma kurallarının
denetimini doğrudan yapmamakta, ancak ayrıştırma kurallarına aykırı hareket etmek
suretiyle hakim durumun kötüye kullanmanın olup olmadığını araştırmaktadır. Bu
çerçevede ayrıştırma kurallarına aykırılık aynı zamanda bir kötüye kullanmayı da
kapsıyorsa, söz konusu davranış rekabet hukuku kapsamında incelemeye ve hatta
yaptırıma tabi olabilecektir. Benzer şekilde ayrıştırma konusunda Kurum ne bir yasal
mevzuatın mimarı ne de gözlemcisi rolünde bulunmaktadır. Bilakis Kurum, EPDK’nın bu
alandaki öncül düzenlemelerinin önemini hatırda tutmuştur. Ancak bu durum ardıl nitelikte
olan Kurul kararlarının göz ardı edilerek, bir sonraki öncül düzenlemelerin yürürlüğe
sokulması neticesinde çözülmesi gibi bir sürece havale edilmesi için bir gerekçe
oluşturmamaktadır. Ayrıca bir uygulamanın bir kanun kapsamında sorun teşkil etmemesi
bir başka kanun kapsamında kanuna aykırılık taşımayacağı anlamında gelmemektedir.
Dolayısıyla sektörel düzenleyici tarafından edimsel bir yükümlülük kapsamında getirilen
uygulamalar dışında, yasaklanmamış hususların rekabet hukuku kapsamındaki
sorumluluğu devam etmektedir.
(798) Öte yandan EPDK’nın sektörel düzenleyici olarak elektrik piyasasındaki sorunları gidermek
adına çok sayıda ve farklı düzenleme yapması son derece olağan bir durumdur. Dosya
kapsamında, EPDK’nın düzenlemeleri karşısında GTŞ ve dağıtım şirketinin davranışlarının
ne şekilde evrim geçirdiği gösterilmiş olup bu çerçevede EPDK tarafından yapılan
düzenlemelerin her zaman tek başına yeterli olmayabileceği görülebilecektir.
(799) Sonuç olarak EPDK ve Kurum müdahalelerinin piyasaların rekabetçi işlemesi yönünde
ortak yönleri olmakla birlikte farklılaştığı alanlar da bulunmaktadır. Örneğin, rekabet hukuku
ex-post müdahale kapsamında ahlaki tehlike çerçevesinde bulunan eylemlerle ilgilenmekte
ve tıpkı ex-post müdahalelerin birçok öncül düzenlemenin ikamesi olmaması gibi öncül
müdahaleler de duruma göre ardıl müdahalelerin yerini alamamaktadır. Bilakis bu iki
düzenleme ve denetleme biçimi serbest bir piyasa işleyişi için birbirinin alternatifi değil
tamamlayıcısı niteliğindedir ve doğrudan birini diğerinden yeğ tutmak isabetli bir bakış açısı
sağlamayacaktır.
(800) Serbestleşme bir süreci kapsamaktadır. Bu sürecin nasıl şekilleneceğini belirleyen kritik
unsurlar sektörel düzenleyicinin atacağı adımların yanı sıra gerek piyasaya giriş yapan
diğer tedarikçilerin rekabet etme güdüsü ve gücü ile piyasada hâkim durumdaki yerleşik
operatörün piyasa yapısını etkileyebilecek nitelikteki tutum, davranış ve uygulamalarıdır.
Dolayısıyla sürecin önemli bir girdisi olarak yerleşik operatörün ardıl nitelikteki davranış ve
uygulamalarının rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesi sağlıklı bir serbestleşme
sürecinin vazgeçilmez bir koşuludur.
I.7.2.2. Usule İlişkin Savunmalar
(801) Tedarikçiler ve tüketiciler ile yapılan görüşmelerde isimlerin gizlenmiş olmasının savunma
hakkını kısıtladığı, serbest tüketiciler ile yapılan görüşmelerin tek sayfa olduğu ve fatura,
sözleşme vb. delilin tutanaklara eklenmediği öne sürülmektedir. Bu kısımdaki bir diğer iddia
ise serbest tüketicilerle yapılan görüşmelerde soruşturmaya konu olan teşebbüs lehine
ifadelere dosya kapsamında yer verilmediği bunun ise teşebbüs hakkında olumsuz algıyı
güçlendirdiğidir. Örnek olarak Belge 32’de dosya kapsamında olumsuz değerlendirme
yapılmasına neden olan ifadelere daha fazla değer atfedildiği ileri sürülmektedir. Ayrıca
görüşülen serbest tüketicilerin rakip tedarikçi tarafından yönlendirilmiş olma ihtimali
bulunduğu da savunmada dile getirilmektedir.
18-06//101-52
283/331
(802) CK AKDENİZ tarafından Kurum’a sunulan ve ödeme kanallarının sınırlandırılması
uygulamasına 2016 Ağustos itibarıyla son verildiği ayrıca tarihsiz sözleşme ve/veya IA-02
Formu alınması uygulamasına yönelik gerekli tedbirlerin alındığına ilişkin beyanları içeren
yazıların dosya kapsamında dikkate alınmadığı da belirtilmektedir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(803) Savunmanın değerlendirilmesinde ilk olarak piyasada faaliyet gösteren ve dosya
kapsamında yer verilen diğer tedarikçilerin beyanlarının hiçbirinin doğrudan CK AKDENİZ
ya da AKDENİZ EDAŞ’ın incelemeye konu eylem ve uygulamalarının nihai anlamda
değerlendirilmesinde ne lehte ne aleyhte dayanak olarak kullanılmadığı ifade edilmelidir.
Söz konusu teşebbüslerle, piyasada yer alan paydaşlar olarak görüşmeler yapılmış,
piyasanın genel işleyişi başta olmak üzere bütüncül bir bakış açısı içeren bilgi talep edilmiş
ve bu kapsamda dikkat çeken hususlar daha ayrıntılı olarak ayrıca irdelenmiştir. Diğer
tedarikçilerin olumlu beyanlarının ihlal tespitinde kullanılacak bir ölçüt olmadığı dile
getirilmelidir.
(804) İfadelerine yer verilen müşteriler ise temelde soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve
belgeler çerçevesinde rassal olarak seçilip görüşülen kişiler olup dayanaksız olduğu
düşünülen görüşlerine zaten yer verilmemiştir. Diğer yandan söz konusu müşteriler,
yerleşik tedarikçi ile sorun yaşama endişeleri nedeniyle gizlilik koşuluyla bu ifadeleri
vermeyi kabul etmişlerdir.
(805) Müşterilerden bazılarının konu hakkında bilgili ve bilinçli olduğu zaman zaman görülmüştür.
Müşterilerden bazıları CK AKDENİZ lehine yorumda bulunurken bazıları da şikayetlerini
dile getirmişlerdir. Dosyanın esas konusu diğer tedarikçilerin müşteriler nezdinde nedeni
belli olmayan birtakım uygulama eksikliklerinin yarattığı olumsuzluklara yer vermek değildir.
Dolayısıyla konuyla doğrudan ilgisi olmayan görüşlere dosyanın eklerinde yer verilmiş
ancak karar metninde bizzat değinilmemiştir.
(806) Lehe olan delillerin değerlendirilmesi bakımından, bahse konu Belge 32’de hem yönetim
kademesinin müdahalede bulunduğuna değinilmiş hem de bu yönde bir uygulamanın
olduğu ortaya konulmuştur.
(807) Soruşturma sürecine ilişkin 4054 sayılı Kanun’da öngörülen prosedürde taraflara tanınan
savunma hakları belirgin olup, taraflarca bu prosedürün dışında olacak şekilde soruşturma
heyetine sunulan verilerin dikkate alınması bağlamında yapılan değerlendirmeler savunma
hakkının kısıtlanması olarak kabul edilemeyecektir. Diğer tedarikçilerin soruşturma
açıldıktan sonraki sürece dair yaşadıkları bazı olumsuzluklarda azalma olmasının takdir
edilecek cezada bir indirim nedeni olmadığı değerlendirilmektedir. Kaldı ki ceza
değerlendirmesi yapılırken söz konusu uygulamaların halihazırda devam ettiği şeklinde bir
husus dikkate alınmamıştır.
(808) Tüketici görüşmelerinde dile getirilen iddiaları destekleyecek delil bulunmaması
kapsamında belirtmek gerekir ki, yapılan tüketici görüşmelerinde dile getirilen hususlar,
dosya kapsamındaki bilgi, belge ve analizlerden çıkartılan sonuçları doğrular niteliktedir.
I.7.2.3. CK AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve AKDEN’in Tek Teşebbüs Olduğuna İlişkin
Savunmalar
(809) Dosyanın genelinde bahse konu üç şirketin “tek bir şirketmiş gibi koordinasyon içinde
hareket ederek elektrik tedarik pazarındaki rekabeti engellediği”nin iddia edildiği öne
sürülmektedir. Savunmada bu hususa dair, soruşturmaya konu şirketlerin tek teşebbüs
olduğu, hukuki ayrıştırma ilkelerine dayanarak bu şirketlerin kendi içlerindeki/aralarındaki
eylemlerin rekabet hukukuna konu edilemeyeceği öne sürülmektedir.
18-06//101-52
284/331
(810) Savunmada, tek teşebbüs olmaları durumunun herhangi bir şekilde hukukun dolanılması
üzerine inşa edilmediği, aksine rekabet hukukunun ve sektörel düzenlemelerin temel
felsefesine ve prensiplerine dayalı bir şekilde oluşturulduğu, temel taleplerinin, teşebbüs
kavramının şekli korumasından yararlanarak hâkim durumun kötüye kullanılması şeklinde
bir yorum yoluyla bir anlamda rekabet hukukunun temel prensiplerini ve kavramlarını
dolanmaktan kaçınılması olduğu ifade edilmiştir.
(811) İşbu soruşturmanın, piyasanın nasıl rekabetçi bir yapıda olması gerektiğine ilişkin “rekabet
savunuculuğu” kapsamında bir sektör raporu ya da herhangi bir kamu kurumuna sunulan
görüş yazısı değil; rekabet hukukunun temel prensipleri üzerine inşa edilmesi beklenen
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin uygulanmasına ilişkin bir süreç olduğu belirtilmiştir. Bu
çerçevede, dağıtım şirketinin hukuki sorumluluğunu, dağıtım şirketinin sahipliği kriterine
göre belirlemek yerine, elektrik piyasasındaki konumu ve görevi doğrultusunda elinin
altındaki yetki ve imkanlarını ne şekilde gerçekleştirdiğine göre belirlemenin rekabetin
korunması amacına doğrudan ve sağlıklı bir şekilde hizmet edeceği değerlendirmesine
katılmadıkları dile getirilmiştir. Kararda dağıtım şirketinin sorumluluğu belirlenirken, rekabet
hukukunun temelini oluşturan kontrol ve teşebbüs kavramları göz ardı edilerek bunun
yerine dağıtım şirketlerinin elektrik piyasasındaki konumu ve görevi doğrultusunda elinin
altındaki yetki ve imkânlarının ön plana alındığı ileri sürülmüştür. Diğer bir ifadeyle rekabet
hukuku kapsamında yapılacak bir değerlendirmede, rekabet hukuku kavramları ve
prensipleri yerine EPDK tarafından düzenlenen lisans koşullarının belirleyici olarak esas
alındığı, bu yaklaşımın elektrik piyasasının serbestleşmesi sürecinde yeknesaklıktan uzak,
belirsiz ve kaotik bir rekabet hukuku uygulamasını beraberinde getireceği ifade edilmiştir.
(812) Savunmada ayrıca, dağıtım özelleştirmeleri kapsamında Kayseri ve Civarı Elektrik Türk
A.Ş., doğalgaz dağıtım şirketlerine rekabet hukukunun ne şekilde uygulanacağı ve CK
AKDENİZ ile AKDENİZ EDAŞ’ın birleşmeye karar vermesi örnekleri verilerek bu yaklaşımın
getireceği problemler ifade edilmiştir.
(813) Savunmada, dosya kapsamında yer alan ihlal olarak değerlendirilen bilgi paylaşımı ve
koordinasyon uygulamalarının teşebbüs kavramının şekli korumasından yararlanarak
kötüye kullanma olarak tanımlanmamasının rekabet hukukunun doğasına aykırı olduğu
tespitinin, CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ arasındaki “bilgi paylaşımı” ve “koordinasyon”
davranışlarının, aslında 4054 sayılı Kanun’daki “teşebbüs” tanımının doğal bir neticesi
olduğunu ortaya koyduğunu bu nedenle de tarafların anılan tanımın korumasından
yararlanması gerektiği ileri sürülmüştür. Yine işin özüne odaklanılması ve hukuki
boşluklardan yararlanılarak hukukun dolaşılması tespiti ile dosya da 4054 sayılı Kanun’daki
teşebbüs tanımının aslında bir hukuki boşluk içerdiğinin ima edilmiş olduğu ileri
sürülmektedir. Bunun sonucu olarak da kararda “teşebbüs kavramının şekli koruması” ve
“hukuki boşluk” kavramları ile özetlenebilecek bu soruna teşebbüs kavramına yeni bir
yorum getirerek çözüm bulunduğu beliritilmiştir. Ancak 4054 sayılı Kanun’da bir hukuki
boşluk varsa, bunun doldurulmasının yolunun “işin özüne” odaklanarak “rekabetin
korunması amacını” üstün tutmak ve dahası bunu yaparken 4054 sayılı Kanun’da açıkça
tanımlanmış “teşebbüs” kavramının temel niteliklerini göz ardı etmek olmaması gerektiği,
varsa boşluğun yasada değişiklik ile yapılması gerektiği, ancak 4054 sayılı Kanun’da böyle
bir boşluğun bulunmadığı, problemin 4054 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan alanlara
(rekabetin tesisi amacıyla) müdahale etme çabasından kaynaklandığı belirtilmiştir.
18-06//101-52
285/331
(814) Dosya kapsamında 4054 sayılı Kanun’daki hâkim durumun kötüye kullanılmasına dair 6.
maddeyi yeknesak uygulayabilmek için teşebbüs tanımına farklı bir yorum getirilmesinin
kritik bir çelişki yarattığı belirtilmiştir. 4054 sayılı Kanun’daki teşebbüs tanımı, dosyada
Kanun’un 4. maddesinde referans olarak kabul edilebilirken; bu tanıma, Kanun’un 6.
maddesi açısından yeni bir yorum kazandırıldığı, ancak rekabet hukuku uygulamasının
temel kavramı olan teşebbüs kavramının, yürütülen işlemin esasına ve 4054 sayılı
Kanun’un hangi maddesinin uygulandığına bağlı olarak yorum yoluyla daraltılıp
genişletilmesinin hukuka uygun bir yaklaşım olmadığı ifade edilmektedir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(815) İlgili savunma “I.7.1.1. AKDENİZ EDAŞ Bünyesindeki Rekabete Duyarlı Bilgilerin CK
AKDENİZ’in Erişimine Açılması ve AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e Rekabeti Kısıtlayıcı
Nitelikte Avantaj Sağlamasına İlişkin Yapılan Savunma” başlıklı bölümde
değerlendirilmiştir.
I.7.2.4. İlgili Ürün Pazarına İlişkin Savunmalar
(816) Savunmada ilgili ürün pazarlarının belirlenmesinde tarife bazlı bir ayrımın benimsendiği
bunun ise Komisyon’un ve Kurul’un 2010-2011 dönemindeki özelleştirme kararları ile
çeliştiği iddia edilmektedir. Savunmada geçmiş Kurul kararları ve 2015 yılında elektrik
piyasasına ilişkin Kurum tarafından yayımlanan Sektör Raporu’nda benimsenen ilgili pazar
tanımının kararda terk edildiği, rekabet hukuku uygulamalarının öngörülebilirliği
bakımından oldukça önemli olan bu hususa ilişkin hangi gerekçe ile içtihat değişikliğine
ihtiyaç duyulduğu konusunda dosya kapsamında bir açıklama bulunmadığı ileri
sürülmüştür.
(817) Savunmada ilgili ürün pazarlarının dağıtım hizmetleri pazarı, serbest tüketici limitinin
altındaki tüketicilere yönelik perakende elektrik satış pazarı, mesken müşterilerine yönelik
perakende elektrik satış pazarı ve iletimden veya dağıtımdan bağlı orta ve büyük ölçekli
tüketici, sanayi ve ticarethane müşterilerine yönelik perakende elektrik satış pazarı olarak
belirlenmesi gerektiği öne sürülmektedir.
(818) Savunmada ilgili pazarın belirlemesinde sayaç sayısına dayalı yapılan hesaplamaların
yanıltıcı sonuçlar doğurabileceği ileri sürülmektedir. Ortalama tüketimin düşük olduğu
mesken grubunda satış değeri üzerinden yapılan hesaplamalar yanında sayaç sayısına
dayalı da hesaplama yapılarak teşebbüsün pazar gücünün ölçülebileceği, ancak
ticarethane ve sanayi abone grubunda satış değerinin dikkate alınması gerektiği öne
sürülmektedir. Bu bağlamda serbest tüketici hakkını kullanmayarak K1 portföyünde kalan
tüketicilerin ilgili pazar analizinde dikkate alınmaması gerektiği iddia edilmektedir.
Ticarethane ve endüstriyel tüketicilerin küçük, büyük/orta olmak üzere ölçeklerine göre ayrı
pazar olarak tanımlanması ve bu ayrımın belirli bir tüketim eşiğine göre yapılması gerektiği
iddia edilmektedir.
18-06//101-52
286/331
(819) Savunmada, dosya kapsamında GTŞ’nin farklı kırılımların tümü bakımından dominant bir
pozisyonda bulunduğu gerekçesiyle tüketim bazlı bir ayrıma gerek olmadığının belirtildiği,
ancak ilgili pazar tanımına ilişkin bu yaklaşımın rekabet hukuku prensipleri çerçevesinde
hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Rekabet hukuku uygulamaları kapsamında pazar tanımının
yardımıyla pazar payları hesabı yapılırken, dosyada pazar payları yardımıyla pazar tanımı
yapma yolunun tercih edildiği iddia edilmiştir. Kırılımlara ilişkin yaklaşımın sayaç sayısına
göre yapıldığı için yöntem olarak da yanlış olduğu, özellikle büyük tüketimli tüketicilere
ilişkin pazar payı hesaplamalarında ve pazar analizlerinde sayaç sayısına dayalı analizlerin
yanlış ve yanıltıcı sonuçlar verdiği, 2015 yılına ait ticarethane grubuyla ilgili hesaplamanın
tüketim oranları bakımından hazırlanması durumunda CK AKDENİZ’in payının büyük
tüketicilerde azaldığı belirtilmiştir. Nitekim bu durumda 100 mWh üstü tüketim yapan
tüketicilerde CK AKDENİZ’in payının (…..) olduğu, CK grubu bünyesinde bulunan Boğaziçi
ve Çamlıbel dağıtım bölgeleri için de hesaplama yapıldığında özellikle büyük tüketicilerin
daha yoğun olduğu Boğaziçi bölgesinde pazar yapısındaki farklılaşmaların daha açık bir
şekilde ortaya çıktığı dile getirilmiştir. Kırılımlar bakımından gelişim incelendiğinde yüksek
tüketim kırılımlarına doğru ilerlendikçe diğer tedarikçilerin pazar payının kayda değer bir
şekilde büyüdüğü, 50-100 mWh kırılımında diğer tedarikçi-GTŞ pazar payı oranlarının başa
baş hale geldiği, 100 mWh ve üzeri kırılımda diğer tedarikçinin bölgesel pazar payının 2015
yılında GTŞ’nin üzerine çıktığının görüldüğü ileri sürülmüştür. Dolayısıyla, sayaç sayısına
dayalı değerlendirmenin, tüketim bazlı analizde farklılaşması ve ilgili pazarın “tüketim
büyüklüğü” bazında segmente edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
(820) 100.000 kWh/yıl üzeri tüketim yapan tüketicilerin farklı pazar olarak belirlenmesinin başlıca
sebebinin, bu tüketicilere yönelik satış ve pazarlama kanallarının farklılaştığı ve büyük
sanayi ve ticarethane tüketicilerinden oluşan bu tüketici grubuna yerel satış ağı kurma
ihtiyacı olmaksızın Türkiye’de faaliyet gösteren tüm elektrik tedarikçilerinin benzer
koşullarda satış yapabildikleri yönündeki tespitler olduğu öne sürülmüştür. Dolayısıyla, bu
yönde yapılacak bir pazar tanımında büyük ölçekli tüketicilere ilişkin pazar bakımından da
ilgili coğrafi pazarın kaçınılmaz bir şekilde ulusal olarak belirlenmesi gerektiği, bu durumda
da GTŞ’lerin pazar payı hesaplamalarının da bölgesel bazda değil ulusal bazda yapılması
gerektiği, bu durumda, söz konusu tanımlamanın hâkim durum analizinde farklılaşmaya yol
açacağı ileri sürülmüştür.
(821) Dosya kapsamında yer verilen marj hesaplamalarında YEKDEM maliyetlerinin dahil
edilmediği ve çok zamanlı tarifelerin dikkate alındığı öne sürülmektedir. Bunlara ek olarak
marj hesaplanırken sadece satış fiyatının değil maliyetin de hesaba katılması gerektiği
beyan edilmiştir.
(822) DGS’ye ilişkin analizlerde portföyünde sanayi abonesi olan tedarikçilerin DGS’den daha
fazla fayda sağladığının söylenildiği ancak gerçekte DSG’den en çok fayda sağlayan
tarafın portföyü en küçük olan katılımcılar olduğu öne sürülmektedir.
18-06//101-52
287/331
Savunmaların Değerlendirilmesi
(823) Dosya kapsamında pazar tanımlarında sadece sayaç sayıları baz alınmamıştır. İşbu
soruşturma kapsamında hem tüketim hem de sayaç bazlı bir değerlendirme yapılmıştır.
Sayaç sayısında pazar payı veya pazara ilişkin diğer analizlerin yapılması işbu
soruşturmaya özgü değildir. Öyle ki Kurul’un 01.06.2016 tarih ve 16-19/308-137 sayılı
kararında sayaç sayısına dayanan pazar analizleri yapılmıştır. Yine Kurum tarafından
19.01.2015 tarihinde yayımlanan Elektrik Toptan Satış ve Perakende Satış Sektör
Araştırması’nda tedarikçilerin sahip oldukları sayaç sayısına dayanan analizler
yapılmıştır186. Ayrıca bir tedarikçinin sahip olduğu sayaç sayısının fazla olması ilgili
tedarikçinin karşılaşacağı tahsilat ve dengesizlik risklerini azaltmakta ve sahip olunan
sayaçlar ilgili tedarikçi nezdinde birer sanal ağı187 temsil etmektedir. Bunun yanında,
dosyanın perakende elektrik piyasasındaki talep taraflı aksaklılar ve bu aksaklıkların gerek
AB gerek Türkiye’deki yansımalarının ele alındığı kısımlarda bu piyasalar bakımından
referans etkisinin öneminden bahsedilmiştir. Bir tüketicinin tanış olduğu çevresindeki
bireylerin hangi tedarikçiden alım yaptığı, tedarikçi değişikliğine gidip gitmediği hususlarının
o tüketicinin tedarikçi değişikliği ve tedarikçi seçim kararları üzerinde kayda değer bir etkiye
sahip olması anlamına gelen referans etkinin önemi, bu piyasalar bakımından sayaç bazlı
pazar payını, pazar gücüne dair bir gösterge haline getirmektedir.
(824) Sanayi ve ticarethane müşterilerinin aynı pazarda olması iddiası açısından; sanayi ve
büyük ticarethaneler elektriği benzer şekilde algılamalarına ve yüksek fiyat hassasiyetine
sahip olmalarına rağmen üç hususun bu iki grubu birbirinden ayrıştırdığı tespit edilmiştir.
İlk olarak sanayi tarifesi ticarethane tarifesine göre daha düşük belirlenmiş durumdadır. Bu
durum sanayi müşterilerinin serbest piyasadan elektrik alma dürtülerini azalmaktadır188. Bu
veri ile birlikte Grafik 12, 13, 14 ve 15 incelendiğinde sanayi müşterilerine yönelik marjın
daraldığı görülmekte ve sanayi müşterilerine yapılacak tedarikin ticarethane müşterilerine
kıyasla daha zor hale geldiği anlaşılmaktadır. İkinci husus ise, sanayi müşterisi tüketimini
gün içinde kaydırabilme kapasitesine sahipken, ticarethanelerin böyle imkânlarının
olmamasıdır. Son husus ise sanayi ve ticarethane müşterilerinin tüketim eğilimlerinin
farklılaşmasıdır. Öyle ki, Grafik 16 ve 24 incelendiğinde sanayi ve ticarethane müşterilerinin
en fazla ve en az elektrik tüketimi yaptıkları zaman dilimlerinin birbirinden farklı olduğu
anlaşılmaktadır. Bu üç husus çerçevesinde, mevcut aşama ve piyasa yapısında sanayi ve
büyük ticarethane müşterilerinin farklı pazarlarda oldukları değerlendirilmektedir.
(825) Bunlara ek olarak homojen bir ürün olan elektrik teorik olarak ancak fiyat rekabetine konu
olabilmektedir. Bu bağlamda aynı fiyata tabi olan müşteriler bakımından rekabet şartları
birbirinden ciddi ölçüde farklılaşmamaktadır. Temelde aynı değişkene tabi olan ve alt
kırılımlarda da hakim durumda bulunmanın farklılık göstermemesi nedeniyle ticarethane
müşterileri bakımından herhangi bir ayrıma gidilmesine gerek bulunmamaktadır. CK
AKDENİZ’in payının tüketim limiti artıkça azaldığı görülmekle birlikte sahip olunan (…..)’lik
pay ve Akdeniz elektrik bölgesinde faaliyet gösteren onlarca tedarikçinin sadece atomize
yapıda olması çerçevesinde CK AKDENİZ’in tüketim bazında da hakim durumda olduğu
değerlendirilmekte ve kırılımlar arasında anlamlı bir fark oluşmuyor olması nedeniyle
ticarethane grubu bakımından ayrı bir kırılıma gidilmesine gerek bulunmamaktadır.
186 Sayfa 33 ve 35.
187 Sanal ağlar, bir teşebbüs tarafından sahip olunan sözleşmesel ilişkiler, mülkiyet hakları, kurallar,
standartlar, tüketici bilgileri gibi kurumsal verilerin tümünü ifade etmektedir.
188 Nitekim söz konusu durum ikinci yazılı savunmanın 172. paragrafında da ifade edilmiştir.
18-06//101-52
288/331
(826) Düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik tedarik eden müşterilerin pazar analizinde dikkate
alınmaması savunması açısından; müşterilerin düzenlenen tarifeler üzerinden elektrik
tedarik etmeye devam etmesinin piyasadan elektrik almanın karlı görülmemesinden veya
ilgili müşterinin piyasadan elektrik alma konusunda yeterince bilince sahip olmamasından
kaynaklanabildiği ifade edilmelidir. Tarafın ikinci yazılı savunmasının 174. paragrafında da
belirtildiği üzere tarifeye %5 oranında bir zam yapıldığında düzenlenen tarifeden elektrik
tedarik eden müşteriler piyasadan elektrik almaya başlayabilecektir. Tam da bu sebeple
serbest tüketici limitini aşıp serbest tüketici hakkını kullanmayan tüketicilerle, bu hakkı
kullanan müşterilerin müşteri grupları bazında aynı pazarda oldukları değerlendirilmektedir.
İlgili tüketici sahip olduğu bilgi asimetrisini aşması durumunda piyasadan elektrik almayı
tercih edebilecektir. Bu açıdan da serbest tüketici hakkını haiz ama bu hakkı kullanmayan
tüketicilerle, bu hakkı kullananan tüketicilerin müşteri grupları bazında aynı pazarda
oldukları tespit edilmiştir.
(827) Piyasa fiyatları ile tarifeler kıyaslanırken çok zamanlı tarifelerin dikkate alındığı, ancak tek
zamanlı tarifelerin dikkate alınması gerektiği ve YEKDEM maliyetinin yapılan
hesaplamalarda dikkate alınmadığı iddiası temelsiz bulunmuştur. Zira Grafik 7 (sanayi),
Grafik 8 (ticarethane) ve Grafik 9 (mesken) için tek zamanlı tarife ile YEKDEM maliyetini
de içeren maliyetler karşılaştırılmıştır.
(828) Pazar tanımının mesken, ticarethane ve sanayi ayrımına dayanmaması gerektiği
iddiasında bulunulmuştur ancak mesken, ticarethane ve sanayi müşterilerinin tabi oldukları
düzenlemeler, tarife avantajları, bu satış-pazarlama koşulları dikkate alındığında söz
konusu müşteri gruplarının birbirinden önemli derecede farklılaştığı tespit edilmiştir. Hem
arz hem de talep açısından birbirinden farklılaşan müşteri grupları için ayrı ilgili ürün
pazarları tanımlanmasının makul ve geçerli olduğu değerlendirilmektedir.
(829) Ticarethane grubunun kendi içinde küçük ve büyük ölçekli olarak ikiye bölünmesi
gerekirken, böyle bir yaklaşımın benimsenmediği iddiası açısından; söz konusu tüketici
gruplarının aynı tarifeye tabi olmaları nedeniyle ayrıca bir pazar tanımına gidilmesine gerek
görülmemiştir.
I.7.2.5. AKDENİZ EDAŞ’ın Bünyesinde Bulunan Rekabete Duyarlı Bilgilerin CK
AKDENİZ’in Erişimine Açılmasına İlişkin Savunmalar
(830) Dosya kapsamında hukuki ayrıştırma kurallarının yetersizliğinin öne sürüldüğü ve mülkiyet
ayrıştırmasının gerekliliğinin tartışma konusu yapıldığı, ancak hukuki ayrıştırma
konusunun, sektörel düzenlemelerin ve dolayısıyla sektörel düzenleyicilerin görev ve
sorumluluk alanında olduğu belirtilmiştir.
(831) Üç şirketin rekabet hukuku açısından tek bir teşebbüs olduğu, teşebbüsün diğer
teşebbüslerin sahip olmadığı bilgiye sahip olması konusunun sektörel düzenleyicinin
müdahale alanında bulunan bir husus olduğu öne sürülmektedir. Dosya kapsamında
tedarikçilere sunulması zorunlu sayılabilecek herhangi bir bilgi ya da verinin tedarikçi
değişiklik sürecinde ya da bunun dışındaki bir aşamada erişime açılması konusunda, CK
AKDENİZ ve diğer tedarikçiler arasında ayrımcılık yapıldığına ya da diğer tedarikçilerin söz
konusu bilgiye erişiminde hız, kalite, prosedür ve benzeri konularda zorluk çıkarıldığına
ilişkin herhangi bir tespit ya da iddianın olmadığı öne sürülmektedir. Bu noktada
savunmanın temelini bilgi paylaşımı başlığı altında ortaya konulan iddiaların rekabet
hukuku kapsamı dışında olduğu ve tamamen tüzel kişiliklere getirilen sınırlamalar
çerçevesinde hukuki ayrıştırmanın ve dolayısıyla EPDK'nın görev alanında olduğuna ilişkin
hususlar oluşturmaktadır. Bu hususlara ek olarak; 01.01.2016 tarihinden itibaren tam
anlamıyla farklı sistem altyapısı kullanılması nedeniyle zaman zaman yaşanan bilgi
paylaşımlarının münferit olduğu, K1-Diğer Tedarikçi, Diğer Tedarikçi -K1, K2- Diğer
Tedarikçi, Diğer Tedarikçi -K2, K1-K2 ve K2-K1 geçişlerinin EPİAŞ sayesinde görülebildiği,
18-06//101-52
289/331
(…..) IP adresinde yer alan sunucunun, CK AKDENİZ’in K1 ve K2 portföyünde yer alan ve
aylar itibarıyla diğer tedarikçilerin talep ettiği abonelerin takip edilerek, analizlerinin
yapıldığı bir yazılım olduğu ileri sürülmüştür. Halihazırda bu verilerin EPİAŞ tarafından CK
AKDENİZ’e tahsis edilmiş olan DGPYS kullanıcıları ile temin edilebildiği, söz konusu
sistemin içeriğinin CK AKDENİZ’e sorulmuş olması durumunda dosya kapsamında yapılan
tespitin rekabet hukuku kapsamında olmadığının ortaya konulabileceği, bu noktada bir
personelin (F.B.) bilgisayarında görülen bir sisteme ilişkin ihlal tespitine varan çıkarımlar
yapılmasının ve bu sistemin içeriğinin ve kullanım alanının ne olduğunun ayrıntılı olarak
incelenmesine ihtiyaç duyulmamasının, bir anlamda soruşturma sürecinin başından
itibaren ihlalin var olduğu ön kabulü çerçevesinde inceleme yapıldığının gösterdiği
belirtilmiştir. CK AKDENİZ ile paylaşılan bilgilere benzer bilgilerin diğer tedarikçiler ile
paylaşılmasının diğer tedarikçilerin faaliyeti için zorunlu olmadığı ve CK AKDENİZ’e verilen
bilgilerin stratejik bilgiler olmadığı da öne sürülmüştür. Bu bağlamda söz konusu bilgilerin
nasıl bir rekabet avantajı sağladığının anlaşılamadığı, RWE ve OFEN’in piyasadan çıkıyor
olması nedeniyle müşterilerinin listelendiği bilgilerin GTŞ ile paylaşılmasının dağıtım şirketi
açısından mevzuattan kaynaklanan bir zorunluluk olması, tüketimlerin profilleme ve tedarik
planlama kapsamında kullanılabileceği, bunların maliyetlerinin de toplam içinde küçük bir
yer işgal ettiği ve geçmiş tüketimlerin bilinmesinin tüketimde yaşanacak sapmaların
önlenmesinde işe yaramayacağı ifade edilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(832) Bu başlıktaki savunmalardan ilk olarak teşebbüsün diğer teşebbüslerin sahip olmadığı
bilgiye sahip olması konusunun sektörel düzenleyicinin müdahale alanında bulunan bir
husus olduğu iddiası ele alınmıştır. Kurul, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda
tespit edilen rekabet karşıtı eylemleri 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi kapsamında
cezalandırabilmekte ve/veya aynı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihlal
olduğu tespit edilen hususların kaldırmasını talep edebilmektedir. Bu bağlamda ilgili
düzenleyici otoriteye kanun yoluyla ve açıkça bir yetki tanınmadıkça189, Kurul’un böyle bir
müdahalede bulunamayacağının iddia edilmesinin yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
Kaldı ki, tespit edilen rekabetçi aksaklıkların kaldırılmasına ilişkin olarak hem Kurul’un
önceki kararlarından hem de AB mevzuatını takip etmekte olan üye ülke otorite
kararlarından örnek bulmak mümkündür. Kurul’un 18.02.2009 tarih ve 09-07/128-39 tarihli
kararında incelenen teşebbüslere yönelik;
“Tıbbi cihazların garanti sürelerinin bitiminden sonra, cihazları satın alan müşterilerin
yazılı talepte bulunması veya bu yazılı talepleri müşterilerden alan teknik servislerin
yazılı başvuruda bulunması durumunda, cihazlara ilişkin şifrelerin veya bu anlama
gelecek her türlü dahili sistemin firmalar tarafından mücbir sebepler haricinde,
çalışma günlerinde olmak kaydıyla, 24 (yirmidört) saat içerisinde ücretsiz olarak
temin edilmesi…”
şeklinde bir yükümlülük getirmiştir. Öte yandan Fransız Rekabet Otoritesi’nin GDF Suez
hakkında almış olduğu ara kararda; GDF Suez’in elinde bulunan çeşitli müşteri bilgilerinin
rakip oyuncularla paylaşılmasına hükmetmiştir190. Söz konusu kararlarda hem Kurul’un
hem de Fransız Rekabet Otoritesi’nin mülkiyet hakkına dokunacak şekilde tedbirler
getirebildiği görülmektedir. Bu bağlamda dosya kapsamında rakip tedarikçilere ait ayrıntılı
bilgilerin AKDENİZ EDAŞ tarafından CK AKDENİZ ile paylaşılmasının ihlal olarak
değerlendirilmesi Kurul’un yetki ve rekabet hukukunun etki alanında olduğu açıktır.
189 5411 sayılı Bankacılık Kanun’da birleşme ve devralmalara ilişkin getirilmiş olan istisna örneğinde olduğu
gibi.
190 GDF Suez hakkında yürütülen süreç uzlaştırma ile sona erdiğinden, öngörülen tedbir uzlaşma ile birlikte
kaldırılmıştır.
18-06//101-52
290/331
(833) 01.01.2016 tarihinden itibaren tam anlamıyla farklı sistem altyapısı kullanılması nedeniyle
zaman zaman yaşanan dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin
GTŞ’nin erişimine açılması eyleminin münferit olduğu iddiası bakımından 01.01.2016
tarihinin milat alınması hakkaniyetli bir tutum olmayacaktır. Bu durumun temel sebebi 2014
yılında CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ hakkında yapılan önaraştırma sonucunda
gönderilen görüşlerdir. Diğer bir ifadeyle EPDK tarafından 01.01.2016 yılına kadar belli
hizmetlerin ortak kullanılmasına izin verilmişse de191, belirtilen tipteki dağıtım şirketinin
bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması eyleminin
rekabet karşıtı bir nitelikte olabileceği ilgili görüşte ifade edilmiştir. Ayrıca belli hizmetlerin
ortak kullanılmasına ilişkin tanınan imkan dağıtım şirketinin “tekelinde” bulunan bilgilerin
yerleşik tedarik şirketiyle paylaşılmasını sağlamak için değil, aksine geçiş sürecinin
gerçekçi bir zaman aralığında tamamlanması için getirilmiş bir esnekliktir. Eğer sadece bir
kez rakip tedarikçi bilgilerinin CK AKDENİZ ile paylaşılması gibi bir durum söz konusu
olsaydı, münferitlikten bahsedilebilecekken, dosya kapsamındaki belgelerden birçok kez
anılan dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine
açılması eyleminin gerçekleştiği, bu noktada münferitlikten bahsedilemeyeceği ifade
edilmelidir.
(834) K1-Diğer Tedarikçi, Diğer Tedarikçi -K1, K2- Diğer Tedarikçi, Diğer Tedarikçi -K2, K1-K2
ve K2-K1 geçişlerinin EPİAŞ sayesinde piyasa katılımcıları tarafından görülebildiği
iddiasında bulunulmakta ancak EPİAŞ’ın sağlamış olduğu yapı sayesinde herhangi bir
piyasa katılımcısı kendi portföyüne gelen ve kendi portföyünden ayrılan tüketicilerin
bilgilerini geçiş dönemine has olmak üzere görebilmektedir192. Ancak incelemelerde elde
edilen ve 455-457. paragraflarda gösterilen belgelerden CK AKDENİZ ile alakası olmayan
Diğer Tedarikçi- Diğer Tedarikçi geçişleri hakkında bilgi edinildiği görülmektedir.
(835) F. B.’nin bilgisayarında tespit edilen, (…..) IP adresinden şirket bünyesindeki bir sisteme
ulaşıldığı belirlenen ve CK AKDENİZ çalışanlarına diğer tedarikçilere geçmiş tüketicilerin
sayısı, yıl bazındaki toplam tüketim miktarları gibi bilgileri takip edebilmesine imkân tanıyan
sistem, açık bir şekilde dağıtım ve perakende şirketleri arasında stratejik nitelikli ve dağıtım
şirketinin bünyesinde bulunan rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılmasını
işleten bir sistemdir.
(836) Rekabet uzmanlarının yürüttüğü inceleme, önaraştırma ve soruşturmalar sadece tahkikat
amaçlı yapılmaktadır ve soruşturma süresince yapılan incelemeler, sektör paydaşlarıyla
yapılan görüşmeler, bilgi alış verişleri ve her türlü analiz de bu tahkikatın bir parçasını
oluşturmaktadır. Raportörlerin dosya süresince yürüttükleri pek çok sayıda inceleme, analiz
ve muhakeme sonucunda değerlendirmelerini oluşturdukları her aşamada, konunun açık
ve net olduğu kanaatine varmaları nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüslerden teyit almamaları onların herhangi bir ön kabul ile hareket ettikleri anlamına
gelmemektedir. Kaldı ki dosya safahatında taraflara tanınan savunma hakları da taraflara
istedikleri konuda argümanlarını sunma olanağı tanımaktadır.
191 Söz konusu düzenleme rakip tedarikçi bilgilerinin GTŞ ile paylaşılmasını öngörmemektedir.
192 Geçişin gerçekleştiği dönemi takip eden dönemlerde bir tedarikçi kendisinden ayrılan müşterinin güncel
bilgilerini görememektedir.
18-06//101-52
291/331
(837) CK AKDENİZ ile paylaşılan bilgilere benzer bilgilerin diğer tedarikçiler ile paylaşılmasının
ilgili tedarikçilerin faaliyeti için zorunlu olmadığı ve CK AKDENİZ’e verilen bilgilerden nasıl
bir rekabet avantajının sağlandığının anlaşılamadığı iddiası da değerlendirilmelidir.
Dağıtım şirketi tarafından perakende şirketine servis edilen söz konusu stratejik bilgilerin
ne kadar rekabetçi dezavantaj yaratacağı öznel bir tartışmanın konusu olup sağlanacak
avantaj bu bilgileri kullanacak olan teşebbüslerin kendi çabalarına da bağlıdır. Bununla
birlikte, tüm piyasa katılımcılarına eşit mesafede olması gereken dağıtım şirketinin söz
konusu stratejik bilgileri diğer tedarikçilerle paylaşma zorunluluğunun olmaması, dağıtım
şirketinin bu bilgileri perakende şirketiyle paylaşmasını makul kılmamaktadır. Bu yöndeki
bir bakış açısı, dikey bütünleşik yapı içinde faaliyet gösteren dağıtım şirketinin, sektörel
düzenlemelerin doğrudan müdahalede bulunmadığı pek çok alanda keyfi ve rekabet karşıtı
hareket etmesine neden olabilecektir. Nasıl ki hâkim durumda bulunan bir teşebbüsün
sahip olduğu konumdan kaynaklı birtakım özel sorumlulukları varsa, dağıtım piyasasında
faaliyet gösteren hâkim durumdaki dağıtım şirketinin de elektrik sektörünün kendine özgü
özellikleri nedeniyle sahip olduğu özel sorumluluklar bulunmaktadır. Bu sorumluluklar
arasında bilgi paylaşımı konusunda alt pazardaki tüm tedarik şirketlerine eşit mesafede
olmak da yer almaktadır. Taraflarca savunmada dile getirilen, ihlal olarak değerlendirilen
eylem ve uygulamanın tek teşebbüs olan dağıtım ve perakende şirketlerinin iç dinamiği
olduğundan 4054 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu iddiası, söz konusu davranışların
hâkim durumdaki teşebbüsün taşıdığı özel sorumluluk alanı ile örtüşmemektedir. Zira
inceleme konusu vakanın özüne odaklanan rekabet hukuku bakımında işbu soruşturmada
da kanunun amacının, aynı menfaat grubu tarafından kontrol edilen dağıtım ve perakende
şirketleri arasındaki etkileşimin, teşebbüs iç dinamiği gerekçesiyle kapsam dışı olacağı
değil, aksine biçimsel olarak tek teşebbüs altında faaliyet gösteren bu iki şirketin esasen
fonksiyonel anlamda birbirinden bağımsız iki birim olarak faaliyet göstermesi gerekliliği ve
bu minvalde rekabet karşıtı sonuçlara yol açan dağıtım şirketinin bünyesinde bulunan
rekabete duyarlı bilgilerin GTŞ’nin erişimine açılması ve dağıtım şirketinin GTŞ’ye rekabeti
kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlaması dahil her türlü rekabet karşıtı etkileşim ve
uygulamalara tereddüt etmeden müdahale edilmesi olduğu ifade edilmelidir.
(838) RWE ve OFEN’in piyasadan çıkıyor olması nedeniyle müşterilerinin listelendiği iddiası
bakımından; söz konusu durum RWE ve OFEN açısından makul olsa da dağıtım ile
perakende şirketi arasında yapılan bilgi akışında birçok müşterinin hangi tedarikçiden
elektrik tedarik ettiği belirtilmektedir. Söz konusu durum Belge 9’un ekinde yer alan excel
dosyalarından da görülebilecektir.
(839) Bilgilerin GTŞ ile paylaşılmasının dağıtım şirketi açısından mevzuattan kaynaklanan bir
zorunluluk olması iddia edilse de savunmada paylaşılan mevzuat hükmü çerçevesinde
dağıtım şirketinin tüketicilerin tesisat numarası ve sayaç bilgilerini CK AKDENİZ ile
paylaşmasını zorunlu kılmasının, farklı dönemlerde diğer tedarikçiler arasındaki
geçişlerden CK AKDENİZ’in bilgilendirilmesini ve CK AKDENİZ’in ilgili müşterilerin
tüketimlerine erişmesini açıklamadığı değerlendirilmektedir.
18-06//101-52
292/331
(840) Tüketimlerin profilleme ve tedarik planlama kapsamında kullanılabileceği, bunların
maliyetlerinin de toplam içinde küçük bir yer işgal ettiği ve geçmiş tüketimlerin bilinmesinin
tüketimde yaşanacak sapmaların önlenmesinde işe yaramayacağı iddiası bakımından
savunmanın dokuzuncu tablosuna değinilmelidir. İlgili tabloda gösterilen analizin doğru
kabul edilmesi durumunda profil maliyeti nedeniyle (…..), enerji tedariki ile ilgili olarak da
(…..)’lik bir oran oluşacak ve toplam içinde söz konusu maliyetlerin düşük olduğu ileri
sürülebilecektir. Ancak dosya kapsamında yer verilen tarife-maliyet karşılaştırmaları ve
elektrik piyasasının düşük karlılıkla çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda, teşebbüs
tarafından önemsiz olarak addedilen oranların bile piyasadaki oyuncular için hayati hale
gelebildiği değerlendirilmektedir. Ayrıca baz aktif yük maliyeti ile EPİAŞ-YEKDEM
maliyetinin neredeyse tüm piyasa oyuncuları için benzer seyir izlediği düşünüldüğünde,
önemsiz olarak görülen oranların tedarikçiler arası rekabette belirleyici bir etkiye sahip
olabileceği belirtilmelidir.
(841) Diğer yandan profilleme sadece tüketicinin yıllık ve/veya aylık tüketimini dikkate
almamakta, gün içindeki değişimleri de dikkate almaktadır. Daha uzun süreli tüketim
verilerini esas alan çalışmaların ortalamayı daha iyi yansıtabileceği, bu anlamda tüketim
profilinin iddia edildiği gibi önemsiz olmadığı değerlendirilmektedir.
I.7.2.6. AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e Rekabeti Kısıtlayıcı Nitelikte Avantaj
Sağlamasına İlişkin Savunmalar
(842) Dosya kapsamında dağıtım şirketleri ile GTŞ'lerin aynı ekonomik bütünlük içinde
olduğunun belirtildiği, bunun rekabet hukuku perspektifinden anlamının da söz konusu
şirketlerin tek teşebbüs olduğu, bu kapsamda hâkim durumdaki teşebbüsün kendi içinde
koordinasyon halinde olmasının kötüye kullanma olarak değerlendirilmesi gibi bir durumu
ortaya çıkardığı dolayısıyla bu hususun EPDK mevzuatı çerçevesinde değerlendirmesi
gerektiği belirtilmiştir.
(843) Rekabet hukuku kapsamında asıl konunun, bir piyasanın dikey yapısı içinde değer
zincirinin farklı halkalarında faaliyet gösteren hâkim durumdaki teşebbüsün piyasadaki
davranışlarının "hakim durumun kötüye kullanılması" kapsamına girip girmediği olduğu,
yıkıcı fiyat, seçici fiyat ya da fiyat sıkıştırması gibi fiyat stratejileri ortaya çıkmadığı sürece
tek bir ekonomik bütünlük içerisinde bulunan teşebbüslere yönelik koordinasyon iddiasıyla
6. madde değerlendirmesi yapılmasının olanaksız olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca AKDENİZ
EDAŞ’ın CK AKDENİZ lehine maliyet avantajı sağlamasının rekabet hukuku kapsamında
çapraz sübvansiyon olarak değerlendirilmesi gerektiği, çapraz sübvansiyonun da rekabet
ihlali olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmektedir.
(844) Savunmada ayrıca AKDEN ile CK AKDENİZ arasında gerçekleştirilen protokollerden biri
olan "Bakım Onarım Protokolü”nün bağlantı noktası sonrası oluşabilecek bakım ve
onarımların bir kısmını kapsadığı ve sınırlandırılmış belirli hizmetleri içerdiği, söz konusu
protokolün dağıtım şirketi tarafından verilen hizmetleri kapsamadığı, “Bakım Onarım
Protokolü”nün, yüksek tüketimli özel trafolu müşterilerde, müşterilere ek bir hizmet
sunabilmek için dağıtım şirketinin sorumluluk alanında olmayan ve Kuvvetli Akım Tesisleri
Yönetmeliği'nin 60. maddesinde belirtilen işletme sorumlusunun yapması gereken
tesislerin bakım ve onarımını içeren birtakım hizmetlerin yapılması amacıyla AKDEN ile CK
AKDENİZ arasında imzalanan sözleşmeye istinaden AKDEN ile müşteri arasında yapılan
bir protokol olduğu ve kötüye kullanma eyleminden bahsedilemeyeceği ifade edilmiştir.
18-06//101-52
293/331
Savunmaların Değerlendirilmesi
(845) CK AKDENİZ lehine maliyet avantajı sağlamasının rekabet hukuku kapsamında çapraz
sübvansiyon olarak değerlendirilmesi gerektiği, çapraz sübvansiyonun da rekabet ihlali
olarak değerlendirilemeyeceği iddiası bakımından; dosya kapsamında çapraz
sübvansiyonun bizzat kendisinin 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal teşkil ettiğine dair bir
sonuca ulaşılmamıştır. Nasıl ki ayrıştırma kurallarına aykırı hareket etmenin kendisi
doğrudan bir rekabet ihlali niteliği taşımıyorsa çapraz sübvansiyon da doğrudan bir rekabet
ihlali taşımamaktadır. Her iki durum da esasen işbu soruşturma kapsamında hâkim
durumun kötüye kullanılmasının araçları olarak değerlendirilmektedir. Operasyonel
giderlerinin finansmanı piyasa katılımcıları tarafından karşılanan hâkim durumdaki dağıtım
şirketinin dikey bütünleşik yapı içinde bulunan, alt pazardaki GTŞ’ye doğrudan ve dolaylı
olarak pazarlama ve satış başta olmak üzere tedarik şirketlerinin temel faaliyet alanı
kapsamındaki hizmetleri, kendi esas faaliyetlerini yerine getirirken ve kendi kaynaklarını
kullanarak sunması, fonksiyonel ayrışmanın dolaşılması suretiyle hâkim durumun kötüye
kullanılması anlamına gelmektedir. Zira dağıtım şirketi sahip olduğu münhasır olanak ve
yetkileri GTŞ lehine ve diğer tedarikçiler aleyhine kullanarak perakende satış pazarında
rekabeti önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
(846) Yukarıda değinilen dışında çapraz sübvansiyona ilişkin ayrı bir değerlendirme yapmak
yararlı olacaktır. Daha önce de ifade edildiği üzere çapraz sübvansiyonun tanımı üzerinde
tam bir uzlaşma bulunmamaktadır193. Mevcut tanımlar dikkate alındığında çapraz
sübvansiyonun daha çok maliyet transferi olarak ele alındığı, bu durumun da çapraz
sübvansiyonun yıkıcı fiyat gibi uygulamalarla birlikte rekabet ihlaline yol açabileceği
şeklinde bir kanıya varılmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Ancak maliyet transferine
yönelik yıkıcı fiyat karakteri bulunmayan yaklaşımlar da bulunmaktadır. Öyle ki,
düzenlenmeyen piyasadaki karını mevcut fiyat seviyesini koruyarak artırmak isteyen şirket,
düzenleme bulunmayan alandaki maliyetlerini, maliyet artışlarının düzenlenen fiyata zam
olarak yansıyabilecek olan düzenlemeye tabi alana aktarabilmektedir194. Bu bağlamda
rekabete açık kısımdaki faaliyete, rekabete kapalı kısımdaki faaliyet çerçevesinde verilen
desteğin rekabeti kısıtlayacak seviyede olması, söz konusu eylemin rekabet hukuku
kapsamında ihlal olarak değerlendirilmesine yol açabilecektir.
(847) AKDEN aracılığıyla verilen hizmetin müşterilerin özel trafolarına ilişkin oluğu ve AKDENİZ
EDAŞ’ın sorumlu olduğu dağıtım şebekesiyle bir ilişkisinin olmadığı iddiası bakımından;
hem CK AKDENİZ’in hem de AKDENİZ EDAŞ’ın AKDEN ile dağıtım hatlarının bakım ve
onarımına ilişkin anlaşmaları bulunmaktadır. CK AKDENİZ tarafından alınacak hizmetin
kendi trafoları olan müşterilere yönelik olduğu anlaşılsa da, perakende satış hizmetinin bir
yan faydası olarak müşteriye sunulan bu hizmetin AKDEN’in AKDENİZ EDAŞ’a verdiği
benzer hizmetle ortaklaştırılabileceği ve bu yolla tıpkı dağıtım elemanlarının sözleşme
alması veya K2 müşterilerine fatura bırakması gibi CK AKDENİZ lehine rekabetçi bir
avantaj sağlayacak niteliktedir.
(848) Ayrıca genel anlamda savunmanın AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte avantaj sağlamasına ilişkin olan kısmı incelendiğinde, CK AKDENİZ’in, kendisi ile
AKDENİZ EDAŞ arasında olan doğrudan ve dolaylı etkileşimin bulunduğunu kabul ettiği
görülmektedir.
193 Hancher&Buendia Sierra, 1998
194 Fjell, 2001, A Cross-subsidy classification framework, Journal of Public Policy
18-06//101-52
294/331
I.7.2.7. CK AKDENİZ’in Portföye Dahil Etme, Portföyde Bulunma ve Portföyden
Ayrılma Aşamalarındaki Davranışlarına İlişkin Savunmalar
(849) CK AKDENİZ’in serbest tüketici portföyünde gerçekleşen artışların serbestleşme sürecinin
gelişimiyle doğru orantılı olduğu, yeni limitlerin her yılın 1 Ocak tarihine kadar EPDK
tarafından belirleniyor olmasından dolayı da en fazla Şubat aylarında müşteri sayısında
artış yaşandığı belirtilmiştir. Birtakım rasyonel olmayan varsayımlara dayanarak CK
AKDENİZ portföyünde gerçekleşen artışların izah edilemez olarak değerlendirilmesinin
doğru bir yaklaşım olmadığı, tüketicilerin birçok kanaldan tedarikçi değiştirebildiği, (…..)
adet satış kanalı ile müşterilere hizmet verildiği ve serbest tüketici olma hakkı ile ilgili
bilgilendirme yapılarak bu haktan yararlanmak isteyenlerle ikili anlaşma imzalandığı ifade
edilmiştir. Ayrıca (…..) adet personelle hem sahada hem ofiste satış işlemlerinin
yürütüldüğü, sözleşmesiz serbest tüketici yapıldığı ön yargısının, bazı münferit olaylara
ilişkin yazışmalar ve yerinde incelemede elde edilen excel dosyaları ile desteklenmeye
çalışıldığı belirtilmiştir.
(850) Örnek olarak Belge 33’te, sekiz adet tüketicinin sözleşmesiz portföye aktarıldığının ifade
edildiği, söz konusu belgeden de görüleceği üzere, mükerrer talep durumuna düşmüş sekiz
tüketicinin sözleşmelerinin arşive teslim edilmemesi nedeniyle merkez arşivde yer
olmadığının, yani bu e-postada söz konusu sekiz tüketicinin sözleşmelerinin olmadığının
değil, sözleşmelerinin merkez arşive teslim edilmediğinin belirtildiği savunması yapılmıştır.
(851) Yine Belge 52’ye dayanılarak iki adet tüketicinin sözleşmesiz portföye aktarıldığının ifade
edildiği, belgede üç adet müşteri ile ilgili durum değerlendirildiği, müşterilerden birinin
sözleşmesinin bulunması için arşiv taramasının devam ettiği, diğer iki sözleşmeye de
ulaşılamadığının ifade edildiği, devam eden yazışmalarda formu bulunamayan (aynı
zamanda sözleşmenin bulunamadığına işaret etmektedir) müşterilere yönelik talebin pasife
alınması gerektiğinin ifade edildiği, talebi pasife alınan müşterinin K1 portföyünde
bırakıldığı ya da diğer tedarikçinin talebi doğrultusunda o tedarikçinin portföyüne aktarıldığı,
buradaki sürecin de esas itibarıyla piyasada zaman zaman ortaya çıkan mükerrer talep
süreçlerinde ortaya çıkan problemlerden biri olduğu, bu durumun temel sebebinin
arşivleme çalışmalarından kaynaklanan birtakım sıkıntılar olduğu, dolayısıyla,
yazışmalarda söz edilen problemin genellikle sözleşmenin olmaması değil, bulunamaması
olduğu, bu ve benzeri münferit olayların, tüketicilerin sözleşmesiz portföye alındığına ilişkin
delil olarak kullanılmaması gerektiği belirtilmiştir.
(852) Yine, D. Y.’nin bilgisayarından elde edilen "Acil Sözleşme hk" başlıklı e-postada da
sözleşmelerin bulunmamasına ilişkin ifadelerin, genellikle, arşiv taraması esnasında ya da
mükerrer talep gibi kısa süre içinde sözleşmenin bulunması gerekirken bulunamadığı
durumlarda personel arasında bulunamayan sözleşmeye ilişkin sorgulama amaçlı yapılan
yazışmalar olduğu belirtilmiştir.
(853) Belge 14’ün ekinde bulunan "eşleştirme sonuçları_2016-05-2722" adlı excel dosyası,
Y.S.’nin bilgisayarından alınan "Sözleşme" adlı excel dosyası, O. K. Ö. tarafından
gönderilen "Rapor-20062016072032" başlıklı e-posta ekindeki "Rapor-20062016072032"
adlı excel dosyası, Muratpaşa şubesinden elde edilen "eşleştirme sonuçları 2016-05-
2721_05" adlı excel dosyasının da dijital arşiv taraması kapsamında yapılan çalışmalar
olduğu, sözleşmelerin fiili olarak bulunup bulunmadığına ilişkin bir gösterge niteliği
taşımadığı, merkezde yapılan söz konusu dijital arşiv çalışması sırasında dijital arşivde
bulunmadığı belirtilen bir sözleşmenin halen işletmede olması ya da merkeze gelmiş
olmakla birlikte henüz taranmamış olmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir.
18-06//101-52
295/331
(854) Belge 28'de 2M'ye geçecek olan (…..) isimli müşteriye cayma bedeli çıkarıldığı, ancak
müşterinin cayma bedeli içeren bir sözleşmesinin söz konusu olmadığı iddiasına istinaden
cayma bedeli faturasının iptal edildiğine ilişkin "Cayma bedeli iptali hk." konulu e-posta
yazışmalarının, sözleşmesiz müşteri olduğu yönünde yorumlandığı, ancak aynı yazışma
silsilesi içinde anılan müşteriye çıkarılan cayma bedeli faturasının iptal edilmesine dair iç
yazışmaya verilen cevapta, söz konusu müşteri ile 01.01.2016 tarihinde yenileme
sözleşmesi alındığı belirtilerek sözleşmesinin olmadığı iddiasının dayanağının sorgulandığı
ifade edilmektedir. Öte yandan yazışmalarda dikkatten kaçmaması gereken diğer bir
hususun, açık bir şekilde sözleşmesi olduğu halde ilgili personel tarafından o andaki zaman
diliminde sözleşmesi bir şekilde bulunamayan bu müşterinin cayma bedelinin şirket
tarafından iptal edildiği, bunun da şirketin iyi niyetli bir yaklaşım içinde bulunduğunu
gösterdiği belirtilmiştir.
(855) Soruşturma sürecinde (…..) ve (…..) ile yapılan görüşme tutanaklarının yer aldığı belge
numaralarına195 atıfla müşterilerin tedarikçi değişikliği sonrası kendilerinden cayma bedeli
istenmesi nedeniyle CK AKDENİZ’den sözleşmelerini talep ettikleri, ancak sözleşmelerin
kendilerine verilmediğinin iddia edildiği, belge ve tutanak üzerinde karartma yapılmamış
olması halinde her bir müşteriyle ilgili gerçek durumun araştırılması mümkün olmakla
birlikte, müşterilerin sözleşmelerine talep anında ulaşılamamış olmasının şirketin
sözleşmesiz satış yaptığı iddiasına dayanak olamayacağı ifade edilmiştir.
(856) Savunmada serbest tüketici limitinin düşürüldüğü dönemlerin hemen akabinde serbest
tüketici portföyünün daha yüksek oranda büyümesinin doğal olduğu, yılın ilk aylarında yer
alan yüksek geçiş rakamlarına ilişkin olarak, bunun “kaynak kısıtı” nedeniyle mümkün
olamayacağı yönündeki dosya kapsamında yer alan yaklaşımın herhangi bir nesnel
değerlendirmeye dayanmadığı belirtilmiştir. Bölgelerindeki serbest tüketici satışlarının
daha büyük kısmının müşteri hizmet merkezlerindeki “inbound” satışlardan oluştuğu, ancak
dosya kapsamında inbound satışlarının portföy büyümesindeki etkisinin göz ardı edildiği
ifade edilmiş ve 01.01.2016-01.10.2017 tarihleri arasında ay bazında müşteri hizmet
merkezlerine fatura ödemek amacıyla gelen tüm müşterilerin sayısı ve müşteriler içerisinde
K2 hakkı olan dolayısıyla “potansiyel satış” adayı olarak müşteri hizmet yetkilileri ile temasa
geçmiş olan serbest tüketici sayılarına yer verilmiştir. Dosya kapsamında gerçekçi
bulunmayan satış hacimlerinin, diğer satış kanalları dikkate alınmasa bile yalnızca müşteri
hizmet merkezi satışlarıyla büyük ölçüde açıklanabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca müşteri
hizmet merkezlerinin doğrudan temasla hizmet verdiği 300 bini aşan müşterinin bulunduğu,
bu noktaların bu denli yüksek sayıda müşteriye hizmet veriyor olmasının, dosya
kapsamındaki değerlendirmeyi boşa çıkardığı ileri sürülmüştür.
195 Tarafa gönderilen belgelerde müşteri isimleri karartılmış olup sadece belge numarası ve tutanağın içeriği
yer almaktadır.
18-06//101-52
296/331
Savunmaların Değerlendirilmesi
(857) İlgili savunmalara yönelik yapılan değerlendirmede ilk olarak tüketici limitinin düşmesine
paralel olarak portföye eklenen tüketici sayılarında artış olmasının normal olduğu ve CK
AKDENİZ’in birçok satış kanalının olduğu, satışın sadece kapı kapı dolaşılıp yapıldığının
düşünülmesinin yanlış olduğu iddiası incelenmiştir. Habersiz/sözleşmesiz portföye dahil
etme durumunun CK AKDENİZ’in portföyündeki artışın tamamına ilişkin olduğuna yönelik
bir iddia dosya kapsamında bulunmamaktadır. Habersiz/sözleşmesiz portföye dahil
etmenin diğer eylemlerle birlikte CK AKDENİZ portföyündeki artışı açıkladığı ifade
edilmektedir. Ayrıca bir serbest tüketici adayıyla ikili anlaşma imzalanması, mevzuatın
getirdiği yükümlülükler doğrultusunda açıklık, anlaşılırlık ve şeffaflık kriterlerine azami özen
gösterilmesini gerektirmesi nedeniyle, ikili anlaşmaların bağıtlanması önemli bir çaba ve
zaman gerektirmektedir. Dolayısıyla savunmada belirtilen (…..) personelin dahi incelenen
dönem içinde belli aylardaki yüksek artışları karşılamaya yetmeyeceği
değerlendirilmektedir. Serbest tüketici limitinin düşmesiyle orantılı olarak portföye katılan
serbest tüketici sayısındaki söz konusu artışların makul olduğu önermesi, bir teşebbüsün
bu alana ayırabildiği kaynak kısıtı nedeniyle doğrudan kabul edilebilecek bir gerekçe
değildir.
(858) CK AKDENİZ’in satışlarını ağırlıklı olarak “inbound” kanalından yaptığı görülmektedir.
Ancak K1 ve K2 sözleşmelerinin bir arada alınması, ödeme kanallarının kapatılması ve limit
altı müşterilerden ileriye dönük sözleşme alınması gibi uygulamaların “inbound” kanalında
yapılması, CK portföyünün “inbound” kanallarla büyümesi ancak rekabete aykırı şekilde
büyümesi anlamını taşımaktadır.
(859) Sözleşmelerin bulunamamasının sözleşmelerin hiç olmamasından değil, sözleşmelerin
sisteme taranmamasından da kaynaklanabileceği, operasyonun büyüklüğü dikkate
alındığında bu tip hataların söz konusu olabileceği, münferit olayların genel politika gibi
yorumlanmasının yanlış olduğu ve yapılan müşteri görüşmelerinde müşterilerin isminin
karartılmasının müşterilerin durumlarının kontrol edilmesine engel olduğu iddiası
bakımında şunlar dile getirilmelidir. Dosya kapsamında tespit edildiği üzere en az 3.650
adet müşterinin sözleşmesinin bulunamaması söz konusudur. Anılan sayının münferit
olarak nitelendirilmesinin mümkün değildir. Ayrıca birtakım müşterilerin durumlarına ilişkin
açıklamalar getirilmekle birlikte, geri kalan binlerce müşterinin sözleşmelerine ilişkin
herhangi bir açıklama savunmada paylaşılmamaktadır.
(860) Ayrıca sözleşmesiz bir şekilde CK AKDENİZ’in portföyünde bulunduğu ifade edilen
müşterilerin sayısının CK AKDENİZ’in kendi portföyüyle değil, rakip şirketlerin sahip olduğu
müşteri portföyü ile kıyaslanması gerekmektedir. Bu bağlamda sözleşmesi bulunmayan
müşterilerin toplamı Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde CK AKDENİZ’den sonra ikinci
oyuncu konumunda olabilecek bir büyüklüğe sahiptir, bu anlamda bu uygulamanın etkisinin
de önemli ölçüde rekabet karşıtı olduğu ortadadır.
I.7.2.8. CK AKDENİZ'in Tüketicilerden PSS İle İkili Anlaşmaları Bir Arada Almasına
İlişkin Savunmalar
(861) Savunmada 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir teşebbüsün davranışının
kötüye kullanma sayılması için, söz konusu uygulamada teşebbüsün niyetinin ve
uygulamanın etkisinin ortaya konulması ve varsa teşebbüsün haklı gerekçelerinin
irdelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
18-06//101-52
297/331
(862) Limiti aşması şartıyla CK AKDENİZ ile ikili anlaşma yapmayı kabul eden tüketicilerle de ikili
anlaşma yapılmasının söz konusu olduğu, bu işlem ile birlikte, söz konusu tüketicinin
serbest tüketici limitini geçerek serbest tüketici statüsüne geçmesiyle birlikte şirket
tarafından serbest tüketici portföyüne geçirilmesinin sağlandığı, serbest tüketici limitinin
açıklandığı Ocak aylarında daha önceden sözleşmesi olan tüketicilerin K2 portföyüne hızlı
ve etkin bir şekilde geçirildiği, dolayısıyla, PSS yanında ikili anlaşmanın da alınıyor
olmasının, tüketicinin serbest tüketici statüsüne geçmesi bakımından da, şirket bakımından
da etkinlik sağlayan ve zaman kaybını önleyen bir uygulama olduğu, bu uygulamadaki
niyetin diğer tedarikçilerin pazara girişini zorlaştırmak olmadığı ifade edilmiştir.
(863) İlk defa abonelik başvurusu yapan ve dolayısıyla K1 portföyüne yeni giren tüketicilerle diğer
tedarikçilerin de ikili anlaşma yapmasının önünde bir engel bulunmadığı iddia edilmektedir.
Ancak GTŞ’nin diğer tedarikçilere göre tüketici gözünde güvenirlik problemi
yaşamadığından daha avantajlı konumda bulunduğu fakat bu avantajın kötüye
kullanmadan değil yerleşik olma, müşteri ile daha sık temas kurma, güvenirlik, bilinirlik gibi
faktörlerden kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Dolayısıyla 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi
kapsamında yapılacak kötüye kullanma değerlendirmesinde, GTŞ'nin K1 yanında K2
sözleşmesi de alıyor/alabiliyor olmasının değil, bu kapsamda aldığı sözleşmelerle
serbestleşme sürecinde diğer tedarikçilerin faaliyetlerini zorlaştırıp zorlaştırmadığı
hususunun önem kazandığı belirtilmiştir.
(864) Meskenlerle ilgili olarak TKHK ve sair mevzuatla getirilen korumalar kapsamında, K1 için
gelen aboneden aynı zamanda K2 sözleşmesi alındığı durumlarda, diğer tedarikçinin
serbest tüketicilere erişiminin engellenmediği öne sürülmektedir. Ticarethanelere yapılan
satışlar bakımından ise yapılan sözleşme kapsamında cayma bedelinin söz konusu olması
için tüketici tarafından sözleşmenin imzalanmış olmasının değil, fiili olarak bu sözleşme
kapsamında elektrik alımının başlamış olmasının gerektiği, dolayısıyla henüz ikili anlaşma
kapsamında fiili olarak elektrik alımına başlamamış olan K1 kapsamındaki ticarethanelerin
de herhangi bir engelle karşılaşmaksızın diğer tedarikçi ile sözleşme yaparak K1
portföyünden diğer tedarkçi portföyüne geçmelerinin mümkün olduğu ifade edilmektedir.
(865) Ayrıca söz konusu ikili anlaşmaların ne kadar engelleyici olduğunun anlaşılabilmesi için,
GTŞ tarafından kaç adet bu şekilde anlaşma yapıldığının değil, bu şekilde yapılan
anlaşmalardan kaçı sebebiyle diğer tedarikçilerin tüketiciye erişiminin ve ikili anlaşma
yapmasının engellendiğinin ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.
(866) Savunmada, K1 tüketicisinden aynı zamanda K2 anlaşması alınması durumunda
tüketicilerin diğer tedarikçilere kapanması durumunun söz konusu olmadığı gibi, ileride
serbest tüketici hakkını elde edeceği bilgisi olmayan tüketicinin bir anlamda bilinç sahibi
olmasını sağlayan bir etkisinin olduğu söylenmektedir. Öte yandan 04.08.2016 tarihli ve
29791 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren THY’nin 20. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, "bir önceki takvim yılında veya içinde bulunulan
yılda, serbest tüketici limitini aşan miktarda elektrik tüketilen kullanım yerinin kullanım
hakkına sahip ya da kullanım hakkını edinen tüketiciler" serbest tüketici hakkını elde
ettikleri için aboneliğin değişmesi durumlarında K1 sözleşmesinin yanı sıra yeni kullanıcıyla
ikili anlaşma yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı savunulmaktadır. 2014
yılında gerçekleştirilen önaraştırma sürecinde PSS ile ikili anlaşmanın bir arada alınmasına
hassas bir şekilde yer verilmesinin, mezkur soruşturma sürecinde benzer konuya ilişkin katı
bir yaklaşıma sahip olunması sonucunu doğurduğu ifade edilmiştir.
(867) Öte yandan Kurum’un kaygıları dikkate alınarak, Ağustos 2016 tarihinden itibaren serbest
tüketici hakkı bulunmayan tüketicilerden hem K1 hem K2 sözleşmesi alınması
uygulamasının sonlandırıldığı da belirtilmiştir.
18-06//101-52
298/331
(868) Savunmada tüketicilerden PSS ile ikili anlaşmaları bir arada alması ile ilgili olarak;
gerçekleşen bir etki analizi değil muhtemel etki analizi yapıldığı, yapılmış olan bu tespitler
çerçevesinde tüketicilerin doğrudan zarar gördüğünün veya mağdur olduğunun ya da
tedarikçi değişikliklerinin somut bir şekilde engellenmiş olduğunun ortaya konulmadığı ifade
edilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(869) İlgili savunmaya ilişkin yapılan değerlendirmede ilk olarak hakim durumun kötüye
kullanılmasında etki kadar niyetin de önemli olduğu ve hem K1 hem K2 sözleşmelerinin
imzalatılmasında pazar kapama gibi bir niyet bulunmadığı iddiası ele alınmıştır. Kurul
kararları incelendiğinde davranış sonucunda oluşan veya oluşması muhtemel etkinin ihlal
tespitini etkilediği görülmektedir. Bu kapsamda CK AKDENİZ’in K1 ve K2 sözleşmelerini
bir arada almasının pazarı kapama gibi bir niyeti bulunmasa da, pazarı kapatıcı bir etki
yaratması muhtemeldir. Ayrıca hakim durumda bulunan şirketin özel sorumluluğunun
bulunduğu da akılda tutulmalıdır. Diğer yandan, dosya kapsamında soruşturma yürütülen
tarafların rakiplerine pazarı kapama niyetine ilişkin olarak ayrıntılı değerlendirmelere de yer
verilmiştir. Uygulamanın mesken ve küçük ölçekli tüketicilere yönelik olduğu ve bu grubun
diğer tedarikçilerin ilgi alanına dahi girmedikleri iddiası bakımından; küçük ölçekli
müşterilere yönelik diğer tedarikçilerin pazarın bu kısmına ilgilerinin olmamasının bu
davranış için kabul edilemeyeceği izahtan varestedir. Öyle ki, söz konusu uygulamayla
diğer tedarikçiler bakımından potansiyel olarak açık olan bir kanalın büyük ölçüde
kapanması durumu ortaya çıkmaktadır.
(870) Mesken tüketicileri açısından TKHK’nın varlığının, ticarethaneler bakımından ise elektrik
tedarikinin fiilen başlamamasının, iki sözleşmenin bir arada alındığı tüketicilerin başka
tedarikçilere geçme konusunda herhangi bir sorun yaşamasını önleyeceği, bu bağlamda
pazarın kapanmasından bahsedilemeyeceği iddiası hakkında; dosya kapsamında
tüketicilerin yaşadıkları psikolojik engeller, karşılaştıkları işlem maliyetleri ve iki
sözleşmenin bir arada alınmasının sonuçlarının neler olabileceği konusunda ayrıntılı
açıklamalara yer verilmektedir.
(871) THY’nin 20. maddesi kapsamında K1 ve K2 sözleşmelerinin bir arada alınmasında bir
sakınca bulunmadığı iddiası da bulunmaktadır. Ancak daha önce de ifade edildiği üzere
sektörel regülasyon kapsamında ihlal olarak nitelendirilen her olgu rekabet hukuku
kapsamında da ihlal olarak nitelendirilemeyeceği gibi sektörel regülasyon ile uyumlu her
eylem ve davranışın da rekabet hukuku ile uyumlu olduğunun varsayılması yanlıştır. Öte
yandan THY’nin 20. maddesinde yer alan hüküm oldukça özellikli bir duruma işaret
etmekte, bu bağlamda CK AKDENİZ’e ait müşteri merkezlerinde yapılan incelemeler
sonucunda onlarcası fiziki olarak teslim alınan ve çok daha fazlasının varlığı tespit edilen
birlikte sözleşmelerin (K1 ve K2), THY’nin 20. maddesinde vurgulanan durum ile
açıklanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
(872) 2014 yılında gerçekleştirilen önaraştırma sürecinde PSS ile ikili anlaşmanın bir arada
alınmasına hassas bir şekilde yer verilmesinin, mezkur soruşturma sürecinde benzer
konuya ilişkin katı bir yaklaşıma sahip olunması sonucunu doğurduğu iddiası bakımından;
dosya kapsamında bu eyleme yönelik bir değerlendirme yapılmasının nedeni, 2014 yılında
yapılan önaraştırma sürecinin ardından söz konusu teşebbüse gönderilen yazılarda yer
alan hususlardan biri olması değildir. Zira söz konusu uygulamalar, bahse konu görüş
yazılarında yer verilmemiş olsaydı dahi 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi bakımından aynı
derecede sorun oluşturmaktadır. Bahse konu görüş yazısının belirtilmesinin nedeni, 2014
yılında kendilerine kaçınılması gerektiği belirtilen bir davranışın uygulanmaya devam
ettiğinin vurgulanmasıdır.
18-06//101-52
299/331
(873) Bu noktada belirtilmelidir ki müşteri merkezlerine gelerek işlem yapan müşteriler, işbu karar
kapsamında ayrıntılı olarak tartışılmış olan talep aksaklıklarına sahiptir. Bu sebeple ilgili
müşterilerin yanıltılmaları oldukça kolay olacaktır. Yine söz konusu müşterilerin ağırlıklı
olarak küçük ölçekli olması nedeniyle hem PSS hem de ikili anlaşma imzalayan müşterilerin
CK AKDENİZ’in portföyüne geçmesi ve bu anlamda rakip tedarikçilerin erişiminin
zorlaşması uzun vadede kendisini gösterebilecek bir olgudur.
(874) Öncelikle yukarıdaki bölümlerde elektrik piyasası bakımından geçerli olan talep taraflı
aksaklıklara değinilmiş ve tüketicilerden hem PSS hem ikili anlaşma alınmasının bu
aksaklıklar doğrultusunda pazarı kapayıcı etkileri etraflıca açıklanmıştır. Tüketicilerin bu
uygulama nedeniyle sadece doğrudan zarar görmesi veya mağdur olması koşulunun
aranması, diğer bir deyişle bu kapsamdaki tüketicilerin tedarikçi değiştirmelerinin somut bir
şekilde engellenmiş olması koşulunun aranması, inceleme konusu uygulamaların rekabet
karşıtı etkilerinin kapsamını göz ardı etmek anlamına gelecektir. Öte yandan, söz konusu
uygulamaya ilişkin bir etki analizi yürütülmediğine ilişkin eleştiriye katılmak mümkün
değildir. Zira söz konusu uygulama esasen talep taraflı aksaklıkların etkisini şiddetli bir
şekilde pekiştirmesi nedeniyle zaten düşük olan tüketicilerin tedarikçiler arasındaki
mobilitesini baştan kilitleyen bir etkiye sahiptir. Bu anlamda söz konusu uygulamanın
güncel etkisini hesap edebilmenin gerçekçi bir yöntemi olmadığı ifade edilmelidir.
Savunmada öne sürülen argümanların aksine inceleme konusu bu uygulamanın doğrudan
rekabeti kısıtlayıcı bir etkiye sahip olduğu dosya kapsamında ayrıntılıca ortaya
konulmuştur.
I.7.2.9. Ödeme Kanallarının Kapatılması Yoluyla CK AKDENİZ İle İkili Anlaşma
İmzalatılmasına İlişkin Savunmalar
(875) Elektrik Piyasası Yönetmeliği'nin 12. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan hüküm gereği
şirketin, müşterilere herhangi bir bedel ödetmeksizin, fatura ödeme işlemlerini kolaylıkla
gerçekleştirebilecekleri ödeme kanallarını sağlamış olduğu, ödeme kanallarının bazı
fırsatçılar tarafından yapılan uygulamalarla zaman zaman müşteri mağduriyetine sebep
olduğu, tahsilat altyapısının doğrudan veya dolaylı olarak (izinsiz/korsan fatura ödeme
noktaları olan) üçüncü kişilerle paylaşılması suretiyle tahsilat yapılması işlemine izin
verildiği ve bu işlem esnasında işlem ücreti adı altında abonelerden tahsilat bedeli talep
edildiği belirtilmiştir. Mevzuata aykırılık teşkil eden ve çoğu zaman abonelerin
mağduriyetine neden olan bu yapının engellenebilmesi amacıyla zaman zaman bazı
bankalarla olan veri paylaşımında düzenlemeler ve kısıtlamalar yapıldığı, tüm bu çabalara
rağmen aracılık işlemlerine devam edildiği tespit edilen bazı banka ve PTT şubeleri ile bazı
dönemlerde veri paylaşımının kısıtlanmaya devam edildiği, bu dönemlerde anlaşmalı
olunan diğer ödeme noktalarından ve şubelerden ödeme hizmetleri verildiği dile
getirilmektedir.
18-06//101-52
300/331
(876) Söz konusu uygulamanın tüketici bilgilerinin güncellenmesi ihtiyacına yönelik olarak hayata
geçirilmesi gereken bir uygulama olduğu, nitekim tüketici bilgilerinin güncel tutulması
hususunun, DUY’un 30/B maddesinin ikinci fıkrasındaki son değişiklerle tedarikçilere
zorunluluk olarak getirildiği belirtilmiştir. Soruşturma sürecinde blokaj uygulanabilecek
tüketicilere ilişkin çalışmalara ve bu çalışmalar kapsamında eylemin ne amaçla
gerçekleştirilmek istendiğine ilişkin belgelere yer verilmekle birlikte, bu eylemin hangi
ölçekte hayata geçirildiğine ilişkin inceleme ya da değerlendirme yapılmadığı, kendilerince
yapılan çalışma neticesinde, 43.959 tüketiciye blokaj uygulandığı ve bu tüketicilerden
26.962’si ile K2 sözleşmesi yapıldığının tespit edildiği, Ağustos 2016 itibarıyla serbest
tüketici portföylerinin (…..) adet tüketiciden oluştuğu düşünüldüğünde portföylerinin
%(…..)’sinin blokaj kapsamında elde edilmiş olduğu, uygulamanın %(…..) gibi düşük bir
oranda kalması ve Ağustos 2016 tarihi itibarıyla da sonlandırılmış olması dikkate
alındığında, söz konusu eyleme ilişkin rekabeti bozucu etkinin henüz gerçekleşmediği, bu
çerçevede 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında idari para cezası gerektiren bir
ihlalin henüz oluşmadığı, bu hususun Kurul tarafından ihlal olarak görülmesi durumunda
etki analizine ilişkin kendilerince ortaya konulan işbirliğinin Ceza Yönetmeliği altında
hafifletici neden olarak kullanılması gerektiği ayrıca Soruşturma Raporu ve Ek Görüş’te yer
alan rekabetçi kaygıların da dikkate alınarak serbest tüketici portföyüne dahil edilmiş olan
26.962 adet tüketiciye, CK AKDENİZ ile olan sözleşmelerini diledikleri zaman cayma bedeli
yansıtılmadan feshederek tedarikçi değiştirebilecekleri veya regüle tarifeye
geçebileceklerine yönelik SMS metni gönderilmesi sürecinin başlatılması hususunun da
hafifletici neden olarak göz önünde tutulması gerektiği ifade edilmiştir.
(877) İzinsiz/korsan tahsilat noktalarıyla mücadele ve bilgi güncelleme kapsamında ödeme
kanallarının kısıtlanması uygulamasının niyet ve piyasaya etkisi bakımından kötüye
kullanma olarak değerlendirilmemesi gerektiği iddia edilmiştir. Bu davranışın ilerleyen
süreçte de belirli zamanlarda kullanılma ihtiyacı duyulacak bir araç olduğu, bununla birlikte
müşteri mağduriyetlerini engelleme amacıyla uygulamaya konulan fakat satış ve
pazarlama birimleri tarafından amacını aşan şekilde uygulanan ve rekabetçi endişe yaratan
tespitlerin ardından amacı ya da kapsamı ne olursa olsun ödeme kanallarının
kısıtlanmasına yönelik uygulamaların tamamının Ağustos 2016 dönemi itibarıyla
durdurulmuş olduğu ifade edilmiştir.
(878) Fatura ödemeleri için farklı ödeme kanalları bulunduğu ve bazı ödeme noktalarının usulsüz
bir şekilde fatura tahsilatında bulunduğu, bu durumun müşteri memnuniyetini olumsuz
etkilediği, bu sebeple de blokaj uygulamasının yapıldığı iddiası ilk olarak değerlendirilmiş
ve teşebbüs tarafından dile getirilen hususların elde edilen belgelerle açıkça çeliştiği
görülmektedir. Öyle ki, teşebbüs tarafından söz konusu uygulamanın usulsüz fatura
merkezlerinin önlenmesi ve müşteri memnuniyetinin sağlanması amacıyla başlatıldığı ifade
edilmektedir. Ancak Belge 56’dan görüleceği üzere, CK AKDENİZ, söz konusu uygulama
ile tüm tüketicileri değil, sadece ve sadece K2 imzalatılacak durumda olanları
hedeflemektedir. Eğer genel bir sorun söz konusu olsaydı, CK AKDENİZ’in sadece K2
imzalayacak tüketicilere yönelik değil, tüm tüketicilere benzer bir blokaj uygulaması
gerekirdi. Benzer şekilde, Belge 77’de K2 imzalayan tüketicilerin istedikleri kanaldan
ödeme yapabilecekleri ifade edilmektedir. Dolayısıyla eğer genel bir sorun söz konusu
olsaydı, CK AKDENİZ’in blokaj konusundaki tutumunun K2 imzalamış müşteriler açısından
da devam etmesi beklenirdi.
18-06//101-52
301/331
(879) Teşebbüs, DUY’da gerçekleşen değişiklik çerçevesinde blokaj yöntemine başvurulduğunu
belirtmektedir. Ancak savunmada yapılan değişikliğin tarihi belirtilmemektedir. DUY’un
kendisine bakıldığında 30/B maddesininin ikinci fıkrasına ilişkin olarak 2016 Mayıs ve 2017
Ocak dönemlerinde değişiklik yapıldığı görülmektedir. Ancak Belge 56’nın 2016 Ocak
dönemine ait olduğu görülmekte, bu anlamda blokaj uygulamasının EPDK tarafından
yapılan değişiklikten önce başladığı anlaşılmaktadır. Müşterilere blokaj uygulaması
kapsamında ikili anlaşma imzalatılmasının ihlal tespiti için yeterli olduğu, öte yandan
taraflarca ifade edilen 26.962 sayısının dahi rakip tedarikçilerin portföyü ile kıyaslandığında
kapatıcı etki ortaya çıkmaktadır. Öte yandan abonelik hizmetleri kapsamında hizmet alan
söz konusu tüketicileri bünyesine blokaj yoluyla kattıktan uzun bir zaman sonra ilgili
tüketicilere yine edimsel bir eylemde bulunmaları yoluyla kısa bir SMS gönderilmesinin,
kötüye kullanmanın ilgili pazarda neden olduğu sonuçları telafi etmek için yetersiz olduğu,
ilgili pazardaki talep taraflı aksaklıklar da göz önünde bulundurulduğunda aşikardır.
(880) Bu bağlamda teşebbüs tarafından ileri sürülen savunmanın temelsiz olduğu
değerlendirilmektedir.
(881) CK AKDENİZ’in faturaların ödeme kanallarının çeşitlendirilmesi gibi bir zorunluluğunun
bulunmadığı savunması ileri sürülse de soruşturma kapsamında CK AKDENİZ’in alternatif
fatura kanallarını kapatması uygulaması incelenmemekte, söz konusu kanalları kapatarak,
ilgili tüketicilere K2 sözleşmesi imzalatması incelenmektedir.
I.7.2.10. Usulsüz Kullanım Bildirimi Yoluyla CK AKDENİZ ile İkili Anlaşma
İmzalatılmasına İlişkin Savunmalar
(882) Savunmada usulsüz elektrik kullandığı tespit edilen tüketicilere, THY uyarınca,
yükümlülüklerini yerine getirmelerini teminen kesme ihbarnamesi bırakılması ve 15 günlük
süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen tüketicilerin elektriğinin kesilmesi gerektiği
belirtilmektedir. Tüketicinin, usulüne uygun elektrik enerjisi kullanabilmek için PSS
yapabileceği gibi doğrudan ikili anlaşma yapmayı tercih etme hakkının da bulunduğu ifade
edilmiştir. Dolayısıyla usulsüz elektrik kullanan tüketiciler ile tüketicinin elektrik kullanımının
usulüne uygun hale getirilmesinin sağlanması sürecinde mevzuatın gerektirdiği GTŞ ve
tüketici arasındaki temasta tüketiciye PSS yapmak yerine doğrudan ikili anlaşma yapma
tercihini de kullanabileceğinin hatırlatılmasının ve bu kapsamda tarafların da koşullara
ilişkin anlaşması halinde tüketiciyle ikili anlaşma yapılmasının rekabet hukuku kapsamında
kötüye kullanma davranışı olarak değerlendirilmemesi gerektiği ileri sürülmüştür.
18-06//101-52
302/331
(883) Savunmada usulsüz kullanımın giderilmesi amacıyla başvuran K1 tüketicilerinden PSS ile
ikili anlaşmaların bir arada alınması şeklinde bir uygulamalarının olmadığı, usulsüz elektrik
kullandığı tespit edilen tüketicilerin uyarılarak on beş gün içinde kendi adına sözleşme
yapması gerektiğinin bildirilmesinin mevzuattan kaynaklanan bir yükümlülük olduğu, şirket
uygulaması gereği usulsüz kullanımın giderilmesi amacıyla başvuran K1 müşterilerine,
şartları taşımakta ise ikili anlaşma önerildiği; tüketicinin kabul etmemesi veya şartları
taşımaması halinde kendisi ile PSS akdedildiği, dolayısıyla bu ihlal iddialarının 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilecek bir yönünün olmadığı ve soruşturma
kapsamı dışına çıkarılması gerektiği ifade edilmiştir.
(884) Belge 54’ün ekinde bulunan "Ücretsiz Devir Uyarıları" adlı excel dosyasında yer alan
listenin müşteri hizmet merkezlerindeki personel ekranlarında serbest tüketici sözleşmesi
teklif edilmesine yönelik hatırlatma pop-uplarının çıkmasına ilişkin olduğu, bu çalışmada
herhangi bir usulsüz kullanıma denk gelinmesi halinde bilgilerin güncellenerek ikili anlaşma
teklif edilmesinin öngörüldüğü belirtilmiştir.
(885) Savunmada ayrıca; söz konusu THY hükmü uyarınca, tüketici ile ikili anlaşma yapabilmek
ve tüketicinin usulsüz kullanımına son verebilmek imkanının, salt GTŞ'lere mahsus bir yetki
olmadığı, zira herhangi bir tedarikçinin usulsüz elektrik kullandığını tespit ettiği bir tüketici
ile ikili anlaşma yapabildiği ve bu anlaşmaya dayanarak PYS ekranına gerçek kullanıcının
kimlik bilgilerini girerek aboneliği güncelleyebildiği ifade edilmiştir. K1 portföyünden dolayı
usulsüz kullanımda olan tüketicilerin mevzuata uygun konuma gelmek adına müracaat
etmeyi tercih edecekleri yerler bakımından GTŞ'lerin daha öncelikli bir konumda olabileceği
ancak bu durumun herhangi bir kötüye kullanma davranışının sonucunda değil, GTŞ'lerin
mevzuat gereği sahip olduğu konumdan kaynaklanan rekabetçi bir avantaj olarak ele
alınması gerektiği belirtilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(886) Savunmanın değerlendirilmesi bakımından ilk olarak belirtilmesi gereken usulsüz elektrik
kullanımının mevzuata uygun hale getirilmesi tek başına bir sorun oluşturmamakla birlikte,
söz konusu usulsüz kullanımın giderilmesi amacıyla başvuran K1 tüketicilerinden PSS
sözleşmeleri ile ikili anlaşmaların bir arada alınması durumunda usulsüz elektrik
kullanımının bildirilmesi de pazarı kapatan bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Dosya
kapsamında kötüye kullanmaya ilişkin pek çok eylem ve uygulamanın tek başına kendisinin
kanun kapsamında bir ihlal olmadığının ancak hakim durumun kötüye kullanılmasında bir
aracı veya yöntem olarak işlev gördüğünü belirtmek yararlı olacaktır.
18-06//101-52
303/331
(887) Belge 76’da yer alan;
“ (…)
KENDİ ADINA ABONELİĞİ OLMADAN BAŞKASINA ADINA ELEKTİRK TÜKETEN
GERÇEK
KİSİ OLAN KULLANCILAR (Tüzel Kişiler için bu işlem yapılmayacaktır)
1. CLK Raporlamada Güvence Bedeli boş ya da sıfır olan abonelerden, REGÜLE
SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, EKTEKİ DİLEKÇEYİ VE MUTLAKA NUFÜS
CÜZDANI FOTOKOPİSİ(Saha personelleri için telefon ile çekilmiş, önlü-arkalı fotoğraf
da olabilir) alınarak aboneliğin bilgi güncelleme menüsünden yeni sözleşme imzalatılan
abone adına İSİM DÜZELTMESİ yapılacaktır.
(…)
3. Bu işlemin yapan tüm ofis çalışanları, NKOLAY Bayileri ve saha satış personelleri
mutlaka K1 SÖZLEŞMESİ, K2 SÖZLEŞMESİ, DİLEKÇE ve NUFÜS CÜZDANI
FOTOKOPİSİni almak zorunda olup, bu belgelerden herhangi birinin EKSİK olması
halinde
İMZALATTIKLARI SÖZLEŞME GEÇERSİZ OLACAKTIR
(…)”
ifadelerinden herhangi bir nedenden usulsüz kullanıma sahip olan müşterilere hem PSS
hem de ikili anlaşma imzalatıldığı anlaşılmaktadır. Yine söz konusu belgeden CK
AKDENİZ’in usulsüz kullanımı giderme amacı gütmediği, aksine usulsüz konusunu
müşteriyi kendisiyle ikili anlaşma imzalamaya ikna etmek için kullandığı anlaşılmaktadır.
I.7.2.11. CK AKDENİZ'in Serbest Tüketici Olmayan Tüketicilerle İkili Anlaşma
İmzalaması ve/veya Söz Konusu Tüketicileri Serbest Tüketici Portföyüne
Kaydetmesine İlişkin Savunmalar
(888) Savunmada limit altı tüketicilerin ikili anlaşma yapılarak portföye alınmasının söz konusu
olmadığı, söz konusu uygulamanın, ilgili belgelerde de görüldüğü üzere, tüketim miktarı
olarak serbest tüketici limitine yaklaşmış olan ve özellikle yeni serbest tüketici limitlerinin
açıklanacağı dönemlere yakın aşamalarda tüketicilerle görüşülerek yapılan anlaşmalar
olduğu, bu anlaşmalar çerçevesinde, söz konusu tüketicinin serbest tüketici olma hakkını
elde etmesiyle birlikte ilgili portföye aktarımının gerçekleştirildiği, limiti aşmadan 1-2 ay
önce tüketiciyle bu görüşmenin yapılmasıyla, limiti geçtikten sonra tüketiciye gidilerek bu
görüşmenin yapılması arasında diğer tedarikçilerin durumunu etkileyen bir farklılık
bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte GTŞ’nin sahip olduğu pazar/müşteri bilgisiyle
tüketiciye ilk gitme mevzusunda daha avantajlı konumda bulunduğu ancak bunun hakim
durumun kötüye kullanımından kaynaklanmadığı, GTŞ'lerin sırf diğer tedarikçiler tüketiciyle
temasa geçmedi diye serbest tüketici hakkını kullanma noktasında tüketiciye karşı sessiz
kalmasını beklemenin rekabet hukuku bakımından doğru bir yaklaşım olmayacağı ileri
sürülmektedir. Kaldı ki bu davranış ile serbest tüketici olacağının dahi farkında olmayan
tüketici kesiminin bu haklarından haberdar olması ve tercih yapma konusunda alternatif
araştırma güdülerinin artması sonucunun da doğduğu iddia edilmektedir. Ayrıca geçiş
süreçlerinin kendi içinde de belirli bir süre aldığı da dikkate alındığında, bu mekanizma ile
hangi tedarikçiden alım yapacağı konusunda karar veren tüketicinin, serbest tüketici
hakkını kazandığı andan itibaren zaman kaybetmeksizin tedarikçisini seçerek serbest
tüketici statüsüne geçmesinin de mümkün olacağı ifade edilmiştir.
18-06//101-52
304/331
(889) Dosyada, hiperbolik indirgeme, ihmal-dikkatsizlik ve statüko eğilimleri dikkate alındığında,
daha serbest tüketici hakkını elde etmeden GTŞ'den teklif alan tüketici bakımından CK
AKDENİZ'in tüketici adına karar vererek tüketicinin mobilizasyon sürecinde daha baştan
bozulmaya yol açtığının belirtildiği, ancak özellikle küçük ölçekli tüketicilerin serbest tüketici
hakkını kullanma motivasyonlarının düşük olmasının yanında, bu müşteri kitlesine satış
yapma konusunda diğer tedarikçilerin motivasyonunun da düşük seviyede olduğu öne
sürülmüştür. Kaldı ki hiperbolik indirgeme, ihmal-dikkatsizlik ve statüko eğilimleri yüksek
olan tüketiciler bakımından mobilizasyon sürecine ilişkin asıl darbenin, GTŞ'lerin
davranışları değil, kimi tedarikçilerin sıklıkla başvurdukları portföy boşaltma yöntemi
olduğu, ancak tüketicisinin hiperbolik indirgeme problemli diğer tedarikçinin ise sorumsuz
olduğu bir piyasada teorik hesaplamalar ve varsayımlara dayalı olarak GTŞ'nin
serbestleşme limitine yaklaşmış olan tüketiciye satış yapmasının serbestleşme sürecinin
yakasını bırakmayan sorunlara yol açtığı iddiasının yerinde olmadığı ifade edilmiştir.
(890) Yine savunmada ilgili eylemin, diğer tedarikçilerin faaliyetini zorlaştıran ve serbestleşme
sürecinin yakasına yapışan bir problem olmadığı tam tersine K1 portföyünde pasif bir
şekilde bekleyen hiperbolik indirgeme problemli tüketicilerin büyük bir ırmak kanalıyla
serbest tüketicilerden oluşan göle aktarılması şeklinde değerlendirilmesi gerektiği ifade
edilmiştir. GTŞ'lerin tüketiciye daha hızlı erişebilmelerinden kaynaklanan rekabetçi
avantajlarının rekabet hukuku müdahaleleriyle engellenmesi ya da bu konudaki
standartların, elindeki sınırlı sayıda personelle tüketiciye ulaşmaya çalışan tedarikçiler
dikkate alınarak Kurum tarafından belirlenmesi halinde nihai sonucunun, gölün kuruması
olacağı ifade edilmiştir. Bu alanda bir kural getirilmesi ihtiyacı var ise, bu kuralın EPDK
tarafından ex ante bir düzenleme şeklinde oluşturulmasının daha doğru bir yaklaşım
olacağı belirtilmiş, söz konusu uygulamanın pazarı rakiplere kapayan bir yönü olmadığı
ancak Soruşturma Bildiriminin tebliğinin ardından yapılan değerlendirmelerin sonucunda,
belirtilen rekabetçi endişeler dikkate alınarak Kurul’un nihai kararı beklenmeksizin Ağustos
2016 döneminden itibaren söz konusu uygulamanın kaldırıldığı beyan edilmiştir.
(891) Yapılan savunmada, bu uygulamanın diğer tedarikçiler tarafından da gerçekleştirilebildiği,
nitekim serbest tüketici geçiş kayıtlarının yayınlandığı süreçte EPİAŞ tarafından ölçüm
noktasının kullanım tipi (yani serbest tüketici limitinin altı olup olmadığı) ve bu bilginin
güncelliğine ilişkin dağıtım şirketleriyle iletişime geçildiği ve limit altı tüketicilere ilişkin
yapılan talepler bakımından tedarikçilerin taleplerinin reddedilebildiği, dolayısıyla, diğer
tedarikçiler tarafından sadece limit altı tüketicilerle sözleşme yapılması değil, aynı zamanda
bu sözleşmeleri, tüketici daha serbest tüketici olmadan yürürlüğe sokmaya ilişkin
eylemlerin dahi söz konusu olabildiği ifade edilmiştir.
(892) Dosya kapsamında sadece bazı excel dosyalarında yakın zamanda serbest tüketici hakkı
elde etme durumunda olan tüketicilerin listelerinin paylaşılması ve bu tüketicilerle sözleşme
yapmanın hedeflenmesine ilişkin belgeler üzerinden değerlendirmeler yapılması ile sınırlı
kalındığı, bu hedef çerçevesinde kaç tüketiciye teklif verildiği ve kaçıyla anlaşma
imzalandığı gibi eylemin uygulamasına ve etkisine ilişkin bir inceleme yapılmadığı ileri
sürülmüştür. Kendileri tarafından yapılan çalışmada, 2016 Ağustos ayı itibarıyla, “ön satış
adayı” olarak nitelendirilebilecek tüketici sayısının 42.856, bunlardan ikili anlaşma
imzalananların sayısının 19.012 olduğu, 2016 Ağustos ayı itibarıyla (…..) serbest
tüketicilerinin bulunduğu dikkate alındığında, ön satış olarak adlandırılan uygulamayla ikili
anlaşma imzalanan 19.012 kişinin söz konusu toplam içindeki oranının yaklaşık %(…..)
olduğu, CK AKDENİZ’in özellikle mesken tüketicilerine ilişkin payının %(…..)’ın üzerinde
olduğu dikkate alındığında, serbest tüketici hakkını elde etmeden birkaç ay önce pazarlık
masasına oturulan bu tüketici kesimiyle ikili anlaşma yapılması yoluyla diğer tedarikçilerden
elde edilen payın %1 seviyelerinde bir etkiye sahip olacağı ileri sürülmüştür.
18-06//101-52
305/331
(893) Limit altı tüketicinin doğrudan K2 portföyüne aktarılması konusunda, yerinde incelemede
alınan ve analize konu edilen excel listesinin, yalnızca cari yıl tüketimi ve cari yıl serbest
tüketici limitinin dikkate alınarak değerlendirildiği, oysa bir tüketicinin limiti geçip
geçmediğine ilişkin tespit aşamasında, hem cari yıl tüketimlerinin hem de bir önceki yıl
tüketimlerinin dikkate alındığı, cari yılda serbest tüketici limiti altında kalan bir tüketicinin,
serbest tüketici portföyüne bir önceki yıl girmiş ise; bu tüketicinin serbest tüketici hakkını iki
yıl öncesi tüketiminden dolayı elde etmiş olmasının söz konusu olduğu, örneğin 2015
yılında serbest tüketici hakkını kazanıp bu hakkını kullanan bir tüketicinin 2016 yılındaki
tüketiminin 3600 kWh’ın altında kalmasının, bu tüketicinin limit altındayken serbest tüketici
portföyüne aktarıldığı anlamına gelmeyeceği, bu durumda tüketicinin 2015 ve 2014
yıllarındaki tüketimlerinin serbest tüketici limitlerinin geçip geçmediğine bakılması gerektiği,
cari yıldaki tüketimi bir sonraki yıl için açıklanan serbest tüketici limitinin altında kalması
durumunda, bir sonraki yılın Şubat ayında, ilgili dağıtım şirketi tarafından K1 portföyüne
gönderileceği, dolayısıyla, söz konusu listede cari yıl ve geçmiş yıl serbest tüketici limitleri
bakımından limit altı görünen tüketicilerin dahi, yeni limitler kapsamında serbest tüketici
portföyünde kalmaya devam edebileceği ifade edilmiştir.
(894) THY’nin 20. maddesine göre tüketicilerin cari yıl içerisinde veya bir önceki takvim yılı
içerisindeki tüketiminin, söz konusu tüketicinin serbest tüketici olma hakkını kazanması için
bakılan gösterge olduğu, serbest tüketici limitini geçen ve dolayısıyla serbest tüketici olma
hakkını elde eden tüketicilerin bu haklarını kullandıkları yılda gerçekleştirdikleri tüketim
miktarının limit altında kalmasının söz konusu olabildiği, bu durumda THY’nin 22. maddesi
uyarınca bir önceki yıldaki serbest tüketici limitini geçip bu hakkını kullanan ancak cari yıl
için açıklanan serbest tüketici limiti altında kalan tüketicilerin her yıl Şubat ayı itibari ile
tedarikçilerin portföyünden çıkarıldığı belirtilmiştir.
(895) Yine savunmada, DUY’da yapılan değişiklik ile birlikte 2015 yılı Temmuz ayından itibaren
serbest tüketici hakkı olup kullanmayan tüketicilerin, ilgili dağıtım şirketleri tarafından tespit
edilerek EPİAŞ DGPYS sistemine aktarıldığı, bu nedenle limit altı serbest tüketicinin,
sözleşme imzalanmış olsa dahi EPİAŞ DGPYS sisteminden talep edilip portföye aktarılma
imkânının bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamında limit altı olmasına rağmen
portföye katıldığı iddia edilen 2015 yılı için 23.222 adet, 2016 yılı için 13.935 adet tüketicinin
tüketim değerlendirmesinin, THY’nin 20. maddesinde belirtilen hükümler dikkate alınmadan
yapıldığı ileri sürülmüştür. Buna ilaveten EPİAŞ/dağıtım şirketleri tarafından THY'nin 22.
maddesinin birinci fıkrası kapsamında her yıl Şubat ayında yapılan işlemlerin dosyada göz
ardı edildiği, yukarıda belirtilen hükümler doğrultusunda 2016 yılında yaklaşık 19.885 adet
tüketici, 2017 yılında ise yaklaşık 13.334 adet tüketicinin portföyden çıkarıldığı, benzer bir
portföyden çıkarma işleminin 21 dağıtım bölgesinde satış yapan tüm tedarik şirketlerinin
müşterileri açısından uygulanmakta olduğu ifade edilmiştir.
(896) Gözden kaçırılmaması gereken asıl noktanın 28.03.2015 tarihli ve 29309 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan DUY’daki değişiklik olduğu, bu değişiklikle birlikte, 01.07.2015
tarihinden itibaren limit altı tüketicilerin serbest tüketici portföyüne aktarılmasının sistemsel
olarak mümkün olmadığı, söz konusu değişiklikle birlikte DUY’a eklenen "Serbest Tüketici
Veri Tabanı" başlıklı 30/13 maddesinin birinci fıkrası uyarınca serbest tüketicilere ait
bilgilerin TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından PYS'ye aktarılmaya
başlandığı, aktarılan bu listelerin EPİAŞ tarafından PYS aracılığıyla yayımlandığı ve tüm
piyasa katılımcılarının bu listelerde yer alan tüketici bilgilerine göre talep yapabildiği, bu
nedenle limit altı bir tüketicinin portföye dahil edilmesinin Temmuz 2015 itibarıyla teknik
olarak mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
18-06//101-52
306/331
Savunmanın Değerlendirilmesi
(897) Savunmanın değerlendirilmesi bakımından ilk olarak GTŞ’lerin K1 portföyüne sahip
olmasının, diğer tedarikçilerin CK AKDENİZ’in sahip olduğu müşteri verisini uhdesinde
bulundurmamasının, makul bir maliyetle GTŞ’lerin sahip olduğu veriye sahip olamamasının
ve limit altında bulunan tüketicilere ileriye dönük anlaşma yaptırmalarının zor olmasının
hakim durumun varlığına işaret ettiği, bu durumun kötüye kullanma olarak
nitelendirilemeyeceği iddiası ele alınmıştır. Yerleşik tedarikçi konumunda olmak nedeniyle
tüm tüketici verisine sahip olunması CK AKDENİZ’in hakim durumuna işaret etmekle
birlikte, söz konusu gücün henüz kendi tedarikçisini seçme hakkını elde etmemiş tüketicileri
piyasaya çıkmadan bağlamak amacıyla kullanılmasının hakim durumun kötüye kullanması
olarak nitelendirilebileceği açıktır. Söz konusu davranış ile büyük ölçüde yerleşik şirketlerin
portföyünden alacağı tüketicilerle rekabeti tesis edebilecek olan tedarikçilerin fırsat
eşitliğiellerinden alınmaktadır.
(898) GTŞ’lerin sırf diğer tedarikçiler tüketiciyle temasa geçmedi diye serbest tüketiciye karşı
sessiz kalmasını beklemenin rekabet hukuku bakımından doğru olmayacağı iddiası
bakımından belirtilmelidir ki hakim durumda bulunan teşebbüslerin de rasyonel bir şekilde
karlarını ençoklamaları ve bu yönde değişik iş modelleri geliştirmeleri son derece doğal bir
durumdur. Ancak serbestleşme kapsamında rekabete kapalı alanda bulunan müşterileri
elde etme yarışının piyasadaki tüm katılımcılar için aynı anda başlaması gerektiği, bu
anlamda CK AKDENİZ’in davranışının, zaten avantajlı durumda bulunan CK AKDENİZ’in
daha da avantajlı bir konuma gelmesini sağladığı değerlendirilmektedir.
(899) Konunun düzenleyici otorite olan EPDK tarafından ele alındığı, bu bağlamda ilgili
eylemlerin rekabet hukukunun değil rekabet savunuculuğunun alanına girdiği iddiası
bulunmakla birlikte konunun EPDK tarafından ele alınıyor olması, dosya kapsamında
belirtilen mahkeme kararları çerçevesinde Kurum’un müdahalesini dışlamamaktadır. Öte
yandan rekabet hukuku kapsamında Kurul, yapılan incelemeler sonucunda alacağı
kararlarla ilgili piyasada tespit edilen aksaklıkları giderebilecektir.
(900) Küçük ölçekli müşteri kitlesine satış yapma konusunda diğer tedarikçilerin motivasyonunun
da düşük seviyede olduğu iddiası CK AKDENİZ’in düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi
hizmeti alınan tüketicilere yönelik ilgili pazardaki hakim durumunu kötüye kullanmak
suretiyle tüketici seçim mekanizmasını engellediği ve serbest tüketici mobilizasyonunu en
baştan kısıtladığı gerçeği için makul bir açıklama oluşturmamaktadır.
(901) Savunmada GTŞ’lerin tüketicilere daha hızlı erişebilmesinden kaynaklanan rekabetçi
avantajlarının rekabet hukuku müdahalesiyle engellenmesinin serbest tüketicilerden
oluşan gölü kurutacağı iddiası da ileri sürülmüştür. Rekabet hukuku, bir teşebbüsün hakim
durumda bulunmasından kaynaklı avantajlarını rekabete uygun davranışlarla kullanmasına
değil rekabet karşıtı mekanizmaları işletmek suretiyle kullanmasına müdahalede
bulunmaktadır. Bu kapsamda, CK AKDENİZ’in henüz serbest tüketici hakkına sahip
olmayan tüketicileri, hakim durumda olmasından kaynaklı sahip olduğu münhasır
avantajlarını rekabet ilkelerine aykırı bir şekilde kullanmak suretiyle kendi portföyüne
katması tespit edildiğinden genel anlamda talep taraflı aksaklıklar yaşayan tüketicileri her
tedarikçinin erişimine açık asli serbest tüketici gölüne aktardığı yönündeki iddiaların isabetli
olmadığı değerlendirilmektedir. Zira talep taraflı aksaklıklar elektrik piyasalarında, bu
aksaklıklara sahip tüketiciler bir kere konu hakkında bilgi sahibi olduktan sonra ortadan
kalkmamakta, aksine sonraki süreçte de devam etmektedir. Nitekim, dosya kapsamında
yer verilen GTŞ’nin, diğer tedarikçideki serbest tüketici adayına önceden erişiminin, daha
sonra aynı tedarikçi söz konusu tüketiciye sonradan erişebilse bile, o tüketiciyi kazanmasını
nasıl zorlaştırdığına dair örnek senaryo da bu hususa ilişkin hatırda tutulması gereken
hususlardan bir tanesidir. Bu minvalde dosya kapsamındaki değerlendirmelerde sürekli altı
çizilen husus ne diğer tedarikçilerin korunması ne GTŞ’lerin rekabetçi davranışlarının
18-06//101-52
307/331
engellenmesi gerektiği ne de rekabet hukukunun sektörel mimar olması gerekliliğidir.
Dosyanın odak noktası, tarafların ilgili pazarlardaki hakim durumlarını kötüye kullanmak
suretiyle esasen tüketici seçim mekanizmasıyla hayat bulan tüketici hakimiyetinin ortadan
kaldırılmasıdır.
(902) Serbest tüketiciyle sözleşme yapılırken takvim yılı veya cari yıldaki tüketimin esas
alınabileceği, bu sebeple de portföye kaydedilen tüketicilerin tüketimlerinin takip eden yılda
limit altında kalabildiği, bu durumda da EPDK mevzuatı çerçevesinde 2016 yılında 19.885,
2017 yılında ise 13.334 adet tüketicinin CK AKDENİZ portföyünden çıkarıldığı ve 2015
Temmuz döneminden sonra portföye limit altı tüketici katmanın imkansız olduğu iddiası
hakkında; tüketicilerin tipine göre cari yıl tüketimi ile takvim yılı tüketimi farklılık
gösterebilmektedir. Ancak “K2” başlıklı excel dosyasında bulunan veriler incelendiğinde,
hem 2015 hem de 2016 yılında K2 sözleşmesi imzalanan tüketicilerden limit altı olarak
görülenlerin çok büyük bir kısmının mesken tüketicisi olduğu görülmektedir196. Mesken gibi
tüketimi istikrarlı olan bir tüketici grubunda bulunan tüketicilerin cari yıl tüketimleri ile takvim
yılı tüketimlerinin fahiş bir fark yaratması pek olası değildir. Kaldı ki, dalgalanma olduğu bile
düşünüldüğünde, cari ile takvim yılı tüketimi arasındaki fark 600 kWh olduğu varsayımı
altında bile 6.724 mesken tüketicisinin 3.000 kWh altında tüketime sahip olduğu
görülmektedir. Bu bağlamda teşebbüs tarafından iddia edilen cari yıl ile takvim yılı
arasındaki dalgalanmanın CK AKDENİZ ile K2 sözleşmesi imzalamış olan limit altı
tüketicilerin durumunu açıklayamadığı değerlendirilmektedir.
(903) Teşebbüs tarafından dile getirilen bir diğer husus da, limit altı tüketicilerin EPDK mevzuatı
uyarınca tespiti durumunda söz konusu tüketicilerin portföyden çıkarıldığıdır. Burada
mevzuatın uygulaması için bir açıklama yapmak faydalı olacaktır. Serbest tüketici hakkını
kullanan tüketicinin tüketiminin, takip eden yılda EPDK tarafından ilan edilen limitin altında
kalması durumunda portföyden çıkarma uygulanmaktadır. Öte yandan, serbest tüketici
hakkının kullanıldığı dönemde tüketimi limit altında olan, ancak takip eden dönemde düşen
limitle birlikte tüketimi limit üstünde kalan tüketiciler portföyde kalmaya devam
etmektedir197. Yine “K2” başlıklı excel dosyasına bakıldığında 2015 yılında toplamda
25.192 adet limit altı tüketici ile ikili anlaşma yapıldığı görülmekte ve teşebbüsün yazısında
da 2015 yılındaki sözleşmeler esas alınarak yapılan çalışmada 2016 Şubat ayında 19.885
adet tüketicinin limit altı gerekçesiyle portföyden çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda
arada 5.307 adetlik bir fark olduğu gözükmektedir. Söz konusu tüketicilerin 2015 yılındaki
limit dâhilinde limit altı olup, 2016’daki limit indirimiyle birlikte limit üstünde kaldıkları
değerlendirilmektedir. Kaldı ki, yine “K2” başlıklı excel dosyasında 2015 yılında sözleşme
alınan tüketicilerin 6.817’sinin 2015 yılındaki tüketim limiti olan 4.000 kWh ile 2016 yılındaki
tüketim limiti olan 3.600 kWh arasında tüketime sahip olduğu görülmektedir. Bu kapsamda
CK AKDENİZ ile limit altıyken sözleşme yapılan tüketicilerin tamamının takip eden yılda
EPDK mevzuatı uyarınca portföyden çıkarılmadığı, bir kısmının portföyde kalmaya devam
ettiği görülmektedir. 6.817 veya 5.307 adet tüketicinin ilk defa serbest tüketici hakkını
kullandıkları göz önünde bulundurulduğunda, anılan tüketici grubunun diğer tedarikçiler için
önemli olduğu belirtilmelidir. 2017 Mayıs döneminde tüm diğer tedarikçilerin 6.969 adet
mesken müşterisine sahip olduğu düşünüldüğünde CK AKDENİZ tarafından limit altıyken
portföyüne kattığı tüketicilerin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
196 2015’te 25.192 limit altı tüketicinin 20.289’u, 2016’da 13.880 limit altı tüketicinin 12.678’si mesken
tüketicisidir.
197 Tüketimi 3.900 kWh olan A tüketicisi ve tüketimi 3.500 kWh olan B tüketicisinin CK AKDENİZ ile K2
sözleşmesi imzaladığı senaryosunda 2015 yılındaki limit dahilinde (4.000 kWh) her iki tüketici de limit altı
pozisyonunda bulunmaktadır. 2016 yılında limitin 3.600 kWh’a düşürülmesiyle A tüketicisi limitin üstünde
kalması nedeniyle portföyde kalmaya devam ederken, B tüketicisi portföyden çıkarılacaktır.
18-06//101-52
308/331
(904) Ayrıca limit altı müşterilerin sayısının CK AKDENİZ’in kendi portföyüyle değil, rakip
tedarikçilerin portföyüyle kıyaslanması gerekmektedir. Bu anlamda 2016 Ağustos ayı
itibariyle rakip tedarikçilerin sadece mesken portföyünde 4.480 adet müşteri varken, CK
AKDENİZ’in limit altı müşteri sayısı 19.012’dir198. Bu kapsamda limit altı müşterilerin
varlığının rakipler açısından piyasayı kapatıcı etki yaratacağı düşünülmektedir. Daha önce
de ifade edildiği üzere, kısa bir SMS bilgilendirmesinin ilgili pazardaki talep taraflı
aksaklıkların varlığı dikkate alındığında, kötüye kullanmanın sonuçlarını bertaraf etmekten
uzak olduğu tartışmadan uzaktır.
I.7.2.12. CK AKDENİZ'in İkili Anlaşma Yaptığı Tüketicilerden Tarihsiz IA-02 Formu
Almasına İlişkin Savunmalar
(905) IA-02 Form’larının tarihsiz alınmasının sebebinin, tüketicilerin diğer tedarikçilere geçiş
süreçlerini zorlaştırmak değil, sahada hatalı form doldurulmasının önüne geçmek ve bu
anlamda tüketici memnuniyeti sağlamak adına tarihlerin back ofiste tamamlanmasını tercih
etmeleri olduğu, EPDK tarafından bu formlarda zaman zaman versiyon değişikliğine
gidildiği, bu sebepten dolayı, versiyon değişiklik dönemlerinde yeni formların yetişmemesi
sebebiyle basılı olan eski formların kullanılması, dolayısıyla devam eden süreçte söz
konusu formların müşteriye yeniden imzalatılmak zorunda kalınması gibi durumlarla
karşılaşılabildiği belirtilmiştir. Nitekim, Belge 60'ta yer alan e-postanın başlıca gerekçesinin,
EPİAŞ tarafından 2015 yılının ikinci yarısından itibaren yürürlüğe giren IA-02 Formu’nda
yapılan değişiklik olduğu ifade edilmiştir.
(906) Ayrıca, IA-02 Form’larında sahada doldurulmaması tercih edilen bölümün, elektrik tedarik
tarihinin ne zaman başlayacağını belirten bölüm olduğu, tedarikçi değişiklik sürecinde,
geçiş prosedürleri kapsamında elektrik tedarik tarihinin bir ay sarkabildiği, bu durumda,
özellikle gerek sahada satış yapan personelin teknik bilgi konusunda yetersiz olma ihtimali
gerekse geçiş prosedürlerinden kaynaklanan aksamalardan dolayı, hatalı bir şekilde
elektrik tedarik tarihi doldurulmasının söz konusu olabildiği, nitekim soruşturmada şikayetçi
konumunda bulunan Mehmet Emin TAŞ adlı tüketiciye ait IA-02 Formu’nda, elektrik
tedarikinin 22.07.2015 tarihinden itibaren karşılanacağı bilgisi bulunduğu belirtilmekle
birlikte, teknik olarak bu tarihte tedarikin başlamasının mümkün olmadığı, bu şekilde hatalı
form doldurulmasını engellemek adına IA-02 Formu’nun elektrik tedarikinin başlayacağına
ilişkin tarih bölümünün boş bırakılmasının, geçiş sürecinin gerektirdiği başlangıç tarihinin
sahada değil back ofis tarafından doldurularak arşivlenmesinin tercih edilmesinden
kaynaklandığı ifade edilmiştir.
(907) Tüketicilerin serbestleşme sürecine ve sahip oldukları haklara ilişkin bilincinin ve
farkındalığının düşük olması nedeniyle, tüketiciyi suiistimal eden davranışların sıklıkla
gündeme gelebildiği, özellikle mevzuat boşluğu ve tüketicinin bilinç seviyesinin düşüklüğü
gibi hususları fırsat olarak gören müteşebbislerin elektrik piyasalarına bakış açısının,
toptan satış fiyatlarındaki dalgalanma riskini göze alıp kısa sürede bol kazanç hedefiyle
piyasaya girmek ve toptan satış piyasasındaki olumsuz hareketlenmeyle birlikte de çıkmak
şeklinde olduğu, bu bakış açısıyla bazı diğer tedarikçiler tarafından tüketiciden habersiz
olarak ya da tüketiciyi yanlış bilgilendirmek yoluyla portföye alma süreci başlatılabildiği, bu
tür durumlarda, tüketicinin de bilgisi dahilinde ve tüketici mağduriyetini önlemek amacıyla
da söz konusu tarihsiz IA-02 Form’ları kullanılabildiği belirtilmiştir.
198 Limit altı müşteri konumunda bulunan müşterilerin neredeyse tamamının mesken müşterisi olmaları
nedeniyle kıyaslama rakip tedarikçilerin portföyünde bulunan mesken müşteri sayısıyla yapılmıştır.
18-06//101-52
309/331
(908) Tedarikçi değişim süreçlerine ilişkin mevzuata yer verilerek geçiş süreçlerinde piyasada
faaliyet gösteren tüm tedarik şirketlerinin tüketiciyi ikna etmek amacıyla “ikna süreci” adlı
sınırlı bir süreye sahip olduğu, bu süreçte talep edilen tüketicilerin satış ekiplerince ziyaret
edilerek kendileriyle görüşüldüğü, bu sürecin mevzuatta yer aldığı ve rekabete açık bir alan
olduğu, bu süreçler kapsamında tüketicinin yeniden talebi aşamasında zaman zaman
aksaklıklar olabildiği ve portföye giriş tarihinde kaymaların da bulunabildiği, bu gibi
durumlarda tüketici mağduriyetinin olmaması için IA-02 Form’larının elektrik tedarik tarihi
bölümünün özellikle doldurulmamasının tercih edildiği, DUY’da gerçekleşen değişiklikle
birlikte 01.06.2016 tarihinden itibaren anılan “ikna süreci”nin ortadan kalktığı, bahsi geçen
ikna sürecinin tüketicinin geçişe ilişkin son aşamasında mevzuatın müsaade ettiği
çerçevede gerçekleştirilen pazarlık aşaması olduğu ve bu aşamada tarihsiz IA-02
Form’larının kullanılmasının söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.
(909) Dosya kapsamında IA-02 Form’larının tarihsiz alınarak mükerrer talep durumunda güncel
tarih yazıldığı ve bu yolla tüketicinin tedarikçi değişimin engellendiğinin iddia edildiği ancak
mükerrer talep olarak adlandırılan bu durumun çok sık rastlanılan bir durum teşkil etmediği,
2015 ve 2016 yılına ilişkin olarak K1 portföyündeyken serbest tüketici hakkını kullanmak
isteyen tüketicilerin taleplerine ilişkin olarak "yeni kayıt çoklu talep" olarak da
adlandırılmakta olan mükerrer talepler incelendiğinde, EPİAŞ kayıtlarında toplam 201 adet
mükerrer talep incelemesi bulunduğu ve bunlardan 133'ünde tüketicinin diğer tedarikçide
kaldığı, geri kalanın ise K1 portföyüne döndüğü, bu rakamların oransal olarak çok düşük
kaldığı dolayısıyla mükerrer talep yoluyla hacim olarak rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırma
stratejisinin bulunmadığı ifade edilmektedir.
(910) Yapılan savunmada, mükerrer taleplerin çok sık rastlanan bir durum teşkil etmediğine,
EPİAŞ kayıtlarında 2015-2016 yıllarında toplam 201 adet mükerrer talep incelemesi
bulunduğuna, bunlardan 133’ünde tüketicinin diğer tedarikçide kaldığına, geri kalanın ise
K1 portföyüne döndüğüne dair savunmalarına karşılık herhangi bir karşı argüman
getirilmediği ifade edilmiştir.
(911) Ayrıca tarihsiz IA-02 Form’larının, CK AKDENİZ’den diğer tedarikçiye geçmesini takiben,
bir sonraki uzlaştırma döneminde tüketicinin CK AKDENİZ tarafından “geri talep
edilmesinde kullanılabileceği” argümanına yöneldiği ve yukarıda yer verilen istatistiki
verilerin, tarihsiz IA-02 Formu’nun şirketleri lehine yarattığı faydaları çürütmekten uzak
olduğu sonucuna vardığı belirtilmiştir. Kısaca “geri talep” olarak adlandırılabilecek hususa
dair iki ihtimalden bahsedilebileceği, ilk ihtimalde diğer tedarikçiye geçmiş bir tüketicinin
diğer tedarikçiden ayrılarak CK AKDENİZ’e geçmek istemesi durumunda, zaten her
durumda yeni bir IA-02 Formu imzalatılarak söz konusu tüketicinin talep edilebileceği, bu
durumda tüketiciden geçmişte tarihsiz IA-02 Formu alınması gibi bir uygulamanın zaten
GTŞ’ye dönmek isteyen tüketicinin işlemlerine ilişkin süreçte kolaylık sağlama dışında bir
anlam ve etkisinin bulunmayacağı, ikinci ihtimalde diğer tedarikçiye geçmiş ve diğer
tedarikçide kalmak isteyen bir tüketici bakımından ise; CK AKDENİZ tarafından daha önce
alınmış tarihsiz bir IA-02 Formu’na güncel bir tarih atılarak bu tüketicinin talep edilmesinin,
söz konusu tüketiciyi geri dönmeye zorlamak gibi bir sonuç doğurmasının söz konusu
olmadığı ifade edilmiştir. Burada yine de CK AKDENİZ tarafından talebin yapıldığı bir
senaryo üzerinden gidilirse de, diğer tedarikçide kalmayı tercih eden tüketicinin diğer
tedarikçi ile de IA-02 Formu’nu dolduracağı ve senaryonun devamında yine “mükerrer
talep” durumunun ortaya çıkacağının görüldüğü, yukarıda yer verilen iki yıllık dönemdeki
mükerrer talep sayısının dahi tek başına, “geri talep” argümanını boşa çıkarmak için yeterli
olduğu dile getirilmiştir. Kaldı ki diğer tedarikçide kalmak isteyen bir tüketicinin CK
AKDENİZ’in bu tür bir davranışı üzerine CK AKDENİZ ile ihtilaf yaşayacağı, bu nedenle
EPDK nezdinde yapacağı basit bir şikâyetin dahi anılan tüketicinin diğer tedarikçide
kalması için yeterli olacağı iddia edilmiştir. Dosya kapsamında imzasız bir IA-02 Formu’nun
18-06//101-52
310/331
hangi emellere hizmet edebileceğine ilişkin öngörülere yer verilmekle birlikte, bu öngörüleri
destekler nitelikte herhangi bir tespit veya şikâyete yer verilmediği; öte yandan diğer
tedarikçiye geçen müşterinin bir sonraki uzlaşma döneminde geri talep edilebileceği
belirtilmekle birlikte, söz konusu tarihsiz IA-02 Form’larının kaç kez bu eylem için
kullanıldığına ilişkin herhangi bir tespite yer verilmediği, EPDK’dan bu tür şikâyetlerin
varlığına ve yaygınlığına dair bilgi sorulmadığı, sadece teorik olarak tarihsiz IA-02
Formu’nun kötüye kullanma aracı olarak nasıl kullanılabileceğine ve tüketici geçişlerinin
nasıl engellenebileceğine odaklanmış olmasının, rekabet hukuku açısından kabul edilebilir
bir yaklaşım olmadığı ifade edilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(912) Teşebbüs tarafından IA-02 Form’larının tarih kısmının boş bırakılmasının nedeninin
sahada hatalı form doldurulmasının önüne geçmek ve tüketici memnuniyeti sağlamak
adına geçiş sürecinin gerektirdiği başlangıç tarihinin arka ofis tarafından doldurulmasının
tercih edildiği açıklaması ikna edici olmaktan uzaktır. Söz konusu teşebbüs çalışanlarının
tüketicileri ikili anlaşma kapsamında olabildiğince ayrıntılı ve şeffaf bir şekilde bilgilendirme
yükümlülükleri olduğu ve tüketicilerin ikili anlaşmanın bizzat kendisi gibi daha uzun ve
ayrıntılı bir dokümanı da anlayıp imzalamalarına eşlik ettikleri ve teşebbüs içi rekabet uyum
programları yürütüldüğü dikkate alındığında, söz konusu tarih kısımlarının boş bırakılma
gerekçesi de ikna edici değildir.
(913) Ayrıca teşebbüsçe dile getirilen operasyonel faydaların tam olarak ne olduğu
anlaşılmamaktadır. Bu çerçevede ilk olarak DUY kapsamında açıkça tarih atılması gereken
IA-02 Formu’nun tarihsiz bir şekilde alınmasının gerekçeleri ayrıntılı olarak açıklanması
gerekmesine rağmen gönderilen savunmada bu yönde bir açıklamaya rastlanmamıştır.
(914) Tarihsiz IA-02 Formu hatalı olarak başka tedarikçiye geçişleri düzeltme işlevi taşısa da,
diğer tedarikçilerin müşteri almasını zorlaştıracak karaktere de sahiptir. Bu bağlamda
tarihsiz IA-02 Formu’nun potansiyel zararının, CK AKDENİZ’e sağlayacağı operasyonel
faydadan daha fazla olduğu değerlendirilmektedir.
(915) Mükerrer talep durumunun oluşabilmesi için aynı uzlaştırma döneminde müşterinin birden
fazla tedarikçi tarafından talep edilmesi gerekmektedir. Ancak tarihsiz olarak alınan IA-02
Form’ları sonraki dönemlerde kullanılabilecektir. Bu sebeple mükerrer talep sayısının
düşük olması ve bu durumlarda CK AKDENİZ’in müşterilerini kaybetmesinin gerçek resmi
yansıtmadığı ifade edilmelidir. Öte yandan ilgili müşterinin başka bir tedarikçi tarafından
talep edilmemesi durumunda tarihsiz IA-02 Formu hiçbir şekilde işlevsellik
kazanamayacaktır. Müşterisi geri talep edilen tedarikçilerin ellerinde güncel IA-02 Formu
olmadığını bilerek müşteriyi tekrar talep etmeyebileceği, bu anlamda mükerrer talep
durumunun oluşmayacağı belirtilmelidir. «Ekli listede Yeni IA-02 ve IA-03 formu temin
edilmesi gereken müşteriler bulunmaktadır. Bu formlara tarih yazılmamak, formun
müşterinin adı ve soyadı ile imzası dışında herhangi bir bölümü doldurulmamalıdır.
Böylelikle bize dilekçe verdiği halde, tedarikçi tarafından talebi geri çekilmeyen
müşterilerimizi, yeniden talep edebileceğiz.» ifadesi çerçevesinde tarihsiz IA-02 Formu’nun
ne işlevde kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda tarihsiz IA-02 Form’larının bahsi geçen
işlevinin engellemesi için tarihsiz IA-02 Form’larının bağlı bulunduğu sözleşme ile aynı
tarihe sahip olması gerekmektedir. Bu sebeple teşebbüs tarafından verilen verilerin tarihsiz
IA-02 Formu’nun teşebbüs lehine yarattığı faydaları çürütmekten uzak olduğu
değerlendirilmektedir.
18-06//101-52
311/331
I.7.2.13.CK AKDENİZ'in Serbest Tüketici Portföyünde Bulunan Borçlu Tüketicilere
Kesme Bildirimi Yapmasına İlişkin Savunmalar
(916) Bu başılk altında dağıtım firmaları tarafından diğer tedarikçilerin portföyünde bulunan
tüketicilerin elektriğinin kesilmesine ilişkin mevzuatın değişim süreci anlatılmış, ayrıca
konuyla ilgili Kurul’un 04.07.2012 tarih ve 12-36/1039-327 sayılı kararına atıf yapılarak
Kurul’un, lisans sahibi dağıtım şirketinin ayrımcılık uygulamasına ilişkin sektörel mevzuatın
bulunması nedeniyle konunun mümkünse öncelikli olarak sektörel düzenleyici tarafından
ele alınarak çözüme kavuşturulmasının yerinde olacağını düşündüğü, ayrıca bazı
durumlarda sektörel mevzuat kapsamında ihlal olan davranışlarda da rekabet hukukunun
uygulanabileceğini belirttiği, 'kesme eylemi' konusunda toptan satış şirketlerinin
faaliyetlerini zorlaştırma niyet ve etkisinin ortaya konulması koşuluyla 4054 sayılı Kanun'un
6. maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması değerlendirmesi
yapılabileceğini ifade ettiği belirtilmiştir.
(917) Son olarak EPDK’nın, 2016 Mart döneminde THY'de yaptığı değişiklikle serbest tüketici
hakkını kullanarak elektrik alan tüketicilerin borçları nedeniyle dağıtım lisansı sahibi tüzel
kişi tarafından elektriklerinin kesilmesi yetkisini kaldırdığı, bir takım fırsatçı firmalar
tarafından bu durumun kötüye kullanıldığı, elektriğin kesilmesi konusunun kompleks bir
yapıya sahip olduğu, işleyen rekabetçi bir perakende elektrik piyasasının tesisine yönelik
EPDK tarafından hazırlanacak ikincil mevzuat çalışmaları başta olmak üzere Kurum’un
"rekabet savunuculuğu" görevi kapsamında katkıda bulunmasının oldukça önemli
olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir.
(918) Dosyada belgler arasında yer alan e-posta eklerindeki “K2 işlem-İhbar Listesi” adlı excel
dosyasında 338, “24.6.2016 Yapılan Çalışma” adlı excel dosyasında 227, “27.6.2016
Yapılan Çalışma" adlı excel dosyasında ise 266 adet CK AKDENİZ serbest tüketici
müşterisinin bulunduğu ve bu çalışmaların bu tüketicilere kesme bildirimi/ihbarnamesi
bırakılmasına ilişkin olduğunun belirtildiği, bu e-postaların da Mart 2016'da THY'de yapılan
değişiklikten hemen sonraki döneme ait olduğu, ihbarnamelere bakıldığında müşterilerin
elektriğini kesme tehdidi altında bırakılmadığı, yalnızca gecikmiş borçlarına yönelik bir
ihbar şeklinde tasarlandığı, nitekim söz konusu bildirimin dağıtım firmasına değil, borç
bildirimlerini bırakmak üzere anlaşmalı olunan AKDEN'e gönderilmiş e-postada olmasının
da; söz konusu bildirimin kesme işlemine değil borç bildirimine ilişkin olduğunu ortaya
koyduğu, ihbarnamede geçen ifadelerde mevzuatı ihlal eder nitelikte bir içerik bulunmadığı,
e-posta eklerinde ilgili müşterilere yönelik "kesme bildirimi bırakıldı" ifadelerinin kullanılmış
olmasının, çalışanların geçmişten gelen alışkanlık ve terminolojiyi kullanmaya devam
etmesinden ibaret olduğu ve müşteriye bırakılan ihbarnamede geçen ifadelerin ortada
aslında bir kesme bildirimi bulunmadığını, olayın borç bildiriminden ibaret olduğunu
gösterdiği ifade edilmektedir.
(919) Dosyada atıf yapılan ve ihbarname bırakılan ismi gizlenmiş bir müşteri ile yapılan
görüşmede CK AKDENİZ'in ödenmemiş borcu nedeniyle elektriğinin kesilmeye çalışıldığı
ifadesine yer verildiği, söz konusu tüketicinin 2016 Nisan döneminden önce CK AKDENİZ
müşterisi olduğunun anlaşıldığı, kronolojiden de görüleceği üzere, söz konusu olayın,
mevzuat değişikliğinin olduğu geçiş döneminde yaşanan ve dosya kapsamında
doğruluğuna dair herhangi bir belge sunulmayan, tüketici beyanına dayalı münferit bir iddia
olduğu, zaten dosyada borcu nedeniyle elektriğinin kesilmeye çalışıldığına dair ikinci bir
serbest tüketici örneğinin verilememiş olmasının da olayın sistematik bir davranış
olmadığını, dolayısıyla kötüye kullanma olarak değerlendirilemeyeceğini gösterdiği öne
sürülmüştür.
18-06//101-52
312/331
(920) Kesme eyleminin özellikle kaçakla mücadele kapsamında bazı dağıtım bölgelerinde
oldukça önemli bir araç olmakla birlikte, rekabetin yoğun olduğu bölgeler bakımından
tüketicilerin hassas olduğu bir alan haline geldiği, özellikle yaygın ve yoğun tüketici portföyü
olan GTŞ'ler bakımından "borcunu ödemeyen tüketicinin elektriğini kesiyor" imajına sahip
olunmasının rekabetçi avantaj yaratmadığı gibi önemli bir rekabetçi dezavantaj dahi
yaratabileceği, ayrıca kesme eylemi ve buna benzer saha operasyonlarının EPDK
mevzuatı kapsamında açık ve ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği ve regülasyon kapsamında
ele alındığı ileri sürülmüştür.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(921) Savunmada yer alan konunun sektörel mevzuat çerçevesinde ele alınarak çözülmesinin
daha doğru olduğu iddiası bakımından tekrar belirtilmelidir ki herhangi bir piyasadaki
rekabeti kısıtlayan bir davranışın sektörel mevzuatta düzenlenmesi, o davranışa yönelik
rekabet hukuku müdahalesinde bulunulmasını engellememektedir.
(922) Kurul’un ilgili kararında düzenleyici otorite tarafından mevzuat değişikliği yapılması
gerektiğini belirten bir görüş verdiği, bu kapsamda Kurul’un EPDK’nın rolüne vurgu yaptığı
iddiası ileri sürülmekle birlikte Kurul kararları neticesinde düzenleyici kurumlara gönderilen
görüşlerin takip eden dönemde benzer hususlara yönelik olarak Kurum’un müdahalesini
engelleyici bir husus oluşturmadığı dile getirilmelidir.
(923) Tüketicilere yapılan bildirimlerde elektriğin kesilmesinden bahsedilmediği, sadece gecikmiş
borç bildirimi yapıldığı ve delil olarak ileri sürülen belgeler de yer alan kesme bildirimi
ifadesinin mevzuat değişikliğine uyum sağlanamamasından kaynaklanan bir durum olduğu
iddia edilmiştir. Ancak mevzuat değişikliğinin üzerinden iki aydan fazla süre geçmesine
rağmen borç bildiriminin, kesme bildirimi olarak nitelendirilmesi gerçekçi bulunmamıştır.
(924) GTŞ’ler borcunu ödemeyen tüketicilerin borcunu kesiyor imajının GTŞ için rekabetçi bir
imaj yaratmadığı, aksine bir dezavantaj yarattığı savunmada belirtilmektedir. K2
portföyünde olmasına rağmen K2 sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle elektriğin
kesilmesi, pazarlama-satış anlamında değil, tahsilat anlamında CK AKDENİZ’e rakiplerine
kıyasla bir avantaj sağlamaktadır. Ayrıca elektrik kesmenin borcunu ödemeyen art niyetli
tüketicilere karşı yapıldığı ve söz konusu tüketicilerin de normal koşullar altında tedarikçiler
tarafından elektrik tedarik istenmeyen tüketiciler olduğu düşünüldüğünde, CK AKDENİZ’in
satış-pazarlama anlamında iddia edildiği gibi bir kaybının olmadığı dile getirilmelidir.
(925) Savunmada dosyanın geneline ilişkin olarak ileri sürülen 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
bakımından “niyet ve etki” kavramlarının adeta anılan Kanun’un 4. maddesi için geçerli olan
“amaç etki doktrini” ile eş anlamlı hale getiren bir yaklaşımın benimsendiği bu kavramlar
çerçevesinde değerlendirilmeldir. Dosyada niyet ve etki kavramları “1.6.4. AKDENİZ
EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN’in Oluşturduğu Dikey Bütünleşik Yapının Gerçekleştirdiği
Eylem ve Uygulamaların Dışlama Potansiyeli ve Dışlama Niyeti İçermesi” başlıklı kısımda
ayrıntılı bir şekilde gerek Kurul gerekse ilişkili yargı kararları çerçevesinde etraflıca
değerlendirilmiştir. Öte yandan, Kılavuz’un “Kötüye Kullanma” başlığı altında,
“(23) Dışlayıcı kötüye kullanmalar pazardaki etkin rekabeti olumsuz etkilemekte ve
bu suretle tüketici refahının azalmasına neden olmaktadır. Bu tür kötüye
kullanmalar, hâkim durumdaki teşebbüsün kendisine rakip olan teşebbüslere yönelik
davranışları sonucunda rakiplerin piyasadan dışlanmasına neden olabileceği gibi
hâkim durumdaki teşebbüsün kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan
müşterilerine yönelik olan davranışları sonucunda alt pazardaki teşebbüslerin bir
kısmının pazardan dışlanmasına da yol açabilmektedir.
18-06//101-52
313/331
(24) Dışlayıcı davranışlara yönelik değerlendirmede incelenen davranışın kendine
özgü koşullarının yanı sıra, pazardaki fiili veya muhtemel etkileri199 de göz
önünde bulundurulmaktadır. Söz konusu etkiler, teşebbüsün hâkim durumda olduğu
pazarda ortaya çıkabileceği gibi bu pazar ile ilişkili başka bir pazarda da ortaya
çıkabilmektedir”
şeklinde yer alan ifadeleri de etki analizinin sadece doğrudan/fiili/gerçekleşen etki olarak
değil muhtemel/potansiyel etki bağlamında da ele alınmasını öngörmektedir. Nitekim
dosyada etki analizi bu bağlamda değerlendirilmiştir. Bunun yanında yukarıda daha önce
de ifade edildiği üzere, tarafların ilgili pazarlarda sahip oldukları münhasır yetki ve imkanlar
ve piyasadaki talep taraflı aksaklıkların varlığı bir arada değerlendirildiğinde, kötüye
kullanma halleri için doğrudan etki analizi yapmanın mümkün olmadığı anlaşılabilecektir.
I.7.2.14. CK AKDENİZ'in Birtakım Müşterilerini K1-K2 Portföyleri Arasında Kendi
Lehine Olacak Şekilde Kaydırmasına İlişkin Savunmalar
(926) Savunmanın bu bölümünde CK AKDENİZ'in K1 portföyünü de elinde tutmasından dolayı
bir kötüye kullanma eyleminin varlığı bakımından bu konuya ilişkin iddiaların, rakiplerin
faaliyetlerini zorlaştırmaya yönelik kötüye kullanma davranışı olamayacağı, bu eylemlerde
tamamen ticari koşullar çerçevesinde rekabetçi davranışların söz konusu olduğu iddia
edilmiştir. Yüksek tüketime sahip tüketicilerin elektrik fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı
hassas olduğu, bu tüketicilere belirli dönemlerde düzenlenmiş tarifenin bulunduğu, K1
portföyünden elektrik alınması kaydıyla satış yapılması teklifinin, rekabetçi piyasa
koşullarında ortaya çıkan alternatif bir ürün olduğu, tüketici açısından da GTŞ'ler için bir
avantaj olarak tanımlanan bu uygulamanın, temelde tüketicilerin maliyetlerini optimize
etmek için kullandıkları bir ürün olduğu ileri sürülmektedir.
(927) Bu piyasa ürünü ile PTF’nin artmasıyla birlikte zarar etmekten kaçınan tedarikçilerin portföy
boşaltması şeklinde ortaya çıkan davranışı birbirinden ayırmak gerektiği, bu tür
davranışların tüketicilerin serbest tüketici hakkını kullanma motivasyonları üzerinde
olumsuz etki doğurabileceği, bu noktada belirli dönemlerde K1 ve ikili anlaşma arasında
geçiş yapmak bakımından diğer tedarikçilerin önünde engel bulunup bulunmadığı
sorusunun önem kazandığı, CK GRUBU olarak görevli olunan tedarik bölgeleri dışında da
benzer nitelikte satış yapıyor olmalarının, bu kapsamda satış yapabilmek için ilgili bölgenin
GTŞ'si olunması gerekliliğinin bulunmadığının göstergesi olduğu, dolayısıyla, diğer
tedarikçilerin bu strateji kapsamında satış yapamayacağı kaygısının yersiz olduğu ifade
edilmiştir.
(928) Rekabet hukuku bağlamında, tüm tedarikçilerin gerçekleştirebileceği söz konusu K1-K2
geçişkenliğinin, CK AKDENİZ ya da herhangi bir GTŞ tarafından uygulanması durumunda
"kötüye kullanma" olarak değerlendirilmesinin söz konusu olmaması gerektiği, belli
dönemlerde müşterilerin K1 portföyüne atılarak düzenlenmiş fiyatlar kapsamında elde
edilen karın ve avantajın sübvanse yoluyla ikili anlaşmalar pazarında kullanılması halinde
bir rekabet hukuku ihlalinden bahsetmenin mümkün olacağı, CK AKDENİZ’in ikili
anlaşmalar pazarına yaptığı satışlar bakımından bu yönde bir uygulamasının bulunmadığı
öne sürülmektedir.
199 Vurgu eklenmiştir.
18-06//101-52
314/331
Savunmaların Değerlendirilmesi
(929) Savunmaya ilişkin olarak öncelikle CK AKDENİZ’in K1 portföyünü elinde tutması
çerçevesinde CK AKDENİZ’in rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştıracak bir davranışta
bulunmadığı, tamamen ticari koşullar kapsamında rekabetçi olduğu iddiası ele alınmıştır.
CK AKDENİZ’in, söz konusu kaydırma ile birlikte piyasa fiyatlarının tarifede öngörülen
fiyatların üzerine çıktığı dönemlerde rakipleri belli ölçüde zarar ederken, zarar etmekten
kurtulduğu, bu anlamda da kendisine rekabetçi bir avantaj sağladığı tespit edilmiştir.
(930) K1-K2 arasındaki kaydırmanın K1-K3 arasında da yapılabileceği, CK AKDENİZ’in İzmir’de
bulunan bir sanayi müşterisi nezdinde bunu yapmasının, diğer tedarikçilerin de Akdeniz
bölgesinde K1-K3 arasında kaydırma yapabileceğine işaret ettiği, söz konusu uygulamanın
GTŞ’nin kendisine avantaj sağlamaktan ziyade sanayi müşterilerinin maliyetlerini optimize
etme amacı taşıdığı savunmada ifade edilmektedir. Bu yaklaşımdan hareketle diğer
tedarikçilerin portföyünde bulunan sanayi müşterilerinin de tıpkı CK AKDENİZ’in K2
portföyünde yer alan müşteriler gibi benzer bir optimizasyona gitmesi, bu anlamda da
fiyatın aşırı yükseldiği yaz ve kış dönemlerinde K1 portföyüne geçiş yapması
beklenmektedir. Bu durumun böyle olmadığı K1 portföyü ile diğer tedarikçilerin sahip
olduğu sayaçların kıyaslandığı grafikten de anlaşılmaktadır.
Grafik 69: 2014 Ocak- 2017 Mayıs Döneminde K1, K2 ve Diğer Tedarikçi Portföyünde Bulunan Sanayi
Müşterilerine Ait Sayaçların Seyri
(…..TİCARİ SIR…..)
Kaynak: AKDENİZ EDAŞ
(931) Bu kapsamda sadece CK AKDENİZ müşterileri optimizasyon yaparken, diğer tedarikçilerin
bu tip optimizasyonu hiç yapmamasının, CK AKDENİZ’in hem K1 hem de K2 portföyünü
yönetmesinden kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
(932) Öte yandan CK AKDENİZ, İzmir ilinde bulunan bir sanayi müşterisini fiyatların normal
seyrettiği dönemde kendi portföyünde, yüksek seyrettiği dönemlerde ise ilgili GTŞ’nin
portföyünde elektrik tedarik ettiğini belirtmiştir. Ancak CK AKDENİZ’in kendi bölgesindeki
yüzlerce K1-K2 geçişine karşın bölge dışında sadece bir müşteride benzeri bir durum
gözükmesi ve söz konusu örneğe ilişkin olarak ayrıntı verilmemesi nedeniyle ilgili durum
CK AKDENİZ’in kendi bölgesinde kendine avantaj sağlayan bir tutumda olmadığına işaret
edecek nitelikte değildir.
(933) Ayrıca CK AKDENİZ her iki ilgili pazardaki hakim durumu aracılığıyla koordinasyon
gerektiren K1-K2 kaydırma işini gerçekleştirebilmekte ve bu kaydırma işlemini yaparken
diğer tedarikçilerin katlanmak zorunda oldukları mevzuattan kaynaklanan işlem ve geçiş
maliyetlerine katlanmamakta ve en az onun kadar önemli olan, müşterilerini bu
kaydırmadan kaynaklı olarak kaybetme riskini yaşamamaktadır. Bu yönde bir kaydırma
prosedürünün işletilmesi, sektörel düzenlemeler doğrultusunda öngörülmemişken, CK
AKDENİZ sahip olduğu çifte hakim durumu koordineli bir şekilde kötüye kullanmak suretiyle
herhangi bir maliyete katlanmadan kaydırma sürecini işletebilmektedir. Söz konusu
kaydırmanın, tıpkı diğer tedarikçilerin katlanmak zorunda olduğu maliyetler katlanılarak ve
yürütmek zorunda oldukları prosedürler yürütülerek yapılmış olması halinde CK
AKDENİZ’in kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olacağı, ihtilafa düşeceği müşteri sayısının
mevcut durumla karşılaştırılamayacak kadar belirgin ve yüksek olacağı söylenmelidir.
18-06//101-52
315/331
(934) Diğer yandan savunmada, rekabet hukuku kapsamında bir ihlalden bahsetmek için,
rekabete kapalı olan K1 portföyünden elde edilen karın rekabete açık alanda rakipleri
dışlayacak şekilde kullanıldığının ortaya konulması hususuna ilişkin olarak, CK
AKDENİZ’in aynı teşebbüs hatta aynı tüzel kişilik altında her iki ilgili pazarda da faaliyette
bulunduğunu hatırlatmakta yarar vardır.
I.7.2.15. CK AKDENİZ ile Tüketiciler Arasında Yapılan Sözleşmelere İlişkin Savunma
(935) İlgili sözleşmelerdeki değerlendirmenin "etki temelli'" olmaktan uzak ve teorik bir bakış açısı
üzerinden adeta sektör düzenleyicisi perspektifinden şekillendirildiği, ağırlıklı olarak teorik
varsayımlar ve yurt dışı kaynaklardan yapılan alıntıların söz konusu olduğu, bu yönüyle bir
rekabet hukuku soruşturmasına ilişkin olmaktan ziyade, rekabet savunuculuğuna
dönüşmesine sebep olunduğu belirtilmektedir.
(936) Elektrik piyasalarında sözleşmelerin otomatik yenilenmesi konusunun, diğer piyasaların
aksine pazar kapamanın bir aracı olmaktan ziyade, tüketici mağduriyetinin giderilmesi ve
dolayısıyla tüketicinin geçiş yapmaktan kaçınmasının engellenmesi için önemli bir araç
olduğu belirtilmiştir.
(937) 2016 Ekim-2017 Ocak dönemi bakımından kullanılan Versiyon 9 nolu sözleşme ve eki
taahhütname ile tüketicilere, bazı tarifeler çerçevesinde 12, 24 ve 36 aylık sürelerle teklifler
sunulduğu, bu kampanyaların Versiyon 10 ve Versiyon 11'de aynı şekilde uygulanmış
olmakla birlikte; 2017 yılının Nisan ayından itibaren kullanılmaya başlanan Versiyon 12
nolu sözleşme ve eki taahhütname ile bazı tarifelerde değişiklikler yapıldığı belirtilmiştir.
Ayrıca tüm kampanyalar bakımından taahhüt sürelerinin, dosya kapsamında belirtilenin
aksine 12 ve 24 ay olarak revize edildiği, dosya kapsamında bu hükmün serbest
tüketicilerin tedarikçi değiştirmelerini engelleyici etkiye sahip olduğu ve dolayısıyla ilgili
pazarları diğer tedarikçilere kapayıcı nitelikte olduğuna ilişkin tespitte bulunulduğu, ancak
otomatik yenilenen sözleşmelerden bağımsız olarak düşünülmemesi gereken söz konusu
hükmün, enerji piyasasının kendine özgü dinamiklerinin doğal bir sonucu olarak ortaya
çıktığı ve hiçbir şekilde serbest tüketici geçişlerini engelleme amacıyla düzenlenmediği ileri
sürülmüştür. Bu hükümle uzun dönemli perakende satış planlamasının yapılabilmesi ve bu
sayede tedarikçi tarafından satın alınan elektrik enerjisinin piyasa dalgalanmalarından
olumsuz etkilenmemesi hedefinin gözetildiği, dolayısıyla dosya kapsamında yer alan
herhangi bir taahhüdün yenileme kapsamında olmaması gerektiği yönündeki tespite
elektrik piyasası bakımından katılmadıkları ifade edilmiştir.
(938) Bu bölümde yer alan değerlendirmelerin "etki temelli" yaklaşımla değil, piyasaya olası
etkilere ilişkin öngörü ve kanaatler üzerine oluşturulduğu, nitekim değerlendirmeye tabi
olan 2016 Ekim sonrası sözleşmelerin daha ilk yılının dahi bitmediği ve piyasaya etkisinin
ortaya konulmasının pratikte de mümkün olmadığı ileri sürülmüştür.
(939) Sözleşmelerin otomatik yenilendiği bir elektrik piyasası bakımından taahhüdün yenilemeye
tabi olmamasının pratik sonucunun, tedarikçiye getirilen ticari riskten başka bir anlam
taşımadığı belirtilmektedir. Bu noktada, elektrik piyasasının işleyişi ve iktisadi özellikleri ile
telekomünikasyon ya da benzeri piyasaların işleyişini birbirinden ayırmak gerektiği, elektrik
tedarik firmaları bakımından (özellikle geniş bir tüketici portföyü olan GTŞ'ler bakımından)
tüketicilerin bir yıl süreyle tedarikçi değiştirmemek üzere verecekleri taahhütlerin; sadece
ilk sözleşmenin yapıldığı yıl bakımından değil, sözleşmenin yenilendiği her yıl için önemli
ve yenilenen sözleşmeden ayrı düşünülemeyecek bir araç olduğu, tarafların tedarik
ilişkisinin bir yıl daha uzaması halinde, tedarikçinin elindeki portföyü dikkate alarak bir yıl
süreyle satın alacağı elektriğin planlamasını yapması gerektiği, burada, rekabetçi yapıdaki
toptan satış piyasasında oluşan fiyatların değişkenliğinden kaynaklanan risklerin yanında,
düzenlemeye tabi fiyatların nasıl değişeceğine ilişkin belirsizliğin getirdiği risklerin de
bulunduğu belirtilmiştir.
18-06//101-52
316/331
(940) Türkiye örneğinde, düzenlenmiş fiyatların daha çok tüketiciyi korumak amacıyla
(dolayısıyla düşük kâr marjlarına yol açacak şekilde) belirlendiği, kâr marjlarının oldukça
düşük olduğu ve nihai tüketicilere yapılan satışlara ilişkin tarifelerin bu şekilde devam
etmesi halinde, perakende elektrik piyasasının sürdürülemez hale geleceği iddia edilmiştir.
Bu nedenle, yenilenen sözleşmeler kapsamında taahhütlerin de yenilenmemesi halinde,
tüketicinin herhangi bir zamanda portföyden çıkma riskinin kabul edilebilir bir risk olmaktan
çıktığı, dolayısıyla, bu yaklaşımın pratik sonucunun, sözleşmelerin de yenilenebilir
yapılamaması olacağının söylenebileceği, mevcut piyasa yapısında kâr marjlarının
düşmesi ve öngörülebilirlik konusunda yaşanan sıkıntıların, bazı durumlarda otomatik
yenileme sürecindeki fesih hakkının tedarikçi tarafından kullanılmasını dahi zorunlu
kılabildiği öne sürülmüştür.
(941) Taahhütnamelerin otomatik yenilenmesi hususunun da, sözleşmelerin otomatik
yenilenmesi gibi tedarikçi değişiklik süreçlerinden kaynaklanan sebeplerle tüketici yararına
kabul edilmesi gerektiği, aksi takdirde tamamen etki temelli bir yaklaşımdan çok bir takım
öngörülere dayanılarak getirilecek bir yasaklamanın sektöre olumsuz yansıması riskinin
ortaya çıkabileceği belirtilmiştir.
(942) Savunmada ayrıca ticarethane ve sanayi aboneleri ile yapılan sözleşmelerin 4. madde
kapsamında olduğu, bu bağlamda 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilmeleri
gerektiği öne sürülmektedir.
(943) Dosya kapsamında sözleşmenin ve taahhütnamelerin otomatik yenilenmesi sürecinde
fesih bildirim süresinin 60 gün olarak belirlenmesinin tedarikçi değişikliğini zorlaştıran
stratejik bir uygulama olduğunun ifade edildiği, oysa bu kapsamda yapılacak
değerlendirmelerde de elektrik piyasalarının yapısal ve mevzuattan kaynaklanan
özelliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiği ileri sürülmüştür. Tedarikçi değiştirme sürecinin
DUY’un "Serbest Tüketicilere ilişkin Uzlaştirmaya Esas Veriş-Çekiş Birimlerine Ait
Tedarikçi Değiştirme Süreçleri" başlıklı 30/A maddesi hükümlerince gerçekleştirildiği, bu
hüküm kapsamında içinde bulunan ayın 6. gününden önceki son iş günü için yapılan
portföyden çıkarma talebinin bir sonraki ayın 1'i itibarı ile geçerli olacağından minimum 25
gün, portföyden çıkarma işleminin içinde bulunan ayın 6. günü ve/veya sonrasında
yapılması durumunda ise portföyden çıkarma talebi iki dönem sonraki ayın 1'i itibarı ile
geçerli olacağından maksimum 55 günlük bir süreç sonunda tüketici ilgili tedarikçinin
portföyünden çıkmış olacağı, dolayısıyla, değerlendirmeye konu olan fesih ihbar süresinin
sadece geçişleri engelleyip engellemediği yönüyle ele alınmasının ve adeta geçişleri
zorlaştıran bir strateji olarak kabul edilmesinin, mevzuattan kaynaklanan geçiş prosedürleri
dikkate alındığında anlamını yitirdiği ifade edilmektedir.
(944) Sözleşmenin otomatik olarak yenilendiği bir ticari ilişkide taahhüdün otomatik olarak
yenilenmesinin yasaklandığı bir müdahalenin, tedarikçinin otomatik yenilenen sözleşme
yapmaktan imtina etmesi sonucuna yol açacağı, diğer bir deyişle piyasa uygulamalarında
otomatik yenilenen sözleşmelerin de sonlanmasına yol açacağı belirtilmiştir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(945) Savunmada tüketicilerin taahhütlerinde otomatik uzama hükümlerinin bulunmasının ticari
riski bertaraf etme amacı taşıdığı, taahhüdün otomatik uzamaması durumunda CK
AKDENİZ’in ilgili tüketicilere yapacağı tedarik için piyasadan alacağı elektriği tekrar gözden
geçirmek durumunda kalacağı da iddia edilmiştir. Ticari amaçlar çerçevesinde yapıldığı
belirtilse bile müşteriler açısından cayma bedeli ile karşı karşıya kalma durumu yaratan
taahhütlerin ilgili müşterinin açık iradesiyle yenilenmesi gerekmekte, böylelikle rekabetin
görece yüksek olduğu ticarethane grubundaki müşterilerin “uyanık” kalmasının
sağlanacağı değerlendirilmektedir.
18-06//101-52
317/331
(946) Taahhüdün otomatik uzamasının etki temelli bir yaklaşımdan ziyade birtakım öngörülere
dayandırıldığı ve bu tip bir yaklaşımın sektöre olumsuz yansıyabileceği da belirtilmiştir.
Ancak öncesinde de ifade edildiği üzere kötüye kullanmalar bakımından hayata geçen
etkinin yanında gerçekleştirilen uygulamanın potansiyel etkisi de dikkate alınmaktadır.
(947) Savunmada elektrik sektörüne yönelik bir soruşturmada başka bir ülkenin otomotiv ve
sigortacılık sektörüne yönelik tüketiciyi koruma mevzuatından alıntı yapılmasının
doğruluğunun şüpheli bulunmaktadır. Ancak bu değerlendirme rekabet hukuku
kapsamında yapılan analizlerde odak konusu olan rekabetçi sorunun diğer ülkelerdeki
benzerlerinden ve söz konusu sorunun çözüm yollarından yararlanılabilmek amacıyla
yapılmıştır. Aksi elektrik sektörüne yönelik yapılan bir incelemede sadece elektrik
sektörüne ilişkin karar ve düzenlemelerin dikkate alınması gibi bir sonuca sebep olur ki, bu
durum savunmada eleştirilen Kurum’un düzenleyici gibi hareket etmesine sebebiyet
verebilecektir. Hemen hemen tüm sektörleri kapsamına alan rekabet hukuku inceleme
konusu vakalarında disiplinler arası bakışı açısını gerektiğinde benimsemekte, benzer veya
uyarlanabilen koşulların varlığı halinde de karşılaştırmalı analizler yapabilmektedir. Dosya
kapsamında örnek verilen sektör uygulamaları, bu anlamda, talep taraflı aksaklıkların
gözlemlendiği diğer sektör örnekleri olup teşebbüslerin bu aksaklıkları değerlendirme
yolları ve tüketicilerin bu uygulamalara tepki veya tepkisizlikleri de önemli benzerlikler
gösterebilmektedir. Elektrik sektörü, serbestleşmesi görece daha yeni olmasına da bağlı
olarak söz konusu aksaklıkların daha şiddetli gözlemlendiği bir sektördür ve bu anlamda
sonuçları karşılaştırılan aynı ya da benzer rekabet karşıtı uygulamaların referans verilen
diğer sektörlerdekinden evleviyetle daha ciddi sonuçları olması beklenebilecektir.
(948) Kararın ilgili bölümünde ayrıntılı bir şekilde neden sözleşmelerin hizmet sürekliliğinin temini
için süresiz olması veya otomatik yenilenmesi gerekirken taahhütlerin aynı şekilde
değerlendirilemeyeceği aksi halde pazarı kapayıcı etkilere yol açabileceği açıklanmıştır.
Savunmada iddia edildiği üzere, sözleşmelerin ve taahhütlerin ayrılmaz bir bütünün
parçaları şeklindeki algının, hizmet sürekliliğinin devamı için şart olmadığı açıktır. Zira
taahhütlere getirilen otomatik veya örtülü yenileme mekanizmalarının sonlandırılması
sözleşmelerin kendiliğinden yenilenmesinin önünde bir engel oluşturmamaktadır. İlgili
abone kolaylıkla taahhüt kapsamı dışındaki koşullar üzerinden elektrik enerjisi hizmetinin
teminine devam edebilecektir. Bunun yanında, ilgili tedarik şirketleri daha uzun vadeli
olarak satın alacakları elektriği planlamak ve olası operasyonel risklerden kaçınmak
istiyorlarsa, , aynı müşterilerin açık onayını almak suretiyle hem sözleşmeler hem de
taahhütler birlikte ama farklı koşullarda yenilenebilecektir. Zira örtülü ve otomatik onay
aracılığıyla olmasa da, müşterilerin açık onayı alınarak bu mekanizma işletilebilecek ve
ileriye dönük planlama rahatlıkla yapılabilecektir. Ancak GTŞ örtülü ve otomatik onay
mekanizması ile bir yandan pazarlama ve satış maliyetlerinden kaçınabilmekte diğer
yandan da taahhüt süresi sona eren müşteriler için taahhüt süresi sonunda geçerli olacak,
tedarikçiler arasındaki rekabetçi yarışın önüne geçmektedir. Bu nedenlerle taahhüt
süresinin sözleşmeyle beraber otomatik uzaması hususunun kabulünün serbestleşme
sürecinden beklenen rekabetçi yarışın tesisi bakımından mümkün olmadığı
değerlendirilmektedir.
18-06//101-52
318/331
(949) Sözleşmelerin 2002/2 saylı Tebliğ kapsamında olması hususunda ise ilk olarak belirtmek
gerekir ki, hakim durumda bulunan teşebbüslerin dikey nitelikli olarak yapacağı anlaşmalar
ilgili pazarlarda rakipleri dışlayıcı, rakiplere pazarı kapayıcı nitelikte olmaları halinde 4054
sayılı 6. Maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Bu anlamda savunmada dile getirilen
2002/2 sayılı Tebliğ ve bu Tebliğ ile ilgili hususların dikkate alınamayacağı
düşünülmektedir. Soruşturma döneminde geçerli olan THY kapsamında ikili anlaşma;
“Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi
ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari
anlaşmalar” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımın bile tek başına rekabet hukukunun elektrik
piyasasındaki anlaşmalara uygulanabileceğini gösterdiği düşünülmekte ve bu bağlamda
EPDK ile Kurum arasında bir ikilik yaratmayacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca Anlaşma
ile taahhüt farklı kavramlardır. Öyle ki, elektrik hizmetinin kesintisizliği esas olduğundan
herhangi bir kesilmeyi önlemek adına süresiz bir ikili anlaşma yapılabilecektir. Anlaşma
çerçevesinde müşterinin tabi olduğu bir fesih ihbar süresi veya ayrıldığında karşılaşacağı
bir cayma bedeli bulunmamakta, diğer bir ifadeyle müşteri akışkan konumda yer
almaktadır. Taahhüt çerçevesinde ise müşteriye indirim tanımlanmakta, bu indirimle orantılı
olarak da müşteriye fesih ihbar süresi ve erken fesih durumunda cayma bedeli gibi
yükümlülükler yüklenmektedir, diğer bir ifadeyle müşteri geçiş anlamında
hareketsizleştirilmektedir. Taahhüdün kendiliğinden yenilenmesi (müşterinin açık beyanı ile
yenilenme makul bir durumdur) müşteriyi ilgili tedarikçide kilitleyebilecektir. İlgili tedarikçinin
hakim durumda olduğu düşünüldüğünde de, bahsi geçen kilitlenmenin etkisi daha büyük
olacaktır. Bu sebeple taahhüdün üç yılın sonunda otomatik uzaması değil, taahhüdün 3
yıllık anlaşma içindeki ilk yılın sonunda da otomatik olarak uzaması rekabetçi açıdan
sorunludur ve hakim durumdaki teşebbüs tarafından hayata geçirilmesi kapayıcı bir etki
yaratabilecektir. Nitekim, CK AKDENİZ’in 2015 Ocak- 2017 Haziran döneminde otomatik
uzayan taahhüt hükmü barındıran sözleşmelerle portföyüne kattığı müşteri sayısı 10.907
iken200, 2017 Haziran itibariyle rakip tedarikçilerin portföyünde 11.639 adet ticarethane
müşterisi bulunmakta, diğer bir ifadeyle bir kapama etkisi oluşmaktadır. Bu bağlamda
savunmada ifade edilenin aksine kapama etkisinin ortaya konulduğu düşünülmektedir.
I.7.2.16. Ceza Takdirine İlişkin Savunma
(950) AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN aynı ekonomik bütünlük içinde yer aldığı,
dolayısıyla bu şirketlere Kurul tarafından 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca para
cezası verilmesi halinde bu şirketlerin kendi aralarında yapılan satışlardan elde ettikleri
gelirlerin dışarıda bırakılması gerektiği, bunun yapılmaması durumunda, en azından
birbirlerine yaptıkları satışlardan elde ettikleri gelirler bakımından anılan şirketlerin
mükerrer cezalandırılmış olacağı ifade edilmiştir. Nitekim 30.03.2011 tarih ve 11-18/341-
103 sayılı kararında, Doğan Yayın Holding A.Ş. bünyesinde günlük gazete reklam yeri
pazarında faaliyet gösteren Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş., Doğan Gazetecilik
A.Ş., Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.Ş., Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık
A.Ş. adlı şirketlerden oluşan ekonomik bütünlüğün hakim durumunu kötüye kullanması
nedeniyle para cezasına hükmedilirken, yukarıda sıralanan ilk üç şirkete 4054 sayılı
Kanun'un 16. maddesi uyarınca para cezası verilirken, Doğan Yayın Holding A.Ş.'ye
"mükerrerliğe yol açmaması nedeniyle" idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar
verilmiş olduğu ve bu hususun AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN'e 4054 sayılı
Kanun'un 16. maddesi uyarınca olası bir para cezası verilirken bu şirketlerin kendi
aralarında yapılan satışlardan elde ettikleri gelirlerin dışarıda bırakılması savını
desteklediği ileri sürülmüştür.
200 Bu müşteri sayısı sadece portföye yeni katılan müşterilere ilişkindir. Yenileme kapsamında bulunanlar da
dahil edildiğinde söz konusu kapama etkisinin daha da güçlendiği değerlendirilmektedir.
18-06//101-52
319/331
(951) Kurul’un, para cezası verirken dikkate alınacak gayri safi gelirleri saptama konusunda
takdir yetkisine sahip olduğu, nitekim 07.11.2016 tarih ve 16-37/628-279 sayılı, 16.03.2012
tarih ve 12-12/383-112 sayılı, 27.10.2011 tarih ve 11-54/1431-507 sayılı ve 07.03.2011
tarih ve 11-13/243-78 sayılı kararlarında bazı gelir kalemlerinin dışarıda bırakılmasının da
söz konusu olabildiği ifade edilmiştir.
(952) Temel para cezası belirlenirken dikkate alınan teşebbüsün gücü ile neyin kastedildiğinin
tartışılması gerektiği, serbest bir piyasada teşebbüsün ilgili piyasadaki gücünün sadece
sahip olduğu pazar payı ya da imtiyazla değil, rekabet stratejileri bakımından ne kadar
bağımsız davranabildiği ile de ilgili olduğu öne sürülmüştür.
(953) Elektrik piyasaları bakımından gerek dağıtım şirketlerinin gerekse GTŞ'lerin serbestleşme
ve özelleştirme sürecinin doğal sonucu olarak yerleşik oldukları bölgede, dağıtım
bakımından doğal tekel niteliği gereği, mesken ve küçük ticarethaneler bakımından ise
sahip olduğu yüksek pazar payı gereği hâkim durumda olduğunun görüldüğü, dağıtım
şirketlerinin ve GTŞ'lerin çok yoğun bir şekilde sektörel düzenlemeye tabi oldukları ve bu
anlamda sektörel düzenleyicinin sürekli düzenleme ve denetimiyle muhatap olduklarının
unutulmaması gerektiği, nitekim CK AKDENİZ açısından önemli olan GTŞ tanımlamasının
dahi bu şirketlerin "görev" ve yükümlülüklerini ön plana çıkaran bir yapıda olduğu,
dolayısıyla, dağıtım şirketleri ve GTŞ'lerin, bütünüyle serbest olan piyasalardaki davranış
serbestliğine ve yüksek pazar gücüne sahip teşebbüsler ile aynı şekilde
değerlendirilmesinin, ceza takdirinde doğru bir yaklaşım olmayacağı ileri sürülmüştür.
(954) GTŞ'lerin karşı karşıya bulundukları riskler ve ticari koşullar dikkate alındığında, bu
şirketlerin pazar gücünün sektörel regülasyon nedeniyle sınırlandığı, dosya kapsamında
da yer alan GTŞ'lerin düzenlenen tarife üzerinden yaptıkları tedarikteki brüt kâr marjlarının
%3,49 olduğu ifadesinin, pazarın rekabete kapalı olan kısmında dahi EPDK düzenlemesi
gereği brüt kâr marjının ne kadar sınırlı kaldığını gösterdiği, söz konusu marjın şu anda
%2,38’e düşürüldüğü, söz konusu brüt kâr marjının sadece K1 müşterileri için yapılan enerji
tedariki sırasında katlanılan maliyet ve riskler üzerinden hesaplanmakta olduğu ve enerji
tedarikinin dışında kalan diğer faaliyet giderlerine ilişkin herhangi bir prim hesaplamasını
kapsamadığı, böyle bir durumda GTŞ'nin yüklenmiş olduğu, lisansı kapsamında vermesi
gereken zorunlu hizmetlere ilişkin riskler ve batık maliyetlerin brüt kar marjına konu
edilmediği, brüt kar marjının enerji tedarikinin dışında kalan diğer faaliyetlere dair giderler
ile son kaynak tedarik yükümlülüğüne ilişkin maliyetler ve riskleri dikkate almadığı ifade
edilmiştir.
(955) Yine savunmada, bir altyapı hizmeti olan elektrik dağıtım faaliyetini yürüten dağıtım
şirketlerinin gelir ve giderlerinin tamamının EPDK tarafından yayımlanan tarifeler üzerinden
düzenlendiği, dağıtım şirketlerinin lisans kapsamındaki faaliyetleri neticesinde herhangi bir
kar elde etmesinin söz konusu olmadığı, gelir gereksinimi hesaplamalarında dağıtım
şirketlerinin zarar veya kâr etmemesi üzerine kurulu bir hesaplama metodolojisi
olduğundan şirketin dağıtım varlığının büyüklüğü ölçüsünde her sene bir gelir tavanı
hesaplanmasının söz konusu olduğu, diğer tedarikçilerin faaliyetleri sonucunda meydana
gelen ve EPDK tarafından düzenlenen gelir ve giderleri dışında, ortaya çıkabilecek
herhangi bir olağanüstü harcamanın, aslında bir kamu hizmeti olan elektrik dağıtım
faaliyetini gerçekleştiren şirketi mali anlamda sıkıntıya sokacağı ve ilerleyen yıllardaki
iyileştirme ve yatırım faaliyetlerine ilişkin finansman sıkışıklığına yol açacağı ileri
sürülmüştür.
18-06//101-52
320/331
(956) Yine dosya kapsamında yer alan perakende elektrik piyasasındaki ortalama brüt kâr
oranlarının %5-6 olduğu ifadesinin dikkate alınması gerektiği, ayrıca özellikle son dönemde
tedarik maliyetleri önemli ölçüde artarken tarifelerin sabit kalması durumunun tedarikçi kâr
marjlarını oldukça daralttığı, dolayısıyla, kâr marjlarının böylesine düşük seviyede seyrettiği
bir sektörde temel para cezasının yüksek bir orandan belirlenmesinin hakkaniyetli bir
yaklaşım olmayacağı ifade edilmektedir.
(957) Yapılan savunmada, dosya kapsamında "gerçekleşen bir zarar" tespiti yapılmadığını,
"zararın muhtemel olduğunun" gösterildiği, nitekim genel olarak ihlal olarak nitelenen
unsurlar bakımından sistematik olarak somut bir etki analizi yapılmadığı, örnek olarak;
- AKDENİZ EDAŞ'ın CK AKDENİZ ile paylaştığı bilgilerin CK AKDENİZ lehine, diğer
tedarikçiler aleyhine rekabetçi avantaj yarattığı ve diğer tedarikçiler aleyhine
uygulamalarda bulunulduğu ifade edilmesine rağmen anılan rekabetçi avantajın
etkilerinin büyüklüğüne ve doğurduğu rekabetçi zararın ağırlığına dair teorik olmanın
ötesinde somut bir analize yer verilmediği,
- AKDENİZ EDAŞ ile CK AKDENİZ arasındaki koordinasyon sayesinde (AKDENİZ
EDAŞ çalışanlarının CK AKDENİZ adına tüketicilerle sözleşme imzalamaları, belirli
personelin iki şirket için de hizmet vermesi, CK AKDENİZ'in müşterilerine
gönderilecek SMS'ler ve sözleşme basımına dair işlemlerin AKDENİZ EDAŞ
tarafından gerçekleştirilmesi) CK AKDENİZ lehine rekabetçi avantaj yaratıldığı ve
rekabetin engellendiği ifade edilmesine rağmen anılan rekabetçi avantajın etkilerinin
büyüklüğüne ve doğurduğu rekabetçi zararın ağırlığına dair teorik olmanın ötesinde
bir somut bir analize yer verilmediği,
- AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN'in birlikte hareket etmesinin CK
AKDENİZ lehine avantajlar yaratarak elektrik tedariki pazarındaki rekabetçi yapının
bozulması sonucunu doğurduğunun ifade edildiği, bu bağlamda örnek olarak CK
AKDENİZ adına hem AKDENİZ EDAŞ hem de AKDEN personelinin serbest tüketici
sözleşmesi imzalattığının belirtildiği, ancak anılan kişilerin imzalattığı toplam serbest
tüketici sözleşmesi sayısının, bu sayının CK AKDENİZ'in kendi personeli, müşteri
hizmet merkezleri vs gibi ilgili tüm satış kanallarından yaptığı serbest tüketici
sözleşmelerinin içindeki payı gibi etki analizine yönelik bir değerlendirmeye yer
verilmediği,
- CK AKDENİZ ikili anlaşmalar portföyünde görülen hızlı artışlardan yola çıkılarak
tüketicilerin sözleşmesiz/habersiz bir şekilde CK AKDENİZ serbest tüketici
portföyüne katıldığı ifade edilirken, sözleşmesiz bir şekilde portföyde olduğu tespit
edilen en az 3.650 müşterinin var olduğu belirtilmekle birlikte bu sayının toplam
serbest tüketici portföyünde ne kadarlık bir oranı temsil ettiği gibi anılan davranışın
pazardaki etkisine yönelik bir analize yer verilmediği,
- CK AKDENİZ'in tüketicilerden PSS ile ikili anlaşmaları bir arada alması bağlamında
bu şekilde alınan ikili anlaşmalardan kaçı sebebiyle diğer tedarikçilerin tüketiciye
erişiminin ve ikili anlaşma yapmasının engellendiğine dair bir etki analizinin ortaya
konulmadığı,
18-06//101-52
321/331
- CK AKDENİZ'in tüketicileri kendisi ile ikili anlaşma imzalamaya zorlaması
bağlamında ödeme kanallarının kapatılması yoluyla zorlama başlığı altında 2016 yılı
içinde 85.748 tüketiciye blokaj uygulandığı, blokaj konan tüketicilerin ikili anlaşma
imzalayıp imzalamadığının sıkı şekilde takip edildiği ve belirli bir belgede blokaj
çerçevesinde ikili anlaşma imzalatılmış tüketicilerin bir kısmının sayısına yer
verildiğinin ifade edildiği, dolayısıyla blokaj uygulanarak serbest tüketici yapılan
toplam tüketici sayısının ne kadar olduğu ve bu sayının CK AKDENİZ serbest
tüketici portföyü içindeki oranı gibi herhangi bir analiz yapılmadığı, benzer bir
durumun bu başlık altındaki usulsüz kullanım bildirimi yoluyla zorlama eylemi için de
söylenebileceği, bu eylem bağlamında belirli bir e-postada 41.478 aboneye ilişkin
usulsüz kullanım söz konusu ise ücretsiz devir yapılarak K2 sözleşmesi alınmasına
dair ibare bulunduğu belirtilmekle birlikte bu abonelerden kaçı ile ikili anlaşma
yapıldığına, bu sayının CK AKDENİZ serbest tüketici portföyü içindeki oranına dair
herhangi bir tespit bulunmadığı,
- CK AKDENİZ'in serbest tüketici portföyünde bulunan borçlu tüketicilere kesme
bildirimi yapması ile ilgili olarak 2016 Mayıs-Haziran döneminde en az 831 serbest
tüketiciye kesme bildirimi bırakıldığı ifade edilmesine rağmen kesme bildirimi
bırakılan toplam serbest tüketici sayısı ve bunun sonucunda CK AKDENİZ'e
sağlanan finansal avantajın büyüklüğü gibi kesme bildiriminin pazardaki etkisine
yönelik somut bir analize yer verilmediği, ayrıca, kesme bildirimi bırakılan müşterinin
elektriğinin fiilen kestirilmeye çalışıldığı ileri sürülmesine rağmen buna dair kullanılan
tek delilin ismi gizlenmiş bir müşteri ile yapılan görüşmede anılan müşterinin
elektriğinin kesilmeye çalışıldığına dair tek sayfadan oluşan beyanından ibaret
kaldığı,
- CK AKDENİZ ile tüketiciler arasında yapılan sözleşmeler kapsamında taahhütlerin
otomatik uzamasına dair ihlal iddiasının "etki temelli" yaklaşımdan uzak, teorik bir
bakış açısıyla, piyasaya olası etkilere ilişkin öngörü ve kanaatler üzerine bina
edildiği, nitekim değerlendirmeye tabi olan 2016 Ekim sonrası sözleşmelerin daha
ilk yılının dahi bitmediği, piyasaya etkisinin ortaya konulmasının da pratikte mümkün
olmadığı
hususları ileri sürülmüştür.
(958) Soruşturma konusu davranışların doğurduğu etkilerin ağırlığına dair somut analizlerden
ziyade, dışlama potansiyeli ve niyeti ön plana alınarak teorik değerlendirmelere ağırlık
verildiği, dolayısıyla soruşturma konusu dosyada gerçekleşen zararın değil muhtemel
zararın dikkate alındığının açık olduğu, gerçekleşen zarara ilaveten, muhtemel zararın
ağırlığının temel para cezasının belirlenmesinde dikkate alınabileceğinin, gerek 4054 sayılı
Kanun'da gerekse Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Ceza
Yönetmeliği) kapsamında açıkça yer aldığı, ancak uygulamada, gerçekleşmiş bir zarar ile
muhtemel zarar arasında Kurul tarafından ayrım yapılmasının işin doğası gereği olduğunun
da açık olduğu nitekim olasılık içeren yani gerçekleşmesi sadece ihtimal olarak görülen bir
zarar ile gerçekleştiği tespit edilmiş bir zararın ağırlığının aynı olduğunun iddia edilmesinin
vicdani bir tavır olmayacağı, bu nedenle muhtemel zarara dayanarak temel para cezası
belirlenirken yüksek bir oranın dikkate alınmasının yerinde olmayacağı öne sürülmüştür.
18-06//101-52
322/331
(959) Elektrik sektöründe ihlal olduğu iddia edilen eylemlerin sektörel düzenlemeye de tabi olan
eylemler olduğu, sektörel düzenlemenin de münferit eylemlere dahi EPDK tarafından
müdahale imkanı verdiği, bu durumun elektrik sektöründe soruşturma konusu eylemlerin
zarar doğurması durumunda dahi zararın ağırlığının yüksek olmayacağını gösterdiği, kaldı
ki, daha önce de ifade edildiği üzere dosya kapsamında gerçekleşmiş bir zarardan değil,
muhtemel yani henüz gerçekleşmemiş bir zarardan bahsedildiği, ayrıca soruşturma konusu
eylemlerin sistematik olmaktan ziyade münferit ve uzun süreli olmayan eylemler olduğunun
görüldüğü bu nedenle temel para cezasının yüksek bir orandan belirlenmesinin uygun
olmayacağı bilakis aynı sebeplerden dolayı en düşük orandan belirlenmesinin yerinde
olacağı ifade edilmiştir.
(960) 2015 yılından bu yana rekabet uyum programları düzenlediği, rekabet kurallarına uyum
konusunda yapılan çalışmaların Kurul tarafından hafifletici bir unsur olarak dikkate
alınmasa da, uyum konusunda gösterilen bu çabanın temel para cezasının belirlenmesinde
dikkate alınmasına engel bulunmadığı, nitekim temel para cezasında dikkate alınacak
faktörlerin ne 4054 sayılı Kanun'da ne de Ceza Yönetmeliği'nde tahdidi olarak sayılmadığı
ifade edilmiştir.
(961) Hakim durumun kötüye kullanılmasına yönelik eylemlerin tam olarak hangi tarihten
başlayıp hangi tarihte sona erdiğine dair açık değerlendirmelere yer verilmediğinden ihlalin
süresinin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığı, ihlali oluşturan eylemlerin süresi ve
devamlılığının tam olarak ortaya konulmadan süreye istinaden temel para cezasında yarısı
oranında artırım yapılmasının yerinde olmayacağı, ayrıca ihlalin süresinin sadece CK
AKDENİZ açısından değerlendirme konusu yapıldığı, AKDENİZ EDAŞ bakımından
herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, bu nedenle AKDENİZ EDAŞ açısından da
ihlalin süresinin açık bir şekilde ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.
(962) Pazarın yapısından kaynaklanan ve haklarında soruşturma yürütülen şirketlerin neden
olmadığı bir takım hususların, Kurul tarafından para cezası takdirinde hafifletici neden
olarak dikkate alınabildiği, Kurul’un 25.11.2009 tarih ve 09-57/1393-362 sayılı, 08.03.2013
tarih ve 13-13/198-100 sayılı ve 02.12.2013 tarih ve 13-67/929-391 sayılı kararlarında bu
tür örneklerin bulunduğu, pazarların katı yapısı, talep taraflı aksaklıklar, tüketicilerin yeterli
bilinç seviyesine sahip bulunmamaları gibi hususların para cezasında indirime neden
olacak hafifletici nedenler olarak kabul görmesi gerektiği, aksi durumda temel para
cezasının yüksek bir orandan belirlenmemesine gerekçe olarak kabul edilmesi gerektiği
belirtilmiştir.
(963) CK AKDENİZ tarafından Soruşturma Raporunun tebliğ edilmesinden önce Kurum’a
gönderilen 15.06.2017 tarihli ve 26861 sayılı yazıda yer alan;
- Ödeme kanallarının sınırlandırılması uygulaması,
- Tüketicilerle ikili anlaşma yapılması süreçlerinde, tarihsiz sözleşme ve/veya IA02
formu üretilmemesine yönelik olarak gerekli tedbirlerin alınmış olduğu,
- Serbest tüketici hakkı bulunmayan tüketicilerden hem K1 hem K2 sözleşmesi
alınması,
- Serbest tüketici olmayan tüketicilerle ikili anlaşma imzalanması
ve Soruşturma Raporunda ihlal olduğu iddia edilen bu eylemlerin; daha Soruşturma
Raporunun tebliğ edilmesinden önce CK AKDENİZ tarafından sonlandırılmış olması ve
gerekli tedbirlerin alınmış olması hususunun hafifletici unsur olarak değerlendirilmesi
gerektiği ifade edilmiştir.
18-06//101-52
323/331
(964) İlaveten CK AKDENİZ ile AKDENİZ EDAŞ arasında gerçekleşen ve Soruşturma
Raporundaki rekabetçi kaygılara neden olduğu iddia edilen türde bilgi akışının ve buna
paralel olarak iki şirket arasında e-posta gönderilmesinin de sonlandırılmış olduğu ifade
edilmiştir.
(965) Dosya kapsamında ihlal iddiasına konu olan hususların büyük ölçüde, mesken ve küçük
müşteriler segmentine ilişkin olduğu, bu segmentlere ilişkin cirolarının toplam ciro içerisinde
oldukça düşük bir orana tekabül ettiği, bu hususun şirkete verilecek olası bir para cezasında
hafifletici unsur olarak dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir.
Savunmaların Değerlendirilmesi
(966) Savunmada yer alan yıllık gayri safi gelir hesaplanırken CK AKDENİZ, AKDEN ve
AKDENİZ EDAŞ’ın birbirlerine yaptıkları satışlardan gelen gelirlerin dışarda bırakılması
gerektiği savunması dosya kapsamında yerinde bulunmuştur. Nitekim cironun çifte
hesaplanması üzerinden verilecek cezanın adil olmayacağı açıktır. Bu nedenle CK
AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve AKDEN’in grup içi satışları çifte hesaplamaya mahal
vermeme adına idari para cezasının hesaplanmasında takdir edilen cironun
belirlenmesinde dikkate alınmamıştır.
(967) AKDENİZ EDAŞ’ın tüm, CK AKDENİZ’in K1 portföyüne yönelik faaliyetlerin düzenlemeye
tabi olduğu, süreç içinde GTŞ’lerin düzenlenen tarife üzerinden yaptıkları tedarikteki brüt
marjın %3’49’dan %2,38’e düştüğü, söz konusu marjın enerji tedarikinin dışında kalan
giderler ile son kaynak yükümlülüklerine ilişkin maliyet ve riskleri içermediği, dağıtım
faaliyetinin gelir ve giderlerinin tamamı EPDK tarifelerince düzenlediği, bu bağlamda
dağıtım şirketinin karşılaşacağı olağanüstü bir harcamanın dağıtım şirketinin yapacağı
geliştirme ve iyileştirme yatırımlarını sıkıntıya sokabileceği, tüketici refahı üzerinde
istenmeyen sonuçlar doğurabileceği iddiası da bu başlık altında sunulmaktadır. AKDENİZ
EDAŞ ve CK AKDENİZ’in yoğun bir şekilde sektörel düzenlemeye tabi olduğu bilinmekle
birlikte dosya kapsamında yer verilen kötüye kullanma kapsamındaki eylem ve
uygulamaların ya doğrudan serbest tüketicilere yönelik ilgili pazarlardaki hakim durumun
ya düzenlemeye tabi pazarlardaki hakim durumun ya da serbest tüketicilere yönelik ilgili
pazarlardaki hakim durumla düzenlenen pazarlardaki ilgili pazarlardaki hakim durumla
koordineli bir şekilde kötüye kullanmaya yönelik olduğu tespit edilmiştir. Bu minvalde tespit
edilen kötüye kullanmaya ilişkin eylem ve uygulamaların sektörel düzenlemeler gereği
cereyan ettiği şeklinde bir durum bulunmamaktadır. Nitekim kararın “Sektörel Düzenleme
ve Rekabet Hukuku İlişkisi” başlıklı kısmında bu husus, incelemeye konu tüm eylem ve
uygulamalar bağlamında ele alınmıştır.
(968) GTŞ’lerin düzenlenen tarifedeki kâr marjlarının azalması ile dağıtım şirketlerinin lisans
kapsamındaki faaliyetleri neticesinde herhangi bir kâr elde etmediği ve şirketin dağıtım
varlığının büyüklüğü ölçüsünde her sene bir gelir tavanı hesaplanmasının söz konusu
olduğu hususlarının, marj daralmasının gerek kötüye kullanma eylemlerinin başlangıcı
kabul edilen tarihten bir yıl sonra gerçekleşmesi nedeniyle gerek düzenlenen tarife
üzerinden tüketicilere elektrik enerjisi hizmeti verilmesine yönelik ilgili pazardaki kötüye
kullanmanın dosya kapsamında yer verilen kötüye kullanma hallerinden bir kısmına tekabül
etmesi gerekse hakkında soruşturma yürütülen tarafların iş hayatında faaliyet gösteren
basiretli bir tacir olarak aynı zamanda hâkim durumun kötüye kullanmasının yasal
sorumluluğunun ve sonuçlarının bilincinde olması gerekliliği, daha önce kendilerine
gönderilen uyarı yazısında kaçınılması gerektiği belirtilen kötüye kullanma kapsamındaki
davranışlar başta olmak üzere tüm kötüye kullanma kapsamındaki davranışları yine de
gerçekleştirmesi halinde içinde bulunduğu operasyonel koşullar ve yasal sorumluluk riskini
göze aldığı ve dolayısıyla söz konusu marj daralmasının veya gelir tavanına bağlı kar elde
edememesinin, 4054 sayılı Kanun kapsamında verilen cezanın kar marjı üzerinden değil
18-06//101-52
324/331
de ciro üzerinden verildiği de dikkate alındığında ceza takdirinde dikkate alınması mümkün
değildir.
(969) Dosya kapsamında ihlal olduğu iddia edilen davranışlara ilişkin somut veri ve analizlere yer
verilmediği, dosyada gerçekleşen zararın değil, muhtemel zararın ve niyetin ön planda
tutulduğu, bu sebeple muhtemel zarar için öngörülen ceza ile gerçekleşen zarar için
öngörülen cezanın hakkaniyet gereği farklı olması gerektiği, 30.03.2011 tarih ve 11-18/341-
103 sayılı kararında da bu çerçevede bir ceza takdiri yapıldığı iddiası da
değerlendirilmelidir.
(970) Dosyada “AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN’in Oluşturduğu Dikey Bütünleşik
Yapının Gerçekleştirdiği Eylem ve Uygulamaların Dışlama Potansiyeli ve Dışlama Niyeti
İçermesi” başlıklı kısma yer verilmesinin nedeni, hakkında soruşturma yürütülen tarafların
inceleme kapsamındaki eylem ve uygulamalarının sadece dışlama potansiyeli ve dışlama
niyetleri içermeleri nedeniyle hâkim durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilecek
olması şeklinde değerlendirilmemelidir. Nitekim söz konusu hususların dosya genelinde ele
alınmaması ve bu hususlara ayrı bir başlık altında yer verilme ihtiyacı duyulmasının nedeni,
inceleme konusu eylem ve uygulamaların ilgili pazarlardaki doğrudan etkilerinin yanı sıra
muhtemel etkilerinin de bulunduğu ve aynı zamanda rakiplere ilgili pazarları kapama ve
tüketicilerin seçim mekanizmasını ortadan kaldırma niyetlerini işaret ettiğinin belirtilmesidir.
Zira dosyada yer alan ve 2015 başından beri uygulanmakta olduğu tespit edilen pek çok
sayıda eylem ve uygulamanın doğrudan etkilerinin gerçekleşmediğini düşünmek gerçekçi
bir bakış açısı oluşturmayacaktır. Referans verilen Kurul kararında ise doğrudan etkilerin
varlığına ilişkin olarak bu etkilerin varlığının tespit edilemediği belirtilmiş olmakla birlikte
işbu dosyada bu yönde bir tespit ve değerlendirmeye kati surette yer verilmemiştir. Bu
nedenlerle soruşturma konusu eylem ve uygulamaların hem doğrudan etkilerinin hem
muhtemel etkilerinin hem de dışlama niyeti içerdiğinin tespit edildiğinin bir kez daha
vurgulanması gerekmektedir.
(971) Dosya kapsamında ifade edilen davranışların sistematik ve uzun dönemli olmadığı, bu
kapsamda EPDK’nın da müdahale etme yetkisinin bulunduğu da iddia edilmektedir. K1 ve
K2 sözleşmelerinin bir arada alınması, limit altı tüketicilerle sözleşme imzalanması, tarihsiz
IA-02 Form’larının mevcudiyeti, tedarikçi değişikliklerini takip eden sıfır sayaç okumalar,
dağıtım elemanlarının satış-pazarlama faaliyetlerinde görev alması, rakip tedarikçilerin
bilgilerinin dağıtım şirketi üzerinden CK AKDENİZ ile paylaşılması, K1-K2 portföyü arası
geçişler yaparak CK AKDENİZ’in kendisine avantaj sağlaması ve kurumsal müşterilere
yönelik otomatik uzama hükümlerinin bulunması gibi davranışlar bir arada
değerlendirildiğinde CK AKDENİZ’in ve AKDENİZ EDAŞ’ın eylemlerinin son derece
sistematik olduğu ve Şekil 4’ten görüleceği üzere söz konusu davranışların gerçeklesen
mevzuat değişimine göre evrimleştiği, bu anlamda davranışların uzun bir zaman dilimine
yayıldığı değerlendirilmektedir.
(972) Cezanın takdirinde rekabet uyum programının da dikkate alınması gerektiği savunması
kabul edilmemiştir. 07.11.2016 tarih ve 16-37/628-279 sayılı, 29.08.2013 tarih ve 13-
49/710-297 sayılı kararlarda rekabet uyum programları hafifletici unsur olarak
değerlendirilmemiştir. Aynı şekilde bu kararlarda bu programların temel para cezasının
belirlenmesinde dikkate alınmadığı da görülmektedir.
(973) Hakim durumun kötüye kullanılması eyleminin süresine ilişkin de savunmada
bulunulmaktadır. Dosya kapsamında CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ tarafından
gerçekleştirildiği tespit edilen davranışlara ilişkin 2015 ve 2016 yılının farklı dönemlerinden
belgeler olması nedeniyle ihlal süresinin en azından 2015 Ocak ayından 2016 Ağustos
dönemine kadar bu yana sürdüğü tespit edilmekte ve Ceza Yönetmeliği çerçevesinde
ihlalin bir yıldan uzun sürdüğü değerlendirilmektedir.
18-06//101-52
325/331
(974) Pazarın yapısından kaynaklanan sorunların hafifletici neden olarak dikkate alınması
gerektiği, söz konusu hususun bazı Kurul kararlarında indirim sebebi olarak dikkate alındığı
hususu da kabul edilmemiştir. Zira Grafik 33, 34 ve 35, dikkate alındığında sektördeki
yapısal sorunun 2016 yılının ikinci yarısından itibaren ağırlaştığı, bu anlamda yapısal
sorunun 2015 Ocak ayından bu yana olduğunu düşünmenin yanlış olacağı ifade edilmelidir.
(975) Ödeme kanallarının sınırlandırılması uygulamasına son verildiği, tarihsiz IA-02 Form’ları
ilgili olarak gerekli tedbirlerin alındığı, AKDENİZ EDAŞ ile CK AKDENİZ arasındaki e-posta
trafiğine son verildiği, serbest tüketici hakkı bulunmayan tüketicilerden hem K1 hem de K2
sözleşmesi alınması uygulamasına, serbest tüketici olmayan tüketicilerle sözleşme
yapılmasına son verildiği hususu hakkında; bazı uygulamaların201 tarafa 4054 sayılı
Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde iletilen görüşe rağmen 2014 yılından
beri devam ettiği görülmekte, bu anlamda soruşturma ile birlikte CK AKDENİZ ve AKDENİZ
EDAŞ’ın ihlal niteliğindeki davranışlarına son vermesini indirim sebebi olarak kabul etmenin
hakkaniyetli olmayacağı değerlendirilmektedir.
(976) İhlal konusu faaliyetlerin gayri safi gelirler içindeki payının düşük olduğu hususu hakkında;
iddia edilen küçük paya ilişkin herhangi bir hesaplama, bilgilendirme ve açıklama
bulunmaması nedeniyle söz konusu savunma dikkate alınmamıştır.
I.7.3. AKDEN’in Savunmalarına İlişkin Değerlendirmeler
(977) AKDEN'nin amacının enerji sektöründe faaliyet gösteren ve bu sektörle ilgili şirketler
kurulması veya iştirak edilmesi, yönetimlerinin tayin edilmesi, teknik, mali, bilgi işlem ve
mali organizasyonlarda danışmanlık hizmeti sağlanması, destek verilmesi ve bu şirketler
aracığı ile sınai ve ticari yatırımlar yapılması faaliyetlerinin yürütülmesi olduğu ifade
edilmiştir.
(978) Bu bağlamda amaca uygun olarak AKDEN’in söz konusu hizmetleri AKDENİZ EDAŞ ve
CK AKDENİZ ile imzalamış olduğu muhtelif sözleşmeler kapsamında yürüttüğü, genel
olarak sunulan faaliyetlerin belirtilen sözleşmelerin eklerindeki teknik şartnameler
doğrultusunda yapılmakta olduğu ve belirlenen dönemlerde hak edişler üzerinden hizmet
karşılığı bedeller alınmakta olduğu bilgisi verilmiştir.
(979) AKDENİZ EDAŞ’a sunulan temel hizmetlerin; Dağıtım şebekesi arıza, bakım, onarım
işlemleri; Sayaca İlişkin Kesme, Endeks Okuma, Bağlama, Mühürleme, Değiştirme
işlemleri; Otomatik Sayaç Okuma Sistemi dâhilinde teknik destek işi; Temizlik; Araç
Kiralama ve Filo Yönetimi ve Çağrı Merkezi hizmetlerinden oluştuğu dile getirilmiştir.
201 GTŞ ile dağıtım şirketinin faaliyetlerini bütünleşik ve koordineli yürütmesi, dağıtım şirketi bünyesinde
bulunan ve esas olarak dağıtım faaliyetlerinde (sayaç okuma, elektrik kesme, arıza-bakım vb.) çalışıtırılmak
üzere istihdam edilen personelin, pazarlama, müşteri ziyareti, bilgi güncelleme ve sözleşme yapma gibi
GTŞ’nin yapması gereken faaliyetlerde çalıştırılması, diğer tedarikçilerin müşterilerine ilişkin endeks okuma-
yükleme işlemlerinin GTŞ’nin müşterilerine kıyasla daha geç yapılması, tüketicilere, kendileriyle ikili anlaşma
imzalandığı bilgisi verilmeden, mevcut perakende satış sözleşmeleri kapsamında bir işlem yapılıyormuş
izlenimi verilerek sözleşme imzalanması gibi hususlar anılan uygulamalara örnek olarak verilebilecektir.
18-06//101-52
326/331
(980) CK AKDENİZ’e sunulan temel hizmetler ise
- Şahıs Mülkiyetindeki Tesislere Bakım-Onarımı (enerji satışı yapılan orta gerilim
müşterilerine ait özel tesis ve hatları için bakım, onarım hizmeti sunulması),
- Büro Personeli Hizmeti (Antalya, İsparta ve Burdur illeri ve tüm işletme müdürlükleri
ile bu işletmelere bağlı hizmet birimlerinde iş yoğunluğuna bağlı olarak tahakkuk
işlemleri, tahsilat işlemleri, müşteri hizmetlerine ilişkin işlemler vb ihtiyaç duyulan
büro hizmetleri sunulması),
- Fatura Basım ve Gönderim (Antalya, İsparta ve Burdur İllerindeki abonelerine
fatura, ikinci ihbarname, duyuru-el ilanı bırakma ve müşteri anket çalışması gibi
hizmetler sunulması),
- Portföy Yönetimi Destek Hizmeti (müşterinin kârlılık analizi, tekliflerin verilmesi,
raporların oluşturulması ve enerjinin CK AKDENİZ'in talep edeceği maliyet
düzeyinde tedarikine ilişkin hizmet sunulması),
- Temizlik,
- Araç Kiralama ve Filo Yönetimi,
- Çağrı Merkezi Hizmetleri,
olarak sıralanmıştır.
Dosya kapsamında AKDEN’in, AKDENİZ EDAŞ tarafından CK AKDENİZ’e rekabeti
kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlanmasında bir araç olduğu net bir şekilde ortaya
konulmaktadır. AKDEN doğrudan ihlalin tarafı olmamakla birlikte AKDENİZ EDAŞ ve CK
AKDENİZ tarafından dosya kapsamında belirtilen ihlallerin gerçekleştirilmesinde bu
taraflarca kullanılmaktadır. Bu nedenle AKDEN için bir ihlal tespitinde bulunulmamakla
birlikte, dosya kapsamında belirlenen ihlallerin sonlandırılmasında AKDEN’in araç olarak
kullanıldığı eylemlerin de sonlandırılması beklenmektedir.
I.8. Genel Değerlendirme
(981) AKDENİZ EDAŞ, CK AKDENİZ ve AKDEN hakkında 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde yürütülen soruşturma neticesinde;
Elektrik dağıtım faaliyetine ilişkin ilgili ürün pazarının “elektrik dağıtım hizmeti” ve
ilgili coğrafi pazarın ise AKDENİZ EDAŞ’ın münhasıran yetkili bulunduğu “Antalya,
Isparta ve Burdur illeri” olduğu,
Serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan perakende satış faaliyetine
ilişkin ilgili ürün pazarının “serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan
elektrik enerjisinin perakende satışı” ve ilgili coğrafi pazarın ise CK AKDENİZ’in GTŞ
olarak faaliyet gösterdiği “Antalya, Isparta ve Burdur” illeri olduğu,
Serbest tüketici limitinin üstünde kalan tüketicilere yapılan perakende satış
faaliyetine ilişkin ilgili ürün pazarlarının “iletimden bağlı sanayi müşterilerine yapılan
elektrik enerjisi perakende satış hizmeti”, “dağıtımdan bağlı sanayi müşterilerine
yapılan elektrik enerjisi perakende satış hizmeti” “ticarethane müşterilerine yapılan
elektrik enerjisi perakende satış hizmeti”, “mesken müşterilerine yapılan elektrik
enerjisi perakende satış hizmeti” pazarları olduğu; iletimden bağlı sanayi
müşterilerine yapılan elektrik enerjisi perakende satış hizmeti bakımından ilgili
coğrafi pazarın Türkiye, diğer ilgili ürün pazarları bakımından ilgili coğrafi pazarın ise
“Antalya, Isparta ve Burdur” illeri olduğu,
18-06//101-52
327/331
AKDENİZ EDAŞ’ın Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti ilgili
pazarında hâkim durumda olduğu,
CK AKDENİZ’in, Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde, “serbest tüketici limitinin
altında kalan tüketicilere yapılan elektrik enerjisinin perakende satışı” “dağıtım
seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine yapılan elektrik perakende
satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ve “mesken
müşterilerine yapılan elektrik perakende satış” ilgili pazarlarında hâkim durumda
olduğu,
AKDENİZ EDAŞ ile CK AKDENİZ arasında, bağımsız tedarikçilerden elektrik
almakta olan tüketicilerin tüketim ve iletişim bilgileri gibi mevcut sektörel mevzuat ve
ilgili Kurul kararları uyarınca CK AKDENİZ’in sahip olmaması gereken nitelikte
rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in erişimine açılmasının söz konusu olduğu
ve AKDENİZ EDAŞ’ın bu bilgileri yalnızca CK AKDENİZ ile paylaşarak CK AKDENİZ
lehine diğer tedarik şirketlerinin aleyhine bir avantaj sağladığı ve serbest tüketici ilgili
pazarlarındaki rekabeti kısıtlayarak hâkim durumunu kötüye kullandığı,
Dağıtım faaliyeti kapsamında sayaç okuma faaliyetinde bulunan AKDENİZ EDAŞ
personelinin CK AKDENİZ adına serbest tüketiciler ile sözleşme imzaladığı,
AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ’de çeşitli pozisyonlarda yer alan bazı personelin
her iki şirket için de hizmet verdiği, CK AKDENİZ’in müşterilerine göndereceği
SMS’ler ve sözleşme basımına yönelik işlemleri AKDENİZ EDAŞ’ın gerçekleştirdiği
ve bahse konu davranışlar yoluyla AKDENİZ EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabetçi
avantaj sağlayarak Akdeniz elektrik dağıtım bölgesindeki elektrik enerjisi perakende
satış pazarındaki rekabeti kısıtladığı ve bu yolla AKDENİZ EDAŞ’ın ilgili pazarda
hakim durumunu kötüye kullandığı,
CK AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve AKDEN arasında sözleşme ve sair protokoller
aracılığıyla kurulan ilişkilerin, taraflar arasında akdedilen protokollerin amacını
aşarak elektrik enerjisi perakende satış pazarında CK AKDENİZ lehine rekabetçi
avantajlar yarattığı, söz konusu yapının işleyişi ile AKDENİZ EDAŞ bünyesinde
bulunan rekabete duyarlı bilgilerin CK AKDENİZ’in erişimine açılması ve AKDENİZ
EDAŞ’ın CK AKDENİZ’e rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağlamasına olanak
tanınması yoluyla elektrik tedarik pazarındaki rekabetin engellenerek hakim
durumların kötüye kullanıldığı,
AKDENİZ EDAŞ tarafından tedarikçisini değiştiren tüketiciler için değişim
gerçekleştikten sonra sıfır veya yüksek yükleme yapılmasına ilişkin uygulamalarının,
AKDENİZ EDAŞ’ın, Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde sahip olduğu hâkim
durumunu elektrik enerjisi perakende satış alt pazarındaki rekabeti kendisiyle dikey
bütünleşik yapı içinde olan CK AKDENİZ lehine kısıtlamak amacıyla kötüye
kullandığı,
CK AKDENİZ’in azami sözleşme alma kapasitesi ile serbest tüketici portföyünde
gerçekleşen muazzam artış miktarları arasındaki boşluğun müşterilerin sözleşmesiz
ve habersiz olarak CK AKDENİZ’in serbest tüketici portföyüne dahil edilmesine
işaret ettiği,
CK AKDENİZ’in bilinçli ve sistematik bir şekilde tüketicilerden PSS ve ikili
anlaşmaları bir arada alarak ilgili pazarları rakiplere kapattığı,
CK AKDENİZ’in, ödeme kanallarının kapatılması ve usulsüz kullanım bildirimi
yollarıyla tüketicileri kendisi ile ikili anlaşma imzalamaya zorlayarak ilgili pazardaki
hâkim durumunu kötüye kullandığı,
18-06//101-52
328/331
CK AKDENİZ’in yıllık tüketimi serbest tüketici limitini geçmeyen, diğer bir ifadeyle,
kendi tedarikçisini seçme hakkına kavuşmamış tüketicilerle ikili anlaşma
imzalayarak veya söz konusu tüketicileri doğrudan kendi serbest tüketici portföyüne
kaydetmek suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı,
CK AKDENİZ’in, serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik
enerjisinin perakende satışı ilgili pazarındaki hâkim durumunun kendisine sunduğu
münhasır yetki ve olanakları kullanarak henüz serbest tüketici olmamış ya da bu
hakkı kullanmamış tüketicileri, rakiplerin erişimine kati surette kapattığı, böylelikle
söz konusu tüketicileri kendi serbest tüketici portföyüne katmak için diğer
tedarikçilerle fiyat ve diğer hizmetler üzerinden girmesi gereken rekabetçi yarışı
bertaraf ettiği,
CK AKDENİZ’in, serbest tüketici mobilizasyon sürecini ortadan kaldırmak ve tüketici
seçim mekanizmasını işlemez hale getirmek suretiyle ilgili pazarları rakiplere
kapattığı ve dolayısıyla düzenlenen tarifeden elektrik enerjisi hizmeti alınan
tüketicilere yönelik ilgili pazarındaki hâkim durumunu, serbest tüketici ilgili
pazarlarındaki rekabeti engellemek amacıyla kötüye kullandığı,
CK AKDENİZ’in, müşterilerle ikili sözleşme yaparken, tarih atılması gereken IA-02
Form’larının tarih bölümlerini bilinçli bir şekilde boş bırakarak müşterilere
imzalatmasının, müşterilerin başka tedarikçilere geçişini zorlaştırmaya yönelik
olduğu ve böylelikle CK AKDENİZ’in serbest tüketicilere yönelik ilgili pazarlardaki
hâkim durumunu tedarikçi değişimini engellemek amacıyla kötüye kullandığı,
CK AKDENİZ’in serbest tüketici portföyünde bulunan borçlu tüketicilere kesme
bildirimi yapılması bağlamında, AKDENİZ EDAŞ tarafından CK AKDENİZ’e
rekabetçi avantaj sağlanması faaliyeti içinde bulunan AKDENİZ EDAŞ ve CK
AKDENİZ’in ilgili pazarlardaki hâkim durumlarını, CK AKDENİZ’e serbest tüketici
ilgili pazarlarında finansal avantaj sağlayacak şekilde ve rekabetçi yarışı CK
AKDENİZ lehine manipüle ederek kötüye kullandıkları,
Türkiye elektrik piyasasının kronik kriz dönemleri olarak adlandırılabilecek yaz ve
kış dönemlerinde CK AKDENİZ’in GTŞ olarak sahip olduğu yetkileri kullanarak hem
serbest tüketici ilgili pazarlarındaki hem serbest tüketici limitinin altında kalan
tüketicilere yapılan elektrik enerjisinin perakende satışı ilgili pazarındaki hâkim
durumlarını koordineli bir şekilde kötüye kullanarak CK AKDENİZ’in birtakım
müşterilerini K1-K2 portföyleri arasında kendi lehine olacak şekilde kaydırması ve
bu suretle sanayi müşterilerine yapılan elektrik enerjisi perakende satış hizmeti
pazarındaki rekabeti kısıtladığı,
CK AKDENİZ’in, kurumsal tüketiciler ile yaptığı sözleşmeler kapsamındaki
taahhütlerin doğrudan ya da dolaylı olarak otomatik olarak kendiliğinden uzamasına
yönelik düzenlemelerin serbest tüketicilerin tedarikçi değiştirmelerini engelleyici
etkiye sahip olduğu ve dolayısıyla ilgili pazarları diğer tedarikçilere kapayıcı nitelikte
oldukları,
CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ hakkında Kurul’un almış olduğu 22.10.2014
tarihli, 14-42/762-338 sayılı kararda ve bu karar uyarınca gönderilen görüş
yazısında CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın ivedilikle sonlandırması ve
kaçınması gereken davranışlar ayrıntılı bir şekilde yer verilmiş olduğu; buna rağmen
CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ’ın, yaşanan mevzuat değişiklikleri ve Kurum
görüşleri doğrultusunda davranış ve uygulamalarını değişen koşullara uyarlayarak
rekabetin engellenmesi amacına hizmet edecek şekilde sürdürdüğü,
18-06//101-52
329/331
Serbest piyasa mekanizmasını üstün kılan en önemli unsurlardan birisinin tüketici
hâkimiyeti olduğu, bu hâkimiyetin pazarlardaki rekabetçi yarışın ne şekilde ve hangi
yöne doğru cereyan edeceğini belirleyerek bu yarıştan hangi teşebbüslerin üstün
olarak çıkacağına hangi teşebbüslerin geride kalarak pazarı terk edeceğine dinamik
bir şekilde karar verdiği, bu bağlamda tüketici hâkimiyetinin omurgasını oluşturan
tüketici seçim mekanizmasını işlevsiz kılmaya yönelik her türlü müdahalenin,
toplumun kaynaklarının etkin kullanılmasını önleyerek ekonomik gelişmeyi ve
iktisaden daha üst düzey refah düzeyine geçişi engelleyici sonuç doğuracağı; bu
çerçevede, CK AKDENİZ, AKDENİZ EDAŞ ve AKDEN’den oluşan dikey bütünleşik
yapının perakende elektrik piyasasındaki rekabeti kısıtlamaya yönelik eylem ve
uygulamalarının, sadece diğer tedarikçi şirketlere ilgili pazarları kapayan sonuçlar
doğurmadığı, bunun yanı sıra ve esasen, serbestleşme süreci ile tesis edilmesi ve
sağlıklı-etkili bir şekilde işlemesi hedeflenen tüketici hâkimiyetinin ilgili pazarlara
yerleşmesini ve bu pazarlarda asıl karar verici güç olarak işlemesini engelleyici
nitelikte hâkim durumlarını kötüye kullanılması niteliği arz ettiği,
AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ’in inceleme konusu eylem ve uygulamalarının etki
ve sonuçlarının bilincinde olduğu, yine de bu eylem ve uygulamalarına ilgili
pazarlardaki mevcut hâkim durumlarını rekabet karşıtı yollarla daha da güçlendirme
veya muhafaza etme niyetiyle devam ettiği ve bu suretle de 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesini ihlal ettiği,
Diğer soruşturma tarafı AKDEN’in CK AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ tarafından ihlal
olarak değerlendirilen eylemleri gerçekleştirmek üzere araç olarak kullanıldığı
dolayısıyla AKDEN için ihlal tespit yapılmasına gerek olmadığı
sonucuna varılmıştır.
I.9. Ceza Miktarının Takdirine İlişkin Değerlendirme
(982) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yılsonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali
yılsonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Yönetmeliği’nin 1.
maddesinde amacı; “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu
birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi
gereğince verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” şeklinde
belirlenmiştir.
(983) Dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, soruşturma taraflarından AKDENİZ
EDAŞ ve CK AKDENİZ’in 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği tespit edildiğinden,
söz konusu taraflara 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve Ceza Yönetmeliği hükümleri
uyarınca idari para cezası uygulanması gerekmektedir.
18-06//101-52
330/331
(984) Ceza Yönetmeliği uyarınca, nihai para cezası miktarı belirlenirken öncelikle temel para
cezası belirlenmeli ve ardından varsa ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar uygulanarak nihai
para cezası tespit edilmelidir. Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinde temel para cezasının
hesaplanması bakımından karteller ve diğer ihlaller şeklinde bir ayrım yapıldığı
görülmektedir. Dosya kapsamında tespit edilen ihlal “diğer ihlaller” kategorisinde
değerlendirilmiştir. Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak, temel
para cezasının hesaplanmasına esas alınacak oran belirlenirken AKDENİZ EDAŞ ve CK
AKDENİZ’in ilgili coğrafi pazar bağlamında faaliyet gösterdiği tüm ürün pazarlarında baskın
hâkim durumda oyuncu oldukları, serbest tüketici ilgili pazarlarındaki rekabeti engellemek
ve ilgili pazarları rakiplere kapatmak amacıyla birbirlerinin etkilerini güçlendirici şekilde ve
birbirilerini tamamlayıcı nitelikte hakim durumunu kötüye kullandığı, her bir ilgili pazardaki
hakim durumunu gerektiğinde koordineli bir şekilde de kötüye kullanarak elektrik
perakende satış piyasasının serbestleşme sürecini kısıtlayıcı sonuçlara yol açmasına bağlı
olarak gerçekleştirilen ihlallerin yol açacağı zararın büyüklüğü dikkate alınmıştır. Bu
bakımdan temel para cezasına esas oran hem AKDENİZ EDAŞ hem de CK AKDENİZ
açısından %(…..) olarak belirlenmiştir.
(985) Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, bir yıldan uzun beş
yıldan kısa süren ihlallerde temel para cezasının yarısı oranında; beş yıldan uzun süren
ihlaller ise bir katı oranında arttırılacağı hükme bağlanmıştır. Dosya kapsamında CK
AKDENİZ ve AKDENİZ EDAŞ tarafından gerçekleştirildiği tespit edilen davranışlara ilişkin
2015 ve 2016 yılının farklı dönemlerinden belgeler olması nedeniyle ihlal süresinin 2015
Ocak ayından 2016 Ağustos dönemine kadar sürdüğü dolayısıyla ihlalin bir yıldan uzun
süreli olduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple, AKDENİZ EDAŞ ve CK AKDENİZ
bakımından %(…..) oranı yarısı kadar artırılarak %(…..) temel para cezası oranına
ulaşılmıştır.
(986) Dosya kapsamında Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesi kapsamında temel para cezasının
artırılmasını gerektirecek herhangi bir ağırlaştırıcı unsur, 7. maddesi kapsamında temel
para cezasının indirilmesini gerektirecek herhangi bir hafifletici unsur bulunmamaktadır.
(987) Belirlenen oran dahilinde tarafların 2016 yılı cirolarından grup içi satışların çıkarılması
sonucu elde edilen ciro dikkate alınarak AKDENİZ EDAŞ’a (…..) TL, CK AKDENİZ’e (…..)
TL idari para cezası uygulanmıştır.
J. SONUÇ
(988) 19.07.2016 tarihli ve 16-24/407-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre,
1. Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde elektrik
dağıtım hizmeti pazarında hâkim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile,
2. CK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin, Akdeniz elektrik dağıtım bölgesinde,
“serbest tüketici limitinin altında kalan tüketicilere yapılan elektrik enerjisinin
perakende satışı”, “dağıtım seviyesinden sisteme bağlı olan sanayi müşterilerine
yapılan elektrik perakende satış”, “ticarethane müşterilerine yapılan elektrik
perakende satış” ve “mesken müşterilerine yapılan elektrik perakende satış”
pazarlarında hâkim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile,
3. Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. ve CK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hâkim durumlarını kötüye
kullandığına OYBİRLİĞİ ile,
18-06//101-52
331/331
4. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca
2016 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren, (…..) oranında olmak üzere,
- Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye 11.814.184,76 TL,
- CK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye 26.341.333,17 TL
idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
5. AK DEN Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un
6. maddesini ihlal etmediğine, dolayısıyla adı geçen şirkete idari para cezası
verilmesine yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile,
6. Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş., CK Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş. ve AK
DEN Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.’den oluşan dikey bütünleşik
yapının 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde rekabet ihlali
niteliğinde olan uygulamalarına son vermesi gerektiğine OYBİRLİĞİ ile
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy