Akdeniz /Türkiye – 20877/10 - 11.03.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Cumhuriyet savcılığının basın birimi, 2009 yılının Haziran ayında, telif haklarını ihlal ederek müzik eserlerini yaydıkları gerekçesi ile “” ve “” web sitelerine erişimin engellenmesi kararı vermiştir. Dosyada, Türkiye merkezli söz konusu web sitelerinin ya da İnternet hizmeti sağlayıcılarının bu karara itiraz ettiklerine dair herhangi bir delil mevcut değildir. Başvuran tarafından bahse konu tedbire ilişkin yapılan itirazlar sırasıyla, 2009 yılının Eylül ve Ekim aylarında alt ve üst derece mahkemeleri tarafından reddedilmiştir. Mahkemeler, başvuranın mağdur statüsünde olmadığına karar vererek, engelleme tedbirinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ek 4. maddesine dayandırılmış olduğunu, bu maddenin söz konusu web sitelerinin telif haklarına ilişkin kurallara uymamaları nedeniyle kabul edildiğini ve özellikle, ilgili web sitelerine ihbarname çekmekte başarısız olan Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği tarafından atılan adımları takip ettiğini kaydetmiştir.
Hukuki Değerlendirme – 10. Madde: Başvuran, Mahkeme’ye başvurusunu engellenen web sitelerinin bir kullanıcısı sıfatıyla yapmıştır. Düzenli bir kullanıcı olarak esasen, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca uygulanan tedbirlerin tali etkileri hakkında şikâyette bulunmuştur.
Günümüzde İnternet kullanıcılarının hakları, ifade özgürlüğünün kullanılması için İnternetin gerekli bir araç haline gelmiş olması bakımından, bireyler için büyük önem teşkil eden bir konu haline gelmiştir. Ancak, başvuranın, tıpkı söz konusu web sitelerinin diğer Türk kullanıcıları gibi, iki müzik paylaşımı sitesi hakkındaki engelleme tedbirinden dolaylı olarak etkilenmiş olduğu gerçeği, kendisinin Sözleşme’nin 34. maddesi bakımından bir “mağdur” olarak değerlendirilmesi için tek başına yeterli değildir.
Dava konusu engelleme tedbirinden etkilenen siteler müzik paylaşım siteleridir ve bu sitelerin engellenme sebebi, telif hakkına ilişkin yasalara uymamış olmalarıdır. Başvuran, bu sitelerin bir kullanıcısı olarak, sunmuş oldukları hizmetlerden faydalanmış ve müzik dinlemenin diğer pek çok yolu arasında yalnızca birinden yoksun bırakılmıştır. Bu nedenle, herhangi bir güçlük yaşamaksızın, çok sayıda müzik eserine telif hakkı kuralları ihlal edilmeden, çeşitli yollardan erişim sağlayabilirdi. Bunun yanı sıra, başvuran, söz konusu web sitelerinin kendisi için belirli bir menfaat sunabilecek bilgiler dağıttığını ya da erişimin engellenmesinin kendisini büyük bir iletişim kaynağından yoksun bırakan bir etkisinin olduğunu[1] iddia etmemiştir. Dolayısıyla, başvuranın bu web sitelerine erişimden yoksun bırakılması durumu onu, genel menfaati ilgilendiren bir konudaki tartışmaya girmekten alıkoymamıştır.
Mevcut dava, bir web sitesinin sahibi ve kullanıcısı olan başvuranın Google modülünü etkileyen bir engelleme tedbiri yüzünden kendi sitesine erişim sağlayamadığından şikayetçi olduğu Ahmet Yıldırım / Türkiye (3111/10, 18 Aralık 2012, 158 sayılı Bilgi Notu) davasından farklılık göstermektedir. Mahkeme, bir web sitesine erişimi engelleyen her türlü tedbirin, olası bir suistimal durumunun önüne geçilmesi için hem yasağın kapsamı üzerinde sıkı bir denetim hem de etkili bir yargı kontrolü sağlayan özellikle, katı bir yasal çerçevenin bir parçası olması gerektiğini; zira bunun “dolaylı sansürün” önemli etkilerini taşıyabileceğini tespit etmiştir. Dahası, Sözleşme’nin 10 § 2 maddesi, siyasi konulardaki ifade özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalara dair fazla bir esnekliğe izin vermezken, Devletler ticari konulardaki[2] söylemlerin düzenlenmesi alanında geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir yetkisinin genişliğinin, gerçekte söz konusu olan şeyin bir bireyin “ticari” ifadesi değil de genel menfaati ilgilendiren bir konuya ilişkin bir tartışmaya katılımın olduğu yerlerde uygun yeterlikte olması gerektiği akılda tutulmalıdır. Bu bağlamda, “bilgi alma özgürlüğü” ve “telif hakkının korunması” gibi çakışan menfaatlerin dengelenmesine ilişkin olarak, yerel mahkemelere özellikle geniş bir takdir yetkisi verilmiştir[3]. Mahkeme, söz konusu içtihatlar ışığında, mevcut davanın genel menfaati ilgilendiren önemli bir konuyu gündeme getirdiği konusunda ikna olmamıştır.
Yukarıda belirtilenler göz önünde bulundurulduğunda, başvuran, dava konusu tedbir sebebiyle Sözleşme’nin 10. maddesine dair bir ihlalin “mağduru” olduğunu iddia edemez.
Sonuç: kabul edilemez (kişi bakımından (ratione personae) bağdaşmamaktadır).
Mahkeme ayrıca, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yapılan şikâyet bakımından uygulandığına benzer şekilde 10. maddesi kapsamında da mağdur statüsünün bulunmadığını dikkate alarak, başvurunun, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca yapılmış olan şikâyet bağlamında kişi bakımından bağdaşmaz olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
[1] Khurshid Mustafa ve Tarzibachi / İsveç, 23883/06, 16 Aralık 2008, 114 sayılı Bilgi Notu.
[2] Mouvement raelien / İsviçre [BD], 16354/06, 13 Temmuz 2012, 154 sayılı Bilgi Notu.
[3] Ashny Donal ve Diğerleri / Fransa, 36769/08, 10 Ocak 2013, 159 sayılı Bilgi Notu.
Full & Egal Universal Law Academy