AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no: 29386/09
Hamdi AKIN / Türkiye
Başkan
Ivana Jelić,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen, Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Liv Tigerstedt’in katılımıyla, 14 Mayıs 2020 tarihinde bir Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
6 Mayıs 2009 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuran Hamdi Akın, 1953 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Ankara’da ikamet etmektedir.
Başvuran, Ankara Barosuna bağlı Avukat I. Akın tarafından temsil edilmiştir.
Başvuranın, yargılamayı yürüten mahkemenin gerekçeli kararının başvuranın avukatına iletilmemesinden dolayı aleyhindeki yargılamaların Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (b) maddesi kapsamında adil olmadığı iddiasına ilişkin şikâyetleri Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 18 Aralık 2019 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvuruyu kayıttan düşürmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, yargılamayı yürüten mahkemenin gerekçeli kararının başvurana tebliğ edilmemesinden dolayı, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarih ve 7145 sayılı Kanun ile değişik Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin hâlihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuran Hamdi AKIN’a yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 2.250 avro (iki bin iki yüz elli avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki davayı nihai çözüme kavuşturacaktır.”
Başvuran, 2 Ocak 2020 tarihli mektubuyla, tek taraflı deklarasyon şartlarını kabul etmediğini belirtmiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması durumunda, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. 37 § 1 (c) maddesi, özellikle, aşağıdaki durumda, Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı takdirde”.
Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı deklarasyona istinaden, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihadından doğan ilkeler ışığında deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; ayrıca bk. WAZA Sp. z o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007; ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
Mahkeme, başvuran tarafından ileri sürülenlere benzer şikâyetlere ilişkin açık ve kapsamlı içtihatlar tesis etmiştir (bk. Baucher/Fransa, no. 53640/00, §§ 46‑51, 24 Temmuz 2007, ve Chorniy/Ukrayna, no. 35227/06, § 42, 16 Mayıs 2013).
Mahkeme, Hükümetin, tek taraflı deklarasyonlarında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini açık bir şekilde kabul ettiğini gözlemlemektedir.
Mahkeme ayrıca, 7145 sayılı Türk Kanunu’nun 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkemenin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmanın yenilenmesine ilişkin talepte bulunma hakkını öngörmektedir. Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuktaki yargılamaların yenilenmesi, öne sürülen ihlale yönelik etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
Mahkeme, teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümetin sunduğu deklarasyon metni kapsamında yer alan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c) maddesi). Söz konusu karar, başvuranın tazmin elde etmek amacıyla mevcut başka hukuk yollarını kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, §§ 116‑118, 5 Temmuz 2016).
Mahkeme ayrıca, yukarıda belirtilen mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihat dikkate alındığında, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi).
Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması hâlinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeleri dikkate alarak;
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 4 Haziran 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Liv Tigerstedt Ivana Jelić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı VekiliBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy