AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 17633/08
Hediye AKSOY / Türkiye
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 11 Haziran 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 18 Mart 2008 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 21 Aralık 2018 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Hediye Aksoy, 1975 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Bakırköy’de ikamet etmektedir. Mahkeme önünde İstanbul Barosuna kayıtlı avukatlar olan M. Filorinalı ve Y. Filorinalı tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran 24 Nisan 2007 tarihinde terör örgütü üyeliği şüphesiyle polis tarafından gözaltına alınmıştır. Başvuran 28 Nisan 2007 tarihinde tutuklanmıştır. 10 Mayıs 2007 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine bir iddianame sunmuştur.
4. Başvuranın hazır bulunduğu ilk duruşma 28 Eylül 2007 tarihinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılmıştır. Duruşmanın sonunda, mahkeme başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
5. Başvuranın hazır bulunduğu ikinci duruşma 6 Şubat 2008 tarihinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştür. Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Akabinde başvuran, söz konusu karara itiraz etmiştir. Cumhuriyet savcısının dava konusunda mütalaasının alınmasının ardından, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın itirazını duruşma yapmaksızın dosya üzerinden inceleyerek 20 Şubat 2008 tarihinde reddetmiştir.
6. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRMESavcının mütalaasının başvurana iletilmemesi ve başvuranın tutukluluğunun hukuka uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolu olmaması hakkında
7. Başvuran, temyiz mahkemesinin itirazını kendisine veya avukatına bildirilmemiş olan savcının mütalaasına dayanarak reddettiği gerekçesiyle Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi uyarınca tutukluluğunun yasallığına itiraz edebilmesi için etkin bir iç hukuk yoluna başvurma hakkının ihlal edildiği hususunda şikâyetçi olmuştur. Başvuran aynı zamanda, Sözleşme’nin 5 § 5 maddesi kapsamında, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinde öngörülen haklarının ihlali için tazminat hakkından mahrum bırakıldığını öne sürmüştür.
8. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 28 Aralık 2018 tarihli bir yazıyla, başvurunun bu kısmında ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun ilgili kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
9. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti başvuran Hediye Aksoy’a 17633/08 no’lu başvurusuna ilişkin olarak 340 avro (üç yüz kırk avro) ödemeyi teklif eder.
Her türlü maddi ve manevi zararın yanı sıra masraf ve giderleri karşılamak üzere Mahkeme içtihadınca uygun olduğu düşünülen söz konusu meblağ, Türk Lirası cinsinden ödenecek olup, yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulacaktır. İlgili ödeme, Sözleşme’nin 37 § 1 maddesi uyarınca Mahkemenin kayıttan düşürme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılacaktır. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet, somut davada başvuranın tutukluluğunun devamına verilen kararlara karşı başvurabileceği hukuk yolunun Mahkemenin yerleşik içtihatları tarafından ortaya konulan şartlarla çeliştiğini ve Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinde öngörülen koşulları sağlamadığını düşünmektedir (Cahit Demirel/Türkiye, no. 18623/03, 7 Temmuz 2009).
Hükümet, Mahkeme’nin başvuruyu incelemesine devam etmesi için bir sebep kalmadığı gerekçesiyle davanın Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.”
10. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”.
11. Mahkeme, ayrıca, belirli koşullarda, başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini talep etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı deklarasyona istinaden, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
12. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, ayrıca bk. WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
13. Mahkeme, Türkiye aleyhine açılmış olanlar da dâhil olmak üzere çok sayıda davada, başvuranın tutukluluğunun hukuka uygunluğuna itiraz ettiği yargılamalar sırasında savcının yazılı mütalaasının başvurana tebliğ edilmemesine yönelik şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., örneğin, Altınok/ Türkiye no. 31610/08, §§ 57-61, 29 Kasım 2011).
14. Benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan teklif edilen tazminat miktarının yanı sıra Hükümet tarafından sunulan deklarasyonda bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi).
15. İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında; Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi ).
16. Mahkeme, söz konusu meblağın ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmeli ve ödemenin Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak verilen kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılması gerektiğini değerlendirmektedir. Söz konusu meblağın belirtilen sürede ödenmemesi halinde, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanır.
17. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınabileceğinin altını çizmektedir (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
18. Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, başvurunun kayıttan düşürülmesi uygun görülmüştür.Başvuranın tutukluluğuna itirazlarını inceleyen temyiz mahkemesi önünde hazır bulunamamasına ilişkin olarak şikâyetler
19. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4 ve 6. maddelerine dayanarak, yargılama öncesi tutukluluğunun devamına dair verilen kararların duruşmasız yapıldığından şikâyetçi olmuştur.
20. Mahkeme, somut davanın koşulları çerçevesinde başvuranın şikâyetinin sadece Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamında incelenmesinin daha uygun olduğunu düşünmektedir.
21. Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.
22. Somut davada, başvuran 24 Nisan 2007 tarihinde tutuklanmıştır. Yargılamayı yürüten mahkeme 6 Şubat 2008 tarihinde görülen duruşmada başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvuran, söz konusu duruşmada mahkeme huzuruna çıkmıştır. Kararın ardından, başvuran karara itirazda bulunmuştur.
23. Mahkeme, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu itirazı duruşma yapmaksızın 20 Şubat 2007 tarihinde reddettiğini gözlemlemektedir. Buna rağmen, başvuran, itirazı temyiz mahkemesi tarafından incelenmeden 14 gün önce, yargılamayı yürüten mahkeme huzuruna çıkmıştır. Bu koşullar altında Mahkeme, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda ilave bir sözlü duruşmanın gerekli olduğunu düşünmemektedir.
24. Böylece, Mahkeme yargılamalar sırasında duruşmanın yapılmamış olmasının silahların eşitliği ilkesini ihlal etmediğine karar vermiştir (bk. yukarıda anılan, Altınok §§ 54-55, 29 Kasım 2011).
25. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.Ağır ceza mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
26. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin bağımsız ve tarafsız olmadığını öne sürmüştür.
27. Mahkeme, başvuranın bu iddiayı çok kısa ve genel bir şekilde öne sürdüğüne dikkat çeker. Mahkeme, ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin bağımsız ve tarafsız olmadığına dair hiçbir göstergenin olmadığını tespit etmektedir.
28. Mahkeme, elinde bulunan tüm bilgi ve belgeler ışığında ve iddiaları inceleme yetkisi dâhilinde, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair herhangi bir durum tespit etmemiştir.
29. Mahkeme, başvurunun bu kısmını açıkça dayanaktan yoksun bulmuş ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddesine uygun olarak başvurunun reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümet’in Sözleşme’nin 5 §§ 4 ve 5. maddesi kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kuralları dikkate alarak;
Başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesine uyarınca kayıttan düşürülmesine,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 4 Temmuz 2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy