AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 8253/21
Mehmet AKŞİT / Türkiye
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Gediminas Sagatys,
Hugh Mercer
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 3 Şubat 2026 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1980 doğumlu, İzmir’de ikamet eden ve Mahkeme önünde İzmir Barosuna kayıtlı Avukat Y. Ersoy tarafından temsil edilen Türk vatandaşı Mehmet Akşit (“başvuran”) tarafından 22 Ocak 2021 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan başvuruyu (No. 8253/21);
Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında ceza infaz kurumu idaresinin hafta sonu ziyaretlerini yasaklamasına ilişkin şikâyetin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez ilan edilmesine ilişkin kararı;
Tarafların görüşlerini dikkate alarak;
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumu idaresinin 2018 yılında aldığı hafta sonu ziyaretlerini yasaklama kararı ile ilgilidir. Başvuran, söz konusu yasak nedeniyle okul çağındaki çocuklarıyla iletişimini sürdüremediğinden şikâyetçi olmuştur.
2. Mevcut başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte başvuran, İzmir T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktaydı.
3. İzmir T Tipi Ceza İnfaz Kurumu idaresi (“ceza infaz kurumu idaresi”) 26 Eylül 2018 tarihinde, ceza infaz kurumundaki aşırı yoğunluk, hafta sonları personel eksikliği ve güvenlik kaygıları gibi gerekçelere dayanarak, hafta sonları ziyaretlere izin verilmemesi yönünde genel bir karar almıştır.
4. Başvuran, Karşıyaka İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunarak, infaz hâkimliğinden ceza infaz kurumu idaresinin hafta sonu ziyaretlerine izin vermesine hükmetmesini talep etmiştir. Karşıyaka İnfaz Hâkimliği 26 Ekim 2018 tarihinde, ceza infaz kurumu idaresinin kararının hem hukuka hem de ceza infaz kurumunun güvenlik ihtiyaçlarına uygun olduğu kanaatine vararak başvuranın talebini reddetmiştir. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi 13 Kasım 2018 tarihinde, başvuranın bu karara karşı yaptığı itirazı reddetmiştir.
5. Başvuranın Mahkemeye sunduğu başvuru formundaki beyanlarına göre, söz konusu yargılamaların ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, ancak bu başvuru 16 Temmuz 2020 tarihinde açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
6. Hükümetin beyanlarına göre başvuran, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Kasım 2018 tarihli kararıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine hiçbir zaman bireysel başvuruda bulunmamıştır. Hükümet, ceza infaz kurumu idaresinin 16 Ekim 2019 tarihinde hafta sonu ziyaretlerine ilişkin yeni bir karar aldığını bildirmiştir. Başvuran bu karara karşı Karşıyaka İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuş; ancak bu şikâyet 25 Kasım 2019 tarihinde reddedilmiştir. Aynı tarihte başvuranın İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı yaptığı itiraz Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Hükümet, başvuranın Mahkemeye sunduğu başvuru formunda belirttiği ve Anayasa Mahkemesinin 16 Temmuz 2020 tarihli kararıyla sonuçlanan bireysel başvurunun, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 25 Kasım 2019 tarihli kararının ardından yapıldığını ve söz konusu başvurunun ikinci yargılama süreciyle ilgili olduğunu ileri sürmüştür.
7. Başvuran, Sözleşme’nin 8. maddesine dayanarak, ceza infaz kurumu idaresinin 26 Eylül 2018 tarihli ve itiraz üzerine onanan, hafta sonları çocuklarıyla olan ziyaret haklarını kısıtlayan kararı nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
8. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmuştur. Hükümet, başvuranın, şikâyetine konu olan yerel makam kararlarının ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadığını belirtmiş ve Mahkemeyi, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuruyu kabul edilemez ilan etmeye davet etmiştir. Hükümetin beyanlarına göre, -başvuran tarafından bir nüshası Mahkemeye sunulan- Anayasa Mahkemesinin 16 Temmuz 2020 tarihli kararı, ceza infaz kurumu idaresinin 26 Eylül 2018 tarihli kararına karşı başlatılan yargılama süreciyle değil, ceza infaz kurumu idaresinin 16 Ekim 2019 tarihli kararına karşı başlatılan yargılama süreci ile ilgilidir (bk. yukarıda 6. paragraf). Hükümet bu argümanı desteklemek amacıyla, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Kasım 2018 tarihli kararının başvurana 29 Ocak 2019 tarihinde tebliğ edildiğini gösteren bir belge ile başvurunun Anayasa Mahkemesine 3 Ocak 2020 tarihinde sunulduğunu gösteren bireysel başvuru formunun ilk sayfasını sunmuştur. Buna göre Hükümet, başvuranın bireysel başvurusunun gerçekten de (Mahkemeye sunulan başvuru formunda iddia edildiği gibi) Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Kasım 2018 tarihli ret kararıyla ilgili olması halinde, bu başvurunun kanunda öngörülen 30 günlük süreye uyulmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilemezlik kararı verileceğini savunmuştur.
9. Başvuran, bu itiraza ilişkin spesifik bir yorumda bulunmamış; yalnızca bireysel başvurusunu Anayasa Mahkemesine öngörülen süre sınırı içinde sunduğunu ileri sürmüştür.
10. Mahkeme, Hükümet tarafından sunulan belgelerin incelenmesi sonucunda, başvuranın, ceza infaz kurumu idaresinin 16 Ekim 2019 tarihli kararına karşı başlattığı yargılama süreciyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğunu gözlemlemektedir. Ancak, Hükümet tarafından da vurgulandığı üzere, mevcut başvuru, ceza infaz kurumu idaresinin 26 Eylül 2018 tarihli ve 2018 yılında Karşıyaka İnfaz Hâkimliği ile Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onanan kararına ilişkin şikâyetlerini konu almaktadır. Bu durum hem başvuru formundan hem de başvuranın başvurusunu desteklemek amacıyla sunduğu belgelerin nüshalarından açıkça anlaşılmaktadır. Mahkeme ayrıca, başvuranın aksi yönde herhangi bir açıklama veya destekleyici belge sunamadığını gözlemlemektedir. Bu nedenle başvuran, mevcut başvurunun konusunu oluşturan ceza infaz kurumu idaresinin kararına karşı başlattığı yargılama süreciyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğunu kanıtlayamamıştır.
11. Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin itirazını kabul etmektedir.
12. Yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilerek 5 Mart 2026 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan