AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 34127/06
Turgut AKYAL / Türkiye
Başkan,
Nebojša Vučinić,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 7 Kasım 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 3 Ağustos 2006 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Turgut Akyal 1948 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Antalya’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat C. Günal tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, inşaat sözleşmesiyle ilgili bir anlaşmazlıktan dolayı 10 Mart 1998 tarihinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmıştır. Başvuran, apartman inşa etmek için davalı taraflar ile imzaladığı inşaat sözleşmesinin kanuna aykırı bir şekilde fesih edildiğini iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi 24 Haziran 2002 tarihinde başvuran lehinde karar vermiş ve başvurana tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
5. Yargıtay, 14 Nisan 2003 tarihinde yargılamayı yürüten mahkemenin olguları doğru değerlendiremediğini ve iç hukuku doğru uygulamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
6. Bozma kararı doğrultusunda inceleme yapan ilk derece mahkemesi 5 Nisan 2004 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
7. Sırasıyla 25 Nisan 2005 ve 30 Ocak 2006 tarihlerinde başvuranın temyiz ve karar düzeltme talepleri reddedilmiştir. Nihai karar 21 Şubat 2006 tarihinde başvurana iletilmiştir.
B. İlgili iç hukuk
8. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar, Turgut ve Diğerleri/Türkiye, ((k.k), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
9. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamalarının uzunluğunun aşırı olduğunu iddia etmiştir.
10. Ek olarak, başvuran Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamaların adil olmadığı konusunda şikâyette bulunmuş ve ulusal mahkemelerin davanın olgularını yanlış değerlendirdiğini öne sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
11. Başvuran, yargılamaların süresinin, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” gerekliliğine uygun olmadığından şikâyet etmiştir.
12. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmadığı için iç hukuk yollarını tüketmediğini ve bu gerekçenin Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından tanındığını belirtmiştir.
13. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun uygulanmakta olduğunu dikkate alır. Daha sonra, Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararında iç hukuk yollarını, yani bu yeni hukuk yolunu tüketmediği gerekçesiyle, başka bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette erişebilir olduğu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler açısından makul bir tazmin imkânı sağlamaya elverişli olduğu kanısına varmıştır.
14. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasında vermiş olduğu kararda, yine de, önceden olağan prosedür uyarınca, Hükümete bildirilmiş olan bu türden başvuruları yine de inceleyebileceğini vurguladığını kaydetmektedir.
15. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmasına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın hukuk yargılamalarının aşırı derecede uzun olduğu şikâyetinin iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
16. Başvuran, ayrıca, hakkında açılan ulusal yargılamaların adilliği konusunda da şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, mevcut bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurarak ve şikâyet konusu hususları görev alanına girdiği ölçüde dikkate alarak, Sözleşme veya Ek Protokollerde belirtilen hak ve özgürlükler açısından herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı kanaatine varmıştır. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35 § 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup ve 30 Kasım 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy