AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 39813/04
Naciye AKYÜZ / Türkiye
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar,
Ksenija Turkovic,
Jon Fridrik Kjolbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos katılımıyla, 24 Kasım 2015 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
Başvuran Naciye Akyüz, 1926 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosunda kayıtlı Avukat Sayın Demir tarafından temsil edilmiştir.
Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran, 23 Ekim 1996 tarihinde, özel bir şirket aleyhinde, Ankara Ticaret Mahkemesi önünde tazminat davası açmıştır. İlk olarak, birinci derece mahkemesi, 8 Mayıs 2002 tarihinde, başvuranın talebini kabul etmiş ve başvurana tazminat ödenmesine hükmetmiştir. 17 Mart 2003 ve 21 Ocak 2004 tarihlerinde, Yargıtay, başvuranın temyiz ve karar düzeltme taleplerini reddetmiştir. Söz konusu karar, 3 Mart 2004 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, ulusal mahkemeler önündeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığından şikâyetçidir. Ayrıca, başvuran ulusal mahkemelerin olayları ve delilleri değerlendirirken hatalı davrandığını ileri sürerek, yargılama işlemlerinin sonuçları hakkında şikâyetini dile getirmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, yargılama işlemlerinin uzunluğu ve adilliği konularında şikâyetçi olmuştur.
Mahkeme; başvuranın, yargılama işlemlerinin uzunluğunun Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” şartına aykırı olduğunu öne sürdüklerini gözlemler. Mahkeme, 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu’nun, öncesinde (a priori) erişilebilir olduğu ve uzun yargılamalara ilişkin şikâyetler açısından Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmesi kapsamında makul bir tazminat yolu sağlayabildiği kanaatine varmıştır (bkz., Turgut ve diğerleri / Türkiye, no. 4860/09, 26 Mart 2013). Buna göre, başvuran 6384 sayılı Kanun ile tesis edilen yeni iç hukuk yoluna başvurmalıdır.
Başvuranın şikâyeti, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
Yargılamanın adilliğine ilişkin olarak, Mahkeme, mevcut davada, ulusal mahkemelerin kararlarının iç hukuka ve davanın kendine has koşullarına dayandıklarına hükmetmektedir. Mahkeme, ulusal mahkemelerin olayları değerlendirirken veya iç hukuku yorumlarken keyfi veya makul olmayan bir biçimde hareket ettiği sonucuna varılabilecek herhangi bir husus olmadığını kaydetmektedir (bk. diğerleri arasında, Vidal/Belçika, 22 Nisan 1992, § 32, A Serisi no. 235-B, ve Edwards/Birleşik Krallık, 16 Aralık 1992, § 34, A Serisi no. 247-B). Bu nedenle, Mahkeme, söz konusu şikâyetin dördüncü derece yargılama alanına girdiğine karar vermekte ve bu şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 17 Aralık 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Abel CamposPaul Lemmens
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy