AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 37048/19
Ali İBRAHİMAĞAOĞLU / TÜRKİYE
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Branko Lubarda,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı'nın katılımıyla, 12 Ekim 2021 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1954 doğumlu bir Türk vatandaşı olan, İstanbul’da ikamet eden ve Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat M. Balcı tarafından temsil edilen Ali İbrahimağaoğlu’nun (“başvuran”) 21 Haziran 2019 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuruyu (no. 37048/19),
Başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde, Türkiye temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetinin (“Hükümet”) bilgisine sunma kararını,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU1. Başvuru, başvuranın, bir belediye başkanı hakkında yapmış olduğu açıklamalar nedeniyle kamu görevlisine hakaret suçundan adli para cezasına mahkûm edilmesi ile ilgilidir.
2. Ülke çapında tanınmış iş adamı olan başvuran, bir belediye başkanı hakkında yapmış olduğu açıklamalar nedeniyle, 20 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kamu görevlisine hakaret suçundan 26.500 Türk lirası (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık olarak 7.982 avro) adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Söz konusu karar 23 Kasım 2017 tarihinde İstanbul Bölge Mahkemesince onanmıştır. Anayasa Mahkemesi 1 Şubat 2017 tarihinde, başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
3. Bölge Mahkemelerinin, hakaret suçu da dâhil olmak üzere bazı suçlarla ilgili kararlarına karşı temyiz başvurusunda bulunma imkânı tanıyan 7188 sayılı Kanun 24 Ekim 2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Başvuran 30 Ekim 2019 tarihinde, bu mevzuat değişikliği uyarınca, Yargıtay önünde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Dava halen Yargıtay önünde derdesttir.
4. Başvuran, Sözleşme'nin 10. maddesine dayanarak, hakkında verilen mahkûmiyet kararından yakınmaktadır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
5. Başvuran, hakkında verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme'nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
6. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesi bağlamında kabul edilemezlik itirazında bulunmaktadır. Bu bağlamda, başvuran hakkında açılan ceza davasının Yargıtay önünde halen derdest olduğunu ifade etmektedir.
7. Başvuran bu itiraz hakkında görüş bildirmemektedir.
8. Yargıtay önünde temyiz başvurusunda bulunma yolunun etkili bir başvuru yolu olduğu ve bu mahkemenin davanın esasını inceleme ve gerektiği takdirde başvuran hakkında verilen mahkûmiyet kararını bozma yetkisine sahip olduğu konusunda şüphe yoktur.
9. Dolayısıyla başvuru vaktinden önce yapılmıştır. Mahkeme bu nedenle, Hükümetin itirazının kabul edilmesi ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olarak açıklaması gerektiği kanısındadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 18 Kasım 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan