AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 64655/12
Alihan ALHAN / TÜRKİYE
Başkan
Nebojša Vučinić,
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve İkinci Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla, 9 Şubat 2016 tarihinde, komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) heyeti, yukarıda belirtilen ve 13 Mart 2012 tarihinde sunulan başvuruyu dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Alihan Alhan, T.C. vatandaşı olup 1974 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Ankara Barosu’na bağlı Avukat C. Tombul tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
2. Davaya konu olaylar, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı, 22 Ekim 2008 tarihinde, terörist bir örgüte mensup olmaktan altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırmıştır. Bu karar, 24 Aralık 2009 tarihinde kesinleşmiştir.
4. Başvuran, 3 Mayıs 2010 tarihinde, kendisine verilen cezayı çekmesi için Sincan F Tipi Cezaevine yerleştirilmiştir.
5. Sırasıyla 11 Ağustos 2010 ve 19 Ekim 2010 tarihlerinde, Ankara Cezaevi Disiplin Kurulu, dışarıdan gelen ziyaretçilerle başvuranın iletişiminin kısıtlanması yönünde iki karar vermiştir.
6. Başvuran, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nden şartlı tahliye talebinde bulunmuştur. Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, 8 Ağustos 2011 tarihinde, ilgili aleyhinde sürdürülen disiplin işlemleri sebebiyle bu talep hakkında olumsuz görüş bildirmiştir.
7. İnfaz hâkimi, başvuranın cezaevi kurulunun olumsuz görüşüne karşı sunduğu itirazı 9 Ağustos 2011 tarihinde reddetmiştir.
8. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu itirazın incelemesinin cezaevi kurulunun takdir yetkisi dâhilinde olduğunu belirterek, 12 Eylül 2011 tarihinde, başvuranın infaz hâkiminin kararına karşı yaptığı itirazı reddetmiştir. Bu karar, başvurana 16 Eylül 2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYET
9. Başvuran, Sözleşme’nin 5 ve 7. maddelerini ileri sürerek, cezaevi kurulunun talebi hakkında olumsuz görüş bildirmesinin keyfi bir tutum olduğu kanısındadır ve bu durumdan şikâyetçidir.
10. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, hakkında başlatılan disiplin işlemleri dolayısıyla şartlı tahliye talebinin olumsuz sonuçlanması sebebiyle adil yargılama hakkının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
11. Başvuran, Sözleşme’nin 5 ve 7. maddeleri hakkındaki şikâyetle ilgili olarak, mahkûm edilmesinden sonra hakkında yapılan disiplin işlemlerinin kendisini şartlı tahliye edilmekten mahrum bırakmasının, bu işlemlerin hukuka aykırılığı sebebiyle, özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.
12. Mahkeme, iç hukuka göre, başvuranın şartlı tahliyesinin, tahliye talebinin, mahkûmiyetine karar veren ve cezasını kesinleştiren mahkeme huzuruna sunulduğu tarihte değerlendirilen kriterlere tabi tutulduğunu tespit etmektedir. Yine, şartlı tahliye talebinin esası hakkında karar vermek, bu türden bir talebin muhakemesi için başvurulması zorunlu olan Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun görüş bildirmesini talep ederek, esasa bakan hâkimin görevidir. Cezaevi kurulunun görüşüne karşı itirazda bulunmak, infaz hâkimi huzurunda ve aynı yetkiye sahip olan Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda mümkündür.
13. Mahkeme, somut olayda ulusal mahkemelerin, başvuranın şartlı tahliye için yeterli güvenceleri sağlamadığı kanısına vardıklarını gözlemlemektedir. Mahkeme, başvuran tarafından eleştirilen kararların, cezaların uygulanmasına ilişkin yasal hükümlerin ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmasıyla verildiğini tespit etmektedir. Dolayısıyla bu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca, dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
14. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin şikâyetiyle ilgili olarak, hapis cezasının süresinin belirlendiği yargılamaların hakkaniyete uygun olmamasından ve bu yargılamalar üzerine cezaevinde başlatılan disiplin işlemlerinden ve verilen disiplin cezalarından şikâyet etmektedir. Mahkeme, başvuranın kendisi hakkında verilen disiplin cezalarına itiraz etmediğini tespit etmektedir. Başvuran sadece, ulusal mahkemeler tarafından şartlı tahliye talebinin reddedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını ve cezaevi kurulu tarafından sunulan olumsuz görüşün meşru olmadığını ileri sürmektedir.
15. Mahkeme, yerleşik içtihatları ışığında, yetkili bir mahkeme tarafından verilen hapis cezasının infazına, özellikle şartlı tahliye kararı verilmesine ilişkin yargılamaların, hukuki nitelikte bir hak veya yükümlülük hakkında itiraz ya da ceza hukuku alanında bir suçlamanın esasını içermediği ve Sözleşme’nin 6. maddesinin uygulama alanına girmediği kanaatindedir (bk. Aydın/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 41954/98, 14 Eylül 2000, Naskovic/Sırbistan (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 15914/11, §§ 63 ve 64, 14 Haziran 2011 ve Boulois/Lüksemburg [BD], no. 37575/04, §§ 85 ve 104, AİHM 2012). Bu sebeple başvurunun bu kısmı, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında konu bakımından (ratione materiae) Sözleşme hükümleri ile bağdaşmamaktadır ve bu kısmın, Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu belge Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 3 Mart 2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Abel CamposNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy