Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-3-147 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 13-01/3-3
Karar Tarihi : 03.01.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Kenan TÜRK
B. RAPORTÖRLER: Erdem AKTEKİN, Nesrin SAĞLAM
C. BAŞVURUDA
BULUNAN :-Ulusal Ecza Tıbbi Cihazlar Deposu
Temsilcisi: Av. Ersoy ŞAHİN
Şair Eşref Bul. Ragıp Şamlı İş M. No:6/602 Çankaya/İzmir
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
-Allergan İlaçları Tic. A.Ş.
Eski Büyükdere Cad. İz Plaza Giz Kat: 12
Maslak-Şişli 34398 İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Allergan İlaçları Tic. A.Ş.’nin “Botox” markalı ilacı Ulusal Ecza
Tıbbi Cihazlar Deposu’na tedarik etmeyerek hakim durumunu kötüye kullandığı
iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Ulusal Ecza Tıbbi Cihazlar Deposu (Ulusal)’nun başvurusunda
özetle;
- Beşeri ilaç üretimi ile iştigal eden Allergan İlaçları Tic. A.Ş. (Allergan)’nin Ulusal’ın talebi
üzerine” Botox” marka ürününü 2010 yılından itibaren Ulusal’a tedarik etmeye başladığı;
- Ulusal’ın sipariş adetlerinin artması ile birlikte Allergan’ın Ulusal’a mal tedariğinde
aksamalar meydana geldiği ve Ulusal’a ihtiyacından çok daha az miktarda mal tedarik
ettiği,
- 2012 yılının Mayıs ayında ise Ulusal’a bu ürünün ve bu ürün yanında satın aldığı
Juvederm ve Surgiderm markalı dolgu malzemelerinin sevkiyatının durma noktasına
geldiği,
- Allergan’ın Ulusal’a Botox ürününü vermeyerek ve bu ürünü sadece belirli kanallardan
dağıtarak hakim durumunu kötüye kullandığı
ifade edilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 16.08.2012 tarih ve 6469 sayı ile giren başvuru
üzerine hazırlanan 03.09.2012 tarih ve 2012-3-147/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu’nun
görüşülmesi sonucunda önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(4) İlgili karar uyarınca düzenlenen 27.12.2012 tarih ve 2012-3-147/ÖA sayılı Önaraştırma
Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(5) H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda özetle; önaraştırma konusu iddialar ile ilgili
olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
13-01/3-3
2/6
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1 İlgili Ürün Pazarı
(6) Allergan’ın ithal ettiği Botox ürününün temel etken maddesi botulinum toksindir. Botulinum
toksin ameliyatsız estetik müdahaleler alanında kullanılan bir ürün olup botulinum
bakterisinin çok sayıdaki toksinlerinden Tip-A olarak adlandırılan toksinin laboratuvarda
işlenmiş ve zayıflatılmış halinden elde edilmektedir.
(7) Günümüzde, botulinum toksin genelde yüze yönelik, ameliyatsız estetik müdahalelerde
kullanılmaktadır ve bu tip müdahaleler için plastik cerrah, medikal estetisyenler ve
dermatologlar tarafından talep edilmektedir.
(8) Benzer amaçlarla kullanılabilen ve botulinum toksin bazlı ürünlere ikame olabilecek bir
diğer ürün de hyaluronik asit bazlı dolgu malzemeleridir. Ancak iki ürün kullanım alanı
bakımından farklılaşmaktadır. 04.12.2008 tarih ve 08-69/1113-430 sayılı Kurul kararında
da botulinum toksinin yüzün üst kısmına uygulandığı, dolgu malzemelerinin ağırlıkla yüzün
alt kısmında kullanıldığı belirtilerek bu kulanım farklılığına dikkat çekilmiştir.
(9) Mevcut dosya özelinde, 04.12.2008 tarih ve 08-69/1113-430 sayılı Kurul kararı da dikkate
alınarak, ilgili ürün pazarı “botulinum toksin pazarı” olarak belirlenmiştir.
(10) Dünya çapında botulinum toksin üretimi ve satışı alanında faaliyet gösteren belli başlı üç
firma bulunmaktadır. Allergan Grubu, Botox markalı ürünüyle pazarda yer almaktadır.
Allergan Grubu dışında piyasadaki diğer bir önemli bir oyuncu, Dysport marka ürünüyle
Fransız menşeli Ipsen grubudur. Piyasaya en son giriş yapan firma ise Xeomin markalı
ürünüyle Alman menşeli Merz’dir.
(11) Botulinum toksin beşeri tıbbi ürün (ilaç) statüsünde bir üründür ve bu ürünlerin ithalatı ve
pazarlaması ancak bu ürünlere Sağlık Bakanlığından ilaç ruhsatı alınmak suretiyle
gerçekleştirilebilmektedir. Türkiye’de satışı gerçekleştirilen Sağlık Bakanlığı tarafından
ruhsatlandırılmış botulinum toksin markaları Botox ve Dysport’tan ibarettir.
(12) Allergan’ın üreticisi olduğu Botox’un ithalatı ve pazarlaması daha önce Abdi İbrahim İlaç
Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından gerçekleştirilmekte iken taraflar arasında gerçekleşen devir
işlemini müteakip 2010 yılı Ekim ayı itibarıyla ana lisans sahibi Allergan tarafından
yürütülmektedir.
(13) Botulinum toksin etken maddeli ürünler ilaç statüsünde olması sebebiyle doğrudan
uygulayıcılara ya da kullanıcılara tedarik edilmemekte, söz konusu ürüne ilişkin satışlar
sadece ecza depolarına gerçekleştirilmektedir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
(14) İlgili coğrafi pazar "Türkiye" olarak tespit edilmiştir.
I.2. Taraflar
I.2.1. Ulusal
(15) 2009 yılında İzmir’de kurulan şirket ecza deposu olarak faaliyet göstermektedir. Şirket,
temel olarak plastik ve estetik cerrahi dalına yönelik ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir.
I.2.2. Allergan
(16) Allergan dünya çapında faaliyet gösteren beşeri ilaç üreticisi Allergan Grubu’nun Türkiye
iştirakidir. Allergan Grubu esas olarak göz bakımı, nörobilim, medikal dermatoloji, medikal
estetik, üroloji ve obezite alanlarına yönelik ürettiği ilaçları ile öne çıkmaktadır.
Teşebbüsün en bilinen ve tüketilen ürünü bulunduğu pazarda jenerik isim olarak
kullanılacak bilinirliğe ulaşmış “Botox” markalı ürünüdür.
13-01/3-3
3/6
I.3.Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
I.3.1. Önaraştırma Sürecinde Elde Edilen Bulgular
(17) Önaraştırma döneminde şikayetçi Ulusal firmasından botulinum toksin pazarında
gerçekleştirdiği yıllık satışların marka özelinde dökümü ile Allergan tarafından kendisine
tedarik edilen aylık Botox ürünü miktarına ilişkin bilgiler talep edilmiş ve söz konusu
bilgilere Tablo 1 ve 2’de yer verilmiştir.
Tablo 1 – Ulusal’ın Botulinum Toksin Ürünleri Satış Verileri
2010 2011 2012
Ürün Adet Ciro (TL)
Pazar
Cirosu
İçindeki
Payı (%)
Adet Ciro (TL)
Pazar
Cirosu
İçindeki
Payı (%)
2011 Yılı
Cirosu
İçindeki
Payı (%)
Adet Ciro (TL)
Pazar
Cirosu
İçindeki
Payı (%)
Botox (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Dysport (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(18) Tablodan görüleceği üzere, Botox ürünü satışları gerek botulinum toksin pazarı açısından
gerekse de 2011 yılı özelinde toplam ciro açısından Ulusal’ın satışlarının görece sınırlı bir
miktarını sağlamaktadır. 2011 yılında Botox ürününden elde edilen ciro Ulusal’ın bu yıla ait
toplam cirosunun yaklaşık %(…..)’sini oluşturmuştur. Botox’un rakibi olarak kabul
edilebilecek Dysport satışları ise şirketin toplam cirosunun yaklaşık %(…..)’si düzeyinde
gerçekleşmiştir.
Tablo 2 – Allergan tarafından Ulusal’a tedarik edilen Botox ürün verileri
Ay/Yıl 2010 2011 2012
Ocak - Ürün Verilmedi 150
Şubat - (…..) (…..)
Mart - (…..) (…..)
Nisan - (…..) (…..)
Mayıs - (…..) Ürün Verilmedi
Haziran - (…..) (…..)
Temmuz - (…..) (…..)
Ağustos - (…..) (…..)
Eylül - (…..) (…..)
Ekim (…..) (…..) -
Kasım Ürün Verilmedi (…..) -
Aralık Ürün Verilmedi (…..) -
(19) Tablo 2’den Ulusal ve Allergan arasındaki Botox ürününe ilişkin ticari ilişkinin 2010 yılı
sonunda başladığı, 2011 yılında en yüksek hacme ulaştığı ve 2012 Nisan/Mayıs
döneminde ise azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
(20) Dosya kapsamında Allergan’dan 2011 ve 2012 yıllarına ait botulinum toksin toplam pazar
büyüklüğüne ve paylarına ilişkin veriler talep edilmiştir. Tablo 3’de edinilen bilgiler
doğrultusunda botulinum toksin pazarında bulunan markaların 2011 ve 2012 yıllarına
ilişkin pazar payı verilerine yer verilmektedir.
Tablo 3 – Botulinum Toksin Pazarı Pazar Payları (2011-2012)
2011 2012 (Ekim)
Kutu
Kutu PP
(%) Ciro (TL)
Ciro PP
(%) Kutu
Kutu PP
(%) Ciro (TL)
Ciro
PP (%)
Botox (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Dysport (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(21) Tablo değerlendirildiğinde botulinum toksin pazarının toplam satışlarının yaklaşık dörtte
üçünün Allergan tarafından gerçekleştirildiği ve Botox’un pazar payının Ekim 2012
itibarıyla %73, Botox’un Türkiye pazarındaki tek rakibi Dysport’un pazar payının ise %27
seviyesinde olduğu görülmektedir.
13-01/3-3
4/6
I.3.2. Hukuki Değerlendirme
(22) Dosya konusu iddia Allergan’ın rekabet hukuku literatüründe sözleşme yapmanın/mal
vermenin reddi olarak sınıflandırılan tek taraflı bir eylemidir. Bu tür tek taraflı uygulamalar
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun)’un 6. maddesi
çerçevesinde değerlendirilmektedir.
(23) Herhangi bir teşebbüsün 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğinden bahsedebilmek
için ‘teşebbüsün ilgili ürün pazarında hakim durumda bulunması’ ve ‘eylemin rekabet
hukuku anlamında kötüye kullanma teşkil etmesi’ şeklinde iki temel unsur kümülatif olarak
aranmaktadır.
I.3.2.1. Hakim Durumun Varlığı.
(24) Allergan’ın botulinum toksin pazarındaki konumuna bakıldığında teşebbüsün duopol bir
piyasada rakibinin yaklaşık üç katı bir pazar payıyla pazar lideri olduğu görülmektedir.
Ayrıca Allergan’ın ürününün pazarda jenerik isim olarak kullanılacak düzeyde bilinirliğinin
de teşebbüsün pazardaki konumuna ve gücüne ilişkin önemli bir gösterge olduğunu
söylemek mümkündür.
(25) Geçmişte alınan 04.12.2008 tarih ve 08-69/1113-430 sayılı Allergan; 02.09.2010 tarih ve
10-57/1155-439 sayılı Paşabahçe Kurul kararlarında, hakim durumun kötüye
kullanılmasına ilişkin yapılan değerlendirmelerde, incelemeye konu teşebbüsün hakim
durumda olup olmadığı analiz edilerek incelemeye başlanabileceği gibi, başlangıç olarak
şikayete konu eylemin bir kötüye kullanma hali içerip içermediğinin irdelenebileceği
tespitine yer verilmektedir.
(26) Mevcut dosyada anılan kararlarda belirtilen yöntemlerden ikincisi benimsenmiş ve analize
Allergan’ın şikayet konusu uygulamasının sözleşmeyi yapmayı/mal vermeyi reddetme
olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasından başlanmıştır.
I.3.2.2. Rekabet Hukukunda Mal Vermeyi Reddetme Eylemi
(27) Öncelikle belirtilmelidir ki, hakim durumda olsun ya da olmasın teşebbüslerin başka bir
teşebbüs ile tedarik ilişkisi içerisine girmesi ya da mevcut tedarik ilişkisine son vermesi
Anayasa’nın 48. maddesi kapsamında çalışma ve sözleşme özgürlüğü prensibi
çerçevesinde korunduğundan, rekabet hukuku kapsamında sözleşme taraflarının
iradelerine ancak çok sınırlı koşullar dâhilinde müdahale edilmektedir.
(28) Mal vermeyi reddetme eylemi, temel olarak, bir teşebbüsün mal teminini doğrudan ve
herhangi bir gerekçe olmaksızın reddetmesi şeklinde ya da yüksek fiyat ve/veya düşük
kalitede mal temin etmek gibi olumsuz ticari koşullarda mal vermeyi teklif etmesi/mal
vermesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
(29) Mal vermeyi reddetme eyleminin rekabet hukuku kapsamında ihlal olarak
nitelendirilebilmesi için birtakım şartların varlığı gerekmektedir. İlk olarak, verilmeyen/ticari
olarak daha kötü şartlarla verilen mal, nihai ürünün ortaya çıkarılması için vazgeçilemez
nitelikte olmalıdır. İkinci şart, eylemin temin edilmeyen malın kullanıldığı alt pazardaki
rekabete önemli ölçüde zarar vermesi gerekliliğidir.
(30) Rekabet hukuku içtihadında mal vermeyi reddetme eylemi alt pazarda rakiplerin
faaliyetlerinin sona ermesine yol açıyorsa ya da böyle bir riski barındırıyorsa, söz konusu
eylemin tüketici refahında net bir zarar ortaya çıkaracağı ve dolayısıyla rekabetin
kısıtlandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle, rakibin pazar dışına itilmesi riski/tehdidi
mal vermeyi reddetme eyleminin ihlal olarak kabul edilmesi için gerekli bir şart olarak
ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, taraflar arasında her türlü anlaşmazlık, dışlama
tehdidi olarak algılanmamakta, mal vermeyi reddetme eyleminin alt pazarda rakibi pazar
dışına çıkarıp çıkarmayacağının detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerekmektedir.
13-01/3-3
5/6
(31) Mehaz mevzuatta mal vermeyi reddetme eyleminin rekabet hukuku anlamında ihlal olarak
sayılması için gerekenler aşağıda sıralanmıştır:
(32) Malın/girdinin gerekliliği: Bu şartın varlığı analiz edilirken dikkate alınan, malın/girdinin
olmaması halinde teşebbüslerin o malı/girdiyi kullanamamaktan dolayı faaliyetine devam
edip edememeleridir. Dolayısıyla, verilmeyen malın/girdinin alternatifinin olmaması veya
bu yokluk nedeniyle rakiplerin hâkim teşebbüse alt pazarda rekabetçi baskı kuramamaları
halinde, sunumu reddedilen malın/girdinin gerekliliğinden söz edilebilecektir.
(33) Etkin rekabetin ortadan kalkması: Hâkim teşebbüsün mal vermeyi reddetmesi eyleminin alt
pazarda rekabeti ortadan kaldırması gerekliliği, eylemin ihlal olarak değerlendirilmesinde
aranan ikinci kriterdir.
(34) Tüketici zararı: Tüketici zararının ortaya çıkması kriterinde dikkate alınan husus, hâkim
teşebbüsten mal alamayan rakiplerin alt pazarda yenilikçi ürünler sunmalarının engellenip
engellenmediğidir. Bu durum özellikle talep eden teşebbüsün, rakip teşebbüsten malı alıp
sadece aynı nitelikte bir ürün vermeyi düşünmemesi, yeni veya geliştirilmiş mal ve hizmet
sunmayı planlaması halinde ortaya çıkacaktır.
(35) Başvuruya konu iddiaların yukarıdaki kriterler çerçevesinde değerlendirilmesine
geçilmeden önce önemle belirtilmelidir ki, rekabet hukuku mal vermeyi reddetme eyleminin
değerlendirilmesinde temel olarak hakim durumdaki bir firmanın alıcısı konumundaki bir
teşebbüsü dışlamak için bu teşebbüsün belli bir girdiye erişimini reddetmesi durumuna ve
özellikle de bu teşebbüsün girdinin gerekli olduğu ekonomik faaliyet bakımından hakim
durumdaki teşebbüsün rakibi olduğu olaylara yoğunlaşmaktadır. Nitekim mal vermeyi
reddetme eylemi sonucunda anti-rekabetçi etkilerin bu durumla ortaya çıkması
beklenmekte ve yukarıda değinilen kriterler temel olarak bu durumları analiz etmeye
yönelmektedir.
(36) Oysa dağıtım ya da yeniden satış seviyesindeki bir mal vermeyi reddetme eylemi
bakımından aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Yeniden satıcı hakim durumdaki
firmanın ürünlerini sadece yeniden sattığından hakim durumdaki firma ile yeniden satıcı
arasında anlamlı bir rekabet bulunmamaktadır.
(37) Bu kapsamda Kurul, 18.03.2010 tarih ve 10-24/330-118 sayılı Otis, 08.04.2010 tarih ve 10-
29/446-169 sayılı Teknoform ve 02.09.2010 tarih ve 10-57/1155-439 sayılı Pasabahçe
kararlarında “o malı alıp tekrar (herhangi bir katma değer eklemeksizin) satmak isteyen
yeniden satıcı söz konusu ise, mal vermeyi reddetme eylemi rekabet hukuku kapsamında
değerlendirilmeyecektir” şeklinde ifade etmiştir.
(38) Mevcut dosya kapsamında incelenen taraflar arasındaki ilişkinin de, bir sağlayıcının alt
pazarda kendisine rakip olan bir teşebbüse belli bir girdiyi sağlamasını içeren bir ilişkiden
ziyade, tarafları arasında doğrudan rekabet olmayan bir yeniden satıcılık ilişkisi olduğu
görülmektedir.
I.3.2.3. Allergan’ın Mal Vermeyi Reddetmek Yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6.
Maddesini İhlal Ettiği İddiasının Değerlendirilmesi
(39) Mal vermeyi reddetme ihlalinin unsurlarının oluşup oluşmadığın değerlendirilmesinde ilk
bakılacak unsur tedarik edilmeyen malın Ulusal’ın faaliyetlerini sürdürmesi için objektif
olarak zorunlu olup olmadığıdır.
(40) Objektif olarak gerekli olma kriterinden anlaşılması gereken, sunumu reddedilen girdi
olmadan alt pazara hiçbir rakibin giremeyeceği ya da faaliyetlerine devam edemeyeceği
değil, girdinin sunumunun reddedilmesi sonucu ortaya çıkan olumsuz durumla baş
edebilmek için rakibin alt pazarda mevcut veya potansiyel bir ikameye –en azından uzun
dönemde– güvenemeyeceği durumdur. Bu bağlamda rakiplerin görülebilir bir zaman
13-01/3-3
6/6
uzaklığında etkin bir biçimde sunumu reddedilen girdinin benzerini elde edip edemeyeceği
de göz önünde bulundurulmaktadır.
(41) Ulusal tarafından iletilen bilgi yazısında Botox ürününün marka bilinirliliği ve kalitesi ile
tüketiciler açısından ilk tercih edilen ürün olduğu, bu nedenle ilgili ürünün faaliyetlerini
devam ettirmesi için kendi açılarından kritik öneme sahip olduğu ifade edilmiştir.
(42) Öncellikle belirtmek gerekir ki Ulusal, Sağlık Bakanlığı ruhsatına sahip bir ecza deposudur.
Türkiye’de gerek Ulusal gibi belirli bir bölgede faaliyet gösteren gerekse de ulusal boyutta
faaliyet gösteren birçok ecza deposu bulunmaktadır. Genel olarak ecza depoları gerek
ulusal ecza depolarından gerekse de direk üreticilerden tedarik ettikleri çeşitli ilaçları
eczanelere veyahut hastanelere direk veya ihalelere katılım suretiyle satarak faaliyet
göstermektedirler. Ecza depoları pazardaki ticaretin gereği tek bir marka ilacı
taşımamakta, belirli bir portföy taşımaya gayret etmektedirler.
(43) Mevcut dosya kapsamında Ulusal ise faaliyetinin tamamen tek bir ürüne bağımlı olduğunu
ileri sürmektedir. Yukarıda yer verildiği üzere alım yaptığı girdiye herhangi bir katma değer
katmayan sadece bu ürünü alıp tekrar satan teşebbüsler açısından ilgili ürünün
faaliyetlerinin devamı için zorunlu kabul edilmesi mümkün gözükmemektedir. Aksi
durumun kabulü, örneğin, beşeri ilaç sektörü açısından jeneriği olmayan tüm ilaçların ecza
depolarının faaliyeti için zorunlu kabul edilmesi sonucunu getirecektir. Bu sonucun hem
sözleşme yapma serbestisi ile hem de Kurulun son dönemde ilaç firmaları ve ecza
depoları arasında imzalanan münhasır ihale katılım sözleşmelerine verdiği bireysel
muafiyet kararları ile çelişeceği görülmektedir.
(44) Tüm bunlara ek olarak Tablo 1’deki veriler incelendiğinde Ulusal’ın Botox ürününe yönelik
en yüksek satış hacmine ulaştığı 2011 yılında bile Botox satışlarının Ulusal’ın toplam
cirosu içerisindeki payının yaklaşık %(…..) olduğu, toplam ciro içerisindeki yeri dikkate
alındığında ise Ulusal’ın ticari faaliyetinin sürdürülebilirliği üzerinde de Botox ürününün
sınırlı bir etkisinin olduğu görülmektedir.
(45) Kaldı ki Ulusal’ın ana ithalatçı Allergan dışında diğer daha büyük çapta faaliyet gösteren
ecza depolarından da bu ürünü her zaman temin imkanı bulunmaktadır. Nitekim Ulusal’ın
Allergan’dan mal temin edememesi üzerine 2012 yılının Haziran ayında Allergan’ın da
yönlendirmesi ile başka bir ecza deposundan distribütör satış fiyatı üzerinden mal temin
ettiği teşebbüs tarafından gönderilen faturadan anlaşılmıştır.
(46) Dolayısıyla Allergan’ın botox ürününün Ulusal’ın faaliyetlerini sürdürmesi için objektif
olarak gerekli olmadığı kanaatine varılmış olup, Allergan’ın Ulusal’a mal vermeyi kesmesi
eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde bir kötüye kullanma olarak
değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
(47) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy