AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 42950/07
Hüseyin ALTUNAY / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens
Yargıçlar
Ksenija Turković
Jon Fridrik Kjølbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımlarıyla 28 Mart 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 24 Eylül 2007 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruya ilişkin olarak, davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran Hüseyin Altunay 1934 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Karaman’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme nezdinde, Mersin Barosu’na kayıtlı Avukat Ö. Yıldız tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
3. Davanın koşulları, taraflar tarafından ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, Karaman ili Ermenek ilçesi Çavuş Köyü’nde bir arsa sahibiydi. Söz konusu arsa, tapu sicilinde Ada no. 121, Parsel no. 11 olarak kaydedilmişti.
5. Orman idaresi 10 Mayıs 2004 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde bir talepte bulunmuş ve başvuranın arsasının kamuya ait ormanlık alanın bir parçası olduğunu iddia ederek, bu arsanın tapu senedinin iptal edilmesini istemiştir.
6. Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi 2 Kasım 2006 tarihinde, söz konusu arsanın kamuya ait ormanlık alanın bir parçası olduğuna karar vererek, başvuranın tapu senedinin iptal edilmesine ve arsanın tapu sicilinde Hazine’ye ait arsa şeklinde kaydedilmesine hükmetmiştir. Başvuranın temyiz başvurusu Yargıtay’ca reddedilmiş ve bahse konu karar 27 Mart 2007 tarihinde kesinleşmiştir.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
7. Aşağıda (10-11. paragraflar) belirtilen Tazminat Komisyonu’na dair iç hukuk ve uygulamaya ilişkin açıklamalara, Savaşçın ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 15661/07, 7 Haziran 2016) kararından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, karşılığında herhangi bir tazminat almaksızın mülkiyetinden yoksun bırakılmış olduğu konusunda şikâyetçi olmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, yargılamaların adil yürütülmediğinden şikâyet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine ilişkin değerlendirme
9. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, tapu senedinin karşılığında herhangi bir tazminat verilmeksizin iptal edilmesinin orantısız bir yük teşkil ettiğini ve dolayısıyla, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
10. Hükümet, 9 Ocak 2013 tarihli ve 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğu ve kararların geç icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesine ilişkin başvuruları incelemek üzere Tazminat Komisyonunun kurulması suretiyle yeni bir hukuk yolunun oluşturulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihlerinde kabul edilen kararnamelerle, Tazminat Komisyonu’nun görev alanının, diğer hususların yanı sıra, söz konusu arazinin kamuya ait ormanlık alanın bir parçası olarak sınıflandırıldığı durumlarda başvuranların tapu senetlerinin iptali nedeniyle mülkiyetin çekişmesiz kullanımı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin şikâyetleri inceleyecek şekilde genişletildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, başvuranın Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuruda bulunmamış olması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
11. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Ardından, Mahkeme Savaşçın ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 15661/07, 7 Haziran 2016) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun önceden (a priori) erişilebilir olduğunu ve başvuranların arsalarının kamuya ait ormanlık alanın bir parçası olarak sınıflandırılması nedeniyle tapu senetlerinin iptal edilmesine ilişkin şikâyetler için makul bir tazminat yolu sunabildiğini değerlendirmiştir.
12. Mahkeme, yukarıda anılan Ümmühan Kaplan davasında verdiği kararın 77. paragrafında, yine de hâlihazırda Hükümet’e tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmektedir.
13. Ancak, Hükümet’in başvuranın 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurmadığına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, yukarıda anılan Savaşçın ve Diğerleri davasında vardığı sonucu yinelemektedir.
14. Yukarıdaki hususlar göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvuranın tapu senedinin iptal edilmesine ilişkin şikâyetinin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
B. Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin değerlendirme
15. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, iç hukuk yargılamalarının adil yürütülmediğinden şikâyet etmiştir.
16. Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususun yargı yetkisine girdiği ölçüde, bu şikâyetin Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlaline işaret etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, Mahkeme, söz konusu şikâyeti, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 hükümleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 4 Mayıs 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy