TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.A. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/21771)
Karar Tarihi: 29/5/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
A.A.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamatedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluğa ilişkin incelemelerin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapılması, savcılık görüşünün bildirilmemesi vetutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim güvencesine sahip olmayan,bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerinden yoksun sulh ceza hâkimliklerincekarara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;hukukaaykırı bir şekilde üzerinde, konutta ve işyerindearama yapılması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının;ceza infaz kurumundaki birtakım uygulamalar ve tutulma koşulları nedenleriylede kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 27/4/2017 ve 10/5/2017 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Yapılan incelemede 2017/23185 numaralı başvurunun aynı kişitarafından, aynı konuyla bağlantılı olarak yapıldığının anlaşılması nedeniyle2017/21771 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosyaüzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
10. Adana Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucuhakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/10/2016 tarihinde FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıylasoruşturma başlatılmıştır.
11. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi13/10/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK GenelKurulu ise 15/11/2016 tarihinde başvurucunun meslekten ihracına kararvermiştir.
12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucunun da aralarındaolduğu bir kısım şüpheli hakkında soruşturma işleminin yapılması yönündekiyazısı üzerine başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla17/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
13. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturmakapsamında başvurucunun işyerinde 14/10/2016 tarihinde, evinde ise 19/10/2016tarihinde arama yapılmıştır. Başvurucunun gözaltına alındığı sırada üzerinde dearama işlemi gerçekleştirilmiştir.
14. Başvurucu 18/10/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Adana4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Adana 4. Sulh Ceza Hâkimliği aynıtarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmasına karar vermiştir.
15. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini belirterek 10/11/2016tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir. Yetkisizlik kararının gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"...FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesiolmaktan haklarında soruşturma yürütülen [başvurucunun daaralarında olduğu] şüpheliler hakkında atılısuçlardan Cumhuriyet Başsavcılığınız tarafından da ayrıca soruşturmanınyürütüldüğü, soruşturmalar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu,soruşturmaların birleştirilerek sonuçlandırılmasının gerektiği, şüphelilerhakkında ilk usulü işlemlerin Cumhuriyet Başsavcılığınızca yapıldığı, CMK [CezaMuhakemesi Kanunu] 13/3 maddesi uyarınca busebeple de Cumhuriyet Başsavcılığınızın yetkili olduğu..."
16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler veSavcılar Kanunu'nun 93/1. maddesinde hâkim ve savcıların kişisel suçlarıhakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğubölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına aitolduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 11/1/2017 tarihindeyetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir.
17. Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 10/3/2017 tarihinde,Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 7/3/2017 tarihli talebi üzerinebaşvurucunun tutukluluk durumunu incelemiş vetutukluluğunun devamına karar vermiştir.
18. Başvurucu, anılan karara 24/3/2017 tarihinde itiraz etmiş;Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliği 7/4/2017 tarihinde itirazın kesin olarakreddine karar vermiştir.
19. Başvurucu, anılan kararı 10/4/2017 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
20. Başvurucu -2017/21771 sayılı başvuru yönünden- 27/4/2017tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
21. Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 10/4/2017 tarihinde,Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının aynı tarihli talebi üzerine başvurucununtutukluluk durumunu incelemiş ve tutukluluğunundevamına karar vermiştir.
22. Başvurucu, anılan karara 19/4/2017 tarihinde itiraz etmiş;Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2017 tarihinde itirazın kesin olarakreddine karar vermiştir.
23. Başvurucu, anılan kararı 26/4/2017 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
24. Başvurucu -2017/23185 sayılı başvuru yönünden- 10/5/2017tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 30/6/2017 tarihliiddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinde(Mahkeme) kamu davası açmıştır.
26. Mahkeme 11/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2018/143 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
27. Mahkeme 4/5/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
28. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, 26/2/2019 tarihli kararıylabaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıile cezalandırılmasına karar vermiştir.
29. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devametmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
30. İlgili hukuk için bkz. SalihSönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkındaverilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu; tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinigösteren somut delillere yer verilmediği gibi adli kontrol hükümlerinin nedenyetersiz kalacağının da açıklanmadığını, kararda tutuklama nedenlerininvarlığına ilişkin somut bir açıklamaya yer verilmediğini, işlendiği iddiaedilen birtakım eylemlerin o tarihte suç oluşturmadığını belirterek suçta vecezada kanunilik ilkesinin, ifade hürriyetinin, adil yargılanma ile kişihürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Başvurucu ayrıca soruşturma tarihi itibarıyla hâkimolduğunu, bu nedenle ilgili mevzuatta belirtilen özel soruşturma usulüneuyularak hakkındaki soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini ancak hakkındaöngörülen özel soruşturma usulüne aykırı davranılarak yetkisiz ve görevsizmercilerce, genel hükümlere göre hakkında soruşturma yürütülüp tutuklamatedbirine başvurulduğunu, darbe teşebbüsünden yaklaşık üç ay sonra gözaltınaalınmış olması da dikkate alındığında olayda kendisi için suçüstü hâlininmevcut olmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
34. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıylailgili olarak bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyleilgili olarak daha önce 2017/27914 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinciKomisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun buşikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
2. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamalara ilişkin hiçbir bilgi ya da belgeninkendisine gösterilmediğini, tutuklama açısından kuvvetli suç şüphesininvarlığına dair hiçbir delilin kendisine açıklanmadığını, bu nedenlerle etkinitirazda bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
37. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıylailgili olarak bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyleilgili olarak daha önce 2017/27914 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinciKomisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun buşikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçedenyoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalıolarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını veadli kontrolün yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, hakkında yürütülensoruşturmada uzun bir süredir iddianame düzenlenmediğini, dolayısıyla somuthiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makulsüreyi aştığını belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliğihaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
40. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özüitibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devamettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlıkaltındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamındadeğerlendirilmiştir.
42. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
44. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
45. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
46. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/5/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketmedenbireysel başvuru yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, tutukluluk durumunun ve tutukluluğun devamıkararlarına yaptığı itirazlarının kendisi dinlenmeden, dosya üzerindenincelendiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
49. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış iseasıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yoluolduğunu kabul etmiştir (Salih Sönmez,§§ 166-177). Somut olay bakımdan 18/10/2016 tarihinde tutuklanıp 4/5/2018tarihinde hâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki şikayeti bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren birdurum mevcut değildir.
50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Sulh Ceza HâkimliğininBağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararları veren sulh cezahâkimliklerinin kapalı devre sistem içinde faaliyet gösterdiklerini, doğalhâkim ilkesine uygun bir nitelik taşımadıklarını, bağımsız, tarafsız ve etkilibir başvuru mercii olmadıklarını belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyetive güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
52. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh ceza hâkimliğininbağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasıyla ilgili olarak bireysel başvurudabulunulduğu ve başvurucunun anılan şikayetiyle ilgili olarak daha önce2017/27914 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu şikayet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
6. Cumhuriyet SavcısınınGörüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu, Savcılık görüşünün tarafına bildirilmediğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
55. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlaledildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymakbaşvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmalinedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasahükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğuileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesindebelirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddiaedilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özetiyapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).
56. Somut olayda başvurucu, her iki başvuruda da soyut olarakCumhuriyet savcısı görüşünün kendisine bildirilmediğini ileri sürmüştür. Ancakbaşvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği her iki tutukluluğun devamı kararıile bu kararlara itiraz üzerine verilen kararlar incelendiğinde Cumhuriyetsavcısından görüş alındığına dair bir bilginin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.Yani başvurucu bu iddiasını soyut bir şekilde ileri sürmüş, Savcılık görüşüalındığına dair hiçbir kanıtlayıcı bilgi ya da belgeyi bireysel başvurudosyalarına eklememiştir. Bu itibarla başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgilideliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmününihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarınıortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu buyükümlülüğü yerine getirmemiştir.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu bölümdeki iddiasınıtemellendirmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata Saygı ileKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
58. Başvurucu; hukuka aykırı bir şekilde üzerinde, konutunda vearacında arama yapıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
60. Anayasa Mahkemesi HülyaKar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, korumatedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvurudayapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündenmakamların daha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir(ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§21-46).
61. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun üzerinde, evinde ve işyerinde arama yapıldığıgörülmektedir (bkz. § 13). Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayata ve ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirinbir soruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
62. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
63. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
64. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelikbir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
65. Başvurucu; bulunduğu ceza infaz kurumlarında koğuşkapasitesinin olması gerekenden daha fazla olduğunu, ceza infaz kurumukoşullarının kötü muamele oluşturduğunu, kapalı ve açık görüş ile telefonlagörüşme haklarının kısıtlı bir şekilde kullandırıldığını, özellikle açık görüşsırasında birtakım insanlık dışı muamelelere maruz kaldığını, ceza infazkurumunda insani ihtiyaçların gereği gibi karşılanmadığını ve tüm bu hususlarınişkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkin bubaşlık altındaki şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muameleyasağı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
67. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
68. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ilgili mevzuat (ilgili mevzuat için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/01/2018, §§ 47-50) gereğince başvurucunun iddialarınıiletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesiniisteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgilihükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili yargısalmercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruzbırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâlegetirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır (benzer yöndeki bir değerlendirmeiçin bkz. Mehmet Baransu,B. No: 2015/8046, 19/11/2015, § 30). Başvurucunun şikâyetleri dikkatealındığında mevcut başvuru yollarının ulaşılabilir, şikâyetleri açısındantelafi imkânına sahip ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığının söylenebilmesinimümkün kılan bir sebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralınaistisna tanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzeryöndeki bir değerlendirme için bkz. Didem Tütenk, B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).
69. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudakikanıtlarını süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere iletmeden, hak ihlaliiddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini ve çözüme kavuşturmasınıbeklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır.
70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuruolması nedeniyle REDDİNE,
C. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Savcılık görüşünün bildirilmemesinden dolayı kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Arama işlemlerinden dolayı özel hayata saygı ile konutdokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.