TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.A.K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17761)
Karar Tarihi: 8/5/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
M. Serhat MAHMUTOĞLU
Başvurucu
:
A.A.K.
Vekili
:
Av. Salih EFE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öldürülme ya da kötü muameleye maruz kalma riskibulunan ülkeye sınır dışı etme kararı alınması nedeniyle kötü muameleyasağının; koşulları oluşmadığı hâlde idari gözetim altında tutulma nedeniylede kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca tedbir talebinin Bölümtarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün73. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm tarafından İçtüzük'ün 73.maddesi uyarınca sınır dışı işleminin tedbirendurdurulmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgilikurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1985 doğumlu olup İran İslam Cumhuriyetivatandaşıdır.
10. Başvurucu, 13/10/2013 tarihinde eşi S.R. ile birlikte dindeğiştirdiği için ülkesinde baskı gördüğü ve cezalandırılma tehlikesi altındaolduğu gerekçesiyle kaçarak Türkiye’ye gelmiştir.
11. Başvurucu, Türkiye'ye gelişinin hemen akabinde BirleşmişMilletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) başvuruda bulunarak dindeğiştirdiği için ülkesinde yaşamının tehlikede olduğunu belirtmiş veuluslararası koruma talebinde bulunmuştur. Başvuru belgelerinin ekindebaşvurucunun Hristiyanlık dinine mensup olduğunu belirten, farklı kiliselerdenalınmış referans mektupları sunulmuştur.
12. BMMYK, başvurucuyu ikamet ili olarak belirlediği Bilecik'eyönlendirmiş; başvurucudan uluslararası koruma başvurusu sonuçlanana kadar builde ikamet etmesini ve bu şehirde yaşadığının kontrol edilebilmesi için herhafta kolluk birimine müracaat ederek imza atmasını istemiştir.
13. Başvurucu, Bilecik'te üç ay süreyle yaşadıktan sonra temelihtiyaçlarını karşılayamadığı gerekçesiyle herhangi bir bildirimdebulunmaksızın Sakarya'ya taşınmış ancak her hafta imza atmak üzere Bilecik'egidip gelmiştir.
14. Başvurucunun eşi S.R. Sakarya'daki bir kuaförde çalışmayabaşlamış; işyerinde dinlerle ilgili yaptığı konuşmalar nedeniyle bir müşterininşikâyeti üzerine Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 3/5/2015 tarihinde,Hristiyanlık propagandası yaptığı sırada hakaret suçunu işlediği gerekçesiylehakkında adli soruşturma başlatılmıştır.
15. Bu çerçevede Sakarya Valiliği İl Göç Müdürlüğü tarafındanbaşvurucunun ikamet ilini izinsiz terk ettiği gerekçesiyle sınır dışıedilmesine karar verilmiş; başvurucu ve eşi 11/5/2015 tarihinde sınır dışıedilmek üzere Sabiha Gökçen Havalimanı'na götürülmüştür. Burada BMMYKyetkililerinin olaya müdahil olması ve başvurucunun eşinin havalimanındabaygınlık geçirmesi üzerine sınır dışı işlemi gerçekleştirilememiştir.
16. Bunun üzerine Ankara Valiliği Göç İdaresi Müdürlüğütarafından kamu düzeni ve kamu güvenliği bakımından tehdit oluşturduğugerekçesiyle 22/5/2015 tarihinde Ankara'ya sevk edilen başvurucu hakkında yenibir sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma kararı daha alınmıştır. Busırada başvurucu ve eşi hakkında hakaret suçundan cezalandırılmaları istemiyleSakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılmıştır.
17. Öte yandan BMMYK'nın 12/5/2015tarihli kararı ile başvurucunun uluslararası koruma ve güvenli üçüncü ülkeyeyerleştirilme talebi kabul edilmiştir. Başvurucunun ve eşinin güvenli üçüncüülkeye yerleştirilmesine ilişkin süreç devam etmektedir.
18. Başvurucu 22/5/2015 tarihli sınır dışı etme kararına karşıAnkara 1. İdare Mahkemesinde 3/6/2015 tarihinde (süresi içinde) Avukat SalihEfe aracılığıyla adli yardım talepli iptal davası açmıştır.
19. Ankara 1. İdare Mahkemesi 10/6/2015 tarihli ara kararındadavacıdan adli yardım konusunda menşe ülkesi ile Türkiye arasında karşılıklılıkilkesinin olup olmadığını ve maddi durumunun dava açmaya elverişli olupolmadığını belgelendirmesini, davacı vekilinden de başvurucuyu temsil etmeyeyetkili olduğunu gösteren vekâletname veya baro görevlendirme yazısını barodantemin ederek dosyaya ibraz etmesinin istenmesine (beş gün içinde) karar vermiştir.
20. Ara kararının tebliğinin ardından başvurucu vekilitarafından ara kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla 9/7/2015tarihinde Ankara Barosuna talep dilekçesi yazılmış; Ankara Barosundan beşgünlük süre içinde avukat görevlendirme hususunda belge temin edilemeyeceğininanlaşılması üzerine bu kez 14/7/2015 tarihinde başvurucunun kendi adına(avukatsız) 22/5/2015 tarihli sınır dışı etme kararının iptali için Ankara 1.İdare Mahkemesinde (E.2015/1996, K.2015/1614) ikinci kez dava açılmıştır.
21. Başvurucu tarafından vekili aracılığıyla yasal süresi içindeaçılan birinci davanın dilekçesi, Ankara 1. İdare Mahkemesinin 27/7/2015tarihli E.2015/487 sayılı kararıyla bir üst paragrafta belirtilen eksiklikleringiderilmemesi ve dilekçenin usulüne uygun olarak düzenlenmemesi nedenleriyleusulden reddedilmiştir.
22. Başvurucu tarafından bizzat 14/7/2015 tarihinde açılan davaise (Ankara 1. İdare Mahkemesi, E.2015/1996, K.2015/1614) sınır dışı etmekararının alındığı tarihten itibaren on beş günlük dava açma süresindeaçılmadığı gerekçesiyle 17/9/2015 tarihinde süre aşımından reddedilmiştir.
23. Sonuç olarak başvurucu tarafından 22/5/2015 tarihli sınırdışı etme kararının iptali amacıyla açılan her iki dava da Ankara 1. İdareMahkemesi tarafından usulden reddedilmiştir.
24. Bu karar başvurucuya 6/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olupbaşvurucu 18/11/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
25. İlgili hukuk için bkz. YusufAhmed Abdelazim Elsayad, (B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 37,38); A.A. ve A.A. ([GK], (B. No:2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38); T.T. (B.No: 2013/8810, 18/2/2016, §§ 22-25); B.T. ([GK],B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38) kararları.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi
27. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderleriniödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksunolmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
.
B. Kötü Muamele Yasağı veEtkili Başvuru Hakkı Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu; İran İslam Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu,Türkiye'ye gelmek zorunda kalmadan yaklaşık altı ay önce Hristiyanlık dininegeçtiğini, bunun üzerine ülkesinde eşinin bir süre tutuklu kaldığını ifadeetmiştir.
29. Başvurucu; din değişikliğinde bulunanların veya devletin dinve mezhep anlayışını eleştirenlerin ülkesinde kırbaç, hapis ve idam gibi çokağır cezalarla cezalandırıldığını belirtmektedir.
30. Başvurucu; gerek Türkiye ulusal basınında yer alan bazıhaberlere gerekse uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına atıfyaparak din değişikliğinde bulunanların genellikle idam cezasıylayargılandığını hatta bir kısmının idam edildiğini ileri sürmüştür.
31. Başvurucu; avukatı aracılığıyla açtığı davada adli yardımtalebinin kabul edilmediğini ve barodan kendisine avukat görevlendirilmediğini,bunun üzerine kendi adına dava açtığını fakat bunun da reddedildiğini, busüreçte kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını iddia etmiştir.
32. Ayrıca başvurucu; BMMYK tarafından da üçüncü bir güvenliülkeye yerleştirilme talebinin kabul edildiğini, sınır dışı edilemeyecekkişilerden olmasına rağmen bu süreçte haksız şekilde idari gözetim altındatutulduğunu belirtmiştir.
33. Başvurucu, ülkesine geri gönderilmesi hâlinde maddi vemanevi bütünlüğünün tehlikeye düşeceğini ileri sürmüş; sınır dışı işleminin tedbiren durdurulması, maddi ve manevi tazminat, kamuyaaçık belgelerde kimliğinin gizli tutulması ile adli yardım taleplerindebulunmuştur.
2. Değerlendirme
34. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncüfıkraları şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”
35. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenarbaşlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır.”
36. Anayasa’nın "Temelhak ve hürriyetlerin korunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
"Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleriihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânınınsağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangikanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkısaklıdır."
37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlindeyaşamının ya da özgürlüğünün tehlikeye düşeceğine ilişkin iddiaları Anayasa'nın17. maddesinin üçüncü fıkrası, sınır dışı etme kararının iptali için açılandavaların esas incelemesi yapılmaksızın usulden reddedildiğine ilişkinşikâyetleri ise Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesikapsamında görülmüştür. Somut olayda öncelikli olarak etkili başvuru hakkıbakımından bir inceleme yapılacaktır. Kötü muamele yasağı bakımından ayrıca birinceleme yapılıp yapılmayacağına etkili başvuru hakkı bakımından yapılanincelemenin sonucuna göre karar verilecektir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
39. Genel ilkeler için bkz. A.A.ve A.A.,§§ 54-72; Yusuf Ahmed Abdelazim Elsayad, §§ 51-67.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
40. Başvuru özetle ülkesine geri gönderilmesi hâlinde dindeğiştirdiği gerekçesiyle kötü muameleye maruz kalınacağına ilişkin iddialarınidari ve yargısal makamlar tarafından dikkate alınmadığına ilişkindir. Sözkonusu iddiaların ayrıntılı şekilde dile getirildiği, tedbir talebi aşamasındasavunulabilir nitelikte olduğu görülmektedir.
41. Somut olayda başvurucu, Ankara 1. İdare Mahkemesinde sınırdışı etme kararının iptali amacıyla aynı konuda birbirini takip eden iki ayrıdava açmıştır.
42. Ankara 1. İdare Mahkemesi, başvurucunun vekili aracılığıylaaçtığı birinci davada vekâletname sunulması ya da Ankara Barosundan avukatgörevlendirme yazısının temin edilmesi için beş günlük süre vermiştir.Başvurucu beş günlük süre dolmadan bu kez kendi adına (avukatsız olarak) aynıdavayı yeniden ikame etmiştir.
43. Başvurucunun açtığı ve bireysel başvuruya konu ettiği ikincidava ise sınır dışı etme kararının tebliğinden itibaren on beş günlük dava açmasüresi geçtiğinden bahisle İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
44. Sonuç olarak başvurucunun açtığı davaların her ikisi deesasa girilmeden reddedilmiş, başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlindekötü muameleye maruz kalacağına dair iddiaları ilk derece mahkemesi önündetartışılmamıştır.
45. Başvurucunun kendisi tarafından tamamlanması mümkün olmayanbir eksikliği gidermek ve hak kaybına uğramamak adına beş günlük süre içindesöz konusu eksikliği bertaraf etmek amacıyla yeniden dava açması ve bu kararakarşı da süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuş olması karşısında kötümuamele iddialarını inceletebilmek için kendisinden beklenen gayreti ve özenigösterdiği sonucuna varılmıştır.
46. Buna karşılık İdare Mahkemesinin kötü muamele iddialarınınyargı makamları önüne süresinde getirilip getirilmediğini aynı konuyla ilgiliaçılmış ve önünde derdest birinci dava ile birlikte değerlendirmediğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından usul kurallarınınkatı yorumlanması nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınankötü muamele yasağının ihlal edilebileceğine ilişkin savunulabilir iddialarınhiçbir şekilde değerlendirilme yoluna gidilmemesinin somut olay bakımından buhakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını kısıtladığı sonucunaulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesiyle bağlantılıolarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
48. Etkili başvuru hakkının ihlaline karar verilmesiyle birliktesınır dışı etme kararının uygulanması hâlinde kötü muamele yasağının ihlaledileceğine ilişkin iddiaların İdare Mahkemesi tarafından araştırılabilmesiimkânı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, ikincillik ilkesi gereği kötü muameleyasağı bakımından bu aşamada ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığınakarar verilmesi gerekir.
C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucu, sınır dışı etme kararıyla birlikte idari gözetimaltına alındığını ve hukuka aykırı olarak özgürlüğünün kısıtlandığını ilerisürmektedir.
50. Anayasa Mahkemesi, B.T. başvurusundaidari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesininİçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idariişlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıdatam yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen buyolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisizolduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesihâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).
51. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sonaerdirilen başvurucunun hukuka aykırı olarak idari bir kararla özgürlüğündenyoksun bırakılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevizararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderimsağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılanbaşvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T., § 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
53. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle mevcutbaşvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresineilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.
54. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacakdavaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresindeaçılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öteyandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'deyayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden,doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacakdavalarda dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeyeerişim haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesigerektiğine de işaret edilmelidir (B.T., §59).
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracakşekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
56. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında,Anayasa Mahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığındaihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkelere yer verilmiştir.
57. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ile maddi vemanevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.
58. Somut olayda Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınanetkili başvuru hakkının ihlal edildiği, ihlalin ilk derece mahkemesi kararındankaynaklandığı sonucuna varılmıştır.
59. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için davanınesası hakkında bir değerlendirme yapılarak geri gönderilecek ülkede gerçek birkötü muamele riskinin bulunup bulunmadığının araştırılması ve değerlendirilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu anlaşıldığındankararın bir örneğinin mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. Bununla birlikte 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3)numaralı fıkrasında 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazetedeyayımlanan 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıDüzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklik(1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı DüzenlemelerYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun'un 31. maddesi uyarınca aynen kabul edilmiştir.) sonrasındayabancının sınır dışı etme kararına karşı dava açma süresi içinde veyayargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemeyeceği hükmüne bazı istisnalargetirilmiştir.
61. Yeni durumda terör veya çıkar amaçlı suç örgütlerininyöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, kamu düzeni, kamu güvenliği veyakamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar, uluslararası kurum ve kuruluşlartarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenlerbakımından sınır dışı edilmelerine karar verildiğinde dava açma süresi içindeveya yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemeyeceklerine dair hükümuygulanmayacaktır.
62. Somut olayda, idare mahkemelerinde yapılacak yenidenyargılamalar sırasında başvurucunun sınır dışı edilmesinin önünde herhangi birengel bulunmamaktadır (Y.T. [TK],B. No: 2016/22418, 1/11/2016). Başvurucunun geri gönderileceği ülkede gerçekbir kötü muamele riski altında olup olmadığının araştırılacağı sürede sınırdışı edilmesi hâlinde maddi veya manevi bütünlüğü bakımından ciddi bir tehlikeortaya çıkabilecektir.
63. Bu durumda yeniden yargılama kararı verilmesinin ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.Ayrıca başvurucunun yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmemesine de yenidenkarar verilmesi gerekir.
64. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
65. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
66. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
C. 1. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuruhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkilibaşvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin etkili başvuru hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara1. İdare Mahkemesine (E.2015/1996, K.2015/1614) GÖNDERİLMESİNE,
F. Yeniden yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun SINIRDIŞI EDİLMEMESİNE,
G. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, madditazminat talebinin REDDİNE,
H. 2.475 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
I. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
J. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi GenelMüdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
K. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.