TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABİDİN AYDIN TÜFEKÇİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1315)
Karar Tarihi: 15/4/2015
R.G. Tarih- Sayı: 20/6/2015-29392
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Abidin Aydın TÜFEKÇİ
Vekili
:
Av. Mahmut Nedim ELDEM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katıldığını ve sevk alarak görevine gelmediğini, ancakmazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle ders ücretinin kesilmesi cezasıverildiğini, sendikal faaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinintoplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğiniileri sürmüş, yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 13/2/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2013tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2014tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 10/11/2014tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 7/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 12/1/2015 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Ankara İli Yenimahalle İlçesi Mimar Sinanİnşaat Meslek Lisesinde öğretmen olarak görev yapmaktadır ve aynı zamandaEğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) Ankara 2 No.lu Şube üyesidir.
9. Olayların geçtiği tarihte Milli Eğitim Bakanlığıtarafından bir Ek Ders Ücret Yönetmeliği çıkartılmıştır. Sendikalar çıkartılanyönetmeliğin öğretmenlerin ek ders ücretlerinde azalmaya neden olacağını iddiaetmiştir.
10. EĞİTİM SEN Yönetim Kurulu, 10/4/2007tarihli kararı ile 25 Nisan 2007 tarihinde tüm ülke çapında “sevk eylemi” adı altında hastaneye gitmekiçin sevk alınmasına ve işe gitmeyerek Bakanlığın Ek Ders ücretlerine ilişkinuygulamalarını protesto etmek için bazı sendikal faaliyetler düzenlenmesinekarar vermiştir.
11. Başvurucu EĞİTİM SEN tarafından 25/4/2007tarihinde düzenlenen etkinliklere katılması sebebiyle okutmakla yükümlü olduğuiki ders saatinde derse girmemiştir.
12. Başvurucunun okutmakla yükümlü olduğu halde dersegirmemesi sebebiyle 10/6/1930 tarih ve 1702 sayılı İlkve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun’un 21.maddesinin birinci fıkrası uyarınca “dersücretinin kesimi” cezası tesis edilmiştir.
13. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasınıniptali istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
14. Ankara 10. İdare Mahkemesi 17/1/2008tarih ve E. 2007/1307, K. 2008/105 sayılı kararı ile davanın reddine kararvermiştir. İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun kendisine ayrılan ders saatindeokulda olduğu halde derse girmediğinin sabit olduğu, kabul edilebilir birmazereti olmadığı halde başvurucunun derse girmemesi nedeniyle tecziyesindehukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
15. Başvurucu tarafından karar temyiz edilmiş; Danıştay 12.Dairesi, 2/2/2011 tarihli ilamı ile ilk derecemahkemesi kararını onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynıDairenin 28/11/2012 tarihli ilamı ile reddedilmiş ve14/1/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu, 13/2/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı DevletMemurları Kanunu’nun “Toplu eylem vehareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Devlet memurlarının kamu hizmetleriniaksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veyagörevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipteDevlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunudoğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır”.
18. 1702 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Ders ücretlerinin kesilmesi cezası şuhallerde verilir.
1 - Kabule şayan mazereti olmadan dersegirmemek veyahut girdiği halde dersten başka bir şeyle meşgul olmak;
…
Derse gelmeyen veya dershanede dersten başkabir işle meşgul olan muallimin maaşından kesilecek miktarı tayin için dörthafta bir ay itibar olunarak muallimin maaş yekunu biray zarfında girmeğe mecbur olduğu ders adedine taksim olunur ve boş geçen herders saati için muallimin maaşından bu miktarı ilk alacağı aylığından kesilir.
…
Mazeret sebebilederse girmeyen muallimin mazeretini en çok üç gün zarfında ihbar ve bir haftaiçinde de ispat etmesi lazımdır.
Yoksaceza tatbik olunur.”
19. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarih, 2009/63 Esas ve 2013/1998 Karar sayılıilamının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003tarihinde 1 gün göreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun125/C-b maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespitiönem taşımaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasayaaykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğekonulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarlakanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecekuyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleriesas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü”nündüzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak,dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalarkurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu haklarınkullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak,ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği,bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensuplarıveya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalarkonmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya veSeyhan - Türkiye kararında (application no. 30946/04); Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003tarihinde KESK’in çağrısına uyarak, parlamentodatartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzeredüzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihindegöreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çokküçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya daeylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlereverilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbületmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucunavarmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’nin 11. maddesianlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarınınorantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu durumda, davacının, sendikal faaliyetgereği, 11/12/2003 tarihinde göreve gelmeme eylemininözürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiili kapsamındadeğerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemekfiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyeneylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanunun 125/C-b maddesi uyarınca aylıktankesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlıkbulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 15/4/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 13/2/2013 tarih ve 2013/1315 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığı“sevk eylemine” katılarak ikisaat derse girmediğini ve Milli Eğitim Bakanlığının çıkartmayı istediği ek dersyönetmeliğine karşı okul içerisinde ve daha sonra da okul dışında faaliyettebulunduğunu ancak mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle hakkında dersücreti kesme cezası verildiğini belirtmiştir. Başvurucu, sendikal faaliyetlerekatıldığı gerekçesiyle ceza verilmesinin toplantı ve örgütlenme özgürlüğüneilişkin Anayasa’nın 51, 53 ve 90. maddelerinde yer alan haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Başvurucu, Anayasa’nın51., 53. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. Bakanlıkgörüşünde başvurucunun dile getirdiği şikayetlerin Anayasa’nın 51., 53. ve 54. maddeleri ile Sözleşme’nin 11. maddesindetanımlanan, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin olduğu belirtilmiştir.
24. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerekmektedir.
25. Başvurucunun, sendikal faaliyete katıldığı gerekçesiylecezalandırılması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Başvurucu, olay tarihinde Milli Eğitim Bakanlığınınçıkartmayı istediği ek ders yönetmeliğine karşı okul içerisinde ve daha sonrada okul dışında faaliyette bulunmak amacıyla, üyesi olduğu EĞİTİM SEN YönetimKurulunun kararıyla alınan “sevk eylemine”katılması nedeniyle cezalandırılmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu ilerisürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde, AİHM’iniçtihatları hatırlatılarak başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumdagerekli olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiğibelirtilmiştir.
28. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler 18/9/2014 tarih ve 2013/8463 sayılı bireysel başvurukararında ortaya konulmuştur. Mevcut başvuruda, sözü geçen kararda belirtilenilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır.
29. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).
30. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak içinkolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olanörgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).
31. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarakgörülmektedir (Belçika Ulusal PolisSendikası/Belçika, B.No: 4464/70, 27/10/1975, § 38).
32. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”bölümünde, 51 ila 54. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sendika kurma veyasendikalara üye olma özgürlüğü hakkı ise Anayasa’nın 51. maddesinde yeralmaktadır.
33. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
34. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hakve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesiile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgiliUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı iletamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak veözgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlartarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.
35. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ila altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşıkorumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayıgüvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir.”(bkz. Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikasıve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).
36. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak da uygulanacak ölçütlerde debir değişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse de negatifyükümlülüğü söz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışanmenfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B.No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58).Anayasa Mahkemesi bu adil dengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamugücünü kullanan organların bu alanda belirli bir takdir marjınasahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
37. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların dabir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmakzorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetimininAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).
38. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesindeöncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklısebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
i. MüdahaleninMevcudiyeti Hakkında
39. Başvurucu, ülke çapında yapılan bir sendika eyleminekatıldığı için kendisi hakkında ders ücretinin kesilmesi cezası verilmesininsendika hakkına müdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir. Bakanlık görüşündebu tür cezaların sendika hakkına müdahale oluşturduğu ifade edilmiştir.Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eylemekatılması nedeniyle cezalandırılması ile başvurucunun sendika hakkına yönelikbir müdahale yapılmıştır.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
40. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 51. maddesininikinci ve altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Bu nedenle, müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen özedokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
1. Müdahalenin Kanuniliği
41. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartınaaykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılandeğerlendirmeler neticesinde, 1702 sayılı Kanun’un 21. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
2. Meşru Amaç
42. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunlayapılmış olması gerekir.
43. Başvurucunun mazeretsiz derse girmemesi nedeniyle verilendisiplin cezasının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşruamaçları hedeflemediği söylenemez.
3. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
44. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 41) Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
45. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk halinin gerekçesinde hakve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik rejim anlayışına aykırıolmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001tarih ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı MaddelerininDeğiştirilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesindeise Anayasa’nın 13. maddesinin Sözleşme’deki ilkelerdoğrultusunda düzenlendiği belirtilmiştir (AbdullahÖcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).
46. “Demokratik toplum”ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile AİHS’in buölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleriarasındaki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplumölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır(benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976,§ 49; Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye, B.No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
47. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarındademokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak,kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz halegetiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacıarasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (Abdullah Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).
48. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını, meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesi dahaönceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (AbdullahÖcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95).
49. Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk,hoşgörü ve açık fikirlilik gibi, demokratik toplumun temel ilkelerininkorumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veyademokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkıçerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimiAnayasal koruma altındadır. Söz konusu görüşler veya ifade biçimi yetkilimakamlarca kabul edilemez bulunsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikalözgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmet edemez vehatta onu tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik birtoplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başka yollarla dilegetirilmesine imkan tanınmalıdır (AbdullahÖcalan, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 52).
50. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrıölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz birilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul birilişki ve dengenin bulunup bulunmadığını inceler (Abdullah Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014,§ 96).
51. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (SebahatTuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84;B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 97). Bu sebeple sendika hakkına yapılanmüdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
52. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğununinandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır (Abdullah Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 98).
53. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğiniaçıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcıtoplumsal bir ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne ve sendikahakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısınıkarşılayıp karşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale,meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci olarak müdahaleninhaklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili veyeterli olmalıdır (Stankov ve Ilinden BirleşikMakedonyalılar Örgütü /Bulgaristan, B. No: 29221/95 29225/95, 2/10/2001, § 87).
54. Dolayısıyla, başvurucunun sendika faaliyetleriçerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniylemüdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamuyararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezasıverilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkingerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucunavarılabilir (bkz. Tayfun Cengiz, B.No: 2013/8463, 18/9/2014, § 57).
55. Dava konusu disiplin cezasının, olayların tamamı ışığındaincelenmesi gerekir. Olay tarihinde Milli Eğitim bakanlığınca çıkartılmakistenen ek ders yönetmeliğinin geri çekilmesini sağlamak amacıyla, EĞİTİM SENYönetim Kurulunun 10/4/2007 tarihli kararı ile 25Nisan 2007 tarihlerinde tüm ülke çapında işe gelmeme eylemi yapılmasına kararverilmiştir. Adı geçen Sendika söz konusu eylemi “sevk eylemi” olarak isimlendirmiştir. Sendika üyelerisendikal faaliyetleri gerçekleştirmek için işe gitmedikleri veya işe gitselerbile görevlendirildikleri işi yapmadıkları takdirde ceza almayı engellemekamacıyla hastaneye sevk işlemi yaptırmaktadırlar.
56. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, öncedenbildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafındanitiraz edildiği de ileri sürülmemiştir. Başvurucu bu eyleme katılarak sendikalhakkını kullanmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 58).
57. Başvurucu, EĞİTİM SEN’indüzenlediği söz konusu eyleme katılması nedeniyle ders ücretinin kesilmesi cezasıile cezalandırılmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında gerekse idariyargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyetçerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabuledilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendika üyelerininsendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinlisayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen,idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacakmevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibidurumlarda sendikal hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidialtında kaldıklarını not etmek gerekir (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 59).
58. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veyagerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması hakkın özüne zarar vermesimuhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakmatürü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelerebağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (Tayfun Cengiz, B.No: 2013/8463, 18/9/2014, § 60).
59. Başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu gözönüne alındığında devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını da not etmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik birtoplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazısektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 61). Başvurucunun bu türden sınırlamalara tabitutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğu da ileri sürülmemiştir.
60. Tüm bunlara karşın verilen ceza hafif olsa da, başvurucugibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşrusendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek birniteliğe sahiptir (bkz. Tayfun Cengiz, B.No: 2013/8463, 18/9/2014, § 62; aynı yöndeki AİHMkararları için bkz. Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 43).
61. Açıklanan nedenlerle, her ne kadar hafif bir ceza olsa daşikâyet edilen ders ücretinin kesilmesi cezasının “zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtan” kaynaklanmamasınedeniyle “demokratik toplumda gerekliolmadığı” sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceğibelirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
63. Başvurucu hakkında verilen “ders ücretinin kesimi” cezasının sendika hakkını ihlalettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işlemininiptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarargörülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
64. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Başvurucu ayrıca, avukatlık ücretlerini ve ödenen harçile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talep etmiştir.
65. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Sendikahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Sendika hakkınayapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlal yönünden,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamayapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.