TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDÜRREZAK HAZAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6045)
Karar Tarihi: 8/9/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
Abdürrezak HAZAR
Fatma HAZAR
Zeynep HAZAR
Mustafa HAZAR
Vekilleri
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, murisleritarafından 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastrotespitine itiraz davasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul süredesonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 7/8/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. BirinciBölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına, başvurunun bir örneğinin görüş içinAdalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. AdaletBakanlığının 7/3/2014 tarihli görüş yazısı başvurucular vekiline tebliğ edilmişolup, başvurucular vekili tarafından 24/3/2014 tarihinde Adalet Bakanlığıgörüşüne karşı beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Akdoğan köyünde 1978 yılındayapılan kadastro çalışmaları sırasında 355 ve 357 parsel numaralı taşınmazlarkısmen başvurucuların murisi, kısmen başka şahıslar ve kısmen Maliye Hazinesiadına tespit edilmiştir.
8. Başvurucuların murisi ve diğer hissedarlar tarafındanMaliye Hazinesi ve taşınmazın diğer hissedarları aleyhine 21/7/1978 tarihinde,Maliye Hazinesi tarafından Halef Kurt ve Fatma Kurt aleyhine 16/8/1978tarihinde, 355 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali amacıylaKızıltepe Tapulama Mahkemesinin E.1978/70 sayılı dosyasında kadastro tespitineitiraz davası açılmıştır.
9. Başvurucuların murisi ve diğer hissedarlar tarafındanMaliye Hazinesi ve taşınmazın diğer hissedarları aleyhine 14/8/1978 tarihinde,357 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali amacıyla KızıltepeTapulama Mahkemesinin E.1978/94 sayılı dosyasında kadastro tespitine itirazdavası açılmıştır.
10. Kızıltepe Tapulama Mahkemesince, 30/11/1998 tarih veE.1978/94, K.1998/145 sayılı kararla; E.1978/94 sayılı dava dosyası ile E.1978/70sayılı dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya E.1978/70 sayılı davadosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.
11. Dava dosyası 2013 yılında Mardin Kadastro Mahkemesinedevredilmiş olup, yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/70 sayılıdava dosyasında devam edilmektedir.
B. İlgiliHukuk
12. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
13. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlıayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesindegösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapusicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilenişlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıklarıçözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”
14. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresiiçinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacaktaşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerindendevredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizinkadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt vediğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim,duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”
15. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
16. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bubeyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşmasırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek içintutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yenidendinleyebilir.
Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahallimahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığıveya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığıtakdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleritoplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespitedilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
17. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma veilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen taraflara tebliğ olunur.”
18. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma vetebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftanalınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 7/8/2013 tarih ve 2013/6045 numaralı başvuruları incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
20. Başvurucular, 1978 yılında yapılan kadastro çalışmalarısırasında bir kısım taşınmazların kısmen Maliye Hazinesi kısmen başka şahıslaradlarına tespit edildiğini, belirtilen taşınmazlar hakkında murisleritarafından 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastrotespitine itiraz davasının halen devam ettiğini, makul sürede yargılamayapılmadığını ve 36 yıldır devam eden yargılama sürecinde taşınmazıkullanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
21. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlaliilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet içindiğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bunedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22. Başvurucular, 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe KadastroMahkemesinde açtıkları kadastro tespitine itiraz davasının halen devam ettiğinive makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
23. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek görülmediği, başvurucularıntaşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının bulunmadığı bildirilmiştir.
24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18).
25. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
26. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
27. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
28. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
29. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
30. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastrotespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
31. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
32. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
33. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
34. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
35. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığıkarara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişledavanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 21/7/1978tarihidir.
36. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarındanintikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süredeğerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçılarınyargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeyeesas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).
37. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
38. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 52).
39. Başvuruya konu yargılama süreci, kadastro tespitineitiraz ile taşınmazın başvurucuların murisi adına tapuya tescili istemineilişkindir.
40. Başvurucuların murisi,Maliye Hazinesine aleyhine 21/7/1978 tarihide Kızıltepe Tapulama Mahkemesindeaçtığı davada, 355 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ileadına tescilini talep etmiştir. 357 parsel numaralı taşınmaz için de 14/8/1978tarihinde aynı mahkemede dava açılmıştır.
41. Mahkemece, 30/11/1998tarihinde her iki parsele yönelik açılan dava dosyaları birleştirilerekyargılamaya devam edilmiştir. 24/7/1984 tarihinde N.Ö. müdahil davacı olarakyargılamaya katılmıştır.
42. Mahkemece, davanın tensipzaptının tanzimi sonrasında, yargılama sürecinde birçok duruşma yapılmış olup,belirtilen celseler arasında genellikle üç aylık sürelerin bulunduğu, davanınesasına yönelik uyuşmazlığın sona ermediği anlaşılmıştır.
43. Mahkemece 30/6/1998tarihinde keşif yapılarak rapor alınmıştır. Tarafların rapora itirazlarıüzerine eksik hususların tamamlanması ve taraf teşkilinin tekrar sağlanmasındansonra 18/12/2008 tarihinde yeniden keşif yapıldığı ve bilirkişi raporu alındığıanlaşılmıştır.
44. Kızıltepe KadastroMahkemesinin kapatılmasından sonra dava dosyası Mardin Kadastro Mahkemesinedevredilmiş olup, yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinde devam edilmektedir.
45. Yargılama evrakınınincelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılmasıgereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakınilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerdeverilen ara kararları uyarınca kısım kısım talepedildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı ve bu sebepleduruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerinegetirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.
46. 3402 sayılı Kanun’da yeralan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulamaalanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konualan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
47. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca davayadâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılamasırasında vefat edenlere ait veraset ilamlarının sunulması için taraflarasüreler verildiği, birçok defa keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, havaşartları, bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması, ilçedetek hâkimin bulunması ve seçim dönemi olması, komşu parsellerin tutanaklarınınçıkarılmamış olması, güvenlik gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve buuygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanınuzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamdaverilen bir kısım keşif ara kararlarından dönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmayaçalışıldığı görülmektedir.
48. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif vebilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşıkbir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrıdeğerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayıhızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilenara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usulhükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzunsürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
49. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinintaraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün dahadikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §47).
50. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,verilen birleştirme kararının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi içinmakul olduğu değerlendirilebilirse de, bu türkararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğeraşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özengösterilmesi gerektiği açıktır.
51. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayıgeciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasındataraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılamamakamlarının ilgili usuli imkânları kullanmaksuretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,taraflarca muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmeklebirlikte, başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisiolduğu tespit edilememiştir.
52. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkolduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında söz konusuotuz altı yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
53. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
54. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyletaşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden demahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitlerışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
55. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyuncakullanamadıklarını ve gelirlerinden istifade edemediklerini belirterek, maruzkaldıkları zarar karşılığı 250.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmişlerdir.
56. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespiti halinde hakkaniyete uygun birtazminata karar verilmesinin yerinde olacağı bildirilmiştir.
57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebindebulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
59. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin otuzaltı yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında ve başvurucuların yargılamayı murislerindenintikalle takip etmekte oldukları nazara alınarak, her bir başvurucuya takdiren 3.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
60. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
61. Başvuruya konu yargılamanın otuz altı yıldan beri sürdüğüve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesiamacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini yönündeki iddialarınınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvuruculara ayrı ayrı 3.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin MardinKadastro Mahkemesine gönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.