TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH DOĞTAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1123)
Karar Tarihi: 26/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Abdullah DOĞTAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, mahkemekararlarına rağmen idarenin hurda alım ve satım işine ait mahsup taleplerihakkında işlem yapmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ayrıca isminin sahtefatura düzenleyenlerin isimlerinin bulunduğu listeden çıkarılmasını vearaçlarına uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılmasını istemiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 10/12/2012tarihinde Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 10/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu tarafından,komisyon karşılığı sahte fatura düzenleyip gelir elde ettiğinden bahisle 2002yılı için resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelirvergisi ile gelir geçici vergisi tarhiyatı işlemine ve kesilen özel usulsüzlükcezasına karşı açılan davada İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/3/2006tarih ve E.2005/731, K.2006/586 kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş vebu karara yapılan temyiz başvurusu Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/5/2007 tarihve E.2006/3665, K.2007/1777 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış vekarara karşı karar düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararıkesinleşmiştir. Aynı gerekçeyle 2002 yılına ilişkin resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı işlemine karşıaçılan davada İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/3/2006tarih ve E.2005/732, K.2006/587 kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş vebu karara yapılan temyiz başvurusu Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 23/1/2008tarih ve E.2006/3077, K.2007/321 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış vekarara karşı karar düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararıkesinleşmiştir. Yine aynı gerekçeyle 2003 yılı Ocak dönemine ilişkin resen tarhedilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisitarhiyatı işlemine karşı açılan davada İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/3/2006 tarih ve E.2005/733, K.2006/585 kararı ile davanınkabulüne karar verilmiş ve bu karara yapılan itiraz başvurusu İstanbul Bölgeİdare Mahkemesinin 7/2/2008 tarih ve E.2006/4650, K.2008/2519 sayılı kararıylareddedilerek karar onanmış ve karara karşı karar düzeltme başvurusuyapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
6. Aynı gerekçeyle 2003 yılıiçin resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelirvergisi ile gelir geçici vergisi tarhiyatı işlemine ve kesilen özel usulsüzlükcezasına karşı başvurucu tarafından açılan davada İstanbul 5. VergiMahkemesinin 18/1/2006 tarih ve E.2005/109, K.2006/44kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara yapılan temyizbaşvurusu Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 28/5/2007 tarih ve E.2006/2875,K.2007/1776 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış ve karara karşı karardüzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.Yine aynı gerekçeyle 2003 yılı için resen tarh edilen vergi ziyaıcezalı katma değer vergisi tarhiyatı işlemine karşı açılan davada İstanbul 5.Vergi Mahkemesinin 18/1/2006 tarih ve E.2005/110,K.2006/45 kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara yapılantemyiz başvurusu Danıştay Dokuzuncu Dairesi'nin 15/11/2007 tarih veE.2006/2170, K.2007/4045 sayılı kararıyla reddedilerek karar onanmış ve kararakarşı karar düzeltme başvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararıkesinleşmiştir.
7. Başvurucunun kesinleşmişvergi borcunu vadesinde ödemediğinden bahisle aracına konulan hacze karşıaçtığı davada İstanbul 7. Vergi Mahkemesi 23/1/2006tarih ve E.2005/1847, K.2006/90 sayılı kararı ile haczin iptaline karar vermişve karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
8. Başvurucu tarafından, 2004/5,6,7,8,9,10,11,12 dönemleri için tarh edilen cezalıkatma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada İstanbul 2. VergiMahkemesinin 31/1/2011 tarih ve E.2009/1137, K.2011/240 sayılı kararı iledavanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz başvurusuİstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 19/9/2011 tarih ve E.2011/10198, K.2011/10403sayılı kararı ile reddedilerek karar onanmış ve bu karara karşı karar düzeltmebaşvurusu yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.
9. Başvurucu tarafından, 2004yılı gelir vergisi, 2004/4-6, 7-9, 10-12. dönem geçici vergi beyannamelerinivermediği gerekçesiyle takdir komisyonu kararı ile belirlenen matrahın esasalınması yolu ile yapılan vergi ziyaı cezalı gelirvergisi ve geçici vergi tarhiyatlarına karşı açılan davada İstanbul 10. VergiMahkemesi 29/12/2009 tarih ve E.2009/1885, K.2009/4441sayılı kararı ile davanın kabulüne karar vermiş, karar kanun yoluna başvurulmaksızınkesinleşmiştir.
10. Başvurucu hakkında 4/1/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefetsuçlamasıyla açılan ceza davasında Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi 23/3/2010tarih ve E.2009/401, K.2010/107 sayılı kararı ile başvurucunun beraatına kararvermiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. CezaDairesi 9/4/2012 tarih ve E.2012/4786, K.2012/4944 sayılı kararı ile zamanaşımınedeniyle düşme kararı vermiş, karar bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir.
11. Bunun yanında başvurucu2001, 2002 ve 2003 yıllarında bu yıllara ait çeşitli vergi dönemlerine ilişkinmuhtasar beyanname ödemeleri ile katma değer vergisi ödemelerinin hurda satışiadelerinden mahsup edilmesi talebinde bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
12. 213 sayılı Kanun’un 3.maddesi şöyledir:
“A) Vergi kanunlarının uygulanması: Bu Kanunda kullanılan"Vergi Kanunu" tabiri işbu Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi vergi,resim ve harç kanunlarını ifade eder.
Vergi kanunları lafzıve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarınınhükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğermaddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularakuygulanır.
B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya,ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçekmahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyidoğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtasıolarak kullanılamaz.
İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayınözelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumuniddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.”
13. Aynı Kanun’un 134. maddesişöyledir:
“Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerindoğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.
İncelemeye yetkiliolanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına vebeyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikınada teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasınıngerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinecemükellefe ödenir.”
14. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi şöyledir:
“1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek birişlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmişsayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresiiçinde, konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine davaaçabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilseilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabıda bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresibaşvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süredenreddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idarimakamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde davaaçabilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun10/12/2012 tarih ve 2012/1123 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, sahte faturadüzenlemediği ve bu konuda mahkeme kararları bulunduğu halde idarenin hurdaalım ve satım işine ait mahsup taleplerini dikkate almayarak işlem yapmadığını,isminin sahte fatura düzenleyenlerin isimlerinin bulunduğu listedençıkarılmasını ve daha önce araçlarına konulan hacizler mahkeme kararları ilekaldırılmış ise de şu anda yine haciz işlemlerinin uygulandığını belirterekuygulanan hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
17. Başvuru dilekçesinde,başvurucu, mahkeme kararlarına rağmen mahsup talepleri hakkında işlemyapılmamasından, isminin sahte fatura düzenleyenlerin isimlerinin bulunduğulistede yer almasından ve haciz işlemlerinin devam etmesinden şikâyetetmektedir. Başvurucunun iddiaları iki ayrı başlık halinde değerlendirilmiştir.
1. MahsupTalepleri Hakkında İşlem Yapılmaması İddiası Yönünden
18. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
20. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevinihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari veyargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bumakamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B.No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
21. Bu nedenle AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesizorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiğişikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bumakamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmekiçin gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
22. İdari işlemlerdenkaynaklanan hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle idari yargıda davaaçılması gerektiği, olağan kanun yolları tüketildikten sonra hak ihlali hâlâdevam ediyorsa ancak bu takdirde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunulabileceği açıktır. ( B. No: 2012/26, 26/3/2013,§§ 16-19).
23. Bunun yanı sıra 2577 sayılıKanun'un 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecekbir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri,altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, altmışgünün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleridüzenlenmiştir ( B. No: 2012/74, 5/3/2013, § 17).
24. Başvuru konusu olayda,başvuru formu ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelere göre başvurucunun, 2001,2002 ve 2003 yıllarına ait çeşitli vergi dönemlerine ilişkin muhtasar beyannameödemeleri ile katma değer vergisi ödemelerinin hurda satış iadelerinden mahsupedilmesi talebinde bulunduğu, bu taleplerin zımnen reddedildiği ve retişlemlerine karşı vergi mahkemeleri nezdinde dava açmadığı anlaşılmaktadır.
25. Diğer yandan başvuru formuve eklerinde yer alan mahkeme kararlarının, başvurucu hakkında tesis edilenvergi tarhiyatları ve vergi cezalarının kaldırılmasına yönelik davalar ilehaciz işleminin kaldırılmasına yönelik dava hakkında verilmiş kararlar olduğu,mahsup taleplerinin reddine ilişkin işlemlere karşı açılan davalar hakkındaolmadığı görülmektedir.
26. Bu durumda, başvurucununmahsup taleplerinin reddedilmesine ilişkin idari işlemler aleyhine kanundaöngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamını tüketmeden doğrudan bireyselbaşvuruda bulunduğu görülmektedir.
27. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu işlemlere karşı kanun yollarının tamamı tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. İsmininSahte Fatura Düzenleyenler Listesinde Yer Aldığı ve Araç Hacizlerine DevamEdildiği İddiaları Yönünden
28. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisininkimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiğiileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlalgerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuruyollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine,dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararlarınaslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.”
29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlikkararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerdeöngörülen şartların taşınması gerekir.
(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veyatemel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayanve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
30. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“ (1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
31. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” başlıklı59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlüaçıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkınındoğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
…”
32. 6216 sayılı Kanun’un 47.maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ileİçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğinedair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak, bireysel başvurukapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkingerekçeleri ve delilleri açıklamak başvurucuya düşer ( B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19-20).
33. Yukarıda belirtilen koşullaryerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktanyoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktanyoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinde yeterli kanaat oluşması,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucununbaşlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek içinbaşvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması vegerekli açıklamaları yapması zorunludur ( B. No: 2013/276, 9/1/2014,§ 23).
34. Diğer yandan 6216 sayılıKanun’un 50. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan bireyselbaşvuru hakkında ihlal kararı vermesi durumunda kamu gücünün yerine geçerekidari işlem ve eylem niteliğinde karar vermeksizin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılmasına yönelik yapılması gerekenlere hükmedebilecektir. İhlal, mahkemekararından kaynaklanmış ise yeniden yargılama yapılarak ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunması durumunda yeniden yargılamayapmak için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verebileceği gibi yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde de başvurucu lehine tazminatahükmedebileceği gibi genel mahkemelerde tazminat davası açılması yolunu dagösterebilecektir.
35. Somut olayda başvurucu,aracına konulan haciz işlemlerinin halen devam ettiğini ve isminin sahte faturadüzenleyenler olarak adlandırdığı bir listede mevcut olduğunu, AnayasaMahkemesinden haczin kaldırılmasını ve isminin belirttiği listedençıkarılmasını istemektedir.
36. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, araç veya araçlarına konulan haciz işlemlerininolaylar bölümünde aktarılan mahkeme kararlarına rağmen devam ettirildiğinigösterir herhangi bir bilgi ve belgeyi, kendi isminin de bulunduğunu belirttiğisahte fatura düzenleyenlerin isimleri bulunan listeyi başvuru formunaeklemediği, belirttiği bu hususların hangi anayasal hak veya haklarını ihlalettiği hakkında bir bilgiye yer vermediği gibi haciz işlemlerinin kaldırılmasıve isminin belirtilen listeden çıkartılması şeklinde idari işlem niteliğindekarar verilmesi talebinde bulunduğu görülmektedir.
37. Anayasa Mahkemesine yapılanbireysel başvurularda başvurucuların, başvuru kapsamındaki haklardan hangisininhangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerin ve delillerin nelerolduğunu açıklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarakbaşvuru formu titizlikle doldurulmalı, hangi hakların ihlal edildiği ve ihlaliddiasının dayanağı olan tüm olaylar gösterilmeli, başvuruyu aydınlatacak vehükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyicitüm belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Şayet bir belge eldeedilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda başvurucununbu koşulları yerine getirmeyerek hangi anayasal hak veya haklarının ihlaledildiğini belirtmediği, iddialarını temellendirmediği ve idari işlemniteliğinde karar verilmesi talebinde bulunduğu başvurusunun esasınınincelenmesi imkânı bulunmamaktadır ( B. No: 2013/276, 9/1/2014,§ 26).
38. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından hangi anayasal hak veya haklarının ihlal edildiği vebunların gerekçelerinin neler olduğunun ortaya konulmaması ile idari işlemniteliğinde karar verilmesi talebinde bulunulması nedenleriyle başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.Mahsup talepleri hakkında işlem yapılmadığı iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,
2.İsminin sahte fatura düzenleyenler listesinde yer aldığı ve araç hacizlerinedevam edildiği iddialarının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
26/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.