TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH GENCER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12874)
Karar Tarihi: 10/3/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Abdullah GENCER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, "irtikâpve rüşvet istemek" suçlarından hakkında açılan kamu davasısonunda soyut gerekçelerle beraat kararı verildiğini ve makul sürede yargılamayapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 7/8/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/10/2014tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 6/1/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetleşöyledir:
7. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca, "irtikâp ve rüşvet istemek"suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 18/1/2002tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır.
8. Mardin Sulh Ceza Mahkemesinin 22/1/2002tarih ve 2002/10 Sorgu sayılı kararı ile başvurucunun tutuklanmasına kararverilmiş, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/5/2002 tarihli kararı ilebaşvurucu tahliye edilmiştir.
9. Başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkında, MardinCumhuriyet Başsavcılığının 1/3/2002 tarih veE.2002/228 sayılı iddianamesi ile "irtikâpve rüşvet istemek" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davasıaçılmıştır.
10. Yargılamaya başlayan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 21/2/2008 tarih ve E.2002/97, K.2008/48 sayılı kararı ilebaşvurucunun ve diğer sanıkların isnat edilen suçları işlediklerine dairmahkûmiyetlerine yeterli ve inandırıcı kesin delil elde edilemediğigerekçesiyle beraatlerine karar vermiştir.
11. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine, Yargıtay 5.Ceza Dairesinin 19/1/2012 tarih ve E.2008/14810,K.2012/145 sayılı ilâmıyla "rüşvet"suçundan verilen hüküm onanmış, "irtikâp"suçundan verilen beraat hükmü eksik soruşturmaya dayalı verildiğigerekçesiyle bozulmuştur.
12. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamasonunda 8/5/2013 tarih ve E.2012/74, K.2013/127 sayılıkarar ile başvurucunun ve diğer sanıkların isnat edilen suçu işlediklerine dairaralarında husumet bulunduğu anlaşılan müşteki ve tanıkların çelişkilianlatımları dışında mahkûmiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delilbulunmadığı, dolayısıyla isnat edilen suçu işlediklerinin sabit olmadığıgerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.
13. Gerekçeli karar, 14/6/2013tarihinde başvuruya tebliğ edilmiştir.
14. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine karar,Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 4/6/2014 tarih veE.2014/2746, K.2014/6106 sayılı ilâmıyla onanmıştır.
15. Başvurucu, 10/7/2014 tarihindeonama kararını öğrendiğini bildirmiştir.
16. Başvurucu, 7/8/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Onama kararı, 13/8/2014tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
18. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga TürkCeza Kanunu’nun 209. maddesinin birinci fıkrası, 212. maddesinin ikincifıkrası,219. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları; 4/12/2004 tarih ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e)bendi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 10/3/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun7/8/2014 tarih ve 2014/12874 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma kapsamında 18/1/2002 tarihinde gözaltınaalınarak 22/1/2002 tarihinde tutuklandığını ve 21/5/2002 tarihinde tahliyeedildiğini, "irtikâp ve rüşvetalmak" suçlarını işlediği iddiasıyla Mardin 2. Ağır CezaMahkemesine açılan dava sonunda, isnat edilen suçları işlediğine dairmahkûmiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyleberaat kararı verildiğini, hakkında yapılan soruşturmanın jandarma istihbarat görevlilerincegerçekleştirildiğini, adli görevi olmayan istihbarat görevlilerinin böyle biryetkilerinin olmadığını, ihbarcı kullanılarak soruşturma yapıldığını,istihbarat görevlilerinin kanuna aykırı delil kullandıklarını, bu şekildeiddianamenin oluşturulma şeklinin hukuka aykırı olduğunu, esasa etkili olmayanve masumiyetini göstermeyen gerekçelerle beraat kararı verildiğini, isnatedilen suçu işlemediği halde bariz takdir hatalarıyla beraat hükmü kurulduğunu,Mahkeme kararının gerekçesinde masumiyetine ilişkin delillerindeğerlendirilmediğini, olayın baştan itibaren kurgulandığının Mahkemece kabuledilmediğini, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
21. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvurudabulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”
22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
23. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
24. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
25. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetimmekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerinihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusuyapılamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
26. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
27. Başvuru konusu olayda,başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "irtikâp ve rüşvet almak" suçlarından Mardin 2.Ağır Ceza Mahkemesine açılan dava sonunda, isnat edilen suçları işlediğine dairmahkûmiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyleberaat kararı verildiğini, hakkında yapılan soruşturmanın jandarma istihbaratgörevlilerince gerçekleştirildiğini, adli görevi olmayan istihbaratgörevlilerinin böyle bir yetkilerinin olmadığını, ihbarcı kullanılaraksoruşturma yapıldığını, istihbarat görevlilerinin kanuna aykırı delilkullandıklarını, bu şekilde iddianamenin oluşturulma şeklinin hukuka aykırıolduğunu, esasa etkili olmayan ve masumiyetini göstermeyen gerekçelerle beraatkararı verildiğini, isnat edilen suçu işlemediği halde bariz takdir hatalarıylaberaat hükmü kurulduğunu, Mahkeme kararının gerekçesinde masumiyetine ilişkindelillerin değerlendirilmediğini, olayın baştan itibaren kurgulandığınınMahkemece kabul edilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
28. Başvurucu hakkında, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca, "irtikâp ve rüşvet istemek"suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış, yargılamaya başlayan Mardin2. Ağır Ceza Mahkemesi, 21/2/2008 tarihindebaşvurucunun isnat edilen suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli veinandırıcı kesin delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
29. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine, Yargıtay 5.Ceza Dairesinin 19/1/2012 tarihli ilâmıyla "rüşvet" suçundan verilenkararın onanmasına, "irtikâp"suçundan verilen beraat hükmünün eksik soruşturmaya dayalı verildiğigerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
30. Mahkemece bozma ilâmına uyularakyapılan yargılama sonunda 8/5/2013 tarihinde,başvurucunun isnat edilen suçu işlediğine dair aralarında husumet bulunduğuanlaşılan müşteki ve tanıkların çelişkili anlatımları dışında mahkûmiyetineyeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, dolayısıyla isnat edilen suçuişlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatinekarar verilmiştir. Gerekçeli karar ve katılanın temyiz dilekçesi 14/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği haldebaşvurucu temyiz talebinde bulunmamıştır.
31. Bu şekilde başvurucunun, Mardin 2.Ağır Ceza Mahkemesince verilen karara yönelik olarak olağan kanun yollarınabaşvurmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarınıusulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuksisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. YargılamanınMakul Sürede Tamamlanmadığı İddiası
33. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
34. Başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkındaaçılan kamu davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilenadil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanmahakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
36. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§§41–45).
37. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31).Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "irtikâp ve rüşvet istemek "suçlarınıişlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunansuçlar765 sayılı mülga Kanun’un 209. maddesinin birinci fıkrası, 212.maddesinin ikinci fıkrası ile219. maddesinin birincive dördüncü fıkralarında hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Buçerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No:2012/625, 9/1/2014, § 32).
38. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır.Somut başvuru açısından bu tarih, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunungözaltına alındığı18/1/2002tarihidir.Ceza yargılamasında sürenin sona erdiğitarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somutbaşvuru açısından bu tarih, Yargıtay onama kararının verildiği 4/6/2014 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 18/1/2002 tarihinde gözaltına alınarak 22/1/2002 tarihindeMardin Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanan başvurucu ile diğer iki şüphelihakkında, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının 1/3/2002 tarihli iddianamesi ile "irtikâp ve rüşvet istemek"suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı tespit edilmiştir.Yargılamaya başlayan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıklarınsavunmalarının alındığı, müşteki ve tanıkların dinlendiği, bilirkişi raporualınarak 21/2/2008 tarihinde, başvurucunun ve diğersanıkların isnat edilen suçları işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli veinandırıcı kesin delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerinekarar verildiği belirlenmiştir. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine,Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19/1/2012 tarihli ilâmıyla"rüşvet" suçundanverilen kararın onanmasına, "irtikâp"suçundan verilen beraat hükmünün eksik soruşturmaya dayalı verildiğigerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, Mahkemece, bozma ilâmına uyularakyapılan yargılama sonunda 8/5/2013 tarihinde, başvurucunun ve diğer sanıklarınmahkûmiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, dolayısıylaisnat edilen suçu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği, katılan Maliye Hazinesinintemyizi üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 4/6/2014 tarihli ilâmıyla hükmünonandığı anlaşılmıştır.
40. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).
41. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında,somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve söz konusu on iki yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayanbir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
43. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlali nedeniyle1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
44. 6216 sayılı Kanun'un“Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin on iki yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 11.650,00 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündekiiddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 11.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.