TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULVAHAP KAVAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7477)
Karar Tarihi: 6/10/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Abdulvahap KAVAK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun, o tarihte Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’a göndermek istediğimektuba el konulması işlemi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 16/9/2013 tarihinde Bolu Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 16/6/2015 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucununadli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesinekarar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihindeBakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 12/8/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 26/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan birkısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediğigerekçesiyle başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir.
9. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (İnfaz Kurumu) o tarihte Başbakan olanRecep Tayyip Erdoğan’a mektup niteliğinde bir faks göndermek istemiştir. Sözkonusu mektupta “… Kürt halkının tepkigösterdiği karakol inşaatları, batıdaki gibi bir güvenliği değil, bu güne kadar bölgede yaşananlardan dolayı haklı olarak ölümve işkence merkezleri olarak algılanmaktadır. Takdir edersiniz ki bu algıyıdeğiştirmek pek kolay olmayacaktır. Ve kürt halkıhaklı olarak madem ki sorun çözülecek, savaş bitirilecekse bu karakollar nedenyapılıyor. Çünkü Kürt halkı bu karakolları sadece savaş için yapıldığınıdüşünüyor ve haklı olarak bugüne kadar onlara ölüm ve işkence getiren bumerkezlere tepki gösteriyorlar. En son Lice’de yapılan demokratik protestodasavaş taraftarları halkın üzerine ateş açmış bir genç hayatını kaybederkendokuzu da yaralanmıştır. Bu saldırı Kürt halkına, Tüm Türkiye halklarına veçözüm sürecine yönelik yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırıda parmağı olan, yeralanları ve bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Faillerinin bir an önce bulunupadalete teslim edilerek gerekli cezalara çarptırılmalıdırlar. …” ifadeleriyer almaktadır.
10. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca anılan mektubu inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu 4/7/2013 tarihlive 2013/95 sayılı kararla mektubun alıkonulmasına karar vermiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
“… Faksın içeriğinde ‘Kişi ve kuruluşları hedef alan ve paniğeyöneltecek yalan-yanlış ifadeler taşıması nedeniyle’ alıkonulmasına kararverilmiştir. ...”
11. Başvurucu bu karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliği nezdindeşikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 23/7/2013 tarihli veE.2013/1423, K.2013/1429 sayılı kararla başvurucunun şikâyetini reddetmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“ …5275 Sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş vegüvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan,kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit vehakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez ibaresi yer aldığından;
İtiraza konu mektubun incelenmesinde, dosyakapsamı da hep birlikte değerlendirildiğinde Ceza İnfaz Kurumu Kararı usul veyasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. … ”
12. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 22/8/2013tarihli ve 2013/938 sayılı kararla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeyeatıf yapılarak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucununitirazının reddine karar vermiştir.
13. Başvurucu 16/9/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
15. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarakçıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün(Ceza İnfaz Tüzüğü) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
16. Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memurutarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik vegözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesindesakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarfiçerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
17. Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru içingereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğtarihinden itibaren onbeş gün içinde infazhâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşıtebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itirazedilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalıgörülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamısakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurucunun 16/9/2013 tarihli ve 2013/7477 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, Cezaevi idaresince Başbakan Recep TayyipErdoğan'a hitaben yazmış olduğu mektubunun faksla gönderilmediğini, idareninböyle bir yetkisinin olmadığını, mektupta Diyarbakır’ın Lice ilçesinde karakol yapımınıprotesto amacıyla toplanan bölge halkına askerlerin müdahalesi sonucu birkişinin ölmesiyle ilgili olarak bu tür yaklaşımların ülkeye zarar verdiğinianlatmak suretiyle mektubunun ateş açılmasını protesto etmek ve fail veyafaillerin bulunması, yargı önüne çıkarılması talebini içerdiğini belirterekAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Sözleşme/AİHS) 8. ve 10. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüş; 10.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,haberleşme hürriyeti ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ihlaledildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de bu iddiaların özü, göndermekistediği mektuba Cezaevi idaresince el konulması neticesinde haberleşmehürriyetinin kısıtlanmasıyla ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucutarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucununbütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir. NitekimAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de haberleşme alanında ifade özgürlüğününSözleşme’nin 8. maddesi ile güvence altına alındığını belirtmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72 …, 25/3/1983, § 107; Fazıl AhmetTamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,§ 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Başvurucunun Başbakan’a hitabenyazdığı mektup içerikli faksının alıkonulması nedeniyle anayasal haklarınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıcabaşka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri
22. Başvurucu, Başbakan’a hitaben yazmış olduğu mektupiçerikli faksına Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu tarafından el konulduğunu,bu nedenle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Bakanlık görüşünde AİHM içtihatları hatırlatılarakmektupta yer alan ifadelerin bahse konu içtihatlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
b. Genel İlkeler
24. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
25. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
26. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleriSözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikteSözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır.Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22.maddesinde düzenlenmiştir.
27. Anayasa’nın 22. maddesinde herkesin haberleşmeözgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygıgösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasave Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriğive biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altınaalmaktadır. Haberleşme kapsamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü,yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanmasıgerekir. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, § 49).
28. Kamu makamlarının bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmeniniçeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşmeözgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte haberleşmeözgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bukapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilmiştir(Mehmet Koray Eryaşa,§ 50).
29. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın, “ulaşılabilir”,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinciolarak söz konusu sınırlandırma “meşru biramaca” dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992,§ 34).
30. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne karşı olduğu iddiaedilen müdahalelerin incelemesinde kanuniliğin ve müdahaleyi haklı kılansebeplerin var olup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içindedeğerlendirilmelidir.
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
31. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun Başbakana göndermek istediği mektubun alıkonulmasına kararverilmiştir. Dolayısıyla anılan işlemle kamu makamları tarafından başvurucununhaberleşme özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bunedenle sınırlamanın; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 36).
Kanunilik
33. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların önceliklekanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilenkanunla öngörülme kriteri, kendi içerisinde üç temel prensibi içermektedir. İlkolarak müdahale teşkil eden eylem, mevzuatta yer alan bir düzenlemeyedayanmalıdır. İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkil eden düzenleme,ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Son olarak sözkonusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını ona göreyönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesinde meydanagelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§86-88).
34. Kanunilik ilkesinin yerine getirilmesinin, haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceğine dair genel bir yasal düzenleme yapılması ilemümkün olduğu söylenemez. Buna göre “kanununkalitesi” olarak tanımlanabilecek kanuni düzenlemede bulunmasıgereken temel esaslar belirlenerek takdir yetkisini kullanacak mercilerinsınırlarının da netliğe kavuşturulması gereklidir. Bu bağlamda AnayasaMahkemesi Genel Kurulunun kararında belirttiği üzere kanun ile temel esasların,ilkelerin ve çerçevenin ortaya konulmuş olması gerekir (AYM, E.1984/14,K.1985/7, 13/6/1985). Özellikle kanunun idari makamlara haberleşme özgürlüğünemüdahalede takdir yetkisi tanıdığı durumlarda ilgili kanunun, bu yetkininçerçevesini belirli bir açıklıkta belirlemesi gerekmektedir (Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye, B.No: 15672/08…, 11/1/2011, § 56; Tan/Türkiye,B. No: 9460/03, 3/7/2007, § 21).
35. Cezaevi idaresinin hükümlü ve tutukluların haberleşmesinemüdahalesinin Anayasa’nın 22. maddesinin hangi fıkrası kapsamında kaldığınınbelirlenmesi müdahalenin kanuniliği açısından önemlidir. Zira ikinci fıkrakapsamında olduğunun kabulü halinde hâkim kararı veya onayı olmaksızın yapılanbir müdahale, kanunilik ilkesini karşılamayacaktır. Öte yandan üçüncü fıkranıngündeme gelmesi durumunda kanun koyucunun cezaevini istisna kamu kurumu olarakkabul edip etmediği değerlendirilecektir. (AhmetTemiz, § 39).
36. 5275 sayılı Kanun’un “Hapiscezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenlibir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.”
37. Buna göre 5275 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b) bendinde yer alan “…Hükümlülerin,Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, buKanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.” ibaresiuyarınca cezaevlerinin haberleşme hürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamukurumu olarak kabul edildiği değerlendirilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, § 76).
38. Somut olayda hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını, 5275 sayılı Kanun’un68. maddesi ile Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 91., 122. ve 123. maddelerioluşturmaktadır.
39. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinde ve anılan Tüzük’ün 91. maddesinde, hükümlülerin mektup, faks vetelgraf gönderme ve kendilerine gönderilenleri alma hakkına sahip oldukları,resmî makamlara veya savunmaları için avukatlarına gönderdikleri mektup, faksve telgrafların denetime tabi olmadığı, “Kurumunasayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör veçıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerineneden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri,tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.
40. 5275 sayılı Kanun ve anılan Tüzük, Resmî Gazete’de yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilirolduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler,cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı,buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek usuller yeterince açık veanlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün mektubunun denetimi, mektubunkısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacak tedbirler ile buyöndeki işlemlere karşı hükümlünün başvurabileceği dava yollarının dadüzenlendiği, bu hâliyle ilgili düzenlemenin yeterince açık, anlaşılabilir veöngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır (AhmetTemiz, § 44).
41. AİHM’in Gülmez/Türkiyekararında da Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veyaCezaları Önleme Komitesi tarafından 5275 sayılı Kanun’un incelendiği, herhangibir eleştiri almadığı, hükümlerinin yapılan herhangi bir haksız müdahaleyekarşı yerinde koruma sağlayabilecek derecede açık ve ayrıntılı olduğu tespitiyapılmıştır (Gülmez/Türkiye, B.No: 16330/02, 20/5/2008, § 51).
42. Görüldüğü üzere müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü;hak ve özgürlüğe yönelen müdahalelerin sınırlarını yeterli bir açıklıkta ortayakoyan, erişilebilir ve öngörülebilir bir düzenlemedir. Yapılan değerlendirmelerneticesinde 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
Meşru Amaç
43. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
44. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında dahaberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukuka uygun ve demokratiktoplumda gerekli olmasının yanında ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkeninekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genelahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıylayapılmış olması şartları aranmakta olup bu şartlar altında yapılmayanmüdahaleler yasaklanmıştır.
45. Anayasa’nın 22. maddesinde haberleşmenin gizliliğineyönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesinde olabileceğidüzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlara dayalıolarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte üçüncüfıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisna tutulabileceği debelirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna, hâkim kararı alınmasışartına bağlı olarak anlaşılmalı, 22. maddenin ikinci fıkrasında belirtilensınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Temelhak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngören Anayasa’nın 13. maddesindekidüzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların dar yorumlanması gereğikarşısında, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen haberleşmehürriyetine getirilebilecek sınırlama sebeplerinin anılan maddenin üçüncüfıkrasına dayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).
46. Yukarıda da belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın 22.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumları olduğu kabuledilmekle birlikte bu istisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı alınmasışartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesisedilebileceği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte bu kurumların haberleşmehürriyetine müdahale anlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için mutlakaAnayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerinedayalı olması gerekmektedir (Ahmet Temiz,§ 50).
47. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğinitehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütüveya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Buradabelirtilen sebeplerin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
48. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun4/7/2013 tarihli kararında, başvurucunun Başbakan’a göndermek istediği mektubael konulması işlemine gerekçe olarak söz konusu mektubun (faksın)içeriğinde kişi ve kuruluşları hedef alan ve paniğe yöneltecek yalan yanlışifadelerin yer alması gösterilmiştir.
49. Başvurucu şikâyet ve itiraz yollarına başvurmuş;sırasıyla Bolu İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucununşikâyet ve itirazı reddedilmiştir.
50. Başvurucunun faksının, cezaevi disiplin kuruluncadenetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin kamu düzeni,cezaevlerinde güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı ve bunun da Anayasa'nınhaberleşme özgürlüğüne ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşrubir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
51. Başvurucu, göndermek istediği mektubun Diyarbakır iliLice ilçesinde yaşanan olayları protesto etme amacını ve bu olaylar ile ilgiliateş açılmasında sorumluluğu bulunanların adalete teslim edilmesi talebiniiçermesine rağmen Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu tarafından mektuba elkonulması suretiyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
52. Bakanlık görüşünde mektupta yer alan ifadeler nedeniyleyapılan müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygunolup olmadığının AİHM içtihatları doğrultusundadeğerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
53. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri /BirleşikKrallık, § 97).
54. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriterleri incelediğikararlarda öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarınınbelirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyetvermeyeceğini keza ceza infaz kurumunun olağan ve makul gereksinimlerinindikkate alınarak bir değerlendirmede bulunulmasının gerekli olduğunubelirtmiştir (Mehmet Nuri Özen vediğerleri/Türkiye, § 51; Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
55. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyiyaparken mektup gönderme ve almanın, ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardanolduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
56. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
57. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratiktoplum" ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile AİHS'in"demokratik toplum düzeniningerekleri" ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11.maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu nedenle demokratik toplumölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §92).
58. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıuyarınca "Demokrasiler, temel hak veözgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getirensınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bunedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamakkoşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde veancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142,K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğünözüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyor yada etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlamaaracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırıolacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148,17/4/2008; Fatih Taş, § 93).
59. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 84; Fatih Taş, §§92, 93).
60. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, §183).
61. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesikapsamında hukuka uygun olarak "birmahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma" olarakdeğerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalantemel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Benzer yönde AİHMkararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §35).
62. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekyukarıda belirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesidâhilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığınaikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin vemahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
63. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temeli, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından “demokratik bir toplumdagereklilik” ve “ölçülülük ilkesi”neuygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koymadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).
64. Başvuruya konu mektup içeriğinde “… Kürt halkının tepki gösterdiği karakol inşaatları,batıdaki gibi bir güvenliği değil, bu güne kadar bölgedeyaşananlardan dolayı haklı olarak ölüm ve işkence merkezleri olarakalgılanmaktadır. Takdir edersiniz ki bu algıyı değiştirmek pek kolayolmayacaktır. Ve kürt halkı haklı olarak madem kisorun çözülecek, savaş bitirilecekse bu karakollar neden yapılıyor. Çünkü Kürthalkı bu karakolları sadece savaş için yapıldığını düşünüyor ve haklı olarakbugüne kadar onlara ölüm ve işkence getiren bu merkezlere tepki gösteriyorlar.En son Lice’de yapılan demokratik protestoda savaş taraftarları halkın üzerineateş açmış bir genç hayatını kaybederken dokuzu da yaralanmıştır. Bu saldırıKürt halkına, Tüm Türkiye halklarına ve çözüm sürecine yönelik yapılmış birsaldırıdır. Bu saldırıda parmağı olan, yer alanları ve bu saldırıyı şiddetlekınıyoruz. Faillerinin bir an önce bulunup adalete teslim edilerek gereklicezalara çarptırılmalıdırlar. …” ifadeleri yer almaktadır. Sözkonusu mektupta ülkenin doğu bölgesinde yapılan kolluk merkezi binalarınınyapım amacının bu bölgede yaşayan halk tarafından farklı yorumlandığı ve bunedenle söz konusu inşaatların durdurulması amacıyla çeşitli gösterilerinyapıldığı belirtilerek en son Diyarbakır ili Lice ilçesinde olan bu tür birgösteri nedeniyle “savaş taraftarlarınınhalkın üzerine ateş açmasının” gösterinin ölüm ve yaralanma ile sonuçlandığı ifade edildikten sonra “saldırıda” bulunanların yargılanmalarıtalep edilmektedir.
65. Mektuba konu olay -kamuoyuna yansıdığı kadarıyla-Diyarbakır ili Lice ilçesi Kayacık köyünde 28/6/2013 tarihinde jandarmakarakolu ek binası inşasını protesto etmek amacıyla bölge halkının toplanmasınedeniyle meydana gelmiş, ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanmıştır. Bahse konuolay ile ilgili basında açıklama yapan yetkililer, sorumlular hakkında yasalişlemin başlatılacağını açıklamışlardır. Başvurucu mektubunda, bu olayıkınadığını belirterek “faillerin”cezalandırılması talebini Başbakan’a iletmek istemiştir.
66. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun4/7/2013 tarihli kararında başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulmasıişlemine gerekçe olarak söz konusu mektup içeriğinde kişi ve kuruluşları hedefalan ve paniğe yöneltecek yalan yanlış ifadelerin yer alması gösterilmiştir.Ancak mektubun muhatabının, Başbakan olduğu hatırda tutulmalıdır. Dolayısıylabaşvurucunun mektubundaki sözlerin ne suretle kim üzerinde panik oluşturucunitelikte olduğu belirtilmeden ya da basına yansımış güncel bir olayın altınınçizilmesinin ne şekilde yalan yanlış ifadelere konu olduğu açıklanmadan bugerekçeye dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mektupta olayın faillerininbulunması ve adalete teslim edilmesi talebi yer almakla birlikte “savaş taraftarları” şeklinde yapılannitelendirmeyle belli bir kişi veya kuruluşun hedef gösterildiği de söylenemez.
67. Disiplin Kurulu kararına yapılan şikâyet, Bolu İnfazHâkimliğince söz konusu Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz da Bolu Ağır CezaMahkemesince reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesikararlarında başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somutdeğerlendirme yapılmamış, sadece 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3)numaralı fıkrası tekrar edilip mektup içeriğinin soyut olarak bu maddede yeralan düzenlemelere aykırı olduğu belirtilmiştir. Buna göre mektup içeriğindekihangi sözlerin bu nitelikte olduğu belirtilmeden “Kişi ve kuruluşları hedef alan ve paniğe yöneltecek yalan yanlışifadeler taşıması” gerekçesine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Somut olaydakamu düzeni ve cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilirmakul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığıdolayısıyla başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması suretiylehaberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçeleredayandırılmadığı dolayısıyla "demokratikbir toplumda gerekli" olmadığı kanaatine varılmıştır.
68. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
69. Başvurucu, anayasal hakları ihlal edildiği için 10.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
71. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyatakdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
72. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bakanlığa ve Bolu İnfazHâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.Başvurucunun,
1. Anayasa’nın 22. maddesindeyer alan haberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Başvurucunun Anayasa’nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
B.Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
C.Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına,
D.Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca başvurucuya, Bakanlığa ve Bolu İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine
6/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.