TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLATİF CENGİZ ZENGİN VE HÜSEYİN NURİ TOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1071)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucular
:
1. Abdullatif Cengiz ZENGİN
:
2. Hüseyin Nuri TOY
Vekilleri
:
Av. Ali Ulvi SEYREK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ)gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi ile anlaştığı şirket tarafından yapılarakteslim edilen dairenin, kapalı yüzme havuzu yapılmadan eksik teslim edilmesiüzerine açılan davada derece mahkemelerince kamu gücünü temsil eden idareninkorunarak, daha önceki içtihatlar ile çelişkili bir şekilde davanın kısmenreddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanmahaklarınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 27/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formlarının ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecekbir eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde,2014/1071 başvuru numaralı bireysel başvurunun; İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 19/11/2014 tarihinde, 2014/1075 başvuru numaralı bireyselbaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 29/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/1/2016 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
6. 9/8/2016 tarihinde 2014/1075 başvuru numaralı bireyselbaşvuru dosyasınınkonu yönünden hukuki irtibatnedeniyle 2014/1071 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine; 2014/1075 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasınınkapatılmasına ve incelemenin 2014/1071 başvuru numaralı bireysel başvurudosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular TOKİ ile yüklenici şirketler arasında düzenlenengelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi kapsamında yapılan Ankara Eryaman HavuzluEvler-1-Altay Mahallesi 98. Sokak Göksu Park Konutlarından birer daire satınalmışlar ancak bu dairelerin eksik ve ayıplı teslim edildikleri iddiasınadayalı olarak eksik ve ayıplı imalat bedelleri ile konutlarda meydana gelendeğer kaybının tazmin edilmesi istemiyle TOKİ ve yüklenici şirketler aleyhineSincan Tüketici Mahkemesinde (Mahkeme) 18/6/2009 tarihinde tazminat davalarıaçmışlardır.
9. Mahkeme, başvurucu Hüseyin Nuri Toy tarafından açılan davabakımından 24/3/2011 tarihli ve E.2009/202, K.2011/244 sayılı; başvurucu Abdullatif Cengiz Zengin tarafından açılan dava bakımındanaynı tarihli ve E.2009/207, K.2011/249 sayılı kararları ile davaların kısmenkabulüne ve kısmen reddine, kapalı yüzme havuzunun yapılmaması sonucukonutların değerlerinde meydana gelen kayıpların karşılığı olarak tespit edilenzarar miktarlarının davalı yüklenici şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.
10. Kararlar başvurucular ve davalı TOKİ tarafından temyizedilmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarihli ve E.2011/14548,K.2011/17367 sayılı, aynı tarihli ve E.2011/14535, K.2011/17356 sayılıilamlarıyla, temyiz edilen hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. Bozmailamlarının gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:
"1- Davalı TOKİ, Mahkemeye yazdığı10.11.2009 tarihli cevabi yazıda; idare ile yükleniciler K. İnşve Mad. San. Tic. İhr. Ltd. Şti.-C. İnş. Turz. Paz.Ltd. Şti. ortak girişimi arasında yapılan sözleşmenin 7. ve 23. maddelerindeişin tüm eksik ve kusurlu imalatlarından yüklenicilerin sorumlu olduğu, konutsahiplerinden muhtelif zamanlarda gelen şikayetler değerlendirilip durum tesbit tutanağı düzenlendiğini, bu işlerin yükleniciler namve hesabına giderilmesi için karar alındığını bildirmiş, ayrı bir yazı ile deidare tarafından tesbit edilen eksikliklerinyüklenici nam ve hesabına yaptırılmasını teminen G.L. İnş. Tur. San. Tic. AŞ’ye ihale edilip 29/6/2009 tarihli sözleşmeimzalandığını, yer tesliminin 1/7/2009 tarihinde yapıldığını belirtmiştir. Budurumda davalı TOKİ tarafından eksiklikler giderildiği takdirde giderileneksiklik ve ayıplar yönünden dava konusuz kalacaktır. Her ne kadar mahkemeceişin ihale edilmesinden sonra 26/2/2010 tarihinde yapılan keşif ve hazırlananbilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmişse de,bu aşamadan sonrada eksikliğin giderilmesi mümkündür. Hal böyle olunca davalıTOKİ tarafından [üçüncü] kişiyle yapılan 29/6/2009 tarihli sözleşme ve eklerigetirilip davacıya ait konutda olduğu iddia edilenayıp ve eksik imalatlar ile ortak yerlerdeki ayıplı ve eksik imalatların busözleşme kapsamında olup olmadığı, varsa bunların giderilip giderilmediği, sözleşmede[üçüncü] kişiye bu noksanların hangi tarihe kadar giderilmesi için süreverildiği gerektiğinde keşif yapılarak değerlendirilmeksizin yazılı şekildeeksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre bu aşamada tarafların sair temyizitirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir."
11. Bozma ilamlarına uyan Mahkeme 11/10/2012 tarihinde yinedavaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermiştir. Buna göre Mahkeme;
i. Başvurucu Hüseyin Nuri Toy tarafından açılan davadayapılan yargılama neticesinde verdiği 11/10/2012 tarihli ve E.2012/87,K.2012/751 sayılı karar ile konuttaki eksik ve ayıplı imalat bedeli olan 7.725TL ve ortak yerlerdeki eksik ve ayıplı imalat bedeli olan 263,54 TLtutarlarındaki tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilentahsiline, kapalı yüzme havuzunun yapılmaması sonucu konutun değerinde meydanagelen kayıp nedeniyle 17.700 TL tutarındaki tazminatın ise davalı yüklenicişirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline,
ii. Başvurucu Abdullatif CengizZengin tarafından açılan davada yapılan yargılama neticesinde verdiği11/10/2012 tarihli ve E.2012/107, K.2012/761 sayılı karar ile konuttaki eksikve ayıplı imalat bedeli olan 7.865 TL ve ortak yerlerdeki eksik ve ayıplıimalat bedeli olan 257,81 TL tutarlarındaki tazminatın davalılardan müşterekenve müteselsilen tahsiline, kapalı yüzme havuzununyapılmaması sonucu konutun değerinde meydana gelen kayıp nedeniyle 19.420 TLtutarındaki tazminatın ise davalı yüklenici şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.
iii. Kararların gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:
"Yargıtaybozma ilamı doğrultusunda davalı TOKİ tarafından üçüncü kişi ile yapılan29/6/2009 tarihli sözleşme ve ekleri getirtilmiş ve davaya ait konutta olduğutespit edilen ayıp ve eksik imalatların bu sözleşme kapsamında olup olmadığı,varsa bunların giderilip giderilmediği hususunda bilirkişi incelemesi yapılmış,bilirkişi kurulu ek raporunda; davalı TOKİ tarafından G. L. İnşaat Turizm San.Tic. A.Ş.'ye ihale edilen 1.250.000 TL keşif bedeliişleri ile bu davaya konu edilen işlerin benzerliğinin bulunmadığınıbelirtmişlerdir.
Dosya kapsamına göre; davacının dava konusukonutu yüklenici Şirketlerden 28/4/2005 tarihli Taşınmaz Satış Sözleşmesi ilesatın aldığı, konutun sözleşme bedelinin toplam 177.000 TL olduğu, konutundavacıya 31/5/2007 tarihinde teslim edildiği, konutun davacı adına 5/11/2007tarihinde tapuda devredildiği, konutun yapı kullanma izin belgesi (iskan ruhsatının) bulunduğu, konutta davacının oturduğuanlaşılmıştır.
Dava konusu konutun inşasıyla ilgili olarakdavalılar arasında yapılan Ankara 17. Noterliğinin 25/8/2004 tarih ve 22196yevmiye sayılı Ankara-Eryaman 8. ve 9. Etap Konutları Gelir Paylaşma EsasınaGöre İnşaatı ve Satışı İşine ait Sözleşme ile davalı TOKİ'nin arsa sahibiolarak gelir paylaşımı esasına göre diğer davalı yükleniciler ile sözleşmeyaptığı, yüklenicilerin sözleşme uyarınca kararlaştırılan hasılatı davalıTOKİ'ye vermekle yükümlü oldukları, bu haliyle gelir paylaşımı esası ile katkarşılığı inşaat sözleşmesinin birbirine benzer nitelikler taşıdığıgörülmüştür.
...
... belli bir hukuki durumun mevcudiyetineişaret eden, bir hukuki görünüşe ve güvene yol açan kimsenin bunun sonuçlarınakatlanmasının gerektiği, davalı TOKİ'nin gerek sözleşme hükümleri ile gereksesatış kampanyası sırasında konut alıcısı tüketiciler üzerinde serbestiradesiyle yarattığı hukuki görünüşün ve güvenin onun konuttaki ve ortakalanlardaki -kapalı yüzme havuzu dışındaki- eksiklikler ve ayıplardan davalıyüklenici Şirketler kadar sorumlu tutulmasını gerektirdiği, bu nedenle davalıTOKİ'nin davacı ile diğer yüklenici şirketler arasında yapılan sözleşmenintarafı olduğu kanısına varılmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24/6/2002tarihli ve E.2002/3720, K.2002/7696 sayılı kararı).
Dava konusu yapılan eksik ve ayıplı işlerinönceden taraflar arasında düzenlenen teslim tutanağı ile sonradan da davakonusu konutun bulunduğu site yönetimi tarafından davalı TOKİ'ye, TOKİtarafından da davalı yüklenici şirketlere bildirildiği, davalı TOKİ'nin eksikve ayıplı kısımları -kapalı yüzme havuzu dışındaki- kabul ederek bunlarıgidermek için girişimde bulunduğu (TOKİ'ye ait 2/11/2009 tarihli yazı), ortakalanlardaki bir kısım eksikliklerin giderildiği, ancak eksik ve ayıplı işlerintamamıyla giderilmediği; bu haliyle dava konusu eksik işler nedeniyle [818sayılı Borçlar Kanunu'nun] 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımının sözkonusu olduğu, bir kısım ayıplı işler için ise davacının ihbar yükümlülüğünüyukarıda açıklanan nedenlerle yerine getirdiği kanısına varılmıştır.
Davacının hem eksik ve ayıplı işlerden hem deayrıca değer kaybı isteminde bulunduğu, davacının eksik ve ayıplı işler bedeliile buna ek olarak değer kaybı tazminatı isteyemeyeceği, bu iki alacağınbirbirini kapsayacağı, her iki alacağa birden karar verilmesi halinde davacınınsebepsiz zenginleşmesine yol açılacağı, davacının davada esas olarak eksik veayıplı işler nedeniyle değer kaybının tazminini istediği görülerek konuttaki veortak alanlardaki eksik ve ayıplı işler bedeli bilirkişilerce hesaplanarak bunakarar verilmiş, davalı yüklenici Şirketler tarafından yarım bırakılan kapalı yüzmehavuzunun yol açtığı değer kaybı ayrıca hesaplanarak davalıların sorumluluklarıyönünden ayrıma gitmek gerekmiştir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 01.07.2004tarihli, 4619 Esas - 10540 Karar sayılı kararı.)
Dava konusu konutun bulunduğu sitenin başkaortak alanlar için ayrılan dış alanına sonradan inşa edilmeye başlanan kapalıyüzme havuzu inşaatının davalı yüklenici şirketler tarafından betonarme kabainşaat seviyesinde bırakıldığı, kapalı yüzme havuzunun betonarme enkaz halindeuzun süredir durduğu, kapalı yüzme havuzunun davalı yüklenici şirketlertarafından konut sahiplerine ayrıca taahhüt edildiği, kapalı yüzme havuzunundavalılar arasında kararlaştırılan projede ve sözleşmede yer almadığı, sitedesözleşme ve proje kapsamında ayrıca açık yüzme havuzunun da bulunduğu, bunedenlerle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzu taahhüdünden ve inşasındansorumlu olmadığı, kapalı yüzme havuzu nedeniyle konutların satış değerlerininartış gösterdiği, kapalı havuzun tamamlanmaması nedeniyle konutlarda bedellerioranında değer azalmasının meydana geleceği, kapalı yüzme havuzunun eksikliğinedeniyle dava konusu konuttaki değer azalmasının Yargıtay içtihatlarıylabelirlenmiş nisbi metot yöntemine göre bilirkişilercehesaplandığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;davalı TOKİ ile G.L. İnşaat Turizm San. Tic. A.Ş. arasında akdedilen 29/6/2009tarihli sözleşme gereğince, geçici kabul sonrası tespit edilen ve öncelikliolarak konut alıcılarının yaşamını olumsuz olarak etkileyen, aciliyeti olan eksik ve kusurlu işlerin tamamlama komisyonutarafından (TOKİ ile yüklenici K.-C. ortak girişimi arasında imzalanan sözleşmeşartları doğrultusunda) yüklenici hesabına G.L. İnşaat Turizm Pet. Eğit. Med. Dan. San. Tic. A.Ş. firmasına yaptırıldığı ve iş bitimtarihinin 1/11/2009 tarihi olarak kararlaştırıldığı, iş bitim tarihi olan1/11/2009 tarihi ile mahkememizce yapılan 26/2/2010 tarihinde yapılan keşiftarihi arasında 3 ay 24 günlük fark olduğu, bu süre içerisinde davacılarıneksik ve kusurlu işler olarak iddia ettikleri işlerden hiç birisininyapılmadığı, kaldı ki 24/9/2012 havale tarihli bilirkişi kurulu raporundabelirtildiği üzere; davalı TOKİ tarafından G. L. İnşaat Turizm San. Tic. A.Ş.'ye ihale edilen 1.250.000 TL keşif bedeli ile budavaya konu edilen işlerin benzerliğin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusukonutta ve ortak alanlarda bulunan eksik ve ayıplı işler bedeli değer azalmasıolarak nitelendirilmiş, yukarıda açıklandığı üzere ortak alanda bulunan kapalıyüzme havuzunun inşa edilmemesi nedeniyle meydana gelen değer azalmasındandavalı TOKİ'nin sorumlu olmadığı, diğer davalı şirketlerin sorumlu olacağıkanaatine varılarak bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulünekarar vermek gerekmiş, harç, vekalet ve diğer yargılama giderleri hesabındaTOKİ'nin sorumlu olduğu miktarlar ayrıca belirtilerek aşağıdaki şekilde hükümkurulmuştur."
12. Başvurucular ve TOKİ tarafından temyiz edilen anılankararlar, Dairenin 28/3/2013 tarihli ve E.2013/6485, K.2013/7807 sayılı, aynıtarihli ve E.2013/6450, K.2013/7805 sayılı ilamlarıyla onanmıştır.
13. Başvurucuların karar düzeltme istemleri ise Dairenin11/11/2013 tarihli ve E.2013/27943, K.2013/27852 sayılı, 12/11/2013 tarihli veE.2013/28111, K.2013/27966 sayılı ilamlarıyla reddedilmiştir.
14. Nihai kararlar başvurucular vekiline 26/12/2013 tarihindetebliğ edilmiştir.
15. Başvurucular 27/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
16. Uyuşmazlığa konu olay tarihi itibarıyla yürürlükte olanmülga 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un4. maddesi şöyledir:
“(Değişik: 6/3/2003-4822/4 md.) Ambalajında,etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yeralan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknikdüzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırıolan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicininondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veyaekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.
Tüketici, malın teslimi tarihinden itibarenotuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda,bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyledeğiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım istemehaklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerinegetirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikteayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veyakullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticidentazminat isteme hakkına da sahiptir.
(Değişik üçüncü fıkra: 21/2/2007-5582/22 md.) İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasınagöre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlikhaklarından dolayı müteselsilen sorumludur. 10/Bmaddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşununsorumluluğu teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ve kullandırdığı kredimiktarı ile sınırlıdır. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinindokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, krediveren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralankuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. Ayıplı malın neden olduğu zarardandolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilensorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğuortadan kaldırmaz.
Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar,ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldansorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimitarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatilamaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlüzararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu taleplerzarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonraortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuruveya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Ayıplı malın neden olduğu zararlardansorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınanmallar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.
...
...
Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlütüketici işleminde de uygulanır.”
17. Mülga 4077 sayılı Kanun'un 30. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerdegenel hükümler uygulanır."
18. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin KorunmasıHakkında Kanun’un 86. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılıTüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğermevzuatta Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna yapılan atıflar bu Kanunayapılmış sayılır."
19. 28/11/2013 tarihli Resmî Gazete'deyayımlanan 6502 sayılı Kanun'un 87. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren altıay sonra yürürlüğe girer."
20. Yine uyuşmazlığa konu olay tarihi itibarıyla yürürlükte olanmülga 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 198. maddesi şöyledir:
"Müşteri kabzettiği mebiin halini örf ve adete göre imkan hasıl olur olmaz muayene etmek borcu ile mükellef olupmebi de bayiin tekeffül altında olan bir ayıp gördüğüzaman bunu derhal bayie ihbar etmesi lazım gelir.
Bunu ihmal ettiği halde mebiikabul etmiş sayılır. Meğerki mebide adi bir muayeneile meydana çıkarılamıyacak bir ayıp bulunsun.
Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsaderhal bayie ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, mebibu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur."
21. Mülga 818 sayılı Kanun'un 202. maddesi şöyledir:
"Bayiin tekeffülü altındaki mebiin ayıbı anlaşıldığı zaman müşteri muhayyerdir. Dilersemebii redde hazır olduğunu beyanla bey 'in fesh edilmesini, dilerse mebii alıkoyup kıymetinin noksanımukabilindesemenin tenzil olunmasını dava eder.
Hakim, müşterinin mebii ret davası üzerine halicabı bey'in feshini muhik göstermiyorsa semenintenzili ile iktifa edebilir.
Kıymetinin noksanı mebiinsemenine müsavi ise müşteri ancak bey 'in feshini talep edebilir."
22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun647. maddesi şöyledir:
"22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı BorçlarKanunu yürürlükten kaldırılmıştır."
23. 6098 sayılı Kanun'un 648. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihindeyürürlüğe girer."
24. 12/1/2011 tarihli ve 6101 sayılı Türk BorçlarKanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesişöyledir:
"Türk Borçlar Kanunununyürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcıolup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükteiken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil veişlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, TürkBorçlar Kanunu hükümlerine tabidir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucular TOKİ ile yüklenici şirketler arasındadüzenlenen gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi kapsamında birer daire satınaldıklarını, ancak bu dairelerin eksik ve ayıplı teslim edildiğini, bu nedenleSincan Tüketici Mahkemesinde açtıkları tazminat davasının kısmen kabuledilmekle birlikte taahhüt edilen kapalı yüzme havuzunun yapılmaması nedeniyleoluşan zarardan TOKİ'nin sorumlu olmadığı gerekçesiyle davalı TOKİ yönündenaçılan davanın kısmen reddedildiğini ifade etmişlerdir.
27. Başvurucular;
i. Dava konusu konutları TOKİ ve yüklenici şirketlerinreklam ve tanıtıcı broşürlerine güvenerek ve projede kapalı yüzme havuzubulunduğu gerekçesiyle satın aldıklarını,
ii. Yüklenici şirketlerce TOKİ adına vekaleten haraket edildiği, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesiçerçevesinde TOKİ'ye de pay verildiği ve ayrıca 4077 sayılı Kanun'un 4.maddesindeki ayıplı mala ilişkin hükümler çerçevesinde TOKİ'nin imalatçı veüretici sıfatının bulunduğu dikkate alındığında söz konusu kapalı yüzmehavuzunun yapılmaması nedeniyle oluşan değer düşüklüğü kaybından TOKİ'nin desorumlu olması gerektiğini,
iii. Yapılan sözleşmede TOKİ'nin sorumlu olmayacağına dairhüküm bulunsa bile bu hükmün haksız şart olacağına dair yargı içtihatlarınedeniyle bu hükmün geçerli kabul edilemeyeceğini,
iv. Ancak derece mahkemelerinin, sözleşme ve kanunhükümlerini çelişkili olarak ve hatalı yorumlamak suretiyle kamu gücünükullanan davalı TOKİ'yi koruyup diğer davalıları tazminatla sorumlu tutmaklabirlikte kapalı yüzme havuzunun yapılmaması nedeniyle oluşan değer kaybındanTOKİ'nin sorumlu olmadığına karar verdiklerini,
v. Dava konusu konutlarda meydana gelen değer kaybıtutarlarını elde edebilmek için senelerdir uğraştıklarını, davalar açarakyargılama gideri ve harcamalar yapmak zorunda kaldıklarını, açtıkları davaneticesinde davalı TOKİ'nin de sorumlu tutulmaması nedeniyle konutlarda oluşangerçek değer kaybını ise alamadıklarını belirterek mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlallerin tespiti ve tazminat ileyargılama gideri olarak yaptıkları harcamaların ödenmesine karar verilmesitaleplerinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğindebaşvurucuların, başvuruya konu tazminat davalarıyla ilgili olarak Anayasa’nın35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Başvurucular, mülkiyet haklarınınihlal edildiği iddialarını münhasıran diğer yükleniciler yanında TOKİ aleyhineaçtıkları tazminat davalarının sonucuna dayandırmaktadır.
29. Başvurucular başvuru formlarında "hakları olan değerkayıpları için senelerce uğraşmış" olduklarını belirtmekle birliktebaşvurucuların bu iddialarını yargılama masrafları ve yapılan harcamalarnedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararlar kapsamında dilegetirdikleri, gerek söz konusu başvuru formlarında gerekse de eksiklikbildirimi nedeniyle verdikleri 18/2/2014 tarihli dilekçelerinde başvurucularınmakul sürede yargılanma haklarına ilişkin açık bir ihlal iddialarının isebulunmadığı anlaşıldığından, makul sürede yargılanma hakkı yönünden birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
30. Başvurucuların, satın aldıkları konutların projesinde ilanedilmesine rağmen kapalı yüzme havuzu yapılmaması nedeniyle uğradıklarını iddiaettikleri kayıplarının tazmini için açtıkları davanın diğer davalılar yönündenkabul edilmesine karşılık sözleşme ve yasa hükümlerine göre açıkça sorumluolması gereken davalı TOKİ bakımından reddedildiğine dair şikâyetlerinin özüyargılama sonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup buşikâyetler bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
33. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesikararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
35. Başvuru konusu olayda başvurucular, TOKİ ile yüklenicişirketler arasında düzenlenen gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi kapsamındayapılan, satın aldıkları daireleri yönünden projedeki eksik ve ayıplı işlernedeniyle uğradıkları zararların tazmini istemiyle 18/6/2009 tarihinde SincanTüketici Mahkemesinde tazminat davaları açmışlar, yapılan yargılama neticesindeYargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarihli bozma ilamı sonrası verilen11/10/2012 tarihli kararlarla davalar kısmen kabul edilmiş, ancak kapalı yüzmehavuzunun yapılmaması nedeniyle meydana gelen değer düşüklüğü kaybının giderimiyönünden diğer yüklenicilerin sorumlu tutulmasına karşılık davalı TOKİ aleyhineaçılan davanın reddine karar verilmiş, temyiz talepleri anılan Dairenin28/3/2013 tarihli ilamıyla reddedilerek hüküm onanmış, başvurucuların karardüzeltme istemleri de aynı Dairenin 11/11/2013 ve 12/11/2013 tarihliilamlarıyla reddedilmiştir.
36. Başvurucular TOKİ ile yüklenici şirketler arasındadüzenlenen sözleşme kapsamında ve 4077 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile sebepsizzenginleşme hükümlerine görekapalı yüzme havuzununyapılmaması nedeniyle konutlarda oluşan değer kaybından TOKİ'nin de sorumluolması gerektiği hâlde derece mahkemelerince sözleşme ve yasa hükümlerininhatalı yorumlanarak davanın kısmen reddedildiğinden yakınmaktadırlar. İlkderece mahkemesi ise kararlarını esas olarak; kapalı yüzme havuzunun davalılararasında kararlaştırılan projede ve sözleşmede yer almadığı ve kapalı yüzmehavuzunun davalı yüklenici şirketler tarafından konut sahiplerine ayrıcataahhüt edildiği, bu nedenle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzu taahhüdündenve inşasından sorumlu olmadığı gerekçelerine dayandırmıştır. Temyiz istemleriüzerine Yargıtay da, Mahkemenin gerekçelerine atıftabulunarak hükümleri onamış ve karar düzeltme taleplerini de bu gerekçeleredayalı olarak reddetmiştir. Derece mahkemelerinin kararlarının, söz konusugerekçeleri de dikkate alındığında, ilgili kanun hükümleri çerçevesindesözleşme hükümlerinin yorumlanmasına ilişkin olup keyfî olduklarından sözedilemeyeceği açıktır.
37. Öte yandan aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanbirden fazla davalı aleyhine açılan bir davada ilgili kanun ve sözleşmehükümlerinin yorumlanarak bir kısım davalılar yönünden davanın kabul edilerekdiğer davalı yönünden davanın kısmen reddedilmesi bir çelişki deoluşturmamaktadır. Ayrıca başvurucular her ne kadar kapalı yüzme havuzununyapılmaması nedeniyle konutların değerlerinde oluşan gerçek değer kaybını eldeedemediklerini ileri sürmektelerse de başvurucuların derece mahkemelerincebelirlenen değerin az olduğuna ve gerçek değerinden uzak olduğuna dair birşikâyetlerinin bulunmadığı, buna ilişkin tazminat isteminin TOKİ yönündenreddedilmekle birlikte diğer davalılar yönünden kabul edildiği ve tespit edilentazminat tutarlarının davalı yüklenicilerden müştereken ve müteselsilentahsiline karar verildiği görülmektedir. Başvurucuların derece mahkemelerincetaraflı yargılama yapılarak kamu gücünü kullanan TOKİ'nin korunduğu iddialarınıise somut bir olguya dayandıramadıkları anlaşılmaktadır.
38. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucuların iddialarıincelendiğinde iddiaların özünün derece mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet bulunmadığınave esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
39. Başvurucular, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduklarıdeliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibiMahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
40. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.