TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHMAN ŞANDA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3907)
Karar Tarihi: 7/12/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Recai AKYEL
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Abdurrahman ŞANDA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesitalebinin hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve dava değeri itibarıylakesin nitelikteki karara karşı temyiz yoluna başvurulamaması nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği, parasal temyiz sınırı öngören Kanunhükmünün Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/3/2014 tarihinde Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyonlar Başraportörünce3/4/2014 tarihinde başvurunun süre aşımı nedeniyle idari yönden reddine kararverilmiştir.
3. Başvurucunun anılan karara itirazı üzerine başvuru dosyasınıngönderildiği İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/3/2016 tarihinde, idari red kararına itirazın değerlendirilmesine ve başvurununkabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu aleyhine, satın aldığı ürünün bedelini ayıplıolduğu iddiasıyla ödememesi ve bu bedelin tahsili için başlatılan icra takibineitiraz etmesi nedenleriyle tüketici mahkemesi sıfatıyla Aydın 2. Asliye HukukMahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açılmıştır. Yargılama sonundaMahkemece 26/3/2013 tarihli ve E.2012/304, K.2013/188 sayılı karar ile davanınkısmen kabulüne, takibin 695,00 TL asıl alacak ve 10,70 TL işlemiş faizüzerinden devamına dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere karar verilmiştir.
6. Başvurucu 11/4/2013 tarihli dilekçeyle anılan davada yargılamanınyenilenmesi talebinde bulunmuş, Mahkeme 19/11/2013 tarihli ve E.2013/384,K.2013/873 sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirininbulunmaması nedeniyle talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
“Dosyamızın davacısının yargılamanınyenilenmesi talebinin dayanağı; 1.Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği hakimin reddi dilekçesindeki bilirkişi raporunun gerçeğiyansıtmadığı yönündeki beyanının bilirkişi raporuna itiraz mahiyetindeolduğunun kabul edilmesi gerektiği iddiasıdır. Bu iddia davacı tarafından"yeni delil ortaya çıkması" olarak öne sürülmekteyse de buna ilişkinsomut bir tarih belirlenememiş, bu durumdayargılamanın yenilenmesi talebinin yasal sürede yapıldığı kabul edilerek esasınincelenmesine geçilmiştir.
Yargılamanın iadesi sebepleri 6100 sayılı HMK'nun 375. maddesinde tahdidi şekilde sayılmış olup yeninedenler eklenmesi, nedenlerin çoğaltılıp genişletilmesi mümkün değildir.Davacının "Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği hakiminreddi dilekçesindeki bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı yönündekibeyanının bilirkişi raporuna itiraz mahiyetinde olduğunun kabul edilmesigerektiği" iddiasının HMK'nun 375/1-ç maddesindezikredilen belgelerden sayılması mümkün değildir. Satır aralarından bilirkişiraporuna itiraz edildiği sonucu çıkarılabilseydi dahi mahkemenin itirazı kabuletme zorunluluğu yoktu. Ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde bilirkişiraporuna itibar edilmesinin sebebinin dosyamızın davacısının rapora itirazetmemesi değil "bilirkişi raporunun mahkememizin keşifteki haricigözlemine uygun ve karara dayanak yapılabilir nitelikte görülmesi" olduğu dabelirtilmiştir.
Toplanan deliller ve incelenen tüm dosyaiçeriğine göre dosyada HMK'nun 375. maddesindetahdidi olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbiribulunmadığından davanın reddi gerektiği sonuç ve kanaatine [varılmıştır].”
7. Duruşma tutanağında ve gerekçeli karardaki hükümparagrafında, anılan kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Yargıtaytemyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
8. Başvurucunun bu kararı temyizi üzerine Yargıtay 13. HukukDairesi 4/2/2014 tarihli ve E.2014/2879, K.2014/2883 sayılı ilamı ile temyizkonusu tutarın karar tarihi itibarıyla temyiz sınırı olan 1.820 TL’den azolması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.
9. Yargıtay ilamının başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin birkayıt bulunmamakla birlikte dava dosyasının Mahkemeye 20/2/2014 tarihindeulaştığı tespit edilmiştir.
10. Başvurucu 20/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş,Komisyonlar Başraportörünce başvurunun 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen otuz günlüksüre içinde yapılmaması nedeniyle idari yönden reddine 3/4/2014 tarihinde kararverilmiştir.
11. Başvurucu, bu kararı 17/4/2014 tarihinde tebliğ almış;18/4/2014 tarihinde karara itiraz etmiştir.
B. İlgili Hukuk
12. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 375. maddesi şöyledir:
“(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarakyargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkületmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındakiret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veyakarara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerinhuzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayannedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra elegeçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğinekarar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önündeikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın,karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esasalınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esasalınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadankalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesireden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmünkesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada,öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve AnaHürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyleverildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespitedilmiş olması.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g)bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerinkesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır.Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veyamahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirdedayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasındaöncelikle ispat edilmesi gerekir.”
13. 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi gereğince temyizeilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli 1086 sayılımülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir:
“Miktar veya değeri 1.820 TL’yi [2013 yılıiçin] geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlarkesindir”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
14. Mahkemenin 7/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
15. Başvurucu, satın aldığı malın ayıplı olması nedeniylebedelini ödemediğini, bu nedenle aleyhine açılan davada bilirkişinin yanlıbeyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, yargılama sonrasında esaslı delillersunarak yargılamanın yenilenmesini talep ettiğini ancak hatalı değerlendirmesonucu bu talebinin reddedildiğini, dava konusu alacağın temyiz sınırı altındaolması nedeniyle kesin nitelikte verilen bu karara karşı temyiz yolunabaşvuramadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
16. Başvurucu, ayrıca temyiz yolu kapalı şekilde kesin niteliktekarar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle buna ilişkin Kanunmaddesinin iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Başvurunun İdariYönden Reddi Kararına İtiraz Yönünden
17. Başvurucunun, temyiz yolu açık olduğu belirtilerek verilenbaşvuru konusu karara karşı hükümde belirtilen süre içinde Yargıtayabaşvurduğu ancak kararın kesin olması nedeniyle Yargıtay ilgili Dairesincetemyiz talebinin reddedildiği, bunun üzerine ilamın tebliğinden itibaren otuzgün içinde başvurucunun Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmıştır
18. Başvurucu, Mahkemenin yanlış yönlendirmesi sonucu temyizyoluna başvurmak durumunda kaldığından Yargıtay ilamının öğrenilme tarihinegöre 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilenotuz günlük süre içinde yapılan başvurunun süresinde olduğunun kabulü gerekir.
19. Açıklanan nedenle başvurunun idari yönden reddine ilişkinKomisyonlar Başraportörü'nün kararına yapılanitirazın kabulüne karar verilmesi gerekir.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
21. Başvuru formunda ifade edilen, dava değeri itibarıyla kesinnitelikte olan karara karşı temyiz yoluna başvurulamaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mahkemeye erişim hakkıkapsamında; şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebininhatalı değerlendirme sonucu reddedildiği iddiasının ise yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığı başlığı altında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir. Temyiz sınırı öngören Kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığınedeniyle iptal edilmesi gerektiği iddiası da ayrıca incelenmiştir.
a. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, dava konusu alacağın temyiz sınırı altında olmasınedeniyle kesin nitelikte verilen karara karşı temyiz yoluna başvuramadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
25. Sözleşme’nin 6. maddesi mahkemeye başvurma hakkını açıkçadüzenlenmemekle beraber mahkemeye başvurma hakkının hukukun temel prensibiolduğu, mahkemeye başvurma hakkı olmaksızın hakkaniyete uygun, aleni biryargılamadan söz edilemeyeceği ve adil yargılanma hakkının içerdiğigüvencelerden yararlanmanın olanaksız hâle geleceği Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) tarafından kabul edilmektedir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 35).
26. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
27. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine davaaçma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını daiçerir (Ali Atlı, B. No:2013/500, 20/3/2014, § 49).
28. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamalarınhakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, § 38).
29. Mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişininve yargılama usullerinin kanunla düzenlenmesi Anayasa’da öngörülmüştür. Bunagöre usul kanunlarının Anayasa’ya uygun olmak koşuluyla düzenlenmesi kanunkoyucunun takdirine bırakılmıştır. Anayasa’da tüm mahkeme kararlarının temyizedilebilmesi hakkını içeren bir kurala yer verilmemiştir (Tufan Şahin, B. No: 2012/799, 26/3/2013,§19).
30. Öte yandan Sözleşme ve ek protokollerinde, ceza yargılamasıile ilgili iki dereceli yargılama hakkı düzenlenmesine rağmen hukuk yargılamasıaçısından bu hakla ilgili ayrıntılı düzenleme bulunmamaktadır. Bunun yanı sıraceza yargılamasında "az önemli suçlar" adı altında bu hakka istisnagetirilebileceği de düzenlenmektedir (YusufTekdemir, B. No: 2013/799, 26/3/2013, § 20).
31. Hukuk yargılamasında, sonuçları dikkate alındığında bazıdava türleri ve değerine göre bazı davalar için (ceza yargılamasında olduğugibi) "az önemli davalar" kriteri altında temyiz sınırıöngörülmesinin ve kanunda belirlenen sınırın, adalet duygusunu rencide edecekveya hukuk devleti kavramıyla bağdaşmayacak sonuçlara yol açacak boyuttabulunmaması durumunda anayasal hakları ihlal etmeyeceği açıktır (AYM,E.2006/65, K.2009/114, 23/7/2009).
32. Bu kapsamda gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısınınazaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizinuyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla bir kısım mahkeme kararınakarşı temyiz yolunun kapalı tutulmasının anayasal hakları ihlal ettiğisöylenemez.
33. Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde başvurucununyargılamanın yenilenmesini talep ettiği itirazın iptali davasında başvurucuhakkındaki takibin 695 TL asıl alacak ve 10,70 TL işlemiş faiz üzerindendevamına karar verildiği, söz konusu alacak miktarının karar tarihi olan 2013yılı için Kanun’da öngörülen 1.820 TL temyiz sınırının altında kalmasınedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kararın da kesinnitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve miktarınazara alındığında Kanun’da öngörülen bu sınırın adalet duygusunu rencideedecek boyutta olmadığı, bu itibarla başvuru konusu kararın temyiz edilmemesidolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalinbulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
35. Başvurucu, şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesitalebinin hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamdadeğildir (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
37. Somut olayda ayıplı olduğu iddiasıyla satın aldığı ürününbedelini ödemeyen başvurucu aleyhine bedelin tahsili için icra takibibaşlatılmış, başvurucunun takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davasıaçılmıştır. Yargılama sonunda Mahkeme davanın kısmen kabulüne, takibin 695 TLasıl alacak ve 10,70 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar vermiştir.
38. Başvurucunun anılan davadaki yargılamanın yenilenmesitalebiyle yaptığı başvuru, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirinin bulunmamasınedeniyle Mahkemece reddedilmiştir. Mahkemenin taleple ilgili yaptığıdeğerlendirme ve yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirininbulunmadığına ilişkin ulaştığı sonuç (bkz.§ 6) yönünden herhangi bir keyfîlik tespit edilmemiştir.
39. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıylayargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.
40. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleritarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi yada kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkçakeyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
41. Açıklanan nedenlerle kanun yolu şikâyeti niteliğindekiyargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Temyiz Sınırı ÖngörenKanun Hükmünün Anayasa'ya Aykırılığı Nedeniyle İptal Edilmesi Gerektiğineİlişkin İddia
42. Başvurucu, temyiz yolu kapalı şekilde kesin nitelikte kararverilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle bu uygulamanın dayanağı olanKanun maddesinin iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
43. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasında,yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireysel başvurukonusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bir yasama işleminin, temel hak veözgürlüğün ihlaline neden olması durumunda doğrudan yasama işlemi aleyhinedeğil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem veihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (SüleymanErte, B. No: 2013/469, 16/4/2013, § 17; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 37).
44. Somut olayda başvurucu, temyiz yolu kapalı şekilde kesinnitelikte karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerektemyiz sınırı öngören Kanun hükmünün iptalini talep etmekle doğrudan ve soyutolarak yasama işlemi aleyhine başvuru yapmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle temyiz sınırı öngören Kanun hükmününAnayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun idari yönden reddine ilişkin karara yapılanitirazın KABULÜNE,
B. 1. Mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Temyiz sınırı öngörenKanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA7/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.