TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDÜLKERİM ÇAKMAK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1964)
Karar Tarihi: 23/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
1. Abdülkerim ÇAKMAK
2. Mehmet Şükri ÇAKMAK
3. Beyaz ÇAKMAK
4. Saadet ÇAKMAK
Vekili
:
Av. İrfan OGUR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerindenkamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada başvuru hakkında bir görüşbildirilmeyeceğini ifade etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular Abdülkerim Çakmak, Mehmet ŞükriÇakmak, Beyaz Çakmak ve Saadet Çakmak sırasıyla 1972, 1982, 1945 ve 1954 doğumluolup Şanlıurfa ili Hilvan ilçesinde ikamet etmektedirler.
8. Başvurucuların Şanlıurfa ili Hilvan ilçesi Karacurun mahallesinde kain ve toplam büyüklüğü 67.897 m²olan 97 ada ve 66 parsel numaralı arsa niteliğindeki taşınmazının 2.823,17m²lik kısmının üzerinden kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesisedilmeksizin 1985 yılında enerji nakil hattı geçirilmiş; ayrıca anılan kısımüzerinde trafo binası inşa edilmiş ve elektrik direkleri dikilmiştir.
9. Başvurucular tarafından, 27/6/2011 tarihinde Hilvan AsliyeHukuk Mahkemesinde (Mahkeme), taşınmazları üzerinden enerji nakil hakkıgeçirilmesi ve taşınmaz üzerinde trafo binası ile direk inşa edilmesi nedeniylefazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 200.000 TL maddi tazminat ödenmesiistemiyle dava açılmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde, taşınmazın enerjinakil hattının altında kalan kısmı ile trafo binası inşa edilen ve elektrikdireği dikilen kısımları yönünden tam bedelinin, diğer kısmı yönünden ise elatma nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen azalmanın tazminat olarakhesaplanmasını talep etmişlerdir. Dilekçede, taşınmazın enerji nakil hatlarıaltında kalan kısmı üzerinde ilgili mevzuat uyarınca inşaat yapılmasının mümkünolmaması nedeniyle bu kısmın tam bedelinin ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
10. Davalı idare ise savunmasında, tazminata hükmedilmesigerekiyorsa bunun, enerji nakil hattının koruma bandı altında kalan bölümününmülkiyet bedeli üzerinden değil, irtifak hakkı bedeli üzerinden hesaplanmasıgerektiğini ileri sürmüştür.
11. Mahkemece Hilvan Belediyesinden (Belediye) enerji nakilhattı altında kalan yerlere yapılaşma izni verilmesinin mümkün olup olmadığısorulmuş, gelen cevabi yazıda, ilgili mevzuat uyarınca bu alanlara yapılaşmaizni verilmesinin mümkün olmadığı ve buraların yol, park veya yeşil alan olarakayrılması gerektiği ifade edilmiştir.
12. Mahkemece 2/12/2011 tarihinde olay yerinde bilirkişilerlebirlikte keşif yapılmıştır. İnşaat mühendisi iki bilirkişi tarafındanhazırlanan raporda öncelikle emsal alınması gereken satış bedeli tespitedilmeye çalışılmıştır. Emsal teşkil ettiği değerlendirilen taşınmazın dahagelişmiş bir mahallede bulunması, şehir merkezine daha yakın bir mesafedeolması ve konut alanının içinde yer alması hususları dikkate alınarak başvurucularıntaşınmazının değerinin, emsal taşınmaza nazaran 2,2 kat daha az olduğu kanaatiraporda açıklanmıştır.
13. Bilirkişi heyetince, taşınmazın bir bölümü üzerinden enerjinakil hattının geçmesi nedeniyle taşınmaza olan talebin düşeceği, üzerindeinşaat yapılmasının çevredeki diğer taşınmazlara göre gecikebileceği veyapılacak yapıların geri dönüşüm riskinin artacağı hususları gözönünde bulundurularak, el atma nedeniyle taşınmazındeğerinin toplamda % 2 oranında azaldığı sonucunaulaşılmıştır.
14. Raporda, öncelikle üzerinde trafo inşa edilen ve direkdikilen toplam 146 m²lik bölüm için 15.503,74 TL tazminat hesaplanmış;ardından, toplam 67.897 m² büyüklüğünde olan taşınmazın, üzerinde trafo inşaedilen ve direk dikilen toplam 146 m²lik bölümü dışında kalan 67.751 m²sinin elatma nedeniyle değerinde meydana gelen azalma dikkate alınarak 143.889,57 TLödenmesi gereken tazminat olarak belirlenmiştir.
15. Mahkeme tarafından 18/9/2012 tarihinde verilen kararla,bilirkişi raporunda belirlenen 143.889,57 TL ile trafo ve direk yerleri içinbelirlenen 15.503,74 TL'den oluşan toplam 159.393,31 TL tazminata hükmedilmiş;trafo ve direk yerlerinin idare adına tesciline ve taşınmazın enerji nakilhattı koruma bandı altında kalan 2.823,17 m²lik kısmı üzerinde idare adına daimi irtifak hakkı tesis edilerek tapuya tescil edilmesinekarar verilmiştir. Kararda, taşınmazın enerji nakil hattı geçirilen bölümüüzerinde irtifak hakkı tesisinin amaca ulaşmak bakımından yeterli olduğu ve4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesinin sonfıkrası uyarınca, kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesis edildiği durumlarda,taşınmazın değerinde meydana gelen düşüklüğün kamulaştırma bedeli olduğubelirtilerek tazminat miktarının irtifak değeri üzerinden hesaplanmasınıngerekçesi açıklanmıştır.
16. Mahkeme kararı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin (Daire)11/2/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Ancak Daire, kararın düzeltilmesisafhasında verdiği 18/11/2013 tarihli kararla, kanun koyucu tarafından yapılanyasal değişiklikleri dikkate alarak, Mahkeme kararını harç ve vekâlet ücretiyönünden düzelterek onamıştır.
17. Dairenin anılan kararı, 21/1/2014 tarihinde başvurucularatebliğ edilmiştir.
18. Başvurucular 14/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 2942 sayılı Kanun’un“İrtifak hakkı kurulması” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç içinyeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliğiveya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir."
20. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü ve dördüncüfıkraları şöyledir:
“Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde,bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymetdüşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırmabedelidir.”
B. Uluslararası Hukuk
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamulaştırmasız elatmada adil giderimin ne şekilde sağlanacağına ilişkin olarak Papamichalopoulos ve Diğerleri/Yunanistan (B. No: 14556/89,24/6/1993) kararından başlayan içtihadının seyrini, Guisso-Gallisay/İtalya [BD], B. No: 58858/00, 22/12/2009)kararında özetlemiştir (§ 98-101). Buna göre AİHM, Papamichalopoulos/Yunanistan kararında davalı devletin,başvurucuların taşınmazının otoriteler tarafından "gasp" edilmesiolarak nitelediği yirmi beş yıl süren kamulaştırmasız el atma nedeniyle oluşanfiili zararlar ile mülkten yararlanamama dolayısıyla oluşan kayıplar içinarazinin güncel değerine ek olarak yetkililer tarafından inşa edilen binadankaynaklı değer artışının da başvuruculara ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir (Guisso-Gallisay/İtalya ([BD], § 98, 99).
22. AİHM, taşınmazın güncel değerine ek olarak inşa edilenbinadan dolayı oluşan değer artışını yansıtan bir miktara hükmedilmesiyönündeki içtihadını, yine kamulaştırmasız el atmayla ilgili olan Belvedere Alberghiera S.r.l/İtalya (B. No: 31524/96, 30/10/2003) ve Carbonara ve Ventura/İtalya(B, No: 24638/94, 11/12/2003) kararlarında da uygulamıştır. AİHM, taşınmazıniadesinin mümkün olmaması nedeniyle kararın verildiği tarihteki piyasa fiyatıdikkate alınarak belirlenen zararın tazminine hükmetmiştir. Söz konusutaşınmazın potansiyelini gözeten AİHM, ek olarak, varsa devlet tarafından inşaedilen binanın inşaat maliyetine dayanılarak hesaplanan miktarla telafiedilemeyen diğer kayıpların da tazmini arayışı içerisine girmiştir (Guisso-Gallisay/İtalya ([BD], § 100).
23. AİHM, Büyük Daire tarafından onaylanan Scordino/İtalya kararı (B. No: 36813/97, 29/3/2006) ile Pasculli/İtalya kararında (B. No: 36818/97,4/12/2007) da bu ilkeyi pekiştirmiş ve uygulamıştır. Anılan kararlarda,kamulaştırmasız el atma hadiselerinde, tazminat miktarının, müdahaleninsonuçlarının tamamen giderilmesi düşüncesini yansıtması gerektiğine işaretedilmiştir. AİHM, ilke kararını ortaya koyduğuPapamichalopoulos/Yunanistan kararındabulunan ihlalin ağırlığının onu (AİHM'i), eski hâliniadesi (restitutio integrum)ilkesini uygulamaya sevk ettiğini ve özellikle müdahaleye konu olan taşınmazın,üzerinde varolan bina ile birlikte iadesinin,başvurucuları, (1) Numaralı Protokol'ün 1. maddesinin gerekleri ihlal edilmemişolsaydı kendilerini bulabilecekleri en yakın konuma yerleştirebileceğini notetmiştir. AİHM, eski hâle iadenin mümkün olmadığı durumlarda devletin,taşınmazın güncel değerine eş değer bir bedel ile taşınmaz üzerinde inşa edilenbinaların varlığının neden olduğu değer artışını yansıtan bir miktarıbaşvuruculara ödemesi gerektiğine karar vermiştir (Guisso-Gallisay/İtalya [BD], § 101).
24. AİHM, Guisso-Gallisay/İtalya davasında bu içtihadınyumuşatılması gerektiğini belirtmiştir. AİHM'e göre Papamichalopoulos/Yunanistan kararında ortaya konanilkelerin İtalyan hukukuna özgü olan dolaylı kamulaştırmalara (constructive expropriation) uygulanması,genel kuraldan sapmalara (anomaly) yol açabilir.AİHM, ikisi de kamulaştırmasız el atmaya dayanan söz konusu davalar arasındaiki temel fark tespit etmiştir. AİHM, Papamichalopoulos/Yunanistan kararına konu olaydabaşvurucuların taşınmaza malik bulundukları hususunun ulusal mahkemelerce kabuledilmesine rağmen başvuruculara kısmen dahi tazminat ödenmezken, Guisso-Gallisay/İtalya başvurusuna konu olayda,başvurucunun, taşınmazının mülkiyetini kaybettiğini ve mülkiyetin iadesineyönelik herhangi bir talebinin bulunmadığını belirtmiştir. AİHM ayrıca ilkdavada idarenin hiçbir yasal dayanak olmadan taşınmazı işgal ettiği hâldesonrakinde, idarenin, sosyal konut ve eğlence merkezi inşa etmek üzerehızlandırılmış usule tabi kılarak kamu yararı kararı alarak taşınmazı işgalettiğini saptamıştır (Guisso-Gallisay/İtalya [BD], § 102).
25. AİHM, Papamichalopoulos/Yunanistan davasının özellikleri dikkatealındığında, kamulaştırmasız el atmaya ilişkin olarak anılan kararda ortayakonulan ilkelerin dolaylı kamulaştırma (constructive expropriation) davalarına uygulanamayacağını ifadeetmiştir. AİHM, somut davada (Guisso-Gallisay/İtalya),başvurucuların taşınmazın tam bedelini almaları gerektiğini kabul etmeklebirlikte maddi zararın, önceki içtihadından farklı olarak kararın verildiğitarihin değil, taşınmazın mülkiyetinin kaybedildiği tarihin esas alınarakhesaplanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. AİHM, önceki yaklaşımın,belirsizliğe ve keyfî kararlar verilmesine kapı araladığını vurgulamıştır (Guisso-Gallisay/İtalya [BD], § 103).
26. AİHM aynı zamanda, başvurucuların yoksun kaldıklarıkazançlarının devlet tarafından otomatik olarak inşa edilen binanın brütdeğerine eşit olduğunun değerlendirilmesinin haklı bir temelinin bulunmadığınaişaret etmiştir. AİHM'e göre bu şekilde bir metot, otoriteler tarafından yüklenilenvezorunlu olarak taşınmazın orijinalpotansiyeliyle bağlantılı olmayan kamu hizmetlerinin mahiyetine bağlı olarakbaşvuruculara muamelede eşitsizliğe yol açabilir. Ayrıca, bu şekildeki birtazminat yöntemi, başvurucularınzararını tazmin edicibir işlev görmekten ziyade, devlete atfedilen maddi zararın tazminindecezalandırıcı ve caydırıcı bir rol oynar (Guisso-Gallisay/İtalya [BD], § 103).
27. AİHM bu gerekçelerle, somut davada başvurucunun, taşınmazınkarar tarihindeki değeri ile binanın yapı maliyetine eş değer tazminatahükmedilmesi istemini reddetmiştir (Guisso-Gallisay/İtalya ([BD], § 105).
28. AİHM'in Kahyaoğlu ve Diğerleri/Türkiye kararına konu olayda,başvurucuların taşınmazının bir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veyakamu irtifakı tesis edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvuruculartarafından kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında Mahkemebilirkişi görüşüne başvurmuştur. Bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerindenenerji nakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığını kabul edilerek tazminat hesaplamıştır. AncakMahkemece, Yargıtay kararlarında kamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazdaoluşacak değer düşüklüğünün taşınmazın toplam değerinin % 2'sinigeçemeyeceğinin belirtildiği gerekçe gösterilerek meydana gelen zararıntaşınmaz değerinin % 2'siyle sınırlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme bugörüşten yola çıkarak bilirkişi raporundaki tespite rağmen taşınmaz değerinin % 7'sine isabet eden tazminat istemi yönünden davayıreddetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır (Kahyaoğlu ve Diğerleri/Türkiye, B. No:37203/05, 31/5/2016, § 4-19).
29. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybıtaşınmazın gerçek değerinin % 9 olarak tespit edildiğihalde Mahkemenin, Yargıtay içtihadından hareketle zarar miktarını taşınmazdeğerinin % 2'si ile sınırladırdığına işaret ettiktensonra, yargı mercilerince bunun gerekçesinin açıklanamadığını vurgulamıştır.AİHM, Yargıtayın, farklı durumların gözönünde bulundurulmasını dışlayan katı yorumu nedeniylebaşvurucuların taşınmaz değerinin % 7'sine tekabüleden zararlarının karşılanamadığını belirtmiş ve bunun da kamu yararı ilebireysel yarar arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade ederek mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğluve Diğerleri/Türkiye, § 33-40).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 23/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
31. Başvurucular, imarlı arsa vasfındaki taşınmazın, üstündenenerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan kısmındailgili yönetmelik uyarınca inşaat yapılmasının mümkün bulunmadığı ve belediyetarafından da yapı izni verilmeyeceği açık bir biçimde Mahkemeye bildirildiğihâlde mülkiyet kamulaştırması yerine irtifak kamulaştırması kararı verilmesininmülkiyet haklarının ihlali sonucunu doğurduğunu ileri sürmüşlerdir.
32. Başvurucular, bir bölümünün üzerinden enerji nakil hattıgeçirilmesinden kaynaklı olarak taşınmazda meydana gelen değer azalmasının % 2 olduğu yolundaki tespitin gerçeği yansıtmadığını ifadeetmişlerdir.
33. Başvurucular, tazminatın hesaplanmasında taşınmazın enerjinakil hattı geçirilen bölümünün tamamının bedeli ile diğer bölümünün değerindemeydana gelen azalmanın dikkate alınması gerektiğini belirtmişlerdir. Başvurucular ayrıca taşınmazın değerinin,emsal alınan taşınmaza göre 2,2 kat düşük olmayıp onunla aynı değerde olduğunuve dolayısıyla zararın hesaplanmasında da hata yapıldığını savunmuşlardır.
34. Başvurucular sonuç olarak trafo ve direk yerleri iletaşınmazın enerji iletim hattı altında kalan bölümünün tamamı, taşınmazın diğerbölümünde ise meydana gelen değer azalması içintoplam2.106.208,43 TL zarar hesaplamış ve bundan, Mahkemece hükmedilen 159.393,31 TLdüşüldükten sonra kalan 1.946.815,12 TL'nin tazminat olarak hisseleri oranındaödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Başvurucular tarafından yapılanhesaplamada da bilirkişi raporunda olduğu gibi enerji nakil hattı sebebiyletaşınmazın değerinin % 2 oranında azaldığı kabuledilerek hesaplama yapılmıştır.
B. Değerlendirme
35. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın"Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Taşınmazın değerinin, emsal alınan taşınmazagöre 2,2 kat düşük olmayıp onunla aynı değerde bulunduğu ve dolayısıyla zararınhesaplanmasının da hata içerdiği iddiasının mülkiyet hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Mağdur Statüsüneİlişkin Genel İlkeler
37. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa’da güvencealtına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Sözleşme ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafındanihlal edildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmahakkı tanınmıştır. Dolayısıyla medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişilerbireysel başvuru ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22, 25/12/2012, § 24).
38. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde kimlerin bireyselbaşvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına görebir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temelön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konuedilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya daihmalinden dolayı başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve“doğrudan”etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”olduğunu ileri sürmesi şeklindedir (OnurDoğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).
39. Mağdur sıfatının ortadan kalkması, özellikle ihlal edildiğiileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bukararın ardından ilgili açısından, uğradığı zararların varlığını devam ettiripettirmediğine bağlı bulunmaktadır (SadıkKoçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 84). Başvurucuyasunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı, söz konusuanayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönündebulundurularak dava koşullarının tamamının değerlendirilmesi sonucundaverilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun mağdur sıfatı, AnayasaMahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda idari veya yargısal birkararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da bağlı olabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 84).
40. Başvurucunun şikâyet ettiği hususa ilişkin olarak yetkili idarive yargısal merciler tarafından ihlal tespiti yapılarak başvurucunun uğradığızararın tazminine hükmedildiği ve hükmedilen tazminatın da zararın giderilmesibakımından yeterli görüldüğü durumlarda, somut olayın koşulları çerçevesindemağdur statüsünün sona erdiğinden söz edilebilir.
2. İlkelerin OlayaUygulanması
41. Başvuru konusu olayda, başvurucuların mülkiyetinde bulunantaşınmazın bir bölümünün üstünden kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattıgeçirilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.
42. Olayda başvurucuların taşınmazının, üstünden enerji nakilhattı geçirilen bölümünün kamulaştırılması söz konusu olmadığından bununmülkten yoksun bırakma kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. İlgili imarmevzuatı gereğince taşınmazın enerji nakil hattının altında kalan bölümündeinşaat yapılması imkânının ortadan kalktığı gözetilerek bu müdahalenin"mülkiyetin kontrolü" çerçevesinde incelenmesi gerektiğidüşünülebilir. Bununla birlikte buradaki müdahale, taşınmazın kullanım şeklinidüzenleyen, diğer bir ifadeyle inşaat yasağı öngören ilgili imar mevzuatınındoğrudan uygulanması sonucu gerçekleşmemiştir. Müdahale, taşınmazın üzerindenenerji nakil hattı geçirilmesinden kaynaklanmış olup inşaat yasağı, bumüdahalenin dolaylı bir sonucudur. Ayrıca başvurucular inşaat yasağıöngörülmesinden değil, taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçirilmesinden şikayet etmektedir. Dolayısıyla somut olaydaki müdahaleningenel kural olan "mülkten barışçıl yararlanma" kapsamında incelenmesigerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
43. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'ya uygundüşebilmesi için Anayasa'nın 35. maddesi ile 13. maddesindeki düzenlemelereuygun olarak yapılması gerekmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin ikincifıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerinkanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın13. maddesi de "hak ve özgürlüklerinancak kanunla sınırlanabileceğini" temel bir ilke olarakbenimsemiştir.
44. Anayasa'nın 46. maddesine göre özel mülkiyetteki birtaşınmaz kamu yararı amacıyla ihtiyaç duyulması hâlinde gerçek karşılığı peşinödenmek ve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla kamulaştırılarak kamuhizmetine tahsis edilebilir veya irtifak hakkı kurularak kamu yararı amacıylakullanımı sınırlandırılabilir (AYM, E.2004/25, K.2008/42, 17/1/2008).Dolayısıyla idarenin ihtiyaç duyduğu özel mülkiyetteki taşınmazları edinme yolukamulaştırma usulüdür (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012). Kamulaştırmanınusul ve esasları ise 2942 sayılı Kanun'da detaylı bir biçimde düzenlenmiştir.
45. Kamulaştırma yapmaya yetkili olan devlet, kamu tüzelkişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması hâlinde yararlarınakamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından,Anayasa'nın 46. maddesi ve 2942 sayılı Kanun'a aykırı şekilde, özel mülkiyetekonu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken bedelsiz olarakyapılan el koyma işlemi"kamulaştırmasız el atma" olarak tanımlanmaktadır (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,6/3/2014, § 55).
46. Başvuru konusu olayda idare tarafından, başvurucularınmülkiyetinde bulunan 67.897 m² büyüklüğündeki arsa niteliğindeki taşınmazın2.823,17 m²lik kısmının üzerinden kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakıtesis edilmeksizin 1985 yılında enerji nakil hattı geçirilmiş; ayrıca anılankısım üzerinde trafo binası inşa edilmiş ve elektrik direkleri dikilmiştir.Yargılama sırasında bilirkişiler tarafından hazırlanan rapora göre bu durumtaşınmazın değerinin % 2 oranında azalmasına yolaçmıştır. Mahkemece başvurucular lehine 159.393,31 TL tazminata hükmedilmiş;trafo ve direk yerlerinin idare adına tesciline ve taşınmazın enerji nakilhattı koruma bandı altında kalan kısmı üzerinde idare adına daimiirtifak hakkı tesis edilerek tapuya tescil edilmesine karar verilmiştir. Budurumda, Anayasa'nın 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'dabelirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunantaşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı mahkeme kararıyla sabittir.
47. Anayasa'nın 35. maddesi, başvurucuların, hukuka aykırı olduğusaptanan müdahale nedeniyle oluşan ekonomik kayıplarının adil bir şekildegiderilmesini gerektirmektedir. Adil giderimden söz edilebilmesi içinbaşvurucuların hukuka aykırı müdahale nedeniyle oluşan tüm zararlarınınkarşılanması zorunludur. Zararın tespiti hususunda dikkate alınacak ölçüt,müdahalenin gerçekleşmemiş olması hâlinde başvurucunun içinde bulunacağıekonomik durumdur. Buna göre, müdahale olmamış olsaydı hayatın olağan akışınagöre başvurucunun içinde bulunması muhtemel olan ekonomik durum ile müdahalesonrası oluşan mevcut ekonomik durumun kıyaslanması ve aradaki farkın telafiedilmesi gereken zarar olarak kabulü gerekmektedir.
48. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ödenmesinehükmedilmesi, belirtilen ilkelere uygun olmak kaydıyla yeterli bir giderimaracı olarak görülmektedir (CelalettinAşçıoğlu, § 67; Mustafa Asiler,B. No: 2013/3578, 25/2/2015, § 61). Somut olayda da kamulaştırmasız el atmanedeniyle tazminat davası açılmış ve Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesisonucu düzenlenen rapora dayanılarak 159.393,31 TL tazminata hükmedilmiştir. Budurumda, hükmedilen tazminatın başvurucuların uğradığı zararların giderilmesibakımından yeterli olup olmadığına bakılmalıdır.
49. İrtifak hakkı, özellikle arsa niteliğindeki taşınmazlarınsahipleri tarafından kullanım hakkını önemli ölçüde etkilemekte, ancakkamulaştırmada olduğu gibi mülkiyet haklarının tümünü kamuya devretmemektedir.Mülk sahipleri kamu kurumları tarafından taşınmazları üzerinde irtifak hakkıkurulsa da taşınmazların kuru mülkiyetine sahip olmaya devam etmekte, belliölçüde taşınmazı kullanabilmekte ve taşınmazdan gelir elde edebilmektedirler (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 46).
50. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri uyarınca, üzerinde irtifakhakkı kurulan taşınmazlarda meydana gelen gerçek değer düşüklüğü karşılığınıntaşınmaz maliklerine peşinen ödenmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 46. maddesinegöre irtifak hakkı da taşınmazın gerçek değeri üzerinden belirlenmelidir.Bununla birlikte taşınmazın kamulaştırılması karşılığında ödenen gerçek bedelile aynı taşınmazda irtifak hakkı kurulması nedeniyle meydana gelen değerdüşüklüğünün gerçek karşılığının aynı miktarda olmayacağı açıktır (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 47).
51. Ayrıca çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışakonu malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında, birtaşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir birfiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.Anayasa'nın koruması altında bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olankamulaştırılan veya üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin2942 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydanagelen değer düşüklüğü karşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi veulaşılmak istenen kamu yararı ile orantılı bir bedelin başvurucularaödenmesidir (Mukadder Sağlam ve Diğerleri,§ 48).
52. Bahsedilen kriterler çerçevesinde bedel veya değer düşüklüğükarşılığının tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtay'ın bu konudaki uzmandairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış birmahkeme olmadığı gibi mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurulardabedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi debulunmamaktadır (Mukadder Sağlam veDiğerleri, § 49). Anayasa Mahkemesinin görevi, adil gideriminsağlanıp sağlanmadığının incelemesinden ibarettir.
53. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin içtihatları incelendiğinde;irtifak hakkı nedeniyle değer düşüklüğü karşılığının taşınmazda irtifak kurulanalanın toplam taşınmaza oranının değer düşüklüğü oranı ile çarpılması sonucutespit edildiği ve bu yöndeki içtihadın yerleşik hâle geldiği görülmektedir.Daire, taşınmazın geometrik şekli, yüzölçümü, niteliği, enerji nakil hattınıngüzergâhı ve irtifak hakkının taşınmazda meydana getirdiği etkiyi gözönünde bulundurarak değer düşüklüğü oranını tespitetmektedir. Dairenin yukarıdaki kriterlerde taşınmazın değerini değiştiren birhusus olmadıkça taşınmazın niteliğine göre belli oranları uygulayaraktaşınmazlarda meydana gelen değer düşüklüğünü tespit ettiği anlaşılmaktadır (Mukadder Sağlam ve Diğerleri, § 51).
54. Olayda Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucudüzenlenen raporda, başvurucuların taşınmazının, emsal alınan taşınmaza nazaran2,2 kat daha az değerli olduğu kabul edilmiş ve netice itibarıyla, el atmanedeniyle taşınmazın değerinin % 2 oranında azaldığısonucuna ulaşılmıştır. Raporda, 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin dördüncüfıkrası uyarınca irtifak kamulaştırması yöntemiyle, diğer bir ifadeyle el atmanedeniyle taşınmazın genelinin değerinde meydana gelen % 2'likazalma dikkate alınarak uğranılan zararın miktarı tespit edilmiştir. Buna göreöncelikle üzerinde trafo inşa edilen ve direk dikilen toplam 146 m²lik bölümiçin 15.503,74 TL tazminat hesaplanmış; ardından, toplam 67.897 m² büyüklüğündeolan taşınmazın, üzerinde trafo inşa edilen ve direk dikilen toplam 146 m²likbölümü dışında kalan 67.751 m²'sinin el atma nedeniyle değerinde meydana gelenazalma dikkate alınarak ödenmesi gereken tazminat 143.889,57 TL olarakbelirlenmiştir.
55. Bilirkişi tarafından uygulanan hesaplama yönteminin Yargıtay5. Dairesinin yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazındeğerinin, emsal alınan taşınmazdan 2,2 kat daha az değerli olduğu kabuledilerek hesaplama yapılmış ise de bu sonuca soyut bir biçimde ulaşılmadığı,gerekçelerinin bilirkişi raporunda açıklandığı görülmektedir. Bilirkişiler,emsal taşınmazın daha gelişmiş bir mahallede bulunmasını, şehir merkezine dahayakın bir mesafede olmasını ve konut alanının içinde yer almasını dikkatealarak bu sonuca ulaşmışlardır. Bilirkişiler tarafından varılan kanaatMahkemenin ve Yargıtayın bu konudaki uzman Dairesinin denetiminden geçmiş ve hukuka uygunbulunmuştur. Başvurucuların taşınmazının değerine ilişkin yargılama sonucuulaşılan bu kanaatin aksi sonuca ulaştırmayı gerektirecek herhangi bir neden debulunmamaktadır.
56. Öte yandan başvurucular, taşınmazın enerji nakil hattıgeçirilen bölümü yönünden, bu kısımda inşaat yapılması mümkün olmadığındanmülkiyet kamulaştırması yöntemiyle tazminatın hesaplanması gerektiğini önesürmektedirler. Buna göre, enerji nakil hatlarının altında kalan kısmıntamamının değeri ile diğer bölümün değerinde meydana gelen azalmanın dikkatealınarak ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesi gerektiği savunulmaktadır.
57. Yargılama sırasında Belediye tarafından Mahkemeye gönderilenyazıda, ilgili mevzuat uyarınca bu alanlara yapılaşma izni verilmesinin mümkünolmadığı ve buraların yol, park veya yeşil alan olarak ayrılması gerektiğiifade edilmiştir. Başvurucuların arsa niteliğinde olan taşınmazları üzerindeyapı yapılamayacak olmasının taşınmazın değerinde belli ölçüde azalmaya yolaçacağı açıktır. Bu durumda, yargılama sırasında uygulanan tazminat hesaplamayönteminin bu nedenle oluşan zararı gidermeye elverişli olup olmadığı elealınmalıdır.
58. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın bir bölümüüzerinde enerji nakil hattının geçirilmesi nedeniyle taşınmaza olan talebindüşeceği, üzerinde inşaat yapılmasının çevredeki diğer taşınmazlara göregecikeceği ve yapılacak yapıların geri dönüşüm riskinin artacağı gözönünde bulundurularak el atma nedeniyle taşınmazındeğerinin % 2 oranında azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.Anılan raporda, toplam 67.897 m² büyüklüğünde olan taşınmazın, müdahale edilenbölümü çıkarıldıktan sonra kalan 64.927,83 m²lik kısmında inşaatyapılamayacağına ilişkin herhangi bir görüş bulunmadığı gibi başvurucuların dabu yönde bir iddiası yoktur.
59. Taşınmazın yapıya müsait olup olmadığı değerlendirilirkensadece üzerinden enerji nakil hattı geçirilen bölümünün değil, tümünün gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Taşınmazın birbölümü üzerinde enerji nakil hattının geçirilmesi, bu bölümün altında inşaatyapılması olanağına son vermekle birlikte taşınmazın diğer bölümününyapılaşmaya açılması imkânını ortadan kaldırmamakta; sadece yapılacak yapınıntaşınmaz içindeki konumunun değişmesine ve ayrıca bilirkişi raporunda dabelirtildiği üzere inşaat yapımının gecikmesine yol açmaktadır. Bilirkişiraporundaki tespitler gözönünde bulundurulduğunda,taşınmazın değerinde meydana gelen azalmanın oranı saptanırken, enerji nakilhattının altında kalan bölümü üzerinde inşaat yapılamayacak olmasının nedenolacağı zararın da hesaba katıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu hususlarbir bütün olarak değerlendirildiğinde, adil giderimin sağlanması bakımından,taşınmazın enerji nakil hattının altında kalan bölümünün mülkiyet bedelinehükmedilmesi zorunluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
60. Başvurucular, taşınmazın üzerinden geçirilen enerji nakilhattının yol açtığı değer kaybının % 2 olduğutespitinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmektedirler. Bakılan başvuru ilebenzer nitelik taşıyan Kahyaoğlu ve Diğerleri/Türkiyebaşvurusunda AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybıtaşınmazın gerçek değerinin % 9'u olarak tespit edildiği halde Mahkemece,hiçbir somut gerekçe gösterilmeksizin salt Yargıtay'ın, kamu irtifaklarındazarar miktarının taşınmaz değerinin % 2'sini aşamayacağı yolundaki içtihadındanhareketle, taşınmaz değerinin % 2'siyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmişolması ve geri kalan % 7'lik zarar yönünden davanın reddedilmiş olmasısebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 28-29).
61. Ancak bakılan başvuruda, enerji nakil hattının taşınmazdayol açtığı değer kaybının % 2 olduğu hususu doğrudanuzman bilirkişilerce kabul edilen bir görüştür. Kahyaoğlu ve Diğerleri/Türkiye başvurusuna konu olaydanfarklı olarak Mahkemenin bilirkişi raporundaki tespitin aksine bir kabulübulunmamaktadır. Dolayısıyla AİHM'in anılan kararınakonu olayın bakılan başvuruyla tam olarak örtüşmediği anlaşılmaktadır. Öteyandan, başvurucular her ne kadar % 2 oranının gerçeğiyansıtmadığını ileri sürmekte iseler de bunun ne kadar olması gerektiğine dairbir veri de sunmamaktadırlar. Kaldı ki, başvurucular tarafından başvurudilekçesinde yapılan hesaplamada da bilirkişi raporunda olduğu gibi enerjinakil hattı sebebiyle taşınmazın değerinin % 2oranında azaldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı görülmektedir. Bu itibarlaenerji nakil hattının yol açtığı değer kaybının % 2olduğu biçimindeki kabulün gerçek zararın tespitine mani teşkil etmediğideğerlendirilmektedir.
62. Sonuç olarak, somut başvuruya konu davada Yargıtay 5. HukukDairesinin oturmuş içtihadı doğrultusunda taşınmazın bir bölümü üzerinde enerjinakil hakkı geçirilmesi nedeniyle taşınmazın genelinde tespit edilen % 2 oranındaki değer düşüklüğü karşılığı başvurucularaödenen bedelin adil giderimin sağlanması bakımından yeterli olduğu kanaatinevarılmıştır.
63. Buna göre başvurucuların ileri sürdüğü ihlal iddiasına konumüdahalenin yeterli ölçüde tazminat ödenmek suretiyle giderildiği, yeni olgulariçermeyen somut başvuru açısından başvurucuların mağdur sıfatının bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
64. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin kişiyönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun kişi yönündenyetkisizlik nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine BIRAKILMASINA23/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.