TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHMAN DÜNDAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1681)
Karar Tarihi: 14/9/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucu
:
Abdurrahman DÜNDAR
Vekili
:
Av. Abdurrahman BAYAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olaylarından dolayı köyün terk edilmeye mecburkalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvurunun kısmen kabul edilmesi ve idare ile sulhnameimzalanması akabinde başvurunun kabul edilmeyen kısmı için açılmış davanınreddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davayailişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve oluştuğu iddia edilen manevizararların tazmin edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; terör olaylarısebebiyle köyü terke mecbur kalınması nedeniyle eşitlik ilkesinin, özel hayatıngizliliği ilkesinin ve yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, Van ili Başkale ilçesi Beşocakköyünde ikamet etmekteyken 1991 yılında yaşanan yoğun terör olayları nedeniylegüvenlik güçleri tarafından göçe zorlandığını iddia etmiştir.
8. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarınınkarşılanması talebiyle Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)başvurmuştur.
9. 4/3/2010 tarihli ve 2010/1-30100 sayılı Komisyon kararında,başvurucunun sulak ve biçenek cinsi arazilerini üç yıl kullanamaması sonucundamal varlığına ulaşamaması nedeniyle başvurucuya toplam 22.200,27 TL tazminatödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"... Zarar Tespit Komisyonu Alt ÇalışmaGrubu, Köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetinin katılımıyla 26.09.2009 tarihindeyapılan keşif sonucu düzenlenen tutanakta Beşocakköyü Çitgeliş mevkiinin yerleşim yeri olmadığı ancaktarım arazilerinin bulunduğu beyan edilmiştir. Ayrıca Başkale İlçesi AkçalıJandarma Karakol Komutanlığınca 21.06.2008 tarihinde düzenlenen tutanakta Beşocak köyünün 1988 yılında meydana gelen kan davasınedeniyle boşaltıldığı, … belirtilmiştir.
Mevcut bilgi ve belgelerden Beşocak köymerkezinin 1988 yılında kan davası (sosyal sebeplerden dolayı) sonucuterkedildiği, söz konusu bölgede terör olaylarının 1997 tarihinde başladığı vebu tarihten itibaren komşu köy ve mezralarda yaşayan vatandaşların yerleşimbirimlerini terk ettikleri anlaşılmaktadır. Beşocakköy merkezinin 1988 yılında kan davası sonucu tamamen boşalması; köy merkezindemevcut yapıların yığma kargir olması; teknik yöndenincelendiğinde binaların 1-2 yıl boş kalması sonucu enkaza dönüştüğü; köyünterk edilme sebebinin kan davası olması (5233 sayılı kanunda geçen terör veterörle mücadeleden doğan zararlardan olmaması) nedeniyle bina zararınınödenmemesine; ancak civar köy ve mezralarının 1997 tarihinden itibaren güvenlikendişesi ile yerleşim birimlerini terk ettikleri ve sahip oldukları tarımarazilerini kullanamadıkları dikkate alınarak Beşocakköyü merkez ve Çitgeliş mevkiinde bulunan tarımarazilerinin kullanılamadığı 1997 (dahil) - 1999 (dahil) arasında geçen 3yıllık süreçte oluşan tarım zararının ödenmesine;
...
Kanun ve bağlı Yönetmeliğin ilgili hükümleriuyarınca müracaatçı, yasal mirasçı veya temsilcisinin ağaçlara, ürünlere,arazi, ev, ahır, ağıl ve tandır evi ile ve diğer taşınır ve taşınmazlaraverilen zararlar için yapmış olduğu müracaat üzerine Van Valiliğinin31/10/2005-11/02/2008 tarih ve 727-940 sayılı yazıları ile görevlendirilmesiistenen, Başkale Kaymakamlığı Komisyon Alt Çalışma Grubunun görevlendirilmesiüzerine söz konusu heyet tarafından keşif mahalli olan Van İli Başkale İlçesi Beşocak Köyüne 11/07/2009 tarihinde gidilmiş, hazır bulunanmüracaatçı, vekili, mahalli bilirkişiler, köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetininkatılımıyla taşınır ve taşınmazlara ilişkin tespitler yapılmış olup, adıgeçenin uğradığı zarar miktarlarını gösterir bilgiler dosya içinde bulunan EK-1Zarar Tablosunda (kişi hesap kartı, taahhütname) mevcuttur.
Yapılan tespitler sonucu; Van İli Başkale İlçesi BeşocakKöyü’ne sınır köy ve mezra sakinlerinin yerleşim birimlerini 1997-1999 yıllarıarasında terör ve terörle mücadele kapsamında güvenlik endişesi ile terkettikleri tespit edildiğinden, Beşocak köyündenmüracaat eden başvurucuların sahip oldukları tarım arazilerini 1997 yılı(dahil) ile 1999 yılı (dahil) arasında geçen 3 yıllık süreç içerisinde terör veterörle mücadele kapsamında güvenlik endişesi ile kullanamadıkları kanaatinevarılmıştır.
Mevcut bilgi ve belgeler ışığında; İçişleriBakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 22-24 Kasım 2006 ve 11-14Şubat 2007 tarihlerinde Ankara ilinde Standardizasyon Oluşturulması’nayönelik toplantı sonucunda tarım ve hayvancılık zararları ile taşınmazlarlailgili zararların hesaplanmasında kullanılacak değer aralıklarına ilişkintavsiye niteliğindeki tablolarda belirtilen rakamların dikkate alınmak kaydıylailimiz ürün desenine uygun olarak hazırlanan Van Valiliği Zarar TespitKomisyonlarının 26/03/2007 tarih, 2007/128 sayılı kararlarıyla ilimizdekullanılacak değer aralıkları belirlenmişti. 2009 yılında uygulanan değeraralıklarına İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 22/03/2010tarih ve 1802 sayılı yazısında belirtilen ortalama enflasyon rakamı olan(%6.53) oranında artırılmasının dikkate alınmasının uygun görüldüğünden, 2010yılında karara bağlanacak dosyalar için Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonları’nın 07/07/2010 tarih ve 5031 sayılı kararındabelirtilen değerlerin esas alınmasına karar verilmiştir. Söz konusu müracaatsahibinin ortaya çıkan zararlarının yapılan hesaplamalarını gösterir rakamlardosya içinde bulunan EK-1 Zarar Tablosunda (kişi hesap kartı-taahhütname)mevcuttur.
Kanun ve bağlı Yönetmeliğin ilgili hükümleriuyarınca müracaatçı vekilinin müvekkillerinin yıllardır yaşadığı topraklardan uzakkalması nedeniyle yaşanılan derin üzüntü ve sıkıntı sonucu oluşan manevizararın tazminine yönelik manevi tazminat istemi hususunda yapılandeğerlendirme neticesinde 5233 sayılı yasa ve yasaya bağlı olarak çıkarılanyönetmeliklerde manevi zarar ödenmesine ilişkin yasal bir düzenleme ve dayanakbulunmadığı için manevi tazminat talebinin değerlendirilmeyeceği sonucunaulaşılmıştır..."
10. Zarar Tespit Komisyonu kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un12. maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte sulhnameörneği başvurucu vekiline gönderilmiştir.
11. “Yukarıda ayni/nakdiolarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonuntespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmışolduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname 27/09/2010 tarihinde başvurucu vekili tarafındanimzalanmıştır.
12. Başvurucunun köyünün on dokuz yıl boş kalmasına karşınKomisyon kararında üç yıl üzerinden hesaplama yapıldığı, başvurucunun evi veahırları olmasına rağmen bunların tespitinin yapılmadığı, hayvancılıktankaynaklanan zararlarının ödenmediği, dolayısıyla Komisyon kararında belirtilenmiktarın başvurucunun zararının tamamını karşılamadığı iddiasıyla başvurucutarafından Van 1. İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat istemli tam yargıdavası açılmıştır.
13. Van 1. İdare Mahkemesinin 9/3/2012 tarihli ve E.2011/25,K.2012/253 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
"... Dava, Van İli, Başkale İlçesi, Beşocak Köyü'nde ikamet etmekte iken güvenlik kaygısındanötürü 1991 yılında köyünü boşaltan ve 5233 sayılı Kanun uyarınca idareye yapmışolduğu başvuru sonucunda 04.03.2010 günlü, 2010/1-30100 sayılı Van ValiliğiZarar Tespit Komisyonu kararıyla kendisine 22.200,27 TL ödenmesine kararverilen davacı tarafından, köyünü boşaltması sebebiyle uğradığı vekarşılanmadığını iddia ettiği zararlarına karşılık olarak 100.000,00 TL maddive 20.000,00 TL manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalıidareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden DoğanZararların Karşılanması Hakkındaki Kanunun Kanun'un 12. maddesinde"Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespittensonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplananyaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncumaddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarlarıdikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarıbelirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhnametasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davetyazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamaküzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesigerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabuletmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talepetme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veyayetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiğitakdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanıtarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabuledilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde biruyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluylaçözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma haklarısaklıdır." kuralına yer verilmiş bulunmaktadır.
Aktarılan 12. maddenin gerekçesinde ise;"... Hukukumuzda feragat, kabul ve sulh gibi işlemler, görülmekte olandavaları sona erdiren işlemlerdir. Sulh işlemi, dava öncesi yapılmışsa davaaçılmasını engelleyici özelliktedir. Sulh işlemine rağmen dava açılırsa budurum itiraz olarak ileri sürülebilir ve dava ortadan kaldırılır. Böylece dostanebir çözüm şekli olan sulh, bağlayıcı niteliktedir." şeklinde açıklamalarayer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Van İli,Başkale İlçesi, Beşocak Köyü'nde ikamet etmekte ikengüvenlik kaygısından ötürü 1991 yılında köyünü boşalttığını ileri sürerek28.11.2006 tarihinde Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na başvuruda bulunduğuve malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanunhükümleri uyarınca tazmin edilmesini istediği, davacının söz konusu başvuruyailişkin dilekçesinde güvenlik kaygısıyla göç etmesinden ötürü "evine,ahırına, samanlğına, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarıile ağaçlarına ulaşamaması ve kira ödemek zorunda kalması" sebebiyle280.000,00 TL tutarında maddi tazminat isteminde bulunduğu, davacının buisteminin kısmen kabul edildiği ve 04.03.2010 günlü, 2010/1-30100 sayılı VanValiliği Zarar Tespit Komisyonu kararıyla davacıya 22.200,27 TL ödenmesinekarar verildiği, davacının bu tutarı kabul ettiği ve "uğradığı zararınıntamamının karşılanmış olduğunu kabul ve taahhüt ederek" 27.09.2010 günlü sulhnameyi imzaladığı, davacının bu kez "idareninsadece belirlenen ve ölçülen arazilerinden kaynaklanan tarım zararlarını ödemekararı verdiği, köyün 19 yıl boş kalmasına karşın idarece 3 yıl üzerindenhesaplama yapıldığı, gerekli ölçümlerin yapılmadığı, hayvancılıktan kaynaklananzararlarının ödenmediği"ni ileri sürerek100.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine kararverilmesi istemiyle bakılmakta olan tam yargı davasını açtığı anlaşılmaktadır.
5233 sayılı Kanun'la terör eylemleri veyaterörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zararauğrayan kişilerin gerçek zararlarının karşılanması esas olup; 5233 sayılı Kanunhükümleri uyarınca kişilerin daha önce karşılanmış bulunan ya da karşılandığıkabul edilen zararlarının tekrar uyuşmazlık konusu yapılması ve böylecemükerrer ödeme yapılmasına neden olacak şekilde tazmin edilmesine olanakbulunmamaktadır. Nitekim 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesinde "Sulh yoluylaçözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma haklarısaklıdır." kuralına yer verilerek, sulhnameninimzalanmasından sonra dava açılamayacağı öngörülmüş bulunmaktadır.
Öte yandan davacının 5233 sayılı Kanunkapsamında idareye başvururken "evine, ahırına, küçükbaş ve büyükbaşhayvanları ile ağaçlarına ulaşamaması ve kira ödemek zorunda kalması"nedeniyle uğradığı zararlarının tazminini istediği ve idarece davacının buzararlarının değerlendirilmesi sonucunda davacıya 22.200,27 TL ödeme yapılmasınakarar verildiği, sulhnamenin imzalanmasından sonraaçılan bu davada davacının istemine dayanak olarak "ev, ahır vehayvanlarından kaynaklanan zararları" gösterdiği ve idareye sunduğubaşvuru dilekçesinde belirttiğinden farklı herhangi bir zarar kalemine yervermediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının Van İli, Başkale İlçesi, Beşocak Köyü'nde meydana gelen terör olaylarındankaynaklanan imzalanan sulhname ile daha öncekarşılandığı bizzat davacı tarafından kabul edilen zararlarının uyuşmazlıkkonusu edilmesi 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca mümkünbulunmadığından, davacının tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır.
Ayrıca, 5233 sayılı Yasa kapsamında yalnızcamaddi zararların karşılanması öngörülmüş olup, anılan Yasa'nın manevizararların karşılanması hususunda bir düzenleme içermemesi karşısında;davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir..."
14. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 1/10/2013 tarihli ve E.2012/11730, K.2013/6587 sayılı ilamıyla onamakararı verilmiştir. Bu karar 31/1/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., 12., 13.,geçici 1. ve geçici 4. maddeleri.
17. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Yönetmelik’in 11., 16. ve 27. maddeleri.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Eşitlik İlkesinin,Özel Hayatın Gizliliği İlkesinin, Yerleşme ve Seyahat Hürriyetinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, kendi iradesi dışında yerleşim yerini terk etmeyemecbur kalması nedeniyle eşitlik ve özel hayatın gizliliği ilkelerinin;kişilerin meskûn köylerinde yaşama arzusuna uygun olarak hayatlarına devamedebilmelerinin devlet tarafından sağlanmadığını belirterek yerleşme ve seyahathürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
20. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
21. Başvuru konusu olayda başvurucunun Van Valiliğine verdiğibaşvuru dilekçesi, dava dilekçesi ve temyiz talebi incelendiğinde başvurucununköyü terk etmeye mecbur kalması nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesinin,köyde yaşama koşullarının sağlanamaması nedeniyle yerleşme ve seyahathürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürmediğigörüldüğünden anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi -bireyselbaşvurunun ikincillik ilkesi gereği- mümkün değildir.
22. Açıklanan nedenlerle anılan ihlal iddialarının başvuruyolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğubaşvurunun kısmen kabul edildiğini, kısmen reddedildiğini; zararının kabuledilen kısmı için idare ile sulhname imzalanmaklabirlikte kabul edilmeyen kısım için tam yargı davası açtığını, zararının hesabındabirçok zarar kalemi mevcut olduğundan sulhnameninkapsamının kabul edilen zararlarla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabuledilmeyen kısım için mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan dava açma hakkınınsaklı bulunduğunu fakat açtığı davanın reddedildiğini, zararının yirmi üç yılüzerinden hesaplanması gerekmesine rağmen üç yıl üzerinden değerlendirmeyapıldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. Başvurucu, ayrıca yerleşim yerini terk etmek zorunda kalmasınedeniyle konutunun bakımsızlıktan kullanılamaz hâle gelmesi sonucunda konutdokunulmazlığının ihlal edildiğini beyan etmiştir.
2. Değerlendirme
25. Başvurucunun konut dokunulmazlığının ihlal edildiğineilişkin şikâyetinin mal varlığının zarar görmesi ve bu zararların tazminedilmemesi neticesinde mülkiyet hakkına ilişkin olduğu anlaşıldığındanbaşvurucunun iddiasının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında değerlendirilmesiuygun görülmüştür.
26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda idare ile sulhname imzalanması nedeniyle bakiye zarar iddiasınailişkin davanın reddedilmesi daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında idari ve yargısal süreci müteakipihlali tespit eden ve makul bir tazminata hükmedilmesini temin eden etkili birgiderim yolu bulunduğundan hareketle başvurucunun mağdur sıfatının ortadankalkmış olması sebebine dayanılarak kişi bakımından yetkisizlik nedeniylebaşvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§ 29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§45-58).
27. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanmasıamacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafındanbaşvurucu, vekili, mahallî bilirkişiler, köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetininkatılımıyla 26/9/2009 tarihinde yapılan keşif ile gerçekleştirilen araştırma veinceleme sonucunda başvurucunun tarım arazileri yönünden tespit edilenzararları, öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak ve başvurucunun malvarlığına ulaşamaması üç yıl üzerinden hesaplanarak 22.200,27 TL tazminatmiktarı belirlenmiş; başvurucu vekiline kararlaştırılan tazminat miktarınıiçerir sulhname örneği ile birlikte sulha davetyazısı gönderilmiştir. Sulh teklifi başvurucu tarafından kabul edilmiştir.
28. Başvuru formunun incelenmesi neticesinde başvurucunun eksikhesaplandığını beyan ettiği zarar kalemlerini ve miktarlarını açıkçabelirtmediği tespit edilmiştir. Başvuru formunda "Ev ve ahırları olmasına rağmen bunlar ölçülmemiştir.", "Köyde yaşayan insanların kira giderleri gibimevcut bir zarar hiç göz önüne alınmamıştır.", "Hayvancılıktan doğan zararlar ... ödenmemiş","Köyün ortak merası vardır. Bu meravarlığına göre müvekkilimiz koyun veya keçi besleyebilir.","Bazı başvurucuların evleri, ahırlarıve hayvan yemlikleri sahipsiz kalmış." gibi genel ifadelerlebaşvurucu sulhname kapsamında olmayan zararlarınınbulunduğunu iddia etmiştir. Ayrıca dava ve temyiz dilekçelerinin incelenmesindebaşvurucunun, yerleşim yerinin on dokuz yıl boş kaldığını, zararının on dokuzyıl üzerinden hesaplanması gerektiğini iddia etmekle birlikte bireysel başvuruformunda yerleşim yerinin yirmi üç yıl boş kaldığını iddia ettiği; başvurucununanılan bu iddialarının başvurucunun soyut beyanına dayalı olduğu tespitedilmiştir.
29. Başvurucunun değerlendirmeye elverişli zarar iddialarıdikkate alındığında idareyle anlaşma sağlayarak ve 27/9/2010 tarihli sulhnameyi itirazi kayıtkoymaksızın imzalayarak Komisyonun tespitine esas olan olay ile ilgilibaşvurucunun maddi mağduriyetinin açıkça orantısız olmayacak şekildegiderildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu, Komisyon tarafından ödenmesinekarar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği ya da eksik ödendiğiyönünde bir iddiada da bulunmamıştır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mülkiyet hakkına yönelikşikâyet yönünden mağdurluk statüsünü kaybettiği anlaşıldığından başvurunundiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu; Komisyon kararında karşılanmaması nedeniyle sulhname kapsamına dâhil olmayan zarar kalemleri içinaçtığı davada tazminata hükmedilmesi gerekirken davasının reddine kararverildiğini, dolayısıyla zararlarının tazmini konusunda yargılamanın sonuçsuzkaldığını, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
32. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızcaderece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilenbaşvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve kanun tarafından Mahkemeninyetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamdabireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabuledilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derecemahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmamasıbireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa'da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece vederecemahkemelerinin kararları bariz takdir hatası içermedikçe kararlardaki maddi vehukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derecemahkemelerinin delilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 25-26).
33. Başvurucu tarafından koşulsuz şekilde sulhnametasarısının kabul edildiği tespitinden ve terör eylemleri veya terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle başvurucunun uğramış olduğuayni/nakdi tüm zararlarının İlk Derece Mahkemesince karşılandığı kabuledildiğinden (bkz. § 13) ve 5233 sayılı Kanun’un sulh yoluyla çözülmeyenuyuşmazlıklar için yargı yolunun saklı olduğu kuralını içeren 12. maddesininaçık hükmünden hareketle başvurucunun davasının reddiyle sonuçlananyargılamada, Mahkemece bariz bir takdir hatası yapıldığı yönünde bir bulguyarastlanmamıştır.
34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun anılan iddialarının kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesikararlarının bariz bir takdir hatası ve açık bir keyfîlikiçermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
D. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, yerleşim yerine dönüşüne izin verilmemesi sonucundameydana geldiğini iddia ettiği manevi zararlarının karşılanmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
2. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa Mahkemesinin Abbas Emre kararında (B. No.2014/5005,6/1/2016, §§ 66-85) yaptığı değerlendirme dikkate alınarak başvurucunun şikâyetiningerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
37. Başvurucu, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.
38. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somutgörünümlerinden biridir (Muhittin Kaya veMuhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve TicaretLimited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 25).
39. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurmaolanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hemtarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesihakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsizhâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadaraçık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (TahirGökatalay, B.No:2013/1780, 20/3/2014, § 67).
40. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolumahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkınihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen butür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda üst dereceli mahkemetarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir(Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya Ltd. Şti,§ 48).
41. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurular akabindeaçılan davalarda manevi tazminat istemlerinin değerlendirilmesine ilişkinverilen kararlar hakkında Anayasa Mahkemesince yapılan incelemede 5233 sayılıKanun'un, maddi zararların özel bir giderim usulü olduğu; bu özel yolun6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. ve13.maddeleri uyarınca idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak haklarıihlal edildiğini iddia edenlerin tazminat talebinde bulunabilme imkânlarınıengeller mahiyette olmadığı belirtilmiştir (bkz. Abbas Emre, § 81, 82). Bu bakımdan dava ve taleplerini genelhükümlere de dayandıran 2577 sayılı Kanun'un 12 ve 13. maddeleri uyarınca dadava açmış olan başvurucuların talep ve davaları yönünden genel hükümlerkapsamında ayrıca inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir.
42. Başvuru konusu olayda başvurucunun manevi tazminat istemininkabul edilip edilmeyeceği noktasında İlk Derece Mahkemesi, 5233 sayılı Kanunkapsamında yalnızca maddi zararların karşılanmasının öngörüldüğünü, manevizararların karşılanması hususunda anılan Kanun'da bir düzenlemenin yeralmadığını belirterek başvurucunun manevi tazminat isteminin reddine kararvermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı kanun yollarında denetlenerekonanmıştır.
43. Başvurucunun manevi tazminat talebi açısından sunduğu davadilekçesinin incelenmesinde dilekçenin sonuç ve istem kısmında "5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden DoğanZararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca müvekkilimin zararlarınakarşılık olarak 100.000 (yüz bin) TL maddi ve 20.000 (yirmi bin) TL manevitazminat..." ifadesi ile 5233 sayılı Kanun kapsamında manevitazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığından başvurucunun davasını 5233 sayılıKanun kapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun'a dayandırdığıgörülmektedir.
44. Başvurucunun dava dilekçesindeki talepleri ve dayanaklarıbağlamında inceleme yapan Van 1. İdare Mahkemesi, başvurucunun anılaniddialarına yönelik "5233 sayılı Yasakapsamında yalnızca maddi zararların karşılanması öngörülmüş olup, anılanYasa'nın manevi zararların karşılanması hususunda bir düzenleme içermemesikarşısında; davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir." değerlendirmesiniyaparak 5233 sayılı Kanun kapsamına göre talep edilen, 2577 sayılı Kanun'ungenel hükümlerine göre talep edilmeyen manevi tazminat isteminin reddine kararvermiştir. İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçenin, hukukauygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerekkesinleştiği anlaşılmaktadır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkınayönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin, özel hayatın gizliliği ilkesinin veyerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.