TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULKADİR KARABOĞA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/14510)
Karar Tarihi: 25/10/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
1. Abdulkadir KARABOĞA
2. Abdulmecit KARABOĞA
3. Bedrettin KARABOĞA
4. Halit KARABOĞA
5. Kenan BUDAK
6. Mehmet KARABOĞA
7. Suut KARABOĞA
8. Şükrü KARABOĞA
9. Karaboğa Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaat Sanayi
ve Ticaret A.Ş.
Vekilleri
:
Av. Mahir KARABOĞA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; bir suç isnadı kapsamında mal varlığına tedbirkonulması ve bu tedbirin uzun bir süre devam etmesi nedeniyle mülkiyethakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 5/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.
4. 2014/14510 numaralı bireysel başvuru ile aynı tarihte yapılan2014/14511, 2014/14512, 2014/14514, 2014/14515, 2014/14517, 2014/14518 ve2014/14519 numaralı bireysel başvuruların konu yönünden hukuki irtibatlarınınbulunması nedeniyle 2014/14510 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. 2014/14513numaralı bireysel başvuru dosyası da yine aynı gerekçeyle 2014/14510 numaralıbireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Başvuru Tarihine KadarYaşanan Gelişmeler
9. Başvurucu Kenan Budak, başvurucu Karaboğa Gıda TarımHayvancılık ve Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin(Şirket) nakliye işlerini yürüten çalışanı olup diğer başvurucular ise buŞirketin ortaklarıdır.
10. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucular hakkındaŞirket aracılığıyla resmî belgede sahtecilik, kara paranın aklanması,kaçakçılık ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarını işlediklerişüphesiyle 2003/156 soruşturma sayılı dosyasında ceza soruşturmasıbaşlatılmıştır.
11. Soruşturma sırasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından18/7/2003 tarihinde başvurucuların bütün mal varlığına ve üçüncü kişilernezdindeki hak ve alacaklarına tedbir konulması talep edilmiştir. Mardin SulhCeza Mahkemesinin aynı tarihli kararı ile başvurucuların bütün hak vealacaklarının dondurulmasına, tasarruf yetkilerinin tamamen kaldırılmasına,mal, kıymetli evrak ve diğer değerlerin zaptına, hak ve alacaklar üzerineihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda diğer başvurucularıntaşınmazları yanında başvurucu Şirketin Mardin ili Kızıltepe ilçesi CumhuriyetMahallesi'nde bulunan 532 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına da18/8/2013 tarihinde ihtiyati tedbir şerhi konulmuştur.
12. Cumhuriyet Başsavcılığının 15/3/2004 tarihli iddianamesi ilebaşvurucuların resmî belgede sahtecilik, kara paranın aklanması, kaçakçılık vecürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından cezalandırılmaları istemiylekamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucuların 1998 yılında Irak'a çok az miktardagöstermelik mal gönderip gerçekte ihraç etmedikleri mallar için ihracat yapmışgibi sahte gümrük çıkış beyannameleri düzenledikleri ileri sürülmüştür.İddianame ile ayrıca başvurucuların hayalî ihracata konu mallar için vergiiadesi aldıkları, ihracata konu malların bedeli olarak gösterilen ve yurdasokulan paranın kaynağının ise belli olmadığı belirtilmiştir.
13. Yargılama sırasında Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesince(Mahkeme) yapılan 4/6/2004 tarihli oturumda, duruşmaya katılan başvurucularAbdulkadir Karaboğa ve Şükrü Karaboğa'nın savunma ve sorguları tespitedilmiştir. Mahkeme, çağrı kâğıdı tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya katılmayanMehmet Karaboğa, Bedrettin Karaboğa, AbdulmecitKaraboğa, Halit Karaboğa ve Suut Karaboğa hakkındaise zorla getirme kararı vermiştir. Öte yandan 17/5/2007 tarihinde HalitKaraboğa, 24/7/2008 tarihinde de Suut Karaboğa,Mehmet Karaboğa ve Bedrettin Karaboğa için yakalama emirleri çıkarılmış;9/9/2008 tarihinde bu yakalama kararları yerine getirilmiştir. Mahkeme 27/10/2009tarihli oturumda Adli Tıp Kurumundan imza karşılaştırması raporu alınmasınakarar vermiş, 23/3/2012 tarihli oturumda rapor sürecinin tamamlandığıbelirtilmiştir.
14. Mahkeme 26/9/2012 tarihinde, kaçakçılık, kara paranınaklanması ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından açılandavaların zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşürülmesine karar vermiştir.Mahkeme, resmî belgede sahtecilik suçundan ise 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 204 maddesinin (2) numaralı fıkrası, 43. maddesinin (1)numaralı fıkrası ve 62. maddesinin uygulanarak gerçek kişi başvurucuların ayrıayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Mahkemeayrıca adli emanette kayıtlı eşyaların delil olarak saklanmasına, başvurucularaait taşınmazlar üzerine konulan tedbirlerin ise karar kesinleştiğindekaldırılmasına karar vermiştir.
15. Başvurucular 5/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. Başvuru TarihindenSonra Yaşanan Gelişmeler
16. Karar temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19/11/2015tarihli ilamıyla kara paranın aklanması ve cürüm işlemek için teşekküloluşturma suçlarından davanın düşürülmesine ilişkin hükümler onanmıştır. Daire,kaçakçılık suçundan davanın düşürülmesine ilişkin hükmü ise hüküm tarihi itibarıylazamanaşımı süresinin geçmediğini belirterek bozmuş ancak temyiz inceleme gününekadar zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın düşürülmesine kararvermiştir. Daire, resmî belgede sahtecilik suçundan da temyiz inceleme gününekadar zamanaşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle davanın düşürülmesine kararvermiştir.
17. Mahkeme 10/12/2015 tarihinde de Bedrettin Karaboğa adınakayıtlı Mardin ili Kızıltepe ilçesi Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan 51 ada 4ve 5 parsel ile 61 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki tedbirlerinkaldırılması için bildirimde bulunmuştur. Mahkeme ayrıca 24/12/2015 tarihinde,başvuruculardan Şükrü Karaboğa adına kayıtlı Mardin ili Kızıltepe ilçesiKoçhisar Mahallesi'nde bulunan 538 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindekiihtiyati tedbirin kaldırılması hususunda Kızıltepe Tapu Müdürlüğüne yazıgöndermiştir. Ayrıca başvurucu Şirkete ait 532 ada 1 parsel sayılı taşınmaz da27/8/2013 tarihinde H.K.'ya satılarak tapuya tesciledilmiştir. Mahkemece 13/1/2016 tarihinde ise Mersin Trafik Tescil ve DenetlemeŞube Müdürlüğünden başvurucular dışındaki sanıklardan biri olan M.D. adınakayıtlı 33 B 4695 plaka sayılı araç üzerindeki tedbirin kaldırılmasıistenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"Eşya veya kazancın muhafaza altınaalınması ve bunlara el konulması" kenar başlıklı 123. maddesişöyledir:
"(1) İspat aracı olarak yararlı görülenya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıylateslim etmediği bu tür eşyaya el konulabilir."
19. 5271 sayılı Kanun'un"El koyma kararını verme yetkisi" kenar başlıklı 127.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesindesakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısınaulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri,el koyma işlemini gerçekleştirebilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Taşınmazlara,hak ve alacaklara el koyma" kenar başlıklı 128. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Soruşturma veya kovuşturma konusu suçunişlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanankuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki hertürlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklıkpaylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
el konulabilir. Somut olarak belirlenen Butaşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktanbaşka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, el koyma işlemiyapılabilir. ..."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirleralınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılanveya zamanında geri verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
B. Uluslararası Hukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mülk sahibinin cezaitakibatın doğrudan bir tarafı olmadığı hâllerde dahi bu yargılama sırasındamülk ile ilgili olarak bir tedbirin uygulanması durumunda Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin medeni hak ve yükümlülükler yönündenuygulanabilir olduğunu değerlendirmiş (AliEsen/Türkiye, B. No: 74522/01, 24/7/2007, § 22; Yıldırım/İtalya (k.k.),B. No: 38602/02, 10/4/2003; Rummi/Estonya, B. No: 63362/09, 15/1/2015, § 64;C.M./Fransa (k.k.),B. No: 28078/95, 26/6/2001); AliEsen/Türkiye kararında yargılamanın sonucunun başvurucu üzerindemülkiyet hakkı yönünden bir etkisinin mevcut olduğuna değinmiştir (Ali Esen/Türkiye, § 22). AİHM buna göre,şikâyet edilen yargılamanın başvurucunun mülkiyet hakkını etkilediğigerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeneticesinde, devam eden yargılamada geçen süreyi dikkate alarak başvurucununmakul sürede yargılama hakkının ihlaline karar vermiştir (Ali Esen/Türkiye, §§ 24-26). Rummi/Estonya kararında da AİHM, başvurucununkocasının mirasçısı olması nedeniyle kocasına ait değerli madenlere elkonulmasından ve müsaderesinden etkilendiğini vurgulamıştır. Sözleşme'nin 6.maddesinin 1. fıkrasının söz konusu fıkra anlamında bir medeni hak olanmülkiyet hakkı nedeniyle uygulanabilir olduğunu ifade eden AİHM, başvurucununbu medeni hakkına ilişkin uyuşmazlığın bir mahkeme tarafından karara bağlanmasıhakkına sahip olduğunu ifade etmiş (Rummi/Estonya, § 64) ve Hükûmetin itirazını reddederek başvuruyuadil yargılanma hakkı yönünden de incelemiştir. Aynı başvuruda AİHM, toplam 8yıl 2 ay 14 gün süren yargılama nedeniyle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Rummi/Estonya, §§ 115-121).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular suç isnadı kapsamında kamu makamlarınca malvarlığı, hak ve alacakları üzerine konulan tedbirler nedeniyle diledikleri gibitasarrufta bulunma imkânından yoksun bırakıldıklarını belirtmişlerdir.Başvurucular ayrıca, bu tedbir 10 yılı aşkın bir süredir devam ettiği içinticari faaliyetlerinin önemli ölçüde zarar gördüğünden yakınmışlardır.Başvurucular bu sebeplerle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvurudabulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini önceliklederece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesikoşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 26).
27. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınöncelikle derece mahkemelerinde ve olağan kanun yolları ile çözümekavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerininbu olağan denetim mekanizması çerçevesinde giderilememesi durumundabaşvurulabilir (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 16-20).
28. Başvurucular öncelikle yargılama sırasında bütün malvarlıkları üzerine tedbir konulduğundan yakınmışlardır. Gerçekten de soruşturmasırasında Sulh Ceza Mahkemesinde başvurucuların bütün mal varlığı üzerinetedbir konulmasına karar verildiği görülmektedir. Bununla birlikte başvuruformu ve eklerinde başvurucuların hangi mal, hak ve alacakları yönünden fiilenveya kayden tedbir konulduğu yönünde herhangi bir açıklamadabulunulmamış; buna ilişkin hiçbir bilgi veya belge de ibraz edilmemiştir.Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden dava dosyası incelendiğindeise yalnızca başvurucuların taşınmazlarının tapu kaydına tedbir şerhi konulduğugörülmüştür (bkz. § 11). Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2012 tarihlikararında da başvurucuların taşınmazları üzerine konulan tedbirinkaldırılmasına karar verilmiş (bkz. § 14), karar kesinleştikten sonra dabaşvurucular Bedrettin Karaboğa ve Şükrü Karaboğa adına kayıtlı taşınmazlarüzerindeki tedbir şerhleri kaldırılmıştır. Hâlbuki başvurucuların bireyselbaşvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddiave şikâyetlerini somut bilgi, belge ve delillerle temellendirmesi gerekmektedir(Bu konudaki genel ilkeler için bkz. S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20). Buna göre, AnayasaMahkemesinin başvurucuların yerine geçerek sunulmayan olgu ve vakıalardanhareketle birtakım çıkarımlar yapması veya kendiliğinden bilgi, belge ve deliltoplaması mümkün değildir.
29. Başvuru konusu olayda ise başvurucular, sonradan üzerindentedbirin de kaldırıldığı anlaşılan taşınmazların dışında başkaca bir malvarlıkları, hak veya alacakları üzerinde fiilen bir tedbir uygulandığını veyaböyle bir tedbirin uygulanmaya devam ettiğini ortaya koyamamışlardır. Budurumda başvuru konusu olayda başvurucuların şikâyetlerinin taşınmazlarıüzerine hukuka aykırı ve ölçüsüz olarak tedbir uygulanması ve tedbirlerin uygulanmasınınmakul süreyi aşması nedeniyle zarara uğradıkları iddiasıyla sınırlı olduğudeğerlendirilmektedir.
30. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine koşulları oluşmadığı hâldeel konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veyadiğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyenkişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.
31. Görüldüğü üzere kimi durumlarda, devam eden yargılamalardada tazminata hükmedilebildiği gözetildiğinde 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde düzenlenen yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koymaişleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın tazminiimkânını sağlamaktadır (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14/12/2015 tarihli veE.2014/19906, K.2015/19237 sayılı ile 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,K.2013/21106 sayılı kararları). Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin daha öncekikararlarında da 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolununbu şikâyetler açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makulölçüde bir başarı imkânı sunduğu belirtilerek bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle bu yolun tüketilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Konu ile ilgiliçok sayıda karar arasından bkz. Mehmet AliAslan, B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28; Yıldıray Soysal, B. No: 2014/14887, 17/11/2016, §§ 47-50; Nuray Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016;§§ 66-69).
32. Somut olayda başvuru tarihinden önce Mardin 2. Ağır CezaMahkemesinin 26/9/2012 tarihli kararı ile başvurucuların taşınmazlarıüzerindeki tedbir şerhlerinin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.Karar kesinleştiğinde de Mahkemece 10/12/2015 ve 24/12/2015 tarihlerinde taşınmazlarüzerindeki tedbir şerhleri kaldırılmıştır. Başvurucuların başkaca bir malvarlıkları ile ilgili konulmuş veya devam eden bir tedbir olduğu da bireyselbaşvuru kapsamında saptanamamıştır. Başvurucuların koruma tedbirleri nedeniylemülkiyet hakkı kapsamında ileri sürdükleri zararların giderilmesi yönündekişikâyetlerine ilişkin olarak ise zararlarının tazmini bakımından etkin bir yololan 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunmaimkânlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak başvurucular somut olayda buhukuk yoluna müracaat etmemişlerdir. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlalineneden olduğu ileri sürülen iddialara ilişkin olarak başvuru yollarının usulüncetüketilmediği anlaşılmaktadır.
33. Açıklanan gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasınailişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Makul Sürede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Karaboğa Gıda TarımHayvancılık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.ninŞikâyeti Yönünden
34. Başvurucu Şirket, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
36. Anayasa'nın 36. maddesinde korunan adil yargılanma hakkınınkapsamı bu maddede düzenlenmemekle birlikte bu hakkın kapsam ve içeriği,Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğer maddeleri ve Sözleşme'nin 6. maddesiçerçevesinde belirlenmelidir (LatifHacıbekiroğlu, B. No: 2014/6011, 22/9/2016, § 31).
37. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar”ın ve bir “suç isnadı”nınesasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilmektedir.Dolayısıyla bir uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı kapsamında incelenebilmesiiçin ya bir suç isnadına ilişkin bulunması ya da medeni hak ve yükümlülüklerleilgili olması gerekmektedir.
38. Somut olayda başvurucu Şirket, başvuruya konu cezayargılamasının tarafı değildir. Bu itibarla başvurucu yönünden somut olaydakiuyuşmazlığın suç isnadına ilişkin olduğu söylenemez. Bununla birlikte, el koymaveya müsadere kararı malikin mülkiyet hakkını etkilemektedir. Mülkiyet hakkınınbir medeni hak olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla cezamahkemesi tarafından yürütülse bile el koyma ve müsadereye ilişkin yargısalsürecin medeni hak ve yükümlülükler kapsamında bir uyuşmazlık olduğunun kabulügerekir. Bu nedenle medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin adil yargılanmagüvencelerinin başvurucunun taşınmazlarına tedbir konulmak suretiyle elkonulmasına ilişkin yargısal süreç yönünden de uygulanması gerektiği sonucunaulaşılmaktadır (Musa Doğan ve Abdulhalik Ay, B. No: 2014/13154, 16/2/2017, §44).
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 50, 52).
41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
42. El koyma kararının başvurucunun mülkü üzerindeki etkisidikkate alındığında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınınbaşvurucu Şirketin mal varlığına ihtiyati tedbir konulduğu 18/8/2003 tarihi ileel koymaya ilişkin sürecin kesinleştiği Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kısmenonama ve kısmen ise düşmeye ilişkin ilamın verildiği 19/11/2015 tarihi esasalınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda anılan ilkeler ve AnayasaMahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alınarak başvuruyakonu yargılama süreci incelendiğinde başvurucu yönünden yaklaşık 12 yıl 3 aysürdüğü anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmakgerekir.
43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
2. Diğer BaşvurucularınŞikâyetleri Yönünden
44. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
46. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)
47. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
48. Somut olayda başvuruculardan AbdulmecitKaraboğa'nın zorla getirme kararı yoluyla savunmasının alınabildiği,başvurucular Suut Karaboğa, Mehmet Karaboğa,Bedrettin Karaboğa ve Halit Karaboğa'nın ise haklarında yakalama emriçıkarılmak durumunda kaldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla yargılamanınuzaması bakımından bu başvurucuların da kusurları söz konusudur. Ancak davadosyası incelendiğinde başvurucular dışındaki sanıklar hakkında da zorlagetirme ve yakalama kararları verildiği görülmektedir. Ayrıca yaklaşık üç yılboyunca Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlenmesinin beklendiği, bazı duruşmalarınçeşitli kurumlardan bilgi ve belge toplanması için talik edildiği, Cumhuriyetsavcısına esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere iki ayrı oturumda süreverildiği ve heyet değişikliği nedeniyle duruşmanın talik edildiği degörülmektedir. Ayrıca zamanaşımı nedeniyle düşürülen davada temyiz süreci de 3yıl 2 ay sürmüştür. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 12 yıl 4 ay sürdüğüanlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
51. Başvurucular, ayrı ayrı manevi ve maddi tazminattaleplerinde bulunmuşlardır.
52. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
53. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında -şikâyet konusu davadaki taraf sayısı da dikkate alındığında-başvurucular Karaboğa Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaat Sanayi ve TicaretA.Ş., Abdulkadir Karaboğa, Kenan Budak ve Şükrü Karaboğa'ya ayrı ayrı net12.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Diğerbaşvuruculardan Abdulmecit Karaboğa, Suut Karaboğa, Mehmet Karaboğa, Bedrettin Karaboğa ve HalitKaraboğa'ya ise yargılamanın uzamasında kısmen de olsa bu başvurucularaatfedilebilecek gecikme dönemleri söz konusu olduğundan ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında şikâyet konusu davadakitaraf sayısı da gözetilerek ayrı ayrı net 8.800 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucular Karaboğa Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaatSanayi ve Ticaret A.Ş., Abdulkadir Karaboğa, Kenan Budak ve Şükrü Karaboğa'yaayrı ayrı net 12.600 TL, başvurucular AbdulmecitKaraboğa, Suut Karaboğa, Mehmet Karaboğa, BedrettinKaraboğa ve Halit Karaboğa'ya ayrı ayrı net 8.800 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2004/97, K.2012/141) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.