TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULVAHAP TAŞKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/16840)
Karar Tarihi: 24/5/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2018-30453
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal MümtazAKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Abdulvahap TAŞKIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mal varlığına ilişkin olarak işlenen bir suçunetkili bir şekilde soruşturulmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/10/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, emekli ve 1960 doğumlu olup Mersin'in Mezitliilçesinde ikamet etmektedir.
10. Başvurucu 8/12/2014 tarihinde saat 10.30 sıralarındaMersin'in Merkez ilçesi Akkent Mahallesi Gazi MustafaKemal Bulvarı 34. Cadde kavşağında bulunan Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT)Eğitim Şubesine ait "PTTmatik" para çekmeve yatırma makinesinde (ATM cihazı) bir başka kişiye havale edilmek üzere 200TL para yatırmıştır. Başvurucu, havale yaparken ATM cihazının klavye sehpasınakoyduğu cüzdanını burada unutmuştur. Başvurucunun beyanına göre cüzdanın içindedört adet çeyrek Millî Piyango bileti, 1.050 TL, 550 Amerikan doları ve 65 euro para ile nüfus cüzdanı, B sınıfı sürücü belgesi veemekli kartı bulunmaktadır.
11. Cüzdanını unuttuğunu fark eden başvurucu, kısa bir süresonra PTT Şubesine geri dönerek güvenlik görevlisine ve diğer ilgililere durumuanlatmış; aynı gün saat 11.00'de de Polis Merkezî Amirliğine müracaat etmiştir.Kolluk görevlilerince saat 11.20'de düzenlenen "Görgü Tespit ve Araştırma Tutanağı"nın ilgili kısmı şöyledir:
"...aynı gün saat 11:10 sıralarındaşahısla birlikte bahse konu yere gidilip bakıldığında herhangi bir suç ve suçunsuruna rastlanılmamış, bankamatik ve PTT şubesinin kamera sisteminin mevcutolduğu görülmüş[tür]..."
12. Aynı gün saat 12.23'te düzenlenen Görüşme Tutanağı'na göre Cumhuriyet savcısı kolluk görevlilerineşikâyetçinin ifadesinin alınması, kayıp eşya hakkında çalışma yapılması vehazırlanan tahkikat evrakının ikmalen gönderilmesitalimatını vermiştir. Kolluk görevlilerince 8/12/2014 tarihinde alınaraktutanağa bağlanan ifadesinde başvurucu, olayı anlatarak cüzdanını alıpkendisine teslim etmeyen kişiden şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
13. Cumhuriyet savcısı 12/12/2014 tarihli yazı ile Yenişenir İlçe Emniyet Müdürlüğünden şu hususlarınaraştırılmasını istemiştir:
i. Başvurucunun şikâyeti ve delillerinin tespiti
ii. Tanıkların şikâyetçiden sorularak veya resen araştırılarakolaya dair bilgi ve görgülerinin tespiti
iii. Şüpheli veya şüphelilerin beyanlarının alınması
iv. Olay yerini görüntüleyen kamera kayıtlarının temini ilebunların çözümünün yapılması
v. Şikâyetçinin aynı konuda daha önce başka bir şikâyeti varsamüracaatların birleştirilmesi
14. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği12/12/2014 tarihli dilekçede şikâyetçi olduğunu yinelemiştir. Dilekçede; olaysırasında özel güvenlik görevlisini andıran bir kişiyi fark ettiğini, olayyerini gören kameralar vasıtasıyla cüzdanını kimin aldığının tespitedilebileceğini belirtmiştir.
15. Emniyet Müdürlüğü 15/12/2014 tarihli bir yazı ile PTTYenişehir Şubesi Müdürlüğünden 8/12/2014 tarihinde saat 10.20-10.45 arasındaolay yerini gösterir kamera görüntülerinin gönderilmesini talep etmiştir.18/12/2014 tarihli cevap yazısında, olay tarihinde ATM cihazını gösterirkameranın arızalı olması nedeniyle görüntü kaydı yapmadığı bildirilmiştir.
16. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/12/2014 tarihinde olay yerinigören kamera kaydı ve görüntü olup olmadığının tespiti hususunda EmniyetMüdürlüğüne talimat vermiştir.
17. Şikâyetçi 29/12/2014 tarihinde bu defa Mersin Valiliğinekonu ile ilgili olarak bir dilekçe daha vermiştir. Başvurucu, kamerakayıtlarının arızalı olduğunu öğrendiğinden dolayı delillerin gizlendiği veyayok edildiği endişesine kapıldığını hâlbuki PTT kamera kayıtlarının iki ayboyunca saklanabildiğini belirterek kamera kayıtlarının incelenmesini talepetmiştir.
18. Kolluk görevlilerince 8/1/2015 tarihinde düzenlenentutanakta; olayı gören görgü tanığının bulunamadığı, olay yerini görür herhangibir güvenlik kamerası görüntüsünün de bulunmadığı belirtilmiştir.
19. Emniyet Müdürlüğünün 13/1/2015 tarihli fezleke yazısında,PTT ile yapılan yazışma sonucu kamera görüntüsünün bulunamadığı ve yapılanaraştırma sonucu olayı gerçekleştiren şüpheli şahıs veya şahıslarınyakalanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/1/2015 tarihinde EmniyetMüdürlüğünden Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kamerasıkayıtlarının olup olmadığının, PTT Eğitim Şubesi Müdürlüğünden de olayıngerçekleştiği ATM cihazını gören haricî kameralardan kayıt alınıp alınmadığınıntespit edilmesini ve başvurucudan sonra işlem yapan kişinin açık kimlikbilgilerini istemiştir.
21. Emniyet Müdürlüğünün 9/2/2015 tarihli cevap yazısında; olayyerinde bulunan MOBESE kamerasının bağlı olduğu kayıt cihazının yirmi dokuzgünde bir kayıtları sildiği, bu sebeple görüntü kayıtlarının gönderilmesininmümkün olamadığı bildirilmiştir.
22. Mersin PTT Başmüdürlüğü; Eğitim Şubesinde kurulu kapalıdevre kamera sistemi incelendiğinde ATM cihazını gören kameranın 8/12/2014tarihinde saat 03.41'e kadar kayıt yaptığını, bu saatten sonra ise arızayageçtiğini 9/1/2015 tarihinde başvurucuya bildirmiştir. Ayrıca PTT DenetimHizmetleri Başkanlığının 15/1/2015 tarihli yazısıyla Şubede görevli personelhakkında kamera arızasının zamanında giderilmesine yönelik bir işlem yapmamasıve kamerada arıza bulunmadığı yönünde yanıltıcı bilgi vermesi nedeniyle gereklidisiplin ve idari işlemin yapılması talimatı verildiği başvurucuyabildirilmiştir.
23. PTT'den alınan bilgiler doğrultusunda başvurucudan sonraişlem yaptığı tespit edilen M.M.Ş.nin şüpheli olarakifadesi alınmıştır. Şüpheli 16/3/2015 tarihli ifadesinde; şikâyetçiyitanımadığını, PTT İşleme Merkezinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, olaygünü işlem yapmaya gittiğinde ATM cihazı üzerinde ve çevresinde herhangi bireşya görmediğini belirtmiştir. Şüpheli atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
24. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/4/2015 tarihinde, kaybolmuş veyahata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan kovuşturmaya yerolmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucudan sonra işlemiyapan şüpheli M.M.Ş.nin atılı suçu işlediğine dairyeterli bir delilin bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca olayın başvurucunundikkatsiz ve özensiz davranması sonucu meydana geldiği, kaybolduğu iddia edileneşyanın başka kişi veya kişiler tarafından kullanıldığına dair herhangi birkaydın da söz konusu olmadığı açıklanmıştır. Kararda sonuç olarak atılı suçununsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
25. Başvurucunun karara karşı yaptığı itiraz, Mersin 3. SulhCeza Hâkimliğince 15/6/2015 tarihinde itiraza konu kararda usul veya kanunaaykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
26. Nihai karar, başvurucuya 22/9/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
27. Başvurucu 20/10/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141.maddesi şöyledir:
"Zilyedinin rızası olmadan başkasına aittaşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıylabulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıverilir."
29. 5237 sayılı Kanun’un 160. maddesi şöyledir:
"Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirileneşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdaretmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayetüzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."
B. Uluslararası Hukuk
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'yeek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkınında bazı pozitif yükümlülükler içerdiğini kabul etmektedir. AİHM'egöre mülkiyet hakkının gerçekten etkili bir biçimde korunabilmesi, devletinmüdahale etmeme görevi yanında ayrıca bazı pozitif tedbirler almasını dagerektirmektedir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,30/11/2004, § 134; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,§ 143).
32. AİHM; Sözleşme'ye ek (1) No.luProtokol'ün 1. maddesinin devletin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı,özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yönünden de -belirli durumlarda- mülkiyethakkının korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü içerdiğini kabuletmektedir. Buna göre devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özelkişiler arası mülkiyet ilişkileri bakımından olsa bile- kişilerin mülkiyethaklarına yapılacak keyfî müdahalelere karşı hukuksal bir koruma sağlamasıgerekmektedir. Bu bağlamda devlet, özellikle tarafların mülkiyet hakkınailişkin uyuşmazlıklar yönünden gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan etkinbir yargısal mekanizma oluşturma yükümlülüğü altındadır. Bu çerçevedeoluşturulan yargı yollarında ulusal mahkemeler de iç hukukta düzenlenecekkanunlar yoluyla makul ve adil bir biçimde mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmekdurumundadır. AİHM, bu gerekliliğin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirirkenuygulanan usulün bütününü incelemektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99,25/7/2002 § 96; Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005, §§90, 91; Kotov/Rusya [BD], B. No: 54522/00, 3/4/2012, §112; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §§82-87; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,24/11/2005, § 134).
33. Mülkiyet hakkına ilişkin olarak devletin etkili cezasoruşturması yükümlülüğüBlumberga/Letonya (B. No: 70930/01, 14/10/2008, §§63-73) kararında tartışılmıştır. Başvuruya konu olayda başvurucu tutukluykeniki ayrı şehirde bulunan evlerinden parası ve eşyasının çalınması sebebiyleşikâyetçi olmuştur. AİHM; olayda mülkiyet hakkına yapılan bir müdahaleninmevcut olduğunu ancak bu müdahalenin devlet tarafından değil özel kişilerdengeldiğini, devletin özel kişilerin bu eylemleri nedeniyle doğrudan birsorumluluğunun ise bulunmadığını kabul etmiştir. Bununla birlikte AİHM,mülkiyet hakkına özel kişiler tarafından yapılan bir müdahalenin söz konusuolduğu durumlarda devletlerin mülkiyet hakkını etkili bir şekilde koruyanhukuki düzenlemeler yapma ve bu çerçevede mağdurların zararlarınıngiderilmesini talep etme imkânının da tanındığını, haklarını arayabilecekleritedbirler alma gibi pozitif yükümlülüklerinin mevcut olduğunu belirtmiştir. AİHM'e göre suç işlenmesi yoluyla bir müdahale söz konusuise bu yükümlülük etkili bir ceza soruşturması ve gerektiğinde kovuşturmayapılmasını da içermektedir (Blumberga/Letonya,§§ 66-67).
34. AİHM bununla birlikte Sözleşme'nin 2. ve 3. maddelerikapsamında yaşam hakkı ya da kötü muamele iddialarıyla ilgili etkili soruşturmayürütülmesi yükümlülüğünde olduğu gibi bunun bir sonuç yükümlülüğü olmayıp usulyükümlülüğü olduğunu belirtmiştir. AİHM, kamu otoritelerinin makul çabalarınarağmen birçok suçun çözülemediği ve cezasız kaldığı gerçeği de gözönünde bulundurulduğunda mülkiyet hakkı çerçevesinde varolan etkili bir ceza soruşturması ve kovuşturması yapma yükümlülüğünün mutlakolmadığını vurgulamıştır. AİHM, bu yükümlülüğün daha ziyade uygun ve yeterlibir ceza soruşturması yürütülmesini ve soruşturmayı yürüten makamların liyakateuygun ve etkili bir şekilde hareket etmelerini temin etmekle sınırlı olduğunukabul etmiştir. Ayrıca AİHM, kamu makamlarının suçu soruştururkenkarşılaşabilecekleri uygulamaya ilişkin zorluklar ile operasyoneltercihlerde bulunma ve en ciddi suçları önceleme ihtiyacına değinmiştir. AİHM'e göre soruşturma yükümlüğünün zorunluluk derecesi,mülkiyete karşı işlenenlerde olduğu gibi daha hafif nitelikteki suçlardaSözleşme'nin 3. maddesinin uygulama alanına giren suçlar gibi- şiddetkullanılan ağır nitelik taşıyan suçlara nazaran daha düşüktür. Bu sebeple dahahafif nitelik taşıyan suçlarda devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlalisonucuna ulaşılabilmesi ancak soruşturma ve kovuşturmada açık ve ciddieksikliklerin tespit edilmesi koşuluna bağlı görülmüştür (Blumberga/Letonya, § 67).
35. AİHM, ceza soruşturması başarılı bir şekilde sonuçlanmasabile makul bir başarı potansiyeline sahip olması koşuluyla suçu işleyen kişiyekarşı hukuk davası açılabilmesi imkânının getirilmesinin haklarınınkorunmasının güvence altına alınması bakımından mağdura elverişli biralternatif oluşturabileceğini vurgulamıştır. Ayrıca ceza yargılamasınınsonuçlarının hukuk yargılamasının başarı şansı üzerinde önemli ve belirleyicietkilerinin olabileceğinin açık olduğu belirtilmiş, bununla birlikte sırf cezasoruşturmasının mahkûmiyetle sonuçlanmamış olması nedeniyle -ister ceza davasınaek olarak açılsın ister ayrı bir dava biçiminde yürütülsün- hukuk davasınınbaşarı şansının azalmasından devletin sorumlu tutulmasının söz konusuolamayacağı kabul edilmiştir. AİHM'e göre Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesiyle devleteyüklenen pozitif yükümlülüklerin ihlalinden söz edilebilmesi için hukukyargılamasındaki başarı potansiyeli eksikliğinin aynı nedenden dolayı yürütülenceza yargılamasındaki istisnai nitelik taşıyan açık ve ciddi eksikliklerindoğrudan bir sonucu olması gerekmektedir (Blumberga/Letonya, § 68).
36. AİHM sonuç olarak başvurucunun ceza soruşturmasında birtakımeksikliklerin olduğu kabul edilse de bunların devletin mülkiyet hakkınıngerektirdiği pozitif yükümlülüklerin ifasında başarısız olduğu sonucunaulaşmayı gerektirecek derecede olmadığı kanaatine varmıştır (Blumberga/Letonya, §§ 71-73).
37. Dzugayeva/Rusya (B. No: 44971/04, 12/2/2013)kararına konu olayda ise yeniden kullanılabilir cam şişe ticaretiyle uğraşanbaşvurucunun evinin yanında içi şişe dolu bir vaziyette park hâlinde bulunankamyonunun belediye yetkilileri ile polis tarafından park izninin olmadığıgerekçesiyle güvenli olmayan bir alana çekilmesi sonucu kamyonun içinde bulunancam şişeler çalınmıştır. Başvurucu tarafından ilgili idare aleyhine açılandavada sulh hukuk mahkemesi başvurucu lehine tazminata hükmetmiş ise de bukarar istinaf mahkemesince, şişelerin gerçek sayısının davacı tarafındanispatlanamadığı ve aracın çekilmesine ilişkin kararın hukuka uygun olduğugerekçeleriyle bozulmuştur (Dzugayeva/Rusya, § 5-13). AİHM, park iznibulunmadığı için kamyonu çektiren otoritenin zarar ve hasarlara karşı aracıkoruma yükümlülüğünün bulunduğu ve yerel otoritenin bu ödevin ifasındabaşarısız olduğu kanaatine varmıştır (Dzugayeva/Rusya, § 27). AİHM, sonuç olarak yetkililerin Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesiningerektirdiği pozitif yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğu sonucunaulaşmıştır (Dzugayeva/Rusya, § 29).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
39. Başvurucu, para yatırmak için gittiği PTT Şubesi önündebulunan ATM cihazında cüzdanını unutması üzerine hırsızlık suçundan şikâyetçiolduğu hâlde kolluk görevlilerince yeterli bir inceleme ve araştırmayapılmadığından yakınmıştır. Başvurucu, kendisinden sonra işlem yapan kişininne kadar para yatırdığının veya gün içinde hangi işlemlerin yapıldığının tespitedilmediğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca olay yerini gören kapalı devrekameranın arızalı olduğunun bildirildiğini ve MOBESE kamerası kayıtlarının dasilindiğini belirterek delillerin yok edildiği veya gizlendiği endişesinekapıldığını ifade etmiştir. Başvurucu sonuç olarak etkili bir soruşturmayapılmadığı gerekçesiyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
40. Bakanlık görüşünde; mülkiyet hakkının devlete, özel kişilertarafından yapılacak müdahalelere karşı malike koruma sağlama biçiminde pozitifbir ödev yüklediği ancak devletin koruma ödevi kapsamında özel bir önlemalmasını haklı kılan açık ve ciddi sebeplerin varlığı dışında olağanın ötesindebir tedbir alınmasının da beklenemeyeceği ifade edilmiştir. Bu bağlamda adlimakamların gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde yargısalmakamların değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermediği görüşü bildirilmiştir.
41. Başvurucu, cevap dilekçesinde önceki beyanlarınıyinelemiştir.
B. Değerlendirme
42. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
43. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyanında aynı gerekçelerle adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ilerisürmektedir. Ancak başvurucunun mülküne yönelik olarak işlendiğini belirttiğibir suç nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmadığı iddiası esasitibarıyla mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde devletin pozitifyükümlülükleri ile ilgili olduğundan başvurucunun şikâyetinin mülkiyet hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
46. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceyebağlanmıştır. Mülkiyet güvencesinin devlete birtakım pozitif yükümlülükleryüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık bir biçimdedüzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilen müdahalelereyönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerin müdahalelerine karşıkorumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerin ortaya çıkmasınınnedeni gerçek anlamda korumasağlanmasıdır. Buna göre anılan maddede bir temel hak olarak güvence altınaalınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesiyalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek anlamda korumasağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitifyükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35.maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitifyükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda mülkiyet hakkının yalnızca devlettarafından değil özel hukuk kişileri tarafından yapılan müdahaleler bakımındanda korunması zorunluluğu bulunmaktadır (TürkiyeEmekliler Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B.No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğluİnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., B. No: 2014/8649,15/2/2017, § 43).
47. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakkıbakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir. Koruyucuönlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler isemüdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idarive fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Pozitif yükümlülükler mutlak olmayıpbunların ne tür koruyucu ve düzeltici edimleri kapsadığı ve bu edimlerinderecesi, her somut olayın kendi koşulları içinde belirlenebilir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda TemizlikHizmetleriA.Ş., § 46).
48. Mülkiyet hakkına üçüncü kişiler tarafından müdahaledebulunulması durumunda bu müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuzsonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar vekayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım hukukimekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir.Bu bağlamda hak ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından ne tür hukukimekanizmaların öngörüleceği hususu devletin takdirindedir. Bu husus kuralolarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Bununla birlikte AnayasaMahkemesinin tercih edilen idari veya yargısal mekanizmanın malik üzerindedoğurduğu olumsuz etkilerin düzeltilmesi bakımından yeterli ve elverişli olupolmadığı hususundaki denetim yetkisi saklıdır. Bu bağlamda düzeltici birmekanizmanın hiç oluşturulmaması veya oluşturulan mekanizmanın müdahaledenönceki durumu tesis edici veya oluşan kayıpları giderici bir nitelik arzetmemesi durumunda mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerihlal edilmiş olur (Osmanoğlu İnşaat EğitimGıda TemizlikHizmetleri A.Ş., § 48).
49. Devletin mülkiyetin korunmasına ilişkin hukuki çerçeveoluşturma ödevi kapsamında hangi tedbirlerin alınacağı konusunda geniş birtakdir yetkisi bulunsa da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler bakımındansadece idari ve hukuki yollar oluşturmasının yeterli bir koruma sağlamayacağıaçıktır. Özellikle modern demokratik devletin varlık amaçlarından birinin dezor ve şiddet kullanması kural olarak yasaklanan bireyin hak ve özgürlüklerinidiğer bireylerin müdahalelerine karşı korumak olduğu ve bunun yanında kimidurumlarda niteliği gereği hukuk davası yoluna ancak ceza soruşturması sonucuelde edilebilecek bilgi ve bulgularla gidilebileceği dikkate alındığındaoluşturulması gereken idari ve adli mekanizmalardan biri olarak ceza hukukuaraçlarından yararlanılması önemli bir koruma sağlamaktadır.
50. Dolayısıyla mülkiyet hakkına üçüncü kişiler tarafından suçişlenmesi suretiyle yapılan müdahalelerde yetkili makamların etkili ve özenlibir soruşturma yürütmesi gerekmektedir. Yetkili makamlarca gösterilecek özeninderecesi somut olayın öznel ve nesnel koşulları dikkate alınarakbelirlenmelidir. Ancak mal varlığı değerlerinin korunması amacını taşıyanmülkiyete karşı işlenen suçların soruşturulmasında gösterilmesi gereken özeninderecesinin yaşam hakkını korumaya yönelik olanlarla aynı olamayacağı tabiidir.Bu bağlamda özellikle işlenen suçların tamamının kamu makamlarının her türlüçabasına rağmen çözülmesinin mümkün olamadığı olgusunun dikkate alınmasıgerekir. Dolayısıyla kamu makamlarından yaşam hakkının ihlali sonucunu doğuransuçlar gibi daha ciddi suçların soruşturulmasına öncelik tanınmasıbeklenebilir. Bu nedenle mal varlığı değerlerine yönelik suçlara ilişkin birsoruşturmanın özenli yürütülmediğinin ve dolayısıyla etkili olmadığınınsöylenebilmesi için soruşturmada ciddi açıkların ve bariz eksikliklerinbulunması gerekmektedir.
51. Müdahalenin suç oluşturduğu durumlarda devletin pozitifyükümlülüğü, usule ilişkin olup sonuç yükümlülüğü değildir. Bu nedenle cezasoruşturmasının ve kovuşturmasının mahkûmiyetle sonuçlanmamış olması pozitifyükümlülüğün ihlali anlamına gelmez. Öte yandan kural olarak cezayargılamasının seyrinin hukuk yargılamasının başarısızlıkla sonuçlanmasına nedenolması veya bu yönde etki etmesi de pozitif yükümlülüklerin ihlal edildiğiyargısına ulaştırmaz. Bununla birlikte hukuk davasındaki başarısızlık, cezasoruşturmasındaki ciddi açıklardan ve bariz eksikliklerden kaynaklanmışsa butakdirde pozitif yükümlülüklerin ihlalinden söz edilebilir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
52. Somut olayda başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan cezasoruşturmasının konusu olan eşya ve paraların mülkiyet hakkının kapsamınagirdiğinde kuşku bulunmamaktadır. Başvurucu, bu eşya ve paralarının çalındığınıileri sürerek şikâyetçi olmuş; Cumhuriyet Başsavcılığı ise eylemi kaybedilmişveya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunma olaraknitelendirmiştir. Dolayısıyla dosya kapsamından, başvurucunun mülkiyet hakkıkapsamındaki bu eşya ve paraların kaybolması ve bunun sonucunda üçüncü kişilertarafından tasarrufta bulunulması veya çalınmasının söz konusu olduğuanlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkına doğrudan kamumakamlarınca yapılan herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı şüphesizdir.Ancak yukarıda da değinildiği üzere müdahale özel kişilerden yapılsa dahidevletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde mülkiyet hakkının korunması içingerekli idari ve adli tedbirleri alması gerekmektedir. Bu sebeple başvuruyakonu olayda devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitifyükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesigerekir.
53. Bu kapsamda ilk olarak mülkiyetin özel kişilerden gelenmüdahaleler yönünden korunması için gerekli hukuki mekanizmaların oluşturulupoluşturulmadığı incelenmelidir. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk MedeniKanunu'nun taşınır mülkiyetine ilişkin 762. ve devamı maddelerinde zilyetliğinve mülkiyetin korunmasına ilişkin davalardan yararlanmasına ilişkin çeşitlihukuksal yollar düzenlenmiştir. Bunun yanında 5237 sayılı Kanun'un "Malvarlığına karşı suçlar"kenar başlıklı Onuncu Bölüm'ünde 141. ile 169.maddeleri arasında çeşitli suçlar öngörülmüştür. Bu maddelerde düzenlenensuçlar için öngörülen yaptırımlarla korunan hukuki değer ise mülkiyet hakkıdır.Diğer bir deyişle kanun koyucu bu suçların düzenlenmesiyle Anayasa'nın 35.maddesinin bir gereği olarak mülkiyet hakkının ceza hukuku araçlarıyla dakorunmasına imkân sağlamıştır.
54. Başvurucunun adli veya idari başka bir yolabaşvurabilmesinin mümkün olmadığı somut olayda mülkiyet hakkının korunmasıçerçevesinde yürütülen ceza soruşturmasının etkililiği konusunda kamumakamlarının başvurucunun bildirdiği veya diğer mevcut delillerin toplanmasındagösterdikleri özen dikkate alınarak sonuca varılmalıdır.
55. Başvurucu; olayla ilgili olarak önce PTT Şube Müdürlüğündekigörevlilere, sonra da Emniyet Müdürlüğüne müracaat etmiştir. Olaydan kısa birsüre sonra kolluk görevlileri başvurucuyla birlikte olay yerine gitmiş, ancakolayı aydınlatabilecek bir görgü tanığına veya başkaca bir delilerastlanamamıştır. Cumhuriyet savcısının talimatıyla başvurucunun şikâyet vedelilleri sorulmuş, bu kapsamda ifadesi alınan başvurucu da herhangi bir delilbildirememiştir. Ayrıca başvurucudan sonra işlem yapan kişinin soruşturmamakamlarınca tespit edilerek ifadesinin alındığı ve şüpheli herhangi birhususun ise tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bunun yanında olay yerini görenkameranın arızalı olduğu tespit edilmiş, silinen diğer kamera kayıtlarının iseolayı tek başına aydınlatmaya yeterli olmadığı görülmüştür.
56. Bu durumda soruşturmada bazı eksiklikler mevcut ise de olayıaydınlatabilecek bir görgü tanığına ulaşılamadığı ve olayın çözümüne yarar,başvurucunun soruşturulmasını istediği başka bir delilin toplanmasının da sözkonusu olmadığı gözetildiğinde yürütülen soruşturmada mülkiyet hakkınınihlaline yol açacak derecede ciddi açıkların ve bariz eksikliklerin bulunduğusöylenemez.
57. Sonuç olarak belirtilen türden olayların aydınlatılması vesuçların faillerinin bulunması bakımından kamu makamlarının karşılaştıklarıgüçlükler de dikkate alındığında başvuruya konu olayda mülkiyet hakkınınkorunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediğisonucuna varılamaz.
58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.