TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHİM ÖZKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/25586)
Karar Tarihi: 18/4/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Abdurrahim ÖZKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğun devamıkararlarına yönelik itirazların incelenmemesi ve tutukluluğun devamına ilişkinkararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
8. Askerî hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında daanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, FETÖ/PDY silahlı terörörgütüne üye olma, dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarına yönelikolarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kaspamında Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/8/2016 tarihlikararıyla tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...Şüphelininüzerine yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma veanayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarının vasıf ve mahiyeti, kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren deliller, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nüncebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeniortadan kaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs eyleminin yakın ve somut birtehdit olarak devam ediyor olması, 20/07/2016 tarihi itibariyle tüm ülkegenelinde bu eylem nedeniyle Olağanüstü Hal ilan edilmesi, şüphelinin saklanmaveya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı (aynı suç kapsamındasoruşturulan bir kısım şüphelilerin kaçmış olması) fiilin kanunda karşılığı olancezanın miktarı, suçların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100/3maddesinde sayılan suçlardan olması, 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanunu'nun28/2. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5. maddesinde yeralan tutuklamaya ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adli kontroluygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelinin 5271 sayılı Kanun'un100. vd. maddeleri gereğince tutuklanmasına..."
9. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara 2. SulhCeza Hâkimliği 5/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. İtirazmerciinin ret kararında "Ankara 1. SulhCeza Hakimliğinin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, karartarihinden bu yana delil durumunda bir değişiklik olmadığı, şüpheliye isnatolunan suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu nazara alınmak suretiyleşüphelinin itirazının reddine" değerlendirmesinde bulunduğugörülmektedir.
10. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebiüzerine Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 18/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkındayürütülen soruşturmaya ilişkin olarak müdafinin dosya içeriğini incelemesininveya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceğigerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153.maddesi uyarınca "müdafiinsoruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına" kararvermiştir.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, dolandırıcılık ve resmî belgedesahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yerAğır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
12. İddianamede, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmesuçu yönünden, başvurucunun Yurtta SulhKonseyi tarafından yayımlananSıkıyönetim Direktifi'nin ekinde yer alan Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi'ndeAnkara 2 No.lu Sıkıyönetim Askerî Mahkemesine askeri hâkim olarakgörevlendirilmesi olgusuna dayanıldığı görülmüştür.
13. İddianame, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)tarafından 17/4/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/158 sayılıdosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.
14. Mahkemece yapılan tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesisonunda "şüphelilerin üzerlerine atılısuçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sıkıyönetim komutanlıklarınaatanma ve görevlendirme listesi, bilirkişi raporları, masakraporları, arama ve el koyma tutanakları, analiz raporları, tanıklarınifadeleri, BYLOCK tespiti, emanet makbuzları, fotoğraf teşhis tutanakları,dosyadaki mevcut bilgi, belge ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde;sanıklar hakkındakuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin bulunması, atılı suçlarıntutuklanmanedeni sayılan CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu]'nun100/3-11-a maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması,sanıklarınkaçma ve delillerinkarartılma ihtimalinin bulunmasınazara alınarak; adli kontrol tedbirinin bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklamatedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu" gerekçesiyle başvurucununda içinde bulunduğu bir kısım sanığın tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
15. Başvurucu, tutukluluğun devamına dair bu karara itirazetmiş; Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince 17/5/2017 tarihinde itirazın reddinekarar verilmiştir.
16. Başvurucu 29/5/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Mahkeme 29/3/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
18. Dava bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Metinleri
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususundakuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
21.5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşıKanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
23. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenarbaşlıklı 153. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosyaiçeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarakalabilir.
(2) Müdafiin dosyaiçeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacınıtehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimkararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkinyürütülen soruşturmalarda verilebilir:
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelininifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazırbulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında,ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafındankabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmışdelilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarakalabilir..."
24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasayı ihlal" kenar başlıklı309. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cebir ve şiddet kullanarak, TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzenyerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeyeteşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilecezalandırılırlar."
25. 5237 sayılı Kanun'un "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üyeolanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
B. Yargıtay Kararı
26. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 6/4/2016 tarihli ve E.2015/9116K.2016/5826 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"...Davacının saat 17:10'a kadar emniyeteait otobüste bekletildiği, yine sağlık kontrolünden sonra da saat 22:00'yekadar aynı biçimde emniyete ait otobüste kaldığı, bu süreçte sadece sağlıkmuayenesi ve serbest bırakma tutanağı düzenlendiği,yakalamaişlemine yönelik itirazın saat 17:45'te İstanbul 32. Sulh Ceza Mahkemesineyapıldığı, itiraza yazılı yanıt verilmediği ya da gerektiği gibi yanıtverilmediği için işin sürüncemede bırakıldığı, davacının kanuni haklarınınkendisine hatırlatılmadığı veyakınlarına haberverilme hakkının da ihlal edildiği, iddialarının araştırılması bakımından,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı ceza dava dosyasınıngetirtilerek, davacının yukarıda sayılan haklarının ihlal edilip edilmediğinintespit edilmesi için ilgili belge ve bilgilerin denetime elverişli olacakşekilde onaylı suretlerinin dosya arasına alınması ve sayılan ihlallerinyapıldığının anlaşılması halinde hak ve nasafeteuygun bir tazminata hükmedilmesigerektiğiningözetilmemesi suretiyle, eksik inceleme ve isabetsiz gerekçe ile karar verilmesi,Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyizitirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten 5320 sayılıKanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince isteme uygun olarak bozulmasına..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebininİncelenmesi
28. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve bireysel başvurutarihinde ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun açıkça dayanaktanyoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Tutuklamanın Hukuki Olmadığınaİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülenkoşullar gerçekleşmemesine rağmen tutuklandığını belirterek adil yargılanma ilekişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
30. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
31. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
a. Uygulanabilirlik Yönünden
33. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
34. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY silahlı terörörgütüne üye olma iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstühâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 57; Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 237, 238).
35. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
b. Genel İlkeler
36. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
37. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
38. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
39. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekamacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinegöre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarınındelilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüpheoluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
40. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklereyönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
41. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2), [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
c. İlkelerin OlayaUygulanması
42. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
43. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
44. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun Yurtta Sulh Konseyitarafından yayımlanan Sıkıyönetim Direktifi'ninekinde yer alan Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi'nde (Bukavramların anlam ve kapsamına ilişkin bilgilerin yer aldığı bir metin içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §13) Ankara 2 No.lu Sıkıyönetim Askerî Mahkemesinde askerî hâkim olarak görevlendirilmesiolgusuna dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 8-16).Bu itibarla başvurucuyönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamındabulunduğu yönündeki değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
45. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
46. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu, Türk hukuk sistemi içinde en ağır cezaiyaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarakkanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardanbiridir (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suçlar, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.
47. Somut olayda Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak, iddia edilen suçlarınvasıf ve mahiyeti, şüphelinin saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somutolguların varlığı, fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçların 5271sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlardan olması, adli kontroluygulanmasının yetersiz kalacağı olgularına dayanıldığı görülmektedir.Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayınyukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanverilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönündendayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
48. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
49. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçlar için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
51. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
C. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
52. Başvurucu, gerekçesiz şekilde verilen kararlarlatutukluluğun devam ettirildiğini ve makul sayılamayacak kadar uzun bir süredirhürriyetinden yoksun bırakılmaya devam edildiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
53. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir."
54. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesizolduğuna, dolayısıyla tutukluluk süresinin uzunluğuna yönelen bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
57. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
58. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyiveya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş iseasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
59. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 29/3/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
61. Başvurucu, atılı suçla ilgili fiillerin ve somut delillerinkendisine gösterilmediğini ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelereerişiminin engellendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
62. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
63. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.Maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
64. Somut olayda kısıtlama kararının ne zaman kaldırıldığı bellideğil ise de 5271 sayılı Kanun'un 153/4 uyarınca en geç iddianamenin kabuledildiği tarihte kanun gereği kısıtlamanın sona erdiği, başvurucuyaiddianamenin tebliği için başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumuna 2/5/2017tarihinde Mahkemece müzekkere yazıldığı, Mahkeme dosyasından başvurucunun dahaönceki bir tarihte iddianamenin kabul edildiğini öğrendiğinin de tespitedilemediği anlaşılmış olup bu iddia yönünden başvurunun süresinde olduğudeğerlendirilmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
65. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının,hakkında olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren darbe teşebbüsü kapsamında birfaaliyete katıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada verilmiş olması nedeniylebu kararın hukuki olup olmadığının, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyetive güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlama kararının vebu kararın uygulamasının Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecektir.
b. Genel İlkeler
66. Anayasa Mahkemesi 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesine göreverilen kısıtlama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve özellikletutuklu kişilerin tutukluluğa yönelik itirazda bulunma hakları üzerindekietkisini birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemineilişkin ilkelerini belirtmiştir (Günay Dağve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107;Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 46-48; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§248-257).
67. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası yakalanan veyatutuklanan kişiye, yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındakiiddiaların hemen yazılı olarak bildirilmesini, yazılı bildirimin mümkünolmaması hâlinde sözlü olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç hâkim huzurunaçıkarılıncaya kadar bildirilmesini öngörmektedir (Günay Dağ ve diğerleri, §168).
68. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde, adil yargılanma hakkının bütüngüvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
69. Özellikle üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamumenfaatini gözetmek veya adli makamların soruşturma yaparken başvurduklarıyöntemleri güvence altına almak gibi amaçlarla soruşturma aşamasında bazıdelillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Bu nedenle soruşturmaevresinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla müdafinin dosyainceleme yetkisinin kısıtlanmasının demokratik toplum düzeni bakımından gerekliolmadığı söylenemez. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecek kısıtlamanınkısıtlama kararıyla ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması, savunmahakkının yeterince kullanılmasını engelleyecek nitelikte bulunmamasıgerekmektedir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).
70. Yakalanan bir kişiye, yakalanmasının temel maddi ve hukukisebepleri teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilde açıklanmalı; böylecekişi, uygun görürse hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kanuna uygunluğuna itiraz etmek üzeremahkemeye başvurma imkânına sahip olabilmelidir. Anayasa'nın 19. maddesinindördüncü fıkrası, yakalama veya tutuklama sırasında verilen bilgilerinyakalanan veya tutuklanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesiniiçermesini, bir başka deyişle hakkındaki suçlamalara esas tüm delillerinbildirilmesini ya da açıklanmasını gerektirmemektedir (Günay Dağ ve diğerleri, § 175).
71. İfadesi ya da savunması alınırken başvurucuya erişimikısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucununtutukluluk kararına yönelik itirazında bu belgelerin içeriğine atıfta bulunmuşolması durumunda başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden belgelereerişiminin olduğunun, içerikleri hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğunun vebu nedenle de tutukluluk hâlinin gerekçelerine yeterli biçimde itiraz etmeimkânını elde ettiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda kişi,tutukluluğa temel teşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiyesahiptir (Hidayet Karaca, § 107).
c. İlkelerin OlayaUygulanması
72. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/7/2016 tarihli kararıile 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca,başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesininveya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceğigerekçesiyle müdafinin soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasınakarar verilmiştir. Kısıtlama kararının soruşturma aşamasında kaldırılıpkaldırılmadığı hususunda herhangi bir belge veya bilgi bulunmamakla birlikteAnkara 16. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 17/4/2017 tarihiitibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrasıuyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
73. Başvurucuya yöneltilen suçlama temelde başvurucunun Ankara 2No.lu Sıkıyönetim Askerî Mahkemesine askerî hâkim olarak görevlendirilmişolmasıdır. Başvurucunun kolluk görevlilerince alınan ifadesi incelendiğindekendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarak açıklamada bulunulduğu ve busuçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular yöneltildiği, başvurucunun da isnatedilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı, başvurucunun savunmasındasuçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
74. Diğer taraftan Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgu sırasında başvurucuya, hakkındaki soruşturma belgesinin ve CumhuriyetBaşsavcılığının tutuklama talebine ilişkin yazısının okunduğu ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğu anlaşılmıştır.Başvurucu suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkin bilgi vebelgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiylebirlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş, bu savunmasındada kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.
75. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
76. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlarakarşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında birkaçay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir (Benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).
77. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
78. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapılan müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrası) yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
E. Tutukluluğun DevamıKararlarına İtirazların İncelenmediğine ve Tutukluluğun Devamı KararlarınınTebliğ Edilmediğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
79. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarının kendisine tebliğedilmediğini ve tebliğ edilen tutukluluğun devamı kararlarına yaptığıitirazlara cevap verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
80. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekmektedir.
81. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
82. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
83. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusundasadece bir kuşku duyması, kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişimindebulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucudan, yorum yetkilerini kullanarakmevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için uygun mahkemelere başvurmasıbeklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukukyolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığıdurumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuruyollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinliklebaşarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolununetkili bir şekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başınabaşvurucuyu bu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zirabaşvurucunun bu hukuk yoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarınıbaşvurucunun lehine olacak şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, § 37)
84. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminattalebinde bulunmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanın esasınınsonuçlanmasından önce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuru yolununmevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
85. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanankişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuruimkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi hertürlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olaydada başvurucu; bir kısım tutukluluğun devamı kararının kendisine tebliğedilmediğini ve tebliğ edilenlere yaptığı itirazın ise incelenmediğini ilerisürmüştür. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda bu hükmünbaşarıyla uyguladığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancak böyle birhukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortaya koyacakbir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 6/4/2016tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalama işlemine yapılanitirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıl davanın sonuçlanmasıbeklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerine göre tazminat talepedilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özel bir amaçla kabuledilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişli nitelik taşıyan biryasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasal düzenlemenin kapsamını belirlemekamacıyla derece mahkemelerine başvurulmasındayarar bulunmaktadır. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göregörevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmamaktadır (Cafer Yıldız, § 39).
86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluğun devamı kararlarına itirazların incelenmemesi vetutukluluğun devamı kararlarının tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.