TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH ERDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18450)
Karar Tarihi: 10/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Abdullah ERDOĞAN
Vekili
:
Av. Haşim ÇELİK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırma işleminin iptal edilmesine rağmenkamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında taşınmazın idare adınatesciline karar verilmesi ve kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesinedeniyle mülkiyet hakkının; açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Kamulaştırma KararıSüreci ve Taşınmaza İlişkin Bilgiler
7. Başvurucu, Manisa ili Merkez ilçesine bağlı İshak ÇelebiMahallesi'nde bulunan 108.97 m2 yüz ölçümlü kerpiçev vasfındaki 769 ada 2 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Bu taşınmazınüzerinde başvurucuya ait kerpiç bir ev, dört adet 25-30 yaşlarında asma ağacıve bir adet 18-20 yaşlarında erik ağacı bulunmaktadır.
8. Manisa Belediye (Belediye) Meclisinin 18/8/2003 tarihli ve106 sayılı kararı ile kabul edilen ManisaUlucami ve Niobe Çevresindeki Tescilli AnıtsalYapıların Koruma Alanı Koruma Amaçlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı12/5/2005 ile 10/6/2005 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır. Başvurucununtaşınmazı 1989 yılında kabul edilen revizyon nazım ve uygulama imar planlarıile 2003 yılında kabul edilen 1/1000 ölçekli koruma amaçlı planda parkalanında kalmaktadır. Belediye Encümeni 14/12/2011 tarihinde imarplanında yol ve yeşil alanda kaldığı gerekçesiyle bu taşınmazınkamulaştırılmasına karar vermiştir.
9. Belediye, dava açılmadan önce satın alma usulü çerçevesindebaşvurucuya tebligat göndermiş ancak taraflar taşınmazın satın alınmasıhususunda anlaşamamışlardır.
B. Kamulaştırma BedelininTespiti ve Tescil Davası Süreci
10. Belediye 20/4/2012 tarihinde başvurucu aleyhine Manisa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasıaçmıştır.
11. Mahkeme; inşaat, kadastro ve mülk bilirkişilerindenoluşturulan heyetler ile 9/8/2012, 18/2/2013 ve 25/11/2013 tarihlerinde davakonusu taşınmazda keşifler yapmıştır. İlk keşif sonucu düzenlenen 27/11/2012tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda, arsa olarak kabul edilen taşınmazın değeriemsal satış karşılaştırması yöntemine göre bina ve ağaç bedeli de eklendiktensonra 84.305,06 TL olarak hesaplanmıştır. İkinci keşif sonucu düzenlenen18/3/2013 tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda, aynı yönteme göre hesaplanankamulaştırma bedelinin 84.394,50 TL olduğu belirtilmiştir. Son keşif sonrasıdüzenlenen Bilirkişi Kurulu raporunda ise yine aynı yöntemle yapılanhesaplamaya göre kamulaştırma bedelinin 79.873,80 TL olduğu açıklanmıştır. Buraporda ilk raporlara göre oluşan farklılığın sebebinin karşılaştırmaya esasalınan emsal satışlar olduğu vurgulanmıştır. Bilirkişi Kurulu ilk iki raporda,alıcısı ve satıcısı şirket olan özel amaçlı bir satışın emsal alındığını; buraporda ise böyle bir özel amacı olmayan somut bir satışın hesaplamada dikkatealındığını belirtmiştir.
12. Mahkeme 21/2/2014 tarihinde davanın kabulü ile BilirkişiKurulunun son raporunda kamulaştırma bedeli olarak belirlediği 79.873,80 TL'ninbaşvurucuya ödenmesine ve kamulaştırmaya konu taşınmazın da tapu kaydının iptaledilerek Belediye adına tesciline karar vermiştir. Mahkeme ayrıca kamulaştırmabedeline 21/8/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine kararvermiştir.
13. Taraflarca temyiz edilen karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesince6/11/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi Dairenin17/9/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
14. Nihai karar, başvurucu vekiline 22/10/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 23/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
C. Kamulaştırma İşlemininİptali Davası Süreci
16. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavasında dava dilekçesinin tebliği üzerine 4/6/2012 tarihinde kamulaştırmaişlemine karşı Belediye aleyhine Manisa 1. İdare Mahkemesinde iptal davasıaçmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde; yürütmenin durdurulması talebinde debulunmuştur.
17. Mahkeme 16/7/2012 tarihinde başvurucunun yürütmenindurdurulması talebini reddetmiştir. Öte yandan Mahkeme 21/3/2013 tarihindeverdiği ara kararı ile Belediye yanında Kültür ve Turizm Bakanlığını da davalıolarak davaya dâhil etmiştir.
18. Mahkeme 5/2/2015 tarihinde davanın kabulü ile dava konusukoruma amaçlı uygulama imar planının kabulüne ilişkin 18/8/2003 tarihliBelediye Meclisi kararının ve başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasınailişkin dava konusu 14/12/2011 tarihli Belediye Encümeni kararının davacınıntaşınmazına ilişkin kısmının iptaline karar vermiştir.
19. Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir:
i. Dava konusu kamulaştırma kararının dayanağı imar planı18/8/2003 tarihli Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen koruma amaçlı plan olup aynı alanda 1989yılında kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imarplanları yürürlüktedir.
ii. Söz konusu koruma amaçlı planın 1/1000 ölçekli uygulama imarplanı olduğu ancak Koruma Kurulunun onayına sunulup yürürlüğe konulan bir nazım koruma imar planının bulunmadığıbelirtilmiştir.
iii. Bu bağlamda uyuşmazlık konusu planın yürürlükte olan nazımimar planının yeşil alan, yapı alanı, yapı yoğunluğu ve ana ulaşım kararlarınındeğiştirilmesi sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir. Mahkemeye göre öncekinazım ve uygulama imar planlarının planlamaya ilişkin ana kararlarınıdeğiştirecek nitelikte hazırlanan davaya konu koruma amaçlı uygulama imar planı,plan sıradizgisineve plan bütünlüğü ilkelerineaykırılık teşkil etmektedir.
iv. Diğer taraftan başvurucunun taşınmazına ilişkin dava konusukamulaştırma işleminin dayanağı olan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planınınhukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, bu sebeple taşınmazın bulunduğualanda uygulama imar planının hukuksal olarak ortadan kalkmış olduğunun kabulügerektiğini belirtmiş ve dava konusu plana dayalı kamulaştırma işleminde neden,konu ve amaçyönlerinden hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır.
20. Davalılar tarafından temyiz edilen karar Danıştay AltıncıDairesince 15/10/2015 tarihinde onanmıştır. Davalıların karar düzeltmetalepleri de aynı Dairenin 7/4/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Mevzuat Hükümleri
21. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 6.maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Onaylıimar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göreyapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasınagerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işleminebaşlanıldığını gösteren bir karar alınır.”
22. 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kamulaştırmayı yapacak idare,kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacaktaşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterirölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini,tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfuskayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelerebağlamak suretiyle tespit ettirir."
23. 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"İdarelerin, bu Kanuna göre, tapudakayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın almausulünü öncelikle uygulamaları esastır."
24. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göretopladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedeltespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerektaşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmazmalın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesikarşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi veidare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malınmalikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılanaraştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğinceilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşmagünü idareye de tebliğ olunur.
Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacaktebligatta;
...
d) 14 üncü maddedeöngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırmaişlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltimdavası açabilecekleri,
...
Belirtilir.
...
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı haksahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargımahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır.
Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıdaiptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarındahangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemişveya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise,gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur."
25. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"15 inci madde uyarınca oluşturulacakbilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yeremahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinlediktensonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü.
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik veunsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d) Varsa vergi beyanını,
e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarcayapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınmevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği netgelirini.
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapımaliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) Bu fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilenarazi bedelinin yarısını geçmemek ve her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıylabedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerlemestandartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olaraktaşınmaz malın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
..."
26. 2942 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kamulaştırmaya konu taşınmaz malınmaliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden,kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemecegazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırmaişlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıdadüzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür.
...
Açılan davaların sonuçları dava açmayanlarıetkilemez."
27. 2942 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Hakların kullanılması ve borçlarınyerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncumadde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi,mahkemece verilen tescil kararı ile olur."
28. 2942 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:
"10 uncu madde uyarınca mahkeme heyetininharcırahları, 15 inci madde uyarınca mahkemece oluşturulan bilirkişilerin vekeşifte dinlenilen muhtarın mahkemece takdir edilecek ücretleri ile, tapuharçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler kamulaştırmayı yapan idareceödenir. "
29. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun1024. maddesi şöyledir:
"Bir ayni hak yolsuz olarak tesciledilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayananveya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenenkimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşıdoğrudan doğruya ileri sürebilir."
2. Yargıtay İçtihadı
30. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 7/4/2016 tarihli veE.2015/20979, K.2016/5874 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...davacı A.K. tarafından EnerjiPiyasası Düzenleme Kurumunca acele kamulaştırma yoluyla kamulaştırılmasınailişkin ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... tarihli...sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali veyürütmenindurdurulması istemiyle idari yargıda dava açıldığı ve Danıştay AltıncıDairesince yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda,ortada geçerli birkamulaştırma kararıbulunmadığınagöre idarenin el koymasının hukuki dayanağı kalmamıştır. Mahkemece, diğer davakonusu taşınmaz olan 334 parselle ilgili acele el koyma ve kamulaştırma bedeltespiti dosyaları da getirtildikten sonra davanın esası incelenerek el koymasebebiyle davacının uğradığı ecrimisil zararınıntespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayangerekçelerle davanın reddinekarar verilmesi doğrugörülmemiştir..."
31. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 23/1/2007 tarihli veE.2006/6003, K.2007/140 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dosyadatoplanan bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu edilen Bucak İlçesi ...parsel sayılı taşınmazın ... Tüzel Kişiliğince kamulaştırılması nedeniyle BucakAsliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararıyla tespit edilen ... TLkamulaştırma bedelinin hak sahibine .... ödenmesine vetaşınmazın kamulaştırmayı yapan idare (... Tüzel Kişiliği) adına tescilinehükmedildiği ve bu kararın25.06.2002tarihindekesinleştiği;davacı...nın kamulaştırma işleminin iptali istemiyle süresindeAntalya 2. İdare Mahkemesine açmış bulunduğu davada ise 06.03.2002 tarihindeyürütmenin durdurulmasına, ... gün ve .... sayılıkararla da kamulaştırma işleminin iptaline hükmedildiği ve bu kararın Danıştay6. Dairesi'nin ... gün ...sayılı kararıyla onandığı; böylece dava konusutaşınmazın kamulaştırılması nedeniyle davalı idare adına yapılan tescilin, bukamulaştırma işleminin iptal edilmiş olması karşısında dayanaktan yoksunkaldığı anlaşılmaktadır.
Saptananbu duruma göre mahkemece, tescil istemine ilişkin davanın kabulü ile davacının19.907.063.232 TL kamulaştırma bedelini aldığı günden itibaren yasal faiziylebirlikte davalı ...Tüzel Kişiliğine ödemesine ve dava konusu taşınmaz malındavalı idare adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline kararverilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddi doğrugörülmemiştir."
32. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21/1/2015 tarihli veE.2014/2006, K.2015/836 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Dosya içeriğinden ve toplanandelillerden; çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazların öncesinde davacıadına kayıtlı iken, Eskişehir Büyükşehir Belediye Encümeninin ... sayılı kararıilekamulaştırılmasına karar verildiği, sonrasındaEskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasa sayılı davası ile kamulaştırmabedelinin tespiti ve davalı adına tesciline hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Eskişehir 1. İdare Mahkemesinin... esas sayılı davasında, kamulaştırmaya ilişkin idari işlemin iptaline kararverildiği, derecattan geçerek ... tarihindekesinleştiği, davacının ise kamulaştırma bedelini faizi ile birlikte davalıbelediyeye geri ödediği dosya içerisindeki belgeler ile sabittir.
Bu durumda; mahkemece, davalı adına oluşantescilin dayanağı idari işlemin idari yargıda iptal edildiği gözetilerekdavanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur..."
B. Uluslararası Hukuk
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvurucuların ihlaliddialarına yönelik olarak öncelikle iç hukukta mevcut yeterli ve etkiliyolları tüketmeleri gerektiğini belirtmiştir. Bu yolların kesin olarakvarlığından söz edilebilmesi için teoride mevcut olması yeterli olmayıpuygulamada da etkin olması, makul bir biçimde erişilebilir ve etkili olmasıgerekmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin 35. maddesinin(1) numaralı fıkrası, AİHM'e başvuru yapılmadan öncebaşvurucuların uygun bir iç hukuk yoluna başvurmalarını gerektirmekle birlikte,etkisiz veya yetersiz bir iç hukuk yoluna başvurulması ise lüzumlu değildir (Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996,§§ 51, 52).
35. Nitekim AİHM, örneğin kamu malı olduğu gerekçesiyletaşınmazların tapu kayıtlarının iptali durumunda devletin sorumluluğuçerçevesinde tazminat ödenmesi yönündeki Yargıtay içtihadındaki değişikliğigözeterek söz konusu başvuru yolunu iç hukukta başarı şansı sunan etkili biryol olarak değerlendirmiş ve bu sebeple başvuruyu kabul edilemez bulmuştur (Mehmet Altunay/Türkiye(k.k.), B. No: 42936/07, 17/4/2012).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 10/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu; taşınmazının imar planında yol ve yeşil alandakaldığı gerekçesiyle kamulaştırıldığını ancak açtığı davada bu kamulaştırmaişleminin İdare Mahkemesince iptal edilmesine rağmen taşınmazın Asliye HukukMahkemesince idare adına tescil edildiğinden yakınmıştır. Başvurucu, yapılankamulaştırma işleminin hukuki bir dayanağının kalmadığını belirterek mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesince kamulaştırma bedelininrayiç değere göre daha düşük belirlendiği ve bu bedel hesaplanırken düzenlemeortaklık payı kesilmesinin de emsal uygulamalara göre ayrımcı bir muameleye yolaçtığı gerekçesiyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun ayrımcılıkiddiasına dayanak olarak gösterdiği kamulaştırma bedelinin düzenleme ortaklıkpayı da kesilerek rayiç bedeline göre düşük belirlendiği yönündeki şikâyetleridiğer şikâyetleriyle birlikte özü itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkınınihlali iddiası kapsamında değerlendirilecektir.
40. Kamulaştırma işlemine konu taşınmazın başvurucu adına tapudakayıtlı olduğu dikkate alındığında mülkün varlığı hususunda herhangi birtereddüt bulunmamaktadır(Benzer yöndeki bir karar içinbkz. Cemile Ünlü, B. No:2013/382, 16/4/2013, § 25).
41. Başvurucunun kamulaştırılan taşınmazının kamulaştırıldıktansonra kamu yararı amacına uygun kullanılmayıp üçüncü kişilere devredilmesimülkiyetten yoksun bırakma sonucunu doğurduğundan Anayasa’nın 35. maddesianlamında sahip olunan mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu açıktır. Busebeple başvurunun mülkiyetten yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kuralçerçevesinde incelenmesi gerekir (Benzer yöndeki bir karar için bkz. Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §51).
42. Anayasa’nın 35. maddesinde, mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
43. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinin birincifıkrasında “Devlet ve kamu tüzelkişileri;kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemekşartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını,kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerindeidarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.” denilmektedir. Devlet ve kamutüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararının bulunması, kamulaştırmakararının kanunda gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek karşılığınkural olarak peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal ögeleridir.Temel unsurunun kamu yararı olduğukabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyet alanına devletin bir müdahalesidir.Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymaya zorunlu kalındığında kamu yararınınözel mülkiyet hakkından üstün tutulduğu durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa'dabelirlenen usul güvenceleri izlenerek yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM,E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, § 11).
44. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma,Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkınagetirilmiş anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilenkamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, 35. maddeye biraykırılık oluşturmayacaktır. Kamulaştırma, Anayasa'da özel mülkiyetin kamuyageçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup birtaşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamuyararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından sonaerdirilmesidir. Bu yönteme başvurulması içingereklilik ve kamu yararınınvarlığı koşullarının bulunması zorunludur.Kanunkoyucu kamulaştırılacak arazi ve tesislerin tespitini ihtiyaç duyulması şartına bağlayarak gereklilik koşulunu düzenlemiştir. Ayrıcaişlemin 2942 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilerek kamulaştırmayoluna ancak kamu yararının gerektirdiğihâllerde başvurulabileceği düzenlenmiştir (AYM, E.2017/110,K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).
45. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğinden vedüzenleme ortaklık payı kesilerek bu bedelin hesaplandığından yakınmaktadır.Bununla birlikte Asliye Hukuk Mahkemesince 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesiuyarınca taşınmazın arsa niteliğinde olduğu tespit edilerek emsal karşılaştırmayöntemiyle değerinin tespiti yöntemi tercih ve takdir edilmiştir. Mahkemekararında yapılan tespit kapsamında, hükmedilen kamulaştırma bedelinin miktaritibarıyla belirli bir tatmin sağladığı ve taşınmazların kabul edilen durumunagöre makul seviyede olduğu sürece Anayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarınınbelirlenmesi konusunda Mahkemenin takdir yetkisine müdahalesinin söz konusuolamayacağı sabittir. Öte yandan imar uygulaması yapılan alanlarda diğertaşınmazlardan düzenleme ortaklık payı kesilmesinin öngörüldüğü dikkatealındığında başvurucunun taşınmazı yönünden de bu uygulamanın yapılmasınınbaşvurucunun iddia ettiğinin aksine ayrımcı muamelenin önlenmesi amacınayönelik olduğu açıktır.
46. Ancak başvurucu ayrıca kamulaştırma işleminin İdareMahkemesince iptali sebebiyle kamulaştırmaya dayalı olarak idare adına yapılantescilin dayanaktan yoksun hâle geldiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucununbelirtilen şikâyeti yönünden bireysel başvuru öncesi tüketilmesi zorunlu etkilibir başvuru yolunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
47. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir.
48. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünegetirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereusulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarınızamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
49. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesiiçin öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişininbaşvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarınıgiderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilirnitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahipbulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan beklenemeyeceğigibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını düzeltici birvasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî koşullarınöngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşanbaşvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,16/2/2017, § 39).
50. Somut olayda başvurucu öncelikle, kamulaştırma işlemininiptal edilmesine rağmen taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesince idare adına tesciledilmesinden şikâyet etmiştir. Gerçekten de uyuşmazlık konusu taşınmazın korumaimar planında yol ve yeşil alanda kaldığı gerekçesiyle kamulaştırılmasına kararverilmiş, Belediye tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescil davasında Asliye Hukuk Mahkemesince yapılantebligat üzerine başvurucu tarafından bu işlemin iptali istemiyle Manisa İdareMahkemesinde dava açılmıştır. İdare Mahkemesince 5/2/2015 tarihinde hem davayakonu koruma amaçlı uygulama imar planının kabulüne ilişkin Belediye Meclisikararının hem de başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasına ilişkin davakonusu Belediye Encümeni kararının davacının taşınmazına ilişkin kısmınıniptaline karar verilmiştir. İptal hükmü Danıştay Altıncı Dairesince onanmış vekarar düzeltme isteminin reddedildiği 7/4/2016 tarihinde kesinleşmiştir (bkz.§§ 16-20).
51. Bununla birlikte kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavasında Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/2/2014 tarihinde kamulaştırmabedelinin tespitine ve kamulaştırmaya konu taşınmazın Belediye adına tescilinekarar vermiştir.Bu kararYargıtay 18. Hukuk Dairesince onanmış ve aynı Dairenin 17/9/2015 tarihli karardüzeltme kararıyla birlikte kesinleşmiştir (bkz. §§ 10-15).
52. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarındaYargıtay, idarece kamulaştırma parasının yatırılmaması veya kamulaştırmaişleminin iptal edilmesi hâlinde kesin olarak karar verilse dahi tapu sicilineyapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi gerektiğinibelirtmektedir. Yargıtaya göre taşınmazınkamulaştırılması nedeniyle davalı idare adına yapılan tescil, kamulaştırmabedelinin yatırılmaması veya kamulaştırma işleminin iptal edilmiş olmasınedeniyle dayanaktan yoksun kalmıştır (bkz. § 31).
53. Diğer taraftan Yargıtay içtihadında, kamulaştırma bedelinintespiti ve tescil davası sonuçlandıktan sonra kamulaştırma işleminin iptalidurumunda da kamulaştırılan taşınmaz maliklerinin yolsuz tescil hükümlerinedayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açabilecekleri kabul edilmiştir(bkz. § 32). Bunun yanında Yargıtaya göre taşınmazmalikleri yolsuz tescil nedeniyle kamulaştırmasız el atmaya dayalı olarakuğradıkları zararları da talep edebilirler (bkz. § 30).
54. Dolayısıyla konu hakkındaki Yargıtay içtihadına görebaşvurucunun kamulaştırma işleminin idari yargı yerince iptali sebebiyle yolsuztescil hükümlerine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası veya tazminatdavası açabileceği görülmektedir. Buna göre söz konusu Yargıtay içtihadıçerçevesinde belirtilen erişilebilir nitelikteki hukuk yollarının başarı şansısunduğu ve etkili olduğundan bireysel başvuru öncesi tüketilmesi gerekenbaşvuru yolları olduğu değerlendirilmiştir. Ancak somut olayda başvurucutarafından söz konusu hukuk yollarına müracaat edildiğine dair herhangi birbilgi veya belgenin bireysel başvuru dosyasına sunulmadığı görülmektedir.Hâlbuki kamulaştırma işlemine dayalı olarak yapılan tescilin yolsuz olupolmadığı öncelikle delilleri ilk elden değerlendirme imkânına sahip olan derecemahkemelerinin takdirindedir. Nitekim derece mahkemelerince yapılacak budeğerlendirmenin sonucunda mülkiyet hakkının konusu olan taşınmazın iadesimümkün olabileceği gibi uğranılan zararların giderilebilmesi de söz konusuolabilmektedir. Dolayısıyla somut olay bağlamında -koşulları oluştuğu takdirde-mülkiyet hakkının ihlalinin bireysel başvuru öncesinde tespit edilerek ihlalinsonuçlarının eski hâle getirme kuralı çerçevesinde giderilebilmesine imkântanıyan hukuki bir mekanizmanın mevcut olduğu değerlendirilmiştir.
55. Sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamındaileri sürülen şikâyetler yönünden başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızınyapılan başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesigereği mümkün değildir.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
57. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
58. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında aleyhevekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik şikâyetler bireysel başvuru kapsamındadaha önce Anayasa Mahkemesince mahkemeye erişim hakkı bağlamında incelenmiştir(Ali Şimşek ve diğerleri, B. No:2014/2073, 6/7/2017, §§ 70-85; Ayşe Acar,B. No: 2014/7060, 21/9/2016, §§ 37-45).
59. Buna göre taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranınagöre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâletücretine hükmedilmesine yönelik düzenlemelerin mahkemeye erişim hakkınamüdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı GenelBütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin(1) numaralı fıkrası ile 2012 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarıncabaşvurucular aleyhine, reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğudeğerlendirilmiştir (Ali Şimşek ve diğerleri,§§ 78-81).
60. Ayrıca idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesininamacının gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylecekamu kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu, bu sebeple yapılan müdahalenin meşru biramaca yönelik olduğu tespit edilmiştir. Son olarak ölçülülük bağlamında yapılandeğerlendirmede ise hükmedilen tazminat bedeli ile karşılaştırıldığında davanınkısmen reddedilmesi nedeniyle başvurucular aleyhine hükmedilen maktu vekâletücretinin ölçüsüz olmadığı ve bu nedenle mahkemeye erişim hakkına yönelik açıkbir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmıştır (AliŞimşek ve diğerleri, §§ 82-85; AyşeAcar,§§42-45).
61. Somut başvuruda da yukarıda belirtilen ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre başvuruya konu olaydakamulaştırma bedeli 79.873,80 TL olarak belirlenmiş, buna karşın kendilerinivekil ile temsil ettiren her iki taraf yararına da maktu vekâlet ücretinehükmedilmiştir. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin belirtilen amacıyanında kamulaştırma öncesi satın alma usulünü teşvik etme yönündeki işlevi dedikkate alındığında ve hükmedilen kamulaştırma bedelinin miktarı ilekarşılaştırıldığında başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleninşahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği ve ölçülü olduğu sonucunavarılmıştır. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir ihlalinbulunmadığı anlaşılmıştır.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.