TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH OMAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/9409)
Karar Tarihi: 6/2/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Hüseyin KAYA
Başvurucu
:
Abdullah OMAR
Vekili
:
Av. Yılmaz CAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hukuka aykırı şekilde verilen idari gözetim kararı doğrultusundahürriyetin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; idarecetesis edilen sınır dışı işlemi hakkında açılan iptal davasında hakkaniyeteuygun bir yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının; sınır dışıişleminin aile bütünlüğünü bozması nedeniyle de aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Suriye uyrukludur ve Suriye pasaportu ibraz ederek11/3/2013-10/10/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Adana'dan ikamettezkeresi almıştır.
7. 12/2/2014 tarihli uluslararası bir yazışma ile Suriye'nin Deyrizor kentinde bulunan Suriye devletine ait bir pasaportkurumundan 3.800 adet pasaportun bir terör örgütünce çalındığı, çalınanpasaportların boş olup düzenlenmeye müsait olduğu, bu pasaportların terörörgütleri tarafından bazı kişilere para karşılığı satıldığı belirtilerekçalınan pasaportların seri numara aralıkları konusunda Türkiye Cumhuriyetidevleti bilgilendirilmiştir.
8. Başvurucu 12/3/2015 tarihinde bu kez Ukrayna pasaportu ileAdana'dan yurda giriş yapmış ve ikamet belgesinin süresinin dolmuş olmasınedeni ile 18/3/2015 tarihinde Mersin'de tekrar ikamet izin belgesimüracaatında bulunmuştur. Başvurucu bu müracaatında Ukrayna pasaportunu ibrazetmiştir.
9. Yapılan ikinci ikamet izni müracaatı nedeniyle başvurucununönceki ikamet iznine ait dosyası idare tarafından incelenmiştir. Başvurucununburada ibraz ettiği Suriye pasaportunun seri numarası üzerinden yapılankontrolde pasaportun terör örgütünce çalınan pasaportlardan olduğu tespitedilmiştir. Belirtilen nedenle idarenin başvurucu hakkında 10/12/2014 tarihindeÇ-114 tedbir amaçlı (hakkında adli işlem yapılan) kayıt oluşturduğu, 23/12/2014tarihinde ise G-87 (genel güvenlik) kaydı oluşturduğu anlaşılmaktadır.
10. Belirtilen nedenlerle Mersin Valiliği tarafından 9/4/2015tarihinde başvurucu hakkında altı ay süreyle idari gözetim ve sınır dışı etmekararları verilmiştir. Ayrıca başvurucunun ikamet izni uzatma talebi de kolluktarafından 10/4/2015 tarihinde reddedilerek karar, tercüman (evrakta polismemuru olduğu belirtilen) eşliğinde kendisine aynı tarihte tebliğ edilmiştir.Daha sonra başvurucu 10/4/2015 tarihinde Adana Geri Gönderme Merkezine teslimedilmiş, Adana Valiliğince 10/4/2015 tarihinde başvurucu hakkında yeniden altıay süreyle idari gözetim ve sınır dışı etme kararları verilmiştir.
11. Kolluk tarafından tercüman (evrakta polis memuru olduğubelirtilen) eşliğinde alınan ifadesinde başvurucu; söz konusu pasaportu 300 ABDdoları karşılığında Halep'te pasaport polisinden aldığını ve 5/9/2013 tarihindeTürkiye'ye giriş yaptığını, bunun dışında başkaca bu pasaportla yurda girişçıkış yapmadığını belirtmiştir. Başvurucu ifadesinde devamla anne tarafındanakrabalarının Ukrayna vatandaşı olması nedeni ile avukat aracılığı ileUkrayna'ya gitmeden bu ülke pasaportunu elde ettiğini, pasaportu ismini vermekistemediği bir kişinin kendisine İskenderun'a getirerek teslim ettiğini iddiaetmiştir. Başvurucu daha sonra alacağı olmasından dolayı Suriye'ye illegal yollardangiriş yaptığını, oradan Lübnan'a yine illegal yollardan geçtiğini, 19/7/2014tarihinde Ukrayna pasaportu ile İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yurda girişyaptığını belirtmiştir. Sonraki tarihlerde Ukrayna pasaportu ile Çin'e ve DubaiEmirliği'ne gidip geldiğini de belirten başvurucu herhangi bir terör örgütü ileilişkisinin olmadığını savunmuştur.
12. Başvurucu sınır dışı işlemine karşı Mersin 1. İdareMahkemesine (Mahkeme) 10/4/2015 tarihinde iptal davası açmıştır. Mahkemeceyapılan yargılama sonucunda 24/4/2015 tarihinde kesin nitelikli ret kararıverilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Dava dosyasının incelenmesinden; Ukrayna uyrukluER 4.. serinolu pasaport hamili olarak Türkiye'ye giriş yapandavacının kısa dönem ikamet izni almak için 18.03.2015 tarihinde İl EmniyetMüdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne başvurusu üzerine yapılan tahkikatsonucunda Suriye uyruklu olarak davacı adına 11.03.2013-10.10.2014 tarihleriarasında geçerli olmak üzere Adana İlinden ikamet izni alış kaydı olduğununtespit edildiği, ikamet izni işleminde kullanılan N006.. serinolu pasaportun ibraz edilmesi üzerine pol-net üzerinde yapılan sorgusunda İçişleri Bakanlığı'nca10.12.2014 tarihli Ç-114 tedbir amaçlı (hakkında adli işlem yapılan) ve23.12.2014 tarihli G-87 (Genel Güvenlik) kodlu tahdit kayıtları olduğununtespit edildiği, Suriye uyruklu olarak kullanılan 006.. nolupasaportun terör örgütü DEAŞ tarafından Suriye'nin Deirez Zur şehrindeki pasaport kurumundan çalınanpasaportlardan biri olduğunun belirlendiği, davacının kardeşlerinin terörizmsuçundan aranan şahıslardan olduğunun tespit edildiği, İçişleri Bakanlığı'nın09.04.2015 tarih ve 55393 sayılı yazısına istinaden davacının Geri GöndermeMerkezine gönderilmesine karar verildiği,davacının6458 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre kamu düzeniveya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğundan bahisledava konusu işlemin tesis edildiğianlaşılmaktadır.
Bu durumda, hakkında İçişleri Bakanlığı'nca10.12.2014 tarihli Ç-114 tedbir amaçlı (hakkında adli işlem yapılan) ve23.12.2014 tarihli G-87 (Genel Güvenlik) kodlu tahdit kayıtları olduğu açıkolan davacının 6458 sayılı Yasanın yukarıda anılan 54/1-d bendi uyarınca sınırdışı edilmesine ilişkin 20.04.2015 tarih ve 98030819-52638(41202)15/2-3501sayılı dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
..."
13. Başvurucu 29/4/2015 tarihinde davasından vazgeçtiğinibildirmiştir. Başvurucu bu tarihten sonra kendi talebi ile, seçtiğinibelirttiği Lübnan'a gönderilmiştir. Başvurucu, sınır dışı edildiği kesin tarihibaşvuru formunda ya da eklerinde belirtmemiştir. UYAP aracılığı ile yapılankontrolde de sınır dışı edilmeye ilişkin kesin tarih bilgisine ulaşılamamıştır.
14. Mahkemenin anılan kesin nitelikli ret kararı 4/5/2015tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu 3/6/2015 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. T.T.,B. No: 2013/8810, 18/2/2016, §§ 22-25; B.T. (GK), B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-21.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Başvurucu, pasaportunun çalıntı olmamasına rağmen ilgilikolluk personelinin subjektif değerlendirmesine bağlıolarak ve hukuka aykırı şekilde idari gözetim kararı verildiğini iddiaetmiştir. Başvurucu; herhangi bir yargı makamı önüne çıkarılmaksızın idari birişlemle günlerce hürriyetinin kısıtlandığını, neden alıkonulduğunun tercümanyardımı ile kendisine bildirilmediğini, ilk idari gözetim kararına karşıaçılmış bir iptal davası olmasına karşın Adana'ya gönderilerek burada tekrarhakkında idari gözetim kararı alındığını ve 6458 sayılı Kanun hükümlerinerağmen kendisine tebligat yapılmadığını iddia etmiştir. Başvurucu, belirtilenşikâyetler doğrultusunda Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5. maddesinin(3) numaralı fıkrasında belirtilen, yakalandıktan sonra en kısa zamanda hâkimönüne çıkarılma ve makul bir süre içinde yargılanma veya serbest bırakılmagüvenceleri ancak suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suçişlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğuinancını doğuran makul nedenler bulunan kişiler için öngörülmüştür. Diğer birifadeyle söz konusu güvence, hakkında bir ceza soruşturması açılan vesoruşturması devam eden kişiler için geçerlidir (B.T., § 62). Somut olayda başvurucunun hürriyetininkısıtlanmasının bir suç isnadına bağlı olarak tutmadan kaynaklanmadığı açıkolduğundan belirtilen güvenceden yararlanması zorunluluğunun olduğusöylenemeyecektir.
19. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği11/4/2014 tarihinden önce gerçekleşen olaylar yönünden hukukumuzda Anayasa'nın19. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan istisnalar arasında yer verilenusulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınırdışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veyatutuklanması uygulamasında tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi,sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuruyolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi, tercümanyardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir şekilde ortaya koyanyasal bir düzenleme bulunmadığına dayalı olarak bu başlık altında yapılanşikâyetlerden dolayı ihlal kararları vermiştir (F.A. ve M.A., B. No: 2013/655, 20/1/2016; A.V. ve diğerleri, B. No: 2013/1649,20/1/2016; F.K. ve diğerleri, B.No: 2013/8735, 17/2/2016).
20. Anayasa Mahkemesi tarafından içtihat değişikliğine gidilen B.T. başvurusunda, herhangi bir idarikarar olmaksızın idari gözetim altına alınarak özgürlüğünden yoksun bırakılanyabancılar bakımından doğan zararlar için idari yargı mercilerinde doğrudan tamyargı davası açılabileceği belirtilmiştir (B.T.,§ 74). Anılan kararda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin idari işlemveya eylem türleri yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığından idari fonksiyonagiren her türlü işlem veya eylem sebebiyle oluşan zararın tazmininin bu kuraladayanılarak idari yargıda açılacak tam yargı davasıyla istenebilmesi içinyeterli bir yasal zemin oluşturduğu, sırf -bilgi eksikliği nedeniyle-fiiliyatta bu yolun işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağı,hiçbir idari işlem ve eyleme dayanmadan hukuka aykırı biçimde tutulanyabancılar yönünden tam yargı davasının etkili hukuk mekanizması olduğubelirtilmiştir (B.T., §§ 52, 54).
21. Ancak Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinegöre hukuki niteliği itibarıyla idari bir işlem olduğu hâlde yabancıyıözgürlüğünden yoksun bırakan mahiyetini de dikkate alan kanun koyucunun idarigözetim kararına karşı itiraz mercii olarak münhasıran sulh ceza hâkimliklerinitayin ettiğini, bu açıdan idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukukauygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığından sulh cezahâkimliğine itiraz edilmeden idari yargıda tam yargı davası açılamayacağınıaçıklamıştır (B.T., §§ 70, 71).Başvurucunun idari gözetim altında tutulmasına ilişkin olarak sulh cezahâkimliğine müracaat ettiğine dair bir bilgi ya da belgeye başvuru formuve/veya eklerinde yer verilmediği görülmektedir.
22. Bu durumda 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (6) numaralıfıkrası dikkate alındığında somut olayda idarece idari gözetim altından sınırdışı edilerek salıverilen başvurucunun uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevizararların karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlamakapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen sulh ceza hâkimliğine başvuruyolunu tüketmeden yaptığı başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucunavarılmıştır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
24. Başvurucu, hakkında Mersin Valiliğince verilen sınır dışıetme kararına karşı açmış olduğu iptal davasında Mahkemenin, hakkında tahditkaydı bulunan kişinin kendisi olup olmadığı hususunda Göç İdaresince emniyetbirimlerine yazılan müzekkere cevabını beklemeden karar vermesinin hukukaaykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca kardeşlerinin terör örgütleriile ilişkili olduğu hususunun mahkeme kararına gerekçe yapılmasının masumiyetilkesi ile bağdaşmadığından ve yeminli bir tercüman ile avukat huzurundaifadesinin alınmamış olmasından yakınarak adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca adil yargılanma hakkıylabağlantılı olarak, hakkında verilmiş ilk sınır dışı etme kararına idari yargıdaitiraz etmiş olmasına rağmen ikinci kez sınır dışı etme kararı alınması ileetkili başvuru hakkının ihlal edildiğini, kardeşi hakkında terör örgütüilişkisi nedeni ile bazı işlemler yapılmış olması nedeniyle de ayrımcılığamaruz kaldığını dile getirmiştir.
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun etkili başvuru hakkı ileayrımcılık yasağına dair ileri sürdüğü şikâyetleri bir bütün olarakyargılamanın hakkaniyetli olmadığı iddiasına dayandığından sadece adilyargılanma hakkından bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir."
28. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesiiçin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvencealtına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme veya Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir.Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasınıiçeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
29. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikametedişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeyeyer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletinyabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisininbulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınantemel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konuedilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A. [GK],B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).
30. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafındanyabancıların ülkeye girişine, ülkede kalışına veya ülkeden çıkarılmalarınailişkin işlemlerin Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında kalmadığı kabuledilmektedir. Bir başka ifadeyle söz konusu işlemlere ilişkin davalar medenihak ve yükümlülüklerle ilgili görülmemektedir (Aıgul Mavlıanova, B. No: 2016/6293,9/11/2017, § 27). Dolayısıyla sınır dışı etme işlemini konu alan uyuşmazlıklarıiçeren yargılamaların Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6. maddesinde güvenceatına alınan adil yargılama hakkının ortak koruma alanı kapsamında kalmadığınınkabulü gerekir (Aıgul Mavlıanova, §28).
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Aile Hayatına SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu; eşi ve çocuklarının Suriye'deki iç savaşnedeniyle 2012 yılından beri İskenderun'da yaşadığını, eşinin 2014 yılındaTürkiye'de doğum yaptığını, çocuklarının Türk okullarına gittiğini, kendisininde ikamet tezkeresi alarak Türkiye'de yaşamaya ve demir ticareti ile uğraşmayabaşladığını belirtmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen sınır dışı etmeişlemi sonucunda ailesinden ayrı kaldığını, söz konusu işlem nedeniyleTürkiye'ye giriş yapamadığını dile getirerek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun anılan şikâyetleri başvurucu hakkında tesis edilen sınırdışı etme işlemi nedeniyle aile bütünlüğünün bozulduğu iddiasına dayandığındanbaşvurunun bu kısmının Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvencealtına alınan aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; bireysel başvurudabulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini önceliklederece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesikoşulunu zorunlu kılar (Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 41).
35. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarakolağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bumahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §20).
36. Somut olayda başvurucu, sınır dışı işleminin iptalitalebiyle açmış olduğu davada sunduğu dilekçesinde söz konusu işlem sonucundaaile bütünlüğünün zarar göreceği hususundan bahsetmemiş; bu konudaşikâyetlerini dile getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun Mahkeme tarafındanilk derece sıfatıyla incelenmeyen bu iddialarının ilk olarak bireysel başvurudaileri sürülmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.