TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULHAKİM AKAY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3160)
Karar Tarihi: 6/2/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Abdulhakim AKAY
2. Ayşe AKAY
3. Evin AKAY
4. Metin AKAY
5. Mukaddes AKAY
Vekili
:
Av. Veysel VESEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ateşli silahla öldürme olayı hakkında etkili birceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 17/2/2015 ve 24/6/2015 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle2016/12422 numaralı başvuru dosyasının 2015/3160 numaralı başvuru dosyasıylabirleştirilmesine, bu dosyanın kapatılmasına ve incelemenin 2015/3160 numaralıbaşvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetleşöyledir:
9. Başvurucular Mukaddes Akay, Metin Akay, Evin Akay, Ayşe Akayve Abdulhakim Akay, 7/11/1995 tarihinde cesedibulunan L.A.nın sırasıyla eşve çocuklarıdır.
10. 7/11/1995 tarihinde saat 09.00 sıralarında Şırnak'ın İdililçesinden Cizre ilçesine gitmekte olan güvenlik güçleri, İdil-Cizre arasındakikara yolunu Deştadara köyü yoluna bağlayan yerde anayol kenarında yüzüstü duran bir erkek cesedi görüp durumu İdil CumhuriyetBaşsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) bildirmişlerdir.
11. Cumhuriyet Başsavcılığı, ölüm olayı hakkında derhâlsoruşturma başlatmıştır.
12. İdil Jandarma Komutanlığı (Jandarma Komutanlığı)görevlilerince aynı gün düzenlenen tutanakta; cesedin gözlerinin siyah birceketle bağlandığı, cesette sol kulak üzerinde iki, boyun bölgesinde bir ve sağbacakta bir olmak üzere toplam beş ateşli silah yarası bulunduğu, cesedinçevresinde 7,62 mm çapında uzun namlulu bir tüfeğe ait dokuz boş kovanbulunduğu ve bu kovanların Cumhuriyet Başsavcılığınca muhafaza altına alındığıbelirtilmiştir.
13. Jandarma Komutanlığı görevlilerince olay yerinin basit birkrokisi çizilmiştir.
14. Ölü muayenesi işlemi, olay yerinde Cumhuriyet savcısınınhuzurunda bir hekimce yapılmıştır. Bu işleme dair tutanakta cesedin solkulağındaki, boynundaki, göğsündeki ve bacağındaki ateşli silah yaraları tarifedilmiş; ölü muayenesi yapılan kişinin tahminen 4-6 saat kadar önce öldürüldüğübelirtilmiş ve ölümün baş bölgesindeki ateşli silah yarasına bağlı sebeplerlegerçekleştiği açıklanarak kesin ölüm nedeninin tespit edilmesi nedeniyle ölümuayenesi işlemine son verildiği ifade edilmiştir. Tutanağa göre ölü muayenesiişlemi sırasında cesedin fotoğrafları çekilmiştir.
15. Komutanlık görevlilerince ceset yoldan geçen kişilere ve köyhalkına gösterilmiş ancak cesedin kime ait olduğu saptanamamıştır. Cesedi görenCizre Emniyet Amirliğinde görevli polisler, cesedin Cizre'de lokanta işleten L.A.ya ait olduğunusöylemişlerdir. Bu hususu, L.A.nınakrabaları olan H.D. ile S.A. da doğrulamıştır.
16. Cumhuriyet Başsavcılığının istinabe talebi üzerine CizreCumhuriyet Başsavcılığı, Cizre Jandarma Komutanlığına bir müzekkere yazarak6/11/1995 tarihinde ölenin veya şüpheli kişilerin araçla gece geç saatlerde Düzova köyünden geçip geçmediğinin öğrenilerek sonucunbildirilmesini istemiştir.
17. Bu müzekkereye verilen cevaptan, güvenlik nedeniyle Düzova köyünden geçişlerin akşam 17.00'den sabah 06.00'yakadar engellendiği ve bildirilen tarihte herhangi bir aracın geçmediğiöğrenilmiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine İdil EmniyetAmirliğince yapılan araştırmada, ölenin ilçe halkından herhangi biriyle ticariilişki içinde bulunmadığı ve ilçe merkezinde, öleni tanıyan bulunmadığı gibiölenin herhangi bir yakının da ikamet etmediği tespit edilmiştir.
19. Cumhuriyet Başsavcılığı, istinabe yoluyla ölenin babası Ş.A.nın, kardeşi İ.A.nın ve birlikte çalıştığı A.V.ninifadesini almıştır.
i. Ş.A. ifadesinde, oğlunun her gün saat 15.00 sıralarındaişyerinden çıkıp eve geldiğini, cesedin bulunmasından bir gün önce oğlu evegelmeyince V.A.yı telefonlaaradıklarını, oğlunun saat 15.00 sıralarında işyerinden çıktığını V.A.dan öğrendiklerini, Cizre'de oğlunu aradıklarını ancakbulamadıklarını, oğlunun kimler tarafından öldürüldüğünü bilmediğinisöylemiştir.
ii. A.V., L.A.nınolaydan bir gün önce saat 15.00 sıralarında işyerinden ayrılarak eve gittiğini,saat 20.00 sıralarında kendisini telefonla arayan L.A.nınannesininL.A.nın eve gelmediğini söylediğini, durumu EmniyetMüdürlüğüne haber verdiklerini, ayrıca Cizre'de L.A.yıaradıklarını, en son saat 16.00 sıralarında Cizre Belediye Parkı'nda elinde birilaç torbası ile görüldüğünü tespit ettiklerini ve L.A.nınkimseylehusumet içinde olmadığını beyan etmiştir.
iii. İ.A. "durumunEmniyet Müdürlüğüne bildirildiği" kısmı hariç A.V. ile aynıyönde beyanda bulunmuştur.
20. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine, olay yerindenelde edilen sekiz boş kovanı inceleyen Diyarbakır KriminalPolis Laboratuvarı Müdürlüğü (Kriminal Laboratuvar)düzenlediği 28/11/1995 tarihli uzmanlık raporunda, tek bir silahtan atıldığıtespit edilen inceleme konusu kovanların faili meçhul olaylar arşivi sırasınakaydedilerek geçici olarak alıkonulduğunu belirtmiştir.
21. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine ölenin Deştadara köyü veya Elcanimezrasıyla herhangi bir ilişkisinin olup olmadığını araştıran Jandarma Komutanlığıgörevlileri,L.A.nınSulak köyü Elcani mezrasında tanınmadığını tespitetmiştir.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı, fail/faillerin tespit edilemediğigerekçesiyle 2/4/1996 tarihinde daimî arama kararı vermiştir. Bu kararda davazamanaşımı süresinin 7/11/2015 tarihinde dolacağı belirtilmiştir.
23. Daimî arama kararının Jandarma Komutanlığına gönderilmesisonrasında zamanaşımı süresi doluncaya kadar geçen süreçte belli aralıklarladüzenlenen faillerin tespit edilemediğine ve araştırmaların devam ettiğine dairtutanaklar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
24. Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan incelelemedefarklı tarihlerde dört farklı olay yerinden elde edilen kovanları olay yerindenele edilen kovanlarla karşılaştıran KriminalLaboratuvar 14/9/1998 tarihli uzmanlık raporuyla kovanlar arasında herhangi birirtibat kurulamadığını bildirmiştir.
25. Başvurucular 7/6/2005 tarihinde vekilleri aracılığıylasoruşturma evrakının bir fotokopisini almışlardır.
26. 25/3/2009 tarihinde L.A.nın ölümüile ilgili olarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe veren başvurucuMukaddes Akay, eşinin ölmeden önce anlattığına göre Jandarma İstihbarat TerörleMücadele (JİTEM) mensuplarınca çevreden soruşturulduğunu, öğrendiğine göreeşinin 6/11/1995 tarihinde dört kişi tarafından beyaz renkli bir araçla CizreJandarma Komutanlığına götürüldüğünü, bir süre sonra Cizre Jandarma Komutanlığındançıkarken görüldüğünü ancak Cizre BelediyeParkı civarında yeniden aynı araca bindirildiğini, kaybolduğunun aynı akşamkolluk birimlerine bildirildiğini, cesedinin bulunmasından sonra eşinin ortağıolan ve siyasi olaylara karışan V.A.nın yurt dışınakaçtığını, İdil'e kadar iki askerî arama noktası olduğunu ve kimlik kaydıyaptırmadan eşinin bu arama noktalarından geçemeyeceğini, olay tarihinde Cizreilçe jandarma komutanının C.T. olduğunu, eşinin ölümünden C.T. ve onunemrindeki kişilerin sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
27. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2009 tarihinde 2009/430sayılı soruşturma kapsamında başvurucu Mukaddes Akay'ın beyanını almıştır.Başvurucu Mukaddes Akay ifadesinde, eşinin kimler tarafından götürüldüğüne dairelinde kesin bir delil bulunmadığını, taziyeye gelen insanlardan dilekçedeyazılı hususları duyduğunu ve bu nedenle C.T.denşüphelendiğini söylemiştir.
28. Başvurucular vekili 22/7/2014 tarihinde soruşturma evrakınınfotokopisini almıştır.
29. Başvurucular vekili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği25/11/2014 tarihli dilekçede L.A.nınölümü hakkında yürütülen soruşturmanın özensiz ve etkisiz olduğunu belirtereksoruşturmadaki bazı eksikliklere dikkat çekmiş ve bazı taleplerde bulunmuştur.Bu talepler şunlardır:
i. Ölü muayenesinde çekildiği belirtilen fotoğrafların dosyaarasına alınması
ii. Olay yerinde bulunan kovanların KriminalLaboratuvarca arşivdeki tüm kovanlarla karşılaştırılması
iii. 1995 yılı Kasım ayında Cizre-İdil arasında kaç kontrolnoktası olduğunun ve geçişlerin nasıl kontrol edildiğinin araştırılması
iv. İ.A. ve A.V.nin beyanlarınınyeniden alınması
v. Eski soruşturma numarası 2009/430 olan soruşturma dosyasındayer alan L.A. ile ilgili belgelerin istenmesi ve bu soruşturma dosyasınınakıbetinin öğrenilmesi
30. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/11/2014 ve 13/1/2015 tarihlerindeKriminal Laboratuvara bir müzekkere yazıp daha önceincelenen kovanların yeniden incelenerek söz konusu kovanları ateşleyen silahınbaşka olaylarda da kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesini istemiştir.
31. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/11/2014 tarihinde CizreCumhuriyet Başsavcılığına bir müzekkere yazarak L.A.nın ölümüyle ilgili herhangi bir soruşturmanınbulunup bulunmadığını sormuş ve ilgili soruşturma evrakının bir suretiniistemiştir. Bu müzekkereye verilen cevaptan Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında L.A.nın ölümü ile ilgili herhangibir kayda rastlanmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan soruşturma evrakı arasındabaşvurucu Mukaddes Akay'ın Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçe ilebaşvurucu Mukaddes Akay'ın beyanlarını içerir tutanağın bulunduğu görülmüştür.
32. Kriminal Laboratuvar 13/1/2015tarihli raporunda olay yerinden elde edilen kovanlar ile silahı tespitedilemeyen olaylar arşivinde kayıtlı kovanlar arasında irtibat bulunmadığı veirtibat kurulması hâlinde bilgi verileceği belirtilmiştir.
33. Vekilleri aracılığıyla KriminalLaboratuvarı raporunun bir örneğini 30/1/2015 tarihinde alan başvurucular, ilkbireysel başvurularını 17/2/2015 tarihinde yapmışlardır.
34. Soruşturma kapsamında daha önce ifadesi alınan A.V.nin kendisine mektup gönderdiğini iddia edenbaşvurucular vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 8/4/2015 tarihlidilekçeyle mektupta bahsi geçen kişilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesinive bu kişilerin dinlenilmesini talep etmiştir. Başvurucu vekilinin dilekçesineeklediği mektupta; A.V.nin kamu görevlilerinin kötümuamelelerine maruz kaldığı ve Almanya'ya kaçtığı,L.A.nınölümünden sonra lokantanın eski müşterisi olup bir siyasi partinin Uludere ilçeteşkilatı başkanı olan Ö.A.nın kaymakam, emniyetmüdürü, yüzbaşı ve ilçe emniyet amiriyle birlikte A.V.denyemek yapmasını istediği ve yüzbaşı olan kişinin A.V.ye "L.A. nerede? L.A.yıöldürdüler. Sana 15 gün mühlet... O şimdi bulutlarda senin için yer arıyor.Yakında seni bulutlarda yüzdüreceğiz..." dediği iddiaedilmiştir.
35. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/6/2015 tarihinde Ö.A.nın tanık sıfatıyla ifadesinialmıştır. Ö.A. ifadesinde, L.A.nınkim tarafından öldürüldüğünü bilmediğini, onu ve A.V.yitanımadığını, 1996 yılında Albay S.D. ile iki kez görüştüğünü ancak bugörüşmelerin faili meçhul olaylarla bir ilgisinin olmadığını beyanetmiştir.
36. Cumhuriyet Başsavcılığı, kastenöldürme suçu için suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve kimolduğu tespit edilemeyen şüpheli/şüphelilerin lehine olan 1/3/1626 tarihli ve765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen 20 yıllık dava zamanaşımısüresinin 7/11/2015 tarihinde dolduğu gerekçesiyle 10/12/2015 tarihindekovuşturmaya yer olmadığına karar (KYO kararı) vermiştir.
37. Başvurucular; etkili soruşturma yürütülmediğini, suçfailleri ile delillerin doğru bir şekilde tespit edilemediğini ve Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri ile suç tarihinden uzun yıllarsonra yürürlüğe giren 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunuuyarınca insanlığa karşı işlenen suçların dava zamanaşımı süresine tabiolmadığını belirterek vekilleri aracılığıyla KYO kararına itiraz etmişlerdir.
38. Başvurucuların itirazı Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin3/5/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
39. Bu karar 26/5/216 tarihinde tebliğ edilmiş ve 24/6/2016 tarihindebaşvurucular ikinci defa bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
40. İlgili hukuk için bkz. SultaniAcar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
41. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
42. Başvurucular; yakınlarının ölü olarak bulunmasından öncesoruşturma makamlarına başvurmalarına rağmen soruşturma başlatılmadığını,yakınlarının cesedinin bulunmasından sonra ise etkili bir soruşturmayürütülmediğini iddia etmişlerdir. Bu kapsamda başvurucular;
i. İlk tanık ifadelerinin olaydan yaklaşık iki ay sonra istinabeyoluyla alındığını,
ii. Cumhuriyet savcısının olay yerine gitmediğini ve görgü tanıklarınıtespit etmediğini,
iii. Başvurucu Mukaddes Akay'ın ifadesinin olaydan ancak on altıyıl sonra kendi başvurusu üzerine alındığını,
iv. Klasik otopsi işlemi yapılmadığını,
v. İdil-Cizre kara yolu üzerinde bulunan kontrol noktalarınıntespit edilerek bu noktalardan bilgi alınmadığını,
vi. Başvurucu Mukaddes Akay'ın ifadesinde -var olduğu ilerisürülen- JİTEMJİTEM mensuplarını göstermesine rağmen bu konuda araştırmayapılmadığını,
vii. On dokuz yıllık soruşturma süresinin çok uzun olduğunubelirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
43. Ayrıca başvurucular; olayın faillerinin tespitedilememesinden, soruşturma sürecine etkili katılamamaktan ve soruşturmanınetkisiz yürütülmesi nedeniyle uygun bir tazminat elde etmek amacıyla başka içhukuk yollarına erişmekten de mahrum kalmaktan yakınarak etkili başvuruhaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
44. Başvurucu Mukaddes Akay'ın olaydan JİTEM'insorumlu olabileceğine dair iddiası sonrasında ortaya çıkan verilerin etkilisoruşturma yükümlülüğünü yeniden canlandırdığını öne süren başvurucular,başvuru tarihinden daha önce bireysel başvuru yapamamalarını 2002 yılına kadardevam eden olağanüstü hâle, ekonomik zorluklara, cehalete, 2014 yılınakendilerini vekille temsil ettirme imkânlarının bulunmayışına ve soruşturmanınetkisizliğini 22/1/2015 tarihinde fark etmelerine bağlamışlardır.
B. Değerlendirme
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özününyakınlarının ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğine ilişkinolduğu ve başvurunun kendine özgü koşulları -bu koşullar etkili soruşturmayükümlülüğü kapsamında yapılacak incelemede açıklanacaktır- dikkate alındığındabaşvurucuların iddiaları yalnızca yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
46. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın"Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
" Herkes,yaşama... hakkına sahiptir."
47. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
48. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik birbaşvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular, ölenin eş ve çocuklarıdır. Bu nedenlebaşvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklik bulunmamaktadır.
49. Bununla birlikte başvurunun başvuruyollarının tüketilmesi ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan başvuru süresi kuralı bakımından da ayrıbir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
50. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
52. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
53. Yaşam hakkı kapsamındaki bir olayla ilgili soruşturmanınetkili olup olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekliolmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgilikamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireyselbaşvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır(Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
54. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmendoğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılansoruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsabaşvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli veşikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâldeanılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturmayürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibarensüresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucularınetkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği herbaşvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.No: 2014/15732, 24/1/2018, § 87; Sultani Acar,§ 84).
55. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâldedahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumunfarkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içindebireysel başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, § 85).
56. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya farkedilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıpzamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzunzaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâlegetirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif vepozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşamhakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamayakarar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminatahükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumlularıntespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirdesorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamayakarar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığırolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve SadatAzizoğlu, § 89; Sultani Acar, §86).
57. Somut olayda başvurucu Mukaddes Akay 25/3/2009 tarihlidilekçesinde ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 9/12/2009 tarihliifadesinde -somut bir veri ortaya koymadan- faillerin JİITEM mensuplarıolduğunu ileri sürse de daimî arama kararının verildiği 2/4/1996 tarihinden25/11/2014 tarihine kadar Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı herhangi bir işlem yapılmamıştır. Nitekim 22/7/2014 tarihindesoruşturma evrakının fotokopisini alan başvurucular vekili CumhuriyetBaşsavcılığına verdiği 25/11/2014 tarihli dilekçesinde soruşturmanın etkisizyürütüldüğünü iddia edip birtakım taleplerde bulunmuştur. O hâlde soruşturmanınetkisiz yürütüldüğünün farkında olduklarını açıkça ifade etmeleri nedeniylebireysel başvuru yapmak için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemelerigerekmeyen başvurucuların 17/2/2015 ve 24/6/2015 tarihlerinde yaptıklarıbaşvuruların süresinde olup olmadığının tespit edilebilmesi için öncelikle25/11/2014 tarihinde sonra soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi birtedbirin alınıp alınmadığı ve soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umutverici gelişmelerin ve gerçekçi varsayımların bulunup bulunmadığınınbelirlenmesi gerekir.
58. Başvurucular vekili 25/11/2014 tarihli dilekçe ile birtakımtaleplerde bulunsa da talep konusu hususların ölüm olayını çevreleyenkoşulların ve faillerin tespitine imkân verecek nitelikte olmadığıdeğerlendirilmiştir. Zira;
-İ.A. ve A.V.nin yeniden ifadelerininalınmasını gerektirecek bir neden ileri sürülmemiştir.
-Ölüm nedeninin tespit edilmesi ve olay yerinde bulunan boşkovanların muhafaza altına alınması nedeniyle ölü muayenesi işlemi sırasındaçekilen fotoğrafların soruşturma evrakı arasında yer alınmasının soruşturmanınilerlemesine katkıda bulunacağını söylemek güçtür.
-Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre'den cesedin bulunduğu yerearaçla gitmek için Düzova köyünden geçen İdil-Cizrekara yolunu kullanmanın gerekliliğinden hareket ederek DüzovaJandarma Komutanlığından anılan yoldan gece geç saatlerde herhangi bir araçgeçmediğini zaten öğrenmiştir. Nitekim A.V. ve İ.A., cesedinin bulunmasındanbir gün önce ölenin saat 16.00 sıralarında Cizre ilçe merkezinde görüldüğünübeyan etmiştir (bkz. § 19). O hâlde Cizre ile İdil arasında kaç kontrol noktasıolduğunun tespitinin soruşturmanın ilerlemesine katkı sağlayacağı söylenemez.
-Başvuru formunda, 28/11/1995 tarihli uzmanlık raporunda olayyerinden elde edilen boş kovanların faili meçhul olaylar arşiv sırasınakaydedildiğinin belirtildiği ancak herhangi bir karşılaştırmaya yerverilmediği, bu nedenle soruşturmada ilerleme sağlanmayacağının Kriminal Laboratuvarın 13/1/2015 tarihli raporuylaanlaşıldığı iddia edilmiştir. Ancak boş kovanların KriminalLaboratuvarca incelenmesinin sebebi boş kovanların kaç farklı ateşli silahtanatıldığını ve bu kovanlar ile faili meçhul olaylar arşivinde kayıtlı kovan vesilahlar arasında irtibat bulunup bulunmadığını saptamaktır. Olay yerinden eldeedilen kovanların arşiv kaydına alınarak alıkonulması da arşivde kayıtlı kovanlarile incelenen kovanlar arasında irtibat bulunmadığına ancak inceleme tarihindensonra arşive kaydedilecek kovan ve silahlarla da karşılaştırma yapılacağınaişaret etmektedir. Nitekim 13/1/2015 tarihli raporda kovanlar ile Silahı TespitEdilemeyen Olaylar Arşivinde kayıtlı kovanlar arasında irtibat bulunmadığı veirtibat kurulması hâlinde bilgi verileceği belirtilmiştir. O hâlde Kriminal Laboratuvarının 13/1/2015 tarihli uzmanlıkraporunun soruşturmaya herhangi bir katkısı yoktur.
-Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 sayılı soruşturmasıkapsamında başvurucu Mukaddes Akay'ın ifadesi alınmış olsa da başvuru formunagöre anılan soruşturma kapsamında başvurucunun iddiaları ile ilgili biraraştırma yapılmamıştır. Bu durumda Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430sayılı soruşturmasında esasen başvurucunun ifadesi dışında L.A.nın ölümüyle ilgili herhangi bir soruşturma evrakıbulunmamaktadır.
59. Soruşturma kapsamında daha önce ifadesi alınan A.V.nin kendisine mektup gönderdiğini iddia eden başvurucularvekili, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 8/4/2015 tarihli dilekçeyle mektuptabahsi geçen kişilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesini ve bu kişilerindinlenilmelerini talep etmiş ise de mektubu gönderenin kim olduğunun tespitimümkün olmadığı gibi mektupta bahsi geçen hususlar başvurucuların yakınlarınınölüm olayının nasıl ve kimler tarafından gerçekleştiğine dair somut bir bilgiiçermemektedir. Nitekim ifadesi alınan Ö.A., L.A. ve A.V.yi tanımadığını beyan etmiştir.
60. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi zaman bakımında yetkisininbaşladığı 23/9/2012 tarihinden sonra başvurucuların kendilerine göre etkisizbir biçimde yürütülen soruşturmanın artık etkili yürütüleceğine, soruşturmadailerleme sağlanacağına veya soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı tedbirlerinalınacağına dair haklı bir beklenti içine girmelerini gerektirecek herhangi birumut verici gelişme yaşanmadığı, soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangibir tedbir alınmadığı gibi bu hususlara ilişkin gerçekçi bir varsayımın da bulunmadığıve dava zamanaşımı süresinin dolmasına bir yıldan daha az bir süre kala25/11/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan talebin başvuru süresinicanlandırmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
61. Başvurucular daha önce bireysel başvuru yapamamalarını 2002yılına kadar devam eden olağanüstü hâle, ekonomik zorluklara, cehalete, 2014yılında kendilerini vekille temsil ettirme imkânlarının bulunmayışınabağlamışlardır. Ancak başvurucuların soruşturma evrakının bir örneğini 7/6/2005tarihinde vekilleri aracılığıyla aldıkları, başvurucu Mukaddes Akay'ın 2009yılında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetini içerir bir dilekçe verdiğive bireysel başvuru yaparken adli yardım talebinde bulunma imkânının olduğudikkate alındığında, başvurucular tarafından ileri sürülen bu hususlarıngerçekçi ve inandırıcı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebeple 25/3//2009tarihinden itibaren soruşturma makamlarına şikâyetlerini iletebilen (bkz. § 26)başvurucuların Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığıtarihten makul kabul edilemeyecek bir süre sonra yaptıkları 17/2/2015 ve24/6/2016 tarihli başvurular,süresindeyapılmış başvurular olarak kabul edilemez.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.