TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULBAKİ BOZKURT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3239)
Karar Tarihi: 21/2/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucular
:
1. Abdulbaki BOZKURT
2. Ahmet ÖZBEY
3. Cahit YILDIRIM
4. Kenan SAMUK
5. Murat YILDIRIM
6. Necati TANYERİ
Vekili
:
Av. Hikmet AYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, alacağın yargılama sırasında değer kaybınauğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle demakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 23/2/2015 tarihinde yapılmışlardır.
3. Başvurular, başvuru formları ile eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2015/3241, 2015/3242, 2015/3343, 2015/3351 ve 2015/3353numaralı başvuru dosyalarının, konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/3239numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2015/3239numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarınınkapatılmasına karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunulmasına gerek bulunmadığınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
9. Başvurucular; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkolİşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TEKEL) 1993 yılına ait tütün ürünü satmışlardır.TEKEL, satın aldığı tütünler için kilosu ortalama 55.000-60.000 TL (eski TLile) civarı bir fiyat açıklamıştır. Satın alınan tütünler, daha sonra trenleTEKEL'in Adana'daki ambarlarına aktarılmıştır. Adana'da ise yine TEKEL'ingörevlendirdiği heyet tarafından bu tütünlerin fiyatı onda birinden daha azbelirlenmiştir.
10. Başvurucuların iddiasına göre; satın alınan tütünler trenile nakledilirken çok uzun süre vagonlarda bekletilmiş, ayrıca ambarlara taşımasırasında gerekli özen gösterilmemiş ve üstelik ambarları su basmıştır.
11. İhtilaf konusu tütünler ile ilgili olarak ilk fiyatıbelirleyen eksperlerin rüşvet aldıkları ve alınan rüşvetin bir bölümünün deterör örgütüne aktarıldığı iddiasıyla Diyarbakır Devlet 4 No.lu GüvenlikMahkemesinde ceza davası açılmıştır. İddianamede; sanıkların ihaleye fesatkarıştırma, rüşvet alma, rüşvet verme, 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı MalBildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu'na aykırılıksuçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemelerininkapatılmasıyla yargılamaya Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devamedilmiştir. Mahkeme 27/11/2008 tarihinde Diyarbakır'ın Bismil ilçesindeki tütünfiyat belirleme işlemleri yönünden sanıkların mahkûmiyetine, Muş'un Kızılağaç nahiyesindekitütün fiyat belirleme işlemleri yönünden sanıkların beraatine,diğer sanıklar yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine kararvermiştir.
12. Karar temyiz edilmiş ve Yargıtay 5. Ceza Dairesince bazısanıkların yargılama sırasında vefat etmesi, bazı sanıklar yönünden isezamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle 15/4/2013 tarihinde davalarındüşmesine karar verilmiştir.
B. BaşvurucularınAçtıkları Tazminat Davası Süreci
13. Başvurucular; ilk fiyatın onda birinden daha az bir bedelinbelirlenmesi nedeniyle zarara uğradıklarını, bu zararın ise TEKEL tarafındantütünlerin korunması için gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamasındandoğduğunu belirterek TEKEL aleyhine 14/4/1995, 19/4/1995, 2/5/1995, 23/5/1995ve 31/8/1995 tarihlerinde Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ayrı ayrıtazminat davaları açmışlardır. Başvurucuların açtıkları davalar, 29/6/1999tarihinde Mahkemenin E.1995/111 sayılı dosyasında birleştirilerek birliktegörülmüştür.
14. Başvurucular ayrıca, yargılamanın uzun sürmesine bağlıolarak doğacak değer kaybının ödenmesini de talep etmişlerdir.
15. Mahkeme, teknik bilirkişi kurulundan dava konusu ile ilgilirapor almıştır. Bilirkişi kurulunun 23/8/1996 tarihli raporunda; tütünlerinyanlış nakil, bakım, istif gibi unsurlar nedeniyle bozulduğu kanaatibildirilmiştir. Mahkeme, bu raporu hükme esas alarak -başvuru formu veeklerinde belirtilmeyen bir tarihte- davanın kabulüne karar vermiştir.
16. Ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesince (Daire), ilk fiyatı belirleyeneksperler hakkında rüşvet suçundan açılan ceza davasının sonucunun beklenmesigerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
17. Mahkeme, bozma kararına uymuş ve ceza davasını bekleticimesele yapmıştır. Ancak ceza davasının yaklaşık yirmi yıl boyuncasonuçlanmadığını gözeten Mahkeme, bu ara karardan dönerek 18/4/2014 tarihindedavanın kabulüne karar vermiştir. Mahkeme ek 1 Tablonun (2) numaralı sütunundabelirtilen alacakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermiştir. Kararıngerekçesinde, davalının rüşvet verilerek ilk tütün fiyatının yüksekbelirlendiği iddiasının bir mahkûmiyet kararı söz konusu olmadığı içinispatlanamadığı belirtilmiştir. Mahkeme, buna karşılık bilirkişi kuruluraporuna göre tütünlerin yanlış istif, nakil ve saklama neticesinde kalitesinindüştüğünün tespit edildiğine dikkat çekmiş; bu raporu hükme esas almıştır.Mahkeme, başvurucuların alacağının güncellenmesi talebi yönünden ise yargılamadageçen sürede enflasyon karşısında dava tarihine göre belirlenen alacağın "gülünç hâle geldiğini" kabuletmiş, ancak bu talebin olumlu karşılanamayacağı sonucuna varmıştır.
18. Başvurucular 23/2/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
19. Temyiz edilen hüküm, Dairenin 8/12/2014 tarihli kararıylavekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır. Karar düzeltme istemi deDairenin 16/4/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
20. İlgili hukuk için bkz.Ferda Yeşiltepe (GK), B. No: 2014/7621, 25/7/2017, §§ 25-31; ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. (GK), B.No: 2014/2267, 21/12/2017, §§ 32-43.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 21/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
23. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihlive 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
24. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi yada icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
25. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828,12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânınıngetirilmesine ilişkin yolu başarı şansı sunan, yeterli giderim sağlamakapasitesi bulunan, ulaşılabilir bir yol olduğunu tespit etmiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
26. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucular, TEKEL'e sattıkları ürünlerin tam karşılığınıalamadıkları için tazminat davasını açtıklarını ve bu davanın lehlerinesonuçlandığını, ancak yargılamanın uzun sürdüğünü ve belirtilen süreçteülkedeki yüksek enflasyon nedeniyle geç kavuştukları alacaklarının değerkaybına uğradığını belirtmişlerdir. Başvurucular, döviz kurlarına ya daenflasyon oranlarına göre karşılaştırma yapıldığında dava tarihine görebelirlenen alacağın değer kaybına uğradığının açıkça ortada olması nedeniylemülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
31. Anayasa Mahkemesi başka başvurucular tarafından yapılanbenzer yöndeki şikâyeti Abdulkerim Tanış ve diğerleri (B. No: 2014/17621,9/1/2018) başvurusunda incelemiş ve karara bağlamıştır.
32. Anılan kararda öncelikle mahkeme kararıyla nihai olaraktespit edilmiş olan başvuruya konu alacakların başvurucular yönündenAnayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği kabul edilmiştir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, §§ 29-30). Mülkiyethakkına yapılan müdahale niteliği gereğimülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesine ilişkin genel kuralçerçevesinde incelenmiştir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, § 31). Sonuç olarakbaşvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki alacaklarının enflasyon karşısındaönemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı anlaşıldığından başvuruculara şahsiolarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılarak müdahaleninölçülü olmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmiştir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, §§ 32-40).
33. Somut olayda da aynı ilkelerden ayrılmayı gerektirir birdurum bulunmamaktadır. Buna göre başvuru konusu olayda alacağa hak kazanıldığıdava tarihi ile alacağın icra edilebilir hâle geldiği kararın verildiği tariharasındaki döneme göre yapılan değerlendirme sonucunda uygulanan yasal faizerağmen aynı dönemde toplam enflasyonun yaklaşık %11.000 civarında olduğu, diğerbir deyişle başvurucuların alacaklarının %1'inden bile daha az bir miktaradüşerek enflasyon karşısında bu alacakların önemli ölçüde değer kaybınauğradığı tespit edilmiştir.
34. Diğer taraftan kural olarak kişilerin kamudan olanalacaklarının herhangi bir yargısal sürece veya icra takibine gerek olmadanödenmesi beklenir. Somut olayda ise başvurucuların alacaklarının geçödenmesinin makul bir gerekçesi mevcut olmadığı gibi derece mahkemeleriningeriye dönük olarak tespit ettiği başvurucunun alacağını kamu makamlarınınancak yapılan yargılama sonucu ödeyebildiği anlaşılmaktadır.
35. Sonuç olarak başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındakialacaklarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığıanlaşılmakla başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetyüklendiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple somut olay bakımından kamununyararı ile başvurucuların mülkiyet haklarının korunması arasında bulunmasıgereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülüolmadığı değerlendirilmiştir.
36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
38. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
39. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak vehürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğuncaeski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararınveya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsaihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamdauygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).
40. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
41. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
42. Anayasa Mahkemesi başvurucular yararına yargılama sonucuhükmedilen alacakların yargılamanın uzun sürmesi üzerine enflasyon karşısındadeğer kaybetmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal süreçten kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Bununla birlikte yargılama değer kaybı iddiasına ilişkinolmayıp mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
43. Bu durumda ihlalin sonuçlarının giderimi bakımından etkinyol tazminat ödenmesine karar verilmesidir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, § 51). Dolayısıylamülkiyet hakkının ihlali nedeniyle maddi zararları karşılığında başvurucularaayrı ayrı ekli (2) numaralı tabloda gösterilen miktarlarda maddi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir. Mülkiyet hakkının ihlalinin giderimiyönünden maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi yeterli bir giderimsağladığından manevi tazminat taleplerinin reddi gerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen başvurucularınyatırdıkları 226,90 TL harç bedellerinin başvuruculara ayrı ayrı; ayrıcakendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 2.475 TL vekâlet ücretininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ekli (2) numaralı tabloda belirtilen miktarlardaayrı ayrı net maddi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 226,90 TL harç bedellerinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI; 2.475 TLvekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Muş 1. Asliye HukukMahkemesine (E.1995/111, K.2014/348) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
TABLO: EK 1
(ALACAĞIN DEĞER KAYBI İLEİLGİLİ HESAP TABLOSU)
(1) (2) (3) (4) (5) (6) (7)
Sıra Başvurucu Asıl Alacak EnflasyonaGöre Değer Kaybını İşlemiş Reel Değer Oransal Artış
No. (TL) Güncellendiğinde TelafiEdecek Faiz Kaybı (TL) (%)
Asıl Alacak (TL) Fark (TL)
1.Kenan Samuk 132,12 16.087,09 15.954,97 722,12 14.372,85 11.530
2.Ahmet Özbey 94,89 11.533,92 11459,03 518,63 10.940,40 11.530
3.Abdulbaki Bozkurt 143,81 17.510,48 17.366,67 786,01 16.580,66 11.530
4.Murat Yıldırım 87,02 10.595,66 10.508,64 475,62 10.033,02 11.530
5.Cahit Yıldırım 53,12 6.497,96 6.414,84 290,34 6.124,50 11.530
6.Necati Tanyeri 135,56 16.505,95 16.370,39 740,92 15.629,47 11.530
* Dava tarihi 14/4/1995, yargılamada geçen değer kaybına esasalınan alacağın icra edilebilir hale geldiği mahkeme karar tarihi ise 18/4/2014tarihidir.
TABLO: EK 2
(MADDİ TAZMİNAT TABLOSU)
Sıra No.
Başvurucu
Maddi Tazminat (TL)
1
Kenan Samuk
14.373
2
Ahmet Özbey
10.940
3
Abdulbaki Bozkurt
16.581
4
Murat Yıldırım
10.033
5
Cahit Yıldırım
6.125
6
Necati Tanyeni
15.629