TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULHAKİM ADLIĞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/526)
Karar Tarihi: 28/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucular
:
1. Abdulhakim ADLIĞ
:
2. Mehmet Mirza ADLIĞ
:
3. Nurşin ADLIĞ
:
4. Rojin ADLIĞ
:
5. Semanur ADLIĞ
:
6. Zeynep ADLIĞ
:
7. Zuhriye ADLIĞ
Vekili
:
Av. İbrahim Halil YALÇIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelenintihar olayı üzerine açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, Ardahan'ın Damal ilçesinde bulunan 7. HudutTaburu 4. Bölük Komutanlığında piyade er olarak zorunlu askerlik göreviniyapmakta iken 6/3/2013 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu M.A.nın kardeşleri ve ebeveynidir.
A. Olayla İlgili Olarak Yürütülen CezaSoruşturması Süreci
9. Olayın oluş şekli ve olaya dair yürütülen ceza soruşturmasısürecine ilişkin bilgiler Anayasa Mahkemesinin MehmetMirza Adlığ (B. No: 2015/5408, 23/1/2019, §§ 7-30) başvurusuhakkında verdiği kararda yer almaktadır.
10. Anayasa Mahkemesi MehmetMirza Adlığ başvurusunda, başvurucunun yakınının üçüncü kişi ya dakişilerce kasıtlı öldürüldüğü yönündeki şikâyetleri bakımından soruşturmanınetkili yürütülüp yürütülmediğini incelemiş; kararda öncelikle başvurucununoğlunun üçüncü bir kişi tarafından öldürülmüş olabileceğini belirtmeklebirlikte bu iddiasını destekleyecek şekilde somut bir veriyi AnayasaMahkemesine sunmadığına değinilmiştir. Anayasa Mahkemesi yürütülmüş olan cezasoruşturmasını incelediğinde olayla ilgili olarak resen bir soruşturmabaşlatıldığını, olay yeri incelemesi yapılarak olay yerinin fotoğraflarınınçekildiğini, olay yeri krokisi çizildiğini, ölü muayene ve otopsi işlemlerigerçekleştirildiğini, kimyasal ve balistik inceleme raporları temin edildiğini,bu konuda tanık beyanlarının alındığını, başvurucunun oğluna ait olduğubildirilen not defterindeki yazılar ile intihar notundakilerinkarşılaştırılması suretiyle bilirkişi raporu alındığını tespit etmiştir.Anayasa Mahkemesi tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda olayıncinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde edilemediğindenilgili savcılık tarafından olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmesinde bir sorun görmeyerek olay hakkında etkili bir soruşturmayürütüldüğü sonucuna varmış ve başvurucunun bu iddiası bakımından başvuruyuaçıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (MehmetMirza Adlığ, §§ 44-63).
11. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, başvurucunun oğlununyaşamının kendi eylemine karşı korunmadığına ilişkin iddiasını da askerîyetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak M.A.nınölümüne sebebiyet verdikleri yönünde bir bilgi ya da belge bulunmadığınıgözeterek bu konudaki devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünün tamyargı davası yoluyla yerine getirilebileceğini belirtmiş ve sözkonusuyargısal yol tüketilmeden yapılan başvuruyu başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez bulmuştur (MehmetMirza Adlığ, §§ 64-73).
12. Anayasa Mahkemesinin MehmetMirza Adlığ başvurusunda incelediği olayla ilgili olarak yürütülenceza soruşturması kapsamında alınan ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM)4/3/2015 tarihli tazminat talebinin reddine dair kararın karşıoyunakonu edilen, M.A.nın askerarkadaşları olan tanık N.E. ve H.K.nın beyanlarınınilgili kısımları sırasıyla şöyledir:
"...Ben [M.yi] Sivas'taki acemi birliğimizden itibaren tanırım. Kendisinin candostuyum. Bana bugüne kadar arkadaşlarıyla, ailesiyle veya komutanları ileilgili herhangi bir yakınma veya şikayeti olmadı.Kendisinin gözleri ağrıyordu ayrıca dizlerinde de ağrı vardı. Bu nedenlekendisine ağır işler verilmiyordu. Bu rahatsızlıklarından dolayı sağlık ocağınave Ardahan'a Hastaneye gitti. Sivas'ta iken gözleri için gözlük verdiler.Dizinden ameliyat olacaktı. Ancak dağıtım olduğu için orada olamadı. ArdahanAsker Hastanesine gittiğinde dizlerindeki problem ile ilgili yeterli derecedeilgilenmediklerini söyledi bakmıyorlar iğne yazıyorlar dedi. ... Biz Sivas'taiken ben ölmek istiyorum, öleceğim gibi tuhaf konuşmalar yapıyordu. Ancak nedenböyle bir şey söylediğini sormamıza rağmen söylemiyordu.
...
...Ben onun hareketlerinden veya ruh halindenintihar edebileceği konusunda herhangi bir fikre kapılmadım...'
'...Ben [M.A.nın] can dostu idim. Kendisini acemi birliği olan Sivas'taki birliğindenberi tanırım, ... Bana herhangi bir probleminden bahsetmedi ancak Sivas'ta ikendizleri ve gözlerinin ağrımasından şikayetçiydi kendisi Sivas'ta iken bildiğimkadarıyla dizlerinden ameliyat olacaktı. MR sonuçları gerekiyordu ancak burayadağıtım oldu, burada da dizlerindeki ağrı nedeniyle hastaneye gittiğinibiliyorum... Bazen dizlerinin ağrısından ağlıyordu. Buradaki Komutanlarımızkendisi ile ilgilendi...
S/C. ...Bana herhangi bir kimsenin veyarütbelinin ona kötü davrandığı yönünde bir beyanı olmadı. ...Herhangi birbaskıya uğradığını düşünmüyorum. Hatta dizleri ağrıdığı için çavuşlar onudinlensin diye geri gönderiyordu. Ancak sivilde iken bir kaçkez intiharı düşündüğünü ancak Allah korkusu nedeniyle vazgeçtiğini söyledi.Ancak ben böyle bir şeye ihtimal vermediğim için herhangi bir kimseye onun dahaönce intiharı düşündüğünü söylemedim...
..."
13. Yürütülen ceza soruşturması kapsamında beyanı alınan BölükKomutanı Ö.Y.nin beyanının ilgili kısımları şöyledir:
"Ben 13 Temmuz 2012 tarihinden bu yanaArdana/Damal 7'inci Hd. Tb. 4'üncü Hd. Bl. Komutanı olarak görev yapmaktayım. [M.A.yı] buraya geldiği 22 Şubat 2013 tarihinden beritanırım. Bana memleketinde kazancı olarak çalıştığını maddi problemi olmadığınıgeldiği gün yaptığım danışmanlık görüşmesinde söyledi. İlk celp danışmanlıkgörüşmemde bir probleminden bahsetmedi. Ertesi gün revirciyedizleri ağrıdığından dolayı başvurmuş, ben sağlık ocağına gönderdim. OradanAskeri hastaneye sevk edildi. Askeri Hastane de ortopedi uzmanı olmadığındandolayı Ardahan Devlet Hastanesine sevk edildi. İlk önce 2 gün istirahatverildi. Bu istirahatı kullandı. Daha sonraşikayetleri devam edince tekrar Ardahan Devlet Hastanesine gitti. Ancak bu kezistirahat almadı bana kendisi veya herhangi bir kimse sağlıkdurumuveya diz ağrıları ile ilgili başkaca bir şey söylemedi. Bana herhangi birkonuda şikayeti veya müracaatı olmadı. Onu intiharasürükleyebilecek herhangi bir konuda bilgim olmadığı gibi böyle bir izlenim deedinmedim. Aynı tertip 2 Er'e sorunlarından dolayı silah vermedim, atışyaptırmadım nöbette yazdırmadım. Ancak [M.nin] Psikososyal risk faktörütarama anketinde böyle bir değerlendirme yoktu. Psikolojik sorunu ortayakoyabilecek elimde bir bulgu yoktu. Zaten kendisi 10 -15 gün önce birliğe geldiğinden kendisini derinlemesine tanıma fırsatıbulamadım. Hastane gidiş dönüşlerinde kendisiyle görüşürdüm. Benden herhangibir izin talebi olmadı. Olsaydı en azından izin verip vermeme veya psikiyatrikyönden izne ihtiyacı olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapıp gerekirsebu yolla izne gönderebilirdik. Bana herhangi bir konuda ailesinden,arkadaşlarından veya komutanlarından bir şikayetiolmadığı gibi, herhangi bir disiplinsizliğini de görmedim. Can dostları da banaherhangi bir sıkıntısını bahsetmedi. Tek bildiğim dizlerinin ağrıdığı idi.
S/C: Kendisi 2. kez hastaneye gittiğindeistirahat almadığından ve kendisi nöbete gitmeme yönünde bir taleptebulunmadığından kendisine herhangi bir nöbet olayından muafiyet tanımadık. Eğerhastane bu yönde bir tespit yapsaydı ve ya istirahatverseydi buna göre bir tedbir alınabilirdi.
S/C. Benim onunla hiçbir husumetim olmadı.Zaten hiçbir saygısızlığını görmedim. Bana olaydan önce askerlikle ilgiliherhangi bir problemi yansımadı. İntihara meyilli olduğu konusunda hiçbirkanaat edinmedim. Bu olay herkesi olduğu gibi beni de şaşırttı ve üzdü.
..."
14. Yürütülen ceza soruşturması kapsamında beyanı alınan BölükAstsubayı M.P.nin beyanının ilgili kısımlarışöyledir:
"...[M.yi] geldiği günden beri tanıyorum. Ben de daha önce Sivas'ta görevyaptığım için [M.] de Sivas'takiacemi birliğinden geldiği için acemi birliğindeki Komutanları ile nasıllar neyapıyorlar diye muhabbet ettik. Bir sorunu olup olmadığını sordum. O da banasorunu olmadığını söyledi. ...Ertesi gün de [M.nin] de içinde bulunduğu ...askerlerin tümünü...toplayarak herhangi bir sıkıntıları olup olmadığını sordum ...bildiğimkadarıyla [M.nin] diz ağrıları vardı. ...[M.den] bizzat veya [M.nin]arkadaşlarından herhangi bir sorunununolduğunu duymadım. Bu askerin intihara teşebbüs edeceğine dair en ufak birşüphe beslemedim...
..."
B. Olaya İlişkin Açılan Tam Yargı Davası Süreci
15. İncelemeye konu başvuruda, başvurucuların yakınlarının ölümünedeniyle AYİM'e tam yargı davası açtıklarıgörülmüştür.
16. Başvurucular 11/11/2013 tarihli dilekçeyle zararlarınınkarşılanması talebiyle Milli Savunma Bakanlığına(İdare) başvurmuştur. İdare tarafından talepleriyle ilgili olarak bir cevapverilmemesi üzerine başvurucular 10/2/2014 havale tarihli dilekçeyle İdarealeyhine AYİM nezdinde tam yargı davası açmıştır.
17. Dilekçenin çeşitli sebeplerden reddedilmesi üzerinebaşvurucular 9/6/2014 tarihinde yeniledikleri dilekçeyi AYİM'esunmuştur. Dilekçede başvurucular olayda İdarenin ağır kusuru ve ihmalibulunduğunu belirterek başvuruculardan Mehmet Mirza ve ZuhriyeAdlığ için ayrı ayrı 50.000 TL maddi tazminat, ayrı ayrı 30.000 TL manevitazminat ödenmesi; diğer başvurucular için ise ayrı ayrı 15.000 TL manevitazminat ödenmesi taleplerinde bulunmuşlardır.
18.AYİM 2. Dairesinin 4/3/2015 tarihli kararıyla başvurucularıntazminat talebi oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Dava dosyasının incelenmesinden; davacılar Zuhriye ADLIG ile Mehmet Mirza ADLlG'nın[başvurucular] oğlu, diğerdavacıların kardeşi olan müteveffa Er [M.A.nın] ... acemi eğitimini tamamlamasına müteakip22.02.2013 tarihinde 4 üncü Hudut Bl.K.lığı emrinekatıldığı, acemi eğitim merkezinde ve sonraki kıt'asında'psikososyal risk faktörü' tarama anketlerineticesinde herhangi bir risk faktörü tespitine yönelik bir beyanınınbulunmadığı, bu nedenle de Rehberlik ve Danışma Merkezinden yararlanmadığı,müteveffa [M.A.] Ardahan 25 inciHud.Tug.7nci Hd.Tb.4 üncü Hd.BI.K.lığı emrindeaskerlik hizmetini yapmakta iken 06.03.2013 tarihinde saat 15.00-17.00 saatleriarasında nöbet tutmakta olduğu esnada nöbet yerinden yaklaşık 30 metre kadaruzaklaşıp kendisine zimmetli ... seri no.lu G-3 Piyade Tüfeğinin namlusunu çenealtına bitiştirerek silahı ateşlemek suretiyle intihar ettiği, Jandarma GenelKomutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı tarafındanyapılan incelemede müteveffanın sağ el iç, sağ el dış ve sol yüz bölgesindeatış artıkları tespit edildiği, müteveffanın üzerinde savcı tarafından yapılanaramada bir mektup bulunduğu, mektupta: 'Ayaklar, dizler, eller, kollar, gözlerve bel hepsi küsmüş ve ben de aldım son kararla onların infazının verecem ve de özlem sıkıntı bunalım içindeyim. KesinlikleAllah'a karşı bir isyanım yoktur. Benim tek isyanım var o da aleme, herkeshakkını helal etsin. Bana bol bol dua edin' şeklinde ifadelerin geçtiği,intihar nedeniyle yapılan soruşturmada; 9 uncu Kolordu Komutanlığı AskeriSavcılığının 22.09.2014 tarihli ... kararı ile 'müteveffanın kendisini vurmaksuretiyle intihar etmiş olduğu, müteveffanın ölümünde uygun nedensellik bağıoluşturabilecek şekilde başkaca bir kimsenin azmettirmesi, kararınınkuvvetlendirmesi, iknası, yardımı, kusuru ya da ihmalibulunmadığı' gerekçesiyle Kovuşturmay Yer Olmadığınakararı verildiği...
...
...davacıların kanuni yakını ...askerlikhizmetini ifa ettiği sırada, 06.03.2013 tarihinde, kişisel (sağlık) veyayalnızca müteveffanın kendisince bilinebilecek başka nedenlerden dolayıkapıldığı ani bunalım sonucu kendisini vurarak intihar etmiştir. Müteveffaintihar ettikten sonra üzerinde bulunan mektupta sağlık sorunlarındanbahsetmesi nedeniyle, askerlik süresince P. Er [M.A.nın] sağlıksorunlarıyla davalı idarenin ajanlarının yeteri kadar ilgilenip ilgilenmediğineilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede: Müteveffanın 5 inci P. Eğt. Tug.K.lığında 03, 05, 06 ve24 Aralık 2012 tarihlerinde olacak şekilde toplam dört kez viziteye çıktığı,'hipermetrop astigmat' teşhisi ile gözlük verildiği, 29.01.2013 dizrahatsızlığından Sivas Asker Hastanesi tarafından Sivas Numune HastanesiOrtopedi Polikliniğine sevk edildiği, 22.02.2013 tarihinde usta birliği olan 4üncü Hd. BI.K.lığlı emrinekatıldıktan sonra 25.02.2013 tarihinde katılış muayenesinin yapıldığı, katılışmuayenesinde dizlerinden rahatsızlığını beyan etmesi üzerine Ardahan AskerHastanesi Ortopedi Polikliniğine sevk edildiği, 26.02.2013 tarihinde diz ağrısışikayeti ile Ardahan Asker Hastanesinden Ardahan Devlet Hastanesine sevkedildiği, 'menüsküslerde eski yırtık ve yaralanma' teşhisi ile iki gün yatak istirahatı verildiği, 01.03.2013 tarihinde yeniden dizağrısı şikayeti ile Ardahan Asker Hastanesinden Ardahan Devlet Hastanesine sevkedildiği, burada ayakta tedavi gördüğü, 04.03.2013 tarihinde aynı şikayettenDamal Sağlık Ocağına başvurması üzerine ağrı kesici iğne yapıldığı,müteveffanın gerek acemi birliğinde gerekse usta birliğinde rahatsızlığısebebiyle bir çok kez hastaneye sevk edilerek tedavisinin yapıldığıanlaşıldığından müteveffanın birlik komutanlarınca davacılarının yakınınınsağlık sorunuyla ilgilendikleri anlaşılmaktadır.
...tamamen kendi iradesi ile kendisini vurarakintihar etmesi suretiyle ölümü olayında zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmetarasında illiyet bağının bulunmadığı, davacılar vekilinin de intihar olayınailişkin olarak davalı idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunu doğuracakherhangi bir somut delili ortaya koyamadığı, davalı idareye yüklenebilecek bir nedenseilik bağının mevcut olmadığı, davalı idareninherhangi bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk şartlarının mevcutolmadığı değerlendirilerek dava konusu olayda idareye yüklenebilecek hukuki birsorumluluğunun bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğindedavacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesigerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır..."
19.Kararın karşıoy gerekçesinin ilgilikısımları şöyledir:
" ...
Müteveffanın 'yükümlülere yoklamalardauygulanacak sağlık durumu hakkında bilgi formu'ndagenel olarak sağlık durumunu 'orta' ve sağlık sorunu olup olmadığı sorusunaise, 'biliyorum' şeklinde cevap verdiği, Sivas'ta acemi eğitimi sırasındaarkadaşı P.Er [N.E.ye] 'Ben ölmek istiyorum, öleceğim' şeklinde beyanınınolduğu, yine vefatından önce görev yaptığı 4'üncü Hd.BI. K.lığında kendisinin'can dostu' olarak belirlenen P.Er [H.K.ya] da 'sivilde ikeniki kez intiharı' düşündüğünü beyan ettiği görülmüştür.
İntihar sonrasında, Askeri Savcılıkça yapılansoruşturmada; ...şeklinde not yazılmış intihar mektubu bulunduğu, ayrıca yinenot defterine büyük harflerle 'dışarda yıllara meydan okurken askerde günlereesir kaldık gülüm' şekilnde not yazdığı tespitedilmiştir. Bunların yanında sürekli olarak dizlerinden dolayı yakınmalarınınolduğu, sağlık kuruluşlarına sevkine rağmen sıhhat bulamadığı yönündeşikayetlerinin olduğu ve bu kapsamda Ardahan Asker Hastesineyönelik yakınmalarının da olduğuna ilişkin beyanlarının olduğu anlaşılmıştır.
...
Dava konusu olayda da, müteveffanın askerlikhizmetinin başından itibaren 'intihara' yönelik beyanları omasınarağmen yalnızca iki kez psikososyal risk faktörütarama anketi uygulandığı ve olumsuz bir durum tespit edilmediğinden ileritetkik ve tedavi için herhangi bir sağlık kuruluşuna sevk edilmediği, ancakdavacı vekilinin bu iki formdaki el yazılarının birbirinden farklı olduğu ve bunedenle üstlerince doldurulmuş olduğu, dolayısıyla müteveffanın gerçek sağıık durumunu yansıtmadığı yönünde iddiaların da olduğu,bu durumda müteveffanın sağlık durumuna ilişkin 'yükümlülere yoklamalarda uygulanacaksağlık durumu hakkında bilgi formu' ndaki beyanlarıile arkadaşlarına (biri can dostu olan) 'intihara' yönelik beyanları dikkatealındığında, psikososyal risk faktörü tarama anketiyanında Rehberlik Danışma Merkezi ve akabinde de hastaneye sevk edilerekpsikiyatrik yönden muayene edilmesi ve bunun sonucunda bir tedavi uygulanmasınagerekirken, bunun yapılmamış olması, bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmişve bu itibarla müteveffanın intihar suretiyle ölümünde idarenin kısmen de olsahizmet kusuru bulunduğu, dolayısıyla davacıların zararlarının müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak, hizmet kusuruilkesince karşılanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndedeğerlendirme ile..."
20. Karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de AYİM 2.Dairesinin 11/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
21. Ret kararı başvuruculara 1/12/2015 tarihinde tebliğ edilmişolup başvurucular 31/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
22. İlgili hukuk için bkz. Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş (B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§45-56) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
24. Başvurucular yakınlarının intihar etmesinde kusurubulunduğunu iddia ettikleri İdare aleyhine açılan tam yargı davasınınyakınlarını intihara iten sebepler araştırılmadan, ayrıca yakınlarının askerliksüresinin başından beri intihar edeceğine yönelik beyanları bulunduğu hâldebuna engel olmak için yetkililer tarafından hiçbir önlem alınmadığı, psikolojiksorunları olduğu açık olan yakınlarına silah verilerek nöbet tutma göreviverildiği, askerliği boyunca doldurulan iki psikolojik risk faktörü anketininfarklı el yazılarıyla doldurulmuş olduğu gözetilmeden reddine karar verilmesinedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“Herkes,yaşama ... hakkına sahiptir.”
26. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular AYİM kararından sonra bireyselbaşvuruda bulunmuş olup olay hakkında yürütülen ceza soruşturması ile ilgiliolarak somut başvuruda herhangi bir ihlal iddiası ileri sürmemişlerdir.Başvurucuların iddialarının özü askerî yetkililer tarafından yakınlarınınyaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmayarak vefatına sebebiyetverilmesi nedeniyle açılan tam yargı davasının eksik inceleme ve hatalıdeğerlendirme ile reddedildiğine, dolayısıyla etkili bir yargısal korumadanyararlanamadıklarına ilişkindir. Bu itibarla başvurucuların adil yargılanmahakkıyla bağlantı kurdukları iddialarının da Anayasa'nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
28. Öte yandan yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamınıkaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayınedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucuların oğlu vekardeşidir. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamaktadır.
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
30. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını korumahakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardanolup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyinyaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitifbir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkınıgerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinineylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§§ 50, 51).
31. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin pozitifyükümlülükleri açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletinsorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarındaAnayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak bu konudaihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumakiçin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulupcezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma göreviyüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam hakkınıntehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).
32. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendieylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gereklitedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için degeçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendikontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir riskolduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespitetmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makulölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerindenbeklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insandavranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklardeğerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkatealınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekildeyorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede,basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerîyetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,23/1/2014, § 74).
33. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem veetkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan riskseviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerinbulunması gerekmektedir. Devlet, askerlik görevini zorunlu kıldığı içinözellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli;psikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uyguntedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde,askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunanaskerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkintedbirlerin ve emir-komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafındanişlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerinöngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygundenetimlerden geçirilmesi, askerlik öncesinde ve sırasında kişilere gereklidenetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri, §§ 75, 76).
34. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idaribir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerinyaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir.
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
35. Yargı merciilerinin olaylarailişkin tespitleri Anayasa Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikteAnayasa Mahkemesinin söz konusu makamların tespitlerinden farklı bir tespittebulunabilmesi için bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir.Başvuru konusu olayda başvurucularının yakınının ölümünün ilgili savcılıktarafından intihar olarak nitelendirilmesi üzerine yapılan bireysel başvurudaAnayasa Mahkemesi tarafından bu tespitten ayrılmayı gerektirecek bir hususbulunmadığı görülerek olay hakkında etkili bir soruşturma yürütüldüğü sonucunavarıldığı ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun bulunduğu yukarıdabelirtilmiştir (bkz. § 10).
36. Bu durumda başvuru konusu olay açısından yukarıda yerverilen ilkeler çerçevesinde devletin M.A.nınyaşamını kendi eylemine karşı koruma yükümlülüğünün olup olmadığının tespitigerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak askerî yetkililerin M.A.nın intihar etme riskini bilipbilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması,böyle bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde kendilerinden makulolarak beklenebilecek tedbirleri alıp almadıklarının açıklığa kavuşturulmasıgerekmektedir.
37. M.A.nınaskere alınmadan önce geçirildiği sağlık muayenesinde veya askere alınmadanönceki herhangi bir aşamada herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olduğuna dairbir kayıt mevcut değildir. Bu durumda M.A.nınaskerlik süreci incelendiğinde ise, M.A.nın askerliköncesinden süre gelen fiziksel bir takım rahatsızlıkları (şiddetli bacak ağrıları)olduğu ve bu rahatsızlığının asker arkadaşları ve üstleri tarafından bilindiğiaçıktır (bkz. §§ 12-14) Nitekim M.A., bu rahatsızlığı nedeniyle askerlikgörevinin ilk zamanlarından beri ilgili sağlık kuruluşlarına sevk edilmiş,muayene ve tedavi imkanlarına kavuşmuştur.
38. Öte yandan askerlik öncesinde bir psikolojik rahatsızlığıolduğunu askerî makamlara bildirmeyen M.A.nın sivilhayatında ve acemi birliğinde intihar etmeyi düşündüğü yönünde askerarkadaşlarına birtakım söylemlerde bulunduğu asker arkadaşlarının beyanlarındananlaşılmaktadır (bkz. § 12) Fakat psikolojik bir rahatsızlığı bulunduğu açıkçagözlemlenemeyecek olduğu anlaşılan M.A.nın buşekildeki söylemlerinin intihar emaresi olarak değerlendirilebilmesi mümkünolmakla birlikte bu söylemlerin asker arkadaşları tarafından ciddiyealınmayarak üstlere iletilmediği görülmektedir.
39. Bu durumda psikolojik bir rahatsızlığı olduğuna ve bukapsamda bir tedavi gördüğüne yahut askerî yetkililerinin dikkatiniçekebilecek, yakın ve gerçek intihar riski olarak kabul edilebilecek birdavranış bozukluğu sergilediğine ilişkin olarak hakkında bilgi ve belgebulunmayan M.A.nın -intiharı düşündüğüne yöneliksözlerinin asker arkadaşları tarafından üstlerine iletilmediği degözetildiğinde- yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olan şiddetli bacak ağrısıçektiğini bilen askerî yetkililerin onun intihar etme riskinin farkındaoldukları ya da farkında olmaları gerektiği sonucuna ulaşılmasının mümkünolmadığı anlaşılmıştır. Bilmedikleri ya da bilmeleri gerekmeyen bir durumdaaskerî yetkilileri intihar olayını önleyememiş olmaları nedeniyle sorumlututmak kamu makamları üzerine aşırı yük yükleyen bir yoruma meydan verir.
40. Sonuç olarak başvuru konusu olayda devletin yaşamı korumayükümlülüğünü yerine getiremediğini ve dava reddedilmiş bile olsabaşvurucuların etkili bir yargısal korumadan yararlanamadığını söylemek mümkündeğildir.
41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.