TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULKADİR GÜNEŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7489)
Karar Tarihi: 10/10/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Abdulkadir GÜNEŞ
Vekili
:
Av. Kazım ÖLMEZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunanbazı eylemlerinin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde delil olarakkullanılmasının başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını; yargılama sırasında usuligüvencelere riayet edilmemesinin adil yargılanma hakkını, iletişimin tespitineve fiziki takip yapılmasına izin verilmesi hakkındaki kararların keyfiolmasının da haberleşme özgürlüğü ile özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu 1990 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihteFırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümüöğrencisidir.
7. Başvurucu, terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğigerekçesiyle üç gün gözaltında tutulduktan sonra 27/4/2012 tarihinde serbestbırakılmıştır. Cumhuriyet savcısı 7/5/2012 tarihli iddianamesi ile başvurucununterör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 21/12/2012 tarihinde, başvurucunun terör örgütüneüye olmak suçundan mahkûmiyetine hükmetmiştir.
8. İlk derece mahkemesinin başvurucunun terör örgütü üyeliğisuçundan mahkûmiyetinde dikkate aldığı delillerin bazıları şu şekildedir:
i. İlk derece mahkemesi başvurucunun, PKK'nın gençlikyapılanması olan Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) bünyesindefaaliyetlerde bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkemeye göre DYGM, Kürtçülüğünyaygınlaştırılması ve PKK'nın ideolojisi ve amaçları hakkında daha fazlabilinçlendirilmesi kapsamında yapılan faaliyetlerde gençlerin daha aktif rolüstlenmesi amacını taşımaktadır.
ii. Başvurucunun 2/3/2012 tarihinde Fırat Üniversitesinde kız meselesi yüzünden başladığı belirtilenbir kavgada bazı öğrencilerin yaralanması sonrasında Kürt kökenli öğrencilerinörgütsel yapı içinde sahiplenildiği algısının yaratılmasını diğer sanıklarlabirlikte organize ettiği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun Kürt kökenliöğrencileri sağ görüşlü öğrencilerle bir araya getirerek örgütsel faaliyetlerekitle oluşturulması amacıyla kavga ortamı hazırladığı belirtilmiştir.
iii. Başvurucunun 16/4/2012 tarihinde Fırat Üniversitesindeöğrenim gören öğrenciler arasında meydana gelen bir kavga olayında Kürt kökenliöğrencilerin örgütsel yapı içinde sahiplenildiği algısının yaratılmasını diğersanıklarla birlikte organize ettiği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun Kürtkökenli öğrencileri sağ görüşlü öğrencilerle bir araya getirerek kavga ortamıhazırladığı belirtilmiştir.
iv. Başvurucunun 3/3/2012 tarihinde ElazığAtapark Düğün Salonu'nda Fırat Öğrenci Derneğinin "Dernek Açılışı ve Tanıtımı" adıaltında düzenlenen etkinliğinin organizasyonunda görev aldığı ve aynı zamandabu etkinliğe katıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun buetkinlik sırasında terör örgütünün propagandasını da yaptığını belirtmiştir. Bukapsamda birtakım teknik takip tutanaklarına dayanılmıştır. Teknik takip tutanağı'na göre;
- Olay günü başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısımsanığın düğün salonu içinde beklediği, bu etkinlik sırasında yapılan davetüzerine sözde devrim şehitleri adına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulduğu,bu sırada başvurucunun da aralarında olduğu sanıkların yönlendirmesiyleışıkların söndürüldüğü tespit edilmiştir. Saygı duruşu sonrasında "Gerilla Marşı" adı verilen veiçinde terör örgütünün propagandasını oluşturan sözler barındıran şarkının tümkatılımcılarla birlikte yüksek sesle söylendiği, şarkının bitimindekatılımcıların alkışlarla şarkıya destekte bulundukları ifade edilmiştir. Buşarkının akabinde ışıkların tekrar açıldığı ve bu kez "Oramar"adı verilen ve içinde terör örgütünün propagandasını oluşturan sözlerbarındıran şarkının söylendiği belirtilmiştir. Ayrıca etkinlik sonunda birtiyatro gösterisinin yapıldığı, bu gösteride güvenlik güçlerince kötü muameleyapılarak insanların öldürüldüğü ve gözaltında kaybedildiği hususları işlenereketkinliğe katılanların şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa yönlendirildiği, kinve düşmanlığa tahrik edildiği ifade edilmiştir.
v. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanmasıiçinde Elazığ'da faaliyet gösterdikleri iddiasıylatutuklanan bazı kişilerin Malatya'da görülen duruşmasına Elazığ'dankatılanlardan biri olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun bu eylemigerçekleştirmekteki amacının tutuklu kişilere ve onların ailelerine destekolmanın yanında bu organizasyona katılan kişilerde örgütsel bir bilinçoluşmasını sağlamak olduğu ifade edilmiştir.
vi. Başvurucunun 21/3/2012 tarihinde Elazığİstasyon Meydanı'nda nevruz etkinlikleri adı altında düzenlenen ve terörörgütünün toplantısı hâline dönüştürülen etkinliği organize ettiği ve buetkinliğe katıldığı ifade edilmiştir. Bu etkinlik sırasında başvurucunun daiçinde bulunduğu grup tarafından terör örgütünün propagandasını oluşturacakşekilde pankartlar asıldığı, birtakım sloganlar atıldığı ve müzik yayınıyapıldığı belirtilmiştir.
vii. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü adına çocuklara yönelikolarak çeşitli tarihlerde özel ders verdiği belirtilmiştir. Mahkemece, özelders verilmesi şeklindeki etkinliğin amacının özel ders alan kişilerde örgütselbir bilinç oluşmasını sağlamak olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, bu etkinliğinFırat Üniversitesi Rektörlüğünden herhangi bir izin alınmadan gerçekleştiğihususuna da özel bir vurgu yapmıştır.
viii. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada, daha önce elkonulmasına ve toplatılmasına karar verilen bir yayınınele geçirildiği belirtilmiştir.
9. Terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetine ilişkin kararıbaşvurucunun temyiz etmesi üzerine karar,Yargıtay9. Ceza Dairesi tarafından 23/1/2014 tarihinde onanmıştır.
10. Başvurucu, karardan 2/5/2014 tarihinde haberdar olduğunubelirtmiştir.
11. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. İlgili ulusal ve uluslararası için bkz. Metin Birdal ([GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 10/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İfade Özgürlüğü ileToplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu, Anayasa'da güvence altına alınan haklarınkullanılması niteliğinde olan birtakım eylemlerinin terör örgütü üyeliğinindelili olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucuayrıca iddia edilen eylemlerin örgüt tarafından organize edildiğine veya bueylemlerin örgütün amacı doğrultusunda gerçekleştirildiğine ilişkin bir bilgiya da belgenin de yargılama dosyasında bulunmadığını ifade etmiştir. Tüm bunedenlerle başvurucu, anayasal hakların kullanılması niteliğindeki bueylemlerin örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyet kararında delil olarakkullanılmasının ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
15. Katıldığı veya organize ettiği toplantılar ile butoplantılarda açıklanan bazı düşüncelerin ve ikametgâhında bulunan yayınınterör örgütüne üye olmak suçundan verilen mahkûmiyet kararının delili olarakkullanılması başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucununAnayasa'nın 26. ve 34. maddelerinde koruma altına alınan hakkına müdahaledebulunulduğu kabul edilmelidir ( Metin Birdal,§ 48).
16. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 26. ve 34.maddelerinde yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçlarıkapsamında kaldığı anlaşılmıştır (MetinBirdal, §§ 52-53). Bunedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olup olmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
17. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bireylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkumiyetinde delil olarak kullanılmasısuretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu toplumsalihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, § 68; Ferhat Üstündağ,B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45-46; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).
b. Somut OlayınDeğerlendirilmesi
18. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz birsuç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran vebu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesiniengelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (MetinBirdal, §§ 60- 61).
19. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi biryargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak suçununsübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olupolmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. YılmazÇelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka birceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esasitibariyle Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk Ceza Hukukuuygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
20. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terörörgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarınıno kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz cezakanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecekkuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarınınanlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin dedeğerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üyeolmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerinanayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlardabaşta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskıoluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).
21. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyetkararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağıcaydırıcı etki nedeniyle -Devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerinekarşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanlarınterörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olaraketkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
22. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi içinderece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığınıgöstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardakidenetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacıkarşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ilesınırlı olacaktır(MetinBirdal, § 72).
23. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucununtoplantı ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca cevap veripvermediği sorusuna cevap bulacaktır.
24. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi, süreklilik,çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddetive demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütününüyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır.AnayasaMahkemesi başvurucu tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derecemahkemelerince başvurucunun mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeleriyukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatleincelemiştir.
25. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin,başvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğuileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkum ettiği kabuledilmemiştir. İlk derece mahkemesi diğer bazı deliller yanında PKK'yı, terörörgütü mensuplarını veya terör eylemlerini yücelten sloganların atıldığı,pankartların açıldığı veya marşların söylendiği terör örgütünün propagandasınadönüştürülen gösterilere katılmış olmasını ve ikametinde bulunan yayınınniteliğini başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğinigösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. MetinBirdal, § 76).
26. İlk derece mahkemesi, başvurucunun söz konusu toplantı vegösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rolünün, bulundurduğuyayının, DYGM üyesi olmasının ve diğer davranışlarının, onun PKK terörörgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğunadair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimdeortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi, başvurucunun şikayete konu eylemlerinin delil olarak kullanılmasının birtoplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ilegöstermiştir.
27. Sonuç olarak başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin meşru olduğu açıkolan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
29. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dairbaşvurusunun, bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının, Haberleşme Özgürlüğünün ve Özel Hayata Saygı Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
30. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlaledildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymakbaşvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmalinedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasahükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ilerisürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesişarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilenişlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı,bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenleihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişimReklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B. No: 2014/12727,25/5/2017, § 19).
31. Somut olayda başvurucu, bu başlık altındaki iddialarınısoyut bir şekilde ileri sürmüş, başvuru konusu olaylarla ilgili delillerisunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmününkendisine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koymayükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Başvurucu, yargılamanın sıhhati açısındanönem taşıyan tanıkların dinlenmemesi ve başka dava dosyalarındaki bilgi vebelgelerin gerekçeli kararda mahkumiyetine dayanak alınması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de tanıklarındinlenmesinin neden önem taşıdığına ilişkin bir açıklama yapmadığı gibişikayetinde belirttiği başka dava dosyalarının hangi dosyalar olduğu,mahkumiyete esas alınan bilgi ve belgelerin neler olduğu hususunda herhangi birdeğerlendirmede bulunmamıştır. Aynı şekilde başvurucu iletişimin tespiti vefiziki takip yapılmasına izin verilmesi kararları alınırken dikkate alındığınıileri sürdüğü gizli belgelerin kendisine bildirilmemesi ve bu belgelerle ilgiligörüşünün alınmaması nedenleriyle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüş ancak dosya içerisinde bulunduğunu iddia ettiği gizlibelgelerin neler olduğuna, yargılamanın seyri üzerinde ne tür etkiyarattıklarına ilişkin yeterli bir değerlendirmede bulunmamıştır.
32. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın özel yetkili mahkemelercegerçekleştirildiğini, bu mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olduklarınınsöylenemeyeceğini belirterek bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş ancak söz konusu mahkemenin neden bağımsız vetarafsız olmadığı hususlarında yeterince bir açıklamaya başvuru formunda yervermemiştir.
33. Bundan başka başvurucu, soruşturma aşamasında gizlilikkararı alınması nedeniyle hükme esas alınan delillerden bazıları ile ilgiliolarak gereği gibi savunma yapamaması nedeniyle savunma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş; buna karşın kovuşturma aşamasında her tür gizlilikkalktığı halde hangi surette savunmasını yapamadığına ilişkin herhangi biraçıklamada bulunmamıştır.
34. İletişimin tespiti ve fiziki takip yapılmasına izinverilmesine ilişkin kararların keyfi olması, kanunda öngörülen koşullargerçekleşmeden bu kararların verilmesi nedeniyle ise haberleşme hürriyeti ile özelhayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de buhususta başvuru formunda yeterince açıklamalarda bulunmamış, kanun hükümlerinibelirtmek suretiyle yapılan işlemin bu hükümlere uymadığını soyut bir şekildebelirtmekle yetinmiştir.
35. Açıklanan gerekçelerle bu bölümdeki iddialarıntemellendirilememiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının, haberleşme özgürlüğünün ve özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.