TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH YAVUZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/59096)
Karar Tarihi: 7/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Zeynep KARAKOÇ
Başvurucu
:
Abdullah YAVUZ
Vekili
:
Av. Abdulselam KAVŞUT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksiktazmin edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; buna ilişkin idari ve yargısalsürecin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, terör olayları neticesinde köyünün boşaltılmasınedeniyle yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmiş ve27/7/2005 tarihinde 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındazararlarının karşılanması talebiyle Siirt Valiliği Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 20/5/2014tarihli ve 56/01/2014/721 sayılı kararıyla 2.524,40 TL tazminat ödenmesinekarar vermiştir.
9.Komisyon kararının akabinde 5233 sayılı Kanun gereğince davet yazısı ilebirlikte sulhname örneği başvurucunun vekilinegönderilmiştir. Belirlenen zararın başvurucunun gerçek zararını karşılamadığı,ev ve diğer yapılarına ilişkin haklarını saklı tutulduğu beyanını içeren sulhname 21/11/2014 tarihinde başvurucu vekili tarafındanimzalanmıştır.
10.Başvurucu 19/1/2015 tarihinde de Komisyon kararının iptali istemiyle davaaçmıştır. Batman İdare Mahkemesi (Mahkeme) 6/7/2015 tarihli kararıyla davayıreddetmiştir. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:
"Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar davakonusu Komisyon kararında, başvurunun ev ve diğer yapı varlığındankaynaklandığı iddia edilen zararlarına yönelik kısmının reddine karar verilmişve davacının bağ ve kıraç arazi zararları için 2.524,40 TL maddi tazminatönerildiği, bu nedenle ev ve diğer yapılar ile ilgili olarak; 21/11/2014tarihinde idareye yapılan başvuru ile bu hususa ilişkin davacı vekili tarafından,bu malvarlıklarına yönelik haklar saklı tutulmak suretiyle ihtirazı kayıtkonulmuş ise de, dava konusu işlemde, davacıya2.524,40- TL'nin ödenmesininteklif edildiği, bu tutarın davacı tarafından kabul edilerek uğranılan zararıntamamının karşılandığını belirten sulhnamenin davacıvekili tarafından imzalandığı dikkate alındığında, bu aşamadan sonra uyuşmazlıkortadan kalktığından, Komisyon kararının redde ilişkin kısmının iptaliistemiyle ayrıca dava açılmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacının uğradığı zararlarıntamamının karşılandığına ilişkin sulhnamenin vekiltarafından imzalanarak uyuşmazlığın sulhen sonaerdirilmesi nedeniyle, bu aşamadan sonra dava açılması hukuken mümkünolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir."
11. Başvurucu, ret kararına karşı itiraz yoluna gitmiştir.Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi 17/3/2016 tarihli kararıyla, sulhnamenin başvurucu vekilince imzalanması suretiyle sulhyoluyla çözülen uyuşmazlıkla ilgili olarak yargı yoluna başvurulamayacağındandavanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiğini ancak doğurduğuhukuki sonuçlar bakımından davanın esastan veya incelenmeksizin reddine ilişkinkararlar arasında herhangi bir fark bulunmadığını belirtmiş ve Mahkemekararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle itirazistemini reddederek kararı onamıştır.
12. Karar düzeltme istemi ise Gaziantep Bölge İdare MahkemesiÜçüncü İdari Dava Dairesi tarafından 31/10/2016 tarihli kararla reddedilmiştir.Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin karar 25/11/2016 tarihinde başvurucuyatebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 2/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 4. maddeleri (bkz. Celal Demir,B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).
15. 5233 sayılı Kanun’un "Zararınkarşılanmasına ilişkin sulhname"kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:
“Komisyon,doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 incimaddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma,engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeyegöre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak,uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca,bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısınınörneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.
Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesiveya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargıyoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğubelirtilir.
Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkilitemsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafındanimzalanır.
Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemişsayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliyegönderilir.
Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklardailgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”
16. 5233 sayılı Kanun’un "Zararınkarşılanması" kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Sulhnamedebelirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasındansonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçlakonulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.”
17. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) "Zararınkarşılanmasına ilişkin sulhname" kenarbaşlıklı 25. maddesi şöyledir:
"Komisyon, doğrudan doğruya veyabilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 16 ncı maddeye göre belirlenen zararı, 21 inci maddeyegöre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdî ödeme tutarını,20 nci maddeye göre ifa tarzı ile 23 üncü ve 24 üncümaddelere göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulhyoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara görehazırlanan sulhname tasarısının örneği (EK-E) davetyazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.
Davet yazısında, hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesiveya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargıyoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğubelirtilir.
Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkilitemsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafındanimzalanır.
Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemişsayılması hâllerinde, bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliyegönderilir.
Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklardailgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. "
18. Aynı Yönetmelik'in "Zararınkarşılanması" kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
"Sulhnamede belirlenenzararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valininonayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenektenüç ay içerisinde karşılanır.
Bakanlık, ellibinYeni Türk Lirasının üzerindeki aynî ifa veya nakdî ödemelerin Bakan onayı ileyapılmasını kararlaştırabilir. Bu miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkinolarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yenidendeğerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.
(Değişik üçüncü fıkra: 4/6/2018-2018/11862 K.)Devlet, ödeme nedeniyle genel hükümlere göre sorumlulara rücu eder ve rücuistemine ilişkin zamanaşımı süreleri bir kat artırılarak uygulanır.
19. Aynı Yönetmelik'in"Nakdî ödemenin şekli ve tutarı" kenar başlıklı 27. maddesişöyledir:
"Sulhnametasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafındanimzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.
Ödemeler sulhnametasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemelerhak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır."
20. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,K.2009/97 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"5233 sayılı Yasa,terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlernedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yolunagitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluylakarşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayanvatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatifbir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amacauygun olarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek bunailişkin esasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.
...
Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idaribir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararlarınkarşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucununsosyal hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerineyasayla getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyalrisk ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerdenibaret olduğunun tespiti, yasakoyucunun takdiryetkisi içindedir. İtiraz konusu kurallarda yer alan maddi zararların önceliklesulh yoluyla karşılanmasına ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamdadeğerlendirmek gerekir.
5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işlemininsonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellikbağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelenzararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumlulukalanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanınıgenişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasındameydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminineilişkin esas ve usulleri belirlemektedir.."
21. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun'un amaçlarındanbirinin özetle terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yolunagitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla karşılanmasıolduğu ifade edilmiştir. Kanun'un 12. maddesinin gerekçesinde ise sulhun davayısona erdirici işlem olduğu, sulhname imzalanmasınındava açılmasını engellediği belirtilmiştir.
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvuruya benzerşekilde terör olayları dolayısıyla köyü terke mecbur kalınması nedeniyleuğranılan zararın tazminine ilişkin sulhnameimzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararlamanevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayanbir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasınıntaleplerden feragat edilmesini gerektirdiği, dolayısıyla yerel boyuttaki buuzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itirazason verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.
23. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözümbeyanlarının (sulhnamelerin) manevi tazminattan sözetmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeyeilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvurusahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsiledildiğini, bu hâlde başvuranların hem 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarınınmanevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını hem de bu anlaşmalarınsonuçlarından habersiz oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerinibelirtmiştir. AİHM, söz konusu düzenleme başvuranların prosedürle ilgili hertürlü iddiadan feragat etmelerini gerektirdiğinden bu anlaşmanın söz konusuödemeyle ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniylebaşvuranların şikâyette bulunamayacakları sonucuna ulaşmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).
24. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besiciliktenelde edilen gelirlerin tazminatının Komisyonlarca yanlış değerlendirilmesineilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesi konusundayukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete uygulanabilir olduğukanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerinimzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri /Türkiye, § 78).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğubaşvurunun kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğini, yapılara ait kalıntılarınhâlen mevcut olduğunu, sadece tapuların dikkate alındığını, birtakım zirai zararlarınında bulunduğunu, kayıplarının tam olarak karşılanmadığını, ihtirazikayıtla haklarını saklı tutarak sulhnameimzaladığını, başvurusunun on yıl bekletildikten sonra hakkaniyete uygunolmayan bir kararla sonuçlandırıldığını belirterek eksik tazmin nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
27. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanmasıamacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafındantespit edilen maddi zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak tazminatmiktarı belirlenmiş ve sulh teklifi başvurucu vekili tarafından kabul edilerekyine başvurucu adına sulhname imzalanmıştır (bkz. §9).
28. 5233 sayılı Kanun’un gerek genel gerekçesinden gerekseiçerdiği düzenlemelerden terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargıyoluna gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluylakarşılanmasının amaçlandığı, bu çerçevede ilgili hukuk kısmında yer verilendüzenlemelerden de anlaşılacağı üzere sulhnamedüzenlenerek uyuşmazlıkların bir an evvel bitirilmesine özel önem atfedildiğianlaşılmaktadır.
29. 5233 sayılı Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakan idaremahkemeleri ve Danıştay Onbeşinci Dairesi, Kanun'u buamacını esas alarak yorumlamış ve sulhnameimzalanmasıyla davacıların uğradıkları zararların tazmin edilmek suretiyleuyuşmazlığın ortadan kalktığı, dolayısıyla sulhnameimzalanmasının ardından uyuşmazlığın artık yargıya taşınmasının mümkün olmadığısonucuna varmışlardır.
30. İdare mahkemelerinin ve Danıştayınsulhname dışı bırakılan bakiye zarar sebebiyle açılandavaların sulhname imzalanmış olması nedeniylereddedilmesi yönündeki bu yaklaşımı bireysel başvuru yoluyla AnayasaMahkemesine taşınmış ve Anayasa Mahkemesi -sulhnamekonusu paranın ödenmediği iddiasının bulunması durumu hariç- makul birtazminata hükmedilmesini temin eden sulhnameylebirlikte başvurucuların mağdur sıfatının ortadan kalkacağı sonucuna varmıştır.Anayasa Mahkemesi, bu durumlarda mağdur sıfatının ortadan kalkmış olmasıgerekçesiyle başvuruların kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar vermiştir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§45-58; Salih Alkan, B. No:2013/4747, 31/3/2016). Bir başka ifadeyle idare mahkemeleri ve Danıştayın anılan yorumunda mülkiyet hakkı yönünden birsorun görülmemiştir.
31. Somut olayda da Anayasa Mahkemesinin anılan içtihatlarındanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Şöyle ki eksik hesaplandığıiddia edilen zararın miktarı üzerinde başvurucunun idareyle anlaşma sağlamış vesulhnameyi imzalamış olması sebebiyle maddimağduriyetinin giderildiği anlaşılmaktadır. Komisyonun İdare Mahkemesi kararınıdikkate alarak yeniden yaptığı değerlendirme sonucu belirlenen ve başvurucununzararlarının tamamını karşıladığını beyan ettiği alacağı tümüyle davalı idaredentahsil edildiğinden mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hakyönünden mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir.Belirtmek gerekir ki başvurucu, Komisyonun sulhname teklifini avukatı aracılığıyla kabul etmiş ve sulhname başvurucu adına avukatı tarafından imzalanmıştır.Dolayısıyla başvurucunun maddi tazminat iddialarını sona erdiren sulhnamenin bu hukuki sonucundan habersiz olduğu dadüşünülemez. Öte yandan başvurucu, Komisyon tarafından ödenmesine karar verilentazminat tutarının kendilerine ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde biriddiada da bulunmamıştır.
32. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan mülkiyethakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucunun mağdurluk statüsünü kaybettiğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin kişi bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin aynıiddialarla ve söz konusu hususlarda derece mahkemelerinin gerekçelerininbulunmadığı iddiasıyla adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu, ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idarisüreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
34. Somut olayda sulhname imzalanarakmaddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin yukarıdamülkiyet hakkına dair gerekçede belirtilen değerlendirme ve varılan sonuç gözetildiğindeusul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynı şikâyetlerin tekrarincelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucunun bubaşlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürdüğü benzer mahiyettekişikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
35. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkinşikâyet sulhname imzalanmasından bağımsız olduğundanve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrıca ele alınabilecek nitelikteolduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme yapılmıştır.
36. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegiren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihlive 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı BaşvurularınTazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
37. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafındanincelenmesi öngörülmüştür.
38. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018,§§27-36) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonunabaşvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansısunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerindeninceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.
39. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
40. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduklarına karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.