TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHMAN YEMİŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/29347)
Karar Tarihi: 28/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Abdurrahman YEMİŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerininhukuki olmaması, gözaltının ve tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğundevamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması ve itiraz incelemesinde alınankararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;ceza infaz kurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri gibi sosyalimkânlardan faydalandırılmaması veaçık görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının; telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedeniylehaberleşme hürriyetinin; ceza infaz kurumunda bir kısım uygulamalar nedeniylekişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/6/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
7.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51; Mehmet HasanAltan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
11. Başvurucu, olay tarihinde Yalova'nın Çınarcık ilçesindebulunan İlçe Jandarma Komutanlığında uzman jandarma çavuş rütbesiyle görevyapmaktadır.
12. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında 17/3/2017tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştır.
13. Başvurucu 24/3/2017 tarihinde Bornova Merkez JandarmaKarakol Komutanlığında ifade vermiş, ifade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde özetleFETÖ/PDY ve gerçekleşen darbe teşebbüsü ile bir ilgisinin bulunmadığınısavunmuştur. Başvurucu müdafii, dosyada atılı suçlarıişlediğine dair delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasınıtalep etmiştir.
14. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 24/3/2017 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu İzmir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.Başvurucunun sorgusu İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynı tarihte yapılmıştır.Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazırbulunmuştur.
15. Başvurucu, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/3/2017 tarihlikararıyla anılan suçtan tutuklanmıştır. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
" ... isnat edilen Silahlı Terör ÖrgütüneÜye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüztoplanamamış olması, dolayısıyla yasada belirtilen bir tutuklama nedeninin varolması, atılı suç için belirlenen ceza miktarı dikkate alındığında şüphelilerinkaçma şüphesinin bulunduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğindetutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleriile sağlanamayacak olması dikkate alınarak şüphelilerin CMK 100 ve müteakipmaddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [kararverildi]."
16. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/4/2017 tarihli kararıylabaşvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu müdafiinin bu karara 2/5/2017 tarihinde yaptığı itiraz,İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/5/2017 tarihli kararıyla "... İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararındausul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi isnat edilen suçun vasıf vemahiyeti, soruşturma evrakındaki mevcut delil durumu ve tutuklama kararından buyanalehine bir değişme ve gelişme olmadığı..."şeklindeki gerekçesiyle reddedilmiştir.
17. Anılan karar başvurucuya 8/6/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 9/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu ile birlikte toplamüç şüpheli hakkında silahlı terörörgütüne üye olma suçundan hazırladığı 17/6/2017 tarihli yetkisizlik kararı iledosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
20. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun anılan suçu işlediğinden bahisle cezalandırılmasıistemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığıiddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine,hiyerarşik yapısına, hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna veşüphelinin eylemlerine değinilmiştir. Başvurucu hakkında yapılan değerlendirmeözetle şöyledir:
"...
Dosya kapsamında mevcut ifadelerden deanlaşılacağı gibişüphelilerin Fetö/Pdy terör örgütü üyesi oldukları ve örgütün talimatlarıdoğrultusunda verilen görevleri yaptıkları ve atılı suçu işledikleri,tanıkH. A. nınifadesinden, teşhis tutanağından, Mali Şube analiz raporundan, adli sicil venüfus kaydı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
..."
21. İddianamede başvurucu hakkındaki bu değerlendirmeye esasolmak üzere tanık beyanı bulunduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucuylailgili olarak ifadesi alınan tanık H.A. beyanında, başvurucunun sohbet adıverilen gizli toplantılara katıldığını ifade etmiş; başvurucuyu net ve kesinolarak teşhis etmiştir. Tanık H.A.nınifadesi şöyledir:
".... izindeolduğum zamanda O. beni aradı ve buluşmak istediğini söyledi ve bana evinitarif etti. ben evine gittim. evinegittiğimde benim devrelerim olan birlikte uzman jandarma çavuş okulunda eğitimgördüğümüz Abdurrahman Yemiş, M. P. ve S.İ. vardı.ben bunları orada görünce çok şaşırdım. O., hepimizehitaben bakın orada yalnız değilsiniz birbirinize destek olun dedi vekendisinin artık Ankara’ya gelemeyeceğini bundan sonra görüşmeleri M.P.nin düzenleyeceğini söyledi ve ayrıldık, hafta sonu benAbdurrahman yemiş ve M. P. birlikte Batıkent te bulunan bir eve gittik. bu evin bir odasında bir erkek şahıs vardı. bu şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmiyorum. fakat M. P. ve Abdurrahman yemiş’inbildiğini düşünüyorum. burada birlikte namaz kıldık,Kur'an-ı Kerim okuduk ve ayrıldık. bu eve ben M. P. veAbdurrahman yemiş birlikte 1-2 kez gittik....."
22. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/10/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/293 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma başlamıştır.
23. Mahkemece 30/10/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesiylebirlikte başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"... üzerine atılı suçu işlediğine dair dosyada bulunan delillerin büyükoranda toplanmış olması, sanıkların karartabileceği dosyada bir delilinbulunmaması, kaçma şüphesi içerisinde olduklarına dair dosyaya yansıyan delilinbulunmaması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yeterliolacağı kanaati ile sanıkların adli kontrol altına alınmak suretiyletahliyesine ... [karar verildi.]"
24. Bununla birlikte tahliye kararı sonrasında 12/3/2018tarihinde başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yeni bir iddianame daha düzenlenmiştir.Mahkemenin E.2017/293 sayılı dosyası ile birleştirme talepli olan buiddianamenin başvurucuyla ilgili kısmı şu şekildedir:
"... HTS kayıtlarının incelenmesineticesinde şüpheli Abdurrahman YEMİŞ'in kullandığı0546 962 24 62 numaralı cep telefonuyla, Mahrem İmamlar tarafından 0 226 812 9307 nolu hattan görüşme yapıldığı değerlendirilerekkonu ile ilgili gruplandırma aşağıdaki şekilde tanzim edilmiştir.
-2268129307 5469622462 19.04.201420:02:20 0 sn. Abdurrahman Yemiş
Yukarıda belirtilen tarihte şüphelininkullanmış olduğu hattın İdo Çıkışındaki Büfedenarandığı tespit edilmiş olup Örgütün kullanmış olduğu yöntem doğrultusunda HTSraporlarında yapılan incelemenin detayında ise; aramalar sonrası veyaöncesindeki aranan Askeri personelin ardışık olarak tespit edilen dökümü iseaşağıya çıkarılmıştır.
-2268129307 5469622462 19.04.201420:02:20 0 sn. Abdurrahman Yemiş
-2268129307 5424835576 19.04.201420:03:18 0 sn. R. Ş.
-2268129307 5424835576 19.04.201420:03:31 44 sn. R. Ş.
Tespitlerin HTS raporuyla uyum sağladığı teyitedilmiş....
...
Böylece şüphelinin TSK mensubu asker kimliğinerağmen FETÖ içerisinde bağlı olduğu mahrem imamı tarafından umuma açık yerlerdebulunan kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle örgütsel görüşmeler yaptığı,örgütsel buluşma ve toplantılar için buluşma yer ve zamanı belirledikleri, busurette üzerine atılı (FETÖ) Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu işlediğianlaşılmıştır.
..."
25. Mahkemece 23/3/2018 tarihindeikinci iddianamenin kabulüne karar verilerek yeni bir kovuşturma aşamasıbaşlamış ve aynı tarihte her iki davanın Mahkemenin E.2017/293 sayılıdosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir.
26. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme 30/10/2019 tarihlikararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ayhapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
27. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama dosyası ilk derecemahkemesindedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. İlgili hukuk için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) başvurusuhakkında verilen karar.
29. Ayrıca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarihli veE.2018/5526, K.2019/6842 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Yukarıda açıklanan özellikler doğrultusunda,bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle,örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık vebirbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sairişletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veyaankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak,kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknikverilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdanikanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygundelil olacağında kuşku yoktur.
..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuka Aykırı Olduğu ile Gözaltı Süresinin Makul Olmadığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama vegözaltı tedbiri uygulanmasıyla on gün boyunca gözaltında kalmasına rağmenhakkında herhangi bir adli işlem yapılmaması nedenleriyle Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
32. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
33. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
34. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,15/10/2015, §§ 34-47).
35. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı birşekilde yakalanıp gözaltına alındığı ve gözaltı süresinin makul olmadığıiddialarıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve BakanlıkGörüşü
37. Başvurucu; somut suç şüphesi ve somut deliller bulunmadanhukuken geçersiz bir tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçmaşüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde; karşılaşılan darbe teşebbüsünün büyüklüğüdikkate alındığında başvurucunun tutuklanmasının kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına gerekli ve fiilî durumla orantılı bir müdahale teşkil ettiği,başvurucunun kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmaksızınözgürlüğünden yoksun bırakıldığına yönelik şikâyetlerinin açıkça dayanaktanyoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.
39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; silahlı terörörgütüne üyeliği veya örgütle irtibatlı olup olmadığı hususunda herhangi biraraştırma yapılmadan, tamamen tahmin ve olasılıklara dayanılarak özgürlüğündenyoksun bırakıldığını; FETÖ/PDY ile bağlantısını kuracak en ufak bir delilerastlanmadığını iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
40. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığınailişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
41. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
42. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
43. Genel ilkeler için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62) başvurusuhakkında verilen karar.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsüve arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
45. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
46. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilensuçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 15). Buna göre şüphelilerinbeyanlarına, somut delil mahiyetindeki tanık ifadesine dayanılmıştır.
47. Başvurucu hakkında düzenlenen 25/10/2017 tarihliiddianamede, kendisi gibi asker olan diğer şüphelilerle birlikte sohbet adıverilen örgütsel toplantılara katıldığı ileri sürülmüştür (bkz. §§ 20, 21). Öteyandan 12/3/2018 tarihinde başvurucu hakkında düzenlenen birleştirme talepliikinci iddianamede ise Türk Silahlı Kuvvetleri içinde gizli bir şekilde bulunanFETÖ/PDY mensuplarının ortaya çıkarılması için yapılan çalışmalar neticesindeanılan örgüt hiyerarşisinde mahrem imamolarak adlandırılan örgüt üyelerinin büfe olarak işletilen işyerine ait sabittelefon hatlarından ardışık arama yöntemiyle başvurucuya ulaştıklarının tespitedildiği belirtilmiştir (bkz. § 24).
48. Başvurucu hakkında beyanda bulunan tanık H.A., başvurucu ilebirlikte birkaç kez sohbettoplantısına gittiğini ifade etmektedir. Tanığın ifadesinden bu toplantıların2009-2010 yıllarında birkaç defa gerçekleştiği ve toplantılarda örgütsel birgörüşme veya konuşma olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte birleştirileniddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamanın da aynı (silahlı terör örgütüneüye olmak) olduğu görülmektedir.Buradakisuçlamaya esas alınan olgu ise FETÖ/PDY imamlarının mahrem hizmetler sınıfındakikişilerle -özellikle askerle- olan iletişimlerini ankesörlü veya kontörlütelefonlar üzerinden arama veya çağrı bırakma şeklinde sürdürdükleri ve bukapsamda başvurucunun da bir kez aranmış olmasıdır. İddianamede de bu olgununönceki davada yöneltilen aynı suçlamaya ilişkin bir delil olduğu ifadeedilmiştir. Buna göre başvurucunun 19/4/2014 tarihinde Yalova'da bulunanİstanbul Deniz Otobüsleri çıkışındaki bir büfeden arandığı (görüşmeyapılmamıştır), başvurucunun aranmasından hemen sonra da R.Ş. isimli bir başkaaskerî personelin arandığı tespit edilmiştir. Soruşturma mercileri, bu türçağrı bırakma şeklindeki aramaların görüşme gün ve saatini belirleme veya teyitetme amacıyla yapıldığını değerlendirmiştir. Bu yönde alınan itirafçı (şüpheliveya sanık) beyanlarının olduğu bilinmektedir. Nitekim Yargıtay da;FETÖ/PDY imamlarının, mahremhizmetler sınıfındaki kişilerle ankesörlü veya sabit telefon hatları üzerindeniletişim kurduğuna yönelik yapılan tespitin -belirli koşullar altında- kişininörgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilebileceğini işaretetmiştir (bkz. § 29). Bu koşullarda anılan olgunun -yukarıda yer alan tanıkbeyanı ile birlikte değerlendirildiğinde- kuvvetli suç belirtisi olarak kabulügerekir.
49. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığınıdoğrulayan kuvvetli belirtinin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.
50. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı edilmemelidir.
51. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§78, 79).
52. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 20) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 31; Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
53. Somut olayda İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına ve delillerin henüz toplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir(bkz. § 16).
54. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İzmir 5. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelentutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
55. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
56. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ileFETÖ/PDY'nin özellikleri de -gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme gibi- dikkate alındığında bu soruşturmalarındiğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
57. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 16) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
59. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
60. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgularadayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadanmakul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırıolarak devam ettirildiğini, tutukluluğunun tedbir olmaktan çıktığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
61. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkında verilen tutukluluğailişkin tüm kararlarda gösterilen gerekçeler incelendiğinde başvurucununtutukluluğunun keyfî olarak devam ettirildiğinin savunulamayacağıbelirtilmiştir.
62. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; tamamen matbuve keyfî gerekçelerle tutuklandığını belirterek Bakanlık görüşünü kabuletmediğini ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
63. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
64. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş iseasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
65. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 30/10/2017tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutukluluğa Yönelikİtirazın Sürüncemede Bırakıldığına ve İtiraz İncelemesinde Alınan KararlarınTebliğ Edilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
67. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğunun devamı kararlarınaitiraz ettiğini ancak itirazı hakkında bir karar verilmediğini, verilmiş ise denihai kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
68. Bakanlık, bu şikâyet yönünden görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
69. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
70. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği yada sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş veya hükümlü hâlegelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yoluntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliyeolmuş başvurucular yönünden bkz. CaferYıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesinekarar verilen başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılankararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
72. Başvurucu; diğer tutuklu ve hükümlülerin aksine ceza infazkurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri gibi sosyal imkânlardanfaydalandırılmaması ve açık görüşhakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının, telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedeniyle haberleşmehürriyetinin, ceza infaz kurumunda fotoğraf çekiminin kısıtlanması,barındırıldığı koğuşa ait havalandırma bahçesinin üzerine fensteli çekilmesi nedenleriyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
73. Bakanlık, bu şikâyet yönünden görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) ve48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücününneden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özetiyapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği vebuna ilişkin gerekçe ile deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
75. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda başvuruformu titizlikle doldurulmalı, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylargösterilmeli, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanlarıdestekleyici tüm belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Bir belge eldeedilememişse bunun da nedenleri açıklanmalıdır (Musa Yılmaz Acar, B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 42).
76. Somut olayda başvurucu, gerçeğin araştırılması bakımındanbaşvuruya konu iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapmamış ve hiçbir belgesunmamıştır.Başvurucu, ihlaliddialarına ilişkin delillerini sunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlaledildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerinegetirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından soyut olarak ileri sürülen buiddiaların temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltı ve yakalamanın hukuka aykırı olması ile gözaltınınmakul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluğa yönelik itirazın sürüncemede bırakılması veitiraz incelemesinde alınan kararların tebliğ edilmemesi dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.