TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHMAN ÖZCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/77913)
Karar Tarihi: 15/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Abdurrahman ÖZCAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulmanedeniyle kötü muamele yasağının, tek kişilik odaya alınmaya ilişkin olarakyapılan şikâyetin infaz hâkimliğince incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle demahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüşünü bildirmiştir.
7. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve UYAP üzerindetespit edilen şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen silahlı darbeteşebbüsü ertesinde terör örgütü (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanması, FETÖ/PDY) üyesi olduğu gerekçesiyle 22/8/2016 tarihindetutuklanmış ve Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.
10. Başvurucu, diğer bazı mahpusların da kaldığı odada (koğuş/çoklu oda) tutulmakta iken Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdareve Gözlem Kurulu) kararıyla 23/9/2016 tarihinde tek kişilik odaya alınmış olupinceleme tarihi itibarıyla burada tutulmaktadır.
11. Başvurucu, hiçbir disiplin cezası almamasına rağmen tekkişilik odaya alınmasının hukuka aykırı ve gerekçesiz olduğunu belirterek infazhâkimliğine başvurmuş ve yeniden koğuşa alınmayı talep etmiştir. Kocaeli İnfazHâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 19/10/2016 tarihli kararı ile başvurucunun talebiniincelemeksizin reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin gerekçesinde "Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri GenelMüdürlüğünün 08/09/2016 tarihli yazısı ile FETÖ/PDY soruşturması kapsamındatutuklu bulunanların ceza infaz kurumunda yerleştirilmesi konusunda cezaeviidaresine talimat verildiği, bu talimat doğrultusunda şikayet edenin debulunduğu bazı kişilerin tek kişilik odalarda barındırılmasınabaşlanıldığı" belirtilerek Ceza İnfaz Kurumu idaresinin buuygulamada herhangi bir takdiri bulunmadığı için şikâyet hakkında incelemeyapma görev ve yetkisinin idari yargı mercilerine ait olduğu açıklanmıştır.
12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz 2/11/2016tarihinde Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya9/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 7/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundanbaşvurucunun tek kişilik odada tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi talep edilmesiüzerine Ceza İnfaz Kurumu tarafından 25/9/2018 tarihinde gönderilen yazılıcevaba göre;
i. Kurumda toplam 20 adet tek kişilik oda bulunmakta olup tekkişilik bütün odalar yaklaşık 10 metre kare büyüklüğündedir. Odalardahavalandırma penceresi, duş ve tuvalet bulunmakta; mutfak bölümübulunmamaktadır.
ii. Başvurucu, Kurumda bulunduğu süreler içinde avukatı veyakınları ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiş; yakınları iletelefon görüşmeleri yapmıştır.
iii. Kurumda bulunduğu süreler içinde talebi üzerine başvurucuyaon üç kitap verilmiştir. Başvurucu bir eğitim faaliyeti talebindebulunmamıştır.
iv. Ceza infaz kurumunda 10 adet bir kısımda, 10 adet diğerkısımda olacak şekilde toplam 20 adet tekli oda bulunmakta olup her iki kısımdaortak kullanılan bir adet havalandırma bahçesi bulunmaktadır. Kurum kapasitesiile tekli odada kalan hükümlü/tutuklu sayısına göre İdare ve Gözlem Kurulukararı ile planlanan program dâhilinde aynı kısımda bulunan tekli odalardakalan hükümlü/tutuklular birlikte havalandırma bahçesine çıkabilmektedir.Havalandırma saatleri, tekli odalarda kalan hükümlü/tutuklu sayılarına göredeğişiklik gösterebilmektedir. Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilençizelgeye göre başvurucu günde iki saat olmak üzere diğer tek kişilik odadakalan kişilerden aynı saat diliminde havalandırmaya çıkan diğer bir ya da ikikişi ile birlikte havalandırma hakkından yararlanmıştır.
v. Talebi üzerine başvurucu, on kez psikologla görüşmüş; çeşitlisağlık sorunları nedeni ile Kurum revirinde görevli doktor tarafından otuz dörtkez, Açık Ceza İnfaz Kurumu Dahiliye Polikliniğinde iki kez, Kocaeli SekaDevlet Hastanesinde on üç kez, Kandıra M. Kazım Dinç Devlet Hastanesinde dokuzkez muayene edilmiş ve gerekli ilaç tedavilerine başlanmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası hakkındakiilgili hukuk için bkz. Raşit Konya(B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30), TimurDemir (B. No: 2018/33190, 9/5/2019, §§ 14-31) başvuruları hakkındaverilen karar.
16. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındakiilgili hukuk için bkz. Ziya Özden(B. No: 2016/67737, 19/11/2019, §§ 15-18) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu, tutuklanarak konulduğu ceza infaz kurumunda diğermahpuslar ile birlikte koğuşta barındırılmakta iken talebi olmaması ve disiplincezası almamasına rağmenbuna ilişkin herhangi bir karar tebliğ yapılmadan,Bakanlık yazısına dayanılarak, ilgili mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odayaalındığını, havalandırma hakkından kısıtlı olarak ve diğer hükümlüler olmaksızınyararlandığını, ayrıca dış dünyadan tecrit edildiğini belirtmiş; Anayasa'nın17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde; Başvurucunun Kurum kütüphanesindenyararlandırıldığının, havalandırma alanını kullanabildiğinin, aile fertleri veavukatları ile belli periyotlarla görüşebildiğinin, kaldığı odanın yeterlibüyüklükte penceresi ile duş ve tuvaleti bulunduğunun altı çizilmektedir.Ayrıca somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacıve söz konusu kişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucununtek kişilik odada tutulmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarakdeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek başvurucunun şikâyetlerininaçıkça dayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
20. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformunda belirttiği hususları yinelemiş, ayrıca spor etkinliklerinden tekbaşına yararlandığını, havalandırma saatlerinin yetersiz olduğunu, odasınınküçük olduğunu beyan ederek tutulma koşullarının izolasyon uygulamasıniteliğinde olduğunu ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
21. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…”
22. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
23. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi birsınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezalarınyasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlakmahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusunvarlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisnaöngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ilekötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,19/11/2014, § 33).
24. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcıdavranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler,kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanıkapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikteceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi vedisiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklarsınırlanabilir. Dolayısıyla verilenbir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklulariçin sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, §§ 35, 36).
25. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecekhususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresive görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimselhatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza infazkurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden mahpuslarve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş biralanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışlarınmahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elemseviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).
26. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave olarakbir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamınagirebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğiniifade etmek gerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayınözellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muameleninsüresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlıkdurumu gibi faktörler önem taşımaktadır (TahirCanan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).
27. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyletutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer tutulanlardanayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir durumoluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir. Bunagöre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğertutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017,§ 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplinisağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileli işbirliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş birliğiyapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018,§ 44).
28. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma koşullarınıdeğerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut olaylara ilişkiniddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bu kapsamdaönlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının birliktedeğerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, § 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayınözel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişiüzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
29. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecekhususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik bir odadatutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü muameleyasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla birlikte bukoşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlüktenmahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgaribir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).
30. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğugerekçesiyle tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince birbölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu statüsünde olan Kocaeli 2 No.lu TTipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanınhücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvaletve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümlere sahip olması gibi özellikleridikkate alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilenAvrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya,§§ 14-27) uygun koşullarda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki karar içinbkz. Raşit Konya, § 46; Timur Demir, § 45).
31. Ayrıca başvurucu, açık havaya çıkma imkânından günde ortalamaiki saat olmak üzere en az bir diğer tutuklu/hükümlü ile ortak bir avluyukullanma suretiyle de faydalandırılmıştır.Başvurucunun iddiasının aksine açıkhavadan yararlandırılma süresi ile koşullarının yetersiz olduğununsöylenemeyeceği kanaatine varılmaktadır. Diğer yandan başvurucu, tek başınatutulduğu süre boyunca ailesi ve avukatı ile açık ve kapalı çok sayıda görüş vetelefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak yaklaşık üç yıl dört ay süreile tek kişilik odada barındırılmış olmakla birlikte ailesiyle, dış dünyayla vediğer tutulanlarla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun duyusal vesosyal olarak izole edildiği sonucuna bu aşamada ulaşılması mümküngörülmemiştir.
32. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve bu sürenintutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından aranan asgarieşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü koşullarçerçevesinde her başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna göre ayrıdeğerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulmakoşulları ve süresi bakımından ise söz konusu asgari eşik derecesininaşılmadığı sonucuna varılmıştır
33. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasına ilişkin olarak İnfazHâkimliğine yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliğinin inceleme yetkisi bulunmadığıgerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36. ve 40.maddelerinde yer alan adil yargılanma hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Kocaeli İnfaz Hâkimliğininkararına karşı yapmış olduğu itirazın Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanreddedilerek kesinleştiği 2/11/2016 tarihinden itibaren 26/1/1982 tarihli ve2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 9. maddesi gereğince otuz günlük süreiçinde idare mahkemesine başvuru hakkı olmasına rağmen başvurucunun bu hakkınıkullanmadığı belirtilmiştir. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi gerektiği açıklanarak başvurucunun idari yargı yoluna vegerekirse olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi amacıyla UyuşmazlıkMahkemesine başvurmamış olması nedeniyle olağan kanun yollarının tüketilmemişolduğu ifade edilmiştir.
2. Değerlendirme
36. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
37.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun şikâyetimahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
38.Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, suçisnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgiliyargılamalarda da uygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınmedeni meselelerdeuygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya enazından savunulabilir temeli bulunan bir hakkınbulunması gerekir. İkinci olarak bu hakla ilgili olarak ilgili kişininmenfaatini etkileyen bir uyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlıkihtilaf konusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması bakımındanbelirleyici bir nitelik arz etmelidir (MehmetGüçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942, 28/5/2019, § 28).
39.Somut olay açısından başvuruya konu şikâyetin medenihak ve yükümlülükler ile ilgili bir uyuşmazlık olup olmadığı adilyargılanma hakkının kapsamının tespiti açısından önem taşımaktadır.Başvurucunun şikâyetinin konusu, Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu -yaşadığı-alanın fiziki koşulları ve sosyalleşmesinin yetersizliğine ilişkindir.Kişilerin devlet hâkimiyeti altında (somut olayda Ceza İnfaz Kurumu)bulundukları süre boyunca yaşam koşullarının belirli bir standardın altınadüşürülmemesini ve gerektiğinde iyileştirilmesini isteme hakları, Anayasa'nın17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi vemanevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında mevcuttur. Ayrıcabireylerin ceza infaz kurumuna yerleştirilmeleri, kurumda barındırılmaları,ısıtılmaları, giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması, muayene ve tedavilerininyaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi konuların yargısaldenetime tabi olduğu da dikkate alındığında başvurucunun şikâyetinin medeni hak ve yükümlülük kapsamında biruyuşmazlık olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (tutuklu veya hükümlülereverilen disiplin cezalarının medeni hak kapsamındaolduğu yönündeki karar için bkz. GiyasettinAydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015, § 37).
b. Kabul Edilebilirlik Yönünden
40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı veHakkın Kapsamı
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, §34).
42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah,B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
43. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
44. Somut olayda tutuklu bulunulan Ceza İnfaz Kurumunda tekkişilik odaya alınma yönündeki idari karara karşı yapılan ve çoklu odaya alınmayönünde talep içeren başvurunun infaz hâkimliğinin inceleme yetkisinde olmadığıgerekçesiyle reddedilerek başvurunun esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
45. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeyeerişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür.Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13.maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
46. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
47. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesini ihlaledecektir. Buna göre müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığınınincelenmesi gerekir.
48. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin vesınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan,B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).
49. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada birkanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adıaltında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahaleedilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyiciişlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMMtarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılanmüdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (AliHıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
50. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının dabireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirliliktaşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulununsağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukuktamüdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kurallarınbulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İşBankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).
51. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari mercilerce gerçekleştirilen işlemlerekarşı açılacak iptal davaları idari yargı mercilerinde görülür. Bu hüküm idariişlemlere karşı açılacak davalarda görevli mahkemenin tespitinde genel kuralniteliği taşımaktadır.
52. Bununla birlikte 4675 sayılı Kanun'da bu kurala bir istisnagetirilerek ceza infaz kurumlarınca tutuklu ve hükümlüler hakkında tesis edilenidari işlemlerin infaz hâkimliklerinde açılması öngörülmüştür. Anılan Kanun'un1. maddesinde infaz hâkimliklerinin kuruluş amacı, ceza infaz kurumları vetutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veyabunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamakolarak belirtilmektedir. Madde gerekçesinde "işlem" kavramının hükümlü ve tutuklular hakkındayürürlükteki mevzuat hükümlerine göre hukuki sonuç doğurmaya yönelik her türlükarar, önlem ve irade açıklamasını, "faaliyet"kavramının ise hükümlü ve tutukluların konumlarında değişiklik yapan her türlüeylemler ile iyileştirme ve eğitim programlarına uygun olan çalışmaları ifadeettiği belirtilmektedir.
53. 4675 sayılı Kanun'un infaz hâkimliklerinin görevinidüzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; hükümlü vetutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları, giydirilmeleri,beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarınınkorunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemeninve karara bağlamanın infaz hâkimliklerinin görevleri arasında olduğubelirtilmektedir. Kanun koyucunun anılan konularda gerçekleştirilen eylem ya daişlemlere yönelik şikâyetlerin ceza infaz kurumu idaresince hızlı bir şekildeincelenerek karara bağlanmasını ve bu şikâyetlerin incelemesi aşamasında dainfaza ilişkin özel gerekliliklerin dikkate alınmasının temin edilmesi amacıylasöz konusu eylem ve işlemlerin yargısal denetim yerinin idari yargı değil infazhâkimlikleri olmasını öngördüğü anlaşılmaktadır (Ziya Özden, § 56) .
54. Bununla birlikte 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikincifıkrasında, kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümlerinsaklı olduğu ifade edilmiştir.
55. Somut olayda başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu bünyesindeoluşturulan İdare ve Gözlem Kurulunun kararı ile tek kişilik odaya alınmıştır.Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı odanın fiziki koşullarının ve havalandırmasaatlerinin yetersizliği gibi konulardaki şikâyetlerini İnfaz Hâkimliğineiletmiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetine konu tek kişilik odadatutulmaya dair kararın İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alınmış olmasınakarşın kararın Bakanlığın yazısına dayandığı gerekçesiyle idare mahkemesiönünde dava edilmesi gerektiğini belirtmiş ve başvuruyu incelemeksizinreddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikincifıkrasını dayanak aldığı anlaşılmaktadır.
56. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve özelliklemüdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin yorumlanması derecemahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince mahkemeye erişim hakkınayapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen hükümlerleilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını denetlemekAnayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte derece mahkemelerininyorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu veya kanun metni dikkatealındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucunaulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanunidayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür(Ziya Özden, § 59) .
57. İncelenen olayda İnfaz Hâkimliğinin önündeki davanın konusuİdare ve Gözlem Kurulu kararıdır. Bu kararın 4675 sayılı Kanun'un infazhâkimliğinin görevlerini düzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1)numaralı bendinde belirtilen hükümlü vetutukluların ceza infaz kurumuna yerleştirilmesi, barındırılması, bedensel veruhsal sağlıklarının korunması konularıyla ilgili olduğu hususundabir tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan İnfaz Hâkimliğinin İdare ve GözlemKurulunun tutuklu veya hükümlülerin tek kişilik odalarda barındırılmalarıylailgili kararlarına karşı yapılan şikâyetlerin incelenmesinin kendi görevalanına girmediğiyle ilgili bir değerlendirmesi bulunmamaktadır. İnfazHâkimliği salt İdare ve Gözlem Kurulunun bu kararının Bakanlığın yazısınadayanması sebebiyle şikâyeti incelemeksizin reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğiningerekçesinden anlaşıldığına göre söz konusu işlemin Bakanlık yazısınadayanmamış olması hâlinde İnfaz Hâkimliği şikâyet başvurusunun esasınıinceleyebilecektir.
58. Başvurucunun Bakanlığın herhangi bir düzenleyici işleminekarşı değil tek kişilik odada kalmasına yönelik İdare ve Gözlem Kurulu kararınakarşı dava açtığı hususu gözetildiğinde ve ayrıca Kanun'un açık metni dedikkate alındığında İnfaz Hâkimliğinin yorumunun öngörülebilir nitelikteolmadığı değerlendirilmiştir. Esasen Bakanlığın yazısına dayanılmış olmasınınnormal koşullarda İnfaz Hâkimliğinin görevine giren İdare ve Gözlem Kurulukararını neden İnfaz Hâkimliğinin görev alanının dışına çıkardığıanlaşılamamaktadır.Ayrıca İnfaz Hâkimliğinin ceza infaz kurumlarının tutuklu vehükümlülerle ilgili işlemlerine karşı açılan davaların -infaza ilişkin özelgerekliliklerin de gözetilerek- daha hızlı bir biçimde karara bağlanmasıamacıyla infaz hâkimliklerinin görev alanına bırakıldığı hususunu da yeterincedikkate almadığı anlaşılmaktadır(Aynı mahiyetteki karar için bkz. Ziya Özden, § 61).
59. Bu durumda İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı yapılanşikâyetin açık kanun hükmünün öngörülemez bir biçimde yorumlanarak,incelenmeksizin reddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna varılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
62. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına işaret etmiştir(AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
64. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
65. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek, devameden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,66-67; Mehmet Doğan, §§ 58-59).
66. Somut olayda, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmakoşullarına ilişkin ilettiği şikâyetin İnfaz Hâkimliğince esastan incelenmemişolması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
67. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
68. Öte yandan başvurucu tazminat talebinde bulunmuş ise deihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterlibir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeliİnfaz Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.