TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHMAN AYKURT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/30585)
Karar Tarihi: 30/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucular
:
1. Abdurrahman AYKURT
2. Filiz HEKİMOĞLU
3. Mehmet TEMEL
4. Mehmet Fevzi YILDIRIM
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurular, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıylareddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 5/10/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2018/30845, 2018/30917, 2018/30952 numaralı başvurudosyalarının konu bakımından irtibatları nedeniyle 2018/30585 numaralı başvurudosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/30585 numaralı dosya üzerindenyürütülmesine ve diğer dosyaların kapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Suruç Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.
10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ilerisürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı MüesseselerdeÇalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllıkçalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediyealacağının ödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.
11. Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme), iş mahkemesisıfatıyla yapmış olduğu yargılama sonunda 26/5/2016 tarihli kararlarlabaşvurucuların davalarının kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararlarda;davacıların davalı Vakfa bağlı olarak muhtelif tarihlerden itibaren çalışmayabaşladıkları, davalı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanunkapsamında bulunan kurumlarda çalışanlara her yıl için ilave tediye ödemeyapılacağı açıklanmıştır.
12. Davalı, temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin (Daire) 12/10/2017 tarihli kararlarıyla Mahkemenin kararlarıbozulmuştur. Daire, kararlarında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk GenelKurulunun 9/6/2017 tarihli kararına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğincekamu kurumu niteliğinde olmadığını belirtmiştir.
13. Mahkeme 31/1/2018 tarihli kararlarla bozma kararınauyarak davaları reddetmiştir.
14. Başvurucular, temyiz yoluna başvurmuştur. Daire11/7/2018 tarihli kararlarıyla başvurucuların temyiz taleplerini reddetmiştir.
15. Başvurucular 5/10/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
18. Başvurucular; benzer uyuşmazlıkların farklı şekildesonuçlanmasının daha önce bu uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapan Yargıtaydaireleri arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını, bu bağlamda Yargıtayın7. ve 9. Hukuk Dairelerinin kendileri ile aynı statüde bulunan kişileri kamuişçisi olarak kabul edip ilave tediye alacağına hak kazandıkları yönündekikararlarına rağmen Dairenin bu kişileri kamu işçisi olarak kabul etmemesinedeniyle ilave tediye alacağı isteklerinin reddine karar verdiğinibelirtmiştir. Başvurucular, aynı statüdeki işçiler için açılan davalarda ilavetediye alacaklarının ödenmesi yönünde karar verilirken daha sonra Vakfın kamu kurumuolmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddine karar verildiğini belirterek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların farklı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının özünün adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkinolduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konmuştur. Anılankararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin hukukkurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadakitutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaretedilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin aynı yargı koluna dâhilmahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadankaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin birşekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifadeedilmiştir.
22. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ve sonradanbu görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin anılan vakıfçalışanlarının kamu işçisi olduğunave şartları uygunsa ilave tediye alacağındanyararlanacaklarına dair kararlar verdiği belirtilmiştir. Buna karşılık olarakDairenin anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu vedolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağınıistikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleriarasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyete giren istinafmahkemesi niteliğindeki bölge adliye mahkemesi daireleri arasında dasürdürüldüğü saptanmıştır (Yasemin Bodur, §§ 48, 50).
23. Anılan kararda Vakıf çalışanlarının ilave tediyealacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda süregelen içtihat farklılığınınderinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmış olduğu, bu durumun davaların somutözelliğinden kaynaklanmadığı, bunun ortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadıbirleştirme kararı gibi elverişli bir mekanizma işletilmemesi nedenleriylevarılan sonucun başvurucu için öngörülemez olduğu, yargılamanın hakkaniyetinizedelediği sonucuna ulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).
24. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
26. Başvurucular, ihlalin tespiti, yargılamanınyenilenmesi ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
28. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
29. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
30. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylardaihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından açılandavalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındaki görüşfarkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasından kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynı anda iki farklıyorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterini taşımayan birhukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
31. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Aksi durum yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucular lehine uygun bir tazminatahükmedilmesi yeterli bir giderimi sağlayacaktır.
32. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesine kararverilmesi gerekir.
33. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtutarından oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın AYRIAYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtutarından oluşan yargılama giderinin başvuruculara AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Suruç Asliye HukukMahkemesine (E.2018/20; E.2018/21; E.2018/26; E.2018/28) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.