TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULMECİT SEVİK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/25156)
Karar Tarihi: 4/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucular
:
Abdulmecit SEVİK ve diğerleri (bkz. ekli tablo)
Başvurucular Vekili
:
Av. Büşra DEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesinedayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esasıincelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemehakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 2/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Ekli listenin (A) sütununda numaraları belirtilenbaşvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2018/25156 numaralı başvuruile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/25156 numaralı başvuru üzerindensürdürülmesine karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafındantehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temelhak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terörörgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınmasıkararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017).
11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl (OHAL)ilan edilmiş ve OHAL kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Bu çerçevede22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) 23/7/2016 tarihlive 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
12. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilenyapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevindençıkarılmaları öngörülmüştür.
13. 667 sayılı KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılıKanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.
B. SomutBaşvuruya İlişkin Olay ve Olgular
14. Başvurucular, Şırnak Belediyesine (Belediye) hizmetveren özel şirketlerde (Şirket) işçi olarak çalışmakta iken Şırnak Valiliği OHALBürosunca başvurucuların terör örgütü ile iltisaklı olduklarının Belediyeyebildirilmesi üzerine Belediye iş akitlerinin feshedilmesini Şirkettenistemiştir. Şirket, bu talep üzerine başvurucuların iş akdini feshetmiştir.
15. Başvurucular, iş akitlerinin usulüne uygun olarakfeshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işeiade istemiyle Şirket ve Belediye aleyhine dava açmıştır. Davalı Belediye cevapdilekçesinde; Şırnak Valiliği OHAL Bürosunun yazısı ekinde davacılarınbilgilerinin de yer aldığı listede bulunan kişilerin terör örgütü yapılanmasıile irtibatı ve iltisakı olduğu tespitine yer verildiğini, başvurucuların işakitlerinin bu kapsamda ve 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi gereği feshedildiğinibelirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Şirket ise işe alım ve işakdinin feshinin asıl işveren konumundaki Belediyenin tasarrufunda olduğunubelirtmiştir.
16. Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıylabaktığı davaların reddine karar vermiştir. Asliye Hukuk Mahkemesininkararlarında; başvurucuların PKK/KCK terör örgütü yapılanması ile irtibatlı veiltisaklı oldukları gerekçesiyle 667 sayılı KHK'ya dayalı olarak iş akitlerininfeshedildiği, aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da bu kişilerin birdaha kamu hizmetinde çalıştırılmasının mümkün olmadığı gerekçesine yer verilmiştir.
17. Başvurucular, karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi (Bölge AdliyeMahkemesi) istinaf istemini temyiz yolu açık olmak üzere reddetmiştir. Kararda;şüphe feshi kavramı üzerine durulmuş ve OHAL Bürosunun yazısı ilebaşvurucuların PKK/KCK terör örgütü yapılanmasıyla irtibatı olduğununbildirilmesi üzerine davalı işveren bakımından iş sözleşmesinin artıkkatlanılamaz derecede bir yük ve sıkıntı teşkil ettiği vurgulanmıştır. BölgeAdliye Mahkemesi bazı başvurucularla ilgili kararlarında ise başvurucularlailgili olarak terör örgütü üyeliğinden adli işlemler yapıldığının anlaşıldığıbelirtilmiş ancak bu işlemlerin neler olduğu ile ilgili hiçbir bilgiye vedeğerlendirmeye yer verilmemiştir.
18. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (Daire), Bölge BölgeAdliye Mahkemesinin kararlarını kesin olmak üzere onamıştır. Daire kararında;asıl işveren tarafından davacının iş akdinin feshi hususunda alt işverenetalimat verilmiş olması nedeniyle, salt bu sebeple dahi alt işveren yönündengeçerli nedenin oluşmuş olduğu, feshin haklı veya geçerli nedene dayalı olupolmadığının ilerde açılması muhtemel alacak davasında değerlendirilebileceğivurgulanmıştır.
19. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucularsüresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
20. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker[GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-35.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucular, işverence iş akdine KHK gereği sonverildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklıolduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını iddia etmiştir.Başvurucular; kurum yöneticisinin iş akdinin KHK kapsamında feshedildiğiyönündeki beyanı yeterli görülerek ve bu beyana üstünlük tanınarak işe iadedavasının derece mahkemelerince reddedildiğini, bu durumun adil yargılanma veetkili başvuru haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
23. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derecemahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf ve temyizmercilerince değerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudakiiddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası, asıl işveren tarafından terörörgütü ile iltisaklı olarak gösterilmesinin derece mahkemelerince yeterli kabuledilerek esası hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işeiade davasının reddedilmesidir. Bu nedenle başvurucuların iddialarının adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
27. Anayasa Mahkemesi, eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Eker(aynı kararda bkz. §§ 53-60) kararında belirlemiştir. Anılan kararda ifadeedildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adilyargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı uyuşmazlığın birmahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslıiddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve birkarara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Bunagöre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrasıhaklarını içerir (Berrin Baran Eker, § 55).
28. Mahkemenin önündeki uyuşmazlığı karara bağlarkentaraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak, buna karşı diğertarafın öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırmasıhâlinde -ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda biryargılama yapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargıyolunun teorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylecemahkeme hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaretkalacaktır (Berrin Baran Eker, § 56).
29. Diğer taraftan mahkemelerin önündeki uyuşmazlığınesasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynı zamandadavanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer (maddi) hakve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine de yolaçabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlüklebağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarakyargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevapvermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia vesavunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerininanayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker, § 57).
30. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanınsonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarakyürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıylabireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmeyapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetiningerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (BerrinBaran Eker, § 58).
31. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin Berrin Baran Eker kararındavurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerininfeshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayanherhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesidayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işeiade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenlemebulunmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 69).
32. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve buKanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverendensözleşmenin feshini istemesi feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâlegetirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalıolduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olgularınispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtaykararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheyegötüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesineengel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olgularındeğerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığınınincelenememesi şüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar.Dolayısıyla derece mahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshiningeçerli nedene dayanıp dayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığısonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (BerrinBaran Eker , § 69).
33. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilenörgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veyailtisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olaraköngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğu gerekçesiyleiş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasında derecemahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer birifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunup bulunmadığınıiş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koyma yükümlülüğünüortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 71).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
34. Somut olayda da derece mahkemeleri, adil yargılanmahakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işverenin başvurucularhakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olup olmadığını,dolayısıyla geçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığını incelemeden asılişverenin şüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka bir ifadeyle derecemahkemeleri yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alanmaddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işleviniyerine getirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyet icra etmemiştir.Dolayısıyla hukuk düzeni tarafından başvuruculara tanınan feshe karşı yargıyolunun açık olması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumdabaşvurucuların mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Her nekadar başvuruya konu kararların bir kısmında bazı başvurucular hakkında adliişlem olduğu belirtilmişse de bu işlemlerin neler olduğu ve şüpheyi haklı kılıpkılmadığı olgusal olarak değerlendirilmediğinden anılan karardan ayrılmayıgerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
37. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine vezararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı vemahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59;Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
41. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin davakonusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
42. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
43. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harcınbaşvuruculara ayrı ayrı 3.000 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ŞırnakAsliye Hukuk Mahkemesine (Esas numaraları ekli listenin (C) sütunundagösterilmiştir) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.