TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDURRAHİM KAYA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/12271)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucular
:
Abdurrahim KAYA ve diğerleri (bkz. ekli tablo)
Başvurucular Vekilleri
:
bkz. ekli tablonun (F) sütunu
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kişisel verilerin toplanarak idari makamlaraaçıklanması ve güvenlik soruşturmasına esas alınması nedeniyle özel hayatasaygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Ekli tabloda sıralanan başvurular, başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralısatırında yer alan 2019/12271 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğualana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliylebaşvuru tarihi itibarıyla olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, kamu kurumlarında ilan edilen çeşitligörevler için (doktor, öğretmen, daimî işçi, hemşire, sözleşmeli uzman jandarmavb.) açılan sınavlarda (yazılı ve mülakat) başarılı olmuşlar ancak yapılangüvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahislebaşvurucuların atamaları yapılmamıştır. Bir kısım başvurucunun ise atamalarıyapılmış, daha sonra güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuzsonuçlanması nedeniyle atamaları idareler tarafından iptal edilmiştir.
9. Başvurucular, güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamalarının yapılmaması veyaatamaların iptal edilmesi işlemlerine karşı idare mahkemelerinde davaaçmışlardır. İdare Mahkemeleri, davaları reddetmiştir. Karar gerekçelerindegüvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda yapılan tespitler ile kamugörevinin mahiyeti dikkate alındığında idarenin takdir yetkisi çerçevesindetesis ettiği işlemde hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir.
10. Başvurucuların istinaf talepleri Bölge İdareMahkemeleri tarafından reddedilmiştir.
11. Başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİHUKUK
12. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, uluslararasıdüzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları) için bkz.Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 26-48; Turgut Duman,B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 25-48).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
13. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
14. Bazı başvurucular, bireysel başvuru harç vemasraflarını karşılama imkânlarının olmadığını belirterek adli yardım talebindebulunmuştur.
15. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtaleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Özel HayataSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
16. Başvurucular; somut bilgi ve belgeye dayanılmaksızınkendilerine ve/veya aile bireylerine yönelik hukuki geçerliliği olmayanistihbari notlara dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuzsonuçlandırıldığını, hukuken geçerli başka bilgi ve belgelerle doğrulanmadıkçaistihbari raporların tek başına hukuki delil sayılamayacağını ifade etmiştir.Başvurucular; söz konusu istihbari raporlarla kendileri ve/veya aile bireylerihakkında kişisel verilerin toplanmış olduğunu, bu müdahalenin kanunidayanağının bulunmadığını, ölçülü de olmadığını, Anayasa Mahkemesininkararlarıyla da güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devletmemurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerinalınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkelerkanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izinverilmesinin Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmadığının tespitedildiğini belirtmiştir. Bir kısım başvurucu; güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının içeriği hakkında yargılama sürecinde taraflarına bilgiverilmediğini, isnatlardan haberdar olma ve kendilerine isnatlara karşı savunmayapabilme imkânlarının tanınmadığını iddia etmiştir. Başvurucular; bunedenlerle kişisel verilerin korunmasını isteme, özel hayata saygı, adilyargılanma hakları ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ve masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
17. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği vekorunması" kenar başlıklı 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ... saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğinedokunulamaz.
...
Herkes, kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesiniveya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16).
19. Başvurucuların kendileri ve/veya aile bireylerihakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen verilerinkişisel veri olduğu açıktır (Fatih Saraman, § 57; Turgut Duman, §58). Başvuruların temelinde başvurucular hakkında elde edilen kişisel verilerinkamu makamlarına açıklanması ve güvenlik soruşturmalarında kullanılması hususubulunmaktadır. Kişisel verilerin tutulması, saklanması veya aktarılmasının iseAnayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişiselverilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. Bu nedenlebaşvuruların özel hayata saygı hakkı içinde yer alan kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkı kapsamında olduğu değerlendirilmektedir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasınıisteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
21. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda uygulanacak genelilkeleri, başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Fatih Saraman (aynıkararda bkz. §§ 64-93) ve Turgut Duman (aynı kararda bkz. §§ 60-92) kararlarındaortaya koymuştur. Söz konusu kararlarda güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasıyla elde edilen verilerin kişisel veri olduğu, güvenlik soruşturmasıve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ileilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş vesosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılmasınınözel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınamüdahale teşkil ettiği belirtilmiştir (Fatih Saraman, § 61; TurgutDuman, § 62). Anayasa uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamaların kanunla öngörülmüş olması gerektiği hatırlatılmış ve AnayasaMahkemesinin yerleşik içtihadına göre de Anayasa'nın 13. maddesinde yer alankanunilik ölçütünün karşılanması için müdahalenin öncelikle şeklî anlamda birkanuna dayanması gerektiği belirtilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666,10/12/2015, § 75; Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 65;Turgut Duman, B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 66).
22. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasınailişkin kanunların şeklen var olmasının yeterli olmayacağı, kanunilik ölçütününaynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olduğu, bu noktada kanununniteliğinin önem kazandığı vurgulanmıştır. Kanunla sınırlama ölçütününsınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifadeettiği, böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçildiği gibi kişininhukuku bilmesine de yardımcı olduğu, bu yönüyle hukuk güvenliğini teminataltına aldığı belirtilmiştir (Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789,11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Turgut Duman, § 67).
23. Kararlarda; kanunun bu gerekliliklere uygun olduğununsöylenebilmesi için yeterince ulaşılabilir olması, vatandaşların belirli birolaya uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterlibilgiye sahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe karşı uygun bir korumasağlaması, yetkili makamlara verilen yetkinin genişliğini ve icra edilmebiçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması gerektiği ifade edilmiştir (HalimeSare Aysal, § 63; Fatih Saraman, § 67; Turgut Duman, § 68).
24. Hukukun kendisinin -beraberinde getireceği idari pratiğindışında- söz konusu işlemin meşru amacını da gözönünde tutarak keyfîmüdahalelere karşı bireyi korumak için yetkili makamlara bırakılan takdiryetkisinin kapsamını yeterince açık bir şekilde göstermesi gerektiğihatırlatılmıştır. Başka bir anlatımla hukuk sisteminin kamu makamlarına hangikoşullarda ve hangi sınırlar içinde müdahalelerde bulunma yetkisininverildiğini açık ifadelerle ortaya koyacak nitelikte olması ve bu bağlamdailgili müdahalenin muhataplarına müdahaleye zemin hazırlayan koşullar ilemüdahalenin sonuçları açısından bir öngörüde bulunabilmelerine imkânı tanımasıgerektiği belirtilmiştir (Halime Sare Aysal, § 64; Fatih Saraman, §68; Turgut Duman, § 69).
25. Öte yandan kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlıkve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millîgüvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişilerbakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamalarıngetirilmesinin doğal olduğu, dolayısıyla idarenin millî güvenlik açısından önemarz eden kadrolara atanacak kişilerin tabi olacağı güvenlik soruşturması vearşiv araştırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallargetirmesinin mümkün olduğu, bu çerçevenin kanunla belirlenmesinden sonrauygulama koşulları ve usule ilişkin ayrıntıların düzenleyici işlemlerlebelirlenebileceği belirtilmiştir. Üstelik millî güvenlik ile ilgili alanlardaçalışacak personelin seçimi ve kontrolü bakımından konuyu düzenleyen kanundaaranacak öngörülebilirlik koşulunun diğer alanlardakilere göre daha esnekolacağı da vurgulanmıştır. Ancak yine de bu alanda düzenleme getiren kanun ilediğer alt mevzuatın kişilere, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangisınırlar içinde bu tür gizli tedbirler uygulama ve potansiyel olarak özelhayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterinceaçık olarak gösterecek ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvencesağlayacak şekilde kaleme alınmış olması gerektiği ifade edilmiştir (FatihSaraman, § 82; Turgut Duman, § 83).
26. Fatih Saraman ve Turgut Dumankararlarında kamu görevlerinde çalıştırılacak personel hakkında uygulanangüvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kanuni dayanağı olan 4045 sayılıKanun'un Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygunolup olmadığı detaylı olarak incelenmiştir. 4045 sayılı Kanun'un güvenliksoruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin nelerolduğu, bu bilgilerin nerelerden elde edileceği ve ne suretle ve ne kadar süreile saklanacağı, kişilerin söz konusu bilgilere itiraz etme olanağı olupolmadığı, bilgilerin bir müddet sonra silinmesinin mümkün olup olmadığı veyasilinmesine dair izlenecek usulün ne olduğu, gizlilik dereceli kamu personeliile meslek gruplarının tespiti, güvenlik soruşturmasının ve arşivaraştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak mercilerin kimler olduğu ileilgili hiçbir düzenleme içermediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra 4045sayılı Kanun'da, kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerine dair ilk olarak akla gelmesive uygulanması gereken kanun olan 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli SicilKanunu'na atıf içeren bir düzenlemenin bulunmadığı, geçmiş cezamahkûmiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevinegirmeye engel olduğu, kişilerin on sekiz yaşından önce işlediği suçlara dairkayıtların güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olupolmayacağı konusunda hiçbir belirleme, suçlar arasında herhangi bir ayrım vederecelendirme yapılmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak 4045 sayılı Kanun'dabireyleri keyfîliğe karşı koruyucu hiçbir hükme yer verilmediği vurgulanmıştır(Fatih Saraman, § 83; Turgut Duman, § 84).
27. Anılan kararlarda, Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması Yönetmeliği'nin konuyla ilgili hükümleri de incelenmiştir. Sözkonusu kararda; anılan Yönetmelik'in de elde edilen bilgilerin saklanmasüreleri, bilgilerin bir müddet sonra silinmesinin mümkün olup olmadığı veyasilinmesine dair izlenecek usulün ne olduğu, kişilerin söz konusu bilgilereitiraz etme olanağı olup olmadığı hususlarını düzenlemediği, bireylerin özelhayatına saygı hakkının güvencelerini sağlayacak hükümlerden yoksun olduğubelirtilmiştir (Fatih Saraman, §§ 88-90; Turgut Duman, §§ 86-88).
28. Sonuç olarak 4045 sayılı Kanun'un ve ilgiliYönetmelik'in kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içerentedbirlerin kapsamını ve uygulanmasını düzenleyen ve özellikle süre, stoklama,kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhasıkonusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşıyeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kurallarıiçermediği tespit edilmiştir. Buna göre başvuruya konu müdahalenin dayanağıolan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır (FatihSaraman, § 90; Turgut Duman, § 88).
29. Öte yandan 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’un 60. maddesiyle14/7/1965 tarihi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesininbirinci fıkrasının (A) bendine eklenen ve "Güvenlik soruşturmasıve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" şeklindeki (8) numaralı altbendin iptali istemiyle 3/5/2018 tarihinde Anayasa Mahkemesinde davaaçılmıştır. Anayasa Mahkemesi 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılıkararıyla kuralı, Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırı görerek iptaletmiştir. Kararın gerekçesinde; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıylaelde edilen verilerin kişisel veri niteliğinde olduğu, bu alanda düzenleme getirenkuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirleruygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisiverildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşıyeterli güvenceleri sağlanması gerektiği, iptali istenen kuralda ise güvenliksoruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genelşartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşivaraştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerinne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayıyapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, bu itibarla kuralınkanunilik şartını taşımadığı belirtilmiştir (AYM.E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019,§ 172).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
30. Somut başvurularda; güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorularsorulması da dâhil olmak üzere başvurucuların özel ve aile hayatı, iş ve sosyalyaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve güvenliksoruşturmalarında kullanılmasının özel hayata saygı hakkı kapsamında kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına müdahale teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
31. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararı ile Fatih Saraman ve TurgutDuman kararlarında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir hususbulunmadığından -aynı gerekçelerle- başvurucuların özel hayata saygı hakkıkapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına yönelen müdahalelerinkanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
32. Başvurulara konu müdahalelerin kanunilik koşulunusağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahaleler açısından diğer güvenceölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı içinde yer alankişisel verilerin korunmasını isteme haklarının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
C. Diğer İhlalİddiaları
34. Başvurucular; güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının içeriği hakkında yargılama sürecinde taraflarına bilgiverilmediğini, isnatlardan haberdar olma ve kendilerine isnatlara karşı savunmayapabilme imkânlarının tanınmadığını belirterek adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Başvurucuların kişisel verilerin korunmasını istemehaklarının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkıkapsamındaki şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
37. Başvurucular; ihlalin tespit edilmesini, yargılamanınyenilenmesine ve lehlerine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talepetmiştir.
38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; AligülAlkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
41. İncelenen başvurularda; kişisel verilerin toplanması,saklanması, kamu makamlarına aktarılması ve güvenlik soruşturmalarında kullanılmasışeklindeki müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle özelhayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle ihlallerin idareninişlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte işlemlerin iptaliistemiyle açılan davaların reddedilmesi ve dolayısıyla davada ihlalingiderilememesi nedeniyle ihlalin aynı zamanda mahkeme kararlarından dakaynaklandığı görülmektedir.
42. Bu durumda kişisel verilerin korunmasını istemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama isebireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararıverilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlalkararında belirtilen ilkelere uygun şekilde yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereekli tablonun (D) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
43. Bununla birlikte mevcut ihlal kararı, başvurucularınatanmak istedikleri kamu görevlerine doğrudan atanmaları sonucunu doğuracakşekilde anlaşılamaz. Somut başvurularda bireysel başvuru tarihi itibarıylamevcut olan koşullar dikkate alınarak karar verildiğini hatırlatmak gerekir.Dolayısıyla bireysel başvuru tarihinden sonra ortaya çıkan yeni hukukidurumların değerlendirilmesi konusunda idarelerin takdir yetkisinin olduğuaçıktır.
44. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
45. Ekli tablonun (F) sütununda isimleri yer alanavukatlar tarafından temsil edilen başvuruculara 3.600 TL vekâlet ücretininayrı ayrı ödenmesine; (F) sütununda yer alan aynı avukat tarafından temsiledilen başvuruculara ise 3.600 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli tablonun (E)sütununda belirtilen yargılama giderlerinin ilgili satırda gösterilenbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardımtaleplerinin KABULÜNE,
B. Özel hayata saygı hakkı içinde yer alan kişiselverilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkı içinde yer alan kişisel verilerin korunmasını istemehakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereekli tablonun (D) sütunundaki ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Ekli tablonun (F) sütununda isimleri yer alanavukatlar tarafından temsil edilen başvuruculara 3.600 TL vekâlet ücretininAYRI AYRI ÖDENMESİNE, (F) sütununda gösterilen aynı avukat tarafından temsiledilen başvuruculara ise 3.600 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, eklitablonun (E) sütununda belirtilen yargılama giderinin ilgili satırda gösterilenbaşvuruculara ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.