TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULCELIL ELKALLO BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/12454)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
Abdulcelıl ELKALLO
Vekili
:
Av. Ahmet UYGUR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, haksız şekilde idari gözetim altında tutulmanedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/4/2020 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Irak uyruklu başvurucu hakkında DEAŞ silahlı terörörgütüyle geçmişte bağlantısının bulunduğu ve o dönemde kod ismi kullandığıgerekçesiyle Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından tahkikat başlatılmış vebaşvurucunun 30/12/2019 tarihinde bilgisine başvurulmuştur.
8. Ankara Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünce 2/1/2020tarihinde başvurucu hakkında kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğugerekçesiyle sınır dışı etme ve altı ay süreyle idari gözetim kararıalınmıştır. Sınır dışı etme kararının gerekçesi olarak Ankara İl EmniyetMüdürlüğünün başvurucunun DEAŞ silahlı terör örgütüyle geçmişte bağlantısınınbulunduğuna ve yabancı terörist savaşçı olduğuna ilişkin tespitlerigösterilmiştir.
9. Göç idaresince verilen sınır dışı etme ve idarigözetim kararlarında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve UluslararasıKoruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (d) bentleriile 57. maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayanılmıştır.
10. Sınır dışı kararında, başvurucunun vatandaşı olduğuülkeye veya transit gidebileceği bir ülkeye yahut güvenli üçüncü bir ülkeyesınır dışı edileceği belirtilmiştir.
11. Başvurucu 2/1/2020 tarihinde Kırklareli PehlivanköyGeri Gönderme Merkezine teslim edilmiştir.
A. Sınır DışıKararına Karşı Açılan İptal Davası Süreci
12. Başvurucu, sınır dışı işlemine karşı 19/2/2020tarihinde Ankara 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.
13. Davalı idare ile başvurucu, savunma ve cevapdilekçelerini Mahkemeye sunmuş olup inceleme tarihi itibarıyla dava derdesttir.
B. İdariGözetim Kararına İtiraz Süreci
14. Başvurucu 4/3/2020 tarihinde idari gözetim kararınaitiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde, idari gözetim kararının usulve yasaya aykırı olduğunu, içinde bulunduğu durum nedeniyle sınır dışıedilemeyecekler arasında bulunduğunu, bu nedenle hakkındaki idari gözetiminsona erdirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
15. Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği 13/3/2020 tarihindebaşvurucunun itirazının reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Dosya kapsamının incelenmesinde;başvuran Abdulcelil Elkallo hakkında Ankara Valiliği İl Göç İdaresiMüdürlüğü'nce 2/1/2020 tarihinde 6458 sayılı Yasanın 54/b, d bentleri uyarıncasınırdışı etme, 57/2. maddesi uyarınca 'kamu düzeni-kamu güvenliği açısındantehdit oluşturanlar, kaçma-kaybolma riski bulunanlar' gerekçesine dayalı idarigözetim kararı verildiği, dosya kapsamı itibarı ile; iltisaklı birim ileyapılan koordineli çalışmalarda itiraz edenin DEAŞ terör örgütü içerisinde 5 aykadar kaldığı ve Hacı kod ismini kullandığı, Muhallebiye girişinde nöbettuttuğu şeklinde bilgiler edinildiği ve YTS olduğu değerlendirilen şahsın işlemyapılmak üzere teslim alındığı 30/12/2019 tarihli kolluk tutanağı içeriğindenanlaşıldığı, adı geçen yabancının bu hali ile ülke kamu güvenliği açısındantehdit oluşturduğu, kaçma ve kaybolma riskinin olduğu anlaşılmış olup, buaçıklamalar kapsamında somut olayda idari gözetim nedeni bulunduğu, başvuranınşahsi durumuna ve idari gözetimde geçirilen sürelere göre idari gözetimiminzaruret arz ettiği, bu aşamada yabancı şahsın idari gözetiminin sonlandırılaraksalıverilmesinin kamu güvenliği açısından risk oluşturabileceği, başvuranhakkında alınan idari gözetim kararının usul ve yasaya uygun olduğunun kabulüile başvurunun reddine ... [kararverilmiştir.]"
16. Anılan karar başvurucuya 26/3/2020 tarihinde tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 7/4/2020 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. Şekip Karkur, B. No:2020/7458, 2/6/2020, §§ 18-33.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, hukuka aykırı bir şekilde idari gözetimaltına alındığını ve süreçte verilen kararların gerekçesiz olduğunu belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa'nın 16. maddesi şöyledir:
''Temel hak ve hürriyetler, yabancılariçin, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir."
22. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrası ile ikincifıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
…usulüne aykırı şekilde ülkeye girmekisteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararıverilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetindenyoksun bırakılamaz."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddiaları kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde,tutmanın hukukiliği kapsamında ele alınacaktır.
1. BaşvuruYollarının Tüketilmesine İlişkin Olarak
24. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122).
25. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciineyapılması gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancaktalep hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargımerciine başvurma hakkı, sınır dışı edilmek amacıyla hürriyetinden yoksunbırakılan kimseler bakımından da uygulanması gereken bir güvencedir.
26. Bu bağlamda ilgili yargı merciinin taraflardan veyürütmeden bağımsız, tarafsız olmasının yanı sıra kişinin serbest bırakılmasınakarar vermeye yetkili olması gerekir. Bu çerçevede sınır dışı edilmek üzeregözetim altına alınanların 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (6) numaralıfıkrasına göre idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliklerine itirazdabulunulabilmeleri mümkündür ve hâkimlik bu kişilerin serbest bırakılmalarınakarar verme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla sulh ceza hâkimliğine serbestbırakılmak amacıyla başvurmanın bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerekenetkili bir başvuru yolu olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
27. Öte yandan sulh ceza hâkiminin idari gözetimkararının hukuka uygun olduğuna hükmetmesi durumunda -idari yargı merciininidari gözetim kararının hukukiliğini denetleme yetkisinin bulunmadığıgözetildiğinde- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinde öngörülen tam yargı davasının idari gözetim kararınınhukuka aykırı olduğu şikâyetlerine bağlı tazminat istemi yönünden etkisiz hâlegeleceği anlaşılmaktadır. Bu gibi hâllerde sulh ceza hâkiminin idari gözetimkararının hukuka uygun olduğuna dair kararının kesinleşmesinden itibaren süresiiçinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir (B.T.[GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 72).
28. Ayrıca herhangi bir idari gözetim kararı olmaksızınözgürlüğünden yoksun bırakılanların idari gözetim altına alınmış olmasındandoğan zararlar için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davasıaçabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., § 74). Ancak budurum idari gözetimin sona erdiği hâller için geçerlidir. 2577 sayılı Kanun'un2. maddesinde öngörülen tam yargı davası kişilerin serbest bırakılmalarınısağlayan bir niteliğe sahip değildir. Elbette sınır dışı edilme idari işlemisöz konusu olduğunda buna bağlı olarak gözetim altına almanın da hukukidayanağı ortadan kalkacaktır. Ancak idare mahkemesinin hukuki denetim yapacağıasıl işlem, gözlem altına alma kararı değil sınır dışı etme kararı olacaktır.Böyle bir başvuru yolu, serbest bırakılan kişiler bakımından -tazminatsuretiyle- yeterli bir giderim sağlayabilir ve bu nedenle ancak tutulma hâlisona eren kimseler bakımından etkili bir başvuru yolu olarak kabul edilebilir.
29. Somut olayda başvurucunun idari gözetim kararınayaptığı itiraz Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Bu karardansonra da idari gözetim altında tutulmaya devam eden başvurucunun idari yargıdatam yargı davası açma yolunu tüketme zorunluluğunun bulunmadığıdeğerlendirilmiştir. Zira idare mahkemelerine açılacak tam yargı davasısonucunda verilecek karar, başvurucunun -tazminat elde etmekten öte- serbest kalmasınısağlayacak bir işleve sahip değildir. Dolayısıyla başvurunun diğer kabuledilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerekir.
2. Genelİlkeler
30. Genel ilkeler için bkz. Şekip Karkur, §§45-58.
3. İlkelerinSomut Olaya Uygulanması
31. Somut olayda başvurucunun sınır dışı edilmek üzeregeri gönderme merkezinde idari gözetim altına alındığı anlaşılmaktadır. Bunedenle başvurucunun tutulmasının Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamına girdiği sonucuna varılmıştır.
32. Başvurucu hakkında verilen sınır dışı etme işleminebağlı idari gözetim kararından başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesindeyer verilen "kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığıaçısından tehdit oluşturan" bir kişi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.Başvurucunun idari gözetim altına alınması ise 6458 sayılı Kanun'un 57.maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandırılmıştır. Bu hükme göre haklarındasınır dışı etme kararı alınanlardan "kaçma ve kaybolma riski bulunan,Türkiye'ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belgekullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye'den çıkmaları içintanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığıaçısından tehdit oluşturanlar" hakkında valilik tarafından idarigözetim kararı alınabilir. Dolayısıyla başvurucunun idari gözetim altınaalınmasının kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.
33. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutma hâlininAnayasa'nın 16. maddesi uyarınca milletlerarası hukuka uygun olarak gerçekleşipgerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu konuda Türkiye'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerin başında Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklaraİlişkin Uluslararası Sözleşme (MSHUS) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)gelmektedir. MSHUS'nin 9. maddesine göre ''Herkes kişi özgürlüğü ve kişigüvenliği hakkına sahiptir ve hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veyatutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışındaözgürlüğünden yoksun bırakılamaz.'' Birleşmiş Milletler İnsanHakları Komitesinin 9. maddeye ilişkin 8 No.lu Genel Yorumu'na göre 9. maddeninbirinci fıkrası tüm özgürlükten yoksun bırakma hâlleri, cezai hâller veyahastalık, serserilik, uyuşturucu bağımlılığı, eğitim sebebiyle özgürlükten yoksunkalma hâlleri, göç kontrolünden kaynaklanan kısıtlamalar ve benzeri hâlleraçısından da uygulanabilir. Sınır dışı etme amacıyla tutma hâli de bu hükümkapsamına girmektedir. MSHUS’nin 9. maddesi "hukukun öngördüğü sebeplerve usuller dışında" ibaresinden anlaşılacağı üzere ulusal hukuka atıfyapmaktadır. AİHS'in 5. maddesi de hakkında derdest bir sınır dışı ya da iadeişleminin olması nedeniyle kişinin yasaya uygun olarak yakalanması veyatutulmasına cevaz vermektedir ve AİHS de ulusal hukuka atıf yapmaktadır (ŞekipKarkur, § 61). AİHM'in bu tutma hâline ilişkin inceleme yöntemi ile AnayasaMahkemesinin inceleme yöntemi benzer olduğundan bu konuda ayrıca birdeğerlendirmeye gerek görülmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun tutulmasınınmilletlerarası hukuka uygun olmadığı yönünde bir tespite varılmamıştır. Ayrıcabaşvurucunun bu yönde bir iddiası da bulunmamaktadır.
34. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına görehakkında sınır dışı etme ya da geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutulması mümkündür. Öte yandan 6458 sayılı Kanun'un 54.maddesinde haklarında sınır dışı edilme kararı alınacak yabancılar sayılırken"Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehditoluşturanlar"a da yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde isesınır dışı edilmeleri kararlaştırılanlardan hangileri hakkında valiliklertarafından idari gözetim kararı verileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda sınırdışı edilmelerine karar verilen kişilerden güvenliği veya kamu sağlığıaçısından tehdit oluşturanlar valilik kararıyla idari gözetim altınaalınacak kişilerdendir (Şekip Karkur, § 62).
35. Somut olayda Ankara Valiliği, DEAŞ silahlı terörörgütüyle geçmişte bağlantısının bulunduğu ve yabancı terörist savaşçı olduğunailişkin tespitlerden hareketle Irak uyruklu başvurucunun sınır dışı edilmesinekarar vermiş; ayrıca kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu değerlendirerekidari gözetim altına alınmasını kararlaştırmıştır. Buna göre başvurucuhakkındaki idari gözetim kararının sınır dışı etmeye yönelik olduğugörülmektedir. Sınır dışı kararında başvurucunun vatandaşı olduğu ülkeye veyatransit gidebileceği bir ülkeye yahut güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışıedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına idari gözetim altına alma yoluyla yapılan müdahalenin meşru biramacının bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
36. Diğer taraftan başvurucu hakkındaki idari gözetimtedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir idari gözetimtedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğününbelirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır.
37. Başvurucu, Irak'tan geldiği için sınır dışıedilemeyecek kişilerden olduğunu ileri sürmüş ise de kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı bağlamında sınır dışı işlemine ilişkin kararın haklı birgerekçeye dayanıp dayanmadığı bireysel başvurunun inceleme kapsamındabulunmamaktadır. Zira devletin yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışıetmekte oldukça geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Buradaönemli olan sınır dışı etme işlemlerinin yürütülmesidir. Bu açıdan sınır dışıetme işleminin özenle yürütülüp yürütülmediğinin incelenmesi gerekir (benzeryönde değerlendirmeler için bkz. Şekip Karkur, § 64).
38. Somut olayda başvurucu sınır dışı etme işlemine karşıiptal davası açmış, iptal davası açmasıyla birlikte işlemin yürütmesidurdurulmuştur. İlgili idarece başvurucunun vatandaşı olduğu Irak'a veyatransit gidebileceği bir ülkeye yahut güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışıedileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. İptal davasını inceleyen Mahkemeise tarafların savunma ve cevap dilekçesi verme aşamasını usulüne uygun birşekilde sonuçlandırmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde başvurucunun sınır dışıedilmesi sürecinde bir özensizlik tespit edilememiştir.
39. Diğer taraftan tutulmanın ölçülülüğünündeğerlendirilmesinde başvurucuya idari gözetime karşı usule ilişkingüvencelerin sağlanıp sağlanmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu bağlamdaidari gözetim altında tutulma bakımından kural olarak altı aylık azami bir sürebelirlenmiştir. Dolayısıyla sınır dışı işlemleri bitmese de yasal süreninsonunda kişinin serbest bırakılması gerekecektir. Böylelikle sınır dışı etmesürecinin uzaması dolayısıyla kişilerin aşırı bir şekilde/süredehürriyetlerinden yoksun bırakılmalarının önüne geçilmek istenmiştir. Ayrıcaidari gözetimin devamında bir zaruretin olup olmadığının valilikler tarafındanher ay düzenli olarak değerlendirilmesi koşulu getirilmiştir. Bu değerlendirmeiçin aylık (otuz günlük) sürenin beklenmesine de gerek yoktur. Buna göre idarigözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâlsonlandırılır. Yine idari gözetime alternatif olarak temel hak ve özgürlükleridaha sınırlı şekilde etkileyen tedbirlerin (belli bir adreste ikamet etme,belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde bulunma, teminat, elektronik izlemegibi) uygulanması mümkün kılınmıştır. Öte yandan idari gözetim kararı; idarigözetim süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmesonuçları gerekçesiyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatınatebliğ edilmektedir. Son olarak idari gözetim altına alınan kişi, yasaltemsilcisi ya da avukatı idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir;sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Sulh cezahâkiminin bu kararı kesindir. İdari gözetim altında tutulan kişi, idari gözetimşartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh cezahâkimliğine başvurabilir. İdari gözetim işlemine karşı yargı yolunabaşvuranlardan avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara taleplerihâlinde avukatlık hizmeti de sağlanmaktadır (Şekip Karkur, § 66).
40. Dolayısıyla idari gözetim altına alma süreci içinöngörülen usule dair güvenceler açısından değerlendirildiğinde başvurucuyahangi nedenle idari gözetim altında tutulduğuna ilişkin bir bildirim yapıldığı,başvurucunun idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hâkimliğine başvurduğu,Hâkimliğin de yeterli bir gerekçeyle başvurucunun talebini reddettiğigörülmektedir (bkz. §§ 14, 15).
41. Başvurucu, idari gözetim kararına yaptığı itirazınreddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunmuş; bireysel başvurudabulunduktan sonraki süreçte ise idari gözetimin devamında zaruret olupolmadığının denetlenip denetlenmediği, idari gözetim şartlarının ortadankalktığı veya değiştiği hususunda herhangi bir iddia ileri sürmemiştir.Dolayısıyla bu usul güvenceleri yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına ilişkin bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebikabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.