TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH ZEYDAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2019/38573)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Abdullah ZEYDAN
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazınınyürürlüğe giren kanun gereği durdurulmasına rağmen yapılan itiraz üzerine isnatedilen suçlardan biri yönünden hükmen tutukluluğun devamına, diğeri yönündenise ilk kez tutuklamaya karar verilmesinin hukuka aykırı olması ve Cumhuriyetsavcısının itirazının tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 26/11/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
5. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Başvurucu Hakkındaki Soruşturma ve KovuşturmaSüreçleri
7. Başvurucu 7/6/2015 ve 1/11/2015 tarihlerinde yapılangenel seçimlerde Halkların Demokratik Partisinden (HDP) Hakkâri milletvekiliseçilmiştir. Başvurucu, tutuklandığı tarihte de milletvekilidir.
8. Başvurucu hakkında milletvekili olarak görev yaptığıdönemde işlediği iddia olunan bazı suçlara ilişkin olarak Hakkâri CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturmalar yürütülmüştür. Anayasa'nın 83.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimden önceveya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararıolmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz."hükmü uyarınca yasama dokunulmazlığına sahip olan başvurucunundokunulmazlığının kaldırılması istemiyle ilgili Başsavcılıkça yedi ayrı fezlekedüzenlenmiş ve bu fezlekeler Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmaküzere Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir (Abdullah Zeydan,B. No: 2016/29875, 14/11/2018, § 11).
9. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük birbölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayındanitibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması dolayısıyla (GülserYıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 21-27) siyasiçevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıhususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'ndadeğişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Başkanlığına 12/4/2016 tarihindesunulmuştur. Bu teklif; hâlihazırda Bakanlıkta, Başbakanlıkta, TBMMBaşkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının üyelerinden kurulu KarmaKomisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıyla ilgili olarak Anayasa veTBMM İçtüzüğü'nde öngörülen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkinusulün uygulanmamasını ve bu dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkilimercilere iade edilmesini öngörmektedir (Abdullah Zeydan, § 13).
10. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 20/5/2016 tarihlive 6718 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle Anayasa'ya eklenen geçici 20. madde,8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göreanılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıylamaddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasamadokunulmazlığına ilişkin hüküm (bkz. § 8) uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa veAdalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMMBaşkanlığında, Başbakanlıkta ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığınınkaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciyeiade edileceği öngörülmüştür (Abdullah Zeydan, § 15).
11. Bu kapsamda başvurucu hakkındaki yedi ayrı fezlekeyekonu olan soruşturma dosyaları da Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüaracılığıyla 2016 yılının Haziran ayında gereğinin takdir ve ifası için ilgiliCumhuriyet başsavcılıklarına gönderilmiştir. Hakkâri ve Şırnak CumhuriyetBaşsavcılıklarınca verilen yetkisizlik ve birleştirme kararları sonrasındasoruşturmalar Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/1526 sayılı dosyadabirleştirilmiş ve soruşturmaya devam edilmiş, böylece ayrı fezlekelerde suçakonu edilen tüm fiillerin birlikte değerlendirilmesi mümkün hâle gelmiştir (AbdullahZeydan, §§ 17-18).
12. Diğer taraftan başvurucu, ifadesi alınmak üzeresoruşturma makamları tarafından her bir fezlekeye konu soruşturma için ayrıçağrı kâğıtları gönderilmek suretiyle Başsavcılığa davet edilmiş ancakbaşvurucu bu çağrıya uymamıştır (Abdullah Zeydan, § 19).
13. Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında verilengözaltı kararı uyarınca başvurucu 4/11/2016 tarihinde yakalanarak gözaltınaalınmıştır. Başvurucu, suçlamalarla ilgili olarak Başsavcılıktaki aynıtarihteki ifadesinde susma hakkını kullandığını belirterek suçlamalara ilişkinbir açıklama yapmamıştır (Abdullah Zeydan, § 21).
14. Başsavcılık, silahlı terör örgütüne (PKK/KCK) üyeolma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı gün Hakkâri Sulh CezaHâkimliğine sevk etmiştir.
15. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/11/2016 tarihlikararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasınakarar verilmiştir. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Yüksekova SulhCeza Hâkimliği 20/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine kararvermiştir.
16. Başsavcılık 16/11/2016 tarihli iddianamesi ilebaşvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandasıyapma, suçu ve suçluyu övme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçlarını işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde davaaçmıştır.
17. Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi 17/11/2016 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermesiyle kovuşturma aşaması başlamış olupardından anılan Mahkeme, kamu güvenliği nedeniyle davanın naklini talepetmiştir. Talebin kabulü ile davanın nakline dair verilen Yargıtay kararıdoğrultusunda 16/1/2017 tarihinde dava dosyasının nöbetçi Diyarbakır Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine, bu kararla başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar verilmiştir. Bunun üzerine yargılamaya Diyarbakır 5. Ağır CezaMahkemesinde (Mahkeme) E.2017/111 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir (AbdullahZeydan, §§ 31-34).
18. Mahkeme 14/7/2017 tarihli kararıyla başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan 5 yılhapis ve terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapiscezalarıyla cezalandırılmasına, diğer suçlardan ise beraatine karar vermiştir.Kararda ayrıca başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikteörgüte yardım etme suçundan hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
19. Başvurucu ve Cumhuriyet savcısı verilen kararıistinaf etmişlerdir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin25/11/2017 tarihli kararıyla hapis cezalarına dair hükümler, usule ilişkinnedenlerle bozulmuştur.
20. Bozma kararı sonrasında yargılamaya devam edenMahkemece 11/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üyeolmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan 5 yıl hapis ve terör örgütününpropagandasını yapmak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezalarıylamahkûmiyetine, diğer suçlardan ise beraatine karar verilmiştir. Mahkeme anılanhükümle birlikte silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardımetme suçundan başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
21. Cumhuriyet savcısı ve başvurucu istinaf yolunabaşvurmuşlardır. Gaziantep Bölge Adliye 4. Ceza Dairesi 25/4/2018 tarihli kararlaistinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiş, bu şekilde mahkûmiyethükümleri kesinleşmiştir.
22. Öte yandan başvurucu hakkında mahkûmiyet kararınakonu suçların da aralarında olduğu bazı suçlar bakımından verilen hükümlerekarşı -ceza miktarı önemli olmaksızın- temyiz yoluna başvurulmasına imkântanıyan 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi ile değişik4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereği, madde metninde belirtilen suçlar bakımından bölgeadliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz edilebilmesi mümkün hâlegeldiğinden başvurucu 25/10/2019 tarihli dilekçe ile Mahkemeye müracaat etmiş, sözkonusu hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulması dolayısıyla infazındurdurulmasına ve tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
23. Mahkeme 1/11/2019 tarihinde talebin kabulü ileinfazın durdurulmasına ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamaklabirlikte örgüte yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmü bakımından "cezamiktarı itibarıyla tutukluluğun devamının ölçülü olmayacağı"gerekçesiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Bununla birlikteMahkeme, başvurucu hakkında yurt dışına çıkışının yasaklanması adli kontroltedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir.
24. Anılan ek karara aynı tarihte Cumhuriyet savcısıtarafından itiraz edilmiştir. İtiraz başvurusunda başvurucuya yönelik olarakaşağıdaki hususlar ileri sürülmüştür:
" ...
Sanık [başvurucu]hakkında üzerine atılı Terör Örgütü Propagandası Yapma ve Silahlı Terör ÖrgütüÜyesi Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçlarındantemyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirilmiş ise de; sanık hakkında yeni yasadeğişikliğinin sadece temyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirdiği, sanıkhakkında üzerine atılı suçlar yönünden otomatik tahliye yolunu açmadığı, dosyakapsamında sanığın üzerine atılı suçlar yönünden CMK'nun [Ceza MuhakemesiKanunu] 100. maddesi gereği tutukluluk hali koşullarının oluşmadığınınayrıca değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında istinaf kanun yoluincelemesi sırasında tutukluluk halinin ölçülü olduğu gerekçesi zatentutukluluk halinin devamına karar verildiği, sanığın üzerine atılı suçlar yönündenmahkemece hükmedilen ceza miktarları, sanığın tutuklu kaldığı süre, tutuklulukhalinin orantılı ve ölçülü olduğu, sanığın kaçma şüphesinin bulunması hususlarıbirlikte değerlendirildiğinde sanığın hükmen tutukluluğun devamına kararverilmesi gerekirken tahliyesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,
Yukarıda açıklan nedenlerle sanık Abdullah ZEYDANhakkında verilen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01/11/2019 tarih ve2017/816 esas sayılı, 2018/17 karar sayılı infazın durdurulması ve tahliyesineilişkin ek kararın itirazen kaldırılmasına karar verilmesi kamu adına talep vemütalaa olunur."
25. Mahkeme yaptığı itiraz incelemesi neticesinde1/11/2019 tarihli karar ile Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazınkısmen kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
" ...
24/10/2019 tarihli 7188 sayılı yasanın 31. maddesiningerekçesinde; 'İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından maddenin 1.Fıkrasının (d) bendince temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde 5275 sayılıkanunun 98. Maddesine göre; İlk Derece Mahkemesince İnfazın devam edipetmeyeceğine ilişkin bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudantahliye olma imkanı bulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekteolan hükümlülerin [Ceza MuhakemesiKanunu] 100. madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususundahükmü veren ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılması koşullarıbulunması halinde tutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir.'düzenlemesi mevcut olup, bu hüküm uyarınca yasa yoluna başvurulması halinde doğrudantahliye yolunun açılamayacağı mahkememizin bu konuda değerlendirme yapmasıgerektiği, dosya kapsamına göre Mahkememizin 2017/816 E. ve 2018/17 K. Sayılıkararı ile hükümlü hakkında 'Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme' suçundanneticen 5 yıl hapis cezası verildiği ve hükmen tutukluluk halinin devamınakarar verildiği, yine hükümlü hakkında 'Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak'suçundan neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildiği söz konusukararların Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 25/4/2018tarihli kararı ile kesinleştiği, 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188sayılı Yasanın 29. ve devamı maddeleri uyarınca, hükümlü hakkında daha öncemahkememizce verilen kararların temyiz edilebilir suçlar kapsamında yeraldığından hükümlünün temyiz talebinin kabülüne, mahkememizin 2017/816 esas ve2018/17 sayılı karar sayılı dosyasında mevcut hükümlünün katılmış olduğu eylemeilişkin olay tutanakları, görüntü inceleme ve tespit tutanakları, çözümtutanakları ve hükümlü hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundankuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması sanıkhakkında hükmen tutukluluk kararı verilen suçun CMK'nun 100/3 maddesindensayılan katalog suçlardan olması, sanık hakkında hüküm olunan ceza miktarıgözetildiğinde kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların oluştuğuanlaşılmakla; 01/11/2019 tarihli Ek kararımızın kaldırılarak sanık müdafinin,infazın durdurulması yönündeki talebinin kabulüne, sanığın tutuklukaldığı süre, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında daha öncehükmen tutuk halinin devamı yönünde karar verilmesi hususları dikkate alınarakTahliye talebinin reddine, ölçülü ve orantılı olan hükmen tutukluluk halinindevamına, Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan verilen hüküm yönünden cezamiktarı, üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut deliller bulunması diğer suçla içtima edilen cezamiktarının fazla oluşu, sanığın serbest kalması durumunda kaçma, saklanma veyakaçacağı şüphesi uyandıran somut olguların oluştuğu anlaşılmakla, 'Terör ÖrgütüPropagandası Yapmak' suçundan hükmen tutuklanmasına... [karar verildi.]"
26. Başvurucu söz konusu karara 4/11/2019 tarihindeitiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2019 tarihinde "dosyakapsamı, diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, Diyarbakır 5. Ağır CezaMahkemesinin ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu, verilen kararda herhangibir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle itirazın kesin olarakreddine karar vermiştir.
27. UYAP Evrak İşlem Kütüğü üzerinde yapılan incelemedeanılan kararın başvurucu avukatı tarafından 18/11/2019 tarihinde açılarakokunduğu tespit edilmiştir.
28. Başvurucu 26/11/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
29. Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumu Müdürlüğünün 18/8/2020 tarihli yazısında;
i. Başvurucunun söz konusu silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan düzenlenen tutuklama müzekkeresinin 5/11/2016 ile 5/11/2018tarihleri arasında infaz gördüğü,
ii. Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüteyardım etme ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından verilip Diyarbakır5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/268 D. İş sayılı kararıyla içtima edilen hapiscezalarını başvurucunun 5/11/2018 ile 1/11/2019 tarihleri arasında kesintisizinfaz ettiği,
iii. Bununla birlikte Diyarbakır 5. Ağır CezaMahkemesinin 1/11/2019 tarihli ek kararı ile mahkûmiyet hükümlerinin infazınındurdurulduğu,
iv. Başvurucunun şu anda silahlı terör örgütüne üye olmasuçu yönünden hakkında düzenlenen tutuklama müzekkeresine istinaden 1/11/2019tarihinden itibaren tutuklu olarak infaz gördüğü belirtilmiştir.
30. Temyiz incelemesi bireysel başvurunun incelendiğitarih itibarıyla Yargıtayda devam etmektedir.
B. Başvurucu Hakkındaki Bireysel Başvuru Süreci
31. Başvurucu; Anayasa ile öngörülen usulün dışındayasama dokunulmazlığı kaldırılarak hakkında uygulanan yakalama, gözaltına almave tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutuklamaya konusuçlamaların ifade özgürlüğü ve siyasi faaliyet kapsamındaki eylemlere ilişkinolması ve tutukluluk nedeniyle milletvekilliği görevinin yerine getirilememesinedenleriyle de ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahaklarının ihlal edildiğini belirterek 28/11/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda (B. No: 2016/29875) bulunmuştur.
32. Anayasa Mahkemesince 14/11/2018 tarihinde yapılaninceleme sonunda tutuklamanın hukuki olmadığına, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlandığına, tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasifaaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması, yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasıiddiasının ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmiştir (B. No: 2016/29875).
IV. İLGİLİHUKUK
33. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni varsayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetlişüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundayer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
34. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı"kenar başlıklı 101. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasınaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturmaevresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veyare'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir veadlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilînedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir."
35. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:
"5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesine aşağıdakifıkra eklenmiştir.
(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecekkararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölgeadliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit(madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama(madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini,Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
10. Silâhlı örgüt (madde 314),
11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci vedördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 incimaddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alansuçlar.”
36. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"...
f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme,bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluylaaynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesinnitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezasıinfaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devamedip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesincedeğerlendirilir."
37. Anılan maddenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından bu bentuyarınca temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde, 5275 sayılı Kanunun 98 incimaddesine göre ilk derece mahkemesince infazın devam edip etmeyeceğine ilişkinbir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudan tahliye olma imkanıbulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100 üncü madde uyarıncatutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususunda hükmü veren ilk derecemahkemesince bir değerlendirme yapılması, koşulları bulunması halindetutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir. "
38. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yeralan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldanonbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beşyıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
39. Terör örgütünün propagandasını yapma suçunudüzenleyen 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içerenyöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvikedecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde,verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarınınsuçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin gündenbeş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17/10/2019-7188/13.md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünceaçıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkrahükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmesedahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması yada taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerinüzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi...”
40. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "Mahkûmiyet hükmünün yorumundaveya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" kenar başlıklı 98.maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecekcezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerinegetirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun,hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecekcezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
...
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurularcezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazınertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
41. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. HükmenTutuklama Kararının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucu; silahlı terör örgütüne üye olmamaklabirlikte örgüte yardım etme suçundan kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazınındurdurularak tahliye edilmiş olması dikkate alındığında delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesi olgularından somut olayda bahsetmenin artık mümkünolmadığını, aynı suçtan tahliye edilmesine rağmen gerekçesiz bir kararlayeniden hükmen tutuklanmasının ve bu tutukluluğunun öngörülebilir olmayan kanunmaddelerine dayandırılarak devam ettirilmesinin hukuki olmadığını ilerisürmüştür.
43. Başvurucu ayrıca terör örgütü propagandası yapma suçuyönünden ise soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde tutuklanmadığı gibi kanunyolu incelemesi sırasında da tutuklanmasına ilişkin olarak yargı makamlarıncabir karar verilmediğini, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi gereğince yapılacakincelemenin yalnızca daha önce verilen tutuklama kararına bağlı hükmentutukluluğun devam edip etmeyeceğini kapsadığını, dolayısıyla bu kapsamdayapılması gereken bir incelemede ilk kez bir tutuklama kararı verilmesininhukuken mümkün olmadığını belirtmiştir.
44. Diğer yandan başvurucu terör örgütü propagandasıyapma suçundan tutuklamaya dayanak oluşturan konuşma ve açıklamalarının,katıldığı ileri sürülen protesto eylemlerinin siyasi faaliyet kapsamındayaptığı düşünce açıklamaları olduğunu, bu nedenle ifade özgürlüğünün ihlaledildiğini iddia etmiştir.
45. Bakanlık görüşünde özetle 7188 sayılı Kanun'unyürürlüğe girmesi ile birlikte mahkûmiyet hükmüne dair kesinleşme olgusuortadan kalkmış olsa da Mahkemece verilen hükmün otomatik olarak iptaledilmediği ve geçerliliğini korumaya devam ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamdaBakanlık, başvurucu hakkında tesis edilen söz konusu hükme dayalı tutmakararının mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı ceza olarak kabuledilerek başvurucunun şikâyeti açısından kabul edilemezlik kararı verilmesigerektiğini ifade etmiştir. Bakanlık somut olayda başvurucunun suç işlemişolabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğunu,tutuklama nedenlerinin mevcut olduğunu ve tutuklama kararlarının ölçülüolduğunu belirterek bu kapsamda başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü kapsamındakalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığına ve tutuklandığınailişkin iddiaları yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan birdurumun bulunmadığını da ifade etmiştir.
46. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genelolarak başvuru formunda belirttiği iddiaları tekrar ederek Bakanlık görüşünükabul etmediğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
47. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
48. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı19. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü vesekizinci fıkraları şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen :
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ...halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilendiğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama,ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir;bunun şartlarını kanun gösterir.
...
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili biryargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özü mahkûmiyet hükmüyle birlikte tutuklulukhâlinin devam ettirilmesine karar verilmesinin -cezalandırma kararından sonra7188 sayılı Kanun kapsamında verilen kararda belirlenen hukuki durumçerçevesinde- hukuka aykırı olması nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlaledildiğine yöneliktir. Başvurucu bu bağlamda tutuklamaya konu suçlar bakımındankuvvetli suç belirtisinin bulunmadığını ileri sürerken suçlamaya -vedolayısıyla tutuklamaya- konu edilen eylemlerin ifade özgürlüğü kapsamındakifiiller olduğunu iddia etmiştir. Başvurucunun anılan iddiası bağlamındatutuklamaya konu fiillerin temel hak ve özgürlüklerin kullanımıyla ilgili olupolmadığı, bunların kuvvetli suç belirtisi teşkil edip etmediği konusundayapılacak incelemeyle doğrudan bağlantılıdır. Esasen başvurucu da ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerini tutuklamanın hukuka aykırıolduğu iddiası temelinde dile getirmiştir. Bu itibarla başvurucuların bubölümdeki iddialarının bir bütünlük içinde Anayasa'nın 19. maddesi bağlamındakikişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. Dolayısıylatutuklamayla bağlantılı olarak diğer temel hak ve özgürlükler yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı değerlendirilmiştir (benzer yöndekideğerlendirme ve uygulamalar için bkz. Ayhan Bilgen, [GK], 2017/5974,21/12/2017, § 126; Meral Danış Beştaş (2), B. No: 2017/5845, 4/7/2018, §102; Selahattin Demirtaş (3), B. No: 2017/38610, 9/6/2020, § 233).
a. Genelİlkeler
50. Genel ilkeler için bkz. Kadri Enis Berberoğlu, B.No: 2017/27793, 18/7/2018, §§ 44-50; Ç.Ö.,[GK], B. No: 2014/5927,19/7/2018, §§ 29-38.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
51. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturmakapsamında PKK/KCK terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. § 15). Soruşturma sürecindeuygulanan bu tutuklama tedbiriyle ilgili olarak başvurucu tarafından yapılanbireysel başvuruda Anayasa Mahkemesince verilen kararda, yargı makamlarıncasilahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen PKK/KCK üyesi olma suçundantutuklanması ve bu suç yönünden yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağıyönünde soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukukitemelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. Dolayısıylabaşvurucunun milletvekili olmasından kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığından bahisle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddiası Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez bulunmuştur (bkz. § 32). Bu bağlamda başvurucunun birsuç isnadına bağlı olarak milletvekili olmasından kaynaklı muhakeme usulüneriayet edilmeden kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası hakkında AnayasaMahkemesince daha önceki bireysel başvurusunda karar verilmiş olup anılankarardan ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır (bu yöndeki ayrıntılıaçıklama için bkz. Abdullah Zeydan, §§ 61-93).
52. Başvurucu, hakkında kesinleşen mahkûmiyethükümlerinin infazına devam etmekteyken 7188 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinedeniyle Mahkemece infazın durdurulması ile birlikte hükmen tutuklu bulunduğusuçtan tahliye edilmesine karar verilmesinin ardından Cumhuriyet savcısıncaaynı gün yapılan itiraz üzerine yasal düzenlemelere aykırı olarak hükmentutukluluk hâlinin devam etmesine karar verildiğini iddia etmektedir.
53. Buna göre hakkında silahlı terör örgütüne üyeolmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmüyle birliktetutukluluğunun devamına karar verilen başvurucunun bireysel başvuruya konuettiği tutulma hâlinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında birsuç isnadına bağlı tutma niteliğinde değil aynı maddenin ikinci fıkrasıkapsamında mahkûmiyete bağlı tutma, bir diğer ifadeyle mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi niteliğinde incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bunitelikteki bir tutmayla ilgili olarak yapılan bireysel başvuruda suçisnadına bağlı tutmaya ilişkin güvencelerin uygulanması mümkün değildir (KadriEnis Berberoğlu, § 54).
54. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındabelirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlaliddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksunbırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğinitespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" kapsamında hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğertutmanın kısmen veya tamamen bu koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumunmeşru bir amacının olduğundan veya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudankişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edilmiş olur (Ercan Bucak (2),B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 39; Şaban Dal, B. No: 2014/2891,16/2/2017, § 31).
55. Bir kimsenin "mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden öncehürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafındanverilmesi, ikinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı cezaveya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiriiçermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılmasımümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilenhürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir(Ercan Bucak (2), § 40; Şaban Dal, § 32).
56. Bu kapsamda yapılan incelemede başvurucununmahkûmiyet hükmünü ve mahkûmiyete bağlı tutulma kararını veren mercinin birmahkeme olmadığı, kararın hürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığıveya hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcıceza veya tedbirin kapsamını aştığı şeklinde bir iddiasının olmadığıgörülmektedir. Ayrıca Anayasa Mahkemesince bu yönde herhangi bir tespit deyapılmamıştır.
57. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki çoksayıda başvuruda, hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilenbaşvurucuların hüküm sonrasındaki tutulmalarına ilişkin olarak kişi hürriyetive güvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarını, tutulmanın Anayasa'nın 19.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında "mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi" niteliğinde olduğunu belirterekaçıkça dayanaktan yoksun bulmuş ve kabul edilemezlik kararı vermiştir (MuratDağ, B. No: 2014/125, 4/2/2016, §§ 45-48; Güven Ersoy, B. No:2014/126, 4/2/2016, §§ 45-48).
58. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrası uyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122; Ç.Ö.,§ 43).
59. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, herne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumuhakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemenserbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurmahakkı bulunduğu belirtilirken kısıtlama sebebi bakımından bir ayrımyapılmadığından buradaki başvuru hakkı, elbette mahkûmiyet hükmüne bağlı olaraktutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmayı da kapsamaktadır (Mehmetİlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 80; Ç.Ö., § 46).
60. Bununla birlikte Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasında güvence altına alınan -tutulmaya karşı- yetkili bir yargı merciinebaşvuru hakkı, tutulmanın niteliğine uygun başvuruları kapsamaktadır.Tutulmanın niteliği ile bağdaşmayan başvuruların Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamında olduğunun kabulü mümkün değildir (Ç.Ö., §47).
61. Bu bağlamda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmanınkoşulları ile suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşulları farklı olduğundanmahkûmiyete bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin suç isnadınabağlı olarak tutulmaya ilişkin koşulların bulunmadığına yönelik başvuruları,Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencelerden yararlanamaz (Ç.Ö.,§ 48).
62. Mahkûmiyete bağlı tutulma hâlinde bir mahkemetarafından verilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı söz konusuolduğundan mahkûmiyete bağlı olarak tutulan kişi ancak tutulmasının bu niteliğineilişkin iddialarla -serbest bırakılmak amacıyla- yetkili bir yargı merciinebaşvurduğu taktirde Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alangüvencelerin -bunlardan tutulmanın niteliğine uygun olanlarının- uygulanmasısöz konusu olabilir. Bu kapsamda ileri sürülebilecek nedenlerin neler olduğuAnayasa Mahkemesince genel olarak belirtilmiştir (bkz. § 55).
63. Bunların yanı sıra mahkûmiyete bağlı olarak tutulankişilerin tutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olaraktutulmaya devam edilmeyi hukuka aykırı hâle getirecek yeni bir meselenin(mahkûmiyete konu olan eylemin suç olmaktan çıkarılması, bir cezasızlık hâlininbulunduğunun anlaşılması, mahkûmiyet hükmünü geçersiz kılan bir kanundeğişikliği yapılması gibi) ortaya çıktığını belirterek serbest bırakılmakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurduğunda da Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamındaki güvencelerin tatbiki söz konusu olabilecektir (Ç.Ö.,§ 50).
64. Başvuru formu ve ekleri ile UYAP aracılığıylaerişilen tutukluluğunun devamına yönelik -7188 sayılı Kanun kapsamında derecemahkemelerince verilen kararlardan sonraki süreçte yazılan- itirazdilekçelerinde ileri sürülen iddiaların mahkûmiyete bağlı tutulmanınkoşullarına ilişkin olduğu yönünde bir olgu ve açıklamanın ortaya konulmadığıgörülmektedir. Kaldı ki 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesindeki düzenleme veanılan maddenin gerekçesi birlikte gözönüne alındığında infaz aşamasındabulunan mahkûmiyet kararları bakımdan temyiz yoluna başvurulmuş olmasıhükümlülerin doğrudan tahliye edilmesi zorunluluğunu da gerektirmemektedir. Buanlamda anılan yasal düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceğihususunda hükmü veren ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılarakkoşulları bulunması hâlinde tutukluluğun devamına karar verilebileceğigörülmektedir (bkz. §§ 36, 37). Bu durumda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmaktaolan başvurucunun suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşullarınınoluşmadığını ileri sürdüğü bu itirazının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasındaki güvencelerden yararlanması mümkün değildir. Kaldı ki başvurucununbir suç isnadına bağlı olarak kanuna aykırı tutuklandığı iddiası Anayasa Mahkemesinceincelerek karara bağlanmıştır (bkz. § 32).
65. Öte yandan Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli KapalıCeza İnfaz Kurumu Müdürlüğü başvurucunun şikâyetine konu terör örgütüpropagandası yapma suçuna ilişkin olarak düzenlenen tutuklamamüzekkeresinin infaz görmediğini, anılan davada 5/11/2016 ile 5/12/2018tarihleri arasında infaz gören ve ayrıca 1/11/2019 tarihinden bireyselbaşvurunun incelendiği tarihe kadar infaz edilmeye devam edilen tutuklamamüzekkeresinin terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olduğunubildirmiştir (bkz. § 29).
66. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kişilerin fizikselhürriyetlerini güvence altına alır (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863,1/3/2017, § 35). Anayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasınaimkân tanıdığı durumlardan biri de maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenentutuklama tedbiridir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, § 65).
67. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahürriyetten yoksun bırakma kavramını tanımlamıştır. Buna göre hürriyettenyoksun bırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süreiçin tutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olmasışeklinde ifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt Kartal, B.No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).
68. Somut olayda başvurucu hakkında iki tutuklamamüzekkeresi bulunmakta olup bunlardan terör örgütü propagandası yapma suçunailişkin olan tutuklama kararının henüz infaz edilmediği yani başvurucununfiziksel özgürlüğünün anılan tutuklama müzekkeresi yönünden bugüne kadarkısıtlanmadığı görüldüğünden başvurucunun şikâyete konu ettiği -soruşturma vekovuşturma aşamasında tutuklanmasına karar verilmeyen- terör örgütüpropagandası yapma suçundan 7188 sayılı Kanun'daki düzenleme gözetilerek ilkkez infaz aşamasında tutuklanmasının hukuka aykırı olduğuna yönelik iddiasıaçısından ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mahkûmiyethükmüyle birlikte verilen tutukluluk hâlinin devamına dair karara ilişkintahliye taleplerinin değerlendirilmemesi ve tutukluluğunun sürdürülmesiyönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Cumhuriyet Savcısının İtirazının Tebliğ Edilmediğineİlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
70. Başvurucu; Mahkemenin 1/11/2019 tarihinde infazındurdurulmasına ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikteörgüte yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmü bakımından tahliye edilmesinekarar vermesine ilişkin karara yönelik Cumhuriyet savcısı tarafından yapılanitiraza (bkz. § 24) karşı savunmasını yapmak için kendisine söz konusu itirazıntebliğ edilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
71. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
72. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucuolarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialarile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusuedilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
73. Somut olayda başvurucu, savunmasını hazırlayabilmesiiçin Cumhuriyet savcısının itirazının kendisine tebliğ edilmediğini belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de anılanihlal iddialarını olağan kanun yolu olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinezdinde yapılan itiraz incelemesi sırasında vekilleri aracılığıyla sunduğu4/11/2019 tarihli dilekçesinde ileri sürmediği ve bu şekilde başvuru yollarınıusulüne uygun şekilde tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğusonucuna ulaşılmıştır.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hükmen tutuklama kararının hukuki olmamasındandolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Cumhuriyet savcısının itirazının tebliğ edilmemesindendolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.