TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLATİF UCAMAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/1833)
Karar Tarihi: 2/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucular
:
Abdullatif UCAMAN ve diğerleri (bkz. ekli tablo)
Başvurucular Vekili
:
Bkz. Ekli Tablonun (F) Sütunu
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yargılama devam ederken kamu görevinden ihraçedilme sebebiyle davanın konusunun kalmadığından bahisle uyuşmazlığın esasınayönelik talebin karara bağlanmaması nedeniyle karar hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formuve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurularKomisyonlara sunulmuştur.
3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralısatırında yer alan 2018/1833 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucuların bir kısmı, Bakanlığın görüşüne karşısüresinde beyanda bulunmuşlardır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir.
9. Başvurucular, haklarında tesis edilen farklınitelikteki idari işlemlerin iptali talebiyle idare mahkemelerinde davaaçmışlardır.
10. İptal davasına ilişkin yargılamalar devam ederkenbaşvurucuların olağanüstü hâl kapsamında alınan tedbirlere ilişkin kanunhükmünde kararnameler gereğince kamu görevinden ihraç edildikleri gerekçesiylebir kısım davalar yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yerolmadığına, bir kısım davalar yönünden ise davanın incelenmeksizin reddinekarar verilmiştir.
11. Nihai karar başvuruculara muhtelif tarihlerde tebliğedilmiştir.
12. Başvurucular süresinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanun
13. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinin (a) bendi şöyledir:
" İdarî işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları"
14. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Dilekçeler,
...
c) Ehliyet,
...
yönlerinden sırasıyla incelenir."
15. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerineverilecek kararlar" kenar başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılıhallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
16. 1/2/2018 tarih ve 7075 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un “Komisyonun oluşumu” kenarbaşlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Anayasanın 120 nci maddesikapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük MilletMeclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veyaMilli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idariişlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesisedilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzereOlağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur."
17. 7075 sayılı Kanun'un “Komisyonunun görevleri”kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(1) Komisyon, olağanüstü halkapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdakiişlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görevyapılan teşkilattan çıkarma ya da
ilişiğin kesilmesi.
..."
18. 7075 sayılı Kanun'un "Yargı denetimi" kenarbaşlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Komisyonkararlarına karşı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idaremahkemelerinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptaldavası açılabilir. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumetyöneltilemez."
2. Danıştayİçtihadı
19. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli veE.2008/3586, K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Dava, davacı tarafından ... LisesiMüdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70 puanla orta düzeyde düzenlenen2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 5. İdare Mahkemesince davacının yargılama devam ederkenemekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusunda güncel birmenfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyet yönünden reddinekarar verilmiştir.
...
2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2. maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, "idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan" davalar olarak tanımlanmaktadır.
Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu,bu tür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektif ehliyet şartıolarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzelkişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortayakonulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan kararınniteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde kişisel, meşru ve güncel birmenfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterlisayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargımercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi vemanevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığıiçin yeterli sayılmaktadır.
...
Bu durumda, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesive Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıolanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademeilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacıhakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacınınmenfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerleorta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasındamanevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerekhüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığıgerekçesiyle davanın[reddi] yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
20. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli veE.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Dava,koruma ve güvenlik görevlisiolarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniyle görevden uzaklaştırılandavacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3 oranında kesilen maaşınınödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 05.01.2010 tarihliişlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 8. İdare Mahkemesince ...davacının,03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosunda göreve başlatıldığı,16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğu anlaşılmakla, memuriyet görevinedönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddinden kaynaklanan uyuşmazlık yönündendavanın konusunun kalmadığı; ... davacının memuriyet görevine başlatılmamasınailişkin kısmı yönünden davanın konusunun kalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bukısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maaşından yapılan kesintilerinödenmesi talebinin reddine dair kısmı yönünden de davanın reddine kararverilmiştir.
...
İptal davalarında, idari işlemlerinkuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiğikuşkusuzdur. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için,davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup,ayrıca bu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesiaranmamaktadır.
Davacının idari işlemle ilişkisinindavanın sonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarınısadece davacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve budavaların amacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, davagörülmeden önce alınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilenişlemle ilişkisini kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemiyargısal denetim dışında bırakmak yolu açılmış olur.
Bu durumda, yargısal denetimden amaç"hukuka uygunluk" denetimi olduğuna, yargısal denetim işleminkurulduğu tarih itibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadarhukuki sonuç doğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukukauygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusuişlemden sonra kurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulenemekli edildiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yerolmadığına ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
...
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
21. Danıştay Onikinci Dairesinin 28/10/2015 tarihli veE.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Dava;... İl Özel İdaresi'ndegenel sekreter olarak görev yapmakta iken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacakolan ... milletvekili genel seçimlerine katılmak için ... tarihinde istifaederek görevinden ayrılan davacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmakistemiyle yaptığı başvurusu üzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosunaatanmasına ilişkin [işlemin] iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, ... davacının,seçimler sonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusuneticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özelİdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusuişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
...
Davalı idarece her ne kadar davacının... tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliyeayrıldığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısındananlaşıldığından, iş bu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığıgibi, davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesiiçin davacının dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olmasıyeterli olup, bu işlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesigerekmediğinden, davalı idarenin davacı emekli olduğundan davanın konusuzkaldığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir.
... davacının, görevine dönme talebindebulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığıhususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken... davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetbulunmamaktadır."
22. Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2018 tarihli veE.2018/3781, K.2018/18569 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"... Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde isimlerine yerverilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevindençıkartılan personelin açmış olduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikleanılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılmakonusunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlemkurma yetki ve görevi verilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki birdüzenleme ile kamu görevinden çıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyladavalı idarece tesis edilmiş, idari davaya konu olabilecek bir idari işleminbulunmadığı ve davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığıgerekçesiyle "davaların incelenmeksizin reddi yönünde" kararlarverilmiştir. Buna karşın, Kanun Hükmünde Kararnamelerde belirlenen usul veesaslara göre personelin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesisedilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda,idare mahkemelerince uyuşmazlığın esasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin kendi kurumundaoluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkinişlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bukez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan TedbirlereDairKanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamugörevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararnameile kamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan sonlandırılmışolması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesis ettiği kararınkendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kimiidare mahkemelerince dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığı"yönünde kararlar verilmiştir.
Bir idari işlem açıkça idare tarafındangeri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idaremahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bunedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmeksuretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevininsonlandırılmasına karşı açılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun HükmündeKararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle "incelenmeksizinret" kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerinkendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasınailişkin işlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan KanunHükmünde Kararnamenin eki listesinde aynı personelin ismine yer verilmeksuretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukukenyürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
...
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşıaçılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasındaortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; önceliklepersonelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yeralması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıpaçmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonunagönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevindençıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyonabaşvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuruhakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin ekilistesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptaliistemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasınınmevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunuhem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafındanverilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerinceverilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, Komisyonabaşvurusu var ise, bu başvurunun sonucu beklenmeli, Komisyon kararına karşıdava açılmış ise, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu iki davada verilecekkararlar birbirini etkileyeceğinden, öncelikle 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 38 ve devamı maddelerinde yer alan "bağlantılı davalara ilişkinhükümler" dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı, şayet personelinherhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36. maddesiylede koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına, davacınınçalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraç edilmesiişleminin iptaline konu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesigerekmektedir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesdavasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusundakarar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göreSözleşme'nin 6. maddesinin medeni hukuk alanına giren konulardauygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarakuyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğusöylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hakve yükümlülükler -her ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklereSözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de-Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James vediğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).
25. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmecidevletlerin iç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlamöngörmediğini, bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak içhukuka başvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerindenfarklı bir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunmasıgerektiğini, yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirinkabul edilip edilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığınındikkate alınabileceğini hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununlabirlikte salt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının birhakkın varlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddiaedilen hakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranıntalebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğinibelirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§91-94).
26. AİHM; mahkeme hakkının görünümlerinden biri olankarar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan (B. No: 48778/99, 1/3/2002)davasında yaptığı değerlendirmede ise Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının hukuki uyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvencealtına aldığını yinelemekte ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ilesınırlı olmadığını, aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlık konusundaki kararını eldeetme hakkını da kapsadığını belirtmektedir. AİHM'e göre bir taraf devletin içhukuk sistemi uyarınca bir birey tarafından açılan davaya ilişkin yürütülenyargılamalar neticesinde davanın nihai bir karara bağlanacağı garanti edilmedenbu kişinin bir mahkeme önünde hukuk davası açmasına izin verilmesi yanıltıcıolur. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davacılaratanınan usule ilişkin güvenceleri -adil, aleni ve hızlı yargılama-,uyuşmazlıklarının nihai bir çözüme kavuşturulacağını garanti etmeksizin detaylıolarak açıklamasının anlamsız olacağına dikkat çekmektedir (Kutic/Hırvatistan,§ 25).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
28. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç vemasraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardımtalebinde bulunmuşlardır.
29. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların başvurugiderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının bulunmadığı ve taleplerinindayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncaadli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderlerini ödemekten geçiciolarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.
B. KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucular haklarında tesis edilen idari işlemleriniptali talebiyle açtıkları davalar devam etmekteyken kamu görevinden ihraçedilmeleri sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmediği gerekçeleriylemahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
31. Bakanlık görüşünde; başvurucuların açmış olduğu iptaldavası sırasında bulunan menfaat bağının davanın sonuna kadar bulunmasıgerektiği, başvurucuların kamu görevinden ihraç edilmesi ile bu menfaatinortadan kalktığı ifade edilmiştir. Bakanlık; bu şartlarda davaya devamedilmesinin başvurucular açısından davanın manevi haz boyutunda kalacağını, busebeple derece mahkemeleri tarafından davanın esasına girilmeksizin verilenkararın mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğini belirtmiştir.
32. Başvurucuların bir kısmının Bakanlık görüşüne karşıbeyanında davanın devamının sedace manevi hazla açıklanamayacağı, yargılamamasraflarının aleyhlerine hükmedildiği, dava konusu idari işlemler ile kamugörevinden ihraç edilme işlemi arasında illiyet bağının olmadığı ve kamugörevine iade edilme ihtimallerinin bulunduğu vurgulanmıştır.
2. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların idari işlemlerin iptali talebiyle açtıkları davalarınkamu görevinden ihraç edilmeleri gerekçe gösterilerek esasının incelenmeksizinreddedilmemesi gerektiğine ilişkin iddiaların adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden biri olan karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
35. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğalsonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14.maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın36. maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenenadil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır(Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 54). Bu itibarla Anayasa'dagüvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin vebuna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (OnurhanSolmaz,§ 22).
36. Anayasa Mahkemesi; Sözleşme'nin adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medenihak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterekhakkın kapsamının bu konularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetininihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucununya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya dabaşvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğinibelirtmiştir (Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
37. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının medeni hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgilibir yargılama usulünde uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığınbulunması gerektiğini belirterek AİHM ile benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).
38. Bireysel başvuruya konu olaylarda idari işlemleriniptali istemiyle açılan davaların başvurucuların kamu görevinden ihraçedildiklerinden bahisle dava konularının ortadan kalktığı gerekçesiyledavaların esasının incelenmediği görülmektedir.
39. 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre davanın davaaçmakta menfaati bulunmayan kişi veya kişilerce açılması durumunda davanınehliyetsiz kişi/kişilerce açıldığı gerekçesiyle davanın esas incelemesinegeçilmeksizin usulden reddedilmesi öngörülmektedir. Yerleşik idari yargıiçtihadında, iptal davalarının kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılankoşullardan birinin davacının menfaatinin davaya konu işlem ile ihlal edilmişolması gerektiği kabul edilmektedir (bkz. § 15). Bu itibarla davacınınmenfaatini ihlal etmeyen idari işlemlerin esasen herhangi bir uyuşmazlığasebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan nitelikte işlemler olduğusöylenebilir.
40. Buradaki asıl meselenin davanın açıldığı sırada verolan menfaat bağının yargılamanın sonuna kadar bulunmasının gerekipgerekmediğidir. Hâl böyle olunca somut olayda bir uyuşmazlığın bulunupbulunmadığının ortaya konulması, Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.
41. Bir idari işlemin davacının menfaatini yargılamanınsonuna kadar ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin bu husustaki kanunhükmünü uygulayacak olan idari yargı mercii tarafından tespit edileceğiaçıktır.
42. Bununla birlikte ilgili kanun hükmünü uygulayan yargımerciinin idari işlemin dava konusu edilemeyeceği yönünde bir tespit vedeğerlendirmede bulunmuş olması tek başına ve her zaman ortadabir uyuşmazlığınbulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Bireysel başvurukapsamında yapılan incelemelerde Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti için aynı mahiyetteki idari işlemlere ilişkinolarak iç hukukta kabul görmüş bir uyuşmazlık olgusu bulunup bulunmadığının dadeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ise yerelmahkemelerce aynı mahiyetteki idari işlemlerin dava konusu edilebileceğininkabul edilmesi ve bu tip işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmesiönemli bir ölçüttür. Özellikle içtihat mahkemesi olan Danıştayın yorum veuygulamalarının bu hususta belirleyici bir role sahip olduğu söylenebilir (AliDiren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, § 42).
43. Bu bağlamda bir kısım Danıştay içtihadına (bkz. §§21, 22) göre idari işlemlerin kuruldukları tarih itibarıyla yargısal denetimetabi tutulmaları gerektiği, idare hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesiiçin davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığınınyeterli olduğu, ayrıca dava konusu işlemle menfaat ilişkisinin davanınsonuçlanmasına kadar devam etmesinin aranmadığı değerlendirilerek bunitelikteki işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelendiğigörülmektedir. Bir kısım Danıştay içtihadında ise (bkz. § 20) menfaatilişkisinin davanın niteliği ve özelliğine göre idari yargı mercilerincebelirleneceği ifade edilmiştir.
44. Somut başvuruda başvurucuların kamu görevindençıkarılmalarına ilişkin işlemlere karşı yargı yolunun açık olması sebebiylekamu görevine dönme ihtimallerinin varlığı değerlendirildiğinde iç hukukta enazından savunulabilir bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ilerisürülebilecek bir uyuşmazlığın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihlaliddialarının konusunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamındayer aldığının kabulü gerekir.
b. KabulEdilebilirlik Yönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
46. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında hiçbirmahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağıbelirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Sözleşme'yiyorumlayan AİHM de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemehakkı şeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın kararhakkını da içerdiğini ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu, B. No:2017/15698, 26/7/2019, § 54).
47. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olanmahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarınıiçerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığınkarara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullananbireyin asıl amacı davanın sonunda, uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıylailgili olarak bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucundaşayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öteyandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda birkarar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusuedilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonucabağlanmasını da gerektirir (İbrahim Demiroğlu,§ 55).
48. Kuşkusuz söz konusu dava, yargılama usulü kurallarıgereğince uyuşmazlığın esasının incelenemediği birtakım kararlarla daneticelenmiş olabilir (düşme/açılmamış sayılma/karar verilmesine yerolmadığı/süre aşımı vb.). Bu durum kural olarak karar hakkı yönünden bir sorunteşkil etmez. Zira söz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından önemli olanhusus; açıldığı sırada davanın -usule ilişkin sorunlar hariç-uyuşmazlığın esasını çözüme kavuşturma potansiyeline sahip, bir başka ifadeyledava açılmasındaki asıl amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasıdır. Ancak bunitelikleri taşıyan bir davada yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçtetaraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talephakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya dadavanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına mâni olan yasalarçıkarılması karar hakkının ihlaline yol açabilir (İbrahim Demiroğlu, §56).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
49. Başvurucuların haklarında tesis edilen işlemleriniptali talebiyle açtıkları davalarda derece mahkemeleri tarafındanbaşvurucuların kamu görevinden ihraç edilmiş oldukları gerekçesiyle davanınesası incelenmemiştir.
50. Yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarında (§§ 21,23) ortaya konulduğu üzere iptal davalarının ilk inceleme aşamasında kabuledilebilirlikleri için başka bir deyişle davanın esasının incelenebilmesi için2577 sayılı Kanun kapsamında aranan menfaat şartının davanın açıldığı sıradabulunması yeterli olmakta, menfaatin davanın sonuna kadar devam etmesiaranmamaktadır. Anılan içtihatlardaki yaklaşımın kamu görevlileri hakkındatesis edilen işlemler hakkında açılan davaların yargılama sırasında kamugörevlisi statülerinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda dahi idariişlemle olan menfaat bağının ortadan kalkmayacağı yönünde olduğu görülmektedir.Böylece alınacak yeni bir idari kararla davacının iptalini istediği işlemleilişkisini kesmek suretiyle dava konusu işlemin yargı denetimi dışınaçıkarılması engellenmiş olacaktır. Buna göre Danıştayın söz konusuiçtihatlarındaki çıkarımın dava şartı olarak kabul edilen menfaat ihlaliyorumundan hareketle dava konusu edilebilirliğinin tespitinde kamu yararı ilebireyin menfaatleri arasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken kabuledilebilir ölçütler içerdiği görülmektedir.
51. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statühukukuna göre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamındahaklarında tesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamlarıharicinde maddi ve manevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlargösterebilmesi, öte yandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerlekaybedilen kamu görevliliği statüsünün belirli koşullar altında yenidenkazanılmasına imkân sağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişiüzerinde etkilerini devam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığıanlaşılmaktadır (Levent Tütüncü, B. No: 2015/3690, 18/7/2018, § 59).
52. Danıştay içtihadında benimsenen bu yaklaşıma göresomut olayda başvurucuların Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonuna(OHAL Komisyonu) başvurabileceği, OHAL Komisyonu kararlarına karşı yargıyolunun açık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucuların yeniden kamugörevliliği statüsünü kazanabileceği ihtimalinde dava konusu idari işlemlerinbaşvurucular üzerinde bir etkisinin bulunmayacağı söylenemez. Bu itibarla idariişlemlerin iptali talebiyle açılan davaların yargılamaları davam ederkenbaşvurucuların kamu görevinden ihraç edilmelerinin davaya konu idari işlemlerile ihlal edilen menfaatlerinin ortadan kalkmadığı, bu durumda davalarınesasının incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
53. Bireysel başvuruya konu derece mahkemeleri kararındaise Danıştay içtihadında belirtilen ölçütler kapsamında herhangi bir irdelemeyegidilmeksizin salt kamu görevinden ihraç edilme sebebiyle davanın konusununortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilerek davalarınesasının incelenmediği, başka bir deyişle davalara konu idari işlemlerin esasıhakkında karar verilmediği görülmektedir.
54. Derece mahkemelerinin somut olayda davanın esasınınincelenebilmesine ilişkin değerlendirmeleri konusunda 2577 sayılı Kanun'dadüzenlenen usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili bu şekilci yorumlarınınbaşvurucuların hukuksal durumunu etkileyen idari işlemlerden doğanuyuşmazlıklar hakkında karar verilmemesi sebebiyle başvuruculara ağır birkülfet yüklediği, bu sebeple başvurucuların karar hakkının ihlal edildiğideğerlendirilmiştir.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Diğer Hakİhlal İddialar
1. Başvurucularınİddiaları
56. Başvurucular, başvuruya konu davanın esasına yönelikolmak üzere anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
57. Başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna varılarak uyuşmazlık hakkında yeniden yargılama yapılmaküzere karar örneğinin ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmişolduğundan (bkz. § 55) başvurucuların diğer anayasal haklarının ihlal edildiğiyönündeki iddialarının kabul edilebilirlik ve esas açısından ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
59. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş vetazminat talebinde bulunmuşlardır.
60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018). kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,66, 67).
63. İncelenen başvuruda karar hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararlarından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
64. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılması için ekli tablonun (D) sütununda belirtilen derecemahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
65. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL başvuruharcı ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılamagiderinin ekli listede belirtilen başvuruculardan Serdar Batur, Yüksel AslanAcer, Engin Aygün, Abdullatif Ucaman, Tefik Kandemir ve Zelal Bilgin'e ayrıayrı, Ömer Furuk Gürbüz ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasına müştereken,Haki Akdağ ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasına müştereken,294,70 TLbaşvuru harcından oluşan yargılama giderinin Hilmi Uğur, Zülküf Güneş ve FatihIşıktaş'a ayrı ayrı, 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBeyazıt Yaşar Seyhan, Musab Karabaş ve Süleyman Solmaz'a ayrı ayrı, 589,4 TLbaşvuru harcı ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.189,4 TLyargılama giderinin aynı avukat ile temsil edilen başvuruculardan Serkan Yavuzile Mehmet Emin Çakıcı'ya müştereken ödenmesi gerekmektedir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gizlilik talebinde bulunan başvurucuların taleplerininREDDİNE,
B. Adli yardım talebinde bulunan başvurucularıntaleplerinin KABULÜNE,
C. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması için eklitablonun (D) sütununda belirtilen derece mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 294,70 TL başvuru harcı ile 3.600 TL vekâletücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin ekli listedebelirtilen başvuruculardan Serdar Batur, Yüksel Aslan Acer, Engin Aygün,Abdullatif Ucaman, Tefik Kandemir ve Zelal Bilgin'e AYRI AYRI, Ömer FurukGürbüz ile Egitim ve Bilim Emekçileri Sendikasına MÜŞTEREKEN, Haki Akdağ ileEgitim ve Bilim Emekçileri Sendikasına MÜŞTEREKEN, 294,70 TL başvuru harcındanoluşan yargılama giderinin Hilmi Uğur, Zülküf Güneş ve Fatih Işıktaş'a AYRIAYRI, 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin Beyazıt YaşarSeyhan, Musab Karabaş ve Süleyman Solmaz'a AYRI AYRI, 589,4 TL başvuru harcıile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.189,4 TL yargılama giderininaynı avukat ile tamsil edilen başvuruculardan Serkan Yavuz ile Mehmet EminÇakıcı'ya MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 2/12/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.