TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH KOÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/4912)
Karar Tarihi: 10/3/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Abdullah KOÇ
Vekili
:
Av. Eylem HAKVERDİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olaylarsırasında yüzüne yabancı cisim isabet etmesi sonucu yaralanma meydana gelmesive buna ilişkin ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle kötümuamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/2/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. 1991 doğumlu olan ve boyacılık işiyle geçimini sağladığınıbeyan eden başvurucu, olay tarihinde Ankara'da yaşamaktadır. Başvurucu, ülkegenelinde gerçekleşen ve Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen protestogösterilerinin 2/6/2013 tarihinde Kızılay Meydanı'nda yapılan kısmınakatılmıştır.
10. İddiaya göre başvurucu, kolluk görevlileriningösteriye müdahalesi sırasında yüzüne plastik mermi isabet etmesi neticesindeyaralanmıştır. Tedavi amacıyla önce Ankara Çağ Hastanesine götürüldüğünü ancakyaralanmasının ileri tetkik ve tedavi gerektirmesi nedeniyle başka hastaneyesevk edildiğini ifade eden başvurucunun tedavisi Ankara Eğitim ve AraştırmaHastanesinde (Eğitim ve Araştırma Hastanesi) yapılmıştır.
11. Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından başvurucuhakkında 2/6/2013 tarihinde sağlık raporu düzenlenmiştir. Raporun ilgili kısmışöyledir:
"Yüzüne plastik mermi gelmeöyküsüyle başvurduğu, sağ maksillada burun 1 cm lateralinde 1,5x1,5 cm açıkyara, içerisinde yabancı cisim olduğu, BT; sağ maksiller düzeyinde ciltaltıdoku şişliği ve çok sayıda milimetrik yabancı cisim olduğu,
Plastik cerrahi konsültasyon raporunda,sağ masolabial superiorda yaklaşık 4x3 cmlik burun sağ alar kanadın 0,5 cm sinide etkileyen etrafında yaklaşık 3 mmlik alanın yanık olduğu doku defekti mevcutolduğu, defektin içinde dışardan gözüken plastik yabancı cisim olduğu, dokudefektinin etrafında ve burun sağ alar kanatta hipoestezi tarif ettiği,maksillar ön çekmece testi negatif olduğu, mandibula bimanual muayenesindekrepitasyon alınmadığı, BT 'de (yoğunluktan dolayı tomografi dışardan gözükenyabancı cisimler çıkarılıp ilk müdahale yapıldıktan sonra çekilebildiği), sağmaksiller sinüs anteriorda milimetrik metalik dansite veren yabancı cisimolduğu, LAA uygun saha temizliği sonrası defekten 2 adet yaklaşık 2x2 cmlik ve2x1 cmlik plastik yabancı cisim çıkarıldığı, hastanın ölü ve parçalanmışdokuları debride edildiği, sağ nasolabial parçalanmış kas dokuları uygunyerlerine sütüre edildi, primer sütürasyon uygun pansumanını takiben operasyonsonlandırıldığı, fraktür hattı olmadığı..."
A. CezaSoruşturması Süreci
12. Başvurucuya uygulanan cerrahi operasyonlabaşvurucunun yüzünden iki plastik yabancı cisim çıkarılmış ve bucisimler başvurucuya teslim edilmiştir. Başvurucu bu cisimlerin plastikmermi parçaları olduğunu iddia ederek bu cisimleri delil olarak dilekçesineeklemek suretiyle yaralanmasında sorumluluğu olan kolluk görevlileri hakkında5/6/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyettebulunmuştur.
13. Savcılık tarafından başvurucunun tedavi evrakları ilehakkında düzenlenen sağlık raporları Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğüne (Adli TıpKurumu) gönderilerek başvurucunun yaralanmasının niteliğinin belirlenmesi talepedilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 16/10/2014 tarihli raporunilgili kısmı şöyledir:
"Yapılan muayenesinde; sağnazolabilal bölgede 1,5x0,7 cmlik alanda çevre cilt dokutan çökük görünümde vekoyu renkte nedbe dokusu tespit edilmiş olup,
Yaralanmasının;
1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan birdurum olmadığını,
2-Basit bir tıbbi müdahale ilegiderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞINI,
3-Yüzde sabit iz niteliğinde OLDUĞUNU,
bildirir rapordur."
14. Şikâyet ve delillerinin tespiti amacıyla Savcılıktarafından 16/10/2014 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucuifadesinde, gösterinin yapıldığı yere arkadaşının yanına gittiğinde kollukgörevlilerince müdahalenin başladığını, kaçmaya fırsat bulamadan yüzüne bircisim isabet ettiğini, önce taş olduğunu zannettiği maddenin daha sonra plastikmermi olduğunu düşündüğünü ancak niteliğini kesin olarak bilmediğini belirtmiş;söz konusu maddenin polis tarafından atıldığını, bir polis memurunun yaklaşık55-60 metre mesafeden kendisine nişan aldığını fark ettiğini ancak ateş edenpolis memurunu teşhis edemeyeceğini açıklayarak kendisini yaralayan polismemurundan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
15. Başvurucunun ifadesi sırasında hazır bulunanbaşvurucunun avukatı, delillerin toplanmasını talep etmiş; bu kapsamdabaşvurucunun yüzüne isabet eden cismin darbe etkili mermi olabileceğini, buyönde araştırma yapılarak olay günü bu mermileri kullanmaya yetkili polismemurlarının isim listesinin temin edilmesi ile olay yerini gösterir kamerakayıtlarının incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir.
16. Savcılık tarafından İl Emniyet Müdürlüğünden 2/8/2016tarihinde başvurucuyu hukuka aykırı ve zor kullanma sınırının aşılmasısuretiyle yaralayan kolluk memurunun kimliğinin tespit edilmesi, bu kapsamdaolay günü darbe etkili mermi kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışsa kullanangörevli personelin isim listesinin belirlenmesi istenmiştir. Savcılığıntalebine Emniyet Müdürlüğünün cevap verdiğine ilişkin bilgi UYAP'takisoruşturma dosyasına yansımamıştır.
17. Savcılık 22/3/2019 tarihinde soruşturmanın daimîaramaya alınmasına karar vermiştir. Karar başlığında şüphelinin faili meçhul vesuçun bilinçli taksirle yaralama suçu olarak belirtildiği, bu bağlamdazamanaşımı süresinin 2/6/2021 tarihi olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Kararıngerekçesi şöyledir:
"Müştekinin, 02/06/2013 günüKızılay Meydanında yapılmakta olan gezi parkı protesto eylemleri sırasındaKonur Sokakta bulunan iş yerinin önüne çıktığında Meşrutiyet Caddesigirişindeki üst geçitten açık kimliğini bilmediği polis memurunun ateş etmesisonucu plastik mermi ile burnunun sağ kenar kısmından yaralandığı şikayeti ileilgili olarak yürütülen soruşturmada yapılan tüm araştırmalara rağmenşüpheli/şüphelilerin tespit edilemediği, buna göre;
1) Şüpheli veya şüphelilerin gösterilenzamanaşımı tarihine kadar aranması ..."
B. Tam YargıDavası Süreci
18. Başvurucu; kolluk görevlisinin kasıtlı eylemineticesinde yaralandığını, bu itibarla yüzünde sabit iz kaldığını, bir ayçalışamadığını beyan ederek maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesiniİçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünden (İdare) talep etmiştir.
19. İdarenin 24/7/2014 tarihli ret cevabı üzerinebaşvurucu, İdare aleyhine Ankara 14. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tamyargı davası açarak olayda hizmet kusurunun bulunduğunu, bu nedenle oluşan1.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi zararının tazmin edilmesi gerektiğini ilerisürmüştür.
20. İdare Mahkemesinin ilgili kolluk birimleriyle yaptığıyazışmalar sonucunda 2/6/2013 tarihinde Kızılay Meydanı'nda gerçekleşenolaylarla ilgili olarak başvurucu hakkında herhangi yasal bir işlem yapılmadığınınbildirildiği görülmüştür.
21. İdare Mahkemesince 18/5/2017 tarihinde davanınreddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Olayda; davacı tarafından, geziparkı olarak adlandırılan eylemler sırasında polis tarafından öldürmek kastıylave hedef gözeterek atılan plastik merminin isabet etmesi sonucu yaralandığı vediğer emniyet görevlileri tarafından da olaya müdahale edilmediği, olaydadavalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmekte ise de; davacınınkendisine ateş ettiğini ileri sürdüğü polis memurundan şikayetçi olması üzerineAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığı, ancak söz konususoruşturma kapsamında davacıyı yaraladığı iddia edilen herhangi bir polismemurunun tespit edilemediği ve soruşturmanın devam ettiği, söz konususoruşturma dosyasında yer alan ve Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ncedüzenlenen 02.06.2013 tarihli genel adli muayene raporu ile Adli Tıp Kurumutarafından düzenlenen 16.10.2014 tarihli raporda, davacının yüzüne yabancı bircismin isabet etmesi sonucu yaralandığının belirtildiği, ancak davacınınyaralanmasına neden olan olayın idarenin herhangi bir eylemindenkaynaklandığına dair somut bir delilin dosyaya sunulamadığı, bir başka ifadeyledosyada davacının söz konusu iddialarını doğrulayacak herhangi bir bilgi veyabelgenin bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda; salt davacının yabancı bircismin yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandığına dair raporlar esas alınarakdavalı idareye kusur atfedilemeyeceği, zararın davalı idarenin kusurundankaynaklandığının somut olarak ortaya konulamadığı, dolayısıyla davacıtarafından uğranıldığı iddia olunan zararla idarenin herhangi bireylemi/eylemsizliği arasında illiyet bağı kurulamadığı anlaşılmış olup,davacının tazminat isteminin kabulüne olanak bulunmamaktadır. "
22. Başvurucunun İdare Mahkemesi kararına karşı istinaftalebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 13/12/2017tarihli kararıyla reddedilerek İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.
23. Onama kararı başvurucuya 5/1/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
24. Başvurucu 5/2/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
25. Kötü muamele yasağı ile ilgili ulusal hukuk için bkz.Hüseyin Caruş, B. No: 2013/7812, 6/102015, §§ 28-30; Özlem Kır, B.No: 2014/5097, 28/9/2016, §§ 22-29.
26. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuruhakkı ile ilgili ulusal hukuk için ayrıca bkz. Sinan Işık (2), B. No:2015/12734, 25/9/2019, § 29; Abdullah Yaşa, [GK] B. No: 2015/12486,5/11/2020, §§ 29, 30.
B. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötümuamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğu vurgulanmıştır.Terörizmle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahiSözleşme'nin güvenlik güçlerini mağdurların davranışlarından bağımsız olarakişkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiğihatırlatılan AİHM kararlarında Sözleşme'nin 15. maddesinde ifade edilen toplumhayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi kötü muamele yasağının hiçbiristisnasına yer verilmediği belirtilmiştir (Selmouni/Fransa [BD], B. No:25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119).
28. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muameleolduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşmasıbeklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; ErdoğanYağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya[BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlaramuamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir (Aksoy/Türkiye,B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96,21/12/2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004, §53). Ayrıca kötü muamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydanagelip gelmediğinin tespiti de (Eğmez/Kıbrıs, § 53; Selmouni/Fransa,§ 104) dikkate alınması gereken diğer faktörlerdendir.
29. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir vemakul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlikiçin minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
30. AİHM, işkence veya kötü muameleyle suçlanılandurumlarda etkili başvurunun amaçları çerçevesinde cezai işlemlerin vehüküm verme sürecinin zamanaşımına uğramamasının, genel affın veya affın mümkünkılınmamasının büyük önem taşıdığına işaret etmiştir. Ayrıca AİHM, soruşturmasıveya davası süren görevlinin görevinin askıya alınmasının ve hüküm almasıdurumunda meslekten men edilmesinin önemine dikkat çekmiştir (AbdülsametYaman/Türkiye, B. No: 32446/96, 2/11/2004, § 55; Eski/Türkiye, B.No: 8354/04, 5/6/2012, § 34; benzer yöndeki Birleşmiş Milletler İşkenceyiÖnleme Komitesinin nihai ve tavsiye kararları için bkz. Türkiye,27/5/2003, CAT/C/CR/30/5).
31. AİHM'in Sözleşme'nin 13. maddesi ile korunan etkilibaşvuru hakkı ile ilgili benimsediği ilkeler kısaca şu şekilde özetlenebilir:
- 13. maddede yer alan düzenlemenin amacı Sözleşme'dekorunan hakları ihlal edilen kişilerin AİHM önünde başvuruda bulunmadan önceulusal düzeyde bir çözüme ulaşmalarını sağlamaktır (Kudla/Polonya [BD],B. No: 30210/96, 26/11/2000, § 152). Etkili başvuru hakkı, Sözleşmekapsamındaki haklarının ihlal edildiğine dair savunulabilir bir iddiası bulunankişilerin bu iddialarını, esasını inceleme ve uygun bir giderim sağlamakapasitesine sahip ulusal bir otorite önünde öne sürme imkânına sahipolmalarını gerektirir (M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:30696/09, 21/1/2011, § 288).
- 13. maddede düzenlenen etkili başvuru hakkının bağımsızbir varlığı yoktur ve bu hak yalnızca Sözleşme ve ek protokollerde düzenlenenesasa dair hakların tamamlayıcısı durumundadır. Bir başvurucunun 13. maddeyiileri sürebilmesi için diğer Sözleşme hükümleriyle korunan haklarının ihlaledildiğine dair savunulabilir bir iddiasının olması zorunludur (Zavoloka/Litvanya,B. No: 58447/00, 7/7/2009, § 35). AİHM, 13. maddenin bağlantılı olarak veyabirlikte ileri sürüldüğü hak bakımından bir ihlal bulduğunda etkili başvuruhakkına dair iddianın da savunulabilir olduğu sonucuna varmaktadır (Batı vediğerleri/Türkiye, B. No: 33097/96, 57834/00, 3/6/2004, § 138). Bunakarşılık 13. maddenin uygulanması için mutlaka başka bir Sözleşme hükmününihlal edildiğine karar verilmiş olması gerekmez (Nuri Kurt/Türkiye, B.No: 37038/97, 29/11/2005, § 117).
- İhlalin giderilmesi için kabul edilecek başvuru yolununne tür bir çözüm sağlaması gerektiği konusunda ihlal edilen hakkın doğasıbelirli bir etkiye sahiptir (Budayeva ve diğerleri/Rusya, B. No:15339/02, 2166/02, 20058/02, 11673/02, 15343/02, 20/3/2008, § 191). Devletler,hakları ihlal edilen kişilere hangi başvuru yolunu sağlayarak 13. madde iledüzenlenen yükümlülüklerini yerine getireceklerine dair belirli bir takdirhakkına sahiptir ancak iç hukukta kabul edilecek başvuru yolu yalnızca hukukizeminde değil pratikte de etkili olmalıdır. İhlal edildiği ileri sürülen hakyaşam hakkı ya da işkence ve kötü muamele yasağı gibi temel bir hak olduğundaSözleşme'nin 13. maddesi, hakları ihlal edilen kişilere tazminat ödenmesine ekolarak sorumluların tespiti ve cezalandırılmasına imkân tanıyacak şekildekapsamlı ve etkili bir ceza soruşturması yapılmasını gerektirir (Kaya/Türkiye,B. No: 22729/93, 19/2/1998, §§ 106, 107).
32. AİHM, yaşam hakkı / kötü muamele yasağına ilişkinceza soruşturmasındaki eksikler nedeniyle olayın faillerinin tespit edilemediğive bu durumun tazminat davasının sonucunu olumsuz etkileyerek tazminat sürecinide anlamsız hâle getirdiği durumlarda Sözleşme'nin etkili başvuru hakkınıdüzenleyen 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Kavak/Türkiye,B. No: 53489/99, 6/7/2006, §§ 94-97; Hasan Kılıç/Türkiye, B. No:35044/97, 28/6/2006, §§ 44-53; Mesut Deniz/Türkiye, B. No: 36716/07,3/6/2004, §§ 58-62).
33. AİHM, kamu görevlilerinin kötü muamele nedeniyleyargılandığı bir davadaki bazı eksikliklere vurgu yaparak Sözleşme'nin 13.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Buna göre ceza soruşturmasındakieksiklikler nedeniyle somut olayda başvurucular tarafından dava açılmamışolmakla birlikte emsal davalardaki duruma bakıldığında tazminat yolununişlemesinin de mümkün olmadığı kanaatine varmıştır (Batı vediğerleri/Türkiye, B. No: 33097/96, 57834/00, 3/6/2004, §§ 125-149).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu; Kızılay Meydanı'nda yapılan gösterilersırasında kolluk görevlilerinin müdahalesi neticesinde yüzüne plastik mermiisabet etmesiyle yaralandığını, buna karşın açılan ceza soruşturmasında dörtyıldır ilerleme kaydedilmediğini ve etkili soruşturma yürütülmediğinibelirterek kötü muamele yasağıyla birlikte adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde, kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddiayla ilgili olarak İdare Mahkemesince yapılan yargılamasonucunda başvurucunun yaralanmasının güvenlik güçlerinin haksız sözlü ve fiilîsaldırısı neticesinde oluştuğunun ortaya konulamadığının değerlendirildiği,Savcılık tarafından yapılan tüm araştırmalara rağmen olaya ilişkin herhangi birkamera kaydına veya başvurucuyu yaraladığını iddia edilen kişilerin kimlikbilgilerine ulaşılamadığı gibi soruşturmanın henüz tamamlanmadığı hususlarıgözönünde bulundurulduğunda kötü muamele yasağının ihlal edilmediği, ayrıcabaşvurucuyu yaralayan fail/faillerin ortaya çıkarılması için azami birhassasiyet ile soruşturma yapıldığı ve delillerin toplandığı, başvurucununsoruşturmaya etkin katılımının sağlandığı belirtilmiştir.
37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformunda beyanlarını yinelemiş; ayrıca Gezi eylemleri sırasında yüzüne plastikcisim isabet etmesi sonucu yaralandığının sağlık raporlarıyla ortayakonulduğunu, Savcılığa teslim edilen söz konusu cismin plastik mermi veyabenzeri bir şey olup kolluk görevlilerince kullanıldığının açık olduğunu, bunarağmen tazminat davasının reddedildiğini beyan etmiştir.
2. Değerlendirme
38. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz."
39. Anayasa’nın "Devletin temel amaç vegörevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç vegörevleri, … kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak;kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır."
40. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin ileri sürdüğüiddiaların Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınankötü muamele yasağının usul boyutu kapsamında olduğu değerlendirilmiş veinceleme bu kapsamda yapılmıştır.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
41. Başvurucu, ceza soruşturmasında uzun zamandırilerleme kaydedilmediğini belirtmiş; ayrıca tam yargı davasının reddedilmesisonrası olağan kanun yollarını tüketerek bireysel başvuruda bulunmuştur.
42. Öncelikle başvuru yollarının tüketilmesikuralı, bir soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünde inceleme yapılabilmesiiçin mutlak surette gerekli olmasa da yürütülen soruşturmanın -makul bir süreyiaşmaması şartıyla- ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağınınbeklenmesi, bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincilniteliğine uygun olacaktır (Hüseyin Caruş, § 46). Buna karşınbaşvurucunun bir soruşturmanın açılmayacağının, soruşturmada ilerlemeolmadığının, etkili bir ceza soruşturması yapılmadığının, ileride de böyle birsoruşturmanın yürütüleceği konusunda en ufak gerçekçi bir şans olmadığınınfarkına vardığı veya varması gerektiği andan itibaren yaptığı bireyselbaşvurular kabul edilebilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, B. No:2012/848, 17/7/2014, § 77). Genel kural soruşturmanın tamamlanmasından sonrabireysel başvuruların incelenmesi olmakla birlikte Anayasa Mahkemesi genelkuraldan ayrılarak devam eden soruşturmalarda ilerleme kaydedilmemesiiddialarını usul yükümlülüğü kapsamında inceleyebilmektedir (Hüseyin Caruş;Cihan Mutlu B. No: 2016/9422, 13/2/2020; Elif Güneş Yıldırım (2),B. No: 2016/15455, 1/7/2020).
43. Diğer bir ifadeyle başvuru yollarının tüketiliptüketilmediği yönünde karar verebilmek için devletin Anayasa’nın 17. maddesikapsamında etkili soruşturma yapma pozitif yükümlülüğünün çerçevesininve somut olayda ne şekilde yerine getirildiğinin tespiti de gerekmektedir. Nevar ki anılan hususların tespiti, somut olayda esas hakkında incelemeyapılmasını zorunlu kılmaktadır (Pınar Durko, B. No: 2015/16449,28/6/2018, § 67).
44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelilkeler
45. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel veruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıklarıolaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014 § 110).
46. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafındanhukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde birmuameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunmasıhâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişliolmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikteetkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilîdokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarınıistismar etmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 111).Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatmaveya cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları mahkûmiyetle veya belirli birceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (CezmiDemir ve diğerleri, § 113).
47. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız birşekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olayve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya dakararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamdasoruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak,özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 116).
48. Mahkemelerin -ve diğer soruşturma makamlarının-özellikle kötü muamele niteliğindeki bir olayın zamanaşımına uğramaması içinellerinden gelen tüm gayreti sarf etmesi ve tüm araçlara başvurması gerekir.Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza soruşturması söz konusu olduğundayetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlik ilkesi içindegenel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel bir unsur olaraksayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı gösterilecek her türlühoşgörüden kaçınmaya olanak tanır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 120; AdemErden, B. No: 2015/4032, 23/1/2019 § 34).
49. Soruşturmaların yürütülmesinde bu açıdan önemli olanhusus -sonuçta alınan kararın (somut olayda daimî arama) niteliğinin neolduğunun önemi olmaksızın- özelde başvurucuların ve genel olarak da toplumdakidiğer bireylerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi, hukuka aykırıeylemlerin hoş gösterildiği ya da bu tür eylemelere kayıtsız kalındığı görünümüverilmesinin engellenmesi açısından yeterli hız ve özenin gösterilipgösterilmediğinin ortaya konulmasıdır (Hüseyin Caruş, § 86).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
50. Başvurucu, Kızılay Meydanı'ndaki gösterinin yapıldığıtarihte yüzüne isabet eden sert bir cisimle yaralanmıştır. Başvurucununyaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ölçüde ağır ve yüzündesabit iz oluşturacak nitelikte olduğu sağlık raporlarıyla ortaya konulmuştur.
51. Başvurucu, yaralanmasının akabinde birkaç gün içindeSavcılığa başvurarak kendisini kolluk görevlilerinin yaralandığı ileri sürmüş;yaralanmasına sebep olan ve cerrahi müdahaleyle yüzünden çıkarılan plastikmaddeyi delil olarak Savcılığa sunmuştur. Bu durumda başvurucunun iddialarınınsavunulabilir olduğu değerlendirilerek etkili soruşturma yapılmasıbeklentisinin meşru olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim başvurucunun şikâyetiüzerine Savcılık tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır.
52. Kötü muamele yasağı çerçevesinde bireyi kamugörevlilerinin hukuka aykırı kuvvet kullanımına karşı korumak maksadıylagüvence altına alınan etkili bir soruşturmanın varlığından söz edilebilmesiiçin her şeyden önce soruşturma makamlarının tarafsız bir biçimde, özenlidavranarak maddi gerçeğe ulaşma çabası içinde olması gerekmektedir. Bu kapsamdasoruşturma makamlarından olaya dair tüm delilleri toplaması ve bu delillerinesnel bir analizle yorumlayarak hukuki sonuca ulaşması beklenmektedir.
53. Bu kapsamda Savcılık tarafından sorumlularınkimliklerinin tespiti amacıyla olay günü başvurucunun yaralandığı bölgede görevalan kolluk görevlilerinin liste usulü kimliklerinin belirlenmesi istenmiştir.Buna karşın olay günü görevli olan memurları gösterir görev listelerininsoruşturma dosyasına sunulduğuna ilişkin veriye rastlanmamıştır. Kaldı kilisteler haricen bildirilmiş olsa dahi listelerde yer alan kişilerle ilgili birişlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Zira Savcılıkça olaydan sorumlu olabilecek hiçkimse şüpheli olarak tespit edilmemiş ve dolayısıyla savunma alınmamıştır.Dahası olay yerinde görevli olan kolluk memurlarından kimse tanık olarak dahidinlenmemiştir.
54. Diğer taraftan başvurucunun iddialarını desteklemekamacıyla delil olarak soruşturma makamlarına ibraz ettiği, yüzünden çıkarılanyabancı maddenin mahiyetinin tespit edilmesine ilişkin herhangi bir işlemyapılmamış, bu itibarla söz konusu cismin iddia edildiği gibi plastik veyadarbe etkili mermi olup olmadığı belirlenmemiştir. Dahası başvurucunun avukatıaracılığıyla olay yeri görüntülerinin incelenmesi talep edilmiş ise debaşvurucunun yaralanma anını gösterir kamera kayıtlarının olup olmadığınınaraştırıldığı soruşturma dosyasına (UYAP kayıtlarına) yansımamıştır.
55. Neticede Savcılık tarafından açılan soruşturmakapsamında altı yıldır sadece başvurucuya şikâyet ve delilleri sorularakyaralanmasının niteliğinin belirlenmesi amacıyla hakkında sağlık raporualındığı, soruşturmanın başlatılmasından yedi yıl sonra daimî arama kararıverilmiş olduğu dikkate alındığında soruşturmada uzun zamandır ilerleme kaydedilmediğikanaatine varılmıştır. Dolayısıyla kamera aracılığıyla kayıt altına alınangeniş çaplı toplumsal bir olaya müdahale esnasında yaralandığını ileri sürenbaşvurucunun şikâyetiyle ilgili olarak makul sayılamayacak bir süre içindesoruşturma makamları tarafından sorumlu kolluk görevlileri veya üçüncüşahısların kimliklerinin dahi tespit edilememesinin soruşturmanın özenli vesüratli yürütülmesi yükümlülüğüne aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
56. Belirtilen bu tespitler ışığında maddi gerçeğin ortayaçıkarılması için gerekli delillerin toplanması ve değerlendirilmesi konusundaSavcılıkça yapılan soruşturmada Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındagüvence altına alınan kötü muamele yasağı açısından gerekli özeningösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
57. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
58. Öte yandan soruşturmadaki anılan eksikliklernedeniyle başvurucunun yaralanmasının kaynağının kolluk ya da üçüncü kişilerineylemleri sonucu olduğu hususunun aydınlatılmadığı hatta başvurucunungösteriler sırasında yaralanıp yaralanmadığı konusunda bile açıklık olmadığınazara alındığında başvurucunun iddia ettiği olayların gerçekliği konusundakanaat oluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutunun incelenmesinin buaşamada mümkün olmadığı değerlendirilmiştir (benzer değerlendirmeler için bkz. MehmetGüneş, B. No: 2015/16417, 11/12/2018, § 60; Hasan Fırat [GK], B.No:2015/9496, 31/10/2019).
B. Kötü MuameleYasağıyla Bağlantılı Olan Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucununİddiaları
59. Başvurucu, zararlarının tazmini amacıyla açtığıdavanın kolluk görevlilerinin eylemleriyle yaralanması arasında illiyet bağıbulunmaması nedeniyle reddedildiğini oysaki ameliyatla plastik mermiparçalarının yüzünden çıkarıldığını, kolluk görevlilerince yaralandığının açıkolmasına rağmen tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle etkili başvuruhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
60. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerinkorunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
"Anayasa ile tanınmış hak vehürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurmaimkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerinhangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmekzorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafındanvâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazminedilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."
61. Anayasa Mahkemesi, kolluk görevlilerinineylemlerinden kaynaklanan kötü muamele iddialarında etkili başvuru yolunun cezasoruşturması olduğunu belirtmiş ve maruz kalınan kötü muamele nedeniyleyalnızca tazminat talep etme yolunun tercih edildiği başvuruları kabul edilemezbulmuştur. Bu sonuca ulaşılırken özellikle tam yargı davasının tazminatödenmesi imkânı sağlamakla birlikte kötü muamele iddialarına ilişkin maddiolayın ortaya çıkarılması, sorumluların tespiti ve cezalandırılmasına yönelikbir sonuç elde etme şansı sunmaması nedeniyle etkili bir başvuru yolu olmadığıtespitine yer verilmiştir (Zeki Güngör, B. No: 2013/8491,31/3/2016, §§ 39-45).
62. Bununla birlikte kamu görevlilerinin kastifiilleriyle gerçekleştirdikleri kötü muamele iddiaları yönünden asıl yolun cezasoruşturması olması tamamlayıcı bir giderim yolu olarak tazminat davasının daöngörülmesine engel değildir. Anayasa'nın 40. maddesi kötü muamele yasağıihlalleri sebebiyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmin edilmesinisağlayacak yargısal mekanizmalar ihdas edilmesini zorunlu kılmaktadır. NitekimTürk hukukunda açılacak tam yargı davası bu tür durumlarda tazminata hükmetmeimkânı sağlamaktadır. Bu itibarla kamu görevlilerinin kötü muamelesi sebebiyleuğranılan zararın tazmini için açılan tam yargı davası sürecine ilişkinşikâyetlerin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvenceye bağlanankötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminataltına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında bireysel başvuruya konu edilmesimümkündür (Bazı değişikliklerle Abdullah Yaşa [GK], § 46).
63. Somut olayda kötü muamele yasağının usul boyutuylaihlal edildiği yukarıda değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun aynı olaynedeniyle açtığı tazminat davasına ilişkin şikâyetlerinin kötü muameleyasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmesigerektiği anlaşılmıştır.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
64. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
65. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'da güvence altınaalınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmedenbaşvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru hakkı) güvencealtına alınmaktadır. Buna göre etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkınınihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarınıinceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesiniengellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlamaya)elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanmasıolarak tanımlanabilir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkiniddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolunun mevzuatta öngörülmesiyeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamanda uygulamada da etkiliolması (başarı şansı sunması) gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolunungerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkili olması, somut olaybakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahale bulunup bulunmadığınındeğerlendirilmesine engel değildir (Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad, B.No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 59-61).
66. Etkili başvuru hakkı tanınmasına dair yükümlülüğünanayasal hak ihlallerinin giderilmesi için ne tür bir çözüm yolu öngörülmesihâlinde yerine getirilmiş sayılacağı konusunda somut olayın koşulları ve ihlaledildiği ileri sürülen hakkın niteliği belirleyici bir etkiye sahiptir. Kamusalyetkiyle güç kullanan görevlilerin eylemleri nedeniyle kötü muamele yasağınınihlal edildiğinin iddia edildiği durumlarda etkili başvuru hakkı uyarıncakişilerin uğradığı zararların tazminini sağlamak üzere etkili bir hukuk yolununöngörülmüş olması gerekmektedir (Abdullah Yaşa, § 66).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
67. Başvurucu, toplumsal bir olaya kolluk güçleritarafından yapılan müdahale esnasında yüzüne yabancı cisim isabet etmesi sonucuyaralanması neticesinde zararlarının tazmini amacıyla tam yargı davası açmış,davada yaralanmasına sebebiyet veren failin kolluk görevlisi olduğunu iddiaetmiştir.
68. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonucundabaşvurucunun yaralandığı hususunda tereddüt bulunmamakta ise de olayla ilgiliyapılan ceza soruşturmasının tamamlanmadığı ve toplanan deliller bakımındanolaydan sorumlu kişinin kolluk görevlisi olduğuna ilişkin somut delilbulunmadığı gerekçesiyle yaralanma ile idari eylem/eylemsizlik arasında illiyetbağı kurulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
69. İdare Mahkemesinin ret gerekçesi ceza soruşturmasınadayanmakta olup başvurucunun yaralanma olayından sorumlu şahsın bir kollukgörevlisi olduğuna ilişkin delil bulunmamasını temel almaktadır. Olayla ilgiliyapılan ceza soruşturmasında delillerin toplanılmasındaki eksiklik nedeniylesorumluların tespit edilememesinden dolayı etkili soruşturma yükümlülüğününihlal edildiğine yukarıda (bkz. §§ 50-57) yer verilmiştir.
70. Bu noktada aynı olaydan kaynaklanan ceza soruşturmasıve tazminat davasının birbirine etkisi tartışılırken özellikle AnayasaMahkemesince etkili olmadığı değerlendirilen ceza soruşturmasına ilişkinverilen ihlal kararının tam yargı davasına ne ölçüde tesir edeceği önem kazanmaktadır.Mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmasa dahi bir ceza soruşturmasındaki eksikliklerindiğer başvuru yollarına da doğrudan sirayet edebileceği söylenebilir. Buihtimalin gerçekleşmesi hâlinde tam yargı davasına bakan idare mahkemelerininceza soruşturmasında toplanan delilleri de dikkate alarak farklı bir sonucaulaşmalarını engelleyen bir düzenleme ya da içtihat bulunmamaktadır (bazıdeğişikliklerle birlikte bkz. Sinan Işık (2), §§ 47-51).
71. Bununla birlikte sıklıkla vurgulandığı üzere kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların araştırılarak olayınaydınlatılmasında ve bu bağlamda sorumluların tespit edilmesinde etkili hukukyolu ceza yargı yoludur. Dolayısıyla ceza soruşturmasının etkili yapılmamasınedeniyle sorumlular tespit edilememiş ise olay nedeniyle açılan tazminatdavasında sorumluların tespit edilmesi ve maddi gerçeğe ulaşılması kural olarakbeklenmez. Bu durumda soruşturmanın etkisizliği tazminat davasını doğrudanetkileyerek mağdurların zararının tazmin edilmemesine yol açabilmektedir.
72. Başvuru konusu olan olayda başvurucunun toplumsal birolaya katıldığı esnada yaralanmasında sorumluluğu bulunan şahısların etkiliceza soruşturması yürütülmeyerek tespit edilmemesi ve bu nedenle olayınaydınlatılmaması tam yargı davası sürecini anlamsız hale getirmiştir.Başvurucunun yaralanmasının bir kolluk görevlisi veya üçüncü bir şahıstarafından gerçekleşip gerçekleşmediği belirsizdir. İdare Mahkemesi cezasoruşturmasında toplanan delilleri değerlendirerek söz konusu belirsizliğin giderilmemişolduğunu değerlendirerek bir sonuca ulaşmıştır. Bu itibarla cezasoruşturmasındaki eksikliklerden dolayı başvurulması mevcut olan tazminatyolunun uygulamada etkisiz hale dönüşmesi nedeniyle başvurucunun bu yolukullanmasının imkânı kalmamıştır.
73. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağıyla bağlantılıolarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkınınihlâl edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
75. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 1.000 TL maddi ve20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
76. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
77. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
78. İhlalin kovuşturmaya yer olmadığı ya da daimî aramakararı gibi bazı nedenlerle soruşturmanın sonlandırılmasından kaynaklandığıdurumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturmayapılması için kararın bir örneğinin ilgili Cumhuriyet başsavcılığınagönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukukikurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden soruşturmayapılması sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden soruşturma yapılması kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili Cumhuriyetbaşsavcılığının yeniden soruşturma yapılması sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkararın kendisine ulaştığı Cumhuriyet başsavcılığının yasal yükümlülüğü,ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyleyeniden soruşturma yapma kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yerine getirmektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
79. İncelenen başvuruda 17. maddesinin üçüncü fıkrasındagüvence altına alınan kötü muamele yasağının usul yönünden ve kötü muameleyasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Savcılık soruşturmasından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
80. Bu durumda kötü yasağının usule ilişkin boyutununihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeni soruşturma, hak ihlaline yol açankararın ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidensoruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma No:2013/75878) gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
81. Buna karşın yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzereceza soruşturmasındaki eksiklikler tam yargı davasını etkisiz hâlegetirdiğinden yargılamanın İdare Mahkemesinde yenilenmesinin başvurucu yönündenhukuki yararı bulunmadığı değerlendirilmiştir.
82. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının usul yönündenve kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında talebiyle bağlı kalınarak başvurucuya net 20.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
83. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
84. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınankötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkilibaşvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usuleilişkin boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ve aynı yasaklabağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle net 20.000 TL manevitazminatın başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,
F. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.