TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH ÖZGÜN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2021/58912)
Karar Tarihi: 6/6/2024
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Yüksel GÜNARSLAN
Başvurucu
:
Abdullah ÖZGÜN
I. BAŞVURUNUNÖZETİ
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)başvurucu hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikteörgüt adına suç işleme ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından 13/8/2015tarihli iddianame düzenlenmiştir.
3. İddianamede başvurucu ile birlikte bazı şüphelilerinDevrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) silahlı terör örgütünün çağrısıüzerine yasa dışı eylem yaptıkları, örgüt lehine pankart taşıdıkları ve sloganattıkları iddia edilmiştir.
4. İddianamenin kabulü sonrasında yargılama İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) E.2015/315 sayılı dosya üzerinden görülmeyebaşlanmıştır.
5. Başsavcılık tarafından başvurucu hakkında DHKP-Csilahlı terör örgütüne üye olma suçundan 4/3/2016 tarihinde yeni bir iddianamedüzenlenmiştir.
6. Söz konusu iddianamede gizli tanık Y.A.nın başvurucuhakkındaki ifadesine yer verilmiştir. Gizli tanık ifadesinde; başvurucunun uzunyıllardır örgütün Silahlı Propaganda Birlikleri (SPB) biriminde yer aldığını,Ankara'da eylem hazırlığı içinde iken yakalandığını, ceza infaz kurumundançıktıktan sonra İstanbul'a geldiğini, SPB ekiplerinin oluşması amacıyla örgütmensuplarını tespit ettiğini ve bunlara Gazi Mahallesi'nde eğitim verdiğinibeyan etmiştir. İddianamede, SPB'nin örgütün silahlı kanadı olduğubelirtilmiştir.
7. İddianamenin kabulü sonrasında yargılama İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesince (E.2016/90) görülmeye başlanmıştır.
8. Başvurucu, Başsavcılık tarafından DHKP-C silahlı terörörgütüne üye olma suçundan yürütülen farklı bir soruşturma kapsamında 19/9/2017tarihinde gözaltına alınmıştır.
9. Başsavcılık 28/9/2017 tarihinde başvurucuyu anılansuçtan tutuklanması istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.
10. İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucununörgütün yurt dışı merkez komitesiyle yazışma yapan mensuplarından olduğuna dairtanık ve gizli tanık ifadeleri bulunmasına istinaden başvurucu hakkındatutuklama kararı vermiştir.
11. Başsavcılık tarafından düzenlenen 8/5/2018 tarihliiddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması talep edilmiştir. Söz konusu iddianamede başvurucu hakkında;
i. Örgütün yurt dışı merkez komitesiyle yazışma yapanüyelerinden olduğuna dair tanık B.E.nin 28/8/2017 tarihli ifadesine,
ii. Örgütün mahallî alan sorumlusu ve Gençlik Federasyonu2016 yılı sorumlusu olduğuna dair gizli tanık Güneş'in 13/9/2017 tarihliifadesine,
iii. Örgütün Şişli bölgesi mahallî alan sorumlusuolduğuna ve mahallî alan sorumlularının katılımıyla düzenli olarakgerçekleştirilen toplantılara katıldığına dair gizli tanık D.A.nın 25/4/2016tarihli ifadesine,
iv. Örgütün Şişli ve Alibeyköy mahallî alan yapılanmalarıiçinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğüne, SPB'de yer aldığına, Ankara'daeylem hazırlığında iken yakalandığına, örgütün yurt dışı yapılanması ileyazışma yapan şahıslardan olduğuna ve sansasyonel eylem yapabilecek şahıslardanolup silah eğitimi almış olduğuna dair gizli tanık S.G.nin 16/1/2018 tarihliifadesine,
v. 2009-2010 yılları arasında düzenlenen bazı protestogösterilerine sorumlu olarak katıldığına dair tanık C.K.nın 5/4/2018 tarihliifadesine delil olarak yer verilmiştir.
12. İddianamenin kabulü sonrasında yargılama İstanbul 29.Ağır Ceza Mahkemesince (E.2018/116) görülmeye başlanmıştır.
13. İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi 21/9/2018 tarihinderesen yaptığı incelemenin sonucunda, başvurucu hakkındaki dosyanın tefriki ilebaşvurucunun çeşitli suçlardan daha önce yargılamasına devam edilen İstanbul14. Ağır Ceza Mahkemesindeki E.2016/90 sayılı dosyasıyla hukuki ve fiilîirtibat nedeniyle birleştirilmesine karar vermiştir.
14. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 10/5/2019tarihinde başvurucu yönünden dosya tefrik edilerek E.2019/106 sayılı dosyaüzerinden 20/5/2019 tarihli kararla davanın İstanbul 13. Ağır Ceza MahkemesininE.2015/315 sayılı dosyasıyla birleştirilmesine ve başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına karar verilmiştir.
15. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 16/10/2019tarihli duruşmada başvurucu yönünden dosya tefrik edilmiş ve aynı MahkemeninE.2019/506 sayılı dosyası üzerinden verilen 25/12/2019 tarihli kararla davanınAnkara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/173 sayılı dosyasıyla birleştirilmesineve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
16. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi 20/1/2020 tarihindebirleştirme kararı öncesinde kendilerinden muvafakat alınmadığını belirterekİstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen birleştirme kararının kaldırılmasıtalebiyle, oluşan birleştirme uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerininbelirlenmesi için dosyayı Yargıtay 5. Ceza Dairesine göndermiştir.
17. Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından 3/3/2020tarihinde davaların birlikte yürütülmesinde yarar görülmediğinden davalarınayrı ayrı yürütülmesine ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/506sayılı dosyası üzerinden verdiği birleştirme kararının kaldırılmasına kararverilmiştir.
18. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince E.2020/226 sayılıdosyada, başvurucu ve müdafiinin hazır olduğu 3/12/2020 tarihli duruşmada"savunmasının alınmış oluşu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu,tutuklukta geçen süre dikkate alınarak, sanığın mağduriyetine sebebiyetvermemek" gerekçesiyle hakkında konutu terk etmemek şeklinde adlikontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine kararverilmiştir.
19. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkındayakalama kararı bulunan K.K., 18/9/2021 tarihinde yakalanmasının ardından etkinpişmanlık kapsamında ayrıntılı beyanlarda bulunmuş ve örgütsel faaliyetlerekatıldığını ileri sürdüğü 245 kişiyi teşhis etmiştir. Tanık K.K. bu kapsamdabaşvurucuyu da fotoğraf üzerinden teşhis etmiştir. İlgili Fotoğraf TeşhisTutanağı'nda K.K.nın başvurucu hakkında “Okmeydanı Halk meclisinde çalışmayaptığını bildiğim, [Ö.Y.den] birlikte gerilla eğitimi aldığım kişidir.”şeklindeki ifadesine yer verilmiştir.
20. Tanık K.K.nın kollukta alınan ifadesine ilişkin 45sayfalık tutanağın başvurucuyla ilgili kısmı şöyledir:
“Bu süre de [G.] bana Halkın Hukuk Bürosundansoyadını bilmediğim Av. [Ö.] abi ve Apo abi (Abdullah ÖZGÜN) ilebuluşmam için Armutludaki [Z.Y.nin] evine gitmemi söyledi. [G.nin]dediğini yaparak evde [Ö.] ve Apo abi ile buluştum. Orada Avukatlarınolarak bildiğim CITREON marka bir araba ile Kemerburgaz ormanına gittik. BuradaAv. [Ö.] abi, Apo abi bana gerilla olma talebimizin olduğunu bildiğiiçin ve bu konuda bize eğitim vereceğini söyledi. Bize ailemize halka veharekete vasiyet yazıları yazacağımızdan dolayı bu konular hakkında düşünmemizisöyledi. Ayrıca kır yaşamı hakkında, eski gerilla deneyimlerini çalıştığını vebu konuda bilgi vereceğini söyleyerek eğitim verdi. Bundan sonra kır gerillasıolacakların, kırsala çekilmeden önce şehirde en az bir silahlı eylem yapmasıgerektiğini söyledi. Gerilladayken kuryelerle nasıl bağlantı kuracağımızı,bölgelere kod adı vererek bahsedeceğimizi, depoların yerlerini yine aynışekilde kod isimlerle bileceğimizi, köylere girerken sivil kıyafetlerle girerekve silahlarımızı saklayarak gireceğimizi söyledi. Uzunca bir süre kır da eylemyapmadan önce bölgede kurumsallaşmamız gerektiğini bu yüzden daha sonragideceğimiz bölge bize söylendiğinde o bölge hakkında coğrafi, ekonomik,kültürel, siyasi ve iktisadi araştırmalar yapmamızı söyledi. Bu görüşmelerbenzer içeriklerle birkaç defa gerçekleşti. ... Okmeydanı’nda; [B.T.]asıl sorumlu olmakla birlikte [M.A.] ve [Ö.Y.] isimli kişilerde[B.T.] olmadığı zaman toplantıları yönetiyorlardı. Ayrıca Abdullah ÖZGÜN ve [M.Y.]isimli şahısları hatırlıyorum.”
21. Tanık K.K. Başsavcılıkta verdiği ifadesinde ayrıcabaşvurucunun Yürüyüş dergisinden tanıdığı kişilerden olduğunu ve bu kişininörgüt içinde mutlaka başkaca görevleri bulunduğunu beyan etmiştir.
22. Başvurucu, K.K.nın ifadeleri üzerine başlatılansoruşturma kapsamında Başsavcılığın talimatı üzerine 15/10/2021 tarihindegözaltına alınmıştır. Başvurucu; savcılık ifadesinde özetle K.K.yıtanımadığını, ifadede isimleri geçen B.T. ve Ö.Y.yi avukat olmaları nedeniyletanıdığını, Ö.Y.nin avukat olarak kendisini savunduğunu, 2017 yılı Eylül ayındatutuklandığını, sonrasında ise gözaltına alındığı tarihe kadar 10 ay boyunca evhapsinde tutulduğunu, K.K.nın beyanlarını ve isnat edilen suçu kabuletmediğini, K.K.nın ileri sürdüğü eğitim faaliyetine ilişkin olarak tarihbelirtmediğini, belki de bu tarihte tutuklu olduğunu ileri sürmüştür.
23. Başsavcılık 21/10/2021 tarihinde başvurucuyu diğeryedi şüpheliyle birlikte DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.
24. Başvurucu, sulh ceza hâkimliğindeki sorgusundasavcılık ifadesini tekrarlamıştır. Başvurucu müdafii ise başvurucunun son 10ayı ev hapsi olmak üzere 2017 yılından beri tutuklu olduğunu, K.K.nın 2017yılından bu yana başvurucuyu görmesinin mümkün olmadığını, başvurucuya 2017yılına kadar isnat edilen suçlarla ilgili İstanbul 13. Ağır Ceza MahkemesininE.2020/266 sayılı dosyası üzerinden devam eden bir yargılama bulunduğunu,konuya ilişkin yeniden dava açılması hâlinde mükerrer yargılama olacağını beyanederek başvurucunun serbest bırakılmasını talep etmiştir.
25. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik), K.K.nınanlatımlarına istinaden başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklamakararının ilgili kısmı şöyledir;
"DHKP/C Silahlı Terör Örgütündeyönetici konumunda bulunduğunu ikrar eden [K.K.nın] etkin pişmanlık hükümleri kapsamında,örgütün faaliyetleri hakkında ve bu faaliyetlerden yer alan şahıslar hakkındabeyanlarda bulunduğu, birden fazla adreste yer göstermesi suretiyle birçokotomatik silah, tabanca, bunlara ait mühimmatlar, örgüte ait silahlı eylemlersonrası kullanılmak üzere konulduğunu beyan ettiği, ormanlık alandaki kazı ileyaşamsal-tıbbi malzemeler ele geçirilmiş olması, şüpheliler hakkında savaşçıdiye tabir ettiği SPB (Silahlı Propaganda Birliği) üyeleri olduğu, aynı zamandaher şüpheli bakımından detay vermek suretiyle SPB üyeliğinin yanı sıra elemankazandırma veya yardım toplama yahut yayınlarda faaliyet yürütme şeklindegörevleri bulunduğu, şüphelilerin daha önce gerçekleştirilen eylemlerde(molotof atma, tünel kazma) rolleri ve gerçekleştirilmesi planlananeylemlerdeki rolleri hakkında aleyhe detaylı beyanlarda bulunduğu, şüphelilerinbir kısmının gerilla eğitimi diye tabir edilen eylem sırasında ve sonrasındanasıl davranacakları yönünde kendisine eğitim verdiği, sonrasında da kendisininbazı şüphelileri bu hususta eğitim verdiği, bu eğitimlerin aynı zamanda molotofve bomba yapımı gibi hususları da içerdiği yönündeki beyanları ve şüphelileredair ayrı ayrı olacak şekilde teşhisi birlikte değerlendirildiğinde;şüphelilerin üzerine atılı suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesininbulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda öngörülen cezasının alt veüst sınırı nedeniyle, kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek olduğu,müsnet suçunCMK 100/3 maddesiyle düzenlenen katalog suçlardan olması dolayısıyla tutuklamasebeplerinin mevcut olduğunun varsayılması, bu nedenle bu aşamada adli kontrolhükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, bu doğrultuda tutuklamanınölçülü olduğu kanaatine varılarak CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğinceşüphelilerin ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA, ... [karar verildi.]"
26. Başvurucu, tutuklama kararına 25/10/2021 tarihlidilekçesi ile itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazı İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliğince 1/11/2021 tarihinde reddedilmiştir.
27. Başvurucu tutuklama kararına yaptığı itirazınsonucunun bildirilmediğini beyan ederek 6/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda(2021/58912) bulunmuştur.
28. Başsavcılığın talebi üzerine İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliği tarafından 17/12/2021 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir. Başvurucu bu karara 28/12/2021 tarihinde itiraz etmiştir.
29. Başvurucu tutukluluk hâlinin devamı kararına yaptığıitirazın sonucunun bildirilmediğini beyan ederek 7/3/2022 tarihinde ikinci defabireysel başvuruda (2022/31685) bulunmuştur.
30. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmakapsamında başvurucu yönünden tefrik kararı verilmiş ve silahlı terör örgütüneüye olma suçundan cezalandırılması talebiyle hakkında iddianame düzenlenmiştir.26/3/2022 tarihli iddianamede tanıklar K.K., M.N.D. ve O.K.nın başvurucuhakkındaki ifadelerine yer verilmiştir. Buna göre;
i. Tanık K.K. başvurucu ile 1/3/2017-28/9/2017 tarihleriarasında birlikte gerilla eğitimi aldığını, başvurucunun örgütün yayınorganlarından olan Yürüyüş dergisi ve Okmeydanı Halk Meclisinde faaliyetgösterdiğini,
ii. Tanık M.N.D. başvurucunun örgütün SPB'sinde faaliyetgösterdiğini bildiğini, Ankara'da SPB adına eylem yapacağı sırada gözaltınaalındığını bizzat kendisinden duyduğunu,
iii. Tanık O.K., 28/9/2017-3/12/2020 tarihleri arasındaİzmir 4. No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucunun kendisineörgütün Ege Bölgesi sorumlusu olduğunu ve bu kapsamda faaliyetlerde bulunduğunusöylediğini, başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunduğu dönemde avukatlar Y.T.ve D.Ü. ile ziyaretine gelen V.Ş. aracılığıyla İzmir'deki örgütselfaaliyetlerine devam ettiğini beyan etmiştir.
31. Söz konusu iddianamede ayrıca başvurucu hakkında dahaönceden yürütülen soruşturmalar kapsamında düzenlenen 13/8/2015, 4/3/2016 ve8/5/2018 tarihli iddianamelere esas alınan tanık beyanlarına da yerverilmiştir.
32. İddianamenin kabulü sonrasında yargılama İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesince görülmeye başlanmıştır. Mahkeme, açılan kamu davasınınhukuki ve fiilî irtibat nedeniyle yürütülmekte olan E.2020/266 sayılı dava ilebirleştirilmesine karar vermiştir.
33. Mahkeme, başvurucu ve müdafiinin hazır olduğu7/9/2022 tarihli duruşmada başvurucunun yurt dışına çıkamamak ve konutu terketmemek şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliyesine kararvermiştir. Yargılamanın devamında Mahkeme 29/3/2023 tarihinde konutu terketmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar vermiştir.
34. Bireysel başvurunun inceleme tarihi itibarıylayargılamanın ilk derece mahkemesi önünde devam etmekte olduğu tespitedilmiştir.
35. Adli yardım talebinin 2022/31685 numaralı başvuruyönünden kabulüne, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına Komisyon tarafından karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Adli YardımTalebi Yönünden
36. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin 2021/58912 numaralı başvuru yönünden kabulüne karar verilmesigerekir.
B. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
37. Başvurucu; hakkında devam eden kovuşturmada tahliyeedildikten sonra konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine uymasınarağmen zaman ve mekân belirtilmeyen soyut nitelikteki tanık beyanına istinadenyeniden tutuklandığını, yargılamanın bu nedenle mükerrer olduğunu bildirmesinerağmen itirazının reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; anılanşikâyetle ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 141. ve 142. maddelerinde öngörülen tazminat yolunun kullanılmadığı,bu durumda söz konusu iddia bakımından olağan başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı ileri sürülmüştür.
39. Bakanlık tarafından anılan iddianın esasına ilişkinyapılan değerlendirmede ise başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağınınbulunduğu, tutuklama kararında atıf yapılan delillerin kuvvetli suç şüphesioluşturduğu, başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru biramacının olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğu ifade edilmiştir.
40. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukukiolmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığıanlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
42. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, DHKP/Csilahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
43. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön şartı olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
44. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararı incelendiğindetedbirin dayanağını oluşturan suçlamaların temelinde, başvurucunun örgütünsavaşçı olarak tabir edilen SPB üyelerinden olduğu ve gerilla eğitimi aldığıyönünde tanık K.K.nın beyanının olduğu görülmektedir (bkz. § 25). Başsavcılıktarafından düzenlenen 26/3/2022 tarihli iddianamede ayrıca başvurucunun örgütünSPB'sinde faaliyet gösterdiğine dair tanık M.N.D.nin ifadesi ile başvurucununörgütün Ege Bölgesi sorumlusu olduğu yönünde tanık O.K.nın ifadesine de yerverilmiştir (bkz. § 30).
45. Anayasa Mahkemesi birçok kararında somut olgulariçeren tanık anlatımlarını suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarakkabul etmiştir (Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, RecepUygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43; İsmail Çıtak, B. No:2016/78629, 28/11/2019, § 52; Y.G., B. No: 2017/5933, 9/1/2020, § 55; İbrahimOkur, B. No: 2016/50394, 27/2/2020, § 82; Mustafa Onuk, B. No:2016/21484, 9/7/2020, §§ 49-52; Yusuf Erdoğan, B. No: 2017/11828,10/2/2021, § 46).
46. Soruşturma mercilerinin DHKP/C silahlı terörörgütünün yapılanması ve SPB'nin bu yapılanma içindeki yerine yöneliktespitleriyle (bkz. §§ 6, 25) birlikte başvurucunun örgütün silahlı kanadındafaaliyet gösteren ve gerilla eğitimi alan kişilerden olduğuna dair tanıkbeyanları da gözetildiğinde belirtilen tüm bu hususların tutuklama tedbirininuygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinintemelsiz ve keyfî olmadığı anlaşılmıştır.
47. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan vekuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olantutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesigerekir.
48. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçununniteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına veisnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındadüzenlenen katalog suçlar arasında yer almasına dayanılmıştır.
49. Tutuklama kararında ayrıca kaçma ve saklanmaşüphesinin bulunduğuna da değinilmiştir. Anılan kararda kaçma şüphesiniuyandıran somut olgularla bağlantı kurulmadan suçun niteliğine atıf yapılmışise de bir suçun niteliği veya bu suça ilişkin olarak verilebilecek cezanınağırlığı her zaman kaçma tehlikesinin bulunduğunu ortaya koyan bir durum olarakkabul edilemez. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması bağlamında uygulanantutuklama tedbirleri bakımından kaçma şüphesinin bulunup bulunmadığının veyadevam edip etmediğinin belirlenmesinde -suçun ya da cezanın niteliğine ilişkinolanların yanı sıra- şüphelinin veya sanığın durumunun da özellikle dikkatealınması gerekmektedir. Bu bağlamda şüpheli veya sanığın sabit bir yerleşimyerinin olup olmadığı, mesleği, mal varlığı, ailesinden veya işinden kaynaklıbağlantıları, yakalanma şekli, süreç içindeki tavır ve davranışları, başka birülkeye gitmesini veya orada barınmasını kolaylaştıran bazı özel şartlarınbulunup bulunmadığı, kişilik özelliklerini ortaya koyan olgular, ahlakidurumunu gösteren tutum ve eylemleri gibi kişisel (subjektif) unsurlar birliktedeğerlendirilerek bir kanaate ulaşılmalıdır (Eren Erdem, B. No:2019/9120, 9/6/2020, § 135).
50. Nitekim buna paralel olarak 5271 sayılı Kanun’un 100.maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde şüpheli veya sanığın kaçması,saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa bu tutuklamanedenine dayanılabileceği belirtilmiştir. Yine 5271 sayılı Kanun’un 101.maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde tutuklama kararında tutuklamanedenlerinin (kaçma şüphesinin) varlığını gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir. Ancak tutuklamakararında kaçma şüphesinin dayanağı somut olgularla ortaya konulmamıştır.
51. Somut olayda başvurucu; soruşturma mercilerinehakkında aynı suç nedeniyle devam eden bir kamu davası bulunduğunu, bu davakapsamında uzun süre tutuklu kaldığını, gözaltına alındığı tarih itibarıyla 10aydır konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine uygun olarakHatay'daki evinde ikamet ettiğini ve kaçma şüphesinin bulunmadığınıbelirtmiştir (bkz. §§ 22, 24). Başvurucunun tutuklanmasına esas alınandelillerin DHKP/C terör örgütünün silahlı kanadına mensup olduğu ve bu kapsamdasilahlı eğitim aldığı yönündeki tanık beyanları olduğu tutuklama kararındananlaşılmıştır. Bununla birlikte başvurucu hakkında tutuklama tarihi itibarıylasilahlı terör örgütüne üye olma suçundan devam etmekte olan kamu davasına konuisnatlar arasında da yine başvurucunun örgütün SPB'sine mensup olduğuna dairgizli tanık beyanları bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 6, 11/iv). Bu yöndekidelil ve olguları değerlendiren Mahkeme 3/12/2020 tarihinde başvurucununtahliyesine karar vermiştir (bkz. § 18). Tutuklama kararına esas alınanolguların devam etmekte olan ve tahliye kararı verilen kamu davasınınkapsamında da mevcut olduğu görülmektedir.
52. Öte yandan başvurucunun tutuklama tarihinde devametmekte olan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine uymadığıyönünde herhangi bir tespit olmadığı gibi soruşturma makamlarınca böyle biriddia da ileri sürülmemiştir. Söz konusu tutuklama kararından önce başvurucuhakkında ağır ceza gerektiren suçlardan birden fazla dava açılmıştır veyargısal süreçte birleştirilen bu davalar devam etmektedir. Başvurucununcezalandırılma tehdidi altındayken bu süreç içinde kaçma hazırlığının ya da buyönde bir eğiliminin olduğuna yönelik herhangi bir açıklamaya tutuklamakararındayer verilmemiştir. Tüm bu hususlar karşısında başvurucunun kaçma vesaklanma ihtimalinin yüksek olduğu sonucuna varılmasını haklı çıkaracakherhangi bir kişisel değerlendirme tutuklama kararında bulunmamaktadır.Dolayısıyla Hâkimlik tarafından tutuklama tedbirini zorunlu kılan nedenlerinyeterli bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
53. Varılan bu sonuç karşısında tutuklamanın ölçülü olupolmadığına ilişkin ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
54. Açıklanan gerekçelerle tutuklamayı zorunlu kılannedenler ortaya konulmadan başvurucunun tutuklanmasına karar verilmesinedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının Anayasa’nın 19. maddesininüçüncü fıkrası yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlalİddiaları
55. Başvurucunun tahliye talepleri ile tutukluluğayönelik itirazlarının karara bağlanmadığı/geç karara bağlandığı, tutuklulukincelemelerinin yapılmadığına/geç yapıldığına ilişkin iddialarının CaferYıldız (B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40), Ali Efendi Peksak (B.No: 2017/29428, 17/7/2019, §§ 101-112) kararları doğrultusunda başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle; resen yapılması gereken tutuklulukincelemelerinin kanuni süresi içinde yapılmadığına ilişkin iddiasının da FirasAslan ve Hebat Aslan (B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32) kararıdoğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
56. Başvurucu; ihlalin tespitini ve miktar belirtmeksizinmaddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
57. Anayasa Mahkemesince yapılan incelemenin sonucundaAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucuyla ilgili olarak yürütülmekte olan kovuşturmanınkapsamında başvurucu hakkında tahliye kararı verilmiş ve böyleliklebaşvurucunun tutukluluk statüsü sona ermiştir (bkz. § 33). Dolayısıyla ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmamaktadır. Diğer taraftan yalnızca kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğinin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 150.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekmektedir. Öte yandan başvurucunun uğradığını iddia ettiğizararla ilgili bilgi ve belge sunmaması nedeniyle maddi tazminat talebireddedilmiştir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 2022/31685 numaralı başvurunun incelenen başvuru ileBİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Adli yardım talebinin 2021/58912 sayılı başvuruyönünden KABULÜNE,
C. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlikkriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Başvurucuya net 150.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin İstanbul 10. Sulh CezaHâkimliğine (2021/880 Sorgu sayılı) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 6/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.